Şehrin en eski yerleşim yeri olan Ulus’un unutulmayacak simgelerinden biri şüphesiz ki Sümerbank Genel Müdürlüğü binasının tepesindeki beyaz renk ve nostaljik bir yazı fontuyla oluşturulmuş ‘ Sümer Holding ’ tabelasıdır. Bina, Atatürk Bulvarı ile Ankara Kalesi’ne çıkan Anafartalar Caddesi’nin kesişiminde bulunmaktadır.

Ulus semti var olduğundan beri oradaymış gibi mağrur bir tavırla köşeyi kapan Sümerbank Genel Müdürlüğü binası 1937 yılında Ulus Meydanı’nın bir zamanlar Taşhan Meydanı olarak adlandırılmasına vesile olan Taşhan Palas Oteli’nin (Hotel d’Angora) üzücü yıkımıyla inşa edilmiştir. 1895-1902 yılları arasında yapılan bu 100 odalı han, Kurtuluş Savaşı yıllarına kadar şehre gelen ziyaretçilerin hayvanlarıyla konakladığı bir otel olarak hizmet vermiştir. Savaş zamanında ise konumunun merkezi olması sebebiyle 150-200 yataklı bir hastaneye dönüştürülmüştür.

Sümerbank Binası yapılmadan önce

Meclisin Ankara’da kurulmasıyla yıldızı parlayan Taşhan, Ankara’daki toplu konut projelerinin daha gerçekleştirilmediği erken cumhuriyet döneminde mebusların tercih ettikleri bir otel haline gelmiştir. Hanın iç avlusunda bulunan dönemin ilk modern lokantası Karpiç 5 sene boyunca hana komşu olarak hizmet vermiştir. Sosyal hayatın Meclis çevresinde döndüğü o dönemlerde Taşhan Palas Otel ve Karpiç Lokantası dışında Millet Bahçesi, Merkez Kıraathanesi gibi mekanlarla birlikte Ulus şehrin çekim merkezi haline gelmiştir. 1933 senesine kadar konaklama tesisi olarak hizmet veren Taşhan 1936 yılında ihaleye çıkarılarak Sümerbank tarafından istimlak edilir. Taşhan’ın o zamanlar Ankara’da imar planlaması çalışmaları yürüten Hermann Jansen tarafından korunması savunulmuş, fakat sonuç elde edilemeyerek yıkılmıştır.

Martin Elsaesser proje eskizi

Sümerbank yönetim binası için açılan yarışma kapsamında  arazi olarak Ankara’nın merkezi olarak kabul edilen Ulus Meydanı uygun bulunur. Açılan yarışmaya yabancı mimarların yanı sıra dönemin önemli mimarlarından Sedad Hakkı Eldem, Behçet Sabri, Sabri Oran, Arif Hikmet Holtay katılmış, bunların arasından Seyfi Arıkan yarışmayı kazanmış; fakat projesi hayata geçmemiştir. Sümer Holding Binası’nın yarışmaya katılanlar arasında adı geçmeyen Martin Elsaesser adlı Alman mimar tarafından tasarlanması ilginç bir anekdot olarak değerlendirilir.

1937 ve 1938 seneleri arasında tarafından yapılan bina zaman içerisinde mimarın Ankara’daki en önemli yapısı haline gelir. O dönemde Sümerbank’ın Türkiye’deki modern duruşu, yapının modern formuyla direkt olarak alakalandırılmış, mimari açıdan katı olarak nitelendirilen tasarım ise Elsaesser’in giderek katılaşan modernlik tartışmasında taraf olduğunu göstermiştir. Binanın yapıtaşı meydanın geçirdiği değişim göz önünde bulundurularak ele alınmış ve Tren Garı’ndan gelen aksın bakış açısını oluşturması öngörülmüştür. Bu durum Sümerbank projesinin tarihi kent açısından önem taşımasını sağlar.

O sürece kadar Ankara’daki mimari tarih göz önünde bulundurulduğunda sıradışı olarak kabul edilecek bu binadan 10 sene önce inşa edilmiş olan Neo-Osmanlı üslubuna sahip İş Bankası Genel Müdürlüğü binasının aksine, Sümerbank binası modern üslupla tasarlanmıştır. Bu durum Ankara’nın 10 yıllık süreçteki değişiminin apaçık bir göstergesidir. Betonarme iskelet sisteminin uygulandığı yapının öndeki alçak kütlesi Ankara’daki Cumhuriyet Dönemi yapılarının çoğunda görmeye alışık olduğumuz koyu pembe Ankara Taşı ile kaplıdır. Caddeyle kot farklı bulunan binaya anıtsal merdivenlerle ulaşılan meydana bakan ana kapıdan girilir. Arkaya doğru genişleyerek açılan bina yapısının ön tarafı Sümerbank satış mağazası ve banka kısmından oluşur.

Çatı katı

Arkadaki genişleyen bölüm ise yükseltilmiş zemin üzerine kurulan beş büro katından ve dikey yönde üç bölümden oluşan yüksek bir bloktur. Meydana doğru içbükey tasarlanmış bu yapı geriye çekilen Genel Merkez binası ile meydanın daha büyük olduğu imajını yaratır. Binanın uluslararası yaklaşımının yanı sıra, öndeki alçak blokun ahşap kirişlere sahip olan geniş saçakları, sonraki yılların İkinci Ulusal Mimarlık akımı yapılarını anımsatmaktadır. Çatı katında yer alan yarı açık teras ise binanın en ilgi çekici bölümlerinden biri olarak kabul edilir. Binanın bu kısmının yemekhaneye dönüştürülmeden önceki özgün tasarımında üç büyük dairesel cephe açıklığı ve mantar başlıklı kolonlar kullanılmıştır.

Ulus-2000’li yıllar

1988 yılında Sümerbank’ın özelleştirilmesi ile Sümerbank’ın durgunluk dönemi ve yeni kimlik arayışı süresinin sonuna gelinmiş, binanın ismi de Sümer Holding olarak değişmiştir.  2000li yıllarda binanın ön kısmı bir hazır giyim mağazası tarafından satış mağazası olarak kullanılmış, yakın geçmişte ise Özelleştirme İdaresi Başkanlığı tarafından Kültür Bakanlığına devredilen bina Sümer Holding’in genel merkezinin Atatürk Orman Çiftliği’ne taşınmasıyla birlikte 2013 yılında kurulan Ankara Sosyal Bilimler Üniversitesi yerleşkesine dönüştürülmüştür.

 

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here