Yukarıda benzer yaşlardan izler taşıyan iki resim yer almakta. İki resmin de içerisinde “kitap ve çocuk” var.

Birincisinde çocuk, Selim Serbest. Altı yaşında. İstanbul’da öğretmeni tarafından yaramazlık yaptığı gerekçesi ile darp edilen bir ilköğretim okulu öğrencisi. Fotoğraf darplı yüzüne ait. Öğretmenine okutulması amacı ile emanet edilen, kitabın sivri tarafı ile darp edilen bu güzel çocuk, okumaya ve yazmaya ilişkin fikirlerinin henüz oluşmaya başladığı yaşlarda kitabı okunacak ve okutulacak bir dünya olarak değil, ne yazık ki darp nesnesi olarak tanımış oldu. İnsan ister istemez bu eylemi gerçekleştiren “öğretmeni” sorgulamaktan alamıyor kendini. Selim’e gelince şimdiden “okumak, öğrenmek, öğretmen ve kitap” gibi ömründe çokça yer edinecek kavramların onun dünyasında nasıl savrulduğunu düşündürmekle terbiye ediyor bizi.

İkinci fotoğraf ise, yine onun yaşlarında belki bir ya da iki sene ve birkaç yüz kilometre ötede bir öğrencinin, ömründe görmediği ve kendisini bir saatliğine ziyaret eden abi ve ablalarına yazdığı hatıra mektubuna ait. Bu mektubun yazıldığı abi-ablalar, Gazi Üniversitesi’nde hayata ilişkin dertleri, sorumlulukları olan; üniversiteyi, “lise sonrası, maaş öncesi dersliklerden ibaret” görmekten ziyade bu süreçte dünyaya, insana değebilmenin yollarını arayan ve bunu süreklilik halini alacak bir girişime dönüştüren birkaç “kitap kahramanı”, gönüllü öğrenci. 2012 yılında kendi aralarında konuştukları bir dert ile çıktıkları yolda, kilometreleri aşıp binlerce çocuğa ve ruha temas eden bu ekibin adı, Kitap Bankosu.

Kitap Bankosu ekibinin kurucuları ve yürütücüleri, çocukların ders dışı başka tür ve disiplinlerden kitaplara olan mesafesini aşabilmenin yolunu bir projeye dönüştürür. Ve uzun yolları aşacakları o güzel otobüse ilk adımlar böylece atılmış olur. Projeye dönüşen fikirleri Avrupa Birliği’nden de destek gören ekip projelerini üniversite yönetimine açar. Yönetimin de onayı ve desteği ile okuldaki atıl otobüs gezici bir kütüphaneye dönüştürülür ve yolculuk başlar. Otobüsün içi tadilattan geçerek kitap okunabilir bir düzene göre tekrar elden geçirilir. Raflı ufak kütüphanesinden, etkinlik malzemelerini depolayacak ve çizgi film izletilecek bölümlere değin her şey, çocukların ilk karşılaşmasında heyecanlanmasını sağlayacak şekilde organize edilir. Bütün amaç, sadece ve sadece henüz öğrenme çağındaki çocuklara “bakın bu elinizdeki kitap, sizin eğlence zamanı nesneniz olabilir, hayatınıza karışabilir ve ömür boyu size eşlik edecek bir dosta dönüşebilir” diyebilmektir. Herhangi bir karşılık beklemeksizin çıktıkları bu yolda, efor ve aktivite emeklerini bir kenara bırakın, maddi destek kabul edememekten ötürü gönüllüler, kimi zaman öğrenci imkanları doğrultusunda güçleri el verdiğince cep harçlıklarını ortaya koyar ve çocuklar için rozet yapma makinesi alır, kimi zaman ise sırf “Kitap Bankosu anısına” yazarı tarafından imzalanmış bir kitabı cepten karşılar. Her şey sırf bir sonraki durakta karşılaşacakları yeni çocuklar içindir.

 

Kitap eksiklerini tamamlamak için “Rafta Tozlanmasın, Gönder Okuyalım” adında bir kampanyayı da beraberinde yürüten ekip, ilerleyen süreçte ziyaret ettikleri okullardaki öğrencilerle gerçekleştirdikleri etkinlikleri çoğaltır. Vizelerin ve finallerin dışındaki haftalarda Ankara’da ilk olarak merkeze uzak ilk öğretim okullarına ziyaretlere başlarlar. Haftada dört gün dört farklı okul gezilir. Okullar bir sonraki hafta tekrar ziyaret edilir. Böylece emanet edilen kitaplar abla abilere anlatılır ve etkinlik “ilk hafta tanışma kaynaşma, son hafta vedalaşma” şeklinde cereyan etmiş olur. Anlayacağınız gezici kütüphane, çocukların hafta içi derslerine bir kaç saat mola verdikleri, gönüllülerle birlikte kitap okuduğu, resim yaptığı, halay çekip dans ettiği bir kaçamak. 

Öğrencilerin bir sonraki hafta tekrar gelecek ablalara heyecanla okuduğunu anlatma heyecanı, otobüsü görünce koşar adımlarla etrafını sarmaları, anı defterine en masum duygularıyla sevgi sözcüklerini dile getirmeleri ise günün sonunda geri dönüş yolundaki ekibin tek ve paha biçilemez kazancı.

Ekibin özellikle böyle naif bir oluşum içinde can damarlarını sızlatan birkaç duruma değinmemek ise elden değil. Özellikle çocukların gösterdiği ilgiyi öğretmenlerden de bekleyen ekibin, sesini duyurmak ve birlikte yürümek istediği bir başka kesim de yazarlar. İmza günlerinde kuyruk bekleyip “bakın biz buyuz. Bizlere destek olmak, katılmak, duyurmak ister misiniz?” şeklindeki taleplerine yazarlardan cevap alamamak, ellerinde sadece imzalanmış bir kitap ve imza günü fotoğrafı ile dönmek, geleceğe ilişkin umutları kimi zaman zedelese de; gelecek hafta bir çocuğun gözünde kitabı okurken yakaladıkları ışık “her şeye ve herkese rağmen okuyalım çocuklar” dedirtiyor işte. Oysa çoğu zaman destekten kasıt sadece kütüphaneyi genişletecek kitaplar, anıları ölümsüzleştirebilecekleri bir fotoğraf makinesi ya da çocuklara anı bırakılacak ufak tefek kırtasiye ürünleridir.

Şimdi gelelim “karşılaştıkları tüm pürüzlere rağmen iyilikleri sayesinde dünyanın döndüğüne inandıran ve hayatı yaşamaya değer kılan” bu insanlarla birlikte yapabileceklerimize. Bizler bu noktada sözü kendilerine bırakmak için pazar günü bir Lavarla etkinliği olan Takasla’da kendileri ile birlikte olacağız. Çocuk kitaplarınızı kapıp gelmek ve bir tebessüm ile takas ettirmek isterseniz sizleri 30 Nisan Pazar günü Kakule Kahve’ye bekliyor olacağız. Ha “uzaklarda bir okurum ama pek sevdim kendilerini ne yapabilirim?” derseniz ise, işte size onlara ulaşabileceğiniz Kitap Bankosu sosyal medya adresleri:

Twitter / Facebook / Instagram

Bir çocuğun gülümsemesi için yollara düşen güzel insanlar ile karşılaşmanız dileği ile. Keyifli baharlar.

 

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here