<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Ankara Nostalji arşivleri - Lavarla - Kültür-Sanat ve Kent Yaşamı</title>
	<atom:link href="https://lavarla.com/etiket/ankara-nostalji/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://lavarla.com/etiket/ankara-nostalji/</link>
	<description>Lavarla için her insan ve her hikaye, ucundan Ankara&#039;ya dokunuyorsa anlatmaya değerdir.</description>
	<lastBuildDate>Tue, 19 Jul 2022 11:18:41 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	<generator>https://wordpress.org/?v=6.8.2</generator>

<image>
	<url>https://lavarla.com/wp-content/uploads/2024/05/fav-150x150.png</url>
	<title>Ankara Nostalji arşivleri - Lavarla - Kültür-Sanat ve Kent Yaşamı</title>
	<link>https://lavarla.com/etiket/ankara-nostalji/</link>
	<width>32</width>
	<height>32</height>
</image> 
	<item>
		<title>Bir Varmış Ankara Bir Yokmuş III: Önce Yemek, Sonra Çay</title>
		<link>https://lavarla.com/once-yemek-sonra-cay/</link>
					<comments>https://lavarla.com/once-yemek-sonra-cay/#comments</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Hakan Kaynar]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 30 Sep 2016 10:25:13 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Hafıza]]></category>
		<category><![CDATA[Kent]]></category>
		<category><![CDATA[Ankara Eski Mekanlar]]></category>
		<category><![CDATA[Ankara Nostalji]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://lavarla.com/?p=5739</guid>

					<description><![CDATA[<p><span class="reading-mode-buttons"></span>21 Kasım 2001’de yazmışım bu yazıyı, Gazete Ankara için. Gazete o yıllarda 99 ekonomik krizinden sonra artık yayınlanmayan Ankara eklerinin yerini doldurma iddiasıyla çıkıyordu. Muhtemeldir ki maliyet hesabı yüzünden kalitesiz bir kağıda kalitesiz baskıyla. Kocaman bir sayfaya biri kısa biri uzun iki yazı yazardım her hafta, meccanen. Kısalardan biri bu. İki yerden bahsediyorum. O yıllar [&#8230;]</p>
<p><a href="https://lavarla.com/once-yemek-sonra-cay/">&lt;span class=&quot;reading-mode-buttons&quot;&gt;&lt;/span&gt;Bir Varmış Ankara Bir Yokmuş III: Önce Yemek, Sonra Çay&lt;span class=&quot;reading-mode-buttons&quot;&gt;&lt;/span&gt;</a> yazısı ilk önce <a href="https://lavarla.com">Lavarla - Kültür-Sanat ve Kent Yaşamı</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p style="text-align: justify;"><em>21 Kasım 2001’de yazmışım bu yazıyı, Gazete Ankara için. Gazete o yıllarda 99 ekonomik krizinden sonra artık yayınlanmayan Ankara eklerinin yerini doldurma iddiasıyla çıkıyordu. Muhtemeldir ki maliyet hesabı yüzünden kalitesiz bir kağıda kalitesiz baskıyla. Kocaman bir sayfaya biri kısa biri uzun iki yazı yazardım her hafta, meccanen. Kısalardan biri bu. İki yerden bahsediyorum. O yıllar için Ankara haritamda ikisi de koyu bir kalemle işaretlenmişti, o kadar sık giderdim. Kimse aramasın. Çünkü artık yerlerinde yoklar. Biri kapandı diğeri taşınıp bara dönüştü.</em></p>
<hr />
<p style="text-align: justify;">Daha önce söylemiştim, tekrarlayalım: ben gurme değilim. Ama özellikle yazları, zamanının çoğunu dışarıda geçiren bir şehirli olarak, Ankara ’nın yeme-içme mekanlarını çok iddialı olmasam da bilirim. Bilirim ancak bu konuda da muhafazakar sayılırız. Gittiğimiz, geldiğimiz yerler bellidir. Hani neyse boyumuzun ölçüsü altından geçtiğimiz kapı da ona göredir: işte iki mekan. Birinde bir şeyler yemeli, çayı diğerinde içmeli.</p>
<h4 style="text-align: justify;">Yarım Asırlık İstanbul Piyazcısı</h4>
<p style="text-align: justify;">Kuru fasulye bu, kıvamı tutacak, taneler çok sert olmayacak ama öyle pelte gibi çatalın ucunda da dağılmayacak hemen. İstanbul Piyazcısı tutturur. Şimdi Mehmet, nereden biliyorsun sen bir haşlama yersin burada bir de güveç diyecek ama vardır kuru fasulyenin de tadına bakmışlığımız. Bizimkisi etoburluk! İstanbul Piyazcısı beyler bayanlar, Karanfil Sokağın en eski dükkanlarından biridir. Sorunca Cemal Bey (kasada durur) anlatır: Engürü Pasajı’nın yerinde üç katlı şirin bir apartman vardır, dükkanın karşısındaki iki katlı evler. Ee zaman hızla geçiyor, İstanbul Piyazcısı ellilerin başlangıcından beri Ankara’da. İlkin Posta Caddesi’nde açılıyor. Ulus’ta Postanenin önünden başlayıp Sebze Hali’nde biten sokaktan bahsediyoruz, elbette tarifimiz bilmeyenler için, kızmayın. Bu sokak bir zamanların Sakarya’sıdır. Yani meyhanelerin bir araya toplandığı, meyhane deyip de geçmeyelim: ağır mekanlardır ki Orhan Veli ve arkadaşları buralara takılır. Bir de Mehmed Kemal var. Biz de bunları ondan öğrendik. İstanbul Piyazcısı’nın bu meyhanelerle bir ilgisi yok, o zaman da piyazcı. Lakin menü tam akşamcıların ağzına layık hani: piyaz, kuru fasulye, beyin salata. 1973-4’te Karanfil Sokaktaki yerine geliyor İstanbul Piyazcısı. Cemal Bey, o dükkanda piyazcıdan üç yıl daha eski, neredeyse otuz yıldır orada yani. Hani işin sahibine soralım dedik daha fazlasını ama Cemalettin Koyunsağan bütün görmüş geçirmiş ihtiyarlar gibi, biraz da oruç olmasının kaprisiyle yüz vermedi bize.</p>
<p style="text-align: justify;">Gelelim ne yiyeceğinize. Adı üzerinde piyazcı burası. Öğlenleri ciğer çıkar, sıcakken yetişmek lazım. Kışları hamsi tava da olur, onun için de öğle saatleri geleceksiniz. Kızılay gibi iyi yemeğin bulunmadığı bir semtte, ıspanak herhalde sadece orada yenilebilir. Ben kışın haşlama yerim, yazın güveç. İkisi de güzeldir. Pilav her zaman tane tane, kıvamındadır. Öğlenleri piyazcıya gidip hep dolma biber yiyen ve çok seven bir arkadaşım da var. Tatlı iki tanedir: sütlaç ve aşure. Aşuresi hafiftir, tatlı diye korkmayın. Rezervasyon yok, öyle saatlerce oturmak da yok, çay filan da istemeyin. Orası esnaf lokantasıdır, yemeğini yiyip kalkacaksın. Hem televizyon da var, pilavı kaşıklarken Türk filmlerine göz atarsınız.</p>
<h4 style="text-align: justify;">Farklı ve sıcak: Sakal Cafe</h4>
<p style="text-align: justify;">Çayı nerede içeceksiniz? Karanfil sokaktan, yukarı doğru yürümeye devam edin. Olgunlar sokağa gelince, sanıyorum sağdan üçüncü apartmanın bodrumuna ineceksiniz. Oralarda bir yerde tabelası da olmalı: Sakal Cafe. Buraya ben üç yıldır giderim. Arka bahçesi yazın çok güzeldir. Saklı bir nefes alma yeri orası: yazın serin kışın sıcak olur. Çay her dem tazedir. İstersen ince belli bardakta gelir. İçerideki odalarda raflar eski kitaplarla doludur. Hiç yanaşmayın. Sakallı sahipleri kitaplarını satmak istemez; onun için yüksekten açar ağızlarını. Orada çayını içerken okşayıp seveceksin. Müzik de iyidir. Ne mekan ne de mekana gelenler ezer sizi: herkese aittir. Çoğunluk gençler gelir. Çayın yanına güzel kek de var; kendileri <img fetchpriority="high" decoding="async" class=" wp-image-5746 alignright" src="http://lavarla.com/wp-content/uploads/2016/09/sakal-cafe-ankara-nostalji.jpeg" alt="sakal-cafe-ankara-nostalji" width="349" height="349" srcset="https://lavarla.com/wp-content/uploads/2016/09/sakal-cafe-ankara-nostalji.jpeg 400w, https://lavarla.com/wp-content/uploads/2016/09/sakal-cafe-ankara-nostalji-150x150.jpeg 150w, https://lavarla.com/wp-content/uploads/2016/09/sakal-cafe-ankara-nostalji-300x300.jpeg 300w" sizes="(max-width: 349px) 100vw, 349px" />yaparlar: çikolatalı ve tarçınlı, ben birincisini tercih ederim. Adisyon tutulmaz, hesabını bileceksin. Hesabı ödemek için garip törenler de düzenlenmez orada. Havalar soğuduğunda, özellikle de hafta sonu yer bulamazsın. Sabretmeli, çünkü civardaki bütün cafelerin sahipleri Karadenizli uyanıklardır, hadi Karadenizli değilse bile tüccar kılıklı adamlardır. Sakal’daki sıcaklığı bulamazsın. Öyle aptal dekoratörlerin elinden çıkmamıştır en azından. Taş ve ahşap, mekanın sahiplerinin katkısını unutmayalım ama, sanki orada kendiliğinden yan yana gelmiştir. Kedileri de vardı geçen sene, kucağınıza davetsiz atlar kendisini sevdirirdi: şimdi göremiyorum ama kış belli ki soğuk geçecek, eskisi olmasa bile bir başkası gelir. Sakal’ı severim; çünkü kimliği vardır.</p>
<p style="text-align: justify;">Ankara’nın ortasında, parfümüyle yemeğin kokusunu bastıran kokanalardan da, çay fincanının yanına araba anahtarlığını koyan görmemiş züppelerden de, her dem nişanlanacak birilerini arayan lümpen taşralılardan arınmış çok az yer vardır. Bunların ikisi onlardandır. Yukarıda adı geçenlerden değilseniz, gidebilirsiniz! Yoksa bu yazıyı yazdım diye hicap duyarım.</p>
<p style="text-align: justify;"><em><strong>Yazar: Hakan Kaynar</strong></em></p>
<p style="text-align: justify;"><em>Kapak fotosu için Yiğit Ekici&#8217;ye teşekkürlerimizle..</em></p>
<p><a href="https://lavarla.com/once-yemek-sonra-cay/">&lt;span class=&quot;reading-mode-buttons&quot;&gt;&lt;/span&gt;Bir Varmış Ankara Bir Yokmuş III: Önce Yemek, Sonra Çay&lt;span class=&quot;reading-mode-buttons&quot;&gt;&lt;/span&gt;</a> yazısı ilk önce <a href="https://lavarla.com">Lavarla - Kültür-Sanat ve Kent Yaşamı</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://lavarla.com/once-yemek-sonra-cay/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>1</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Baristokrat &#124; Ankara Viskisi</title>
		<link>https://lavarla.com/baristokratankara-viskisi-viski-101/</link>
					<comments>https://lavarla.com/baristokratankara-viskisi-viski-101/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Baristokrat]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 23 May 2016 12:34:00 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Hafıza]]></category>
		<category><![CDATA[Kent]]></category>
		<category><![CDATA[Ankara]]></category>
		<category><![CDATA[Ankara Nostalji]]></category>
		<category><![CDATA[Ankara Viskisi]]></category>
		<category><![CDATA[Baristokrat]]></category>
		<category><![CDATA[Lavarla]]></category>
		<category><![CDATA[Viski]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://lavarla.com/?p=1025</guid>

					<description><![CDATA[<p><span class="reading-mode-buttons"></span>1963 yılında Ankara&#8217;da viski üretimine başlayan TEKEL, yılda 500 bin litre kapasiteli  fabrikasında ortalama 200 bin litre viski üreterek &#8220;Ankara&#8221; markası ile satıyordu. Meşe fıçılarda 5 yıl dinlendirildikten sonra satışa çıkarılan Ankara viskisi, Türkiye&#8217;de üretilen ilk ve tek viski olarak birçok bar rafında yer alıyordu. Ne yazık ki TEKEL&#8217;in satılmasından sonra üretimi de durduruldu. Viski [&#8230;]</p>
<p><a href="https://lavarla.com/baristokratankara-viskisi-viski-101/">&lt;span class=&quot;reading-mode-buttons&quot;&gt;&lt;/span&gt;Baristokrat | Ankara Viskisi&lt;span class=&quot;reading-mode-buttons&quot;&gt;&lt;/span&gt;</a> yazısı ilk önce <a href="https://lavarla.com">Lavarla - Kültür-Sanat ve Kent Yaşamı</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p style="text-align: left;">1963 yılında Ankara&#8217;da viski üretimine başlayan TEKEL, yılda 500 bin litre kapasiteli  fabrikasında ortalama 200 bin litre viski üreterek &#8220;Ankara&#8221; markası ile satıyordu. Meşe fıçılarda 5 yıl dinlendirildikten sonra satışa çıkarılan Ankara viskisi, Türkiye&#8217;de üretilen ilk ve tek viski olarak birçok bar rafında yer alıyordu. Ne yazık ki TEKEL&#8217;in satılmasından sonra üretimi de durduruldu.</p>
<p style="text-align: left;">Viski defterim <a href="http://www.viskidefterim.com" target="_blank" rel="noopener">websitesi</a>  sitesi sayesinde Serge Valentin&#8217;in Ankara Viskisi tadım notlarına ulaştım. İşte Serge&#8217;nin damağından Ankara Viskisi:</p>
<p style="text-align: left;">Koku: Vanilya ve talaş burunda hakim olan kokular. Sonra pandispanya ve bisküvi kokusu geliyor. Çok basit ve aslında zamanında daha ziyade burbon baskınmış. Saf malt aromaları yok ama istenilen etki elde edilmiş.</p>
<p style="text-align: left;">Damak: Olumlu anlamda şaşırtıcı. Belki de şöyle ifade etsem daha doğru olacak: Meşe, vanilya, portakal likörü ve paskalya çöreği aromaları ile kabul edilebilir seviyenin üzerinde iyi. İki, üç damla rakı eklenmiş gibi (Hayır! tabi ki şaka yapıyorum…). İyi bir gövdesi var.</p>
<p style="text-align: left;">Bitiş: Biraz kısa ancak meşeden gelen baharatlar ve portakal rayihaları uyum içinde. Bu tekrar tadımda, hatırladığımdan daha fazla beğendiğimi söyleyebilirim. Türk dostlarımız gayet iyi viski yapıyormuş diyebilirim. Türkiye’de viski ile ilgilenen bunca kişi varken, ülkenin bu iyi viski üretimini bırakmış olması gerçekten çok üzücü.</p>
<p style="text-align: justify;"><img decoding="async" class=" wp-image-1026 aligncenter" style="float: right;" title="" src="http://lavarla.com/wp-content/uploads/2016/05/ankara-viskisi-lavarla-1.jpg" alt="ankara viskisi lavarla 1" width="711" height="711" srcset="https://lavarla.com/wp-content/uploads/2016/05/ankara-viskisi-lavarla-1.jpg 300w, https://lavarla.com/wp-content/uploads/2016/05/ankara-viskisi-lavarla-1-150x150.jpg 150w" sizes="(max-width: 711px) 100vw, 711px" /></p>
<h2 style="text-align: justify;">Viskiye Dair</h2>
<p style="text-align: left;">Viski kelimesi İskoçların esas dili olan &#8220;Gaelic (geylı&#8217;k)&#8221; kökenlidir. Bu kelimenin &#8220;Gaelic&#8221; dilindeki yazılışı &#8220;usquebaugh (uskaba)&#8221;dır. &#8220;Hayat suyu&#8221; demektir. Zamanla İngilizceye uydurularak &#8220;Whisky (viski)&#8221;ye dönüşmüştür. Viski; arpa, mısır, çavdar, yulaf vb. tahılların mayalanma işleminden sonra damıtılmasından elde edilir. Dünyanın birçok memleketinde viski üretilmektedir. Aynı sistemlerle üretilmelerine karşın hiçbir viski bir diğerine benzemez. Bunda da yörenin iklimi, suyu ve kullandığı tahıllar ve diğer faktörlerin rolü vardır. Viski kelimesi, İskoç ve Kanada viskilerinde &#8220;Whisky (viski)&#8221;, İrlanda =Irish (ayn&#8217;ş) ve Amerikan Bourbon (börbın) viskilerinde ise Whiskey (viski) olarak yazılır.</p>
<p style="text-align: justify;">Kaynaklar:</p>
<p><a href="http://www.milliyet.com.tr/2003/09/30/business/bus02.html" target="_blank" rel="noopener noreferrer">Milliyet</a><br />
<a href="http://www.viskidefterim.com/tadim-notu/ankara/" target="_blank" rel="noopener noreferrer">Viski Defterim</a></p>
<p><a href="https://lavarla.com/baristokratankara-viskisi-viski-101/">&lt;span class=&quot;reading-mode-buttons&quot;&gt;&lt;/span&gt;Baristokrat | Ankara Viskisi&lt;span class=&quot;reading-mode-buttons&quot;&gt;&lt;/span&gt;</a> yazısı ilk önce <a href="https://lavarla.com">Lavarla - Kültür-Sanat ve Kent Yaşamı</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://lavarla.com/baristokratankara-viskisi-viski-101/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
