<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Özgün Türkeli, Lavarla - Kültür-Sanat ve Kent Yaşamı sitesinin yazarı.</title>
	<atom:link href="https://lavarla.com/author/ozgun/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://lavarla.com/author/ozgun/</link>
	<description>Lavarla için her insan ve her hikaye, ucundan Ankara&#039;ya dokunuyorsa anlatmaya değerdir.</description>
	<lastBuildDate>Fri, 16 Jan 2026 09:57:20 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	<generator>https://wordpress.org/?v=6.8.2</generator>

<image>
	<url>https://lavarla.com/wp-content/uploads/2024/05/fav-150x150.png</url>
	<title>Özgün Türkeli, Lavarla - Kültür-Sanat ve Kent Yaşamı sitesinin yazarı.</title>
	<link>https://lavarla.com/author/ozgun/</link>
	<width>32</width>
	<height>32</height>
</image> 
	<item>
		<title>İki şarkının klibi, şehrin arşivi: ‘Ahmet Bey’in Ceketi’ ve ‘Nane Limon Kabuğu’</title>
		<link>https://lavarla.com/iki-sarkinin-klibi-sehrin-arsivi-ahmet-beyin-ceketi-ve-nane-limon-kabugu/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Özgün Türkeli]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 15 Jan 2026 14:35:37 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Hafıza]]></category>
		<category><![CDATA[Kent]]></category>
		<category><![CDATA[Ankara]]></category>
		<category><![CDATA[Barış Manço]]></category>
		<category><![CDATA[Çengelhan]]></category>
		<category><![CDATA[klip]]></category>
		<category><![CDATA[Nane Limon Kabuğu]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://lavarla.com/?p=140122</guid>

					<description><![CDATA[<p><span class="reading-mode-buttons"></span>Barış Manço, hiç tartışmasız, müziğimizin en müstesna karakterlerinden biridir. Şarkı sözleri, besteleri, konserleri ve giyim tarzının yanı sıra çektiği video klipleriyle de her daim ilgi odağı olmuştur. Çok sayıda şarkısına klip çeken Manço, aynı şarkılara birden fazla klip çekmesiyle de ünlüdür. 1988 yılında çıkarttığı Ful Aksesuar’88 Manço: Sahibinden İhtiyaçtan albümündeki “Nane Limon Kabuğu” ve “Ahmet [&#8230;]</p>
<p><a href="https://lavarla.com/iki-sarkinin-klibi-sehrin-arsivi-ahmet-beyin-ceketi-ve-nane-limon-kabugu/">&lt;span class=&quot;reading-mode-buttons&quot;&gt;&lt;/span&gt;İki şarkının klibi, şehrin arşivi: ‘Ahmet Bey’in Ceketi’ ve ‘Nane Limon Kabuğu’&lt;span class=&quot;reading-mode-buttons&quot;&gt;&lt;/span&gt;</a> yazısı ilk önce <a href="https://lavarla.com">Lavarla - Kültür-Sanat ve Kent Yaşamı</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Barış Manço, hiç tartışmasız, müziğimizin en müstesna karakterlerinden biridir. Şarkı sözleri, besteleri, konserleri ve giyim tarzının yanı sıra çektiği video klipleriyle de her daim ilgi odağı olmuştur. Çok sayıda şarkısına klip çeken Manço, aynı şarkılara birden fazla klip çekmesiyle de ünlüdür.</p>
<p>1988 yılında çıkarttığı <em>Ful Aksesuar’88 Manço: Sahibinden İhtiyaçtan</em> albümündeki “Nane Limon Kabuğu” ve “Ahmet Bey’in Ceketi” isimli şarkılar için de ikişer kez klip çekmiştir. Aynı yıl, TRT’de yayımlanan <em>Bir Yaz Gecesi</em> programının çekimleri için geldiği Ankara’da, Kale çevresinde, bu iki şarkının video klibi için de kamera karşına geçmiştir.</p>
<h2>Kalaycılar Baharat ve Çengelhan</h2>
<p>“Nane Limon Kabuğu” şarkısının klibi, Koyunpazarı yokuşundaki, Kalaycılar Baharat isimli dükkanda çekilmiştir. (Bu konuda ayrıntılı bilgi için <a href="https://lavarla.com/eski-ankara-esnafi-ii-kalaycilar-baharat/" target="_blank" rel="noopener">bakınız</a>) Baharatçının yanındaki eski bir handa ise “Ahmet Bey’in Ceketi” şarkısı için klip çekilmiştir, hani şu sözlerle başlayan şarkıya:</p>
<blockquote><p>“<em>Tanrı bütün kullara rızkını dağıtırken<br />
</em><em>Kimi sırtüstü yatar, kimi boşta gezerken<br />
</em><em>Kul Ahmet erken kalkar, haydi ya nasip derdi<br />
</em><em>Kimseler anlamazdı, ya nasip ne demekti.”</em></p></blockquote>
<p>Klibin çekildiği han, Çengelhan’dır. Çengelhan, günümüze kadar ulaşan kitabesine göre 1522-1523 tarihlerinde, klasik Osmanlı han mimarisinin özelliklerine hazi olarak inşa edilmiştir. Uzun yıllar boyunca Ankara’da, özellikle sof ticaretinin merkezlerinden biri olan yapı, kervansaray işleviyle de uzak şehirlerden gelen tüccarların konaklama gereksinimini karşılamıştır. İlerleyen yıllarda handaki dükkanlarda, dokuma, tiftik  yünü, urgan, kuru bakliyat, nalburiye malzemeleri, işlenmemiş deri gibi ürünler satılmıştır. 1990’lı yılların sonunda yavaş yavaş terk edilen yapı, bu yıllarda tabakhane ve yün deposu olarak kullanılmıştır.</p>
<p>Çengelhan, 1972 ve 1980 yıllarında Gayrimenkul Eski Eserler ve Anıtlar Yüksek Kurulu tarafından tescillenmiştir. 1986 yılında Taşınmaz Kültür ve Tabiat Varlıkları Yüksek Kurulunca tescil kaydı devam eden taşınmazlar listesine alınmıştır. 1997 yılında müştemilatıyla birlikte Vakıflar Genel Müdürlüğü adına tapulanan yapının işlevi, Ankara Kültür Varlıklarını Koruma Bölge Kurulu tarafından “müze turistik çarşı” olarak değiştirilmiştir. 2003 yılında, içinde Vehbi Koç’un iş hayatına başladığı dükkanın olması nedeniyle Rahmi M. Koç Müzecilik ve Kültür Vakfı’nca Ankara Vakıflar Bölge Müdürlüğünden kiralanan han, iki yıllık bir kapsamlı bir restorasyon çalışmanın sonucunda 2005 yılında Ankara Rahmi M. Koç Müzesi ismiyle yeni çehresine kavuşmuştur.</p>
<h2>Çengelhan’ın izinde</h2>
<p>Klip, Barış Manço’nun hanın avlusundaki çeşmede elini ve yüzünü yıkamasıyla başlar. Çeşme, günümüzde daha farklı bir formda varlığını sürdürmektedir. Arka planda ise dükkanların bulunduğu kısmın yeniden düzenlenerek revak yapısının ortaya çıkartıldığı ve sergileme alanları oluşturulduğu görülmektedir.</p>
<figure id="attachment_140124" aria-describedby="caption-attachment-140124" style="width: 1390px" class="wp-caption aligncenter"><img fetchpriority="high" decoding="async" class="wp-image-140124 size-full" src="https://lavarla.com/wp-content/uploads/2026/01/baris-manco-cengelhan.jpg" alt="" width="1390" height="534" srcset="https://lavarla.com/wp-content/uploads/2026/01/baris-manco-cengelhan.jpg 1390w, https://lavarla.com/wp-content/uploads/2026/01/baris-manco-cengelhan-300x115.jpg 300w, https://lavarla.com/wp-content/uploads/2026/01/baris-manco-cengelhan-1024x393.jpg 1024w, https://lavarla.com/wp-content/uploads/2026/01/baris-manco-cengelhan-768x295.jpg 768w" sizes="(max-width: 1390px) 100vw, 1390px" /><figcaption id="caption-attachment-140124" class="wp-caption-text">Çeşme ve avludaki değişim (1988 ve 2025)</figcaption></figure>
<p>Klibin devamında Manço, merdivenlerden hanın üst katına çıkar. Bu katta da avludakine benzer bir değişimi gözlemlemek mümkündür. Dükkanların, içinde önemli koleksiyonlar barındıran sergileme alanlarına dönüştürüldüğü, yine kat boyunca sergileme amaçlı camekanların konulduğu dikkat çekmektedir. Yapının, sıva halinden arındıralarak taş ve tuğla örgülü görünüme kavuşturulması avluda olduğu gibi bu katta da görülmektedir.</p>
<figure id="attachment_140126" aria-describedby="caption-attachment-140126" style="width: 1390px" class="wp-caption aligncenter"><img decoding="async" class="wp-image-140126 size-full" src="https://lavarla.com/wp-content/uploads/2026/01/baris-manco-ankara-klip.jpg" alt="" width="1390" height="601" srcset="https://lavarla.com/wp-content/uploads/2026/01/baris-manco-ankara-klip.jpg 1390w, https://lavarla.com/wp-content/uploads/2026/01/baris-manco-ankara-klip-300x130.jpg 300w, https://lavarla.com/wp-content/uploads/2026/01/baris-manco-ankara-klip-1024x443.jpg 1024w, https://lavarla.com/wp-content/uploads/2026/01/baris-manco-ankara-klip-768x332.jpg 768w" sizes="(max-width: 1390px) 100vw, 1390px" /><figcaption id="caption-attachment-140126" class="wp-caption-text">Üst kata çıkan merdivenlerde ve çevresindeki değişim (1988 ve 2025)</figcaption></figure>
<p>Klibin bir anında Manço, şarkısını korkuluklarda oturarak söyler. Aynı noktaya günümüzden bakıldığında avludaki uygulamaya benzer şekilde dükkanların olduğu kısmın sergileme alanı olarak düzenlendiği, ayrıca korkulukların eklendiği ve hanın üzerinin kapatıldığı görülmektedir. Avluda, hanın muhtemelen son esnaflarıya sohbet edilen nokta, Vehbi Koç’un mesleğe başladığı dükkanın köşesi ve günümüzde klasik arabaların teşhir edildiği yerdir.</p>
<figure id="attachment_140127" aria-describedby="caption-attachment-140127" style="width: 1390px" class="wp-caption aligncenter"><img decoding="async" class="wp-image-140127 size-full" src="https://lavarla.com/wp-content/uploads/2026/01/baris-manco-ankara-kalesi-klip.jpg" alt="" width="1390" height="574" srcset="https://lavarla.com/wp-content/uploads/2026/01/baris-manco-ankara-kalesi-klip.jpg 1390w, https://lavarla.com/wp-content/uploads/2026/01/baris-manco-ankara-kalesi-klip-300x124.jpg 300w, https://lavarla.com/wp-content/uploads/2026/01/baris-manco-ankara-kalesi-klip-1024x423.jpg 1024w, https://lavarla.com/wp-content/uploads/2026/01/baris-manco-ankara-kalesi-klip-768x317.jpg 768w" sizes="(max-width: 1390px) 100vw, 1390px" /><figcaption id="caption-attachment-140127" class="wp-caption-text">Üst kattaki korkulukların değişimi (1988 ve 2025)</figcaption></figure>
<figure id="attachment_140138" aria-describedby="caption-attachment-140138" style="width: 1390px" class="wp-caption aligncenter"><img loading="lazy" decoding="async" class="wp-image-140138 size-full" src="https://lavarla.com/wp-content/uploads/2026/01/Resim1-1.jpg" alt="" width="1390" height="519" srcset="https://lavarla.com/wp-content/uploads/2026/01/Resim1-1.jpg 1390w, https://lavarla.com/wp-content/uploads/2026/01/Resim1-1-300x112.jpg 300w, https://lavarla.com/wp-content/uploads/2026/01/Resim1-1-1024x382.jpg 1024w, https://lavarla.com/wp-content/uploads/2026/01/Resim1-1-768x287.jpg 768w" sizes="(max-width: 1390px) 100vw, 1390px" /><figcaption id="caption-attachment-140138" class="wp-caption-text">Üst katın değişimi (1988 ve 2025)</figcaption></figure>
<p>Avluda, hanın muhtemelen son esnaflarıya sohbet edilen nokta, Vehbi Koç’un mesleğe başladığı dükkanın köşesi ve günümüzde klasik arabaların teşhir edildiği yerdir.</p>
<figure id="attachment_140136" aria-describedby="caption-attachment-140136" style="width: 1390px" class="wp-caption aligncenter"><img loading="lazy" decoding="async" class="wp-image-140136 size-full" src="https://lavarla.com/wp-content/uploads/2026/01/Resim1.jpg" alt="" width="1390" height="580" srcset="https://lavarla.com/wp-content/uploads/2026/01/Resim1.jpg 1390w, https://lavarla.com/wp-content/uploads/2026/01/Resim1-300x125.jpg 300w, https://lavarla.com/wp-content/uploads/2026/01/Resim1-1024x427.jpg 1024w, https://lavarla.com/wp-content/uploads/2026/01/Resim1-768x320.jpg 768w" sizes="(max-width: 1390px) 100vw, 1390px" /><figcaption id="caption-attachment-140136" class="wp-caption-text">Avlunun değişimi (1988 ve 2025)</figcaption></figure>
<p>Klipteki görüntüler, yapının günümüzdeki halinin 38 yıl önceki görüntüsüyle kıyaslanmasına olanak sağlamaktadır. Böylece, 1988 yılında son demlerini yaşayan Çengelhan’ın arşiv niteliğindeki görüntüleri, Ankara’nın kültür belleğine dahil olmuştur. “Ahmet Bey’in Ceketi” ise o günden sonra, içinde hiç Ankara sözcüğü geçmemesine rağmen Ankara’nın bir şarkısı olarak insanların gönüllerine yerleşmiştir.</p>
<p>Klibin sonunda, Barış Manço üst kattaki bir kapıyı kilitlermiş gibi yaparak çıktığı merdivenlerden aşağı iner. Elbette şarkısını tamamlayarak:</p>
<blockquote><p>“Sonunda herkes anladı ya nasip ya kısmeti<br />
İbreti alem oldu Ahmet Bey&#8217;in ceketi<br />
Meğerse tüm keramet ceketteymiş be Ahmet<br />
Barış&#8217;a sorar isen sen bu yolda devam et”</p></blockquote>
<hr />
<h2>Kaynaklar</h2>
<ul>
<li><a href="https://rmk-museum.org.tr/ankara" target="_blank" rel="noopener">Ankara Rahmi M. Koç Müzesi</a></li>
<li>Eskilerden Türkiye Fotoğrafı, Facebook hesabı, 18 Kasım 2025 tarihli <a href="https://www.facebook.com/groups/266043005364168/posts/1254768989824893/" target="_blank" rel="noopener">paylaşım</a>.</li>
<li>&#8220;Ankara Çengel Han’ın Müze Olarak Yeniden Kullanımının Koruma Yaklaşımları Bakımından Değerlendirilmesi&#8221;, <em>Sanat ve Tasarım Dergisi</em>, 2020, s. 275-303.</li>
</ul>
<p><a href="https://lavarla.com/iki-sarkinin-klibi-sehrin-arsivi-ahmet-beyin-ceketi-ve-nane-limon-kabugu/">&lt;span class=&quot;reading-mode-buttons&quot;&gt;&lt;/span&gt;İki şarkının klibi, şehrin arşivi: ‘Ahmet Bey’in Ceketi’ ve ‘Nane Limon Kabuğu’&lt;span class=&quot;reading-mode-buttons&quot;&gt;&lt;/span&gt;</a> yazısı ilk önce <a href="https://lavarla.com">Lavarla - Kültür-Sanat ve Kent Yaşamı</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Tolga Aydoğan: &#8216;Sabahattin Ali Ankara’da birçok iz bırakmış, fotoğraf makinesi hep yanında&#8217;</title>
		<link>https://lavarla.com/tolga-aydogan-sabahattin-ali-ankarada-bircok-iz-birakmis-fotograf-makinesi-hep-yaninda/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Özgün Türkeli]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 04 Nov 2025 06:23:10 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Meseleler]]></category>
		<category><![CDATA[Röportaj]]></category>
		<category><![CDATA[Adalar Apartmanı]]></category>
		<category><![CDATA[AKBA Kitabevi]]></category>
		<category><![CDATA[Ankara]]></category>
		<category><![CDATA[Karanfil Sokak]]></category>
		<category><![CDATA[Menekşe Apartmanı]]></category>
		<category><![CDATA[Sabahattin Ali]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://lavarla.com/?p=139133</guid>

					<description><![CDATA[<p><span class="reading-mode-buttons"></span>2018 yılında, Yapı Kredi Kültür Sanat’ın düzenlediği Şehirlere Alışamadı: Sabahattin Ali&#8217;nin Şehirleri isimli sergiyi gezmiştim. Sergide, Sabahattin Ali’nin yaşadığı ve ziyaret ettiği şehirler, yazarın fotoğrafları ve notları eşliğinde yansıtılmıştı. Tüm bu şehirler arasında en çok Ankara’daki hayatı ilgimi çekmiş, o döneme dair birçok konuyu merak etmiştim. 2025 yılında, Yapı Kredi Yayınları’ndan yayımlanan Tolga Aydoğan imzalı [&#8230;]</p>
<p><a href="https://lavarla.com/tolga-aydogan-sabahattin-ali-ankarada-bircok-iz-birakmis-fotograf-makinesi-hep-yaninda/">&lt;span class=&quot;reading-mode-buttons&quot;&gt;&lt;/span&gt;Tolga Aydoğan: &#8216;Sabahattin Ali Ankara’da birçok iz bırakmış, fotoğraf makinesi hep yanında&#8217;&lt;span class=&quot;reading-mode-buttons&quot;&gt;&lt;/span&gt;</a> yazısı ilk önce <a href="https://lavarla.com">Lavarla - Kültür-Sanat ve Kent Yaşamı</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>2018 yılında, Yapı Kredi Kültür Sanat’ın düzenlediği <em>Şehirlere Alışamadı: Sabahattin Ali&#8217;nin Şehirleri</em> isimli sergiyi gezmiştim. Sergide, Sabahattin Ali’nin yaşadığı ve ziyaret ettiği şehirler, yazarın fotoğrafları ve notları eşliğinde yansıtılmıştı. Tüm bu şehirler arasında en çok Ankara’daki hayatı ilgimi çekmiş, o döneme dair birçok konuyu merak etmiştim. 2025 yılında, Yapı Kredi Yayınları’ndan yayımlanan Tolga Aydoğan imzalı <a href="https://www.yapikrediyayinlari.com.tr/sabahattin-alinin-ankaradaki-izleri.aspx" target="_blank" rel="noopener"><em>Sabahattin Ali’nin Ankara’daki İzleri</em></a> kitabı bu merakımı tamamen giderdi.</p>
<p>Tolga Aydoğan yeni kitabıyla, Orhan Veli’den sonra Sabahattin Ali’nin Ankara’da izlerini sürüyor. Yazar; titiz araştırmasını, zengin görsellerle destekleyerek Ankara ve edebiyat tarihi açısından başvurulacak bir kaynak meydana getirmiş. Haziran ayında yayımlanan ve gördüğü yoğun ilginin ardından ikinci baskısı yapılan kitap hakkında değerli yazarla keyifli bir röportaj gerçekleştirdim. Kendisine teşekkür ediyorum.</p>
<figure id="attachment_139142" aria-describedby="caption-attachment-139142" style="width: 835px" class="wp-caption aligncenter"><img loading="lazy" decoding="async" class="wp-image-139142 size-full" src="https://lavarla.com/wp-content/uploads/2025/11/resim7.jpg" alt="" width="835" height="844" srcset="https://lavarla.com/wp-content/uploads/2025/11/resim7.jpg 835w, https://lavarla.com/wp-content/uploads/2025/11/resim7-297x300.jpg 297w, https://lavarla.com/wp-content/uploads/2025/11/resim7-768x776.jpg 768w" sizes="(max-width: 835px) 100vw, 835px" /><figcaption id="caption-attachment-139142" class="wp-caption-text">Tolga Aydoğan. Fotoğraf: Ayşe Şahbaz Aydoğan, 9 Haziran 2024.</figcaption></figure>
<p><strong>Kitabınızda, Adalar Apartmanı’nın yeriyle ilgili doğru bilinen bir yanlışı ortaya çıkarıyorsunuz. Aynı zamanda, yazarın daha önce yaşadığı Menekşe Apartmanı’nın yerini de ilk defa kitabınız vasıtasıyla öğreniyoruz. Bu apartmanların yerlerini saptarken nasıl bir yol izlediniz?</strong></p>
<p>Sabahattin Ali ilk kez 1927 senesinde Ankara’ya geliyor. Dayısının Çankaya sırtlarındaki evinde bir süre kalıyor. Yıllar içinde Yenişehir’de, Sıhhiye’de, Ulus’ta birçok yerde ikamet ediyor. Asıl zihinlere kazınan ise Karanfil Sokak’taki Adalar Apartmanı&#8230; Malum, 2017 senesinde Çankaya Belediyesi Dost Kitabevi’nin bulunduğu apartmana “<em>Sabahattin Ali 11 yıl ailesi ile birlikte daha önce burada bulunan Adalar Apartmanı’nda yaşadı</em>” diye bir levha koymuş. Bu iyi niyetli bir girişim fakat yanlış binaya yerleştirilmiş. Yıllar içinde bina numaraları değişiyor. Bu hesaba katılmamış ve günümüzdeki 11 numaralı binaya levha yerleştirilmiş. Oysa ki Adalar Apartmanı günümüzdeki Karanfil Sokak 9 numaralı binanın bulunduğu yerdeydi. 1980’lerin başına kadar ayakta kaldı. Tabii bunu tespit etmek için de dönem haritalarından, hava fotoğraflarından ve telefon rehberlerinden yararlandım. Binada yaşamış insanlarla görüştüm. Öte yandan Ulus’taki Menekşe Apartmanı’nın yeri de zorlu bir süreç sonunda yine haritalar, telefon rehberleri, birebir görüşmeler, paftalar, eski fotoğraflar, hava fotoğrafları incelenerek tespit edildi. Değerli dostum Sayın Emrah Türüdü’nün de bu konuda eşsiz desteği oldu. Neticede bilinmeyen bir iz ortaya çıktı, ne mutlu bize&#8230;</p>
<figure id="attachment_139141" aria-describedby="caption-attachment-139141" style="width: 800px" class="wp-caption aligncenter"><img loading="lazy" decoding="async" class="wp-image-139141 size-large" src="https://lavarla.com/wp-content/uploads/2025/11/resim3-1024x997.jpeg" alt="" width="800" height="779" srcset="https://lavarla.com/wp-content/uploads/2025/11/resim3-1024x997.jpeg 1024w, https://lavarla.com/wp-content/uploads/2025/11/resim3-300x292.jpeg 300w, https://lavarla.com/wp-content/uploads/2025/11/resim3-768x748.jpeg 768w, https://lavarla.com/wp-content/uploads/2025/11/resim3-1536x1496.jpeg 1536w, https://lavarla.com/wp-content/uploads/2025/11/resim3.jpeg 1600w" sizes="(max-width: 800px) 100vw, 800px" /><figcaption id="caption-attachment-139141" class="wp-caption-text">Adalar Apartmanı’nda Sabahattin Ali ve ailesi. Kaynak: Filiz Ali Arşivi</figcaption></figure>
<p><strong>Belediye bunu düzeltmek için bir girişimde bulundu mu peki? </strong></p>
<p>Kitabı okuyanlar ve kıymetli bir edebiyat eleştirmeni Çankaya Belediyesi’ne sosyal medya üzerinden bir çağrı yaptı ve “Levha yanlış binaya kondu, düzeltilmeli” dendi. Ancak belediyemiz sosyal medya üzerinden olumsuz yanıt verdi. Levhayı doğru binaya koyduklarını söyleyerek hatada ısrarcı oldular. Oysa ki benimle temasa geçseler hatanın düzeltilmesi için elimdeki bilgileri kendileriyle seve seve paylaşırdım.</p>
<p><strong>Bir de Himaye-i Etfal Cemiyeti binasında kendisine bir odacık yapılmış, orada yaşamış bir süre. Bu da ilk kez kitapta yer alıyor galiba?</strong></p>
<p>Evet, 1923 senesinin nisan ayında Himaye-i Etfal Cemiyeti başkanı Mehmet Fuat Umay, Atatürk tarafından yardım toplanması için ABD’ye gönderiliyor. O zaman ABD’deki bağlantıları orada yaşayan Sertel ailesi ayarlıyor. Umay da ABD’de yaklaşık 5 ay kalıyor ve Türklerle görüşerek cemiyete para topluyor. Topladığı paralarla da Ankara’ya dönüyor. Arif Hikmet Koyunoğlu’na Ulus’ta üç yatay bina yaptırıyor. Bunların ikisi, cemiyetin idare binası oluyor, hatta çocuklar bir süre bloğun birinde kalıyor. Arkasında oyun parkı vardır, uzun yıllar burası kullanılıyordu. Bloklardan biri de Ankara’nın ilk özel hastanesine ev sahipliği yapıyor. Burayı açansa Sabahattin Ali’nin doktor dayısı Rifat Ali Ertüzün. Sabahattin Ali de işsiz ve evsiz kaldığı zaman Himaye-i Etfal Cemiyeti idare binası ile hastaneyi birbirine bağlayan koridorda yaşıyor. Burayı kendisi için odaya çeviriyorlar ve Ali burada 1933-1934 yıllarında iki sene kadar kalıyor. Hastane kapanınca da Yenişehir’e taşınıyor. Bu koridorumsu yapı hala ayakta ve yerini tespit ettik, kitaba da koyduk. Bu da gün yüzüne çıkmış oldu.</p>
<p><strong>Sabahattin Ali, Carl Ebert’e tercümanlık ve asistanlık yapmış, buna detaylı bir şekilde değiniyorsunuz. Sizce bu durum, Ali’nin Ankara’daki yaşantısına ne gibi katkı sağlamıştır? </strong></p>
<p>Atatürk, müzik devriminin ilk adımını 1924&#8217;te açılmasını istediği Cebeci’deki Musiki Muallim Mektebi&#8217;yle atıyor. Bu kurum gelişiyor ve 1936 senesinde Paul Hindemith’in başa geçirilmesiyle devlet konservatuvarı açılıyor. Tiyatro bölümünün başına da Nazi Almanya’sından kaçan Carl Ebert getiriliyor. Asistanlık yapması için Almancası kuvvetli bir kişi aranıyor. O kişi de Sabahattin Ali oluyor. Ali, o sıralar II. Ortaokulu’nda Almanca öğretmeni. Asistanlık vazifesi elbette Sabahattin Ali için önemli bir aşama. Yazarın kızı Sayın Filiz Ali ile bilgi almak için görüştüğümde Ebert ailesiyle çok yakın olduklarını Konur Sokak’taki evlerine sık sık gittiklerinden bahsetmişti. Bu ilişkinin Sabahattin Ali’nin yazın hayatını da geliştirdiğini ve beslendiğini söyleyebiliriz.</p>
<p>Öğrencilerin 1941 senesinde mezun olmasıyla temsiller başlıyor ve <em>Madame Butterfly</em>, <em>Fidelio</em>, <em>Tosca</em> gibi klasik operalar sahneleniyor. Bu temsillerde Mesuda Çağlayan, Semiha Berksoy gibi isimler parlıyor. Malum Carl Ebert de rejisör. Ama onun arkasında Sabahattin Ali’nin desteği var. Geçen bir broşür aldım, 1945 senesinde temsil heyeti yani &#8220;Tatbikat Sahnesi&#8221; İzmir’e gidiyor, herkes listede yer alırken Sabahattin Ali yok. Ön planda değil, geri planda Türk operası ve sanatçının gelişimi için de çalışmış, bunu da es geçmemek lazım.</p>
<p><strong>Sabahattin Ali’nin kitapçılara büyük bir düşkünlüğü olduğu malum. Bu açıdan Ankara’da bağ kurduğu kitapçılar hangileriydi?</strong></p>
<p>“Ankara Kitapçıları” denince Sayın Turan Tanyer ağabeyimiz çok güzel bir araştırma ile bunu anlatmış. Kendisine kent tarihine katkısı için teşekkür etmek lazım. Ben de istifade ettim. Elbette dönem Ankara’sında AKBA Kitabevi, Hachette gibi önemli kitapçılar var, Sabahattin Ali’nin sıklıkla gittiğini görüyoruz. Kızı Filiz Ali, görüşmemizde, babasının maaşını aldıktan sonra elinden tutup kendisini Ulus’taki AKBA Kitabevi’ne götürdüğünü ve çocuk kitapları aldıklarını anlatmıştı. Sabahattin Ali ise Almanca kitaplar, dergiler alırmış. Sonra troleybüse binip Yenişehir’deki Adalar Apartmanı’na dönerlermiş. Hatta Asiye Eliçin anılarında Sabahattin Ali için “<em>Almanca kitabı hayranlıkla ve kutsal bir şey gibi tutar ve okşardı. Almanya&#8217;dan birkaç gazete ve dergiye abone idi ya da Haşet&#8217;ten onun için ayırıyorlardı,” </em>diye anlatır.</p>
<p>AKBA Kitabevi aynı zamanda fotoğrafçılık malzemeleri satan bir yer. Sabahattin Ali de fotoğrafa meraklı ve buradan fotoğrafçılık malzemeleri alıyor. Bir ayağı bu kitapçılarda… Dönem anlatılarına baktığımızda bu kitapçılar, yazarların ve gazetecilerin toplanma alanı. Sabahattin Ali de AKBA’da kimi zaman gidip sohbetlere katılıyor, Samet Ağaoğlu’nun anılarında geçer bu. Kitapların olduğu her yer aslında Sabahattin Ali’nin de bir durağı olmuş Ankara’da. Kendi kütüphanesi zaten eşsiz, öğrencilik döneminde Almanya’dan getirilen birçok kitap var. Zengin kütüphanesi maalesef ölümünden sonra dağıtılıyor.</p>
<p><strong>Kitabınızda, Sabahattin Ali’nin bilinmeyen birkaç fotoğrafına yer veriyorsunuz. Ayrıca, çok bilinen bir fotoğrafının çekildiği yeri de açıklıyorsunuz. Her iki fotoğrafın hikayelerini ve çekildiği yerleri kısaca anlatabilir misiniz?  </strong></p>
<p>Bu fotoğraflar çok özel oldu. Birisi, Ankara Halkevi’nde arkadaşının nikahında çekiliyor, muhtemelen 1933-1934 senesinde. Sayın Okan Tanın’ın koleksiyonunda yer alıyor bu fotoğraf. Bir diğeri yine Tanın’ın koleksiyonundan arkasında “Adana Muallim Mektebi öğrencileri” yazan bir fotoğraf. 1930’ların başlarında çekildiği anlaşılıyor. Bunlar çok özel ve değerli fotoğraflar. İlk defa kitapta yer alması da önemli, Tanın’a teşekkür ederim. Elbette fotoğrafçılığa da meraklı olan Sabahattin Ali Ankara’da birçok izini bırakıyor, fotoğraf makinesi hep yanında. Bu nedenle her yerde fotoğrafı var. Çok bilinen fotoğrafı da Halkevi’nin arkasında çekiliyor. Yani bugün Resim ve Heykel Müzesi olan binada… Nerede çekildiği bilinmeyen bu meşhur fotoğrafın yeri de yine tespit edilebildi. Pencere yapıları, kapı ve belirleyici yerler. Tabii zaman içinde restorasyonlar neticesinde bazı ufak tefek değişiklikler olsa da yazarın bir izi daha çıkmış oldu. Burası da zaten temsillerin yapıldığı bir durak, “Türk Ocağı – Halkevi Sahnesi” olarak geçer. 1939’da bir prova ya da temsil esnasında çekildiği anlaşılmakta.</p>
<figure id="attachment_139143" aria-describedby="caption-attachment-139143" style="width: 618px" class="wp-caption aligncenter"><img loading="lazy" decoding="async" class="wp-image-139143 size-full" src="https://lavarla.com/wp-content/uploads/2025/11/resim6.jpg" alt="" width="618" height="834" srcset="https://lavarla.com/wp-content/uploads/2025/11/resim6.jpg 618w, https://lavarla.com/wp-content/uploads/2025/11/resim6-222x300.jpg 222w" sizes="(max-width: 618px) 100vw, 618px" /><figcaption id="caption-attachment-139143" class="wp-caption-text">Halkevi binasının arka cephesinde bulunan merdivenlerde Sabahattin Ali, 1939</figcaption></figure>
<p><strong>Sabahattin Ali’nin Ankara’daki son günü ne zamandı? O gün ne yapmıştı?</strong></p>
<p>Ankara’daki son günü için aslında iki anlatım var. Biri, kızı Filiz Ali’nin anılarında yer verdiği 1948 senesinin şubat ayındaki bir gün. Diğeri ise Emin Türk Eliçin’in eşi Asiye Hanım’ın anlattığı 1948 Mart günü, Ankara’daki son günü… Asiye Hanım, mart ayında bir sabah Sabahattin Ali ile kahvaltı ettiklerini söyler, piposunu içerek Nazım Hikmet şiirleri okuduğunu anlatır. Ayrıca yurtdışına kaçma isteğini dile getirir. Kızı Filiz Ali ise babasının kamyonculuk yaptığı dönemde Ankara’ya uğradığını söyler ve o günü şöyle anlatır: <em>“Babamı son gördüğümde kıştı. Ankara&#8217;nın soğuk, karlı şubatı. İlkokul beşinci sınıfa gidiyorum.” </em>Filiz Ali’nin anlattığı üzere babası Urfa’dan İstanbul’a giderken Ankara’ya uğramış, birlikte Ulus’a gitmişler ve Sabahattin Ali kamyonla ilgili işlerini halletmiş. Sonra da eve dönmüş kızı Filiz’in kalpaklı fotoğraflarını çekmiş.</p>
<figure id="attachment_139145" aria-describedby="caption-attachment-139145" style="width: 600px" class="wp-caption aligncenter"><img loading="lazy" decoding="async" class="wp-image-139145 size-full" src="https://lavarla.com/wp-content/uploads/2025/11/filiz_ali_tolga_aydogan.png" alt="" width="600" height="500" srcset="https://lavarla.com/wp-content/uploads/2025/11/filiz_ali_tolga_aydogan.png 600w, https://lavarla.com/wp-content/uploads/2025/11/filiz_ali_tolga_aydogan-300x250.png 300w" sizes="(max-width: 600px) 100vw, 600px" /><figcaption id="caption-attachment-139145" class="wp-caption-text">Sabahattin Ali’nin belki de Ankara’da ya da hayatında çektiği son fotoğraf. Kızı Filiz Ali, Adalar Apartmanı balkonu, Şubat 1948. Kaynak: Filiz Ali Arşivi</figcaption></figure>
<p><strong>Ankara’daki izlerini merak ettiğiniz ve yazmak istediğiniz başka bir yazar var mı?</strong></p>
<p>27 Aralık 1919’da Mustafa Kemal Paşa Ankara’ya gelince bir süre sonra gazeteci ve yazarlar da kente geliyor. 1950’deki iktidar değişimine kadar da bu yazarlar hep Ankara’da. Bu nedenle Ankara’da izlerini bırakan çok isim var. Bunları yazmayı istiyorum. Çünkü hem kent tarihi için hem de yazar biyografisi için ya da genel manada edebiyat tarihi açısından bir kapı aralanıyor. Ben de keyif alıyorum bu araştırmalardan. Yeni bilgiler ediniyorum, öğreniyorum. Direkt isim vermeyeyim, üzerine çalıştığım kişiler var. Sürprizi kaçmasın… Ankara’nın sadece ülkenin başkenti olmadığını edebiyatın da sanatın da başkenti olduğunu vurgulamamız gerekiyor. Ankara aslında gri değil, renkli bir kent, bizim sadece o renklerin üzerindeki gri tozu elimizle silmemiz lazım. Altından renkli bir Ankara çıkacak…</p>
<hr />
<p>Tolga Aydoğan ile <em>Orhan Veli&#8217;nin Ankara&#8217;daki İzleri</em> kitabına dair söyleşimizi <a href="https://lavarla.com/orhan-velinin-ankaradaki-izlerinin-pesinde-bir-yazar-tolga-aydogan/" target="_blank" rel="noopener">buradan</a> okuyabilirsiniz.</p>
<p><a href="https://lavarla.com/tolga-aydogan-sabahattin-ali-ankarada-bircok-iz-birakmis-fotograf-makinesi-hep-yaninda/">&lt;span class=&quot;reading-mode-buttons&quot;&gt;&lt;/span&gt;Tolga Aydoğan: &#8216;Sabahattin Ali Ankara’da birçok iz bırakmış, fotoğraf makinesi hep yanında&#8217;&lt;span class=&quot;reading-mode-buttons&quot;&gt;&lt;/span&gt;</a> yazısı ilk önce <a href="https://lavarla.com">Lavarla - Kültür-Sanat ve Kent Yaşamı</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Orhan Peker&#8217;in fırçasından: Küçükesat&#8217;ın beygirleri</title>
		<link>https://lavarla.com/orhan-pekerin-fircasindan-kucukesatin-beygirleri/</link>
					<comments>https://lavarla.com/orhan-pekerin-fircasindan-kucukesatin-beygirleri/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Özgün Türkeli]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 05 Jul 2024 06:58:16 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Editörün Seçtikleri]]></category>
		<category><![CDATA[Hafıza]]></category>
		<category><![CDATA[Kent]]></category>
		<category><![CDATA[Sanat]]></category>
		<category><![CDATA[Küçükesat]]></category>
		<category><![CDATA[Orhan Peker]]></category>
		<category><![CDATA[Resim]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.lavarla.com/?p=131930</guid>

					<description><![CDATA[<p><span class="reading-mode-buttons"></span>1950’li yılların başlarında Küçükesat&#8217;taki bağ evleri, yerlerini iki katlı villalara bırakmaya başlar. Çok geçmeden villaların yanında apartmanlar da yavaş yavaş yükselerek semtin siluetine katılır. Yapılaşmaya açılmamış boş arsalar ise hem çocukların oyun alanı hem de atların mesken tuttuğu yerler olur. Aslında onlara at demek çok doğru bir tanımlama olmaz. Onlar, gündelik hayatın yük çeken, cefakar [&#8230;]</p>
<p><a href="https://lavarla.com/orhan-pekerin-fircasindan-kucukesatin-beygirleri/">&lt;span class=&quot;reading-mode-buttons&quot;&gt;&lt;/span&gt;Orhan Peker&#8217;in fırçasından: Küçükesat&#8217;ın beygirleri&lt;span class=&quot;reading-mode-buttons&quot;&gt;&lt;/span&gt;</a> yazısı ilk önce <a href="https://lavarla.com">Lavarla - Kültür-Sanat ve Kent Yaşamı</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>1950’li yılların başlarında Küçükesat&#8217;taki bağ evleri, yerlerini iki katlı villalara bırakmaya başlar. Çok geçmeden villaların yanında apartmanlar da <span style="font-size: 19.4286px;">yavaş yavaş </span><span style="font-size: 1.21429rem;">yükselerek semtin siluetine katılır. Yapılaşmaya açılmamış boş arsalar ise hem çocukların oyun alanı hem de atların mesken tuttuğu yerler olur. Aslında onlara at demek çok doğru bir tanımlama olmaz. Onlar, gündelik hayatın yük çeken, cefakar ve yorgun beygirlerdir. O beygirlerin kafalarını yem torbalarına soktukları hallerini, sırtlarındaki desenli kilimlerini ve boyunlarındaki renkli boncuklarını Büklüm Sokağı’ndaki çatı katından  gözlemleyen bir ressam vardır: Orhan Peker!</span></p>
<figure id="attachment_131952" aria-describedby="caption-attachment-131952" style="width: 1024px" class="wp-caption aligncenter"><img loading="lazy" decoding="async" class="wp-image-131952 size-large" src="https://www.lavarla.com/wp-content/uploads/2024/06/atlar-3-1024x631.png" alt="" width="1024" height="631" /><figcaption id="caption-attachment-131952" class="wp-caption-text"><em>Beyaz Atlar</em> (solda), <em>At Başı</em> (sağda)</figcaption></figure>
<p>Bu gözlemlerden aldığı ilhamla seri halinde at (beygir) resimleri yapmıştır. Bu resimlerden, <em>Beyaz Atlar</em> tablosu, 1965 yılındaki 26. Devlet Resim ve Heykel Sergisi’nde birincilik ödülünü kazanır. (Tablo, günümüzde Ankara Resim ve Heykel Müzesi’nde sergilenmektedir)</p>
<h4><img class="aligncenter size-full wp-image-131935" alt="" />Bülten Sokak&#8217;taki teras</h4>
<p>Orhan Peker, 1967 yılında evlendiği Özden Erdem’den yaşayacakları çatı katına hiç eşya getirmemesini ister. Çünkü eşyaları koyacak yer yoktur, daire dardır ve tıksa basa tablolarla doludur. Özden Hanım da yanında sadece kedisi Başka’yı getirir. 1969 yılındaysa Bülten Sokak No: 53/21 numaradaki geniş teraslı daireye taşınırlar. Orhan Peker, en sevdiği eserlerinden <em>Özden, Komşu ve Başka</em>’yı burada yapar. Evlilikleri, Orhan Peker’in çalışmaları için sürekli yurtdışına çıkması nedeniyle uzun ömürlü olmaz ve boşanırlar. Bu boşanmanın da etkisiyle Ankara’dan; çok sevdiği bozkır sarısından, hiç sevmediği kömür kokusundan 1976 yılında ayrılır. Kısa bir süre Ayvalık’ta yaşar.</p>
<figure id="attachment_131941" aria-describedby="caption-attachment-131941" style="width: 1024px" class="wp-caption aligncenter"><img loading="lazy" decoding="async" class="wp-image-131941 size-large" src="https://www.lavarla.com/wp-content/uploads/2024/06/baska-1024x651.png" alt="" width="1024" height="651" /><figcaption id="caption-attachment-131941" class="wp-caption-text"><em>Özden, Komşu ve Başka</em> (solda), Orhan Peker ve Başka (sağda)</figcaption></figure>
<h4>Gülibik</h4>
<p>Ayvalık’ta, arkadaşı Cornelius Bischoff ile sohbet ederken yanlarına gelen Çetin Öner isimli genç, bir çocuk ile bir horozun dostluğunu anlatan bir kitap yazdığını, kapağını Orhan Peker’den yapmasını rica eder. Orhan Peker, onu atölyesine götürür ve henüz tamamladığı, kucağında horoz olan bir çocuk tablosunu göstererek “Bu mu senin çocukla horozun?” der. Çetin Öner’den “Evet” yanıtını alır. Kitap, &#8220;Gülibik&#8221; ismiyle 1975 yılında yayınlanır. Cornelius, kitabı Almancaya çevirir. <em>Gülibik</em> çok ilgi görünce filmi de çekilir. <em>Gülibik</em>&#8216;in sonraki basımlarındaki kapaklarda yine Orhan Peker’in horoz resimleri kullanılır.</p>
<figure id="attachment_131950" aria-describedby="caption-attachment-131950" style="width: 1024px" class="wp-caption aligncenter"><img loading="lazy" decoding="async" class="wp-image-131950 size-large" src="https://www.lavarla.com/wp-content/uploads/2024/06/gulibik-3-1024x548.png" alt="" width="1024" height="548" /><figcaption id="caption-attachment-131950" class="wp-caption-text"><span style="font-family: georgia, palatino, serif; font-size: 10pt;"> Gülibik-ilk baskı (solda), Gülibik-diğer baskı (ortada), Dizin (sağda)</span></figcaption></figure>
<h4><img class="aligncenter size-large wp-image-131941" alt="" />Ödüllü güvercinler</h4>
<p>Orhan Peker, başta Edip Cansever’in <em>Yerçekimli Karanfil</em> ve Metin Eloğlu’nun <em>Dizin</em> olmak üzere birçok kitabın da kapağını hazırlamıştır. <em>Dizin</em>’in kapağında da resmedilen güvercinler, Orhan Peker’in en sık çizdiği figürlerdendir. 1967 yılında Turizm Bakanlığı&#8217;nın turizm yılı için hazırladığı ve dünyanın çevresini sararak özgürlük ve barış için kanatlanan şekilde betimlediği <em>Güvercinler</em> resmiyle ödül kazanmıştır. Ayvalık sonrasında yerleştiği İstanbul’da son sergisini 1978 yılında açar. Bedri Rahmi Galerisi’ndeki serginin de teması güvercinlerdir. Aynı yıl İstanbul’da vefat eder.</p>
<p>2024 yılına geldiğimizde Küçükesat semti tamamen apartmanlarla dolmuştur. Yapılaşmaya açılmamış alan yok gibidir. Sokakta oynayan çocuk görmek neredeyse imkansızdır, o cefakar, yük çeken, yorgun beygirleri de! Olsalar bile zaten herkes <span style="font-size: 1.21429rem;">soylu atların peşindedir.</span></p>
<h4>Kaynaklar:</h4>
<ul>
<li>Özgün Türkeli, <em>Kaç Kişi Kaldık Ankara&#8217;da?</em>, Sapiens Yayınları, Ankara,2022.</li>
<li>Kıymet Giray, <em>Ankara Resim ve Heykeli Müzesi Başyapıtlar-II</em>, Kültür Ve Turizm Bakanlığı Güzel Sanatlar Genel Müdürlüğü Yayınları, Aralık 2020.</li>
<li>Kemal Yalçın, Haymatlos Dünya Bizim Vatanımız, İşbankası Kültür Yayınları, 2011.</li>
<li>Esra Halıcı, <em>Orhan Peker ve Türk Resim Sanatındaki Yeri</em>, Atatürk Üniversitesi Güzel Sanatlar Enstitüsü Dergisi, Erzurum, 2017.</li>
<li>Şahap Sıtkı, <em>Orhan Peker’den Anılar-Sergiler- Mektuplar-Şiirler</em>, Fotografik Oset Müessesi, İstanbul,1980.</li>
<li>Ferit Edgü, <em>Orhan Peker Cornelius’a Mektuplar</em>, Yapıkredi Yayınları,İstanbul,1993</li>
</ul>
<p>&nbsp;</p>
<p><a href="https://lavarla.com/orhan-pekerin-fircasindan-kucukesatin-beygirleri/">&lt;span class=&quot;reading-mode-buttons&quot;&gt;&lt;/span&gt;Orhan Peker&#8217;in fırçasından: Küçükesat&#8217;ın beygirleri&lt;span class=&quot;reading-mode-buttons&quot;&gt;&lt;/span&gt;</a> yazısı ilk önce <a href="https://lavarla.com">Lavarla - Kültür-Sanat ve Kent Yaşamı</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://lavarla.com/orhan-pekerin-fircasindan-kucukesatin-beygirleri/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>&#8220;Cemal&#8217;siz Ankara tarihi olmaz!&#8221;</title>
		<link>https://lavarla.com/cemalsiz-ankara-tarihi-olmaz/</link>
					<comments>https://lavarla.com/cemalsiz-ankara-tarihi-olmaz/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Özgün Türkeli]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 05 Dec 2023 09:26:56 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Hafıza]]></category>
		<category><![CDATA[İnsan]]></category>
		<category><![CDATA[Kent]]></category>
		<category><![CDATA[Cemal Işıksel]]></category>
		<category><![CDATA[Foto Apartmanı]]></category>
		<category><![CDATA[Mustafa Kemal Paşa]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.lavarla.com/?p=130322</guid>

					<description><![CDATA[<p><span class="reading-mode-buttons"></span>Mustafa Kemal Paşa, Milli Mücadele’nin merkezi olarak belirlediği Ankara’ya 27 Aralık 1919 günü gelir. Dikmen sırtlarında Seymen Alayı tarafından karşılanır. Kendisini karşılayanlar arasında Ankara’da Müdaafa-i Hukuk Cemiyeti&#8217;ni kuran Müftü Mehmet Rifat Efendi de vardır. Paşa, karşılama merasiminden sonra beraberindeki heyetle birlikte Ulus’taki hükümet konağına gider. Burada Hasan Fehmi Efendi’nin okuduğu Türkçe duaya iştirak eder. Hasan [&#8230;]</p>
<p><a href="https://lavarla.com/cemalsiz-ankara-tarihi-olmaz/">&lt;span class=&quot;reading-mode-buttons&quot;&gt;&lt;/span&gt;&#8220;Cemal&#8217;siz Ankara tarihi olmaz!&#8221;&lt;span class=&quot;reading-mode-buttons&quot;&gt;&lt;/span&gt;</a> yazısı ilk önce <a href="https://lavarla.com">Lavarla - Kültür-Sanat ve Kent Yaşamı</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Mustafa Kemal Paşa, Milli Mücadele’nin merkezi olarak belirlediği Ankara’ya 27 Aralık 1919 günü gelir. Dikmen sırtlarında Seymen Alayı tarafından karşılanır. Kendisini karşılayanlar arasında Ankara’da Müdaafa-i Hukuk Cemiyeti&#8217;ni kuran Müftü Mehmet Rifat Efendi de vardır. Paşa, karşılama merasiminden sonra beraberindeki heyetle birlikte Ulus’taki hükümet konağına gider. Burada Hasan Fehmi Efendi’nin okuduğu Türkçe duaya iştirak eder. Hasan Fehmi Efendi, Kuva-yi Milliye hareketine ağır ithamlar içeren Şeyhülislam Dürrizade fetvasına karşı yayımlanan Ankara fetvasını Mehmet Rifat Efendi ile birlikte yazan kişidir.</p>
<figure id="attachment_130328" aria-describedby="caption-attachment-130328" style="width: 801px" class="wp-caption aligncenter"><img loading="lazy" decoding="async" class="wp-image-130328 size-full" src="https://netreklam.net/wp-content/uploads/2023/11/hasan-fehmi.jpg" alt="" width="801" height="446" srcset="https://lavarla.com/wp-content/uploads/2023/11/hasan-fehmi.jpg 801w, https://lavarla.com/wp-content/uploads/2023/11/hasan-fehmi-300x167.jpg 300w, https://lavarla.com/wp-content/uploads/2023/11/hasan-fehmi-768x428.jpg 768w, https://lavarla.com/wp-content/uploads/2023/11/hasan-fehmi-250x139.jpg 250w" sizes="(max-width: 801px) 100vw, 801px" /><figcaption id="caption-attachment-130328" class="wp-caption-text">Hasan Fehmi Efendi&#8217;nin duasına Mustafa Kemal Paşa ve beraberindeki heyet iştirak ederken.</figcaption></figure>
<h4>&#8220;Peki çocuk, çabuk ol&#8221;</h4>
<p>Hasan Fehmi Efendi, kişiliği ve hayat görüşü itibarıyla dönemine göre ilerici bir din adamıdır. Lise öğrenimi gören oğlu Cemal’e 1924 yılında bir fotoğraf makinesi armağan eder ve onu fotoğrafçılığa yönlendirir. Böylece Cemal amatör olarak fotoğraf çekmeye başlar. 29 Ağustos 1924 günü Dumlupınar Zaferi’nin ikinci yıldönümü için Afyon’a gitmek üzere Ankara İstasyon Binası’na gelen Mustafa Kemal Paşa’yı uğurlayan kalabalığın arasında o da vardır. Mustafa Kemal Paşa’nın uzaktan bir fotoğrafını çeker. 1925 yılında <em>Vakit Gazetesi</em>’nde foto muhabiri olarak işe başlar. Aynı yıl gazetecilik kariyerinin ilk fotoğrafını yine istasyon binasında çeker. Mustafa Kemal Paşa, Ali Fethi Okyar’ı Paris’e uğurlamak üzere istasyona giriş yapar. Fotoğraf makinesini üç ayaklı bir sehpa üzerine kurup paşanın gelmesini bekleyen Cemal, “Paşam, bir dakika,” der. Paşa da &#8220;Peki çocuk, çabuk ol,&#8221; deyip gülümseyerek poz verir. Paşa bu anı hiç unutmaz. Yıllar sonra yine bir fotoğraf çekiminde Cemal’e “Çocuk ilk fotoğrafımı ne kadar zor çekmiştin, şimdi bak ne kadar kolay çekiyorsun,” der. Cemal, 14 yılda Atatürk’ün 2 binden fazla fotoğrafını çeker.</p>
<figure id="attachment_130323" aria-describedby="caption-attachment-130323" style="width: 1024px" class="wp-caption aligncenter"><img loading="lazy" decoding="async" class="wp-image-130323 size-large" src="https://netreklam.net/wp-content/uploads/2023/11/1925-ataturk-1024x778.jpg" alt="" width="1024" height="778" srcset="https://lavarla.com/wp-content/uploads/2023/11/1925-ataturk-1024x778.jpg 1024w, https://lavarla.com/wp-content/uploads/2023/11/1925-ataturk-300x228.jpg 300w, https://lavarla.com/wp-content/uploads/2023/11/1925-ataturk-768x583.jpg 768w, https://lavarla.com/wp-content/uploads/2023/11/1925-ataturk-250x190.jpg 250w, https://lavarla.com/wp-content/uploads/2023/11/1925-ataturk-800x608.jpg 800w, https://lavarla.com/wp-content/uploads/2023/11/1925-ataturk.jpg 1078w" sizes="(max-width: 1024px) 100vw, 1024px" /><figcaption id="caption-attachment-130323" class="wp-caption-text">Cemal Işıksel&#8217;in gazetecilik kariyerindeki ilk fotoğrafı.</figcaption></figure>
<p>Ankara Üniversitesi Hukuk Fakültesi’ni bitiren Cemal, aynı zamanda fakültenin ilk mezunlarından olur. <em>Cumhuriyet</em> ve <em>Ulus</em> gazetelerinde foto muhabirliği yapar. Hareketli yapısı ve olay yerlerine hızla yetişmesi nedeniyle “Işıksel” soyadını alır. 1964 yılında son çektiği haber fotoğrafı ilk çektiği fotoğraf gibi 30 Ağustos Zafer Bayramı ile ilgilidir. Oğlu Deniz Işıksel’in yedek subay olarak katıldığı geçit törenini fotoğraflar.</p>
<p>1965 yılında Alman Konsolosluğu Kütüphanesi’nde, kendi çektiği Atatürk fotoğraflarından oluşan bir sergi açar. Sergiyi gezenler, Cemal Bey’den bu fotoğrafları bir kitap haline getirmesini ister. Aynı istek aslında kendisinde de vardır. Bu yönde birçok kez teşebbüste bulunsa da fotoğraf basımı ile ilgili  maddi ve teknik açıdan yeterli desteği görememesi nedeniyle bu isteğini ertelemek zorunda kalır.</p>
<h3><span style="font-size: 24pt;">Foto Apartmanı</span></h3>
<p>1969 yılında, Yenişehir’de 1935 yılında yaptırdığı Foto Apartmanı’nın bir dairesini, yine kendi çektiği Atatürk fotoğraflarından derlediği bir sergi alanı haline getirir. Serginin kapılarını <span style="font-size: 19.4286px;">halka</span><span style="font-size: 19.4286px;"> </span><span style="font-size: 1.21429rem;">ücretsiz olarak açar. Sergi yoğun ilgi görür. Katılımcılardan fotoğrafları satın almak isteyenler olur ancak Cemal Bey hiçbir fotoğrafı satmaz. Nihayet 1969 yılında Türk Tarih Kurumu tarafından fotoğrafları kitap şeklinde basılır. Cemal Işıksel de kitabın ilk baskısını 10 Kasım 1969 günü Anıtkabir’de Atatürk&#8217;e sunar!</span></p>
<figure id="attachment_130324" aria-describedby="caption-attachment-130324" style="width: 766px" class="wp-caption aligncenter"><img loading="lazy" decoding="async" class="wp-image-130324 size-full" src="https://netreklam.net/wp-content/uploads/2023/11/1969.jpg" alt="" width="766" height="480" srcset="https://lavarla.com/wp-content/uploads/2023/11/1969.jpg 766w, https://lavarla.com/wp-content/uploads/2023/11/1969-300x188.jpg 300w, https://lavarla.com/wp-content/uploads/2023/11/1969-250x157.jpg 250w" sizes="(max-width: 766px) 100vw, 766px" /><figcaption id="caption-attachment-130324" class="wp-caption-text">Cemal Işıksel kitabını Anıtkabir&#8217;de Atatürk&#8217;e sunarken.</figcaption></figure>
<p>Foto Apartmanı yıllar içinde Kızılay-Atatürk Bulvarı üzerindeki diğer apartmanlarınkine benzer bir kaderi yaşayarak iş hanına dönüşür. Günümüzde 83 numarada Foto Cemal İş Hanı olarak kullanılmaktadır.</p>
<figure id="attachment_130329" aria-describedby="caption-attachment-130329" style="width: 947px" class="wp-caption alignleft"><img loading="lazy" decoding="async" class="wp-image-130329 size-full" src="https://netreklam.net/wp-content/uploads/2023/11/Foto-Apartmani-e1700652000875.png" alt="" width="947" height="505" srcset="https://lavarla.com/wp-content/uploads/2023/11/Foto-Apartmani-e1700652000875.png 947w, https://lavarla.com/wp-content/uploads/2023/11/Foto-Apartmani-e1700652000875-300x160.png 300w, https://lavarla.com/wp-content/uploads/2023/11/Foto-Apartmani-e1700652000875-768x410.png 768w, https://lavarla.com/wp-content/uploads/2023/11/Foto-Apartmani-e1700652000875-250x133.png 250w, https://lavarla.com/wp-content/uploads/2023/11/Foto-Apartmani-e1700652000875-800x427.png 800w" sizes="(max-width: 947px) 100vw, 947px" /><figcaption id="caption-attachment-130329" class="wp-caption-text">Foto Apartmanı solda (1930&#8217;lu yılların sonu), Fotoğraf: Antoloji Ankara <a href="https://twitter.com/AntolojiAnkara/status/1262439334562709508">İlgili paylaşım</a>              Foto Cemal İş Hanı sağda (2023), Fotoğraf: Özgün Türkeli</figcaption></figure>
<p>Cemal Işıksel sadece Atatürk’ü değil Ankara’yı da <span style="font-size: 1.21429rem;">defalarca fotoğraflar. </span><span style="font-size: 1.21429rem;">Hatta aynı mekanları belirli aralıklarla birden fazla kez çekerek şehrin geçirdiği değişimi belgeler. Kendisinin bu özelliğini en güzel; dönemin </span><span style="font-size: 1.21429rem;">İ</span><span style="font-size: 1.21429rem;">çişleri Bakanı Şükrü Kaya “Cemal’siz Ankara tarihi olmaz” sözleriyle ifade eder.</span></p>
<h3><span style="font-size: 24pt;">Köylülerin sorusu</span></h3>
<p>Ankara çevresindeki olaylara da çoğu zaman ilk yetişenlerden olur. 19 Nisan 1938 günü Kırşehir’de meydana gelen depremin etkilerini fotoğraflamak üzere gazetesi tarafından bölgeye gönderilir ve yıkımın en acı şekilde yaşandığı Köşker Köyü’ne kısa sürede ulaşır. Gazeteci olduğunu öğrenen köylüler yaşadıkları büyük acıyı bir kenara bırakıp kendisine tek bir soru sorarlar. Ve o soruyu Cemal Işıksel hayatı boyunca hiç unutamayacaktır:</p>
<p>“Atatürk’e hasta diyorlar. Nasıl hastalığı?”</p>
<h3><span style="font-size: 24pt;">Kaynaklar:</span></h3>
<p>Cemal Işıksel (Atatürk&#8217;ün Fotoğrafçısı Anlatıyor), https://www.youtube.com/watch?v=8FzDoll654M&amp;t=391s, Erişim Tarihi: 22 Kasım 2023.</p>
<p>Nevşehirli Hasan Fehmi Efendi&#8217;nin Oğlu Cemal Işıksel Kimdir? https://www.fibhaber.com/nevsehirli-hasan-fehminin-oglu-cemal-isiksel-kimdir, Erişim Tarihi: 22 Kasım 2023.</p>
<p>Abdi İpekçi&#8217;nin Atatürk&#8217;ün Fotoğrafçısı Cemal Işıksel ile Röportajı, https://mustafakemalim.com/abdi-ipekcinin-ataturkun-fotografcisi-cemal-isiksel-ile-roportaji/, Erişim Tarihi: 22 Kasım 2023.</p>
<p>https://isteataturk.com/Kronolojik/Tarih/1925/3/27/Mustafa-Kemal-Ataturk-Parise-sefir-olarak-giden-Fethi-Okyari-ugurlamak-icin-Ankara-Istasyonuna-gelirken-27031925-/4, Erişim Tarihi: 22 Kasım 2023.</p>
<p><a href="https://lavarla.com/cemalsiz-ankara-tarihi-olmaz/">&lt;span class=&quot;reading-mode-buttons&quot;&gt;&lt;/span&gt;&#8220;Cemal&#8217;siz Ankara tarihi olmaz!&#8221;&lt;span class=&quot;reading-mode-buttons&quot;&gt;&lt;/span&gt;</a> yazısı ilk önce <a href="https://lavarla.com">Lavarla - Kültür-Sanat ve Kent Yaşamı</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://lavarla.com/cemalsiz-ankara-tarihi-olmaz/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Orhan Veli&#8217;nin Ankara&#8217;daki izlerinin peşinde bir yazar: Tolga Aydoğan</title>
		<link>https://lavarla.com/orhan-velinin-ankaradaki-izlerinin-pesinde-bir-yazar-tolga-aydogan/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Özgün Türkeli]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 15 Aug 2023 16:28:04 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Edebiyat]]></category>
		<category><![CDATA[Hafıza]]></category>
		<category><![CDATA[Kent]]></category>
		<category><![CDATA[Röportaj]]></category>
		<category><![CDATA[Orhan Veli]]></category>
		<category><![CDATA[Orhan Veli'nin Ankara'daki İzleri]]></category>
		<category><![CDATA[Özgün Türkeli]]></category>
		<category><![CDATA[Tolga Aydoğan]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://lavarla.com/?p=136908</guid>

					<description><![CDATA[<p><span class="reading-mode-buttons"></span>Behçet Necatigil, Kitaplarda Ölmek şiirinde şöyle der: Adı, soyadı Açılır parantez Doğduğu yıl, çizgi, öldüğü yıl, bitti Kapanır parantez. (…) Parantezin içindeki çizgi Ne varsa orda Ümidi, korkusu, gözyaşı, sevinci Ne varsa orda. İstanbul’da doğup, İstanbul’da vefat eden Orhan Veli için o parantezin içi hiç şüphesiz 36 yıllık ömrünün büyük bir kısmını geçirdiği Ankara’dır. Ankara, [&#8230;]</p>
<p><a href="https://lavarla.com/orhan-velinin-ankaradaki-izlerinin-pesinde-bir-yazar-tolga-aydogan/">&lt;span class=&quot;reading-mode-buttons&quot;&gt;&lt;/span&gt;Orhan Veli&#8217;nin Ankara&#8217;daki izlerinin peşinde bir yazar: Tolga Aydoğan&lt;span class=&quot;reading-mode-buttons&quot;&gt;&lt;/span&gt;</a> yazısı ilk önce <a href="https://lavarla.com">Lavarla - Kültür-Sanat ve Kent Yaşamı</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><span style="color: #000000;">Behçet Necatigil, <em>Kitaplarda Ölmek</em> şiirinde şöyle der:</span></p>
<p><span style="color: #000000;">Adı, soyadı</span><br />
<span style="color: #000000;">Açılır parantez</span><br />
<span style="color: #000000;">Doğduğu yıl, çizgi, öldüğü yıl, bitti</span><br />
<span style="color: #000000;">Kapanır parantez. (…)</span></p>
<p><span style="color: #000000;">Parantezin içindeki çizgi</span><br />
<span style="color: #000000;">Ne varsa orda</span><br />
<span style="color: #000000;">Ümidi, korkusu, gözyaşı, sevinci</span><br />
<span style="color: #000000;">Ne varsa orda.</span></p>
<p><span style="color: #000000;">İstanbul’da doğup, İstanbul’da vefat eden Orhan Veli için o parantezin içi hiç şüphesiz 36 yıllık ömrünün büyük bir kısmını geçirdiği Ankara’dır. Ankara, onun aşık olduğu, parasız kaldığı, dostlar edindiği ve en önemlisi şair olduğu şehirdir. Buna karşın Orhan Veli’nin Ankara için taşıdığı anlam üzerinde bugüne kadar pek de durulmamıştır. Şanslıyız ki artık elimizde Orhan Veli-Ankara ilişkisini ayrıntılı şekilde işlemiş bir kitap var: <em>Orhan Veli’nin Ankara’da İzleri</em>. Yazar Tolga Aydoğan’ın Yapı Kredi Yayınları’ndan bu yıl çıkan kitabının, Orhan Veli’yi Ankara tarihinde hak ettiği yere oturttuğunu düşünüyorum. Kitap vesilesiyle Tolga Aydoğan’a merak ettiğim soruları sordum, kendisi de içtenlikle cevapladı.</span></p>
<p><span style="color: #000000;"><strong>Kariyerinizde senaryo yazarlığınızın yanı sıra özellikle Atatürk ve Ankara konusunda kitaplar yazdığınızı biliyoruz. Sizi Orhan Veli hakkında bir kitap yazmaya yönlendiren neydi? </strong></span></p>
<p><span style="color: #000000;">Yirmi yıla yakın bir süredir birçok TV dizisine senaryo yazdım. Yayımlanmış 17-18 kitabım mevcut. Bunların bir kısmı edebiyat alanında; 12 Eylül, 6-7 Eylül gibi toplumsal olayları da ele alan romanlar kaleme aldım, Ankara’da geçen <em>Yalnızlık Mevsimi</em>, <em>Yabancı</em> gibi romanları da&#8230;</span></p>
<p><span style="color: #000000;">Öte yandan son yıllarda edebiyat dışında bilhassa Ankara ve Atatürk üzerine araştırmalar yapıyorum. 2020 yılında Bilgi Yayınevi’nden <em>Atatürk’ün İzindekiler</em> yine aynı yayınevinden 2021 yılında <em>Bağımsızlık Yolu</em> adında Atatürk ile ilgili kitaplarım çıktı. Yine 2021 yılında Atatürk’ün <em>Nutuk</em> eserini çocuklar ve gençler için uyarlayarak kitaplaştırdım ve Çankaya Belediyesi kitabı Ankaralılara ücretsiz dağıttı. Geçen yıl Milli Mücadele döneminden başlayarak Ankara’ya gelen diplomatik misyonların tarihçesini konu alan bir projenin kitap ve belgesel yazımını üstlendim. Yine Ankara’daki &#8220;Diplomatik Misyonlar&#8221; projesi kapsamında yurtiçi ve yurtdışı sergilerine katkı sağladım. Bunun yanı sıra Ankara’daki meclis binaları, Atatürk’ün Ankara’daki günlerine ilişkin hazırlanan kitaplara yazım ve editörlük desteği verdim.  Orhan Veli ile yolumun kesişmesi ise işte bu Ankara ve Atatürk araştırmaları sırasında oldu. Edebiyat tarihine de meraklı olduğum için Orhan Veli de dahil olmak üzere birçok yazarın Ankara’daki izlerini sürerek edindiğim bilgileri bir kenarda biriktirdim. Zamanla Orhan Veli’ye dair bilgiler çoğaldı ve bu kitap ortaya çıktı.</span></p>
<p><span style="color: #000000;"><strong>Kitapta çok sayıda fotoğrafa yer vermişsiniz. Acaba hangi fotoğraf sizi kitabı yazma konusunda daha fazla teşvik etti?</strong></span></p>
<p><span style="color: #000000;">Aslında birkaç fotoğraf oldu. Şöyle ki bir müzayedede Orhan Veli’nin 1929 tarihli fotoğrafını fark ettim. Ankara Erkek Lisesi olarak İzmir’e yaptıkları bir seyahatte Orhan Veli toplu öğrenci fotoğrafının içinde belli belirsiz fark edilebiliyordu. Hemen aldım. Bir hafta sonra başka bir müzayedede yine Orhan Veli’ye dair bir fotoğrafa denk geldim. 1931 yılındaki Cumhuriyet Bayramı kutlamalarına ilişkin bu fotoğrafta Orhan Veli’nin kardeşi Adnan Veli Atatürk’ün önünden izcilerle birlikte bisikletle geçiyordu. Fotoğrafın arkasında ise Adnan Veli, Orhan Veli’ye imzalı bir not yazmıştı:“Benim ağabeyime! Cumhuriyet Bayramı hatırası 26-11-1931 Perşembe Adnan Veli”</span></p>
<p><span style="color: #000000;">İşte bunlar beni yazmaya teşvik ederken yine süreç içinde bir başka Orhan Veli fotoğrafını daha buldum. Orhan Veli’nin beşinci sınıfa gittiği zaman çekilmiş bir okul fotoğrafına yine bir başka müzayedede denk geldim. 13 Ekim 1925 tarihinde çekilen fotoğrafta şapkalı öğrenciler arasında Orhan Veli ve Oktay Rifat da yer almaktaydı. Fotoğrafın arkasında ise “Gazi İlk Numune Erkek Mektebinde muallimlerimizle bir grup 13 Teşrinievvel 1341” yazıyordu. Bu görsel malzemelerle birlikte Orhan Veli’nin Ankara’daki hayatına ilişkin bilinmeyen birçok bilgi kitapta ortaya çıktı diyebilirim.</span></p>
<figure id="attachment_128512" aria-describedby="caption-attachment-128512" style="width: 1000px" class="wp-caption aligncenter"><img loading="lazy" decoding="async" class="wp-image-128512 size-full" src="https://www.lavarla.com/wp-content/uploads/2023/08/Ankara-Erkek-Lisesi-3.jpg" alt="" width="1000" height="742" /><figcaption id="caption-attachment-128512" class="wp-caption-text"><span style="color: #000000;">Orhan Veli Ankara Erkek Lisesi&#8217;nde.</span></figcaption></figure>
<p><span style="color: #000000;"><strong>Kitap için hangi kaynaklardan yararlardınız ve araştırma yönteminiz neydi?</strong></span></p>
<p><span style="color: #000000;">Araştırma kitabı hazırlamanın yorucu ama zevkli bir süreç olduğunu düşünüyorum. Kesinlikle yeni bilgiler ediniyorsunuz ve bu sizi daha da geliştiriyor. Eğlenceli olduğunu da söyleyebilirim. Öte yandan ciddi bir emek verirken zaman da hızla geçiyor, ayrıca maddi ve manevi olarak her şeyinizi bu araştırmaya döküyorsunuz. Ben bu süreci biraz yorucu ama eğlenceli bir şekilde geçirdim. Kitabı hazırlarken çok sayıda kaynaktan yararlandım. Geçen gün kaynakların listesini çıkardım, kitabı hazırlarken 109 kitap, 45 makale, 1933 ile 1950 arası Ankara telefon rehberleri, 68 dönem dergisi ve gazetesi, 52 internet kaynağından istifade etmişim ve otuza yakın kişiyle görüşmüşüm.</span></p>
<p><span style="color: #000000;">Bunun yanı sıra kitapta iki yüzden fazla görsel kullandım. Yıllardır Ankara üzerine fotoğraf, kartpostal ve efemera biriktiriyorum. Zamanla naçizane bir koleksiyon oluştu. Kitapta kullanılan eski Ankara fotoğraflarının neredeyse tamamı kendi arşivimden. Arşivimde olmayan görselleri ise Koç Üniversitesi VEKAM, SALT gibi arşivlerden temin ettim. Ayrıca Devlet Arşivleri, Marmara Üniversitesi Taha Toros Arşivi, Cumhurbaşkanlığı Senfoni Orkestrası Arşivi, İstanbul Üniversitesi Açık Erişim Arşivi, Siyasal Bilgiler Fakültesi Arşivi, Türk Tarih Kurumu Kütüphanesi, İnönü Vakfı Arşivi gibi diğer kamu ve özel arşivlerden faydalandım. Filiz Ali, Aydın Ilgaz, Emin Çölaşan, Ozan Sağdıç gibi pek çok isimle yüz yüze görüştüm ve Orhan Veli’ye dair bilgi aldım. Kitap bu şekilde zenginleşti. Arşivlerden yaralanma, görsel malzeme kullanma, birebir görüşme, dönem kaynaklarını ve anıları okuma kitabın hazırlanışında ana kaynaklar oldu.</span></p>
<blockquote><p><span style="color: #000000;">25 yıl Ankara’da yaşadığı için “Beykozlu” değil “Ankaralı” olduğunu vurgulamak lazım, Ankara kenti ile özdeşleştirmek lazım.</span></p></blockquote>
<p><span style="color: #000000;"><strong>Orhan Veli’yi Ankara’daki hangi mekanla özdeşleştirirsiniz? </strong></span></p>
<p><span style="color: #000000;">Örneğin, Yenişehir’de dönemin popüler bir pastanesi var: Özen Pastanesi. Nurullah Ataç ile özdeşleşmiştir. Çünkü sürekli oraya gider. Öte yandan Posta Caddesi’nde yer alan Şükran Lokantası Cahit Sıtkı Tarancı ile özdeşleşmiştir. Çünkü Tarancı anılarda da yer aldığı üzere bu meyhaneden çıkmaz. Çevirilerini bile Şükran’da yapar. Orhan Veli’nin anılarda Özen ve Kutlu Pastanesi’ne gittiği, hatta Kutlu’da <em>Yaprak</em>’ın bazı sayılarını hazırladığı da bilinmektedir. Posta Caddesi’ndeki “Yeni Hayat Lokantası” yani nam-ı diğer “Kürdün Meyhanesi” ve “Şükran Lokantası”ndan hiç çıkmaz. Çankırı Caddesi üzerindeki Emre Palas’ın girişindeki “Yeşil Fıçı” nam-ı diğer “Macar’ın Lokantası”nı da pek sever. “Üç Nal Lokantası” ise lise arkadaşı Şinasi Baray’ın sahibi olduğu bir içkili lokantadır. Orada da sık sık görürüz Orhan Veli’yi.</span></p>
<p><span style="color: #000000;">Ulus bölgesinde birçok otelde, Yenişehir bölgesinde birçok evde kalmıştır. Ulus ve Yenişehir bölgesinde her yerde anılarını, kaldırımlarında izlerini bırakmıştır. O nedenle Orhan Veli’yi tek bir mekanla değil “Ankara” kenti ile özdeşleştiriyorum ben. 25 yıl Ankara’da yaşadığı için “Beykozlu” değil “Ankaralı” olduğunu vurgulamak lazım, Ankara kenti ile özdeşleştirmek lazım.</span></p>
<p><span style="color: #000000;"><strong>Orhan Veli’nin Ankara’daki yaşamındaki en önemli kişiler kimlerdi?</strong></span></p>
<p><span style="color: #000000;">Orhan Veli 1925&#8217;te Ankara’ya babasının görevi nedeniyle gelir ve Gazi-Latife Mektebi’nde okumaya başlar. Oktay Rifat da aynı okuldadır. Asıl arkadaşlıkları Ankara Erkek Lisesi yani Taş Mektep döneminde gelişir. Melih Cevdet ile Ankara Erkek Lisesi’nde tanışırlar ve o da aralarına katılır. Orhan Veli&#8217;nin, şiirinde de belirttiği üzere, en yakın arkadaş Melih Cevdet ile Oktay Rifat’tır. Ankara’daki yaşamında bu iki isim hep ön plandadır, Garip Akımı’nı birlikte kurarlar, hatta kimi zaman aynı kıza aşık olurlar, tiyatro yapar, şiir yazarlar.</span></p>
<p><span style="color: #000000;">Bunların haricinde bir de Nahit Hanım vardır. Orhan Veli’nin hayatında çok önemli bir yer tutar. Şiirinde “Bir de sevgilim vardır pek muteber/ ismini söyleyemem / edebiyat tarihçisi bulsun” derken Nahit Hanım’ı kasteder. Nahit Hanım ile olan gönül ilişkisi o dönem herkesin bildiği fakat dillendirmediği bir sevdadır. Nahit Hanım’ın evi ise önemli bir edebiyat durağıdır. Her cuma akşamı evinde edebiyat sohbetleri düzenlerken Orhan Veli, Melih Cevdet, Oktay Rifat, Nurullah Ataç, Necati Cumalı, Cahit Külebi, Ahmet Hamdi Tanpınar, Rıfat Ilgaz, Sabahattin Eyüboğlu, Sabahattin Ali, Hasan Ali Yücel ve daha birçok ünlü isim katılır. Orhan Veli bu sohbetlerde yer alırken Nahit Hanım&#8217;ın onun hayatında en önemli kişi olduğunu görürüz. Çünkü Orhan Veli’yi şair olması için desteklemiş, maddi ve manevi olarak tüm desteği vermiş bir kimsedir. O nedenle Orhan Veli için hem Ankara’da hem de yaşamındaki en önemli kişi Nahit Hanım’dır diyebiliriz. Öyle ki <em>Aşk Resmi Geçidi</em> şiirinde Nahit Hanım&#8217;ı “Ona bağlandığım kadar hiçbirine bağlanmadım. Sade kadın değil, insan. Ne kibarlık budalası, ne malda, mülkte gözü var. Eşit olsak, der, Hür olsak, der. İnsanları sevmesini de bilir, Yaşamayı sevdiği kadar” diye betimleyecektir.</span></p>
<figure id="attachment_128513" aria-describedby="caption-attachment-128513" style="width: 720px" class="wp-caption aligncenter"><img loading="lazy" decoding="async" class="size-full wp-image-128513" src="https://www.lavarla.com/wp-content/uploads/2023/08/GORSEL-104-Nahit-Hanim-fotograf.jpg" alt="" width="720" height="764" /><figcaption id="caption-attachment-128513" class="wp-caption-text"><span style="color: #000000;">Nahit Hanım.</span></figcaption></figure>
<p><span style="color: #000000;"><strong>Kitapta ilk defa ortaya çıkartılmış bilgiler var. Mesela Orhan Veli bir trafik kazası geçiriyor, ölümden dönüyor, hatta 20 gün komada kalıyor. Bu kazaya dair ne söylemek istersiniz? </strong></span></p>
<p><span style="color: #000000;">Evet, Orhan Veli Çubuk Barajı’na giderken bir trafik kazası geçiriyor. Şöyle ki Adnan Veli, 1953’te yazdığı <em>Orhan Veli İçin</em> adlı kitapta ağabeyi Orhan Veli’nin bir kaza geçirdiğini ve yirmi gün komada kaldığını söyler. Orhan Veli de bir şiirinde bu kazadan bahseder. Ben bu olayı deşmek istedim. Yine bu da Orhan Veli üzerine yapılan araştırmalarda bugüne kadar es geçilmiş bir konuydu. Dönemin gazetelerini incelerken bu havadise denk geldim. Arabada kimler olduğunu tespit ettim, meğer o gün direksiyonda Melih Cevdet varmış! Melih Cevdet’in kullandığı araba şarampole yuvarlanıyor. Polis, Melih Cevdet’i tutukluyor, öyle ki ehliyeti de yok. Orhan Veli komadan çıkınca Melih Cevdet serbest bırakılıyor, adli tahkikat bir süre sonra sonlanıyor. Buna dair ayrıntılar da kitapta ilk defa ortaya çıkmıştır.</span></p>
<blockquote><p><span style="color: #000000;">Bir başka yapı ise Orhan Veli’nin yaşadığı ilk evdi. Güçlükle bulduğum bu yapı maalesef birkaç ay önce yıkıldı. Yani Orhan Veli’nin Yahudi Mahallesi’nde yaşadığı ilk ev anılarıyla birlikte tarihe karıştı.</span></p></blockquote>
<p><span style="color: #000000;"><strong>Orhan Veli’nin Ankara’da izlerini bugün görebiliyor muyuz?</strong></span></p>
<p><span style="color: #000000;">Çalıştığı iki bina bugün ayakta, biri Evkaf Apartmanı yani Küçük Tiyatro binası, diğeri Tercüme Bürosu. Kürdün Meyhanesi ve yanındaki Şükran Lokantası da Kudret Han’ın alt katında boş dükkanlar olarak kiralanmayı bekliyor. Keşke Ankara Büyükşehir Belediyesi bu iki yeri kiralayıp müze olarak Ankaralıların beğenisine sunsa. Ne iyi olur. Posta Caddesi’ndeki bu iki yapı kültürel anlamda oranın yaşamasını, canlanmasını sağlayacaktır.</span></p>
<p><span style="color: #000000;">Bir başka yapı ise Orhan Veli’nin yaşadığı ilk evdi. Güçlükle bulduğum bu yapı maalesef birkaç ay önce yıkıldı. Yani Orhan Veli’nin Yahudi Mahallesi’nde yaşadığı ilk ev anılarıyla birlikte tarihe karıştı. Bunun haricinde Orhan Veli’nin nadiren de olsa gittiği Ankara Palas da ayakta. Karpiç, Üç Nal, Kutlu, Özen, Macar’ın Lokantası ve gibi nice yapı yıkılıp gitti. Buralar yıkılmış olsa da yine de Orhan Veli’nin izlerini bu kitapta ve Ankara kaldırımlarında görebilmekteyiz.</span></p>
<p><span style="color: #000000;"><strong>Orhan Veli’nin Ankara’daki hayatının sizin kitabınıza kadar detaylı araştırma yapılmamasının nedeni sizce ne olabilir?</strong></span></p>
<p><span style="color: #000000;">Aynı soruyu ben de sordum kendime. Neden bugüne kadar Orhan Veli ile ilgili bir çalışma yapılmadı, diye düşündüm. Çünkü şair 36 yıllık yaşamının neredeyse 25 yılını Ankara’da geçirmiş ama “Beykozlu” olarak nam salmış! Örneğin, Beykoz Belediyesi Orhan Veli ile Beykoz ilişkisini anlatmak için bir kitap hazırlamış, o kitap benim kütüphanemde de var. Ama Ankara’da ne bir belediye bununla ilgili bir çalışma yapmış ne de bir araştırmacı bunu kaleme almış. En azından 30-40 yıl önce Orhan Veli’nin Ankara’daki izleri araştırılsaydı hayatta olan tanıklardan bilgi alınabilseydi araştırma çok daha derin olabilirdi. Çünkü bilgi verebilecek tanıklar hayatta olacaktı. Örneğin, Üç Nal Lokantası’nın sahibi olan Şinasi Baray hayatta olabilir, o bilgi verebilirdi. Belki Melih Cevdet, belki Oktay Rifat, belki Nahit Hanım… Ama yapılmamış böyle bir araştırma. Ben bu kitapta 92 yaşındaki Sayın Ayten Aygen’den bilgi aldım. Orhan Veli’nin Ankara’daki yaşamına dair çok önemli bilgiler verdi, hatta onu son gören isimlerden biriydi. Son tanıklardan biriydi ve röportajdan 15 gün sonra vefat etti. Huzurla uyusun… Daha birçok isim maalesef yıllar içinde göçtü bu dünyadan, onların vereceği bilgiler çok kıymetli olacaktı ve Orhan Veli’ye dair kim bilir daha ne ayrıntılar çıkacaktı.</span></p>
<figure id="attachment_128514" aria-describedby="caption-attachment-128514" style="width: 5448px" class="wp-caption aligncenter"><img loading="lazy" decoding="async" class="size-full wp-image-128514" src="https://www.lavarla.com/wp-content/uploads/2023/08/GORSEL-184-Ayten-Aygen-Tolga-Aydogan-copy.jpg" alt="" width="5448" height="6825" /><figcaption id="caption-attachment-128514" class="wp-caption-text"><span style="color: #000000;">Ayten Aygen ve Tolga Aydoğan</span></figcaption></figure>
<p><span style="color: #000000;">Röportaj için kendisine teşekkür ediyorum. Kitabı incelemek için <a style="color: #000000;" href="https://www.yapikrediyayinlari.com.tr/orhan-velinin-ankaradaki-izleri.aspx" target="_blank" rel="noopener">tıklayın</a>.</span></p>
<p><a href="https://lavarla.com/orhan-velinin-ankaradaki-izlerinin-pesinde-bir-yazar-tolga-aydogan/">&lt;span class=&quot;reading-mode-buttons&quot;&gt;&lt;/span&gt;Orhan Veli&#8217;nin Ankara&#8217;daki izlerinin peşinde bir yazar: Tolga Aydoğan&lt;span class=&quot;reading-mode-buttons&quot;&gt;&lt;/span&gt;</a> yazısı ilk önce <a href="https://lavarla.com">Lavarla - Kültür-Sanat ve Kent Yaşamı</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Emin Barın&#8217;ın harfleriyle Anıtkabir</title>
		<link>https://lavarla.com/emin-barinin-harfleriyle-anitkabir/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Özgün Türkeli]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 12 Jun 2023 12:12:05 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Hafıza]]></category>
		<category><![CDATA[Kent]]></category>
		<category><![CDATA[Mimari]]></category>
		<category><![CDATA[Anıtkabir]]></category>
		<category><![CDATA[Emin Barın]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://lavarla.com/?p=136675</guid>

					<description><![CDATA[<p><span class="reading-mode-buttons"></span>1944 yılında temeli atılan Anıtkabir’in inşası 1951 yılında büyük oranda tamamlanır. Aynı yıl, Anıtkabir’de yer alacak heykel, rölyef ve kitabelerin konum ve içeriklerini belirlemek için bir komisyon kurulur. Bu komisyon daha sonra heykel ve rölyeflerin konuları ile kitabelerin içeriğinin tespit edilmesi için iki ayrı alt komisyona ayrılır. Kitabe komisyonunda Prof. Dr. Enver Ziya Karal, Prof. [&#8230;]</p>
<p><a href="https://lavarla.com/emin-barinin-harfleriyle-anitkabir/">&lt;span class=&quot;reading-mode-buttons&quot;&gt;&lt;/span&gt;Emin Barın&#8217;ın harfleriyle Anıtkabir&lt;span class=&quot;reading-mode-buttons&quot;&gt;&lt;/span&gt;</a> yazısı ilk önce <a href="https://lavarla.com">Lavarla - Kültür-Sanat ve Kent Yaşamı</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><span style="color: #000000;">1944 yılında temeli atılan Anıtkabir’in inşası 1951 yılında büyük oranda tamamlanır. Aynı yıl, Anıtkabir’de yer alacak heykel, rölyef ve kitabelerin konum ve içeriklerini belirlemek için bir komisyon kurulur. Bu komisyon daha sonra heykel ve rölyeflerin konuları ile kitabelerin içeriğinin tespit edilmesi için iki ayrı alt komisyona ayrılır. Kitabe komisyonunda Prof. Dr. Enver Ziya Karal, Prof. Dr. Afet İnan, öğretmenler Kamil Su, Faik Reşit Unat ve Enver Behnan Şapolyo yer alır.</span></p>
<h2><strong><span style="color: #000000;">Komisyon kararları</span></strong></h2>
<p><span style="color: #000000;">Komisyon, 7 Ocak 1952 tarihinde aldığı kararları bir rapor şeklinde yayımlar. Raporda, mozolenin giriş kısmındaki duvarların her iki tarafına Atatürk’ün Gençliğe Hitabesi ve 10. Yıl Nutku’nun yazılmasının daha önceden kararlaştırıldığı belirtilerek Anıtkabir’e yine ve sadece Atatürk’ün sözlerinin yazılması, bu sözlerin de <em>Atatürk’ün Söylev ve Demeçleri</em>, <em>Nutuk</em> ve Prof. Dr. Herbert Melzig’in <em>Kemal Atatürk</em> kitaplarından seçilmesi şartları  yer alır. Komisyon ayrıca Hürriyet, İstiklal, Mehmetçik, Zafer, Müdafaa-ı Hukuk, Cumhuriyet, Barış, 23 Nisan, Misak-ı Milli ve İnkılap isimleri verilen kulelere yazılacak kitabelerin kule isimleriyle uyumlu olmasını şart koşar.</span></p>
<p><span style="color: #000000;">Kitabelerin yapım işi için Bayındırlık Bakanlığı tarafından 17 Temmuz 1953 tarihinde gerçekleştirilen ihaleyi Emin Barın kazanır. Emin Barın, 1936 yılında Ankara Gazi Terbiye Enstitüsü Resim-İş Bölümü&#8217;nden mezun olur. Mezuniyet sonrasında Milli Eğitim Bakanlığı tarafından açılan Avrupa ihtisas sınavını kazanarak hat ve cilt alanlarında eğitim almak üzere Almanya&#8217;ya gider. Burada, 1936 yılı Berlin Olimpiyatları&#8217;na ait fotoğraflardan derlenen olimpiyat kitabının cilt tasarımını gerçekleştirir. Bu çalışma ile 1938 Hamburg Kitap Sergisi’nde birinci olur. Leipzig&#8217;de Kitapçılık ve Matbaacılık Akademisi&#8217;ne girer. İhtisasını tamamlayıp Türkiye’ye döndükten sonra Güzel Sanatlar Akademisi Dekoratif Sanatlar Bölümü’nde öğretim görevlisi olur. Emin Barın, eski yazıya olan bilgisine yurtdışı eğitimini ekleyerek Latin harflerine yeni bir yorum katar ve kendine özgü yazı formları yaratır. 1946 yılında, tedavüle çıkarılacak madeni paraların yazısını yazar. İstanbul’un 500&#8217;üncü fetih yıldönümü kapsamında şehrin farklı noktalarına konulmak üzere 10 kitabe hazırlar.</span></p>
<p><span style="color: #000000;">Barın, Anıtkabir kitabeleri yazımı işinde öğrencisi Etem Çalışkan’ı yardımcısı olarak seçer. Fazla vakitleri yoktur. Yazıların, Atatürk’ün aziz naaşının Anıtkabir’e nakledileceği 10 Kasım 1953 gününe kadar yetiştirilmesi gerekmektedir. Etem Çalışkan, Barın’ın 1/1 ölçüde kağıda çizdiği harfleri kartona geçirir. Oluşan yazıları uzun şeritler halinde Güzel Sanatlar Akademisi’nin koridorlarına serer.  Hocasının onayıyla son haline getirilen harfleri uygulanmak üzere Ankara’daki taş ustalarına teslim eder.</span></p>
<figure id="attachment_127713" aria-describedby="caption-attachment-127713" style="width: 733px" class="wp-caption aligncenter"><img loading="lazy" decoding="async" class="wp-image-127713 size-full" src="https://www.lavarla.com/wp-content/uploads/2023/06/altin-varak.jpg" alt="" width="733" height="926" /><figcaption id="caption-attachment-127713" class="wp-caption-text"><span style="color: #000000;">10. Yıl Nutku kitabesinin altın varakla kaplanması.</span></figcaption></figure>
<h2><strong><span style="color: #000000;">Espas faktörü</span></strong></h2>
<p><span style="color: #000000;">Atatürk’ün Gençliğe Hitabesi ve 10. Yıl Nutku kitabeleri yine komisyonun kararı doğrultusunda kabartma şeklinde işlenir. Bu yazılar, harflerden dışarıda kalan kısımların oyulması ile oluşturulur. Kulelerin içindeki yazılar ise taşların oyularak harflerin yazılması şeklinde gerçekleştirilir. Emin Barın, her iki kitabedeki bazı harflerin karakterini yazının mimariyle uyumlu olması için espas (boşluk) faktörünü dikkate alarak belirler. A harfi; yanındaki harflere, okunuşuna veya boşluklara göre üç değişik formla yer alır. N harfi normal şeklinin yanı sıra espas gözetilerek sağ kısmı eğimli olarak da işlenir. L harfi sağa eğimli formunda sıklıkla kullanılırken belki de en dikkat çekici uygulama üç farklı formda (ikisi düşey, biri yatayda harfleri birleşik şekilde) yazılan “ve” bağlacıdır. Her iki kitabe, Sabri İrteş’in uygulamasıyla altın varakla kaplanır. Müdafaa-ı Hukuk, Barış, 23 Nisan ve Misak-ı Milli kulelerindeki kitabeler mermerden panolara oyulur. Diğer kulelerdekiler ise traverten duvara oyularak yazılır.</span></p>
<figure id="attachment_127708" aria-describedby="caption-attachment-127708" style="width: 1024px" class="wp-caption aligncenter"><img loading="lazy" decoding="async" class="wp-image-127708 size-large" src="https://www.lavarla.com/wp-content/uploads/2023/06/harfler-1-1024x706.jpg" alt="" width="1024" height="706" /><figcaption id="caption-attachment-127708" class="wp-caption-text"><span style="color: #000000;">Espas faktörü dikkate alınarak oluşturulan &#8220;A&#8221;, &#8220;N&#8221; ve &#8220;L&#8221; harflerinin durumu (sağda) Espas faktörü dikkate alınarak oluşturulan &#8220;ve&#8221; bağlacının farklı formları (sol üstte) Misak-ı Milli Kulesi&#8217;ndeki mermere oyularak yazılan kitabe (sağ altta)</span></figcaption></figure>
<p><span style="color: #000000;">Emin Barın kitabelerin haricinde, anıta Atatürk’ün ölüm tutanağının yazılması işini de gerçekleştirir. Deri üzerine siyah mürekkeple yazılan tutanak gümüş bir muhafazaya yerleştirilir. Atatürk’ün naaşının Anıtkabir’e naklinin hemen öncesinde toprağa koyulur. Anıtkabir&#8217;in açılışı için özel olarak hazırlanan Şeref Defteri de yine Barın tarafından tasarlanır.</span></p>
<h2><strong><span style="color: #000000;">1981 yılında eklenen kitabeler</span></strong></h2>
<p><span style="color: #000000;">Anıtkabir’e 1953 yılından sonra dönem dönem eklemeler yapılır. 1981 yılında Atatürk’ün 100&#8217;üncü doğum günü münasebetiyle Şeref Holü’nün giriş ve çıkış kısmındaki iç duvarlara birer kitabe konulmasına karar verilir. Giriş kısmına İsmet İnönü’nün 21 Kasım 1938 tarihinde Atatürk’ün vefatı ile ilgili sözleri yazılır.  Çıkış kısmına ise Atatürk’ün 29 Ekim 1938 tarihinde Türk ordusuna gönderdiği mesajı yazılır. Bu mesaj, Atatürk&#8217;ün hastalığı nedeniyle katılmadığı Ankara’daki Cumhuriyet Bayramı kutlamalarında Celal Bayar tarafından okunmuştur. Kitabeler, yine Emin Barın’ın tasarımından çıkar. Giriş kısmındaki kitabenin sağ alt köşesinde Barın’ın ismi de yer almaktadır.</span></p>
<figure id="attachment_127707" aria-describedby="caption-attachment-127707" style="width: 1024px" class="wp-caption aligncenter"><img loading="lazy" decoding="async" class="wp-image-127707 size-large" src="https://www.lavarla.com/wp-content/uploads/2023/06/1981-1024x467.jpg" alt="" width="1024" height="467" /><figcaption id="caption-attachment-127707" class="wp-caption-text"><span style="color: #000000;">Emin Barın 1981 yılında Şeref Holü&#8217;nün girişi kısmına yazılan kitabenin başında (solda) Kitabenin sağ alt köşesinde işlenen &#8220;Emin Barın&#8221; ismi. (ortada ve sağda)</span></figcaption></figure>
<p><span style="color: #000000;">2021 yılında Ankara Büyükşehir Belediyesi, şehrin cadde ve sokak tabelalarının yenilenmesi kapsamında bir tasarım yarışması düzenler.  Jürinin belirlediği üç tasarım Ankara halkının oylamasına sunulur.  Oylama sonucunda Oğuzhan Cengiz’in, Emin Barın’ın Anıtkabir’de uyguladığı yazı karakterinden ilham alarak oluşturduğu tasarım birinciliği kazanır. Barın’ın harflerinin izleri artık sadece Anıtkabir’de değil Ankara’nın sokak ve cadde tabelalarında da görülecektir.</span></p>
<figure id="attachment_127710" aria-describedby="caption-attachment-127710" style="width: 947px" class="wp-caption aligncenter"><img loading="lazy" decoding="async" class="size-full wp-image-127710" src="https://www.lavarla.com/wp-content/uploads/2023/06/tabela.jpg" alt="" width="947" height="634" /><figcaption id="caption-attachment-127710" class="wp-caption-text"><span style="color: #000000;">Oğuzhan Cengiz&#8217;in tasarımı ile sokak ve cadde tabelaları.</span></figcaption></figure>
<hr />
<h2><strong><span style="color: #000000;">Kaynaklar</span></strong></h2>
<p><span style="color: #000000;">Anıtkabir&#8217;in Kitabeleri Nasıl Yazıldı? https://www.altinsehiradana.com/Makale/anitkabirin-kitabeleri-nasil-yazildi/247/ (Erişim Tarihi: 2 Haziran 2023).</span></p>
<p><span style="color: #000000;">Barın Han, Instagram Hesabı <a style="color: #000000;" href="https://www.instagram.com/barin_han/">https://www.instagram.com/barin_han/</a></span></p>
<p><span style="color: #000000;">C.Wilson, <em>Anıtkabir&#8217;in Ötesi: Atatürk&#8217;ün Mezar Mimarisi Ulusal Belleğin İnşası ve Sürdürülmesi</em>, Küy Yayınları, 2015.</span></p>
<p><span style="color: #000000;">Memetşan Yıldızhan, &#8220;<span style="font-size: 18.2864px;">Türk Yazı Sanatında Öncü Bir Usta, Emin Barın&#8221;, </span><span style="font-size: 1.1429rem;"><em>International Social Science Studies Journal</em>, 7:77, 2021.  </span></span></p>
<p><span style="color: #000000;">Oğuzhan Cengiz, GMK Röportajlar,  https://gmk.org.tr/about-design/roportajlar/gmk-roportajlar-19-oguzhan-cengiz (Erişim Tarihi: 2 Haziran 2023).</span></p>
<p><span style="color: #000000;">Tunç Boran, <em>Anıtkabir&#8217;in İnşası (1938-1953)</em>, AFT Yayınları, 2012.</span></p>
<p>&nbsp;</p>
<p><a href="https://lavarla.com/emin-barinin-harfleriyle-anitkabir/">&lt;span class=&quot;reading-mode-buttons&quot;&gt;&lt;/span&gt;Emin Barın&#8217;ın harfleriyle Anıtkabir&lt;span class=&quot;reading-mode-buttons&quot;&gt;&lt;/span&gt;</a> yazısı ilk önce <a href="https://lavarla.com">Lavarla - Kültür-Sanat ve Kent Yaşamı</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Benim Modelliğime Gerek Yok</title>
		<link>https://lavarla.com/benim-modelligime-gerek-yok/</link>
					<comments>https://lavarla.com/benim-modelligime-gerek-yok/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Özgün Türkeli]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 08 Mar 2022 16:22:12 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Hafıza]]></category>
		<category><![CDATA[Kent]]></category>
		<category><![CDATA[Sanat]]></category>
		<category><![CDATA[Ankara Resim ve Heykel Müzesi]]></category>
		<category><![CDATA[atatürk heykeli]]></category>
		<category><![CDATA[etnografya müzesi]]></category>
		<category><![CDATA[feyhaman duran]]></category>
		<category><![CDATA[ibrahim çallı]]></category>
		<category><![CDATA[Pietro Canonica]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.lavarla.com/?p=118213</guid>

					<description><![CDATA[<p><span class="reading-mode-buttons"></span>Roma’daki Villa Borghese Parkı’nda yer alan Pietro Canonica Müzesi’ni gezen Türkler, gördükleri bazı heykel ve büstlerin karşısında şaşkınlıklarını gizleyemez. Sergilenen bu eserler arasında Taksim Cumhuriyet Anıtı ve İzmir Atatürk Anıtı’nın modelleri de vardır. Cumhuriyet döneminde yapılan ilk heykeller, İtalyan heykeltıraş Pietro Canonica imzasını taşımaktadır. 8 Ağustos 1928 tarihinde İstanbul’da açılan Taksim Cumhuriyet Anıtı’ndaki bronz heykeller [&#8230;]</p>
<p><a href="https://lavarla.com/benim-modelligime-gerek-yok/">&lt;span class=&quot;reading-mode-buttons&quot;&gt;&lt;/span&gt;Benim Modelliğime Gerek Yok&lt;span class=&quot;reading-mode-buttons&quot;&gt;&lt;/span&gt;</a> yazısı ilk önce <a href="https://lavarla.com">Lavarla - Kültür-Sanat ve Kent Yaşamı</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p style="text-align: left;">Roma’daki Villa Borghese Parkı’nda yer alan Pietro Canonica Müzesi’ni gezen Türkler, gördükleri bazı heykel ve büstlerin karşısında şaşkınlıklarını gizleyemez. Sergilenen bu eserler arasında Taksim Cumhuriyet Anıtı ve İzmir Atatürk Anıtı’nın modelleri de vardır.</p>
<figure id="attachment_118215" aria-describedby="caption-attachment-118215" style="width: 300px" class="wp-caption aligncenter"><img loading="lazy" decoding="async" class="wp-image-118215 size-medium" src="https://netreklam.net/wp-content/uploads/2022/03/ataturk-300x300.jpg" alt="" width="300" height="300" srcset="https://lavarla.com/wp-content/uploads/2022/03/ataturk-300x300.jpg 300w, https://lavarla.com/wp-content/uploads/2022/03/ataturk-150x150.jpg 150w, https://lavarla.com/wp-content/uploads/2022/03/ataturk-70x70.jpg 70w, https://lavarla.com/wp-content/uploads/2022/03/ataturk-180x180.jpg 180w, https://lavarla.com/wp-content/uploads/2022/03/ataturk-400x400.jpg 400w, https://lavarla.com/wp-content/uploads/2022/03/ataturk.jpg 600w" sizes="(max-width: 300px) 100vw, 300px" /><figcaption id="caption-attachment-118215" class="wp-caption-text">Canonica Müzesi&#8217;ndeki model.</figcaption></figure>
<p style="text-align: left;">Cumhuriyet döneminde yapılan ilk heykeller, İtalyan heykeltıraş Pietro Canonica imzasını taşımaktadır. 8 Ağustos 1928 tarihinde İstanbul’da açılan <em>Taksim Cumhuriyet Anıtı</em>’ndaki bronz heykeller en tanınmış eseridir. Anıtın kaide ve çevre düzenlemesinin altında İtalyan asıllı Giulio Mongeri’nin imzası vardır. Anıtın kaidesinde kullanılan taşlar, tıpkı mimar ve heykeltıraş gibi İtalya kökenlidir. Kırmızı renkli “rosso verona”, yeşil renkli “verde alpi” ve beyaz renkli “bianco perlino” İtalya’nın kuzeyinden temin edilmiştir.</p>
<figure id="attachment_118226" aria-describedby="caption-attachment-118226" style="width: 1024px" class="wp-caption aligncenter"><img loading="lazy" decoding="async" class="wp-image-118226 size-large" src="https://netreklam.net/wp-content/uploads/2022/03/anit-1-1024x526.jpg" alt="" width="1024" height="526" srcset="https://lavarla.com/wp-content/uploads/2022/03/anit-1-1024x526.jpg 1024w, https://lavarla.com/wp-content/uploads/2022/03/anit-1-300x154.jpg 300w, https://lavarla.com/wp-content/uploads/2022/03/anit-1-768x395.jpg 768w, https://lavarla.com/wp-content/uploads/2022/03/anit-1-1536x789.jpg 1536w, https://lavarla.com/wp-content/uploads/2022/03/anit-1-800x411.jpg 800w, https://lavarla.com/wp-content/uploads/2022/03/anit-1.jpg 1888w" sizes="(max-width: 1024px) 100vw, 1024px" /><figcaption id="caption-attachment-118226" class="wp-caption-text">Anıtlar ve anıtlarda kullanılan İtalya kökenli taşlar.</figcaption></figure>
<p style="text-align: left;">
<p style="text-align: left;">Aynı heykeltıraş ve aynı mimar tarafından aynı taşlar kullanılarak yapılan ilk anıt ise Ankara Etnografya Müzesi’nin önüne yerleştirilen ve Ankara’nın ilk Atatürk heykeli olan anıttır. 1927 yılının haziran ayında Ankara&#8217;ya getirilen heykel kaidesine 29 Ekim 1927 günü yerleştirilmiş ancak açılış töreni 4 Kasım 1927 tarihinde yapılmıştır. Anıt, sonraki yıllarda &#8220;Atlı Atatürk&#8221; ismini almıştır.</p>
<p style="text-align: left;">Pietro Canonica, yapacağı heykellere model oluşturmak için 1926 yılında Ankara’ya gelir ve Mustafa Kemal ile tanışır. Mustafa Kemal’in at üzerindeki duruşu hakkında net bir fikir sahibi olmak ister. Mustafa Kemal’den, Kurtuluş Savaşı’ndan sonra bir daha giymediği askeri üniformasını giyerek ata binmesini rica eder. Savaş dönemi kapandıktan sonra askeri üniformayı giymek istemeyen Mustafa Kemal aynı zamanda uzun süre poz vermeyi sevmez. Canonica’nın ricasını geri çevirmemek için üniformasını kendisiyle aynı ölçülere sahip bir subaya giydirir ve yanına bir at verir. Canonica’ya baş kısmına bakmamasını geri kalan kısmının aynı olduğu söyler!</p>
<p style="text-align: left;"><em>Atlı Atatürk</em> anıtının üzerinde oturduğu kaide iki kısımdan oluşmaktadır. Kaidenin alt kısmında, esir düşen Trikopis’in kılıcını Atatürk’e teslim edişi, İzmir’e gelen Atatürk’e zafer çiçeklerinin verilmesi, Atatürk’ün Meclis kürsüsünde konuşması, son Osmanlı padişahı Vahdettin’in İstanbul’dan ayrılmadan önceki veda sahneleri işlenmiştir. Kaidenin üst kısmında ise Kurtuluş Savaşı’nın ardından harap Ankara’da güneşin doğuş sahnesi ve Sakarya Savaşı’nda savaş meydanını devrilmiş toplarla yıkılmış savaş arabalarının arkasından yükselen hafif bir duman tasvir edilmiştir.</p>
<p style="text-align: left;">Yükselen dumanı ve doğan güneş imgelerinin <em>Atlı Atatürk</em> heykeli ile buluştuğu başka bir eser de ressam Feyhaman Duran’a aittir. Ressamın heykelle aynı adı taşıyan tablosunda arka planda sabah saatlerinde yükselen duman, güçlü devletin insanlara sağladığı huzuru işaret eder.</p>
<figure id="attachment_118219" aria-describedby="caption-attachment-118219" style="width: 406px" class="wp-caption aligncenter"><img loading="lazy" decoding="async" class="wp-image-118219" src="https://netreklam.net/wp-content/uploads/2022/03/feyhaman-1-843x1024.jpg" alt="" width="406" height="493" srcset="https://lavarla.com/wp-content/uploads/2022/03/feyhaman-1-843x1024.jpg 843w, https://lavarla.com/wp-content/uploads/2022/03/feyhaman-1-247x300.jpg 247w, https://lavarla.com/wp-content/uploads/2022/03/feyhaman-1-768x933.jpg 768w, https://lavarla.com/wp-content/uploads/2022/03/feyhaman-1-800x972.jpg 800w, https://lavarla.com/wp-content/uploads/2022/03/feyhaman-1.jpg 1200w" sizes="(max-width: 406px) 100vw, 406px" /><figcaption id="caption-attachment-118219" class="wp-caption-text">Atlı Atatürk tablosu.</figcaption></figure>
<p style="text-align: left;">Feyhaman Duran, Paris’te eğitim gördüğü sırada benimsediği empresyonizm (izlenimcilik) akımından etkilenir. Kendisine asıl ün kazandıran portrecilik alanında, empresyonizmin temel unsurları ışık ve gölgeyi başarılı bir şekilde kullanır. Çok sayıda tanınmış kişinin portresini yapsa da sanat kariyerindeki en önemli portre 1937 yılında yaptığı Atatürk portresidir. Feyhaman Duran, sanat tarihinde Türk izlenimcileri olarak da anılan “Çallı Kuşağı” ressamları arasına dahil edilir.</p>
<figure id="attachment_118246" aria-describedby="caption-attachment-118246" style="width: 628px" class="wp-caption aligncenter"><img loading="lazy" decoding="async" class="wp-image-118246 size-full" src="https://netreklam.net/wp-content/uploads/2022/03/feyhaman_portre-1.jpg" alt="" width="628" height="411" srcset="https://lavarla.com/wp-content/uploads/2022/03/feyhaman_portre-1.jpg 628w, https://lavarla.com/wp-content/uploads/2022/03/feyhaman_portre-1-300x196.jpg 300w" sizes="(max-width: 628px) 100vw, 628px" /><figcaption id="caption-attachment-118246" class="wp-caption-text">Feyhaman Duran ve Atatürk portresi.</figcaption></figure>
<p style="text-align: left;">Nazmi Ziya Güran, Hüseyin Avni Lifij, Hikmet Onat, Namık İsmail, Ruhi Arel gibi sanatçıların da dahil edildiği kuşağa adını veren ressam İbrahim Çallı, Türk resim sanatının batı anlayışına yönelmesine öncülük etmiştir. İbrahim Çallı da kariyeri boyunca çok beğenilen Atatürk portreleri yapmıştır. En ünlü Atatürk portresi ise 1935 yılına tarihlidir. Atatürk’ün kendisine poz vermediği portrelerini, Atatürk ile arasında geçen bir sohbete dayanarak da tamamlamıştır:</p>
<p style="text-align: left;">Çallı:<br />
<em>&#8211; </em>Türk milletinin gönlündeki Mustafa Kemal&#8217;in portresini yapmama izin verir misiniz Paşam?</p>
<p style="text-align: left;">Mustafa Kemal:<br />
<em>&#8211; </em>Mademki gönüllerde yaşayan Mustafa Kemal&#8217;i çizmek istiyorsun, benim modelliğime gerek yok.</p>
<p style="text-align: left;">Atatürk ile Çallı arasındaki iz bırakan bir hatıra da Çallı’nın <em>Zeybekler Kurtuluş Savaşı’nda</em> isimli tablosu önünde yaşanmıştır. Tabloyu gören Atatürk çok sevdiği Çallı’ya, “Biz Kurtuluş Savaşı’nda yemeye ekmek bulamıyorduk, senin resmindeki atlar nasıl semirmiş böyle?” diye sorar ve bu tablonun kimseye gösterilmemesini ister. Çallı, bu tepki üzerine tablo üzerinde rötuş yaparak atı biraz daha zayıf hale getirir.</p>
<figure id="attachment_118220" aria-describedby="caption-attachment-118220" style="width: 550px" class="wp-caption aligncenter"><img loading="lazy" decoding="async" class="wp-image-118220 size-full" src="https://netreklam.net/wp-content/uploads/2022/03/ataturk_zeybekler_tablo.jpg" alt="" width="550" height="385" srcset="https://lavarla.com/wp-content/uploads/2022/03/ataturk_zeybekler_tablo.jpg 550w, https://lavarla.com/wp-content/uploads/2022/03/ataturk_zeybekler_tablo-300x210.jpg 300w" sizes="(max-width: 550px) 100vw, 550px" /><figcaption id="caption-attachment-118220" class="wp-caption-text">Zeybekler Kurtuluş Savaşı&#8217;nda tablosu.</figcaption></figure>
<p style="text-align: left;"><em>Zeybekler Kurtuluş Savaşı’nda</em> tablosu günümüzde Etnografya Müzesi’nin hemen yanındaki Resim ve Heykel Müzesi’nde sergilenmektedir. Etnografya Müzesi’ne benzer şekilde Resim ve Heykel Müzesi’nin önüne de bir heykel yerleştirmek istenir. Bu heykel, Atatürk’ten farklı bir kişiye ait olacaktır. O kişi; en güzel Atatürk portrelerini yapan ve resimde bir kuşak yetiştiren İbrahim Çallı olacaktır.</p>
<figure id="attachment_118224" aria-describedby="caption-attachment-118224" style="width: 514px" class="wp-caption aligncenter"><img loading="lazy" decoding="async" class="wp-image-118224" src="https://netreklam.net/wp-content/uploads/2022/03/calli-2-873x1024.jpg" alt="" width="514" height="602" srcset="https://lavarla.com/wp-content/uploads/2022/03/calli-2-873x1024.jpg 873w, https://lavarla.com/wp-content/uploads/2022/03/calli-2-256x300.jpg 256w, https://lavarla.com/wp-content/uploads/2022/03/calli-2-768x900.jpg 768w, https://lavarla.com/wp-content/uploads/2022/03/calli-2-1310x1536.jpg 1310w, https://lavarla.com/wp-content/uploads/2022/03/calli-2-1747x2048.jpg 1747w, https://lavarla.com/wp-content/uploads/2022/03/calli-2-800x938.jpg 800w" sizes="(max-width: 514px) 100vw, 514px" /><figcaption id="caption-attachment-118224" class="wp-caption-text">İbrahim Çallı heykeli.</figcaption></figure>
<h2 style="text-align: left;">Kaynaklar</h2>
<p style="text-align: left;"><a>Atlı Atatürk Anıtı, Etnografya Müzesi, Ankara, İşte Atatürk, </a><a href="https://isteataturk.com/g/icerik/Atli-Ataturk-Aniti-Etnografya-Muzesi-Ankara/1552">https://isteataturk.com </a>(Erişim Tarihi: 8 Mart 2022).<br />
Gültekin Eyibol, <em>Atatürk ve Resim Heykel, </em>Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları,1973.<br />
Semavi Eyice, <em>Atatürk ve Pietro Canonica</em>, İstanbul: Eren Yayıncılık, 1986.<br />
Serkan Angı, &#8220;İMİB Doğal Taş Söyleşisi&#8221;, Arkitera https://www.arkitera.com/haber/imib-dogal-tas-soylesilerinin-yeni-konugu-serkan-angi/, (Erişim Tarihi: 8 Mart 2022).<br />
Ü. Aylin Tekiner, <em>Atatürk Heykelleri: Kült, Estetik, Siyaset</em>, İstanbul: İletişim Yayınları, 2010.</p>
<p><a href="https://lavarla.com/benim-modelligime-gerek-yok/">&lt;span class=&quot;reading-mode-buttons&quot;&gt;&lt;/span&gt;Benim Modelliğime Gerek Yok&lt;span class=&quot;reading-mode-buttons&quot;&gt;&lt;/span&gt;</a> yazısı ilk önce <a href="https://lavarla.com">Lavarla - Kültür-Sanat ve Kent Yaşamı</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://lavarla.com/benim-modelligime-gerek-yok/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Dört Kişi Parkta Çektirmişiz</title>
		<link>https://lavarla.com/dort-kisi-parkta-cektirmisiz/</link>
					<comments>https://lavarla.com/dort-kisi-parkta-cektirmisiz/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Özgün Türkeli]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 08 Jan 2021 12:23:23 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Hafıza]]></category>
		<category><![CDATA[Kent]]></category>
		<category><![CDATA[Eski Ankara Fotoğrafları]]></category>
		<category><![CDATA[Fotoğraf]]></category>
		<category><![CDATA[Zafer Parkı]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.lavarla.com/?p=70082</guid>

					<description><![CDATA[<p><span class="reading-mode-buttons"></span>Edebiyat tarihinin en meşhur fotoğrafı hiç kuşkusuz Orhan Veli Kanık, Şinasi Baray, Oktay Rifat Horozcu ve Melih Cevdet Anday’ın çektirdikleri bu fotoğraftır. Fotoğrafın en önemli özelliği, Türk şiirine bambaşka bir yorum getirerek devrimsel bir harekete imza atan Orhan Veli, Oktay Rıfat ve Melih Cevdet’in aynı karede bulundukları tek fotoğraf olmasıdır. Garip akımına atfen kullanılan ve akımla [&#8230;]</p>
<p><a href="https://lavarla.com/dort-kisi-parkta-cektirmisiz/">&lt;span class=&quot;reading-mode-buttons&quot;&gt;&lt;/span&gt;Dört Kişi Parkta Çektirmişiz&lt;span class=&quot;reading-mode-buttons&quot;&gt;&lt;/span&gt;</a> yazısı ilk önce <a href="https://lavarla.com">Lavarla - Kültür-Sanat ve Kent Yaşamı</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p style="padding-left: 40px;"><img loading="lazy" decoding="async" class="wp-image-70083 size-full aligncenter" src="https://netreklam.net/wp-content/uploads/2021/01/lavarla_dort-kisi-parkta-cektirmisiz.png" alt="orhan veli melih cevdet anday rifat oktay" width="800" height="550" srcset="https://lavarla.com/wp-content/uploads/2021/01/lavarla_dort-kisi-parkta-cektirmisiz.png 800w, https://lavarla.com/wp-content/uploads/2021/01/lavarla_dort-kisi-parkta-cektirmisiz-300x206.png 300w, https://lavarla.com/wp-content/uploads/2021/01/lavarla_dort-kisi-parkta-cektirmisiz-768x528.png 768w" sizes="(max-width: 800px) 100vw, 800px" /></p>
<p style="text-align: justify;">Edebiyat tarihinin en meşhur fotoğrafı hiç kuşkusuz Orhan Veli Kanık, Şinasi Baray, Oktay Rifat Horozcu ve Melih Cevdet Anday’ın çektirdikleri bu<span style="color: #ff0000;"> </span>fotoğraftır. Fotoğrafın en önemli özelliği, Türk şiirine bambaşka bir yorum getirerek devrimsel bir harekete imza atan Orhan Veli, Oktay Rıfat ve Melih Cevdet’in aynı karede bulundukları tek fotoğraf olmasıdır. Garip akımına atfen kullanılan ve akımla bir anlamda özdeşleşen <u>fotoğraf</u>, ününü Melih Cevdet’in bu kareye bakarak yazdığı şiire borçludur.</p>
<p style="margin: 0cm; text-align: justify;">FOTOĞRAF</p>
<p style="margin: 0cm; text-align: justify;">Dört kişi parkta çektirmişiz,</p>
<p style="margin: 0cm; text-align: justify;">Ben, Orhan, Oktay, bir de Şinasi&#8230;</p>
<p style="margin: 0cm; text-align: justify;">Anlaşılan sonbahar</p>
<p style="margin: 0cm; text-align: justify;">Kimimiz paltolu, kimimiz ceketli</p>
<p style="margin: 0cm; text-align: justify;">Yapraksız arkamızdaki ağaçlar&#8230;</p>
<p style="margin: 0cm; text-align: justify;">Babası daha ölmemiş Oktay&#8217;ın,</p>
<p style="margin: 0cm; text-align: justify;">Ben bıyıksızım,</p>
<p style="margin: 0cm; text-align: justify;">Orhan, Süleyman efendiyi tanımamış.</p>
<p style="margin: 0cm; text-align: justify;">Ama ben hiç böyle mahzun olmadım;</p>
<p style="margin: 0cm; text-align: justify;">Ölümü hatırlatan ne var bu resimde?</p>
<p style="margin: 0cm; text-align: justify;">Oysa hayattayız hepimiz</p>
<p style="text-align: justify;">Bir “merak” şiiridir, <em>Fotoğraf</em>. Mısralarda adı geçen kişiler ve onların betimlenme biçimi, okurların zihninde birçok sorunun belirmesine neden olmuştur. Mesela kimdir Süleyman Efendi? Şinasi’nin bu üç şairle aynı karede yer alacak kadar yakınlığı nedir? Yoksa o da şair midir? Oktay Rıfat’ın babası ne zaman ölmüştür? Şiirin yazıldığı sırada dördünün de hayatta olmasına rağmen ölümü hatırlatan hangi duygudur? Şiir üzerine bugüne kadar kaleme alınan yazılarda, bu soruların tamamına yanıt verilmiştir. Sadece bir sorunun yanıtı yoktur çünkü o soru şimdiye kadar yeteri kadar sorulmamıştır. Acaba dört arkadaş bir sonbahar günü bu fotoğrafı hangi şehirdeki hangi parkta çektirmiştir?</p>
<p style="text-align: justify;">Cevap için geçmişe bir yolculuk yapalım. Dört arkadaş Ankara Atatürk Lisesinde birlikte okudukları ve hayatlarında Ankara dışında başka hiçbir şehirde bir arada olmadıklarına göre, fotoğrafın çekildiği şehir Ankara’dır. Oktay Rıfat’ın babası Samih Yalnızgil 1932 yılında vefat ettiğine göre, fotoğraf 1932 yılından önceki bir tarihte çekilmiştir. Fotoğrafın sol tarafında üç tane bina, binaların arkasında boş olarak gözüken iki tepe, fotoğrafın sağında diğerlerine göre daha yakın bir konumda duran bir apartman, bu apartmanın solundaysa  duvar ya da merdivene benzeyen bir yapı gözükmektedir. Ankara’nın o dönemki parkları dikkate alınıp fotoğraf, kartpostal ve resimleri incelendiğinde, fotoğrafın o zamanki ismiyle Yenişehir’de bulunan Zafer II, günümüzdeki ismiyle Atatürk Bulvarı’nda yer alan Zafer Parkı’nda çekildiği anlaşılmaktadır.</p>
<figure id="attachment_70084" aria-describedby="caption-attachment-70084" style="width: 1024px" class="wp-caption aligncenter"><img loading="lazy" decoding="async" class="wp-image-70084 size-full" src="https://netreklam.net/wp-content/uploads/2021/01/lavarla_fotograf.jpg" alt="zafer I parkı 1930lar" width="1024" height="626" srcset="https://lavarla.com/wp-content/uploads/2021/01/lavarla_fotograf.jpg 1024w, https://lavarla.com/wp-content/uploads/2021/01/lavarla_fotograf-300x183.jpg 300w, https://lavarla.com/wp-content/uploads/2021/01/lavarla_fotograf-768x470.jpg 768w, https://lavarla.com/wp-content/uploads/2021/01/lavarla_fotograf-800x489.jpg 800w" sizes="(max-width: 1024px) 100vw, 1024px" /><figcaption id="caption-attachment-70084" class="wp-caption-text">Kırmızı oklar fotoğrafın sol tarafında görünen binaları, sarı oklar ise yine sol tarafta görünen boş tepeleri göstermektedir. Fotoğraf ve çalışmalar @ankarafili hesabına aittir (1930&#8217;lu yılların başında Zafer I Parkı&#8217;nın, Zafer II Parkı&#8217;ndan görünümü).</figcaption></figure>
<figure id="attachment_70085" aria-describedby="caption-attachment-70085" style="width: 1080px" class="wp-caption aligncenter"><img loading="lazy" decoding="async" class="wp-image-70085 size-full" src="https://netreklam.net/wp-content/uploads/2021/01/lavarla_park.jpg" alt="zafer I parkı 1930lar" width="1080" height="683" srcset="https://lavarla.com/wp-content/uploads/2021/01/lavarla_park.jpg 1080w, https://lavarla.com/wp-content/uploads/2021/01/lavarla_park-300x190.jpg 300w, https://lavarla.com/wp-content/uploads/2021/01/lavarla_park-1024x648.jpg 1024w, https://lavarla.com/wp-content/uploads/2021/01/lavarla_park-768x486.jpg 768w, https://lavarla.com/wp-content/uploads/2021/01/lavarla_park-800x506.jpg 800w" sizes="(max-width: 1080px) 100vw, 1080px" /><figcaption id="caption-attachment-70085" class="wp-caption-text">Yeşil ok fotoğrafın sağ tarafında gözüken apartmanı, mavi ok ise onun solunda görülen duvar veya merdiveni göstermektedir. Fotoğraf ve çalışmalar @ankarafili hesabına aittir. (Zafer I Parkı&#8217;nın 1930&#8217;lu yılların başındaki görünümü.)</figcaption></figure>
<p style="text-align: justify;">Fotoğrafın 90 yıl önce çekildiği yere benzer noktadan ve açıdan bugün yeniden bir fotoğraf çekmek istersek karşımıza gürültülü bir bulvarın ardındaki beton bir alan, dükkânlardan ve apartmanlardan ibaret bir manzara çıkmaktadır.</p>
<figure id="attachment_70086" aria-describedby="caption-attachment-70086" style="width: 2560px" class="wp-caption aligncenter"><img loading="lazy" decoding="async" class="wp-image-70086 size-full" src="https://netreklam.net/wp-content/uploads/2021/01/lavarla_zafer-parki-scaled.jpg" alt="zafer çarşısı ve giyim dünyası" width="2560" height="1440" srcset="https://lavarla.com/wp-content/uploads/2021/01/lavarla_zafer-parki-scaled.jpg 2560w, https://lavarla.com/wp-content/uploads/2021/01/lavarla_zafer-parki-300x169.jpg 300w, https://lavarla.com/wp-content/uploads/2021/01/lavarla_zafer-parki-1024x576.jpg 1024w, https://lavarla.com/wp-content/uploads/2021/01/lavarla_zafer-parki-768x432.jpg 768w, https://lavarla.com/wp-content/uploads/2021/01/lavarla_zafer-parki-1536x864.jpg 1536w, https://lavarla.com/wp-content/uploads/2021/01/lavarla_zafer-parki-2048x1152.jpg 2048w, https://lavarla.com/wp-content/uploads/2021/01/lavarla_zafer-parki-400x225.jpg 400w, https://lavarla.com/wp-content/uploads/2021/01/lavarla_zafer-parki-600x338.jpg 600w, https://lavarla.com/wp-content/uploads/2021/01/lavarla_zafer-parki-800x450.jpg 800w, https://lavarla.com/wp-content/uploads/2021/01/lavarla_zafer-parki-1200x675.jpg 1200w, https://lavarla.com/wp-content/uploads/2021/01/lavarla_zafer-parki-1600x900.jpg 1600w, https://lavarla.com/wp-content/uploads/2021/01/lavarla_zafer-parki-2000x1125.jpg 2000w" sizes="(max-width: 2560px) 100vw, 2560px" /><figcaption id="caption-attachment-70086" class="wp-caption-text">Yaklaşık 90 yıl sonra benzer nokta ve açıdan çekilen fotoğraf.</figcaption></figure>
<p style="text-align: justify;">Oysa bu beton alan, bir zamanlar etrafı kavak ağaçlarıyla çevrilmiş bir parktır. Zafer I Parkı olarak bilinen alan, 1927 yılında açılan Mareşal Atatürk Anıtı&#8217;nın iki yanında düzenlenen ve içlerinde birer süs havuzu barındıran parklardan birisidir. Yaklaşık 40 yıl boyunca park olarak kullanılmaya devam edilen alan, 1968 yılında bugün de mevcudiyetini sürdüren Zafer Çarşısı’nın yapımı nedeniyle bu hüviyetini kaybetmiştir. Bir yer altı çarşısı olan <a href="https://netreklam.net/dostun-hikayesi-1-bolum-zafer-carsisi/" target="_blank" rel="noopener">Zafer Çarşısı</a>’nın üzerinin yeşillendirilme projesi ise günümüze ulaşmamıştır.</p>
<p style="text-align: justify;">Zafer I Parkı’nın karşısında yer alan kardeşi Zafer II Parkı’na da şehrin değişen koşulları gerekçe gösterilerek türlü projelerle göz dikilmiştir. Bu girişimlerin en ses getireni 28 Mart 1986 günü yaşanmıştır. Ankara Belediyesi, parkın bulunduğu alana otopark yapmak için sabah saatlerinde ağaç kesim işlemi başlatmıştır. Çevreden geçen insanlar, ağaçların kesilmesine büyük tepki göstermiş, 2.05 metre boyundaki milli basketbolcu Gülseren Gönül bu alanın, dedesi tarafından park olarak yapılması şartıyla bağışlandığını belirterek kendini ağaçlardan birine zincirlemiştir. Yaşanan kargaşayı parkın hemen yanında yer alan Danıştay binasındaki üyeler fark etmiş ve 200 üyenin imzasıyla kısa sürede proje hakkında yürütmeyi durdurma kararı çıkartılmıştır. Bu sayede, karar çıkana kadar kesilen üç ağacın dışındaki ağaçların canı kurtulmuştur.</p>
<figure id="attachment_70087" aria-describedby="caption-attachment-70087" style="width: 473px" class="wp-caption aligncenter"><img loading="lazy" decoding="async" class="wp-image-70087 size-full" src="https://netreklam.net/wp-content/uploads/2021/01/lavarla-agac-kesimi.jpg" alt="zafer parkı projesi ve ağaç katliamı haberi" width="473" height="390" srcset="https://lavarla.com/wp-content/uploads/2021/01/lavarla-agac-kesimi.jpg 473w, https://lavarla.com/wp-content/uploads/2021/01/lavarla-agac-kesimi-300x247.jpg 300w" sizes="(max-width: 473px) 100vw, 473px" /><figcaption id="caption-attachment-70087" class="wp-caption-text">29.03.1986 tarihli Ulus Gazetesi haberi.</figcaption></figure>
<p style="text-align: justify;">Zafer Parkı bugün metro inşaatı nedeniyle büyük oranda kullanım dışında olsa da inşaat tamamlandıktan sonra alan düzenlenerek yeniden park hüviyetine kavuşturulacaktır. Hazır park yeniden düzenlenirken bir zamanlar Ankara’da yaşamış bu dört değerli insanın, çektirdikleri <u>fotoğraf</u> ilham alınarak heykelleri yapılsa, parka gelenler o heykelle fotoğraf çektirse, şehrin güzelim tarihine bir göz kırpılsa hoş olmaz mı? Her ne kadar böyle bir heykelin yapılması ile ilgili bir düşünce daha önce dile getirilse de bugüne kadar eyleme dönüşmemiştir. Günün birinde o heykel yapılacaktır ancak asıl konu heykelin nereye yerleştirileceğidir. Heykelin Zafer Parkı dışında başka bir yere yerleştirilmesi, “fotoğrafı” eksik bırakacaktır.</p>
<h2>Kaynakça</h2>
<p>[1] Oral, H. (2015). Bir Roman Kahramanı Orhan Veli. İstanbul: Yapı Kredi Yayınları.<br />
[2] <a href="https://xfs-1.ikon-x.com.tr:8880/mulkiye/2015/09/6.pdf">https://xfs-1.ikon-x.com.tr:8880/mulkiye/2015/09/6.pdf</a><br />
[3] <a href="http://aliinandim.blogspot.com/2012/03/zafer-degil-maglup-meydani.html">http://aliinandim.blogspot.com/2012/03/zafer-degil-maglup-meydani.html</a><br />
[4] <a href="https://jag.journalagent.com/jas/pdfs/JAS_3_1_105_136.pdf">https://jag.journalagent.com/jas/pdfs/JAS_3_1_105_136.pdf</a><br />
[5] <a href="https://www.instagram.com/ankarafili/?hl=tr">@ankarafili</a></p>
<hr />
<p>Yazarın bizleri Metin Altıok&#8217;un evine götürdüğü yazısı için: &#8220;<a href="https://netreklam.net/yandigimin-resmidir/">Yandığımın Resmidir&#8221;</a></p>
<p><a href="https://lavarla.com/dort-kisi-parkta-cektirmisiz/">&lt;span class=&quot;reading-mode-buttons&quot;&gt;&lt;/span&gt;Dört Kişi Parkta Çektirmişiz&lt;span class=&quot;reading-mode-buttons&quot;&gt;&lt;/span&gt;</a> yazısı ilk önce <a href="https://lavarla.com">Lavarla - Kültür-Sanat ve Kent Yaşamı</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://lavarla.com/dort-kisi-parkta-cektirmisiz/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>&#8220;Yandığımın Resmidir&#8221;</title>
		<link>https://lavarla.com/yandigimin-resmidir/</link>
					<comments>https://lavarla.com/yandigimin-resmidir/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Özgün Türkeli]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 29 Sep 2020 19:11:48 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Hafıza]]></category>
		<category><![CDATA[Kent]]></category>
		<category><![CDATA[Ankara]]></category>
		<category><![CDATA[Madımak]]></category>
		<category><![CDATA[Mete Apartmanı]]></category>
		<category><![CDATA[Metin Altıok]]></category>
		<category><![CDATA[Sivas Katliamı]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://lavarla.com/?p=42701</guid>

					<description><![CDATA[<p><span class="reading-mode-buttons"></span>Feridun Andaç paylaşmıştı bu adresi, sanırım bir buluşma günü için kendisine bırakmışsın. Şimdi ben tam da bu adresin tarif ettiği yerdeyim: Mete Apartmanı’nda. Yani oturduğun son evin önünde. Sana güzel haberlerim var. Belediye ve mahalleli seni unutmamış. Apartmanın yakınında, belki de pencerenden bile görülebilecek bir yere senin adını taşıyan bir park yapmışlar. Parkın içine, herkesin [&#8230;]</p>
<p><a href="https://lavarla.com/yandigimin-resmidir/">&lt;span class=&quot;reading-mode-buttons&quot;&gt;&lt;/span&gt;&#8220;Yandığımın Resmidir&#8221;&lt;span class=&quot;reading-mode-buttons&quot;&gt;&lt;/span&gt;</a> yazısı ilk önce <a href="https://lavarla.com">Lavarla - Kültür-Sanat ve Kent Yaşamı</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p style="text-align: justify;">Feridun Andaç paylaşmıştı bu adresi, sanırım bir buluşma günü için kendisine bırakmışsın. Şimdi ben tam da bu adresin tarif ettiği yerdeyim: Mete Apartmanı’nda. Yani oturduğun son evin önünde.</p>
<figure id="attachment_42707" aria-describedby="caption-attachment-42707" style="width: 2560px" class="wp-caption alignnone"><img loading="lazy" decoding="async" class="wp-image-42707 size-full" src="https://lavarla.com/wp-content/uploads/2020/08/adres-scaled.jpg" alt="feridun andaç metin altıok adres ankara not" width="2560" height="1446" srcset="https://lavarla.com/wp-content/uploads/2020/08/adres-scaled.jpg 2560w, https://lavarla.com/wp-content/uploads/2020/08/adres-300x169.jpg 300w, https://lavarla.com/wp-content/uploads/2020/08/adres-1024x578.jpg 1024w, https://lavarla.com/wp-content/uploads/2020/08/adres-768x434.jpg 768w, https://lavarla.com/wp-content/uploads/2020/08/adres-1536x868.jpg 1536w, https://lavarla.com/wp-content/uploads/2020/08/adres-2048x1157.jpg 2048w, https://lavarla.com/wp-content/uploads/2020/08/adres-696x393.jpg 696w, https://lavarla.com/wp-content/uploads/2020/08/adres-1068x603.jpg 1068w, https://lavarla.com/wp-content/uploads/2020/08/adres-744x420.jpg 744w" sizes="(max-width: 2560px) 100vw, 2560px" /><figcaption id="caption-attachment-42707" class="wp-caption-text">Feridun Andaç&#8217;ın paylaştığı ve Metin Altıok&#8217;un iletişim bilgilerinin yazılı olduğu not.</figcaption></figure>
<p style="text-align: justify;">Sana güzel haberlerim var. Belediye ve mahalleli seni unutmamış. Apartmanın yakınında, belki de pencerenden bile görülebilecek bir yere senin adını taşıyan bir park yapmışlar. Parkın içine, herkesin <em>Ah Kavaklar</em> diye bildiği ama ismi <em>Öndeyiş</em> olan şiirine ithafen kavak ağacı dikmek istemişler; ancak kavak dikiminin yasak olması nedeniyle ona en yakın tür olan iki tane akçaağacı toprakla buluşturmuşlar. Komşuların, bir adım daha atarak apartmanın girişine “Şair Metin Altıok Bu Evde Yaşadı” yazan bir levha çakmışlar. Böylece Mete Apartmanı, bir betonarme yapının alabileceği en yüksek rütbeyi omzuna takmış.</p>
<figure id="attachment_42705" aria-describedby="caption-attachment-42705" style="width: 2000px" class="wp-caption alignnone"><img loading="lazy" decoding="async" class="wp-image-42705 size-full" src="https://lavarla.com/wp-content/uploads/2020/08/apartman.jpg" alt="mete apartmanı metin altıok" width="2000" height="1600" srcset="https://lavarla.com/wp-content/uploads/2020/08/apartman.jpg 2000w, https://lavarla.com/wp-content/uploads/2020/08/apartman-300x240.jpg 300w, https://lavarla.com/wp-content/uploads/2020/08/apartman-1024x819.jpg 1024w, https://lavarla.com/wp-content/uploads/2020/08/apartman-768x614.jpg 768w, https://lavarla.com/wp-content/uploads/2020/08/apartman-1536x1229.jpg 1536w, https://lavarla.com/wp-content/uploads/2020/08/apartman-696x557.jpg 696w, https://lavarla.com/wp-content/uploads/2020/08/apartman-1068x854.jpg 1068w, https://lavarla.com/wp-content/uploads/2020/08/apartman-525x420.jpg 525w" sizes="(max-width: 2000px) 100vw, 2000px" /><figcaption id="caption-attachment-42705" class="wp-caption-text">Mete Apartmanı ve apartmanı girişine asılan levha.</figcaption></figure>
<p style="text-align: justify;">Sen kuşkusuz Ankara’yı en çok ve en güzel özleyen kişiydin. Yine böyle özlemle dolduğun bir zaman, çıkıp gelsen anılardan, uzun yürüyüşler yapsan kestane ağaçlarının altında, rengarenk bir bahçe bulsan çoktan kapanmış Begül’ün yerine, küçük bir sahaf belki, kepenklerini indirmiş Toplum Kitabevi’nin yerine, <a href="https://netreklam.net/mekanlar-ve-hikayeler-viii-tavukcu-lokantasi-amy-winehouseu-kim-oldurdu/" target="_blank" rel="noopener">Tavukçu Lokantası</a>’nın yeni binasına gitsen mesela, göçüp gitmiş dostlarının yerine başkalarını bulsan, hızla değişen bu şehrin imlasını bize böyle böyle öğretsen, bir de artık hiç konuşulmayan anadilini hatırlatsan herkese, güzceyi ölü bir dil olmaktan kurtarsan.</p>
<p style="text-align: justify;">Biliyorum. Ankara’ya duyduğun özlemin en büyük nedeni kızın Zeynep’e olan kavuşma isteğindi. İzmir ve Bingöl’den, Bestekar Sokak 51/5 Kavaklıdere adresine gönderdiğin mektuplardan nedense aklımda en çok şu satırlar kalmış:</p>
<p style="text-align: justify;"><em>“</em>… Ama yine de bir yolunu bulup ödül töreninden sonra gelip seninle Kasım ortaları Ankara’da birlikte olmayı ölesiye istiyorum. Hatırlar mısın seninle bir vakitler ceplerimize sarı yapraklar doldurmuş, evde onları uhu ile birbirine yapıştırarak bakır tepsi için bir sonbahar örtüsü yapmıştık. Günlerce durmuştu tepsinin üstünde bozulmadan. Kısmetse yine diyelim<em>.”</em></p>
<figure id="attachment_42704" aria-describedby="caption-attachment-42704" style="width: 672px" class="wp-caption alignnone"><img loading="lazy" decoding="async" class="wp-image-42704" src="https://lavarla.com/wp-content/uploads/2020/08/mektup.jpg" alt="metin altıok mektup" width="672" height="480" srcset="https://lavarla.com/wp-content/uploads/2020/08/mektup.jpg 601w, https://lavarla.com/wp-content/uploads/2020/08/mektup-300x214.jpg 300w, https://lavarla.com/wp-content/uploads/2020/08/mektup-100x70.jpg 100w, https://lavarla.com/wp-content/uploads/2020/08/mektup-588x420.jpg 588w" sizes="(max-width: 672px) 100vw, 672px" /><figcaption id="caption-attachment-42704" class="wp-caption-text">Metin Altıok&#8217;un, kızı Zeynep&#8217;e gönderdiği mektuplardan birinin zarfı.</figcaption></figure>
<p style="text-align: justify;">En çok şair olarak tanınmak hoşuna gidiyordu ancak ilk şiir kitabını yayımladığın 1978 yılına kadar herkesin gözünde sen yetenekli bir ressamdın. Ankara Devlet Güzel Sanatlar Galerisi ve Fransız Kültür Merkezi’nde kişisel sergiler bile açmıştın. Gizli gizli yazdığın şiirler, <em>Gezgin</em> ismiyle kitaplaşınca ressamlıktan şairliğe terfi ettin. Bundan sonra resimlerin, daha çok yazdığın mektuplarda kenar süsü olarak yer aldı. <em>Dörtlükler ve Desenler</em> isimli kitabında ise resimlerini ve şiirlerini aynı çatı altında buluşturdun.</p>
<p style="text-align: justify;">Bir yazında, Ankara’yı şiirin gerçek başkenti olarak tanımlıyor ve yazıyı, <span style="color: #ff0000;"><span style="color: #000000;">öldüğünde</span> </span>Ankara’ya gömülmek istediğini belirterek bitiriyordun. 1993 senesinin 9 Temmuz günü, Sivas’tan helikopterle bilincin kapalı bir şekilde getirildiğin GATA Ağır Yanık Ünitesi’nde yaşama tutunamadın. Bir anlamda isteğin gerçekleşti, şehrinin toprağına emanet edildin. Gözümüze yaş düştün.</p>
<figure id="attachment_42706" aria-describedby="caption-attachment-42706" style="width: 1067px" class="wp-caption alignnone"><img loading="lazy" decoding="async" class="wp-image-42706 size-full" src="https://lavarla.com/wp-content/uploads/2020/08/madımak.png" alt="madımak" width="1067" height="1366" srcset="https://lavarla.com/wp-content/uploads/2020/08/madımak.png 1067w, https://lavarla.com/wp-content/uploads/2020/08/madımak-234x300.png 234w, https://lavarla.com/wp-content/uploads/2020/08/madımak-800x1024.png 800w, https://lavarla.com/wp-content/uploads/2020/08/madımak-768x983.png 768w, https://lavarla.com/wp-content/uploads/2020/08/madımak-696x891.png 696w, https://lavarla.com/wp-content/uploads/2020/08/madımak-328x420.png 328w" sizes="(max-width: 1067px) 100vw, 1067px" /><figcaption id="caption-attachment-42706" class="wp-caption-text">Eskiden Madımak Oteli olan Sivas Bilim ve Kültür Merkezi.</figcaption></figure>
<p style="text-align: justify;">Geçen cumartesi Sivas’taydım Metin Ağabey, Madımak’ın önünde. Otel değildi artık, bilim ve kültür merkezi olarak işlev görüyordu. Aslında bir işlev görmüyor, sokağın üzerindeki diğer binalar gibi hissizleşmiş ve uyuşmuş bir halde öylece duruyordu. Cebimde, kendini çizdiğin o meşhur resmin vardı, hani Sivas’a yola çıkmadan evvel evindeki masanın üzerine bıraktığın ve eşin Nebahat Hanım’a dönerek “<span style="text-decoration: underline;">Yandığımın resmidir</span>,” dediğin resim. Cebimden çıkartamadım onu çünkü karşımdaki bina, kalın bir kabukla örttüğü yarasının deşilmesini belli ki hiç istemiyordu. Deşmedim ben de, sadece mırıldandım:</p>
<p>Ömrümce kendimi hep sözde buldum<br />
Söz cehennemdi yanıp kavruldum<br />
Yeniden doğdum kendi külümden<br />
Ben Anka’ydım konuşuldum</p>
<h2>Kaynakça</h2>
<p>[1] Akatlı, Z.A. (2013).<em> Gölgesi Yıldız Dolu</em>, İstanbul: Doğan Kitap.<br />
[2] Altıok, M. (2015). <em>Metin Altıok’tan Zeynep’e Mektuplar</em>, İstanbul: Kırmızı Kedi Yayınevi.<br />
[3] Altıok, M. (2013). <em>Bir Acıya Kiracı</em>, Kırmızı Kedi Yayınevi.<br />
[4] <a href="http://www.leblebitozu.com/metin-altiokun-siirleri-ve-hayati/">http://www.leblebitozu.com/metin-altiokun-siirleri-ve-hayati/</a><br />
[5] <a href="https://www.hurriyet.com.tr/amp/altiok-parki-na-can-verirken-21426268">https://www.hurriyet.com.tr/amp/altiok-parki-na-can-verirken-21426268</a></p>
<p><a href="https://lavarla.com/yandigimin-resmidir/">&lt;span class=&quot;reading-mode-buttons&quot;&gt;&lt;/span&gt;&#8220;Yandığımın Resmidir&#8221;&lt;span class=&quot;reading-mode-buttons&quot;&gt;&lt;/span&gt;</a> yazısı ilk önce <a href="https://lavarla.com">Lavarla - Kültür-Sanat ve Kent Yaşamı</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://lavarla.com/yandigimin-resmidir/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Bambaşka Bir Şehirde Öğle Vakti</title>
		<link>https://lavarla.com/bambaska-bir-sehirde-ogle-vakti/</link>
					<comments>https://lavarla.com/bambaska-bir-sehirde-ogle-vakti/#comments</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Özgün Türkeli]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 10 Jun 2020 09:57:02 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Hafıza]]></category>
		<category><![CDATA[Kent]]></category>
		<category><![CDATA[Barış Heykeli]]></category>
		<category><![CDATA[Piknik]]></category>
		<category><![CDATA[Sevgi Soysal]]></category>
		<category><![CDATA[Yenişehir'de Bir Öğle Vakti]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://lavarla.com/?p=42569</guid>

					<description><![CDATA[<p><span class="reading-mode-buttons"></span>2017 yılının Aralık ayında, Çankaya Belediyesi’ne ait bir çöp kamyonu manevra yaparken, Tuna ve Selanik Caddeleri’nin kesişiminde yer alan Barış Heykeli’ne şiddetli bir şekilde çarpar. Daha önce de yine çöp kamyonunun çarpması nedeniyle hasar gören heykel, bu kez kaidesinden kopar ve devrilir. Devrilen heykel ve heykelden kopan parçalar Belediye ekiplerince toplanır ve onarılması için heykeltıraşı [&#8230;]</p>
<p><a href="https://lavarla.com/bambaska-bir-sehirde-ogle-vakti/">&lt;span class=&quot;reading-mode-buttons&quot;&gt;&lt;/span&gt;Bambaşka Bir Şehirde Öğle Vakti&lt;span class=&quot;reading-mode-buttons&quot;&gt;&lt;/span&gt;</a> yazısı ilk önce <a href="https://lavarla.com">Lavarla - Kültür-Sanat ve Kent Yaşamı</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p style="text-align: justify;">2017 yılının Aralık ayında, Çankaya Belediyesi’ne ait bir çöp kamyonu manevra yaparken, Tuna ve Selanik Caddeleri’nin kesişiminde yer alan <em>Barış Heykeli</em>’ne şiddetli bir şekilde çarpar. Daha önce de yine çöp kamyonunun çarpması nedeniyle hasar gören heykel, bu kez kaidesinden kopar ve devrilir. Devrilen heykel ve heykelden kopan parçalar Belediye ekiplerince toplanır ve onarılması için heykeltıraşı Burhan Alkar’a teslim edilir.</p>
<figure id="attachment_42570" aria-describedby="caption-attachment-42570" style="width: 704px" class="wp-caption aligncenter"><img loading="lazy" decoding="async" class="wp-image-42570" src="https://lavarla.com/wp-content/uploads/2020/05/baris-heykeli-devrildi.jpg" alt="barış heykeli sakarya" width="704" height="469" srcset="https://lavarla.com/wp-content/uploads/2020/05/baris-heykeli-devrildi.jpg 572w, https://lavarla.com/wp-content/uploads/2020/05/baris-heykeli-devrildi-300x200.jpg 300w" sizes="(max-width: 704px) 100vw, 704px" /><figcaption id="caption-attachment-42570" class="wp-caption-text">Çöp kamyonun çarpması sonucu devrilen Barış Heykeli <span style="color: #000000;">(Kaynak: Hürriyet Gazetesi)</span></figcaption></figure>
<p style="text-align: justify;">Burhan Alkar heykeli, 1979 yılında, dönemin Belediye Başkanı Ali Dinçer’in siparişi üzerine Kızılay’da yayalaştırılacak caddelerden birine konulması için yapmıştır. Heykeldeki güvercin uçuran kadın ve erkek figürler, 60’lı yılların sonunda başlayıp 70’li yıllarda iyice alevlenen sağ-sol çatışmalarına duyulan tepkiyi betimlemektedir.</p>
<p style="text-align: justify;"><em>Barış Heykeli</em>’nin devrildiği noktada, 46 yıl önce gürültü ile devrilen başka bir şey daha vardır: Büyük bir kavak ağacı. Kavağın yerden kaldırılması için itfaiye çağrılır. Etraf meraklı insanlarla doludur. Kalabalığın içinde yazar Sevgi Soysal da vardır. Müdavimi olduğu Piknik’in hemen yakınında cereyan eden bu olay, ona yeni bir roman için ilham verir. <em>Yenişehir’de Bir Öğle Vakti</em>’nin ilk satırları bu kavak ağacı ile başlar:</p>
<p style="text-align: justify;">“Sanki büyük bir gürültüyle devrilecekmişçesine sallandı kavak. O her an oluşan, değişen şeyleri görmeyenler sezmediler bunu. Öğlendi. Kızılay semtinin en civcivli, gürültülü, servisi en çabuk, en ayakaltı yeri olan Piknik’in oraya akıyordu kalabalık.”</p>
<figure id="attachment_42573" aria-describedby="caption-attachment-42573" style="width: 337px" class="wp-caption aligncenter"><img loading="lazy" decoding="async" class="wp-image-42573" src="https://lavarla.com/wp-content/uploads/2020/05/sevgi-soysal-scaled.jpg" alt="" width="337" height="497" srcset="https://lavarla.com/wp-content/uploads/2020/05/sevgi-soysal-scaled.jpg 1737w, https://lavarla.com/wp-content/uploads/2020/05/sevgi-soysal-204x300.jpg 204w, https://lavarla.com/wp-content/uploads/2020/05/sevgi-soysal-695x1024.jpg 695w, https://lavarla.com/wp-content/uploads/2020/05/sevgi-soysal-768x1132.jpg 768w, https://lavarla.com/wp-content/uploads/2020/05/sevgi-soysal-1042x1536.jpg 1042w, https://lavarla.com/wp-content/uploads/2020/05/sevgi-soysal-1390x2048.jpg 1390w, https://lavarla.com/wp-content/uploads/2020/05/sevgi-soysal-696x1025.jpg 696w, https://lavarla.com/wp-content/uploads/2020/05/sevgi-soysal-1068x1574.jpg 1068w, https://lavarla.com/wp-content/uploads/2020/05/sevgi-soysal-285x420.jpg 285w" sizes="(max-width: 337px) 100vw, 337px" /><figcaption id="caption-attachment-42573" class="wp-caption-text">Sevgi Soysal ve Yenişehir&#8217;de Bir Öğle Vakti.</figcaption></figure>
<p style="text-align: justify;">Kavak ağacının bir metafor olarak, çürümüş ve tutunacak kökü kalmamış “sistemi” anlattığı roman, kavağın sallanıp yıkılmasına dek geçen bir öğle vakti uzunluğundaki bir buçuk saatlik süreyi kapsar. Romanda, en az kavak ağacı kadar Piknik’in de adı geçer. 1953 yılında açılan ve uzun yıllar Ankara’nın en popüler yeme-içme mekanlarından olan Piknik, sanatçılardan memurlara, öğretmenlerden akademisyenlere kadar geniş bir müşteri yelpazesine hitap etmiştir. Sevgi Soysal, romandaki birbirinden farklı ama birbirleriyle bir o kadar da ilintili karakterleri Piknik’te ve onun çevresinde yaptığı gözlemlerle yaratmıştır.</p>
<p style="text-align: justify;">Dönemin siyasi kavgaları ülkeyi 12 Mart 1971 Muhtırası’na götürür. Muhtıra sonrasında birçok yazar baskı görür ve tutuklanır. Sevgi Soysal da, 1970 yılında yazdığı <em>Yürümek</em> isimli kitabı nedeniyle yargılanır ve Yıldırım Bölge Kadınlar Koğuşu’nda sekiz ay tutuklu kalır. <em>Yenişehir’de Bir Öğle Vakti</em>’ni bu koğuşta, her gün sekiz sayfa olmak üzere yazmaya başlar ve daha sonra sürgüne gönderildiği Adana’da, 1973 yılında tamamlar. Roman, 1974 yılı Orhan Kemal Roman Ödülü’nü kazanır. Sevgi Soysal 1976 yılında vefat eder.</p>
<figure id="attachment_42571" aria-describedby="caption-attachment-42571" style="width: 683px" class="wp-caption aligncenter"><img loading="lazy" decoding="async" class="wp-image-42571" src="https://lavarla.com/wp-content/uploads/2020/05/baris-heykeli-onarildi.jpg" alt="" width="683" height="1024" srcset="https://lavarla.com/wp-content/uploads/2020/05/baris-heykeli-onarildi.jpg 683w, https://lavarla.com/wp-content/uploads/2020/05/baris-heykeli-onarildi-200x300.jpg 200w, https://lavarla.com/wp-content/uploads/2020/05/baris-heykeli-onarildi-280x420.jpg 280w" sizes="(max-width: 683px) 100vw, 683px" /><figcaption id="caption-attachment-42571" class="wp-caption-text">Burhan Alkar ve Barış Heykeli (Kaynak: <a href="http://www.cankayagazetesi.com/2018/04/kizilay-a-baris-heykeli/" target="_blank" rel="noopener noreferrer">Çankaya Gazetesi</a>)</figcaption></figure>
<p style="text-align: justify;">Devrilen ve zarar gören Barış Heykeli, Burhan Alkar ve öğrencileri tarafından onarıldıktan sonra Çankaya Belediyesi tarafından 23 Nisan 2018 günü tekrar yerine konulur. Çevrede yükselen binaların güneşi engellemesi nedeniyle heykel, daha iyi ışık alabileceği bir yöne çevrilir. Yerine konulmasının üzerinden henüz bir ay bile geçmemişken, bu kez içecek taşıyan bir kamyon heykele çarparak kadın figürün koluna zarar verir. Heykel, onarıma gitmek için bir kez daha kaidesinden sökülür. 2018 yılının Ekim ayında sağlam bir şekilde yine aynı yere konulur.</p>
<figure id="attachment_42572" aria-describedby="caption-attachment-42572" style="width: 1761px" class="wp-caption aligncenter"><img loading="lazy" decoding="async" class="wp-image-42572 size-full" src="https://lavarla.com/wp-content/uploads/2020/05/baris-heykeli-scaled.jpg" alt="" width="1761" height="2560" srcset="https://lavarla.com/wp-content/uploads/2020/05/baris-heykeli-scaled.jpg 1761w, https://lavarla.com/wp-content/uploads/2020/05/baris-heykeli-206x300.jpg 206w, https://lavarla.com/wp-content/uploads/2020/05/baris-heykeli-704x1024.jpg 704w, https://lavarla.com/wp-content/uploads/2020/05/baris-heykeli-768x1116.jpg 768w, https://lavarla.com/wp-content/uploads/2020/05/baris-heykeli-1057x1536.jpg 1057w, https://lavarla.com/wp-content/uploads/2020/05/baris-heykeli-1409x2048.jpg 1409w, https://lavarla.com/wp-content/uploads/2020/05/baris-heykeli-696x1012.jpg 696w, https://lavarla.com/wp-content/uploads/2020/05/baris-heykeli-1068x1553.jpg 1068w, https://lavarla.com/wp-content/uploads/2020/05/baris-heykeli-289x420.jpg 289w" sizes="(max-width: 1761px) 100vw, 1761px" /><figcaption id="caption-attachment-42572" class="wp-caption-text">Barış Heykeli&#8217;nin son hali ve hemen arkasında eskiden Piknik&#8217;in olduğu simitçi.</figcaption></figure>
<p style="text-align: justify;">Bugün o iki caddenin kesiştiği noktada <a href="https://lavarla.com/flanorun-olgunlar-sakarya-caddesi-yuruyusu/" target="_blank" rel="noopener noreferrer">Piknik</a> yoktur, yerinde simitçi vardır ama Kızılay’daki çoğu yemek mekanına ismini yadigar bırakmıştır. Sevgi Soysal yoktur ama kitapları kitapçıların vitrinindedir. Kavak ağacı yoktur, yerinde bir heykel vardır, bir dönemin son hatırası olan noktayı artık o bekleyecektir. Güvercinler vardır, güvercin figürünün üzerine konan. Yine bir <span style="text-decoration: underline;">öğle vaktidir</span> ama Yenişehir yoktur, sakinleriyle uzaklarda kalmıştır, artık yerinde bambaşka bir şehir vardır.</p>
<h2 style="text-align: justify;">Kaynakça</h2>
<p style="margin: 0cm; margin-bottom: .0001pt;">[1] Soysal, S. (2017). <em>Yenişehir’de Bir Öğle Vakti.</em> İstanbul:İletişim Yayınları.<br />
[2] Tonga N., (2019). <em>Bir Edebi Muhit Olarak Ankara.</em> Ankara:Çolpan Kitap.</p>
<p style="margin: 0cm; margin-bottom: .0001pt;">[3] Çağlar, N., Ultav, Z.T., Boyacıoğlu, E. (2013), <em>Sevgi Soysal ve Yenişehir&#8217;de Bir Öğle Vakti Romanından Mimari/Kentsel Mekana İlişkin Çıkarımlar.</em> İzmir: Dokuz Eylül Edebiyat Fakültesi Dergisi.</p>
<p style="margin: 0cm; margin-bottom: .0001pt;">[4] <a href="http://www.cankayagazetesi.com/2018/04/kizilay-a-baris-heykeli/">http://www.cankayagazetesi.com/2018/04/kizilay-a-baris-heykeli/</a><br />
[5] <a href="https://www.hurriyet.com.tr/baris-heykelini-cop-kamyonu-yikti-40655711">https://www.hurriyet.com.tr/baris-heykelini-cop-kamyonu-yikti-40655711 </a></p>
<p><a href="https://lavarla.com/bambaska-bir-sehirde-ogle-vakti/">&lt;span class=&quot;reading-mode-buttons&quot;&gt;&lt;/span&gt;Bambaşka Bir Şehirde Öğle Vakti&lt;span class=&quot;reading-mode-buttons&quot;&gt;&lt;/span&gt;</a> yazısı ilk önce <a href="https://lavarla.com">Lavarla - Kültür-Sanat ve Kent Yaşamı</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://lavarla.com/bambaska-bir-sehirde-ogle-vakti/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>2</slash:comments>
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
