Kuğulu Park’taki bankın üzerinde buldum bu albümü. Unutulduğunu sanmam, bilerek bırakılmış olmalı. Kalın bir albüm, çoğu sayfası boş, içinde ancak birkaç fotoğraf var. Birileri, sanki bir şeyleri başlatmış, devamını da başkalarının getirmesini istemiş. Bir hatıra da kendilerinden eklesin diye…

Kopmayan Kablolar

29 Ekim 1933 yılında çekilen bu fotoğrafta, Mustafa Kemal Atatürk, Ankara Hipodromu’nda 10. Yıl Nutku’nu okumaktadır. “Az zamanda çok ve büyük işler yaptıkile başlayan;Türk Milleti çalışkandır, Türk Milleti zekidir!” şeklinde devam eden,“Ne Mutlu Türküm diyene!” sona eren Nutuk’ta milletine olan güvenini ve sevgisini ifade ederken yokluktan aldığı vatanı çağdaş uygarlık seviyesine getirme yolunda attığı adımları da büyük bir coşku ile anlatır. Bu tarihi konuşma, aynı zamanda kamera ile kaydedilmiş ve günümüze kadar ulaşmıştır. Bu tarihi olayı kamera ile çekmek, 10.yıl kutlamaları için Türkiye’ye davet edilen çok sayıda yabancı film ekibinden sadece Rus yönetmen Sergei Yutkeviç’e nasip olmuştur. Çünkü sadece Rus ekibinin kabloları kalındır, çünkü tören alanına giren Atatürk’ün arabası diğer yabancı ekiplerin nispeten daha ince olan kablolarının üzerinden geçerek kopartmıştır!

Tek Bacaklı General

10 Kasım 1938 günü vefat eden Atatürk’ün naaşı, İstanbul’dan Ankara’ya getirilir ve 21 Kasım 1938 günü bir törenle geçici istirahatgahı olan Etnografya Müzesi’ne nakledilir. Törene, devlet erkanı ve halkın yanı sıra yabancı ülke temsilcileri de katılır. İngiltere Kralı’nı törende General Sir William Birdwood temsil eder. General, Çanakkale Savaşı’nda Anzak Orduları Başkomutanı olarak Atatürk’e yenilmiş ancak onun dehası ve kişiliğine duyduğu hayranlık nedeniyle törene katılmak için ülkesinden talepte bulunmuştur. Sakat bacağı nedeniyle korteje katılamayan Birdwood, müzenin karşındaki Halk Evinin balkonuna çıkartılır. Yaslanıp ayağa kalkması için balkona bir koltuk koyulur. Atatürk’ün naaşı, önünden geçtiği sırada Birdwood asasına dayanarak ayağa kalkar, koltuktan destek alarak sol ayağı üzerinde duruşa geçer. Asasıyla Atatürk’ü gözyaşları içinde selamlarken tarihin en etkileyici fotoğrafların birinin baş aktörü olur.

Çiftlik İstasyonu

Ankara’nın Cumhuriyet döneminde yapılan ilk istasyonu olma özelliğini taşıyan Gazi İstasyonu 1926 yılında hizmete girdi. Atatürk, yurt gezilerinden Ankara’ya dönüşlerinde genellikle bu istasyonda inip otomobille Çankaya Köşkü’ne çıkardı. Atatürk Orman Çiftliği sınırlarında bulunan Gazi Tren İstasyonu, yıllarca Ankara-Eskişehir yönünde Ankara Garı’ndan sonraki ilk durak olarak hizmet verdi. Sabahattin Ali; yakın arkadaşı Orhan Veli, aile dostları Szabo’lar, Adalar Apartmanı’ndan komşuları Rebia ve Muvaffak Şeref çifti ile sık sık bir araya gelir, çok sevdikleri Atatürk Orman Çiftliği’ne yürüyüş yapar, yemek yerlerdi. 1943 yılına ait bir fotoğrafta; Rozsi-Bela Szabo çifti ve oğulları Matika, Sabahattin Ali, karısı Aliye, kızı Filiz, Orhan Veli, Rebia ve Muvaffak Şeref Gazi İstasyonu önünde, kameraya hep birlikte böyle poz vermişlerdi.

Makette Kalan Kolonat

14 Mayıs 1950 tarihinde seçimi kazanan Demokrat Parti’nin öncelikli hedefleri arasında, 1944 yılında temeli atılmasına karşın çeşitli nedenlerle bir türlü tamamlanamayan Anıtkabir inşaatının bir an önce bitirilmesi de vardı. Cumhurbaşkanı Celal Bayar ve Başbakan Adnan Menderes güvenoyu aldıktan dört gün sonra 6 Haziran 1950 tarihinde Anıtkabir inşaatını ziyaret etti. Projenin maketi üzerinde, inşaatın geleceği hakkında istişarede bulunurlarken çekilen fotoğrafta, Anıtkabir’in kontrol başmühendisi Sabiha Gürayman, Anıtkabir’in mimarı Orhan Arda ve kontrol mühendisi Mustafa Kemal Bağışgil de yer alıyor. Makette görülen ve projenin özgün halinde de yer alan mozole üzerindeki kolonatın yapımından, teknik nedenlerin yanı sıra zaman ve maliyetten tasarruf etmek düşüncesiyle vazgeçilecek ve Anıtkabir dış cephe olarak son şeklini alacaktı.

Piknik Efsanesi

Bir Ankara efsanesiydi Piknik. 1953-1986 yılları arasında Kızılay’da hizmet veren ülkenin ilk ve tek fast food lokantasıydı. Cumhurbaşkanından edebiyatçısına, memurundan gazetecesine kadar halkın tüm kesimlerinin müdavimi olduğu Piknik’in kurucusu Reşat Önat’tı. Mesleğe 14 yaşında Özen Pastanesi’nin kurucusu olan dayısı Hilmi Öz’ün yanında başlamıştı. Çok şey öğrendiği dayısı ile birlikte kendi lokantasında, 1960 yılının bir Ekim gününde böyle poz vermişti objektife (önde Reşat Önat). Ankara’nın ilk espressosu da Piknik’te yapılmıştı, ilk cips imalatı da. İlk dondurma makinesi de Piknik’teydi, ilk krem karamel de. Dahası romanlara bile konu olmuştu Piknik. Sevgi Soysal, ünlü “Yenişehir’de Bir Öğle Vakti” kitabında Piknik’e de özel bir bölüm ayırmış, hatta o bölümü Piknik’te oturduğu bir günde yazmıştı.

Siyah Devrim

Tam da Cumhurbaşkanı Cemal Gürsel’in Meclis bahçesinde siyah renkli Devrim’e bindiği anda çekilen bu fotoğrafın tarihi 29 Ekim 1961. Bu andan kısa bir süre sonra siyah Devrim yaşadığı bir sorun nedeniyle duracak; Devrim’in mühendislerinden şoför koltuğundaki Rıfat Serdaroğlu’nun, bu sorunu benzinin bitmesi olarak yorumlaması nedeniyle Cemal Gürsel, o ünlü “Garp kafasıyla otomobil yaptık, Şark kafasıyla benzin koymayı unuttuk,” sözünü söyleyecek; yedekte bekleyen bej renkli Devrim, Gürsel’i de alarak planlanan güzergah olan Atatürk Bulvarı üzerinden Anıtkabir’e sorunsuz bir şekilde ulaşacak; ancak nedense bütün oklar arızalanan siyah Devrim’e yönelecek; 4,5 ay gibi kısa bir sürede Türk mühendislerinin büyük özverisiyle üretilen ilk yerli otomobile herkes sırtını dönecekti.

Ulus’a Düşen Uçaklar

Havacılık tarihinin en trajik kazalarından birisi 1 Şubat 1963 tarihinde Ankara’da yaşandı dersek, kaç kişi inanır? Lübnan Havayolu Şirketi’ne ait Beyrut-Ankara seferini yapmakta olan bir uçak inişe hazırlanırken Türk Hava Kuvvetleri’ne ait bir nakliye uçağıyla Ulus semti üzerinde çarpışır. Resmi kayıtlara göre, kazada yolcu uçağında bulunan 11 yolcu ve 3 mürettebat, askeri uçakta bulunan 3 Türk askeri personeli ve uçakların düştükleri yerlerde bulunan 87 kişi ile beraber toplam 104 kişi hayatını kaybeder. Çarpışma sırasında parçalanan yolcu uçağının gövdesi Ulus’taki Ticaret Han’ın çatısına düşer, yolcular ve mürettebat ise Anafartalar Caddesi çevresine dağılır. Kaza nedeniyle Ulus’un birçok yerinde yangın çıkar. İtfaiye ekiplerinin yangına müdahale etme gayretleri bu fotoğrafla kaydedilir.

İlk Haber Bülteni

31 Ocak 1968 tarihinde, TRT Ankara Televizyonu Mithat Paşa Caddesi’nde bir binada deneme yayınına başlar. Nuran Devres (Emren)’in saat 18.30’da “Burası 3’üncü Bant 5’inci Kanaldan deneme yayınları yapan Ankara Televizyonu, bugün 31 Ocak 1968. Bu akşamki deneme yayınlarına başlıyoruz,” konuşması ile açılan yayın, saat 8’de haber bülteni ile devam eder. 10 dakikalık bülteni, daha önce Ankara Radyosu’nda haber spikerliği yapan Zafer Cilasun sunar ve tam o anda bir kişi deklanşöre basarak bu anı fotoğraflar. Tarihe ilk Türk TV haber spikeri olarak geçen Cilasun, kalın çerçeveli gözlükleriyle kısa sürede dönemin en popüler figürleri arasına girmeyi başarır. 1976 tarihinde, henüz 37 yaşındayken karaciğer rahatsızlığı nedeniyle ekranlara ve hayata veda eder.

Astronotlar Ankara’da

Neil Armstrong, Michael Collins ve Edwin Aldrin, 20 Temmuz 1969 yılında Apollo 11 ile gerçekleştirdikleri başarılı Ay yolculuğunun ardından, 29 Eylül 1969 tarihinde bu başarıyı tüm dünyayla paylaşmak için aralarında Meksiko City, Montreal, Paris, Berlin, Bombay, Tokyo gibi şehirlerin de bulunduğu bir tura çıkarlar. Turun 20 Ekim 1969 tarihindeki durağı Ankara’dır. Astronotları taşıyan uçak 11.55’te Esenboğa Havalimanı’na iniş yapar. Astronotlar, kendilerini bekleyen üzeri açık bir Cadillac’a binip Ulus ve Kızılay semtlerinden geçer. Fotoğraftan da görüleceği gibi Ankara halkının kendilerine gösterdiği ilgiden çok memnun kalırlar. Astronotlar, Anıtkabir’e giderek Atatürk’ün mozolesine çelenk koyar ve saygı duruşunda bulunurlar. Anıtkabir’den sonra Cumhurbaşkanı Cevdet Sunay’ı Çankaya Köşkü’nde, Başbakan Süleyman Demirel’i ise Güniz Sokak’taki evinde ziyaret ederler.

Kule Fotoğrafçısı

Ankara’nın sembol yapılarından biri olan Atakule’nin inşaatına 1987 tarihinde başlanır. 125 metre uzunluğundaki kule herkesin meraklı bakışları arasında hızla yükselir. O dönem Hürriyet Gazetesi’nin Ankara Fotoğraf Şefi olan Sökmen Baykara kulenin fotoğrafını yukarıdan çekmeye karar verir. Uzun çabalar sonucu kulede çalışan sorumluları ikna eder ve olası bir kazada ölüm riskini kabul ettiğine dair kağıt imzalayarak 140 metre yüksekliğindeki vincin 35 metre uzunluğundaki kolundan sarkan demir sepete çıkar. Kulenin ilk kuşbakışı fotoğraflarını çeker. Sadece kendi çektiği fotoğraflar ile yetinmez. Bu fotoğrafta görüldüğü üzere, kendisinin fotoğrafını da kulede bulunan başka birine çektirir. Başkalarının da aynı yöntemle kuleyi fotoğraflama ihtimaline karşın ise vinç tamamen kaldırılana kadar çektiği fotoğrafları yayımlamaz.

Uçurtmayı Vurmasınlar

Ankara’da birçok film çekilir ama hiçbiri Uçurtmayı Vurmasınlar kadar iz bırakmaz. Yönetmenliğini Tunç Başaran’ın yaptığı film 1989 yılında, 2010 yılından itibaren müze olarak hizmet eden Ulucanlar Cezaevi’nde çekilir. Film, annesiyle birlikte hapishaneye düşen 5 yaşındaki Barış’ın (Ozan Bilen), siyasi mahkumlardan İnci’nin (Nur Sürer) yardımıyla hayatı anlama çabalarını işler. Uçurtmayı Vurmasınlar, yurt içinde aldığı çok sayıda ödülün yanında, 62. Akademi Ödülleri’nde, yabancı dilde en iyi film dalında aday adayı olur. Tunç Başaran ile çalışanlar, onun çocuklar ile iletişiminin benzersiz olduğunu, çocukları yönetme konusunda özel bir mahareti olduğunu hep dile getirir. Ozan Bilen bir röportajında, filmde Tunç Başaran’ın kendisini motive etmek için sık sık oyuncak kamyon aldığını ve set aralarında kendisiyle özel olarak ilgilendiğini anlatır. Bu güzel fotoğraf da o anlardan bize yadigar kalır.

Yiğidim, Aslanım

24 Ocak 1993 tarihinde bombalı bir saldırı sonucunda öldürülen gazeteci-yazar Uğur Mumcu’nun cenaze töreni 27 Ocak 1993 günü gerçekleşir. Adli tıp morgundan alınan Mumcu’nun naaşı, 18 yıl boyunca görev yaptığı İnkılap Sokak’taki Cumhuriyet Gazetesi’nin Ankara Bürosu önüne götürülür. Burada düzenlenen törenin ardından cenaze arabasına konulan naaş, “Ankara’nın Taşına Bak” ve “Yiğidim Aslanım Burada Yatıyor” türküleri eşliğinde cenaze namazının kılınacağı Maltepe Cami’sine doğru yola çıkarılır. Soğuk ve yağmurlu havaya aldırmadan binlerce kişi Mumcu’yu uğurlamaya gelir. Şehir dışından da hatırı sayılır bir katılım olur. Sokaklarda oluşturulan küçük kortejler, belirli bir zaman sonra caddelerde birbirleriyle birleşir ve giderek bir insan seline dönüşür. Fotoğrafta cenaze arabasının, kalabalık arasından Gazi Mustafa Kemal Bulvarı’na girişi gözüküyor.

Kaynakça

[1] Ekşi Şeyler
[2] Milliyet
[3] Sergi: Şehirlere Alışamadı, Sabahattin Ali’nin Şehirleri, YKY, 2018
[4] https://oturkeli.wordpress.com/2017/05/25/aslanli-yol/
[5] http://www.sinasiyuksel.com/blog/?p=5384
[6] Süleyman Aşık, Devrim Arabaları: İlk Kez Yayınlanan Arşiv Belgeleriyle Bir Devrin Hikayesi, (Kopernik Kitap, İstanbul: 2020).
[7] https://twitter.com/AntolojiAnkara/status/1227617067647610881/photo/2
[8] https://arkaguverte.com/gundem/yil-1969-yer-ankara-anitkabir-ziyaretciler-apollo-11-astronotlari-armstrong-aldrin-collins-aya-ayak-bastiklari-yil-29058
[9] Yeniçağ
[10] Hürriyet
[11] IMDB
[12] Gerçek Gündem

1 Yorum

Cevapla

Please enter your comment!
Please enter your name here