<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Yekta Kopan arşivleri - Lavarla - Kültür-Sanat ve Kent Yaşamı</title>
	<atom:link href="https://lavarla.com/etiket/yekta-kopan/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://lavarla.com/etiket/yekta-kopan/</link>
	<description>Lavarla için her insan ve her hikaye, ucundan Ankara&#039;ya dokunuyorsa anlatmaya değerdir.</description>
	<lastBuildDate>Thu, 04 Aug 2022 07:03:17 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	<generator>https://wordpress.org/?v=6.8.2</generator>

<image>
	<url>https://lavarla.com/wp-content/uploads/2024/05/fav-150x150.png</url>
	<title>Yekta Kopan arşivleri - Lavarla - Kültür-Sanat ve Kent Yaşamı</title>
	<link>https://lavarla.com/etiket/yekta-kopan/</link>
	<width>32</width>
	<height>32</height>
</image> 
	<item>
		<title>Ankara’ya Dönüş Günlüğü 4: Mesafeler, Yekta Kopan ve görkemli basketbol kariyerim</title>
		<link>https://lavarla.com/ankaraya-donus-gunlugu-4-mesafeler-yekta-kopan-ve-gorkemli-basketbol-kariyerim/</link>
					<comments>https://lavarla.com/ankaraya-donus-gunlugu-4-mesafeler-yekta-kopan-ve-gorkemli-basketbol-kariyerim/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Metin Solmaz]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 28 Jul 2022 06:45:50 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Kent]]></category>
		<category><![CDATA[Meseleler]]></category>
		<category><![CDATA[Ankara]]></category>
		<category><![CDATA[Gümüşlük]]></category>
		<category><![CDATA[Metin Solmaz]]></category>
		<category><![CDATA[Yekta Kopan]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.lavarla.com/?p=120620</guid>

					<description><![CDATA[<p><span class="reading-mode-buttons"></span>“Bu herif peşinden tüm Bodrum’u Ankara’ya taşıyacak; sonra da Ankara bitti yazılarına başlayacak. Sıkıntı bu adamın bastığı yerde ot bitmemesi. Halep’e gitti Halep diye bir yer kalmadı. Kıbrıs’ta yaşadı; Kıbrıs’ta kimse yaşamıyor artık. İstanbul ve Bodrum’dan sonra umarım vatanın benim sevmediğim parçalarını da abad eder.” Ankaralı Göray (Karadut, attorney at law) &#160; İlk yazıda bahsettiğim [&#8230;]</p>
<p><a href="https://lavarla.com/ankaraya-donus-gunlugu-4-mesafeler-yekta-kopan-ve-gorkemli-basketbol-kariyerim/">&lt;span class=&quot;reading-mode-buttons&quot;&gt;&lt;/span&gt;Ankara’ya Dönüş Günlüğü 4: Mesafeler, Yekta Kopan ve görkemli basketbol kariyerim&lt;span class=&quot;reading-mode-buttons&quot;&gt;&lt;/span&gt;</a> yazısı ilk önce <a href="https://lavarla.com">Lavarla - Kültür-Sanat ve Kent Yaşamı</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p dir="ltr" style="text-align: right;">“Bu herif peşinden tüm Bodrum’u Ankara’ya taşıyacak; sonra da Ankara bitti yazılarına başlayacak. Sıkıntı bu adamın bastığı yerde ot bitmemesi. Halep’e gitti Halep diye bir yer kalmadı. Kıbrıs’ta yaşadı; Kıbrıs’ta kimse yaşamıyor artık. İstanbul ve Bodrum’dan sonra umarım vatanın benim sevmediğim parçalarını da abad eder.”<br />
Ankaralı Göray (Karadut, attorney at law)</p>
<p>&nbsp;</p>
<p dir="ltr">İlk yazıda bahsettiğim zengin ve seksi avukatım Göray Karadut, bu iyi mi kötü mü belirsiz lafları sosyal medyasında benim için etti. Ben çok güldüm, siz de gülün istedim. O yüzden yazının başına mühim alıntıymış gibi yapıştırdım. Ben tabii Türkçesini düzelttim ve ayıp kelimeleri çıkardım. Zaten bu avukat takımı onbinlerce sayfa okumalarına; üstelik iş hayatlarının yarısını yazarak geçirmelerine rağmen bir türlü dilbilgisi öğrenemezler. Kendilerini bağlaçlara bağlı, ünlemlere ünlü hissetmiyorlar sanırım.</p>
<p dir="ltr">Yarın insanlık için sıradan bizim için sıkıcı ve yorucu bir gün. Nihayet Ankara’ya taşınıyoruz. Elveda deniz, oluklu kertenkeleler, Dağbelen orman piknikleri, Kızılağaç’ta yeni bulduğumuz obruk, sivrisinekler, Gümbet’in ve Barlar Sokağı’nın kıllı göğüs dekolteli ve çorapsız makosenli keşişleri (Keşiş: Sürekli kesiş halindeki sürmeli erkek).</p>
<p dir="ltr">…</p>
<p dir="ltr">Öncelikle şu Çayyolu-şehir konusundaki duruşumu netleştireyim. Bende bir kuzen var, Banu. Ankara ileri gelenlerinden. Dostlar başına. Güzel olduğu kadar akıllı ve nevi şahsına münhasır bir kadındır kendisi. Bütün önemli kararlarını yanlış vermesine rağmen doğru bir hayat yaşayabilmesini İsviçreli bilim insanlarına şikayet ettim. İnceleyip sonucu bana bildirecekler.</p>
<p dir="ltr">Banu aynen şöyle dedi bana telefonda: “Metin abi, Allah aşkına şu Çayyolluları şımartma ya yeter. Hiç şehre gelmeden yaşayanları var onların. Ankaralı bile sayılmazlar.”</p>
<p dir="ltr">(Abi dediğine bakmayın. Sadece 3 yaş küçük kendisi benden ve onun doğduğu yıl Cem Yılmaz bile henüz doğmamıştı o kadarını söyleyeyim.)</p>
<p dir="ltr">“Dedim kızım zaten onu yazdım yazıda.” Banu yazıyı okumamıştı tabii.</p>
<p dir="ltr">Ankara’nın önemli yerinde duranlarından Alper Fidaner de aynı şekilde. Okumamış ama bik bik ediyor. Neyse, sosyal medya mesajlarından da belli ki bir yığın insan bu işte şehirden yana taraf. Ben aslında anlatmıştım bütün sebeplerimi. Ama sebeplerimden bir tanesinin üzerine basarak yineleme gereği duydum.</p>
<p dir="ltr">Öncelikle daha önce dediğim gibi, Esat bebesiyim, şehirden yanayım. Şehir, şehirde yaşanır. Ama başka bir şey daha var: Mesafe. Çocukların okulu Çayyolu’nda.</p>
<p dir="ltr">Bütün bilimsel araştırmalar ve kişisel gözlemlerim şunu söylüyor: Mekana alışıyorsun. Umduğundan küçükse/büyükse veya daha az ya da çok yeşil bir çevrede daha az monoton bir yerdeyse de şaşırtıcı bir hızla alışıyorsun. Ama şehir hayatında bir yere sürekli gidip gelmek öyle değil. Çok sevdiğim Dan Ariely, <em>Akıldışı Sevgilerimle</em> isimli kitabında bunu çok güzel anlatıyor: “Her gün evden saat 7.30’da ayrılıp 8.55’te işte olacağımızı bilseydik yolculuğumuz daha öngörülebilir ve güvenilir olurdu ve buna kolayca adapte olabilirdik. Ancak yol durumu ve trafik tıkanıklıkları açısından bizi neyin beklediğini asla bilemediğimizden, işe ne zaman varacağımızı da asla bilemeyiz. Bu belirsizlik, gidip gelmeye alışmamızı güçleştirir ve her yeni güne işe zamanında yetişip yetişemeyeceğimize dair sürekli bir endişeyle başlamamıza neden olur.”</p>
<p dir="ltr">Eşim ve ben evden çalıştığımıza göre siz iş yerine çocukların okulunu alabilirsiniz. Şimdi de “e servisle gitsinler” diyenler çıkabilir. Servisler bu belirsizliği belirli kılabilmek için yola aksilikleri de göz önüne alarak çıkan cihazlar. Yani çocuklarımız yola normalden de fazla zaman ayıracak demek bu. Üstelik pek çok zaman antrenmandı, kurstu gibi sebeplerle servis de boşa çıkacağı için aynı belirsizlik sık sık bizi yoklayacak demek.</p>
<p dir="ltr">Ben öteden beri buna çok dikkat ettim. İstanbul’da genellikle işyerim evime beş dakika mesafede oldu. Hatta öyle olurdu ki yataktan kopamayıp sabah toplantısına geciktiğimde asistanım önce trafikte olduğumu söyleyip beni uyandırırdı. Kalkar duşumu alır, motoruma atlayıp toplantıya yetişirdim ve hepsi on dakikaya sığardı.</p>
<p dir="ltr">…</p>
<p dir="ltr"><em>Beyaz Gölge</em> dizisi sağolsun Ankara’da 1970’lerin sonunda her köşe başı pota dolmuştu. Pota dediysem inşaat demirini yuvarlayıp inşaat tahtasına saplamak şeklinde yapılan ve sokak lambası direğine bağlanan derme çatma şeyler. Basket topu sahibi olmak prestij kaynağıydı. Ben de (çok süper) basketbol oynardım. Hatta genç denilen yaşa gelince Türkiye Elektrik Kurumu’nun basketbol takımında lisansım bile yapıldı. Gerçi takım sadece uzun boyluyum diye almıştı beni ve kısa vakitte sigara içtiğim için takımdan atıldım. Olsun. (Hoca sigara yahut basketbol demişti. Neyi seçtiğim ortada. Asla gururlanmıyorum. Sigaradan tiksiniyorum. Artık çok çok az içiyorum. Yakındır kurtulurum.)</p>
<p dir="ltr">İşte bu engebelerle dolu minik kariyerin ana motivasyonu Beyaz Gölge dizisindeki Kuliç ve Morris Thorpe idi. Morris Thorpe ile daha doğrusu sesiyle tanıştık sonradan. Bırakın basketbolcu olmayı siyah bile değilmiş. Süt beyaz. Hala iyi arkadaşız iyi mi? Evet, Ankara oraya buraya gidenlerinden, şimdi İstanbul’da mukim Yekta Kopan’dan bahsediyorum. Kendisi sürekli bir yerlere gider. O yüzden oraya buraya giden dedim. Bodrum’a bir müddet yakın temasta bulunmuş, ev tutmuş, yerleşme, en azından kısmen yerleşme antrenmanları yapmıştı. Olmadı tabii. Şimdi bana diyor ki, “Düdük kafalı, ben söylemiştim sen inanmadın. Kendin tespit etmeden inanmazsın zaten.”</p>
<figure id="attachment_120627" aria-describedby="caption-attachment-120627" style="width: 699px" class="wp-caption aligncenter"><img fetchpriority="high" decoding="async" class="wp-image-120627 " src="https://netreklam.net/wp-content/uploads/2022/07/WhatsApp-Image-2022-07-27-at-19.58.17.jpeg" alt="" width="699" height="524" srcset="https://lavarla.com/wp-content/uploads/2022/07/WhatsApp-Image-2022-07-27-at-19.58.17.jpeg 960w, https://lavarla.com/wp-content/uploads/2022/07/WhatsApp-Image-2022-07-27-at-19.58.17-300x225.jpeg 300w, https://lavarla.com/wp-content/uploads/2022/07/WhatsApp-Image-2022-07-27-at-19.58.17-768x576.jpeg 768w, https://lavarla.com/wp-content/uploads/2022/07/WhatsApp-Image-2022-07-27-at-19.58.17-180x135.jpeg 180w, https://lavarla.com/wp-content/uploads/2022/07/WhatsApp-Image-2022-07-27-at-19.58.17-400x300.jpeg 400w, https://lavarla.com/wp-content/uploads/2022/07/WhatsApp-Image-2022-07-27-at-19.58.17-600x450.jpeg 600w, https://lavarla.com/wp-content/uploads/2022/07/WhatsApp-Image-2022-07-27-at-19.58.17-800x600.jpeg 800w" sizes="(max-width: 699px) 100vw, 699px" /><figcaption id="caption-attachment-120627" class="wp-caption-text">Yekta Kopan çocuklarımı sıkıştırırken</figcaption></figure>
<p dir="ltr">Düdük kafalı kısmını ben ekledim. Yekta zarif bir insan olduğu için asla öyle şeyler söylemez kimseye. Ama lafın gelişine çok yakıştı bence. Neyse. Diyeceğim şu: Yekta bir konuda yanılıyor. Çünkü Yekta Gümüşlük’te tuttu evini. Gümüşlük’ü Bodrum’da zannetmesi çok tatlı.</p>
<p dir="ltr">Gümüşlük, çok sevdiğim yığınla arkadaşımın yaşadığı, Cihangir’in iyice sulandırılmış köşelerine Etiler serpiştirilmiş versiyonudur.</p>
<p dir="ltr">Denizi deniz değildir. Temmuz Ağustos’u insan silosudur. Bir yanı muhabbeti “Ben aslında ne Ferrari’ler alırdım da vazgeçtim burada Doblo’ya biniyorum” şeklinde özetleyebileceğimiz <em>celebrity</em>lerle doludur. Öbür yanı kendini rehabilite edenlerle yahut Şükrü Erbaş’ın saydırdığı köylülerle. Arada da Akif Kurtuluş, Erkan Oğur, Yekta Kopan, Latife Tekin ve tabii bizim Göray Karadut gibi Gümüşlük&#8217;ü hangi gözlüklerle gördüklerini bir türlü anlayamadığım kıymetli insanlarla&#8230;</p>
<p dir="ltr">Yanlış anlamayın. Gümüşlük oturmak için bana göre değil. Yoksa çok güzel. Gümüşlük biz Yarımada sakinleri için mesire yeridir. Hafta sonları filan gider gezeriz. Oraya takılırız. Ama yaşamayız orada. Gümüşlük bu tarifimden epey uzaklaşmış. Yekta bu değişikliği fark etmişti sanırım. Geçen ben de fark ettim. Kendim tespit ettiğime göre Yekta’ya kısmen hak verebilirim. Gümüşlük biraz Ortakent, biraz Yalıkavak, karman çorman bir şey olmuş olabilir artık.</p>
<p dir="ltr">Velhasıl bu kadar laf ettim, Yekta’nın yazdığı ve benim gururla okuduğum Metin Solmaz Ankara’ya gidiyor yazısının <a href="https://filucusu.yektakopan.com/metin-solmaz-ankaraya-gidiyor/" target="_blank" rel="noopener">linkini</a> bırakıp hava atmam şart oldu.</p>
<p dir="ltr">…</p>
<p dir="ltr">Bu taşınmada Bodrum Metro market çalışanlarına teşekkür etmezsem ayıp olur. Çünkü bir Gökçe bir ben sürekli koli toplayarak kendimize koli sponsoru yaptık onları. Yüzlerce koli aldık. Üstelik son 30 koli filan lazım diye düşündükten ve aldıktan sonra üç kere daha gidip koli aldık. Bir kere bile bize “Abarttınız arkadaşlar bir durun hele” demediler. En zorlu pandemi günleri dahil yıllardır çok zariflerdi hep zaten. Varolsunlar.</p>
<p dir="ltr">Yarın taşınmamla birlikte benden kurtulacağınızı sanmayın. Daha adı anılmadık 4 bin kadar Ankaralı arkadaşım var. Hepsine bir iki laf dokundurma fırsatını kaçıracak kadar kafayı yemedim. Yazmamı istemiyorsanız Seren Erciyas hanımefendiye şikayet edin. Editörüm ve patronum o. Onun da soyadında tashih var gibi duruyor ama baktım öyle değil. Doğrusu Erciyas’mış. (Bakmayın böyle dediğime, günlük faslını birkaç yazı sonra bırakırım. Gerisini bilmem :))</p>
<figure id="attachment_120629" aria-describedby="caption-attachment-120629" style="width: 768px" class="wp-caption aligncenter"><img decoding="async" class="wp-image-120629 size-full" src="https://netreklam.net/wp-content/uploads/2022/07/WhatsApp-Image-2022-07-27-at-20.00.13-e1658990544994.jpeg" alt="" width="768" height="1024" srcset="https://lavarla.com/wp-content/uploads/2022/07/WhatsApp-Image-2022-07-27-at-20.00.13-e1658990544994.jpeg 768w, https://lavarla.com/wp-content/uploads/2022/07/WhatsApp-Image-2022-07-27-at-20.00.13-e1658990544994-225x300.jpeg 225w" sizes="(max-width: 768px) 100vw, 768px" /><figcaption id="caption-attachment-120629" class="wp-caption-text">İlk posta koliler ve arkada güzel kırmızı kızım</figcaption></figure>
<p class="entry-title post__title"><a href="https://netreklam.net/ankaraya-donus-gunlugu-5-dost-iletisim-imge-ucgeni-ve-5-saatlik-saklambac/" target="_blank" rel="noopener">Ankara’ya Dönüş Günlüğü 5: Dost-İletişim-İmge üçgeni ve 5 saatlik saklambaç</a></p>
<p><a href="https://lavarla.com/ankaraya-donus-gunlugu-4-mesafeler-yekta-kopan-ve-gorkemli-basketbol-kariyerim/">&lt;span class=&quot;reading-mode-buttons&quot;&gt;&lt;/span&gt;Ankara’ya Dönüş Günlüğü 4: Mesafeler, Yekta Kopan ve görkemli basketbol kariyerim&lt;span class=&quot;reading-mode-buttons&quot;&gt;&lt;/span&gt;</a> yazısı ilk önce <a href="https://lavarla.com">Lavarla - Kültür-Sanat ve Kent Yaşamı</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://lavarla.com/ankaraya-donus-gunlugu-4-mesafeler-yekta-kopan-ve-gorkemli-basketbol-kariyerim/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Yekta Kopan: &#8216;Neredeysem Oranın Merkezinde Ankara Vardır&#8217;</title>
		<link>https://lavarla.com/yekta-kopan-neredeysem-oranin-merkezinde-ankara-vardir/</link>
					<comments>https://lavarla.com/yekta-kopan-neredeysem-oranin-merkezinde-ankara-vardir/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Nesluik]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 25 Apr 2017 07:20:34 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[İnsan]]></category>
		<category><![CDATA[Kent]]></category>
		<category><![CDATA[Röportaj]]></category>
		<category><![CDATA[Yekta Kopan]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://lavarla.com/?p=13958</guid>

					<description><![CDATA[<p><span class="reading-mode-buttons"></span>Sesini her duyduğumda; bana hep eski bir tanıdıkla karşılaşmışım gibi hissettirir Yekta Kopan. Kısa öyküleri; uzun yolculuklara çıkartır. Okuyucusuyla, izleyicisiyle arasında bir duvar yoktur. Samimidir. Zihninde kocaman bir kütüphane sakladığını düşünmüşümdür hep. Ankaralı’dır.  Ankara’nın griliğini sever. Her ne kadar yıllardır İstanbul’da yaşıyor olsa da; çocukluğu ve gençliğini burada bırakmıştır. İşte tam da bu sebeple; O’nun [&#8230;]</p>
<p><a href="https://lavarla.com/yekta-kopan-neredeysem-oranin-merkezinde-ankara-vardir/">&lt;span class=&quot;reading-mode-buttons&quot;&gt;&lt;/span&gt;Yekta Kopan: &#8216;Neredeysem Oranın Merkezinde Ankara Vardır&#8217;&lt;span class=&quot;reading-mode-buttons&quot;&gt;&lt;/span&gt;</a> yazısı ilk önce <a href="https://lavarla.com">Lavarla - Kültür-Sanat ve Kent Yaşamı</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p style="text-align: justify;">Sesini her duyduğumda; bana hep eski bir tanıdıkla karşılaşmışım gibi hissettirir Yekta Kopan. Kısa öyküleri; uzun yolculuklara çıkartır. Okuyucusuyla, izleyicisiyle arasında bir duvar yoktur. Samimidir. Zihninde kocaman bir kütüphane sakladığını düşünmüşümdür hep. Ankaralı’dır.  Ankara’nın griliğini sever. Her ne kadar yıllardır İstanbul’da yaşıyor olsa da; çocukluğu ve gençliğini burada bırakmıştır. İşte tam da bu sebeple; O’nun gözünden Ankara sokaklarında yürümek; biraz durup dinlenmek ve eskileri hatırlamak istedik.</p>
<p style="text-align: justify;"><strong>Ankara&#8217;dan İstanbul&#8217;a geliş kararınız nasıl oldu? Buraya ait İstanbul&#8217;da bulamadığınız en çok özlediğiniz şey nedir?</strong></p>
<p style="text-align: justify;">İş nedeniyle göçtüm İstanbul’a. Doksanlı yılların ortasında, yaptığım işin Ankara’daki olanakları tükenmeye başlamıştı. Bir karar vermeliydim. Önce “denerim” diye düşündüm. Ama geliş o geliş, kaldım İstanbul’da. Bunu çok dertli bir şekilde söylemiyorum. İstanbul’un bana kattıklarını inkar edemem. Ankara’da bıraktığım dostlukları hep aradım. Ama bir şekilde kopmamayı da başardık. O dostlarla uzun sohbetleri özlüyorum. Neyse ki arada bir de olsa oturuyoruz yine sohbet masasına.</p>
<p style="text-align: justify;"><strong>Üniversite yıllarınızda Ankara&#8217;da arkadaşlarınızla gittiğiniz, sohbet ettiğiniz, müzik dinlediğiniz mekanlar nerelerdi? Şimdi nereler?</strong></p>
<p style="text-align: justify;">Üniversiteden öncesine gitmek lazım. Türk Amerikan Derneği’ne, CSO’ya, sinema salonlarına, kitapçılara, sergilere&#8230; Üniversite yılları biraz da gece hayatı demek. Karpiç’ten A34’e, Mimarlar Derneği’nden Manhattan’a uzanan yıllar. O yılların kişisel hikayemdeki özel mekanlarından biri de Grafitti. “Raining Cats&amp;Dogs” adını verdiğimiz bir grubumuz vardı. Doksanların başlarını yaşayanlar hatırlayacaktır. Grafitti’de çalardık. Şimdi Ankara ziyaretlerimde, dostlar nereye götürürse oraya gidiyorum. Ocak ayının sonunda geldim bir günlüğüne. Gece Manhattan’da bitti.</p>
<p style="text-align: justify;"><strong><img decoding="async" class=" wp-image-14131 alignright" src="http://lavarla.com/wp-content/uploads/2017/04/YEKTAKOPAN_ANKARA3-225x300.jpg" alt="" width="242" height="323" srcset="https://lavarla.com/wp-content/uploads/2017/04/YEKTAKOPAN_ANKARA3-225x300.jpg 225w, https://lavarla.com/wp-content/uploads/2017/04/YEKTAKOPAN_ANKARA3-768x1024.jpg 768w, https://lavarla.com/wp-content/uploads/2017/04/YEKTAKOPAN_ANKARA3-696x928.jpg 696w, https://lavarla.com/wp-content/uploads/2017/04/YEKTAKOPAN_ANKARA3-1068x1424.jpg 1068w, https://lavarla.com/wp-content/uploads/2017/04/YEKTAKOPAN_ANKARA3-315x420.jpg 315w, https://lavarla.com/wp-content/uploads/2017/04/YEKTAKOPAN_ANKARA3.jpg 1200w" sizes="(max-width: 242px) 100vw, 242px" />Ankara sizi gençlik döneminizde nasıl etkilemişti? Kentin ruhunu nasıl buluyorsunuz?</strong></p>
<p style="text-align: justify;">Uzun yürüyüşlerin ve uzun sohbetlerin şehridir Ankara. Bugün neredeysem, oranın merkezinde Ankara vardır. Doğrusuyla yanlışıyla. Eksiğiyle fazlasıyla. Kentlerin “tamamlanmış” ruhları yoktur. O eksik bölüm sizinle tamamlanır. Gençliğimde kendime ait bölümü ne kadar tamamlayabildim bilmiyorum. Herkes yaşadığı coğrafyaya kendi ruhundan bir şey üfler. Coğrafya da ona tabii. Karşılıklı bir ilişki bu. Ankara kimilerine göre “gri şehir”dir. Ben galiba, tam da bu yüzden seviyorum Ankara’yı. Siyaha da beyaza da eşit mesafede durabilme yeteneğini, gri gömleğini seviyorum.</p>
<p style="text-align: justify;"><strong>Ankara&#8217;da kendinizi en iyi hissettiğiniz adres neresidir? Gözlerinizi kapatsanız Ankara&#8217;ya ait aklınıza ilk ne gelir? Veya neresi? Hangi koku? Hangi semt?</strong></p>
<p style="text-align: justify;">Çok zor soru bu. Yirmi beş yaşıma kadar yaşadığım her şeyi anlatmam gerekiyor. Bir şehri, sadece bir mekanla, bir anıyla anacak ve anlatacak biri değilim. Üstelik her yaşa, olaya göre değişir bu sorunun cevabı. Şöyle diyelim&#8230; Yıllarca türlü hayalle yürüdüğünüz bir cadde, hadi diyelim ki Cinnah Caddesi, günün birinde sevgilinizin sizi terk ettiği cadde olursa, bu sorunun cevabı değişecektir. Önemli olan “iyi hissetmek” değil, bastığım her köşeden anı biriktirebilmek benim için. Ama yine de sorunuzdan kaçmış olmamak için Tunalı Hilmi diyeceğim. Ankara’ya gittiğimde, Tunalı’ya uğramazsam, bir şeyler eksik kalır bende. Hiçbir şey yapmazsam, şöyle bir boydan boya yürümem gerekir. Koku meselesine gelince&#8230; Ne yalan söyleyeyim, bunu hiç düşünmemiştim. Bana güzel bir konu vermiş oldunuz. Düşüneceğim.</p>
<p style="text-align: justify;"><strong><img loading="lazy" decoding="async" class=" wp-image-14130 alignleft" src="http://lavarla.com/wp-content/uploads/2017/04/YEKTAKOPAN_ANKARA2-300x300.jpg" alt="" width="278" height="278" srcset="https://lavarla.com/wp-content/uploads/2017/04/YEKTAKOPAN_ANKARA2-300x300.jpg 300w, https://lavarla.com/wp-content/uploads/2017/04/YEKTAKOPAN_ANKARA2-200x200.jpg 200w, https://lavarla.com/wp-content/uploads/2017/04/YEKTAKOPAN_ANKARA2-768x768.jpg 768w, https://lavarla.com/wp-content/uploads/2017/04/YEKTAKOPAN_ANKARA2-1024x1024.jpg 1024w, https://lavarla.com/wp-content/uploads/2017/04/YEKTAKOPAN_ANKARA2-696x696.jpg 696w, https://lavarla.com/wp-content/uploads/2017/04/YEKTAKOPAN_ANKARA2-1068x1068.jpg 1068w, https://lavarla.com/wp-content/uploads/2017/04/YEKTAKOPAN_ANKARA2-420x420.jpg 420w, https://lavarla.com/wp-content/uploads/2017/04/YEKTAKOPAN_ANKARA2.jpg 1134w" sizes="(max-width: 278px) 100vw, 278px" />Çocukluğunuzdan aklınızda kalan Ankara&#8217;ya dair anlatabileceğiniz bir hikayeniz var mı? Gençlik Parkı’na gider miydiniz mesela?</strong></p>
<p style="text-align: justify;">Gençlik Parkı’nda kaybolmuşluğum bile var. Hayvanlara bakacağım diye fırlamışım annemin elinden. Tam bana göre bir davranış. Yıllar sonra, üniversite zamanlarında, aynı yerde, arkadaşım Levent Gönenç’in bir çizgi romanı için modellik yaptık. “Gerçek fonlardan faydalanacağım,” dedi Levent. Toprak Sergen’le beni aldı Gençlik Parkı’na götürdü. Biz Levent’in kafasındaki çizgi roman karesine göre poz vereceğiz, o da fotoğraflarımızı çekecek. Yanında da babasının pardösüsünü getirmiş. Toprak, pardösülü bir adam rolünde olmalı çünkü. Tuhaf tuhaf pozlar verdiriyor bize, yolun ortasında kavga eder gibi yapıyoruz falan. Güvenlikçiler tedirgin olmuştu halimizden. Çocukluk anılarına gelince&#8230; Çok var, çok. Ah o Kuğulu Park’ın dili olsa da konuşsa&#8230; Ya da konuşmasın. O anıların bana kalması daha iyi belki de&#8230;</p>
<p style="text-align: justify;"><strong>Aspava&#8217;yla aranız nasıl?</strong></p>
<p style="text-align: justify;">Ben Kebap 49’cuyum. Kıymalı yumurtalı. Bir buçuk.</p>
<p style="text-align: justify;"><strong>&#8216;Üzgün Sardunyalar&#8217; kimin öyküsü? Ankara&#8217;da aşık olmak zor mudur hakikaten? Puslu gri havasında aşk acılarımızı daha mı dipte daha mı tutkuyla yaşıyoruz sizce?</strong></p>
<p style="text-align: justify;">İçeriden bir soruyla vurmayın beni. Wolfgang Borchert’in beni her okuduğumda çarpan öyküsü. Ama sorunun nedenini anladım. Ankara’da o kitapla tanışma öyküm sarsıcıdır. Ne mutlu ki, aşkı Ankara’da ve bir öyküyle anıyorum. Aşık olmak kolaydır da, aşkı dolu dizgin yaşamak biraz zordur belki. Hemen aşk acılarına geçmeyin bence, o acı bütün coğrafyalarda uçlarda yaşanıyordur. Acılardan önce, aşkın güzel anlarını düşününün. Kıtır’da bir bira içimi sürede, sevgilinizle bir öykü konuştuğunuzu düşünün. İyidir öylesi&#8230;</p>
<p style="text-align: justify;"><strong><img loading="lazy" decoding="async" class=" wp-image-14129 alignright" src="http://lavarla.com/wp-content/uploads/2017/04/YEKTAKOPAN_ANKARA-300x199.jpg" alt="" width="335" height="222" srcset="https://lavarla.com/wp-content/uploads/2017/04/YEKTAKOPAN_ANKARA-300x199.jpg 300w, https://lavarla.com/wp-content/uploads/2017/04/YEKTAKOPAN_ANKARA-768x510.jpg 768w, https://lavarla.com/wp-content/uploads/2017/04/YEKTAKOPAN_ANKARA-1024x680.jpg 1024w, https://lavarla.com/wp-content/uploads/2017/04/YEKTAKOPAN_ANKARA-696x462.jpg 696w, https://lavarla.com/wp-content/uploads/2017/04/YEKTAKOPAN_ANKARA-1068x710.jpg 1068w, https://lavarla.com/wp-content/uploads/2017/04/YEKTAKOPAN_ANKARA-632x420.jpg 632w, https://lavarla.com/wp-content/uploads/2017/04/YEKTAKOPAN_ANKARA.jpg 1600w" sizes="(max-width: 335px) 100vw, 335px" />Türk rock müziğindeki Ankara sound&#8217;unu nasıl buluyorsunuz? Ankara&#8217;dan fazla grup çıkmasını nelere bağlıyorsunuz?</strong></p>
<p style="text-align: justify;">Ankara’nın yalnızlığı, kişide bir yoğunlaşma yeteneği yaratır. Dinlediğiniz müziğin her notasını algılamak istersiniz. Sonra dostlarla konuşmaya başlarsınız. Kısıtlı olanaklar, ulaşılabilen her şeyin değerini sonuna kadar vermeyi gerektirir. Sadece müzikte değil, edebiyatta ve diğer sanat üretimlerinde de bu böyledir. O yoğunlaşma, çoğu zaman beraberinde nitelikli bir üretimi getirir. Üstünde çokça düşünülmüş, araştırılmış bir üretim. Müzikten gazeteciliğe, edebiyattan tiyatroya öyle çok isim var ki bu yolculuktan geçen. Tek üzücü konu, bu üretimlerin duyurulabilmesi ve üreticisini ekonomik olarak ayakta tutabilmesi için tek adresin İstanbul olması.</p>
<p style="text-align: justify;"><strong>Ama Ankara&#8217;da &#8220;deniz yok&#8221;culara karşı cevabınız ne olur?</strong></p>
<p style="text-align: justify;">Haklılar. Ankara’da deniz yok. O yüzden ömrümüz denize değil, birbirimizin gözlerine bakarak geçti.</p>
<p style="text-align: justify;"><strong>Ankara simidi:</strong> Günbatımı.<br />
<strong>İzmir Caddesi:</strong> Okul.<br />
<strong>Kuğulu Park:</strong> Gençlik.<br />
<strong>Levni Kitabevi:</strong> Huzur.<br />
<strong>Shades:</strong> Süleyman.<br />
<strong>Barış Bıçakcı:</strong> Ruh aynası.<br />
<strong>Hacettepe Üniversitesi:</strong> Beytepe.<br />
<strong>TRT:</strong> Çocukluğum.<br />
<strong>Ankara ayazı:</strong> Yün içlik.</p>
<p style="text-align: justify;">*<em>Sevgili Yekta Kopan&#8217;a bu güzel röportaj için sonsuz teşekkürler.</em></p>
<p style="text-align: justify;"><img loading="lazy" decoding="async" class=" wp-image-14395 alignleft" src="http://lavarla.com/wp-content/uploads/2017/04/yekta-kopan2-724x1024.png" alt="" width="361" height="511" srcset="https://lavarla.com/wp-content/uploads/2017/04/yekta-kopan2-724x1024.png 724w, https://lavarla.com/wp-content/uploads/2017/04/yekta-kopan2-212x300.png 212w, https://lavarla.com/wp-content/uploads/2017/04/yekta-kopan2-768x1086.png 768w, https://lavarla.com/wp-content/uploads/2017/04/yekta-kopan2-696x985.png 696w, https://lavarla.com/wp-content/uploads/2017/04/yekta-kopan2-1068x1511.png 1068w, https://lavarla.com/wp-content/uploads/2017/04/yekta-kopan2-297x420.png 297w" sizes="(max-width: 361px) 100vw, 361px" /></p>
<p style="text-align: justify;">Kapak fotoğrafı içinse <strong>ink.84</strong>‘e teşekkür ederiz. Çizimlerine <a href="https://www.instagram.com/ink.84/" target="_blank" rel="noopener noreferrer"><strong>instagram</strong></a> hesabından, kendisine ise mail adresinden (<strong>arkakapak@hotmail.com</strong>) ulaşabilirsiniz.</p>
<p><a href="https://lavarla.com/yekta-kopan-neredeysem-oranin-merkezinde-ankara-vardir/">&lt;span class=&quot;reading-mode-buttons&quot;&gt;&lt;/span&gt;Yekta Kopan: &#8216;Neredeysem Oranın Merkezinde Ankara Vardır&#8217;&lt;span class=&quot;reading-mode-buttons&quot;&gt;&lt;/span&gt;</a> yazısı ilk önce <a href="https://lavarla.com">Lavarla - Kültür-Sanat ve Kent Yaşamı</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://lavarla.com/yekta-kopan-neredeysem-oranin-merkezinde-ankara-vardir/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
