Şubat’ın 1’ini Ramazan ayının ilk günüyle birleştiren bir Cuma günü, Ulus en hareketli ve kalabalık saatlerini yaşar. Şehrin göbeğinde yaşam olağan bir şekilde seyrederken saat tam 16.12’de şiddetli bir gürültü kopar. Çok geçmeden anlaşılacaktır ki o gürültü, 120 kişinin ölümü, birçok kişinin de ağır yaralanmasına neden olan unutulamayacak uçak kazasının habercisidir. Hisar Tepesi ile Altındağ sırtları üzerinde çarpışan iki uçağın sansasyonel kazası, bugün dahi ilk kez duyanı fazlasıyla şaşırtacak kadar akıl dışıdır.

Etimesgut 12. Hava Ulaştırma Üs Komutanlığı’na ait Çubuk 48 kuyruk işaretli Douglas C-47 askeri nakliye uçağı 3 askeri personeli ile saat 16.00 sularında civarda eğitim uçuşu yapmaktadır. Aynı zamanlarda Ortadoğu Hava Yolu Şirketi’nin Beyrut-Lefkoşa hattından Ankara’ya doğru yol alan 265 sefer sayılı Vickers Viscount 745D tipi yolcu uçağı da 11 yolcu ve 4 mürettebatı ile 16.25’te Esenboğa’ya iniş yapacak şekilde yol alır. Kazanın ana sebebi IFR uçuş (alet uçuşu) şartlarında gerçekleştirilmesi gereken her iki uçuşun pilotların rehaveti sebebiyle VFR uçuşuna (görerek uçuş) geçmesidir. Havanın güzel, görüşün açık olmasına aldanarak VFR uçuşunu Esenboğa Kontrol Kulesi’ne bilgi vermeden sürdüren bu iki uçak, birbirlerinin varlığından habersiz, giderek daha yakınlaşırlar. Birbirlerini fark ettiklerinde ise artık çok geçtir; askeri uçak pilotunun son hamlesine rağmen, uçağın yönünün değiştirilme çabası, yüksek süratli seyirden ötürü nafile kalır. Uçağın sol arka kuyruktan aldığı darbe ise her ikisinin de sonunu getirir.

Bu esnada Ulus’un yaklaşık 2000 metre üzerinde yaşananlar, aşağıdan izleyenler tarafından ‘kıpkırmızı gökten kuyruğu ve kanadı olmayan bir uçağın kendilerine doğru son hızla süzülüşü’ olarak tasvir edilir. Gazetelerin ‘Havadan Düşen Cesetler, Simsiyah Dumanlar, Anafartalar Caddesi Yanıyor’ başlıklarıyla özetlediği facia, semti kocaman bir enkaza çevirir.

Paraşütle atlama teşebbüslerine rağmen maalesef ki her iki uçaktan da kurtulan olmaz. Yolcu uçağı ikiye bölünmüş, enkazı bir binanın çatısının üzerinde, parçaları ise Karaoğlan Caddesi ve Bentderesi’ndedir. Çarpma anında oluşan ani hava basıncı, birçok yolcuyu uçaktan dışarı atarak cesetlerini Benli Apartmanı, Berlin Oteli, Ticaret Hanı, Bentderesi evleri, Karaoğlan Caddesi noktalarına fırlatır. Bir rivayete göre, uçak kazasının gerçekleştiği yerden oldukça uzak bir mesafede olmasına rağmen, yolcu uçağının hostesi, koltuğuyla birlikte Gençlik Parkı’nda bulunur.

Ankara’nın göbeğinde yaşanan uçak kazasının sebep olduğu yangın kısa bir süre içerisinde daha da büyür. Amele Kahvesi, İstanbul Bankası ve civardaki iki lokantada bulunan birçok insan, dışarıya çıkmayı başaramaz ve yanarak hayatını kaybederler. Kazazedelerin unutamadığı bir başka ayrıntı ise İş Bankası’nın karşısında bulunan seyyar ayakkabı boyacısından geriye kalan kemerdir.

Yapılan araştırmalar sonucunda hazırlanan ilk kaza raporuna göre Ortadoğu Hava Yolu Şirketi’nin yolcu uçağı suçsuz bulunur. Fakat bir süre sonra tekrarlanan araştırmalardan sonra verilen son kararla, yolcu uçağı %80, askeri uçak ise %20 kusurlu olarak kayıtlara geçer. Ulus faciası kurbanlarının çoğu kazadan dört gün kadar sonra Başbakan İsmet İnönü’nün de katılımıyla Hacı Bayram Camii’nde kılınan cenaze namazının ardından Cebeci Asri Mezarlığı’na defnedilir.

Kaza ile ilgili videoya buradan erişebilirsiniz.


Kaynakça:

-www.ankarabarosu.org.tr/siteler/ankarabarosu/hgdmakale/2014-2/07.pdf
-TRT Unutulmayan Olaylar/ 1963 Ankara Uçak Kazası
-www.wowturkey.com/forum/viewtopic.php?t=9753&start=10

 

Cevapla

Please enter your comment!
Please enter your name here