Ankara’da 2010 yılında başlayan ve bir klasik haline gelen “Doğu Batı ile Buluşuyor” temalı Uluslararası Şefika Kutluer Festivali” nin 8’incisi bu sene 1-20 Aralık 2017 tarihleri arasında Nazım Hikmet Kongre ve Sanat Merkezi’nde gerçekleşiyor.

Doğduğu kent olan Ankara’yı kendi adıyla düzenlediği festivalde birbirinden değerli sanatçılarla buluşturan ve tüm dünyada “Sihirli flüt” lakabıyla tanınan flüt virtüözümüz Şefika Kutluer ile samimi bir röportaj gerçekleştirdik.

Müzik kaç yıldır hayatınızda? Kariyerinizi nasıl değerlendirirsiniz?

Ulvi Cemal Erkin

Müzik küçük yaşlardan itibaren hayatımın ayrılmaz bir parçası. Müzik yeteneğimi fark eden ve konservatuvarda okumam gerektiğini söyleyen kişi ünlü besteci Ulvi Cemal Erkin’dir. O zamanlar yedi yaşındaydım. Aile yakınımız olan Ulvi Cemal Erkin, müzik kulağımın olup olmadığını test etti ve “Bu çocuk mutlaka konservatuvarda okumalı” dedi.

Flütün bana kutsal bir hediye olduğunu düşündüm hep. Böylesine büyüleyici bir enstrümanı çaldığım için kendimi şanslı hissettim. Flüt, hayatımın çok önemli bir parçası, vücudumun bir uzantısı oldu adeta. Konservatuvar sonrası ise İtalya ve Avusturya’da ustalık çalışmaları yaptım ve dünya kariyerim başladı. Ardından da dünya çapında konserler, uluslararası yarışmalarda ödüller, birincilikler ve madalyalarla uluslararası kariyerim devam etmekte… Hepsinden önemlisi müziğin içinde var olmam ve kendimi mutlu hissetmem ve tabi ki müziğimi dinlemekten mutlu olan dünya çapında birçok müzikseverin varlığı.

Albümleriniz müzikseverler tarafından dünyanın her yerinde büyük ilgi görüyor. Özellikle “World of lullabies” albümünüzün çok dinginlik verici olduğunu ve herkes tarafından beğenildiğini biliyoruz. Bu albümün oluşum süreciyle ilgili hisleriniz nelerdir? Ayrıca albümleriniz içinde, sizde farklı bir yeri olan var mı?

Her albümümün benim için ayrı bir anlamı var.  Dünya piyasasında bulunan 17 CD’m Pan Classical, Gallo International, Naxos ve Sony Classical firmaları tarafından yayınlanmakta. Berlin Filarmoni Orkestrası ile iki, İngiliz Royal Filarmoni Orkestrası ile bir CD kaydı gerçekleştirdim. Piyasada bulunan 17 albüm dışında kaydını gerçekleştirdiğim ve piyasaya çıkmak için sırasını bekleyen eser ve albümlerim de var.

Albümlerimi bazı doktorlar hastalarına dinletirken, bazı cerrahlar ameliyat öncesinde dinleyerek daha sakin girdikleri ameliyatlarda başarılı olduklarını söylüyorlar. Ayrıca dünyada binlerce bebek “World of Lullabies” daki eserlerle büyümekte. Bu CD de benim için çok özel. Ninniler Dünyasını (Word of Lullabies) 15 ayrı ülkenin halka mal olmuş ezgilerini orkestra ve flüt için aranje ederek Royal Filarmoni (İngiliz Kraliyet Filarmoni) orkestrası eşliğinde kaydettim. Ülkemizin de “Katibim” ezgisi ile temsil edildiği bu CD dünya çapında çok rağbet görmektedir. Royal Philharmonic Orchestra’nın eşlik ettiği bu albümde Fransa’dan İtalya’ya, Japonya’dan Amerika’ya, Brezilya’dan İrlanda’ya, Avusturya’dan Türkiye’ye kadar 15 farklı kültürün ninnilerini bir araya getirdim. Royal Filarmoni orkestrası klasik ve klasik dışındaki çalışmaları ile dünyanın her zaman en önemli orkestralarının başında gelmektedir.  Ben de kendileri ile çalışmaktan çok mutluyum.

Ayrıca; son olarak piyasaya çıkan “Latin Romance” dan bahsetmek gerekirse, bu CD kaydını Slovakya’da Bratislava Strings Orchestra eşliğinde gerçekleştirdim. Günümüz Latin bestecilerinin en önemlileri arasındaki Jose Elizondo, CD’de yer alan eserleri benim için uyarladı ve bana özel bir beste yaptı: “Şefika’s Menuetto”. Jose ile yıllar önce onun bir eserini seslendirdikten sonra tanıştık. Kendisiyle müzikal arkadaşlığımız yıllardır devam ediyor. Jose Elizondo hem mükemmel bir besteci hem de harika bir insan ve de Harvard mezunu bir bilim adamı.

“Latin Romance” dünya çapında dağıtımda olan on yedinci albümüm, aynı zamanda Latin müziği üzerine yaptığım ikinci çalışma. 2001 yılında “Tango Goes Symphony” isimli bir albüm çıkarmış ve meşhur tangoları senfonik orkestra eşliğinde seslendirmiştim. Uzun yıllardır en çok satanlar arasında yer alıyor. “Latin Romance”ın da benzer bir başarı elde edeceğini düşünüyorum.

Dünya çapında başarılarınız ve aldığınız ödüllerle de gündemdesiniz. Hatta yakın zamanda bir madalya daha aldığınızı biliyoruz. 

Slovakya Dışişleri ve AB İlişkileri Bakanlığı bana “Slovakya Cumhuriyeti Altın Devlet Şeref Madalyası” verilmesine karar verdi. Uluslararası alanda yaptığı çalışmalarla Slovakya kültürünün dünya çapında tanınmasına yardımcı olan önemli devlet adamlarına ve kültür elçilerine de verilen bu madalya 20 Eylül’de Slovakya Milli gününde Büyükelçi Anna Turenicova tarafından takdim edildi.

Önceki yıllarda da; İtalya Cumhurbaşkanından “İtalya Devlet Nişanı”,  “Avusturya Cumhuriyeti  Altın Liyakat Nişanı” ve “Kazakistan Devlet Kültür Nişanı” nı almıştım.

Ayrıca; Türk kültürüne yaptığım hizmetlerden dolayı “Cumhurbaşkanlığı Kültür Sanat Büyük Ödülü” nü bu ödülün ilk ihdas edildiği sene almıştım.

Bu yıl 8’incisi düzenlenecek olan Şefika Kutluer Festivali’ni Ankara’da gerçekleştirme fikri nasıl doğdu? Ankara’nın sizdeki yeri nedir?

Ankara doğumlu bir sanatçı olarak çok sevdiğim Ankara’ya ve Ankaralılara bir festival armağan etmiş bulunmaktayım. Bugüne kadar birlikte konserler verdiğim, CD’ler kaydettiğim, dünyanın en ünlü orkestra ve müzisyenleri ile var olan yakın ilişkimin avantajını kullanarak, doğduğum kent Ankara’da, böyle bir festivali gerçekleştirmeyi hedefledim. Bu hedefe ulaşmanın ve sevgili Ankaralılarla bu güzellikleri paylaşmanın mutluluğunu yaşıyorum.

Ben uzun yıllardır uluslararası platformlarda çalışan, çok önemli müzisyenlerle, orkestra ve şeflerle, organizasyonlarla konser turneleri yapmış, CD’ler kaydetmiş bir sanatçı olarak bugüne kadar oluşmuş olan kariyerimi ve kişisel ilişkilerimi kullanarak bu festivale başladım. Festival bugüne kadar oluşturduğum kariyerimin üstüne oturdu. Ankara’ya gelen dünya çapındaki bütün müzisyenlerin hepsi birbirinden değerlidir. Elbette ilk kez Türkiye’ye ve Ankara’ya gelen bu müzisyenleri sanatseverlerle buluşturmak kolay değil ancak Ankara’da doğan bir sanatçı olarak bunu görev addettim. Doğduğum kent Ankara eskiden kültür başkentiydi. Kültür Ankara’dan yayıldı Anadolu’ya. Fakat son dönemde kültür ve sanat etkinliklerini izlemede gerilere düşmüş olması gerçeği vardı. Ne devletten ne de başka bir kaynaktan hiçbir sponsorluk katkısı beklemeden eşimle birlikte böyle bir işe kalkıştık.

Bu sene 1-20 Aralık 2017 tarihlerinde 8’incisi düzenlenen festival, her yıl aynı dönemde, doğu ve batı kültürlerinin kaliteli örnekleri ile devam edecek.

Festivalinizin teması nedir?

Festivalim “Doğu, Batı ile Buluşuyor” teması üzerine kurulu ve en önemli amacımız doğu ve batının kültürlerini, müziğini bir araya getirmek. Ayrıca 6’ncı Festivalden itibaren “Bilim Sanatla Buluşuyor” temasını da ilave etmiş bulunmaktayız. Konserlerden önce farklı konularda uzmanlar tarafından da aydınlatıcı bilimsel sunumlar yapılmaktadır. Bu sene de kapanış konserimizin öncesinde eşim Refik Kutluer “Korumak İçin Tanımak Lazım” başlıklı bir sunum yapacaktır.

Müzikal anlamda hayata geçirmek istediğiniz başka projeler var mı?

Elbette birçok projem var ve bunları sırasıyla gerçekleştirmenin mutluluğunu yaşıyorum. Ancak bu projeleri önceden değil gerçekleştirdikçe açıklamayı uygun görüyorum.

Ünlü İngiliz flütçü Ian Anderson’un adınıza bestelediği “Şefika’s Tango”nun hikâyesini bizimle paylaşır mısınız?

Flüt kariyerime klasik müziğin en önemli eserlerini seslendirerek devam ederken, zaman zaman “Cross-over” projelerle gerçekleştirdiğim konser turneleri ve CD kayıtlarım da olmaktadır. “Cross-over” projelerimde bazen Jazz’ı bazen Tango’ları klasik dünyaya taşırken, kaliteden kesinlikle taviz vermeden büyük bir titizlik ile bu eserlerin klasikleşerek ölümsüzleşmesini sağlamaya çalışıyorum.

Ian Anderson ile yaptığım turnede özellikle Ian’ın benim için bestelediği “Şefika’s Tango” eserini seslendirmek büyük bir mutluluktu. Flütü Rock dünyasına sokan efsanevi müzisyen Anderson çok takdir ettiğim bir sanatçı, 40 yıldır gündemde olmak ve kalite çizgisini muhafaza etmek kolay değil. Ian benim tango CD’mden etkilenerek böyle bir beste yaptı ve şimdi dünyanın her yerinde verdiği konserlerde bu eseri “Şefika’s Tango” ismi ile seslendiriyor. Bu benim için inanılmaz mutluluk verici bir duygu. İnşallah yakında bu parçanın da içinde olduğu bir albüm çıkaracağız.

“Şefika Kutluer & Prag Virtüözleri Orkestrası”

Devlet sanatçısı ve Unicef Türkiye iyi niyet elçisi Şefika Kutluer’in kendi adına düzenlenen “Uluslararası Şefika Kutluer Festivali” bu sene de yine hem doğu hem de batı ülkelerinden gelecek çok önemli sanatçılara ev sahipliği yapacak. Festivalde bugüne kadar Çin, Meksika, Kore, Yunanistan, Almanya, Rusya, Avusturya, A.B.D., Portekiz, Lüksemburg, Slovenya, Sırbistan, Çek Cumhuriyeti, Kosova, Kazakistan, İsviçre, İngiltere, Fransa ve daha birçok ülkeden renkli performanslar, sergiler ve sunumlar yer aldı.

“Sihirli Flüt” sanatseverler için doğu ve batıyı yılın son günlerinde Ankara’da buluşturuyor. Ruhunuzu dinlendirme fırsatı yakalayacağınız bu muhteşem festival sizleri bekliyor.

Cevapla

Please enter your comment!
Please enter your name here