<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Hilal Karan, Lavarla - Kültür-Sanat ve Kent Yaşamı sitesinin yazarı.</title>
	<atom:link href="https://lavarla.com/author/hilal/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://lavarla.com/author/hilal/</link>
	<description>Lavarla için her insan ve her hikaye, ucundan Ankara&#039;ya dokunuyorsa anlatmaya değerdir.</description>
	<lastBuildDate>Sat, 16 Jul 2022 13:34:25 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	<generator>https://wordpress.org/?v=6.8.2</generator>

<image>
	<url>https://lavarla.com/wp-content/uploads/2024/05/fav-150x150.png</url>
	<title>Hilal Karan, Lavarla - Kültür-Sanat ve Kent Yaşamı sitesinin yazarı.</title>
	<link>https://lavarla.com/author/hilal/</link>
	<width>32</width>
	<height>32</height>
</image> 
	<item>
		<title>Aşk Değil Evlilik: Frida ve Diego</title>
		<link>https://lavarla.com/ask-degil-evlilik-frida-ve-diego/</link>
					<comments>https://lavarla.com/ask-degil-evlilik-frida-ve-diego/#comments</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Hilal Karan]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 21 Mar 2017 07:34:14 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Etkinlik]]></category>
		<category><![CDATA[Pusula]]></category>
		<category><![CDATA[Sergi]]></category>
		<category><![CDATA[Aşk]]></category>
		<category><![CDATA[Fotoğraf]]></category>
		<category><![CDATA[Frida Kahlo]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://lavarla.com/?p=12105</guid>

					<description><![CDATA[<p><span class="reading-mode-buttons"></span>Kendi dönemlerindeki popülariteleri bir yana, Frida Kahlo son yıllarda dergilerin ve sosyal medyanın etkisiyle en sevilen popüler kültür ikonlarından biri oldu. Bunda gitgide hissizleştiren bir kültür ve çağda aşk arayışımızın da büyük etkisi olsa gerek. Birbirini çok seven yahut tek taraflı ama iki kişiye yetecek tutkuyla seven insanların aşklarına duyduğumuz magazinsel ilgide, aşkın doğasını anlama hatta [&#8230;]</p>
<p><a href="https://lavarla.com/ask-degil-evlilik-frida-ve-diego/">&lt;span class=&quot;reading-mode-buttons&quot;&gt;&lt;/span&gt;Aşk Değil Evlilik: Frida ve Diego&lt;span class=&quot;reading-mode-buttons&quot;&gt;&lt;/span&gt;</a> yazısı ilk önce <a href="https://lavarla.com">Lavarla - Kültür-Sanat ve Kent Yaşamı</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p style="text-align: justify;">Kendi dönemlerindeki popülariteleri bir yana, Frida Kahlo son yıllarda dergilerin ve sosyal medyanın etkisiyle en sevilen popüler kültür ikonlarından biri oldu. Bunda gitgide hissizleştiren bir kültür ve çağda aşk arayışımızın da büyük etkisi olsa gerek. Birbirini çok seven yahut tek taraflı ama iki kişiye yetecek tutkuyla seven insanların aşklarına duyduğumuz magazinsel ilgide, aşkın doğasını anlama hatta kendimizi aşka daha yakın kılma ihtiyacı yatıyor olabilir. Belki karşılaştığımızda hissedemeyeceğimiz veya üstesinden gelemeyeceğimiz duygular, başkasının hayatında izlediğimizde büyülü, baş döndürücü, arzu edilen bir nesneye dönüşüyor. <strong>Milena’ya Mektuplar, Leylim Leylim, Çoluk Çocuk</strong> gibi kitapların çok sevilmesinin ardında, aşka inanma isteği olduğu kadar aşkı mümkün kılma, bir şeyler hissetmenin güzelliğini hatırlama isteğimiz de var belki.</p>
<p style="text-align: justify;">Frida Kahlo, gerek aşkı özleyen kadınların, gerekse çok âşık olmuş ve her şeyini bir aşka adamış kadınların kız kardeşi. Sanatçı yönü ise, ruhundaki ve bedenindeki acıları bir kaba aktarmak, kederini ve çaresizliğini bir sanata dönüştürmek isteyenlerin örnek alabileceği bambaşka bir bakışı ve boyutu temsil ediyor. Frida Kahlo’nun hem duygu hem sanat hayatındaki en önemli figür olan Diego Rivera’yla ilişkisi ise büyük bir merak, hüzün ve yer yer hayranlık uyandıran bir konu. İkilinin, Diego Rivera’nın Escuela Nacional Preparatoria Okulu, Simon Bolivar Anfitiyatrosu duvarına La Creacion (Yaratılış) adlı mural çalışmayı yaptığı sırada 1922’de tanışmasından, Kahlo’nun 1954’teki ölümüne kadar fırtınalı bir ilişkileri olduğu biliniyor.</p>
<p style="text-align: justify;">Kahlo’nun âşık bir kadın olarak portresi en azından bizim kültürümüzde, Picasso’nun ve Kandinsky’nin övgülerine mazhar olan, Paris, New York ve Meksika’daki sergileriyle ünlenen ve bir sanat okulunda öğretim üyeliği yapan bir sanatçı olmasının çok daha önüne geçmiş durumda. Rivera’ya yazdığı mektuplardan alıntılar, sosyal medyada çok paylaşılan aşk sözlerini oluşturuyor.</p>
<p style="text-align: justify;"><img fetchpriority="high" decoding="async" class=" wp-image-12816 aligncenter" src="http://lavarla.com/wp-content/uploads/2017/03/Frida-Diego-sergi-ankara-cermodern.jpg" alt="" width="703" height="527" srcset="https://lavarla.com/wp-content/uploads/2017/03/Frida-Diego-sergi-ankara-cermodern.jpg 680w, https://lavarla.com/wp-content/uploads/2017/03/Frida-Diego-sergi-ankara-cermodern-300x225.jpg 300w, https://lavarla.com/wp-content/uploads/2017/03/Frida-Diego-sergi-ankara-cermodern-80x60.jpg 80w, https://lavarla.com/wp-content/uploads/2017/03/Frida-Diego-sergi-ankara-cermodern-265x198.jpg 265w, https://lavarla.com/wp-content/uploads/2017/03/Frida-Diego-sergi-ankara-cermodern-560x420.jpg 560w" sizes="(max-width: 703px) 100vw, 703px" /></p>
<p style="text-align: justify;">Her türlü ihanetten, zaaftan, hastalıklardan, hatta kötü muameleden bile sağ kurtulan bu aşkın sırrı neydi? Mahallemizdeki birilerinde görsek hastalıklı bir ilişki diyebileceğimiz bu ilişki bize neden hoş gelmeye başlamıştı? İnsanlar neden olmayacak kişilere tutulur kalırlardı?</p>
<p style="text-align: justify;">İkilinin pek çok fotoğrafında Kahlo gülümsemediği için insan onun kaygılı, kızgın, dalgın gözüktüğünü düşünüyor oysa aslında çarpık dişlerinden utandığı için gülümsemiyormuş. Rivera ise bazı fotoğraflarda hafifçe gülümsüyor. Hikâyenin bir de anlatılmayan tarafı var, Rivera tarafı. Acıların, ihanetin ve metanetin kraliçesi kabul edilen Frida’nın yanında, büyük ressam, mural sanatçısı, öğretmen, ilham kaynağı ve çok ateşli bir dava adamı olan Diego Rivera da var. Diego’nun seyahatleri, eserleri, öğrencileri, sosyal hayatı çok daha ön planda. Kahlo ise hem sevdiği adama eşlik ederek onunla aynı idealler peşinde koşan, hem de hastalığına ve kırılganlığına rağmen kollarında huzur ve selamet vaat etmeye devam eden bir kadın olarak fotoğraflarda yanında duruyor. Tutkulu iki âşıktan ziyade belli konulara takıntısı olan ve çok çalışan iyi bir ekibe benziyorlar. Zamanında Diego’nun hayranlarının bugün Frida’nın hayranlarından daha fazla olduğunu da belirtelim.</p>
<p style="text-align: justify;"><img decoding="async" class=" wp-image-12817 aligncenter" src="http://lavarla.com/wp-content/uploads/2017/03/frida-kahlo-diego-rivera3.jpeg" alt="" width="724" height="407" srcset="https://lavarla.com/wp-content/uploads/2017/03/frida-kahlo-diego-rivera3.jpeg 624w, https://lavarla.com/wp-content/uploads/2017/03/frida-kahlo-diego-rivera3-300x169.jpeg 300w" sizes="(max-width: 724px) 100vw, 724px" /></p>
<p style="text-align: justify;">Hayatı boyunca 30’un üzerinde ameliyat geçirmiş, omurgasındaki ve bacağındaki acılarla yaşamaya alışan olan Kahlo, aylarca yatağa bağlı kalmış, bir çocuğunu sağlık sorunları nedeniyle aldırmış ve iki düşük doğum yapmış. Diego ise evet o pek meşhur ihanetleriyle onu üzmüş, yaralamış, ihmal de etmiş. Lakin Kahlo’nun da boş durmadığını söylemeliyiz. Kendisinin de fotoğrafçı Nickolas Muray ve Troçki’yle sürdürdüğü gönül ilişkileri var. Ancak her seferinde bu iki insan, sanatın ve zekânın, birbirinin hayallerine ve ideallerine omuz vermenin limanında yeniden buluşmuş. Aşkın en güzel hali mi bilemeyiz ama onların tarafından baktığımızda, bitmeyen bir şeyin hikâyesi olduğu kesin. Frida’nın babasının düğün günü söylediklerini hatırlayalım: “Bugün filin teki, bir güvercinle evlendi.” “O güvercin o filde ne buldu?” sorusu çok soruldu. Peki ya fil güvercinde ne bulmuştu? Aslında pek çok çiftte de rastladığımız o çözülmez formül bu ilişkide de mevcut. Bu ikili, birbirlerine bizim ille de anlam vermemiz gerekmeyen bir tılsım vermiş olmalı. İkisinin de acılara ve yenilgilere rağmen hayata ve birbirlerine tutunmalarına yetecek kadar umut ve sevgi&#8230;</p>
<p style="text-align: justify;"><img decoding="async" class=" wp-image-12818 aligncenter" src="http://lavarla.com/wp-content/uploads/2017/03/frida-kahlo-and-diego-rivera-sergi-ankara.jpg" alt="" width="748" height="304" srcset="https://lavarla.com/wp-content/uploads/2017/03/frida-kahlo-and-diego-rivera-sergi-ankara.jpg 700w, https://lavarla.com/wp-content/uploads/2017/03/frida-kahlo-and-diego-rivera-sergi-ankara-300x122.jpg 300w, https://lavarla.com/wp-content/uploads/2017/03/frida-kahlo-and-diego-rivera-sergi-ankara-696x283.jpg 696w" sizes="(max-width: 748px) 100vw, 748px" /></p>
<p style="text-align: justify;">Ömürlerinin önemli bir kısmını sevişemeden ama hararetle konuşup tartışarak, birbirinin sanatına ve inancına inanarak geçiren bu ikili, aslında iki âşıktan ziyade dalgalardan sonra durulup birbirine yenilen ve teslim olan evli-yaşlı çiftlere benziyor. Diego’nun fotoğraflarda en çok vurgulanan tarafı iyi bir sanatçı ve kendini davasına adamış bir komünist olması. Frida’nın ölümünden üç yıl sonra atölyesinde hayata veda etmeden önce küllerinin Frida’nın külleriyle beraber defnedilmesini vasiyet ettiğini okuduğumuzda Frida’yı çok sevdiğini, hep sevdiğini ve hayat enerjisini ondan almış olabileceğini düşünüyoruz.</p>
<p style="text-align: justify;"><img loading="lazy" decoding="async" class=" wp-image-12107 aligncenter" src="http://lavarla.com/wp-content/uploads/2017/03/IMG_20170305_132957-e1490081455679-647x1024.jpg" alt="" width="716" height="1133" srcset="https://lavarla.com/wp-content/uploads/2017/03/IMG_20170305_132957-e1490081455679-647x1024.jpg 647w, https://lavarla.com/wp-content/uploads/2017/03/IMG_20170305_132957-e1490081455679-190x300.jpg 190w, https://lavarla.com/wp-content/uploads/2017/03/IMG_20170305_132957-e1490081455679-768x1215.jpg 768w, https://lavarla.com/wp-content/uploads/2017/03/IMG_20170305_132957-e1490081455679-696x1101.jpg 696w, https://lavarla.com/wp-content/uploads/2017/03/IMG_20170305_132957-e1490081455679-1068x1690.jpg 1068w, https://lavarla.com/wp-content/uploads/2017/03/IMG_20170305_132957-e1490081455679-265x420.jpg 265w" sizes="(max-width: 716px) 100vw, 716px" /></p>
<p><a href="https://lavarla.com/ask-degil-evlilik-frida-ve-diego/">&lt;span class=&quot;reading-mode-buttons&quot;&gt;&lt;/span&gt;Aşk Değil Evlilik: Frida ve Diego&lt;span class=&quot;reading-mode-buttons&quot;&gt;&lt;/span&gt;</a> yazısı ilk önce <a href="https://lavarla.com">Lavarla - Kültür-Sanat ve Kent Yaşamı</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://lavarla.com/ask-degil-evlilik-frida-ve-diego/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>1</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Ankara&#8217;da Nasıl Yaşanır?</title>
		<link>https://lavarla.com/ankarada-nasil-yasanir/</link>
					<comments>https://lavarla.com/ankarada-nasil-yasanir/#comments</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Hilal Karan]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 28 Feb 2017 11:25:30 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Meseleler]]></category>
		<category><![CDATA[Yaşam]]></category>
		<category><![CDATA[Ankara'da Nasıl Yaşanır?]]></category>
		<category><![CDATA[Ankaralı]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://lavarla.com/?p=11418</guid>

					<description><![CDATA[<p><span class="reading-mode-buttons"></span>Ankaralının Ankara’ya, fanatikliğe varmayan bir sempatisi vardır. Herhangi bir şehrin en iyi yanının Ankara’ya dönüşü olduğunu düşünmeyiz biz; tüm şehirleri birbirinden bağımsız sever veya sevmeyiz. Ankara’nın bize ait köşelerini sever, kedi gibi oralara kıvrılır, sevdiklerimizi oralara götürürüz. İstanbulluların Ankaralılara muhallebi çocuğu muamelesi yapması pek medeni bir durum olmasa da kabul etmek lazım, mülayim bir yanı [&#8230;]</p>
<p><a href="https://lavarla.com/ankarada-nasil-yasanir/">&lt;span class=&quot;reading-mode-buttons&quot;&gt;&lt;/span&gt;Ankara&#8217;da Nasıl Yaşanır?&lt;span class=&quot;reading-mode-buttons&quot;&gt;&lt;/span&gt;</a> yazısı ilk önce <a href="https://lavarla.com">Lavarla - Kültür-Sanat ve Kent Yaşamı</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p style="text-align: justify;">Ankaralının Ankara’ya, fanatikliğe varmayan bir sempatisi vardır. Herhangi bir şehrin en iyi yanının Ankara’ya dönüşü olduğunu düşünmeyiz biz; tüm şehirleri birbirinden bağımsız sever veya sevmeyiz. Ankara’nın bize ait köşelerini sever, kedi gibi oralara kıvrılır, sevdiklerimizi oralara götürürüz. İstanbulluların Ankaralılara muhallebi çocuğu muamelesi yapması pek medeni bir durum olmasa da kabul etmek lazım, mülayim bir yanı var Ankara’nın. Kimse İstanbul’u yenmeye geldiği gibi cengaver bir tavırla Ankara’yı yenmeye gelmez. Zırhlarımız, olsa olsa koyu renk paltolarımız ve KPSS hazırlık kitaplarımızdır. Diyelim ki siz de bir sebepten Ankara’ya geldiniz ve hoş geldiniz. Görür görmez âşık olmadınız. Haklısınız. Pek çoğumuz olmamıştık.</p>
<p style="text-align: justify;">Buralı olana daha yakından, daha dar bir çemberde yaşayarak bakmaya başladığınızda Ankara sizin için herkesin adınızı bildiği bir kasabaya dönüşmeye başlar. Eskinin Ezgi’si, Filiz’i, Sakal’ı biraz böyleydi. Tuhaf ama, sizi <em>taşralı</em> olmaktan koruyacak şey de aslında bu yerellik ve aidiyet olacaktır. Sonra daha geniş bir ufka baktıracak, yeni dünyaları merak ve kabul ettirecektir. Az seçenek, odaklanma mecburiyetini; mecburiyet ise madem buradayız, daha yakından bakalım ve anlaşmaya çalışalım’ı getirecektir.</p>
<figure id="attachment_11834" aria-describedby="caption-attachment-11834" style="width: 708px" class="wp-caption aligncenter"><img loading="lazy" decoding="async" class=" wp-image-11834" src="http://lavarla.com/wp-content/uploads/2017/02/16290014657_cfd62a2777_z.jpg" alt="" width="708" height="398" srcset="https://lavarla.com/wp-content/uploads/2017/02/16290014657_cfd62a2777_z.jpg 640w, https://lavarla.com/wp-content/uploads/2017/02/16290014657_cfd62a2777_z-300x169.jpg 300w" sizes="(max-width: 708px) 100vw, 708px" /><figcaption id="caption-attachment-11834" class="wp-caption-text">Fotoğraf: <a href="https://www.flickr.com/photos/franganillo/16290014657/in/photolist-qPuzPF-ecHATU-bci46a-fE9ouF-bdGf78-cziTBw-nvrrNK-48fjsN-aUKX9P-BZSxAy-RVV4iD-Cqb87t-bGYuXD-axcn2x-9kXDGM-dVviQ-978vKT-9sJcRu-fEdnB3-bu7KiS-Rgo1Az-h3DDTC-wDFVhT-9T9bUx-baK6Ck-aWx4Rt-bK7PRg-ahuacZ-cWx3Ub-a8QaHb-hfzUSa-CUDcPU-9WmUWa-ab6Kyy-oj2oHV-vh2Jxt-e91yeL-ao12KX-nYRQzw-poektP-bEy3zZ-bbXeRc-bR5XXa-eziqc4-JBnGDP-ppaQJd-3K4Lzs-aUd5mR-M1EPY9-u3XrT5" target="_blank" rel="noopener noreferrer">Jorge Franganillo</a></figcaption></figure>
<p style="text-align: justify;">Ankara’da insanlar tanımalısınız. Zaten burası six degrees of seperation* teorisinin harman olduğu yer. Ankara’da, birinin kağıt parasının döne dolaşa sizin cebinize girdiğinden emin olursunuz.** Bu yazıyı okuyan herkes bir masada bir araya gelse hepsinin bir ortak tanıdığı vardır. (Bu, bizim üniversite yıllarımızda bir korsan CD’ciydi örneğin). Aynı zamanda pek çoğumuz, karşılaşmak istemediği “o kişiyle” er ya da geç, Kızılay’da karşılaşacaktır.</p>
<figure id="attachment_11422" aria-describedby="caption-attachment-11422" style="width: 720px" class="wp-caption aligncenter"><img loading="lazy" decoding="async" class=" wp-image-11422" src="http://lavarla.com/wp-content/uploads/2017/02/l.jpg" alt="" width="720" height="480" srcset="https://lavarla.com/wp-content/uploads/2017/02/l.jpg 600w, https://lavarla.com/wp-content/uploads/2017/02/l-300x200.jpg 300w" sizes="(max-width: 720px) 100vw, 720px" /><figcaption id="caption-attachment-11422" class="wp-caption-text">Fotoğraf: Yiğit K.</figcaption></figure>
<p style="text-align: justify;">Ben kendime bir Ankara kurana kadar 7 ayrı evde yaşadım. Sonra, oturduğum sitelerden birinin adı öyle güzeldi ki (Umut Yolu), oradan başlayarak yürüyüş rotaları çizmeye başladım. Kırmızı İkarus’un körüklerinin önündeki demirlere tüneyip walkman dinledim; Adilhan’da sahaf gezip Philip Roth ve Truman Capote kitapları aradım; İpekçi Cemal’den keçeler, kurdeleler ve kim bilir hangi harika projem için daha ne malzemeler aldım; sevgilimle Batıkent metrosu girişinde oturup dondurma yedim; kendimizi Cinnah’tan aşağı bırakıp, uçar gibi yürüdük. Sokaklardan yaprakları süpürüyorlar, mevsimler değişiyor, Kurtuluş’taki buz pateni pistinin yerini boşluk alıyordu. Yıllar geçiyor, bir zamanlar orada bir Kavaklıdere Sineması olduğu ve orada izlediğimiz Buena Vista Social Club filmi Tunalı semalarında asılı kalıyordu. Büyüdük, işlere girdik. Tek bir kitapçımız, tek bir pidecimiz, tek bir çaycımız olan yaşlara geldik. Sevmeyi, değişmeyi, değiştirmeyi, direnmeyi, vazgeçmeyi öğrendik. Şehirde gözü boğan ve gönlü daraltan binaların arasında veya Göksu’nun kenarında yürürken hayattan, sanattan, insanı insan eden şeylerden konuşmayı öğrendik. Ankara ancak insanca şeyler paylaşınca gerçek bir ev oluyordu. Pek çok şehir böyle değil mi?</p>
<p style="text-align: justify;">Coğrafyanın kader olduğu söylenir. Ancak insanın coğrafyayı yeniden yarattığı da olur. Kıyısında soluklanacağınız bir deniz olmadığı için kendi manzaranızı kendiniz kurmanız gerekecek ve bunu yapmak vakit alacaktır. Peki bir şehirde, hele ki ahım şahım manzaraları ve ilk görüşte gönül çelen simgeleri olmayan bir bozkır şehrinde gerçekten yaşamaya başlamak ve onu sevmek için ne yapmalı?</p>
<figure id="attachment_11421" aria-describedby="caption-attachment-11421" style="width: 729px" class="wp-caption aligncenter"><img loading="lazy" decoding="async" class=" wp-image-11421" src="http://lavarla.com/wp-content/uploads/2017/02/amazing-book-books-library-vintage-Favim.com-343880.jpg" alt="" width="729" height="493" srcset="https://lavarla.com/wp-content/uploads/2017/02/amazing-book-books-library-vintage-Favim.com-343880.jpg 500w, https://lavarla.com/wp-content/uploads/2017/02/amazing-book-books-library-vintage-Favim.com-343880-300x203.jpg 300w" sizes="(max-width: 729px) 100vw, 729px" /><figcaption id="caption-attachment-11421" class="wp-caption-text">Pinterest</figcaption></figure>
<ul>
<li style="text-align: justify;">İnsanlar tanıyın ve yapabiliyorsanız kendinize iyi bir dost bulun.</li>
<li style="text-align: justify;">En az iki tane yürüyüş rotası çizin ve yürümeye başlayın</li>
<li style="text-align: justify;">Kendinize manzaralar icat edin. Bunun için şehre bir orasından bir burasından, gün doğumundan, günbatımından ve gecesinden bakın. Mümkünse yanınızda sizinle birlikte bakan biri olsun.</li>
<li style="text-align: justify;">Bir kursa yazılın. En az dört hafta/seans sürsün.</li>
<li style="text-align: justify;">Şehirde yürürken müziği deneyin. Kolej’in bir şarkısı olsun. Opera’nın bir şarkısı olsun.</li>
<li style="text-align: justify;">Farklı yerler keşfetmeyi sevebilirsiniz ama tek bir çaycınız/kahveciniz olsun. Adını bilin, adınızı bilsin.</li>
<li style="text-align: justify;">Bir kitapçınız olsun. O kitabı her yere sorun ama orada bulun. Bulamazsanız siz internetten sipariş vermeyi düşünürken sizin için kitabı o getirtsin.</li>
<li style="text-align: justify;">Bir komşu seçin ve onu tanıyın, onu dinleyin, tatile gittiğinde kedisini size emanet edebilsin.</li>
<li style="text-align: justify;">Anahtarı içeride unutup kapının önünde kaldığınızda kapısını çalabileceğiniz, &#8220;çilingir gelene kadar bizde bekle&#8221; diyecek biri olsun.</li>
<li style="text-align: justify;">Sanat rehberlerine, bültenlere abone olun. Belki şehre bir film gelir, müzik dinlemeye veya bir sergiye gidersiniz.</li>
<li style="text-align: justify;">Sevdiğiniz bir yer bulun ve oraya sevdiklerinizi götürün.</li>
<li style="text-align: justify;">Sevdiklerinizi birbirleriyle tanıştırın.</li>
<li style="text-align: justify;">Ve elbette bir tek sevgilinin dünyanın ve şehirlerin gerçeğini değiştirebileceğine de inanın.***</li>
</ul>
<p style="text-align: justify;">Ankara’nın denizi gökyüzüdür, derler. Ankara’da gökyüzünün açmadığı, hani Güvenpark’ın, Gar’ın içinden geçmeye gönlünüzün elvermediği günlerde, insanlarınıza, müziğinize ve daha iyi bir ihtimale inanmaya tutunmanız lazım. Gerisi gelir. Sonra bir bakmışsınız mevsimler dönerken oturmuş <a href="https://open.spotify.com/user/lavarlaa/playlist/4WeardZdjMvs1Kc9Wnsbil">On the Sunny Side of the Street</a> eşliğinde Ankara güzellemeleri yazıyorsunuz.</p>
<hr />
<p style="text-align: justify;"><em>*Six degrees of seperation: Bir insanın dünya üzerindeki herhangi bir insana yalnızca 6 kişi uzaklıkta olduğunu söyleyen teori.<br />
</em><em>**Bülent Ortaçgil-<a href="https://open.spotify.com/user/lavarlaa/playlist/4WeardZdjMvs1Kc9Wnsbil">Eylül Akşamı</a><br />
</em><em>***Murathan Mungan-<a href="https://open.spotify.com/user/lavarlaa/playlist/4WeardZdjMvs1Kc9Wnsbil">Sevgili </a>(Şarkısını da Sezen Aksu söylemiştir)<br />
**** Yazıda bahsi geçen tüm şarkıları Lavarla Spotify <a href="https://open.spotify.com/user/lavarlaa/playlist/4WeardZdjMvs1Kc9Wnsbil">hesabından</a> dinleyebilirsiniz. </em></p>
<p><a href="https://lavarla.com/ankarada-nasil-yasanir/">&lt;span class=&quot;reading-mode-buttons&quot;&gt;&lt;/span&gt;Ankara&#8217;da Nasıl Yaşanır?&lt;span class=&quot;reading-mode-buttons&quot;&gt;&lt;/span&gt;</a> yazısı ilk önce <a href="https://lavarla.com">Lavarla - Kültür-Sanat ve Kent Yaşamı</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://lavarla.com/ankarada-nasil-yasanir/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>1</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>&#8220;Siz Bize Gelin Eryaman Uzak&#8221;</title>
		<link>https://lavarla.com/siz-bize-gelin-eryaman-uzak/</link>
					<comments>https://lavarla.com/siz-bize-gelin-eryaman-uzak/#comments</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Hilal Karan]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 10 Jan 2017 06:28:13 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Kategorisiz]]></category>
		<category><![CDATA[Meseleler]]></category>
		<category><![CDATA[Yaşam]]></category>
		<category><![CDATA[Eryaman]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://lavarla.com/?p=9682</guid>

					<description><![CDATA[<p><span class="reading-mode-buttons"></span>Memur ailelerinin, emekli çiftlerin, yeni evlilerin, öğrencilerin yaşadığı Eryaman’ın adı son zamanlarda Türk Edebiyatı’nın iki çağdaş yazarının semti olarak da çokça anılır oldu. Hasan Ali Toptaş’ın zaman zaman Göksu Parkı’nda yürüyüşe çıktığı ve arkadaşlarıyla buluştuğunu biliyoruz. Barış Bıçakçı’ya ise nerede rastlarız bilemiyoruz ama bu karşılaşmanın Betontaş Blokları civarına denk gelmesi kuvvetle muhtemel ve kendisini görsek [&#8230;]</p>
<p><a href="https://lavarla.com/siz-bize-gelin-eryaman-uzak/">&lt;span class=&quot;reading-mode-buttons&quot;&gt;&lt;/span&gt;&#8220;Siz Bize Gelin Eryaman Uzak&#8221;&lt;span class=&quot;reading-mode-buttons&quot;&gt;&lt;/span&gt;</a> yazısı ilk önce <a href="https://lavarla.com">Lavarla - Kültür-Sanat ve Kent Yaşamı</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p style="text-align: left;">Memur ailelerinin, emekli çiftlerin, yeni evlilerin, öğrencilerin yaşadığı Eryaman’ın adı son zamanlarda Türk Edebiyatı’nın iki çağdaş yazarının semti olarak da çokça anılır oldu. Hasan Ali Toptaş’ın zaman zaman Göksu Parkı’nda yürüyüşe çıktığı ve arkadaşlarıyla buluştuğunu biliyoruz. Barış Bıçakçı’ya ise nerede rastlarız bilemiyoruz ama bu karşılaşmanın Betontaş Blokları civarına denk gelmesi kuvvetle muhtemel ve kendisini görsek bile tanımayacak olmamız ise üzücü.</p>
<p style="text-align: left;">Eryaman’da oturuyorsanız ve arkadaşlarınız şehir merkezine yakın bir yerde yaşıyorsa bu cümlenin size tanıdık gelmesi olası: “Siz bu tarafa gelin.” Eryaman’ı metro ve Göksu Park’ın yapımından önce bilenler, boş alanların gerçekten tarla olduğu zamanları da hatırlar. O zamanlar semtte sokak köpekleri daha da fazla, iş merkezleri daha azdı. Pek çok şey için “merkez”e gitmek gerekirdi. Tuhaf ama gerçek bilgi: Kızılay’a ulaşmada kolaylık sağlaması gereken metro açılmadan önce daha fazla dolmuş ve halk otobüsü vardı. Bunlarla doğrudan Kızılay veya Sıhhiye&#8217;ye ulaşabilirdiniz. Hala var ancak sayıları az. Metroyu kullanıyorsanız, önce metroya giden aktarmalı EGO otobüslerine, sonra metroya, sonra da Batıkent’te diğer metroya geçmek zorundasınız. Bunu her gün yapmak zorundaysanız biraz canınız sıkılabilir. Arabanız varsa ve trafiğin yoğun olduğu saatlerden kaçabilirseniz ulaşım biraz daha kolay.</p>
<figure id="attachment_9728" aria-describedby="caption-attachment-9728" style="width: 739px" class="wp-caption aligncenter"><img loading="lazy" decoding="async" class="wp-image-9728" src="http://lavarla.com/wp-content/uploads/2017/01/eryaman-lavarla-2-e1483634181769-1024x664.jpg" width="739" height="479" srcset="https://lavarla.com/wp-content/uploads/2017/01/eryaman-lavarla-2-e1483634181769-1024x664.jpg 1024w, https://lavarla.com/wp-content/uploads/2017/01/eryaman-lavarla-2-e1483634181769-300x195.jpg 300w, https://lavarla.com/wp-content/uploads/2017/01/eryaman-lavarla-2-e1483634181769-768x498.jpg 768w, https://lavarla.com/wp-content/uploads/2017/01/eryaman-lavarla-2-e1483634181769-696x452.jpg 696w, https://lavarla.com/wp-content/uploads/2017/01/eryaman-lavarla-2-e1483634181769-1068x693.jpg 1068w, https://lavarla.com/wp-content/uploads/2017/01/eryaman-lavarla-2-e1483634181769-647x420.jpg 647w, https://lavarla.com/wp-content/uploads/2017/01/eryaman-lavarla-2-e1483634181769.jpg 1432w" sizes="(max-width: 739px) 100vw, 739px" /><figcaption id="caption-attachment-9728" class="wp-caption-text">Fotoğraf: Umut Özdemir</figcaption></figure>
<p style="text-align: left;">Her Eryamanlının aşina olduğu bir sorudur: İnsan neden Eryaman’da yaşar? İnsanlar önceden toplu konutun avantajlarından faydalanmak için Eryaman’ı tercih ederdi. Yakın zamanda çok sayıda lüks, rezidans tipinde, havuzu, spor kompleksi olan, bir kısmı da “göl manzaralı” konut da yapıldı. Eryaman, yükselen yeni binalara rağmen hala sakin ve ferah bir yer. Konutların estetik birer mimari eser olmadığı bir gerçek ama çıkıp yürüdüğünüzde mutlaka açıklık bir alana, yeşil bir parka, bir kafeye ulaşabiliyorsunuz. Son yıllarda sabah ve akşam saatlerinde tuhaf bir trafiğe rastlanmakla birlikte, bisiklete binmek veya yürümek için Ankara’da en elverişli yerlerden biri. Yer yer iki-üç katlı müstakil evlerin bulunduğu bölgeleri ise şehrin verdiği boğulma hissini azaltıyor. Yeşil alanları şehirde pek çok yere göre daha fazla. Bol bol parkı var. Hatta evcil hayvanlar için bile parklar var. Evcil hayvan demişken, belediyeye ait ücretsiz hizmet veren bir de veteriner kliniği açıldı. Eryaman, hayvan dostu bir semt. Burada sokak kedilerine ve köpeklerine, hatta güvercinlere el birliğiyle bakılıyor.</p>
<figure id="attachment_9730" aria-describedby="caption-attachment-9730" style="width: 725px" class="wp-caption aligncenter"><img loading="lazy" decoding="async" class="wp-image-9730 " src="http://lavarla.com/wp-content/uploads/2017/01/eryaman-lavarla-3.jpg" width="725" height="941" srcset="https://lavarla.com/wp-content/uploads/2017/01/eryaman-lavarla-3.jpg 564w, https://lavarla.com/wp-content/uploads/2017/01/eryaman-lavarla-3-231x300.jpg 231w, https://lavarla.com/wp-content/uploads/2017/01/eryaman-lavarla-3-324x420.jpg 324w" sizes="(max-width: 725px) 100vw, 725px" /><figcaption id="caption-attachment-9730" class="wp-caption-text">Fotoğraf: Sucaattin Kırımhan</figcaption></figure>
<p style="text-align: left;">Durup dururken Eryaman’a gelmek için bir sebebiniz olduğunu sanmıyoruz ama düğün olur, bayram olur, gelirseniz, Göksu’ya uğrayın, yüzleri göle dönük konulmuş salıncakların olduğu kafelerde oturup sallana sallana göle bakın; kendinize bir semaver, olmadı Türk kahvesi söyleyin. Gölet etrafında yürümek zor gibi görünür ama yanınızda sohbet edeceğiniz biri veya güzel müziğiniz olduğu sürece çok zevkli olur; insana yamuk da olsa bir daireyi tamamlama, bir işi bitirme hissi verir. Çevrede yükselmeye devam eden binalara rağmen akasyaların yaptığı tünelden geçerken, bina filan görmezsiniz. Gölün ortasında, tepede düğün dernek işleri için yapılmış bir restoran vardır. Restorana doğru çıkmayıp adacıkta göl kenarındaki banklara oturduğunuzda bir anda harika bir sessizlikle çevrelenirsiniz. Kalabalığa şeffaf bir perdenin arkasından bakıyor gibi olursunuz. Gerçekten dinlendiğinizi hissedersiniz. Göl civarındaki kafenin personeli sabahları erkenden ördeklere dünden kalan ekmekleri verir. Gölün diğer ucundan sürüler halinde ördekler, ekmeklerin atıldığı yere doğru hızla yüzerler. Aklınıza Salinger’ın ünlü karakteri Holden Caufield’in sorusu gelir. “Kış gelip göl donduğunda ördekler nereye gider?”</p>
<p style="text-align: left;">Eryaman’da ördekler hiçbir yere gitmezler.</p>
<p style="text-align: left;"><em>Yazan: Hilal Karan</em><br />
<em>Kapak Fotoğrafı: manzara.gen.tr</em></p>
<p><a href="https://lavarla.com/siz-bize-gelin-eryaman-uzak/">&lt;span class=&quot;reading-mode-buttons&quot;&gt;&lt;/span&gt;&#8220;Siz Bize Gelin Eryaman Uzak&#8221;&lt;span class=&quot;reading-mode-buttons&quot;&gt;&lt;/span&gt;</a> yazısı ilk önce <a href="https://lavarla.com">Lavarla - Kültür-Sanat ve Kent Yaşamı</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://lavarla.com/siz-bize-gelin-eryaman-uzak/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>2</slash:comments>
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
