Radyo ve TV programı yapımcısı, sunucusu, organizatör, menajer, DJ, profesyonel müzik dinleyicisi, yazar, kahve sever, nezaket sahibi, sevecen tavrıyla rock-metal müzik tutkunlarının abisi, tam bir Ankaralı ve müzikle nefes alan şahsına münhasır bir değer: Hicri Bozdağ.

Hayatının Rock müzikle kesişmesi 70’li yılların sonunda abisinin eve aldığı teypte, arkadaşının abisinden aldığı ödünç kaseti dinlemesi, mahalledeki kasetçiden araştırdığında dinlediği kişinin Elvis Presley olduğunu öğrenmesi, kasetçinin “Ne işin var la bu gavurlarla, … peki şunu çekeyim” demesiyle de Led Zeppelin’le tanışması olmuş. Geniş arşivinde bu kaseti hala saklayan Bozdağ,  dinlediği müziğe tutkuyla bağlanmış. Dinlediklerine bir de saçlarını uzatması eklendiğinde annesinin endişeleri tavan yapmış ve çoğu arkadaşı evde en ufak konularda bile baskı görürken kendisi, babasının “Bırakalım bu çocuğumuz da kafasına göre yaşasın”, cümlesiyle özgürlüğüne kavuşmuş. 80’li yılların ilk yarısında Kızılay – Yüksel Caddesi – Tunalı Hilmi’deki arkadaşlarıyla olan sohbetleri müzik dağarcığını geliştirmiş. O dönemde bulabildikleri eski gazete ve dergilerden öğrendikleri grupların ve rock yıldızlarının plak ve kasetlerinin kopyasını çektirmek için en az 9-10 gün bekleyerek ancak meraklarını giderirlermiş. Tabi kaseti çeken kasetçiler o dönem müziğin kütüphanesi gibi olduklarından kasetin sonunda kalan boşluğu inisiyatif kullanarak alternatif bir grubun şarkısıyla doldururlarmış ve böylece yepyeni gruplarla tanışılırmış. 80’li yılların sonlarında yurt dışından plaklar ve kasetler getiren Diler ve Hayri Plak sayesinde bir devrim yaşanmış ve istenilenlerin gelme süresi 1 haftaya düşmüş. Böylece müziğin büyülü dünyasında daha büyük gezintiler yapma şansı bulmuşlar. Geçimini sağladığı inşaat ve enerji müteahhitliğini bırakıp hobisini işe dönüştürmesi ise tüm hayatını müzikle doldurmuş.

Hicri Bozdağ, özel radyoların yayın hayatına başlamasından birkaç ay sonra 7 Mart-1993’te BBS FM’de, adı sonradan “Rock Station” olarak değişen  “Metal Heart” programıyla radyoculuğa başlamış. O dönem Ankara’dan yayın yapan 78 radyo kanalının ortak amaçlarının yapılan yayını Kızılay-Merkez’e ulaştırmak olduğunu düşünürsek yayının sık sık kesildiğini ve programcının işinin çok zor olduğunu da tahmin edebilirsiniz. Yine yayının kesik olduğu günlerin birinde radyoculuğu hissetmek ve yaşamak gerektiğine inandığından, Dikmen’de bekçi Hüseyin’in koruması altında olan vericinin yanına CD-player ve CD’lerini götürerek 2 saatlik programını her şeye rağmen yapmış. Dinleyicilerine sadık olan Hicri Bozdağ halen her türlü planını radyo programına göre ayarlıyor. 1993’ten bu yana aralıksız her perşembe 20:00-22:00 saatleri arasında, Onaon Cafe’den yapılan (son 7 yıldır), aynı anda Radyo Vizyon’da yayınlanan ve bu özelliğiyle dünyada tek olan “Rock Station” radyo programı bu özveri sayesinde bu sene 25. yılını kutluyor.  Ayrıca her Pazar TRT-Radyo 3’te yaptığı “T-Rocktor” programıyla efsane şarkıları rockseverlere ulaştırmaya devam ediyor.

TV kariyerine bakacak olursak 1996’dan 2012’ye kadar “Rock Station”ın TV programını yapmış ve program yıllarca CTV, ETV, TV 8 ve TRT gibi kanallarda yayınlanmış. Çuvallarla mektup gelirmiş izleyicilerden. Türkiye genelinde kablolu yayını olan 937.000 evden 550.000 küsur reytingi “Rock Station–CTV” alırmış. Program, rock müziğin altın yıllarında izleyiciler için oldukça doyurucu olmuş.

Keyifli sohbetimizde konuşacak o kadar çok konu var ki sorum üzerine Hicri Abi Rock Station müzik festivalini anlatarak devam ediyor. “97 yılıydı ve arkadaşım Aydın’la ‘hadi büyük bir rock konseri tertip edelim’ dedik. Saklıkent’i (3000 kişilik) yapan Hüseyin Çelebi abiye açtık konuyu ve mekanı 1 günlüğüne bize vermesini rica ettik. Konu rock-metal festivali olunca  bir şey olur mu diye korktu tabi. Dedik kaç kişi gelecek ki zaten bir şey olmaz. ‘İyi madem’ dedi, ‘Bir pazar olamayacağım vereyim anahtarı yapın konseri.’  Ankaralı 6 grup ayarladık, tek renk afişler bastırdık ve konser günü geldi çattı. Saat 12.00’de başlayacağız, çok kısa bir süre kalmış ama dışarıda kimse yok. Rezil olduk ama neyse işte deneyip gördük falan diye düşünüyoruz. Yarım saat geçti geçmedi Aydın koşarak geldi ‘Abi kapıyı açmamız lazım yollar tıkanmış’ diyor. Dalga geçiyor sandım. Bir baktım Akay Caddesi simsiyah, bütün otobüsler, arabalar durmuş, yollar kapanmış, polis anons yapıyor. Açtık hemen kapıları alabildiğimizi aldık ama 650-700 kişi dışarıda kaldı bu sefer onlar protesto etti giremiyoruz diye onlarla uğraştık falan. Macera dolu bir gündü. O gün bu gündür devam ediyor. Uluslararası Rock Station Müzik Festivali bu sene 20. yılında…” Ağzım açık dinlerken o günleri, farklı ama kaliteli müzikten hoşlanan gençliği, kapanan güzelim mekanları hayal ediyorum özlemle…

Bir de kitap yazdığını öğreniyorum sevinçle. 38 yıllık bir zaman dilimi içerisinde dolu dolu Ankara’yı, dönemi ve aslında otobiyografi gibi görünmesine rağmen herkesi anlatan kitabı 2017’nin sonlarında okurlarıyla buluşacak. 25 yıldır devam eden bir radyo programı, 20 yıldır süren efsane bir festival,  Ankara’dan çıkıp birçok insanın idolü olan Iron Maiden, Slayer gibi grupları hayal dahi edemezken onlarla röportaj yapmak, yan yana olmak hatta bazılarına konser yapabilmek gerçekleştirilmesi zor olan büyük hayallerden.

Hicri Bozdağ ne mutlu ki bu coğrafyada yaşayanlar içinde hobisi ve işi aynı olan şanslı insanlardan birisi.  Uzun zamandır kendisi gibi müzikle yaşayan Musa Göçmen ile birlikte, Stüdyo Müzik Makinesi’nde Senforock gibi son zamanların yükselen projelerini koordine etmeye, bunun yanında da gençlere ücretsiz radyoculuk eğitimleri vermeye, onları yüreklendirmeye devam ediyor. Diğer gençler gibi bilgi birikimiyle donattığı ve Gaming İstanbul 2016’dan üçüncülük derecesiyle ayrılan cosplayer kızı Maria Roza Bozdağ ise yaratıcılık konusunda annesi Silviya Bozdağ ve babasından aldığı ilhamla gelecek vaat ediyor.

Rock’n Roll Never Die…

Takipteyiz Hicri Bozdağ… Rock’n Roll’u, hayatı ve yapabileceklerimizi anlat bize, saatlerce dinleyelim.

 

Cevapla

Please enter your comment!
Please enter your name here