Maltepe Pazarı ile ilgili söylenecek onca söz, edilecek onca sohbetten önce hangi Maltepe Pazarı’ndan bahsedeceğimi belirtmek isterim zira gerçek pazarın itibarı gönüllerde, tabelası hafızalardadır yanlışlık olmasın.

Şimdilerde eski havagazı fabrikasının yerine kurulan, benzinci tabelasına benzeyen bir tabeladan okunan pazardan bahsetmiyorum. Orası da güzeldir, mutlaka birilerinin hikayesinde yer etmiştir, mutlaka güzel günleri olmuştur, ancak bizim pazarımız eskisidir.

Fotoğraf: Hasan Hüseyin Doğan

Ankara’da teknoloji, moda ve hayallerin herkesten önce Maltepe Pazarı’nda bulunduğu zamanlardı. Gazetelerin altın sarısı VCD Playerları 70 ya da en fazla 80 kupona verdiği zamanlardan, pazarın eteklerine kurulu korsan film tezgahlarından batı sineması hakkında fikir sahibi olduğumuz zamanlardan, Nokia 6600’ın peynir ve ekmekle beraber en çok satılanlar listesinde bulunduğu zamanlardan, biraz daha geriye gidersek belimizde 45’lik magnum tabanca gibi taşıdığımız walkmanlerde Michael Jackson’ın History kasetinin çaldığı zamanlardan bahsediyorum. Herkes bilirdi ki zaman her ne getirirse önce Maltepe Pazarı’nda satılırdı. Samuray kılıcından, Adidas’ın daha piyasaya sürülmemiş ayakkabılarına. Orijinalleri bin dolardan başlayan eğitim cd’lerinden (pazarda 3 tanesi 5 milyondur), sivri külah üflemeye yarayan borulara kadar her şey burada bulunurdu.

Pazar ile tanışmam sivri külah sayesinde olduğu için onu belirttim. Sizin de bildiğiniz gibi henüz Ankara’da bir deniz keşfedilmedi. Bu yüzden yaptığım kağıttan gemileri 40 santimetre karelik leğenlerde yüzdürmek saçma geliyordu. Ancak mutlaka kağıttan bir şeyler yapmam gerekiyordu, böylece ben ve tayfam kağıttan sivri külah yapma işine girdik. Afrika’nın kabilelerinde avcılık yapan dostlar gibi bir boru yardımıyla külahları önce birbirimize sonra Dünya’ya doğrultarak ateş edecektik. Böyle saçma amaçlara bile aracılık eden pazarımız; sanki Ankara’nın neye ihtiyacı varsa önceden düşünmekle mükellef gibiydi.

Maltepe Pazarı’na Kumrulardan geçip Semih Balcıoğlu parkından tırmanmayı severim, tayfam da Maltepe Camii tarafından tırmanmayı sever. Uzaktan savaş meydanını andıran bir hali vardır pazarın. Üzerinde “Kapaklı Panasonic’lerde kampanya”, “Nike eşofman alana çorap bedava” yazan bayraklarla katıldığı bu savaşta Ankara’nın düzenli, disiplinli tarafı karşısında çok fazla şansı yoktur. Esnafın ve pazar halkının her gün giriştiği bu mücadele bize sevilmenin ön koşulunu hatırlatır. Sevmek, pazarı severiz.

Simetriden bihaber barakaların altında kaos mevcuttur. Gözlerinizin hafızaya kaydetmede zorlanacağı materyaller mümkünse her yerdedir. “Abla yıkayınca daha açar bu,” “Bana gelişi zaten 15 lira,” “Vantilatör yok ama çok güzel çay kaşıklarım var,” “Daha ucuzunu bulursan bedava vereceğim,”ler havada uçuşur. Bir köşede halk arasındaki adı farklı olan halka tatlısı satılırken diğer köşede pazarın ağır toplarından Kral Müzik, dönemin popüler şarkılarına sev verir. Güneş önce Anıt Spor’un tezgahındaki dambıllara vurur sonra tüm pazara yayılır. Akşam olunca herkes tezgahını toplar evine götürür, geriye kalan demir yığınını görenler o gün Amerikan tekstil dünyasıyla, Japon teknoloji dünyasıyla kafa kafaya (tabii bizim için) mücadelenin verildiği yerin burası olduğuna ihtimal vermezler.

Şimdi bunları yazarken bir gözümle pazardan hatıra boruma bakıyorum. Üfürdüğüm külahları hatırlıyorum.

2006’nın Temmuz ayında, kepçesinin boyu binaları geçen iş makineleri pazarın önüne geldiğinde orada olsaydım hiç düşünmez borumu ağzıma dayar, külahımı mavililere doğru var gücümle üfürürdüm. Ancak mavililer akıllı adamlardır, bizim call of duty cd’leri ile, çakma Barcelona formalarıyla, dambıllarla, çay kaşıklarıyla tepki göstereceğimizi bildikleri için pazarı kapalı olduğu gün (pazartesi) yıktılar.

Maltepe Pazarı ile ilgili söylenecek her söz, edilecek her sohbetten sonra söylemek isterim ki pazar artık yok. O yüzden itibarı gönüllerde, tabelası hafızalardadır.

Not: Gördüğünüz üzere yazıda pazarın kanlı canlı bir fotoğrafı yok. Uzun uzun arayışlar sonuçsuz kaldı. Bir süre Maltepe Pazarı’nın, herkesin rahatlıkla görebildiği bir rüya olduğunu düşündüm çünkü ciddi anlamda fotoğrafı yok. Eğer bulmamız mümkünse sevgili pazar severler, bunu bizimle paylaşabilirsiniz.

Cevapla

Please enter your comment!
Please enter your name here