İlk kez, Hacettepe Üniversitesi’nin hazırlık sınavı gününde tanıştım otostopla. Aslında kayıt yaptırmak için gelinmiş olsa da kampüsü gezme imkanı bulamamıştık. Hazırlık sınavına sabah evden gelmiş, bir tanıdığın Beytepe yolunda bırakmasıyla başlamıştı maceram. O an karşıma çıkan birine sorup, kendisinin de kampüse gittiğini öğrenince bir umut ışığı belirmişti yüzümde. O zamanlar 230’muz vardı; 2014’lülerden öncesi hatırlayacaklardır, daha metro Eskişehir yolunda yokken. Ne iz ne yol bilen ben, kendimi bir anda otostop çeken o bayanın yanında buluvermiştim. Aklımda kaldığı kadarıyla, kimya bölümünde yüksek lisans yapıyordu. Onun arkadaşlığıyla Yabancı Diller’e son anda yetişip sınava girebilmiştim.

İşte, böyledir Hacettepeli olmak- daha doğrusu Beytepeliyim demek. Metrodan kampüse 5 km’lik yolu gelip gitmek kimi zaman zahmettir. Malum bizim ODTÜ’lüler gibi metro ve okul arasında ücretsiz servisimiz yok. Az gelen egolar da cabası. Bunun sonucunda öğrencilerin geliştirdiği bir formül devreye giriyor: otostop. Hacettepe ’nin 40 yıllık kültürü. İlk kez otostop çekmek tereddüte yol açsa da sonradan uzmanlık alanına girebiliyor.

Birkaç sene içinde Beytepe’de birçok gelişme yaşandı. 2016 yılında, kongre merkezinin karşısına açılan devlet yurduyla otostop noktasının sayıları arttı. Artık yurt öğrencileri derse giderken ya da metroya inerken otostopu tercih etmekte. 2017 yılının güz döneminde konservatuvarın da Beytepe’ye taşınmasıyla normal şartlarda zor olan ulaşımın ne hal alacağı şimdiden merak konusu, doğrusu.

Son gelişmeler tebessüm ettiren cinsten. Öncelikle otostop noktası tabelalarıyla karşılaştık, yaz tatili dönüşü. Otostop çekerken bunlara uyulacak mı acaba diye merak ederken bu tabelaları hiç umursamayarak bildiğimizi yine okuduk, bir Betyepeli klasiğini yaşatarak. “ÜNİ 101 Üniversite Yaşamına Giriş” adı verilen oryantasyon dersinde otostoptan da bahsedileceği haberini aldık. Ayrıca bu otostop noktası tabelalarında kameralar olacağı için güvenliğimiz korunacakmış. Kampüste yaşayan biri olarak- ki otostopa da sık sık başvuruyoruz- öğrenciler yılların otostop kültürünü bozmadan devam ettirmekte.

Peki, otostop çekmeden Hacettepeli olunmaz diyorsak, otostopa binenler ve aracına alanlar ne düşünüyor acaba? Öğrencinin gözünden bakacak olursak, öncelikle sıraya nerede gireceğini bilmen gerekir. Genelde anıtın orası avantajlıdır. Kampüsün son noktası olmamasına rağmen tüm fakültelerin yoludur sonuçta. Hava şartları ve günün saatleri de etkilidir. Bir arabanın gelirken durup durmayacağını gittiği şeritten anlayacak seviyeye gelmek mümkün bir süre sonra. Yani anlaşılacağı gibi otostopun da bir raconu var!

Arabasının kapısını açanlar, kimi tipine bakıp alırken kimi de bizim gibi öğrenci oluyor. Bazen çocuğunu bırakmaya gelen bir aile, bazen servisçiler buyur ediyor aracına. Başta biraz tedirginlik yaşansa da kısacık hoş sohbetler bırakıyor gerisinde. Tabi ki dikkatli olmakta her daim yarar var. Otostop çekmeyene Hacettepeli demiyoruz, bilginize. Otostop, Beytepe’nin inkar edilemez kültürüdür.

1 Yorum

  1. Universite yonetimin eksikligi, ogrencilerin ulasim haklarini aramaktaki duyarsizligi nasil kultur oldu ilginc.
    Illa birilerinin basina bir bela mi gelmesi gerekiyor ulasim sorununun cozulmesi icin.

Cevapla

Please enter your comment!
Please enter your name here