<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>NN, Lavarla - Kültür-Sanat ve Kent Yaşamı sitesinin yazarı.</title>
	<atom:link href="https://lavarla.com/author/nn/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://lavarla.com/author/nn/</link>
	<description>Lavarla için her insan ve her hikaye, ucundan Ankara&#039;ya dokunuyorsa anlatmaya değerdir.</description>
	<lastBuildDate>Mon, 20 Oct 2025 07:36:00 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	<generator>https://wordpress.org/?v=6.8.2</generator>

<image>
	<url>https://lavarla.com/wp-content/uploads/2024/05/fav-150x150.png</url>
	<title>NN, Lavarla - Kültür-Sanat ve Kent Yaşamı sitesinin yazarı.</title>
	<link>https://lavarla.com/author/nn/</link>
	<width>32</width>
	<height>32</height>
</image> 
	<item>
		<title>Yazın Okunacak Kitaplar Listesi</title>
		<link>https://lavarla.com/yazin-okunacak-kitaplar-listesi/</link>
					<comments>https://lavarla.com/yazin-okunacak-kitaplar-listesi/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[NN]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 11 Jul 2022 07:19:23 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Edebiyat]]></category>
		<category><![CDATA[Kitap Listesi]]></category>
		<category><![CDATA[Roman]]></category>
		<category><![CDATA[Yaz İçin Kitap Önerileri]]></category>
		<category><![CDATA[Yaz Kitapları]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://lavarla.com/?p=36245</guid>

					<description><![CDATA[<p><span class="reading-mode-buttons"></span>Kitapların da kendi yazgıları vardır, her birinin kendi zamanı. Hep buna inanmışımdır. Bu yüzden sevdiğim ama güçlükle ilerlediğim romanları yarıda bırakmaktan korkmam. Demek ki vakti gelmemiş derim, henüz değil. Biraz büyümem gerekiyordur, bazı kederleri tecrübe etmem, bazı sevinçlerin kıymetini bilmem. Büyümek hiç bitmiyor ve okunacak kitaplar asla azalmıyor. Haddim değil ama ben kitapları, yıllara, mevsimlere, [&#8230;]</p>
<p><a href="https://lavarla.com/yazin-okunacak-kitaplar-listesi/">&lt;span class=&quot;reading-mode-buttons&quot;&gt;&lt;/span&gt;Yazın Okunacak Kitaplar Listesi&lt;span class=&quot;reading-mode-buttons&quot;&gt;&lt;/span&gt;</a> yazısı ilk önce <a href="https://lavarla.com">Lavarla - Kültür-Sanat ve Kent Yaşamı</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p style="text-align: justify;">Kitapların da kendi yazgıları vardır, her birinin kendi zamanı. Hep buna inanmışımdır. Bu yüzden sevdiğim ama güçlükle ilerlediğim romanları yarıda bırakmaktan korkmam. Demek ki vakti gelmemiş derim, henüz değil. Biraz büyümem gerekiyordur, bazı kederleri tecrübe etmem, bazı sevinçlerin kıymetini bilmem. Büyümek hiç bitmiyor ve okunacak kitaplar asla azalmıyor. Haddim değil ama ben kitapları, yıllara, mevsimlere, aylara bölüyorum. Rus klasiklerini yazın okuyamıyorum mesela, Dostoyevski karakterlerinin iç dünyasını ancak Ankara’da soğuğu iliklerime kadar yediğimde anlayabiliyorum. Havalar ısınır ısınmaz Yunan şairlerinin özlemi doluyor içime, bunaltıcı sıcaklarda Güney Amerika yazarları geliyor aklıma, istemsiz. Bu düşüncelerle temmuz ayında zihnimde sıklıkla dolanan kitapları öneri olarak listeledim, araya başka aylar da karışmış olabilir, bağışlayın: Yazın Okunacak Kitaplar Listesi.</p>
<hr />
<h4 style="text-align: justify;"><strong>1. Yüzyıllık Yalnızlık</strong></h4>
<figure id="attachment_36250" aria-describedby="caption-attachment-36250" style="width: 157px" class="wp-caption alignleft"><img decoding="async" class="wp-image-36250" src="https://lavarla.com/wp-content/uploads/2019/07/yazin-okunacak-kitaplar-lavarla-1-223x300.jpg" alt="" width="157" height="211" srcset="https://lavarla.com/wp-content/uploads/2019/07/yazin-okunacak-kitaplar-lavarla-1-223x300.jpg 223w, https://lavarla.com/wp-content/uploads/2019/07/yazin-okunacak-kitaplar-lavarla-1-312x420.jpg 312w, https://lavarla.com/wp-content/uploads/2019/07/yazin-okunacak-kitaplar-lavarla-1.jpg 371w" sizes="(max-width: 157px) 100vw, 157px" /><figcaption id="caption-attachment-36250" class="wp-caption-text">50. Yıl Özel Baskı, <a href="https://www.instagram.com/laluisarivera/" target="_blank" rel="noopener noreferrer">İllüstrasyon</a></figcaption></figure>
<p style="text-align: justify;">Havalar ısınıp evden çıkmaya üşendiğim zamanlarda aklıma ilk gelen isim Gabriel Garcia Marquez’dir. Üstelik nemli, bunaltıcı bir yerdeysem bu kaçınılmazdır. Buendia ailesinin bir asırlık hikayesi zihnimde canlanır, onlar panayırı andıran tutkulu yaşamlarını sürdürürken ben evlerinin bahçesinde siesta yaptığımı hayal ederim. Tekrardan okumak için en güzel vakitler, değerlendirelim.</p>
<p><em>Yüzyıllık Yalnızlık</em>&#8216;ı bitirince, <em>Kolera Günlerinde Aşk</em>&#8216;ı da yeniden elinize alacaksınız ister istemez.</p>
<p>&nbsp;</p>
<hr />
<h4 style="text-align: justify;"><strong>2. Güngezgini</strong></h4>
<p style="text-align: justify;"><img decoding="async" class=" wp-image-36251 alignleft" src="https://lavarla.com/wp-content/uploads/2019/07/yazin-okunacak-kitaplar-lavarla-2-210x300.jpg" alt="" width="163" height="233" srcset="https://lavarla.com/wp-content/uploads/2019/07/yazin-okunacak-kitaplar-lavarla-2-210x300.jpg 210w, https://lavarla.com/wp-content/uploads/2019/07/yazin-okunacak-kitaplar-lavarla-2.jpg 280w" sizes="(max-width: 163px) 100vw, 163px" />Ne yazık ki çizgi romanlardan süper kahraman hikâyelerini ya da eskilerin <em>Teksas</em>, <em>Tommiks</em>lerini anlıyoruz. Oysa bu kitap yaşamın sunmuş olduğu ihtimaller arasında etkileyici, sorgulayan/sorgulatan bir gezinti sunuyor. Brezilyalı ikiz kardeşler, Fabio Moon ve Gabriel Bá, aşk, yalnızlık, ölüm gibi konuları büyülü gerçeklikle işliyor. Bana hayatımı tekrar yörüngesine sokabilmek için esrarengiz bir güç vermiştir her zaman, bu yüzden altı ayda bir kapağını aralar, okurken güzelim kokusunu içime çekerim.</p>
<p>&nbsp;</p>
<hr />
<h4 style="text-align: justify;"><strong>3. Bilinmeyen Adanın Öyküsü</strong></h4>
<p style="text-align: justify;"><img decoding="async" class=" wp-image-36252 alignleft" src="https://lavarla.com/wp-content/uploads/2019/07/yazin-okunacak-kitaplar-3-209x300.jpg" alt="" width="150" height="216" srcset="https://lavarla.com/wp-content/uploads/2019/07/yazin-okunacak-kitaplar-3-209x300.jpg 209w, https://lavarla.com/wp-content/uploads/2019/07/yazin-okunacak-kitaplar-3-292x420.jpg 292w, https://lavarla.com/wp-content/uploads/2019/07/yazin-okunacak-kitaplar-3.jpg 330w" sizes="(max-width: 150px) 100vw, 150px" />Portekiz&#8217;den devam ediyorum, Saramago bu kısacık hikâyesinde birey-devlet ilişkisini ve aşkı, en yalın halleriyle anlatmış. Kitap kapağının sarısına ve anlatılan hikâyenin samimiyetine kapılıp kitaba sarılma isteği duyarım her okuduğumda. Üstelik sadece yarım saatte bitirebilirsiniz, sonrası içinizde devam edecektir.</p>
<p style="text-align: justify;">Kitabın farklı dillerdeki tüm baskılarında, illüstrasyonlar Peter Sis&#8217;e ait. Sade çizimler, metnin tonunu pek güzel yansıtıyor.</p>
<hr />
<h4 style="text-align: justify;"><strong>4. Kağıt Ev</strong></h4>
<p style="text-align: justify;"><em><img loading="lazy" decoding="async" class=" wp-image-36253 alignleft" src="https://lavarla.com/wp-content/uploads/2019/07/yazin-okunacak-kitaplar-lavarla-4-195x300.jpg" alt="" width="182" height="280" srcset="https://lavarla.com/wp-content/uploads/2019/07/yazin-okunacak-kitaplar-lavarla-4-195x300.jpg 195w, https://lavarla.com/wp-content/uploads/2019/07/yazin-okunacak-kitaplar-lavarla-4.jpg 260w" sizes="(max-width: 182px) 100vw, 182px" />“1998 ilkbaharında Bluma Lennon, Soho’daki bir kitapçıdan Emily Dickinson’ın Şiirler’inin eski bir baskısını aldı ve ilk köşe başında, tam da ikinci şiiri okumaya başladığında bir arabanın altında kaldı,” </em>böyle başlıyor. Kitapları biriktirme, onlarla yaşama ve kitaplık kurma biçimleri üstüne bir roman. Kitapların insanların kaderlerini değiştirdiğine inanan herkes okumalı.</p>
<p style="text-align: justify;">Jaguar&#8217;ın incelikli seçimleri hep yeni tatlar aralıyor bizler için, <a href="https://golgeliyol.wordpress.com/2018/01/04/yayinciligin-arka-odasi/" target="_blank" rel="noopener noreferrer">butik yayınevleri</a> arasında kişisel favorimdir.</p>
<p>&nbsp;</p>
<hr />
<h4 style="text-align: justify;"><strong>5. Normal Olmak Varken Neden Mutlu Olasın</strong></h4>
<p><img loading="lazy" decoding="async" class="wp-image-36254 " src="https://lavarla.com/wp-content/uploads/2019/07/yazin-okunacak-kitaplar-nureddin-turk-5-lavarla-1024x768.jpg" alt="" width="688" height="516" srcset="https://lavarla.com/wp-content/uploads/2019/07/yazin-okunacak-kitaplar-nureddin-turk-5-lavarla-1024x768.jpg 1024w, https://lavarla.com/wp-content/uploads/2019/07/yazin-okunacak-kitaplar-nureddin-turk-5-lavarla-300x225.jpg 300w, https://lavarla.com/wp-content/uploads/2019/07/yazin-okunacak-kitaplar-nureddin-turk-5-lavarla-768x576.jpg 768w, https://lavarla.com/wp-content/uploads/2019/07/yazin-okunacak-kitaplar-nureddin-turk-5-lavarla-80x60.jpg 80w, https://lavarla.com/wp-content/uploads/2019/07/yazin-okunacak-kitaplar-nureddin-turk-5-lavarla-265x198.jpg 265w, https://lavarla.com/wp-content/uploads/2019/07/yazin-okunacak-kitaplar-nureddin-turk-5-lavarla-696x522.jpg 696w, https://lavarla.com/wp-content/uploads/2019/07/yazin-okunacak-kitaplar-nureddin-turk-5-lavarla-1068x801.jpg 1068w, https://lavarla.com/wp-content/uploads/2019/07/yazin-okunacak-kitaplar-nureddin-turk-5-lavarla-560x420.jpg 560w" sizes="(max-width: 688px) 100vw, 688px" /></p>
<p style="text-align: justify;"><em>Incendies</em>’de bir cümle vardır: “<em>Çocukluk, insanın boğazına oturan yumru gibidir. Kolay kolay yutulmaz.</em>” Sevgisiz geçen bir çocukluğun ardından normal olmayı değil, mutlu olmayı seçen bir hikâye. Jeanette Winterson’un ironilerle ördüğü metinlerinin hayranıyım, kendi olabildiği için sevinçliyim. Yarı otobiyografik romanları hep gülümsetiyor, hep aynı yere varıyor: “<em>Sevmeyi er geç öğreneceğiz</em>.”</p>
<hr />
<h4 style="text-align: justify;"><strong>6. Zorba</strong></h4>
<p style="text-align: justify;">Yazın okunacak kitaplar deyince birçoklarının aklına Kazancakis geliyordur. Bu kitabı her ele alışımda yaşamayı bilmediğimi hatırlıyorum, Zorba’nın öğütleri kulağımda çınlıyor. Kitaplarla kurduğum ilişkiyi yadırgıyor, gerçeği aramaya koyuluyorum. Bu kitap Akdeniz sahillerinin yegane bitki örtüsü olmalı, aşkı, müziği, dansı doyasıya yaşamalı insan.</p>
<p>Romanı okurken fonda bu şarkı çalıyor, kalkıp Anthony Quinn&#8217;e eşlik edebilirsiniz.</p>
<p><iframe title="Greek Zorba Alexis Zorbas" width="800" height="600" src="https://www.youtube.com/embed/2AzpHvLWFUM?feature=oembed" frameborder="0" allow="accelerometer; autoplay; clipboard-write; encrypted-media; gyroscope; picture-in-picture; web-share" referrerpolicy="strict-origin-when-cross-origin" allowfullscreen></iframe></p>
<hr />
<h4 style="text-align: justify;"><strong>7. Her Gece Bodrum</strong></h4>
<p style="text-align: justify;">Yaz mevsiminin insanı kendiyle daha fazla baş başa bırakan bir yanı var. Boş vakit, iç dünyayla muhasebeye ve derin düşüncelere sevk ediyor insanı. Kişi benliğini, kurduğu ilişkileri sorguluyor, etrafındakilere yabancılaşıyor. Tarık, Murat, Cem. Bu üç arkadaşın birlikte yapmış olduğu tatil, dostlarım ve sevdiklerimle yaşadığım sorunlara dair zihnimi açmış, beni aydınlatmıştır. Küçük bir uyarı: Alışık olmayanlar için Selim İleri’nin dili zorlayacaktır, biraz çabalamak gerek.</p>
<hr />
<h4 style="text-align: justify;"><strong>8. Barbarın Kahkahası</strong></h4>
<p style="text-align: justify;"><img loading="lazy" decoding="async" class=" wp-image-36256 alignleft" src="https://lavarla.com/wp-content/uploads/2019/07/yazin-okunacak-kitaplar-lavarla-5-201x300.jpg" alt="" width="168" height="251" srcset="https://lavarla.com/wp-content/uploads/2019/07/yazin-okunacak-kitaplar-lavarla-5-201x300.jpg 201w, https://lavarla.com/wp-content/uploads/2019/07/yazin-okunacak-kitaplar-lavarla-5.jpg 268w" sizes="(max-width: 168px) 100vw, 168px" />Sema Kaygusuz’la ilk tanışmam. Çoluklu çocuksuz ailelerin, bekarların, yaşlıların hep beraber yaz tatillerini geçirdikleri motelde, bir barbarın peşine düşüyoruz. Onu ararken herkesin hikâyesine konuk oluyor, bilmeyi istemediğimiz bazı sırlara vakıf oluyoruz. Bireylerden yola çıkıp ülkenin fotoğrafını çekiyoruz. Karedeki hiç kimse güzel çıkmıyor ama oradaki biziz işte, anlatılan bizim hikâyemiz. Okurken acıyla gülümsüyoruz.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>&nbsp;</p>
<hr />
<h4 style="text-align: justify;"><strong>9. Kabuk Adam</strong></h4>
<figure id="attachment_36257" aria-describedby="caption-attachment-36257" style="width: 198px" class="wp-caption alignleft"><img loading="lazy" decoding="async" class="wp-image-36257 " src="https://lavarla.com/wp-content/uploads/2019/07/0000000209436-1-206x300.jpg" alt="yazin okunacak kitaplar-lavarla" width="198" height="288" srcset="https://lavarla.com/wp-content/uploads/2019/07/0000000209436-1-206x300.jpg 206w, https://lavarla.com/wp-content/uploads/2019/07/0000000209436-1-288x420.jpg 288w, https://lavarla.com/wp-content/uploads/2019/07/0000000209436-1.jpg 412w" sizes="(max-width: 198px) 100vw, 198px" /><figcaption id="caption-attachment-36257" class="wp-caption-text">Sevdiğim kapak <a href="https://www.instagram.com/utkulomlu/" target="_blank" rel="noopener noreferrer">tasarımlarından</a></figcaption></figure>
<p style="text-align: justify;">Tropiklere uzanalım. Tatili orada geçirmek isteyip de geçiremeyenler için iyi bir yolculuk. Okurken ister istemez Aslı Erdoğan’ın CERN geçmişini, kitaptaki fizikçi kadınla birleştiriyor okur. Baş karakterimiz edebiyata meraklı, başarılı bir bilim insanı. Ancak çalıştığı araştırma merkezi, iş arkadaşları ve bulunduğu ortam onu boğuyor. Karayipler’deki bir adaya seminer için gelmek de bu durumu değiştirmiyor. Tüm bunlardan kaçmaya çalışırken gizemli biriyle tanışıyor. Kabuk Adam adını verdiği ada sakini Tony ile iletişim kurarken, aslında kendi kabuklarını aralıyor, benliğinin parçalarını seriyor gün yüzüne.</p>
<p>&nbsp;</p>
<hr />
<h4 style="text-align: justify;"><strong>10. Eylülün Gölgesinde Bir Yazdı</strong></h4>
<p><img loading="lazy" decoding="async" class="wp-image-36258 " src="https://lavarla.com/wp-content/uploads/2019/07/yazin-okunacak-kitaplar-nureddin-turk-lavarla-1024x768.jpg" alt="yazin okunacak kitaplar" width="707" height="530" srcset="https://lavarla.com/wp-content/uploads/2019/07/yazin-okunacak-kitaplar-nureddin-turk-lavarla-1024x768.jpg 1024w, https://lavarla.com/wp-content/uploads/2019/07/yazin-okunacak-kitaplar-nureddin-turk-lavarla-300x225.jpg 300w, https://lavarla.com/wp-content/uploads/2019/07/yazin-okunacak-kitaplar-nureddin-turk-lavarla-768x576.jpg 768w, https://lavarla.com/wp-content/uploads/2019/07/yazin-okunacak-kitaplar-nureddin-turk-lavarla-80x60.jpg 80w, https://lavarla.com/wp-content/uploads/2019/07/yazin-okunacak-kitaplar-nureddin-turk-lavarla-265x198.jpg 265w, https://lavarla.com/wp-content/uploads/2019/07/yazin-okunacak-kitaplar-nureddin-turk-lavarla-696x522.jpg 696w, https://lavarla.com/wp-content/uploads/2019/07/yazin-okunacak-kitaplar-nureddin-turk-lavarla-1068x801.jpg 1068w, https://lavarla.com/wp-content/uploads/2019/07/yazin-okunacak-kitaplar-nureddin-turk-lavarla-560x420.jpg 560w, https://lavarla.com/wp-content/uploads/2019/07/yazin-okunacak-kitaplar-nureddin-turk-lavarla.jpg 1959w" sizes="(max-width: 707px) 100vw, 707px" /></p>
<p style="text-align: justify;">İsminden mütevellit, bu kitabı ağustosun sonları, eylül başı gibi okumak gerekiyor sanıyorum. Ferit Edgü yavaş yavaş konuşan bir ses gibi yazıyor, öyle de okunuyor. Berrak ve sakin. Bir roman fakat her bölümde bir fotoğraf tasvir ediliyor. Sadelik içinde birkaç sözcükle yapılan betimlemelere hayran kalmamak elde değil. Her şey gözünüzün önünde ete kemiğe bürünüyor ansızın.</p>
<hr />
<h4 style="text-align: justify;"><strong>11. Üç Kırmızı Güvercin</strong></h4>
<p style="text-align: justify;">Seferis’le Cevat Çapan’ın derlemesiyle tanıştım. Bu topraklarda doğanlar arasında Nobel Edebiyat ödülünü alan ilk isim, büyük şair. Sayfaları her karıştırdığımda farklı bir dizede aşinalık buluyorum: “<em>…Nedir aradığı ruhlarımızın, yolculuklara çıkıp/ çürüyen teknelerde/ bir limandan öbürüne…</em>”</p>
<p style="text-align: justify;">Liste uzayıp gitmeden burada noktalıyorum. Kendi &#8220;yazın okunacak kitaplar&#8221; önerilerinizi bizimle paylaşmayı, çocuklar için Damla’nın hazırladığı <a href="https://lavarla.com/ne-kitapsiz-ne-tatilsiz-cocuklar-icin-okuma-listesi/" target="_blank" rel="noopener noreferrer">listeye</a> göz atmayı unutmayın. Çocuk edebiyatı yalnız çocukların değil, hepimizin.</p>
<p><a href="https://lavarla.com/yazin-okunacak-kitaplar-listesi/">&lt;span class=&quot;reading-mode-buttons&quot;&gt;&lt;/span&gt;Yazın Okunacak Kitaplar Listesi&lt;span class=&quot;reading-mode-buttons&quot;&gt;&lt;/span&gt;</a> yazısı ilk önce <a href="https://lavarla.com">Lavarla - Kültür-Sanat ve Kent Yaşamı</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://lavarla.com/yazin-okunacak-kitaplar-listesi/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Flanörle Ankara&#8217;da Yürümek</title>
		<link>https://lavarla.com/flanorle-ankarada-yurumek/</link>
					<comments>https://lavarla.com/flanorle-ankarada-yurumek/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[NN]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 25 Oct 2019 07:26:19 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Flanör]]></category>
		<category><![CDATA[Kent]]></category>
		<category><![CDATA[Ankara]]></category>
		<category><![CDATA[Hafıza Yürüyüşü]]></category>
		<category><![CDATA[Yürümek]]></category>
		<category><![CDATA[Yürüyüş Rotası]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://lavarla.com/?p=38086</guid>

					<description><![CDATA[<p><span class="reading-mode-buttons"></span>Ankara&#8217;da bir flanör var. Kentin sokaklarını, caddelerini adımlıyor. Yalnızca var olan şehri değil, artık var olmayan şehri de yürüyor. Hem şimdinin güncesini tutuyor hem geçmişin. Baudelaire&#8217;in ifadesiyle, kenti deneyimlemek için yürüyor. Aklı biraz karışık. Her flanör kadar melankolik. Kafasının içinde okuduğu kitaplardan alıntılar dolaşıyor, yürüyüşlerinde ona şarkılar eşlik ediyor, kimi zaman umutlu kimi zaman kederli. [&#8230;]</p>
<p><a href="https://lavarla.com/flanorle-ankarada-yurumek/">&lt;span class=&quot;reading-mode-buttons&quot;&gt;&lt;/span&gt;Flanörle Ankara&#8217;da Yürümek&lt;span class=&quot;reading-mode-buttons&quot;&gt;&lt;/span&gt;</a> yazısı ilk önce <a href="https://lavarla.com">Lavarla - Kültür-Sanat ve Kent Yaşamı</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p style="text-align: justify;">Ankara&#8217;da bir <a href="https://lavarla.com/flanor/" target="_blank" rel="noopener noreferrer">flanör</a> var. Kentin sokaklarını, caddelerini adımlıyor. Yalnızca var olan şehri değil, artık var olmayan şehri de yürüyor. Hem şimdinin güncesini tutuyor hem geçmişin. Baudelaire&#8217;in ifadesiyle, <em>kenti deneyimlemek için yürüyor</em>. Aklı biraz karışık. Her flanör kadar melankolik. Kafasının içinde okuduğu kitaplardan alıntılar dolaşıyor, yürüyüşlerinde ona şarkılar eşlik ediyor, kimi zaman umutlu kimi zaman kederli. Kendi hikâyesini anlatırken, şehrin hikâyesini de aktarıyor. Düşünürken yürümek ve yürürken düşünmek için bizlere rotalar belirliyor, ardında yazılar bırakıyor. O kadar güzel yazı birikti ki, hem onları hem de <span style="text-decoration: underline;">Ankara&#8217;da yürümek</span> için belli başlı rotaları derlemek gerekiyor diye düşünüyorum.</p>
<h2 style="text-align: justify;"><a href="https://lavarla.com/flanorun-cebeciden-kizilaya-yuruyusu/" target="_blank" rel="noopener noreferrer">Cebeci’den Kızılay’a Yürümek</a></h2>
<p style="text-align: justify;"><img loading="lazy" decoding="async" class="aligncenter wp-image-38089 size-full" src="https://lavarla.com/wp-content/uploads/2019/10/lavarla-cebeciden-kizilaya-yürümek-foto-naci.jpg" alt="Ankara'da Yürümek, Cebeciden Kızılaya Yürümek ve Foto Naci" width="1024" height="718" srcset="https://lavarla.com/wp-content/uploads/2019/10/lavarla-cebeciden-kizilaya-yürümek-foto-naci.jpg 1024w, https://lavarla.com/wp-content/uploads/2019/10/lavarla-cebeciden-kizilaya-yürümek-foto-naci-300x210.jpg 300w, https://lavarla.com/wp-content/uploads/2019/10/lavarla-cebeciden-kizilaya-yürümek-foto-naci-768x539.jpg 768w, https://lavarla.com/wp-content/uploads/2019/10/lavarla-cebeciden-kizilaya-yürümek-foto-naci-100x70.jpg 100w, https://lavarla.com/wp-content/uploads/2019/10/lavarla-cebeciden-kizilaya-yürümek-foto-naci-696x488.jpg 696w, https://lavarla.com/wp-content/uploads/2019/10/lavarla-cebeciden-kizilaya-yürümek-foto-naci-599x420.jpg 599w" sizes="(max-width: 1024px) 100vw, 1024px" /></p>
<p style="text-align: justify;"><em>Canımın içi böyle şeyler sadece Ankara’da olur. </em></p>
<p style="text-align: justify;">Her Ankaralının yürüdüğü ve burada yürürken önemli kararlar aldığı bir rotadan söz ediyoruz. Flanör, Herzog&#8217;un <em>Buzda Yürüyüş</em> kitabını anımsayarak başlıyor yürüyüşüne, karakış kapıda, Ankara&#8217;nın soğuğunun iliklerimizde ilerlediği mevsim. Ankara Üniversitesi&#8217;nin Cebeci Kampüsü&#8217;nden çıkıyor. Kurtuluş Parkı&#8217;nı sağına alıyor ve baharı özlüyor. <a href="https://lavarla.com/ankara-markasi-olmus-bir-fotografci-foto-naci/" target="_blank" rel="noopener noreferrer">Foto Naci</a>&#8216;nin önünde, geçmişten önemli simaları selamlıyor. Bayındır Sokağı geçiyor, doğru Karanfil&#8217;e. Mülkiyeliler Birliği&#8217;nin eski tadı kalmamış, Dost&#8217;a yürüyor: &#8220;<em>Eskiden Dost’un yanında olan Gizem Müzik’i hatırlıyorum, dükkanda çalan nefis müzikler bütün sokağa yayılırdı. Sonra aklıma kapanan başka yerler geliyor ve yerlerindeki simitçi ve tavuk dönerciler gözümün önüne geliyor, canım sıkılıyor. Karanfil’in artık hiçbir zaman bıraktığım gibi kalamayacağını fark ediyorum sonunda.</em>&#8220;</p>
<h2 style="text-align: justify;"><a href="https://lavarla.com/flanorun-emek-bahceli-yuruyusu/" target="_blank" rel="noopener noreferrer">Emek&#8217;ten Bahçeli&#8217;ye Yürümek</a></h2>
<p style="text-align: justify;"><img loading="lazy" decoding="async" class="aligncenter wp-image-38090 size-full" src="https://lavarla.com/wp-content/uploads/2019/10/lavarla-yuruyus-emek-bahceli-anitpark.png" alt="Ankara'da Yürümek: Emekten Bahçeliye Yürümek, Anıtpark" width="800" height="550" srcset="https://lavarla.com/wp-content/uploads/2019/10/lavarla-yuruyus-emek-bahceli-anitpark.png 800w, https://lavarla.com/wp-content/uploads/2019/10/lavarla-yuruyus-emek-bahceli-anitpark-300x206.png 300w, https://lavarla.com/wp-content/uploads/2019/10/lavarla-yuruyus-emek-bahceli-anitpark-768x528.png 768w, https://lavarla.com/wp-content/uploads/2019/10/lavarla-yuruyus-emek-bahceli-anitpark-100x70.png 100w, https://lavarla.com/wp-content/uploads/2019/10/lavarla-yuruyus-emek-bahceli-anitpark-218x150.png 218w, https://lavarla.com/wp-content/uploads/2019/10/lavarla-yuruyus-emek-bahceli-anitpark-696x479.png 696w, https://lavarla.com/wp-content/uploads/2019/10/lavarla-yuruyus-emek-bahceli-anitpark-611x420.png 611w" sizes="(max-width: 800px) 100vw, 800px" /></p>
<p style="text-align: justify;">Flanör&#8217;ün kalbi bu sıra biraz hararetli. Doktor bol bol hareket et, rutini bozma diye öğütlüyor. O da Başkent Hastanesi&#8217;nden çıkıp Bahçeli&#8217;ye doğru yürümeye karar veriyor. Aralık ayının ortası ama hava bahardan kalma. Mareşal Fevzi Çakmak Caddesi üzerinden yürümeye başlıyor, Bahçeli&#8217;nin iki üç katlı, eski evlerini gözlüyor. Mahallenin bu simgesel yapılarının, kentsel dönüşüme kurban gitmesine hayıflanıyor. Anıtpark&#8217;a doğru yollanıyor, orası da inşaatlarla çevrilmiş, park ıssız. Sonra Akdeniz Caddesi, Yeni Türkü’nün <em>Fırtına&#8217;sını</em> hatırlıyor: “Geçse de yolumuz bozkırlardan, denizlere çıkar sokaklar…” Milli Kütüphane&#8217;nin yokuşundan aşağı salınıyor, şehrin geçmişini yokluyor: <em>&#8220;TRT Orkut Stüdyolarının önüne geliyorum. Buranın eskiden Arı Sineması olduğunu anımsıyorum. Arı sineması 1969 yılında açılmış. İlk açıldığında Ankara’nın en prestijli sinemalarından biri olarak kabul ediliyormuş. Binanın içerisindeki çinilerin çok değerli olduğu aklıma geliyor. Keşke burada film izleyebilseydim.</em>&#8220;</p>
<p style="text-align: justify;">Flanör <a href="https://lavarla.com/flanorun-emek-bahceli-yuruyusu-2/" target="_blank" rel="noopener noreferrer">aynı rotayı</a> bir kez daha adımlıyor, İsrail Evleri&#8217;ni, kentsel dönüşüme girmiş 8. Cadde&#8217;yi turluyor. Unutmadan, öncesinde metroda leopar desenli eldiven giymiş oldukça havalı bir kadınla rastlaşıyor, ilginç bir yaşam manifestosu var.</p>
<h2 style="text-align: justify;"><a href="https://lavarla.com/flanorun-tunali-bahceli-yuruyusu/" target="_blank" rel="noopener noreferrer">Tunalı&#8217;dan Bahçeli&#8217;ye</a></h2>
<p style="text-align: justify;"><img loading="lazy" decoding="async" class="aligncenter wp-image-38091 size-full" src="https://lavarla.com/wp-content/uploads/2019/10/ankara-tunali-dost-lavarla.jpg" alt="Ankara'da Yürümek, Tunalıdan Bahçeliye - Tunalı Dost Kitabevi" width="960" height="576" srcset="https://lavarla.com/wp-content/uploads/2019/10/ankara-tunali-dost-lavarla.jpg 960w, https://lavarla.com/wp-content/uploads/2019/10/ankara-tunali-dost-lavarla-300x180.jpg 300w, https://lavarla.com/wp-content/uploads/2019/10/ankara-tunali-dost-lavarla-768x461.jpg 768w, https://lavarla.com/wp-content/uploads/2019/10/ankara-tunali-dost-lavarla-696x418.jpg 696w, https://lavarla.com/wp-content/uploads/2019/10/ankara-tunali-dost-lavarla-700x420.jpg 700w" sizes="(max-width: 960px) 100vw, 960px" /></p>
<p style="text-align: justify;">Martın ortası, yazı yazıldığında daha Tunalı Dost kapanmamış. Şimdi okumak içimizi burkuyor biraz. Baharı fırsat bilen Kuğulu Park müdavimlerini selamlıyor. Sahaf severler için Devr-i Alem&#8217;i işaret ediyor: Tunalı yürüyüşleri için hem güzel bir başlangıç hem de güzel bir varış noktası. Buradan bir grafik roman alıp yoluna devam ediyor. Zamana yenik düşen iki sinemayı anımsıyor: Kavaklıdere ve Talip Sineması. Canı sıkkın, dolmuşa atlayıp Milli Kütüphane’de iniyor, 7. Cadde&#8217;ye yürüyor. Yalnız değil. &#8220;<em>Bahçeli 7. Cadde çok kalabalık. Sim Pastanesi’nden dondurma alıp yürüyenler, kalın siyah çerçeveli güneş gözlükleriyle etrafı ciddiyetle kesen ağır abiler, kafalarını cep telefonlarından ayırmayanlar geçip gidiyor. Sohbetimizin istikameti bu noktada biraz ciddileşiyor. Hayatın gereksiz rutinlerinden, geleceğin belirsizliğinden, birikmiş sıkıntılardan konuşuyoruz.</em>&#8220;</p>
<h2 style="text-align: justify;"><a href="https://lavarla.com/flanorun-olgunlar-sakarya-caddesi-yuruyusu/" target="_blank" rel="noopener noreferrer">Olgunlar&#8217;dan Sakarya Caddesi&#8217;ne Yürümek</a></h2>
<p><img loading="lazy" decoding="async" class="aligncenter wp-image-38433 size-full" src="https://lavarla.com/wp-content/uploads/2019/10/lavarla-sakarya-olgunlar.png" alt="Ankara Sakarya Caddesi" width="800" height="550" srcset="https://lavarla.com/wp-content/uploads/2019/10/lavarla-sakarya-olgunlar.png 800w, https://lavarla.com/wp-content/uploads/2019/10/lavarla-sakarya-olgunlar-300x206.png 300w, https://lavarla.com/wp-content/uploads/2019/10/lavarla-sakarya-olgunlar-768x528.png 768w, https://lavarla.com/wp-content/uploads/2019/10/lavarla-sakarya-olgunlar-100x70.png 100w, https://lavarla.com/wp-content/uploads/2019/10/lavarla-sakarya-olgunlar-218x150.png 218w, https://lavarla.com/wp-content/uploads/2019/10/lavarla-sakarya-olgunlar-696x479.png 696w, https://lavarla.com/wp-content/uploads/2019/10/lavarla-sakarya-olgunlar-611x420.png 611w" sizes="(max-width: 800px) 100vw, 800px" /></p>
<p style="text-align: justify;">Aylardan Nisan, <a href="https://lavarla.com/senlikten-festivale-ankara-uluslararasi-film-festivali-30-yasinda/" target="_blank" rel="noopener noreferrer">Ankara Uluslararası Film Festivali</a> başlamış. Flanör&#8217;ün bir filme bileti var. Metrodan çıkmış Büyülü Fener&#8217;e yürürken, Metin Yurdanur’un <em>Madenci</em> heykeli ile karşılaşıyor, 1991’de sendikal hakları için Zonguldak’tan Ankara’ya yürüyen yüz bin maden işçisi adına yapılmış. Alerta&#8217;dakileri selamlıyor, Gençlerbirliği küme düşmek üzere. Sinemanın önü kalabalık, Ankara&#8217;da festival seyircisi birbirini tanır. Flanör&#8217;ün aklına Geoff Dyer’ın sözü geliyor: ”<em>Ah sinema, büyük şehirlerdeki yalnız genç kadın ve erkeklerin tesellisi.” </em>Filmden sonra arkadaşlarına sözü var, <a href="https://lavarla.com/vazgecemedigimiz-ankaranin-kult-mekanlari/" target="_blank" rel="noopener noreferrer">Ankara&#8217;nın müdavimi olduğumuz mekanlarından</a>, Net Piknik&#8217;te buluşulacak. Buluşma vaktine kadar Sakarya Caddesi&#8217;nde dolaşıyor: <em>&#8220;Meydan yine çok kabalık. Gitar çalanlar, dans edenler, selfie çubuklarını gökyüzüne doğrultup yaşadıkları anı ölümsüzleştirenler çoğunlukta. Heykelden sağa doğru dönüyorum. Balıkçılar, tezgâhtaki balıkları suluyorlar, diğer taraftan etraftaki dükkânlardan balık kızartması kokusu yayılıyor. Balıkçı dükkânın tam karşısında her daim kasetçalarından Müzeyyen Senar dinleyen dürümcü abi, mangalını yakmaya başlamış, kömürleri özenle yerleştiriyor.&#8221;</em></p>
<h2 class="entry-title" style="text-align: justify;"><a href="https://lavarla.com/flanorun-seymenler-parki-yuruyusu/" target="_blank" rel="noopener noreferrer">Seymenler Parkı&#8217;na Yürümek</a></h2>
<p><img loading="lazy" decoding="async" class="aligncenter wp-image-38434 size-large" src="https://lavarla.com/wp-content/uploads/2019/10/IMG_20180623_134421-1024x596.jpg" alt="Ankara'da Yürümek, Ankara Karum Lavarla" width="640" height="373" srcset="https://lavarla.com/wp-content/uploads/2019/10/IMG_20180623_134421.jpg 1024w, https://lavarla.com/wp-content/uploads/2019/10/IMG_20180623_134421-300x175.jpg 300w, https://lavarla.com/wp-content/uploads/2019/10/IMG_20180623_134421-768x447.jpg 768w, https://lavarla.com/wp-content/uploads/2019/10/IMG_20180623_134421-696x405.jpg 696w, https://lavarla.com/wp-content/uploads/2019/10/IMG_20180623_134421-722x420.jpg 722w" sizes="(max-width: 640px) 100vw, 640px" /></p>
<p style="text-align: justify;">Haziran inmiş şehre, sıcak hava Ankaralıları Seymenler&#8217;e doğru itekliyor. Milli Kütüphane’nin oradan dolmuşa biniyor Flanör, balık istifi. Genelkurmay&#8217;ın orada kendini zor atıyor araçtan, yürümeye başlıyor. Bulutlar toparlanıyor gökyüzünde, muhtemel bir yaz yağmuru, belki sel habercisi. Celal Bayar Köşkü&#8217;nü geçiyor, Akün Sahnesi&#8217;nin önünde duraklıyor. Vaktiyle Ankara’nın en büyük sinemalarından biriydi, ilk açılışını Hababam Sınıfı’yla yapmış. Şanslılardan, çünkü diğer sinema salonlarının kaderini paylaşmıyor. Kuğulu Park&#8217;tan yokuşu tırmanmaya başlıyor Flanör, Karum&#8217;un sükseli geçmişini hatırlıyor. Seymenler Parkı&#8217;na gelince usulca bir yere oturuyor, bir fotoğraf çekiyormuşçasına gözlemliyor etrafı: <em>&#8220;Park her zaman olduğu gibi yine çok kalabalık. Müzik dinleyenler, bir ağacın altında oturup içkisini yudumlayanlar, köpeğini gezdirenler… Burası bu mevsimde hep bir başka oluyor. Uçurtmasını göğe ulaştırmak için yarışanlar, çimenlerin üzerine yayılıp kitaplarını okuyanlar, amaçsızca gökyüzünü izleyenlerin arasından geçip, kendime uygun bir yer bulup çimenlerin üzerine yayılıyorum.&#8221;</em></p>
<h2 style="text-align: justify;"><a href="https://lavarla.com/flanorun-akay-yuruyusu/" target="_blank" rel="noopener noreferrer">Akay Caddesi&#8217;nde</a></h2>
<p style="text-align: justify;"><img loading="lazy" decoding="async" class="aligncenter wp-image-38251 size-full" src="https://lavarla.com/wp-content/uploads/2019/10/IMG_20180924_232541_931-01.jpeg" alt="Ankara'da Yürümek, Akay Tunalı" width="1024" height="1024" srcset="https://lavarla.com/wp-content/uploads/2019/10/IMG_20180924_232541_931-01.jpeg 1024w, https://lavarla.com/wp-content/uploads/2019/10/IMG_20180924_232541_931-01-200x200.jpeg 200w, https://lavarla.com/wp-content/uploads/2019/10/IMG_20180924_232541_931-01-300x300.jpeg 300w, https://lavarla.com/wp-content/uploads/2019/10/IMG_20180924_232541_931-01-768x768.jpeg 768w, https://lavarla.com/wp-content/uploads/2019/10/IMG_20180924_232541_931-01-696x696.jpeg 696w, https://lavarla.com/wp-content/uploads/2019/10/IMG_20180924_232541_931-01-420x420.jpeg 420w" sizes="(max-width: 1024px) 100vw, 1024px" /></p>
<p style="text-align: justify;">Flanör hastanede, annesinin başı ucunda refakatçi. Derrida&#8217;nın cümleleri ile başlıyor: <em>“Yaşamak, tanımı gereği, öğrenilemez. Bir tek başkasından ve ölüm yoluyla öğrenilebilir.&#8221; </em>Hastanenin karşısında gece kulüpleri sıralanıyor, bu tezat Flanör&#8217;ü düşündürüyor. Sabah olunca eczaneden ilaç almak için çıkıyor, Tunalı&#8217;ya doğru. Ulus Baker’i anan bir duvar yazısını selamlıyor. İlacı alıp döndükten sonra tekrar çıkıyor, bu defa Kızılay&#8217;a gidiyor, Mülkiyeliler Birliği&#8217;nde oturup bir kediyle dertleşiyor. Oradan da ayrılıp metroya biniyor: <em>&#8220;Yaşamımı bir kez daha gözden geçiyorum; hayatım Flash TV’de yayımlanan kült dizi Gerçek Kesit gibi, resmen &#8216;önümü göremiyorum&#8217; her gün &#8216;kaosa mütevazı katkılarda&#8217; bulunuyorum. Ya da ünlü bir müzisyenimiz Hüseyin Kâğıt’ın dediği gibi &#8216;Ankara I love you, but you’re bringing me down&#8217;.&#8221;</em></p>
<h2 style="text-align: justify;"><a href="https://lavarla.com/flanorun-ankara-kalesi-yuruyusu/" target="_blank" rel="noopener noreferrer">Ankara Kalesi&#8217;ne Çıkmak</a></h2>
<p style="text-align: justify;"><img loading="lazy" decoding="async" class="aligncenter wp-image-38254 size-large" src="https://lavarla.com/wp-content/uploads/2019/10/ankara-kalesi-lavarla-1024x765.jpeg" alt="Ankara'da Yürümek, Ankara Kalesi" width="640" height="478" srcset="https://lavarla.com/wp-content/uploads/2019/10/ankara-kalesi-lavarla.jpeg 1024w, https://lavarla.com/wp-content/uploads/2019/10/ankara-kalesi-lavarla-300x224.jpeg 300w, https://lavarla.com/wp-content/uploads/2019/10/ankara-kalesi-lavarla-768x574.jpeg 768w, https://lavarla.com/wp-content/uploads/2019/10/ankara-kalesi-lavarla-80x60.jpeg 80w, https://lavarla.com/wp-content/uploads/2019/10/ankara-kalesi-lavarla-265x198.jpeg 265w, https://lavarla.com/wp-content/uploads/2019/10/ankara-kalesi-lavarla-696x520.jpeg 696w, https://lavarla.com/wp-content/uploads/2019/10/ankara-kalesi-lavarla-562x420.jpeg 562w" sizes="(max-width: 640px) 100vw, 640px" /></p>
<p style="text-align: justify;">Flanör yine hastanede, beşinci kattaki oda, Ankara Kalesi’ne bakıyor. Pencereden kaleyi ve acelesi olanları izliyor, <em>hep nefes nefeseyiz</em>. Hastane de başka bir refakatçi daha var, E. Aynı koridorda aynı kötü duvar resimlerine bakıp uzun bir bekleyişi paylaşıyorlar. Hava almak için kaleye çıkmaya yapmaya karar veriyorlar. Yolda Kokucu Metin’in dükkânı ile karşılaşıyorlar, Flanör&#8217;ün zihninde, <em>Parfümün Dansı</em>‘ndaki Alobar ve pancarları dolaşıyor. Koç Müzesi&#8217;ni, <a href="https://lavarla.com/erimtan-arkeoloji-muzesinde-cocuk-olmak/" target="_blank" rel="noopener noreferrer">Erimtan Müzesi&#8217;ni</a> geride bırakıp surlara çıkıyorlar. Kaleden şehri ve şehre bakanları izliyorlar: <em>&#8220;Kalenin surları kalabalık, geniş ufka bakanlar, selfie çekenler, etrafı çekenler sıralanmış. Yerli turistler ya da Ankaralılar kalenin yukarısında “Seni yeneceğim Ankara!” tarzı bir ruh haline sahip değiller. Tam aksine zirvede olmanın, her yere yüksekten bakmanın bir tür huzuruna sahipler. Selfie çekenlerin haricinde kalenin tepesinde geçmişini arayanlar, evini bulmaya çalışanlar da var. Lakin onların da görüş alanını dev TOKİ konutları perdeliyor. Eski Ankara’yı bulabilmek çok güç, sağım solum kentsel dönüşüm…&#8221;</em></p>
<h2 style="text-align: justify;"><a href="https://lavarla.com/flanorun-besevler-yuruyusu/" target="_blank" rel="noopener noreferrer">Beşevler Yürüyüşü</a></h2>
<p><img loading="lazy" decoding="async" class="aligncenter wp-image-38435 size-large" src="https://lavarla.com/wp-content/uploads/2019/10/flanörün-beşevler-yürüyüşü-ankara-sinema-on-1024x775.jpg" alt="Ankara'da Yürümek, Beşevler Sinema On" width="640" height="484" srcset="https://lavarla.com/wp-content/uploads/2019/10/flanörün-beşevler-yürüyüşü-ankara-sinema-on.jpg 1024w, https://lavarla.com/wp-content/uploads/2019/10/flanörün-beşevler-yürüyüşü-ankara-sinema-on-300x227.jpg 300w, https://lavarla.com/wp-content/uploads/2019/10/flanörün-beşevler-yürüyüşü-ankara-sinema-on-768x581.jpg 768w, https://lavarla.com/wp-content/uploads/2019/10/flanörün-beşevler-yürüyüşü-ankara-sinema-on-80x60.jpg 80w, https://lavarla.com/wp-content/uploads/2019/10/flanörün-beşevler-yürüyüşü-ankara-sinema-on-696x527.jpg 696w, https://lavarla.com/wp-content/uploads/2019/10/flanörün-beşevler-yürüyüşü-ankara-sinema-on-555x420.jpg 555w" sizes="(max-width: 640px) 100vw, 640px" /></p>
<p style="text-align: justify;">Güne Ankara Üniversitesi&#8217;nin spor salonunda başlıyor Flanör, havuzda. Yüzdükten sonra E.’yle Bahçeli’de buluşmak için kampüsün dışına doğru yürüyor. Sincap geçidini, 1943 yılında Sedad Hakkı Eldem tarafından tasarlanan Ankara Üniversitesi Fen Fakültesinin tarihi binasını geride bırakıyor. Dögol Caddesi&#8217;ne geliyor, De Gaulle&#8217;ün kulağını çınlatıyor: <em>&#8220;De Gaulle, bir zamanlar ziyaret ettiği kentte isminin bu şekilde anılmasına ne derdi acaba?&#8221;</em> Bahriye Üçok parkında Bahriye Üçok&#8217;u, Muammer Aksoy Caddesi’nde Muammer Aksoy&#8217;u anıyor. Yine zamana yenik düşen bir sinemaya denk geliyor Flanör, Sinema On. Sonra onun arka sokağında E. ile buluşuyor. Bir yağmur miktarı oturup sohbet ediyorlar: <em>&#8220;Bardan dışarı çıkıyoruz E.’nin elini tutuyorum. Bana yine gülümsüyor ve yanağıma bir öpücük konduruyor. Rüzgâr kaldırım taşlarının önündeki yaprakları uçuruyor. İkimiz de son derece sert geçen hastane muharebesini kazandık. Anneler iyi, evlerinde. Her şey hiç beklemediğimiz kadar güzel gidiyor. Yavaş adımlarla eve doğru yol alıyoruz. Şüphesiz, herkesin eve yüklediği anlam çok farklıdır. Benim ev kavramım asla dört duvarla çevrili bir imge değil. Benim için ev, her şeyden önce sevdiğim kişidir çünkü kişisel hikâyenizi hep aşık olduğunuz kişinin yanına dönmek için yaşarsınız.&#8221;</em></p>
<p style="text-align: justify;">Flanörün yürüyüşleri şimdilik bu kadar, ondan daha çok yürümesini ve yazmasını, bir de Çankaya&#8217;nın dışına daha çok çıkmasını bekliyoruz. Siz de <span style="text-decoration: underline;">Ankara&#8217;da yürümek</span> için tercih ettiğiniz rotaları yorumlara ekleyebilirsiniz.</p>
<hr />
<p>Kapak Görseli: <a href="https://www.instagram.com/mkdGR/" target="_blank" rel="noopener noreferrer">MKDGR</a></p>
<p><a href="https://lavarla.com/flanorle-ankarada-yurumek/">&lt;span class=&quot;reading-mode-buttons&quot;&gt;&lt;/span&gt;Flanörle Ankara&#8217;da Yürümek&lt;span class=&quot;reading-mode-buttons&quot;&gt;&lt;/span&gt;</a> yazısı ilk önce <a href="https://lavarla.com">Lavarla - Kültür-Sanat ve Kent Yaşamı</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://lavarla.com/flanorle-ankarada-yurumek/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Bir Matisse, Bir Modigliani, Bir Léger, Bir Braque ve Bir Picasso çalmak</title>
		<link>https://lavarla.com/bir-matisse-bir-modigliani-bir-leger-bir-braque-ve-bir-picasso-calmak/</link>
					<comments>https://lavarla.com/bir-matisse-bir-modigliani-bir-leger-bir-braque-ve-bir-picasso-calmak/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[NN]]></dc:creator>
		<pubDate>Sun, 21 Apr 2019 17:20:24 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Meseleler]]></category>
		<category><![CDATA[Sanat]]></category>
		<category><![CDATA[Brague]]></category>
		<category><![CDATA[Matisse]]></category>
		<category><![CDATA[Picasso]]></category>
		<category><![CDATA[Renoir]]></category>
		<category><![CDATA[Resim]]></category>
		<category><![CDATA[Spiderman]]></category>
		<category><![CDATA[Vjeran Tomic]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://lavarla.com/?p=34894</guid>

					<description><![CDATA[<p><span class="reading-mode-buttons"></span>Modern Sanat Müzesi’ndesiniz, Paris henüz uyanmamış. Gezmek için burada değilsiniz, hayır. Elinizde bir telefon bulunmuyor, selfie çekmekle ilgilenmiyorsunuz. Kimsecikler yok, güvenlik görevlilerinin ağır adımları yankılanıyor uzaklardan. Güneş doğmaya yakın, dünyanın en meşhur tablolarından beşinin yerinde yeller esiyor. Doğuştan kabiliyetli biri olduğunuz için telaşsızsınız, şansınıza ve yeteneklerinize güveniyorsunuz. O sıra Modigliani’nin Mavi Gözlü Kadın’ı ile göz [&#8230;]</p>
<p><a href="https://lavarla.com/bir-matisse-bir-modigliani-bir-leger-bir-braque-ve-bir-picasso-calmak/">&lt;span class=&quot;reading-mode-buttons&quot;&gt;&lt;/span&gt;Bir Matisse, Bir Modigliani, Bir Léger, Bir Braque ve Bir Picasso çalmak&lt;span class=&quot;reading-mode-buttons&quot;&gt;&lt;/span&gt;</a> yazısı ilk önce <a href="https://lavarla.com">Lavarla - Kültür-Sanat ve Kent Yaşamı</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p style="text-align: left;">Modern Sanat Müzesi’ndesiniz, Paris henüz uyanmamış. Gezmek için burada değilsiniz, hayır. Elinizde bir telefon bulunmuyor, selfie çekmekle ilgilenmiyorsunuz. Kimsecikler yok, güvenlik görevlilerinin ağır adımları yankılanıyor uzaklardan. Güneş doğmaya yakın, dünyanın en meşhur tablolarından beşinin yerinde yeller esiyor. Doğuştan kabiliyetli biri olduğunuz için telaşsızsınız, şansınıza ve yeteneklerinize güveniyorsunuz. O sıra Modigliani’nin <em>Mavi Gözlü Kadın</em>’ı ile göz göze geliyorsunuz. Onu da istiyorsunuz. Eliniz uzanırken, o çizilmemiş göz bebekleriyle <em>Mavi Gözlü Kadın</em> size bir ikazda bulunuyor: “Beni alırsan hayatının sonuna kadar pişman olursun.”</p>
<p style="text-align: left;">Bir bakalım, Vjeran Tomic’in arabasının arkasında neler var: Bir Matisse, bir Modigliani, bir Léger, bir Braque ve bir Picasso. Suç mahalline dönmek pahasına resimleri iki seferde dışarı çıkarıyor. Caddeler sessiz. Sanki biraz önce 21. yüzyılın en şaşaalı soygunlarından birini yapmamış. Kontağı çalıştırıyor. Aklı hala <em>Mavi Gözlü Kadın</em>’da.</p>
<figure id="attachment_34900" aria-describedby="caption-attachment-34900" style="width: 263px" class="wp-caption aligncenter"><img loading="lazy" decoding="async" class="wp-image-34900 size-full" src="https://lavarla.com/wp-content/uploads/2019/04/modigliani-new-yorker-lavarla-leger.jpg" alt="" width="263" height="378" srcset="https://lavarla.com/wp-content/uploads/2019/04/modigliani-new-yorker-lavarla-leger.jpg 263w, https://lavarla.com/wp-content/uploads/2019/04/modigliani-new-yorker-lavarla-leger-209x300.jpg 209w" sizes="(max-width: 263px) 100vw, 263px" /><figcaption id="caption-attachment-34900" class="wp-caption-text">Léger, <a href="https://en.wikipedia.org/wiki/Still_Life_with_Candlestick#/media/File:Fernand_L%C3%A9ger,_1922,_Still_Life_with_Candlestick,_oil_on_canvas,_116_x_80_cm,_Mus%C3%A9e_d%27Art_Moderne_de_la_Ville_de_Paris.jpg" target="_blank" rel="noopener noreferrer"><em>Natürmort Şamdan</em></a></figcaption></figure>
<p style="text-align: left;">Arabayı Bastille’de bir yeraltı otoparkına çekmiş, aracı kişiyle buluşmayı beklerken bu defa Pastoral’a aşık oluyor Tomic. Saatlerce onu izliyor. “Derin, aydınlık bir manzara gördüm,” diyor, “ve şeytan flüt çalarken onun bu çevrenin gardiyanı olduğu hissine kapıldım.” Estetik merakları olan biri, çocukluğunda ressam olmak istemiş.</p>
<p style="text-align: left;">Bosnalı göçmen bir ailenin çocuğu, Paris’te doğmuş, sene 68, sokaklar devrim sesleriyle çınlıyor. Annesi hastalanınca babası Mostar’a, babaannesinin yanına yolluyor. Mesleğe ilk adımını buradayken, şehir kütüphanesinden yedi yüz yıllık el yazmalarını aşırarak atıyor. Bir arkadaşının abisi, kitapları iade etmesini sağlıyor. 79’da Paris’e dönüyor, sokaklar kimsesiz. Henüz 11’inde, yalnızca birkaç kelime Fransızca biliyor. Anne babasını Fransızcadan daha az tanıyor. “Cehennem gibiydi,” diyor.</p>
<p style="text-align: left;">Her şeye rağmen okulda başarılı. Sportmen, atletik yapısıyla öne çıkıyor. 16’sında Tuileries Bahçesinde dolaşırken, sıraya giren insanların peşine takılıyor. Orangerie Müzesi’nde Renoir onu büyülüyor. Tatsız bir tesadüf. Beğendiğini söylediği üç resim de mutlu bir çocukluğu çağrıştırıyor. Eve döndüğünde ressam olma hayalini annesine açıyor. Yanıt babasından geliyor: “Resim yalnızca bir hobi olabilir, gel benimle garajda çalış.” Dünyanın neresinde olursanız olun, ebeveynler ve hazır cevapları değişmiyor. Ancak yazgıları yön verme güçleri değişiyor. Tomic ressam veya araba tamircisi olmuyor.</p>
<figure id="attachment_34901" aria-describedby="caption-attachment-34901" style="width: 700px" class="wp-caption aligncenter"><img loading="lazy" decoding="async" class="wp-image-34901 size-full" src="https://lavarla.com/wp-content/uploads/2019/04/modigliani-new-yorker-lavarla-matisse-pastoral.jpg" alt="" width="700" height="614" srcset="https://lavarla.com/wp-content/uploads/2019/04/modigliani-new-yorker-lavarla-matisse-pastoral.jpg 700w, https://lavarla.com/wp-content/uploads/2019/04/modigliani-new-yorker-lavarla-matisse-pastoral-300x263.jpg 300w, https://lavarla.com/wp-content/uploads/2019/04/modigliani-new-yorker-lavarla-matisse-pastoral-696x610.jpg 696w, https://lavarla.com/wp-content/uploads/2019/04/modigliani-new-yorker-lavarla-matisse-pastoral-479x420.jpg 479w" sizes="(max-width: 700px) 100vw, 700px" /><figcaption id="caption-attachment-34901" class="wp-caption-text">Henri Matisse, <a href="http://www.henri-matisse.net/paintings/ap.html" target="_blank" rel="noopener noreferrer">Pastoral</a></figcaption></figure>
<p style="text-align: left;">Arkadaşları ile cam fabrikasından tabak bardak çalıp satarak başlıyor işe. Yakınlardaki evlere girebilmek için mezarlığın yüksek duvarlarına tırmanmayı alışkanlık ediniyor. Zamanla becerileri gelişiyor. Lakabı da buradan geliyor: Örümcek Adam. Apartmanların çatı katlarında geziyor. Yalnız çalışıyor. Her eve girmiyor. Önce muhiti öğrenmesi, dolaşması, sonra onu bir şeyin cezbetmesi gerek. Sanki ilhamını bekliyor. Aynı daireye defalarca girip hiçbir şey almadan çıktığı oluyor. En pahalı en özel objeyi arıyor. Ziyaretlerinden birinde evden vakitlice çıkamıyor, çiftin yatak odası serüvenlerine maruz kalıyor, banyodaki dolapta sabahın olmasını bekliyor. Bu tür talihsizliklerin performansını etkilemediğini söylüyor, karşısına çıkan engellerden keyif alan biri. Zorluklarla mücadele için gizli formülleri var, büyü olarak nitelendiriyor.</p>
<figure id="attachment_34904" aria-describedby="caption-attachment-34904" style="width: 561px" class="wp-caption aligncenter"><img loading="lazy" decoding="async" class="wp-image-34904 size-full" src="https://lavarla.com/wp-content/uploads/2019/04/modigliani-new-yorker-lavarla-matisse-brague.jpg" alt="" width="561" height="438" srcset="https://lavarla.com/wp-content/uploads/2019/04/modigliani-new-yorker-lavarla-matisse-brague.jpg 561w, https://lavarla.com/wp-content/uploads/2019/04/modigliani-new-yorker-lavarla-matisse-brague-300x234.jpg 300w, https://lavarla.com/wp-content/uploads/2019/04/modigliani-new-yorker-lavarla-matisse-brague-538x420.jpg 538w" sizes="(max-width: 561px) 100vw, 561px" /><figcaption id="caption-attachment-34904" class="wp-caption-text">Braque, <a href="https://si.wsj.net/public/resources/images/OB-IO341_0520fr_H_20100520114438.jpg" target="_blank" rel="noopener noreferrer"><em>Estaque Yakınlarında Zeytin Ağacı</em></a></figcaption></figure>
<p style="text-align: left;">Romantik, kültürlü, kendini yetiştirmiş bir hırsızla müşerref oluyoruz. Bir kadın “Şair gibidir,” diyor onun için, arkadaşları klasik müzik, şarap, peynir gibi zevklerinin altını çiziyor. Matisse’i eğlenceli ve rengarenk paleti, Klimt’i duygusallığı, Renoir’ı çocuk portrelerinden sızan sevimlilik için beğeniyor. Antik eşyalara dokunarak, evvel zaman insanlarının yaşamını hissediyor. Üstelik esin perileri peşini hiç bırakmıyor. Bir gece rüyasında bir müzeden beş tablo çaldığını görüyor. Gelecekte büyük şeyler yapacağından emin.</p>
<figure id="attachment_34903" aria-describedby="caption-attachment-34903" style="width: 572px" class="wp-caption aligncenter"><img loading="lazy" decoding="async" class="wp-image-34903 " src="https://lavarla.com/wp-content/uploads/2019/04/modigliani-new-yorker-lavarla-woman-with-664x1024.jpg" alt="" width="572" height="882" srcset="https://lavarla.com/wp-content/uploads/2019/04/modigliani-new-yorker-lavarla-woman-with-664x1024.jpg 664w, https://lavarla.com/wp-content/uploads/2019/04/modigliani-new-yorker-lavarla-woman-with-195x300.jpg 195w, https://lavarla.com/wp-content/uploads/2019/04/modigliani-new-yorker-lavarla-woman-with-696x1073.jpg 696w, https://lavarla.com/wp-content/uploads/2019/04/modigliani-new-yorker-lavarla-woman-with-272x420.jpg 272w, https://lavarla.com/wp-content/uploads/2019/04/modigliani-new-yorker-lavarla-woman-with.jpg 729w" sizes="(max-width: 572px) 100vw, 572px" /><figcaption id="caption-attachment-34903" class="wp-caption-text">Modigliani, <a href="http://www.modigliani.org/woman-with-a-fan-lunia-czechowska.jsp" target="_blank" rel="noopener noreferrer">Yelpazeli Kadın</a></figcaption></figure>
<p style="text-align: left;">Rüyanın gerçekleştiği o güne geri dönelim, 14 Mayıs 2010. Tomic’in müzeye giriş sebebi, Léger. Tabloları satmak için aracı olan Corvez’in özel siparişi. Ancak onu almakla yetinemiyor. Diğer eserlerle göz göze geldikçe heybesindekiler çoğalıyor. Corvez, Léger ile birlikte Modigliani’yi de alıyor. Tomic gözdelerinin birbirinden ayrı düşmemesi için diğer üç resmin de Corvez’de kalması için baskı yapıyor. Parça parça ödemelerle kırk bin dolar alıyor. Daha önce de kendisine yardım etmiş olan bir seks işçisinin evinde gizleniyor.</p>
<p style="text-align: left;">Tomic gizleniyor, büyük avın başlayacağını sezmiyor değil. Soruşturmayı yürütenler Tomic’in ince zevklerinin farkında, müzedeki en değerli parçalardan beşini seçmesinden çıkarıyorlar bunu. Polisler isimsiz ihbarlar ve bir tanığın ifadesiyle yapbozu tamamlıyor, ancak ağı atmakta acele etmiyor. Tedbirli olmak istiyorlar, hırsız korkuya yenik düşerse eserlere zarar verebilir. Tablolar hala Corvez’de. Léger’i satıyor fakat haberlerden etkilenen müşteri, resmi geri getiriyor. Modigliani bir saat tamircisine gidiyor: Yonathan Birn. Alıcının Sorbonne’dan sanat tarihi diploması var. Eserin çalıntı olduğunu tahmin ettiğini varsayıyoruz, bir bankada özel kasada muhafaza ettiriyor. Üstelik Yonathan diğer dört tablonun güvenliği için Corvez’le işbirliği yapıyor, resimleri onun dükkanında saklıyorlar, satış planlarını da birlikte yapıyorlar. Birn İsrail’e uçuyor, çalıntı malı satın alan üçüncü kişi, İsrail hukukunda iyi niyetten yararlanabiliyor. Polis takipte. Corvez’i dinlerken Birn’le konuşmalarını tespit ediyorlar.</p>
<figure id="attachment_34902" aria-describedby="caption-attachment-34902" style="width: 640px" class="wp-caption aligncenter"><img loading="lazy" decoding="async" class="wp-image-34902 size-large" src="https://lavarla.com/wp-content/uploads/2019/04/modigliani-new-yorker-lavarla-picasso-831x1024.jpg" alt="" width="640" height="789" srcset="https://lavarla.com/wp-content/uploads/2019/04/modigliani-new-yorker-lavarla-picasso.jpg 831w, https://lavarla.com/wp-content/uploads/2019/04/modigliani-new-yorker-lavarla-picasso-243x300.jpg 243w, https://lavarla.com/wp-content/uploads/2019/04/modigliani-new-yorker-lavarla-picasso-768x946.jpg 768w, https://lavarla.com/wp-content/uploads/2019/04/modigliani-new-yorker-lavarla-picasso-324x400.jpg 324w, https://lavarla.com/wp-content/uploads/2019/04/modigliani-new-yorker-lavarla-picasso-696x858.jpg 696w, https://lavarla.com/wp-content/uploads/2019/04/modigliani-new-yorker-lavarla-picasso-341x420.jpg 341w" sizes="(max-width: 640px) 100vw, 640px" /><figcaption id="caption-attachment-34902" class="wp-caption-text">Picasso, <a href="https://www.syracuse.com/news/2010/05/paintings_worth_up_to_613_mill.html" target="_blank" rel="noopener noreferrer"><em>Güvercin ve Yeşil Bezelyeler</em></a></figcaption></figure>
<p style="text-align: left;">2011 ilkbaharındayız, bir sene olmuş. Tutuklama yok. Corvez ile Tomic birbirini suçlamaya, birbirlerinden şüphe etmeye başlıyor. Corvez bir yönüyle haklı. Tomic sadece Leger için girdiği müzeden beş tabloyla çıktı. Beşinin de sorumluğu Corvez’de. Öte yandan, Tomic’in parası suyu çekti. Yeni bir soygun planlıyor. Yine defalarca dubleks eve girip çıktıktan sonra bir Pisarro ve birkaç saat alıp kayboluyor. Ancak polisin gözünden kaçmıyor, bu hırsızlıktan sonra Tomic’in evini basıp yakalıyorlar. Sorgu çok uzun sürmüyor, Tomic son işi ile birlikte Paris Modern Sanat Müzesi&#8217;ni itiraf ediyor, yine telaşsız. Savcı bile Tomic’in tavırlarından etkileniyor, “Yaptığı işten gurur diyordu,” diyor.</p>
<p style="text-align: left;">Birn’in iddialarına göre, Birn baskından hemen sonra Modigliani’yi de şahsi kasasından alıp beş eseri birden yok ediyor, yaktım demiyor ama geri kalanı çöpe attım diyor. Mahkeme 2017 Haziran’ında görülmeye başlıyor. Gazeteler Corvez için Disney Villain sıfatını yakıştırıyor. Tomic, Spiderman; Birn’se öğrenci görünümlü saatçi. Halkın ilgisi büyük, Tomic işini yaparken kimseye zarar vermediği için ona gönülden bağlılar. Arsen Lüpen benzetmeleri havada uçuşuyor.</p>
<p style="text-align: left;">Hikayenin sonunda Tomic, sekiz; Corvez, yedi; Birn, altı yıl hapse mahkum edildi. Tablolardan hala haber yok. Tomic, hapishaneden mektuplar yazıyor, karakalem çizimler yapıyor. Dış dünyayla alakasını koparmamış. Yok edildiğine inanmadığı resimlerin bir gün asıl sahibine, kendisine geri döneceğinden emin.</p>
<p style="text-align: left;">O eserleri belki bir daha göremeyecek olmanın öfkesini duymak gerekiyor aslında, yine de Tomic’le bir bağ kuruyor insan. Onun hakkında yazılanları okuduğumdan beri ben olsam hangi resimleri alırdım diye düşünüyorum. Beş resimlik listemi hazırladım, sizlerinkileri de beklerim: bir <a href="https://artsandculture.google.com/asset/ren%C3%A9e/8QHFdG_DuUbKMw">Modigliani</a>, bir <a href="https://artsandculture.google.com/asset/danae-after-gustav-klimt-plate-32-the-work-of-gustav-klimt/xwGR4zls4vjSHA">Klimt,</a> bir <a href="https://artsandculture.google.com/asset/the-water-lilies-green-reflections/-wEwoHEvFukepQ">Monet</a>, bir <a href="https://artsandculture.google.com/asset/avenue-of-poplars-in-autumn/QgFiPp1kFTVYcw">van Gogh</a>, bir <a href="https://www.edwardhopper.net/automat.jsp">Hopper</a>.</p>
<hr />
<p style="text-align: justify;">Kaynakça</p>
<p style="text-align: justify;">[1] <a href="https://www.newyorker.com/magazine/2019/01/14/the-french-burglar-who-pulled-off-his-generations-biggest-art-heist">The New Yorker</a><br />
[2] <a href="https://www.bbc.com/turkce/haberler-dunya-39027133" target="_blank" rel="noopener noreferrer">BBC Türkçe</a><br />
[3] <a href="http://www.sanatatak.com/view/sanat-hirsizi-orumcek-adama-10-yil-hapis" target="_blank" rel="noopener noreferrer">Sanat Atak</a><br />
[4] Kapak Görseli: <a href="https://www.newyorker.com/magazine/2019/01/14/the-french-burglar-who-pulled-off-his-generations-biggest-art-heist" target="_blank" rel="noopener noreferrer">Vincent Mahé</a></p>
<p style="text-align: justify;">
<p><a href="https://lavarla.com/bir-matisse-bir-modigliani-bir-leger-bir-braque-ve-bir-picasso-calmak/">&lt;span class=&quot;reading-mode-buttons&quot;&gt;&lt;/span&gt;Bir Matisse, Bir Modigliani, Bir Léger, Bir Braque ve Bir Picasso çalmak&lt;span class=&quot;reading-mode-buttons&quot;&gt;&lt;/span&gt;</a> yazısı ilk önce <a href="https://lavarla.com">Lavarla - Kültür-Sanat ve Kent Yaşamı</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://lavarla.com/bir-matisse-bir-modigliani-bir-leger-bir-braque-ve-bir-picasso-calmak/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>İçine Girdiğimiz Vagonun Şeklini Almak</title>
		<link>https://lavarla.com/icine-girdigimiz-vagonun-seklini-almak/</link>
					<comments>https://lavarla.com/icine-girdigimiz-vagonun-seklini-almak/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[NN]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 27 Feb 2019 06:16:04 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Meseleler]]></category>
		<category><![CDATA[Yaşam]]></category>
		<category><![CDATA[Beyaz Yaka]]></category>
		<category><![CDATA[Kadıköy]]></category>
		<category><![CDATA[Metro]]></category>
		<category><![CDATA[Tavşantepe]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://lavarla.com/?p=32316</guid>

					<description><![CDATA[<p><span class="reading-mode-buttons"></span>Yataktan kalkmakta zorlanıyorum. Kahvaltı edene kadar keyfim yok. Saçlarımı tam kurulamadan çıkıyorum ki zihnim açılsın. Hava aydınlanmamış. Apartman kapıları birer ikişer aralanıyor. Donuk yüzler, isteksiz adımlar. Çocukların sırtlarında kambur, boyunlarına beslenme kabının askısı dolanmış. Servisi gözlüyorlar. Diğerleriyle ağır aksak bir kafileye dahil oluyoruz. Buluşma noktamız, metro durağı. Yağmur çiseliyor. Asansörü bekleyemiyorum. Yürüyen merdivenlerdeyim. Sol tarafımda [&#8230;]</p>
<p><a href="https://lavarla.com/icine-girdigimiz-vagonun-seklini-almak/">&lt;span class=&quot;reading-mode-buttons&quot;&gt;&lt;/span&gt;İçine Girdiğimiz Vagonun Şeklini Almak&lt;span class=&quot;reading-mode-buttons&quot;&gt;&lt;/span&gt;</a> yazısı ilk önce <a href="https://lavarla.com">Lavarla - Kültür-Sanat ve Kent Yaşamı</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p style="text-align: justify;">Yataktan kalkmakta zorlanıyorum. Kahvaltı edene kadar keyfim yok. Saçlarımı tam kurulamadan çıkıyorum ki zihnim açılsın. Hava aydınlanmamış. Apartman kapıları birer ikişer aralanıyor. Donuk yüzler, isteksiz adımlar. Çocukların sırtlarında kambur, boyunlarına beslenme kabının askısı dolanmış. Servisi gözlüyorlar. Diğerleriyle ağır aksak bir kafileye dahil oluyoruz. Buluşma noktamız, metro durağı.</p>
<p style="text-align: justify;">Yağmur çiseliyor. Asansörü bekleyemiyorum. Yürüyen merdivenlerdeyim. Sol tarafımda trafik akıyor. Onların arasında hareketsizliğim biraz canımı sıkıyor. Yol uzun. Bu düşünceyle avunuyorum. Kaloriler nasılsa yakılacak.</p>
<p style="text-align: justify;">Akbili dolduruyorum. Bir bilmeyene denk geliyorum, onun kartına da 20 lira yüklüyoruz. Dolum makineleri seslerini yükselterek konuşuyor, rahatsız oluyorum. Ben size bağırıyor muyum?</p>
<p style="text-align: justify;">Yine yürüyen merdivenlerdeyim. Saati kontrol ediyorum, erkenciyim. Sağda bekliyorum. Esniyorum, kafamın içindeki tilkiler uyanmış. Etrafı gözlemlemeye başlıyorum. Bu duvarlar, tavanlar niye boş? Sol tarafa bir Edward Hopper tablosu yakıştırıyorum, tam karşısına bir ayna. İlkokul birinci sınıftaki mevsimler panosu da uygun olabilir. Yetişkinler için yeniden düzenliyorum. Hemen listeler oluşturuyorum. Güzün yapılacaklar, kışın gidilmesi gereken yerler, ilkbahar yaz aylarında adalar. İnfografik de olabilir: Bizans’dan Günümüze, Beyaz Yakalıların Yerli Yersiz Endişeleri.</p>
<p style="text-align: justify;">Yerin yedi kat altına iniyoruz. Çocukluğumda ve gençliğimde okuduklarım çağrışım yarışına giriyor. Bu metro rayları illaki bir yerlerde eski İstanbul dehlizlerine bağlanıyor olmalı. Pekâlâ kayıp bir hazinenin peşine düşebilirim.</p>
<p style="text-align: justify;">Sarı çizgi önünde sıraya girmişiz. Sağ baştan saysam mı diyorum. O sırada raylara atlasam mı düşüncesi şöyle bir esip geçiyor. Aynı esinti bütün yolcuların akıllarına uğruyor.</p>
<p><img loading="lazy" decoding="async" class="aligncenter wp-image-33122 " src="https://lavarla.com/wp-content/uploads/2019/02/2018-04-11-22_40_03.296-1-768x1024.jpeg" alt="" width="706" height="941" srcset="https://lavarla.com/wp-content/uploads/2019/02/2018-04-11-22_40_03.296-1-768x1024.jpeg 768w, https://lavarla.com/wp-content/uploads/2019/02/2018-04-11-22_40_03.296-1-225x300.jpeg 225w, https://lavarla.com/wp-content/uploads/2019/02/2018-04-11-22_40_03.296-1-696x928.jpeg 696w, https://lavarla.com/wp-content/uploads/2019/02/2018-04-11-22_40_03.296-1-1068x1424.jpeg 1068w, https://lavarla.com/wp-content/uploads/2019/02/2018-04-11-22_40_03.296-1-315x420.jpeg 315w" sizes="(max-width: 706px) 100vw, 706px" /></p>
<p style="text-align: justify;">İlk duraktan bindiğim için kolayca yer buluyorum. On dokuz durak, kırk beş-kırk dokuz dakika. Bir şey yapmadan geçmez. Yol arkadaşlarım gibi kitabımı çıkarıyorum. Kulaklığımı takıyorum. Uslu parçalar çalıyor, uzaklaşıyorum. Üç dört sayfada bir kafamı kaldırıyorum. Göz ucuyla vagondakileri süzüyorum. Simalarında yeni hikâyeler arıyorum. Celal Salik gibi bir köşe yazısı yazmaya özeniyorum. Çabucak vazgeçiyorum. Küçük ekranlarda reklamlar dönüyor. Çizgi film açın da izleyelim. Biri Gölgesizler’i okuyor. Kar neden yağar, kar?</p>
<p style="text-align: justify;">Kadıköy’de inerken kasketimi çıkarıp yolcuları selamlamak istiyorum. Mesai çıkışı görüşmek üzere. Ama herkesin acelesi var. Benim de kasketim yok. Yine kafileler halinde yürüyen merdivenlere yöneliyoruz. Duvarlar, tavanlar boş. Bu sefer tavana bir fresk yakıştırıyorum: Kadıköy Hipsterının Yaratılışı. Düşüncesi rahatsız ediyor. Uyarlamalardan sıkıldım. Sadece üç ressam, beş resim varmış davrandığımız için kendimi ve çağdaşlarımı azarlıyorum. İçimden. Barberini Sarayı&#8217;ndan aşırmaya karar veriyorum. İş hayatını daha güzel anlatıyor.</p>
<figure id="attachment_32320" aria-describedby="caption-attachment-32320" style="width: 1600px" class="wp-caption aligncenter"><img loading="lazy" decoding="async" class="wp-image-32320 size-full" src="https://lavarla.com/wp-content/uploads/2019/02/Palazo-Barberini-lavarla-icine-girdigimiz.jpg" alt="" width="1600" height="986" srcset="https://lavarla.com/wp-content/uploads/2019/02/Palazo-Barberini-lavarla-icine-girdigimiz.jpg 1600w, https://lavarla.com/wp-content/uploads/2019/02/Palazo-Barberini-lavarla-icine-girdigimiz-300x185.jpg 300w, https://lavarla.com/wp-content/uploads/2019/02/Palazo-Barberini-lavarla-icine-girdigimiz-768x473.jpg 768w, https://lavarla.com/wp-content/uploads/2019/02/Palazo-Barberini-lavarla-icine-girdigimiz-1024x631.jpg 1024w, https://lavarla.com/wp-content/uploads/2019/02/Palazo-Barberini-lavarla-icine-girdigimiz-356x220.jpg 356w, https://lavarla.com/wp-content/uploads/2019/02/Palazo-Barberini-lavarla-icine-girdigimiz-696x429.jpg 696w, https://lavarla.com/wp-content/uploads/2019/02/Palazo-Barberini-lavarla-icine-girdigimiz-1068x658.jpg 1068w, https://lavarla.com/wp-content/uploads/2019/02/Palazo-Barberini-lavarla-icine-girdigimiz-682x420.jpg 682w" sizes="(max-width: 1600px) 100vw, 1600px" /><figcaption id="caption-attachment-32320" class="wp-caption-text"><a href="http://arplastik-simoneveil.blogspot.com/2016/11/tfac-une-affaire-de-faux-plafonds.html" target="_blank" rel="noopener noreferrer"> Pierre de Cortone</a></figcaption></figure>
<p style="text-align: justify;">Beş buçuk suları. Bir şeyler yapmış olmanın hazzı ile çıkıyorum. Hak edilmiş yorgunluk. Kadıköy’den dönüşler zor. Müthiş kalabalık. Katı olan her şey sıvılaşıyor. İçine girdiğimiz vagonun şeklini alıyoruz. Ele kitap almak imkânsız. Sağımda solumda bilmediğim bir dil konuşuluyor. Bakışlar yabancı. Erasmus için bu şehre gelmiş olmalıyım. Yanlış seçim nedeniyle hayıflanıyorum.</p>
<p style="text-align: justify;">Kulaklığımı çıkarmaya karar veriyorum. Vakti değerlendirmek adına podcast dinliyorum. Sohbete o kadar dalmışım ki, gülüyorum. Başıma bir bela sarmak korkusuyla kendime çekidüzen veriyorum. Ciddi bir yüz takınıp dinlemeye devam ediyorum. Bir <a href="https://open.spotify.com/episode/5XzHbjPGdi3WIdOET5n0y9?si=kkE1oD8FSBC5rQtO5-M35Q" target="_blank" rel="noopener noreferrer">kutu kolanın</a> varoluşsal sorularına tanıklık ediyorum. Yaşamının özünün sıvısı mı yoksa içine doldurulduğu teneke kutu mu olduğunu sorguluyor. Hak veriyor ve çalışması gerektiğini öğütlüyorum. İnsan çalışınca unutuyor.</p>
<p style="text-align: justify;">Durakları yarılayınca oturuyorum. Kitabımı çıkarıyorum. Yine kafamı kaldırıyorum. Bazı yüzler artık uzak kaldığım tanıdıkları andırıyor. Benzerlerine denk geldiğim için mi özlüyorum, yoksa özlediğim için mi birilerini onlara benzetiyorum? Her sorunun yanıtı yok. Olmasın da zaten. Okumaya devam ediyorum. Çok sıkı bir cümleye denk gelirsem kitabı kapatıyorum. Böyle aklımda daha çok yer ediniyor.</p>
<p style="text-align: justify;">Metrodan iniyorum. Hava kararmış. Eve yürüyorum, uzak değil. Otobüs durakları kalabalık. Dolmuşlar adlarının hakkını veriyor. İstif edilenlerden olmadığım için seviniyorum. Sonra bu bencilliğimden utanıyorum.</p>
<p style="text-align: justify;">Akşamlar çuvala girmiş. Eve girip yemek yedikten sonra çay, televizyon derken uykum geliyor. Dişlerimi fırçalıyorum. Macunu ortasından sıktığım belli olmasın diye ucundan sıkıp düzlüyorum. Pijamalarımı giyip biraz telefon karıştırıyorum. Haberlerden kaçınıyorum. Komik bir şey denk gelirse arkadaşlara da atıyorum.</p>
<p style="text-align: justify;">Yataktan kalkmakta zorlanıyorum. Kahvaltı edene kadar keyfim yok. Saçlarımı tam kurulamadan çıkıyorum ki zihnim açılsın.</p>
<hr />
<p>Fotoğraflar için <a href="https://www.instagram.com/ayylintunc/">Vintırsanşayn</a>&#8216;a teşekkür ederim. Tüm hakları saklıdır.</p>
<p><a href="https://lavarla.com/icine-girdigimiz-vagonun-seklini-almak/">&lt;span class=&quot;reading-mode-buttons&quot;&gt;&lt;/span&gt;İçine Girdiğimiz Vagonun Şeklini Almak&lt;span class=&quot;reading-mode-buttons&quot;&gt;&lt;/span&gt;</a> yazısı ilk önce <a href="https://lavarla.com">Lavarla - Kültür-Sanat ve Kent Yaşamı</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://lavarla.com/icine-girdigimiz-vagonun-seklini-almak/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Küçük Şeylerin Diktatörü</title>
		<link>https://lavarla.com/kucuk-seylerin-diktatoru/</link>
					<comments>https://lavarla.com/kucuk-seylerin-diktatoru/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[NN]]></dc:creator>
		<pubDate>Sun, 10 Feb 2019 06:48:14 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Meseleler]]></category>
		<category><![CDATA[Düşülke]]></category>
		<category><![CDATA[Gündelik Yaşam]]></category>
		<category><![CDATA[Ütopya]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://lavarla.com/?p=32298</guid>

					<description><![CDATA[<p><span class="reading-mode-buttons"></span>Epey süredir bir düşülke tasarlıyorum. Büyük idealler ya da kutsal kavgalar içermiyor. Gündelik hayatta rahatsız olduğum ufak tefek meselelerle ilgilenen hayali bir düzen. Kurmaca dünyamın da her ütopya gibi distopya özellikleri taşıdığını fark etmem geç olmadı. Ancak yine de vazgeçemiyorum. İnsan bir kere diktatör olmayagörsün. Sevgili vatandaşlarımı bırakamıyorum. Bensiz yapamayacaklarını biliyorum. Bu yüzden birtakım fedakarlıklarda [&#8230;]</p>
<p><a href="https://lavarla.com/kucuk-seylerin-diktatoru/">&lt;span class=&quot;reading-mode-buttons&quot;&gt;&lt;/span&gt;Küçük Şeylerin Diktatörü&lt;span class=&quot;reading-mode-buttons&quot;&gt;&lt;/span&gt;</a> yazısı ilk önce <a href="https://lavarla.com">Lavarla - Kültür-Sanat ve Kent Yaşamı</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p style="text-align: justify;">Epey süredir bir düşülke tasarlıyorum. Büyük idealler ya da kutsal kavgalar içermiyor. Gündelik hayatta rahatsız olduğum ufak tefek meselelerle ilgilenen hayali bir düzen. Kurmaca dünyamın da her ütopya gibi distopya özellikleri taşıdığını fark etmem geç olmadı. Ancak yine de vazgeçemiyorum. İnsan bir kere diktatör olmayagörsün. Sevgili vatandaşlarımı bırakamıyorum. Bensiz yapamayacaklarını biliyorum. Bu yüzden birtakım fedakarlıklarda bulunmam gerekse de pes etmeyeceğim. Siz buna alışkanlık, güce doymamak veyahut koltuk sevdası diyebilirsiniz. Alınmam, gocunmam. Öyle kadirşinas bir liderim.</p>
<p style="text-align: justify;">Öncelikle zaman meselesi üzerine kafa yordum. Kimsenin randevusuna geç kalmadığı, işlerin belirlenen vakitte tamamlandığı, filmlerin, konserlerin ilan edilen programa göre başladığı bir dünya hayal edin. Kol saatimizdeki akrebin yelkovanın, cep telefonumuzdaki rakamların gerçekten anlam ifade ettiği bir evren. İnanması güç, biliyorum. Bu düşülkenin lisanında “beklemek” ve “bekletilmek” kelimeleri yok. Herkes dakik olduğu için “dakik” diye bir sözcük de yok.</p>
<p style="text-align: justify;">En çok canımı sıkan ikinci konu kalabalık. Kalabalığı üçlü bir sınıflandırmaya tabi tutuyorum: İnsan Kalabalığı, Ses Kalabalığı, Görüntü Kalabalığı. Her biri için detaylı düşünmem, yenilikçi projeler üretmem gerekti. Özellikle ilk konu beni bayağı zorladı. İnsan kalabalığını azaltıp rahatsız etmeyen düzeye indirirken eşitsizliklere yol açmamam gerekiyordu. Serbest dolaşım ilkesini kaldırdım. Her türlü yerleşme, gezip tozma eylemlerinde kota var. Sözgelimi İstanbul’da yaşamak istiyorsunuz diyelim. Kotalara göre bir defalığına üç ay şehirde kalabilirsiniz. Sınırlamalar sayesinde tarihi yarımadanın tadını çıkarabiliyorsunuz çünkü nüfus azalmış, trafik yok, her yeri doya doya geziyorsunuz. Çok sevilen butik bir kahveciye ayda bir gidiş hakkınız var. Her sergi için yıllık bir bilet alabiliyorsunuz, akıllı uslu biri olursanız iki bilet. Müzelerde bir resmin önünde en fazla üç kişi bulunacak, koridorlarda gürültü olmayacak şekilde herkese özel giriş çıkış saatleri belirlenmiş. Düşülkenin ilk sloganı: <em>Az ama öz</em>.</p>
<p style="text-align: justify;">Ses kalabalığından kurtulmak için insanları bebeklikten itibaren sıkı bir eğitime tabi tutuyoruz. Bu ülkede çocuklar şımartılmıyor. Markette istediği alınmadığında ortalığı yıkan küçük şeytanlar göremezsiniz. İnsanlar bağırmadan tartışabiliyorlar. Birbirlerine uzaklardan seslenmiyor, yanlarına gidip konuşuyorlar. Toplu taşımada yapılan sohbetler arka koltuğa ulaşmayacak şekilde yapılıyor. Mümkünse hiç yapılmıyor. Metrodan, otobüsten inip, bir yerde oturup sakin sakin muhabbet ediliyor. Kamusal alanda telefonla konuşan birinin tüm özel hayatını öğrenmek zorunda kalmıyorsunuz. Üst daireden bangır bangır müzik sesi gelmiyor.</p>
<p style="text-align: justify;">Görüntü kalabalığından kurtulmak da çok sıkı kurallar gerektirdi. Düşülkenin ikinci sloganı: <em>Sadelik mutluluktur</em>. Rastgele bir sokağa girdiğinizde tüm dükkan tabelalarının birbiriyle uyumlu renk ve fontlarda olduğunu, bu tabelaların hiçbirinin aşırı büyük ya da küçük olmadığını hayal edin. Yan yana dizili apartmanların irili ufaklı olmadığını, cephelerin sade ve birbirine yakışan renklerle boyanmış olduğu düşünün. Kimse balkonlarını pimapenle kapatmamış, seçim öncesi kaçak kat çıkmamış konutlarına. Kaldırımda, ağaç diplerinde göremediğiniz çerin çöpün sebebi de yine eğitim. Bu ülke vatandaşlarının en önce öğrendikleri konu kişisel ve kamusal temizlik.</p>
<p style="text-align: justify;">Şehir planlamasında ve de mimaride öne çıkan sadelik, gündelik hayatı da etkisi altına almış durumda. Göz yoran uyumsuz kombinlerle sokağa çıkmak kabahatler kanununda yer alıyor. Özellikle erkekler baskıcı bir gözetim altındalar, alakasız kemer ve ayakkabıları ile dışarı adım dahi atamıyorlar. İnsanlar dışarıda gösterdikleri bu özeni, ev içerisinde de sergiliyor.</p>
<p style="text-align: justify;">Öncelikle, evlerin içi çirkin parlak mobilyalarla donatılmamış. İhtiyaca önem veriliyor ama asla estetik kaygılardan taviz verilmiyor. <em>Az ama öz</em> ile <em>sadelik mutluluktur</em> ilkelerinin en nadide birleşimini düşülkenin salonlarında görebilirsiniz. Bu ülkede zabıtaların asli görevi mahallelere ve hanelere “göz zevki” denetimi yapmak. Görüntü kalabalığının sebebi olduğu anlaşılan birey zorunlu bir programa tabi tutuluyor, bir süre sadece görsel sanatların en güzel eserleriyle haşır neşir oluyor. Söz konusu kişi hâlâ daha belli bir düzeye erişemezse, satın alma ehliyetine sınırlama getiriliyor ve vasi atanıyor.</p>
<p style="text-align: justify;">Kalabalık meselesini hallettikten sonra düşülkemde yoğunlaştığım üçüncü başlık:  Kabalık. Bu problemi de iki ayrı branşta ele alıyoruz: Kişisel Yaşamda Kabalık ve Sosyal Yaşamda Kabalık. Ceza kanununun çok sayıda maddesi bu iki hususa ayrılmış durumda. Kabalıkla mücadelenin temel ve düşülkenin üçüncü ilkesi, <em>her insan kendine has bir bireydir</em>. Küçük yaşlardan itibaren insanların zihnine yerleştirilen bu düşünceyle beraber ilk önce hadsizliğin önüne geçiyoruz. Kimse kimsenin -eş, sevgili, anne, baba, abi, abla, uzak yakın akraba, patron fark etmez- olsun hayatına karışamıyor. Bu ülkenin vatandaşları başkalarının tercihleri için olumsuz yorumlarda bulunmak, bu tercihleri yargılamak hakkını kendinde bulmuyor. Sadece beğenmek hakları var.</p>
<p style="text-align: justify;">Kimsenin hayatının güllük gülistanlık olmadığının ayırdında olarak, ev içerisinde ve kamusal alanda vatandaşların dikkat ettikleri ikinci husus, gülümsemek. Kapıda rastlaşılan komşuya günaydın demek, para üstünü alırken simitçinin halini hatrını sormak, içerisinde bulunulan psikolojik durum itibariyle her zaman kolay olmaz. Bu sebeple insanlardan beklentimizi asgariye düşürüyor, herhangi bir diyalog kurmasalar bile muhataplarına tebessüm etmeleri gerektiklerini her zaman anımsatıyoruz. Kadın erkek yaşlı genç fark etmeksizin bir diğeri için kapıyı tutmak, sıra vermek olağan fakat değerini asla yitirmeyen alışkanlıklar. Teşekkür ediyoruz.</p>
<p style="text-align: justify;">Kabalıkla mücadele için üçüncü önlemimiz iki cümleyi insanların zihinlerine kazımak: Teşekkür ederim ve özür dilerim. Düşülkede kimse özür dilemek ve teşekkür etmekten erinmiyor. Bunu bir zorunluluk olduğundan değil, içlerinden geldiği için yapıyorlar. Gurur yapmıyorlar, hatalarında ısrar etmiyorlar. Hele hele üste çıkma çabasına hiç rastlanmıyor. Çünkü insanlar bu davranışın karşıdakinin gözünde kendilerini daha çok küçülttüğünü biliyorlar.</p>
<p style="text-align: justify;">Sosyal yaşamda kabalıkla mücadelede şahsi mesele haline getirdiğim konu: Tiyatro ve sinemada nasıl davranılması gerektiğinin bilinmesi. Passolig uygulamasının bir benzerini kültür sanat etkinlikleri için getirdim. Oyun temsili sırasında telefonu çalan, fotoğraf çekmeye çalışan, yanındakiyle fısıldaşan, oturup kalkan kişi tespit ediliyor. Tespit edilen kişi bir yıl süre ile tüm etkinlik ve gösterimlerden men ediliyor. Fotoğraf çeken kişinin fotoğrafını ifşa ediyor, tüm sosyal platformlarda ve kamusal alanlarda paylaşıyoruz.  Düşülkenin kısasa kısas özellikleri taşıyan tek hukuk kuralı bu. İlkel olduğunu kabul etmekle birlikte, başarısı tartışılamayacak bir uygulama. Aynı katı kurallar sinema salonları, müzeler, sergiler için de geçerli. Düşülkenin insanları seyrettikleri oyunun içerisinde rahatlıkla kayboluyor, izledikleri filmi yaşıyorlar.</p>
<p style="text-align: justify;">Elbetteki ilgilendiğim sorunlar saydıklarımla sınırlı değil ancak küçük şeylerin hepsine birden yetişmek güç. Her şeye yetişemeyen bir diktatörüm, bu beni biraz üzüyor. Üzüldükten sonra kendimi devlet nişanıyla onurlandırıyorum, geçiyor. Aynı zamanda düşülkenin gerilediği dönemler de oluyor, kabul etmek gerekiyor. Bu ülkede yarış yok, kulvar yok. Zamanın düz bir çizgide ilerlemediğini biliyoruz. Bugün dünden daha çok paramız veya eşyamız olması gerekmiyor. Yarın daha çok mutlu olmamız gerekmiyor.</p>
<p style="text-align: justify;">Bu arada, çok üzüldüğünü gördüğüm vatandaşlarımı da devlet nişanıyla ödüllendiriyorum. Ihlamur ısmarlıyorum, sohbet ediyoruz.</p>
<hr />
<p style="text-align: justify;">Kapak Görseli: Calvino&#8217;nun Görünmez Kentlerinden Zaira için Karina Puente tarafından yapılmış bir illüstrasyon. Daha fazlası için, <a href="https://www.archdaily.com/875409/three-principles-of-architecture-as-revealed-by-italo-calvinos-invisible-cities">buyurunuz.</a></p>
<p><a href="https://lavarla.com/kucuk-seylerin-diktatoru/">&lt;span class=&quot;reading-mode-buttons&quot;&gt;&lt;/span&gt;Küçük Şeylerin Diktatörü&lt;span class=&quot;reading-mode-buttons&quot;&gt;&lt;/span&gt;</a> yazısı ilk önce <a href="https://lavarla.com">Lavarla - Kültür-Sanat ve Kent Yaşamı</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://lavarla.com/kucuk-seylerin-diktatoru/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Tiyatrodan çıkmış insan</title>
		<link>https://lavarla.com/tiyatrodan-cikmis-insan/</link>
					<comments>https://lavarla.com/tiyatrodan-cikmis-insan/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[NN]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 06 Jun 2018 08:55:31 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Flanör]]></category>
		<category><![CDATA[Kent]]></category>
		<category><![CDATA[Tiyatro]]></category>
		<category><![CDATA[Aylak Adam]]></category>
		<category><![CDATA[Moliere]]></category>
		<category><![CDATA[Shakespeare]]></category>
		<category><![CDATA[Yusuf Atılgan]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://lavarla.com/?p=24753</guid>

					<description><![CDATA[<p><span class="reading-mode-buttons"></span>&#8220;Çağımızda geçmiş yüzyılların bilmediği, kısa ömürlü bir yaratık yaşıyor. Sinemadan çıkmış insan. Gördüğü film ona bir şeyler yapmış. Salt çıkarını düşünen kişi değil. İnsanlarla barışık. Onun büyük işler yapacağı umulur. Ama beş-on dakikada ölüyor. Sokak sinemadan çıkmayanlarla dolu; asık yüzleri, kayıtsızlıkları, sinsi yürüyüşleriyle onu aralarına alıyorlar, eritiyorlar,” [1] böyle yakınmıştı Bay C., bu satırları okurken, sinemayla [&#8230;]</p>
<p><a href="https://lavarla.com/tiyatrodan-cikmis-insan/">&lt;span class=&quot;reading-mode-buttons&quot;&gt;&lt;/span&gt;Tiyatrodan çıkmış insan&lt;span class=&quot;reading-mode-buttons&quot;&gt;&lt;/span&gt;</a> yazısı ilk önce <a href="https://lavarla.com">Lavarla - Kültür-Sanat ve Kent Yaşamı</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p style="text-align: left;"><em>&#8220;Çağımızda geçmiş yüzyılların bilmediği, kısa ömürlü bir yaratık yaşıyor. Sinemadan çıkmış insan. Gördüğü film ona bir şeyler yapmış. Salt çıkarını düşünen kişi değil. İnsanlarla barışık. Onun büyük işler yapacağı umulur. Ama beş-on dakikada ölüyor. Sokak sinemadan çıkmayanlarla dolu; asık yüzleri, kayıtsızlıkları, sinsi yürüyüşleriyle onu aralarına alıyorlar, eritiyorlar,” <a href="#_ftn1" name="_ftnref1"><strong>[1]</strong></a> </em>böyle yakınmıştı Bay C., bu satırları okurken, sinemayla böylesi bir bağ kur(a)mamış biri olarak aklımdan geçen, bir oyundan çıktığımda hissettiklerimdi. Elbette biz tiyatrodan çıkmış insanların da 20. yüzyılın hediyesi bu yeni tür yaratıkla, ortak ve farklı yanlarımız vardı. En önemli ayrım ise, kuşkusuz, tiyatronun yüzyıllar öncesinden, etten kemikten ve şimdiden ibaret bedenlere ruh üfleye gelmiş olmasıdır.</p>
<p style="text-align: left;">Sophokles’in ya da Shakespeare’in tragedyalarını düşünelim, Oidipus her şeyi öğrenip de “Doğurmamalıydı beni doğuran, birleşmemeliydim birleştiğimle, öldürmemeliydim öldürdüğümü,”<a href="#_ftn2" name="_ftnref2">[2]</a> diye haykırdığında ya da Leydi Macbeth bir türlü temizlenmeyen ellerini derilerini soyarcasına yıkarken, kanımız çekilir, göğsümüz daralır. Anna Karenina, aşkı ve çocuğu arasında kaldığında ya da kocası bağışlasa da kendisi bağışlayamadığında kendini, bavullar yerinden kalkmıyor, sevdadan da vazgeçilemiyorken; bir deli, yeraltından, sahteliklerle örülü ilişki biçimlerimizi kibirli kibirli yüzümüze haykırdığında; bir kadın belki de tüm hemcinsleri adına öldürdüğü bir erkeği küvetinde piranalara yem ediyorken; yine bir kadın kocasının sevgilisiyle aynı evde yaşamaya başlıyorken; abisinin yazdığı gotik öyküleri gerçeğe dönüştüren saf ve hastalıklı bir seri katilin peşinden gidilirken; tüm dünyevi hırslarımız bir beyaz dev balinada cisimleşiyorken ve tüm ateşli silahlar bizim de kalbimize bir kurşun sıkıyorken, bize bir şeyler olmuştur. Az önce seyrettiğimiz oyun, <em>bize bir şeyler yapmıştır.</em></p>
<p style="text-align: left;">İnsanlarla olmasa da yazgısıyla barışır tiyatrodan çıkmış insan, büyük işleri başarma arzusuna değil, küçük şeylerin sevincine tutunur. Açgözlü hırsların, haksız kavgaların kaçınılmaz sonunu bilir. Bedbaht yaşamlarla karşılaşmanın bizdeki diğer bir tesiri, o kişilerin yerinde olmamak sevincidir, talihsizliği paylaşmıyor olmak. Bencil fakat iyimser. Böyle şeyler benim başıma gelmez hissi, kötülüğü kendinden ve yakınlarından uzak bilmek öngörüsüzlüğü. Yine de kendimizi onların yerini koymaktan, “ne yapardım” sorgusundan kaçamayız.</p>
<p style="text-align: left;">İki maskesi var kadim sanatın, biri ağlar biri güler. Shakespeare’in yanlışlıklarla ve tesadüflerle örülü sonu mutlu biten komedyaları, Molière’in abartılı tiplemelerinin çağlar sonra bile etkisi azalmayan güldürüsü. Kızını zengin kocayla evlendirmek isteyen kadınlar, yalnızlıklarından bunalan yaşı geçkin öfkeli erkekler, parayla kendisine bir eş bir kız evlat bir de arkadaş edinenler,  radyo-yu hümayun kurulsun da beni paşa yapsınlar diye umanlar, eve gelen satıcılar nedeniyle yuvası dağılanlar, iş başvurusuna diye gidip hayat dersi alanlar… Gündelik hayatımızın olağan aktörlerini, yadırgamamız gereken ama alıştığımız yanlarını dev aynasında izler güleriz. Eğleniriz ama seyrettiğimiz oyun, fark ettirmeden, iğneyi de çuvaldızı da bize batırır.</p>
<p style="text-align: left;">Oyunu seyrederken ve temsilden çıktıktan hemen sonra, Opera Binası’ndan Kızılay’a yürürken ya da Tunus Caddesi’nden aşağı salınırken, aklımızı kurcalayan, gözümüzün önünde tekrar tekrar dönüp duran sahneler vardır. Bir mizansen de bizim içimizde kurulur, zaten yargılanmış olan bir kez daha yargılanır. Hüküm verdikten sonra, herkesin ilgisi, dikkati öznelliğine dağılır, kendi yaşamına benzeyişler bulur, daha önce anlamlandıramadığı ama şimdi mana kazanmış hatıralara döner bakışları, bu defa o anlar dönüp durur hafızasında. Buruk bir gülümse yerleşir yüze, <em>hayat zamanda iz bırakmaz/</em><em> bir boşluğa düşersin bir boşluktan.</em><a href="#_ftn3" name="_ftnref3"><strong>[3]</strong></a></p>
<p style="text-align: left;">Bernhard’ın, ne kadar yavaşsa o kadar düşünmeye imkan veren yürüyüşlerine benzer bir şekilde, kalabalık caddelerin gece tenhalığını usul usul adımlarken, merakım bazen kulise yönelir. Başrollerin birbiriyle aşk yaşayıp yaşamadığını, yaşını başını almış oyuncuların bazı sabahlar yıllar önce canlandırdıkları bir karakterin yüzüyle uyanıp uyanmadıklarını, aynada en çok kimi gördüklerini, sahnede uzun tiratlar söylerken ütüyü fişte bırakıp bırakmadıklarının akıllarına gelip gelmediğini, suflörün günlük hayatta da sufle verip vermediğini, telefonlarını kapamayı ihmal eden seyirciye nasıl tahammül edebildiklerini, Selim İleri’nin <em>Cumartesi Yalnızlığı</em>’nda bahsettiği gibi rolü alabilmek uğruna başarısız estetik ameliyatlar için bıçak altına yatıp yatmadıklarını, acılarını, pişmanlıklarını ya da Tarık Buğra’nın <em>İbişin Rüyası</em>’nda olduğu gibi trajik bir aşk öyküsünün, asıl perde ardında sahne alıp almadığını bilmek ister, oyuncuların mimiklerinin jestlerinin ardındaki hikâyeyi düşlerim.</p>
<p style="text-align: left;">Sinemadan çıkmış insan, kaba kalabalıkların arasında eriyip gider, tiyatrodan çıkmış insan için de farklı değildir durum: <em>Sokak tiyatrodan çıkmayanlarla dolu.</em> Uzak bir sahneden eve dönerken trafikte yaşanabilecek olumsuz bir hadise, haberleri seyretmekle gelen umutsuzluk, ertesi sabah mesai stresi ve yoğunluklar sebebiyle unutkanlık. Büyü bozulmaktadır, ancak içimizde bir yere işlediği için, gün yüzüne çıkacağı vakti bekleyecektir, kimi zaman oyunun adını, oyuncuları, sahneyi hatırlamazken, bir kesit zihnimizde yeniden canlanacak, bir cümle dudaklarımızdan dökülecektir.</p>
<hr />
<p style="text-align: justify;"><a href="#_ftnref1" name="_ftn1">[1]</a> Yusuf Atılgan, <em>Aylak Adam</em>, YKY, 2013, s.18<br />
<a href="#_ftnref2" name="_ftn2">[2]</a> Oidipus, Sophokles, Çev: Bedrettin Tuncel, Türkiye İş Bankası<br />
<a href="#_ftnref3" name="_ftn3">[3]</a> Âttila İlhan, Elde Var Hüzün</p>
<p><a href="https://lavarla.com/tiyatrodan-cikmis-insan/">&lt;span class=&quot;reading-mode-buttons&quot;&gt;&lt;/span&gt;Tiyatrodan çıkmış insan&lt;span class=&quot;reading-mode-buttons&quot;&gt;&lt;/span&gt;</a> yazısı ilk önce <a href="https://lavarla.com">Lavarla - Kültür-Sanat ve Kent Yaşamı</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://lavarla.com/tiyatrodan-cikmis-insan/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Şehirlerin Kararsız Çiçekleri: Hercai Menekşeler</title>
		<link>https://lavarla.com/sehirlerin-kararsiz-cicekleri-hercai-menekseler/</link>
					<comments>https://lavarla.com/sehirlerin-kararsiz-cicekleri-hercai-menekseler/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[NN]]></dc:creator>
		<pubDate>Sun, 13 May 2018 10:59:54 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Kent]]></category>
		<category><![CDATA[Menekşe]]></category>
		<category><![CDATA[Viola]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://lavarla.com/?p=15075</guid>

					<description><![CDATA[<p><span class="reading-mode-buttons"></span>Günlük hayatımızın her bir alanında bize eşlik eden, yol üstlerinde karşılayan, pencere kenarlarında, kaldırım aralarında bize göz kırpan güzellikler: Hercai menekşeler. Renk paletini doyumsuz kullanır, herhangi bir köşe başında herhangi bir mevsimde yer edinmekten çekinmezler. Bir yandan da adları ve adlandırılmaları üzerine söylenegelen anlatılarla merak uyandırırlar. Hercai menekşeler, şehir hayatının, hep orada olan, parklardan bahçelerden, belediye [&#8230;]</p>
<p><a href="https://lavarla.com/sehirlerin-kararsiz-cicekleri-hercai-menekseler/">&lt;span class=&quot;reading-mode-buttons&quot;&gt;&lt;/span&gt;Şehirlerin Kararsız Çiçekleri: Hercai Menekşeler&lt;span class=&quot;reading-mode-buttons&quot;&gt;&lt;/span&gt;</a> yazısı ilk önce <a href="https://lavarla.com">Lavarla - Kültür-Sanat ve Kent Yaşamı</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p style="text-align: justify;">Günlük hayatımızın her bir alanında bize eşlik eden, yol üstlerinde karşılayan, pencere kenarlarında, kaldırım aralarında bize göz kırpan güzellikler: Hercai menekşeler. Renk paletini doyumsuz kullanır, herhangi bir köşe başında herhangi bir mevsimde yer edinmekten çekinmezler. Bir yandan da adları ve adlandırılmaları üzerine söylenegelen anlatılarla merak uyandırırlar.</p>
<p style="text-align: justify;">Hercai menekşeler, şehir hayatının, hep orada olan, parklardan bahçelerden, belediye işi güzergah süslemelerinden eksik olmayan bir parçasıdır. Menekşegiller familyasındandır, doğal rengi sarı olsa da, melez kültürlerinde mor, beyaz, mavi, koyu kırmızı, hatta siyaha yakın koyu mor gibi renklerin, ikili üçlü kombinasyonlarına rastlarız. Sanayileşen düzenin kirli hava koşullarında, kentli insanlarla beraber yaşamaya devam ederler. Ne kadar dirençli de olsalar, güneşin ışınlarının geliş açısı, süresi, sulama miktarı ve düzeni önemlidir. İç mekanlarda genelde afrika menekşesi tercih edilir, ama hercai menekşe bakılmak istenirse eğer, gönlünü hoş etmek kolay olmayacaktır.</p>
<h4 style="text-align: justify;">Neden Hercai ?</h4>
<p style="text-align: justify;">Basit bir çağrışımla, birbirine çok aşık iki çiçeğin kışın aynı anda çiçek açmaya sözleştiği halde, birinin erken davranıp, sıcak mevsimleri seçmesi, diğerinin ise karın altında filizlenmesi sebebiyle, sözünde durmayan sevgiliye, aşkta bağlılığı bulunmayan, kararsız anlamındaki hercai sıfatı yakıştırılır. Sözüne sadık ve azimli çiçeğin adını tahmin etmek zor olmasa gerek: Kardelen. Diğer bir öyküde ise, her çiçeğin renk talebinde bulunduğu gün, Tanrı&#8217;dan hangi rengi dileyeceğine bir türlü karar veremediği için bu ad verilecektir.</p>
<p><img loading="lazy" decoding="async" class="aligncenter wp-image-24442" src="https://lavarla.com/wp-content/uploads/2018/05/hercai-menekse-lavarla.jpg" alt="https://www.etsystudio.com/listing/452594960/pressed-violas-pansies-20-pcs-pressed" width="707" height="515" srcset="https://lavarla.com/wp-content/uploads/2018/05/hercai-menekse-lavarla.jpg 570w, https://lavarla.com/wp-content/uploads/2018/05/hercai-menekse-lavarla-300x218.jpg 300w, https://lavarla.com/wp-content/uploads/2018/05/hercai-menekse-lavarla-324x235.jpg 324w" sizes="(max-width: 707px) 100vw, 707px" /></p>
<p style="text-align: justify;">Farklı mitolojik hikayelere konu olsa da, Shakespeare metinlerinde, yukarıdaki bahsin zıddı olarak, aşk büyüsünün hercai menekşelerle yapıldığını biliyoruz. Ayrıca bazı kültürlerde, aşk, şefkat, sadakat manalarına gelir. Yapraklarının kalp şeklinde olması nedeniyle, kırılmış kalpleri iyileştireceği de düşünülür. Kral Arthur&#8217;un Yuvarlak Masa Şövalyeleri de, geleceği tahmin için, papatya falı gibi kullanırlarmış, koparılan taç yaprağında dört çizgi varsa umut demekmiş, çizgiler kalın ve sola doğruysa, felaketi simgelermiş.</p>
<p style="text-align: justify;">Komşularımız, yol arkadaşlarımız olan, banklarda saksılarda söyleştiğimiz hercai menekşelere insanlar tarafından atfedilen, soylu veya çocuksu pek çok hikaye bulunmaktadır. Ancak onların da bize dair anlatacağı çok şey vardır kuşkusuz, şehirlerimizin güzide sakinlerini dinleyelim.</p>
<hr />
<p><a href="http://www.bakimlar.com/hercai-menekse-bakimi.html">Hercai Menekşe Bakımı</a></p>
<blockquote class="wp-embedded-content" data-secret="xtbpioZmZX"><p><a href="https://theplantfarm.wordpress.com/2013/08/15/beneath-the-petals-fun-facts-about-pansies-and-violas/">Beneath the Petals: Fun Facts About Pansies and&nbsp;Violas</a></p></blockquote>
<p><iframe class="wp-embedded-content" sandbox="allow-scripts" security="restricted"  title="&#8220;Beneath the Petals: Fun Facts About Pansies and&nbsp;Violas&#8221; &#8212; The Plant Farm" src="https://theplantfarm.wordpress.com/2013/08/15/beneath-the-petals-fun-facts-about-pansies-and-violas/embed/#?secret=GkR3RZgHK6#?secret=xtbpioZmZX" data-secret="xtbpioZmZX" width="600" height="338" frameborder="0" marginwidth="0" marginheight="0" scrolling="no"></iframe></p>
<p><a href="https://www.etsystudio.com/listing/452594960/pressed-violas-pansies-20-pcs-pressed">İç Görsel </a></p>
<p><a href="https://lavarla.com/sehirlerin-kararsiz-cicekleri-hercai-menekseler/">&lt;span class=&quot;reading-mode-buttons&quot;&gt;&lt;/span&gt;Şehirlerin Kararsız Çiçekleri: Hercai Menekşeler&lt;span class=&quot;reading-mode-buttons&quot;&gt;&lt;/span&gt;</a> yazısı ilk önce <a href="https://lavarla.com">Lavarla - Kültür-Sanat ve Kent Yaşamı</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://lavarla.com/sehirlerin-kararsiz-cicekleri-hercai-menekseler/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Ankara&#8217;da İngiliz Oyunu: Tiyatro Sineması</title>
		<link>https://lavarla.com/ankarada-ingiliz-oyunu-tiyatro-sinemasi/</link>
					<comments>https://lavarla.com/ankarada-ingiliz-oyunu-tiyatro-sinemasi/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[NN]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 31 Jan 2018 07:53:30 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Etkinlik]]></category>
		<category><![CDATA[Pusula]]></category>
		<category><![CDATA[Sinema]]></category>
		<category><![CDATA[Tiyatro]]></category>
		<category><![CDATA[Benedicth Cumberbatch]]></category>
		<category><![CDATA[Devlet Tiyatroları]]></category>
		<category><![CDATA[National Theatre]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://lavarla.com/?p=21986</guid>

					<description><![CDATA[<p><span class="reading-mode-buttons"></span>Shakespeare metinlerini okuyan, oyunlarını sahnede izleyen her tiyatroseverin, Macbeth&#8217;i, Hamlet&#8217;i bir de kendi dilinde, kendi vatanında izlemek hayali vardır sanıyorum. Ki İngiliz tiyatrosu sadece Shakespeare&#8217;den ibaret değil elbette, daha birçok yazarın birçok oyunu İngiliz aksanı ile merak uyandırmaktadır. Bir de bu oyunları sahneye koyan isimlerin meşhur İngiliz aktör ve aktrisleri olduğunu öğrenince, iyice bir heveslenir [&#8230;]</p>
<p><a href="https://lavarla.com/ankarada-ingiliz-oyunu-tiyatro-sinemasi/">&lt;span class=&quot;reading-mode-buttons&quot;&gt;&lt;/span&gt;Ankara&#8217;da İngiliz Oyunu: Tiyatro Sineması&lt;span class=&quot;reading-mode-buttons&quot;&gt;&lt;/span&gt;</a> yazısı ilk önce <a href="https://lavarla.com">Lavarla - Kültür-Sanat ve Kent Yaşamı</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p style="text-align: justify;">Shakespeare metinlerini okuyan, oyunlarını sahnede izleyen her tiyatroseverin, Macbeth&#8217;i, Hamlet&#8217;i bir de kendi dilinde, kendi vatanında izlemek hayali vardır sanıyorum. Ki İngiliz tiyatrosu sadece Shakespeare&#8217;den ibaret değil elbette, daha birçok yazarın birçok oyunu İngiliz aksanı ile merak uyandırmaktadır. Bir de bu oyunları sahneye koyan isimlerin meşhur İngiliz aktör ve aktrisleri olduğunu öğrenince, iyice bir heveslenir insan. İmkan dahilinde ise ne âlâ ama İngiltere&#8217;ye gitmek, hele kapalı gişe oyunlardan birine bilet bulmak ya da turne yolunu gözlemek, Godot&#8217;yu beklemek gibi bir şeyse eğer, Devlet Tiyatroları&#8217;nın bir müjdesi var: Tiyatro Sineması.</p>
<p style="text-align: justify;">Devlet Tiyatroları Genel Müdürlüğü, geçtiğimiz cuma günü, kendi internet sitelerinden, şubat ayında başlayacak Tiyatro Sineması projesini duyurdu. National Theatre ile ortak geliştirilen çalışma kapsamında, National Theatre’ın 2017-2018 sezonunda seyirci ile buluşan, kapalı gişe oyunlarının özel çekim kayıtları altyazılı olarak beyaz perdede gösterilecek. Önümüzdeki haftalarda başlayacak gösterimler için program henüz duyurulmamış olsa da, <strong>her pazartesi akşamı saat 19.00&#8217;da Akün Sahnesi&#8217;nde olacağı ve 2019&#8217;a kadar devam edeceği bilgisi paylaşıldı.</strong> DT seyircisinin pazartesi akşamları da dolacak demektir bu.</p>
<p style="text-align: justify;"><img loading="lazy" decoding="async" class="aligncenter wp-image-21990 " src="https://lavarla.com/wp-content/uploads/2018/01/lavarla-ankara-tiyatro-sinemasi-iç-e1517396831587.png" alt="" width="749" height="415" srcset="https://lavarla.com/wp-content/uploads/2018/01/lavarla-ankara-tiyatro-sinemasi-iç-e1517396831587.png 650w, https://lavarla.com/wp-content/uploads/2018/01/lavarla-ankara-tiyatro-sinemasi-iç-e1517396831587-300x166.png 300w" sizes="(max-width: 749px) 100vw, 749px" />Duyuruda yer alan ve izleme fırsatı bulacağımız oyunlardan birkaçını şöyle sıralamak mümkün: <strong>Amadeus</strong>, Obsesion, <strong>Hedda Gabler</strong>, Yerma, <strong>Twelfth Night,</strong> Rosencrantz &amp; Guildenstern Are Dead, <strong>Who’s Afraid of Virginia Woolf?</strong>, Follies, <strong>Peter Pan</strong>, Salome. Bu oyunların reji ve oyuncu kadrolarında yer alan, sinema televizyon dünyasından aşina olduğumuz, heyecanı katlayan isimlerden bir kısmı: Ivo Van Hove, James Macdonald, Simon Stone, Davide Leveaux, Dominic Cooke, Michael Longhurst, Jude Law, Benedict Cumberbatch.</p>
<figure id="attachment_21992" aria-describedby="caption-attachment-21992" style="width: 768px" class="wp-caption aligncenter"><img loading="lazy" decoding="async" class="wp-image-21992 size-full" src="https://lavarla.com/wp-content/uploads/2018/01/lavarla-ankara-tiyatro-sinemasi-salome.jpg" alt="" width="768" height="432" srcset="https://lavarla.com/wp-content/uploads/2018/01/lavarla-ankara-tiyatro-sinemasi-salome.jpg 768w, https://lavarla.com/wp-content/uploads/2018/01/lavarla-ankara-tiyatro-sinemasi-salome-300x169.jpg 300w, https://lavarla.com/wp-content/uploads/2018/01/lavarla-ankara-tiyatro-sinemasi-salome-696x392.jpg 696w, https://lavarla.com/wp-content/uploads/2018/01/lavarla-ankara-tiyatro-sinemasi-salome-747x420.jpg 747w" sizes="(max-width: 768px) 100vw, 768px" /><figcaption id="caption-attachment-21992" class="wp-caption-text">Salome&#8217;dan bir sahne, <a href="https://www.google.com.tr/url?sa=i&amp;rct=j&amp;q=&amp;esrc=s&amp;source=images&amp;cd=&amp;cad=rja&amp;uact=8&amp;ved=0ahUKEwj63vSz0YDZAhWGuRQKHb1aDBcQjhwIBQ&amp;url=https%3A%2F%2Fwww.nationaltheatre.org.uk%2Fshows%2Fsalome&amp;psig=AOvVaw1fsQqZELUPpI9PzkoAABuj&amp;ust=1517434270407454">kaynak</a></figcaption></figure>
<p style="text-align: justify;">Proje sadece oyunları içermiyor, aynı zamanda yönetmen ve sanatçılarla röportajlar da yayımlanacak. İlerleyen günlerde duyurulması beklenen, daha ayrıntılı bilgilere ulaşmak için Devlet Tiyatroları&#8217;nın <a href="http://www.devtiyatro.gov.tr/">sayfasını</a> kontrol edebilir, Lavarla&#8217;nın sosyal medya hesaplarını dikkatle takip edebilirsiniz.</p>
<p><a href="https://lavarla.com/ankarada-ingiliz-oyunu-tiyatro-sinemasi/">&lt;span class=&quot;reading-mode-buttons&quot;&gt;&lt;/span&gt;Ankara&#8217;da İngiliz Oyunu: Tiyatro Sineması&lt;span class=&quot;reading-mode-buttons&quot;&gt;&lt;/span&gt;</a> yazısı ilk önce <a href="https://lavarla.com">Lavarla - Kültür-Sanat ve Kent Yaşamı</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://lavarla.com/ankarada-ingiliz-oyunu-tiyatro-sinemasi/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Gülmek İhtiyacı: Radyo-yu Hümayun</title>
		<link>https://lavarla.com/gulmek-ihtiyaci-radyo-yu-humayun/</link>
					<comments>https://lavarla.com/gulmek-ihtiyaci-radyo-yu-humayun/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[NN]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 03 Jan 2018 08:25:21 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Pusula]]></category>
		<category><![CDATA[Tiyatro]]></category>
		<category><![CDATA[Ankara Devlet Tiyatroları]]></category>
		<category><![CDATA[İlham Yazar]]></category>
		<category><![CDATA[Tolga Tekin]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://lavarla.com/?p=21340</guid>

					<description><![CDATA[<p><span class="reading-mode-buttons"></span>Birçoklarımız gün doğmadan çıkıyor evden, akşam da ancak ortalık karanlıkladıktan sonra dönüyor. Malum iş güç var, okul var. Kış ayları, geceler uzun, saatleri geri almamak konusunda ısrarcılar var. Mesai çıkışı buluşmaları, pazar uykuları, hafta sonu sözleri derken kendimize vakit ayıramıyoruz çoğunlukla. Koştur koştur, gün ışığı tenimize değmeden, somurtarak ya da resmi gülümsemelerle geçiştiriyoruz haftaları. Sahi [&#8230;]</p>
<p><a href="https://lavarla.com/gulmek-ihtiyaci-radyo-yu-humayun/">&lt;span class=&quot;reading-mode-buttons&quot;&gt;&lt;/span&gt;Gülmek İhtiyacı: Radyo-yu Hümayun&lt;span class=&quot;reading-mode-buttons&quot;&gt;&lt;/span&gt;</a> yazısı ilk önce <a href="https://lavarla.com">Lavarla - Kültür-Sanat ve Kent Yaşamı</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p style="text-align: justify;">Birçoklarımız gün doğmadan çıkıyor evden, akşam da ancak ortalık karanlıkladıktan sonra dönüyor. Malum iş güç var, okul var. Kış ayları, geceler uzun, saatleri geri almamak konusunda ısrarcılar var. Mesai çıkışı buluşmaları, pazar uykuları, hafta sonu sözleri derken kendimize vakit ayıramıyoruz çoğunlukla. Koştur koştur, gün ışığı tenimize değmeden, somurtarak ya da resmi gülümsemelerle geçiştiriyoruz haftaları. Sahi kaç ay olmuş, hiçbir şey anlamadık değil mi? Arta kalan zamanlar için ciddi kasvetli filmlere, ağır okumalara da cesaret edemiyoruz. Şimdi size iki saatlik bir öneri, sırtınızı geriye yaslayıp, doya doya gülüp eğlenmek, en önemlisi dinlenmek için: Radyo-yu Hümayun.</p>
<p style="text-align: justify;">Ankara DT&#8217;nin prömiyeri 28 Aralık&#8217;ta yapılan oyununda, metin Özlem Lale&#8217;ye ait, reji İlham Yazar&#8217;a emanet. Oyuncu kadrosu ışıl ışıl: Serdar Karaokay, Tolga Tekin, Şirin Giobbi, Ahmet Burak Bacınoğlu, Feray Darıcı ve dahası. Üçüncü zil çalmadan orkestra müziğe başlıyor, dekorun yukarısında yer alan çerçevelerde II. Meşrutiyet dönemi İstanbul&#8217;u bizi selamlıyor. Türk Sanat Musikisi ile beraber yavaş yavaş havaya giriyoruz.</p>
<p style="text-align: justify;">Kurgunun dışına çıkan iki kadın karakterimiz var, üstkurmacanın bazen nazende bazen cazgır iki figürü. Başlangıçta, böyle giriş mi olur diyerek müdahalede bulunuyor, yer yer sufle veriyor, seyirciyle konuşuyor, oyuncularla alay ediyor, dekorların yerini değiştirirken birbirlerine cevap yetiştiriyorlar. Daha ilk sahneden, güldürünün hazzına ereceğinizi hissediyorsunuz.</p>
<figure id="attachment_21346" aria-describedby="caption-attachment-21346" style="width: 725px" class="wp-caption alignnone"><img loading="lazy" decoding="async" class="wp-image-21346" src="https://lavarla.com/wp-content/uploads/2018/01/lavarla-radyo-yu-hümayun-dt.3.png" alt="" width="725" height="485" srcset="https://lavarla.com/wp-content/uploads/2018/01/lavarla-radyo-yu-hümayun-dt.3.png 650w, https://lavarla.com/wp-content/uploads/2018/01/lavarla-radyo-yu-hümayun-dt.3-300x201.png 300w, https://lavarla.com/wp-content/uploads/2018/01/lavarla-radyo-yu-hümayun-dt.3-628x420.png 628w" sizes="(max-width: 725px) 100vw, 725px" /><figcaption id="caption-attachment-21346" class="wp-caption-text">Hayri karakterini, Ahmet Burak Bacınoğlu üstleniyor.</figcaption></figure>
<p style="text-align: justify;">Hayri tiplemesinin kendisi, kız kardeşiyle olan ilişkisi, erkeklik vurgusunun gülünç kalması, üstüne bir de aptal aşık olması onu merkeze alıyor. Özellik içermeyen cümlelerinde bile, sadece konuşmasına dahi gülüyorsunuz. Hayri&#8217;nin aksine kız kardeşi Hayrunnisa, güzelliği ve zekasıyla ön planda, aile içerisinde baskın konumdadır. Evin kaç yıllık kalfası da onu desteklemektedir. Hayri, sultan hanımlardan birine aşık olması sebebi ile giriştiği bir kavgadan sonra işinden olur. İki kadın Hayri&#8217;yi bir güzel pataklar, paylar sonra kara kara düşünmeye başlarlar.  Babadan kalan mal mülk satıla satıla kuş kadar kalmıştır, tek çare, Hayrunnisa&#8217;nın gün aşırı kapı aşındıran kısmetleridir. Taliplerinden biri de ud hocası Mehmet Bey&#8217;dir, Hayrunnisa konuyu Mehmet Bey&#8217;e açtığında, ikiz yumurta kardeşi Kenan&#8217;ın radyo adında bir icadı olduğunu, sermaya bulurlarsa bundan gelir elde edileceklerini ileri sürer. Cümbüş de o sıra kopar. Beşliden üç erkeğin hayali: &#8220;Radyo-yu Hümayun kurulunca belki başına beni geçirir padişah, paşa yapar.&#8221;</p>
<p><img loading="lazy" decoding="async" class="aligncenter wp-image-21345 " src="https://lavarla.com/wp-content/uploads/2018/01/lavarla-radyo-yu-hümayun-dt.2..png" alt="" width="709" height="475" srcset="https://lavarla.com/wp-content/uploads/2018/01/lavarla-radyo-yu-hümayun-dt.2..png 650w, https://lavarla.com/wp-content/uploads/2018/01/lavarla-radyo-yu-hümayun-dt.2.-300x201.png 300w, https://lavarla.com/wp-content/uploads/2018/01/lavarla-radyo-yu-hümayun-dt.2.-628x420.png 628w" sizes="(max-width: 709px) 100vw, 709px" /></p>
<p style="text-align: justify;">Tolga Tekin&#8217;i en son yıllar önce Yastık Adam&#8217;da seyretmiştim. Genelde oyunlar hakkında tek bir şey okumadan gitmeye özen gösterdiğim için sesini duymak şaşırttığı kadar gülümsetti. Her bir oyuncu rolünün hakkını fazlasıyla verdiği, yeteneklerini ziyadesiyle ortaya koyduğundan Tekin&#8217;in performansı ayrıca parlamıyor ama onu özlediğimiz bir gerçek.</p>
<figure id="attachment_21347" aria-describedby="caption-attachment-21347" style="width: 706px" class="wp-caption aligncenter"><img loading="lazy" decoding="async" class="wp-image-21347" src="https://lavarla.com/wp-content/uploads/2018/01/lavarla-radyo-yu-hümayun-dt.4.png" alt="" width="706" height="473" srcset="https://lavarla.com/wp-content/uploads/2018/01/lavarla-radyo-yu-hümayun-dt.4.png 650w, https://lavarla.com/wp-content/uploads/2018/01/lavarla-radyo-yu-hümayun-dt.4-300x201.png 300w, https://lavarla.com/wp-content/uploads/2018/01/lavarla-radyo-yu-hümayun-dt.4-628x420.png 628w" sizes="(max-width: 706px) 100vw, 706px" /><figcaption id="caption-attachment-21347" class="wp-caption-text">Kız Moşe (solda), kendisi pek nazik bir tefeci</figcaption></figure>
<p style="text-align: justify;">Radyo-yu Hümayun tanıdık ve absürt tiplemeleri, orkestrası, ince ince dokundurmalarıyla göz dolduruyor. Kusur adına tek bir parantez açamıyorsunuz. Kahkahalar atarken, gülmeyi unutan yüzünüzde bazı kasların yeniden çalıştığını hissediyorsunuz. İhmal etmeyin, gidin, doyasıya gülün, eğlenin.</p>
<hr />
<p style="text-align: justify;"><a href="http://www.devtiyatro.gov.tr/programlar-sehirler-ankara-detay-radyo-yu-humayun.html">Görsel ve detaylar</a></p>
<p><a href="http://parlakjurnal.com/radyo-yu-humayun-oyun-incelemesi-ankara-devlet-tiyatrosu/">Kapak Görseli</a></p>
<p><a href="https://lavarla.com/gulmek-ihtiyaci-radyo-yu-humayun/">&lt;span class=&quot;reading-mode-buttons&quot;&gt;&lt;/span&gt;Gülmek İhtiyacı: Radyo-yu Hümayun&lt;span class=&quot;reading-mode-buttons&quot;&gt;&lt;/span&gt;</a> yazısı ilk önce <a href="https://lavarla.com">Lavarla - Kültür-Sanat ve Kent Yaşamı</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://lavarla.com/gulmek-ihtiyaci-radyo-yu-humayun/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Üniversite Şehrindeki Mezun Melodramı</title>
		<link>https://lavarla.com/universite-sehrindeki-mezun-ogrenci-melodrami/</link>
					<comments>https://lavarla.com/universite-sehrindeki-mezun-ogrenci-melodrami/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[NN]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 28 Dec 2017 08:20:25 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Kent]]></category>
		<category><![CDATA[Yaşam]]></category>
		<category><![CDATA[Bilkent]]></category>
		<category><![CDATA[Mezun]]></category>
		<category><![CDATA[ODTÜ]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://lavarla.com/?p=19080</guid>

					<description><![CDATA[<p><span class="reading-mode-buttons"></span>Bu bir serzeniş yazısıdır. Mezun olmanın türlü halleri, can sıkıcı belirsizlikleriyle; iş bulamama, bulsan akrabanın hazırda beklettiği &#8220;evlilik ne zaman&#8221; gibi yerli yersiz sorularla uğraşmak yetmezmiş gibi &#8211; ve bu zorluklar dolayısıyla &#8211; bir hasret iyice yer edinir içinde: Üniversite yılları. Bu özlemin daha derinden yaraladığı biçimse, okumak için geldiğin, köşesinde bucağında anılar, arkadaşlıklar, dostluklar [&#8230;]</p>
<p><a href="https://lavarla.com/universite-sehrindeki-mezun-ogrenci-melodrami/">&lt;span class=&quot;reading-mode-buttons&quot;&gt;&lt;/span&gt;Üniversite Şehrindeki Mezun Melodramı&lt;span class=&quot;reading-mode-buttons&quot;&gt;&lt;/span&gt;</a> yazısı ilk önce <a href="https://lavarla.com">Lavarla - Kültür-Sanat ve Kent Yaşamı</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p style="text-align: justify;">Bu bir serzeniş yazısıdır. Mezun olmanın türlü halleri, can sıkıcı belirsizlikleriyle; iş bulamama, bulsan akrabanın hazırda beklettiği &#8220;evlilik ne zaman&#8221; gibi yerli yersiz sorularla uğraşmak yetmezmiş gibi &#8211; ve bu zorluklar dolayısıyla &#8211; bir hasret iyice yer edinir içinde: Üniversite yılları. Bu özlemin daha derinden yaraladığı biçimse, okumak için geldiğin, köşesinde bucağında anılar, arkadaşlıklar, dostluklar ve aşklar biriktirdiğin şehirde; kent, üniversite yaşamı ile özdeşleşmişken, mezun olmak ve yine orada kalmak.</p>
<p style="text-align: justify;"><img loading="lazy" decoding="async" class="aligncenter wp-image-19083 size-full" src="https://lavarla.com/wp-content/uploads/2017/10/lavarla-mezun-1.jpg" width="800" height="343" srcset="https://lavarla.com/wp-content/uploads/2017/10/lavarla-mezun-1.jpg 800w, https://lavarla.com/wp-content/uploads/2017/10/lavarla-mezun-1-300x129.jpg 300w, https://lavarla.com/wp-content/uploads/2017/10/lavarla-mezun-1-768x329.jpg 768w, https://lavarla.com/wp-content/uploads/2017/10/lavarla-mezun-1-696x298.jpg 696w" sizes="(max-width: 800px) 100vw, 800px" /></p>
<p style="text-align: justify;">Yoksunluk hissi, özellikle güz aylarında, okul başladığında gösterir kendini. Kampüsün, kampüse giden servis duraklarının önünden geçerken, ellerdeki defterlerde, çantalarda okulunun amblemini gördüğünde, çoğu zaman ödev proje yoğunluğundan yakınan ama cuma gecesi çıkıp bir şeyler yapmaya her zaman vakit bulan, gülen eğlenen, öğrenci arkadaş gruplarına rastladığın zamanlarda.</p>
<p style="text-align: justify;">Dostları görmek, gerekli belgeleri temin etmek için veya önemli önemsiz bahaneler ile nizamiyeden içeri girdiğinde ise, bu defa; gözlerin yarı açık, uyuklarken derse yetişmekler, bina önlerinde ayazda sigara içmekler, amfilerde arka sıraları yer bilip kitap okumaklar, akşamki kulüp etkinliğini düşünerek bitirdiğin günler gelir aklına. Tabii ilk bakışlar, sarılmalar, kavgalar, akşam yürüyüşleri, konserler, etkinlikler de film şeridindeki diğer kareleri oluşturur.</p>
<p style="text-align: justify;"><img loading="lazy" decoding="async" class="aligncenter wp-image-19085 " src="https://lavarla.com/wp-content/uploads/2017/10/lavarla-mezun-3-1024x576.jpg" width="693" height="390" srcset="https://lavarla.com/wp-content/uploads/2017/10/lavarla-mezun-3-1024x576.jpg 1024w, https://lavarla.com/wp-content/uploads/2017/10/lavarla-mezun-3-300x169.jpg 300w, https://lavarla.com/wp-content/uploads/2017/10/lavarla-mezun-3-768x432.jpg 768w, https://lavarla.com/wp-content/uploads/2017/10/lavarla-mezun-3-696x392.jpg 696w, https://lavarla.com/wp-content/uploads/2017/10/lavarla-mezun-3-1068x601.jpg 1068w, https://lavarla.com/wp-content/uploads/2017/10/lavarla-mezun-3-747x420.jpg 747w, https://lavarla.com/wp-content/uploads/2017/10/lavarla-mezun-3.jpg 1280w" sizes="(max-width: 693px) 100vw, 693px" /></p>
<p style="text-align: justify;">Elbetteki dört senenin (ucu açık) her günü her zaman güllük gülistanlık değildir. Teslim tarihlerine makale yetiştirmek, vize final haftalarında, birikmiş onca konuyu çorba etmeden iyice zihinde yerlerine yerleştirmek için sabaha kadar uykusuz kalınan geceler. Bu gecelerin sabahında uyuyakalmalar ve sınavı kaçırmalar (Liselilere garip gelir belki, amfilerin ilk sıralarını mesken bellemiş çalışkan öğrencilere de, ama çok örneği vardır. Çok şükür öyle bir şey başıma gelmedi.) proje gruplarındaki arkadaşlarla, hocalarla yaşanan sorunlar, binbir hevesle peşine düşülen ama öğrenci dekanlığından bütçe onayı alamayan topluluk faaliyetleri. Belki son sınıfta olan ve saydığım saymadığım konulardan bezmiş kimseler, mezuniyet sonrası durumun her şekilde daha kolay olacağını iddia edecektir.</p>
<p style="text-align: justify;"><img loading="lazy" decoding="async" class="aligncenter wp-image-19084 " src="https://lavarla.com/wp-content/uploads/2017/10/lavarla-mezun-2-1024x683.jpg" width="722" height="481" srcset="https://lavarla.com/wp-content/uploads/2017/10/lavarla-mezun-2-1024x683.jpg 1024w, https://lavarla.com/wp-content/uploads/2017/10/lavarla-mezun-2-300x200.jpg 300w, https://lavarla.com/wp-content/uploads/2017/10/lavarla-mezun-2-768x512.jpg 768w, https://lavarla.com/wp-content/uploads/2017/10/lavarla-mezun-2-696x464.jpg 696w, https://lavarla.com/wp-content/uploads/2017/10/lavarla-mezun-2-1068x712.jpg 1068w, https://lavarla.com/wp-content/uploads/2017/10/lavarla-mezun-2-630x420.jpg 630w, https://lavarla.com/wp-content/uploads/2017/10/lavarla-mezun-2.jpg 1200w" sizes="(max-width: 722px) 100vw, 722px" />Üzgünüm. Sonrasının zorluğu bambaşka oluyor. Ki bunu da tecrübe etmeden kabul etmek imkansız olacak muhtemelen. Diplomayı alır almaz iş bulan, yüzük takan ve bu şekilde hayatını iki adımda düzene koyacağını zanneden kişilerden bile, laf arasında çok şikayet, çok âh işiteceksiniz. Kendiniz yaşamadan da anlayamayacaksınız.</p>
<p style="text-align: justify;">İyi veya kötü alışmış olduğunuz, en azından basamakları, rotası belli olan üniversite yaşamından sonra, sudan çıkmış balığa dönüyorsunuz. Hani o canınızı çok yakan anılar bile güzelleşmeye başlıyor, en azından bir buruk tebessüm haline bürünüyor. Diğer yandan, öğrencilik yaşamını hatırlatan şeylere, kişilere, mekanlara rast geldikçe özlem acılaşıyor. Siz daha hazırlıktayken orada kaç yıldır olan ve şimdi hâlâ okula uğradığınızda gördüğünüz, öğrenciliği meslek edinmiş aylaklara (varoluşculuğa dair metinleri hatırlayalım, olumsuz bir sıfat olarak düşünmeyelim) özeniyorsunuz sonra. Keşke uzatsaydım, keşke daha çok bilincinde olsam, o zamanların keyfine tadına varsaydım cümleleri dökülüyor dilinizden ister istemez.</p>
<p style="text-align: justify;">Yanıbaşınızdaki, belki bir otobüs mesafesindeki, bir dönem hayatınızın merkezinde olan şey, günden güne yabancılaşacak size, aşina olduğunuz yüzler zamanla azalacak, tanıdık kimse kalmayacak o koridorlarda, ardınızda bıraktığınız (ya da bıraktığınızı sandığınız) izler silikleşecek. En fenası da, iş güç ev bark gailesi ile uğraşırken, bir zaman sonra, mezun olduğunuz üniversiteyi özlemeye bile vakit bulamayacak olmak.</p>
<hr />
<p style="text-align: justify;">Görseller:</p>
<p><a href="http://www.gramunion.com/tagged/orta%20do%C4%9Fu%20teknik%20%C3%BCniversitesi">Kapak</a></p>
<p style="text-align: justify;"><a href="https://www.youtube.com/watch?v=OVhBiUhoBrY">Bilkent Çim Alan</a></p>
<p style="text-align: justify;"><a href="http://library.bilkent.edu.tr/tr/sanat-koleksiyonu">Bilkent Kütüphane</a></p>
<p><a href="https://lavarla.com/universite-sehrindeki-mezun-ogrenci-melodrami/">&lt;span class=&quot;reading-mode-buttons&quot;&gt;&lt;/span&gt;Üniversite Şehrindeki Mezun Melodramı&lt;span class=&quot;reading-mode-buttons&quot;&gt;&lt;/span&gt;</a> yazısı ilk önce <a href="https://lavarla.com">Lavarla - Kültür-Sanat ve Kent Yaşamı</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://lavarla.com/universite-sehrindeki-mezun-ogrenci-melodrami/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
