<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Necati Yalçın, Lavarla - Kültür-Sanat ve Kent Yaşamı sitesinin yazarı.</title>
	<atom:link href="https://lavarla.com/author/necati-yalcin/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://lavarla.com/author/necati-yalcin/</link>
	<description>Lavarla için her insan ve her hikaye, ucundan Ankara&#039;ya dokunuyorsa anlatmaya değerdir.</description>
	<lastBuildDate>Sun, 06 Apr 2025 11:28:33 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	<generator>https://wordpress.org/?v=6.8.2</generator>

<image>
	<url>https://lavarla.com/wp-content/uploads/2024/05/fav-150x150.png</url>
	<title>Necati Yalçın, Lavarla - Kültür-Sanat ve Kent Yaşamı sitesinin yazarı.</title>
	<link>https://lavarla.com/author/necati-yalcin/</link>
	<width>32</width>
	<height>32</height>
</image> 
	<item>
		<title>Müziği ve gitarıyla Burak Altuni</title>
		<link>https://lavarla.com/muzigi-ve-gitariyla-burak-altuni/</link>
					<comments>https://lavarla.com/muzigi-ve-gitariyla-burak-altuni/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Necati Yalçın]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 08 Feb 2024 10:21:47 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[İnsan]]></category>
		<category><![CDATA[Müzik]]></category>
		<category><![CDATA[Flamenko]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.lavarla.com/?p=131474</guid>

					<description><![CDATA[<p><span class="reading-mode-buttons"></span>“Müzik hakkında güzel bir şey, çarpar, acıtmaz!” Bob Marley Burak Altuni… Müzikle tanıştığında 3 yaşındaymış, flütle başlamış. Ne yazık ki baba acısı müzikten de öncesine rastlıyor. Annesi yanında olmuş, halk oyunlarında dansa ve müzisyenliğine 6 yaşlarına geldiğinde başlamış. Müzik ruhunda var belli ki, flüt kesmemiş, diğer çalgıları tanımak istemiş. Daha ortaokul sıralarında&#8230; Lisede, müzik grupları [&#8230;]</p>
<p><a href="https://lavarla.com/muzigi-ve-gitariyla-burak-altuni/">&lt;span class=&quot;reading-mode-buttons&quot;&gt;&lt;/span&gt;Müziği ve gitarıyla Burak Altuni&lt;span class=&quot;reading-mode-buttons&quot;&gt;&lt;/span&gt;</a> yazısı ilk önce <a href="https://lavarla.com">Lavarla - Kültür-Sanat ve Kent Yaşamı</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><em>“Müzik hakkında güzel bir şey, çarpar, acıtmaz!”</em></p>
<p style="text-align: right;">Bob Marley</p>
<p>Burak Altuni…</p>
<p>Müzikle tanıştığında 3 yaşındaymış, flütle başlamış. Ne yazık ki baba acısı müzikten de öncesine rastlıyor. Annesi yanında olmuş, halk oyunlarında dansa ve müzisyenliğine 6 yaşlarına geldiğinde başlamış. Müzik ruhunda var belli ki, flüt kesmemiş, diğer çalgıları tanımak istemiş. Daha ortaokul sıralarında&#8230; Lisede, müzik grupları bile kurmuş.</p>
<p>Liselerarası En İyi Tiyatro Oyunu ve En İyi Tiyatro Yönetmenliği Ödülü almış.</p>
<figure id="attachment_131480" aria-describedby="caption-attachment-131480" style="width: 520px" class="wp-caption aligncenter"><img fetchpriority="high" decoding="async" class="wp-image-131480 size-full" src="https://netreklam.net/wp-content/uploads/2024/02/Resim1.jpg" alt="" width="520" height="372" /><figcaption id="caption-attachment-131480" class="wp-caption-text">Fotoğraf: Savaş Denli</figcaption></figure>
<h4>Ankara sokaklarından müzik dünyasına</h4>
<p><em>“Seyran çocuğuyum, Ankara sokaklarında büyüdüm ben,” </em>diyor. Büyükleri, müziğe ilgisinin gelecek vadettiğini görmüş, müzik eğitimi alması konusunda hemfikir olmuşlar ama bu işin Ankara’daki çevresiyle zor olacağı kararına varmışlar. Konya’da konservatuvarı (Selçuk Üniversitesi Devlet Konservatuvarı Sahne Sanatları Opera Anasanat Dalı Şan Sanat Dalı) kazanmış. Yüksek dereceyle bitirdiği 5 yıllık eğitimi boyunca, üst katta batı müziği çalışırken alt katta Mevlevi müziği çalışanlara hep kulak vermiş. Yani konservatuvardaki müzik eğitiminde de bir anlamda doğu-batı iç içe sürmüş.</p>
<p>20’li yaşlarında anne acısı… Anne babayı çok erken kaybetmenin acısı ve zorlu yaşam koşullarının omuzlarına yüklediklerinden belki de, çok erken yaşta kalp kriziyle tanışmış, hastaneye  mucizevi bir şekilde yetiştirilmiş ve kelimenin tam anlamıyla ölümden dönmüş.</p>
<p>Kalbi yaralı ama kocaman! Örneğin, memleketin yaşadığı son deprem felaketinde aldı  yanına kocaman yürekli arkadaşlarını, neler yapmadı ki…</p>
<p>O, Türkiye’de Flamenko dendiğinde gitarıyla, sesiyle akla ilk gelen isimlerden. Flamenkonun bir başka önemli ismi, sevgili arkadaşı Ceyhun Güneş Flamenko Ankara Derneği&#8217;ni kurmuş, şimdilerde derneğin başkanı Altuni.</p>
<p>Güneş ile birlikte Uluslararası Flamenko Ankara Festivali düzenliyorlar. Kesintisiz… Dile kolay, tam 15 yıldır! Düzenlediği festivaller bir yana, müzisyen olarak uluslararası platformlarda birçok alanda ülkemizi temsil ediyor. Ayrıca 1998 yılında, Devlet Tiyatroları’nda Korkut Ata oyununun müziklerini yapmış.</p>
<p>Mavi Siyah Flamenko topluluğuyla çalmış, söylemiş. Halk konserinde bariton ve gitarist olarak görev almış. Uluslararası festivallerde usta Flamenko müzisyenleri ile aynı sahneyi paylaşıyor, ODTÜ Güzel Sanatlar Topluluğu Çok Sesli Müzik Korosu orkestra şefliği yapmış.</p>
<h4>Flamenko</h4>
<p>“Neden Flamenko?” diye sordum. Her zamanki samimiyetiyle yanıtladı:</p>
<p><em>“Ben hayatım boyunca müzikle, gitarla ve matematikle çok içli  dışlı oldum. Sorunlarımı genelde bu disiplinlerle çözdüm.</em></p>
<p><em>Hayatımda tercihlerimi kendim seçerek yapmadığım yaşlarda bile içgüdüsel olarak hep bu yollara başvurdum.</em></p>
<p><em>Yıllar içinde beni tanıyan müzisyen büyüklerim sürekli İspanyol tarzı gitar çaldığımdan bahsettiler. Aslında ben bundan bihaber, içimden geleni çalmaya çalışıyordum. Bugün geldiğim noktada bir tercih ya da seçme değil tamamen sevdiğim şeylerin ortaya çıkma hali.”</em></p>
<h3>Batıdan, doğudan</h3>
<p>Annesi Kafkas (Oğuz boyu Karapapaklardan), babası İstanbul’dan. Altuni de yaptığı müziklerde erken yaşta kaybettiği anneyi de babayı da bulmuş adeta, tınılarında doğu da daha uzaktaki batı da var.</p>
<p>“Türk pop müziği, Bozlak ve Flamenko üçgeninde dönüyor,” diye tanımlıyor tarzını. Küçük yaşlarda başladığı sahneye çok yakışıyor. Yakıştığı o yere ”Çık şarkı söyle sonra in!” demiyor. Farklı içeriklerle programlar yapıyor. Ceyhun Güneş ile Flamenko  şarkıları söylediği <em>Gipsy Kings Tribute </em>veya Cumhur Böler ile Napoliten ve Flamenko dinleyebileceğiniz <em>Müzikal Matadorlar </em>programlarını yapıyor.</p>
<h4><strong><em>Çingeneler Zamanı</em></strong></h4>
<p>Yeni bir başlıkta bir süredir başlattığı bir gösteriyi izledik. <em>Çingeneler Zamanı </em>farklı bir program. <a href="lavare.com.tr/sahne-sokak-etkinlik-takvimi/">Bu linkten</a> güncel programları bulabilirsiniz.</p>
<p><em>“Çingeneler Zamanı projesi tam olarak beni yansıtan, doğu batı, Türkçe yabancı dil, Klasik Flamenko arabesk ile pop, yani içinde her şeyin olduğu, tıpkı benim hayatım gibi bir gösteri. Umarım herkese ulaşırım.”</em></p>
<p>Altuni, küçük yaşlardan beri alışkın olduğu sahneyi kelimenin tam anlamıyla dolduruyor. Gümbür, gümbür… Bir de yazıda değindiğimiz doğu-batı sentezini genç yaşına rağmen araştırmacı yaklaşımı ve yılların zengin deneyimiyle öyle bir harmanlıyor ki tadına doyulmuyor. Program boyunca bir gitar ustasının konuşmada da ne kadar hünerli olduğunu keyifle izliyorsunuz. Programda baştan sona bildik şarkılar var. İspanyolca veya Yunanca başlıyor, nefes almadan Türkçe ile devam ediyor. Dilimize çevrilenlerin yanında bizden alınanlar, 50’lerin parçalarından günümüze, tam bir müzik ziyafeti. Gipsy Kings’den İspanyolca dinlediğimiz <em>Volaré</em>’den <em>Medcezir</em>’e… Alkistis Protopsalti’den Yunanca dinlediğimiz <em>Venzinadiko</em>’dan <em>Al aşkım beni yanına</em>’ya…</p>
<p>Çeviri olanlar tamam da çağrışım yapanlar veya geçişleri pek uygun olanlara ne demeli!</p>
<p>Ciddi bir birikim ürünü. Örneğin, Eagles’ın <em>Hotel California</em>’sının öykülerinden en duygusalını seçip, öykünün kahramanı kızı kumral yapıp <em>Kumralım</em>’a bağlaması tam anlamıyla yaratıcılık.</p>
<p><em>Çingeneler Zamanı </em>programı için hazırlanmış videosu <a href="https://www.youtube.com/watch?v=2kLg8pY7lXo" target="_blank" rel="noopener">buradan</a> izlenebilir.</p>
<h4>Eğitim veriyor</h4>
<p>Yıllarca eğitim vermiş Altuni, vermeye de devam ediyor.</p>
<p><em>“Sosyal medyada ve YouTube kanallarında ve Spotify&#8217;da birçok albümüm, eğitim videolarım var. Umarım insanlara ulaşır ve her yaştan insan bundan faydalanır. Özellikle gençler, gitarseverler&#8230; Ayrıca bestelerim, sözlü ve sözsüz şarkılarım var, umarım onlar da insanların gönlüne dokunabilir.”</em></p>
<p>Gitar Dersleri, Kolay Gitar Dersleri veya Flamenko Gitar Dersleri başlıklarıyla seri olarak kaydettiği dersleri herkese açık, yayında. <a href="https://www.youtube.com/@burakaltuni/videos?view=0&amp;sort=dd&amp;shelf_i%20d=0">Bu linkteki</a> adresten izlenebilir.</p>
<h4>Bir magazin haberi!</h4>
<p><em>Seher </em>adlı bestesiyle çıkış yapan sanatçının birçok enstrümantal bestesi de var. Madem okuduğunuz müzik ağırlıklı bir yazı oldu bir de temaya uygun bilgi vereyim!</p>
<p>Altuni, çok yakında müzikseverlerle buluşacak bir parça çıkarmak üzere! <em>Ene&#8217;l Aşk</em></p>
<p><em>Aşk&#8217;a Gel</em> adıyla dünyaca ünlü İspanyol Gitarist Gerardo Núñez’e ait melodilerden esinlenen sanatçı, Türk motiflerini de ekleyerek müzikseverlerin beğenisine sunmayı hedefliyor.</p>
<h4>Başarılarından eminim</h4>
<p>Burak Altuni… Ben derim, o da eşine &#8220;sevgilim&#8221; diyor!</p>
<p>Adını her geçen gün daha çok duyacağımız, gururlanacağımız bir sanatçı o.</p>
<p>Başarılar dolu bir müzik hayatı olacağından emin olarak, Sevgilisi Sibel ve sevenleriyle uzun yıllar mutluluklar diliyorum.</p>
<p><a href="https://lavarla.com/muzigi-ve-gitariyla-burak-altuni/">&lt;span class=&quot;reading-mode-buttons&quot;&gt;&lt;/span&gt;Müziği ve gitarıyla Burak Altuni&lt;span class=&quot;reading-mode-buttons&quot;&gt;&lt;/span&gt;</a> yazısı ilk önce <a href="https://lavarla.com">Lavarla - Kültür-Sanat ve Kent Yaşamı</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://lavarla.com/muzigi-ve-gitariyla-burak-altuni/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Biyosfer Müze ve &#8220;Anadolu&#8217;nun Çiçekleri&#8221; sergisi</title>
		<link>https://lavarla.com/biyosfer-muze-ve-anadolunun-cicekleri-sergisi/</link>
					<comments>https://lavarla.com/biyosfer-muze-ve-anadolunun-cicekleri-sergisi/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Necati Yalçın]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 10 Jan 2024 08:15:34 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Pusula]]></category>
		<category><![CDATA[Sergi]]></category>
		<category><![CDATA[Anadolu'nun Çiçekleri]]></category>
		<category><![CDATA[Biyosfer Müze]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.lavarla.com/?p=131011</guid>

					<description><![CDATA[<p><span class="reading-mode-buttons"></span>Flora Araştırmaları Derneği başkanı, dostum Tuğrul Körüklü davet etti. Prof.Dr. Mecit Vural Hocam ile gittik, okuyacağınız yazı çıktı! Konusu bir müze ve sergi. Müze de, sergi de tür olarak pek rastlanan cinsten değil. İki duyguyu aynı anda yaşamak söz konusu. Gezerken insanın ve yeryüzünün zenginliklerine hayranlık duymak, hayranlık duyulacak zenginliğinin tadını çıkarmak mümkün. Mümkün derken, [&#8230;]</p>
<p><a href="https://lavarla.com/biyosfer-muze-ve-anadolunun-cicekleri-sergisi/">&lt;span class=&quot;reading-mode-buttons&quot;&gt;&lt;/span&gt;Biyosfer Müze ve &#8220;Anadolu&#8217;nun Çiçekleri&#8221; sergisi&lt;span class=&quot;reading-mode-buttons&quot;&gt;&lt;/span&gt;</a> yazısı ilk önce <a href="https://lavarla.com">Lavarla - Kültür-Sanat ve Kent Yaşamı</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Flora Araştırmaları Derneği başkanı, dostum Tuğrul Körüklü davet etti. Prof.Dr. Mecit Vural Hocam ile gittik, okuyacağınız yazı çıktı! Konusu bir müze ve sergi.</p>
<p>Müze de, sergi de tür olarak pek rastlanan cinsten değil. İki duyguyu aynı anda yaşamak söz konusu. Gezerken insanın ve yeryüzünün zenginliklerine hayranlık duymak, hayranlık duyulacak zenginliğinin tadını çıkarmak mümkün. Mümkün derken, ikinci duyguya gelelim hemen! Bir yüzleşme bu kez. İnsanın yeryüzüne yaptıkları ve yapmayı ihmal ettikleriyle bu sahip olunan zenginliğin aslında kaybedilebileceğinin, nasıl bir tehlike altında olduğunun farkındalığı…</p>
<h3>Biyosfer Müze</h3>
<p>Gen merkezleri, nesli tükenmekte olan canlıları korumak için kurulan önemli kaynaklardır. Önce çiftçiler ve bilim insanları, sonra da elbette tüm insanlık için son derece değerlidirler. Özel ve son derece yüksek bedellerle kurulan ve işletilen merkezlerin yanında bir doğal gen merkezleri vardır ki, yeryüzündeki sayısı (8) iki elin parmaklarını geçmez. Şimdi hazır olun! Anadolu, yerkürenin iki önemli gen merkezine sahip.</p>
<p>&#8220;Hacettepe Üniversitesi Biyoloji Bölümü’nün öğretim elemanları, bu zengin toprakların verdiği ilham ve sahip olduğu çeşitliliği koruma kaygısıyla, üniversitemizde bir Biyoçeşitlilik Müzesi kurmak için kolları sıvamışlar.&#8221;</p>
<p>Üstteki cümleler Biyosfer Müze’nin <a href="https://www.biyosfermuze.com/hakkimizda/" target="_blank" rel="noopener">resmi web sitesinden</a>.</p>
<p>Aynı kaynaktan aktarayım ve müzenin jeoloji, biyoloji ve antropoloji bilim dallarından oldukça zengin bir koleksiyonun 6.500 m2 alanda, doğal taştan kendisine özgü tasarlanmış, üç katlı binasında açıldığını duyurayım.</p>
<p>Müzenin görsel zenginliğine bir de 22 Şubat&#8217;a dek gezilebilecek sergi eklenmiş durumda. Bitki ressamlarının <em>Anadolu&#8217;nun Çiçekleri s</em>ergisi. Önce bitki ressamlığına değinsek mi?</p>
<h3>Ressam vs Bitki Ressamı!</h3>
<p>Bitki ressamlığına (veya bilimsel bitki ressamlığına) değinirken bilinenden gidelim, birkaç örnek de verelim. Karşılaştırma öncesi, iki sanatçı grubunun da sanat ve estetiği çok önemsediklerinin altını çizelim.</p>
<h4>Ressam</h4>
<p>Doğada, saksıda, vazoda hatta masada bir çiçek görür yapıverir. Çiçeğin canlı veya yapma olması önemli değildir. Benzetir, benzetmez, renkleri değiştirir veya değiştirmez. İsterse vazosunu da yapar, çiçeğini, süslü belki de gerçekte olmayan bir vazo içinde resmederken, istemez, vazoya su bile koymaz!</p>
<p>Ressam Yaşar Çallı geldi aklıma. Dolmabahçe Sarayı’nın en güzel manolyaları toplanmış önüne gelmiştir, vazoya yerleştirir koyar masa üstüne, kompozisyon yaratmak ister, bir de nar kırar masanın üstüne!</p>
<p>Ressam Nurettin Şahin, susuz, kıt toprakta, zor koşullarda yetişen ve sanatçılara benzettiği hatmileri öyle bir boyar ki, bayılırsınız.</p>
<p>Ressam Sezai Kara… Zarif çiçekler, zarif bir vazoda olmalı mutlaka! Vazoya kondurduğu o güzelim çiçeklerine bir de kadın kondursam, şöyle yan dursun, omuzları da açık olsun diyebilir.</p>
<p>Ressam Hasan Pekmezci hatmileri de ünlüdür ama karanfilini anarım hep. Karanfilinin öyküsü, daha 7 yaşında kaybettiği, &#8220;70 yıldır acısı dinmedi&#8221; diye andığı rahmetli anacığına dek gider -ki bilenlerin onun karanfillerine bakarken gözlerinin dolması içten bile değildir.</p>
<p>Ressam, resmini bitirdiğinde elbette herkes beğensin ister ama beğeni ölçüsü ressamın kendisinde saklıdır. <em>Bitti</em> derse resmi biter!</p>
<h4>Bitki ressamı</h4>
<p>Doğada veya herbaryumda bir bitki görüverir ve hemencecik yapıvereyim der belki ama bu bir başlangıçtır onun için. Bitkinin en güzel yanı çiçeğinin yanında yaprağı, tohumuyla en tepesinden kökünün ucuna dek yapar. Vazo-kadın eklemek ne mümkün, bitkinin ölçülerini değiştiremez, bire bir yapmalıdır. Biçimi bozamaz, değiştiremez, tıpkısını çizmelidir. Boyamak mı istedi, aynı kurallar tavizsiz geçerlidir. Bitmedi! Soğanlıysa soğanını da, başka özelliklerini de eklemelidir yaptığı resme.</p>
<p>Doğanın mucizesi olarak aslında pek gözümüze hoş gelmeyen bir bitki bile 4K ekran görüntüsüne dönüşüverir. Çiçek bu, mucize! Ayrıntılarına girdikçe ayrı güzellik kazanır. O bitkiyle ilgili bildikleriyle yetinmez bilimsel adı, yetiştiği yer veya tehlike durumu gibi bilgileri de almayı ihmal etmez. Mutlaka benim bilmediğim ayrıntılar da vardır, işte bunların hepsinden sonra bir bitki ressamı resmini tamamlamış sayabilir. Yani bitki ressamının önünde elbette kendisinin beğenmesi vardır ama bir de aslının aynısı kuralı her zaman geçerli olan ve sanatını bilimsel yapan bir çizgidir.</p>
<p>Daha geniş bilgi için biri benim yazım, üç bağlantı vereyim:</p>
<p>ngbb.org.tr/bitki-ressamligi-roportaj.pdf</p>
<p>ngbb.org.tr/bitkiressamligi.html</p>
<p>hurriyet.com.tr/herbaryumlarda-bulusmalar-40500551</p>
<p>&nbsp;</p>
<h3>&#8220;Anadolu&#8217;nun Çiçekleri&#8221; sergisi</h3>
<p>Bitki ressamlığını biliyorsanız zaten bu sergiyi kaçırmak istemezsiniz. Bilmiyorsanız tam bir tanışma şansı. Bence bitki ressamlığını tanımlaması, çiçek, bilim ve sanatın titiz bir buluşması!</p>
<p>Sergiyi, sergide eserleri olan bitki ressamlarıyla gezelim…</p>
<h4>Bitki ressamı Deniz Bozok</h4>
<p>Bitki ressamı, Flora Araştırmaları Derneği Bitki Ressamları Komitesi (BİRET) Başkan Yardımcısı. Serginin açılış konuşmasını yaptı. Bayıldım! Rica ettim, kırmadı açılıştaki metni iletti. Sergiye gidecek olursanız o konuşmadan en azından haberdar olun diye bir-iki paragraf paylaşalım.</p>
<p>&#8220;Bilimsel bitki ressamlığı, sanat ve bilimin eşsiz bir birleşimidir. Bu sanat dalı, bitkilerin doğal güzelliklerini detaylı bir şekilde yakalamak, belgelemek ve bilimsel anlamda kaydetmek amacıyla gerçekleştirilen titiz çalışmaları içerir. Sergimizde, sanatçılarımızın bitkilerin morfolojik özelliklerini nasıl hassas bir şekilde resmettiklerine tanık olacaksınız.</p>
<p>40 sanatçımızın her bir resmi, bir bitkinin benzersiz özelliklerini ortaya çıkarmak için yapılmış bir bilimsel keşfin izlerini taşımaktadır. Ressamlarımız, renk paletleri, gölgeler ve ince detaylar aracılığıyla bitkilerin yaşam döngülerini ve özel karakteristiklerini sanat eserlerine dönüştürme konusundaki ustalıklarını sergilemektedirler.</p>
<p>Sizleri bu benzersiz yolculuğa çıkarırken, <em>Anadolu&#8217;nun Çiçekleri</em> sergimizin, doğa tutkunlarına, botanik severlere ve sanatseverlere bir araya gelme ve doğanın muazzam güzellikleri karşısında hayranlık duyma fırsatı sunacağına inanıyorum.&#8221;</p>
<p>Bitkinin çizim öyküsü 2020’nin kasım ayına dek gidiyor. Kars Peynir Rotası Projesi’nde tanıtımı düşünülen 20 çiçekten biri de sadece Türkiye’de yetişen Algül<em> (Rosa pisiformis)</em> olmuş. Kars Peynir Müzesi&#8217;nde sergilenen resim şimdi sergide görülebilir.</p>
<figure id="attachment_131022" aria-describedby="caption-attachment-131022" style="width: 1024px" class="wp-caption aligncenter"><img decoding="async" class="wp-image-131022 size-large" src="https://netreklam.net/wp-content/uploads/2024/01/Resim1-1024x979.png" alt="" width="1024" height="979" srcset="https://lavarla.com/wp-content/uploads/2024/01/Resim1-1024x979.png 1024w, https://lavarla.com/wp-content/uploads/2024/01/Resim1-300x287.png 300w, https://lavarla.com/wp-content/uploads/2024/01/Resim1-768x734.png 768w, https://lavarla.com/wp-content/uploads/2024/01/Resim1-250x239.png 250w, https://lavarla.com/wp-content/uploads/2024/01/Resim1.png 1255w" sizes="(max-width: 1024px) 100vw, 1024px" /><figcaption id="caption-attachment-131022" class="wp-caption-text">Bitkinin sağ üstteki herbaryum fotoğrafı Prof.Dr. Fatma Güneş’e ait</figcaption></figure>
<h4>Bitki ressamı Dr. Golshan Zare</h4>
<p>Ana canavarotu (Orobanche anatolica Boiss. &amp; Reut. ex Reut.) asalak olarak tanımlanıyor ve yeşil yapraksız bir bitki. İç Anadolu, özellikle Ankara civarının bitkisi. Adaçayı üzerinde yaşamayı pek seven bu bitki, adaçayından beslenerek arılar için nektar deposu haline geliyor. Bitkinin göremediğimiz harika ayrıntılarını Zare’nin verdiği resme bakarken, bitkiye hayran olmamak elde değil. Aklıma Ankara balının tekrar yaşatılması için çabaları geliyor, bir de bitkinin canavar diye adlandırılması.</p>
<p><img decoding="async" class="aligncenter wp-image-131024 size-large" src="https://netreklam.net/wp-content/uploads/2024/01/Resim1-1-1024x633.png" alt="" width="1024" height="633" srcset="https://lavarla.com/wp-content/uploads/2024/01/Resim1-1-1024x633.png 1024w, https://lavarla.com/wp-content/uploads/2024/01/Resim1-1-300x186.png 300w, https://lavarla.com/wp-content/uploads/2024/01/Resim1-1-768x475.png 768w, https://lavarla.com/wp-content/uploads/2024/01/Resim1-1-250x155.png 250w, https://lavarla.com/wp-content/uploads/2024/01/Resim1-1-800x495.png 800w, https://lavarla.com/wp-content/uploads/2024/01/Resim1-1.png 1274w" sizes="(max-width: 1024px) 100vw, 1024px" /></p>
<h4>Bitki ressamı Nurcihan Kahraman</h4>
<p>Nurcihan Kahraman, lisans eğitimini resim öğretmenliğinden almış.</p>
<p>&#8220;Resim ve doğa benim tutkum. Canlı bitki örnekleri ile çalışmayı, bitkilerin karmaşık ve muhteşem detaylarında kaybolmayı seviyorum.&#8221;</p>
<p>Sergideki resmi ayı pençesi (Acanthus mollis). Bu güzel çiçeği Ankara’nın ahşap camileri turu yaparken görebilirisiniz, şaşırmayın! Bahçede değil antik sütun başlıklarında ama. Antik Yunan ve Roma <a href="https://en.wikipedia.org/wiki/Ancient_Roman_architecture">mimarisinde, sütunlar üç ana </a>klasik düzen var. Korint, en son gelişeni ve en süslüsü. Bu düzenin süsü ayı pençesinden geliyor.</p>
<p>Bitkinin döngüsüne eşlik eden, ona ayak uyduran, onunla uzun süre zaman geçirir ve tüm detaylarına hakim olma sonucunda çizdiği sergideki çiçeğin öyküsü, Zeytinburnu Tıbbi Bitkiler Bahçesi ziyaretiyle başlamış. Devamını Kahraman’dan dinleyelim:</p>
<p>&#8220;İlk ziyaretimde canlı bitkiden genel kompozisyon ve renk eskizlerini yerinde tamamladım. Bu aşamada bitkiyi yakından inceleyerek gerekli tüm detaylarının çizimini yaptım ve keserek çiçek parçalarını tek tek ölçülü bir şekilde resmettim. Eskizlerimin bilimsel açıdan doğru olması için bitkinin tüm parçalarını canlı örnekten yaptım. Ardından pozlandırarak fotoğrafladım ve evde çizimimi tamamlamak için de bir örnek aldım. Ekim ayına kadar bitkimin detaylı suluboya eskizlerini fotoğraf destekli olarak tamamladım. Ekim ayında çiçeği geçen bitkimin kökünü almak için tekrar bahçeyi ziyaret ettim. Kökümün de detaylı çizimini yapıp renk eskizlerini tamamlayınca artık tüm parçaları çalışmış oldum. Sırada kompozisyonu oluşturma, çizimin orijinalini detaylı çizme ve nihayet boyama aşaması geliyor. Resmin boyamasının tamamlanması da yaklaşık 6 ay sürdü.&#8221;</p>
<p><img loading="lazy" decoding="async" class="aligncenter wp-image-131025 size-large" src="https://netreklam.net/wp-content/uploads/2024/01/Resim1-2-1024x654.png" alt="" width="1024" height="654" srcset="https://lavarla.com/wp-content/uploads/2024/01/Resim1-2-1024x654.png 1024w, https://lavarla.com/wp-content/uploads/2024/01/Resim1-2-300x192.png 300w, https://lavarla.com/wp-content/uploads/2024/01/Resim1-2-768x490.png 768w, https://lavarla.com/wp-content/uploads/2024/01/Resim1-2-250x160.png 250w, https://lavarla.com/wp-content/uploads/2024/01/Resim1-2-800x511.png 800w, https://lavarla.com/wp-content/uploads/2024/01/Resim1-2.png 1306w" sizes="(max-width: 1024px) 100vw, 1024px" /></p>
<h4>Bitki ressamı Sevgi Yarman</h4>
<p>Sevgi Yarman’ın sergideki bitkisi kurayla ancak büyük bir şansla kendisine çıkmış. Kurada Yarman’a Torosakçaağacı <em>(Alnus glutinosa subsp.antitaurica Yalt)</em> çıkmış. Bu ağacı isimlendiren kişi memleketin öncü botanikçilerinden Prof.Dr. Faik Yaltırık, Yarman’ın babasıymış. Hal böyle olunca Yarman ile eseri arasında tam bir sevgi bağı kurulmuş. Yarman’ın sözleriyle bitirelim.</p>
<p>&#8220;40 yıllık hayalim bilimsel bitki ressamlığında bana atanan hedeflerin önemini görmeme vesile oldu. Babamın isim verdiği bitkilerle çalışırken, canlı ya da herbaryum örneğini elime aldığım zaman sevgi bağım oluşuyor ve bana nereden başlayacağımı gösteriyor. Çalışma zamanlarımda keyif ve mutlulukla, yılmaz azmimle bu yoldaki çalışmalarıma devam ediyorum. Benim için bilimsel bitki ressamlığı, bilim ve doğanın aşk ile buluşmasıdır.&#8221;</p>
<p><img loading="lazy" decoding="async" class="aligncenter wp-image-131027 size-large" src="https://netreklam.net/wp-content/uploads/2024/01/Resim1-3-1024x803.png" alt="" width="1024" height="803" srcset="https://lavarla.com/wp-content/uploads/2024/01/Resim1-3-1024x803.png 1024w, https://lavarla.com/wp-content/uploads/2024/01/Resim1-3-300x235.png 300w, https://lavarla.com/wp-content/uploads/2024/01/Resim1-3-768x602.png 768w, https://lavarla.com/wp-content/uploads/2024/01/Resim1-3-250x196.png 250w, https://lavarla.com/wp-content/uploads/2024/01/Resim1-3-800x627.png 800w, https://lavarla.com/wp-content/uploads/2024/01/Resim1-3.png 1145w" sizes="(max-width: 1024px) 100vw, 1024px" /></p>
<h4>Bitki ressamı Gülderen Yılmaz</h4>
<p>Gülderen Yılmaz’ın çizdiği, Apiaceae familyasından Heptaptera cinsinden bir bitki. Dünyada 10 türü varken, belli ki bizim toprakları seviyor, bizde dört türü birden yetişiyor.</p>
<p>Bitkinin adı, Mersin çakşırı (Heptaptera cilicica) ve çok dar alanda görülen bir endemik. Apiaceae familyasına ait olan Heptaptera cinsinin Mersin çakşırı Yılmaz’ın doktora tez konusuymuş, bitki ressamlığı kursunda yaptığı bitki olmuş.</p>
<p><img loading="lazy" decoding="async" class="aligncenter wp-image-131030 size-large" src="https://netreklam.net/wp-content/uploads/2024/01/Resim1-4-1024x466.png" alt="" width="1024" height="466" srcset="https://lavarla.com/wp-content/uploads/2024/01/Resim1-4-1024x466.png 1024w, https://lavarla.com/wp-content/uploads/2024/01/Resim1-4-300x136.png 300w, https://lavarla.com/wp-content/uploads/2024/01/Resim1-4-768x349.png 768w, https://lavarla.com/wp-content/uploads/2024/01/Resim1-4-1536x699.png 1536w, https://lavarla.com/wp-content/uploads/2024/01/Resim1-4-250x114.png 250w, https://lavarla.com/wp-content/uploads/2024/01/Resim1-4-800x364.png 800w, https://lavarla.com/wp-content/uploads/2024/01/Resim1-4.png 1572w" sizes="(max-width: 1024px) 100vw, 1024px" /></p>
<p><a href="https://lavarla.com/biyosfer-muze-ve-anadolunun-cicekleri-sergisi/">&lt;span class=&quot;reading-mode-buttons&quot;&gt;&lt;/span&gt;Biyosfer Müze ve &#8220;Anadolu&#8217;nun Çiçekleri&#8221; sergisi&lt;span class=&quot;reading-mode-buttons&quot;&gt;&lt;/span&gt;</a> yazısı ilk önce <a href="https://lavarla.com">Lavarla - Kültür-Sanat ve Kent Yaşamı</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://lavarla.com/biyosfer-muze-ve-anadolunun-cicekleri-sergisi/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Bahadır Tokmak ve Actor Studio’nun yeni oyunu &#8220;Çıkın Evimden&#8221;</title>
		<link>https://lavarla.com/bahadir-tokmak-ve-actor-studionun-yeni-oyunu-cikin-evimden/</link>
					<comments>https://lavarla.com/bahadir-tokmak-ve-actor-studionun-yeni-oyunu-cikin-evimden/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Necati Yalçın]]></dc:creator>
		<pubDate>Sun, 24 Dec 2023 13:07:49 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Etkinlik]]></category>
		<category><![CDATA[Pusula]]></category>
		<category><![CDATA[Tiyatro]]></category>
		<category><![CDATA[Çıkın Evimden]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.lavarla.com/?p=130701</guid>

					<description><![CDATA[<p><span class="reading-mode-buttons"></span>Yazının konusu Ankara’da bir alışveriş merkezindeki en uzun soluklu tiyatro… Tiyatroyu konuşurken, kurucusu Bahadır Tokmak&#8217;ı anmadan ve bugünlerde sahnelenmeye başlayan oyunu Çıkın Evimden&#8216;e değinmeden geçmeyeceğiz. Actor Studio ve Bahadır Tokmak Actor Studio Ankara’da bir alışveriş merkezinde açılmış en eski tiyatro. Burada dramdan görsel sanatlara çeşitli kurslar veriliyor. Oyunculuk atölyesinin hocaları ve kurslara katılan oyuncularla her sene [&#8230;]</p>
<p><a href="https://lavarla.com/bahadir-tokmak-ve-actor-studionun-yeni-oyunu-cikin-evimden/">&lt;span class=&quot;reading-mode-buttons&quot;&gt;&lt;/span&gt;Bahadır Tokmak ve Actor Studio’nun yeni oyunu &#8220;Çıkın Evimden&#8221;&lt;span class=&quot;reading-mode-buttons&quot;&gt;&lt;/span&gt;</a> yazısı ilk önce <a href="https://lavarla.com">Lavarla - Kültür-Sanat ve Kent Yaşamı</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Yazının konusu Ankara’da bir alışveriş merkezindeki en uzun soluklu tiyatro… Tiyatroyu konuşurken, kurucusu Bahadır Tokmak&#8217;ı anmadan ve bugünlerde sahnelenmeye başlayan oyunu <em>Çıkın Evimden</em>&#8216;e değinmeden geçmeyeceğiz.</p>
<h4>Actor Studio ve Bahadır Tokmak</h4>
<p>Actor Studio Ankara’da bir alışveriş merkezinde açılmış en eski tiyatro. Burada dramdan görsel sanatlara çeşitli kurslar veriliyor. Oyunculuk atölyesinin hocaları ve kurslara katılan oyuncularla her sene oyunlar çıkarıyorlar.</p>
<p>Başında, yıllarını tiyatroya vermiş bir sanat emekçisi. Yazıyor, yönetiyor, oynuyor, yetiştiriyor ve yetiştirdikleriyle birlikte sahne alıyor.</p>
<p>Yola Müjdat Gezen Ankara olarak başlamışlardı, o günü dün gibi hatırlıyorum. Uzun süredir kendi ayakları üzerinde…</p>
<p>Bahadır Tokmak, orta ikinci sınıfta başlayan tiyatro aşkı hiç bitmeyen bir sanatçı. Kimlerle, hangi tiyatrolarda çalışmamış ki? Özetle vermek gerekirse, Rahmetli Oğuz Aral ile karikatür, Halk Evleri, Ankara Sanat Tiyatrosu (AST). AST ilk tiyatro eğitimini aldığı yer olmuş, dekorlara yardım ederken jandarma rolünü kapmış! Erkan Yücel ile Ankara Halk Tiyatrosu, Rahmetli Erol Kardeseci ile yıllarca “Sonradan görmeler”de oynama deneyimi…</p>
<p>İstanbulluyken Ankara bir kadınla sevdirmiş kendini.</p>
<p>Rahmetli Tekin Akmansoy İstanbul’a çağırmış. <em>Kaynanalar</em> dizisi için, gitmiş-gelmiş oynamış.</p>
<h4>Actor Studio’nun koridoru</h4>
<p>Actor Studio’nun uzun koridorunu &#8220;Ustalara saygı yürüyüşü&#8221; diye anarım.</p>
<p>İlk başta Nejat Uygur Meydanı var, Turgut Özakman’ı anma köşesiyle. Ardından koridor ama adı Erkan Yücel Caddesi. Cadde boyunca yürürken Muhsin Ertuğrul Salonu, Savaş Dinçel Dersliği ve Adile Naşit Sahnesi’nin dizili olduğunu göreceksiniz. Koridor duvarlarının son konukları Engelsiz Fotoğraf Derneği (ENFOD) ile yaptığımız <em>Adım Adım Ankara</em>’nın sergisine çıkan fotoğraflar… Yazıdaki fotoğraflar da etkinliklerimizin koordinatörü Hülya Demet Tatlı’ya ait.</p>
<p>Yolun sonunda genişçe bir alan sizi bekliyor, bir başka unutulmaması gereken ustanın adıyla: İsmail Dümbüllü Meydanı.</p>
<h4>&#8220;Çıkın Evimden&#8221;</h4>
<p><img loading="lazy" decoding="async" class="aligncenter wp-image-130704 size-large" src="https://netreklam.net/wp-content/uploads/2023/12/WhatsApp-Image-2023-12-14-at-16.38.51-1024x819.jpeg" alt="" width="1024" height="819" srcset="https://lavarla.com/wp-content/uploads/2023/12/WhatsApp-Image-2023-12-14-at-16.38.51-1024x819.jpeg 1024w, https://lavarla.com/wp-content/uploads/2023/12/WhatsApp-Image-2023-12-14-at-16.38.51-300x240.jpeg 300w, https://lavarla.com/wp-content/uploads/2023/12/WhatsApp-Image-2023-12-14-at-16.38.51-768x614.jpeg 768w, https://lavarla.com/wp-content/uploads/2023/12/WhatsApp-Image-2023-12-14-at-16.38.51-1536x1229.jpeg 1536w, https://lavarla.com/wp-content/uploads/2023/12/WhatsApp-Image-2023-12-14-at-16.38.51-250x200.jpeg 250w, https://lavarla.com/wp-content/uploads/2023/12/WhatsApp-Image-2023-12-14-at-16.38.51-800x640.jpeg 800w, https://lavarla.com/wp-content/uploads/2023/12/WhatsApp-Image-2023-12-14-at-16.38.51.jpeg 1600w" sizes="(max-width: 1024px) 100vw, 1024px" /></p>
<p>Aziz Nesin’in <em>Toros Canavarı</em> isimli eserinden esinlenilerek yazılmış. Yazan, sahneye koyan ve oyuncuları arasında yer alan isim, Bahadır Tokmak.</p>
<p>Duayen tiyatro sanatçısı Tokmak’a son oyununu sordum. &#8220;<em>Çıkın Evimden</em>, kara komedi, 2 perde,&#8221; diyerek sözlerine başladı:</p>
<p>“Yazın dünyamızın en önemli toplumcu yazarlarından, kara mizahın büyük ustası Aziz Nesin’den esinlenerek kaleme alıp, sahneye koyduğum oyun bilhassa günümüzde toplumsal bir sorun haline gelen, kiracı-ev sahibi ilişkisini eğlenceli bir dille anlatıyor. Oyunumuz seyirciye 70’li yılların dünyasında hoş bir nostaljik yolculuk yaptırırken, o senelerden bu zamana ülkemizde sosyo-ekonomik sorunların hiç bir şekilde değişmediğini de görüyoruz.</p>
<p>Bu yıl 16. yaşını kutlayan Tiyatro Actor Studio’nun Panora AVM’deki kendi salonunda, oyunumuz her cuma ve cumartesi, saat 20.00’de seyircisini bekliyor.</p>
<p>Sevgi ve dostlukla…”</p>
<h4>Nostaljik yolculuk</h4>
<p>Tokmak &#8220;nostaljik yolculuk&#8221; diyor ya hani, yolculuk ışıklar sönüp, oyun başlarken başlıyor!</p>
<p>Dekor 70’li yılların bir evi, evin en önemli dekoruysa eski model bir televizyon, üzerinde ekranına dek inen nakış işi örtüsü. Belli bir yaşın üzerindekilerin çok iyi hatırlayacağı o tığ işi, göz nuru örtüler… Hanımların çeyizlerinde önemli yer tutarlardı. Divan veya kanepe yastığı, sehpa, koltuk, koltuk üçlüyse 3 tane ve dekordaki gibi televizyonun üstündeydiler. Dörtgen olurlar ama bir ucu aşağı sallandırılarak kullanıldıklarından karşıdan üçgenmiş gibi görünürler. Bizim evde de hatırlarım, çocukluğumdan. Sanırım örtüsü olmasa eksik kalıyordu ev eşyaları.</p>
<p>Bir de televizyon! Dekordaki gibi üzerinde örtüsüyle kullanılan… Yayınlar <span style="color: #000000;">bugünkü gibi </span>24 saat nerede, akşamdan akşama başlar, gece yarısına doğru sona ererdi. Açılış ve kapanışta İstiklal Marşı ve ardından haberler olurdu. Başka eğlencesi olmayan komşular, başlarda televizyon <span style="color: #000000;">yaygın olmadığından </span>evlerde toplaşır, ikram edilen çaylar eşliğinde, açılıştan kapanışa hep birlikte seyrederdi. Oyun boyunca o günlerin izlerini görmek mümkün. Yani nostaljik yolculuk, oyunun düşündürücü temasının yanı başında kaçınılmaz olarak yerini alıyor. Televizyon oyun boyunca açılıp, kapanıyor. Her açılışında özenle seçilmiş haberler veya şarkılar dinliyorsunuz, tamamı gerçek. İster istemez eski günlere gidiyorsunuz.</p>
<p><em>Toros Canavarı</em>, Aziz Nesin’in kara mizah tarzında yazdığı toplumsal eleştirilerinin en bilinenlerinden. Nesin Usta senaryo, dekor ve şarkılarla <em>Çıkın Evimden</em> oyunuyla sahnede yaşıyor.</p>
<h4>Teknik kadro ve oyuncular</h4>
<p>Oyunculuğu ve kendine özgü danslarıyla sahneyi tek başına kaplayan ve yapımı üstlenen Kadir Kağan Bayram, yönetimde Tokmak’ın yardımcıları Emre Çakrak ve Yunus Emre Tekin ile kostüm tasarımlarını yapan Esra Çakrak aynı zamanda <em>Çıkın Evimden</em>’in oyuncuları arasında yer alıyor ve bir anlamda özel tiyatroların ne emeklerle oyun sahnelediğini örneklendiriyorlar.</p>
<p><span style="color: #000000;">Kadir Kağan Bayram aktardı:</span></p>
<p>“Evet, ben oyundaki en kötü karakterim, hani eski Türk filmlerinin Erol Taş’ı gibi ama rolümü çok seviyorum. Bir bütünün parçası olmak benim için gurur verici. Başta eğlenceli geçen bu keyifli oyun çok dramatik bitiyor ya, bu beni çok etkiliyor. Hele oyun bitiminde seyircinin ayakta alkışlaması yok mu, iyi ki bu sahnedeyim dediğim an oluyor.”</p>
<p>Bugünü hiç aklınızdan çıkarmadan geçmişe gideceğiniz, gülerken düşüncelere dalacağınız oyunun afişini de paylaşalım.</p>
<p><img loading="lazy" decoding="async" class="aligncenter wp-image-130703 size-large" src="https://netreklam.net/wp-content/uploads/2023/12/WhatsApp-Image-2023-12-14-at-16.39.57-797x1024.jpeg" alt="" width="797" height="1024" srcset="https://lavarla.com/wp-content/uploads/2023/12/WhatsApp-Image-2023-12-14-at-16.39.57-797x1024.jpeg 797w, https://lavarla.com/wp-content/uploads/2023/12/WhatsApp-Image-2023-12-14-at-16.39.57-233x300.jpeg 233w, https://lavarla.com/wp-content/uploads/2023/12/WhatsApp-Image-2023-12-14-at-16.39.57-768x987.jpeg 768w, https://lavarla.com/wp-content/uploads/2023/12/WhatsApp-Image-2023-12-14-at-16.39.57-250x321.jpeg 250w, https://lavarla.com/wp-content/uploads/2023/12/WhatsApp-Image-2023-12-14-at-16.39.57-800x1028.jpeg 800w, https://lavarla.com/wp-content/uploads/2023/12/WhatsApp-Image-2023-12-14-at-16.39.57.jpeg 946w" sizes="(max-width: 797px) 100vw, 797px" /></p>
<p><a href="https://lavarla.com/bahadir-tokmak-ve-actor-studionun-yeni-oyunu-cikin-evimden/">&lt;span class=&quot;reading-mode-buttons&quot;&gt;&lt;/span&gt;Bahadır Tokmak ve Actor Studio’nun yeni oyunu &#8220;Çıkın Evimden&#8221;&lt;span class=&quot;reading-mode-buttons&quot;&gt;&lt;/span&gt;</a> yazısı ilk önce <a href="https://lavarla.com">Lavarla - Kültür-Sanat ve Kent Yaşamı</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://lavarla.com/bahadir-tokmak-ve-actor-studionun-yeni-oyunu-cikin-evimden/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>ODTÜ’den sergi izlenimleri 3: &#8220;Oyun&#8221;</title>
		<link>https://lavarla.com/odtuden-sergi-izlenimleri-3-oyun/</link>
					<comments>https://lavarla.com/odtuden-sergi-izlenimleri-3-oyun/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Necati Yalçın]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 23 Nov 2023 06:47:51 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Pusula]]></category>
		<category><![CDATA[Sergi]]></category>
		<category><![CDATA[ODTÜ]]></category>
		<category><![CDATA[Oyun]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.lavarla.com/?p=130299</guid>

					<description><![CDATA[<p><span class="reading-mode-buttons"></span>“Hayat, sanat ve ruh… Hayat ruhu döver ve ezerken, sanat bir ruha sahip olduğunuzu hatırlatır.” Stella Adler ODTÜ Tasarım Fabrikası’nın Sanat Danışmanı Murat Akın, Heykeltıraş Burhan Alkar (sevgiyle anıyorum) sergisiyle başladığı sanat hamlelerine 3. Karma sergiyle devam ediyor. Karma sergileri yazmaya çalışıyorum. Hal böyle olunca &#8220;ODTÜ’den sergi izlenimleri&#8221; bir seriye dönüştü. İlk ikisini paylaşmıştık, birinci [&#8230;]</p>
<p><a href="https://lavarla.com/odtuden-sergi-izlenimleri-3-oyun/">&lt;span class=&quot;reading-mode-buttons&quot;&gt;&lt;/span&gt;ODTÜ’den sergi izlenimleri 3: &#8220;Oyun&#8221;&lt;span class=&quot;reading-mode-buttons&quot;&gt;&lt;/span&gt;</a> yazısı ilk önce <a href="https://lavarla.com">Lavarla - Kültür-Sanat ve Kent Yaşamı</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p style="text-align: right;">“Hayat, sanat ve ruh… Hayat ruhu döver ve ezerken, sanat bir ruha sahip olduğunuzu hatırlatır.”<br />
Stella Adler</p>
<p>ODTÜ Tasarım Fabrikası’nın Sanat Danışmanı Murat Akın, Heykeltıraş Burhan Alkar (sevgiyle anıyorum) sergisiyle başladığı sanat hamlelerine 3. Karma sergiyle devam ediyor. Karma sergileri yazmaya çalışıyorum. Hal böyle olunca &#8220;ODTÜ’den sergi izlenimleri&#8221; bir seriye dönüştü. İlk ikisini paylaşmıştık, birinci sergiyi <a href="https://netreklam.net/odtuden-sergi-izlenimleri-nesnel-objective/" target="_blank" rel="noopener">buradan</a>, ikincisini ise <a href="https://netreklam.net/odtuden-sergi-izlenimleri-2-baslangic/" target="_blank" rel="noopener">buradan</a> okuyabilirsiniz.</p>
<p><a href="https://www.enfod.org/tr/" target="_blank" rel="noopener">Engelsiz Fotoğraf Derneği (ENFOD)</a> ile yaptığımız &#8220;Adım Adım Ankara&#8221; etkinlikleri kapsamında serginin 3 sanatçısıyla buluştuk. Bu etkinliklerin sonunda bir fotoğraf sergisi açılıyor ve gezilen yerlerde çekilen fotoğraflar sergide yer alıyor. Sanatçılarla eserlerinin başında sohbet etmek, elbette etkinliğin en keyifli yönüydü. Yazıda, buluştuğumuz sanatçıların eserleriyle, sanatçılarının duygu ve düşüncelerini bulacaksınız.</p>
<h2>Oyun</h2>
<p>Diane Ackerman “Oyun, beynimizin en sevdiği öğrenme şeklidir” demiş, Akın ve sanatçı dostları da Cumhuriyetin 100. yılına adadıkları sergilerinin adını &#8220;Oyun&#8221; koymuş, ODTÜ Öğrenci Merkezi’nin içinde ve bahçesinde çeşitli oyunlar oynamışlar. Baktıkça düşündüren, düşündükçe dalıp geçmişe götürecek eserlerle…</p>
<p>İşte! 5 Şubat 2024’e dek 100 gün boyunca açık kalacak sergiye katılan sanatçılar: Aykut Öz , Ayşenur Sarı, Caner Yedikardeş, Eda Arısoy, Nur Gökbulut , Senem Çınarbaş, Doğan Karakılıç, Esra Koruç, Murat Akın, Sibel Aktaş, Özge Gökbulut, Sadullah Kocaman, Özgür Ballı, Ozan Uygan, Yıldırım Yazganarıkan, Fatma Çiftçi, Saltık Doğa Özsar.</p>
<h3>Özge Gökbulut Özdemir</h3>
<p>Ankara Yıldırım Beyazıt Üniversitesi İşletme Bölümü’nde doçent, İngiltere’de Liverpool John Moores University Business School’da misafir araştırmacı.</p>
<p>Akademisyen olarak ilerlediği alanda lisansını aldığı Hacettepe’de, ayrıca Güzel Sanatlar&#8217;da resim ve fotoğraf dersleri almış. Akademik çalışmalarını sanata yakınlığıyla birleştiriyor. Sanatın girişimcilik ve işletmeye katkısı üzerine kafa yoruyor, konferanslar verip, makaleler üretiyor. Sanat ödülleri, bilim ödüllerini (5’e 2) geçmiş durumda!</p>
<p>Sergide üç çalışması var: <em>Doğa Serisi</em>, ilk çalışma, <em>İçi Dışı Resim: İçi Dışı Kadın</em> ve <em>Yaşam Üçgeni: Bilim, Sanat ve Doğa</em>.</p>
<p><img loading="lazy" decoding="async" class="aligncenter wp-image-130311 size-full" src="https://netreklam.net/wp-content/uploads/2023/11/Resim1.png" alt="" width="997" height="381" srcset="https://lavarla.com/wp-content/uploads/2023/11/Resim1.png 997w, https://lavarla.com/wp-content/uploads/2023/11/Resim1-300x115.png 300w, https://lavarla.com/wp-content/uploads/2023/11/Resim1-768x293.png 768w, https://lavarla.com/wp-content/uploads/2023/11/Resim1-250x96.png 250w, https://lavarla.com/wp-content/uploads/2023/11/Resim1-800x306.png 800w" sizes="(max-width: 997px) 100vw, 997px" /></p>
<p>İç mekanda, “Sınırsız kompozisyon ve kombinasyona sahip doğa ile insan duygu ve düşüncesinin sınırsızlığı birlikte düşünerek, birini diğerinin yerine kullandığım soyut çalışmalarımdan…” diye tanımladığı <em>Doğa Serisi</em> isimli tuval üzerine gerçekleştirdiği çalışmalarından ilki yer alıyor.</p>
<p>Serginin hemen girişinde yer alan <em>İçi Dışı Resim: İçi Dışı Kadın</em> isimli çalışmasını ise şöyle anlatıyor: “Soyut resmimi bir amaç ve bir kavram odağında bir performans olarak gerçekleştirdiğim çalışmanın çıkış noktası; toplum olarak, insanlık olarak üst üste yaşadığımız acılardı. Pandemiyle başlayan, savaş, ekonomik kriz ve deprem ile devam eden bu karanlık zamanı vurguladığım <em>İçi Dışı Resim: İçi Dışı Kadın</em> isimli bu çalışmayı, 9. ARTANKARA Çağdaş Sanat Fuarı’nda performans olarak gerçekleştirmiştim. Siyah tuvallerle çevrili bir küpün içinde ve dışında resim yaptığım bu performansta 8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Gününe atıfta bulunarak tüm kadınlar adına karanlığı boyadığımı belirtmiştim. Kamuya açık alanda gerçekleşen bu performans çalışması, ARTANKARA’dan sonra Çağdaş Sanatlar Merkezi ve Esenboğa Havalimanı gibi alanlarda da sergilendi.”</p>
<p>Bahçede, üç adet büyük üçgen ve izdüşümünden oluşan <em>Yaşam Üçgeni: Bilim, Sanat ve Doğa</em> isimli enstalasyonla izleyicinin görsel ve düşünsel yolculuğuna devam etmeyi amaçlıyor.</p>
<p>&#8220;İnsan duygu ve düşüncesinin doğanın hareketine benzer devinimini vurguladığım iç mekandaki soyut çalışmalarımı, bu kez doğanın içinde bir enstalasyon ile farklı bir disiplinde şekillendiriyorum. ODTÜ için, <em>Oyun</em> sergisi için, özel olarak tasarladığım bu çalışmanın kavramsal vurgusu yine yaşam, yine doğa, yine insan.</p>
<p>Serginin ismine atıfla, rengarenk boyadığım üç ahşap üçgen, doğandan insan eliyle, insan aklıyla dönüşen bir malzeme olarak, bulunduğu alanla hem kontrast hem de bütünlük oluşturacak şekilde birleşiyor.</p>
<p>Nefes alan ağaçtan üretilen ve bir başka amaç için doğasından çıkarılan, ahşaba dönüştürülen ağaç; doğal-yapay ve doğa-insan olgusunu yeniden sorgulamaya açarken; her bir kenarı farklı renge boyanmış üçgenler ve iz düşümleri doğanın içinde yarattıkları karşıtlıkla zihnimizde yeni görüntüler, yeni düşünceler yaratma sürecini başlatmayı hedefliyor. Çalışmadaki üç boyutlu görsel ve kavramsal yapı yanında üçgenin tüm kenarları da bir düşünce için birleşiyor: bilim, sanat ve doğa. Kurtarıcı, koruyucu ve yaratıcı bir yaşam üçgeni…”</p>
<p>Bahçeye çıkmışken! Yolun ötesinde ODTÜ’lülerin iyi bildiği, yeni başlayanların 10 Kasım 9.05’te gölgesinde &#8220;Ata&#8221; yazısı çıkıyor diye aldatılmasıyla adı Ata’ya çıkan, üç renkli bloktan oluşan, Rolf Westphal imzalı bir heykel var. Sanatçıyı internette takip edecek olursanız, Gökbulut Özdemir’in habersizce yaptığı heykelin bir benzerini Westphal’ın da Amerika’daki Lawrence Üniversitesi’nde yaptığını bulabilirsiniz. Bu hoş tesadüfü yazıya eklemek istedim.</p>
<h3>Sadullah Kocaman</h3>
<p>Aile hekimi. Uzmanlığını almış ama Kocaman’ın başka bir tutkusu da fotoğraf. Tıpta aldığı uzun eğitimin verdiği bir alışkanlıktan olsa gerek fotoğrafta aldığı ön lisansla yetinmemiş, bir de üstüne İstanbul Üniversitesi AUZEF Radyo Televizyon ve Sinema Bölümü’nü bitirmiş.</p>
<p>Pandemiyle bir kez daha gündeme gelen doktorluğun zorlu koşulları ve gündemden hiç düşmeyen doktorların yaşadıkları zor günleri göğüslemeyi sanatla başardığını düşündüğüm Kocaman, sergide üç eseriyle yer alıyor: <em>Oyunbozan</em>, <em>Sentez</em> ve <em>Dönüşüm</em>.</p>
<p><img loading="lazy" decoding="async" class="aligncenter wp-image-130312 size-full" src="https://netreklam.net/wp-content/uploads/2023/11/Resim1-1.png" alt="" width="991" height="460" srcset="https://lavarla.com/wp-content/uploads/2023/11/Resim1-1.png 991w, https://lavarla.com/wp-content/uploads/2023/11/Resim1-1-300x139.png 300w, https://lavarla.com/wp-content/uploads/2023/11/Resim1-1-768x356.png 768w, https://lavarla.com/wp-content/uploads/2023/11/Resim1-1-250x116.png 250w, https://lavarla.com/wp-content/uploads/2023/11/Resim1-1-800x371.png 800w" sizes="(max-width: 991px) 100vw, 991px" /></p>
<p><em>Oyunbozan</em>, serginin bahçe kısmında yer alıyor. Köşelerinde kukalar, &#8220;olay yeri inceleme&#8221; şeritleriyle kapatılmış, içerisinde tebeşirle çizilmiş sek-sek oyunu çizgileri ve bir çift ayakkabı… Kırılmış, ezilmiş tebeşir parçaları, oyuna dönük ayakkabı ve yan ayakkabıya bulaşan tebeşir bazı ayrıntılar. İç mekanda yer alıyor. Kocaman anlatıyor:</p>
<p>“Oyun oynama hakkı, vazgeçilmez çocuk haklarındandır. Bedensel ve ruhsal yönden sağlıklı gelişme, zorlu hayat yolculuğuna hazırlanma, toplumun bir üyesi olma egzersizleri, hayal dünyasının gelişimi, kendini ve çevresini tanıma fırsatları oyunlarla imkan bulur, perçinlenir. Ancak çocuk oyunlarını da içeren çocuk hakları başta savaşlar olmak üzere çeşitli yetişkin oyunlarının mağduru olmaktadır.</p>
<p>Okuma yazma sevmeyen toplumlarda mağduriyetler gazetelerin üçüncü sayfalarında görünmez halde kalırken; savaş gibi aşırı karşılaşılan durumlarda duyarsızlaşma ve tepkisiz kalmaya yol açmaktadır. Sanatsal ifadelerde ise eser ve izleyen arasında kişisel bir duyarlılık ve etkili bir iletişim kurulabilir.</p>
<p>Aristoteles, Ay’ı referans noktası alarak evreni &#8220;ay üstü ve ay altı alem&#8221; olarak ikiye ayırmıştır. Yeryüzü &#8220;ay altı alem&#8221; olarak değersiz görülürdü. Her şey oluş ve bozuluşa tabiydi. Ölüm, çaresizlik, bozulma, fanilik vardı. Ay altı her şeyin ana maddesi olarak düşünülen 4 ana madde (ateş, su, hava, toprak); 4 mevsim, dörtkenarlı şekil olan kare ile sembolize ediliyordu. Gökyüzü ise (ay üstü alem) kutsalların mekanıydı. Orada oluş ve bozuluş yoktu. Sonsuzluk vardı, fanilik yoktu. Gezegenler kutsaldı ve en mükemmel şekil daireydi.</p>
<p>Leonardo Da Vinci’nin <em>Vitrivius Adamı</em> eseri insanın her iki dünyaya –ay altı ve ay üstü aleme– ait olduğunu anlatır. İnsan bedenen ay altı dünyaya aitken; ruhu ay üstü aleme aittir ve kutsaldır. Bu yüzden insanın kendisi kare ve dairenin içine yerleştirilir. Çünkü her iki alem de bir yönüyle insanın içindedir.</p>
<p>Seksek oyununda temsilen kişi, yeryüzünde hayatına başlar ve çizgilere yani şeytanın tuzaklarına basmadan ilerlemesi gerekir. İlerlediğimiz her kare bizi daireye daha çok yaklaştırır ve dolayısıyla kutsal olana daha çok yaklaşırız. Seksek oyununda en ilerideki yarım daireye varıp tekrar yeryüzüne yani ilk kareye dönmek, Mesih inancının tekrarı gibidir. Kişi gökyüzüne çıkar ve oyunu başarması için yeryüzüne dönmek zorundadır.”</p>
<p><em>Sentez</em> isimli esere ilk bakışta gözler göze çarpıyor. Yaklaştıkça dudak, çene derken suratlara ulaşıyorsunuz. Eser, rübik küp (her yüzeyinde 6 farklı renkteki 9 kareden oluşan, bir arada ama yer değiştirilebilen bulmaca türü) biçiminde. Renk sayısı kadar portre, bir yüzeydeki kare sayısı kadar parçaya bölünmüş. Küpün alt iki parçası sabit, üst parçası 45 derece hareketli. Sanatçı, &#8220;Güncel sanatın interdisipliner etkileşimlerine örnek olarak heykel ve fotoğrafın birlikte kullanımı (bir çeşit asamblaj) olarak tanımlanabilir,” diyor ve ekliyor: &#8220;Eserin ana fikri, ‘Gördüklerimiz (burada insan kişiliği özelinde çalışıldı) gerçeği yansıtmayabilir, doğrulara ulaşmak için kendi zekâmızı kullanarak, verileri sentez etmemiz gerekir’ fikrinden yola çıkılarak yapılmış bir çalışma oldu.</p>
<p>Yeni medya ortamında bilgiye ulaşmak ve iletişim kurmak eskiye nazaran çok daha kolaylaştı. Ancak bilgi kirliliği içerisinde doğru bilgiye ulaşmaksa bir o kadar zorlaştı. Doğruya ulaşmak için sadece okumak, bakmak gibi duyusal algılarımıza güvenmek yerine  &#8220;okuryazar&#8221; olmak (medya okuryazarlığı; görsel okuryazarlık vb) yani algıladıklarımızı aklımızı kullanarak sentez etmemiz gerekir. &#8220;Hakikati aramak&#8221; ise gerçek ve doğru kavramlarının ötesinde insanoğlu var oldukça devam eden felsefi bir sorunsal olarak varlığını devam ettiriyor.&#8221;</p>
<p><em>Dönüşüm</em> isimli eseri bahçede. Yine tanıdık malzemelerle ancak aşılmadık biçimde birliktelik oluşturmuşlar. Bir tahterevalli var ama yarısı tahta, diğer tarafı metal, oturma yeri ve tutma kolları aşağıya bakıyor. İnşaat kukası üzerinde! Bir yanda ağaç kökü ama o da ters, diğer yanda bisikletten olduğunu fark edebileceğiniz parçalar. Dairesel bir metal kaideli, altın varaklı ve tekerlek yerine neon ışık döşenmiş şeffaf boru takılı bisiklet tekeri…</p>
<p>Sanatçının yorumundan önce anlatmaya çalıştığım eserin fotoğrafına bakmanızı öneriyorum.</p>
<p>&#8220;Sanayi devrimiyle beraber hızlanan üretim süreci, sistemin devamını ağlamak için tüketim toplumu oluşumunu da beraberinde getirdi. Doğayı yaşamın kaynağı ya da bir parçası olarak görmek yerine teknolojik dönüşümün ham maddesi olarak gördü. İnsan merkezci bir bakışla kurgulanan dönüşüm dengesi doğayı yok sayarken; küresel ısınma ve yol açtığı değişiklikler, çevre kirliliği ve tüketim kültürünün biyo-psiko-sosyal iyilik haline etkileri endişe verici durumlara yol açmıştır.</p>
<p>Sanat eseri sanatçının elinden çıktıktan sonra kendi yaşam döngüsü içerisine girer.</p>
<p><em>Dönüşüm</em> isimli enstalasyon, yapımı ve anlatımı gereği baştan hatalı kurulmuş bir dönüşüm dengesine atıfta bulunurken; serginin ikinci haftasında tahtanın metal kısmı paslanmaya yüz tuttu. Yüceltilen teknoloji ve sanayinin temel de arızalı olduğuna atıfta bulunur gibiydi. Serginin üçüncü haftasında hafif bel veren tahta; dördüncü haftada her iki kol da yerde olacak şekilde dengelendi. Bakalım sergi sonuna kadar ‘Dönüşüm’ işinin dönüşümü hangi boyutlara ulaşacak.</p>
<p>İnsanın doğaya karşı açtığı hiçbir savaşta, kaybeden tek başına doğa olmamıştır.&#8221;</p>
<h3>Murat Akın</h3>
<p>Murat Akın, ODTÜ Tasarım Fabrikası’nın Sanat Danışmanı, aynı zamanda serginin küratörü. Eseri, yine önceki yerinde, girişteki camlı bölümde ve bir eseriyle sergide yer alıyor.</p>
<p>Bir zamanlar öğrencilerimizin öğrenme eğilimi öğrenmek adına testler uyguluyorduk, hep görsel hafıza çıkınca testlerden vazgeçmiştik. İstisnalar elbette mümkün ama insan genellikle görsel hafızayla daha iyi anlıyor, öğreniyor.</p>
<p><img loading="lazy" decoding="async" class="alignnone wp-image-130339 size-full" src="https://netreklam.net/wp-content/uploads/2023/11/Resim1-2.png" alt="" width="902" height="591" srcset="https://lavarla.com/wp-content/uploads/2023/11/Resim1-2.png 902w, https://lavarla.com/wp-content/uploads/2023/11/Resim1-2-300x197.png 300w, https://lavarla.com/wp-content/uploads/2023/11/Resim1-2-768x503.png 768w, https://lavarla.com/wp-content/uploads/2023/11/Resim1-2-250x164.png 250w, https://lavarla.com/wp-content/uploads/2023/11/Resim1-2-800x524.png 800w" sizes="(max-width: 902px) 100vw, 902px" /></p>
<p>Akın eserinde oyunu toplumsal bellekten yana kullanırken serginin adındaki &#8220;oyun&#8221;u beyaz perdenin oyunlarına ve oyuncularına yer vererek güzel bir bağlam yaratmış.</p>
<p>Malum, bir bilginin hatırlanması için hafıza tetikleyicileri çok önemlidir. Akın’ın bol görselli (veya bol tetikleyici) eserini sanatçının sözleriyle okuyalım:</p>
<p>&#8220;Modernizmin geleneksel estetik değerlerle olan çatışması ve geçmişten kopma çabası,  zamanın ve belleğin ele alınış biçimlerinde belirleyicidir.</p>
<p>Zaman kavramı üzerinde epeyce tartışma açan modernizme karşı uzam tartışmalarının postmodernizm içinde devam etmesi ve içinde yaşadığımız anı kuşatan zaman ve bellek kavramlarının görsel sanatlar, sinema, edebiyat, müzik gibi disiplinlerce konu edilmesi bu meseleye duyulan ilginin arttığının bir göstergesidir.</p>
<p>Düşünebilmek, sorunları ortaya koymak ve aynı zamanda eleştirel bakış açısına sahip olmada görsel sanatlar büyük önem taşır.</p>
<p>Sinema da toplumsal belleği var etmenin, güçlendirmenin, yaşanan anı geleceğe aktarmanın en önemli sanatsal araçlarından bir olarak görülmektedir.</p>
<p><em>Duyarım unuturum, görürüm hatırlarım</em>.&#8221;</p>
<h2>Maziye yolculuk</h2>
<p>Evlerde henüz televizyon yok, akşamları komşularla bir araya gelindiğini hatırladım! Ailelerin nerdeyse tek eğlencesi sinemalar, oraya da hep birlikte gidiliyor. Bir de yazlık sinemalar! Film hakkında konuşmanın, özellikle kötü adamlara sesli kızmanın veya çatur, çutur çekirdek çitlemenin serbest ve bir o kadar da keyifli olduğu…</p>
<p>Sanatçı Akın, görsel hafızanın önemini vurguladığı eserinde o bir zamanların en kült görsel malzemesini, filmleri kullanmış. Aktristler, aktörler ve filmlerden sahneler. Çeşit çeşit ama ortak özellikleri siyah-beyaz olmaları. Düzenli tekrarlarla, özenli karıştırmalar söz konusu. Esere yaklaşırken, adına &#8220;maziye yolculuk&#8221; diyebileceğiniz bir oyuna hazır olun! Yaklaştıkça ayrıntıları yakalayacak, eski filmleri hatırlayacaksınız. Sözün özü, Akın’ın eseri sizi bugünden alıp götürecek!</p>
<p>ODTÜ (Yeni) Öğrenci Merkezi’nde bu oyunları oynamak için 2024 Şubata kadar zamanınız var!</p>
<hr />
<h2>Kaynaklar</h2>
<p>Sanatçılar Özge Gökbulut Özdemir, Sadullah Kocaman ve Murat Akın ile yapılan söyleşiler.</p>
<p><a href="https://paintable.cc/25-digital-artist-quotes/" target="_blank" rel="noopener">Stella Adler’in sözü </a></p>
<p><a href="https://lavarla.com/odtuden-sergi-izlenimleri-3-oyun/">&lt;span class=&quot;reading-mode-buttons&quot;&gt;&lt;/span&gt;ODTÜ’den sergi izlenimleri 3: &#8220;Oyun&#8221;&lt;span class=&quot;reading-mode-buttons&quot;&gt;&lt;/span&gt;</a> yazısı ilk önce <a href="https://lavarla.com">Lavarla - Kültür-Sanat ve Kent Yaşamı</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://lavarla.com/odtuden-sergi-izlenimleri-3-oyun/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>İstibdat Kumpanyası: Gelenekseli yarınlara taşıyan bir oyun</title>
		<link>https://lavarla.com/istibdat-kumpanyasi-gelenekseli-yarinlara-tasiyan-bir-oyun/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Necati Yalçın]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 20 Jan 2023 11:28:01 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Pusula]]></category>
		<category><![CDATA[Tiyatro]]></category>
		<category><![CDATA[İstibdat Kumpanyası]]></category>
		<category><![CDATA[Perde Sanat Tiyatrosu]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://lavarla.com/?p=136655</guid>

					<description><![CDATA[<p><span class="reading-mode-buttons"></span>Yazar Uğur Saatçi, İstibdat Kumpanyası oyununu 2000 yılında yazmış. Önce Devlet Tiyatroları sahneledi, şimdilerde ise Perde Sanat oyuncularınca sahneleniyor. Perde Sanat’ta 2. sezonu, görünen o ki son sezonu olmayacak. “Yüz yıl öncesini anlatan bir oyun” diye düşünülebilir aslında yüz yıl sonra bile yaşanacakların işlendiği bu oyun. Sahnede orta oyuncularla geleneksel tiyatroyu görürken Rostand’ın Cyrano de [&#8230;]</p>
<p><a href="https://lavarla.com/istibdat-kumpanyasi-gelenekseli-yarinlara-tasiyan-bir-oyun/">&lt;span class=&quot;reading-mode-buttons&quot;&gt;&lt;/span&gt;İstibdat Kumpanyası: Gelenekseli yarınlara taşıyan bir oyun&lt;span class=&quot;reading-mode-buttons&quot;&gt;&lt;/span&gt;</a> yazısı ilk önce <a href="https://lavarla.com">Lavarla - Kültür-Sanat ve Kent Yaşamı</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Yazar Uğur Saatçi, <em>İstibdat Kumpanyası</em> oyununu 2000 yılında yazmış. Önce Devlet Tiyatroları sahneledi, şimdilerde ise Perde Sanat oyuncularınca sahneleniyor. Perde Sanat’ta 2. sezonu, görünen o ki son sezonu olmayacak.</p>
<p>“Yüz yıl öncesini anlatan bir oyun” diye düşünülebilir aslında yüz yıl sonra bile yaşanacakların işlendiği bu oyun. Sahnede orta oyuncularla geleneksel tiyatroyu görürken Rostand’ın <em>Cyrano de Bergerac</em> oyunuyla evrensele ulaşıyorsunuz.</p>
<h2>Her oyunda yeniden</h2>
<p>Perde Sanat Tiyatrosu, oyunlarını Devlet Tiyatroları ve Çankaya Belediyesi’ne ait sahnelerde izleyiciyle buluşturuyor. Provayı Küçük Sahne’de izledik, oyunu Şinasi Sahnesi’nde. Yer böyle değişken olunca, masa, tabure veya perde, tüm dekoru sökülür-takılır yapmışlar. Bazen bir kez sahne alacakları mekana hepsini kendileri taşıyor, monte edip sahneyi kuruyorlar. Öylesine de değil, işi sağlam yapmak zorundalar; oyunda birkaç kişinin masanın üstüne çıkması, hatta zıplaması söz konusu! Sadece tiyatro aşkıyla açıklanabilecek bir hevesle çalışıyorlar.</p>
<p>Önce provalarına gittik. Engelsiz Fotoğraf Derneği’nden Semra Akçelik ve Engin Arel ile. Yazıdaki fotoğraflar o günden ve onlara ait.</p>
<figure id="attachment_124591" aria-describedby="caption-attachment-124591" style="width: 1009px" class="wp-caption aligncenter"><img loading="lazy" decoding="async" class="wp-image-124591 size-full" src="https://www.lavarla.com/wp-content/uploads/2023/01/WhatsApp-Image-2023-01-01-at-20.06.19.jpeg" alt="Semra Akçelik ve Engin Arel" width="1009" height="447" /><figcaption id="caption-attachment-124591" class="wp-caption-text">Fotoğraflar: Semra Akçelik ve Engin Arel</figcaption></figure>
<h2>Oyunu izlerken</h2>
<p>Oyunu izlerken kimleri, neleri düşünmedim ki?<br />
Tuluat Tiyatrosu. Kavuklu ile Pişekâr veya geleneksel orta oyunumuzla Batı tiyatrosunun karışımı Tuluat Tiyatrosu ilk aklıma gelen oldu. Karagöz ve Meddah…<br />
Orta oyununun son temsilcisi İsmail Dümbüllü’den yaşayan efsane Müjdat Gezen’e…<br />
Naum Tiyatrosu veya Güllü Agop&#8217;un kurduğu Gedikpaşa Tiyatrosu&#8217;ndan Devekuşu Kabare’ye, AST’a, Actor Studio’ya…<br />
Şinasi, Abdülhak Hamit, Namık Kemal’den Turgut Özakman, Ferhan Şensoy, Tuncer Cücenoğlu’na…</p>
<p>Taklit. Türk tiyatrosunun temelinde yatan, taklit unsuruyla &#8220;köy seyirlik oyunları&#8221; geldi aklıma. Oyunda kullanıldığı her seferde seyirciden, zaman zaman alkışlarla kesilen bol kahkahayla karşılık bulan…</p>
<p>Gerard Depardieu. Fransa&#8217;da çıkan zenginlere yönelik vergilendirme yasasına tepki için Rus vatandaşlığına geçmesi. Kendisi vatandaşlığına kabul eden Putin’i eleştirenlere &#8220;vizyon eksikliği&#8221; suçlamasıyla saldırması. Filmleri Ukrayna&#8217;da televizyon ve sinemalarda yasaklanan, en son Birleşik Arap Emirlikleri vatandaşı olduğunu açıklayan en ünlü <em>Cyrano de Bergerac</em> oyuncusu Gerard Depardieu…</p>
<p>Lebîb’in <em>Sûrnâme</em>’si. <em>Cyrano de Bergerac</em> oyunundan 63 yıl önce yazılan ve sahne alan ilk orta oyunu olan Lebîb’in <em>Sûrnâme</em>’sinin günümüzde unutulan ama o dönemde ünlü olan “Cümle etrâf-nişîn-i meydan / Oldu orta oyunundan handan” mısraları…</p>
<h2>Uğur Saatçi: İstibdat Kumpanyası oyununun yazarı</h2>
<p>Oyunun yazarı Saatçi’nin oyunu üzerine düşüncelerini paylaşalım:</p>
<p>“İlk sahnelenişinden bu yana on üç yıl geçen <em>İstibdat Kumpanyası</em> oyunu yıllar içerisinde birçok kurumsal, akademik, profesyonel ve amatör topluluk tarafından sahnelendi. Geleneksel tiyatro ile komedi ögelerini birleştirerek, bir oyuncu topluluğunun gülünç hikayesini anlattığım İstibdat Kumpanyası seyirci tarafından çok ilgi gördü ve beğenildi. Bu ilginin seyirci tarafından özellikle geleneksel tiyatromuzu yeniden tanımaya yönelik bir duruma dönüşmesi benim için ayrı bir mutluluk kaynağı oldu.</p>
<p><em>İstibdat Kumpanyası</em> tarihi bir oyun olarak düşünülmedi. Geçtiği dönem bir fon olarak seçildi. Asıl anlatılmak istenen, oyunda oyuncuların çektiği sıkıntıların öncesinde de sonrasında da hep var olageldiği düşüncesini seyirciye aktarmaktı.</p>
<p><em>İstibdat Kumpanyası</em> oyunu, oyun içinde oyun düşüncesiyle ele alındı. Cyrano de Bergerac oyununu sahnelemeye çalışan kendi halinde bir yerli topluluğun çektiği komik sıkıntılar, aksilikler, uğraşlar müzik ve komedi öğeleriyle iç içe geçirildi ve seyirciye gülümseyeceği anlar yaratmanın yolları arandı…</p>
<p>Bugüne kadar bu oyunu sahneleyen bütün toplulukların emekleri çok büyüktü… Perde Sanat Tiyatrosu’na da bu özenli çalışmalarından ötürü çok teşekkür eder, tiyatro serüveni boyunca bol alkışlı oyunlar dilerim…”</p>
<p><img loading="lazy" decoding="async" class="aligncenter wp-image-124592 size-full" src="https://www.lavarla.com/wp-content/uploads/2023/01/WhatsApp-Image-2023-01-01-at-20.06.19-1.jpeg" alt="İstibdat Kumpanyası 1 " width="1064" height="230" /></p>
<h2>Caner Karadağ: Perde Sanat kurucusu, İstibdat Kumpanyası yönetmeni ve oyuncusu</h2>
<p>Oyunla ilgili düşüncelerini, oyunun yönetmeni ve oyuncusu, aynı zamanda Perde Sanat’ın iki kurucusundan biri Caner Karadağ’a sordum:</p>
<p>“İstibdat Kumpanyası benim için modern tiyatro ile geleneksel tiyatronun birleşmesidir. Oyunu ilk okuduğumda bu hissiyatı yaşadım. Konservatuarda gördüğümüz modern tiyatro teknikleriydi ve dünya tiyatrosu üzerine kuruluydu. Ama ben bu konuda şanslıydım çünkü Müjdat Gezen Konservatuvarında geleneksel Türk tiyatrosu üzerine de biraz daha fazla duruluyordu ve ustalarımızın değerini daha çok anlıyorduk. <em>İstibdat Kumpanyası</em>’nda da bu tadı vermek istedim. Benim için oyunu yönetmek çok eğlenceliydi. Eğer biz oyuncular sahnede eğleniyorsak enerjimiz seyirciye de yansıyor ve onlar da eğleniyor.</p>
<p>Aynı zamanda oyunda rol almam, benim için çok değerli. Her iki duyguyu yaşamak daha heyecan verici. Bir karaktere bürünmek, onun gibi davranmak, oynamak, gözlemlerimi ve deneyimlerimi sahneye yansıtmak her zaman benim için keyifli olmuştur. Oyunda Şeref Paşa karakterini oynuyordum. Sonradan bazı nedenlerden dolayı Samuel karakterini oynamak zorunda kaldım, bir haftada ezber yapıp karakteri çıkartım. Aslında rejiyi kendim verdiğim için çok zor olmadı. Ekibimizle zaten tanışığız. Onlar gibi usta oyuncularla çalışınca, iş sadece ezber yapıp sahneye çıkmaya kaldı.”</p>
<h2>İbrahim Sevinç: Perde Sanat kurucusu ve İstibdat Kumpanyası oyuncusu</h2>
<p>Sevinç, Karadağ ile birlikte Perde Sanat’ın kurucusu. Oyunda da başrollerden biri onun. İşte onun oyun hakkındaki düşünceleri:</p>
<p>“Oyunumuzda ateşli silah sesi vardır, korkmayınız. Anonsu benim için artık Sefer karakteri olma vaktidir.<br />
İstibdat Kumpanyası oyunumuz esas olarak bir avuç oyuncunun hikayesidir.<br />
Oyunculuk dünyanın her yerinde ve çağında olduğu gibi çileli bir iştir. Çile ise çekmekle bitmeyen bir şeydir… Tıpkı bizim hikayemizdeki gibi.<br />
Padişahı tahttan indirmeye çalışan şaşkın bir Paşa’nın, tiyatroyla milleti galeyana getireceğini sanması ve devamındaki olayları anlatır…<br />
Tuluat tiyatrosuna alışkın oyuncular, kitaplı tiyatroyla imtihan edilir. Bazısı başarır bazısı başaramaz. Ama denerler…<br />
Bugüne kadar oyunumuza gelip de gülmeyen çok az kişi oldu ama tamamına yakınının eğlendiğini biliyoruz.”</p>
<h2>Oyundan</h2>
<p>İki perdelik oyunun birinci perdesinde işlenenler ikinci perdede soluksuz gülmenize zemin hazırlıyor. Oyuncuların çoğu geleneksel ile çağdaş tiyatronun örneklerini birbiri ardına ve başarıyla veriyorlar.</p>
<p>Oyundaki tezatlıklar ders verici nitelikte.<br />
Yükselme, kendini bir şey zannetme… Oyunun bir sahnesinde birkaç kişi masaya çıkmaya çalışıyor. Çıkan başlıyor nutuk atmaya! Başrol oyuncusu da çıkıyor masaya, tam nutuk atacak, durumun ne kadar anlamsız olduğunu fark ediyor!</p>
<p>Sanatın gücü, sanatçının sahipsizliği… Padişahı devirmek için sanatın gücünden, bir oyundan yararlanmak isteniyor. Akşam oyunu oynayanlar, sabahında kafalarının koparılmasından korkuyorlar.</p>
<h2>Oyunun sonu</h2>
<p>Gündüz öğretmen, eczacı, sağlık çalışanı, satın almacı, memur veya öğrenci olan Perde Sanat oyuncularının tiyatro sevgisi ve oyunculuk kabiliyetleri, oyunun sonunda ayakta alkışlanmayı hak ediyorlar.</p>
<p>İnternet üzerinden sahne ve bilet bilgilerine erişebileceğiniz, yüz yıl öncesine giden öyküsüyle bugünden öteye mesajlar içeren, baştan sona keyifle izleyeceğiniz ve Perde Sanat oyuncuları tarafından sahnelenen <em>İstibdat Kumpanyası</em> isimli oyunu birazcık yazabildiysem ne mutlu!</p>
<hr />
<p>Kapak fotoğrafı: Perde Sanat Tiyatrosu</p>
<p><a href="https://lavarla.com/istibdat-kumpanyasi-gelenekseli-yarinlara-tasiyan-bir-oyun/">&lt;span class=&quot;reading-mode-buttons&quot;&gt;&lt;/span&gt;İstibdat Kumpanyası: Gelenekseli yarınlara taşıyan bir oyun&lt;span class=&quot;reading-mode-buttons&quot;&gt;&lt;/span&gt;</a> yazısı ilk önce <a href="https://lavarla.com">Lavarla - Kültür-Sanat ve Kent Yaşamı</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Hastanede sanat 3: Ebru, damlalar düştüğü an başlayan hikaye</title>
		<link>https://lavarla.com/ebru-damlalar-dustugu-an-baslayan-hikaye/</link>
					<comments>https://lavarla.com/ebru-damlalar-dustugu-an-baslayan-hikaye/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Necati Yalçın]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 19 Dec 2022 15:31:54 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Meseleler]]></category>
		<category><![CDATA[Sanat]]></category>
		<category><![CDATA[Ergoterapi]]></category>
		<category><![CDATA[Esengül İnalpulat]]></category>
		<category><![CDATA[Ortadoğulular Hastanesi FTR odası]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.lavarla.com/?p=124172</guid>

					<description><![CDATA[<p><span class="reading-mode-buttons"></span>“Bildiğimiz onun bir damla olduğu. Bilmediğimizse aslında onun okyanus olduğu.” Isaac Newton Groucho Marks, hastane yataklarını duran ama taksimetresi açık taksilere benzetmiş. O yatağa bağlı kalmayanın bilemeyeceği anları, günler hatta yıllarca yaşayanlar var. Yazının hazırlandığı günlerde Sevgili Hasan Pekmezci örneğin, merdivenden düşüp kalça kemiğini kırmadan önceki gün bir yerde konferans vermiş, diğer yerdeki atölye dersine [&#8230;]</p>
<p><a href="https://lavarla.com/ebru-damlalar-dustugu-an-baslayan-hikaye/">&lt;span class=&quot;reading-mode-buttons&quot;&gt;&lt;/span&gt;Hastanede sanat 3: Ebru, damlalar düştüğü an başlayan hikaye&lt;span class=&quot;reading-mode-buttons&quot;&gt;&lt;/span&gt;</a> yazısı ilk önce <a href="https://lavarla.com">Lavarla - Kültür-Sanat ve Kent Yaşamı</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p style="text-align: right;">“Bildiğimiz onun bir damla olduğu.<br />
Bilmediğimizse aslında onun okyanus olduğu.”<br />
Isaac Newton</p>
<p>Groucho Marks, hastane yataklarını duran ama taksimetresi açık taksilere benzetmiş. O yatağa bağlı kalmayanın bilemeyeceği anları, günler hatta yıllarca yaşayanlar var. Yazının hazırlandığı günlerde Sevgili Hasan Pekmezci örneğin, merdivenden düşüp kalça kemiğini kırmadan önceki gün bir yerde konferans vermiş, diğer yerdeki atölye dersine uçarak yetişmişti. Öylesi hareketli bir yaşam sürüyordu, bir süredir yatağa bağlandı. En kısa sürede iyileşmesini, tuvalleri ve her gününü boyadığı günlükleriyle bir an önce buluşmasını diliyorum.</p>
<h2>FTR Odaları</h2>
<p>FTR odaları, fizik tedavi ve rehabilitasyonun kısaltmasıdır. Hastalar için zorludur bu odalarda geçen saatler. Bir, bir buçuk saat süren seanslar, aralıklarla gün boyu devam eder, elbette yararı büyüktür ama büyük bir emek ister.</p>
<p>Ortadoğulular Hastanesi FTR odası büyükçe olunca adı &#8220;salon&#8221; olmuş ve bir süredir hastanenin Kurumsal Temsilcisi Gülsen Yalçın’ın girişimleriyle sanata, sanatla terapiye de mekan oluyor. Özellikle bu salona zorlanarak giren ve çıkan hastaların bu kez sanat için gelmesi, kaldıkları süre boyunca üretim yapıp keyifli dakikalar geçirmeleri önemli ve bir o kadar da heyecan verici.</p>
<p>FTR salonundaki konuk, bu kez ebru eğitmeni Esengül İnalpulat oldu.</p>
<h2>Esengül İnalpulat</h2>
<p>Yurt içi ve yurt dışında sergiler düzenleyen İnalpulat, Tunalı’daki işliğinde üretim yapıyor, dersler veriyor. Ebru sanatını yaşamı zenginleştirmenin bir yolu olarak görüyor ve şöyle tanımlıyor:</p>
<p>“Kültürümüzün bir parçası olan ve sanat dallarımızdan ebru sanatında kullanılan malzemelerin hepsi doğada bulunan maddelerle, el emeği ile hazırlandığı için özel bir sanattır. Ebru sanatını uygulamak için de çalışma ortamının ısısı ve temizliği, kıvam artırıcı suyun yoğunluğu, boyanın su ve öd oranı ve bunların birbirleri ile olan ilişkileri çok önemlidir. Bu hassas dengeyi kurmak için eğitim almak, dikkat ve tecrübe ister.”</p>
<p><img loading="lazy" decoding="async" class="aligncenter wp-image-124174 size-full" src="https://netreklam.net/wp-content/uploads/2022/12/WhatsApp-Image-2022-12-12-at-15.49.12.jpeg" alt="Hastanede sanat " width="1066" height="1600" srcset="https://lavarla.com/wp-content/uploads/2022/12/WhatsApp-Image-2022-12-12-at-15.49.12.jpeg 1066w, https://lavarla.com/wp-content/uploads/2022/12/WhatsApp-Image-2022-12-12-at-15.49.12-200x300.jpeg 200w, https://lavarla.com/wp-content/uploads/2022/12/WhatsApp-Image-2022-12-12-at-15.49.12-682x1024.jpeg 682w, https://lavarla.com/wp-content/uploads/2022/12/WhatsApp-Image-2022-12-12-at-15.49.12-768x1153.jpeg 768w, https://lavarla.com/wp-content/uploads/2022/12/WhatsApp-Image-2022-12-12-at-15.49.12-1023x1536.jpeg 1023w, https://lavarla.com/wp-content/uploads/2022/12/WhatsApp-Image-2022-12-12-at-15.49.12-800x1201.jpeg 800w" sizes="(max-width: 1066px) 100vw, 1066px" /></p>
<h2>Hastaneden çağrı</h2>
<p>Hastaneden davet almak İnalpulat’ı çok mutlu etmiş. Hastalarla buluştuğunda ayrıca duygulanmış ve çok iyi bir iş çıkacağını hissetmiş:</p>
<p>“Önce ebru sanatını anlattım. Uygulamaya geçerken hepsinin istekli ve heyecanlı olduğunu hissettim. Gülsen Hanım’ın bu girişimi beni yıllar öncesine götürdü. Hacettepe Üniversitesi Fizik Tedavi Merkezinde yatan hastalara ebru sanatı uygulaması başlattığımız ve yurt dışında olan İş ve Uğraşı Terapisi (Ergoterapi)  bölümünün açılması için yaptığım çalışmalar aklıma geldi. Daha sonra bazı üniversiteler İş ve Uğraşı Terapisini eğitim programlarına aldı.”</p>
<p>Hastalık ve engellilik sonucu ortaya çıkan fonksiyonel yetersizlik yaşayan hastalarla göz göze geldiğinde, onların gözlerindeki heyecanlı bakışları ve tedirginliği fark etmiş, hemen ebru sanatındaki renklerin güzelliğini anlatıp iletişime geçmiş.</p>
<h2>Ebru sanatının bireylere katkıları</h2>
<p>Bireylere sabırlı olmayı; takıntılılara, olanı değiştirmeyi değil kabul etmeyi öğretir.<br />
Günlük koşuşturmadan uzaklaştırır, suyun yaymış olduğu pozitif iyonlar sayesinde rahatlama yaşanır.<br />
Renklerin sudaki hareketleri zihinsel dinlenmeyi, kişinin başka dünyalara dalıp gitmesini sağlar.<br />
Dikkat toplamayı, hedefli ve gayretli olmayı, zamanı iyi kullanmayı öğretir.<br />
Yaparken boyaların dağılımı, suyun hareketleri yanında hayal gücü, hissedilen özgürlük duygusu, el-göz koordinasyonu, düşünme becerilerini güçlendirirken bitirildiğinde eserin beğeni alması özgüveni artırır.</p>
<p><img loading="lazy" decoding="async" class="aligncenter wp-image-124175 size-full" src="https://netreklam.net/wp-content/uploads/2022/12/WhatsApp-Image-2022-12-12-at-15.49.13-1.jpeg" alt="hastanede sanat ebru" width="1600" height="1066" srcset="https://lavarla.com/wp-content/uploads/2022/12/WhatsApp-Image-2022-12-12-at-15.49.13-1.jpeg 1600w, https://lavarla.com/wp-content/uploads/2022/12/WhatsApp-Image-2022-12-12-at-15.49.13-1-300x200.jpeg 300w, https://lavarla.com/wp-content/uploads/2022/12/WhatsApp-Image-2022-12-12-at-15.49.13-1-1024x682.jpeg 1024w, https://lavarla.com/wp-content/uploads/2022/12/WhatsApp-Image-2022-12-12-at-15.49.13-1-768x512.jpeg 768w, https://lavarla.com/wp-content/uploads/2022/12/WhatsApp-Image-2022-12-12-at-15.49.13-1-1536x1023.jpeg 1536w, https://lavarla.com/wp-content/uploads/2022/12/WhatsApp-Image-2022-12-12-at-15.49.13-1-800x533.jpeg 800w" sizes="(max-width: 1600px) 100vw, 1600px" /></p>
<h2>Çıktı</h2>
<p>Melek Hanım,</p>
<p>“Ruhumu hissettim.” Başak,</p>
<p>“Ebru çok güzelmiş.” Ve Muhammet,</p>
<p>“Çok güzel.” diye duygularını kısa ama anlamlı ifade ettiler.</p>
<p>Ebru çıktısı eşsizdir çünkü her bir eser diğerinden farklıdır. Yaparken hissedilenler bir yanda, yarım saat öncesine kadar belki de hiç ebru yapmamış hasta veya hasta yakınları teknenin başından ayrılmadan eserlerini sudan gururla, heyecanla ve büyük bir merakla çıkarırlar.</p>
<p>Damlaların düştüğü an başlayan hikayenin kahramanı, artık bu salonda o güne dek iyileşmek için ter döken ve dökmeye kim bilir ne kadar süre daha devam edecek hastadan başkası değildir. Eserini sıyırıp kaldırdığında bir süre izleyenlere gösterir, yandan kendi de mutlaka bakar. Kendini bir ebruzen gibi hissetmemek için hiçbir neden yoktur. İzleyen herkes sanatın gücüne şahit olur. Alkışlar eşliğinde yaşanan, artık bu salonda o güne dek hissedilenlerden bambaşkadır…</p>
<p>Fotoğraflar, etkinliğe katılan fotoğraf sanatçısı Gülhan Yıldız&#8217;a ait.</p>
<p><a href="https://lavarla.com/ebru-damlalar-dustugu-an-baslayan-hikaye/">&lt;span class=&quot;reading-mode-buttons&quot;&gt;&lt;/span&gt;Hastanede sanat 3: Ebru, damlalar düştüğü an başlayan hikaye&lt;span class=&quot;reading-mode-buttons&quot;&gt;&lt;/span&gt;</a> yazısı ilk önce <a href="https://lavarla.com">Lavarla - Kültür-Sanat ve Kent Yaşamı</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://lavarla.com/ebru-damlalar-dustugu-an-baslayan-hikaye/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Ankara’da deniz meltemi esintisi: Nur Sağlamer’in “Uzakçıl” sergisi</title>
		<link>https://lavarla.com/ankarada-deniz-meltemi-esintisi-nur-saglamerin-uzakcil-sergisi/</link>
					<comments>https://lavarla.com/ankarada-deniz-meltemi-esintisi-nur-saglamerin-uzakcil-sergisi/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Necati Yalçın]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 05 Dec 2022 12:00:39 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Pusula]]></category>
		<category><![CDATA[Sergi]]></category>
		<category><![CDATA[Dicle Sen Söyle]]></category>
		<category><![CDATA[kalıp baskı tekniği]]></category>
		<category><![CDATA[Kemoterapi Değil Kameltropi]]></category>
		<category><![CDATA[Nur Sağlamer]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.lavarla.com/?p=123903</guid>

					<description><![CDATA[<p><span class="reading-mode-buttons"></span>Nur Sağlamer, taşa ve tuvale aktardığı dalgalı denizleriyle Ankara’ya geldi! Sanatçı ama aynı zamanda girişimci, çok yönlü. Çağdaş Yaşamı Destekleme Derneği, Bakırköylü Sanatçılar Derneği, Cüzzamla Savaş Derneği, İktisatçılar Derneği, Antalya Girişimci İş Kadınları Derneği ve Antalya Uluslararası Kız Kardeşler Derneği üye olduğu, hatta kurucu başkan olduğu dernekler. Fuarlara, karma sergilere katılmış; kişisel sergiler düzenlemiş. 2 [&#8230;]</p>
<p><a href="https://lavarla.com/ankarada-deniz-meltemi-esintisi-nur-saglamerin-uzakcil-sergisi/">&lt;span class=&quot;reading-mode-buttons&quot;&gt;&lt;/span&gt;Ankara’da deniz meltemi esintisi: Nur Sağlamer’in “Uzakçıl” sergisi&lt;span class=&quot;reading-mode-buttons&quot;&gt;&lt;/span&gt;</a> yazısı ilk önce <a href="https://lavarla.com">Lavarla - Kültür-Sanat ve Kent Yaşamı</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><u>Nur Sağlamer</u>, taşa ve tuvale aktardığı dalgalı denizleriyle Ankara’ya geldi!</p>
<p>Sanatçı ama aynı zamanda girişimci, çok yönlü. Çağdaş Yaşamı Destekleme Derneği, Bakırköylü Sanatçılar Derneği, Cüzzamla Savaş Derneği, İktisatçılar Derneği, Antalya Girişimci İş Kadınları Derneği ve Antalya Uluslararası Kız Kardeşler Derneği üye olduğu, hatta kurucu başkan olduğu dernekler. Fuarlara, karma sergilere katılmış; kişisel sergiler düzenlemiş.</p>
<p><img loading="lazy" decoding="async" class="aligncenter wp-image-123905 size-full" src="https://netreklam.net/wp-content/uploads/2022/12/WhatsApp-Image-2022-11-21-at-13.07.19-1.jpeg" alt="Nur Sağlamer 1" width="720" height="540" srcset="https://lavarla.com/wp-content/uploads/2022/12/WhatsApp-Image-2022-11-21-at-13.07.19-1.jpeg 720w, https://lavarla.com/wp-content/uploads/2022/12/WhatsApp-Image-2022-11-21-at-13.07.19-1-300x225.jpeg 300w, https://lavarla.com/wp-content/uploads/2022/12/WhatsApp-Image-2022-11-21-at-13.07.19-1-180x135.jpeg 180w, https://lavarla.com/wp-content/uploads/2022/12/WhatsApp-Image-2022-11-21-at-13.07.19-1-400x300.jpeg 400w, https://lavarla.com/wp-content/uploads/2022/12/WhatsApp-Image-2022-11-21-at-13.07.19-1-600x450.jpeg 600w" sizes="(max-width: 720px) 100vw, 720px" /></p>
<h2>2 kitap</h2>
<p><em>Dicle Sen Söyle</em> ve <em>Kemoterapi Değil Kameltropi</em> başlıklı iki de kitabı var.</p>
<p>Bir kitabında Dicle var! Kardeşi Fırat gibi bizim topraklarımızda doğup büyüyen ve kadim Mezopotamya’yı kıvrım kıvrım, gürül gürül akan ırmak. Sağlamer,</p>
<p>“Dicle hep tanıdık değil miydi acılara, sevdalara, vurgunlara? Boşuna mı olmuştu Dicle’nin bunca kıvrımları? Dümdüz akarken içe dönüşleri, çağlayanlar oluşturması?” diye sormuş kitabında…</p>
<p>Diğer kitabında kemoterapi, pardon kameltropi var!</p>
<p>Eserlerindeki denizi anlamaya başlamak için kitabın önsözünden bir cümleyi süzelim:</p>
<p>“Güneş tepenin ardına saklanıyor saat 6’dan sonra benim için. Kolumu hareket ettirmem lazım. Zorlanmadan kendim yüzüyorum, yüzüyorum sanki hafifliyorum. Doktorum da bendeki hızlı iyileşmenin denizle çok ilgili olduğunu söylüyor. Deniz seni çok seviyorum çok…”</p>
<p><img loading="lazy" decoding="async" class="aligncenter wp-image-123906 size-full" src="https://netreklam.net/wp-content/uploads/2022/12/WhatsApp-Image-2022-11-21-at-13.07.19-2.jpeg" alt="Nur Sağlamer 2" width="520" height="640" srcset="https://lavarla.com/wp-content/uploads/2022/12/WhatsApp-Image-2022-11-21-at-13.07.19-2.jpeg 520w, https://lavarla.com/wp-content/uploads/2022/12/WhatsApp-Image-2022-11-21-at-13.07.19-2-244x300.jpeg 244w" sizes="(max-width: 520px) 100vw, 520px" /></p>
<h2>Kalıp baskı tekniği</h2>
<p>Kalıp baskı tekniği, yok olmaması gereken bir somut olmayan kültürel emanet. Tokat, varsın denize 150 kilometre uzaklıkta olsun! Sağlamer, Tokat yazmacılığı kalıp baskıları 4. kuşağı olan Emel Ardahanlı’dan ders almış, tuvallerine yansıttığı denizi taş baskılara da yansıtmış.</p>
<p><img loading="lazy" decoding="async" class="aligncenter wp-image-123908 size-full" src="https://netreklam.net/wp-content/uploads/2022/12/WhatsApp-Image-2022-11-21-at-13.07.19-3.jpeg" alt="Nur Sağlamer 3" width="1080" height="1080" srcset="https://lavarla.com/wp-content/uploads/2022/12/WhatsApp-Image-2022-11-21-at-13.07.19-3.jpeg 1080w, https://lavarla.com/wp-content/uploads/2022/12/WhatsApp-Image-2022-11-21-at-13.07.19-3-300x300.jpeg 300w, https://lavarla.com/wp-content/uploads/2022/12/WhatsApp-Image-2022-11-21-at-13.07.19-3-1024x1024.jpeg 1024w, https://lavarla.com/wp-content/uploads/2022/12/WhatsApp-Image-2022-11-21-at-13.07.19-3-150x150.jpeg 150w, https://lavarla.com/wp-content/uploads/2022/12/WhatsApp-Image-2022-11-21-at-13.07.19-3-768x768.jpeg 768w, https://lavarla.com/wp-content/uploads/2022/12/WhatsApp-Image-2022-11-21-at-13.07.19-3-70x70.jpeg 70w, https://lavarla.com/wp-content/uploads/2022/12/WhatsApp-Image-2022-11-21-at-13.07.19-3-180x180.jpeg 180w, https://lavarla.com/wp-content/uploads/2022/12/WhatsApp-Image-2022-11-21-at-13.07.19-3-400x400.jpeg 400w, https://lavarla.com/wp-content/uploads/2022/12/WhatsApp-Image-2022-11-21-at-13.07.19-3-600x600.jpeg 600w, https://lavarla.com/wp-content/uploads/2022/12/WhatsApp-Image-2022-11-21-at-13.07.19-3-800x800.jpeg 800w" sizes="(max-width: 1080px) 100vw, 1080px" /></p>
<h2>Ankara’ya deniz geldi!</h2>
<p>Sağlamer denizi şimdi de Ankara’ya getirdi! Resmin büyük ustasının “En büyük hayalimdi”, diyerek tanımladığı Mustafa Ayaz Müzesi’ndeki sergiyle.</p>
<p><em>Tablolarda martılar uçuyor, açık deniz veya sarp kayalıklar üzerinden,</em><br />
<em>Kiminde deniz feneri, kiminde tekne görünen…</em><br />
<em>Sağlamer’in resimlerinde bir güzellik var!</em><br />
<em>Hep mavi, hep içine alıveren…</em></p>
<p>Sergi, 30 Kasım – 11 Aralık tarihleri arasında Mustafa Ayaz Müzesi’nde, Ankara kışında deniz meltemi estiriyor!</p>
<p><a href="https://lavarla.com/ankarada-deniz-meltemi-esintisi-nur-saglamerin-uzakcil-sergisi/">&lt;span class=&quot;reading-mode-buttons&quot;&gt;&lt;/span&gt;Ankara’da deniz meltemi esintisi: Nur Sağlamer’in “Uzakçıl” sergisi&lt;span class=&quot;reading-mode-buttons&quot;&gt;&lt;/span&gt;</a> yazısı ilk önce <a href="https://lavarla.com">Lavarla - Kültür-Sanat ve Kent Yaşamı</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://lavarla.com/ankarada-deniz-meltemi-esintisi-nur-saglamerin-uzakcil-sergisi/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Hastanede sanat 2: Suya işlenen nakış ebru sanatı</title>
		<link>https://lavarla.com/hastanede-sanat-2-suya-islenen-nakis-ebru-sanati/</link>
					<comments>https://lavarla.com/hastanede-sanat-2-suya-islenen-nakis-ebru-sanati/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Necati Yalçın]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 18 Nov 2022 07:00:57 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Meseleler]]></category>
		<category><![CDATA[Sanat]]></category>
		<category><![CDATA[Ebruzen Necmiye Albayrak]]></category>
		<category><![CDATA[hastanede sanat]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.lavarla.com/?p=123344</guid>

					<description><![CDATA[<p><span class="reading-mode-buttons"></span>“Sanat kapalı kapıları açar, içerinin temiz havayla dolmasını sağlar. Temiz hava iyileştirir.” Julia Cameron Fırçası at kılından haznesinde boyayı toplasın diye, fırçanın sapıysa gül dalından, esnesin diye… Boya, tekne, kitre, su, kağıt ve öd diğer gerekli malzemeler. Unutmadan! Bir de, yazının konuk sanatçısının ifade ettiği gibi temiz bir ortam ve hayaller gerekli. Geçmişi 600 yıl [&#8230;]</p>
<p><a href="https://lavarla.com/hastanede-sanat-2-suya-islenen-nakis-ebru-sanati/">&lt;span class=&quot;reading-mode-buttons&quot;&gt;&lt;/span&gt;Hastanede sanat 2: Suya işlenen nakış ebru sanatı&lt;span class=&quot;reading-mode-buttons&quot;&gt;&lt;/span&gt;</a> yazısı ilk önce <a href="https://lavarla.com">Lavarla - Kültür-Sanat ve Kent Yaşamı</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p style="text-align: right;">“Sanat kapalı kapıları açar, içerinin temiz havayla dolmasını sağlar.<br />
Temiz hava iyileştirir.”<br />
Julia Cameron</p>
<p>Fırçası at kılından haznesinde boyayı toplasın diye, fırçanın sapıysa gül dalından, esnesin diye…<br />
Boya, tekne, kitre, su, kağıt ve öd diğer gerekli malzemeler. Unutmadan! Bir de, yazının konuk sanatçısının ifade ettiği gibi temiz bir ortam ve hayaller gerekli.<br />
Geçmişi 600 yıl önceye dayanan geleneksel bir Türk sanatı olan ebru, kitap ciltlerinin vazgeçilmez süslerinden olmuş uzun yıllar.</p>
<h2>Mekan</h2>
<p>Bir oda, kocaman! Yarım yuvarlak biçimli, bol pencereli, her pencere önü yataklı, 3-5 basamakla inilen aynı zamanda eğimli platformlu, tekerlekli sandalye ile giriş çıkışa olanak veren. Yürüme bantları, kas geliştirici makineler, aletler ve protezler her bir yanda.</p>
<p>Kiminin bir elini kiminin belki de iki ayağını, engelsiz her insan gibi kullanma umuduyla her gün, belki de gün içinde birkaç kez, azimle ve hevesle girmesi gereken, üstelik düzenli, aksatmadan…<br />
Motivasyon herkese gerekli belki ama burada isteklendirme de azim de zirvede olmalı.</p>
<h2>Sanatla terapide ikinci pratik</h2>
<p>İşte, hastalara özel hazırlanmış bu ortam şahit oldu bir anlamda sanatla terapiye. Mekan, hasta için doktorunun şiddetle tavsiye ettiği, fizik tedavi uzmanının aksatmaksızın uyguladığı programın mekanıydı belki ama bu kez ortam çok farklıydı. Hastaları bu kez başka bir iş bekliyordu, sanat yapılacaktı! Zorunluluktan, zorluktan uzak, yaratım sürecine odaklanan, belki de acıları unutturan keyifle ve sıcak bir iletişimle…</p>
<p>Son cümledekiler, sanat terapisinin olmazsa olmazları. Hastanede Sanat yazı dizisinin ilkinde bahsi geçen Heykeltıraş Aslan Başpınar’ı hastalar ve refakatçileriyle buluşturmayı hayata geçiren Ortadoğulular Fizik Tedavi ve Rehabilitasyon Merkezi Kurumsal Temsilcisi Gülsen Yalçın, anlamlı ve bence örneklerinin artması gereken yeni bir etkinliğe imza attı.</p>
<p>Bu kez konuk, ebru sanatında geliştirdiği özgün tekniklerle yurt içi ve dışından aldığı eğitim taleplerini karşılamaya çalışan, “18 yıldır yapıyorum hiç doymadım şu renklere!” diye ebruya aşkını dile getiren Ebruzen Necmiye Albayrak oldu.</p>
<p>Etkinlik öncesi düşüncelerini sormuştum, yanıtladı:</p>
<p>“Benim insanlara karşı güzel bir tarafım var. Hele karşıdaki hasta, çocuk veya yaşlıysa akan sular duruyor!. Teklif geldiğinde şart koşmaksızın hemen kabul ettim. Şartları zorladım aslında ve 8-10 boyayla buradayım. Yeter ki insanlar mutlu olsunlar.”</p>
<h2>Ebruzen Necmiye Albayrak</h2>
<p>Sadece boyalarıyla değil, sevgili eşinin de yardımıyla ebru yapmak için ne gerekiyorsa toplamış, gelmişti…</p>
<p>Emekliğini bir iki sene evde geçirdikten sonra halen devam ettiği Necdet Akbaş Hoca’nın atölyesinde ebru çalışmalarına başlamış. Alışılmışın dışına çıkması temel eğitimin ardından gelmiş. <em>Dalgalı ebru</em>da çiçek, manzara, insan ve hayvan figürleri çıkarmaya başlamış. <em>Çift tekne</em> çalışmalarıyla ebru sanatına yeni bir boyut kazandırmış, tez konusu olmuş.</p>
<p>“Tekneden ne çıkarsa yani tekne bana ne verirse kabulümdür,” anlayışını benimsiyor.</p>
<p>Ebru sanatını, suya işlenen nakış ve yürek yansıması olarak görecek kadar duyarlı. Tekneye pıt pıt atılan boyaların karışmamalarını, “birbirlerini incitmeden ve birbirlerine saygı duyarak teknede yer almaları” şeklinde tanımlıyor.</p>
<h2>Tekne başı uygulamaları</h2>
<p>Bireysel robotik tedavinin yapıldığı büyük salonun ortasındaki masa, üzerinde ebru için gerekli malzemelerle ortamı ebru atölyesine çevirmeye yeterli olmuştu. Farklı rahatsızlıkları nedeniyle tedavi gören, çoğu tekerlekli sandalyelerindeki katılımcılar, tekne içindeki kitreli suya Albayrak’ın tarifiyle boyaları özenle kattılar. Ardından özen katsayısını hiç azaltmadan önce <em>biz</em> adı verilen metal çubuklarla çizgiler çizdiler, ebrularına tarakla son şeklini verdiler. Tüm aşamalarda aldıkları keyif yüzlerinden rahatlıkla okunabiliyordu. Teknedeki kitreli suya kağıdı yerleştirme, iki elle kağıdı sevme, sevecenlikle tamamlandıktan sonra kağıdın çıkarılması sırasındaki heyecan sadece ebruyu yapan da değil tüm izleyiciler için geçerliydi. Albayrak gibi bir usta ebruzenin yönlendirmesiyle her seferinde farklı desenler çıkıyor, merakla beklenen son süreç alkışlarla karşılanıyordu.</p>
<figure id="attachment_123365" aria-describedby="caption-attachment-123365" style="width: 738px" class="wp-caption aligncenter"><img loading="lazy" decoding="async" class="wp-image-123365 size-full" src="https://netreklam.net/wp-content/uploads/2022/11/WhatsApp-Image-2022-11-07-at-14.25.18.jpeg" alt="güneş karay" width="738" height="1600" srcset="https://lavarla.com/wp-content/uploads/2022/11/WhatsApp-Image-2022-11-07-at-14.25.18.jpeg 738w, https://lavarla.com/wp-content/uploads/2022/11/WhatsApp-Image-2022-11-07-at-14.25.18-138x300.jpeg 138w, https://lavarla.com/wp-content/uploads/2022/11/WhatsApp-Image-2022-11-07-at-14.25.18-472x1024.jpeg 472w, https://lavarla.com/wp-content/uploads/2022/11/WhatsApp-Image-2022-11-07-at-14.25.18-708x1536.jpeg 708w" sizes="(max-width: 738px) 100vw, 738px" /><figcaption id="caption-attachment-123365" class="wp-caption-text">Güneş Karay fırçasıyla ebrusunu renklendirirken.</figcaption></figure>
<p>Mutlaka sancıları, sıkıntıları olduğunu düşündüğüm katılımcıların etkinlik boyunca aldıkları hazzı hissetmemek mümkün değildi; ikisine sordum. Yanıtları hissettiklerimden farklı değildi. Ebruyla ilk defa tanıştığını söyleyen Güneş Karay duygularını,</p>
<p>“Muhteşem bir şey! Dinlendirici. Ruhunu dinlendiriyor insanın.” diye ifade etti.</p>
<figure id="attachment_123364" aria-describedby="caption-attachment-123364" style="width: 738px" class="wp-caption aligncenter"><img loading="lazy" decoding="async" class="wp-image-123364 size-full" src="https://netreklam.net/wp-content/uploads/2022/11/WhatsApp-Image-2022-11-07-at-14.25.18-1.jpeg" alt="melek ersü" width="738" height="1600" srcset="https://lavarla.com/wp-content/uploads/2022/11/WhatsApp-Image-2022-11-07-at-14.25.18-1.jpeg 738w, https://lavarla.com/wp-content/uploads/2022/11/WhatsApp-Image-2022-11-07-at-14.25.18-1-138x300.jpeg 138w, https://lavarla.com/wp-content/uploads/2022/11/WhatsApp-Image-2022-11-07-at-14.25.18-1-472x1024.jpeg 472w, https://lavarla.com/wp-content/uploads/2022/11/WhatsApp-Image-2022-11-07-at-14.25.18-1-708x1536.jpeg 708w" sizes="(max-width: 738px) 100vw, 738px" /><figcaption id="caption-attachment-123364" class="wp-caption-text">Melek Ersü ebrusuna biz ile motif eklerken.</figcaption></figure>
<p>Ebrusunu yaptıktan sonra diğer tüm katılımcıları da keyifle izleyen Melek Ersü’ye de duygularını sordum, adeta sanatla terapinin gerekliliğinin altını çizdi:</p>
<p>“Bu faaliyet benim beynimi dinlendiriyor. Etrafımı dinlendiriyor. Dostlarımı dinlendiriyor. Çok güzel bir çalışma. Harika bir çalışma.”</p>
<figure id="attachment_123363" aria-describedby="caption-attachment-123363" style="width: 731px" class="wp-caption aligncenter"><img loading="lazy" decoding="async" class="wp-image-123363 size-full" src="https://netreklam.net/wp-content/uploads/2022/11/WhatsApp-Image-2022-11-07-at-14.25.18-2.jpeg" alt="necmiye albayrak" width="731" height="826" srcset="https://lavarla.com/wp-content/uploads/2022/11/WhatsApp-Image-2022-11-07-at-14.25.18-2.jpeg 731w, https://lavarla.com/wp-content/uploads/2022/11/WhatsApp-Image-2022-11-07-at-14.25.18-2-265x300.jpeg 265w" sizes="(max-width: 731px) 100vw, 731px" /><figcaption id="caption-attachment-123363" class="wp-caption-text">Günün mimarı kadınlar: Koordinatör Gülsen Yalçın ve Ebruzen Necmiye Albayrak etkinlik afişiyle.</figcaption></figure>
<h2>Günün ardından</h2>
<p>Öncesinde düşüncelerini sorduğum Albayrak’a, etkinliğin sonunda bir kez daha duygu ve düşüncelerini sordum.</p>
<p>“Çok mutlu ayrılıyorum. Hepsinin gözlerindeki o ışıltıyı gördüm. İyileşme süreçlerinin kısaldığına inandım. Çok mutluyum.”</p>
<p>Sanatın iyileştirici gücü bir kez daha kapıları açmış, iyileştirme sürecine katkı sağlamıştı. Örnekleri yazmaya yetişememeyi diliyorum.</p>
<p><a href="https://lavarla.com/hastanede-sanat-2-suya-islenen-nakis-ebru-sanati/">&lt;span class=&quot;reading-mode-buttons&quot;&gt;&lt;/span&gt;Hastanede sanat 2: Suya işlenen nakış ebru sanatı&lt;span class=&quot;reading-mode-buttons&quot;&gt;&lt;/span&gt;</a> yazısı ilk önce <a href="https://lavarla.com">Lavarla - Kültür-Sanat ve Kent Yaşamı</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://lavarla.com/hastanede-sanat-2-suya-islenen-nakis-ebru-sanati/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Hastanede sanat</title>
		<link>https://lavarla.com/hastanede-sanat/</link>
					<comments>https://lavarla.com/hastanede-sanat/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Necati Yalçın]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 02 Nov 2022 08:58:33 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Meseleler]]></category>
		<category><![CDATA[Sanat]]></category>
		<category><![CDATA[Aslan Başpınar]]></category>
		<category><![CDATA[Füreya Koral]]></category>
		<category><![CDATA[Gülsen Yalçın]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.lavarla.com/?p=123009</guid>

					<description><![CDATA[<p><span class="reading-mode-buttons"></span>&#8220;Sanat bir kurtuluş yoludur.&#8221; -Yoko Ono &#8220;Sanat ilacın kardeşidir. İyileştirici gücü vardır.&#8221; -Andrew Lam Hastalarla ve yakınlarıyla öğretmen-öğrenci olarak değil, moral veren sıcak bir ilişki… Okulda, dershanede değil, özel bir alanda… Belli bir teknik veya yöntem dayatmasından uzak, katılımcıların tamamen istediğini yaparak kendini yansıttığı, yapılanların doğru veya yanlış olarak yargılanmamasından hareketle ve takdirle karşılandığı bir [&#8230;]</p>
<p><a href="https://lavarla.com/hastanede-sanat/">&lt;span class=&quot;reading-mode-buttons&quot;&gt;&lt;/span&gt;Hastanede sanat&lt;span class=&quot;reading-mode-buttons&quot;&gt;&lt;/span&gt;</a> yazısı ilk önce <a href="https://lavarla.com">Lavarla - Kültür-Sanat ve Kent Yaşamı</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p style="text-align: right;"><em>&#8220;Sanat bir kurtuluş yoludur.&#8221;<br />
</em>-Yoko Ono<br />
<em>&#8220;Sanat ilacın kardeşidir. İyileştirici gücü vardır.&#8221;<br />
</em>-Andrew Lam</p>
<p>Hastalarla ve yakınlarıyla öğretmen-öğrenci olarak değil, moral veren sıcak bir ilişki…<br />
Okulda, dershanede değil, özel bir alanda…<br />
Belli bir teknik veya yöntem dayatmasından uzak, katılımcıların tamamen istediğini yaparak kendini yansıttığı, yapılanların doğru veya yanlış olarak yargılanmamasından hareketle ve takdirle karşılandığı bir ortamda…<br />
Üretime değil birkaç saatliğine de olsa yaratıcı bir sürece odaklanan ve iletişimi ön plana çıkaran bir etkinlik.</p>
<p>Buraya kadar yazdıklarım sanat terapisiyle sanat eğitimi arasındaki farklardı.<br />
Hastalara yardım için özel çaba içindeki hastane çalışanı Gülsen Yalçın, &#8220;Farklı bir şey!&#8221; diye düşündü ve memleketin değerli bir sanatçısını davet etti. Sonuçta öyle bir etkinlik çıktı ki, sanat terapisinin harika bir örneği oldu. Böyle anlamlı etkinliklerin artması dileklerimle, anlatayım!</p>
<p><img loading="lazy" decoding="async" class="aligncenter wp-image-123014 size-full" src="https://netreklam.net/wp-content/uploads/2022/11/WhatsApp-Image-2022-10-26-at-10.09.00.jpeg" alt="hastanede sanat 1 " width="1600" height="1066" srcset="https://lavarla.com/wp-content/uploads/2022/11/WhatsApp-Image-2022-10-26-at-10.09.00.jpeg 1600w, https://lavarla.com/wp-content/uploads/2022/11/WhatsApp-Image-2022-10-26-at-10.09.00-300x200.jpeg 300w, https://lavarla.com/wp-content/uploads/2022/11/WhatsApp-Image-2022-10-26-at-10.09.00-1024x682.jpeg 1024w, https://lavarla.com/wp-content/uploads/2022/11/WhatsApp-Image-2022-10-26-at-10.09.00-768x512.jpeg 768w, https://lavarla.com/wp-content/uploads/2022/11/WhatsApp-Image-2022-10-26-at-10.09.00-1536x1023.jpeg 1536w, https://lavarla.com/wp-content/uploads/2022/11/WhatsApp-Image-2022-10-26-at-10.09.00-800x533.jpeg 800w" sizes="(max-width: 1600px) 100vw, 1600px" /></p>
<h2>Aslan Başpınar</h2>
<p>İzlemenin dışında elini kile bulaştırıp, heykel yaratmak isteyenler için hazırlık yaptı. Kilin yanında heykel için iskelet veya rölyef için düz zeminli malzemeler hazırladı.</p>
<p>Mekan, Ortadoğulular Fizik Tedavi ve Rehabilitasyon Merkezi’nde bireysel robotik tedavinin yapıldığı büyük salon, etkinliğin sanatçısı Heykeltıraş <u>Aslan Başpınar</u>’dı. Eserleri başta Anıtkabir ve Ankara’da olmak üzere yurdun dört bir yanını süsleyen sanatçı, biri yürüteç, çoğu tekerlekli sandalyeyle masa başında yerini alan hastalar ve onların refakatçileriyle eşsiz bir çalışma yaptı.</p>
<h2>“Toprağa dokunmayı özlemişim!”</h2>
<p>Bir yanda, “Toprağa dokunmayı özlemişim,” diyerek özlemle rölyef yapan, diğer yanda Başpınar’ın tulumunun askılarını yapacak kadar ayrıntılı çalışan&#8230;<br />
Yani, görülmeye değer bir manzaraydı.</p>
<figure id="attachment_123018" aria-describedby="caption-attachment-123018" style="width: 684px" class="wp-caption aligncenter"><img loading="lazy" decoding="async" class="wp-image-123018 size-full" src="https://netreklam.net/wp-content/uploads/2022/11/WhatsApp-Image-2022-10-26-at-10.09.35-1.jpeg" alt="hastanede sanat 2" width="684" height="912" srcset="https://lavarla.com/wp-content/uploads/2022/11/WhatsApp-Image-2022-10-26-at-10.09.35-1.jpeg 684w, https://lavarla.com/wp-content/uploads/2022/11/WhatsApp-Image-2022-10-26-at-10.09.35-1-225x300.jpeg 225w" sizes="(max-width: 684px) 100vw, 684px" /><figcaption id="caption-attachment-123018" class="wp-caption-text">Başpınar, &#8220;Tulumuyla Başpınar Heykelciği&#8221;ni kilden yaratanlarla.</figcaption></figure>
<p>Ah! Bir büst ve rölyef çalışmasıyla kap kacağın minik kopyalarını, usta bir heykeltıraş gibi kilden yapan başka bir hasta, yoksa gizli sanatçı mı denmeli bilemedim, diğer yanda. Özlemleri hatırlatan, hastalıkta yaşananlardan uzaklaştıran süreci yaşatan sanatın gücü küçümsenebilir mi?</p>
<figure id="attachment_123019" aria-describedby="caption-attachment-123019" style="width: 431px" class="wp-caption aligncenter"><img loading="lazy" decoding="async" class="wp-image-123019 size-full" src="https://netreklam.net/wp-content/uploads/2022/11/Resim1-3.jpg" alt="hastanede sanat 3" width="431" height="538" srcset="https://lavarla.com/wp-content/uploads/2022/11/Resim1-3.jpg 431w, https://lavarla.com/wp-content/uploads/2022/11/Resim1-3-240x300.jpg 240w" sizes="(max-width: 431px) 100vw, 431px" /><figcaption id="caption-attachment-123019" class="wp-caption-text">Sanatçı işbaşında. Refakatçisi, Heykeltıraş Aslan Başpınar ve bu anlamlı etkinliğe katılan Ankara İl Kültür ve Turizm Müdürü Ali Ayvazoğlu, henüz devam eden çalışmalarda ortaya çıkan büst ve rölyef çalışmasıyla kap kacağın minik kopyalarına büyük keyifle bakarken.</figcaption></figure>
<h2>Sanat gerekli</h2>
<p>Sanat her yere, herkese gerek! İnsanlara, hatta yapıya.</p>
<p>Bu satırları okuyan, belli bir yaş üzerindeki pek çok Ankaralının yürüyen merdivene ilk kez bindiği Anafartalar Çarşısı yıkılacaktı. Kent belleğini önemseyen duyarlı insanların çarşının yıkılmaması için en önemli argümanları, içerisindeki devasa seramikler ve duvar panolarıydı. Bilir misiniz -bilirsiniz elbet-, çarşıda en çok eseri olan sanatçı Füreya’dır.</p>
<p>Hastaneye hasta girip sanatçı çıkan, dünyadan sanatçıları (Edward Munch veya Henri Matisse gibi) düşünmeden edemedim. Bu konuda Türkiye’den akla gelen ilk isim de Füreya’dır. Evet, Füreya, veremden yattığı hastanede teyzesinin verdiği malzemelerle uğraşmış, sonunda hastaneden Türkiye’nin ilk kadın seramik sanatçısı olarak çıkmış!</p>
<h2>Unutmadan bir gezi önerisi!</h2>
<p>Füreya’nın 8 eserini birden Anafartalar Çarşısı’nda görmek mümkün. Çarşının giriş katından itibaren her katta diğer değerli sanatçılarla birlikte Füreya’nın harika seramiklerini görebilirsiniz. Gezi önerisinin yanında bir de müjde verelim! Yazının hazırlandığı günlerde çarşıda Büyükşehir Belediyesi tarafından kapsamlı bir restorasyon yapılıyor. Kısa bir süre sonra çarşı, içinde esnafı ve dükkanlarıyla bir sanat merkezi olacak.</p>
<h2>Sanat ve hastaneler</h2>
<p>Sanat hastalar, refakatçileri ve sağlık çalışanları için ayrıca önemli. Dayanma gücü kazandırma veya moral verme ilk akla gelen yararları.<br />
Sanat, hastanelere farklı yollarla girebilir. Sanatçıların düzenleyecekleri atölyelerle geldiği gibi duvardaki bir tablo veya avludaki bir heykelle de hastanelerde rahatlıkla yer bulabilir.</p>
<p><em>Sanatın kurtuluş yolu olduğunu</em> (Y. Ono) akılda tutarak, <em>ilaç gibi iyileştirici gücünden</em> (A. Lam) yararlanmak gerek.</p>
<h2>Kapak fotoğrafındaki ayrıntı</h2>
<p>Kapaktaki fotoğraf, etkinlikte bizimle olan fotoğraf sanatçısı Semra Akçelik’e ait. Bir ayrıntı gizli! Kilin alışılmıştan biraz daha nemli olması dikkatimi çekmiş ve Başpınar’a sormuştum. Yılların usta sanatçısı,<br />
&#8220;Katılımcıların el kaslarının fazla yorulmaması için kili biraz daha fazla ıslattım,&#8221; dedi.</p>
<p>Sanatçının, tüm hastalara gülen yüzüyle yetişip yardım etmesi bir yanda, belki de bu ayrıntı her gün kan alınan veya serum verilen narin ellerin, hevesle kille oynamalarına fiziksel bir katkı sağlamıştı&#8230;</p>
<p><a href="https://lavarla.com/hastanede-sanat/">&lt;span class=&quot;reading-mode-buttons&quot;&gt;&lt;/span&gt;Hastanede sanat&lt;span class=&quot;reading-mode-buttons&quot;&gt;&lt;/span&gt;</a> yazısı ilk önce <a href="https://lavarla.com">Lavarla - Kültür-Sanat ve Kent Yaşamı</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://lavarla.com/hastanede-sanat/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Resimle ve sevgiliyle bir ömür: Muhteber Demirtaş</title>
		<link>https://lavarla.com/resimle-ve-sevgiliyle-bir-omur-muhteber-demirtas/</link>
					<comments>https://lavarla.com/resimle-ve-sevgiliyle-bir-omur-muhteber-demirtas/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Necati Yalçın]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 22 Sep 2022 07:48:29 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[İnsan]]></category>
		<category><![CDATA[Kent]]></category>
		<category><![CDATA[İsmail Gümüş]]></category>
		<category><![CDATA[Muhteber Demirtaş]]></category>
		<category><![CDATA[Yusuf Demirtaş]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.lavarla.com/?p=121842</guid>

					<description><![CDATA[<p><span class="reading-mode-buttons"></span>Ressam Muhteber Demirtaş son zamanlarda renkli mi renkli, harika kadınlar boyuyor. Bazen fırçayı bir kenara bırakıp ellerini yağlı boyaya batırarak! Eserlerine bayılmamak elde değil. Bu renk cümbüşünün altında yatanı sordum. Yanıt kısa ama anlamlı oldu: &#8220;Kadın özgürdür!&#8221; Bir kasaba Kasaba Beşikdüzü. Biz kasabadan çıkan bir öğrenciyi konuşacağız, adı Muhteber. İlk kez teste girecek, çok heyecanlanmış. Başarısız [&#8230;]</p>
<p><a href="https://lavarla.com/resimle-ve-sevgiliyle-bir-omur-muhteber-demirtas/">&lt;span class=&quot;reading-mode-buttons&quot;&gt;&lt;/span&gt;Resimle ve sevgiliyle bir ömür: Muhteber Demirtaş&lt;span class=&quot;reading-mode-buttons&quot;&gt;&lt;/span&gt;</a> yazısı ilk önce <a href="https://lavarla.com">Lavarla - Kültür-Sanat ve Kent Yaşamı</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Ressam <u>Muhteber Demirtaş</u> son zamanlarda renkli mi renkli, harika kadınlar boyuyor. Bazen fırçayı bir kenara bırakıp ellerini yağlı boyaya batırarak! Eserlerine bayılmamak elde değil. Bu renk cümbüşünün altında yatanı sordum. Yanıt kısa ama anlamlı oldu:</p>
<p>&#8220;Kadın özgürdür!&#8221;</p>
<p><img loading="lazy" decoding="async" class="aligncenter wp-image-121858 size-full" src="https://netreklam.net/wp-content/uploads/2022/09/WhatsApp-Image-2022-09-21-at-11.58.32.jpeg" alt="muhteber demirtaş 1" width="960" height="1024" srcset="https://lavarla.com/wp-content/uploads/2022/09/WhatsApp-Image-2022-09-21-at-11.58.32.jpeg 960w, https://lavarla.com/wp-content/uploads/2022/09/WhatsApp-Image-2022-09-21-at-11.58.32-281x300.jpeg 281w, https://lavarla.com/wp-content/uploads/2022/09/WhatsApp-Image-2022-09-21-at-11.58.32-768x819.jpeg 768w, https://lavarla.com/wp-content/uploads/2022/09/WhatsApp-Image-2022-09-21-at-11.58.32-800x853.jpeg 800w" sizes="(max-width: 960px) 100vw, 960px" /></p>
<h2><strong>Bir kasaba</strong></h2>
<p>Kasaba Beşikdüzü. Biz kasabadan çıkan bir öğrenciyi konuşacağız, adı Muhteber. İlk kez teste girecek, çok heyecanlanmış. Başarısız olma korkusuyla ne yapsam endişesi yaşarken, belki de hayatının dönüm noktasını yakalamış, resim atölyesini görmüş. Boş kaldıkça gitmiş. Derken ilk sınav gelmiş çatmış. Sonuç 8!</p>
<p>Resimleri duvarlara asılmaya başlamış, kendine güveni gelmiş. “Yılın sonunda İstanbul’da resim seminerinde sınava sokalım,” demişler. Yatılı, aile uzakta, kendi karar vermiş; “Olur!” demiş, kazanmış. Bazıları “Ne işiniz var?” diye sorsalar da bir keyifli öğretmen varmış, İsmail Gümüş, gitmesi için ısrar etmiş.</p>
<h2><strong>Keyifli öğretmen</strong></h2>
<p>“8 kız gittik, hepimiz kazandık!” diyor ressam.</p>
<p>Harika değil mi?</p>
<p>Bu yüzde yüz başarının ardından Beşikdüzü’nden bir daha kız öğrenci gelmemiş. Yetenekli ve istekli öğrenci yokmuş diye düşünülebilir ama önemli bir ayrıntı paylaşalım, İsmail Gümüş adlı öğretmenin tayini çıkmış.</p>
<p>Üzücü değil mi?</p>
<h2><strong>Bir kent</strong></h2>
<p>Beşikdüzü nere, İstanbul nere? İstanbul, kocaman! “Gitsek mi, gitmesek mi?” diye düşünmeye başlamışlar. “Giderseniz galeri, sergi gezeceksiniz, kaldınız burada ne göreceksiniz?” sorusu son motivasyon olmuş. Gümüş, yıllarca kollamış öğrencilerini. Baba olmuş, yıllarca sergilerine gelmiş. Ailelerin haberi yok, İstanbul’da yatılı başlamışlar.</p>
<p>Öğretmenleri Selahattin Hüsnü Taran ve Hamdi Dicle’yi de anmadan geçemiyor. Öğretmeni Dicle ile hala görüştüklerini söylediler. Görüştük, öğrencisinden övgüyle söz etti. Keyifli öğretmenler iyi ki varlar. Erkekler içinde sıkılanlar, nasıl benden yüksek not alırsın şaşkınlıkları yaşayanlar… Muhteber çabuk uyum sağlamış, “Erkeklerle okumak çok iyi oldu,” diyor.</p>
<h2><strong>Restorasyon yaparken yok etmek</strong></h2>
<p>Bilenler vardır, seminerler Çapa’da başlamış, Ortaköy’e taşınmış, tekrar Çapa’ya dönmüş. Muhteber, Ortaköy’de eğitim görmüş. Okulunu anlatmakla bitiremiyor. Koridora bağlayan camlardaki vitrayları anlatıyor örneğin. Bir de dış cephede 2&#215;3 metrelik dev bir rölyef. Bugün çoğu sanatçı, o günün liselilerinin eseri. Altında &#8220;2A 1970&#8221; imzalı. Yarım yüzyıl kadar durmuş.</p>
<p>Ah! Kaş yaparken göz çıkarmak mı denmeli, rölyef restorasyonla yok edilmiş! Yıllar sonra geziye gidince hevesle duvara bakmış, içi acımış.</p>
<h2><strong>Başkent</strong></h2>
<p>İzmir, Samsun kazanmış gitmemiş. “Doğru zamanda, doğru yer” dediği Gazi’yi kazanmış. Çoluk çocuk derken, resme ara vermiş ama fırsatını yakalayıp lisansı tamamlamış, bir daha ara vermeden resme dönmüş. 9 yıl mecburi hizmet sırasında Bahçelievler Ortaokulu&#8217;nda çalışmış, aynı zamanda kurslar vermiş.</p>
<p><img loading="lazy" decoding="async" class="aligncenter wp-image-121860 size-full" src="https://netreklam.net/wp-content/uploads/2022/09/WhatsApp-Image-2022-09-21-at-11.58.23.jpeg" alt="muhteber demirtaş 3" width="452" height="640" srcset="https://lavarla.com/wp-content/uploads/2022/09/WhatsApp-Image-2022-09-21-at-11.58.23.jpeg 452w, https://lavarla.com/wp-content/uploads/2022/09/WhatsApp-Image-2022-09-21-at-11.58.23-212x300.jpeg 212w" sizes="(max-width: 452px) 100vw, 452px" /></p>
<h2><strong>Herkes için ders!</strong></h2>
<p>Hangi branştan olursa olsun, <em>İstiklal Marşı</em>’nı mandolinle çalamayan, öğrencilerine söyletemeyenin öğretmen olamadığı dönemlerde yetişmiş öğretmenden ders niteliğinde cümleler:</p>
<p>“Eşit davrandım, hiçbir çocuğu küstürmedim, bu çok önemli.&#8221;</p>
<p>&#8220;Yapabilirsin demek, o çocuğu kazanmak.&#8221;</p>
<p>&#8220;Öğretmenin öğretmenliği sevmesi gerekiyor.</p>
<p>Her iş için geçerli, yoksa ‘mış’ gibi olur.&#8221;</p>
<p>&#8220;‘Bu paraya bu kadar’ diyemezsiniz.’’</p>
<figure id="attachment_121884" aria-describedby="caption-attachment-121884" style="width: 800px" class="wp-caption aligncenter"><img loading="lazy" decoding="async" class="wp-image-121884 size-full" src="https://netreklam.net/wp-content/uploads/2022/09/Adsiz-tasarim-4-1.jpg" alt="muhteber demirtaş solda" width="800" height="550" srcset="https://lavarla.com/wp-content/uploads/2022/09/Adsiz-tasarim-4-1.jpg 800w, https://lavarla.com/wp-content/uploads/2022/09/Adsiz-tasarim-4-1-300x206.jpg 300w, https://lavarla.com/wp-content/uploads/2022/09/Adsiz-tasarim-4-1-768x528.jpg 768w" sizes="(max-width: 800px) 100vw, 800px" /><figcaption id="caption-attachment-121884" class="wp-caption-text">(solda) Muhteber Demirtaş. Kaynak: egeninsesi.com</figcaption></figure>
<h2><strong>Sanat yolculuklu atölye </strong></h2>
<p>Emekli ikramiyesiyle kurulan bir atölye. Emek’te, giriş kattaki bir dairede. Sokak kapısının açıldığı hol, uzun bir koridor. Soldaki en büyük oda Muhteber Demirtaş’ın. Koridoru kat ederken sağda kendisinin, solda eşinin tabloları eşlik ediyor. Tablolar, sizi bir güzel atölyeden diğerine adeta sanat yolculuğuyla götürüyor.</p>
<p><img loading="lazy" decoding="async" class="aligncenter wp-image-121859 size-full" src="https://netreklam.net/wp-content/uploads/2022/09/WhatsApp-Image-2022-09-21-at-11.58.45.jpeg" alt="muhteber demirtaş 2" width="875" height="1024" srcset="https://lavarla.com/wp-content/uploads/2022/09/WhatsApp-Image-2022-09-21-at-11.58.45.jpeg 875w, https://lavarla.com/wp-content/uploads/2022/09/WhatsApp-Image-2022-09-21-at-11.58.45-256x300.jpeg 256w, https://lavarla.com/wp-content/uploads/2022/09/WhatsApp-Image-2022-09-21-at-11.58.45-768x899.jpeg 768w, https://lavarla.com/wp-content/uploads/2022/09/WhatsApp-Image-2022-09-21-at-11.58.45-800x936.jpeg 800w" sizes="(max-width: 875px) 100vw, 875px" /></p>
<h2><strong>Resimle ve sevgiliyle bir ömür</strong></h2>
<p>Eşinden sevgiyle söz ediyor, “Ortak konumuz çok, şansımız,” diyor. Aynı evde, aynı atölyedeler. Sergilere gidiyorlar, “Okuduklarımızın yanında görmek gerek. Besleniyoruz!” diye tanımlıyor.</p>
<p>Diğer köşedeki atölyede, odanın çoğunu kaplayan baskı makinasıyla mutlu, “Hep yapmak istedim” dediği gravürlerini üreten Yusuf Demirtaş var. Evde salondaki yemek masası baskı yeri, diğer köşede şövale. Resim yaparken, “Bir baksana!” diyerek konuşmalar, okuduğu kitabı paylaşmalar…</p>
<p>Demirtaş çiftine evlat-torun-sevdikleriyle uzun yıllar sağlık, mutluluk ve sanatçı olan, olmayan tüm çiftlere böyle bir yaşam dileklerimle.</p>
<p><a href="https://lavarla.com/resimle-ve-sevgiliyle-bir-omur-muhteber-demirtas/">&lt;span class=&quot;reading-mode-buttons&quot;&gt;&lt;/span&gt;Resimle ve sevgiliyle bir ömür: Muhteber Demirtaş&lt;span class=&quot;reading-mode-buttons&quot;&gt;&lt;/span&gt;</a> yazısı ilk önce <a href="https://lavarla.com">Lavarla - Kültür-Sanat ve Kent Yaşamı</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://lavarla.com/resimle-ve-sevgiliyle-bir-omur-muhteber-demirtas/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
