Her gün acele bir şekilde adımladığımız, otobüste geçerken göz ucuyla taradığımız, bazen sadece piknik yapmaya gittiğimiz yerlerden geçerken bir şey hissederiz: “yaşanmışlık”. Bu milyon yıllık genlerden yadigar -eski- hissi, bir pikap gördüğümüzdekiyle aynı değil de, daha çok babaanne evinde yapılan muhallebinin kokusunu anımsamak gibidir. Ne var ki bu koku gündelik telaşede bir nostaljiden fazlasını yaratmaz; Ankara’ya karışıveririz.

İşte bir an için durup, derin bir nefes alıp, 2017’den binlerce yıl geriye sayabileceğimiz mini bir zaman tüneli bu şehirde mevcut, “Ankara’nın Ören Yerleri” :

  1. Roma Hamamı

Roma Hamamı Ulus’ta Çankırı Caddesi üzerinde bulunuyor. Konum itibariyle oldukça merkezi olan bu yer uzun yıllardır açık hava müzesi olarak ziyarete açık. Roma Dönemi’nde Galatların hakimiyetindeki  “Ankyra” (o yıllardaki adıyla) şehrinden kalan bu mimari yapı,  klasik bir Roma Hamamı’nı Ulus’ta görmemize olanak sağlıyor. Ayrıca müzede görebileceğiniz yazıtlar, mimari parçalar, mezar stelleri gibi eserler de mevcut!  (MS: 212-217)

Julianus Sütunu

Ulus’un şu anki haline bakınca canlandırması zor olsa da, hamamdan başlayıp, Julianus sütununa, oradan da Augustus Tapınağı’na kadar giden “sütunlu yol” olduğu bilinmektedir. Roma Hamamı’ndan karşıya geçip, valilik binasına doğru ilerlediğimizde Julianus sütununu karşımızda görürüz.

Sütun 15 metredir ve kendine özgü bir tasarımı vardır, Roma İmparatoru Julian’ın Ankara’ya ziyareti şerefine dikildiği söylenmektedir. (MS 361–363)


  1. Augustus Tapınağı

Ulus’ta Hacı Bayram Camii’nin bitişiğinde bulunmaktadır. Önemli Roma eserlerinden biri olan tapınağın, son Galat Kralının oğlunun Augustus’a verdiği bir bağımlılık nişanesi ve Galatya Eyaleti’nin Roma’ya katılmasını kutlamak amacıyla yapıldığı düşünülmektedir. (MÖ: 25?)


  1. Roma Tiyatrosu

Roma Tiyatrosu Ulus’ta Hisar Caddesi ve Pınar Sokak arasında, kaleye çıkan taşlı yolun sol tarafında yer almaktadır. Tiyatro hakkında yazılı kaynaklardan az şey bilmemize rağmen Ankyra’da “Dionysos Şenlikleri’nin” bu tiyatroda yapıldığı düşünülmektedir. (MS 2.yy)


  1. Ankara Kalesi

Fotoğraf: Tunç Özceber

Ankara Kalesi belki de hepimizin en çok bildiği yerlerden birisidir. Kale Ankara’ya egemen bir tepe üzerinde kurulmuştur ve Galatların Ankara’ya yerleşmesinde dahi var olduğu düşünülmektedir. Kaleler tarih boyunca savunma ve yerleşim amaçlı kullanıldığından sürekli onarım ve yenileme halindedirler, bu sebepten günümüze kadar sağlam ulaşabilmiştir.


  1. Gavurkale

Gavurkale Haymana ilçesine bağlı Dereköy’de bir Hitit kaya anıtıdır. İlk kez Atatürk’ün isteğiyle kazılan bu yer, Anadolu kültür tarihi için çok önemlidir. Oturan bir tanrıça ve iki tanrı figüründen oluşan bu anıtta Hitit Sanatı’nın klasikleşmiş unsurlarını görme şansı bulmaktayız.


  1. Külhöyük

Haymana – Oyaca sınırları içinde bulunan höyük Gavurkale’ye 8 km uzaklıktadır. Yapılan kazılarda Hitit Dönemi ve Eski Tunç Yerleşimi açığa çıkarılmıştır.


  1. Gordion

(MM Tümülüsü)
(Gordion Antik Kenti)
(Kayabaşı Mozaiği)

Gordion Polatlı sınırları içerisinde, Yassıhöyük yakınlarındadır. Tümülüsleri, Antik Gordion Yerleşimi, Kayabaşı Mozaiği ve müzesiyle Gordion  hayli zengin buluntu topluluğuna sahiptir.

Frig Tümülüsleri olarak da bilinen tümülüslerin belki de en meşhuru ‘’Midas Tümülüsü’’ olarak bilinen “MM” tümülüsüdür. Son yıllarda yapılan çalışmalarla tümülüsün Midas’ın babası Gordios’a ait olduğu düşünülmektedir. Tümülüs 300 metre çapında ve 55 metre yüksekliğindeki görüntüsüyle oldukça heybetli durmaktadır. Halka açık olan tümülüsün mezar odası, orijinal bir şekilde sergilenmektedir.


 

  1. Juliopolis

Juliopolis Antik Kenti Nallıhan – Çayırhan sınırları içinde bulunmaktadır.

Juliopolis adı antik çağın edebi eserlerinde yaygın olarak görülmektedir. Plinius (M.S. 61-112), Roma’nın Bithynia Valisi olduğu sırada (M.S. 103) yazdığı mektuplarda, Juliopolis’ten “içinden geçenlerin çok, trafigin yoğun olduğu bir sınır kasabası” olarak bahseder. M.S. 4 ve 9’uncu yüzyıllar arasında ise, Juliopolis önemli bir Hristiyan kenti hüviyetindedir. Bizans Piskoposluk merkezi konumundaki kentin kilise papazlarının isimleri düzenli olarak Konstantinopolis’teki Sinod Meclisi (ruhani meclis) kayıtlarında görülür. Bu dönem içerisinde kentin adı, İmparator I. Basileos’a (M.S. 867-886) atfen Basileon olarak bir kez daha değiştirilmiştir. Bu tarihten itibaren de kentin adına antik kaynaklarda artık rastlanılmadığı ve tarih sahnesinden silinerek bir köy haline dönüştüğü sanılmaktadır.’’ (Mustafa Metin)

 

Ulaşım için: Ulus civarında bulunan ören yerlerine Çankırı Caddesi’nden geçen her otobüsle gidebilirsiniz. Günlük bir Ulus gezisi için Çankırı Caddesi’nde Roma Hamamı’nın hemen önünde indiğinizi varsayarsak, valiliğe kadar yürüdüğünüzde Julianus Sütununa, oradan Ankara Kalesi’ne çıkan taşlı yolun solunda kalan Roma Tiyatrosu’na ve ardından kaleye çıkıp, günü müzelerle bitirebilirsiniz. Ankara’nın merkezinde böyle bir günlük tur yaklaşık dört-beş saatinizi alacaktır ama Ulus’u çok farklı bir gözden görmüş olacaksınız. 

Diğer sit alanları içinse: Küçük ilçelere AŞTİ’den gün içinde küçük servisler kalkmaktadır. Servis ilçeye bıraktıktan sonra, bazı ören yerleri yürüme mesafesindeyken bazıları ise ilçenin içinden sağlayacağınız yine küçük bir servisle ulaşılabilir durumdadır.

Yazar: Güneş Tancuay

Kapak fotoğrafı Ankara Kalkınma Ajansı Instagram hesabından alınmıştır.

Bir Sosyal Sorumluluk Uyarısı

Cevapla

Please enter your comment!
Please enter your name here