Marsilya’ya doğru, otomobille.
Ancak insan ölçüsünde bir sanat vardır. İnsana, kendi ölçüsünü aşmağa,
tabiî çevikliğini arttırmağa imkân veren araç, bir sanat eserinin
şartları dışında kalır; o şartlar ki ancak sanat eserinin meydana
gelmesine yer verenlerdir. …Araya rekor tasası karışınca
sanat söz konusu olamaz. Olgunluk düşüncesinde denge ve
ölçü yerine aşırıyı istemek, bir nevi arttırmaya başvurmak, çağımızın belirli
bir özelliği olacak ve hoşa gitmez şekilde onu öbür çağlardan ayırt edecektir.

                                                                                                     André Gide*

17 Ocak 2017 tarihinde Ümitköy’deki ARTE Sanat Galesinde açılan Aslı Işıksal’ın Dilsiz Dünya adlı solo sergisi önümüzdeki dönemde resim dünyamızda ağırlığını iyice hissettirecek bir sanatçının da ortaya çıkışını müjdeledi. Aslı Işıksal, Hacettepe Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesinin genç öğretim görevlilerinden biri. Bu kapsamlı solo sergiye gelene kadar karma sergilerde adını duyurmaya başladı. Geçen yıl Ankara’da Galeri Tilki’de açtığı solo sergi, aslında Dilsiz Dünya’nın da habercisiydi.

Dilsiz Dünya / Blank Earth Serisi 33, 30 x 35 cm, Işıklı Kutu içi düzenleme, 2016

Işıksal’ın çalışmaları, felsefeci Martin Heidegger’in iki kavramı üzerine kurulu: dünya ve yeryüzü. Biri doğal olan, insan elinin değmediği ve yapay sınırların bulunmadığı dünyayı; diğeri ise insanın yönettiği, siyasallaştırdığı ve sınırlara ayırdığı dünyayı tasvir ediyor. Aslı Işıksal, sanatını bu iki kavram arasındaki kırılgan alana yerleştiriyor. Sanatçı serginin yaklaşımını şöyle özetliyor: “Dünyanın ruh hâlini ortaya koyabilmek ve bir yıllık haritasını çıkarmak için bu işe başladım. Dünyanın gidişi keskin bir hâl aldı. Ben ateşli bir devrimci olmak yerine, kendimi gözlemci konumuna yerleştiriyorum ve aslında hiç kimse olmanın hikâyesini anlatmaya çalışıyorum.” Sanatçı bu yaklaşımdaki düşüncelerin resimsel karşılıklarını bulmak için uzun gözlemler, sakince bekleyişler, malzeme ve teknik arayışıyla geçen verimli bir dönem yaşamış.

Dilsiz Dünya / Blank Earth Serisi Genel Görünüm, 2016

Sanatçının çok çeşitli malzemeyi ve teknikleri kullandığı 46 eser, ARTE’nin brüt beton duvarlarında çok etkileyici duruyor. Mekânın geniş ve modern havası, serginin duygusunu daha iyi hissetmemizi sağlıyor. Galeriye gayet uyumlu yerleştirilen resimlerden bazıları 4-5’li gruplar oluşturacak biçimde sergilenmiş. Diğerleri ise birbirleriyle bağlam, konu ya da teknik ilişkilerinden dolayı yan yana getirilmiş. Çok farklı malzemelerle üretilmesine rağmen serginin tamamında genel bir renk ve ton birliği görülüyor. Beyaz, gri ve toprak tonları ile oluşturulan bu uyum, işler arasında bir ardışıklık ve tutarlılık sağlıyor. Serginin temeli güçlü bir anlatıya dayanıyor. Eserlerin tamamında arka planda hissedilen ve sessizce işleyen bir öykü var. Öyküler hem bağımsız hem de birbirleriyle bağlantılı hâlde. Öykünün yanı sıra eserler konu, dil, ileti ve göstergeler gibi ögeler aracılığıyla da birbirleriyle ilişki hâlindeler.

Dilsiz Dünya / Blank Earth Serisi 12, 30 x 40 cm, Kağıt üzerine transparan kağıt kolaj, 2016

“Gökyüzü teması anonim ve riskli, bu yüzden yağlı boya gibi geleneksel malzemeden kaçarak daha deneysel malzemelere ağırlık verdim” diyor genç sanatçı. Dilsiz Dünya’da mürekkep, füzen, özel yapım kâğıtlar, dikiş, küçük boyutlu metal çivi, plastik yüzey, LED ışıklı panel, seramik, fotoğraf, video gibi farklı malzeme, medya ve teknikler ustalıkla bir arada kullanılmış. Bu kadar fazla malzemenin bir arada yer aldığı çalışmada sanatçının kendi deyimiyle “Sanatın temel meselesi olan arayış ve keşif ön planda tutulmuş.” Bir başkasının elinde karmaşa yaratacak kadar fazla olan malzeme, Aslı Işıksal’ın sakin ve aritmetiği sağlam dünyasında doğru yerlerini bulmuşlar. Işıksal’ın işlerinde sanatta artık özlemini çokça duyduğumuz bir samimiyet var. İşler, içerik itibariyle hayli iddialı ama ortaya konulma biçimleri son derece yalın ve içten. Eserlerinde etkileyici yüzeyler ve dikkat çekici dokular oluşturan Işıksal, orta ve küçük boyutlu işlerle de çarpıcı bir sergi çıkarılabileceğini göstermiş.

Dilsiz Dünya / Blank Earth Serisi Genel Görünüm, 2016

Kâğıtlarla gerçekleştirilen formlar kimi zaman bulut kimi zaman kıta görünümünde. Bulutlar sınırlara bölünmüş, üst üste bindirilerek yeni formlar kazanmış olarak karşımıza çıkıyor. Katmanlar hâlinde duran ve birbirlerine değmeyen kâğıtlardan oluşan kolaj işlerde bulutlar ilginç bir derinlik kazanıyor. Formlarda uçuculuğu, duyarlılığı ve kırılganlığı temsil etmesi için kullandığı özel kâğıtlar el yapımı. Hindistan ya da Avrupa ülkelerinden temin edilen kâğıtlarla gerçekleştirilen işler dünyadaki, toplumdaki ve bireydeki katmanlı, narin ve incinebilir hâlleri gayet iyi temsil ediyor. Bir yandan kırılganlığı ve geçirgenliği vurgularken bir yandan da paylaşımcı ve daha iyi bir dünya tasvirini sunuyor.

Dilsiz Dünya / Blank Earth Serisi 16, 30 x 40 cm, Aquaboard üzerine Ecolin, 2016

Bulutlar yumuşak ve katmanlı formlar yaratırken hemen yanında yer alan metal çivilerle bezeli dört parçadan oluşan eser zıt bir form olarak karşımıza çıkıyor. Çivilerle oluşturulan yüzeylere sahip bu görkemli eser için toplam 10.000 adet çivi kullanılmış. Sabırla işlenmiş ve zemine tutturulmuş çiviler hem cepheden hem de yan açılardan algılanan güçlü formlarıyla sanatseverleri etkiliyor. Burada hafif, bulutsu form ile metalin sert dünyası zıtlığı doruğa taşırken kirli koyu zemin duyguyu pekiştiriyor.

Dilsiz Dünya / Blank Earth Serisi 24, 63 x 83 cm, Kâğıt üzerine füzen, 2016

Dilsiz Dünya sergisinde ortaya çıkan ana formlardan biri de güçlü gerilimleri ifade eden doğa olayları. Tehlikeyi çağrıştıran fırtına, hortum, patlama, püskürme, toz bulutu gibi oluşumlar gücünü hissettiriyor ama izleyende korku yaratmıyor. Resimler karamsar değiller, çünkü bu güçlü enerjileri dengeleyen dingin biçimli formlar da var. Resimlerin bir kısmı doğanın ateşli ve dinamik hâllerini yansıtırken; dinginliğini korumaya çalışan, yeniden toparlanmaya çalışan hâlleri de betimliyorlar. Galeriye girdiğinizde karşı duvarın ortasında yer alan fırtına resmi çok güçlü duruyor. Yıkıcı güç ve dinginlik bir arada başarıyla verilmiş. Resmin saf hâlini gördüğümüz eserde çizginin ve boyanın gücünü hissediyoruz.

Kâğıdı, boyası, fonu, çerçevesi ile son derece kaliteli malzemelerle kurulu serginin teknik olarak değerli bir duruşu var. Zemindeki ahşap fonlar resimlerin atmosferini destekliyor. Aquaboard denilen malzeme üzerine yapılan resimler güçlü enerji ve zıtlıkların ortaya konmasına destek veriyor. Dikişlerle yapılan resimler hem çok samimi duruyor hem de farklı bir malzemenin resmin nasıl bir ögesi olabileceğini gösteriyor. Diğer resimlerde görülen ayrışma, dikişlerin kullanıldığı çalışmalarda tam tersi bir durumu, birleştirmeyi vurguluyor. Eserler dünyanın kötücül ve yıkıcı taraflarına vurgu yaparken; dünyanın iyicil ve birleştirici taraflarını, umudu da hissettiriyor.

Dilsiz Dünya / Blank Earth Serisi 41, Video imaj, 2016

Videolar ARTE’deki bölünmüş bir alanda sergileniyor. Videonun birinde üç farklı gökyüzü yer alıyor. Biri çıplak gözle görünen; ikincisi su altından; sonuncusu ise giderek karanlığa gömülen, sakin, huzurlu, her şeyin bitmiş olduğu dünyayı vurguluyor. Videoda değişim çok yavaş gerçekleşiyor ve bizi sakinleşmeye, dingin biçimde izlemeye çağırıyor. Genç sanatçının çekim ve kurgusunu kendisinin yaptığı videoların özgün bir atmosferi ve ritmi var. Işıksal, kendi sakin doğasını gayet yumuşak kullandığı kamerasıyla videolarına yansıtıyor. Küçük hareketlerle devam eden görüntüler yavaş ama hep süregiden bir akış sunuyor. Bir aracın içinden gökyüzünü çektiğini diğer video ise ritmik biçimde kayan görüntülerden oluşuyor. Bu video makineleşen çağda hızla geçen ama fark edemediğimiz zamanı ve hayatımızı temsil ederken, bize gökyüzüne sakince bakabilmemizi söylüyor.

Hıza teslim olunan ve ayrışan dünyada Aslı Işıksal, insanlığı nasıl bir tehlikenin beklediğini vurguluyor: “Bu yüzyılın sorunlarından biri derinleşememek. Hiçbir şeyi gerçekten göremiyoruz, hiçbir şeye tam olarak dâhil olamıyoruz. Bizim hep yüzeyde kalmamızı isteyen bir güç var. Asla derinleşemiyoruz. Sosyal medya dâhil her şeyle kuşatılmış olmamız bu yüzden. Bir türlü yavaşlayıp bir şeyin içine giremiyoruz.”

Dilsiz Dünya / Blank Earth Serisi 45, 12 x 16 cm, Karışık teknik, 2016

Bu sergiyle Aslı Işıksal, kuşağı arasında epey öne çıkmış durumda. Birçok sanatçının konu, teknik, dil ve anlatı açısından savrulduğu bu dönemde sanatçı emin adımlarla, iç dünyasından ödün vermeden kendi yolunda ilerliyor. Önünde acele etmeden gideceği uzun ama bereketli bir yol var. Yolu açık olsun…

 

Dilsiz Dünya, Ankara’daki sanat ortamının sanıldığından çok daha hareketli ve olgun olduğunu sanatseverlere gösterdi. Modern dünyanın koşturmacasından yorulduysanız, bir sanat molası verin ve 12 Şubata kadar açık kalacak bu sergiye gidin. Aslı Işıksal sizi kendi dingin dünyasına davet ediyor. Sanatın en yüce amaçlarından biri daha iyi bir dünyayı hayal etmek, daha iyi insanlar olmamıza katkı sağlamak değil mi? Bu daveti kaçırmayın derim…

Yazar: Muzaffer Evci


* André Gide, Günlük (Seçmeler) Çeviren: Fuat Pekin, MEB, Ankara, 1963, S. 191, Milli Eğitim Basımevi

Aslı Işıksal
2010 yılında Hacettepe Üniversitesi Güzel Sanatlar Enstitüsü Resim Ana Sanat dalında Yüksek Lisans Programını bitirdi. Erasmus Programı kapsamında 2012-2013 eğitim döneminde Çek Cumhuriyeti’nde Jan Evangaliste Purknye Üniversitesinde çalışmalarını sürdürdü. 2014 yılında Hacettepe Üniversitesi Güzel Sanatlar Enstitüsü Sanatta Yeterlik programını bitirdi. İstanbul, Estonya, İtalya, Çek Cumhuriyeti ve Ankara dâhil olmak üzere pek çok kentte ulusal ve uluslararası proje ve sergide yer aldı. Bugüne kadar yurt içinde 3 kişisel sergi gerçekleştirdi. Aslı Işıksal’ın kurum, kuruluş ve özel koleksiyonlarda eserleri yer almaktadır. Halen Hacettepe Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesinde Araştırma Görevlisi olarak çalışmalarına devam etmektedir.

www.aslisal.com

*Sergiyle ilgili bilgilere buradan ulaşabilirsiniz.

Cevapla

Please enter your comment!
Please enter your name here