Bu yazı bir aksiyon filminin fragmanı olsaydı eğer, ekranda görünüp kaybolan sahneler ile arka planda vurmalı kırmalı patlamalı ses efektleri arasında konuşan kalın ses size şunları söylerdi:

4 renk…
2 takım…
1 şehir…
Ve 1 stadyum…
Ama cevaplanamayan tek soru…
Ankara’nın gerçek temsilcisi kim?
1923’te kurulan Gençlerbirliği mi, yoksa 1910’da kurulan MKE Ankaragücü mü?

İlk kez 21 Mart 1937’de kozlarını paylaşmak üzere sahaya çıkan başkentin farklı renkleri, o günden bugüne tam 83 kez karşı karşıya gelir. En son 22 Ocak 2012’de Türkiye Süper Ligi’nde karşılaşan başkent temsilcileri arasındaki mücadelede 32 defa MKE Ankaragücü, 28 defa da Gençlerbirliği sahadan galip ayrılan taraf olur. 23 karşılaşmada ise, taraflar birbirlerine üstünlük sağlayamaz.

Ama bu rakamlar, ne 90 dakikaların sonuçlarını yansıtan bir istatistik, ne de sadece bir renk mücadelesidir. Gençlerbirliği ve MKE Ankaragücü, Ankara’nın toplumsal tabakalarının birer takımda vücut bulmuş hali, sosyolojik bölünüşün birer somut örneğidir aslında. Onun için Gençlerbirliği ve MKE Ankaragücü arasındaki mücadeleler, Ankara Derbisi ya da Başkent Derbisi olarak anılır.

Gençlerbirliği, Ankara’nın okumuş, bürokrat, akademisyen yani beyaz yakalı ve kentli kesimini temsil ederken; MKE Ankaragücü, Ankara’da sokaktaki seyyar satıcıyı, esnafı, işsizi, işçiyi yani mavi yakalıyı ve varoşları temsil eder. Kısaca, Gençlerbirliği Tunalı Hilmi iken, MKE Ankaragücü Anafartlar’dır ve taraflar, genel hatlarıyla böyle bir bölünmüşlük üzerine inşa olmuştur.

İki takım arasındaki derbi mücadeleleri özellikle 2002-2003 sezonunda MKE Ankaragücü’nün teknik direktörü Ersun Yanal’ın Gençlerbirliği’ne transferiyle ateşlenir. Bu transferin ardından ilk maçta MKE Ankaragücü 1-0 galip gelir ve o zaman takımın kaptanı olan Hakan Kutlu 19 Mayıs Stadının ortasına MKE Ankaragücü bayrağı diker. Bu gelişmeler iki takım arasında ısınan atmosferin işaretleridir.

Hemen bir sonraki derbi mücadelesinde geçtiğimiz günlerde hayata veda eden Gençlerbirliği Başkanı İlhan Cavcav’a MKE Ankaragücü tribünlerinden yapılan küfürlü tezahürata, İlhan Cavcav’ın nahoş bir el hareketiyle karşılık vermesi, iki taraf arasında ipleri koparan son nokta olur. O maçı Gençlerbirliği 1-0 kazanır. Ancak o tarihten iki takımın son kez karşı karşıya geldiği 2012 yılına kadar maçlar oldukça gergin ve ateşli bir ortamda geçer.

Son yıllarda Gençlerbirliği-MKE Ankaragücü karşılaşması çok fazla duyulmaz olmuştur. Çünkü 2012-2013 sezonunda MKE Ankaragücü bir alt kümeye düşer. Ama bu durum sadece iki taraf arasındaki karşılaşma sıklığının kaybolmasına sebep olur. Yoksa iki taraf, sessiz sedasız sadece bir sonraki derbi mücadelesini bekliyordur.

Aslında derbisi sessiz, mücadelesi çetin olan Ankara’dır…

 

Cevapla

Please enter your comment!
Please enter your name here