Siz de geçenlerde metroda ananası ile dolaşan tuhaf kadını gördüyseniz, ülkede olanlardan kafayı yediğini, hatta geç bile kaldığını düşünmeyin. Bu tatlı ananasın ülkede (hatta dünyada) olan tüm olumsuzlukları değiştirebilecek güçte olduğuna inanın.

Çünkü bu ananas bir performans sanatçısı.

Modern dünyanın oluşumunu tamamladığı 1960 yıllarda ortaya çıkan post-modern akımdan etkilenen görsel sanatlar, topluma inmeye ve sahneden taşmaya başlamıştır. Savaş yılları sonrası devrimci ruhtan etkilenen sanatçılar da değişmeye ve dönüşmeye başlamışlardır.

Herman Nitsch

Sanat ve gerçek yaşam arasındaki büyük boşluklar, sanatın evrilmesine ve alternatif sanatların ortaya çıkmasına neden olmuştur. Happening, Fluxus, Beden Sanatı, Video Sanatı ve Performans Sanatı gibi sanat dalları, sahneden toplum içerisine inerek, temsillerin içerisine seyredenleri de dahil etmiştir. 

Kaprow ve Beuys gibi sanatçılar, beden aracılığıyla eylem anındaki varoluşa dikkat çekerken;
Yves Klein, Hermann Nitsch, Marina Abramoviç, Dennis Oppenheim, Bruce Nauman, Carolee Schneemann, Stelarc ve Orlan gibi sanatçılar araç ve nesne ilişkisini tersine çevirerek, eylem aracılığıyla beden üzerinde değişiklikler yapmaya yoğunlaşmışlardır.

Bizlerin ise Marina Abramovic ile tanıdığımız performans sanatı günümüzde daha görünür ve özümsenebilir olmaya başlamıştır.

Marina Abramovic : www.youtube.com/watch?v=OS0Tg0IjCp4

Sahnedeki görsel çeşitliliğin ve dekorların azaldığı bu akımlarda, sanatçılar kendi bedenlerini direkt olarak kullanmaya başlamış ve seyredenleri de temsillerin bir parçası haline getirmişlerdir.

Tıpkı ananası ile Ankara metrosunda seyahati sırasındaki deneyimini anlatan Elif Usta gibi. Elif, farkında olmadan performansına katılan tüm Ankaralılara instagram hesabından teşekkür etti.
Elif Usta Orta Doğu Teknik Üniversitesi Psikoloji Bölümü son sınıf öğrencisi.
Sosyal sorumluluk projelerine katılan, yaratıcı drama ve resim gibi farklı sanat dalları ile ilgilenen Elif Usta’yı daha önce Kim Milyoner Olmak İster yarışmasında da seyretmiştik.

Seçmeli bir ders kapsamında Sümeyya Salarvan ile birlikte bir ürün ortaya çıkartan Elif; ‘akılcı duygusal davranışçı terapi’ akımı temelleriyle özdeşleşen bir örnekleme yaptı ve bir ananasa tasma takarak metroda dolaştırdı. Elif çalışmasını şöyle anlatıyor:

Bu terapi modeline göre, kişiler sosyal kaygıyla başa çıkabilmek adına, kendilerini yetkin gördükleri bir utanca maruz bırakırlar.

“Bu maruz bırakma süreci toplum içinde farklı ya da küçük düşürücü olarak tanımlanabilecek eylemleri içerir. Sokak ortasında bağırmak, muza tasma takıp gezdirmek buna örnek olarak verilebilir. Peki, biz ananasa tasma takıp gezdirsek ve bunu Ankara metrosunda yapsak bizim kaygısızlığımız insanların kaygısı mı olmaya başlar?

Biz bu yaklaşımı bireydeki değişimlerle değil onun çevresinde yarattıkları üzerinden inceledik.
Temelde iki sorunsal üzerine kurulu bir çalışma bu:

  1. Tepki vermeyen insanları tepkisizliğe iten neydi?
  2. Tepki veren kişiler neden belirli tepkiler verdiler?

Zincirli bir ananası neden kimimiz garipsemez?
Neden elinde ananas olan bir kadına acırız?
Ona neden kızarız?
Neden hakaret ederiz?

Elimizde hiçbir şey yok, çalışmanın bir sonucu yok. Biz bu durumun bizde uyandırdığı hisleri sorgulayana kadar da olmayacak. Kendimizi ve bizi bu şekilde davranmaya iten unsurları keşfettiğimizde çalışma anlam kazanacak.
Belki de biz daha anlamlı bakmaya başlamışızdır, kim bilir?’’

Yazar: aysutbaysut


*Performans sanatları ve sanatçının anlatım aracı olarak beden-Elif ŞENEL
*Antmen, 2009: 219
 

Cevapla

Please enter your comment!
Please enter your name here