Memur ailelerinin, emekli çiftlerin, yeni evlilerin, öğrencilerin yaşadığı Eryaman’ın adı son zamanlarda Türk Edebiyatı’nın iki çağdaş yazarının semti olarak da çokça anılır oldu. Hasan Ali Toptaş’ın zaman zaman Göksu Parkı’nda yürüyüşe çıktığı ve arkadaşlarıyla buluştuğunu biliyoruz. Barış Bıçakçı’ya ise nerede rastlarız bilemiyoruz ama bu karşılaşmanın Betontaş Blokları civarına denk gelmesi kuvvetle muhtemel ve kendisini görsek bile tanımayacak olmamız ise üzücü.

Eryaman’da oturuyorsanız ve arkadaşlarınız şehir merkezine yakın bir yerde yaşıyorsa bu cümlenin size tanıdık gelmesi olası: “Siz bu tarafa gelin.” Eryaman’ı metro ve Göksu Park’ın yapımından önce bilenler, boş alanların gerçekten tarla olduğu zamanları da hatırlar. O zamanlar semtte sokak köpekleri daha da fazla, iş merkezleri daha azdı. Pek çok şey için “merkez”e gitmek gerekirdi. Tuhaf ama gerçek bilgi: Kızılay’a ulaşmada kolaylık sağlaması gereken metro açılmadan önce daha fazla dolmuş ve halk otobüsü vardı. Bunlarla doğrudan Kızılay veya Sıhhiyeye ulaşabilirdiniz. Hala var ancak sayıları az. Metroyu kullanıyorsanız, önce metroya giden aktarmalı ego otobüslerine, sonra metroya, sonra da Batıkent’te diğer metroya geçmek zorundasınız. Bunu her gün yapmak zorundaysanız biraz canınız sıkılabilir. Arabanız varsa ve trafiğin yoğun olduğu saatlerden kaçabilirseniz ulaşım biraz daha kolay.

Fotoğraf: Umut Özdemir

Her Eryamanlı’nın aşina olduğu bir sorudur: İnsan neden Eryaman ’da yaşar? İnsanlar önceden toplu konutun avantajlarından faydalanmak için Eryaman’ı tercih ederdi. Yakın zamanda çok sayıda lüks, rezidans tipinde, havuzu, spor kompleksi olan, bir kısmı da “göl manzaralı” konut da yapıldı. Eryaman, yükselen yeni binalara rağmen hâlâ sakin ve ferah bir yer. Konutların estetik birer mimari eser olmadığı bir gerçek ama çıkıp yürüdüğünüzde mutlaka açıklık bir alana, yeşil bir parka, bir kafeye ulaşabiliyorsunuz. Son yıllarda sabah ve akşam saatlerinde tuhaf bir trafiğe rastlanmakla birlikte, bisiklete binmek veya yürümek için Ankara’da en elverişli yerlerden biri. Yer yer iki-üç katlı müstakil evlerin bulunduğu bölgeleri ise şehrin verdiği boğulma hissini azaltıyor. Yeşil alanları şehirde pek çok yere göre daha fazla. Bol bol parkı var. Hatta evcil hayvanlar için bile parklar var. Evcil hayvan demişken, belediyeye ait ücretsiz hizmet veren bir de veteriner kliniği açıldı. Eryaman, hayvan dostu bir semt. Burada sokak kedilerine ve köpeklerine, hatta güvercinlere el birliğiyle bakılıyor.

Fotoğraf: Sucaattin Kırımhan

Durup dururken Eryaman’a gelmek için bir sebebiniz olduğunu sanmıyoruz ama düğün olur, bayram olur, gelirseniz, Göksu’ya uğrayın, yüzleri göle dönük konulmuş salıncakların olduğu kafelerde oturup sallana sallana göle bakın; kendinize bir semaver, olmadı Türk Kahvesi söyleyin. Gölet etrafında yürümek zor gibi görünür ama yanınızda sohbet edeceğiniz biri veya güzel müziğiniz olduğu sürece çok zevkli olur; insana yamuk da olsa bir daireyi tamamlama, bir işi bitirme hissi verir. Çevrede yükselmeye devam eden binalara rağmen akasyaların yaptığı tünelden geçerken, bina filan görmezsiniz. Gölün ortasında, tepede düğün dernek işleri için yapılmış bir restoran vardır. Restorana doğru çıkmayıp adacıkta göl kenarındaki banklara oturduğunuzda bir anda harika bir sessizlikle çevrelenirsiniz. Kalabalığa şeffaf bir perdenin arkasından bakıyor gibi olursunuz. Gerçekten dinlendiğinizi hissedersiniz. Göl civarındaki kafenin personeli sabahları erkenden ördeklere dünden kalan ekmekleri verir. Gölün diğer ucundan sürüler halinde ördekler, ekmeklerin atıldığı yere doğru hızla yüzerler. Aklınıza Salinger’ın ünlü karakteri Holden Caufield’in sorusu gelir. “Kış gelip göl donduğunda ördekler nereye gider?”

Eryaman’da ördekler hiçbir yere gitmezler.

Yazan: Hilal Karan
Kapak Fotoğrafı: manzara.gen.tr


<Bu yazı lavarla.com için hazırlanmıştır ve tüm hakları lavarla.com’a aittir.>

2 Yorumlar

Cevapla

Please enter your comment!
Please enter your name here