Yıllardır çılgın tüketim toplumunun sürekli değişen beğenilerine cevap vermek için türlü temennilerle açılan çoğu işletmenin birbiri ardına kapandığını sıkça ve üzülerek gördüğümden Ankara’daki 3. kuşak işletmeler her zaman ilgimi çekmiştir. İşte bu sihirli işletmelerden biri olan Damla Pastanesi, 1964’ten beri tam 53 yıldır kendi tatlı tarihini yazarak Ankara’nın hafızasına sağlam köklerle tutunuyor. Adını iştah kabartan sohbetlerde duyardım lakin gitmek nasip olmamıştı. Kendimi yollara vurduğum keyifli günlerin birinde, araladığım kapısından mis gibi kokular eşliğinde içeri girerken, aklımda olan şey çarçabuk aperatif bir şeyler atıştırmaktı. Güler yüzlü insanların samimi sohbeti ve enfes ikramlarla orada birkaç saat geçireceğimi nereden bilebilirdim ki?

Hikaye; Çamlıhemşinli bir grubun Rusya bölgesine gidip pastacılık ve fırıncılığı öğrenmeleri, orada dükkanlar açmaları ve sonrasında Çarlık rejiminin yıkılmasıyla birlikte mallarına el konularak Türkiye’ye geri dönmeleri, ardından da farklı şehirlerde benzer dükkanlar açmalarıyla başlıyor. Şu an pastanenin 3. kuşak sahibi olan Bahadır Duman’la aynı ismi taşıyan dedesi ise Giresun’da fırıncılığa devam eden babasının yanından Ankara’ya gelme kararı alıyor. Birkaç iş macerasından sonra 1964’te bacanağı ile birlikte halen Gençlik Caddesi No:91’de, bulunduğu apartmanla aynı ismi taşıyan Damla Pastanesi’ni kuruyorlar. Pastanenin 2. kuşak sahibi Varol Duman ise çıraklık ve kalfalığı başka işletmelerde deneyimledikten sonra kendi pastanelerini “usta” sıfatıyla babasından devralıyor. O dönemlerde yanında çalışan çırağı ise şu anda pastanenin ustası konumunda ve O da yeni ustalar yetiştirmeye devam ediyor. Yani tarifler ve el lezzeti kuşaktan kuşağa aktarılıyor.

“En beğenilen ürün…” diyemiyorum. Çünkü; müdavimlerinin kendi beğenilerine göre “meşhurum şu” diye anlattıkları ve her geldiklerinde istedikleri çeşitli ürünler var. Günlük sütle pişen katkısız klasik pastane kremasının kullanıldığı Damla Pastanesi’nde fiyatlar oldukça makul olup muzlu Ankara sarması, ekler, profiterol, prenses, acıbadem kurabiyesi, kuru pastalar, tadına bayıldığım ev tipi poğaçalar ve ev tipi elmalı kurabiyeler ile börekler en çok tercih edilen ürünler arasında bulunuyor. Sabahları poğaçalar erkenden tükeniyor. Bahadır Bey’in ablası Ayça Hanım ise bir ressam ve pastanenin bitişiğinde yeni açtıkları pasta tasarım atölyesinde birebir sizinle konuşarak isteğiniz doğrultusunda yaratıcılığını konuşturuyor. Diğer pastanelerin işleyişinden farklı şekilde arka tarafta ek olarak bir de 3. nesil bir kahve evi kurmuşlar. Mutfakla iç içe olan oturma bölümünde taze kahve kokusu eşliğinde espresso ve nitelikli kahve çeşitlerinin tadına bakabiliyorsunuz. Bahadır Bey bu konuda gerçekten ustalaşmış ve harika kahveler hazırlıyor. Şanslıysanız kahvenizi keyifle içerken zaman zaman müzisyen dostlarıyla yaptıkları spontane müzik dinletilerine bile denk gelebilirsiniz. Kendisi son zamanlarda menüye bir de Hemşin muhlamasını eklemiş ki nasıl yapıldığını dinlemek bile iştah kabartıyor.

İşin en çok hoşuma giden ve ilginç olan yanı ise müşterilerinin büyük kısmının da 3. kuşaktan olması. Çamlıhemşin fotoğraflarıyla süslenmiş duvarları incelerken yan masalarda bulunanların çoğu sohbetimize dahil olarak dedeleri ve babalarının birbiriyle arkadaş olduklarını, Damla ile ilgili çok anıları bulunduğunu anlatıyorlar. Artık aile gibi olmuşlar ve birçok insanla aralarında duygusal bir bağ oluşmuş. Mekanda tanışanlar, evlenme kararı alanlar, yıllardır çocuklarının, torunlarının doğum günü kutlamalarını burada yapanlar var. Damla Pastanesi olarak 90’lı yılların 23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk bayramlarında resim yarışmaları düzenler, çocukların yaratıcılıklarını ödül olarak verdikleri pastalarla yüreklendirirlermiş. Şu an 30’lu yaşları yaşayan çoğu kişinin hatıralarında bu şekilde yer almak oldukça anlamlı… Güzel kokuların ve jazz müziğin doldurduğu iç mekandan çıkıp rahat sohbet imkanı sağlayan sakin bahçesinden işlek caddeye doğru bakarken hayallere dalmamak mümkün değil. Kim bilir daha ne hikayeler saklı Anıtkabir manzaralı bu tarihi mekanın duvarlarının anlatamadığı…

Pastanenin genç işletmecisi Bahadır Bey on parmağında on marifet olan birisi. İşletme okumuş, aşçılık okuyor, sonrasında da gastronomi okumayı düşünüyor. Amatör olarak müzikle uğraşıyor. Gitar, tulum, ukulele çalıyor, klarnete yeni başlamış, fotoğrafçılıkla uğraşıyor ve profesyonel bisikletçi. Ankara’daki ilk bisiklet festivalini düzenleyen Perşembe akşamı bisikletçileri Ankara grubu ile kimi zaman iklim değişikliğine dikkat çekmek kimi zaman da organ bağışını desteklemek için pedal çeviriyorlar. Damla Pastanesi, dünya turu yapan genç bisikletçi Gürkan GENÇ’ i de “Genç kaşifler bursu” aracılığıyla destekliyor.

Ankara’ya mal olmuş Damla Pastanesi’nin Fazıl Say, Yonca Evcimik, Mehmet Ali Erbil, Özcan Deniz, Kıvanç Tatlıtuğ gibi sanatçılardan, Turgut Özal ve Suat Kılıç gibi siyasetçilere kadar birçok ünlü müşterisi olmuş. Yeni Zelandalı Russel Pringle önderliğindeki gezgin grupları ise Bahadır Bey’in 13 yaşında Çamlıhemşin’de verdiği yol tarifinin ardından 20 yıldır her Ankara ziyaretlerinde özledikleri tatlara kavuşmak için mutlaka geliyorlar.

Bahadır Bey’e babası Varol Bey’le pastane ile ilgili konularda kuşak çatışması yaşayıp yaşamadıklarını sorduğumda bazen fikir ayrılıkları yaşadıklarını, güzel sonuçları olacağını düşündüğü şeyleri ise gizlice yaptığını anlatıyor. Bu konuda şanslı ki Varol Bey yeni fikirlere çok açık ve en az oğlu kadar yaratıcı bir kişiliğe sahip. Başarılarının sırrını; ürün standardını değiştirmemek, işlerinin başında durmak ve üstüne yeni, nitelikli ürünler eklemek olarak açıklıyorlar.

Torununun her sabah dükkanı açarken selamlaştığı, verdiği kararlarla ilgili olarak “acaba dedem olsaydı nasıl düşünürdü” diye hayal ettiği, Damla’nın kurucusu ve girişte fotoğrafı asılı bulunan Bahadır Duman ise adeta oğluna, torunlarına ve pastanesine gururla bakıyor, mirasının daha yıllarca Ankara’da yaşatılacağını bilircesine…

Facebook/Instagram

Reklam değildir.

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here