<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Cumhuriyet Dönemi Sinemaları arşivleri - Lavarla - Kültür-Sanat ve Kent Yaşamı</title>
	<atom:link href="https://lavarla.com/etiket/cumhuriyet-donemi-sinemalari/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://lavarla.com/etiket/cumhuriyet-donemi-sinemalari/</link>
	<description>Lavarla için her insan ve her hikaye, ucundan Ankara&#039;ya dokunuyorsa anlatmaya değerdir.</description>
	<lastBuildDate>Mon, 19 Jan 2026 09:54:43 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	<generator>https://wordpress.org/?v=6.8.2</generator>

<image>
	<url>https://lavarla.com/wp-content/uploads/2024/05/fav-150x150.png</url>
	<title>Cumhuriyet Dönemi Sinemaları arşivleri - Lavarla - Kültür-Sanat ve Kent Yaşamı</title>
	<link>https://lavarla.com/etiket/cumhuriyet-donemi-sinemalari/</link>
	<width>32</width>
	<height>32</height>
</image> 
	<item>
		<title>Zamana Yenik Düşen Ankara Sinemaları II: Kızılay</title>
		<link>https://lavarla.com/zamana-yenik-dusen-ankara-sinemalari-ii-kizilay/</link>
					<comments>https://lavarla.com/zamana-yenik-dusen-ankara-sinemalari-ii-kizilay/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Çiğdem Kaya Çayır]]></dc:creator>
		<pubDate>Sun, 21 Mar 2021 09:27:36 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Hafıza]]></category>
		<category><![CDATA[Kent]]></category>
		<category><![CDATA[Ankara 'da Kapanan Sinemalar]]></category>
		<category><![CDATA[Ankara'da Sinema]]></category>
		<category><![CDATA[Ankara'nın Eski Sinemaları]]></category>
		<category><![CDATA[Ankara'nın Sinema Tarihi]]></category>
		<category><![CDATA[Cumhuriyet Dönemi Sinemaları]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.lavarla.com/?p=109704</guid>

					<description><![CDATA[<p><span class="reading-mode-buttons"></span>Ankaralıların Sinema Tutkusu Artıyor Cumhuriyetin ilk yıllarında başkente yakışır bir kent planlamasının oluşturulması düşünüldü. Şehir, bu konu ile ilgili düzenlenen yarışmayı kazanan Prof. Dr. Hermann Jansen’in projesine göre biçimlendirilmeye başlandı. Ankara’nın ilk imar planı olan ve 1929-1939 yılları arasını kapsayan Jansen Planı’nda, planlamanın motorlu taşıtlara uygun olmasının yanı sıra yeşil alanlar, parklar yapılması amaçlanmış, Güvenpark [&#8230;]</p>
<p><a href="https://lavarla.com/zamana-yenik-dusen-ankara-sinemalari-ii-kizilay/">&lt;span class=&quot;reading-mode-buttons&quot;&gt;&lt;/span&gt;Zamana Yenik Düşen Ankara Sinemaları II: Kızılay&lt;span class=&quot;reading-mode-buttons&quot;&gt;&lt;/span&gt;</a> yazısı ilk önce <a href="https://lavarla.com">Lavarla - Kültür-Sanat ve Kent Yaşamı</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<h2>Ankaralıların Sinema Tutkusu Artıyor</h2>
<p style="text-align: justify">Cumhuriyetin ilk yıllarında başkente yakışır bir kent planlamasının oluşturulması düşünüldü. Şehir, bu konu ile ilgili düzenlenen yarışmayı kazanan Prof. Dr. Hermann Jansen’in projesine göre biçimlendirilmeye başlandı. Ankara’nın ilk imar planı olan ve 1929-1939 yılları arasını kapsayan <a href="https://netreklam.net/jansen-plani-uzerinden-bugunku-ankaraya-bakmak/" target="_blank" rel="noopener">Jansen Planı</a>’nda, planlamanın motorlu taşıtlara uygun olmasının yanı sıra yeşil alanlar, parklar yapılması amaçlanmış, Güvenpark ve Kızılay bölgesi yerleşimi düzenlenmişti. Böylece Ankara halkının kültürel etkinlik ve sinema tutkusunun merkezi konumunda olan Ulus semti de yerini yavaş yavaş Kızılay’a <a href="https://netreklam.net/ulustan-yenisehire-yenisehirden-tunaliya/" target="_blank" rel="noopener">bırakmaya</a> başlamıştı. Ankara’daki sinema salonlarının artması ve gösterime giren birçok filmle birlikte Ankaralıların sinema tutkusu da büyüyordu.</p>
<p><u>Ulus Sineması</u>, Kütahya Milletvekili Ragıp Soysal’ın adını taşıyan Kızılay’daki Soysal Apartmanı içerisinde bulunuyordu. Ankara’nın en modern ve gözde apartmanı Soysal Apartmanı’nın tasarımı, açılan yarışma sonucu birinci olan Mimar Bekir İhsan’a aitti. Dört ayrı apartmanın birleşimi şeklinde inşa edilen yapı; bodrum kat, zemin kat, üç normal kat ve bir teras katı olmak üzere toplam altı katlı inşa edilmişti. Bodrum ve zemin katı gazino, lokanta ve dükkânlara ayrılmış olan yapı içerisinde bir de sinema yer alıyordu. Sinemayı açan kişi, Türkiye’nin ilk spor spikeri olan ve ülkemizdeki ilk spor dergisi <em>Spor Alemi</em>’ni çıkaran, Taksim Kışlası’nın Taksim Stadı’na dönüştürülmesine ön ayak olan Sait Çelebi’ydi. Kendisi daha sonra Sıhhiye’deki Ankara Sineması’nın da yöneticiliğini <span style="color: #333333">yapacaktı.</span></p>
<figure id="attachment_112807" aria-describedby="caption-attachment-112807" style="width: 693px" class="wp-caption alignnone"><img fetchpriority="high" decoding="async" class="wp-image-112807 size-full" src="https://netreklam.net/wp-content/uploads/2021/03/Foto-7.jpeg" alt="" width="693" height="415" srcset="https://lavarla.com/wp-content/uploads/2021/03/Foto-7.jpeg 693w, https://lavarla.com/wp-content/uploads/2021/03/Foto-7-300x180.jpeg 300w" sizes="(max-width: 693px) 100vw, 693px" /><figcaption id="caption-attachment-112807" class="wp-caption-text">Ulus Sineması (Kaynak: Ankara Cımbızcısı)</figcaption></figure>
<p style="text-align: justify">Soysal Apartmanı, içerisindeki Ulus Sineması&#8217;yla birlikte, gelişmekte olan Ankara’nın kültür ve sanat yaşamı içinde önemli bir yere sahipti. Apartman ve sinemanın Ankara’da gençliğini yaşayan bir neslin anılarında da önemli bir yeri var. Ayşe Kulin, <em>Adı Aylin</em> adlı romanında dönemin önemli isimlerinin yaşadığı Soysal Apartmanı’nı şöyle anlatıyor: “Soysal Apartmanı hiç kuşkusuz, yeni inşa edilmekte olan Ankara&#8217;nın en modern, en gözde apartmanıydı. Kentin mutena semti Kızılay&#8217;da, meydanın ortasındaki ayaklı saate bakan, dört ayrı giriş kapısı bulunan, kocaman bir bloku olduğu gibi kaplayan devasa ve modern bir bina idi. Meşhur Süreyya Pavyonu, Ulus Sineması ve 1940&#8217;lı yılların Ankaralı küçük kızlarına bale ve ritmik dans öğreten Madam Marga Dans Okulu da bu binada bulunuyordu. Soysal Apartmanı, terasında içinde kırmızı balıkların yüzdüğü havuzlu bahçesi, çamaşır kurutma alanı, o yıllarda Ankara&#8217;da ender bulunan kalorifer tesisatı, her gün verilen sıcak suyu ile gerçekten ayrıcalıklı bir apartmandı&#8230;”</p>
<p style="text-align: justify">Güneri Cıvaoğlu ise <em>Milliyet Gazetesi&#8217;</em>ndeki köşesinde apartman ve sinemadan şu şekilde bahsediyor: “Soysal Apartmanı&#8230; Bu apartmanın altında Ulus Sineması, bir büfe&#8230; Ve bir devrin gece kulübü Süreyya&#8230; Bir ilkbahar, sinemaya girmeden önce, büfeden sigara alıyordum. Sakallarımızın yeni yeni terlemeye başladığı o ilk delikanlılık yaşlarının özentisiyle, cebimizde sigara taşıyorduk. Büfeden sigara alırken, başıma bir şey düştü&#8230; Zıpladı ve önümdeki tezgâha yuvarlandı. Bir erik&#8230; Başımı yukarı kaldırdım. Soysal Apartmanı&#8217;nın en üst katındaki balkonda, bir çift iri, çok güzel gri-yeşil gözle karşılaştım. Bu kazadan şaşkındı. Özür diler gibiydi. Sonra&#8230; Sarı denebilecek, çok açık kumral saçlarını ve güzel yüzünü fark ettim. ‘Dert değil’ gibilerden gülümsedim. O da gülümsedi. Çocukluktan genç kızlığa henüz geçiş yaşlarında olmalıydı. Sinemaya girdim, aklım, hep balkondaki güzel kızdaydı. İçeride arkadaşlara sordum. Devrin ünlü sopranosu Belkıs Aran’ın oğlu Pınar, tanıyordu. Adı Ayşe Kulin’di. Arnavutköy Kız Koleji&#8217;nde okuyordu.”</p>
<p style="text-align: justify">Sait Çelebi Ulus Sineması’nı, açıldığı yıl içerisinde İzzet ve Ali Cemali kardeşlere devretti. Görkemli açılışını 20 Ocak 1939 tarihinde <em>Lumieres Paris (Paris Işıkları)</em> filmi ile yapan sinema, var olduğu sürece oynattığı kaliteli filmlerle Ankara’da seçkin bir seyirci kitlesine ulaştı. Film gösteriminin yanı sıra diğer başka sinemalarda da olduğu üzere dönemin ünlü isimlerinin katıldığı konserler ve başka organizasyonlara da ev sahipliği yaptı. 1967 yılında Soysal Apartmanı’nın, Ulus Sineması’nın da içinde bulunduğu üç binası yıkılarak yerine Soysal İş Hanı-Pasajı yapıldı.</p>
<figure id="attachment_112814" aria-describedby="caption-attachment-112814" style="width: 960px" class="wp-caption alignleft"><img decoding="async" class="wp-image-112814 size-full" src="https://netreklam.net/wp-content/uploads/2021/03/soysal-apartmani-yeni.jpg" alt="" width="960" height="639" srcset="https://lavarla.com/wp-content/uploads/2021/03/soysal-apartmani-yeni.jpg 960w, https://lavarla.com/wp-content/uploads/2021/03/soysal-apartmani-yeni-300x200.jpg 300w, https://lavarla.com/wp-content/uploads/2021/03/soysal-apartmani-yeni-768x511.jpg 768w, https://lavarla.com/wp-content/uploads/2021/03/soysal-apartmani-yeni-800x533.jpg 800w" sizes="(max-width: 960px) 100vw, 960px" /><figcaption id="caption-attachment-112814" class="wp-caption-text">Kızılay Soysal Apartmanı terasından Kavaklıdere yönüne bakış, arkada Uybadin Köşkü. (Kaynak: Antoloji Ankara)</figcaption></figure>
<figure id="attachment_112808" aria-describedby="caption-attachment-112808" style="width: 1147px" class="wp-caption alignnone"><img decoding="async" class="wp-image-112808 size-full" src="https://netreklam.net/wp-content/uploads/2021/03/Foto-9.jpg" alt="" width="1147" height="678" srcset="https://lavarla.com/wp-content/uploads/2021/03/Foto-9.jpg 1147w, https://lavarla.com/wp-content/uploads/2021/03/Foto-9-300x177.jpg 300w, https://lavarla.com/wp-content/uploads/2021/03/Foto-9-1024x605.jpg 1024w, https://lavarla.com/wp-content/uploads/2021/03/Foto-9-768x454.jpg 768w, https://lavarla.com/wp-content/uploads/2021/03/Foto-9-800x473.jpg 800w" sizes="(max-width: 1147px) 100vw, 1147px" /><figcaption id="caption-attachment-112808" class="wp-caption-text">Kızılay Meydanı/ Soysal Apartmanı ve Uybaydin Köşkü (Kaynak: Antoloji Ankara)</figcaption></figure>
<p style="text-align: justify">Sait Çelebi’nin Ulus Sineması’nın ardından işletmeciliğini aldığı <u>Ankara Sineması,</u> 1943 yılında İş Bankası iştiraki olarak açıldı. Sıhhiye Meydanı’ndan Necatibey Caddesi’ne girişte sağ tarafta bulunuyordu. Toplam seyirci kapasitesi bin 100 kişiden fazlaydı. Üç katlı olan sinemada, sinema perdesi orta katın karşısına denk geldiğinden alt ve balkon katta oturanlar filmi izlemekte zorlanıyorlardı. Ancak bu <span style="color: #333333">durum,</span> seyirci sayısını olumsuz etkilem<span style="color: #333333">iyordu.</span> 1949 yılından sonra bir süre de tamamen Ankara Sinema İşleri Limited Şirketi tarafından işletilen sinema sonrasında el değiştirdi. 70’li yılların sonlarına doğru seks filmleri furyasına teslim oldu. 1988 yılında yıkıldı. Şu an yerinde Ankara Pasajı ve Balıkçıoğlu İş Hanı var.</p>
<figure id="attachment_112809" aria-describedby="caption-attachment-112809" style="width: 1024px" class="wp-caption alignleft"><img loading="lazy" decoding="async" class="wp-image-112809 size-full" src="https://netreklam.net/wp-content/uploads/2021/03/Foto-10.jpeg" alt="Ankara-sinemaları" width="1024" height="687" srcset="https://lavarla.com/wp-content/uploads/2021/03/Foto-10.jpeg 1024w, https://lavarla.com/wp-content/uploads/2021/03/Foto-10-300x201.jpeg 300w, https://lavarla.com/wp-content/uploads/2021/03/Foto-10-768x515.jpeg 768w, https://lavarla.com/wp-content/uploads/2021/03/Foto-10-800x537.jpeg 800w" sizes="(max-width: 1024px) 100vw, 1024px" /><figcaption id="caption-attachment-112809" class="wp-caption-text">Ankara Sineması (Kaynak:Antoloji Ankara)</figcaption></figure>
<p style="text-align: justify">Yalçın Ergir&#8217;in blogunda da yer verdiği üzere tarih 15 Ocak 1949’u gösterdiğinde Başbakan Hasan Saka ve kabinesinin istifasıyla ülke gündemi hareketlenmişti. Bu sıkıntılı ortama rağmen iki gün sonra <u>Büyük Sinema</u>’nın açılışı devrin Cumhurbaşkanı İsmet İnönü tarafından yapıldı. Sinemanın sahipleri Kazım Rüştü Güven ve Hamdi Başaran kardeşlerdi. Hamdi Başaran, gaz şirketi HABAŞ’ı kurmuştu. Kardeşi Kazım Rüştü Güven ise Mersin’deki narenciye ve buz kalıbı işinin yanı sıra koleksiyonerliği ve sanata bağlılığıyla tanınıyordu. Şimdiki Divan Pastanesi’nin bulunduğu köşedeki evin sahibi olan Vehbi Koç, beraber bezik oynadıkları iki kardeşe “Biriniz havadan biriniz sudan para kazanıyorsunuz,” diye takılıyordu. Kazım Rüştü Güven Ankara’da tanınan bir iş insanıydı. Ankara’yla ilgili planları arasında ise operaların sergilenebileceği işlevsel bir kültür merkezi kurmak vardı. Ancak Muhsin Ertuğrul’un yönlendirmesiyle önceliği sinemaya verdi. Mimari projeye Abidin Mortaş imza attı. Sinema perdesinin üst kısmındaki bölümde Turgut Zaim ve Nurettin Ergüven’in <em>Çayda Çıra Oynayan Kızlar</em> tablosu, Büyük Pastane’nin bekleme holüne bakan kısımda da yine ortaklaşa yaptıkları <em>Sadabad</em> tablosu bulunuyordu. Maalesef bu tablolar yıllar sonra çıkacak olan bir yangında yok olacaktı.</p>
<figure id="attachment_112810" aria-describedby="caption-attachment-112810" style="width: 800px" class="wp-caption alignnone"><img loading="lazy" decoding="async" class="wp-image-112810 size-full" src="https://netreklam.net/wp-content/uploads/2021/03/Foto-11.jpg" alt="" width="800" height="895" srcset="https://lavarla.com/wp-content/uploads/2021/03/Foto-11.jpg 800w, https://lavarla.com/wp-content/uploads/2021/03/Foto-11-268x300.jpg 268w, https://lavarla.com/wp-content/uploads/2021/03/Foto-11-768x859.jpg 768w" sizes="(max-width: 800px) 100vw, 800px" /><figcaption id="caption-attachment-112810" class="wp-caption-text">Büyük Sinema -Hafta Tatili Ruhsat Teskeresi (www.ergir.com)</figcaption></figure>
<figure id="attachment_114021" aria-describedby="caption-attachment-114021" style="width: 800px" class="wp-caption alignnone"><img loading="lazy" decoding="async" class="wp-image-114021 size-full" src="https://netreklam.net/wp-content/uploads/2021/03/20_buyuk_sinema_dushekimi_yalcin_ergir.jpg" alt="" width="800" height="514" srcset="https://lavarla.com/wp-content/uploads/2021/03/20_buyuk_sinema_dushekimi_yalcin_ergir.jpg 800w, https://lavarla.com/wp-content/uploads/2021/03/20_buyuk_sinema_dushekimi_yalcin_ergir-300x193.jpg 300w, https://lavarla.com/wp-content/uploads/2021/03/20_buyuk_sinema_dushekimi_yalcin_ergir-768x493.jpg 768w" sizes="(max-width: 800px) 100vw, 800px" /><figcaption id="caption-attachment-114021" class="wp-caption-text">Büyük Sinema/ Çayda Çıra Oynayan Kızlar (Kaynak:www.ergir.com)</figcaption></figure>
<p style="text-align: justify">Büyük Sinema’da ilk gösterilen film Bette Davis’in oynadığı <em>Zehirli Yalan (Desception)</em>’dı. Kapanacağı son güne kadar sinemada tüm filmler orijinal sesleriyle ve alt yazılı olarak gösterildi. Sinema, perdesinde gösterilen filmlerin dışında birçok konser ve gösteriye de ev sahipliği yaptı. İstanbul Şehir Tiyatrosu, Ankara’daki oyunlarının çoğunu burada sahneledi. Vasfi Rıza Zobu, Şaziye Moral, Bedia Muvahhit, Reşit Rıza, Behzat Butak, Gülistan Güzey gibi dönemin ünlü isimleri ile Dormen Tiyatrosu, Muammer Karaca, Yıldız ve Müşfik Kenter, Zeki Alasya ve Metin Akpınar gibi tiyatronun yıldızları da sahne aldılar. Münir Nurettin Selçuk, Nesrin Sipahi, İnci Çayırlı, Zeki Müren, Behiye Aksoy, Dario Moreno, Cem Karaca ve Barış Manço gibi sanatçıların Büyük Sinema’da verdikleri muhteşem konserler izdiham yaratıyordu. Yabancı sanatçılar için de durum farklı değildi. Marc Aryan, Sylvie Vartan, Johnny Hallyday, Dizzy Gillespie, Dave Brubeck, Pepino DiCapri gibi isimler de Büyük Sinema’da konser veren ünlü isimlerdendi. Bu ünlü isimlerin çoğu, konserlerinin ardından Kazım Güven’in, Büyük Apartman’ın dördüncü katındaki evinde misafir edilirlerdi.</p>
<figure id="attachment_114019" aria-describedby="caption-attachment-114019" style="width: 800px" class="wp-caption alignnone"><img loading="lazy" decoding="async" class="wp-image-114019 size-full" src="https://netreklam.net/wp-content/uploads/2021/03/26_buyuk_sinema_dushekimi_yalcin_ergir.jpg" alt="" width="800" height="491" srcset="https://lavarla.com/wp-content/uploads/2021/03/26_buyuk_sinema_dushekimi_yalcin_ergir.jpg 800w, https://lavarla.com/wp-content/uploads/2021/03/26_buyuk_sinema_dushekimi_yalcin_ergir-300x184.jpg 300w, https://lavarla.com/wp-content/uploads/2021/03/26_buyuk_sinema_dushekimi_yalcin_ergir-768x471.jpg 768w" sizes="(max-width: 800px) 100vw, 800px" /><figcaption id="caption-attachment-114019" class="wp-caption-text">Büyük Sinema&#8217;dan genel görünüm (Kaynak:www.ergir.com)</figcaption></figure>
<figure id="attachment_114020" aria-describedby="caption-attachment-114020" style="width: 800px" class="wp-caption alignnone"><img loading="lazy" decoding="async" class="wp-image-114020 size-full" src="https://netreklam.net/wp-content/uploads/2021/03/25_buyuk_sinema_dushekimi_yalcin_ergir.jpg" alt="" width="800" height="526" srcset="https://lavarla.com/wp-content/uploads/2021/03/25_buyuk_sinema_dushekimi_yalcin_ergir.jpg 800w, https://lavarla.com/wp-content/uploads/2021/03/25_buyuk_sinema_dushekimi_yalcin_ergir-300x197.jpg 300w, https://lavarla.com/wp-content/uploads/2021/03/25_buyuk_sinema_dushekimi_yalcin_ergir-768x505.jpg 768w" sizes="(max-width: 800px) 100vw, 800px" /><figcaption id="caption-attachment-114020" class="wp-caption-text">(Kaynak:www.ergir.com)</figcaption></figure>
<p style="text-align: justify"><span style="text-align: justify;font-size: 1.21429rem">Sinema, ilerleyen yıllarda </span><em style="text-align: justify;font-size: 1.21429rem">Hürriyet Gazetesi</em><span style="text-align: justify;font-size: 1.21429rem">’nin Altın Mikrofon Şarkı Yarışması’na ve </span><em style="text-align: justify;font-size: 1.21429rem">Milliyet Gazetesi</em><span style="text-align: justify;font-size: 1.21429rem">’nin düzenlediği Liselerarası Müzik Yarışması’na da ev sahipliği yaptı. Bu etkinliklerin yanı sıra Cumhuriyet Halk Partisi, Demokrat Parti, Adalet Partisi ve Güven Partisi’nin kongreleri de burada yapıldı. 1950’den sonra Demokrat Parti iktidarı döneminde İsmet İnönü, Adnan Menderes ve Refik Koraltan biletle misafir alınmayan Büyük Sinema Locası’nın müdavimlerinden iken; Fatin Rüştü Zorlu ve Hasan Polatkan genelde 18.30 matinesinde filmleri balkondan izlemeyi tercih ediyorlardı. Ulus’taki Yeni Sinema’nın ardından Büyük Sinema da devlet erkânı ve dönemin önde gelen siyasilerinin uğrak yeri olmuştu. Onların film izlemeyi seçtiği sinemalar da ayrıca rağbet görüyordu. Sinemada oynayan bazı filmler Celal Bayar için Cumhurbaşkanlığı Köşkü’ndeki film gösterme makinesinde oynatılmak üzere oraya gönderiliyordu. Sinemaya talep çok yoğundu ama Başbakan Menderes izin vermediği için sinemanın bilet fiyatları senelerce hiç arttırılmamış, fiyatların arttırılması izni için başbakana telgraf çekilmişti. Yakın çevresinde Piknik, Goralı Sandviç, Özen, Boğaziçi ve Kutlu Pastaneleri bulunan Büyük Sinema’nın birinci katında “Madam” olarak bilinen Beyaz Rus Larissa Marika’nın işlettiği Büyük Pastane bulunuyordu. Ankara’daki diğer pastanelerle birlikte burası da önemli bir sosyalleşme mekânıydı. 1949-1964 yılları arasında pastaneyi işleten Madam, Baba Karpiç ve Süreyya ile birlikte Ankara’da büyük iz bırakan üç Rus’tan biriydi. Madam’ın gitmesi Büyük Sinema için bir kayıp olsa da 70’li yıllarda İlbank Bloklarının altında “Madam’ın Yeri” adıyla kendi lokantasını açacak, Kazım Güven ve kızı tarafından da hep desteklenecekti. Büyük Sinema binasının ikinci katında “Ali Baba” adlı langırt salonu, üst katında ise Can Yayınevi’nin kurucusu Erdal Öz’ün sahibi olduğu “Sergi Kitapevi” bulunuyordu. Ankaralı aydınların yanı sıra Yakup Kadri Karaosmanoğlu da kitaplarını imzalamak için buraya sıkça geliyordu.</span></p>
<p style="text-align: justify">Memur kentindeki Büyük Sinema’yla ilgili anlatılan o kadar çok şey var ki. Sinema; önündeki upuzun kuyruklar, karaborsaya düşen biletler, kopan filmlerin çabucak yapıştırılıp sinema keyfine hızlıca devam edilebilmesi için seyircilerin ”Makiniiiiiist” bağırış ve ıslıkları, makinist dairesi meraklıları, ‘Frigo Buz’lar, ‘Fruko’lar, leblebi-gazoz ikilisi, film öncesi ve sonrası pastane sohbetleriyle burası belli ki birçok insanın hayatına dokunmuştu. 1972’de gösterilen <em>Aşk Hikâyesi (Love Story</em>) belki de<span style="color: #ff0000"> <span style="color: #333333">izdiham yaşanan</span></span> son film oldu. Sinemanın son konserini ise Alpay ve Lale Akad verdiler. Sinema, 1976’da eski makinisti İlhami Tuncay’a kiralandı. İki yıl sonra da tamamen kapatılarak Büyük Çarşı’ya dönüştürüldü. 1997 yangınında sinemadan kalan çoğu iz de kayboldu. Daha sonra onarılan Büyük Çarşı’da şu an kuyumcu ve gelinlik mağazaları bulunuyor.</p>
<figure id="attachment_112813" aria-describedby="caption-attachment-112813" style="width: 800px" class="wp-caption alignnone"><img loading="lazy" decoding="async" class="wp-image-112813 size-full" src="https://netreklam.net/wp-content/uploads/2021/03/Foto-14.jpg" alt="" width="800" height="519" srcset="https://lavarla.com/wp-content/uploads/2021/03/Foto-14.jpg 800w, https://lavarla.com/wp-content/uploads/2021/03/Foto-14-300x195.jpg 300w, https://lavarla.com/wp-content/uploads/2021/03/Foto-14-768x498.jpg 768w" sizes="(max-width: 800px) 100vw, 800px" /><figcaption id="caption-attachment-112813" class="wp-caption-text">Büyük Sinema (kaynak:www.ergir.com)</figcaption></figure>
<h2>Ankara&#8217;yla birlikte sinema kültürü de gelişiyor</h2>
<p style="text-align: justify">Ankara geçen yıllarla birlikte başkente yaraşır şekilde gelişiyordu. Ankaralılar ise Jansen planıyla Yenişehir’e doğru kayan şehir merkezinde, Ulus ve Ankara sinemalarıyla şehir yaşamına daha aktif şekilde katılma imkânı bulmuşlardı. Açıkhava sinemalarının yanı sıra birbiri ardına açılan müstakil sinema salonları sayesinde herkesin keyfi yerindeydi. Ankara’da 50’li yıllarda birbiri ardına izlediği filmlerle ilgili eleştiriler yapan, düşüncelerini güncesine döken isimlerden biri, bir duygu ve düşünce insanı olan Nurullah Ataç’tı. &#8220;Chaplin’in <em>Limelight </em>(<em>Sahne Işıkları</em>) filmini izlemiş, duyguculuğu sevmediği için ilk başta “karşı koymak, omuz silkmek” istediyse de, bunu başaramadığını anlatmıştı. Çünkü izledikçe “Büyük bir sanat erinin, büyük bir adamın karşısında olduğunu” kavramış ve kendini büyük bir hayranlıkla beyazperdedeki “bu mucizenin sevincine” bırakmıştı. “Öyle sanıyorum, bir daha görmeye vaktim olmayacak <em>Limelight</em>’ı,” diyordu. Oysaki filmi daha “birçok kez” izlemeyi istiyordu.&#8221; İzlediği filmlerden bir başkası, Büyük Sinema’da gösterilen <em>Pane Amore e Fantasia</em> (<em>Ekmek, Aşk ve Hayal</em>) Ataç tarafından çok beğenilmişti. &#8220;Filmin ardından gece eve gelir gelmez ilk işi bu İtalyan güldürüsü ile ilgili yazmak olmuştu. Anlattıklarına bakılırsa, Vittorio de Sica’nın filmdeki oyunculuğunu çok beğenmiş, Gina Lollobrigida’yı çok güzel bulmuş, hele filmdeki eşeğe bayılmıştı. Sırf bu eşeği görmek için filme üst üste iki üç kez gittiğini belirtmiş, zavallı eşeğin film sonunda ölmesi ise yazarı fazlasıyla üzmüştü.&#8221; Genellikle okumayı ve dostlarıyla sohbet etmeyi seven Nurullah Ataç sinemanın büyüsüne kapılmıştı. 30 Mart 1954’te güncesine şöyle yazacaktı: “Bu yıl bir hal oldu bana: Hoşlanmaya başladım sinemadan.”</p>
<hr />
<p>Yazının önceki bölümü: <a href="https://netreklam.net/zamana-yenik-dusen-ankara-sinemalari-i-sinemanin-dogusu-ve-ulus/" target="_blank" rel="noopener">Zamana Yenik Düşen Ankara Sinemaları I: Sinemanın Doğuşu ve Ulus</a></p>
<p>Zamana Yenik Düşen Ankara Sinemaları yazı dizisi kapak illüstrasyonunu hazırlayan: <a href="https://instagram.com/rigitit?igshid=1mtxn6296sw8w" target="_blank" rel="noopener">Rüya İğit</a></p>
<hr />
<p>*Kaynakçaya serinin son yazısından erişebilirsiniz.</p>
<p><a href="https://lavarla.com/zamana-yenik-dusen-ankara-sinemalari-ii-kizilay/">&lt;span class=&quot;reading-mode-buttons&quot;&gt;&lt;/span&gt;Zamana Yenik Düşen Ankara Sinemaları II: Kızılay&lt;span class=&quot;reading-mode-buttons&quot;&gt;&lt;/span&gt;</a> yazısı ilk önce <a href="https://lavarla.com">Lavarla - Kültür-Sanat ve Kent Yaşamı</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://lavarla.com/zamana-yenik-dusen-ankara-sinemalari-ii-kizilay/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Zamana Yenik Düşen Ankara Sinemaları I: Sinemanın doğuşu ve Ulus</title>
		<link>https://lavarla.com/zamana-yenik-dusen-ankara-sinemalari-i-sinemanin-dogusu-ve-ulus/</link>
					<comments>https://lavarla.com/zamana-yenik-dusen-ankara-sinemalari-i-sinemanin-dogusu-ve-ulus/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Çiğdem Kaya Çayır]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 15 Mar 2021 08:25:15 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Hafıza]]></category>
		<category><![CDATA[Kent]]></category>
		<category><![CDATA[Ankara'da Kapanan Sinemalar]]></category>
		<category><![CDATA[Ankara'nın En Eski Sinemaları]]></category>
		<category><![CDATA[Ankara'nın Sinema Tarihi]]></category>
		<category><![CDATA[Cumhuriyet Dönemi Sinemaları]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.lavarla.com/?p=105110</guid>

					<description><![CDATA[<p><span class="reading-mode-buttons"></span>Üçüncü gong sesinden sonra başka bir boyuta geçmeye hazırım. Bordo renkli kadife perdenin de açılmasıyla yolculuğumuz başlayacak. En arkadan perdeye yansıyan ışığın içinde uçuşan toz parçacıkları aklımdaki düşünce bulutlarını da dağıtıyor. Salondaki herkesle birlikte büyülü dünyaya yaptığımız yolculukta aynı gemideyiz. Hepimiz aynı manzaraya baksak da yolculuğun sonunda yüklediğimiz anlamlar farklı. Kadife perdelerin ya da gong [&#8230;]</p>
<p><a href="https://lavarla.com/zamana-yenik-dusen-ankara-sinemalari-i-sinemanin-dogusu-ve-ulus/">&lt;span class=&quot;reading-mode-buttons&quot;&gt;&lt;/span&gt;Zamana Yenik Düşen Ankara Sinemaları I: Sinemanın doğuşu ve Ulus&lt;span class=&quot;reading-mode-buttons&quot;&gt;&lt;/span&gt;</a> yazısı ilk önce <a href="https://lavarla.com">Lavarla - Kültür-Sanat ve Kent Yaşamı</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p style="text-align: left;">Üçüncü gong sesinden sonra başka bir boyuta geçmeye hazırım. Bordo renkli kadife perdenin de açılmasıyla yolculuğumuz başlayacak. En arkadan perdeye yansıyan ışığın içinde uçuşan toz parçacıkları aklımdaki düşünce bulutlarını da dağıtıyor. Salondaki herkesle birlikte büyülü dünyaya yaptığımız yolculukta aynı gemideyiz. Hepimiz aynı manzaraya baksak da yolculuğun sonunda yüklediğimiz anlamlar farklı. Kadife perdelerin ya da gong sesiyle başlayan filmlerin gösterildiği sinema salonlarında az da olsa film izleme şansım oldu. Artık bunlar olmasa da sinema salonlarında izlediğim her filmin başında hâlâ benzer duygular yaşıyorum. Yedinci sanat olarak kabul edilen sinema, çeşitli mekânlarda hayal gücümüze ve hayatımıza anlam katmaya devam ediyor. Alışveriş merkezlerindeki sinema salonları varlığını devam ettiriyor olsa da diğer sinemalar ne yazık ki türlü sebeplerle kapanmaya devam ediyor. Kapanan her sinemayla birlikte o büyülü dünyaya biraz daha yabancılaşıyoruz. Elbette gelişen teknoloji ile birlikte türlü platformlar ve kanallar filmleri evimize getiriyor. Ama sinemada film izlemenin keyfi ve salonun kendine has atmosferini hissedememek eksiklik yaratıyor. Şimdi, zamana yenik düşen ancak Ankara kent hafızasında büyük yer tutan çoğu sinemayı hatırlayacağımız bir gezintiye çıkalım. Kim bilir salonlarında nasıl güzel öyküler gizleniyor.</p>
<h2>Ankara’da sinemanın doğuşu</h2>
<p style="text-align: left;">Ülkemizde 1900’lü yılların başlarında Fransa’daki Halk Bahçeleri’nden esinlenilerek “Millet Bahçeleri” oluşturulmaya başlandı. Akasya ağaçlarının gölgesindeki Millet Bahçesi’nde tiyatro, kütüphane ve sosyalleşme mekanları bulunuyordu. Ankara’daki ilk sinemanın 1920’li yıllarda, Millet Bahçesi içerisinde (Ulus’taki Atatürk Bulvarı’ndan Merkez Bankasının yanındaki sokağa kadar olan yerde, birinci TBMM ile Sayıştay’ın karşısında) olduğu biliniyor. Millet Bahçesi’nde bulunan, Kurtuluş Savaşı’nın ilk döneminde Azm-i Milli örgütlenmesinin oyun sahnelediği, üç yangın geçiren ilk tiyatro ve sinema salonu hakkındaki bilgiler maalesef sınırlı. Millet Bahçesi’ndeki sinemada gördüğü filmleri anımsayanlardan Ceyhun Atuf Kansu şöyle anlatıyor: “…Bu, o zamanların pek sevilen bir Alman sinema oyuncusu ve şarkıcısı Richard Tauberd’in adını unutmadığım <em>Şarkıcı Haydut</em> filmiydi. Konusu özgürlüktü ve olay Alp dağlarının karlı koyaklarında, uğultulu ormanlarında geçiyordu. İlk sesli filmlerden olacak. Tauberd’in kuzeyli sert Alman sesi bugün bile kulaklarımdadır. Şimdi, Ulus alanında, iş hanlarının yükseldiği yerlerde bir Millet Bahçesi vardı. Akasyaları istasyon yolunu gölgeleyen bu bahçenin bir ucunda, Ankara’nın ilk sineması çalışırdı. Tauberd’e değin, çocukluk gülüşlerimizin kaynağı Şarlo’yu tanımıştım…” Güzel anılarda yer bulan ve <span style="text-decoration: underline;">Millet Sineması</span> olarak bilinen bu ahşap bina 1929 yılında yandı. Millet Bahçesi’nin bahçe kısmı 1926 yılında kısmen kapatıldı. Kalan kısım 1959 yılına kadar “Şehir Bahçesi” olarak kullanıldı. Bugün bahçenin yerinde 100.Yıl Çarşısı bulunuyor.</p>
<figure id="attachment_108364" aria-describedby="caption-attachment-108364" style="width: 695px" class="wp-caption aligncenter"><img loading="lazy" decoding="async" class="wp-image-108364 size-full" src="https://netreklam.net/wp-content/uploads/2021/03/Foto-1.jpg" alt="" width="695" height="438" srcset="https://lavarla.com/wp-content/uploads/2021/03/Foto-1.jpg 695w, https://lavarla.com/wp-content/uploads/2021/03/Foto-1-300x189.jpg 300w" sizes="(max-width: 695px) 100vw, 695px" /><figcaption id="caption-attachment-108364" class="wp-caption-text">Millet Bahçesi Sineması-1921 (Kaynak: yavuziscen.blogspot.com)</figcaption></figure>
<figure id="attachment_108365" aria-describedby="caption-attachment-108365" style="width: 705px" class="wp-caption aligncenter"><img loading="lazy" decoding="async" class="wp-image-108365 size-full" src="https://netreklam.net/wp-content/uploads/2021/03/Foto-2.jpg" alt="" width="705" height="468" srcset="https://lavarla.com/wp-content/uploads/2021/03/Foto-2.jpg 705w, https://lavarla.com/wp-content/uploads/2021/03/Foto-2-300x199.jpg 300w" sizes="(max-width: 705px) 100vw, 705px" /><figcaption id="caption-attachment-108365" class="wp-caption-text">Millet Bahçesi ve içindeki sinemanın yeri-1935 (Kaynak: yavuziscen.blogspot.com)</figcaption></figure>
<p style="text-align: left;">Yine Ulus Meydanı’nda 1927 yılında bugünkü Taşhan İş Hanı yerinde <u>Kulüp Sineması</u> açıldı. Kulüp Sineması, otuz bin liraya mal olan Western Electric marka sinema makinesi sayesinde şehirdeki sinemalar arasında bu alanda bir rekabet başlatmıştı. Alt salondaki demir ve üzeri meşinle kaplı <span style="color: #333333;">açılır kapanır</span> koltuklar; birinci mevki &#8220;Hususi&#8221; ve ikinci mevki &#8220;Duhuliye&#8221; şeklinde adlandırılıp fiyat ayrımı buna göre yapılırdı. Sahnesi Çankırı Caddesi’ne yani <a href="https://netreklam.net/bankadan-muze-yaratmak-iktisadi-bagimsizlik-muzesi/" target="_blank" rel="noopener">İş Bankası</a> tarafına bakan sinemanın balkon kısmı ise hoş kırmızı kadife koltuklarla kaplıydı. Kaynaklara göre; sinemanın, üzerleri meşin kaplama açılır kapanır koltuklardan oluşan bin dört yüz oturma yeri vardı. Sinemayla birlikte <em>Kulüp Sinema Mecmuası</em>, <em>Sinema Alemi </em>(Türkçe ve Fransızca), <em>Temaşa Alemi</em>, <em>Temaşa</em> ve <em>Ankara Sinemaları</em> adlarıyla çıkartılan dergiler, gösterime girecek filmleri, sinema dünyasına ve magazine dair haberleri veriyordu. Perdesinde ilk etapta sessiz siyah-beyaz filmlerin izlendiği Kulüp Sineması’nda, 1933-1934 yıllarında birçok filmle birlikte <em>Sefiller</em> ve <em>Tarzan</em> filmleri de gösterilmişti. İlerleyen zamanda Kulüp Sineması’nın yüzde 60 hissesi Ankara Sinema İşleri Limited Şirketi’nce alınacaktı.</p>
<figure id="attachment_108366" aria-describedby="caption-attachment-108366" style="width: 708px" class="wp-caption alignnone"><img loading="lazy" decoding="async" class="wp-image-108366 size-full" src="https://netreklam.net/wp-content/uploads/2021/03/Foto-3.jpg" alt="" width="708" height="496" srcset="https://lavarla.com/wp-content/uploads/2021/03/Foto-3.jpg 708w, https://lavarla.com/wp-content/uploads/2021/03/Foto-3-300x210.jpg 300w" sizes="(max-width: 708px) 100vw, 708px" /><figcaption id="caption-attachment-108366" class="wp-caption-text">Kulüp Sineması (yavuziscen.blogspot.com)</figcaption></figure>
<p style="text-align: left;">Otuzlu ve kırklı yıllar Ankara&#8217;sında İş Bankası ve <span style="text-decoration: underline;">Ankara Sinema İşleri Limited Şirketi</span>’nin önemini en azından bir paragrafla da olsa anlatmak gerekiyor. Atatürk, Kurtuluş Savaşı günlerinde, yarısı orduya yarısı da kendi şahsına iletilmek üzere Pakistan halkı tarafından gönderilen 500 bin lira tutarındaki paranın tamamını maliyeye vermişti. Savaş sonrası kendisine geri verilen 250 bin lira ile isteği üzerine İş Bankası kuruldu. Yine Atatürk’ün talimatıyla, 1933’te İş Bankası paydaşlığıyla film ve Türk sinema işletmeciliğine destek veren Ankara Sinema İşleri Limited Şirketi kuruldu. Bu şirket Kulüp, Sus, Yeni, Sümer ve Ankara sinemalarını destekledi. Sinemalara düzenli film sağlayarak kültür sanat hayatına katkıda bulundu. Daha sonra benzer bir ortaklıkla 1937’de İstanbul’da FİTAŞ (Filmcilik Türk Anonim Şirketi) kuruldu. Türkiye İş Bankası’nın, Ankara Sinema İşleri Limited Şirketi ile olan paydaşlığı 1982 yılında sona erdi.</p>
<p style="text-align: left;">Şirketin, hisselerini aldığı Kulüp Sineması’nın adı 1937’de <u>Halk Sineması</u> olarak değiştirildi. Çoğunlukla kovboy ve macera filmleri gösterilen Halk Sineması’nın sonu da maalesef Ulus’ta açılan ilk sinema gibi oldu ve ahşap bina 1941’de tamamen yandı. 1942 yılında Şirket, Halk Sineması’nın yerine ahşap zeminli <u>Park Sineması</u>’nı açtı. Park Sineması’nda en fazla bir saat yirmi dakika süren ucuz halk matineleri olmaktaydı. Bu matinelerde genelde ev hanımları, çocuklar ve öğle arasını burada geçiren çalışanlar olurdu. Ucuz halk matineleri dışındaki seanslarda, filmler başlamadan önce ışıkların üç defa yanıp sönmesi filmin başlayacağı haberini veriyor, “jurnal” adı verilen kısa haber filmleri gösteriliyordu. Bu haber filmlerinde, gündemdeki yerli ve yabancı haberler ile spor haberleri yer alıyordu. Televizyon ve radyo kullanımının kısıtlı olduğu bu yıllarda gösterilen haber filmlerinin kamuoyunu şekillendirmedeki rolü oldukça önemliydi. Park Sineması, 1960 yılında <em>Yılanların Öcü</em> filmi gösterimdeyken bir yangın geçirip kapandı. Sinemanın yakınında olduğu için onunla birlikte hatırlanan bir yer daha var: Uğrak Lokantası. Sinema müşterilerinin film öncesi ya da sonrası mutlaka gittikleri, o dönemlerde içki satışı da yapılan bir restoran tarzında olan bu lokanta günümüzde de varlığını devam ettiriyor.</p>
<figure id="attachment_108367" aria-describedby="caption-attachment-108367" style="width: 556px" class="wp-caption aligncenter"><img loading="lazy" decoding="async" class="wp-image-108367 size-full" src="https://netreklam.net/wp-content/uploads/2021/03/Foto-4.jpg" alt="" width="556" height="604" srcset="https://lavarla.com/wp-content/uploads/2021/03/Foto-4.jpg 556w, https://lavarla.com/wp-content/uploads/2021/03/Foto-4-276x300.jpg 276w" sizes="(max-width: 556px) 100vw, 556px" /><figcaption id="caption-attachment-108367" class="wp-caption-text">Bilet ve İlanlar (Halk, Park ve Yeni Sinemaları)</figcaption></figure>
<p style="text-align: left;">Cumhuriyet’in başkenti Ankara her alanda olduğu gibi kültür ve sanat alanında da büyümeye, Ankaralılar da buna ayak uydurmaya çalışıyordu. Erken Cumhuriyet dönemi Ankara’sında sinemaların hemen hemen tamamı Ulus’ta açılmıştı. 1928’de şehrin merkezi durumundaki Ulus’ta açılmış bir başka sinema <u>Yeni Sinema</u>’ydı. 800 koltuk kapasitesi vardı. Sümer Holding’in arkasında, Denizciler Caddesi ile Anafartalar Caddesi’nin birleştiği köşede, Taşhan’ın bitişiğinde yer alıyordu. İş Bankası’ndan yüklü bir kredi kullanarak sinemayı açanlar (Eskişehirliler olarak biliniyorlardı), işler istedikleri gibi gitmeyince borçlarına karşılık burayı bırakıp gittiler. Ankara Sinema İşleri Limited Şirketi, Yeni Sinema’yı da bünyesine kattı. İç dekorasyonu kendisinden önceki sinemalara göre daha itinalı yapılan Yeni Sinema’da Atatürk için de özenle hazırlanmış özel bir loca (Reis-i Cumhur Locası) vardı.</p>
<p style="text-align: left;">Mustafa Kemal Atatürk, diğer sanat dallarına gösterdiği ilgiyi sinema sanatından da esirgememişti. 1923 yılında Muhsin Ertuğrul’un yönetmenliğini yaptığı, Halide Edip Adıvar’ın aynı adlı romanından uyarlanan <em>Ateşten Gömlek</em> isimli filmin çekim aşamasına yakın ilgi göstermiş, Milli Mücadele’nin anlatımı için Müslüman-Türk kadın oyuncu seçilmesini isteğini belirtmişti. Böylece Atatürk’ün teşvikiyle ilk kez Bedia Muvahhit ve Neyyire Neyir öncülüğünde Türk kadınlarının film oyunculuğu yapması sağlandı. Atatürk’ün 1932 yılında yine Muhsin Ertuğrul’un <em>Bir Millet Uyanıyor</em> filminin bazı sahneleri için kamera karşısına geçtiği ve senaryo düzeltmeleri yaptığı bilinmektedir. Cemal Granda, <em>Atatürk’ün Uşağının Gizli Defteri</em> isimli kitabında Atatürk’ün şu ifadelerine yer veriyor: “Sinema gelecekteki dünyanın bir dönüm noktasıdır. Şimdi bize basit bir eğlence gibi gelen radyo ve sinema, bir çeyrek yüzyıla kalmadan yeryüzünün çehresini değiştirecektir. Japonya’daki kadın, Amerika’nın göbeğindeki siyah adam, Eskimo’nun dediğini anlayacaktır. Tek ve birleşmiş bir dünyayı hazırlamak bakımından sinema ve radyonun keşfi yanında, tarihte devirler açan matbaa, barut ve Amerika’nın keşfi gibi olaylar birer oyuncak yerinde olacaktır.” Atilla Dorsay’ın <em>Sinema ve Çağımız</em> isimli kitabında da yine Atamızın sinemaya dair değerli görüşleri yer alır: “Sinema öyle bir keşiftir ki bir gün gelecek, barutun, elektriğin ve kıtaların keşfinden çok dünya medeniyetlerinin çehresini değiştireceği görülecektir. Sinema, dünyanın en uzak köşelerinde oturan insanların birbirlerini sevmelerini, tanımalarını temin edecektir. Sinema insanlar arasındaki görüş, düşünüş farklarını silecek, insanlık idealinin tahakkukuna en büyük yardımı yapacaktır. Sinemaya layık olduğu ehemmiyeti vermeliyiz.”</p>
<p style="text-align: left;">Fuat Uzkınay’ın Büyük Taarruz’un başlangıcından İzmir’in kurtarılışına kadar geçen sürede yaşananları konu alan ve hazırlık çalışmaları Atatürk tarafından da bizzat takip edilen belgesel filmi, kurulan heyetle 1930’lu yıllarda yeniden düzenlenip daha kapsamlı hale getirilmeye çalışılıyordu. Heyette yer alan Nurettin Baransel’e belgeselin akıbetini sorup, kendisine ait sahneler hareketsiz resimlerden oluştuğu için filmin tamamlanma sürecinin uzadığını öğrenen Atatürk’ün cevabı gayet netti: “Ben hayattayım. Milli Mücadeleye ait bütün evrakım, kılıcım, çizmem, hâlihazırda mevcut olduğuna göre çağırdığınız anda bana düşen vazife ve görevi yapmadım mı? Böyle bir teklif karşısında kalsam memnuniyetle kabul eder, bir artist gibi filmlerde rol alır, hatıraları canlandırırdım, bu milli vazifedir. Çünkü Türk gençliğine bu mücadelenin nasıl kazanıldığını canlı olarak ispat etmek, hatıra bırakmak bu filmde mümkün olacaktır.” Ancak bu konuşmadan kısa süre sonra ne yazık ki Atatürk’ün sağlığının bozulmasıyla bu isteği gerçekleşememiştir. Cenaze törenini Dolmabahçe’den Ankara’ya kadar filme alan kişi ise, Almanya’da gördüğü sinema tahsilini desteklediği, eğitimi sonunda Avrupa ve Türk filmciliği hakkında rapor istediği 1940’lı yılların önemli yönetmeni Faruk Kenç’tir.</p>
<h2>Sinema, kendi -sosyalleşme- kurallarını oluşturuyor</h2>
<p style="text-align: justify;">O dönemde yaşayanların anlatımlarına göre; Yeni Sinema&#8217;da, film arasında verilen 5 dakikalık istirahatte dış koridorlarda sigara içen ya da büfeden yiyecek içecek alan seyircilerin saygı konusunda üst düzeyde olduğunu anlıyoruz. Asla yüksek sesle konuşulmadığı ve en kalabalık seanslarda dahi en ufak olay çıkmadığından bahsediliyor. Mavi kadife koltukları, prensip olarak sadece yabancı ve altyazılı filmlerin gösterilmesi ve seyircinin konforuna önem verilmesi burada film izlemenin bir “seçkinlik işareti” olarak görülmesini sağladı. O dönemde genelde düşük gelirli insanların dublajlı film izlemesi, dublajın kötü olduğu ya da dublajlı filmlerin hep kalitesiz yapımlar olduğu anlamına gelmemektedir. Dönemin dublaj sanatçıları, alanında yetkin olan Ferdi Tayfur -günümüzdeki ses sanatçısı Ferdi Tayfur ile karıştırılmamalıdır- gibi işine emek veren, başarılı kişilerdi. Ferdi Tayfur, seslendirdiği Amerikan filmlerine dublaj yaparken karakterlere şive de katmış, bu yöntem halk tarafından oldukça benimsenmiş ve beğenilmişti. O yıllardaki çoğu filmi Ferdi Tayfur’un dublajıyla izleyen Altan Öymen, sonraları bu filmleri orijinal sesleriyle dinlediğinde aynı tadı alamadığını aktarıyordu.</p>
<p style="text-align: left;">Film seanslarını beklerken Atatürk Bulvarı boyunca adım başı şapkalarıyla birbirlerine selam vererek turlayan nazik ve şık giyimli beyler ile süslü ve güzel hanımların eksik olmadığı Yeni Sinema’nın suaresine katılmak çok önemliydi. Memur kentinin yoğun talebi sebebiyle, filmlerin ilk gösterim seansları için bilet bulabilmek bile büyük olay olurdu. Son seferi 21.00’de yapılan otobüs seferlerine ek olarak filmlerin büyüsüne kapılanlar için 23.00’te özel sefer düzenlenirdi. Suareler öyle takip edilirdi ki her saatin kendine özel, tanışık izleyicileri oluşmuştu. Film gösteriminin yanı sıra verilen konserler de büyük ilgiyle takip edilirdi. 1945 yılında Safiye Ayla ve arkadaşları önce Yeni Sinema’da<span style="color: #ff0000;">,</span> ertesi gün de Sus Sineması’nda konser vermişler ve bunun gibi konserlerde farklı kesimlerden insanlar bir araya gelmişti. Yeni Sinema’da kendiliğinden işleyen ayrı ve elit bir kültür vardı. Kendisinden sonra çok sinema açıldı ama o, hafızalarda yeri doldurulamayan saygın bir aile büyüğü gibi yaşadı. Yeni Sinema, Ulus Meydanı ve Anafartalar Caddesi’nin genişletilmesi ve Ulus İş Hanı’nın yapılması amacıyla 1956 yılında istimlâk edildi.</p>
<figure id="attachment_108368" aria-describedby="caption-attachment-108368" style="width: 657px" class="wp-caption alignleft"><img loading="lazy" decoding="async" class="wp-image-108368 size-full" src="https://netreklam.net/wp-content/uploads/2021/03/Foto-5.jpg" alt="" width="657" height="502" srcset="https://lavarla.com/wp-content/uploads/2021/03/Foto-5.jpg 657w, https://lavarla.com/wp-content/uploads/2021/03/Foto-5-300x229.jpg 300w" sizes="(max-width: 657px) 100vw, 657px" /><figcaption id="caption-attachment-108368" class="wp-caption-text">Yeni Sinema (kaynak:yavuziscen.blogspot.com)</figcaption></figure>
<p style="text-align: left;">1938 yılına geldiğimizde, Ulus’ta Çocuk Esirgeme Kurumu’nun yanında Ankara Sinema İşleri Limited Şirketi tarafından kiralanan binada <u>Sus Sineması</u> açıldı. Çocuk Esirgeme Kurumu Kompleksi içinde başlangıçta 600 kişilik çocuk tiyatrosu olarak kurulmuş olan sinemada genellikle çocuk filmleri ve yerli filmler gösteriliyordu. Sus Sineması’nda gösteri yapan rakkaseler de oldukça ilgi çekiyordu. Başından bir de yangın geçen bu sinema, varlığını 1985 yılına kadar devam ettirebildi. Sinemanın kapanmasının ardından ise mekân bir süreliğine Sus Düğün Salonu olarak hizmet verdi.</p>
<p style="text-align: left;"><u>Sümer</u><u> Sineması</u><strong>, </strong>1940 yılında Ulus’ta Denizciler Caddesi’nde açıldı. Çocuk Esirgeme Kurumu kompleksi bünyesindeki bina esasen kapalı yüzme havuzu olarak yaptırılmıştı. Ancak bina Kurum tarafından farklı sebeplerle kullanılamayınca Ankara Sinema İşleri Limited Şirketi tarafından kiralanarak sinemaya dönüştürüldü. Kontrol çok az olduğu için alınan tek biletle bütün gün sinemada kalınabiliyordu. Hatta öyle ki bilet parasını vermiş olan seyirciler bazen oturacak yer bulamıyordu. Kimsesiz ve evsiz insanlar kışın ısınmak için Sümer Sineması’na gidiyorlardı. İsteyen izleyiciler bir taraftan film izlerken diğer yandan alkollü içkilerini yudumlayabiliyorlardı. Hafta sonları da asker matineleri yapılıyor, kapının önünde yoğun asker kalabalığı oluyordu. Müşteri kitlesi de oynatılan filmlere göre şekillenmişti. Prof. Dr. Necmeddin Sefercioğlu’nun Sümer Sineması’na dair anlattıkları, müşteri profiliyle mekânların etkileşimini gösteriyor: “Ankara Sinemalarının çocuklar ve gençler açısından en ilgi çekicisi, Denizciler Caddesi’nden girişi olan Sümer Sineması idi. Bu sinemada 32 kısım, tekmili birden diye nitelendirilen, vurdulu kırdılı serüven filmleri gösterilirdi. Film gösterilirken ıslıklar, yuhalar, çığlıklar birbirine karışırdı. Konuşulanlar kolay kolay duyulmazdı. Perdeye ucuna jilet takılmış kâğıttan uçak fırlatanlar bile olurdu. Filmin coşkusuna kapılan gençlerin bazılarının birbiri ile kavgaya tutuştuğu da olurdu. Galiba oraya gelenlerin kılık kıyafeti ve öteki seyircilere bit nakletmeleri yüzünden, sinema &#8220;Bitli Sümer&#8221; diye anılırdı.” İşletenlerin değişmesi sebebiyle zaman içinde Güneş ve Yeni Sinema (Taşhan’ın yanındaki sinemadan farklı) isimlerini aldı. 1960’ta ise tamamen kapandı.</p>
<figure id="attachment_108369" aria-describedby="caption-attachment-108369" style="width: 2560px" class="wp-caption aligncenter"><img loading="lazy" decoding="async" class="wp-image-108369 size-full" src="https://netreklam.net/wp-content/uploads/2021/03/Foto-6-scaled.jpg" alt="" width="2560" height="2560" srcset="https://lavarla.com/wp-content/uploads/2021/03/Foto-6-scaled.jpg 2560w, https://lavarla.com/wp-content/uploads/2021/03/Foto-6-300x300.jpg 300w, https://lavarla.com/wp-content/uploads/2021/03/Foto-6-1024x1024.jpg 1024w, https://lavarla.com/wp-content/uploads/2021/03/Foto-6-150x150.jpg 150w, https://lavarla.com/wp-content/uploads/2021/03/Foto-6-768x768.jpg 768w, https://lavarla.com/wp-content/uploads/2021/03/Foto-6-1536x1536.jpg 1536w, https://lavarla.com/wp-content/uploads/2021/03/Foto-6-2048x2048.jpg 2048w, https://lavarla.com/wp-content/uploads/2021/03/Foto-6-70x70.jpg 70w, https://lavarla.com/wp-content/uploads/2021/03/Foto-6-180x180.jpg 180w, https://lavarla.com/wp-content/uploads/2021/03/Foto-6-400x400.jpg 400w, https://lavarla.com/wp-content/uploads/2021/03/Foto-6-600x600.jpg 600w, https://lavarla.com/wp-content/uploads/2021/03/Foto-6-800x800.jpg 800w" sizes="(max-width: 2560px) 100vw, 2560px" /><figcaption id="caption-attachment-108369" class="wp-caption-text">Sümer Sineması&#8217;nın şimdiki hali ve eski ilanlarından birisi.</figcaption></figure>
<hr />
<p>Zamana Yenik Düşen Ankara Sinemaları yazı dizisi kapak illüstrasyonunu hazırlayan: <a href="https://instagram.com/rigitit?igshid=1mtxn6296sw8w" target="_blank" rel="noopener">Rüya İğit</a></p>
<hr />
<p>Serinin ikinci yazısı <a href="https://netreklam.net/zamana-yenik-dusen-ankara-sinemalari-ii-kizilay/" target="_blank" rel="noopener">Zamana Yenik Düşen Ankara Sinemaları II: Kızılay</a></p>
<p>(Kaynakçaya serinin son yazısından erişebilirsiniz.)</p>
<p><a href="https://lavarla.com/zamana-yenik-dusen-ankara-sinemalari-i-sinemanin-dogusu-ve-ulus/">&lt;span class=&quot;reading-mode-buttons&quot;&gt;&lt;/span&gt;Zamana Yenik Düşen Ankara Sinemaları I: Sinemanın doğuşu ve Ulus&lt;span class=&quot;reading-mode-buttons&quot;&gt;&lt;/span&gt;</a> yazısı ilk önce <a href="https://lavarla.com">Lavarla - Kültür-Sanat ve Kent Yaşamı</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://lavarla.com/zamana-yenik-dusen-ankara-sinemalari-i-sinemanin-dogusu-ve-ulus/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
