<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>90lar arşivleri - Lavarla - Kültür-Sanat ve Kent Yaşamı</title>
	<atom:link href="https://lavarla.com/etiket/90lar/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://lavarla.com/etiket/90lar/</link>
	<description>Lavarla için her insan ve her hikaye, ucundan Ankara&#039;ya dokunuyorsa anlatmaya değerdir.</description>
	<lastBuildDate>Thu, 05 Feb 2026 11:26:01 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	<generator>https://wordpress.org/?v=6.8.2</generator>

<image>
	<url>https://lavarla.com/wp-content/uploads/2024/05/fav-150x150.png</url>
	<title>90lar arşivleri - Lavarla - Kültür-Sanat ve Kent Yaşamı</title>
	<link>https://lavarla.com/etiket/90lar/</link>
	<width>32</width>
	<height>32</height>
</image> 
	<item>
		<title>Beraber yürünemeyen yollar ve yılların özeti: Tarkan konserleri</title>
		<link>https://lavarla.com/beraber-yurunemeyen-yollar-ve-yillarin-ozeti-tarkan-konserleri/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Ayça Örer]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 05 Feb 2026 11:26:01 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Meseleler]]></category>
		<category><![CDATA[2026]]></category>
		<category><![CDATA[90lar]]></category>
		<category><![CDATA[eski türkiye]]></category>
		<category><![CDATA[Tarkan konseri]]></category>
		<category><![CDATA[yeni türkiye]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://lavarla.com/?p=140257</guid>

					<description><![CDATA[<p><span class="reading-mode-buttons"></span>Tarkan’ın bir dizi konseri, uzun zamandır unuttuğumuz bir şeyi hatırlamamızı sağladı: Mutluluk. O şarkıların yazıldığı zamanlardaki ruh hali, 90’ların kötü (çoğu zaman çok kötü) atmosferinde iyi şeylerin de olması ihtimali, içimizi kaynatan heyecanlar uzakta kalmıştı. Onları, bugünün yeknesak, tatsız, sası zamanıyla karşılaştırınca, eski bir dostu yeniden görmüş gibi olduk. Tarkan konserleri, beraber yürünemeyen yılların bir [&#8230;]</p>
<p><a href="https://lavarla.com/beraber-yurunemeyen-yollar-ve-yillarin-ozeti-tarkan-konserleri/">&lt;span class=&quot;reading-mode-buttons&quot;&gt;&lt;/span&gt;Beraber yürünemeyen yollar ve yılların özeti: Tarkan konserleri&lt;span class=&quot;reading-mode-buttons&quot;&gt;&lt;/span&gt;</a> yazısı ilk önce <a href="https://lavarla.com">Lavarla - Kültür-Sanat ve Kent Yaşamı</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Tarkan’ın bir dizi konseri, uzun zamandır unuttuğumuz bir şeyi hatırlamamızı sağladı: Mutluluk. O şarkıların yazıldığı zamanlardaki ruh hali, 90’ların kötü (çoğu zaman çok kötü) atmosferinde iyi şeylerin de olması ihtimali, içimizi kaynatan heyecanlar uzakta kalmıştı. Onları, bugünün yeknesak, tatsız, sası zamanıyla karşılaştırınca, eski bir dostu yeniden görmüş gibi olduk. Tarkan konserleri, beraber yürünemeyen yılların bir özeti oldu adeta.</p>
<p>90’ların hatırası uzak gelse de artık, şu anda 40’larını yaşayan insanlar için arada öyle asırlar yok. Mirkelam’ın bir gece yarısı yayınlanan klibinin sersemliğiyle ertesi gün radyo kanallarını arayıp bu yeni şarkıcı kim diye öğrenmeye çalıştığımız zamanlar, Tansu Çiller’in “Ben de radyomu istiyorum” çıkışıyla özel radyolara yeşil ışık yaktığı günler, Yonca Evcimik’in TRT ciddiyetini “bandıra bandıra” dağıtması ortak hafızamızda duruyor. <em>Süper Baba</em>’nın son bölümünü izleyip, aşkın saçma güzellemelerden bağımsız, türlü badireye rağmen yaşanabilir bir şey olduğunu da o günlerde öğrenmiştik mesela.</p>
<p>Gençtik, farklı olan her şey bizi hareketlendirmeye yetiyordu. Evlerde dinlenen müziklerle bizim dinlediklerimiz arasındaki makas açılır, ebeveynlerimiz “Kıl oldum abi diye şarkı mı olur” diye itiraz ederken, biz emzik kolye peşinde, kaset doldurmaya çalışan nesildik hala. “90’lar ne iyiydi” demiyorum elbette, 90’lar faili meçhullerin, beyaz Toros’ların, Susurluk’tan Türkiye’ye yayılan karanlığın günleriydi, övülecek yanı pek azdı.</p>
<p><img decoding="async" class="aligncenter" src="https://ar-files.s3.eu-central-1.amazonaws.com/s3fs-public/inline-images/dl9a-pqv4aajbat.jpg" alt="Pop tarihi (I): (Bir sabah erken) Masal böyle başlamış | Apaçık Radyo" /></p>
<h2>“Ayda yılda bir olsa da muhakkak ara”</h2>
<p>Peki ne oldu da 90’lardan bugüne hayatımızda olan Tarkan’ın etrafında oluşan duyguda birleştik? Ya da şöyle soralım, 30 yıllık dizilerin, kitapların, müziklerin her seferinde yeniden keşfedilmesi ve popülerleşmesi yalnızca nostaljiyle anlatılabilir mi?</p>
<p>Muhtemelen hayır. İzmir Gündoğdu Meydanı’nda 2022 yılında yıllar sonra konser verdiğinde yüz binleri toplayan bir isim Tarkan. Bir önceki biletli konserleri yedi yıl önce, 2019’da Harbiye Açık Hava’daydı. Yıllardır verdiği her konser olay olan sanatçının 2026 biletleri satışa çıktığı anda, internet sitesinde 90 bin kişilik bir kuyruk oluştu.</p>
<p>Ocak ayında başlayan, yaklaşık 50 bin kişinin gidebildiği konserlerin efsunu ne, neden üzerine düşünmek, bu hissi anlamak için uğraşmak zorunda kalıyoruz? Aslında gün gibi ortada. Bir kere, Türkiye’de uzun zamandır saplandığımız neşesizlik zamanlarına denk geldi konserler. Bilerek ya da bilmeyerek, öncelikle zamanlaması kusursuzdu.</p>
<h2> “Düşe kalka yaşanırmış, öğretir yıllar”</h2>
<p>Sonra, sık sık nostalji duygusuna düştüğümüz bir dönemden geçiyoruz. Gördüğümüz, yaşadığımız her şey geçmişteki benzerleriyle kıyaslanıyor, eskiden popüler olan ve o dönem çok ilgimizi çekmeyen konular bile bugün büyük bir heyecanla karşılanabiliyor. 2001 yılında Barış Manço’nun “Halhal” şarkısına çekilen bir<a href="https://x.com/gozumdecanIandi/status/2018029191015379115"> klip</a>, Çilekeş grubunun 2026 yılı sonbaharında vereceği konserin biletlerinin çıktıktan kısa süre sonra tükenmesi, <em>Şaşıfelek Çıkmazı</em>, <em>Avrupa Yakası</em>, <em>İkinci Bahar</em> gibi dizilerin YouTube algoritmalarında popülerliğini koruması… Üstelik bunları bizim için ilginç kılan her zaman verdikleri hafiflik hissi de değil. Bugünün dizilerinde her türlü şiddet barınırken, çok değil, bundan 25 yıl önce çekilen bir dizide sansürsüz gösterilen yoksulluk, eprimiş bir hırka, “Bize benzeyen insanlar” hissinin altını çizmiyor mu?</p>
<p><img decoding="async" class="aligncenter" src="https://i.ytimg.com/vi/EBwjmeDoE6A/maxresdefault.jpg" alt="TARKAN - Bir Oluruz Yolunda (Official Music Video)" /></p>
<h2>“Unutmadık kurduğumuz o düşleri”</h2>
<p>Tarkan, bir sanatçının kimlerden olduğunu düşünmediğimiz, taraf seçmenin bu kadar gözle görülür olmadığı zamanlardan kalan, bu anlamda benzersiz biri. Kültür sanat, eğlence alanının siyaseten araçsallaşmadığı döneme ait. Sadece 90’lı yılların değil, 2002’de Türkiye Milli Takımı için uyarladığı “Bir Oluruz Yolunda” şarkısının duygusunu da hatırlatıyor. Senegal maçında nefesimizi tuttuğumuz, hep beraber heyecanlanabildiğimiz, kimsenin kimseyi yargı süzgecinden geçirmeden bir araya gelebildiği zamanları.</p>
<p>Eski Türkiye elbette kandan ve gözyaşından münezzeh değildi ama nereden baksanız daha neşeliydi. Tarkan da oradan çıkan, hafızamızdaki o neşeli anların starı olarak kaldı.</p>
<p>Üstelik, tam bu koşullar altında, her yandan kıstırılma hissi içinde, daha iki hafta önce mahkeme karşısına çıkmış Mabel Matiz’in Tarkan konserinde selamlanması, Manifest grubuna yer vermesi, yine çok unutulmuş hisleri harladı: Dayanışma, hatırlanma, kadirşinaslık.</p>
<p>Tarkan, konserine gidenlere sevildiğini, görüldüğünü hissettirdi. Sekülerlik, özgürlük, Eski Türkiye falan değil. Tarkan konserinde dans etmekten utanmayan genç, yaşlı erkekler, çocuklar, başörtülü, salaş, süslü kadınlar, anneler, teyzeler, tek başına konsere gelmiş kadınlar hep birlikte Tarkan’a baktı, Tarkan’la bir ağızdan şarkı söyledi. Gidemeyenler, izledikleri videolarla neşelendi. Tam bir megastar gibi, kendisini dinlemeye gelenleri mutlu etmeyi önceledi ve bunun karşılığını da yine ona yönelen bir sevgiyle aldı. Başkası değil, kendisi olarak. Belki özlediğimiz, birleştiğimiz duygulardan biri de budur.</p>
<h2>“Kır zincirlerini gel”</h2>
<p>Tarkan’ın alametifarikası sadece nostalji desek, ona da ayıp olur. Bir tür eski Türkiye simgesi, evet. Ancak konserleriyle ilgili hep bilinen efsaneyi de es geçemeyiz. Tarkan’ın büyüleyiciliği, hipnotize eden performansı… Konserlere gidenlerin çoğunun ağzından benzer sözler dökülüyor: “Dünyayı unuttum”, “Zaman durdu”, “O kadar iyi geldi ki”.</p>
<p>Tarkan, moda tabirle, star ışığı, aurası olan biri. 6 bin 500 kişilik konser alanında insanlarla göz göze geldi, video, fotoğraf çekenler için duraksadı, “burada mutlu, özgür olun, buraya kadar geldiniz, paranızın hakkını vermeliyim” dedi. Sahnede olduğu için mutlu oldu, sahnede olduğunu görmek için gelenleri de unutmadı. Şarkılardan bile dışlandığımız bir zamanda, bu yakın temasın etkisini yadsıyabilir miyiz?</p>
<h2>“Unutmamalı o güzel günleri”</h2>
<p>“Beraber yürüdük biz bu yollarda” diye çıkılan bir yolda o kadar çok toplumsal katmana bölündük ki artık en ufak bir birlik hissinin iyileştirici etkisine ihtiyaç duyuyoruz.</p>
<p>Umut mu inat mı? Bir arkadaş grubunda bu soru üzerine düşündük biraz. Kör bir umuda mı tutunuyoruz yoksa yaşamanın en sıradan gereklerini yerine getirebilmek için biraz inada mı ihtiyacımız var? Bende ibre inattan yana kayıyor. Bildiklerimi yineleyip, yenilerini üzerine ekleyip, nefes alıp devam etmek gayreti. Bu gayreti yürütürken, geçmişten uzanan eli itecek değilim. O el bazen Tarkan silüetiyle geliyor, bazen unutulmuş bir diziyle, bazen de bir kitapla… Neler yaşandı, neleri yaşama ihtimalimiz vardı, nerelerden geldik, bize hatırlatan her şey içimize bir başka ihtimali serpiyor.</p>
<p>Buna da belki umut demeli, unutmamalıyız o güzel günleri.</p>
<p><a href="https://lavarla.com/beraber-yurunemeyen-yollar-ve-yillarin-ozeti-tarkan-konserleri/">&lt;span class=&quot;reading-mode-buttons&quot;&gt;&lt;/span&gt;Beraber yürünemeyen yollar ve yılların özeti: Tarkan konserleri&lt;span class=&quot;reading-mode-buttons&quot;&gt;&lt;/span&gt;</a> yazısı ilk önce <a href="https://lavarla.com">Lavarla - Kültür-Sanat ve Kent Yaşamı</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>90&#8217;larda Ankara&#8217;da Çocuk Olmak</title>
		<link>https://lavarla.com/90larda-ankarada-cocuk-olmak/</link>
					<comments>https://lavarla.com/90larda-ankarada-cocuk-olmak/#comments</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Nil Koza]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 10 Aug 2017 08:15:33 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Hafıza]]></category>
		<category><![CDATA[Kent]]></category>
		<category><![CDATA[90lar]]></category>
		<category><![CDATA[Ankara'da Çocukluk]]></category>
		<category><![CDATA[Y Kuşağı]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://lavarla.com/?p=17070</guid>

					<description><![CDATA[<p><span class="reading-mode-buttons"></span>90&#8217;larda çocuk olmak hemen hemen her çocuk için ne kadar değerli ise bu çocukluğu Ankara&#8217;da geçirmiş olmak daha da değerlidir. 95 Ankara doğumluyum… Listenin bir kısmını 90&#8217;ların yarısında geçirdiğim 5 yıllık çocukluk anılarımın bıraktıklarından yola çıkarak derlemeye çalıştım. Geriye kalan, yetişemediğim ve kaçırdıklarımı ise o meşhur 10 yıl boyunca çocukluklarını Ankara’da doya doya yaşamış arkadaşlarımdan [&#8230;]</p>
<p><a href="https://lavarla.com/90larda-ankarada-cocuk-olmak/">&lt;span class=&quot;reading-mode-buttons&quot;&gt;&lt;/span&gt;90&#8217;larda Ankara&#8217;da Çocuk Olmak&lt;span class=&quot;reading-mode-buttons&quot;&gt;&lt;/span&gt;</a> yazısı ilk önce <a href="https://lavarla.com">Lavarla - Kültür-Sanat ve Kent Yaşamı</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p style="text-align: justify">90&#8217;larda çocuk olmak hemen hemen her çocuk için ne kadar değerli ise bu çocukluğu Ankara&#8217;da geçirmiş olmak daha da değerlidir. 95 Ankara doğumluyum… Listenin bir kısmını 90&#8217;ların yarısında geçirdiğim 5 yıllık çocukluk anılarımın bıraktıklarından yola çıkarak derlemeye çalıştım. Geriye kalan, yetişemediğim ve kaçırdıklarımı ise o meşhur 10 yıl boyunca çocukluklarını Ankara’da doya doya yaşamış arkadaşlarımdan dinlerken kimi zaman hayallere daldım kimi zamansa erken evlenmelerine rağmen beni geç kucaklarına alan aileme sitemle geçirdim.</p>
<h5 style="text-align: justify"><em>Ankara&#8217;da geçen çocukluğunuza dair kendi unutamadıklarınız varsa lütfen yorum olarak bırakmayı unutmayın.</p>
<p></em></h5>
<p style="text-align: justify"><strong>Sokak oyunları ve evlerdeki oyuncaklarla büyümeye başlamış bir nesil için Atakule’deki <span style="color: #ff9900">Dream Land</span> büyülü bir dünyaya açılan kapı gibiydi.</strong></p>
<p style="text-align: justify"><strong>Dream Land çıkışı ya Pizza Hut’ın günümüz ile alakası olmayan pizzasının şimdilerde özlediğimiz lezzeti ya da meşhur <em>Atakule Kumpircileri</em> biz oynamaktan acıkan çocuklar için en güzel seçeneklerdi.</strong></p>
<p style="text-align: justify"><img fetchpriority="high" decoding="async" class="aligncenter wp-image-17078" src="http://lavarla.com/wp-content/uploads/2017/07/CA10Mg-UUAALVXT.png" alt="" width="738" height="738" srcset="https://lavarla.com/wp-content/uploads/2017/07/CA10Mg-UUAALVXT.png 600w, https://lavarla.com/wp-content/uploads/2017/07/CA10Mg-UUAALVXT-200x200.png 200w, https://lavarla.com/wp-content/uploads/2017/07/CA10Mg-UUAALVXT-300x300.png 300w, https://lavarla.com/wp-content/uploads/2017/07/CA10Mg-UUAALVXT-420x420.png 420w" sizes="(max-width: 738px) 100vw, 738px" /></p>
<p style="text-align: justify"><strong>90’larda Ankara dışından misafir geldi mi birçok kimse için ilk durak Anıtkabir ziyaretiydi. Aslanlı Yol&#8217;da fotoğraflar çekilir, misafirler şehirlerine döndükleri zaman gururla anlatırlardı.</strong></p>
<p style="text-align: justify"><img decoding="async" class="aligncenter size-full wp-image-17081" src="http://lavarla.com/wp-content/uploads/2017/07/anıtkabir.jpg" alt="" width="564" height="366" srcset="https://lavarla.com/wp-content/uploads/2017/07/anıtkabir.jpg 564w, https://lavarla.com/wp-content/uploads/2017/07/anıtkabir-300x195.jpg 300w" sizes="(max-width: 564px) 100vw, 564px" /><strong>Hafta sonları Hayvanat Bahçesine, sonrasında Atatürk Orman Çiftliği’ne gidip taptaze süt içip dondurma yemek 90’lar çocuklarının vazgeçilmez lezzetlerindendi.</strong></p>
<p style="text-align: justify"><img decoding="async" class="aligncenter size-full wp-image-17080" src="http://lavarla.com/wp-content/uploads/2017/07/28873492.jpg" alt="" width="3264" height="2448" srcset="https://lavarla.com/wp-content/uploads/2017/07/28873492.jpg 3264w, https://lavarla.com/wp-content/uploads/2017/07/28873492-300x225.jpg 300w, https://lavarla.com/wp-content/uploads/2017/07/28873492-768x576.jpg 768w, https://lavarla.com/wp-content/uploads/2017/07/28873492-1024x768.jpg 1024w, https://lavarla.com/wp-content/uploads/2017/07/28873492-80x60.jpg 80w, https://lavarla.com/wp-content/uploads/2017/07/28873492-265x198.jpg 265w, https://lavarla.com/wp-content/uploads/2017/07/28873492-696x522.jpg 696w, https://lavarla.com/wp-content/uploads/2017/07/28873492-1068x801.jpg 1068w, https://lavarla.com/wp-content/uploads/2017/07/28873492-560x420.jpg 560w" sizes="(max-width: 3264px) 100vw, 3264px" /><strong>Çocukluğu sokaklarda geçmiş bir nesil için nüfus sayımları çok zor geçerdi… O gün evden sayım işlemi bitse bile çıkılmazdı, bugünler memur gelse de sokağa çıkıp oyun oynasak beklentisiyle geçerdi.</strong></p>
<p style="text-align: justify"><strong>Şimdilerde tabelalarına bakarak hasret giderdiğimiz <span style="color: #ff9900">Kavaklıdere</span> ve <span style="color: #ff9900">Akün</span> Sinemaları 90’lar çocuklarının sinema salonu tercihlerinde ilk sıralardaydı.</strong></p>
<figure id="attachment_17083" aria-describedby="caption-attachment-17083" style="width: 3994px" class="wp-caption aligncenter"><img loading="lazy" decoding="async" class="size-full wp-image-17083" src="http://lavarla.com/wp-content/uploads/2017/07/sinema.jpg" alt="" width="3994" height="1994" srcset="https://lavarla.com/wp-content/uploads/2017/07/sinema.jpg 3994w, https://lavarla.com/wp-content/uploads/2017/07/sinema-300x150.jpg 300w, https://lavarla.com/wp-content/uploads/2017/07/sinema-768x383.jpg 768w, https://lavarla.com/wp-content/uploads/2017/07/sinema-1024x511.jpg 1024w, https://lavarla.com/wp-content/uploads/2017/07/sinema-696x347.jpg 696w, https://lavarla.com/wp-content/uploads/2017/07/sinema-1068x533.jpg 1068w, https://lavarla.com/wp-content/uploads/2017/07/sinema-841x420.jpg 841w" sizes="(max-width: 3994px) 100vw, 3994px" /><figcaption id="caption-attachment-17083" class="wp-caption-text">http://yavuziscen.blogspot.com.tr</figcaption></figure>
<p style="text-align: justify"><strong><span style="color: #ff9900">Gençlik Parkı</span> o devasa rengârenk ışıklı oyuncakları ile hafta sonları ve karne aldıktan sonra biz çocuklar için en güzel ödüllerden biriydi.</strong></p>
<p style="text-align: justify"><strong><img loading="lazy" decoding="async" class="aligncenter size-full wp-image-17087" src="http://lavarla.com/wp-content/uploads/2017/07/Genclik_park_-_044_DVD_NTSC.jpg" alt="" width="1200" height="671" srcset="https://lavarla.com/wp-content/uploads/2017/07/Genclik_park_-_044_DVD_NTSC.jpg 1200w, https://lavarla.com/wp-content/uploads/2017/07/Genclik_park_-_044_DVD_NTSC-300x168.jpg 300w, https://lavarla.com/wp-content/uploads/2017/07/Genclik_park_-_044_DVD_NTSC-768x429.jpg 768w, https://lavarla.com/wp-content/uploads/2017/07/Genclik_park_-_044_DVD_NTSC-1024x573.jpg 1024w, https://lavarla.com/wp-content/uploads/2017/07/Genclik_park_-_044_DVD_NTSC-696x389.jpg 696w, https://lavarla.com/wp-content/uploads/2017/07/Genclik_park_-_044_DVD_NTSC-1068x597.jpg 1068w, https://lavarla.com/wp-content/uploads/2017/07/Genclik_park_-_044_DVD_NTSC-751x420.jpg 751w" sizes="(max-width: 1200px) 100vw, 1200px" /></strong></p>
<p style="text-align: justify"><strong>Bazı çocuklar içinse lunapark Demet Parkı&#8217;ydı.</strong></p>
<p style="text-align: justify"><img loading="lazy" decoding="async" class="aligncenter wp-image-17507 " src="http://lavarla.com/wp-content/uploads/2017/08/demetevler-lunapark-e1502354175737.jpg" width="755" height="373" srcset="https://lavarla.com/wp-content/uploads/2017/08/demetevler-lunapark-e1502354175737.jpg 595w, https://lavarla.com/wp-content/uploads/2017/08/demetevler-lunapark-e1502354175737-300x148.jpg 300w, https://lavarla.com/wp-content/uploads/2017/08/demetevler-lunapark-e1502354175737-324x160.jpg 324w" sizes="(max-width: 755px) 100vw, 755px" /></p>
<p style="text-align: justify"><strong>Kütahya Porselen’in yaptırdığı devasa sürahi şeklindeki havuz… Hangimiz bakıp onlarca anlam yüklemedik ki&#8230;</strong></p>
<p style="text-align: justify"><strong><img loading="lazy" decoding="async" class="aligncenter size-full wp-image-17089" src="http://lavarla.com/wp-content/uploads/2017/07/ankara-daki-ucube-yapitlar-i613782-600_800x1024.jpg" alt="" width="800" height="1024" srcset="https://lavarla.com/wp-content/uploads/2017/07/ankara-daki-ucube-yapitlar-i613782-600_800x1024.jpg 800w, https://lavarla.com/wp-content/uploads/2017/07/ankara-daki-ucube-yapitlar-i613782-600_800x1024-234x300.jpg 234w, https://lavarla.com/wp-content/uploads/2017/07/ankara-daki-ucube-yapitlar-i613782-600_800x1024-768x983.jpg 768w, https://lavarla.com/wp-content/uploads/2017/07/ankara-daki-ucube-yapitlar-i613782-600_800x1024-696x891.jpg 696w, https://lavarla.com/wp-content/uploads/2017/07/ankara-daki-ucube-yapitlar-i613782-600_800x1024-328x420.jpg 328w" sizes="(max-width: 800px) 100vw, 800px" />Kuğulu Park’ın çitsiz olup biz çocukların kimi zaman içine düştüğü zamanlardı. O şanslı çocuklardan biri de bendim. Ne yazık ki şimdiki neslin kuğular ve ördeklerle yanlışlıkla da olsa yüzme şansı kalmadı.</strong></p>
<p style="text-align: justify"><strong><img loading="lazy" decoding="async" class="aligncenter size-full wp-image-17091" src="http://lavarla.com/wp-content/uploads/2017/07/kugulu-park-ankara07_800x600.jpg" alt="" width="800" height="600" srcset="https://lavarla.com/wp-content/uploads/2017/07/kugulu-park-ankara07_800x600.jpg 800w, https://lavarla.com/wp-content/uploads/2017/07/kugulu-park-ankara07_800x600-300x225.jpg 300w, https://lavarla.com/wp-content/uploads/2017/07/kugulu-park-ankara07_800x600-768x576.jpg 768w, https://lavarla.com/wp-content/uploads/2017/07/kugulu-park-ankara07_800x600-80x60.jpg 80w, https://lavarla.com/wp-content/uploads/2017/07/kugulu-park-ankara07_800x600-265x198.jpg 265w, https://lavarla.com/wp-content/uploads/2017/07/kugulu-park-ankara07_800x600-696x522.jpg 696w, https://lavarla.com/wp-content/uploads/2017/07/kugulu-park-ankara07_800x600-560x420.jpg 560w" sizes="(max-width: 800px) 100vw, 800px" /><span style="color: #ff9900">Ankara Sirki</span> 90&#8217;larda çocuk olan nesil için tatillerin alternatif eğlencelerinden biriydi. Sosyal medyanın olmayışı ve sirklerdeki koşulları bilmeyişimiz bizleri henüz sirk gerçekleriyle yüzleştirmemişti. </strong></p>
<p style="text-align: justify"><strong><img loading="lazy" decoding="async" class="aligncenter size-full wp-image-17095" src="http://lavarla.com/wp-content/uploads/2017/07/55ea3029f018fbb8f87066ba_800x533.jpg" alt="" width="800" height="533" srcset="https://lavarla.com/wp-content/uploads/2017/07/55ea3029f018fbb8f87066ba_800x533.jpg 800w, https://lavarla.com/wp-content/uploads/2017/07/55ea3029f018fbb8f87066ba_800x533-300x200.jpg 300w, https://lavarla.com/wp-content/uploads/2017/07/55ea3029f018fbb8f87066ba_800x533-768x512.jpg 768w, https://lavarla.com/wp-content/uploads/2017/07/55ea3029f018fbb8f87066ba_800x533-696x464.jpg 696w, https://lavarla.com/wp-content/uploads/2017/07/55ea3029f018fbb8f87066ba_800x533-630x420.jpg 630w" sizes="(max-width: 800px) 100vw, 800px" />Ahlatlıbel’in ilk açıldığı zamanlarda ailece yapılan ziyaretlerde yanındaki Ankara Golf Kulübü’nden golf topu çalmak çocukluğumuzun eğlenceleri arasındaydı.</strong></p>
<p style="text-align: justify"><strong><img loading="lazy" decoding="async" class="aligncenter size-full wp-image-17094" src="http://lavarla.com/wp-content/uploads/2017/07/Kültür-Sosyal_Ahlatlıbelde-Çocuk-Bilim-Şenliği-159.jpg" alt="" width="3602" height="2402" srcset="https://lavarla.com/wp-content/uploads/2017/07/Kültür-Sosyal_Ahlatlıbelde-Çocuk-Bilim-Şenliği-159.jpg 3602w, https://lavarla.com/wp-content/uploads/2017/07/Kültür-Sosyal_Ahlatlıbelde-Çocuk-Bilim-Şenliği-159-300x200.jpg 300w, https://lavarla.com/wp-content/uploads/2017/07/Kültür-Sosyal_Ahlatlıbelde-Çocuk-Bilim-Şenliği-159-768x512.jpg 768w, https://lavarla.com/wp-content/uploads/2017/07/Kültür-Sosyal_Ahlatlıbelde-Çocuk-Bilim-Şenliği-159-1024x683.jpg 1024w, https://lavarla.com/wp-content/uploads/2017/07/Kültür-Sosyal_Ahlatlıbelde-Çocuk-Bilim-Şenliği-159-696x464.jpg 696w, https://lavarla.com/wp-content/uploads/2017/07/Kültür-Sosyal_Ahlatlıbelde-Çocuk-Bilim-Şenliği-159-1068x712.jpg 1068w, https://lavarla.com/wp-content/uploads/2017/07/Kültür-Sosyal_Ahlatlıbelde-Çocuk-Bilim-Şenliği-159-630x420.jpg 630w" sizes="(max-width: 3602px) 100vw, 3602px" />Bitmeyen Kızılay binası inşaatı… Birçok soru işaretini de beraberinde getiriyordu: Acaba ne olacak? Yıkacaklar mı? Biter mi ki seneye? Bitince ne olacakmış?&#8230;</strong></p>
<p style="text-align: justify"><img loading="lazy" decoding="async" class="aligncenter size-full wp-image-17092" src="http://lavarla.com/wp-content/uploads/2017/07/kizilay-binasi-ankara_-137938_800x608.jpg" alt="" width="800" height="608" srcset="https://lavarla.com/wp-content/uploads/2017/07/kizilay-binasi-ankara_-137938_800x608.jpg 800w, https://lavarla.com/wp-content/uploads/2017/07/kizilay-binasi-ankara_-137938_800x608-300x228.jpg 300w, https://lavarla.com/wp-content/uploads/2017/07/kizilay-binasi-ankara_-137938_800x608-768x584.jpg 768w, https://lavarla.com/wp-content/uploads/2017/07/kizilay-binasi-ankara_-137938_800x608-80x60.jpg 80w, https://lavarla.com/wp-content/uploads/2017/07/kizilay-binasi-ankara_-137938_800x608-696x529.jpg 696w, https://lavarla.com/wp-content/uploads/2017/07/kizilay-binasi-ankara_-137938_800x608-553x420.jpg 553w" sizes="(max-width: 800px) 100vw, 800px" /></p>
<p style="text-align: justify"><strong>Sadece Kızılay binası değil, metro inşaatının da bitmesi için beklenen yıllardı. İlk defa Ankara&#8217;da çocukken metroya ya da Ankaray&#8217;a binenler için &#8220;tren&#8221; farklı bir anlam taşımaktaydı.</strong></p>
<figure id="attachment_17504" aria-describedby="caption-attachment-17504" style="width: 726px" class="wp-caption aligncenter"><img loading="lazy" decoding="async" class="wp-image-17504" src="http://lavarla.com/wp-content/uploads/2017/08/90larda-Ankarada-cocukluk-lavarla-ankara-metrosu-1997.jpg" width="726" height="535" srcset="https://lavarla.com/wp-content/uploads/2017/08/90larda-Ankarada-cocukluk-lavarla-ankara-metrosu-1997.jpg 620w, https://lavarla.com/wp-content/uploads/2017/08/90larda-Ankarada-cocukluk-lavarla-ankara-metrosu-1997-300x221.jpg 300w, https://lavarla.com/wp-content/uploads/2017/08/90larda-Ankarada-cocukluk-lavarla-ankara-metrosu-1997-80x60.jpg 80w, https://lavarla.com/wp-content/uploads/2017/08/90larda-Ankarada-cocukluk-lavarla-ankara-metrosu-1997-570x420.jpg 570w" sizes="(max-width: 726px) 100vw, 726px" /><figcaption id="caption-attachment-17504" class="wp-caption-text">Kaynak: <a href="http://fotoanaliz.hurriyet.com.tr/galeridetay/79123/4369/5/ankaranin-metro-tarihcesi" target="_blank" rel="noopener noreferrer">Hürriyet</a></figcaption></figure>
<p><a href="https://lavarla.com/90larda-ankarada-cocuk-olmak/">&lt;span class=&quot;reading-mode-buttons&quot;&gt;&lt;/span&gt;90&#8217;larda Ankara&#8217;da Çocuk Olmak&lt;span class=&quot;reading-mode-buttons&quot;&gt;&lt;/span&gt;</a> yazısı ilk önce <a href="https://lavarla.com">Lavarla - Kültür-Sanat ve Kent Yaşamı</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://lavarla.com/90larda-ankarada-cocuk-olmak/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>1</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Ankara&#8217;nın Heroları: Fantasyland&#8217;in Kralı</title>
		<link>https://lavarla.com/ankaranin-herolari-fantasylandin-krali/</link>
					<comments>https://lavarla.com/ankaranin-herolari-fantasylandin-krali/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Süleyman Can Kurnaz]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 10 May 2017 06:55:56 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Hafıza]]></category>
		<category><![CDATA[Kent]]></category>
		<category><![CDATA[90lar]]></category>
		<category><![CDATA[Ankara]]></category>
		<category><![CDATA[Fantasyland]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://lavarla.com/?p=13828</guid>

					<description><![CDATA[<p><span class="reading-mode-buttons"></span>Gençlik Parkına Opera kapısından girdiğiniz zaman solda kalan boks makinesini hatırlıyor musunuz? Hani kendimizi Karayip Adaları&#8217;nda hissedelim diye zeminine turkuaz muşamba serilmiş ama kendimizi iliklerimize kadar Gençlik Parkı&#8217;nda gibi hissettiren göletin hemen kenarında duran&#8230; O boks makinesinin Önünden Rocky&#8217;e benziyorum. Hatta Rocky&#8217;im diyebilirim. Eye of the Tiger&#8217;ın bütün melodilerini üzerime alınıyorum. Hemen 1 liramı hırsla [&#8230;]</p>
<p><a href="https://lavarla.com/ankaranin-herolari-fantasylandin-krali/">&lt;span class=&quot;reading-mode-buttons&quot;&gt;&lt;/span&gt;Ankara&#8217;nın Heroları: Fantasyland&#8217;in Kralı&lt;span class=&quot;reading-mode-buttons&quot;&gt;&lt;/span&gt;</a> yazısı ilk önce <a href="https://lavarla.com">Lavarla - Kültür-Sanat ve Kent Yaşamı</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p style="text-align: justify;">Gençlik Parkına Opera kapısından girdiğiniz zaman solda kalan boks makinesini hatırlıyor musunuz?</p>
<p style="text-align: justify;">Hani kendimizi Karayip Adaları&#8217;nda hissedelim diye zeminine turkuaz muşamba serilmiş ama kendimizi iliklerimize kadar Gençlik Parkı&#8217;nda gibi hissettiren göletin hemen kenarında duran&#8230; O boks makinesinin Önünden Rocky&#8217;e benziyorum. Hatta Rocky&#8217;im diyebilirim. Eye of the Tiger&#8217;ın bütün melodilerini üzerime alınıyorum. Hemen 1 liramı hırsla gömüyorum makineye. Boks topu gözümün önüne kadar iniyor ve bam! Çakıyorum bütün gücümle.</p>
<p style="text-align: justify;">Tabii top zar zor yukarı çıkıyor, berbat bir skorun dijital ekranda yanmasını turkuaz muşambayla beraber izliyoruz.</p>
<p style="text-align: justify;">Haliyle Rocky olmadığımı hatırlıyorum. Ama bu şehirde Rocky&#8217;ler var. Boks makinesine ya da İvan Drago&#8217;ya yumruk atmasına gerek olmayan Rocky&#8217;ler. Onları Sıhhıye köprüsünün altında tavuk döner yerken, Sakarya&#8217;da hızlı hızlı bir şeyler içerken, Batıkent&#8217;te alışveriş torbalarıyla Gimsa servisi beklerken, otobüslerde öğrenci ücreti uzatıp &#8220;Pasom yok, İstanbul&#8217;da okuyorum abi, öğrenci kartımı göstersem?&#8221; derken, Eskişehir yolunun ne kadar hızlı geliştiğine şaşırırken ya da sadece bir şarkısını bildikleri bir müzisyenin konserinde hemen o şarkı çıksın diye dua ederken görebilirsiniz. Zamanında en hızlı trenlerle ünlü deyimin merro&#8217;su olup gitmişler buralardan. Şimdi geri dönüyorlar. Ankara&#8217;nın Herro&#8217;ları.</p>
<p style="margin: 0cm 0cm 0.0001pt; text-align: justify;"><span style="font-size: 13.5pt; color: black;"> </span></p>
<p style="margin: 0cm 0cm 0.0001pt; text-align: justify;"><img loading="lazy" decoding="async" class="wp-image-13831 alignright" src="http://lavarla.com/wp-content/uploads/2017/04/fantasyland-ankara-90lar-2-e1492066883274-544x1024.jpg" width="317" height="597" srcset="https://lavarla.com/wp-content/uploads/2017/04/fantasyland-ankara-90lar-2-e1492066883274-544x1024.jpg 544w, https://lavarla.com/wp-content/uploads/2017/04/fantasyland-ankara-90lar-2-e1492066883274-159x300.jpg 159w, https://lavarla.com/wp-content/uploads/2017/04/fantasyland-ankara-90lar-2-e1492066883274-768x1447.jpg 768w, https://lavarla.com/wp-content/uploads/2017/04/fantasyland-ankara-90lar-2-e1492066883274-696x1311.jpg 696w, https://lavarla.com/wp-content/uploads/2017/04/fantasyland-ankara-90lar-2-e1492066883274-223x420.jpg 223w, https://lavarla.com/wp-content/uploads/2017/04/fantasyland-ankara-90lar-2-e1492066883274.jpg 1030w" sizes="(max-width: 317px) 100vw, 317px" />Çoğu Ankaralı&#8217;nın hayata karşı ilk sınavını -ve yine bir sınav yüzünden- Kızılay&#8217;da verdiğini biliyorsunuzdur. Ev, okul, mahalle, bakkal arasında dönen yaşam döngüsü &#8220;Kızılay&#8217;da güzel bir dershane varmış,&#8221; cümlesiyle bölünür. Kızılay&#8217;da, gözlerinizi kapatıp işaret parmağınızla herhangi bir yeri işaret ettiğinizde bir dershaneye denk geldiği zamanlarda güzel dershaneler de burada olurdu. Bu dershanelere gidecek olanlarsa çoktan basmıştı metro kartlarını makinelere. Kızılay&#8217;a gidiyorlardı. Bu akvaryumda yaşayan, mütemadiyen ağzından kabarcıklar çıkaran, ne kadar yem atılırsa o kadarını yiyen bir balığı, rafting yapılan deli bir ırmağa bırakmaya benziyordu. En azından öyle hissediliyordu o zamanlar. Metro istasyonlarından çok uzaklaşmadan bu balta girmiş ormanı keşfetmeye çalışıyorduk. Sonraları çoğumuzun yaşadığı gibi bu durum keyif vermeye başladı. Değişik kafeler, kitapçılar, sinemalar, Japonca adımızı hiç zorlanmadan yazabilecek dövmeciler kısaca her şey buradaydı.</p>
<p style="margin: 0cm 0cm 0.0001pt; text-align: justify;">
<p>Fantasyland de bu her şeyin merkezindeydi. Görmüşsünüzdür. Eğer görmediyseniz Kızılay&#8217;da birine Fantasyland&#8217;in nerede olduğunu sorarsanız &#8220;şu köşeyi dönünce hemen solda&#8221; ya da &#8220;şu köşeyi dönünce hemen sağda&#8221; cevabı kadar yakınsınızdır.</p>
<p style="text-align: justify;">Jeton ile çalışan oyun makineleriyle kurulu bu dünyadaki tek sorun; &#8220;jetonumu hangi makineye atacağım?&#8221; olurdu genelde. Şimdilerde para politikası konusunda uzmanlaşmış insanlardan Fantasyland&#8217;de &#8220;Şu makinede 1 jetonla 5 dakika oynarsın ama şu makinede 3. turda 250 puanı geçersen 6 dakika 22 saniye oynayabilirsin,&#8221; gibi cümleleri rahatlıkla duyabilirdiniz o zamanlarda. Deli gibi araba sürmek, bir duvara toslayınca direksiyonun titremesini hissetmek, saçlarımızı Tekken&#8217;deki Paul gibi yapmak, 2 metreden 5 topu ardı ardına potaya sokmak, tabancalarla zombileri kovalamak istiyorduk. Ancak bir amaç uğruna Kızılay&#8217;daydık ve bu amaç oyun oynamak değildi. Bu yüzden Fantasyland&#8217;de geçirdiğimiz zaman cebimizdeki jetonlarla sınırlı olurdu.</p>
<p>Fantasyland bir dünyaydı ve amacı bu dünyada yaşamak olanlar da vardı. Günün her saati orada oldukları için orada yaşadıkları sanılırdı.</p>
<p style="text-align: justify;"><img loading="lazy" decoding="async" class="wp-image-13832 alignleft" src="http://lavarla.com/wp-content/uploads/2017/04/fantasyland-ankara-90lar-e1492066962274-660x1024.jpg" width="309" height="479" srcset="https://lavarla.com/wp-content/uploads/2017/04/fantasyland-ankara-90lar-e1492066962274-660x1024.jpg 660w, https://lavarla.com/wp-content/uploads/2017/04/fantasyland-ankara-90lar-e1492066962274-193x300.jpg 193w, https://lavarla.com/wp-content/uploads/2017/04/fantasyland-ankara-90lar-e1492066962274-768x1192.jpg 768w, https://lavarla.com/wp-content/uploads/2017/04/fantasyland-ankara-90lar-e1492066962274-696x1080.jpg 696w, https://lavarla.com/wp-content/uploads/2017/04/fantasyland-ankara-90lar-e1492066962274-1068x1657.jpg 1068w, https://lavarla.com/wp-content/uploads/2017/04/fantasyland-ankara-90lar-e1492066962274-271x420.jpg 271w, https://lavarla.com/wp-content/uploads/2017/04/fantasyland-ankara-90lar-e1492066962274.jpg 1115w" sizes="(max-width: 309px) 100vw, 309px" />Bir gün güzel dershanelerden birinde dersi bitiriyor, sarı ışıkların altından geçerek kendimizi yine zombi kovalarken buluyorduk. İçeride bir uğultu var, ne olduğunu anlamaya çalışıyoruz. Kanca ile oyuncak ayı alınan makinenin önünde bir kuyruk oluşmuş. Ancak kimse jeton atıp şansını denemiyor, sanki bir şey bekliyorlar. Yanımdaki çocukların fısıldaşmasına kulak veriyorum. &#8220;Evet evet bu o,&#8221; diyordu birisi diğerine. Kimdi bu ?</p>
<p style="text-align: justify;">Ağır adımlarla içeriye girdi. Sağına soluna bakmadan kanca ile oyuncak ayı alınan makineye doğru ilerledi. Bir jeton attı makineye &#8220;Hangisini istiyorsun?&#8221; diye sordu. Bu soruyu kuyrukta bekleyen herkese yöneltti. Kancayı hızlıca aşağı indiriyor ayıyı kavradığı gibi yukarı çekiyordu. Hiç kaçırdığını görmedim. Bu inanılacak gibi değildi sanki eliyle yakalıyor gibi rahat bir havası vardı. Fantasyland&#8217;in kralı ile tanışmam böyle oldu. Müziğin sesi kısılır, en önemli oyunlar yarıda kesilir ve bütün gözler bu görsel şölene çevrilirdi. Kral&#8217;ın şovuna. Halkını kırmaz bütün isteklere cevap verirdi. Sonra mesaisi bitmiş gibi sessizce giderdi. Oyunların High Score kısmında 1.sırada şöyle bir isim bırakarak:  Kral&#8230;</p>
<p style="text-align: justify;">Zamanla beraber Fantasyland&#8217;e gitmemeye başladık. İnternet kafeler 1 jeton parasına daha güzel imkanlar sunuyordu. İnsanlar oyuncak ayıların jeton parasından daha ucuz olduğunu anlayınca kuyruklarda beklemekten vazgeçtiler. Haliyle Kral da bu duruma uzun süre dayanamadı. Çok sonraları bir gün hep geldiği saatte gelmediğini duydum, bir daha da gören ya da duyan olmamış. Arada acaba onu görebilir miyim ya da ondan bir haber alabilir miyim diye gidiyorum, ancak birkaç jeton harcayarak geri çıkıyorum.</p>
<p style="text-align: justify;">Biliyorum Kral, buralarda bir yerdesin. Sen de Fantasyland&#8217;in karşısına geçip bir sigara yakarak eski günleri düşünüyorsun. Eğer bu yazıyı okuyorsan bilmeni isterim ki seni deli gibi özlüyorum. Bana sabaha kadar oyuncak ayı alabilirsin.</p>
<p style="text-align: justify;">Sevgiler.</p>
<hr />
<h5 style="text-align: justify;"><strong>Kerem Ataay&#8217;a bu yazı için pikseller ile hazırladığı görseller için teşekkür ederiz. Daha fazla pikselarta <a href="http://lavarla.com/piksel-kolaji-ile-90lar-yeniden/">buradan</a> göz atabilirsiniz. </strong></h5>
<p><a href="https://lavarla.com/ankaranin-herolari-fantasylandin-krali/">&lt;span class=&quot;reading-mode-buttons&quot;&gt;&lt;/span&gt;Ankara&#8217;nın Heroları: Fantasyland&#8217;in Kralı&lt;span class=&quot;reading-mode-buttons&quot;&gt;&lt;/span&gt;</a> yazısı ilk önce <a href="https://lavarla.com">Lavarla - Kültür-Sanat ve Kent Yaşamı</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://lavarla.com/ankaranin-herolari-fantasylandin-krali/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Sokakların Son Modası: 90’lar ve Grunge Aşk mı Nefret mi?</title>
		<link>https://lavarla.com/sokaklarin-son-modasi-90lar-grunge-ask-mi-nefret-mi/</link>
					<comments>https://lavarla.com/sokaklarin-son-modasi-90lar-grunge-ask-mi-nefret-mi/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Gaye Şahin]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 19 Apr 2017 07:00:32 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Moda]]></category>
		<category><![CDATA[90lar]]></category>
		<category><![CDATA[Ankara]]></category>
		<category><![CDATA[Grunge]]></category>
		<category><![CDATA[Lavarla]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://lavarla.com/?p=13825</guid>

					<description><![CDATA[<p><span class="reading-mode-buttons"></span>90&#8217;larda 80&#8217;lerin modasını takip ederseniz insanlar sizin rüküş olduğunuzu düşünür. 2000&#8217;lerde 90&#8217;ları takip ederseniz hem rüküş hem de biraz yaşlı olduğunuzu düşünür. Ama 2010&#8217;dan sonra 90&#8217;ları takip ederseniz bir stil ikonu bile olabilirsiniz. 80&#8217;lerin hakkını yemek gibi olmasın ama 90&#8217;lar bitince moda camiasındaki sanatçılar içten içe bir oh çekmişlerdi. Pantolon dizlerini yırtmaktan heba olan kızlarımız [&#8230;]</p>
<p><a href="https://lavarla.com/sokaklarin-son-modasi-90lar-grunge-ask-mi-nefret-mi/">&lt;span class=&quot;reading-mode-buttons&quot;&gt;&lt;/span&gt;Sokakların Son Modası: 90’lar ve Grunge Aşk mı Nefret mi?&lt;span class=&quot;reading-mode-buttons&quot;&gt;&lt;/span&gt;</a> yazısı ilk önce <a href="https://lavarla.com">Lavarla - Kültür-Sanat ve Kent Yaşamı</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p style="text-align: justify;">90&#8217;larda 80&#8217;lerin modasını takip ederseniz insanlar sizin rüküş olduğunuzu düşünür. 2000&#8217;lerde 90&#8217;ları takip ederseniz hem rüküş hem de biraz yaşlı olduğunuzu düşünür. Ama 2010&#8217;dan sonra 90&#8217;ları takip ederseniz bir stil ikonu bile olabilirsiniz. 80&#8217;lerin hakkını yemek gibi olmasın ama 90&#8217;lar bitince moda camiasındaki sanatçılar içten içe bir oh çekmişlerdi. Pantolon dizlerini yırtmaktan heba olan kızlarımız pantolonları aldıkları gibi kullanmaya, oduncu gömleğini beline bağlayıp cool olmaya çalışan gencimiz ise üstüne giyip grip olmaktan son anda yırtmıştı. 80&#8217;lerde yazılmaya başlanan rüküşlüğün kitabı 90&#8217;larda şaha kalkmıştı ve 90&#8217;lar modası geçmeye başlayınca bazılarımızın yüzünde minik bir tebessüm oluşmuştu. Gel gelelim ki şu sıralar dergilerdeki modelleri tanımasak, 90&#8217;lardan kalma bir dergiye göz atıyoruz zannedeceğiz. Bir 90&#8217;lar rüzgarı esiyor moda dünyasında. Rüzgarda laf mı adeta kasırga kopuyor.</p>
<p style="text-align: justify;"><img loading="lazy" decoding="async" class="alignnone wp-image-13869" src="http://lavarla.com/wp-content/uploads/2017/04/01-241x300.jpg" alt="" width="356" height="443" srcset="https://lavarla.com/wp-content/uploads/2017/04/01-241x300.jpg 241w, https://lavarla.com/wp-content/uploads/2017/04/01.jpg 320w" sizes="(max-width: 356px) 100vw, 356px" />                 <img loading="lazy" decoding="async" class="wp-image-13870 alignnone" src="http://lavarla.com/wp-content/uploads/2017/04/02-159x300.jpg" alt="" width="235" height="444" srcset="https://lavarla.com/wp-content/uploads/2017/04/02-159x300.jpg 159w, https://lavarla.com/wp-content/uploads/2017/04/02-223x420.jpg 223w" sizes="(max-width: 235px) 100vw, 235px" /></p>
<p style="text-align: justify;">Kate Moss ve Naomi Campbell&#8217;in tahtını sallayan mı demeli yoksa farklı yüz ve vücut hatlarındaki birer moda klonları mı demeli Gigi Hadid ve Kendal Jenner için bilmiyorum. Tabi bir de soğuk güzel Bella Hadid var ki soğuk ve seksi diye tasvir edince Kate&#8217;in klonu olmaya bir adım daha yakın kendileri. Bilinçli midir? Bir algı yönetimi midir? Bu güzeller, ikon manken ablalarına mı özenmektedir? Yoksa sadece bir tesadüf müdür bilinmez ama büyük moda evlerinin 2013-2014 sezonuyla sunmaya başladıkları koleksiyonları, 90&#8217;ların geldiğinin en büyük habercisiydi.</p>
<p style="text-align: justify;"><img loading="lazy" decoding="async" class="alignnone wp-image-13872" src="http://lavarla.com/wp-content/uploads/2017/04/04-300x298.jpg" alt="" width="356" height="354" srcset="https://lavarla.com/wp-content/uploads/2017/04/04-300x298.jpg 300w, https://lavarla.com/wp-content/uploads/2017/04/04-200x200.jpg 200w, https://lavarla.com/wp-content/uploads/2017/04/04-696x692.jpg 696w, https://lavarla.com/wp-content/uploads/2017/04/04-422x420.jpg 422w, https://lavarla.com/wp-content/uploads/2017/04/04.jpg 760w" sizes="(max-width: 356px) 100vw, 356px" />          <img loading="lazy" decoding="async" class="alignnone wp-image-13873" src="http://lavarla.com/wp-content/uploads/2017/04/05-227x300.jpg" alt="" width="268" height="354" srcset="https://lavarla.com/wp-content/uploads/2017/04/05-227x300.jpg 227w, https://lavarla.com/wp-content/uploads/2017/04/05-768x1014.jpg 768w, https://lavarla.com/wp-content/uploads/2017/04/05-776x1024.jpg 776w, https://lavarla.com/wp-content/uploads/2017/04/05-696x919.jpg 696w, https://lavarla.com/wp-content/uploads/2017/04/05-318x420.jpg 318w, https://lavarla.com/wp-content/uploads/2017/04/05.jpg 800w" sizes="(max-width: 268px) 100vw, 268px" /></p>
<p style="text-align: justify;">Dünya neon renkler, kabarık saçlar, vatkalar, diskolar ve çılgın müziklerle 1980&#8217;leri dibine kadar yaşarken Seattle&#8217;lı fakir ama gururlu gençler kaliteli müzik yapmak ve hayal dünyalarını şarkı sözlerine aktarmak için yanıp tutuşuyordu. 1980&#8217;lerin sonlarına doğru melankolik, parasız belki de ümitsiz bu gençler, yetenekleriyle dünyayı yavaş yavaş etkisi altına almaya başladı. Savruk ve salaş yaşam tarzları, özensiz görünen kıyafetleriyle, yeni bir akım yaratmak üzere olduklarının belki de farkında değillerdi.</p>
<p style="text-align: justify;">Seattle bölgesinde başlayıp daha sonra tüm dünyaya yayılan Grunge kültürünün, herkes tarafından bilinen yakışıklı ve cool temsilcisi Kurt Cobain, bu etkiyi yaratacağını düşünmüş müydü acaba? Ya da umrunda mıydı demek daha doğru olur.</p>
<p style="text-align: justify;"><img loading="lazy" decoding="async" class="alignnone wp-image-13874" src="http://lavarla.com/wp-content/uploads/2017/04/06-196x300.jpg" alt="" width="175" height="268" srcset="https://lavarla.com/wp-content/uploads/2017/04/06-196x300.jpg 196w, https://lavarla.com/wp-content/uploads/2017/04/06.jpg 250w" sizes="(max-width: 175px) 100vw, 175px" />     <img loading="lazy" decoding="async" class="alignnone wp-image-13875" src="http://lavarla.com/wp-content/uploads/2017/04/07-300x169.png" alt="" width="476" height="268" srcset="https://lavarla.com/wp-content/uploads/2017/04/07-300x169.png 300w, https://lavarla.com/wp-content/uploads/2017/04/07-768x432.png 768w, https://lavarla.com/wp-content/uploads/2017/04/07-696x391.png 696w, https://lavarla.com/wp-content/uploads/2017/04/07-748x420.png 748w, https://lavarla.com/wp-content/uploads/2017/04/07.png 970w" sizes="(max-width: 476px) 100vw, 476px" /></p>
<p style="text-align: justify;">Nirvana, Soundgarden, Alice in Chains, Mudhoney ve Pearl Jam gibi Seattle çıkışlı gruplar, grunge müziğin ve grunge tarzının hızla yayılmasını sağlayan efsane gruplardı. Aslında 1980&#8217;lerin ortasında çıkan fakat 1990&#8217;larda popülerliği artan ve grunge olarak tanımlanan bu tarzın isim babası Mudhoney grubunun solisti Mark Arm&#8217;dır. 1980&#8217;lerin ortalarında alternatif rock&#8217;ın bir alt türü olarak Seattle&#8217; da ortaya çıkan müzik akımı hardcore punk, heavy metal ve indie rock&#8217;tan etkilenmiş ve tarz olarak agresif, depresif, melankolik hatta umursamaz ve nihilisttir. Bu serseri çocuk grunge müzik, elbetteki kıyafetleri de serseriliğiyle değiştirmiş ve etkisi altına almıştır. Yırtık kotlar, oduncu gömlekler, tozlu ayakkabılar, renk uyumu aranmayan kıyafetler, salaş hatta sarkık kollu hırkalar. Umursamaz, özenilmemiş, önem verilmemiş ya da şimdiki haliyle önem verilmemiş gibi gözüken kıyafetler.</p>
<p style="text-align: justify;"><img loading="lazy" decoding="async" class="aligncenter wp-image-13876 size-full" src="http://lavarla.com/wp-content/uploads/2017/04/08.jpg" width="1023" height="653" srcset="https://lavarla.com/wp-content/uploads/2017/04/08.jpg 1023w, https://lavarla.com/wp-content/uploads/2017/04/08-300x191.jpg 300w, https://lavarla.com/wp-content/uploads/2017/04/08-768x490.jpg 768w, https://lavarla.com/wp-content/uploads/2017/04/08-696x444.jpg 696w, https://lavarla.com/wp-content/uploads/2017/04/08-658x420.jpg 658w" sizes="(max-width: 1023px) 100vw, 1023px" /></p>
<p style="text-align: justify;">90&#8217;ların geri dönüşü elbette ki grunge tarzdan ibaret değil günümüzde. Flanel gömleklerden ya da onları kot şortunun üstüne bağlayan süper modellerden ötesi var.</p>
<p style="text-align: justify;"><img loading="lazy" decoding="async" class="alignnone wp-image-13879" src="http://lavarla.com/wp-content/uploads/2017/04/10-233x300.jpg" alt="" width="326" height="420" srcset="https://lavarla.com/wp-content/uploads/2017/04/10-233x300.jpg 233w, https://lavarla.com/wp-content/uploads/2017/04/10-326x420.jpg 326w, https://lavarla.com/wp-content/uploads/2017/04/10.jpg 500w" sizes="(max-width: 326px) 100vw, 326px" />      <img loading="lazy" decoding="async" class="alignnone wp-image-13880" src="http://lavarla.com/wp-content/uploads/2017/04/11-226x300.jpg" alt="" width="316" height="420" srcset="https://lavarla.com/wp-content/uploads/2017/04/11-226x300.jpg 226w, https://lavarla.com/wp-content/uploads/2017/04/11-317x420.jpg 317w, https://lavarla.com/wp-content/uploads/2017/04/11.jpg 580w" sizes="(max-width: 316px) 100vw, 316px" /></p>
<p style="text-align: justify;"><img loading="lazy" decoding="async" class="alignnone wp-image-13881 " src="http://lavarla.com/wp-content/uploads/2017/04/12-1024x512.jpg" width="726" height="363" srcset="https://lavarla.com/wp-content/uploads/2017/04/12-1024x512.jpg 1024w, https://lavarla.com/wp-content/uploads/2017/04/12-300x150.jpg 300w, https://lavarla.com/wp-content/uploads/2017/04/12-768x384.jpg 768w, https://lavarla.com/wp-content/uploads/2017/04/12-696x348.jpg 696w, https://lavarla.com/wp-content/uploads/2017/04/12-1068x534.jpg 1068w, https://lavarla.com/wp-content/uploads/2017/04/12-840x420.jpg 840w, https://lavarla.com/wp-content/uploads/2017/04/12.jpg 1600w" sizes="(max-width: 726px) 100vw, 726px" /></p>
<p style="text-align: justify;">Öncelikle süper model kavramı 90&#8217;larda nasılsa şimdi de öyle. Adriana Lima&#8217;lar da Giselle Bünchen&#8217;ler de olduğu gibi çoluğa çocuğa karışan, örnek yaşamlarıyla magazine çok da malzeme olamayan değil de, Kate Moss gibi Naomi Campel gibi elinde sigara, çılgın partilerde pozlar veren, göğüslerini sergileyen, transparan kıyafetler giyip sokaklarda gezen, dilini çıkarıp poz veren, 90&#8217;ların grungieleri geri döndü. Grunge&#8217;ın çıkışını düşününce, bu insanları şu an grungie diye anmak biraz garip geliyor elbette ki.</p>
<p style="text-align: justify;"><img loading="lazy" decoding="async" class="aligncenter wp-image-13878 size-full" src="http://lavarla.com/wp-content/uploads/2017/04/09.jpg" width="1080" height="519" srcset="https://lavarla.com/wp-content/uploads/2017/04/09.jpg 1080w, https://lavarla.com/wp-content/uploads/2017/04/09-300x144.jpg 300w, https://lavarla.com/wp-content/uploads/2017/04/09-768x369.jpg 768w, https://lavarla.com/wp-content/uploads/2017/04/09-1024x492.jpg 1024w, https://lavarla.com/wp-content/uploads/2017/04/09-696x334.jpg 696w, https://lavarla.com/wp-content/uploads/2017/04/09-1068x513.jpg 1068w, https://lavarla.com/wp-content/uploads/2017/04/09-874x420.jpg 874w" sizes="(max-width: 1080px) 100vw, 1080px" /></p>
<p style="text-align: justify;">Nirvana&#8217;nın Seattle&#8217;de sadece müzik yapmak istiyoruz, yetenekliyiz, depresifiz, melankoliğiz ve kıyafetlerimiz hiç umrumuzda değil tavrının bir tarza dönüşeceği ve bir gün kendiliğinden yırtılmış pantolonlarıyla gezen, gerçek grungielere özenen sevgili zenginlerin pantolonlarını yırtıp, t-shirtlerini keseceği kimin aklına gelirdi ki. Güzel müzikten doğan, cool adamların yarattığı bu hayat tarzı feci halde moda oldu. 20 sene sonra yine gündeme oturdu ve milyon dolarlık süper modeller, onların bu akımını kıyafetleriyle arzı endam etti. Etmeye de devam ediyor. Herkes Rihanna&#8217;yı taklit ediyor herkes Gigi&#8217;nin croptoplarını alıyor, Kendall&#8217;a çılgınca yakışan choker kolyeleri arıyor, Cara Delevingne&#8217;nin kıyafetlerini Instagram&#8217;dan takip ediyor.</p>
<p style="text-align: justify;"><img loading="lazy" decoding="async" class="aligncenter wp-image-13882 " src="http://lavarla.com/wp-content/uploads/2017/04/14.jpg" width="700" height="629" srcset="https://lavarla.com/wp-content/uploads/2017/04/14.jpg 634w, https://lavarla.com/wp-content/uploads/2017/04/14-300x269.jpg 300w, https://lavarla.com/wp-content/uploads/2017/04/14-468x420.jpg 468w" sizes="(max-width: 700px) 100vw, 700px" /></p>
<p style="text-align: justify;"><img loading="lazy" decoding="async" class="aligncenter wp-image-13883 " src="http://lavarla.com/wp-content/uploads/2017/04/15.jpg" width="704" height="352" srcset="https://lavarla.com/wp-content/uploads/2017/04/15.jpg 980w, https://lavarla.com/wp-content/uploads/2017/04/15-300x150.jpg 300w, https://lavarla.com/wp-content/uploads/2017/04/15-768x384.jpg 768w, https://lavarla.com/wp-content/uploads/2017/04/15-696x348.jpg 696w, https://lavarla.com/wp-content/uploads/2017/04/15-840x420.jpg 840w" sizes="(max-width: 704px) 100vw, 704px" /></p>
<p style="text-align: justify;">E hani sevmemiştik? Hani doksanlar bitince mutlu olmuştuk? Hani o yıllardaki halimize bakıp bakıp ay ne kadar rüküşüm diyorduk? İşte olan oldu. Moda dünyası yine yaptı yapacağını ve çok değil birkaç sene önce &#8220;Aman tanrım çok rüküş!&#8221; dediğimiz her şey şimdi gözümüze harika gözüküyor. Bu oyuna her seferinde kanıyoruz. Ne kadar modayı takip etmiyorum desek de, bir şekilde kendimizi içinde buluveriyoruz. Kendall Jenner mı? &#8220;A yok ben sadece belgesel-jazz&#8221; desek bile kendimizi çizgili kazaklar alırken koyu renk rujlar sürerken buluyoruz.</p>
<p style="text-align: justify;">Seattle&#8217;lı müzisyenlerin düzene uymayan kirli Converse’leri ve yırtık tshirtleri vardı. Tarzı reddeden, düzenin parçası olmak istemeyen grungieleri, düzen bir tarza dönüştürdü. Adamların kemikleri sızlıyor mudur acaba? Düzene uymayacağız farklıyız biz derken adamları moda tarihinin en çok tekrarlanan tarzı yaptık. E n&#8217;apalım? Birkaç sene önce eski fotoğraflara bakarken ne kadar ağız burun büktüysek de grunge harika bir tarz. Rahat salaş ve özgür. Hem seksi hem rahat olabildiğimiz, ayrıca yüksek bel pantolonlarla daha zayıf gözükebildiğimiz için, hiç olmasa da 20 senede bir grunge tarza tekrar döneceğimiz aşikar. Yetişemediğimiz hippi özgürlüğünü grunge ile harmanlayıp, 2010&#8217;lardan itibaren dönüştürerek ama asla vazgeçmeyerek, bu akımı sürdürmeye çalışıyoruz. Kimse bizi oduncu gömleklerimizden ve yüksek bel pantolonlarımızdan koparamaz.</p>
<p style="text-align: justify;">Yaşasın Grunge!</p>
<p><a href="https://lavarla.com/sokaklarin-son-modasi-90lar-grunge-ask-mi-nefret-mi/">&lt;span class=&quot;reading-mode-buttons&quot;&gt;&lt;/span&gt;Sokakların Son Modası: 90’lar ve Grunge Aşk mı Nefret mi?&lt;span class=&quot;reading-mode-buttons&quot;&gt;&lt;/span&gt;</a> yazısı ilk önce <a href="https://lavarla.com">Lavarla - Kültür-Sanat ve Kent Yaşamı</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://lavarla.com/sokaklarin-son-modasi-90lar-grunge-ask-mi-nefret-mi/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Ankara Gecekondu Sokak Oyunları 90&#8217;lar</title>
		<link>https://lavarla.com/ankara-gecekondu-sokak-oyunlari-90-lar/</link>
					<comments>https://lavarla.com/ankara-gecekondu-sokak-oyunlari-90-lar/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Süleyman Can Kurnaz]]></dc:creator>
		<pubDate>Sat, 25 Feb 2017 07:25:23 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Kent]]></category>
		<category><![CDATA[Yaşam]]></category>
		<category><![CDATA[90lar]]></category>
		<category><![CDATA[Sokak Oyunları]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://lavarla.com/?p=11462</guid>

					<description><![CDATA[<p><span class="reading-mode-buttons"></span>Ankara gecekondu semtlerinde oynanan milyon tane oyun vardır. Top vardır mesela (dünya dilinde futbol olarak bilinir), kelle vardır, tıp vardır, sadece oynayan çocukları kaçırsa da kızkaçıran vardır, külah vardır, şu an sizin aklınıza gelip, benim de sonradan “aaa bu da vardır” diyeceğim daha milyon tane oyun vardır. Ortak düşmanları, 2000’lerin başında Counter Strike ve Half [&#8230;]</p>
<p><a href="https://lavarla.com/ankara-gecekondu-sokak-oyunlari-90-lar/">&lt;span class=&quot;reading-mode-buttons&quot;&gt;&lt;/span&gt;Ankara Gecekondu Sokak Oyunları 90&#8217;lar&lt;span class=&quot;reading-mode-buttons&quot;&gt;&lt;/span&gt;</a> yazısı ilk önce <a href="https://lavarla.com">Lavarla - Kültür-Sanat ve Kent Yaşamı</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p style="text-align: justify;">Ankara gecekondu semtlerinde oynanan milyon tane oyun vardır. Top vardır mesela (dünya dilinde futbol olarak bilinir), kelle vardır, tıp vardır, sadece oynayan çocukları kaçırsa da kızkaçıran vardır, külah vardır, şu an sizin aklınıza gelip, benim de sonradan “aaa bu da vardır” diyeceğim daha milyon tane oyun vardır. Ortak düşmanları, 2000’lerin başında Counter Strike ve Half Life ile kondularımıza giren internet kafeler olan bu güzel oyunlardan, yakından tanıdığım birkaç tanesini anlatayım.</p>
<h4 style="text-align: justify;"><strong>Simit ve Zın Dır Zınba</strong></h4>
<p style="text-align: justify;"><u><img loading="lazy" decoding="async" class=" wp-image-11695 aligncenter" src="http://lavarla.com/wp-content/uploads/2017/02/sokak-oyunlari-90lar-simit-lavarla-ankara-1024x576.jpg" alt="" width="725" height="408" srcset="https://lavarla.com/wp-content/uploads/2017/02/sokak-oyunlari-90lar-simit-lavarla-ankara-1024x576.jpg 1024w, https://lavarla.com/wp-content/uploads/2017/02/sokak-oyunlari-90lar-simit-lavarla-ankara-300x169.jpg 300w, https://lavarla.com/wp-content/uploads/2017/02/sokak-oyunlari-90lar-simit-lavarla-ankara-768x432.jpg 768w, https://lavarla.com/wp-content/uploads/2017/02/sokak-oyunlari-90lar-simit-lavarla-ankara-696x392.jpg 696w, https://lavarla.com/wp-content/uploads/2017/02/sokak-oyunlari-90lar-simit-lavarla-ankara-1068x601.jpg 1068w, https://lavarla.com/wp-content/uploads/2017/02/sokak-oyunlari-90lar-simit-lavarla-ankara-747x420.jpg 747w, https://lavarla.com/wp-content/uploads/2017/02/sokak-oyunlari-90lar-simit-lavarla-ankara.jpg 1920w" sizes="(max-width: 725px) 100vw, 725px" /><br />
</u>Simit ve Zın Dır Zınba&#8217;yı birbirine benzeyen oyunlar olduğu için iç içe yazabiliriz. Biri diğerinin en fazla bir üst modeli olabilir. Öncelikle simitten bahsedelim. İsminin nereden geldiği hakkında çeşitli söylentiler vardır. İlk söylenti; sadece simit kelimesinin etimolojik yapısı ile ilgilenen alelade seçilmiş bir isim olduğudur. Diğer söylenti ise Ankara simidinin pekmeze batırılmasıyla ilgili. Oyun gözünüzün önüne gelene kadar pekmez ile bir bağlantı kuramayabilirsiniz. Ancak simit, biraz da adamın pekmezini akıtmaya dayalı bir oyundur. 43 numara ayakkabıların sığamayacağı kadar küçük bir çember tebeşir yardımıyla asfalta çizilir. &#8220;Yeşil tuttum Allah bir&#8221;,  &#8221; Son çöken ebe&#8221; gibi cümleler; en uzağa tükürme gibi aktiviteler ile ebe seçilir. Kuralları basittir. Dokunulmazlık kalkanı olarak da düşünebileceğimiz çemberin içinden başlar oyun. Ebe, çemberden &#8220;Siimiiiiiiiiitttttt&#8221; diyerek çıkar. Amacı nefesi tükenmeden birisine dokunabilmektir. Dokunduğu kişi yeni ebe olur ve dokunulmazlık kalkanına yani çembere ulaşana kadar dayak yeme tehlikesi ile karşı karşıyadır. Tekme ve tokat serbesttir. Bazı çetin mahallelerde diz ve sağ kroşe de serbesttir. Ebe, nefesi tükendiğinde birisine dokunamadıysa bu sefer çembere ulaşana kadar kendisi dayak yer. Genelde tatsız biten bu oyun çok uzun sürmez.</p>
<p style="text-align: justify;">Zın dır zınba ise, mantık olarak simit ile aynıdır. Sadece çemberden sağ ayakla çıkıldığında senkronize şekilde &#8220;Zın,&#8221; sol ayakla birlikte &#8220;Dır,&#8221; ve tekrar sağ ayakla beraber &#8220;Zınba,&#8221; denildikten sonra tek ayak üstünde kovalamaca başlar. Ebe, tek ayak üzerinde mücadele verdiği için kovalamaca alanı dardır. Bu oyunda da ebenin nefesinin tükenmesi yerine yorulması beklenir. Sonu ise simit ile aynıdır.</p>
<h4 style="text-align: justify;"><strong>Sigara Kağıdı</strong></h4>
<p><img loading="lazy" decoding="async" class=" wp-image-11696 aligncenter" src="http://lavarla.com/wp-content/uploads/2017/02/sigara.jpg" alt="" width="729" height="547" srcset="https://lavarla.com/wp-content/uploads/2017/02/sigara.jpg 640w, https://lavarla.com/wp-content/uploads/2017/02/sigara-300x225.jpg 300w, https://lavarla.com/wp-content/uploads/2017/02/sigara-80x60.jpg 80w, https://lavarla.com/wp-content/uploads/2017/02/sigara-265x198.jpg 265w, https://lavarla.com/wp-content/uploads/2017/02/sigara-560x420.jpg 560w" sizes="(max-width: 729px) 100vw, 729px" /></p>
<p style="text-align: justify;">Sigara kağıdı oyunu bir yaratıcılık eseridir. Çevreye hatta insanlığa katkısı tartışılmalıdır. Oyunun bütün materyalleri simit oyunundan geriye kalmış yorgun bir çember ve kirli sokaklardır. Bu sokaklara saçılmış boş sigara paketleri de oyunumuzun öznesidir. Her somut kavramın elde edilme derecesine göre bir değeri vardır. Sigara kağıtları da özelliklerine göre bir değer alır. Mesela Marlboro&#8217;yı altın, Winston&#8217;u gümüş, L&amp;M&#8217;yi bakır olarak düşünebilirsiniz. Sigara kutuları jelatinden sıyrılır, taş yardımıyla paraya benzetilmeye çalışılır. Benzer de&#8230; Tomar tomar sigara kağıdı olan gençlerin saygı gördüğü bu sokaklarda oyun iki kişi arasında oynanır. Rakip çembere riske ettiği kağıtları bırakır. Örnek vermek gerekirse rakibin 2 adet Muratti, 1 adet Yeni Harman (bu da altın kategorisindedir) koyduğunu düşünelim. Bu kağıtlara denk gelecek kağıtlar koymak gerekir. Mesela 3 adet Winston, 1 adet Maltepe güzel bir oyunun habercisi olabilir. Sonra sigara kağıtları çemberin içine dizilir. Burada önem taşıyan konu en değerli kağıdın en alta konmasıdır. Bu verdiğimiz örnek için en alta Yeni Harman, onun üstüne Maltepe, onun üstüne Murattiler ve hepsinin üstüne Winstonlar dizilir. Böyle olmasının nedeni,  en değerli kağıtların elde edilmesinin zor olması gerektiğidir. Oyunun diğer önemli konusu sigara kağıtlarını çemberden çıkarmamızı sağlayacak mermer taşlardır. Kaygan, pürüzsüz ve bir ucunun sivri olması önemlidir. Çembere 10 adım uzaklıktan her kim sigara kağıtlarını çemberden çıkartmayı başarırsa kral odur. Parmağının ucunu yalar, para sayar gibi kağıtlarını sayıp kayıplara karışır. Yeni Harman 5 karat pırlantadır bu arada.</p>
<h4 style="text-align: justify;"><strong>Tornet</strong></h4>
<p style="text-align: justify;"><img loading="lazy" decoding="async" class="wp-image-11697 aligncenter" src="http://lavarla.com/wp-content/uploads/2017/02/IMG_1414.jpg" alt="" width="705" height="529" srcset="https://lavarla.com/wp-content/uploads/2017/02/IMG_1414.jpg 800w, https://lavarla.com/wp-content/uploads/2017/02/IMG_1414-300x225.jpg 300w, https://lavarla.com/wp-content/uploads/2017/02/IMG_1414-768x576.jpg 768w, https://lavarla.com/wp-content/uploads/2017/02/IMG_1414-80x60.jpg 80w, https://lavarla.com/wp-content/uploads/2017/02/IMG_1414-265x198.jpg 265w, https://lavarla.com/wp-content/uploads/2017/02/IMG_1414-696x522.jpg 696w, https://lavarla.com/wp-content/uploads/2017/02/IMG_1414-560x420.jpg 560w" sizes="(max-width: 705px) 100vw, 705px" /></p>
<p style="text-align: justify;">Tornet bir oyun mudur tam olarak bilmiyorum. Çünkü ciddi bir iştir. Ciddi olan bir şeyin oyun olabilmesi konusunu insandan insana bırakarak sağ dizime bakıyorum. Sağlam sızlıyor&#8230; Tornet, dikdörtgen bir tahtayı dik kesen iki sopaya, şimdilerde rulman denilen o zamanlarda bilya olarak anılan tekerleklerin çivilenmesi ile oluşan bir araçtır. Günümüzün kaykayı olarak adlandırabiliriz. Kaykaydan farkı dağlardır. Pek yakışıklı değildir, zanaat ister. Mühendisi, torneti kullanacak çocuktur. Aşınmış asfaltın üzerinde kulakları tırmalayan güçlü bir ses çıkarır. Tornet sürmek için aşağı mahalle ya da yukarı mahallelerden birinde yaşıyor olmak ön koşuldur. Çünkü tornet, bir yokuştan aşağı gidilirse inanılmaz bir haz verir. Nefis yarışlar bu yokuşlarda cereyan eder. Üzerine oturduğumuz tahtanın altına bir çivi ile monte edilen takoz ise fren görevi görür. Günümüzün mühendisleri ya da akıllı bireyleri zamanında bu takoz konusuna önem vermiştir. Ben takozun yokuştan aşağı yaklaşık 50-60 km. hıza ulaşabilen bir alette gereksiz olduğunu düşünmüştüm. Şimdi o günlerde verdiğim bu mükemmel kararı düşününce sağ dizime bakıyorum. Hala sağlam sızlıyor&#8230;</p>
<h4 style="text-align: justify;"><strong>Futbolcu Kartları</strong></h4>
<p style="text-align: justify;"><img loading="lazy" decoding="async" class=" wp-image-11698 aligncenter" src="http://lavarla.com/wp-content/uploads/2017/02/futbolcu.jpg" alt="" width="717" height="521" srcset="https://lavarla.com/wp-content/uploads/2017/02/futbolcu.jpg 564w, https://lavarla.com/wp-content/uploads/2017/02/futbolcu-300x218.jpg 300w, https://lavarla.com/wp-content/uploads/2017/02/futbolcu-324x235.jpg 324w" sizes="(max-width: 717px) 100vw, 717px" /></p>
<p style="text-align: justify;">Futbolcu kartı konusu genel bir kavramdır. Dünyanın her yerinde futbolcu kartları  biriktiren, oynayan çocuklar vardır. Bu kartlar da bunun için üretilmiştir. Ancak bizim çocuklar için bu konu biraz farklıdır. Kartın üstündeki sporcularla ilgilendiklerini hatta şöyle alıcı gözle tanıdıklarını sanmıyorum. Bu sokaklarda en büyük topçular, kartların üstünde değil aşağı mahallelerde olur&#8230; “Elde mi yerde mi?” sorusu bu oyunun ulusal marşı gibidir, oyuna başlamadan önce usulen sorulur. Elde denilirse ismiyle müsemma elde, yerde denilirse düz bir zeminde oynanır. Sadece dört büyük takımın (Oysa Ankaragücü 2001 yılında bu dört takımı da yenmiştir) kartları basıldığı için bu kartları iskambil kağıdı gibi düşünebilirsiniz. Kırmızı, siyah, mavi ve bordo kartlar karışık şekilde karılır. Kartlar, hem rakibin hem de kartı atanın göremeyeceği şekilde ters tutularak oyuna başlanır. Yere açılan kartın rengi neyse ağızla tekrar etmek işin heyecanıdır. Mantığı milli oyunumuz pişti gibidir, kırmızının üstüne kırmızı, mavinin üstüne mavi atan kartları alır. Zamanla bu kartlar eskiyince, daha doğrusu Pikachu ve dostları ufak tasoların içinde mahallelere sızınca, unutulmaya yüz tutmuş, ufak bir anne suikasti ile sigara kağıtlarının yanına, çöp kovalarına atılmıştır&#8230;</p>
<p>Kapak fotoğrafı: Oğulcan Karaoğlu</p>
<p><a href="https://lavarla.com/ankara-gecekondu-sokak-oyunlari-90-lar/">&lt;span class=&quot;reading-mode-buttons&quot;&gt;&lt;/span&gt;Ankara Gecekondu Sokak Oyunları 90&#8217;lar&lt;span class=&quot;reading-mode-buttons&quot;&gt;&lt;/span&gt;</a> yazısı ilk önce <a href="https://lavarla.com">Lavarla - Kültür-Sanat ve Kent Yaşamı</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://lavarla.com/ankara-gecekondu-sokak-oyunlari-90-lar/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
