<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Şehirler arşivleri - Lavarla - Kültür-Sanat ve Kent Yaşamı</title>
	<atom:link href="https://lavarla.com/etiket/sehirler/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://lavarla.com/etiket/sehirler/</link>
	<description>Lavarla için her insan ve her hikaye, ucundan Ankara&#039;ya dokunuyorsa anlatmaya değerdir.</description>
	<lastBuildDate>Tue, 16 Sep 2025 07:04:06 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	<generator>https://wordpress.org/?v=6.8.2</generator>

<image>
	<url>https://lavarla.com/wp-content/uploads/2024/05/fav-150x150.png</url>
	<title>Şehirler arşivleri - Lavarla - Kültür-Sanat ve Kent Yaşamı</title>
	<link>https://lavarla.com/etiket/sehirler/</link>
	<width>32</width>
	<height>32</height>
</image> 
	<item>
		<title>Twin Peaks’ten Emily in Paris’e: Şehirleriyle özdeşleşen diziler</title>
		<link>https://lavarla.com/twin-peaksten-emily-in-parise-sehirleriyle-ozdeslesen-diziler/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Zeynep Naz İnansal]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 16 Sep 2025 07:02:07 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Ekran]]></category>
		<category><![CDATA[Meseleler]]></category>
		<category><![CDATA[Aşk 101]]></category>
		<category><![CDATA[diziler]]></category>
		<category><![CDATA[Emily in Paris]]></category>
		<category><![CDATA[İstanbul]]></category>
		<category><![CDATA[Los Angeles]]></category>
		<category><![CDATA[New York]]></category>
		<category><![CDATA[Paris]]></category>
		<category><![CDATA[Şehirler]]></category>
		<category><![CDATA[Stars Hollow]]></category>
		<category><![CDATA[The Studio]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://lavarla.com/?p=138358</guid>

					<description><![CDATA[<p><span class="reading-mode-buttons"></span>Havalar yavaştan serinleyip okullar açılırken beliren; şehre, sorumluluklara ve gerçek hayata dönüş hissi sonbahardan önce kendini gösterdi. Yazın rehavetini üstümüzden atmaya çalışırken herkesin bizimle birlikte tatil dönemini geride bıraktığını bilmek de etkili tabii. Ofisler ve okullar kadar, şehrin etkinlik listesi de epey dolu. Tüm bu koşturmacaya rağmen, kişisel olarak bu zamanlar bende kanepeme kıvrılıp bayıldığım [&#8230;]</p>
<p><a href="https://lavarla.com/twin-peaksten-emily-in-parise-sehirleriyle-ozdeslesen-diziler/">&lt;span class=&quot;reading-mode-buttons&quot;&gt;&lt;/span&gt;Twin Peaks’ten Emily in Paris’e: Şehirleriyle özdeşleşen diziler&lt;span class=&quot;reading-mode-buttons&quot;&gt;&lt;/span&gt;</a> yazısı ilk önce <a href="https://lavarla.com">Lavarla - Kültür-Sanat ve Kent Yaşamı</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Havalar yavaştan serinleyip okullar açılırken beliren; şehre, sorumluluklara ve gerçek hayata dönüş hissi sonbahardan önce kendini gösterdi. Yazın rehavetini üstümüzden atmaya çalışırken herkesin bizimle birlikte tatil dönemini geride bıraktığını bilmek de etkili tabii. Ofisler ve okullar kadar, şehrin etkinlik listesi de epey dolu.</p>
<p>Tüm bu koşturmacaya rağmen, kişisel olarak bu zamanlar bende kanepeme kıvrılıp bayıldığım dizileri tekrar tekrar izleme isteği uyandırıyor. İlk yağmur tanesi düştüğü an hırkasını giyip kahvesini koyan klişe olmayı göze alarak hem de. Benim gibilerin işine yarayacağını düşünerek evimizin konforundan bizi buluşturduğu şehirleri birer ana karaktere dönüştüren dizilere birlikte bakmak istedim.</p>
<h2>New York ve Sex and The City</h2>
<p><img fetchpriority="high" decoding="async" class="aligncenter wp-image-138359 size-full" src="https://lavarla.com/wp-content/uploads/2025/09/satc-magnolia-bakery-6447465a8266466bb94a0dbb19ebc680.jpg" alt="" width="2000" height="1333" srcset="https://lavarla.com/wp-content/uploads/2025/09/satc-magnolia-bakery-6447465a8266466bb94a0dbb19ebc680.jpg 2000w, https://lavarla.com/wp-content/uploads/2025/09/satc-magnolia-bakery-6447465a8266466bb94a0dbb19ebc680-300x200.jpg 300w, https://lavarla.com/wp-content/uploads/2025/09/satc-magnolia-bakery-6447465a8266466bb94a0dbb19ebc680-1024x682.jpg 1024w, https://lavarla.com/wp-content/uploads/2025/09/satc-magnolia-bakery-6447465a8266466bb94a0dbb19ebc680-768x512.jpg 768w, https://lavarla.com/wp-content/uploads/2025/09/satc-magnolia-bakery-6447465a8266466bb94a0dbb19ebc680-1536x1024.jpg 1536w" sizes="(max-width: 2000px) 100vw, 2000px" /></p>
<p>Otuzlarının ikinci yarısında, New York’ta yaşayan dört bekar kadının hayat ve ilişki problemlerini anlatan <em>Sex and the City</em>’i çok da tanıtmaya gerek yok. Zira dizi, devamında çekilen eklentileriyle neredeyse otuz yıldır hayatımızda. Dizinin ana karakteri Carrie, New York Star gazetesinde Sex and the City adında haftalık bir ilişki köşesi yazıyor. Kendi deneyimlerinin yanı sıra en yakın üç kız arkadaşının da ilişki hüsranlarını köşesine dahil etmeyi ihmal etmiyor.</p>
<p>HBO ekranında belirdiği ilk günden beri tartışmalara konu olan dizi, bağımsız ve bekar kadınların temsili açısından devrimci bir iş. Çoğu eleştirinin aksine erkek veya ilişkileri değil, kadınların bir metropolde varolma biçimlerini irdeliyor. Hem de bunu yaparken kendinden önce gelen dizilerin aksine, bu kadınlara hata yapma, bekar olma ve kendilerini keşfetme alanı tanıyor.</p>
<p>Dizinin beşinci ana karakteri de adından anlaşılacağı üzere New York’un ta kendisi. Carrie’nin en büyük aşkı olan şehrin mevsim değişimleri, karakterlerin hayatlarındaki dönüm noktalarıyla eşleşiyor. Dizide sık sık ziyaret edilen restoran ve barlar, şehrin o yıllardaki gastronomi rehberine dönüşüyor. Hiç gitmeyen bir izleyici bile diziyi bitirdiğinde New York’un detaylarına hakim oluveriyor. Belki de bu yüzden dizinin final sahnesi; Carrie’nin tüm diziye yayılan büyük aşkı Big’le mutlu sona kavuşmasındansa New York sokaklarında kendine güvenle yürümesi oluyor.</p>
<h2>Stars Hollow ve Gilmore Girls</h2>
<p><img decoding="async" class="aligncenter wp-image-138360 size-full" src="https://lavarla.com/wp-content/uploads/2025/09/autumn-festival.webp" alt="" width="1024" height="574" srcset="https://lavarla.com/wp-content/uploads/2025/09/autumn-festival.webp 1024w, https://lavarla.com/wp-content/uploads/2025/09/autumn-festival-300x168.webp 300w, https://lavarla.com/wp-content/uploads/2025/09/autumn-festival-768x431.webp 768w" sizes="(max-width: 1024px) 100vw, 1024px" /></p>
<p>Sonbahar estetiği denince ilk akla gelen dizilerden <em>Gilmore Girls</em>, kurmaca bir kasaba olan Stars Hollow’da geçiyor. On altı yaşında hamile kalıp ailesinin evinden ayrılan Lorelai’ın sığındığı ve kızı Rory’i yetiştirdiği bu kasaba, Pinterest’ten fırlamış gibi. Aslen Warner Bros’un Kaliforniya’daki stüdyolarında çekilmiş olsa da kasabanın New England’dan, özellikle Connecticut’tan esinlendiğini söyleyebiliriz. Herkesin birbirini tanıdığı, yer yer birbirlerine destek olup yer yer birbirlerinin hayatlarına burnunu soktuğu, bayramların birlikte kutlandığı, mevsimlerin masalsı biçimde değiştiği güvenli ve tertemiz bir kasaba burası.</p>
<p>Dizi, Rory’nin doğup büyüdüğü yerden çıkıp başka bir şehirdeki yeni bir okula başlamasıyla yani konfor alanından çıkıp gerçek dünyaya adım atmasıyla başlıyor. Bambaşka maceralara atılan karakterimiz, ne olursa olsun her zaman Stars Hollow’da kendini evinde ve güvende hissediyor. Kasabanın esnafı ve yerlisi olan yan karakterler de Rory’le Lorelai’ın seçilmiş ailesi olarak konumlanıyor.</p>
<h2>Los Angeles ve The Studio</h2>
<p><img decoding="async" class="aligncenter wp-image-138362 size-full" src="https://lavarla.com/wp-content/uploads/2025/09/apple-tv-the-studio-what-classic-car-is-this-v0-fzeecxjy65re1.webp" alt="" width="1920" height="1080" srcset="https://lavarla.com/wp-content/uploads/2025/09/apple-tv-the-studio-what-classic-car-is-this-v0-fzeecxjy65re1.webp 1920w, https://lavarla.com/wp-content/uploads/2025/09/apple-tv-the-studio-what-classic-car-is-this-v0-fzeecxjy65re1-300x169.webp 300w, https://lavarla.com/wp-content/uploads/2025/09/apple-tv-the-studio-what-classic-car-is-this-v0-fzeecxjy65re1-1024x576.webp 1024w, https://lavarla.com/wp-content/uploads/2025/09/apple-tv-the-studio-what-classic-car-is-this-v0-fzeecxjy65re1-768x432.webp 768w, https://lavarla.com/wp-content/uploads/2025/09/apple-tv-the-studio-what-classic-car-is-this-v0-fzeecxjy65re1-1536x864.webp 1536w" sizes="(max-width: 1920px) 100vw, 1920px" /></p>
<p>Bu yılın en sevilen dizilerinden <em>The Studio</em>, sinema sektörüne dinamik ve eğlenceli bir bakış atıyor. Seth Rogen’ın başrolü üstlendiği ve Evan Goldberg’le birlikte yaratıcılarından olduğu dizi, son zamanların en eğlenceli komedilerinden. İşi için her bakımdan yetersiz Matt Remick, şans eseri Hollywood’un en büyük film stüdyolarından birinin başına geçiyor. Hayallerini gerçekleştirmek ve stüdyoyu batırmamak için çok çabalasa da başı bir türlü beladan kurtulmuyor.</p>
<p><em>The Studio</em>, Los Angeles’a bir şehirden çok film stüdyosu olarak yaklaşıyor. Zaten Matt ve iş arkadaşlarının tüm hayatları işlerinden ibaret. Büyük bütçeleri yönettikleri için her daim strese girmek için bir sebepleri var. Bu yüzden şehre dair gördüklerimiz gündelik hayattan çok stüdyolar, gala ve parti mekanları, kırmızı halılardan oluşuyor. Sürekli koşturmaca halindeki karakterleri takip ederken şehre dair bazı detaylar yakalarsak şanslı hissediyoruz. Dizinin cazibesi, film endüstrisi ile özdeşleşmiş bu şehri, sinefillere layık bir halde yanstıması olabilir. Martin Scorsese, Bryan Cranston, Zoe Kravitz ve Charlize Theron gibi konuk oyuncular da cabası.</p>
<h2>Paris ve Emily in Paris</h2>
<p><img loading="lazy" decoding="async" class="aligncenter wp-image-138363 size-full" src="https://lavarla.com/wp-content/uploads/2025/09/Emily_in_Paris_n_S4_E1_00_01_05_16RC-scaled.avif" alt="" width="2560" height="1707" srcset="https://lavarla.com/wp-content/uploads/2025/09/Emily_in_Paris_n_S4_E1_00_01_05_16RC-scaled.avif 2560w, https://lavarla.com/wp-content/uploads/2025/09/Emily_in_Paris_n_S4_E1_00_01_05_16RC-300x200.avif 300w, https://lavarla.com/wp-content/uploads/2025/09/Emily_in_Paris_n_S4_E1_00_01_05_16RC-1024x683.avif 1024w, https://lavarla.com/wp-content/uploads/2025/09/Emily_in_Paris_n_S4_E1_00_01_05_16RC-768x512.avif 768w, https://lavarla.com/wp-content/uploads/2025/09/Emily_in_Paris_n_S4_E1_00_01_05_16RC-1536x1024.avif 1536w, https://lavarla.com/wp-content/uploads/2025/09/Emily_in_Paris_n_S4_E1_00_01_05_16RC-2048x1365.avif 2048w" sizes="(max-width: 2560px) 100vw, 2560px" /></p>
<p><em>Sex and the City</em>’nin yaratıcısı Michael Patrick King’in elinden çıkan <em>Emily in Paris</em>, çokça nefret edilse de izlenme rekorları kıran bir romantik komedi. Bir son dakika gelişmesiyle iş için Paris’e taşınan optimist ve hafif saf Amerikalı Emily, Paris’in büyüsü ve Fransızların huysuzluğunu dengelemeye çalıştığı bir hayat sürüyor.</p>
<p>Emily’nin, Paris’i ilk kez gören hali ve tüm klişeleri sırayla deneyimlemesi, Netflix’in dev prodüksiyon bütçesi ve efsanevi kostüm tasarımcısı Patricia Field’in vizyonuyla birleşince ortaya hafif abartılı ama keyifli bir Paris tanıtımı çıkıyor. Anlayacağınız klişeler bazen işe yarıyor. Öyle ki dizinin sezon finalinde Emily, Roma’ya taşınınca, Fransa cumhurbaşkanı Macron, konuya el atmak zorunda hissetti. Dizinin şehrin tanıtımı için önemini vurgulayarak Emily’i Paris’e geri çağırdı.</p>
<p>Emily’nin deneyimi yalnızca turistik bir geziden ve mükemmel hamur işleri yemekten ibaret değil elbette. Paris, karakterimizi hem sınıyor hem de kendiyle tanıştırıyor. Şehirle birlikte, Emily de hayattan keyif almayı, riskten korkmamayı, işi hayatının odağına koymamayı, plansızlığı ve tutkuyu öğreniyor.</p>
<h2>Twin Peaks ve Twin Peaks</h2>
<p><img loading="lazy" decoding="async" class="aligncenter wp-image-138364 size-full" src="https://lavarla.com/wp-content/uploads/2025/09/Twin_Peaks_sign.webp" alt="" width="1401" height="788" srcset="https://lavarla.com/wp-content/uploads/2025/09/Twin_Peaks_sign.webp 1401w, https://lavarla.com/wp-content/uploads/2025/09/Twin_Peaks_sign-300x169.webp 300w, https://lavarla.com/wp-content/uploads/2025/09/Twin_Peaks_sign-1024x576.webp 1024w, https://lavarla.com/wp-content/uploads/2025/09/Twin_Peaks_sign-768x432.webp 768w" sizes="(max-width: 1401px) 100vw, 1401px" /></p>
<p>David Lynch’in efsanevi dizisi <em>Twin Peaks</em>, aynı adlı bir kasabada geçen bir cinayet soruşturmasını konu alıyor. FBI ajanı Dale Cooper, Laura Palmer adında genç bir kızın cinayetini çözmesi için dışardan sorunsuz ve görünen bu kasabaya gönderiliyor. Zamanla hiçbir şeyin göründüğü gibi olmadığını ve burada hiç kimsenin masum olmadığını anlıyor.</p>
<p><em>Twin Peaks</em> üzerinden Lynch, kusursuz görünen klasik Amerikan hayatının ardındaki gizli vahşeti görünür kılıyor. Tüm gizemi ve bir bir ortaya çıkan sırlarıyla bu kasaba, her detayıyla zihnimize kazınan, büyülü bir deneyime dönüşüyor.</p>
<h2>İstanbul ve Aşk 101</h2>
<p><img loading="lazy" decoding="async" class="aligncenter wp-image-138366 size-full" src="https://lavarla.com/wp-content/uploads/2025/09/img_4684-e1757935151621.webp" alt="" width="997" height="534" srcset="https://lavarla.com/wp-content/uploads/2025/09/img_4684-e1757935151621.webp 997w, https://lavarla.com/wp-content/uploads/2025/09/img_4684-e1757935151621-300x161.webp 300w, https://lavarla.com/wp-content/uploads/2025/09/img_4684-e1757935151621-768x411.webp 768w" sizes="(max-width: 997px) 100vw, 997px" /></p>
<p>İstanbul denince akla çok dizi geliyor, biliyorum: <em>İkinci Bahar</em>, <em>Yeditepe İstanbul</em>, <em>Süper Baba</em>, <em>Kulüp</em>,<em> Şahsiyet</em> şehrin sokaklarını başrol haline getiren yapımlardan bazıları. Ama kişisel favorim–belki de pandeminin tam kapanma dönemine güneş gibi doğduğu ve bana ergenliğimi hatırlattığı için–<em>Aşk 101</em>. Doksanlı yılların sonunda bir grup liselinin hayatını izlerken şehrin ve tabii kendimizin özgür ve tasasız zamanlarını hatırlamamak imkansız.</p>
<p>Okulun en yaramaz dörtlüsü ve tertemiz inek öğrencisinin ortak bir belaya bulaşıp hep birlikte okuldan atılmamak için çabalamalarını izliyoruz. Tabii bolca ergen draması, aşk çabaları, nostaljik şarkılar ve İstanbul sokakları eşliğinde. Boğazda kayıkla bira keyfi, heyecanla gidilen rock konserleri, okul öncesi ayakta yenen su börekleri, köprüden geçerken arabadan kafayı çıkarıp atılan çığlıklar… Nostaljik her detayıyla <em>Aşk 101</em>’in İstanbul’u, seyircinin suratında kalıcı bir gülümseme bırakıyor.</p>
<h2>Pawnee ve Parks and Recreation</h2>
<p><img loading="lazy" decoding="async" class="aligncenter wp-image-138367 size-full" src="https://lavarla.com/wp-content/uploads/2025/09/welcome-to-pawnee-sign-with-leslie-knope-parks-and-rec.avif" alt="" width="1400" height="700" srcset="https://lavarla.com/wp-content/uploads/2025/09/welcome-to-pawnee-sign-with-leslie-knope-parks-and-rec.avif 1400w, https://lavarla.com/wp-content/uploads/2025/09/welcome-to-pawnee-sign-with-leslie-knope-parks-and-rec-300x150.avif 300w, https://lavarla.com/wp-content/uploads/2025/09/welcome-to-pawnee-sign-with-leslie-knope-parks-and-rec-1024x512.avif 1024w, https://lavarla.com/wp-content/uploads/2025/09/welcome-to-pawnee-sign-with-leslie-knope-parks-and-rec-768x384.avif 768w" sizes="(max-width: 1400px) 100vw, 1400px" /></p>
<p>Hayali bir kasabanın Park ve Bahçeler departmanında yaşananları anlatan <em>Parks and Recreation</em>, önemsiz görünen bir işi hayatının odağına alarak gerçek bir değişim yaratan bürokrat Leslie Knope’un hikayesi. Rakun istilasından obezite krizine türlü sorunlara sahip Pawnee kasabası, Leslie dışında herkes tarafından berbat bir yer olarak görülüyor.</p>
<p>Pawnee’de zaman geçirdikçe kimsenin bu kasabayı sevmemesi daha da mantıklı hale geliyor. Irkçı ve vahşi geçmişi, kasabalıların huysuz ve değişime direnen halleri, bütçe kısıtlamalarından sebepli görsel felaketler bizi de ikna ediyor. Leslie’nin bitmeyen çabaları sayesinde Pawnee, günün sonunda yaşanılası bir yere dönüşse de her daim dünyanın en absürt ve komediye müsait kasabası olarak aklımızda yer ediyor.</p>
<h2>Londra ve I May Destroy You</h2>
<p><img loading="lazy" decoding="async" class="aligncenter wp-image-138369 size-full" src="https://lavarla.com/wp-content/uploads/2025/09/i_may_destroy_you_-_publicity_still_-_h_2020_.webp" alt="" width="1296" height="730" srcset="https://lavarla.com/wp-content/uploads/2025/09/i_may_destroy_you_-_publicity_still_-_h_2020_.webp 1296w, https://lavarla.com/wp-content/uploads/2025/09/i_may_destroy_you_-_publicity_still_-_h_2020_-300x169.webp 300w, https://lavarla.com/wp-content/uploads/2025/09/i_may_destroy_you_-_publicity_still_-_h_2020_-1024x577.webp 1024w, https://lavarla.com/wp-content/uploads/2025/09/i_may_destroy_you_-_publicity_still_-_h_2020_-768x433.webp 768w" sizes="(max-width: 1296px) 100vw, 1296px" /></p>
<p>Michaela Coel’in yazıp yönetip başrolünü üstlendiği <em>I May Destroy You</em>, tecavüz sonrası yaşadıklarını anlamlandırmaya çalışan Arabella’yı odağına alıyor. Bir akşam dışarı çıkan ve ertesi sabah uyandığında olanları hatırlamayan karakterimiz, zaman geçtikçe o gece uğradığı cinsel saldırının detaylarını hatırlamaya başlıyor.</p>
<p><em>I May Destroy You</em>, hem ritmi hem de yaratıcı seçimleriyle insan hafızasını taklit ediyor. Arabella’nın hatıraları ve vermiş olmayı umduğu tepkiler, gündelik hayatıyla birleşiyor. Londra’da geçen dizide şehir, bahsettiğim diğer dizilerdeki gibi bir role sahip değil. Daha çok ana karakterin deneyiminin arka planı olarak işliyor. Ancak Londra’nın Arabella’da yarattığı baskı ve yetersizlik hissi, seyircinin de hissettiği tekinsizliği besleyen bir araca dönüşüyor.</p>
<p><a href="https://lavarla.com/twin-peaksten-emily-in-parise-sehirleriyle-ozdeslesen-diziler/">&lt;span class=&quot;reading-mode-buttons&quot;&gt;&lt;/span&gt;Twin Peaks’ten Emily in Paris’e: Şehirleriyle özdeşleşen diziler&lt;span class=&quot;reading-mode-buttons&quot;&gt;&lt;/span&gt;</a> yazısı ilk önce <a href="https://lavarla.com">Lavarla - Kültür-Sanat ve Kent Yaşamı</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>En Güzel Anında Şehir</title>
		<link>https://lavarla.com/en-guzel-aninda-sehir/</link>
					<comments>https://lavarla.com/en-guzel-aninda-sehir/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Eliçe Kılıç]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 07 May 2019 07:25:36 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Kent]]></category>
		<category><![CDATA[Şehirde Zaman]]></category>
		<category><![CDATA[Şehirler]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://lavarla.com/?p=34428</guid>

					<description><![CDATA[<p><span class="reading-mode-buttons"></span>Kurak geçmiş bir yazın sonundayım. Bir elimde dolabın arkalarından çıkardığım kot ceket, diğer elimde başlayacak yeni dönemin ders kitaplarının fotokopileri. Yol boyu kitapçıların olduğu yokuşu çıkıyorum, cadde üzerindeki favori barımızda toplanıyoruz. Müdavimi olduğun yerler varsa şehir daha keyifli. Yaz stajları, ders seçme telaşları, kalp kırıklıkları ve gelecek kaygılarını konuşuyoruz akşamüstü biramızı yudumlarken. Duvarda bir yazı [&#8230;]</p>
<p><a href="https://lavarla.com/en-guzel-aninda-sehir/">&lt;span class=&quot;reading-mode-buttons&quot;&gt;&lt;/span&gt;En Güzel Anında Şehir&lt;span class=&quot;reading-mode-buttons&quot;&gt;&lt;/span&gt;</a> yazısı ilk önce <a href="https://lavarla.com">Lavarla - Kültür-Sanat ve Kent Yaşamı</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p style="text-align: justify;">Kurak geçmiş bir yazın sonundayım. Bir elimde dolabın arkalarından çıkardığım kot ceket, diğer elimde başlayacak yeni dönemin ders kitaplarının fotokopileri. Yol boyu kitapçıların olduğu yokuşu çıkıyorum, cadde üzerindeki favori barımızda toplanıyoruz. Müdavimi olduğun yerler varsa şehir daha keyifli. Yaz stajları, ders seçme telaşları, kalp kırıklıkları ve gelecek kaygılarını konuşuyoruz akşamüstü biramızı yudumlarken. Duvarda bir yazı “Ain’t no sunshine when she’s gone.&#8221; Arkada bir şarkı “&#8230; and I will try to fix you.&#8221; Günler kısalıyor, akşam ayaz bastırır buralarda, yaz kış demeden. Kot ceketimi sırtıma geçirip kalabalığa karışıyorum. Mavi ışıklarını yakmış dolmuşlara yürürken toparlanmakta olan çiçekçilere selam veriyorum. Başkentteyim.</p>
<p style="text-align: justify;">Coğrafya değişiyor, duvarlar yıkılıyor. Kilometrelerce uzanan sahil şeridinin bir yanında masmavi bir deniz, öte yanında bu coğrafyanın imza rengi sarı şehir. Kiliseden çıkan gelin ve damada takılıyor gözüm, sonra aniden ezan sesi duyuyorum. Nikah kalabalığından sıyrılıp sahil şeridine ulaşıyorum; batmakta olan güneşi selamlayan bir yoga grubu, günün yorgunluğunu matkot oynayarak atanlar, nargile içen bir arkadaş grubu ve gitar çalıp bira içenler… Farklılıkların uyumuna, önyargısızlığa ve saygıya biraz şaşıyor biraz imreniyorum. Ortadoğu’da bir kentteyim.</p>
<p style="text-align: justify;"><img loading="lazy" decoding="async" class="aligncenter size-full wp-image-34431" src="https://lavarla.com/wp-content/uploads/2019/04/DSC0159.jpg" alt="" width="3872" height="2592" srcset="https://lavarla.com/wp-content/uploads/2019/04/DSC0159.jpg 3872w, https://lavarla.com/wp-content/uploads/2019/04/DSC0159-300x201.jpg 300w, https://lavarla.com/wp-content/uploads/2019/04/DSC0159-768x514.jpg 768w, https://lavarla.com/wp-content/uploads/2019/04/DSC0159-1024x685.jpg 1024w, https://lavarla.com/wp-content/uploads/2019/04/DSC0159-696x466.jpg 696w, https://lavarla.com/wp-content/uploads/2019/04/DSC0159-1068x715.jpg 1068w, https://lavarla.com/wp-content/uploads/2019/04/DSC0159-627x420.jpg 627w" sizes="(max-width: 3872px) 100vw, 3872px" /></p>
<p style="text-align: justify;">Güneş en tepede, karşımda zamanında oraları yakıp geçmiş olan yanardağ şehri tüm görkemiyle kucaklıyor. Karşı kıyıları, adaları, körfezi ve kaleyi izliyorum. Eski şehirde uzunca bir yürüyüş yapmaya geliyor sıra, şehre karışıyorum. Dar ve karanlık sokaklarda karşılıklı camlardan çamaşırlar asılmış, herkes bağırarak konuşuyor, köşeye park etmiş motorun üstünde bir kedi uyuyor, bir yerlerden domates ve mozzarella harmanının fesleğenle taçlandırılmış kokusu çalınıyor burnuma, birileri espressosundan ilk ve son yudumu alıyor. Sarayları ve çöplükleri, gösterişi ve sefaleti bir arada görüyorum. Burası benim hayat ile yüzleştiğim, kendimi tanıdığım yer. Çizmenin güneyindeyim.</p>
<p style="text-align: justify;"><img loading="lazy" decoding="async" class="aligncenter size-full wp-image-35041" src="https://lavarla.com/wp-content/uploads/2019/04/napoli.jpg" alt="" width="2592" height="3872" srcset="https://lavarla.com/wp-content/uploads/2019/04/napoli.jpg 2592w, https://lavarla.com/wp-content/uploads/2019/04/napoli-201x300.jpg 201w, https://lavarla.com/wp-content/uploads/2019/04/napoli-768x1147.jpg 768w, https://lavarla.com/wp-content/uploads/2019/04/napoli-685x1024.jpg 685w, https://lavarla.com/wp-content/uploads/2019/04/napoli-696x1040.jpg 696w, https://lavarla.com/wp-content/uploads/2019/04/napoli-1068x1595.jpg 1068w, https://lavarla.com/wp-content/uploads/2019/04/napoli-281x420.jpg 281w" sizes="(max-width: 2592px) 100vw, 2592px" /></p>
<p style="text-align: justify;">Adımlarımı sıklaştırıyorum. Kalabalıktan koşmak mümkün değil. Son anda atlıyorum vapura, üst kata çıkmıyorum, orada ayaklarımı uzatamam. Tarihi Yarımada’ya bakan tarafta küçük bir yere ilişiyorum, güneş oradan batacak. Motor yavaş yavaş çalışırken hafif sallantıda çayımı içip simitten bir parça ısırıyorum. Yok, sevemiyorum buradaki simitleri bir türlü; o zaman martıların karnı doysun. Güneş batarken vapurdan iniyorum. Balıkçıların yol boyu hüküm sürdüğü köprüden geçiyorum, gün boyu camileri ve müzeleri gezmiş yorgun turistler geceyi değerlendirmek için şehrin merkezine akın ediyor. Bu şehirde yürümek imkansız. Dünyanın haline üzülüyorum. Yedi tepeli şehirdeyim.</p>
<p style="text-align: justify;"><img loading="lazy" decoding="async" class="aligncenter size-full wp-image-35042" src="https://lavarla.com/wp-content/uploads/2019/04/istanbul.jpg" alt="" width="3872" height="2592" srcset="https://lavarla.com/wp-content/uploads/2019/04/istanbul.jpg 3872w, https://lavarla.com/wp-content/uploads/2019/04/istanbul-300x201.jpg 300w, https://lavarla.com/wp-content/uploads/2019/04/istanbul-768x514.jpg 768w, https://lavarla.com/wp-content/uploads/2019/04/istanbul-1024x685.jpg 1024w, https://lavarla.com/wp-content/uploads/2019/04/istanbul-696x466.jpg 696w, https://lavarla.com/wp-content/uploads/2019/04/istanbul-1068x715.jpg 1068w, https://lavarla.com/wp-content/uploads/2019/04/istanbul-627x420.jpg 627w" sizes="(max-width: 3872px) 100vw, 3872px" /></p>
<p style="text-align: justify;">Hatıralarda yaşayan ve hep olmadığı şehirleri özleyenlere, sevgilerle.</p>
<p><a href="https://lavarla.com/en-guzel-aninda-sehir/">&lt;span class=&quot;reading-mode-buttons&quot;&gt;&lt;/span&gt;En Güzel Anında Şehir&lt;span class=&quot;reading-mode-buttons&quot;&gt;&lt;/span&gt;</a> yazısı ilk önce <a href="https://lavarla.com">Lavarla - Kültür-Sanat ve Kent Yaşamı</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://lavarla.com/en-guzel-aninda-sehir/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
