<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Ankara Film Festivali arşivleri - Lavarla - Kültür-Sanat ve Kent Yaşamı</title>
	<atom:link href="https://lavarla.com/etiket/ankara-film-festivali/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://lavarla.com/etiket/ankara-film-festivali/</link>
	<description>Lavarla için her insan ve her hikaye, ucundan Ankara&#039;ya dokunuyorsa anlatmaya değerdir.</description>
	<lastBuildDate>Tue, 18 Nov 2025 09:20:37 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	<generator>https://wordpress.org/?v=6.8.2</generator>

<image>
	<url>https://lavarla.com/wp-content/uploads/2024/05/fav-150x150.png</url>
	<title>Ankara Film Festivali arşivleri - Lavarla - Kültür-Sanat ve Kent Yaşamı</title>
	<link>https://lavarla.com/etiket/ankara-film-festivali/</link>
	<width>32</width>
	<height>32</height>
</image> 
	<item>
		<title>Ölümün bizi hazırlıksız yakalayamayacağı şekilde yaşamak mümkün mü?</title>
		<link>https://lavarla.com/olumun-bizi-hazirliksiz-yakalayamayacagi-sekilde-yasamak-mumkun-mu/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Zeynep Naz İnansal]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 18 Nov 2025 06:19:12 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Festival]]></category>
		<category><![CDATA[Pusula]]></category>
		<category><![CDATA[Sinema]]></category>
		<category><![CDATA[Ankara Film Festivali]]></category>
		<category><![CDATA[Beter Go Mad in the Wild]]></category>
		<category><![CDATA[Doğada Delirmek Daha İyi]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://lavarla.com/?p=139382</guid>

					<description><![CDATA[<p><span class="reading-mode-buttons"></span>Modern dünyanın stresi ve bitmek bilmeyen bildirimlerin ortasında yer yer aklımıza gelen, her şeyi bırakıp doğada yaşama isteğini bilirsiniz. Elimizde kahvemizle, huzur içinde manzarayı izlerken kulağımızda yalnızca kuş sesleri olduğunu düşleriz. Halbuki her şeyden uzaklaşma dürtüsüyle kurduğumuz bu hayal, etraflıca düşünmediğimiz farklı zorluklarıyla gelir. Doğanın çetin şartlarını tek başımıza göğüslemek, tüm ihtiyaçlarımızı kendimiz gidermek ve [&#8230;]</p>
<p><a href="https://lavarla.com/olumun-bizi-hazirliksiz-yakalayamayacagi-sekilde-yasamak-mumkun-mu/">&lt;span class=&quot;reading-mode-buttons&quot;&gt;&lt;/span&gt;Ölümün bizi hazırlıksız yakalayamayacağı şekilde yaşamak mümkün mü?&lt;span class=&quot;reading-mode-buttons&quot;&gt;&lt;/span&gt;</a> yazısı ilk önce <a href="https://lavarla.com">Lavarla - Kültür-Sanat ve Kent Yaşamı</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Modern dünyanın stresi ve bitmek bilmeyen bildirimlerin ortasında yer yer aklımıza gelen, her şeyi bırakıp doğada yaşama isteğini bilirsiniz. Elimizde kahvemizle, huzur içinde manzarayı izlerken kulağımızda yalnızca kuş sesleri olduğunu düşleriz. Halbuki her şeyden uzaklaşma dürtüsüyle kurduğumuz bu hayal, etraflıca düşünmediğimiz farklı zorluklarıyla gelir. Doğanın çetin şartlarını tek başımıza göğüslemek, tüm ihtiyaçlarımızı kendimiz gidermek ve tabii binbir yöntemle susturmaya alıştığımız kafamızın içindeki seslerle baş başa kalmak gibi. Peki her durumda zorlanacak ve hatta delireceksek, doğada delirmek mi daha iyi?</p>
<p>Yönetmen Miro Remo’nun belgeseli <em>Doğada Delirmek Daha İyi</em> (<em>Beter Go Mad in the Wild</em>) Çekya’nın dağlık Šumava bölgesinde bir çiftlikte yaşayan 60’lı yaşlardaki ikiz kardeşlerin izole ve büyülü hayatına konuk oluyor. Gazeteci Aleš Palán’ın aynı adlı kitabından esinle yola çıkan film, hayatları boyunca aynı çiftlikte yaşamış ve birbirinden hiç kopmamış Ondrej ve Franta kardeşler üzerinden dış dünya, hayat ve doğayla bağlarımızı sorguluyor. Dünya prömiyerini yaptığı Karlovy Vary Uluslararası Film Festivali’nde Kristal Küre’ye (Büyük Ödül) layık görülen belgesel, İstanbul’daki Filmekimi gösterimlerinin ardından bu kez Ankara Film Festivali programında karşımıza çıkıyor.</p>
<h2>Gerçeküstü bir dünya</h2>
<p>Çek-Alman sınırında, dev ağaçların ortasında, derme çatma bir çiftlikteyiz. Uzun sakallarıyla masallardan fırlamış gibi görünen tıpatıp aynı iki yaşlı adamla tanışıyoruz. Diyalog ve hareketleri birbirini tamamlayan ikili, hem huysuz hem de sempatikler. Onları çevreleyen benzersiz manzaraya, tavukları ve inekleri eşlik ediyor. Seyirci olarak neyin ortasına düştüğümüzü ve bizi ne tür bir hikayenin beklediğini anlamaya çalışıyoruz. İneklerden Nandy, donuk gözlerle anlatıcı rolünü üstlenip ikiz kardeşlerin hikayesini anlatmaya başlayınca, kendimizi bu gerçek üstü dünyaya bırakmaktan başka çaremiz kalmıyor.</p>
<p>Nandy’den öğrendiğimize göre bu evde doğan tek yumurta ikizleri Ondrej ve Franta, tüm hayatlarını aynı yerde geçirmişler. Okulda aradıklarını bulamayan kardeşler, gençliklerinde katıldıkları direniş hareketinden de tatmin olmamışlar. İki kişilik evlerine zaman zaman konuk olan kadınlar yüzünden bir duvar inşa etseler de, tüm kadınlar bu hayattan bunalıp evden ayrılmayı seçmiş. Onlara da birbirlerinden başka hiçbir arkadaş kalmamış. Şimdilerde 60’lı yaşlarında olan ikilinin bu saatten sonra da değişme veya yer değiştirme niyeti yok. Kendi çiftliklerinde, baş başa sürdürdükleri hayatlarını devam ettiriyorlar.</p>
<p>Kollarından birini bir kazada kaybeden Franta, kardeşlerden daha iyimser olanı. Kendini sanatçı olarak nitelendiriyor ve şiirleriyle insanlığa bir iz bırakmak istediğini anlatıyor. Uçmasına yardımcı olacak bir alet yapmaya çalışıyor ama şimdiye kadar başarılı olamamış. Ondrej ise geleceğe umutla bakan kardeşinin aksine geçmişte takılı kalan taraf diyebiliriz. Mutsuzluğunu içki ve sigarayla bastıran huysuz ihtiyar, yer yer Ay’a, yer yer de tavuklara serenat yapmaktan ve bol bol küfür etmekten çekinmiyor. Birbiriyle sık sık didişen ikilinin oyunbaz ve muzip bir tarafı da var. Biz de kendimizi bitmek bilmeyen bir oyunun ortasında hissediyoruz.</p>
<p><img decoding="async" class="aligncenter" src="https://variety.com/wp-content/uploads/2025/07/MixCollage-12-Jul-2025-03-54-PM-510.jpg?w=1000&amp;h=563&amp;crop=1" alt="Miro Remo Shows Hermit Twins in Doc 'Better Go Mad in the Wild'" /></p>
<h2>Aşina olmadığımız bir zaman dilimi</h2>
<p>Bildiğimiz anlamıyla zamanın önemsizleştiği, dış dünyanın dertlerinin geçersiz olduğu bu dünyada günlere, saatlere ve hatta mevsimlere hakim değiliz. Remo’nun beş yıla yaydığı ve kısa bloklar halinde gerçekleştirdiği çekim süreci de bu zamansızlığı pekiştiriyor. Kardeşlerin doğayla bağ kurdukları, sohbet ettikleri, kırlarda koşup oynadıkları anları izlerken zamanı onlar gibi deneyimlemeye başlıyoruz. Biz de yavaşlıyoruz, dış dünyayı ve beraberinde gelen kural ve zorunluluklarını unutuveriyoruz.</p>
<p>Yönetmen, zaman kullanımıyla olduğu kadar, mekan müdahaleleriyle de belgesel formunu esnetmeyi seçiyor. Konuşturduğu inek ve kardeşlerin oyunbazlığından destek alarak oluşturduğu kompozisyonlarla masalsı ve büyülü bir dünya yaratıyor. Duvara asılı halde veya ormanda taşındığı biçimde karşımıza çıkan ayna imgesi de ikizlerin birbiri için anlamını simgeliyor. Birbirinin aynası olarak kodlanan ikili, aynı zamanda farklı görme biçimlerini de yansıtıyorlar. Biz de yönetmenin farklı yerlerde konumlandırmayı seçtiği aynasıyla alışık olmadığımız yaşam biçimlerine farklı bir yerden bakmayı deneyimliyoruz.</p>
<h2>Kaçınılmaz ayrılığın düşündürdükleri</h2>
<p>İnek Nandy’e göre ikizleri ayırmak, bir aynayı kırma eylemine benziyor. Anne karnından beri birbirinden ayrılmamış kardeşler, sık sık ölümden bahsederken biz de bu ihtimali düşünmeden edemiyoruz. Tüm hayatlarını benzersiz bir bağla, birbirine dolanık halde geçiren ikilinin bozulduğu an, geride kalanın ne yapacağı fikri içimizi ürpertiyor. Kardeşler bu durumdan bizim kadar korkmuyor gibiler. Zira birkaç kez ölümün onları hazırlıksız yakalayamayacağı şekilde yaşamaktan bahsediyorlar. Ölüm geldiğinde hazırlıklı olmanın yolu, onlar için dolu dolu yaşamaktan, oyun oynayıp özgürce varolmaktan geçiyor. İstedikleri biçimde, kimseye hesap vermeden, kendi kuralları ve gerçeklikleriyle sürdükleri hayat, onlara çoğumuzun hissetmediği bir hayat neşesi veriyor gibi.</p>
<p>Bağımsız sinemanın çok sevdiği kırsalda hayat temasını daha önce görülmemiş bir neşe ve oyunbazlıkla işleyen <em>Doğada Delirmek Daha İyi</em>, seyirciye zamanın büküldüğü ve gündelik kaygılarımızın önemsizleştiği bir kaçış vadediyor. Giderek kendimize benzeyenlerle bizi saran algoritmalara inat, farklı hayatların ilham vericiliğini cesaretle gözler önüne seren film, modern zaman bunaltılarımıza birebir.</p>
<p><em>Doğada Delirmek Daha İyi</em>, 20 Kasım Perşembe 21.30 seansında Büyülü Fener Kızılay Sineması Salon 3’te izlenebilir.</p>
<p><a href="https://lavarla.com/olumun-bizi-hazirliksiz-yakalayamayacagi-sekilde-yasamak-mumkun-mu/">&lt;span class=&quot;reading-mode-buttons&quot;&gt;&lt;/span&gt;Ölümün bizi hazırlıksız yakalayamayacağı şekilde yaşamak mümkün mü?&lt;span class=&quot;reading-mode-buttons&quot;&gt;&lt;/span&gt;</a> yazısı ilk önce <a href="https://lavarla.com">Lavarla - Kültür-Sanat ve Kent Yaşamı</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Ankara Film Festivali 36. kez şehre dönüyor</title>
		<link>https://lavarla.com/ankara-film-festivali-36-kez-sehre-donuyor/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Lavarla]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 05 Nov 2025 09:27:04 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Gündem]]></category>
		<category><![CDATA[Ankara Etkinlik]]></category>
		<category><![CDATA[Ankara Film Festivali]]></category>
		<category><![CDATA[Büyülü Fener Kızılay]]></category>
		<category><![CDATA[Tavşan İmparatorluğu]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://lavarla.com/?p=139194</guid>

					<description><![CDATA[<p><span class="reading-mode-buttons"></span>Dünya Kitle İletişimi Araştırma Vakfı tarafından düzenlenen 36. Ankara Film Festivali 13-21 Kasım tarihleri arasında Büyülü Fener Kızılay Sineması&#8217;nda izleyiciyle buluşmaya hazırlanıyor. Festival bu yıl da ulusal yarışma filmleri, 2025&#8217;in çok konuşulan ödüllü filmlerinin Ankara&#8217;daki ilk gösterimleri ve Ankara belgeselleriyle dopdolu bir program sunuyor. Festival afişini ise bu yıl Atay Erol tasarladı. 2025’in ödüllü filmleri [&#8230;]</p>
<p><a href="https://lavarla.com/ankara-film-festivali-36-kez-sehre-donuyor/">&lt;span class=&quot;reading-mode-buttons&quot;&gt;&lt;/span&gt;Ankara Film Festivali 36. kez şehre dönüyor&lt;span class=&quot;reading-mode-buttons&quot;&gt;&lt;/span&gt;</a> yazısı ilk önce <a href="https://lavarla.com">Lavarla - Kültür-Sanat ve Kent Yaşamı</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Dünya Kitle İletişimi Araştırma Vakfı tarafından düzenlenen 36. Ankara Film Festivali 13-21 Kasım tarihleri arasında Büyülü Fener Kızılay Sineması&#8217;nda izleyiciyle buluşmaya hazırlanıyor. Festival bu yıl da ulusal yarışma filmleri, 2025&#8217;in çok konuşulan ödüllü filmlerinin Ankara&#8217;daki ilk gösterimleri ve Ankara belgeselleriyle dopdolu bir program sunuyor. Festival afişini ise bu yıl Atay Erol tasarladı.</p>
<p><img decoding="async" src="https://filmfestankara.org.tr/uploads/36AFF/sound-of-falling.jpg" alt="sound-of-falling" /></p>
<h2 class="h3 mb-3">2025’in ödüllü filmleri Galalar bölümünde</h2>
<p>Cannes Film Festivali’nin ödüllü yapımları festivalin Galalar bölümünde gösterilecek. Altın Palmiye’nin bu yılki kazananı <em>Görünmez Kaza</em> (Invisible Accident), En İyi Yönetmen ve En İyi Erkek Oyuncu ödüllerini alan Kleber Mendonça Filho filmi <em>Gizli Ajan</em>, Jüri Ödülü’nü alan Mascha Schilinski imzalı <em>Düşüşün Tınısı</em> (Sound of Falling), Latin Amerika sinemasının yeni seslerinden Simón Mesa Soto’nun Belirli Bir Bakış Özel Jüri Ödülü alan kara komedisi <em>Bir Şair</em> (A Poet), Galalar seçkisinde yer alan filmlerden.</p>
<p>Programda ayrıca; İspanyol yönetmen Carla Simón’un yas, hafıza ve aidiyet temalarının izini süren yol filmi <em>Romería</em> (Romería), Ukraynalı yönetmen Sergei Loznitsa’nın Stalin döneminde geçen politik draması <em>İki Savcı </em>(Two Prosecutors), Çek yönetmen Ondřej Provazník’in 1990’ların Çekya’sından sarsıcı #MeToo hikayesi <em>Kırık Sesler</em> (Broken Voices), çağdaş Alman sinemasının ustalarından Ulrich Köhler’in kışkırtıcı draması <em>Gavagai</em> (Gavagai), Fransız yönetmen Laurent Slama’nın dostluğa övgü niteliğindeki kent masalı <em>İkinci Şans</em> (A Second Life), Maïlys Vallade ve Liane-Cho Han’ın Annecy’den Seyirci Ödülü animasyonları <em>Küçük Amelie</em> (Little Amélie or the Character of Rain) ve Çağla Zencirci ile Guillaume Giovanetti’nin 1990’lar Ankara’sında geçen tek mekanlı gerilimi <em>Sırdaş</em> (Confidante) yer alıyor.</p>
<p>“Galalar” bölümünde yılın çok konuşulan iki belgeseli de yer alıyor: Ocak ayında kaybettiğimiz sinema dehası David Lynch’in ardında bıraktığı büyüleyici ve esrarengiz külliyatı araştıran Stéphane Ghez imzalı <em>David Lynch: Bir Hollywood Gizemi</em> (David Lynch: A Hollywood Mystery) ve Sepideh Farsi’nin Gazze’de yaşayan genç foto muhabir Fatma Hassuna’nın video günlüklerinden oluşan sarsıcı tanıklığı <em>Yüreğini Eline Al ve Yürü</em> (Take Your Heart and Walk).</p>
<p><img decoding="async" src="https://filmfestankara.org.tr/uploads/36AFF/glorious-summer.jpg" alt="glorious-summer" /></p>
<h2>Festivalden yeni bölüm: Taptaze</h2>
<p>Berlin, Roma, Locarno, Torino ve SXSW gibi prestijli festivallerde öne çıkan 6 filmden oluşan bu özel seçki, Avusturya Büyükelçiliği Ankara, Goethe Institut, İtalya Büyükelçiliği Ankara ve Polonya Cumhuriyeti Ankara Büyükelçiliği destekleriyle hazırlanan seçkide; Edgardo Pistone’nin Roma’da En İyi İlk Film seçilen, Tallinn’den Jüri Özel ve En İyi Yönetmen ödülleriyle dönen şiirsel filmi <em>Merhaba Çocuk</em> (Ciao Bambino, 2024), Berlin Film Festivali’nde En İyi İlk Film Ödülü’ne aday olan Florian Pochlatko imzalı <em>Normal Olmanın Yolları ve Öteki Dünyanın Garipliği</em> (How to Be Normal and the Oddness of the Other World, 2025), Valentina ve Nicole Bertani kardeşlerin Locarno Film Festivali’nde Altın Leopar için yarışan filmi <em>Sivrisinekler</em> (Mosquitoes, 2025), Polonya sinemasının genç yetenekleri Helena Ganjalyan ve Bartosz Szpak’ın SXSW’de prömiyer yapan filmi <em>Işıltılı Yaz </em>(Glorious Summer, 2025), Berlinale Panorama’da prömiyer yapan ve San Sebastián Film Festivali’nin Zabaltegi-Tabakalera seçkisinde En İyi Film seçilen <em>Kardeş Yüreği</em> (Schwesterherz, 2025), Torino Film Festivali’nden FIPRESCI Ödülü ile Özel Jüri Ödülü’nü alan, First Steps Ödülleri’nde de En İyi Kurmaca Film seçilen <em>Vena</em> (2024) yer alıyor.</p>
<p><img decoding="async" src="https://filmfestankara.org.tr/images/articles/large/nouvelle-vague-01.jpg" alt="Festivalde ‘Yeni Dalga’ ruhu!" /></p>
<h2>Fransız Yeni Dalgası’nın ruhu: Yaşasın Yeni Dalga</h2>
<p>36. Ankara Film Festivali, sinema tarihinin en önemli kırılma noktalarından biri olan Fransız Yeni Dalgası’nın ruhunu Ankara’ya taşıyor. İki filmlik bölüm, Jean-Luc Godard’ın ilk uzun metrajı olan ve Berlin Film Festivali’nde En İyi Yönetmen Gümüş Ayı Ödülü’nü kazanan <em>Serseri Aşıklar</em> (À bout de souffle, 1960) ve <em>Serseri Aşıklar</em>&#8216;ın yaratım sürecini anlatan ve bu yıl Cannes Film Festivali’nde Altın Palmiye için yarışan <em>Yeni Dalga</em> (Nouvelle Vague, 2025) filmlerini izleyiciyle buluşturacak.</p>
<p><img decoding="async" src="https://filmfestankara.org.tr/uploads/36AFF/better-go-mad-in-the-wild.jpg" alt="better-go-mad-in-the-wild" /></p>
<h2 class="h3 mb-3">Sıra dışı belgeseller Hafıza&#8217;nın Zamanında</h2>
<p>Bu yıla özel hazırlanan belgesel seçkisi “Hafızanın Zamanı”, gerçek ile düşselin sınırlarını bulanıklaştıran ve zamanı hafıza üzerinden yeniden düşünmeye davet eden üç sıra dışı filmi bir araya getiriyor. Bu yıl Karlovy Vary’de En İyi Film seçilen Miro Remo imzalı <em>Doğada Delirmek Daha İyi</em> (Better Go Mad in the Wild, 2025), Saraybosna Film Festivali’nde bu yıl En İyi Film seçilen ve jürinin “baştan çıkarıcı bir melankoli ve hassas bir güzellik yaratıyor” gerekçesiyle övdüğü <em>Rüzgar, Konuş Benimle</em> (Wind, Talk to Me, 2025) ve Hollanda sinemasının usta ismi Digna Sinke’nin Rotterdam Film Festivali’nde prömiyer yapan son filmi <em>Cennetin Anahtarı </em>(Key to Heaven, 2025) seçkide yer alan filmler.</p>
<p><img decoding="async" src="https://www.bogazicifilmfestivali.com/resizeMe.php?w=1920&amp;h=800&amp;q=100&amp;src=/assets/upload/galeri/5f75ca851762257840.jpg" alt="Boğaziçi Film Festivali - TAVŞAN İMPARATORLUĞU" /></p>
<h2 class="h3 mb-3">Ulusal Uzun Film Yarışması filmleri</h2>
<p>Festivalde bu yıl, Emine Emel Balcı’nın <em>Buradayım, İyiyim</em>, Hasan Tolga Pulat’ın <em>Parçalı <span lang="EN-US">Y</span>ıllar</em>, Mustafa Emin Büyükcoşkun ile Semih Gülen’in <em>Atlet</em>, Özkan Çelik’in <em>Perde</em>, Seyfettin Tokmak’ın <em><span lang="IT">Tav</span>şan İmparatorluğu</em>, Şeyhmus Altun’un <em>Aldığımı<span lang="PT">z Nefes</span></em>, Tunç Davut’un <em>Kesilmiş Bir Ağaç <span lang="IT">Gibi</span></em> ve Ziya Demirel’in <em><span lang="FR">En G</span>üzel Cenaze Şarkıları</em> adl<span lang="EN-US">ı </span>filmleri jüri karşısına çıkacak.</p>
<h2 class="h3 mb-3">Ulusal Belgesel Film Yarışması filmleri</h2>
<p><span class="s1">Festivalde bu yıl, Abdullah Harun İlhan’ın <em>Özgür Kelimeler: Gazzeli Bir Şair</em>, Ayşe Çetinbaş ile Çayan Demirel’in <em>Kardeş Türküler ile 30 Yıl</em>, Gülten Taranç ile Ragıp Taranç’ın <em>Dedemin Evi</em>, Letisya Tapan’ın <em>İki Boşluk Arasında</em>, Mert Güncüer’in <em>Bir Sürgünün Not Defteri: Misina</em>, Tayfun Belet’in Roman Gibi ve Tolga Oskar’ın <em>Nilgün </em></span>adlı belgeselleri <span class="s1">jüri karşısına çıkacak.</span></p>
<h2 class="h3 mb-3">Ulusal Kısa Film Yarışması filmleri</h2>
<p><span class="s1">Festivalde bu yıl, Ahmet Kıran’ın <em>Beyazlar ve Renkliler</em>, </span>Beril Tan’ın <em>Alis</em>, Cemal İşnas’ın <em>Hevraz</em>, Deniz Kezik’in <em>Bizim Olan Her Şey</em>, Doğa Kılcıoğlu’nun <em>Kirpik</em>, Emre Cef Kamhi’nin <em>Aslında Herkes</em>, Hasan Ali Kılıçgün’ün <em>30 Dakikadan Sonra</em>, Rabia Özmen’in <em>Prosedür</em>, Saim Güveloğlu’nun <em>İnziva</em>, Sandra Peso’nun <em>Bimba</em>, Sevgi Esman’ın <em>Mutlu Ayaklar</em>, Toprak Işık’ın <em>Yaşarım Bence (Müzisyen Olan Değil)</em> ve Tuğba Yaşar’ın <em>Taşın Rengi</em> adlı filmleri <span class="s1">jüri karşısına çıkacak.</span></p>
<h2>Ankara belgeselleri</h2>
<p>Kadir Uluç’un yönettiği, Ankara’nın bozkırında yükselen  tümülüslerin izini süren <em>Ankara Tümülüsleri</em>, Erhun Altun’un yönettiği, 1970’lerin sonlarında Ankara’daki 50. Yıl Lisesi’nde kurulan bir futbol takımının ülke sınırlarını aşan başarı hikayesini anlatan Bir <em>Tutkunun Hikâyesi</em> ve Metin Kaybaki’nin yönettiği, Çankaya’da dükkanını ayakta tutmaya çalışan bir yorgancının hayatını işleyen <em>Kaybolan Düğüm</em> adlı belgeseller festival kapsamında jüri karşısına çıkacak.</p>
<p>Jüri üyeleri Kerime Senyücel, Prof. Dr. İpek Çelik Rappas ve İrfan Demirkol’dan oluşuyor. Kazanan film, festivalin kapanış töreninde açıklanacak; ayrıca VEKAM Kütüphanesi ve Arşivi’ne dahil edilerek akademik araştırmalara açılacak.</p>
<p><img fetchpriority="high" decoding="async" class="aligncenter wp-image-139207 size-full" src="https://lavarla.com/wp-content/uploads/2025/11/ankara-film-festivali2025.jpg" alt="" width="923" height="585" srcset="https://lavarla.com/wp-content/uploads/2025/11/ankara-film-festivali2025.jpg 923w, https://lavarla.com/wp-content/uploads/2025/11/ankara-film-festivali2025-300x190.jpg 300w, https://lavarla.com/wp-content/uploads/2025/11/ankara-film-festivali2025-768x487.jpg 768w" sizes="(max-width: 923px) 100vw, 923px" /></p>
<h2>Festival ödülleri</h2>
<p>Ankara Film Festivali Onur Ödülleri 13 Kasım Perşembeakşamı düzenlenecek özel bir gecede sahiplerine sunulacak. Festivalin Aziz Nesin Emek Ödülü &#8220;sinemamızda kadın karakterlere getirdiği yeni ve cesur yorumu, tiyatro ve müzikteki çok yönlülüğü, üretkenliği ve özgün sanatçı kimliği&#8221; gerekçesiyle Zuhal Olcay&#8217;a, Sanat Çınarı Ödülü ise &#8220;tiyatro ve sinemaya yaptığı kalıcı katkılar, AST ile özdeşleşen öncü çalışmaları ve benzersiz sanatçı duruşu&#8221; gerekçesiyle Rutkay Aziz&#8217;e sunulacak.</p>
<p>Ayrıca, Sinematek/Sinema Evi, &#8220;sinema kültürünü yaşatan, belleği koruyan ve paylaşan özverili çalışmaları&#8221; nedeniyle bu yıl Kitle İletişim Ödülü’ne değer görüldü. &#8220;Kadın oyuncular için ilham verici bir örnek oluşturan, çok çeşitli ve sürekli yenilenen üretkenliğiyle&#8221; Demet Evgar, bu yıl Vakıf Özel Ödülü’ne değer bulundu. Vakıf Özel Ödülü ise &#8220;hikaye anlatımındaki özgün yaklaşımı ve başarıyla temsil ettiği yeni sinema diliyle&#8221; Selman Nacar&#8217;ın.</p>
<p><img decoding="async" class="aligncenter" src="https://filmfestankara.org.tr/images/articles/large/686x442_1.jpg" alt="Ankara Film Festivali’nin 2025 afişi belli oldu" /></p>
<h2>Biletler satışta</h2>
<p>36. Ankara Film Festivali’nin biletleri <a href="https://biletinial.com/tr-tr/etkinlikleri/36-ankara-film-festivali" target="_blank" rel="noopener">biletinal</a> ve Büyülü Fener Kızılay Sineması gişelerinden alınabilir. Festival programını ise <a href="https://filmfestankara.org.tr/36-aff">buradan</a> inceleyebilirsiniz.</p>
<p><a href="https://lavarla.com/ankara-film-festivali-36-kez-sehre-donuyor/">&lt;span class=&quot;reading-mode-buttons&quot;&gt;&lt;/span&gt;Ankara Film Festivali 36. kez şehre dönüyor&lt;span class=&quot;reading-mode-buttons&quot;&gt;&lt;/span&gt;</a> yazısı ilk önce <a href="https://lavarla.com">Lavarla - Kültür-Sanat ve Kent Yaşamı</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
