<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Doruk Erdal, Lavarla - Kültür-Sanat ve Kent Yaşamı sitesinin yazarı.</title>
	<atom:link href="https://lavarla.com/author/doruk-erdal/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://lavarla.com/author/doruk-erdal/</link>
	<description>Lavarla için her insan ve her hikaye, ucundan Ankara&#039;ya dokunuyorsa anlatmaya değerdir.</description>
	<lastBuildDate>Tue, 03 Mar 2026 08:54:07 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	<generator>https://wordpress.org/?v=6.8.2</generator>

<image>
	<url>https://lavarla.com/wp-content/uploads/2024/05/fav-150x150.png</url>
	<title>Doruk Erdal, Lavarla - Kültür-Sanat ve Kent Yaşamı sitesinin yazarı.</title>
	<link>https://lavarla.com/author/doruk-erdal/</link>
	<width>32</width>
	<height>32</height>
</image> 
	<item>
		<title>Kıvanç Sezer: &#8216;Ankara&#8217;da film çeksem kışın çekerdim&#8217;</title>
		<link>https://lavarla.com/kivanc-sezer-ankarada-film-ceksem-kisin-cekerdim/</link>
					<comments>https://lavarla.com/kivanc-sezer-ankarada-film-ceksem-kisin-cekerdim/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Doruk Erdal]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 02 Dec 2016 09:17:19 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Röportaj]]></category>
		<category><![CDATA[Sinema]]></category>
		<category><![CDATA[Ankara]]></category>
		<category><![CDATA[babamın kanatları]]></category>
		<category><![CDATA[Kıvanç Sezer]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://lavarla.com/?p=7828</guid>

					<description><![CDATA[<p><span class="reading-mode-buttons"></span>Henüz vizyona girmeden yurt içi ve dışından birçok ödül alan Kıvanç Sezer&#8217;in ilk uzun metrajlı filmi Babamın Kanatları&#8216;nın Ankara galası 25 Kasım &#8211; 1 Aralık tarihleri arasında gerçekleştirilen 22. Gezici Festival kapsamında yapıldı. Filmin, Ankara doğumlu yönetmen ve senaristi Kıvanç Sezer&#8217;le gösterim öncesi samimi bir röportaj gerçekleştirdik. Kendisiyle Aspava&#8217;dan Barış Bıçakçı&#8217;ya, Babamın Kanatları ile başladığı [&#8230;]</p>
<p><a href="https://lavarla.com/kivanc-sezer-ankarada-film-ceksem-kisin-cekerdim/">&lt;span class=&quot;reading-mode-buttons&quot;&gt;&lt;/span&gt;Kıvanç Sezer: &#8216;Ankara&#8217;da film çeksem kışın çekerdim&#8217;&lt;span class=&quot;reading-mode-buttons&quot;&gt;&lt;/span&gt;</a> yazısı ilk önce <a href="https://lavarla.com">Lavarla - Kültür-Sanat ve Kent Yaşamı</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p style="text-align: left;">Henüz vizyona girmeden yurt içi ve dışından birçok ödül alan Kıvanç Sezer&#8217;in ilk uzun metrajlı filmi <em>Babamın Kanatları</em>&#8216;nın Ankara galası 25 Kasım &#8211; 1 Aralık tarihleri arasında gerçekleştirilen <a href="http://lavarla.com/seyyar-otobus-22-gezici-festival/">22. Gezici Festival</a> kapsamında yapıldı. Filmin, Ankara doğumlu yönetmen ve senaristi Kıvanç Sezer&#8217;le gösterim öncesi samimi bir röportaj gerçekleştirdik. Kendisiyle Aspava&#8217;dan Barış Bıçakçı&#8217;ya, <em>Babamın Kanatları</em> ile başladığı üçlemesinden kentlerin betonlaşmasına kadar birçok konuya değindiğimiz sıcak sohbetimiz için sözü kısa kesiyoruz:</p>
<figure id="attachment_7875" aria-describedby="caption-attachment-7875" style="width: 800px" class="wp-caption aligncenter"><img fetchpriority="high" decoding="async" class="wp-image-7875" src="http://lavarla.com/wp-content/uploads/2016/12/Lavarla-Kivanc-Sezer-Roportaj.jpg" alt="lavarla-kivanc-sezer-roportaj" width="800" height="450" srcset="https://lavarla.com/wp-content/uploads/2016/12/Lavarla-Kivanc-Sezer-Roportaj.jpg 960w, https://lavarla.com/wp-content/uploads/2016/12/Lavarla-Kivanc-Sezer-Roportaj-300x169.jpg 300w, https://lavarla.com/wp-content/uploads/2016/12/Lavarla-Kivanc-Sezer-Roportaj-768x432.jpg 768w, https://lavarla.com/wp-content/uploads/2016/12/Lavarla-Kivanc-Sezer-Roportaj-696x392.jpg 696w, https://lavarla.com/wp-content/uploads/2016/12/Lavarla-Kivanc-Sezer-Roportaj-747x420.jpg 747w" sizes="(max-width: 800px) 100vw, 800px" /><figcaption id="caption-attachment-7875" class="wp-caption-text">Kıvanç Sezer, Doruk Erdal, Ahmet Emre</figcaption></figure>
<p style="text-align: left;"><strong>Ankara&#8217;ya geldikçe dışarı çıktığınızda nerelere giderdiniz, gidiyorsunuz?</strong></p>
<p style="text-align: left;">Nefes’e, Eskiyeni’ye, Sakarya’da bira içilen mekanlara giderdik. İlk geldiğim zamanlarda Tunalı falan yeni yeni canlanıyordu ama son zamanlarda geldiğimde Tunalı’ya da gidiyorum.</p>
<p style="text-align: left;"><strong>Aspava’ya gittiniz mi daha önce? Gittiyseniz İstanbul’daki Büfe Kültürü mü Ankara’daki Aspava Kültürü mü?</strong></p>
<p style="text-align: left;">Evet gittim. Aspava kesinlikle daha iyi. İkramları güzel. Neydi açılımı?</p>
<p style="text-align: left;"><strong>Ankara’da çekilen filminiz de dahil kısa filmlerinizi izlemek isteyenler neler yapmalı? </strong></p>
<p style="text-align: left;">O kısa filmler denemeydi aslında, çok da iyi olmayan filmlerdi. Benim açımdan kendimi denediğim filmlerdi. İçinde bulunduğum kısa filmler oldu ama sayarken iki kısa filmim ve bir belgeselim var diyorum. Ankara’da çektiğimiz kısa film <em><a href="https://www.youtube.com/watch?v=6to_G92HNmc">Heykelin Düşü</a> </em>de o saydıklarımdan biri, onu bulabilirsiniz sanıyorum.</p>
<p style="text-align: left;"><strong>Ankara sinematografik açıdan verimli mi sizce?</strong></p>
<p style="text-align: left;">İstanbul’un büyük bir kısmı ve Türkiye’nin bütün şehirleri artık birbirine benziyor. Ankara’yı da buna dahil edebiliriz belli ölçüde, yani Ankara’nın periferinde sizi belli bir yere koysak orası Malatya da olabilir, Adana da olabilir. Şehirlerin mimarisini özgün olmaktan çıkardılar son 30-40 senedir. Dolayısıyla bütün şehirlerin benzer oranda sinematografik olduğunu düşünüyorum. Tabii Kapadokya, Tarihi Yarımada gibi özgün yerleri ayrı tutuyorum.</p>
<p style="text-align: left;">Ankara’da mesela Seyfi Teoman<em> Bizim Büyük Çaresizliğimiz</em>’i çekti, sinematografisi oldukça iyidir. Sinematografi benim için tek başına güzel görüntüler, güzel doğa demek değil. Anlatılan öyküyle yakından ilişkili, mesela bürokrasi veya devlet üzerinden bir film çekseydim Ankara’yı düşünürdüm.</p>
<p style="text-align: left;"><strong>Peki Ankara’da bir film çektiğinizi varsayalım, karakterinizi Ankara sokaklarında uzun bir sekansta yürütüyorsunuz. Nasıl bir müzik yerleştirirdiniz ve mevsim ne olurdu?</strong></p>
<p style="text-align: left;">Bir kere Ankara’da kışın çekerdim, yani yazın Ankara’da ışık doğru değil. Yürüme sekansına da kış olduğunu varsayarak, Chopin olabilirdi. Ayzenştayn’ın bir önermesi var ben de katılırım o önermeye; filmde kullandığınız enstrümanlarla filmdeki mimari malzeme birbirine yakın olmalı der. <em>Babamın Kanatları’</em>nda mesela rock müziği kullandık çünkü inşaattaki malzemelerle enstrümanlar benzeşiyor. Dolayısıyla Ankara’ya klasik müzik giderdi.</p>
<p style="text-align: justify;"><img decoding="async" class="aligncenter wp-image-7877" src="http://lavarla.com/wp-content/uploads/2016/12/Lavarla-Kivanc-Sezer.jpg" alt="lavarla-kivanc-sezer" width="800" height="450" srcset="https://lavarla.com/wp-content/uploads/2016/12/Lavarla-Kivanc-Sezer.jpg 960w, https://lavarla.com/wp-content/uploads/2016/12/Lavarla-Kivanc-Sezer-300x169.jpg 300w, https://lavarla.com/wp-content/uploads/2016/12/Lavarla-Kivanc-Sezer-768x432.jpg 768w, https://lavarla.com/wp-content/uploads/2016/12/Lavarla-Kivanc-Sezer-696x392.jpg 696w, https://lavarla.com/wp-content/uploads/2016/12/Lavarla-Kivanc-Sezer-747x420.jpg 747w" sizes="(max-width: 800px) 100vw, 800px" /></p>
<p style="text-align: left;"><strong>Türk sinemasının biraz daha sıradan, yani her zaman gördüğümüz ama dikkatimizi yöneltmediğimiz insanların hikayelerine yöneldiğini görüyoruz. Bunun nedeni nedir sizce?</strong></p>
<p style="text-align: left;">Türk sinemasının içinde yaşadığımız sistemi, zorlukları, mücadeleleri karşılayacak bir noktaya geldiğini düşünmüyorum hala. Yaşadıklarımıza kıyasla çektiğimiz filmler çok küçük bir alanı oluşturuyor. Ama sanat filmi dediğimiz filmlerde bireyin yalnızlığı, sanatçının buhranları falan gibi meselelerin hala daha yoğun işlendiğini görüyorum. Ama zıttı örnekler de var; bizim film, <em>Toz Bezi, Kalandar Soğuğu, Zerre</em> gibi. Türkiye’de emeğin ve emeğin karşılaştığı zorlukların Belçika’da Dardenne’lerin, İngiltere’de Ken Loach’un, Fransa’da Laurent Cantet’in anlattığı biçimde görünürleşmediğini ve çok daha açık bir şekilde görünürleşmesi gerektiğini düşünüyorum.</p>
<p style="text-align: left;"><strong>Bir röportajınızda İran sinemasına selam çakıyorsunuz. Sizce hikayenin coğrafyası olur mu? Doğu hikaye konusunda daha mı bereketli?</strong></p>
<p style="text-align: left;">Genelleme yapmayı sevmiyorum ama Batı insanı, yani Batı kültüründe yetişen insan, özellikle Avrupa merkezli konuşuyorum, daha rasyonel hareket ediyor. Hayatında daha rasyonel kararlarla hareket ediyor. Doğu insanıysa, Türkiye&#8217;den başlayıp Doğu’da istediğimiz yere kadar götürebiliriz, daha duygusal hareket ediyor.  Bu bir fark yaratıyor. Ve bu farkı sinemada Doğu insanını ele alma biçimi anlamında baktığımızda tam karşılanamadığını düşünüyorum.</p>
<p style="text-align: left;">Doğu sineması kendi karakterlerini insanının o duygusallıkları üzerinden yaratıyor. Batı kültürüne yetişmiş sinema eleştirmenleri, seyircisi onu izlediğinde anlayamayabiliyor. Halbuki biz izlediğimizde anlıyoruz, hissediyoruz. İşte bu perspektifte İran sinemasının içinden Kiarostami gibi, Farhadi gibi ve Mecidi&#8217;yi de katabiliriz buraya, böyle yönetmenler çıkıp doğu insanını anlatma meselesini çok iyi üstleniyorlar. Onun için İran sinemasını hem seyirci olarak çok seviyorum hem de kendime örnek olarak alıyorum.</p>
<p style="text-align: left;"><strong>Üniversite öğrencisiyken çalıştığı inşaattan düşerek vefat eden Ömer Çetin’in  anısına yapılan filmin senaryosunu yazmaya nasıl karar verdiniz? Ne zaman yazmaya başladınız?</strong></p>
<p style="text-align: left;">2010 yılında gazetede Ömer Çetin&#8217;in haberini okudum, bu haber beni çok etkiledi. İstanbul&#8217;da bir üniversite öğrencisi hem de edebiyat öğrencisi harçlıklarını çıkartmak için şantiyede çalışırken düşüp ölüyor. Bir yoksulluk hikayesi, inşaat işçilerinin çoğu yoksul. Haberi okuduktan sonra inşaat işçileri üzerine araştırma yapmaya başladım ama film yapma fikri 2012 yılında kafamda oluşmaya başladı. İlk başta bu konuda film yapmaya cesaret edemedim, onlardan birisi olmadığım için iyi yapabilir miyim, bana mı düşer bunu yapmak tedirginliklerini yaşadım. Sonra fark ettim ki çok farklı değil hikayeleri, set işçileri, maden işçileri aynı şekilde istihdam ediliyor, aynı güvencesizlikle, aynı risklerde. 3 yıllık bir çalışma sonucunda 2015 Kasım ayında filmi çektik.</p>
<p style="text-align: justify;"><img decoding="async" class="aligncenter wp-image-7873" src="http://lavarla.com/wp-content/uploads/2016/12/Lavarla-Kivanc-Sezer-2.jpg" alt="lavarla-kivanc-sezer-2" width="800" height="450" srcset="https://lavarla.com/wp-content/uploads/2016/12/Lavarla-Kivanc-Sezer-2.jpg 960w, https://lavarla.com/wp-content/uploads/2016/12/Lavarla-Kivanc-Sezer-2-300x169.jpg 300w, https://lavarla.com/wp-content/uploads/2016/12/Lavarla-Kivanc-Sezer-2-768x432.jpg 768w, https://lavarla.com/wp-content/uploads/2016/12/Lavarla-Kivanc-Sezer-2-696x392.jpg 696w, https://lavarla.com/wp-content/uploads/2016/12/Lavarla-Kivanc-Sezer-2-747x420.jpg 747w" sizes="(max-width: 800px) 100vw, 800px" /></p>
<p style="text-align: left;"><strong>İlk uzun metrajlı filminizden bu kadar büyük başarı bekliyor muydunuz?</strong></p>
<p style="text-align: left;">Evet, festivallerden bazı ödüller aldık ve mutluluk verici. Ama benim için asıl başarı bu hikayeyi insanlara ulaştırabilmek. Bunu yapabilirsek şayet asıl başarının bu olduğunu düşünüyorum. Gişe geliri anlamında da söylemiyorum bu arada. Geniş kitleye ulaşmak şu açıdan önemli.</p>
<p style="text-align: left;">Diyelim ben bir film yaptım 5 bin kişi izledi ve 5 bin kişi de festivallerde izledi. Belki sonradan 20 bin kişi de korsandan izledi diyelim. 80 milyonluk Türkiye’de 30 bin kişi izleyince yönetmen kendisine “Ben niye yapıyorum o zaman bunu? “ diye sorar ve bu çok umutsuzluk verici bir şey. O yüzden benim için başarı sayılabilecek şey insanlara ulaşmak. Bekliyor muydum kısmına gelecek olursak, evet bekliyordum. Çünkü her yönetmen yaptığı filmin iyi olduğunu düşünür ve her zaman başarı bekler.</p>
<p style="text-align: left;"><strong>Filmin ilk gösterimi Avrupa’da yapıldı. Türkiye’ye göre oradaki işçilerin daha güvenli koşullarda çalıştığını söyleyebiliriz. Yurtdışındaki gösterimlerde anlatılan hikayeyi anlayabildiklerine inandınız mı?</strong></p>
<p style="text-align: left;">Evet, filmin ilk gösterimi Karlovy Vary Film Festivali’nde yapıldı. Karlovy’de, Brezilya&#8217;da Fransa&#8217;da hep aynı soru soruldu diyebilirim. “Sizde iş yasası yok mu?”  Var ama denetlenmiyor ve düzgün uygulanmıyor, diyorum. Aslında baktığımızda Türkiye&#8217;nin yasaları oldukça ileri. Karlovy Vary&#8217;de izleyicinin bir kısmında bu adam da abartmış bu kadar da olmaz düşüncesinin uyandığını hissettim. Ama baktığımızda Güllük’te 6 işçinin zehirlenmesi, Davutpaşa,  Marmara Park burada olanlar akıl alır gibi değil. Çok küçük önlemlerle ölmeyecek insanlar ölüyor. Bu durum, bende insan hayatının değerinin olmadığı düşüncesini uyandırdı. İşçiler de kan parası meselesi üzerinden kendi değerlerini, &#8216;ben ne kadar ederim&#8217;i düşünüyorlardır. Geldiğimiz noktada bir insan olarak değil ederi kadar davranılıyor. Türkiye&#8217;de bu konular bilindiğinden film daha çok ilgi gördü.</p>
<p style="text-align: left;"><strong>Üçlemeniz bu yoldan mı devam edecek?</strong></p>
<p style="text-align: left;">Tam bu yoldan devam etmeyecek. <em>Babamın Kanatları</em> konutlaşmayla ilgili, mesela Esenboğa’dan gelirken bina görüyorsun ve başka bir şey yok. O zaman şu soruyu soruyorsun kendine; kim bu insanlar? İstanbul’da Halkalı’ya, Beylikdüzü’ne gittiğim zaman bu soruyu soruyorum. Ve cevabını bilmiyorum. Sadece o evler için uzun süreler kredi ödediklerini biliyorum. Ama o evlerin yapımında nelerin döndüğünü de biliyorum. Bu perspektifi genişletebilecek bir üçleme tasarladım; <em>Babamın Kanatları</em> konut inşaatındaki inşaat işçisinin hikayesiydi. İkinci film o konutlardan ev alan beyaz yakalı bir çiftin hikayesi olacak. Üçüncü film ise o konutları yapan müteahhittin hikayesi olacak. Böylelikle de 2010’ların Türkiye’sindeki bu konut rantını ve ekonomik çarkı üç filmde birbirinin içine geçirerek göreceğiz.</p>
<p style="text-align: left;">İkinci film bir yönüyle de Barış Bıçakçı’nın <em>Sinek Isırıklarının Müellifi </em>kitabını hatırlatan bir film olacak. O da Ankara’daki toplu konutlarda yaşayan bir çiftin hikayesini anlatıyordu.</p>
<p style="text-align: left;"><strong>Bu üçlemeden sonra da toplumsal sorunlar üzerine film çekmeye devam edecek misiniz? Bu konuda etkilendiğiniz başka bir konu oldu mu?  </strong></p>
<p style="text-align: left;">Greif direnişi beni çok etkilemişti. İstanbul’da çuval üreten bir fabrika ve fabrikanın içerisinde 50’ye yakın taşeron şirket var. İşçiler baya kötü koşullarda çalışıyor. İşten atılan bir işçiyi, geri aldırabilmek için başlayan hareket giderek organize bir hale geliyor ve taşeron sistemini kaldırmak için fabrikayı ele geçiriyor. Fabrikada farklı siyasi görüşte işçiler komiteler kurmuşlar ve müthiş bir dayanışma örneği vardı. Birkaç defa oraya gidip gelmiştim. Onlara destek videosu filan da çekmiştim. Beni çok etkilemişti. Hani onunla ilgili bir film çeker miyim derseniz bilemiyorum. Türkiye’de konu olarak baktığınızda zibil gibi konu var diyebilirim. Şu an da tam kestiremiyorum şu konuda filmler yapacağım diye. Önceliğim üçlemeyi bitirmek.</p>
<p style="text-align: left;"><strong>Filmin festivallerde çok ses getiren müziklerine de değinecek olursak Bajar ile bir geçmişiniz var mıydı? Sizce neden bu kadar ses getirdi?</strong></p>
<p style="text-align: left;">Vallahi neden bu kadar ses getirdiğini bilemiyorum. Beğeniyor insanlar ne güzel. Ben filmin senaryosunu yazarken sürekli Bajar’ın iki albümünü dinliyordum. Mesela onların <a href="https://www.youtube.com/watch?v=BglLZBxXrKI"><em>Amele (Emele</em><em>)</em></a> diye bir şarkısı vardı. Doğrudan bu meseleyi anlatıyor. Filmin müzikleri ile ilgili birgün dedim ki ya aslında rock soundu benim filme çok uyar. Bajar da Kürtçe rock yapan bir grup. Sonra Vedat (Yıldırım) ile konuştuk. Sıcak karşıladılar. Çünkü aslında onlar da bu tür hikayeleri önemseyen bir grup. Filme bir şekilde duygu ve coşku kattı. Kafamızda devamı için güzel bir proje var ama ne zaman yapabiliriz bilemiyorum.</p>
<p style="text-align: justify;"><strong>İnşaat işçilerine bir gösterim yapmayı düşünüyor musunuz?</strong></p>
<p style="text-align: left;">Düşünüyorum. İstanbul’da vizyon sırasında da ve vizyon sonrasında da gösterimleri yapacağız. Biz mesela kurgu aşamasında da şöyle bir şey yaptık. Kurguyu bitirdikten sonra ofiste bir halk günü yaptık. Toplumun farklı kesimlerinden oluşan 20-25 kişilik bir gruba ham kurguyu izlettik ve devamında filmle ilgili bir anket dağıttık. Oradan gelen eleştiriler üzerine kurguda bazı küçük değişikliklere gittik. Belki de seyirci ödüllerinde onun da etkisi olmuştur. Çünkü ben seyircinin fikirlerine önem veriyorum. Ana akım bir sinema yapmıyorum ama seyirci benim için her zaman çok önemli. Benim için hedef insanların yüreklerine ulaşmak.</p>
<p style="text-align: justify;"><img loading="lazy" decoding="async" class="aligncenter wp-image-7874" src="http://lavarla.com/wp-content/uploads/2016/12/Lavarla-Kivanc-Sezer-3.jpg" alt="lavarla-kivanc-sezer-3" width="800" height="450" srcset="https://lavarla.com/wp-content/uploads/2016/12/Lavarla-Kivanc-Sezer-3.jpg 960w, https://lavarla.com/wp-content/uploads/2016/12/Lavarla-Kivanc-Sezer-3-300x169.jpg 300w, https://lavarla.com/wp-content/uploads/2016/12/Lavarla-Kivanc-Sezer-3-768x432.jpg 768w, https://lavarla.com/wp-content/uploads/2016/12/Lavarla-Kivanc-Sezer-3-696x392.jpg 696w, https://lavarla.com/wp-content/uploads/2016/12/Lavarla-Kivanc-Sezer-3-747x420.jpg 747w" sizes="(max-width: 800px) 100vw, 800px" /></p>
<p style="text-align: justify;"><strong>Gezici Festival hakkında neler düşünüyorsunuz?</strong></p>
<p style="text-align: left;">İzmir’de okurken Gezici Festival’in getirdiği filmlerle sinemayı tanıdım ben. Şimdi çok sevdiğim yönetmenleri, Françoiş Truffaut, Jean-Luc Godard, Ingmar Bergman’ı… O zamanlar bu tür filmleri bulabileceğimiz imkanlar yoktu. İzmir Sanat’ta sabaha kadar süren gösterimler oluyordu. Benim için sinema coşkusunu aşılayan şeylerden bir tanesi olmuştur. Ayrı bir yeri ve önemi var. Yarışmasız bir festival olması, öte yandan bir ağırlığının olması ve her sene illerin değişmesi de güzel bir şey. Ankara’nın başlangıç noktası olması da hoş. Ama umarım festivallerin ötesinde Ankara, İstanbul’un tekelindeki diyebileceğimiz bu sinema düzenini de yıkabilir. Diziler çekiliyor gerçi fakat devamı da gelmeli.</p>
<p style="text-align: justify;"><strong>Sizce Ankara için ışık var mı?</strong></p>
<p style="text-align: left;">Tabii ki var. Bence İstanbul’un dışına çıkmalı artık. Bu Ankara olabilir. İzmir, Antalya, Bursa&#8230; Ama kitle olarak baktığımızda sanki Ankara bu diğerlerine göre bir tık öne geçiyor gibi. Hem sanatı talep eden hem de onu üretmek için gerekli ekipmana ulaşım açısından. Nitelikli insan anlamında…</p>
<p style="text-align: left;"><strong>Son olarak tek bir kelime veya cümle ile Ankara size neyi ifade ediyor? </strong></p>
<p style="text-align: justify;">Sonbaharı.</p>
<hr />
<p style="text-align: left;">Bu samimi röportaj için Kıvanç Sezer&#8217;e tekrar teşekkür edip, <em>Babamın Kanatları</em>&#8216;nın 2 Aralık 2016 (Bugün) vizyona gireceğini hatırlatalım. Ayrıca Gezici Festival&#8217;de gösterimini kaçırıp üzülenler için de güzel bir haberimiz var. Kıvanç Sezer, 4 Aralık 2016 Pazar günü Ankara Büyülü Fener Sineması&#8217;nda seyirci gününe katılacak.</p>
<p style="text-align: justify;">Fotoğraf desteği için Gezici Festival&#8217;e teşekkürler. Ayrıca Gezici Festival ekibine de teşekkür ederiz.</p>
<p style="text-align: justify;">Söyleşiyi gerçekleştirenler: <a href="http://lavarla.com/author/lizoglan/">Ahmet Emre</a> ve <a href="http://lavarla.com/author/doruk-erdal/">Doruk Erdal</a></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;">Kapak fotoğrafı içinse <strong>ink.84</strong>&#8216;e teşekkürler. Çizimlerine <span style="color: #ff9900;"><a style="color: #ff9900;" href="https://www.instagram.com/ink.84/" target="_blank" rel="noopener noreferrer"><strong>instagram</strong></a></span> hesabından, kendisine ise mail adresinden (<strong>arkakapak@hotmail.com</strong>) ulaşabilirsiniz.</span></p>
<p><a href="https://lavarla.com/kivanc-sezer-ankarada-film-ceksem-kisin-cekerdim/">&lt;span class=&quot;reading-mode-buttons&quot;&gt;&lt;/span&gt;Kıvanç Sezer: &#8216;Ankara&#8217;da film çeksem kışın çekerdim&#8217;&lt;span class=&quot;reading-mode-buttons&quot;&gt;&lt;/span&gt;</a> yazısı ilk önce <a href="https://lavarla.com">Lavarla - Kültür-Sanat ve Kent Yaşamı</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://lavarla.com/kivanc-sezer-ankarada-film-ceksem-kisin-cekerdim/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Bizim İçin Özeldir Kuğulu Park</title>
		<link>https://lavarla.com/bizim-icin-ozeldir-kugulu-park/</link>
					<comments>https://lavarla.com/bizim-icin-ozeldir-kugulu-park/#comments</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Doruk Erdal]]></dc:creator>
		<pubDate>Sat, 15 Oct 2016 18:28:26 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Hafıza]]></category>
		<category><![CDATA[Kent]]></category>
		<category><![CDATA[Ankara]]></category>
		<category><![CDATA[Kuğulu Park]]></category>
		<category><![CDATA[Lavarla]]></category>
		<category><![CDATA[Nostalji]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://lavarla.com/?p=156</guid>

					<description><![CDATA[<p><span class="reading-mode-buttons"></span>Martıya simit atmaktan çok başkadır kuğuyu simitle beslemek. Kavaklıdere’ye ismini veren derenin kurumasından değildir belki üzüm bağlarının yok olmasına sebep ancak suya hasretinde ve su kuşuna yaklaşımında etkendir Ankaralı’nın damarlarının kurutulması. En nihayetinde her şeyin başı sudur. Lavarla martıya simit atmaz, kuğuya simit uzatır. Anlatmaya niyetli olduğumuz hikaye, Kavaklıdere’nin adına etken ilk yarımı; 90 yıl önce dikilmiş [&#8230;]</p>
<p><a href="https://lavarla.com/bizim-icin-ozeldir-kugulu-park/">&lt;span class=&quot;reading-mode-buttons&quot;&gt;&lt;/span&gt;Bizim İçin Özeldir Kuğulu Park&lt;span class=&quot;reading-mode-buttons&quot;&gt;&lt;/span&gt;</a> yazısı ilk önce <a href="https://lavarla.com">Lavarla - Kültür-Sanat ve Kent Yaşamı</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p style="text-align: justify;">Martıya simit atmaktan çok başkadır kuğuyu simitle beslemek. Kavaklıdere’ye ismini veren derenin kurumasından değildir belki üzüm bağlarının yok olmasına sebep ancak suya hasretinde ve su kuşuna yaklaşımında etkendir Ankaralı’nın damarlarının kurutulması. En nihayetinde her şeyin başı sudur.</p>
<p><img loading="lazy" decoding="async" class="aligncenter wp-image-161 " src="http://lavarla.com/wp-content/uploads/2016/03/11096573_653969994732250_7464723829060450146_o-1024x693.jpg" alt="11096573_653969994732250_7464723829060450146_o" width="741" height="501" srcset="https://lavarla.com/wp-content/uploads/2016/03/11096573_653969994732250_7464723829060450146_o-1024x693.jpg 1024w, https://lavarla.com/wp-content/uploads/2016/03/11096573_653969994732250_7464723829060450146_o-300x203.jpg 300w, https://lavarla.com/wp-content/uploads/2016/03/11096573_653969994732250_7464723829060450146_o-768x520.jpg 768w, https://lavarla.com/wp-content/uploads/2016/03/11096573_653969994732250_7464723829060450146_o.jpg 2048w" sizes="(max-width: 741px) 100vw, 741px" /></p>
<h4><strong>Lavarla martıya simit atmaz, kuğuya simit uzatır.</strong></h4>
<p style="text-align: justify;">Anlatmaya niyetli olduğumuz hikaye, Kavaklıdere’nin adına etken ilk yarımı; 90 yıl önce dikilmiş kavak ağaçlarının günümüze kalanlarını içeriyor. 1977 senesinde Kuğulu Park&#8217;ın çevre planlamasını çizen ve uygulayan ziraat yüksek mühendisi Sn. Ender Topuz’a Kuğulu Park&#8217;ın hikayesine dair anlattıkları için çok teşekkür ederiz.</p>
<p style="text-align: justify;">2012 yılında Ankara ile Viyana resmi olarak kardeş şehir olurlar. Fakat bu kardeşlik gayri resmi olarak 1977 yılında zaten sağlanmıştır. Viyana Belediyesi o sene Vedat Dalokay yönetimindeki Ankara Belediyesine (henüz “Büyükşehir” sıfatı yoktur) 2 adet kuğu hediye eder. Kuğular akşam saatlerinde Ankara’ya varırlar. Onları teslim alan görevliler ne yapacaklarını bilemediklerinden Park ve Bahçeler Müdürlüğü planlama şube şefi Cevdet Rasgelener’e getirirler. Cevdet Bey o geceliğine çalışma odasını Ankara ve Viyana’ya verir. Evet, daha sonra Kavaklıdere Parkı&#8217;nın adını Kuğulu Park olarak değiştirecek bu ilk kuğuların isimleri Ankara ve Viyana olur. Ankara ve Viyana uluslararası yasalar gereğince –uçup kaçmamaları için- tek ya da çift kanadının dikileceği güne Park ve Bahçeler Müdürlüğünün bir çalışma odasında uyanırlar.</p>
<p style="text-align: justify;">Daha sonraları başka ülkelerden de gelen kuğular, ördekler ve kazlarla Kuğulu Park nüfusu artınca birkaç kuş -12 Eylül darbesinden sonra bedel ödemeden özel mülkiyet üzerine Kenan Evren’in demir yumruğuyla yapılan- Seğmenler Parkı&#8217;na taşınır. Buraya taşınan kuşlardan üçü (muhtemelen kanatları dikilmemiş sadece telekleri kesilmiş olmalı) değişik zamanlarda tekrar alıştıkları Kuğulu Park&#8217;a uçmak ister ancak yüksek binalar ve ağaçlara çarparak ölürler. Kuğulu Park&#8217;ın alanı günümüzdekinden yaklaşık 1,5 kat daha genişken (Kavaklıdere Tenis Kulübüne kadar), Atatürk Bulvarı&#8217;nın yapımı için Polonya Sefaretinden arazi alınmak durumunda kalınınca, alınan arazi karşılığında Kuğulu Park’ın bir kısmı da (o zamanlar faaliyette olan -Çankaya’dan Tunus Caddesine kadar uzayan, Polonya Sefareti demirleri arasından bakıldığında halen görülebilen o zamanki yürüyüş yolunu da içine alan bölüm) Polonya Sefaretine verilerek bir becayiş gerçekleşir. Böylece Kuğulu Park günümüzdeki halini alır. Hayır, bir saniye. O zamanlar henüz Atatürk Bulvarı&#8217;nı Tunalı Hilmi Caddesi&#8217;ne bağlayan Polonya Caddesi açılmamıştır. O arazi üzerindeki park dahil ağaçlar yol yapımı sırasında kesilmez, sökülür. İşçisinden amirine kadar kazınıp, sökülen ağaçlar parkın içine taşınır. Bu aynı zamanda Ankara’da yapılan ilk ağaç naklidir. Parktaki havuzun şeklinin, ağaçların konumuna göre çizildiğini düşünürsek –partisinin “iftihar ve güven duyarak” adaylığını sunduğu- Vedat Dalokay’ın nasıl bir zihniyette olduğunu anlarız. Zira Atatürk Bulvarı yapımı sırasında şikayet sebebiyle emniyete çağrıldığında belediye işçilerine “Çocuklar ben gelene kadar burayı yeşillendirin,” diyen bir belediyecidir. Burası dediği yer ise Cinnah-Şili meydanı-Polonya Caddesi-Kızılay kavşağının ortasında oluşturduğu göbektir! Adının “Göbek Dalokay”a çıkmasının da nedenlerindendir.</p>
<p style="text-align: justify;"><img loading="lazy" decoding="async" class="aligncenter wp-image-160 " src="http://lavarla.com/wp-content/uploads/2016/03/11080754_653969111399005_6584773164602893323_o-1024x667.jpg" alt="11080754_653969111399005_6584773164602893323_o" width="724" height="472" srcset="https://lavarla.com/wp-content/uploads/2016/03/11080754_653969111399005_6584773164602893323_o-1024x667.jpg 1024w, https://lavarla.com/wp-content/uploads/2016/03/11080754_653969111399005_6584773164602893323_o-300x195.jpg 300w, https://lavarla.com/wp-content/uploads/2016/03/11080754_653969111399005_6584773164602893323_o-768x500.jpg 768w, https://lavarla.com/wp-content/uploads/2016/03/11080754_653969111399005_6584773164602893323_o-95x62.jpg 95w, https://lavarla.com/wp-content/uploads/2016/03/11080754_653969111399005_6584773164602893323_o.jpg 1772w" sizes="(max-width: 724px) 100vw, 724px" /></p>
<p style="text-align: justify;">Tunalı Hilmi Bey’in kızı Sevda Hanım ile evlenen Cenap And, Kavaklıdere bölgesinin gerek şarapçılıkta gerekse imarda büyük yatırım potansiyelini görür ve İsviçre’deki banker yakınlarından borç alarak, 1964 senesine kadar Özdemir Caddesi olarak bilinecek daha sonraysa Sevda Hanım’ın babasının ismini alacak caddeyi de kapsayan arazileri ve bağları satın alırlar. Şu andaki Karum AVM ve Sheraton Oteli&#8217;nin olduğu bölgeye şarap fabrikalarını yaptırırlar. Ve etrafındaki üzümleri o fabrikada işleyerek Kavaklıdere Şarapları&#8217;nın piyasaya çıkmasını sağlarlar. Günümüzde Kuğulu Park&#8217;a komşu olan And Vakfına ait hoş mimarili yapıysa Sevda-Cenap And çiftinin yaşadıkları evdir. Evden çıkıp fabrikanıza, kavakların, derenin ve bağların yanından yürüdüğünüzü düşünün bir…</p>
<p style="text-align: justify;"><img loading="lazy" decoding="async" class="aligncenter wp-image-157 " src="http://lavarla.com/wp-content/uploads/2016/03/1500884_653967951399121_6701662396079494391_o-1024x746.jpg" alt="1500884_653967951399121_6701662396079494391_o" width="725" height="529" srcset="https://lavarla.com/wp-content/uploads/2016/03/1500884_653967951399121_6701662396079494391_o-1024x746.jpg 1024w, https://lavarla.com/wp-content/uploads/2016/03/1500884_653967951399121_6701662396079494391_o-300x218.jpg 300w, https://lavarla.com/wp-content/uploads/2016/03/1500884_653967951399121_6701662396079494391_o-768x559.jpg 768w, https://lavarla.com/wp-content/uploads/2016/03/1500884_653967951399121_6701662396079494391_o.jpg 1622w" sizes="(max-width: 725px) 100vw, 725px" /></p>
<p style="text-align: justify;">And ailesinin şarap üretimine başlamasına daha 5 sene varken 31 Mayıs 1924’te Çankaya sırtlarında bir ölüm gerçekleşir. Ölümün silahla olduğu kesindir ancak intihar mı yoksa cinayet mi olduğu halen daha gizemini korumaktadır. Ölen kişi Mustafa Kemal’e aşık kadınlardan belki de en güzeli Fikriye Hanım’dır. Fikriye Hanım’ın ölümüne dair resmi tarihte intihar ettiği yazılsa da bir nevi ailesi sürgün hayatına gönderilmiş Fikriye Hanım’ın öz yeğeni Abbas Hayri Dinçer, halasının intihar etmediğini sırtından vurulduğunu ancak mezar yerinin halen belli olmadığını söyler. Mezar yerine dair iki söylence vardır; birincisi Etnografya Müzesi önündeki –aynı zamanda cumhuriyet tarihinin ilk heykeli de olan- Atlı Atatürk Heykelinin bulunduğu yer, ikincisiyse Mustafa Kemal’in yaveri Salih Bozok’un anılarına dayandırılarak: Kuğulu Park. Bozok’un anılarına göre Mustafa Kemal, Fikriye’yi her gün görebileceği bir yere gömmesini söyler. Kuğulu Park arazisi bu istek için gayet uygun bir yerdir, meclisten köşke-köşkten meclise giderken oradan mutlaka geçeceğini düşünürsek. Hatta bazı zamanlarda Mustafa Kemal’in aracını durdurup, tek başına araçtan inip, biraz yürüdükten sonra Kuğulu Park tarafına doğru sigara içtiği de rivayet edilir…</p>
<p style="text-align: justify;">Kuğulu Park&#8217;ın Atatürk Bulvarı&#8217;yla kesiştiği yerde Muzaffer Ertoran’ın yaptığı paslanmaz çelikten bir heykel vardır. Yeni parkın oluştuğu günlerde hayatını kaybeden Ertoran’ın eşi bu parkta bulundurulmak üzere bir heykel bağışlar; Ayakta Öpüşenler Heykeli. Bu heykeli ne zaman görsek aklımıza ya Mustafa Kemal ile Fikriye ya da Sevda-Cenap And çifti gelir. Ve ilginçtir, savunmasız olmasına rağmen 37 senedir bu heykel hiç tahrip edilmemiştir.</p>
<hr />
<p style="text-align: justify;"><em><strong>&lt;Bu yazı lavarla.com için hazırlanmıştır ve tüm hakları lavarla.com&#8217;a aittir.&gt;</strong></em></p>
<p><a href="https://lavarla.com/bizim-icin-ozeldir-kugulu-park/">&lt;span class=&quot;reading-mode-buttons&quot;&gt;&lt;/span&gt;Bizim İçin Özeldir Kuğulu Park&lt;span class=&quot;reading-mode-buttons&quot;&gt;&lt;/span&gt;</a> yazısı ilk önce <a href="https://lavarla.com">Lavarla - Kültür-Sanat ve Kent Yaşamı</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://lavarla.com/bizim-icin-ozeldir-kugulu-park/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>2</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>&#8220;Ankarayı Görünüz&#8221;</title>
		<link>https://lavarla.com/ankarayi-gorunuz/</link>
					<comments>https://lavarla.com/ankarayi-gorunuz/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Doruk Erdal]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 05 Oct 2016 08:12:30 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Hafıza]]></category>
		<category><![CDATA[Kent]]></category>
		<category><![CDATA[Aydabir Dergisi]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://lavarla.com/?p=5952</guid>

					<description><![CDATA[<p><span class="reading-mode-buttons"></span>Aydabir Dergisinin 1935 senesinde yayınlanan 2. sayısında Ankara&#8217;ya dair yazılmış ve bir Anadolu kasabasından başkente evriliş sürecinin ilk zamanlarının anlatıldığı -yazarı bilinmeyen- yazıdaki samimi satırlara, kelimelere, cümlelere dokunmadan olduğu gibi aktarmak istedik. Keyifle okumanız dileğiyle. &#8220;&#8230;&#8221; Ankarayı Görünüz Bana diyeceksiniz ki; Herkesin deniz hasretine tutularak yayladan plajlara sülün gibi süzülüp gitmeğe başladığı günde sen neden [&#8230;]</p>
<p><a href="https://lavarla.com/ankarayi-gorunuz/">&lt;span class=&quot;reading-mode-buttons&quot;&gt;&lt;/span&gt;&#8220;Ankarayı Görünüz&#8221;&lt;span class=&quot;reading-mode-buttons&quot;&gt;&lt;/span&gt;</a> yazısı ilk önce <a href="https://lavarla.com">Lavarla - Kültür-Sanat ve Kent Yaşamı</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<h4 style="text-align: justify;">Aydabir Dergisinin 1935 senesinde yayınlanan 2. sayısında Ankara&#8217;ya dair yazılmış ve bir Anadolu kasabasından başkente evriliş sürecinin ilk zamanlarının anlatıldığı -yazarı bilinmeyen- yazıdaki samimi satırlara, kelimelere, cümlelere dokunmadan olduğu gibi aktarmak istedik. Keyifle okumanız dileğiyle.</h4>
<p>&#8220;&#8230;&#8221;</p>
<p style="text-align: left;"><strong><em>Ankarayı Görünüz</em></strong></p>
<p style="text-align: left;"><em>Bana diyeceksiniz ki;</em><br />
<em> Herkesin deniz hasretine tutularak yayladan plajlara sülün gibi süzülüp gitmeğe başladığı günde sen neden herkesi step havası teneffüs etmeğe çağırıyorsun.</em><br />
<em> Ankara’dan kıyılara doğru akan trenler tıklım tıklım…</em><br />
<em> Ben size güzel dere boylarında, şatafatlı, eğlenceli, konforlu otellerden söz açmıyorum.</em><br />
<em> Benim dere kenarında size tavsiye edilecek ne bir gazinom, ne de yaylada sizi yıldızlara ve kızgın göğe karşı barındıracak bir otelim var.</em><br />
<em> Ben sizi, yazın insan sinirlerini parçalıyan keskin kokulu olgun meyva bahçelerine çağıramam..</em><br />
<em> Size bir bardak soğuk buzlu su bile veremiyeceğim. Ben sizi bol, keskin, olgun bir güneşle susuzluktan çatlıyan bir toprak arasına çağırıyorum.</em><br />
<em> Bu yakıcı güneşle bu yanan toprak arasında örs olan bir enerjiyi ve bu enerjinin izlerini(eserlerini) göreceksiniz.</em><br />
<em> Kıraç tabiatle döğüşen insan zekasını ve kerpiçten betona, el yordamından hendeseye atlıyan en güzel izlerini göreceksiniz.</em><br />
<em> Bu dekor içinde enerjinin ta kendisi olan Ankara, devrim tezini her kitaptan, her söylevden, her konuşmadan daha iyi anlatıyor.</em><br />
<em> Burada göreceğiniz yontulmuş bir taş parçası, mala dokunmuş her avuç çimento bir yeni tarihin destanıdır. Hepsi bir şey söyler, hepsinin size anlatacağı vardır.</em><br />
<em> Onun ruhunu anlamak için, kitap, söz, soluk, resim yetmez.. Bir arı kovanı gibi medeniyetin peteklerini işliyen Ankarayı iş başında görmelidir.</em></p>
<p style="text-align: left;"><strong><em>Eski Ankaradan hatıralar</em></strong></p>
<p style="text-align: left;"><em>1920 nin kilotlu Ankarası ile pantalonlu Ankara arasında ne büyük, ne akıl almaz bir ayrılık vardır. Kerpiç ve tahta havaleler üstüne yaslanan Ankaradan betonun ve hendesenin konuştuğu bir Ankara doğdu.</em><br />
<em> Stepten fışkıran hendese, stepten fırlıyan beton, duvar, baca, hayati bir davanın belgeleridir.</em><br />
<em> Bir büyük arı kovanı gibi daha mütemadiyen peteklenen, Ankaranın her günü iyiye, daha güzele, daha olguna doğru radyo adımlarla yürütüldüğünü görüyoruz.</em><br />
<em> Eğer fiylozof Heraklit sağ olsaydı, Ankarayı görseydi:</em><br />
<em> &#8211; İnsan Ankaranın profilini ancak bir kere görür, profiller biribiri ardınca kayıp gider, derdi.</em><br />
<em> Hayat nasıl bir dere gibi akıp gider, ve akan su bir daha geri dönmezse Ankaranın hacmi, yüzü, görünüşü de öylece bir hayat gibi önümüzden akıp gidiyor.</em><br />
<em> Akıp giden hatıralardır.</em><br />
<em> Akıp giden bizden, bizim hatıralarımızdan birer parçadır.</em><br />
<em> Hatıra vardır ki, onu koğmak isteriz.</em><br />
<em> Hatıra vardır ki, beynimizin içinde bir cehennem gibi boyuna bizi yakar.</em><br />
<em> Hatıra vardır ki, onun bizi bırakıp gitmesini istemeyiz. Ona bağlanırız. Ona bizi bırakma deriz. Bu hatıranın kollarına bir gönül sarılmıştır. Bu hatıranın gölgesi altında aşk doğmuştur.</em><br />
<em> Bu hatıranın güneşi altında bir fikir olgunlaşmış, kıvamlanmış bir meyva halini almıştır.</em></p>
<p>&#8220;&#8230;&#8221;</p>
<p><strong><em><br />
Aydabir Dergisi, &#8220;Ankarayı Görünüz&#8221;, 1935, Sayı 2, s. 40-41</em></strong></p>
<p><a href="https://lavarla.com/ankarayi-gorunuz/">&lt;span class=&quot;reading-mode-buttons&quot;&gt;&lt;/span&gt;&#8220;Ankarayı Görünüz&#8221;&lt;span class=&quot;reading-mode-buttons&quot;&gt;&lt;/span&gt;</a> yazısı ilk önce <a href="https://lavarla.com">Lavarla - Kültür-Sanat ve Kent Yaşamı</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://lavarla.com/ankarayi-gorunuz/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Gökyay Vakfı Satranç Müzesi: Satrança bakış açımızı değiştiriyor</title>
		<link>https://lavarla.com/satranc-muzesi/</link>
					<comments>https://lavarla.com/satranc-muzesi/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Doruk Erdal]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 30 Sep 2016 17:29:25 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Mekan]]></category>
		<category><![CDATA[Pusula]]></category>
		<category><![CDATA[Akın Gökyay]]></category>
		<category><![CDATA[Gökyay Vakfı Satranç Müzesi]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://lavarla.com/?p=35</guid>

					<description><![CDATA[<p><span class="reading-mode-buttons"></span>Size bir teklifimiz var; &#8220;Satranç tahtasında tüm denizlerdekinden daha fazla macera vardır.&#8221; demiş Pierre Mac Orlan. Bu maceraların ister içinde ister seyrinde olabileceğiniz bir mekan öneriyoruz: Gökyay Vakfı Satranç Müzesi! Eski bir Ankara evi içinde konuşlanan bu zengin müzede 103 ülkeden 540 satranç seti ve saatlerinizi alacak 8500&#8217;ün üzerinde taş sergileniyor. Burayı ziyaret etmek için [&#8230;]</p>
<p><a href="https://lavarla.com/satranc-muzesi/">&lt;span class=&quot;reading-mode-buttons&quot;&gt;&lt;/span&gt;Gökyay Vakfı Satranç Müzesi: Satrança bakış açımızı değiştiriyor&lt;span class=&quot;reading-mode-buttons&quot;&gt;&lt;/span&gt;</a> yazısı ilk önce <a href="https://lavarla.com">Lavarla - Kültür-Sanat ve Kent Yaşamı</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p style="text-align: justify;">Size bir teklifimiz var; &#8220;<strong>Satranç tahtasında tüm denizlerdekinden daha fazla macera vardır.</strong>&#8221; demiş Pierre Mac Orlan. Bu maceraların ister içinde ister seyrinde olabileceğiniz bir mekan öneriyoruz: Gökyay Vakfı Satranç Müzesi!</p>
<p style="text-align: justify;"><img loading="lazy" decoding="async" class="wp-image-36 aligncenter" src="http://lavarla.com/wp-content/uploads/2016/01/ankarada-satranc-muzesi.jpg" alt="ankarada-satranc-muzesi" width="698" height="377" srcset="https://lavarla.com/wp-content/uploads/2016/01/ankarada-satranc-muzesi.jpg 630w, https://lavarla.com/wp-content/uploads/2016/01/ankarada-satranc-muzesi-300x162.jpg 300w" sizes="(max-width: 698px) 100vw, 698px" />Eski bir Ankara evi içinde konuşlanan bu zengin müzede 103 ülkeden 540 satranç seti ve saatlerinizi alacak 8500&#8217;ün üzerinde taş sergileniyor. Burayı ziyaret etmek için satranç bilmenize veya sevmenize de gerek yok, tarihi atmosferi ve taşların zenginliği tek başına sebep ziyaret için.</p>
<p><img loading="lazy" decoding="async" class="wp-image-37 aligncenter" src="http://lavarla.com/wp-content/uploads/2016/01/1018202703.jpg" alt="1018202703" width="821" height="444" srcset="https://lavarla.com/wp-content/uploads/2016/01/1018202703.jpg 1000w, https://lavarla.com/wp-content/uploads/2016/01/1018202703-300x162.jpg 300w, https://lavarla.com/wp-content/uploads/2016/01/1018202703-768x415.jpg 768w" sizes="(max-width: 821px) 100vw, 821px" /></p>
<p style="text-align: justify;">Müzenin kurucusu Akın Gökyay, satranç takımlarının sayısı 412 iken Guinness rekorlar kitabına girmiş saygın bir Ankaralı iş adamı. Hobi olarak başladığı iş 1008 metrekarelik bir alanda değerli bir müzeye dönüşmüş. Müze açılışında konuşan Akın Gökyay, &#8220;Satranç barışın oyunudur. Bir satranç masası, dünyanın dört bir yanından insanları bir masanın etrafında buluşturur ve iletişim kurmalarını, birbirlerini anlamalarını sağlar. Gençler satranç öğrenin&#8221; çağrısında bulundu.</p>
<p style="text-align: justify;">Bünyesinde bir <a class="tag" title="" href="http://www.milliyet.com.tr/egitim/" target="_blank" rel="noopener noreferrer">eğitim</a> merkezi de yer alan müzede, satranç turnuvaları, konserler, çeşitli renkli etkinlikler de yer alıyor. Geçtiğimiz aylarda başlayan film gösterimleri, resitaller, söyleşiler ve farklı etkinlikler de müzeye gitmek için diğer sebepleri oluşturuyor. Çocukların kendi satranç takımlarını oluşturabilmeleri için bünyesinde bir atölye de bulunan müzenin mağazasındaki hediyelik eşyalar ise, 7’den 70’e herkese satranç sevgisini aşılamaya yönelik.</p>
<p style="text-align: justify;">
<p>Tam &#8211; 10 TL<br />
Öğrenci &#8211; 5 TL<br />
(Müzekartlılara indirim var)</p>
<p><em><strong>Adres</strong>: Hamam Arkası Sakarya Mah. Basamaklı Sok. No:3 Altındağ</em><br />
<em> (Altındağ Belediyesi arkasında)</em></p>
<hr />
<p><em><strong>&lt;Bu içerik herhangi bir ticari kaygı taşımamaktadır. Reklam değildir.&gt;</strong></em></p>
<p><a href="https://lavarla.com/satranc-muzesi/">&lt;span class=&quot;reading-mode-buttons&quot;&gt;&lt;/span&gt;Gökyay Vakfı Satranç Müzesi: Satrança bakış açımızı değiştiriyor&lt;span class=&quot;reading-mode-buttons&quot;&gt;&lt;/span&gt;</a> yazısı ilk önce <a href="https://lavarla.com">Lavarla - Kültür-Sanat ve Kent Yaşamı</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://lavarla.com/satranc-muzesi/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Ankara&#8217;ya Değen  Şarkılar Listesi &#8211; 1</title>
		<link>https://lavarla.com/ankaraya-degen-sarkilar-listesi-1/</link>
					<comments>https://lavarla.com/ankaraya-degen-sarkilar-listesi-1/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Doruk Erdal]]></dc:creator>
		<pubDate>Sat, 27 Aug 2016 12:00:30 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Müzik]]></category>
		<category><![CDATA[Playlist]]></category>
		<category><![CDATA[Ankara Geçen Şarkılar]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://lavarla.com/?p=3751</guid>

					<description><![CDATA[<p><span class="reading-mode-buttons"></span>&#8220;İçinde Ankara Geçen Şarkılar&#8221; diye internette arama yaptığımızda karşımıza çıkan sayfalarda hemen hemen aynı ve akla ilk gelen şarkıların listelendiğini gördük ve kolları sıvadık. Ankara ihtiva eden ve az bilinen şarkılar listesinin ilkine buyrunuz: 1- Jerry Douglas, Russ Barenberg &#38; Edgar Meyer &#8211; From Ankara to Izmir Haydi gelin Amerikalı country müzisyenlerin Ankara’dan İzmir’e seyahatleriyle başlayalım. Sonrasında [&#8230;]</p>
<p><a href="https://lavarla.com/ankaraya-degen-sarkilar-listesi-1/">&lt;span class=&quot;reading-mode-buttons&quot;&gt;&lt;/span&gt;Ankara&#8217;ya Değen  Şarkılar Listesi &#8211; 1&lt;span class=&quot;reading-mode-buttons&quot;&gt;&lt;/span&gt;</a> yazısı ilk önce <a href="https://lavarla.com">Lavarla - Kültür-Sanat ve Kent Yaşamı</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p style="text-align: justify;">&#8220;İçinde Ankara Geçen Şarkılar&#8221; diye internette arama yaptığımızda karşımıza çıkan sayfalarda hemen hemen aynı ve akla ilk gelen şarkıların listelendiğini gördük ve kolları sıvadık. Ankara ihtiva eden ve az bilinen şarkılar listesinin ilkine buyrunuz:</p>
<p style="text-align: justify;"><strong>1- Jerry Douglas, Russ Barenberg &amp; Edgar Meyer &#8211; From Ankara to Izmir</strong></p>
<p style="text-align: justify;">Haydi gelin Amerikalı country müzisyenlerin Ankara’dan İzmir’e seyahatleriyle başlayalım. Sonrasında loopa alacaksınızdır.</p>
<p><iframe width="800" height="450" src="https://www.youtube.com/embed/5r_hi4opLik?feature=oembed" frameborder="0" allowfullscreen></iframe></p>
<p style="text-align: justify;"><strong>2- İlhan Erten &#8211; Ağalık Düzeni</strong></p>
<p style="text-align: justify;">70-80 dönemi Ankara gazinolarının en gözde müzisyeni. Sabaha karşı 4&#8217;te sahneye çıkıyor, Ankara’ya programa gelen büyük sanatçılar kendi programlarından sonra mutlaka İlhan Baba’yı dinlemeye gidiyor. Sesindeki Anadoluluk sazındaki (gitarındaki) blues’la harmanlanıyor. Adana’dan çıkıp gelen üstad “Ankara çok uzak” diyor.</p>
<p><iframe width="800" height="600" src="https://www.youtube.com/embed/ssPrRrZWQHw?feature=oembed" frameborder="0" allowfullscreen></iframe></p>
<p style="text-align: justify;"><strong>3- Murat Çelik &#8211; Su Düşleri</strong></p>
<p style="text-align: justify;">Bir uzak sevda şarkısı ve gene Ankara’da bekliyoruz sevdiğimizi. Belki de Türkçe yapılmış en yavaş ve en sakin albümden.</p>
<p><iframe width="800" height="600" src="https://www.youtube.com/embed/JIteedHD5d0?feature=oembed" frameborder="0" allowfullscreen></iframe></p>
<p style="text-align: justify;"><strong>4- Alpay &#8211; Güven Parkı</strong></p>
<p style="text-align: justify;">İçinde değişken müziğiyle enteresan, 1975 tarihli bir senfonik rock örneği olmasıyla özel, nakış nakış serpiştirilmiş Ankara sokaklarıyla gergef ve Alpay’a yaraşır şekilde halkçı bir başkent şarkısı. Gölbaşı’ndan şehre girerken dinlenilesi.</p>
<p><iframe width="800" height="600" src="https://www.youtube.com/embed/_6pzWIP1ueE?feature=oembed" frameborder="0" allowfullscreen></iframe></p>
<p style="text-align: justify;"><strong>5- Selda Bağcan + Moğollar &#8211; Anayasso</strong></p>
<p style="text-align: justify;">Bu güzelim Şemsi Belli şiirinin hikayesini merak ettirerek, Ankara her zaman mutluluk vermez demek isteriz..</p>
<p><iframe width="800" height="600" src="https://www.youtube.com/embed/t-WBdnVy9wc?feature=oembed" frameborder="0" allowfullscreen></iframe></p>
<p style="text-align: justify;"><strong>6- MFÖ &#8211; Kelimler Kafi</strong></p>
<p style="text-align: justify;">Ankara çıkışlı Mazhar ve Fuat’ın ortak şarkısı. Sizin de seneler geçmesine rağmen Ankara’da evinizde hayret ettiğiniz duygu durumlarınız oluyordur..</p>
<p><iframe width="800" height="450" src="https://www.youtube.com/embed/AUAquXi5Cec?feature=oembed" frameborder="0" allowfullscreen></iframe></p>
<p style="text-align: justify;"><strong>7- Kaan tangöze &#8211; Taksim meydanı</strong></p>
<p style="text-align: justify;">Başkent&#8217;in güzel çocuklarından tüm şehirlerin güzel çocuklarına değin katline ferman verilmişlerin ağıdıdır.</p>
<p><iframe width="800" height="600" src="https://www.youtube.com/embed/IorJc5k8wUw?feature=oembed" frameborder="0" allowfullscreen></iframe></p>
<p style="text-align: justify;"><strong>8- Seçil Heper &#8211; Küçücük Kalbin Dilerse</strong></p>
<p style="text-align: justify;">Türk Sanat Müziğinde yok muyuz sandınız, öyleyse yanıldınız. Ankara şarkılarının belki de en naifi. Bu şarkıyı da Gölbaşı’nda yelken yapılan zamanlara adıyoruz.</p>
<p><iframe width="800" height="600" src="https://www.youtube.com/embed/uOuljUZgck8?feature=oembed" frameborder="0" allowfullscreen></iframe></p>
<p style="text-align: justify;"><strong>9- Hacı taşan – Ankara’da Yedim Taze Meyvayı</strong></p>
<p style="text-align: justify;">Her an dinlenmez, cuğara yaktırır. Aman!</p>
<p><iframe width="800" height="450" src="https://www.youtube.com/embed/1pIVZ7zSUww?feature=oembed" frameborder="0" allowfullscreen></iframe></p>
<p style="text-align: justify;"><strong>10- Mode XL &#8211; Biri Beni Sustursun</strong></p>
<p style="text-align: justify;">İçinden Hey Douglas çıkarmış rap grubu, Batıkent’ten varlığına şaşırılan Ankara martılarına el sallıyor.</p>
<p><iframe width="800" height="600" src="https://www.youtube.com/embed/tCQQ-R5irnA?feature=oembed" frameborder="0" allowfullscreen></iframe></p>
<p style="text-align: justify;"><strong>BONUS- Cem Karaca + Moğollar &#8211; 2.2.1973 Ankara </strong></p>
<p style="text-align: justify;">31 Ocak 1973 tarihinde Cem Karaca + Moğollar&#8217;ın Güneypark Gazinosu&#8217;nda konserleri vardır. Konserin sunucusu İzzet Öz. Konser çok güzel geçer ve sonrasında grup Monaco Otel&#8217;in lobisinde keyifli bir şekilde takılırken İzzet Öz &#8220;Bu konseri ölümsüzleştirmeniz gerek.&#8221; der. Şarkılar ve şarkı aralarındaki konuşmalar hazırlanır ve 2 Şubat günü Ankara&#8217;da bir stüdyoya girilip parçalar çalınır ve bu kayıtlar tam 43 yıl İzzet Öz&#8217;ün arşivinde kaldıktan sonra gün yüzüne çıkar. Soğuk bir Ankara gününden çıkıp gelen albüm fazlasıyla değeri hakediyor.</p>
<p><iframe width="800" height="450" src="https://www.youtube.com/embed/videoseries?list=PLgpTkBekPnOqf5w43wvccFzaripYbKajG" frameborder="0" allowfullscreen></iframe></p>
<p>&nbsp;</p>
<p style="text-align: justify;">*Listeye katkılarından dolayı Samet Karadeniz&#8217;e, kapak görseli için Gökhan Tahincioğlu&#8217;na teşekkürlerimizle.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p><a href="https://lavarla.com/ankaraya-degen-sarkilar-listesi-1/">&lt;span class=&quot;reading-mode-buttons&quot;&gt;&lt;/span&gt;Ankara&#8217;ya Değen  Şarkılar Listesi &#8211; 1&lt;span class=&quot;reading-mode-buttons&quot;&gt;&lt;/span&gt;</a> yazısı ilk önce <a href="https://lavarla.com">Lavarla - Kültür-Sanat ve Kent Yaşamı</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://lavarla.com/ankaraya-degen-sarkilar-listesi-1/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Cinnah 19</title>
		<link>https://lavarla.com/cinnah-19/</link>
					<comments>https://lavarla.com/cinnah-19/#comments</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Doruk Erdal]]></dc:creator>
		<pubDate>Sat, 13 Aug 2016 08:41:19 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Kent]]></category>
		<category><![CDATA[Mimari]]></category>
		<category><![CDATA[Ankara Apartmanları]]></category>
		<category><![CDATA[Cinnah 19]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://lavarla.com/?p=3299</guid>

					<description><![CDATA[<p><span class="reading-mode-buttons"></span>Ankara&#8217;da Cinnah Caddesi üzerindeki 19 numarada bulunan bu apartmanın asıl adı &#8220;Meydanlar Müdürlüğü İşçileri Yapı Kooperatifi Apartmanı&#8221;. Havaalanında çalışan mühendis ve mimarlara mesken oluşturmak amacıyla mimar Nejat Ersin tarafından 1954-55&#8217;de tasarlanıp 1957&#8217;de yapımı tamamlanıyor. Üç katlı ve her katta 5 dubleks daire ile toplam 15 daireye sahip olan bu apartmanda Ankara manzaralı bir seyir terası, barbekü, güneşlenme yerleri ve [&#8230;]</p>
<p><a href="https://lavarla.com/cinnah-19/">&lt;span class=&quot;reading-mode-buttons&quot;&gt;&lt;/span&gt;Cinnah 19&lt;span class=&quot;reading-mode-buttons&quot;&gt;&lt;/span&gt;</a> yazısı ilk önce <a href="https://lavarla.com">Lavarla - Kültür-Sanat ve Kent Yaşamı</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><iframe title="Cinnah 19" width="800" height="450" src="https://www.youtube.com/embed/IiZCXfod3K0?feature=oembed" frameborder="0" allow="accelerometer; autoplay; clipboard-write; encrypted-media; gyroscope; picture-in-picture; web-share" referrerpolicy="strict-origin-when-cross-origin" allowfullscreen></iframe></p>
<p style="text-align: left;">Ankara&#8217;da Cinnah Caddesi üzerindeki 19 numarada bulunan bu apartmanın asıl adı &#8220;Meydanlar Müdürlüğü İşçileri Yapı Kooperatifi Apartmanı&#8221;. Havaalanında çalışan mühendis ve mimarlara mesken oluşturmak amacıyla mimar Nejat Ersin tarafından 1954-55&#8217;de tasarlanıp 1957&#8217;de yapımı tamamlanıyor.</p>
<p style="text-align: justify;">Üç katlı ve her katta 5 dubleks daire ile toplam 15 daireye sahip olan bu apartmanda Ankara manzaralı bir seyir terası, barbekü, güneşlenme yerleri ve içinden baca geçen yüzme havuzu gibi bugün için bile oldukça ütopik ve sürrealist sayılacak özellikler bulunmakta. Dönemin ünlü modern mimarları Le Corbusier, Oscar Niemeyer, Lucio Costa, Edward Durrell Stone&#8217;un etkisinin görüldüğü söylenen Cinnah 19, 1950 sonlarındaki ortak kullanım alanlarına sahip modern Ankara apartmanları* arasında yer almakta.</p>
<p style="text-align: justify;">Başbakan Adnan Menderes ve cumhurbaşkanı Celal Bayar, döneminin en gözde yapılarından biri olan Cinnah 19&#8217;un, yakınındaki mimar Hayati Tabanlıoğlu&#8217;nun <a href="https://www.google.com.tr/maps/uv?hl=tr&amp;pb=!1s0x14d34f9bffbb534d:0x67169ea22120da1e!2m5!2m2!1i80!2i80!3m1!2i100!3m1!7e115!4s/maps/place/%2522%25C3%25A7ankaya%2Bmerkez%2Bcami%2522/@39.8972318,32.8595224,3a,75y,197.14h,90t/data%3D*213m4*211e1*213m2*211sTN716Fa4zc3rlVqEGP35vQ*212e0*214m2*213m1*211s0x0:0x67169ea22120da1e!5s%22%C3%A7ankaya+merkez+cami%22+-+Google%27da+Ara&amp;imagekey=!1e2!2sTN716Fa4zc3rlVqEGP35vQ&amp;sa=X&amp;ved=0ahUKEwiNwrWC27nOAhXDyRQKHXYLDuEQpx8IczAK">Çankaya Camiisi</a> ile birlikte tek bir yeşil alan içine alınarak korunmasını talep etmişlerse de 1960 darbesi sonucu bu girişim akîm kalmış. 1970&#8217;lerin ortalarına kadar oldukça şaşaalı günler geçiren, Ankara&#8217;da bulunan sefaret mensuplarının, Amerikan askerlerinin ilk tercihlerinden biri olan bu yapı, gittikçe yoğunlaşan kentlere göç olgusu, buna paralel seyreden rant artışı vb. nedenlerle duraklama dönemine girmiş ve nihayetinde bugün itibariyle (hadi çöküş demeyelim ama) bakımsız bir halde kaderine terk edilmiş duruma gelmiştir. Son dönemlerde özellikle  Ankara Mimarlar Odası&#8217;nın &#8220;Bina Kimlikleri&#8221; projesi kapsamında Ankara&#8217;daki diğer pek çok özgün bina ile Cinnah 19 hakkındaki bilinçliliğin de artırılmasına yönelinmiştir.</p>
<p style="text-align: justify;">Yukarıda da belirtildiği üzere, Cinnah 19 aslında sürrealist bir yapıydı. Ancak bugünün Ankarası için esamesi bile okunamaz. Niyesini açıklamaya gerek var mı?</p>
<p style="text-align: justify;"><em>*Bu apartmanlar şunlar:</em><br />
<em> &#8211; 1956 tarihli ve Emin Onat&#8217;a ait <a href="http://www.sivilmimaribellekankara.com/YapiDetayi.aspx?anah=233">Hayat Apartmanı</a></em><br />
<em> &#8211; Ahmetler&#8217;de bulunan 1956 tarihli <a href="http://sivilmimaribellekankara.com/YapiDetayi.aspx?anah=148">96&#8217;lar Apartmanı</a></em><br />
<em> &#8211; Büklüm Sokak&#8217;ta bulunan 1957 tarihli <a href="http://tezcandan.blogspot.com.tr/2014/07/fikir-iscileri-kooperatifi-kavakldere.html">Fikir İşçileri Kooperatifi</a></em><br />
<em> &#8211; 1957 tarihli İller Bankası Apartmanı</em></p>
<p style="text-align: justify;">Yazı: <a href="https://eksisozluk.com/biri/lairocse">lairocse</a> (ekşisözlük)</p>
<p style="text-align: justify;">Yönetmen: <a href="http://www.cankocak.me">Can Koçak</a></p>
<p>&nbsp;</p>
<p><a href="https://lavarla.com/cinnah-19/">&lt;span class=&quot;reading-mode-buttons&quot;&gt;&lt;/span&gt;Cinnah 19&lt;span class=&quot;reading-mode-buttons&quot;&gt;&lt;/span&gt;</a> yazısı ilk önce <a href="https://lavarla.com">Lavarla - Kültür-Sanat ve Kent Yaşamı</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://lavarla.com/cinnah-19/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>1</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Belki Şehre Bir Fil Gelir: Mohini</title>
		<link>https://lavarla.com/cumhuriyetin-ilk-fili-mohininin-huzunlu-hikayesi/</link>
					<comments>https://lavarla.com/cumhuriyetin-ilk-fili-mohininin-huzunlu-hikayesi/#comments</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Doruk Erdal]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 27 Jun 2016 07:45:00 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Hafıza]]></category>
		<category><![CDATA[Kent]]></category>
		<category><![CDATA[Fil]]></category>
		<category><![CDATA[Mohini]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://lavarla.com/?p=1971</guid>

					<description><![CDATA[<p><span class="reading-mode-buttons"></span>&#8220;köpekler yeterli değil artık; bakın insanlar nasıl da yalnızlık duyuyorlar; dostluğa gereksinimleri var, dayanacak daha büyük, daha güçlü bir şeye gereksinimleri var. köpekler yeterli değil: bize filler gerek.&#8221; Romain Gary 1951 yılında ikinci sınıfa geçmiş Ankaralı ve İstanbullu çocuklar, ders kitaplarında gördükleri bir mamut yüzünden adeta bir akıl tutulması yaşarlar. Çünkü o sıralarda Türkiye’ye gelen [&#8230;]</p>
<p><a href="https://lavarla.com/cumhuriyetin-ilk-fili-mohininin-huzunlu-hikayesi/">&lt;span class=&quot;reading-mode-buttons&quot;&gt;&lt;/span&gt;Belki Şehre Bir Fil Gelir: Mohini&lt;span class=&quot;reading-mode-buttons&quot;&gt;&lt;/span&gt;</a> yazısı ilk önce <a href="https://lavarla.com">Lavarla - Kültür-Sanat ve Kent Yaşamı</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p style="text-align: right;"><em>&#8220;köpekler yeterli değil artık; bakın insanlar nasıl da yalnızlık duyuyorlar; dostluğa gereksinimleri var, dayanacak daha büyük, daha güçlü bir şeye gereksinimleri var. köpekler yeterli değil: bize filler gerek.&#8221;<br />
</em><em>Romain Gary</em></p>
<p style="text-align: left;">1951 yılında ikinci sınıfa geçmiş Ankaralı ve İstanbullu çocuklar, ders kitaplarında gördükleri bir mamut yüzünden adeta bir akıl tutulması yaşarlar. Çünkü o sıralarda Türkiye’ye gelen bir fil, aynı ders kitaplarında gördükleri ve nesillerinin tükendiğini öğrendikleri mamutlara benzemektedir. Ancak ismi mamut değil fildir. Hatta ismi Mohini’dir.</p>
<p><img loading="lazy" decoding="async" class=" wp-image-1981 aligncenter" src="http://lavarla.com/wp-content/uploads/2016/06/MohiniAnkara.jpg" alt="MohiniAnkara" width="886" height="603" srcset="https://lavarla.com/wp-content/uploads/2016/06/MohiniAnkara.jpg 640w, https://lavarla.com/wp-content/uploads/2016/06/MohiniAnkara-300x204.jpg 300w" sizes="(max-width: 886px) 100vw, 886px" /></p>
<p style="text-align: left;">Hindistan’ın ilk başbakanı da olan Pandit Nehru, 2. Dünya Savaşı sırasında hayvanat bahçesi bombalanır da vahşi hayvanlar sokaklara dağılır düşüncesiyle boğulup, zehirlenip veya aç bırakılıp öldürülen hayvanların arasında fillerini de kaybeden Japon çocuklarına, kızının ismini taşıyan bir fil hediye eder. Bir sene sonra aynı adresten Türkiye’ye gönderilecek Mohini gibi gittiği şehrin meydanındaki anıta büyük bir kalabalıkla beraber çelenk bırakıp, o ülkenin milli marşı sırasında hazır ol’da duruyor(!) muymuş bilinmez ama, Indira da Japonya’da hatrı sayılır bir kalabalıkla karşılanmıştır.</p>
<p style="text-align: left;">1950 senesinde <em>Doğan Kardeş</em> dergisinde Nehru’nun dünya çocuklarına yazdığı bir mektubu yayınlanır. Bir hafta sonraki sayıdaysa Türk çocuklarının, sonunda “&#8230;senden bir  fil yavrusu istesek, acaba büyük bir ayıp işlemiş olur muyuz?” diyecekleri mektubu yayınlanır. Bu sırada tüm ülkede olmasa da <em>Doğan Kardeş</em> dergisinin ulaştığı her yerde bir heyecan başlamıştır; ya fil gelirse!? <em>Doğan Kardeş</em> dergisi fırsatı ganimet bilerek fil gelse de gelmese de fille ilgili bir karikatür furyası başlatır. En güzel karikatürler hem <em>Doğan Kardeş</em>’te yayımlanır hem de karikatür sahipleri kitap, altın uçlu dolma kalem gibi çeşitli hediyeler kazanır. (Bu talihlilerden biri de yıllar sonra şerbetli bir karikatürcü olacak olan Sezgin Burak’tır.)</p>
<p style="text-align: left;">Kore Savaşı haberleri arasında, tedirgin olan ülkeyi sevindiren bir haber görülür gazetelerde. Bu haber Yeni Delhi kaynaklı olup beklenen müjdeli haberdir. Nehru “Bu benim hediyem değil Hint çocuklarının sizlere hatırasıdır” diyeceği mektubuyla 5 yaşında, ismi Türkçe “şirin” manasına gelen Mohini adında bir yavru filin Türkiye’ye doğru yola çıktığını müjdeler. Genç Cumhuriyet, ilk kez bir fille karşılaşacaktır ve soyadıyla tanışalı daha 15 sene olmuş ülkede, file de bir soyadı bulmalı düşüncesiyle, hediyesi Yapı Kredi Bankası tarafından verilecek (ev şeklinde bir radyo) bir yarışma daha açar <em>Doğan Kardeş</em>.</p>
<p style="text-align: justify;"><img loading="lazy" decoding="async" class=" wp-image-1974 aligncenter" src="http://lavarla.com/wp-content/uploads/2016/06/Seker_Fil_Mohini_75.jpg" alt="Seker_Fil_Mohini_lavarla" width="893" height="546" srcset="https://lavarla.com/wp-content/uploads/2016/06/Seker_Fil_Mohini_75.jpg 800w, https://lavarla.com/wp-content/uploads/2016/06/Seker_Fil_Mohini_75-300x183.jpg 300w, https://lavarla.com/wp-content/uploads/2016/06/Seker_Fil_Mohini_75-768x469.jpg 768w" sizes="(max-width: 893px) 100vw, 893px" /></p>
<p style="text-align: left;">25 Aralık 1950 tarihinde Mohini Dolmabahçe rıhtımına ayak basar. Birçok filme sahne, birçok maça ev sahipliği, birçok konsere mekan olan Dolmabahçe Stadı (Bugünkü adıyla Vodafone Arena) Mohini’ye de ilk gecesinde ev sahipliği yapar. Ertesi gün alnına ay-yıldız, başının diğer muhtelif yerlerineyse Hint motifleri çizilen Mohini Taksim Meydanı’na götürülür. Taksim Meydanı meraklı kalabalıkla hınca hınç doludur. Mohini, hortumuyla anıta çelenk bırakır ve tüm kalabalıkla birlikte İstiklal Marşı söyler!</p>
<p style="text-align: left;">O tarihlerde Türkiye sınırları içerisinde sadece Ankara’da hayvanat bahçesi olduğu için Mohini trenle Ankara’ya sevk edilir. Bu sırada artık bir soyadı da olmuştur: “Birtanem”.  Ankara, 549 yıl sonra tekrar fille tanışır. Bu seferki fil 549 yıl önceki filler kadar şanslı değildir. Hayatının son 43 senesini, birçok çocuğa, birçok merakı halen sabit ebeveyne mutluluk vererek geçirecektir ama cüssesine göre hapishane diyebileceğimiz bir alanda tüketecektir.</p>
<p style="text-align: justify;"><img loading="lazy" decoding="async" class="size-full wp-image-1973 aligncenter" src="http://lavarla.com/wp-content/uploads/2016/06/mohini-lavarla-1.jpg" alt="mohini lavarla 1" width="500" height="600" srcset="https://lavarla.com/wp-content/uploads/2016/06/mohini-lavarla-1.jpg 500w, https://lavarla.com/wp-content/uploads/2016/06/mohini-lavarla-1-250x300.jpg 250w" sizes="(max-width: 500px) 100vw, 500px" /></p>
<p style="text-align: left;">Kendisini görmeye gelenlerden kazanılan paradan, uzun seneler şişman insanlara kendi ismiyle takılmalardan ve gene kendi isminin uyuşuk uyuşuk davrananlara söylenmesinden bihaber bisikleti olmayan hatta torneti bile olmayan çocukları sırtında gezdirir. Kediyi, köpeği, kuşu evine hapsederken aslında kendi doğasının da o dört duvar olmadığını düşünemeyen insanoğlundan Mohini de nasibini alır. Sırtının, kafasının tavana değdiği hücresinde 43 Ankara kışı geçirir. Ayakları hastalanır, bakıcısı Hakkı Taşçıoğlu ilaçlı suyla yıkar ayaklarını. Hayvanat bahçesi yönetiminin emir kuludur Hakkı Taşçıoğlu ve mecburdur taş gibi olmuş bayat simitleri Mohini’ye yem olarak vermeye. Sonradan yanına gelecek olan ve ondan önce ölecek Azadi ile 94 senesinde yalnız kalacak Şirin ismindeki filler yaren olmuş mudur bilinmez ama arka ayağında zinciriyle hatırlanır Mohini.</p>
<p style="text-align: left;">Öldüğünde üçe bölünerek gömülür. 2002 yılında bilimsel araştırma için fil iskeletine gerek duyulduğunda kemikleri çıkartılan Mohini’nin değerli dişlerinin çoktan alınmış olduğu görülür. Kemikleri ise 2009 yılında Erzincan Kemaliye’deki Doğa Tarihi Müzesine yerleştirilmek üzere yola çıkar.</p>
<p style="text-align: left;">Birkaç gün İstanbullu çocukların, 43 sene Ankara çocuklarının sevinci olan Mohini 2009’dan beridir de Erzincanlı çocukların meraklarını giderir, kemikleriyle.</p>
<p style="text-align: justify;"><img loading="lazy" decoding="async" class="aligncenter wp-image-1975 " src="http://lavarla.com/wp-content/uploads/2016/06/Resize-of-DSCF0260.jpg" alt="Resize of DSCF0260" width="895" height="672" srcset="https://lavarla.com/wp-content/uploads/2016/06/Resize-of-DSCF0260.jpg 700w, https://lavarla.com/wp-content/uploads/2016/06/Resize-of-DSCF0260-300x225.jpg 300w" sizes="(max-width: 895px) 100vw, 895px" /></p>
<p style="text-align: left;">Mohini hakkında daha fazlası için: <a href="http://www.ergir.com/Seker_Fil_Mohini.html">http://www.ergir.com/Seker_Fil_Mohini.html</a></p>
<p>&nbsp;</p>
<p><a href="https://lavarla.com/cumhuriyetin-ilk-fili-mohininin-huzunlu-hikayesi/">&lt;span class=&quot;reading-mode-buttons&quot;&gt;&lt;/span&gt;Belki Şehre Bir Fil Gelir: Mohini&lt;span class=&quot;reading-mode-buttons&quot;&gt;&lt;/span&gt;</a> yazısı ilk önce <a href="https://lavarla.com">Lavarla - Kültür-Sanat ve Kent Yaşamı</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://lavarla.com/cumhuriyetin-ilk-fili-mohininin-huzunlu-hikayesi/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>2</slash:comments>
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
