<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Pizza Tek arşivleri - Lavarla - Kültür-Sanat ve Kent Yaşamı</title>
	<atom:link href="https://lavarla.com/etiket/pizza-tek/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://lavarla.com/etiket/pizza-tek/</link>
	<description>Lavarla için her insan ve her hikaye, ucundan Ankara&#039;ya dokunuyorsa anlatmaya değerdir.</description>
	<lastBuildDate>Thu, 30 Oct 2025 08:11:30 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	<generator>https://wordpress.org/?v=6.8.2</generator>

<image>
	<url>https://lavarla.com/wp-content/uploads/2024/05/fav-150x150.png</url>
	<title>Pizza Tek arşivleri - Lavarla - Kültür-Sanat ve Kent Yaşamı</title>
	<link>https://lavarla.com/etiket/pizza-tek/</link>
	<width>32</width>
	<height>32</height>
</image> 
	<item>
		<title>Ankara Palmiyesi: Ankara’nın en acayip mekanları ve Villa de Derbo</title>
		<link>https://lavarla.com/ankara-palmiyesi-ankaranin-en-acayip-mekanlarindan-villa-de-derbo/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Metin Solmaz]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 30 Oct 2025 08:10:47 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Hafıza]]></category>
		<category><![CDATA[Kent]]></category>
		<category><![CDATA[Akvil]]></category>
		<category><![CDATA[Ankara]]></category>
		<category><![CDATA[İlhami Özköse]]></category>
		<category><![CDATA[Pizza Tek]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://lavarla.com/?p=139002</guid>

					<description><![CDATA[<p><span class="reading-mode-buttons"></span>Ankaralı, piknikten ne anlar? Sekülerse Ahlatlıbel, muhafazakarsa Millet Bahçesi, takılır işte. Elitse hafta sonu Eymir, halksa Gölbaşı takılır. Civarda ne var ne yok bakmaz. Bilmez. Ortamlarda biliyor gibi yapar ama “Hadi Kirmir Çayı vadisinde takılalım” de bakalım. Güdül ya da Bala kelimelerini hiç cümle içinde kullanmış mı? Ayaş’ın domatesten başka işe yaradığını biliyor mu? Çünkü [&#8230;]</p>
<p><a href="https://lavarla.com/ankara-palmiyesi-ankaranin-en-acayip-mekanlarindan-villa-de-derbo/">&lt;span class=&quot;reading-mode-buttons&quot;&gt;&lt;/span&gt;Ankara Palmiyesi: Ankara’nın en acayip mekanları ve Villa de Derbo&lt;span class=&quot;reading-mode-buttons&quot;&gt;&lt;/span&gt;</a> yazısı ilk önce <a href="https://lavarla.com">Lavarla - Kültür-Sanat ve Kent Yaşamı</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p dir="ltr">Ankaralı, piknikten ne anlar? Sekülerse Ahlatlıbel, muhafazakarsa Millet Bahçesi, takılır işte. Elitse hafta sonu Eymir, halksa Gölbaşı takılır. Civarda ne var ne yok bakmaz. Bilmez. Ortamlarda biliyor gibi yapar ama “Hadi Kirmir Çayı vadisinde takılalım” de bakalım. Güdül ya da Bala kelimelerini hiç cümle içinde kullanmış mı? Ayaş’ın domatesten başka işe yaradığını biliyor mu?</p>
<p dir="ltr">Çünkü Ankaralı bireyin işi doğayla kültürle filan değil birbiriyledir. Muhabbet olsun, tamam. Gerisi olmasa da olur. Muhabbet dediğin de ağaçla salıncakla olmaz ki. İnsanla olur.</p>
<p dir="ltr">Bütün bunların yanında acayip yerlerden piknik yeri çıkarmışlığı da vardır.</p>
<p dir="ltr">Cinnah’tan çıktın, Atakule’den sola döndün ya, galiba Çankaya Caddesi, oradan bir miktar gittin mi eskiden tuğla fabrikaları vardı. Bir de küçük dere akardı. Bir yığın da göl muamelesi gören ama bana su birikintisi gibi gelen şeyler vardı. Mogan’dı, Eymir’di oraların prova gölleriydi belki bunlar. 17 göller derdik biz oraya. Daha bilimsel konuşanlar da “Tuğla fabrikalarının orası” derlerdi. Gerçekte adı neydi bilmiyorum. Mühye filan değildi. Yakındı ama değildi. İşte orada çok acayip bir mekan vardı.</p>
<p dir="ltr">Bir kulübe (mutfak diye çağırıyorlardı) ve açık alanda masalar. Orantısız bir şekilde yığınla tuvalet. Dağ başı. En yakın medeniyet kim bilir nerede?</p>
<p dir="ltr">Ben bir başka acayip mekan Pizza Tek’te çalışırdım. Buraya gündüz rakısına gelirdik. Yerdik içerdik, orada çalışan personel de yer içerdi, hesap isterdik. Bir garson sallanarak hesap çıkarırdı: “Yüz mü deseem, az olur. Bin mi deseem çok olur. Siz üç yüz verin abi.” Söylediği hesap maliyetin altında olurdu.</p>
<p dir="ltr">Bizden başka da pek müşteri olmazdı. Bir yığın çalışan vardı. Hepsi erkek. Hepsinin kafası güzel. Kimi çok neşeli, kimi sessiz. Her şey gerçeküstüydü. “Almodovar film çekiyor şu anda” gibi bir durum vardı.</p>
<p dir="ltr">Bir gün sordum: &#8220;Olum siz buradan nasıl para kazanıyorsunuz?&#8221; Adam “Balık tutuyoruz abi,” dedi. Balık tutmak mı? Sırıttı. &#8220;Evet.&#8221; Meğer hafta sonları zavallı Ankaram 17 göllere pikniğe geliyormuş. Bunlar da parayla tuvalet hizmeti veriyorlarmış. O kadar tuvalet ondanmış. Kendileri de sürekli bira içtikleri için çişleri geldikçe kuyruk beklemeyip dereye işiyormuş. Bu da balık tutmakmış.</p>
<p dir="ltr">Bizim gündüz rakısı ekibinde İlhami Abimiz vardı. Meşhur mimar, İlhami Özköse. 10 sene önce yitirdik maalesef. Bu mekanı nereden bulmuşsa o bulmuştu. İlhami Abi, buraya bir nizamiye çizdi, bir logo hazırladı, bir de isim taktı: &#8220;Villa de Derbo&#8221;. Yani dere boyundaki villa. O logo hiç tabela olamadı ayrı mesele ama hayata geçmesi hariç her şey planlanmıştı.</p>
<p dir="ltr">Pizza Tek o vakit aşırı popüler mekan. Bir grup insan haftada iki üç bir yere gidiyor iki üç araba. Soranlara da “Derbo’ya gidiyoruz,” diyoruz. Arkamızdan soruyorlar: Metin nerede? Derbo’da. Derbo ne? Villa de Derbo yahu. Asla yer tarif etmiyorduk. İnsan bindiği dalı keser mi? Herkes Ankara’da bu isimde asortik bir mekan var sanıyordu.</p>
<p dir="ltr">Sürekli komik bir şeyler oluyordu. Bir gün Derbo’dayız. Birisi geldi, elinde çevirmeli telefon, telefona bağlı uzun kablo kement gibi omza asılmış. Telefonu masaya koydu: “Tilifon geldi Metin tilifon.” “Olm tilifon ne?” “Abi tilifon geldi işte tilifon.”</p>
<p dir="ltr">Adam dağ başında ağaca fırlattı kabloyu, sonra öbür ağaca direğe bir yerlere yok oldu. Bir saat sonra filan telefon çaldı masada. Açtım: “Tilifon geldi Metin tilifon.” Öyle yani. Telefonu bile vardı Derbo’nun.</p>
<p dir="ltr">Hüzünlü hikaye de ekleyelim mi? Bir gün ben gitmedim. Bizimkiler de dönmedi bir türlü. O zaman cep telefonu filan yok tabii. Neyse çıktık, yol boyu arıyoruz bir arkadaşla. Karakollara sorduk filan. Bulduk. Bizim Bilgehan ile Kerim, sen giderken kamyonetle bir kaza yap, yan. Ama nasıl kaza, araba yanmış bitmiş, hurda olmuş. Araba olduğu bile belli değil. GATA Yanık servisinde yatmışlardı. Ben refakatçi kalmıştım. Neler çekmişlerdi. Akşamları halüsinasyon şovları vardı neyse ki. Bilgehan sürerdi araba sandığı sedyeyi. Mal boşaltırdık, kavgalar ederdik. Uzun bir tedavi sürecinden sonra çok şükür yırttı ikisi de. Bilgehan da İlhami Abi gibi yaşamıyor şu anda. Toprağı bol olsun. Bilgehan, Tunalı’nın Esat Dörtyol tarafındaki Ege Deri’nin sahibiydi. Sonra battı galiba. Kerim, Çimenciler&#8217;de baletti. Kerimin şimdi dans edebildiğini sanmıyorum ama sapasağlam çok şükür.</p>
<p dir="ltr">Ara ara yoklayacağım bu “acayip mekanlar” serisine, Yaprak Sokak’taki yine eski “Huzuru ve Sakinliği Sevenler Derneği” ve şimdilerde kendine asortik bir isim bulmuş Bağlayan’daki Akvil’i yazmayı düşünüyorum. Önerileriniz varsa lütfen sosyal medyadan bildirin. Ya da <a href="mailto:metin@solmaz.net" target="_blank" rel="noopener noreferrer">metin@solmaz.net</a> adresini yoklayın.</p>
<hr />
<p dir="ltr">Kapak fotoğrafı: Çıtır Metin Solmaz, Pizza Tek-1986</p>
<p><a href="https://lavarla.com/ankara-palmiyesi-ankaranin-en-acayip-mekanlarindan-villa-de-derbo/">&lt;span class=&quot;reading-mode-buttons&quot;&gt;&lt;/span&gt;Ankara Palmiyesi: Ankara’nın en acayip mekanları ve Villa de Derbo&lt;span class=&quot;reading-mode-buttons&quot;&gt;&lt;/span&gt;</a> yazısı ilk önce <a href="https://lavarla.com">Lavarla - Kültür-Sanat ve Kent Yaşamı</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Ankaraya Dönüş Günlüğü 3: Şehrin ileri geri gelenleri ve eğlence işleri</title>
		<link>https://lavarla.com/ankaraya-donus-gunlugu-3-sehrin-ileri-geri-gelenleri-ve-eglence-isleri/</link>
					<comments>https://lavarla.com/ankaraya-donus-gunlugu-3-sehrin-ileri-geri-gelenleri-ve-eglence-isleri/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Metin Solmaz]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 21 Jul 2022 06:57:54 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Kent]]></category>
		<category><![CDATA[Meseleler]]></category>
		<category><![CDATA[Ankara]]></category>
		<category><![CDATA[Eski Ankara barları]]></category>
		<category><![CDATA[Metin Solmaz]]></category>
		<category><![CDATA[Pizza Tek]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.lavarla.com/?p=120497</guid>

					<description><![CDATA[<p><span class="reading-mode-buttons"></span>Bodrum’da evler aspirin kadardır. Yalıtımları yoktur. Küçük odalı, bol helalıdır. Küçücük odalarda çok sayıda insan yatar ve habire duş alır. O yüzden yaz kış oturmaya uygun düzgün evler pahalıdır. Çünkü azdır. Bu evler pahalı olunca o derme çatma mezarlık benzeri site evleri de dönüp o pahalı evleri ölçü alır kendilerine. Hop, bütün emlak pahalı oluverir. Biz [&#8230;]</p>
<p><a href="https://lavarla.com/ankaraya-donus-gunlugu-3-sehrin-ileri-geri-gelenleri-ve-eglence-isleri/">&lt;span class=&quot;reading-mode-buttons&quot;&gt;&lt;/span&gt;Ankaraya Dönüş Günlüğü 3: Şehrin ileri geri gelenleri ve eğlence işleri&lt;span class=&quot;reading-mode-buttons&quot;&gt;&lt;/span&gt;</a> yazısı ilk önce <a href="https://lavarla.com">Lavarla - Kültür-Sanat ve Kent Yaşamı</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p dir="ltr">Bodrum’da evler aspirin kadardır. Yalıtımları yoktur. Küçük odalı, bol helalıdır. Küçücük odalarda çok sayıda insan yatar ve habire duş alır. O yüzden yaz kış oturmaya uygun düzgün evler pahalıdır. Çünkü azdır. Bu evler pahalı olunca o derme çatma mezarlık benzeri site evleri de dönüp o pahalı evleri ölçü alır kendilerine. Hop, bütün emlak pahalı oluverir.</p>
<p dir="ltr">Biz böyle bir ortamdan sonra Ankara’da ev arayınca epey şaşkınlık yaşadık tabii. Önce “Biraz büyük bir ev istiyoruz,” dedik. 500 m2’lik ve daha büyük evler göstermeye başladılar. Dedik, dalga mı geçiyorsunuz birbirimizi kaybederiz. Dediler “e büyük dediniz”. Biz Bodrum büyüğü ile Ankara büyüğü arasındaki farkı böylece anlamış bulunduk.</p>
<p dir="ltr">Velhasıl kısa bir tur sonrasında istediğimiz evi bulduk. Aslında istediğimiz dört tane ev bulduk. En içimize sineni maddi verilere göre değil, hissiyat verilerimize göre seçtik. Ev sahibemiz çok tatlı birisi. Hal böyle olunca dört kişilik oy sandığımızdan oy birliğiyle tuttuğumuz ev çıktı. (Ev sahibi önemli. İyice yaşlanayım ev sahiplerimle anılarımı yazacağım; iletişim fakültelerinde ders kitabı olacak bakın görün.)</p>
<p dir="ltr">Ev tut. Kamyon tut. Emlakçıya öde. Boyacıya öde. Eksik eşya tamamlamaya kalkış. Bir hafifledik şapkanız uçar. Kolay taşınırız artık. Bu arada siz bir sonraki yazıyı okurken muhtemelen bizler de naçiz vücutlarımızı eşyalarımızla beraber taşıyor olacağız. O kadar yakın yani.</p>
<p dir="ltr">…</p>
<p dir="ltr">Bu hafta size bir de Ankara ile ilgili en merak ettiğim şeyden; eğlence hayatının durumundan bahsedeceğim. Merak ediyorum madem, nasıl bahsedeceğim değil mi? Değil. Benim de kendime göre fikirlerim var.</p>
<p dir="ltr">Ankara ileri geri gelenlerinden Murat Meriç ve Ankara yerinde duranlarından Alper Fidaner vardır. En az birisinin adını duymuş olmalısınız. Bir Michael Jackson değiller. Ama bir Umut Şumnu da değiller. Tanınıyor, biliniyorlar. Ben hayatımda bu ikisinin partilerinde eğlendiğim kadar hiçbir yerde eğlenmedim.</p>
<p dir="ltr">Üstelik çaldıkları şarkılar elektriğin filan yeni bulunduğu yıllara ait, tesadüfen yapılmış şeyler. Küçük bir kısmı güzeller, tamam. Ama ben caz ve belgeselle dolu evimde hür irademle o şarkıları o pikaba (böylece plak dinlediğimi de belli etmiş oldum) koymam. Zaten koyamam da. Murat’ın benim oğlanlara hediye edip kaçtığı birkaç plak dışında öyle plaklar bulunmaz bende. <em>Streaming</em> sitelerinden gizli gizli dinlediğimi de zannetmiyorum.</p>
<p dir="ltr">Yaptıkları müzikle kurduğum bu seviyeli ilişkiye rağmen yaptıkları partilerde bir o kadar eğlenirdim. O kadar dans eder, herkesi de öyle bir dans ettirirdim ki millet mekan beni parayla tuttu zannederdi.</p>
<p dir="ltr">Alper’le Murat her şeye efsane (ve tabii yine Ankara) Radyo Arkadaş’ta plak sesinden esinle isimlendirdikleri &#8220;Çıtır Çıtır&#8221; programıyla başladılar. O zaman farkında değildik şimdi bakıyorum, kendileri de çıtır çıtırmış. Sonra partilere başladılar. Uzun beraberlikleri boyunca adlarını pankartlara yazdıracak, nefis TV programları yapacak kadar büyüttüler işleri. Boşandıktan sonra da bağımsız bireyler olarak insanları (ve elbette beni) hoplatmaya zıplatmaya devam ettiler, var olsunlar.</p>
<p dir="ltr">Murat, Ankara’nın ileri geri gelenlerindendir. Önemli bir Ankaralıdır; yazılar yazmış, dergiler dermiş, konuşmalar konuşmuş, Ankara hayatı üzerine yaklaşımlar yaklaşmıştır. Ama Ankara geri gelenlerindendir bir yandan da. Çünkü habire geri gelir. Kapıdan kovarsın bacadan gelir. Gitmiş gibi yapar bir bakarsın Tunalı’da bir yerlerde bira içiyordur. Biraz uzak durur sonra bakarsın Beşevler’de ev tutmuş. Murat bugün Çanakkale’de oturuyor, İstanbul’da ayakta duruyor, Ankara’da esniyor, geriniyor.</p>
<p dir="ltr">Alper Ankara’nın yerinde duranlarındandır. Kendisi önemli bir Ankaralıdır. Çok komiktir. Güzel yazı yazar. Ama bunu bir B planı olarak sakladığı için resmi olarak yazmaya başlamamıştır. Ek olarak partici ve cadı fotoğrafçısıdır. Siyah beyaz mı renkli mi anlayamadığım fotoğraflar çeker. Vaktinde (20-25 sene önce) Orhan Pamuk’un “Türkiye’nin yeni kuşak Ara Güler’i” demişliği vardır. Ben duyanların yalancısıyım. Alper’in duran olmasının sebebi de çok basittir. Alper durur. Kımıldamaya karşıdır. Bunu içine sığmayı başardığı bir fotoğrafına bakarak teyit edebilirsiniz. Duran bir parti adamı ne acayip değil mi? Alper çok acayip birisidir zaten.</p>
<p dir="ltr">Geçen bana DM’den yürümüş: “Ben o işi anlamadım. Ankara’ya taşınıyorum dedin Çayyolu çıktı. Çocuklara biraz Ankara bulaşsa, bi&#8217; koklasalar pek hoş olurdu.” Ne diyeyim, “Sen bize gelirsin arada kokusu sinmiştir üzerine,” dedim. Ama Alper Ayrancı’dan çıkacak, bununla yetinmeyip Eskişehir yolu üzerinden Çayyolu’nu bulacak. Nükte yaptım tabii. Sıradan insan için Laponya neyse Alper için de Çayyolu o. Alper için Laponya’nın sıradan insandaki karşılığı Jüpiter olabilir mesela.</p>
<p dir="ltr">Çayyolu milliyetçisi Yerhan ile Ayrancı milliyetçisi Alper’in müşterek partileri olay olurdu asıl.</p>
<p dir="ltr">Velhasıl Alper’in partileri Alerta’da sürüyor. Cepte. Arada bir Murat da sağda solda parti halinde. Cepte. Amelie’s var, süper yer, Eylemgillerin, cepte. Murat’ın orası var, 21. Anason, Ruhi Bey; gördüğünüz gibi epey yer biliyorum.</p>
<p dir="ltr">21 Murat’ı anlatmadan geçemeyeceğim. Çok süper mekan. Vallahi vicdan azabından demiyorum. Şöyle ki… Bu 21’i işleten Murat motosiklet tamircisiydi eskiden, siz bilmezsiniz. Çok da süper motorcuydu. Çok fiyakalı motorlara binerdi ve tamir ederdi (Hala biniyor ama tamir etmiyor). Ve maalesef benimle arkadaş olmak kadersizliği onu batağa sürüklemişti. O fiyakalı motorların yanına bozuldukça benim 125’lik iki zamanlı külüstür Minsk’i sokuştururdum. Kırmızı Ferrari’nin yanındaki bordo Kartal gibi dururdu benim iki tekerli. Hayvan sevgisi işte, çok uğraşmışlığı vardır benim motorla garibimin.</p>
<p dir="ltr">…</p>
<p dir="ltr">Bunlar ceptekiler. Bir de tükenmişler var. Her biri ayrı efsane El Toro, Ferişira, Delos, Pizza Tek, A, Grafitti, PM, Nostalji, YeYe, Gece, Blues, Nicky’s, Tenedos, Roadhouse…</p>
<figure id="attachment_120498" aria-describedby="caption-attachment-120498" style="width: 746px" class="wp-caption aligncenter"><img fetchpriority="high" decoding="async" class="wp-image-120498" src="https://netreklam.net/wp-content/uploads/2022/07/WhatsApp-Image-2022-07-20-at-18.50.33.jpeg" alt="" width="746" height="551" srcset="https://lavarla.com/wp-content/uploads/2022/07/WhatsApp-Image-2022-07-20-at-18.50.33.jpeg 604w, https://lavarla.com/wp-content/uploads/2022/07/WhatsApp-Image-2022-07-20-at-18.50.33-300x222.jpeg 300w" sizes="(max-width: 746px) 100vw, 746px" /><figcaption id="caption-attachment-120498" class="wp-caption-text">Çıtır Metin Solmaz, Pizza Tek-1987</figcaption></figure>
<p dir="ltr">Dünkü çocuk Gölge bile kapanmış. Çubuk Şarabı Sevenler Derneği ve Yaprak Sokak’taki Huzuru ve Sakinliği Sevenler Derneği konularını hiç açmayayım.</p>
<p dir="ltr">Büyük Ekspres, Kıtır ve Manhattan kalmışlar ama ne durumdalar acaba? Manhattan sahip değiştirmiş zaten. Nitekim ilk sahibi Taner abi burada, Bodrum’da yaşıyor. Büyük Express’in karşılıklı helaları vardı, Zeliha ile Züleyha; çok pis kokarlardı, kim bilir ne yapıyorlar?</p>
<p dir="ltr">Pizza Tek’te, YeYe Piknik’te, Trio’da demimizi alır, A’ya takılır, F34’e girenleri küçümserdik. F34’e gidenler bizim zaten hamamböceği olduğumuzu filan düşünürdü sanırım. Onların paraları vardı nitekim.</p>
<p dir="ltr">En güzel isimli barlardan PM ve en kötü isimli barlardan Nostalji, Cinnah’ta yan yanalardı. İkisi de güzel yerlerdi. PM Mehmet abi de, Nostalji Naşide (Göktürk) de yaşamıyor maalesef artık. Mehmet abiyi üç beş sene önce Gümüşlük’te gördüm. Hala ağzında Maltepe sigarası, baygın gözlerle bakıyordu. O şekil 150 yaşına kadar yaşayacak gibi duruyordu ama öyle olmadı maalesef.</p>
<p dir="ltr">Şunu da söylemeliyim. Süleyman Bağcıoğlu o zaman da çalardı. O zaman da mükemmel çalardı. Hep efsaneydi. Aynı böyleydi.</p>
<p dir="ltr">Sanırım Süleyman hep vardı, Ankara’yı onun üzerine yaptılar.</p>
<p dir="ltr">Rahmetli Gürbüz’e de bir selamı eksik etmeyelim tabii bu arada.</p>
<p dir="ltr">Bunlar tadımlık olsun. Söz, bir ara eğlence hayatını yazarım. Ezgi Türkü Cafe’nin nasıl <em>heavy metal</em> merkezi olduğunu, Nihat Genç’e Manhattan’da DJ kabininde yaptığım sosyoloji şovunu filan anlatırım. (Nihat abi o vakitler gülümseyebiliyordu. Başka birisiydi.)</p>
<p dir="ltr">…</p>
<p dir="ltr">İçine girebildiğim vakit daha güzel anlayabileceğim. Ama görebildiğim kadarıyla her şey daha güzel olmuş.</p>
<p dir="ltr">Ben Ankara’dayken kimse sözleşmezdi. Gima’da, YKM’de buluşulurdu filan tabii. Ama bu bir yere gitmek, alışveriş, gezmek, akraba ziyareti filan içindi. Bir mekana sözleşerek gidilmezdi.</p>
<p dir="ltr">Kimi görmek istiyorsan onun takıldığı mekana giderdin. Bu kadar basitti. Şairler, dergiciler Engürü’de… Önce bale-tiyatro takımı sonra <em>rock</em> işleri bakanlığı Pizza Tek’te. Tolga’lar Express’te filan falan. Mahalle kafası. Sanırım hala öyle.</p>
<p dir="ltr">Bir kere mekan sayısı da çok artmış. Ayrancı, Bahçeli filan üçüncü nesil kahveci dolmuş. İçleri cıvıl cıvıl. Mekan önlerinde selamlaşarak yürüyenler. İçeride birbirini tanıyan masalar filan.</p>
<p dir="ltr">Güzel şeyler bunlar.</p>
<hr />
<p dir="ltr"><a href="https://netreklam.net/ankaraya-donus-gunlugu-4-mesafeler-yekta-kopan-ve-gorkemli-basketbol-kariyerim/" target="_blank" rel="noopener">Ankara&#8217;ya Dönüş Günlüğü 4: Mesafeler, Yekta Kopan ve görkemli basketbol kariyerim</a></p>
<p><a href="https://lavarla.com/ankaraya-donus-gunlugu-3-sehrin-ileri-geri-gelenleri-ve-eglence-isleri/">&lt;span class=&quot;reading-mode-buttons&quot;&gt;&lt;/span&gt;Ankaraya Dönüş Günlüğü 3: Şehrin ileri geri gelenleri ve eğlence işleri&lt;span class=&quot;reading-mode-buttons&quot;&gt;&lt;/span&gt;</a> yazısı ilk önce <a href="https://lavarla.com">Lavarla - Kültür-Sanat ve Kent Yaşamı</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://lavarla.com/ankaraya-donus-gunlugu-3-sehrin-ileri-geri-gelenleri-ve-eglence-isleri/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
