<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Pandemi arşivleri - Lavarla - Kültür-Sanat ve Kent Yaşamı</title>
	<atom:link href="https://lavarla.com/etiket/pandemi/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://lavarla.com/etiket/pandemi/</link>
	<description>Lavarla için her insan ve her hikaye, ucundan Ankara&#039;ya dokunuyorsa anlatmaya değerdir.</description>
	<lastBuildDate>Fri, 15 Apr 2022 08:21:48 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	<generator>https://wordpress.org/?v=6.8.2</generator>

<image>
	<url>https://lavarla.com/wp-content/uploads/2024/05/fav-150x150.png</url>
	<title>Pandemi arşivleri - Lavarla - Kültür-Sanat ve Kent Yaşamı</title>
	<link>https://lavarla.com/etiket/pandemi/</link>
	<width>32</width>
	<height>32</height>
</image> 
	<item>
		<title>Pandemide Üretkenlik Meselesi VIII: Nur Sağlamer ve Birsen Küpeli Kara</title>
		<link>https://lavarla.com/pandemide-uretkenlik-meselesi-viii-nur-saglamer-ve-birsen-kupeli-kara/</link>
					<comments>https://lavarla.com/pandemide-uretkenlik-meselesi-viii-nur-saglamer-ve-birsen-kupeli-kara/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Necati Yalçın]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 13 Apr 2022 07:47:31 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Meseleler]]></category>
		<category><![CDATA[Covid-19]]></category>
		<category><![CDATA[Pandemi]]></category>
		<category><![CDATA[Pandemide üretmek]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.lavarla.com/?p=119034</guid>

					<description><![CDATA[<p><span class="reading-mode-buttons"></span>“Boş zaman, endişeliler için ölümcüldür. Çok şükür endişelerim de boş zamanım da yok!” Jon Stewart Boş zaman… Kimi boş zaman bulamamaktan yakınırken kimi dolduramamaktan. Derken pandemi çıktı, alışkanlıklar ister istemez değişiverdi. Maske, hijyen veya sosyal mesafe türlü zorluklarla artık hayatımızda öncelikli hale geliverdi! Ve her şeye rağmen umutsuzluğa kapılmamak, çalışmak, üretmek… Pandemide Üretkenlik Meselesi yazı [&#8230;]</p>
<p><a href="https://lavarla.com/pandemide-uretkenlik-meselesi-viii-nur-saglamer-ve-birsen-kupeli-kara/">&lt;span class=&quot;reading-mode-buttons&quot;&gt;&lt;/span&gt;Pandemide Üretkenlik Meselesi VIII: Nur Sağlamer ve Birsen Küpeli Kara&lt;span class=&quot;reading-mode-buttons&quot;&gt;&lt;/span&gt;</a> yazısı ilk önce <a href="https://lavarla.com">Lavarla - Kültür-Sanat ve Kent Yaşamı</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p style="text-align: right;"><em>“Boş zaman, endişeliler için ölümcüldür. Çok şükür endişelerim de boş zamanım da yok!”<br />
</em><strong>Jon Stewart</strong></p>
<p>Boş zaman…<br />
Kimi boş zaman bulamamaktan yakınırken kimi dolduramamaktan. Derken pandemi çıktı, alışkanlıklar ister istemez değişiverdi.<br />
Maske, hijyen veya sosyal mesafe türlü zorluklarla artık hayatımızda öncelikli hale geliverdi! Ve her şeye rağmen umutsuzluğa kapılmamak, çalışmak, üretmek…</p>
<p>Pandemide Üretkenlik Meselesi yazı dizisi iki ressam ile sürüyor. Pek çok şey değişse de boş zaman endişesi hiç yaşamayan, hep çalışan ve harika eserler üreten iki sanatçıyla: Nur Sağlamer ve Birsen Küpeli Kara.</p>
<h2>Nur Sağlamer-Ressam</h2>
<p><img fetchpriority="high" decoding="async" class="aligncenter wp-image-119035 " src="https://netreklam.net/wp-content/uploads/2022/04/Resim1-2.png" alt="nur sağlamer" width="722" height="345" srcset="https://lavarla.com/wp-content/uploads/2022/04/Resim1-2.png 797w, https://lavarla.com/wp-content/uploads/2022/04/Resim1-2-300x143.png 300w, https://lavarla.com/wp-content/uploads/2022/04/Resim1-2-768x367.png 768w" sizes="(max-width: 722px) 100vw, 722px" /></p>
<p><em>Bir türlü bitmeyen, ne zaman biteceği kestirilemeyen pandemi öncesinde ne yapıyordunuz? </em></p>
<p>Heyecanla <a href="http://www.mustafaayazmuzesi.com/pPages/pGallery.aspx?pgID=530&amp;section=1&amp;lang=TR&amp;bhcp=1" target="_blank" rel="noopener">Mustafa Ayaz Müzesi ve Kültür Merkezi</a>’nde açacağım kişisel sergime hazırlanıyordum. 2021 Şubat diye planlanmıştı ama şu an tarih belirleyemiyoruz. (Son bilgiyi paylaşalım, sergi tarihi 30 Kasım-11 Aralık 2022 olarak belli oldu.)</p>
<p><em>Pandeminin ilk zamanlarında ne hissettiniz, çalışmalarınıza etkisi nasıl oldu? </em></p>
<p>Geleceği görememek, plan, program yapamamak, belirsizlik beni her zaman olumsuz etkiler. Yine resim yapıyorum, çalışıyorum kendimi daha ileri taşımak için uğraşıyorum ama kafamın bir yerinde bitmek bilmeyen gelecekle ilgili sorular uzun süreli yoğunlaşmamı engelliyor.</p>
<p><em>Pandeminin ilk günlerinden bugüne, yaptıklarınızda bir değişiklik oldu mu? </em></p>
<p>Bu dönemde yine de birçok konuda kendimi şanslı hissediyorum. Çünkü Antalya’da bir köyde, geniş bir bahçesi olan evimde yaşıyorum. Uzun zamandır aklımda olan bir konuya ağırlık verebildim. Ekoprint (Botanik baskı) çalışmaları yapıyorum. Doğanın içinde yaşayınca, doğayla ortak çalışmak beni çok rahatlatıyor. Ekoprint ile tablolar yapmaya başladım. Doğa sürprizlerle dolu. Her bitki size yeni ve farklı bir renk, bir figür hediye ediyor. Örneğin, okaliptüs yapraklarından martılar, gazanya yapraklarından, eğrelti otlarından orman yaratabiliyorsunuz. Müthiş güzel bir duygu bu. Bütün bunları suluboya kâğıtlarına yapabildiğim gibi ipek kumaş üzerine, keçeye hatta deriye yapabiliyorum. Bu ürünleri işlevsel hale getirmek de mümkün oluyor. Ben resmin sadece duvarda asılı olmasını değil her yerde olmasını, taşınabilmesini seviniyorum.</p>
<p><em>Salgın, sizin yaşama bakış açınızda moral değerler açısından ne gibi etkiler yarattı? </em></p>
<p>İlk başında doğal olarak bir şok yaşadım. Gözüm, kulağım TV&#8217;de uzmanların yapacağı açıklamalardaydı. Bir panik dönemi yaşadım ancak bir başıma değiştiremeyeceğim durumları kabullenmek ve buna göre tavır almak, hayatımı yönlendirmek zorunda olduğumu düşündüm. Ancak ailemi, sevdiklerimi kaybetme korkusunu ise üzerimden atmak mümkün olamıyor. Ülkemin durumunu düşündükçe üzgün ve kızgınım. Zaten var olan ekonomik krizin üzerine pandeminin yarattıkları ve iyi yönetilememek hatta yanlışlıklarda ısrar etmek ise çileden çıkartıyor beni.</p>
<p><em>“Şu pandemi bir bitse, şunu yapacağım!” dediğiniz planlarınız neler? </em></p>
<p>İlk yapacağım, sevdiklerimi görmek, sımsıkı sarılmak için seyahate çıkmak ve şehir, şehir dağ tepe demeden ülkemi gezmek. Moral depoladıktan sonra sergim için sıkı bir çalışma için atölyeme kapanmak.</p>
<p><em>Pandemi dönemi ve sosyal medya bağlantısı hakkında ne düşünüyorsunuz? </em></p>
<p>Bu dönemde sosyal medyayı daha fazla takip etmek ve kullanmak mümkün oldu hatta bir gereklilik oluştu. Birçok ressam gibi ben de eserlerimi sosyal medyada paylaştım ve paylaşıyorum. Bir sergi açtığınızda o şehrin insanlarına yönelik oluyor, oysa sosyal medyada dünyanın dört bir yanından takip ediliyorsunuz ve takip ediyorsunuz. Hiç karşı karşıya gelmediğiniz bir sanatçı resimleriniz hakkında yorum yapabiliyor, iletişim halinde olabiliyorsunuz. Ayrıca bazı duayen sanatçılarımızın söyleşi videoları yayınlandı ve zevkle izledim. Bu sanatçılarımızın söyleşilerinin kayıt altına alınmış olması da gelecek nesiller için çok anlamlı ve faydalı oldu, oluyor. Keşke bu kayıtlar çok önceki sanatçılarla da olsaydı da biz de izleyebilme şansına erişmiş olsaydık. Pandemi bu gidişle ne zaman biter biter bilemiyorum ama bittiğinde de bu söyleşiler devam etmeli ve herkes o üstatların düşüncelerini kendi sesinden, nefesinden dinleyebilmeli. Bu kayıtlar tarihe not düşmektir diye düşünüyorum.</p>
<h2>Birsen Küpeli Kara-Ressam</h2>
<p><img decoding="async" class="aligncenter wp-image-119039 " src="https://netreklam.net/wp-content/uploads/2022/04/Resim1-min.png" alt="" width="784" height="340" srcset="https://lavarla.com/wp-content/uploads/2022/04/Resim1-min.png 879w, https://lavarla.com/wp-content/uploads/2022/04/Resim1-min-300x130.png 300w, https://lavarla.com/wp-content/uploads/2022/04/Resim1-min-768x333.png 768w, https://lavarla.com/wp-content/uploads/2022/04/Resim1-min-800x347.png 800w" sizes="(max-width: 784px) 100vw, 784px" /></p>
<p><em>Bir türlü bitmeyen, ne zaman biteceği kestirilemeyen pandemi öncesinde ne yapıyordunuz?</em></p>
<p>Aklımızdaki ve hayatımızdaki her şeyin alt üst olduğu, bir bilim kurgu filmi niteliğindeki pandemi öncesi günler, şimdi bana ulaşılmaz bir hayal gibi geliyor. Tabii ki bu zorlu süreç öncesi yaşantımızla, şimdiki yaşantımız arasında oldukça farklı ve olağanüstü bir evre var.</p>
<p>Salgından önce yaşadığımız normal hayatımızda ailemizle ve sevdiklerimizle kalabalık sofralarda buluşurduk. Marketten aldığım ürünleri dezenfekte etmiyordum, ellerimi defalarca yıkamıyordum. Apartmanın kapısını tişörtümle açmıyordum, insan görünce kaçmıyordum. Yüzlerce kişiyle birlikte sergi ve fuar salonlarında buluşurduk. Pandemiden önce uçağa, trene, dolmuşa binerdim. Yurt dışında ve yurt içinde sanat etkinliklerine katılırdım. Atölyeme sık sık giderdim. Tiyatro, sinema, konser gibi etkinliklere katılırdım.  Yüz yüze eğitimler alırdık, eğitimler verirdik. Oysa şimdi her şey online oldu. Salgının başlamasıyla birlikte birçok alanda özgürlüklerimiz kısıtlandı.</p>
<p><em>Pandeminin ilk zamanlarında ne hissettiniz, çalışmalarınıza etkisi nasıl oldu?</em></p>
<p>İnsan, yaşamın zorunlu yasaklarına bağımlı olduğunda çoğu kez bundan ürker. Aslında korktuğu şey yasaklar sonucu oluşan boşluk ve yasaklar sonucu oluşacak yeni hayattır.  Bu sefer ister istemez bir denge arayışına girer. Ben de kendime göre yeni dengeler oluşturdum.</p>
<p>Pandeminin ilk zamanlarında aslında tehlikenin çok da farkında değildik. En fazla 2 ay içerisinde biteceğini düşünüyordum. Tüm süreci değerlendirdiğimizde söylenecek çok şey var. COVID-19 pandemisini önemli ve öncelikli yapan özelliği, hakkındaki bilinmezliklerin fazla olmasıydı. Pandeminin başında virüsün tanı ve tedavisi hakkında bildiklerimize yeni bilgiler eklenirken bazıları da geçerliliğini yitirdi. Her gün yeni savlarla karşımıza çıkan bilim insanları sayesinde öğrenme sürecinin devam edeceğini de söyleyebiliriz.</p>
<p>Zorunlu karantina döneminin ilk zamanlarında herkes gibi ben de tedirgin oldum. Bilinmeyen bir hastalık ve her an değişen fikirler, sosyal medyadaki bilgi kirliliği vs. Baktım ki sonu yok, bu durumu lehime çevirmeye karar verdim.</p>
<p>Evde kalmak, hem de mecburiyetten&#8230; Kimseyle görüşmek zorunda olmamak, kendimle baş başa olmak harika bir şeydi. Böyle düşününce bir nebze olsun rahatladım. Bu hayatımda ilk defa yaşadığım ve benim için hayatımın en ilginç kesitiydi. Bunun kıymetini bilmem gerekiyordu. Günlük koşuşturmalar, devamlı bir yerlere yetişmek zorunda olmak, ziyaretler vs. oldukça yormuştu son günlerde. (Şubat sonlarında Fransa’dan gelmiştim ve hemen akabinde de ArtAnkara Fuarı’na katılmıştım, ayrıca yüksek lisans derslerim vardı)</p>
<p>Zaten sanatla uğraşan, üretim yapan kişiler için izolasyon bir lüks değil, ihtiyaçtır. Çalışmalarıma yansıması tam da bu yönde oldu. İlk günler çok coşkulu bir şekilde hiç durmaksızın çalıştım. Soyut Galeri’de <em>CoronaArt</em> adı altında bir sergimiz oldu.</p>
<p>Birçok online sergiye katıldım. Maskeler boyadım. Kendime göre kişileştirdiğim virüsler yaptım. ‘’Pandemik Çizimler, Korona Etkisi, Benim Cici Virüsler’’ isimli kâğıt işler ürettim, ayrıca küçük mıknatıs tuvaller üzerine yaptıklarım da mevcut.</p>
<figure id="attachment_119040" aria-describedby="caption-attachment-119040" style="width: 670px" class="wp-caption aligncenter"><img decoding="async" class="wp-image-119040 size-full" src="https://netreklam.net/wp-content/uploads/2022/04/Resim1-5.png" alt="" width="670" height="512" srcset="https://lavarla.com/wp-content/uploads/2022/04/Resim1-5.png 670w, https://lavarla.com/wp-content/uploads/2022/04/Resim1-5-300x229.png 300w" sizes="(max-width: 670px) 100vw, 670px" /><figcaption id="caption-attachment-119040" class="wp-caption-text">‘’Pandemik Çizimler, Korona Etkisi, Benim Cici Virüsler’’den bir kısmı.</figcaption></figure>
<p>Coronavirus (COVID-19) salgınıyla birlikte Türk Hava Yolları ve bazı  havayolu firmaları uçuşlarını durdururken; birçok ülke sınırlarını kapattı, uçuşlarını askıya aldı. Dünya çapında ülke ülke uygulanan coronavirus seyahat yasakları ve diğer yasaklar tuvalimde birer fragman olarak yerini aldı.</p>
<p>Resimlerim bu dönemde genellikle uçuş yasakları ile ilgili oldu. Bu çalışmalarım; uçak seyahatlerim sırasında gözlemlediğim, dünyayı kendime göre yeniden yorumladığım ve kurguladığım, gözle görünenin dışına çıkarak bilinçaltımda oluşan renkler ve şekillerden oluştu. <em>Yasaklı Uçuşlar İçin Fragmanlar</em> isimli online kişisel resim sergisi açtım. Ayrıca <em>Gözler Yasaklı, Uçuşlar İptal</em> ve <em>Gördün mü? Bak Düşmedik</em> gibi isimlerle sekizer adet resimden oluşan sergilerim oldu.</p>
<p>Pandemi sürecini üretimle (resim, okuma-yazma, film, dizi vs.) geçirmek için elimden geleni yapmaya çalıştım. Fakat zorlu bir süreç ve bu süreçte devamlılığı, üretimi sağlamak her gün kolay ya da mümkün olmuyor.</p>
<p><em>Pandeminin ilk günlerinden bugüne, yaptıklarınızda bir değişiklik oldu mu?</em></p>
<p>Pandeminin ilk günlerinden bugüne, yaptıklarımızda elbette değişiklikler oldu. Hepimiz bireysel olarak bir takım sorgulamalar içinde bulduk kendimizi.  Bütün yaşam şeklimizi pandemiye göre düzenledik. Eski alışkanlıklar bir kenara bırakıldı. Koronavirüs salgını sosyal mesafe ile birlikte birçok alanda yeni önlemleri beraberinde getirdi. Covid-19’un popüler hale getirdiği uygulamalardan biri de Zoom oldu. Sevdiklerimizle bu şekilde görüştük. İş toplantılarımız, eğitimlerimiz bir takım sosyal medya platformlarında gerçekleşti.</p>
<p>Pandeminin uzaması her geçen gün artan bir sıkılma ve bunalma dönemini de beraberinde getirdi. Ancak hepimiz için bazı önlemlerle hayata devam etme vakti de geldi. Bu anlamda biraz daha yeni normal hayata adapte olmak amacıyla, küçük gruplar halinde buluşmalara başladık. Fiziki olarak katılacağımız sergilerimiz başladı.</p>
<p>Salgının ilk döneminde marketlere bile girmiyordum. Sadece parklarda yürüyüşler yaptım. Bugüne kadar mahallemizde ve semtimizde hiç bilmediğim parklar keşfettim. Açık alanın ve doğanın önemini kavradım. Eve kimseyi almadım ve kapalı alanlardan elimden geldiğince uzak durdum. Giyim tarzımız bile bu değişikliklerden nasibini aldı. Genellikle eşofman türü kıyafetler giydim. Bu değişiklikler gerek maddi, gerek manevi olarak toplum üzerinde olumsuz etkiler gösterdi.</p>
<p>Haliyle çalışmalarımız da bu değişiklerden nasibini aldı. Kendi adıma beni çok mutlu eden yeni bir gelişme de bisiklet kursu oldu. Bisiklete binmeyi öğrendim. Yaşasın Hayat!</p>
<p><em>Salgın, sizin yaşama bakış açınızda moral değerler açısından ne gibi etkiler yarattı?</em></p>
<p>Salgın, yeni davranış biçimleri ve bakış açılarını da beraberinde getirdi. Yavaşladığımı hissettim. Bütün dünya halklarının eşitlendiği bir düzenek içinde sağa sola savrulduk resmen. Doğanın önemini bir kez daha gördük. Bundan hareketle &#8220;Şeylerin İzi&#8221; adı altında <em>Cyanotype</em> baskılar yaptım.</p>
<figure id="attachment_119042" aria-describedby="caption-attachment-119042" style="width: 945px" class="wp-caption aligncenter"><img loading="lazy" decoding="async" class="wp-image-119042 size-full" src="https://netreklam.net/wp-content/uploads/2022/04/Resim1-6.png" alt="" width="945" height="327" srcset="https://lavarla.com/wp-content/uploads/2022/04/Resim1-6.png 945w, https://lavarla.com/wp-content/uploads/2022/04/Resim1-6-300x104.png 300w, https://lavarla.com/wp-content/uploads/2022/04/Resim1-6-768x266.png 768w, https://lavarla.com/wp-content/uploads/2022/04/Resim1-6-800x277.png 800w" sizes="(max-width: 945px) 100vw, 945px" /><figcaption id="caption-attachment-119042" class="wp-caption-text">Cyanotype baskı örnekleri</figcaption></figure>
<p>Güneşin çıktığı günlerde sabahtan öğlene kadar balkonumda birçok şeyi deneme şansım oldu. Bir çeşit fotosentez faaliyetleri de diyebiliriz. Yeşil bitkilerle birlikte inorganik (metaller, plastikler, kumaşlar vs) malzemeleri kullanarak, yaşadığımız pandemi sürecinin de etkisiyle, bu çalışmalarımda insanların doğaya verdiği zararlara parmak basmak istedim. Dünya, çevresel anlamda tam bir kriz noktasında. Kuraklık, eriyen buzullar, seller&#8230; Bütün bunlar atıkların verdiği zararı daha da önemli hale getiriyor. Dünyanın ekolojik dengesinde büyük bir tahribata sebep oluyor.</p>
<p>Seçimlerimizin ve ilgi alanlarımızın değiştiği, artık hiçbir şeyin eskisi gibi olmadığı bu zorlu dönemde; eğitim, kültür, ekonomi gibi önemli alanlarda köklü değişikliklere gidildi. Küresel anlamda tüm dünyada moral olarak çöküntüler başladı. Psikolojik rahatsızlıklar arttı. İlginçtir ki artık televizyon dizileri de hep bu konuyu işliyor. Sevdiklerimizi görememe, kucaklayamama, dokunamama gerçekten zordu.</p>
<p><em>“Şu pandemi bir bitse, şunu yapacağım!” dediğiniz planlarınız neler?</em></p>
<p>Sağlık ve özgürlük en büyük değerler olarak yeni hayatımdaki hazinelerim. Bu yüzden daha temiz bir dünya için elimden geleni yapacağım. Dünya temizlenirse bizler de sağlıklı ve özgür bireyler olarak yaşantımıza devam edebiliriz. Şartlar değiştikçe insanın algıları, ihtiyaçları ve beklentileri de değişiyor. Önümüzde güzel günler var. Öyle ümit ediyor ve diliyorum.</p>
<p>Şu pandemi bitse de hemen Fransa’ya gitsem. Çocuklarımı çok özledim. Onlara doya doya sarılsam ne güzel olur. Çoktandır görmek istediğim yerlere bol bol seyahat etmek istiyorum. Ayrıca en çok özlediklerim arasında sinema geliyor. Sinema salonlarında film seyretmek sanki bir düş gibi.</p>
<p>Daha özgür mekânlarda dilediğimce resim yapmak ve sanat dostlarımla buluşmak, konuşmak, fikir alış verişinde bulunmak istiyorum. Barselona’da kişisel bir sergi açmak gibi projem var. Onu gerçekleştirmek isterim.</p>
<p>Yani kısacası doğaya saygılı, sanat ve sevgi dolu günlerde rahat ve özgürce yaşamak istiyorum.</p>
<p><em>Pandeminin bir sanat akımı olduğunu varsayalım. Pandemi sizce hangi kategoride yer almalıdır?</em></p>
<p>“Gerçeküstücülük ister söz, ister yazı ile ya da başka bir yolla, düşüncenin gerçek işleyişini ortaya çıkartmak için başvurulan, içinden geldiği gibi yazma yöntemidir. Bu, aklın denetimi olmaksızın, rüyada olduğu gibi, her türlü estetik ve ahlak kaygısı dışında düşüncenin yazılışıdır.” &#8211; Andre Breton</p>
<p>Pandemi, bana göre kesinlikle gerçeküstücülük akımında yerini alır. Bilinçaltını toplum, din, yasa, ahlak gibi zorunluluk gerektiren ögeler oluşturmaktadır. Bilinçaltının oluşması ile birlikte çeşitli şekillerde ifşalar gerçekleşmektedir.  Sürrealizm fikirlerin dışında kullanılan dil ve üslup ile de farklı eserlerin ortaya konulmasını sağlamıştır. Pandemi de farklı eserler ortaya koydu ve toplum, yasa, ahlak gibi ögelerle bizi resmen yönlendirdi. Sürrealist sanatçılar eserlerinde kapalı bir anlatımı tercih etmişler ve herkes tarafından anlaşılır bir şekilde yazmayı ve resmetmeyi reddetmişlerdir. Bizim sevgili pandemimiz de kapalı bir anlatımı tercih etmiş, bilim insanlarını bile terse köşe eden, kimsenin anlamadığı eylemler gerçekleştirmiştir. Sürrealizm insanların bilinçaltında bulunan karanlık ve karmaşık duyguların gün yüzüne çıkarılmasını kendine hedef edinmiştir. Gerçeküstücü sanatçıları tüm kurallara, ahlaki değerlere ve törelere, aklın eserlerde ön planda olmasına karşı çıkmışlardır. Bütün bunlar size tanıdık geldi mi? Pandeminin de tam olarak yaptığı bu işte.</p>
<p>Bu akımı savunanlar akılcılığa karşı çıkmaktadır ve içlerinden nasıl geliyorsa eserlerini öyle üretmektedirler. Bu şekilde akıl egemenliği koymadan sınırların dışında dilediği gibi bulaşabilmektedir pandemi.</p>
<p>Evet, o halde ne diyoruz?</p>
<p>Pandemi;  Salvador  Dali’yi bile kıskandıracak kadar sürrealist bir akıma mensuptur.</p>
<hr />
<p>Serinin bir önceki yazısı: <a href="https://netreklam.net/pandemide-uretkenlik-meselesi-vii-sukran-pekmezci-ve-nermin-berkman/" target="_blank" rel="noopener">Pandemide Üretkenlik Meselesi VII: Şükran Pekmezci ve Nermin Berkmen</a></p>
<p><a href="https://lavarla.com/pandemide-uretkenlik-meselesi-viii-nur-saglamer-ve-birsen-kupeli-kara/">&lt;span class=&quot;reading-mode-buttons&quot;&gt;&lt;/span&gt;Pandemide Üretkenlik Meselesi VIII: Nur Sağlamer ve Birsen Küpeli Kara&lt;span class=&quot;reading-mode-buttons&quot;&gt;&lt;/span&gt;</a> yazısı ilk önce <a href="https://lavarla.com">Lavarla - Kültür-Sanat ve Kent Yaşamı</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://lavarla.com/pandemide-uretkenlik-meselesi-viii-nur-saglamer-ve-birsen-kupeli-kara/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Pandemide Üretkenlik Meselesi VII: Şükran Pekmezci ve Nermin Berkmen</title>
		<link>https://lavarla.com/pandemide-uretkenlik-meselesi-vii-sukran-pekmezci-ve-nermin-berkman/</link>
					<comments>https://lavarla.com/pandemide-uretkenlik-meselesi-vii-sukran-pekmezci-ve-nermin-berkman/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Necati Yalçın]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 24 Dec 2021 10:49:03 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Meseleler]]></category>
		<category><![CDATA[Pandemi]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.lavarla.com/?p=116681</guid>

					<description><![CDATA[<p><span class="reading-mode-buttons"></span>Sanat ne yaptığınız değil, başkalarına ne göstermek istediğinizdir. Edgar Degas Pandemi süreci ilk tahminleri yıktı geçti. Artık bitişine dair çok net bilgi de verilemiyor. Hepimiz etkilendik, etkileniyoruz ama yarınlara ümitle bakmak istiyoruz. Degas, sanat için söylediği sözde, sanatçının mesajını yaptıklarıyla verdiğini vurgulamış ama sanatçılar bu süreçte ne yaptılar, yapıyorlar, mesajlarını doğrudan soralım istedik. Pandemide Üretkenlik [&#8230;]</p>
<p><a href="https://lavarla.com/pandemide-uretkenlik-meselesi-vii-sukran-pekmezci-ve-nermin-berkman/">&lt;span class=&quot;reading-mode-buttons&quot;&gt;&lt;/span&gt;Pandemide Üretkenlik Meselesi VII: Şükran Pekmezci ve Nermin Berkmen&lt;span class=&quot;reading-mode-buttons&quot;&gt;&lt;/span&gt;</a> yazısı ilk önce <a href="https://lavarla.com">Lavarla - Kültür-Sanat ve Kent Yaşamı</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p style="text-align: right;"><em>Sanat ne yaptığınız değil, başkalarına ne göstermek istediğinizdir.<br />
</em><a href="http://ninabaldwin.blogspot.ca/">Edgar Degas</a></p>
<p>Pandemi süreci ilk tahminleri yıktı geçti.<br />
Artık bitişine dair çok net bilgi de verilemiyor.<br />
Hepimiz etkilendik, etkileniyoruz ama yarınlara ümitle bakmak istiyoruz.<br />
Degas, sanat için söylediği sözde, sanatçının mesajını yaptıklarıyla verdiğini vurgulamış ama sanatçılar bu süreçte ne yaptılar, yapıyorlar, mesajlarını doğrudan soralım istedik.<br />
<em>Pandemide Üretkenlik Meselesi</em> yazı dizisinin konukları 2 ressam: <strong>Şükran</strong> <strong>Atay Pekmezci</strong> ve <strong>Nermin Berkmen</strong>.<br />
İkisini de Ankara’dan tanırım.<br />
Doğaya ve insana duyarlılıkla yaklaşan eserleriyle tanıdığım sanatçılar. Yazının hazırlandığı günlerde ikisi de Akdeniz kıyılarındaydı.<br />
Selam ve sevgiyle.</p>
<h2>Şükran Atay Pekmezci– Ressam</h2>
<p><img loading="lazy" decoding="async" class="aligncenter wp-image-116706 " src="https://netreklam.net/wp-content/uploads/2021/12/Ekran-Resmi-2021-12-24-13.27.27.png" alt="" width="729" height="355" srcset="https://lavarla.com/wp-content/uploads/2021/12/Ekran-Resmi-2021-12-24-13.27.27.png 912w, https://lavarla.com/wp-content/uploads/2021/12/Ekran-Resmi-2021-12-24-13.27.27-300x146.png 300w, https://lavarla.com/wp-content/uploads/2021/12/Ekran-Resmi-2021-12-24-13.27.27-768x374.png 768w, https://lavarla.com/wp-content/uploads/2021/12/Ekran-Resmi-2021-12-24-13.27.27-800x389.png 800w" sizes="(max-width: 729px) 100vw, 729px" /></p>
<p><em>Bir türlü bitmeyen, ne zaman biteceği kestirilemeyen pandemi öncesinde ne yapıyordunuz?</em></p>
<p>Pandemi öncesi evimizdeki atölyemde her gün düzenli çalışıyordum. Özellikle de yoğun olarak ARTANKARA vardı gündemimizde. Elbette başka sergiler de karma sergiler de her zaman aklımızda ve yapacağımız işler arasında önemli yer tutuyordu. Kalede ve bazı galerilerde açılan sergilerde açılışlarda topluca buluşma olanağı yaşıyorduk. Bu konuda Ankara çok şanslıdır, ulaşım, zaman açısından; sanatla uğraşanlar, sanat dostlarının buluşma yerleri sayılır, sergi açılışları&#8230; Bunları severek, hazla yerine getirmeye çalışıyorduk.</p>
<p>Bir yandan da Berlin’de doğum yapacak kızımızın yanına gitme planları yapıyorduk. Onun orada yalnız olması bizim üzerimizde önemli bir baskıydı. En azından doğum süresince orada olmak istiyorduk. Salgın bunların tümünü dağıttı, yapılamaz, yaşanamaz hale getirdi.</p>
<p><em>Pandeminin ilk zamanlarında ne hissettiniz, çalışmalarınıza etkisi nasıl oldu?</em></p>
<p>İlk sıkıntımız kızımızın yanına gidememek yüzünden onu yalnız bırakmada yaşandı. Bir ana olarak ne kadar azap çektiğimi anlatmak zor…</p>
<p>Sonra yakın çevremizde görülmeye başlayan salgının acı haberleri gelmeye başlayınca işin vahameti daha iyi anlaşılmaya başlandı. Bu baskılar öyle anlaşılmaz duygular, öyle karmaşık düşünceler yarattı ki herkesin yarın için düşünceleri kaos denecek kadar karmaşıklaştı. Biz de ister istemez bu bilinmezlik içinde eli kolu bağlı beklemeye başladık. Önlem almak elbette gerekliydi, almaya çalıştık ama bu belanın nereden, nasıl çarpacağı da belli olmuyordu. Herkes birbirinden uzak durmanın telaşını yaşadı. Çocuklarımızla görüşemez olduk. Sadece telefon vardı iletişimde.</p>
<p>Salgının yaşattığı kapalı hayat nedeniyle Ankara yakınlarındaki Çamlıdere’ye gittik. Bu aynı zamanda benim astımım için de bir çözüm yolu sayılır. Orada resim adına doğadaki bitkileri, özel-yerel bitkileri incelemeye ve onların desenlerini çizmeye başladım. Bu da çok ilgimi çektiği için salgının kazanıma dönüşmesi sayıyorum. Çok sayıda endemik bitki çalışması yapabildim. Orada Mehmet Emin Bora Bey&#8217;in kurduğu, bir anlamda Kültür ve Sanat Evi’nin zengin kitaplığından çok yararlandım,  üzerinde çalıştığım mitolojiyle ilgili kapsamlı çalışmalar yaptım. Dağ ve doğal hayat tutkunu Bora ailesiyle bizim için apayrı macera olan dağ ve köy gezileri bu kapalı dönemi anlamlandıran etkinlikler oldu.</p>
<p>Bu salgın belasına rağmen sağ olsunlar bazı dostlarımız orada bizleri ziyaret ederek yalnızlığı, yalıtılmışlığımızı paylaşıma dönüştürdüler. Havalar soğumaya başlayınca Ankara’ya gelmek zorunda kaldık. Bir anlamda da kurallı, ev hapsi gibi yaşamak ayrı bir psikolojik baskı yaratıyordu.</p>
<p>Bu belirsizlik resim çalışmalarımızı da etkiledi doğal olarak. Hasan atölyesine gidemedi, ben de evde olmama rağmen aklım Berlin’de ve Ankara’daki kızımızda, damadımızda, torunlarımızda kaldığı için resme odaklanmada sorun yaşadım. Çünkü onlar sürekli işlerinin başında, insanlarla iç içe olmak zorundaydı. Bu durum aile olarak eşimi de beni de çok tedirgin ediyordu. Hatta kendimizden çok onları düşünerek.</p>
<p>Çok geçmeden küçük de olsa bu belalı günlerin resimlerini tuval resmi olarak çizmeye, boyamaya başladım. Çok sayıda kitap okudum. Bazı konuşmalarımın sunularına çalıştım.</p>
<p>Bu arada sanal sergiler, <em>Zoom</em> ve <em>Meet</em> programlarıyla söyleşiler başladı, çok sayıda söyleşiye konuk olduk ve sergiye katıldık. Üniversiteler sanal söyleşiler yapmaya başlayınca onlarla da oldukça yararlı söyleşiler yaptık.</p>
<p>Bunlar pandemi öncesinde olmayan etkinlikler anlamında bir bakıma yeni bir çözüm sayıldı. Bizim için de salgının olumsuz etkisinin olumluya çevrilmesine neden oldu.</p>
<p><em>Pandeminin ilk günlerinden bugüne, yaptıklarınızda bir değişiklik oldu mu?</em></p>
<p>Yaptıklarımı daha bilinçli yapmaya, daha bilinçli sorgulamaya başladım. Neden, nasıl olmalı sorularına yanıtlar gibi.</p>
<p>Yaşadığımız her günün bir kazanç olduğunu, sağlığımızın bir salgınla nasıl darmadağın oluverdiğini sorgulamaya başladım. Aile, komşu, dost, genç, yaşlı insan denen varlık olma duygusunun çeşitli kademelerde insan üzerinde bıraktığı kaygıları düşünme fırsatı bulduğumu sanıyorum.</p>
<p>Resim yapmaya başladım, özellikle aşıdan sonra. Aşı önemli bir moral kaynağı oldu.</p>
<p>Önlemleri almada ben Hasan’dan çok daha titiz ve kuralcı davrandım. Çocuklarımızı bile görmemeyi kabullendim. Çünkü bu belanın şakası yoktu ve yan komşumuzu genç yaşta alıp götürdü.</p>
<p>Salgın dönemi de bizim gibi eğitimci insanlar açısından olumlu işlerin de yapılmasına fırsat yarattı. Büyüklerin, gençlerin, üniversitelerin yanında ilkokul öğrencileri ile birlikte <em>Meet</em> programıyla söyleşiler yaptık. Bunlar da bana göre koşullar karşısında yeni çareler arama açısından olumlu etkinliklerdi.</p>
<p><em>Salgın, sizin yaşama bakış açınızda moral değerler açısından ne gibi etkiler yarattı?</em></p>
<p>Elbette insan olarak, hele hele duygusal yönden bir ana olarak olaylara, ölümlere, kayıplara, işsiz kalanlara bakış açısı olarak çok etkilendiğimi, kimi zaman karamsar olduğumu belirteyim. Karamsarlığım daha çok başka yaşamlar üzerindeki ağır koşullar ve olumsuzluklar nedeniyleydi.</p>
<p>Başka bir açıdan da yaşamın bir salgına nasıl teslim oluverdiğinin büyük devletler kavramının ne kadar kâğıttan aslan-kaplan olduğunun sorgulaması vardı. Dünyanın bekçisi Amerika bile neredeyse teslim bayrağını çekti. Hiçbir çözüm üretme güçlerinin olmadığı meydana çıktı.</p>
<p><em>“Şu pandemi bir bitse, şunu yapacağım!” dediğiniz planlarınız neler?</em></p>
<p>Elbette bitsin derken sadece kendim için değil, iş alanları, ekmek kapıları, evine ekmek götüren anaları, babaları düşünerek diyorum. Bitsin biz de sergilerimize, birlikte konferansları, kültür ve sanat hareketlerini birebir izleme –katılma olanağı bulalım.</p>
<p><em>Bu soru sizin, istediğinizi sorun ve yanıtlayın!</em></p>
<p>Pandemi insanlara, ülkelere, ülkelerin yöneticilerine gereken dersleri verdi mi? Onlar ders almasını bildiler mi? Toplum kendini yönetenlerin böylesi olaylar karşısında bocaladığını fark etti mi?</p>
<p>Soruları beynimi kurcalıyor. Ben nedense pandemi sonrası yaşananların kısa sürede unutulacağından  &#8220;eski tas, eski hamam&#8221; oyununa dönüleceğinden kuşku duymuyorum. Başka toplumları bilmem ama bizde gereken derslerin alınmayacağını düşünüyorum.</p>
<p>Salgın karşısında bile hurafelerden medet bekleyen bir toplum, bilime, kültüre, sanata sırtını dönen bir toplum yine hiçbir ders almadan bunlara devam edecektir, diye düşünürüm. Dilerim ben yanılayım.</p>
<p>Salgın dönemi sanayi, ekonomi, sağlık gibi sistemler elbette çok ağır hasar gördü, ama en tehlikelisi eğitim sistemi çöktü. Çocuklarımız, gençlerimiz evlere tıkıldı kaldı. Sistemsiz, plansız, hatta ne olduğu belirsiz sanal eğitim denemesinin oyuncakları oldular. Devlet erkleri bu gibi konularda da ne yaptığını, ne yapacağını bilmez durumda kaldı. Çok çelişkili kararlar, uygulamalar yaşandı. Bir eğitim sistemi ancak bu kadar dejenere edilebilir gibi bir örnek yarattılar.</p>
<p>Bu sorunların yakın gelecekte daha büyük sorunlara yol açması en büyük kaygımdır benim.</p>
<h2>Nermin Berkman – Ressam</h2>
<p><img loading="lazy" decoding="async" class="aligncenter wp-image-116707 " src="https://netreklam.net/wp-content/uploads/2021/12/Ekran-Resmi-2021-12-24-13.31.36.png" alt="" width="795" height="298" srcset="https://lavarla.com/wp-content/uploads/2021/12/Ekran-Resmi-2021-12-24-13.31.36.png 907w, https://lavarla.com/wp-content/uploads/2021/12/Ekran-Resmi-2021-12-24-13.31.36-300x112.png 300w, https://lavarla.com/wp-content/uploads/2021/12/Ekran-Resmi-2021-12-24-13.31.36-768x288.png 768w, https://lavarla.com/wp-content/uploads/2021/12/Ekran-Resmi-2021-12-24-13.31.36-800x300.png 800w" sizes="(max-width: 795px) 100vw, 795px" /></p>
<p><em>Bir türlü bitmeyen, ne zaman biteceği</em> <em>kestirilemeyen pandemi öncesinde ne yapıyordunuz?</em></p>
<p>Pandemi öncesi her sanatçı gibi ben de günlük işlerimden sonra atölyemde resim çalışmalarımı yapıyordum.</p>
<p><em>Pandeminin ilk zamanlarında ne hissettiniz, çalışmalarınıza etkisi nasıl oldu?</em></p>
<p>Pandemi başladığında açık söylemek gerekirse, medyadaki yayınlar beni çok korkuttu…</p>
<p>Sevenlerimi nasıl korurum çabasına düştüm ve bu beni çok yıprattı. Ruhsal durumumun bozulmasına izin veremezdim. Kısa sürede kendimi topladım ve elimde olan materyallerle takılar, heykeller ve kıyafetler yaptım.</p>
<p><em>Pandeminin ilk günlerinden bugüne, yaptıklarınızda bir değişiklik oldu mu?</em></p>
<p>İlk günlerde sıkıntılı bir süreç olduğu için çok verimli oldum diyemem ama aşılarımı olduktan sonra çok beğendiğim resimler yaptım.</p>
<p><em>Salgın, sizin yaşama bakış açınızda moral değerler açısından ne gibi etkiler yarattı?</em></p>
<p>İlk günler moralim çok bozulmuştu ama sonraları aşının yaygınlaşması üzerine tedbirlere harfiyen uyarsam bu salgından korkmamam gerektiğine inandım.</p>
<p><em>“Şu pandemi bir bitse, şunu yapacağım!” dediğiniz planlarınız neler?</em></p>
<p>Pandemi sırasında iki sergim iptal oldu. Sergiler için çalışmalarım devam edecek.</p>
<p><em>Bu soru sizin, istediğinizi sorun ve yanıtlayın!</em></p>
<p>Pandemi bana ne öğretti dersek.<br />
Hayatın ve yaşamanın çok güzel olduğunu.<br />
Paylaşmanın ne kadar değerli olduğunu.<br />
Sağlığın değerini.<br />
Özgürlüğün değerini.<br />
Ve en önemlisi tüm insanlık için virüsün zengin ve fakiri ayırt etmediğini öğrendim.</p>
<hr />
<p>Serinin bir önceki yazısı: <a href="https://netreklam.net/pandemide-uretkenlik-meselesi-vi-metin-yurdanur-ve-nevzat-can/">Pandemide Üretkenlik Meselesi VI: Metin Yurdanur ve Nevzat Can</a></p>
<p>Kapak Resmi: Şükran Pekmezci</p>
<p><a href="https://lavarla.com/pandemide-uretkenlik-meselesi-vii-sukran-pekmezci-ve-nermin-berkman/">&lt;span class=&quot;reading-mode-buttons&quot;&gt;&lt;/span&gt;Pandemide Üretkenlik Meselesi VII: Şükran Pekmezci ve Nermin Berkmen&lt;span class=&quot;reading-mode-buttons&quot;&gt;&lt;/span&gt;</a> yazısı ilk önce <a href="https://lavarla.com">Lavarla - Kültür-Sanat ve Kent Yaşamı</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://lavarla.com/pandemide-uretkenlik-meselesi-vii-sukran-pekmezci-ve-nermin-berkman/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Pandemide Üretkenlik Meselesi V: Atilla Atar ve Hasan Pekmezci</title>
		<link>https://lavarla.com/pandemide-uretkenlik-meselesi-v-atilla-atar-ve-hasan-pekmezci/</link>
					<comments>https://lavarla.com/pandemide-uretkenlik-meselesi-v-atilla-atar-ve-hasan-pekmezci/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Necati Yalçın]]></dc:creator>
		<pubDate>Sun, 17 Oct 2021 09:00:44 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Meseleler]]></category>
		<category><![CDATA[Atilla Atar]]></category>
		<category><![CDATA[Hasan Pekmezci]]></category>
		<category><![CDATA[Necati Yalçın]]></category>
		<category><![CDATA[Pandemi]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.lavarla.com/?p=115214</guid>

					<description><![CDATA[<p><span class="reading-mode-buttons"></span>Sanat, düşüncelerinizin etrafındaki bir çizgidir. Gustav Klimt &#160; Pandemi günlerindeyiz. Ne kadar önemsiyoruz tam bilmediğim ama en yüksek kayıpları verdiğimizi üzüntüyle öğrendiğim, en kısa sürede geçip gitmesini dilediğimiz günlerdeyiz. Pandemide Üretkenlik Meselesi yazı dizisi sürüyor. Bir çeşit günlük tutuyoruz. Okuduğunuz, dizinin beşinci yazısı. Köşenin bugünkü konukları, iki ressam: Atilla Atar ve Hasan Pekmezci. Kısaca tanıtayım, [&#8230;]</p>
<p><a href="https://lavarla.com/pandemide-uretkenlik-meselesi-v-atilla-atar-ve-hasan-pekmezci/">&lt;span class=&quot;reading-mode-buttons&quot;&gt;&lt;/span&gt;Pandemide Üretkenlik Meselesi V: Atilla Atar ve Hasan Pekmezci&lt;span class=&quot;reading-mode-buttons&quot;&gt;&lt;/span&gt;</a> yazısı ilk önce <a href="https://lavarla.com">Lavarla - Kültür-Sanat ve Kent Yaşamı</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p style="text-align: right;"><em>Sanat, düşüncelerinizin etrafındaki bir çizgidir.<br />
</em>Gustav Klimt</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>Pandemi günlerindeyiz.<br />
Ne kadar önemsiyoruz tam bilmediğim ama en yüksek kayıpları verdiğimizi üzüntüyle öğrendiğim, en kısa sürede geçip gitmesini dilediğimiz günlerdeyiz.<br />
<em>Pandemide Üretkenlik Meselesi</em> yazı dizisi sürüyor.<br />
Bir çeşit günlük tutuyoruz.<br />
Okuduğunuz, dizinin beşinci yazısı. Köşenin bugünkü konukları, iki ressam: <strong>Atilla Atar </strong>ve<strong> Hasan Pekmezci.</strong></p>
<p>Kısaca tanıtayım, karşılaştırmalı bir özetle…<br />
Biri Anadolu’nun kuzeyinden, diğeri ortasından.<br />
İkisi de <em>Gazili</em>.<br />
Birer yıl arayla doğmuş, aynı yıl profesör olmuşlar.<br />
İkisinde de <em>baskıcılık</em> var! Biri <em>Anadolu</em>, diğeri <em>Hacettepe</em> ve <em>Gazi’de</em> “baskı” bölümü, atölyelerini kurmuşlar, <em>baskının</em> kitabını da yazmışlar.<br />
Çocuk resimleri üzerinde çalışmaları, araştırmaları ve kitapları var.</p>
<p><strong>Klimt</strong>’in bir sözüyle başladık: &#8220;<em>Sanat, düşüncelerinizin etrafındaki bir çizgidir.&#8221;</em></p>
<p>Bu köşede, iki değerli sanatçımıza yöneltilen soru ve yanıtlarını bulacaksınız.<br />
Aynı sorulara verilen farklı yanıtlarla, belki de sanatçıların <em>düşüncelerinin etrafındaki çizgilere</em> yaklaşacaksınız… Kim bilir?</p>
<h2>Atilla Atar – Ressam</h2>
<p><em> <img loading="lazy" decoding="async" class="wp-image-115244  aligncenter" src="https://netreklam.net/wp-content/uploads/2021/10/Ekran-Resmi-2021-10-17-11.54.20.png" alt="" width="705" height="364" srcset="https://lavarla.com/wp-content/uploads/2021/10/Ekran-Resmi-2021-10-17-11.54.20.png 842w, https://lavarla.com/wp-content/uploads/2021/10/Ekran-Resmi-2021-10-17-11.54.20-300x155.png 300w, https://lavarla.com/wp-content/uploads/2021/10/Ekran-Resmi-2021-10-17-11.54.20-768x397.png 768w, https://lavarla.com/wp-content/uploads/2021/10/Ekran-Resmi-2021-10-17-11.54.20-800x413.png 800w" sizes="(max-width: 705px) 100vw, 705px" /></em></p>
<p><em>Bir türlü bitmeyen, ne zaman biteceği kestirilemeyen pandemi öncesinde ne yapıyordunuz?</em></p>
<p>Pandemi dönemi öncesinde yaşantımız normal seyrindeydi. Zamanımın önemli bölümünü atölyemde üreterek geçirirken, düzenli aralıklarla dostlarla buluşuyor, sevdiklerimi ziyaret ediyor, gündelik yaşamın uğraş ve telaşı içinde oluyordum.</p>
<p><em>Pandeminin ilk zamanlarında ne hissettiniz, çalışmalarınıza etkisi nasıl oldu?</em></p>
<p>İlk kez Çin’in Vuhan kentinde görülen Corona virüsün, tıpkı Afrika ülkelerinde görülen, bölgesel yayılım gösteren ve bir süre sonra gündemden düşen Ebola virüsü gibi, o bölgede gelişip bir süre sonra da yok olacağını düşünüyordum. Genel kanaat da bu yöndeydi. Hatta TV’de izlediğimiz uzmanlar bile bu virüsün tıpkı influenza gibi yaz döneminde etkisini kaybedeceğini söylüyorlardı. Ama öyle olmadı, virüs kısa süre sonra hızla yayıldı. Ülkemizde gerçekleşen ilk ölüm vakasının sağlık bakanı tarafından duyurulmasıyla işin ciddiyetinin farkına vardık. Çin’de alınan sert önlemler ve televizyonda sokaklarda yerlere düşen insanların görmek, aynısını yaşama korkusuna kapılmamıza neden oldu. 15 günlük tam kapanmanın salgını büyük ölçüde yok edeceğini düşünmüştük, ama yanılmışız. Alınan önlemlerin de çok yetersiz olması ve zaman ilerledikçe kimi insanların aymazlığı, bireysel önlemlerini yeterince almaması sonucu, salgın bir yılı aşan bir süredir devam ediyor. Aşının bulunması ve kısmen de olsa uygulanmasıyla umutlanmıştık. Ama o umudumuz da kısa sürdü. Zira yeterince aşı sağlanamadı. Her şeye rağmen yaşam devam ediyor. Bu sıkıntıya katlanmaya devam edeceğiz. Geçen 16 aylık zaman içerisinde sanatsal çalışmalarımı sürdürdüm. Gidebildiğimde atölyemde, kapanma döneminde de evimde.</p>
<p><em>Pandeminin ilk günlerinden bugüne, yaptıklarınızda bir değişiklik oldu mu?</em></p>
<p>Sosyal yaşamdan yoksunluğum, sağlığımla ilgili rutin kontrollerimi yaptıramamamın dışında fazla bir değişiklik olmadı. Pandeminin ilk günlerinden bugüne üretmeye devam ettim, bol kitap okudum,  sosyal medyaya daha çok zaman ayırarak sevdiklerimle dostlarımı sık sık aradım, kapalı alanda yürüme bandında, fırsat buldukça da açık alanda yürüyüşümü aksatmadım. Ailemle bir arada olmam için önemli bir fırsattı.</p>
<p><em>Salgın, sizin yaşama bakış açınızda moral değerler açısından ne gibi etkiler yarattı?</em></p>
<p>Pandeminin başlangıcında yaşadığımız korku ve panik zaman içerisinde azaldı. Yukarıda belirttiğim uğraşlar bir terapi oldu. Pandemi, tüm insanlığa; &#8220;Doğayı hoyratça kirletmeyin, doğadaki bütün canlıları yaşam alanlarında özgür bırakın, savaşmayın, birbirinizi sevin, sağlığınızı koruyun&#8221; uyarısıydı. Tam kapanma dönemlerinde doğanın kendini yenilediğine, havanın temizlendiğine, ozon deliğinin küçüldüğüne, yaban hayatının yaşam alanlarımıza kaydığına, İstanbul boğazında yunusların özgürce yüzdüğüne tanık olduk. Doğayı ne kadar sorumsuzca kirletiyormuşuz. Ama, gelecek kuşaklara kötü bir miras bırakacağımızı bile bile bu hoyratça tavrımızı maalesef sürdürüyoruz.</p>
<p><em>“Şu pandemi bir bitse, şunu yapacağım!” dediğiniz planlarınız neler?</em></p>
<p>Sevdiklerimle, dostlarımla bir arada olmak, sanat etkinliklerine katılmak, ailemle birlikte doyasıya bir tatil yapmak.</p>
<h2>Hasan Pekmezci – Ressam</h2>
<p><img loading="lazy" decoding="async" class="wp-image-115243 size-full aligncenter" src="https://netreklam.net/wp-content/uploads/2021/10/Ekran-Resmi-2021-10-17-11.54.50.png" alt="hasan pekmezci" width="903" height="445" srcset="https://lavarla.com/wp-content/uploads/2021/10/Ekran-Resmi-2021-10-17-11.54.50.png 903w, https://lavarla.com/wp-content/uploads/2021/10/Ekran-Resmi-2021-10-17-11.54.50-300x148.png 300w, https://lavarla.com/wp-content/uploads/2021/10/Ekran-Resmi-2021-10-17-11.54.50-768x378.png 768w, https://lavarla.com/wp-content/uploads/2021/10/Ekran-Resmi-2021-10-17-11.54.50-800x394.png 800w" sizes="(max-width: 903px) 100vw, 903px" /></p>
<p><em>Bir türlü bitmeyen, ne zaman biteceği kestirilemeyen pandemi öncesinde ne yapıyordunuz?</em></p>
<p>Salgın öncesi birkaç işimiz her günümüzü dolduruyordu, aktif olmak zaten temel ilkemiz sayıldığı için danışmanlık görevlerim, resim çalışmalarım, akşamüzerleri sergiler, açılışlar aksamadan devam ediyordu. 2020 Mart ayından başlayarak aşamalı olarak bunlar aksamaya başladı. Tam o günlerde ARTANKARA vardı, kapandı, kapanacak; yasaklandı yasaklanacak kaygılarıyla. Sanat fuarı bittiği gün de kontrollü yaşama günleri başladı.</p>
<p>Pandemi öncesi bazı gruplarla birebir söyleşilerimiz, konuşmalarımız vardı. Kale ile ilgili etkinlikler, organizasyon toplantıları vardı. Atatürk Orman Çiftliği içinde Ankara Büyükşehir Belediyesi Çocuk ve Gençlik Eğitim Merkezi gibi oldukça kapsamlı çok yönlü bir eğitim projesi için Park ve Bahçeler Müdürlüğünde toplantılar yapılıyordu. Ütopya Kazan eğitim merkezinin kurucusu Dr. Cahit Koçak’ın önerileri ile. Ona katılıyorduk. Bunları tümü salgın nedeniyle askıya alındı.</p>
<p><em>Pandeminin ilk zamanlarında ne hissettiniz, çalışmalarınıza etkisi nasıl oldu?</em></p>
<p>Pandemi doğal olarak bu zamana kadar dünyanın yaşadığı benzer salgınların incelenmesi, araştırılması, nedir, nasıl seyreder, ne gibi yıkımlar yapar, nasıl bir seyirle, hangi zaman aralıklarında bitebilir gibi sorgulamalar başladı bende.</p>
<p>İlk öğrendiğimiz 1347’de yaşanan Siena-Floransa salgınıydı.1352’ye kadar başta bu ketleri sonra yayılarak Avrupa’yı, Asya’yı etkisine alan bir Kara Ölüm’’ sıfatlı insan kıyımı. Kentlerin yüzde otuzunu öldüren bir bela. Bu salgının da çıkış nedeninin bir yığın kuşkular, sorular, panikler yaşatması bizlerde de korku ve endişe yarattı. Herkeste olduğu gibi.</p>
<p>Hele hele bizde de can kayıpları hızla artınca ve İtalya sağlık sistemi çöktü, çöküyor haberleri yayılmaya başlayınca kaygılar daha da arttı. Çok geçmeden sevdiğimiz, çocukluk arkadaşlarımızdan da kayıplar yaşayınca kendimizi koruma adına Çamlıdere’de bulduk. Önceleri çok sayıda kitap okudum. Özellikle üzerinde çalıştığım bir kitap tasarımı için. &#8220;Sanat, Sanatçı ve Toplumsal Duyarlılık&#8221;</p>
<p>Siena salgını güzel örnekler içeriyordu bu konuda. İnternetten indirebildiğim kitaplar kaynak olarak çok yararlı oldu.</p>
<p>Çamlıdere doğa, dağ, köy, orman yaşamı demek. Sağ olsunlar dostlarımız zaman zaman ziyaretimize geldiler. Orada idealist dağcı ve doğacı Bora ailesiyle çok sürprizli dağ gezileri yaptık. Bu süreç sağlığımız açısından iyi değerlendirildi.</p>
<p>Atölye, malzemeler, boyalar Ankara’da kaldığı için Çamlıdere’de desen çizimi, tek renk küçük boyutlu boyamalar ilk çalışmalarımız oldu, ama konusu önce salgınla ilgili, ardından da doğadan topladığımız çiçekler, bitkiler oldu. Bunlar doğal olarak küçük boyutluydu,  Çamlıdere’de.</p>
<p>Ama kış nedeniyle Ankara’ya geldikten sonra büyük boyutlu resimler yapmaya başladım, Atölye ortamı olunca Siena salgınındaki ressamların tavrı da bizi uyardı sayılabilir. Siena salgını sırasında çok sayıda resim yapılmış, ressamlarca. Adeta salgının bütün yıkımlarının belgeseli gibi. Bu nedenle biz de çok sayıda salgının çeşitli etkilerini anlattığımız çalışmalar ve büyük boyutlu resimler de yaptık. 110x120cm gibi en az on resim çalıştığımı söyleyebilirim.</p>
<p>Bu dönem bir başka yönüyle sanat hareketlerine sanal sergi, sanat koleksiyon gezimi gibi etkinliklerin yaşama gelmesi oldu. Hemen hemen her üniversitemizin güzel sanatlar alanları ulusal ve uluslararası temalı veya serbest konulu sanal sergiler, sanal sergi katalogları düzenledi.</p>
<p>Özel sanat galerileri de bu kapsamda çok aktif oldular.</p>
<p>Yine bu dönemin getirdiği veya daha çok yaygınlaştırdığı Zoom ve Meet programlarıyla sanat söyleşileri oldu. Youtube üzerinden veya üniversitelerin kendi sistemleri üzerinden belgesel sayılabilecek söyleşiler yapıldı. Biz de bunlar içinde çok sayıda söyleşiye katıldık. Bellek-kayıt olarak bunları çok olumlu kazanım sayıyorum.  Bir musibetten bir nasihat çıkarmak gibi de düşünürüm.</p>
<p><em>Pandeminin ilk günlerinden bugüne, yaptıklarınızda bir değişiklik oldu mu?</em></p>
<p>İnsanoğlu çeşitli yaşam koşullarına ve ortamlarına ne yapıp yapıyor uyum sağlamaya çalışıyor. Biz de elbette kaygılar, panikler, acaba soruları, kendimiz yanında çocuklarımızın korunması, sağlığı, endişesi yaşayarak önlemler almaya çalıştık. Çocuklarımızla uzun süre sadece telefon görüşmeleriyle bağlantı kurabildik.</p>
<p>Aşı elbette önemli bir rahatlık getirdi. Bunda doktor arkadaşlarımızın güven verici ‘’mutlaka aşı olun’’ uyarısının da katkısı çok. Pandemi başka başka boyutlarıyla yaşamımızı daha çok etkiledi. Birincisi yaşamımızın bir pamuk ipliğine bağlılığını pek çok örnekleriyle gösterdi, yüzümüze, beynimize, duygularımıza çivi gibi çakılarak.</p>
<p>Ulusların gelişmişlik, gelişmemişlik, zenginlik, fakirlik düzeyine bakmadan yıkımına, insan kıyımına devam eden bir küresel savaş oldu. &#8220;Ben aslanım, kaplanım&#8221; diyen erk sahipleri de saklanacak delik aradı. Bunların ne kadar çaresiz kaldıklarını, çoğunun sadece kendini kurtarma derdine düştüğünü gördük.</p>
<p>BizlerE de pek çok insan gibi dar alanda yaşamanın, yaşadığımız alanı keşfetmenin, küçük bahçemizin, çiçeklerimizin; yaşama bağlılık açısından, olabilirlikleri soğukkanlı karşılamanın önemini, yaşanan her günün bir nimet olduğunun sorgulamasını yaşattı, yaşatıyor bu salgın.</p>
<p>İnsanlar, eşini, işini farklı farklı boyutlarda keşfetti. Evini, ev eşyalarının yerini bile bilmeyenler birer değer olarak sevmeye başladı. Bizler de elbette yaşama başka başka gözlerle bakmaya başladık.</p>
<p>Yazılarımızı, çizilerimizi, kitaplarımızı, kitaplıklarımızı derlemek gibi, tertip düzen işlerine dalmak gibi, en çok da günlüklerimizi ve anılarımızı yazmak, gibi çalışmalara giriştik.</p>
<p><em>Salgın, sizin yaşama bakış açınızda moral değerler açısından ne gibi etkiler yarattı?</em></p>
<p>Yukarıda değindiğim gibi çok yakın dostları, sokağımızdaki komşuları, genç, yaşlı demeden aramızdan ayıran bu salgın elbette yaşama bakış açımızda da sorgulamalara, yeniden değerlendirmelere neden oldu. Adeta</p>
<p>“Bir garip öldü diyeler,<br />
Üç günden sonra duyalar<br />
Soğuk su ile yuyalar<br />
Şöyle garip bencileyin”</p>
<p>diyen Yunus Emre gibi gidenleri uğurlama fırsatı bile vermeyen, bir günde yoklar hanesine işleniveren bir süreç.</p>
<p>Saklambaç oyunu gibi birkaç gün önce birlikte olduğumuz arkadaşımızın yoklara karışıvermesinin acısı gibi.  Bunlar yaş dilimi yüksek olan bizlerde bu salgının acımasızlığının çarpıcı örnekleri oldu.</p>
<p>Salgın ve insan kıyımı öncesi hayata ne kadar pozitif bakarsak bakalım pandemi sonrası bu daha da anlam kazandı. Pozitif olmak belki de pek çok insanda baskın bir düşünce oldu. İnsanlar doğaya, doğanın nimetlerine daha çok sahip çıkmaya başladılar.</p>
<p>Doğa bile şaşırdı bu durumda, daha az tahrip, daha az kirlenme gördüğü için. İnsanlar tarafından köylere doğru bir ilgi doğmaya başladı. Kent dışı yaşama alanlarına doğru ilgi daha çok arttı.</p>
<p>Dileriz bu salgın sonrası herkes bunun anlamını daha iyi kavrayacak.  Bunun yanında belli insanlar ne olursa olsun, &#8220;dünyayı sel basmış, ördeğin umurunda mı&#8221; kafasında devam edecektir mutlaka.</p>
<p><em>“Şu pandemi bir bitse, şunu yapacağım!” dediğiniz planlarınız neler?</em></p>
<p>Öyle bir düşünce oluşmadı bende.  Elbette atölyeme daha çok gideceğim, sergiler için hazırlanacağım gibi düşünceler oluştu ama bu da doğaldır zaten. “Şu pandemi bir bitse!” düşüncesi daha çok insanın ölmemesi, daha çok insanın işsiz kalmaması, ekonominin daha çok bataklığa saplanmaması gibi genel düşünceler olarak bizde de baskın.</p>
<p><em>Salgın olayı dünya egemenliği, baskınlığı hesaplarında olan ülkeler yönünden dünyayı yeniden tasarımlama ve ne gibi global yıkımlar, global hesaplar içinde kurgulama olasılıkları düşüncesi yarattı sizlerde?</em></p>
<p>Salgın olayının beni en çok düşündüren egemenler, dünyaya egemen olma hastalığı içinde olanlar tarafından laboratuvar çalışmalarıyla benzer salgınlar yaratarak bunu bölgesel, ülkesel bazda kullanmaya kalkışan olacağı endişesi. Öldürücü gazlar gibi, sarin gazı gibi, atom bombası gibi.  Nükleer silah nasıl bir baskı aracı olarak kullanılıyorsa benzer bir biyosilah neden olmasın?</p>
<p>Atomu hiç acımadan, yüz binlerin üzerine atan kafa, yüz binler üzerine biyosilahı atmaktan herhalde geri durmaz. Bir yılda 4 milyon insanın ölümü, resmi rakamla ve resmi olmayan rakamlar çok çelişkili. Dünyada,  hesap kitap yapmayan ülkeler arasındaki sayısal yaklaşım çok farklı.  Türkiye’de bile hesaplar çok karmaşık. Neyin doğru olduğu belli değil. Sayısal veriler çoğu insanı güldürecek çelişkilerle dolu. Şimdiden bazı senaryolar yazılmaya başlamıştır bile.</p>
<p>Gelecek çok daha acımasız, çok daha kıyımlı projelere gebe diye düşünüyorum; dilerim yanılırım.</p>
<p>Her şeye rağmen sağlıklı olmak dileğiyle…</p>
<hr />
<p>Serinin bir önceki yazısı: <a href="https://netreklam.net/pandemide-uretkenlik-meselesi-iv-habip-aydogdu-ve-tutku-gul/" target="_blank" rel="noopener">Pandemide Üretkenlik Meselesi IV: Habip Aydoğdu ve Tutku Gül</a></p>
<p>Kapak görseli: Atilla Atar, <em>Kavaklar</em></p>
<p><a href="https://lavarla.com/pandemide-uretkenlik-meselesi-v-atilla-atar-ve-hasan-pekmezci/">&lt;span class=&quot;reading-mode-buttons&quot;&gt;&lt;/span&gt;Pandemide Üretkenlik Meselesi V: Atilla Atar ve Hasan Pekmezci&lt;span class=&quot;reading-mode-buttons&quot;&gt;&lt;/span&gt;</a> yazısı ilk önce <a href="https://lavarla.com">Lavarla - Kültür-Sanat ve Kent Yaşamı</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://lavarla.com/pandemide-uretkenlik-meselesi-v-atilla-atar-ve-hasan-pekmezci/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Pandemide Üretkenlik Meselesi IV: Habip Aydoğdu ve Tutku Gül</title>
		<link>https://lavarla.com/pandemide-uretkenlik-meselesi-iv-habip-aydogdu-ve-tutku-gul/</link>
					<comments>https://lavarla.com/pandemide-uretkenlik-meselesi-iv-habip-aydogdu-ve-tutku-gul/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Necati Yalçın]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 06 Oct 2021 08:00:10 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Meseleler]]></category>
		<category><![CDATA[Yaşam]]></category>
		<category><![CDATA[Pandemi]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.lavarla.com/?p=114882</guid>

					<description><![CDATA[<p><span class="reading-mode-buttons"></span>Sanat iletişimdir. Nina Baldwin Evlerimize kapandığımız, vakalar ve kayıplar bitmezse bizi yeni kapanmaların beklediği günler. Sosyal yaşamın derinden etkilendiği zamanlar. İletişimin kesildiği veya biçim değiştirdiği… Baldwin’in sözüyle başladık: &#8220;Sanat iletişimdir&#8221;. İletişimi önemsiyor, sanata yeterince değer veriyor muyuz? Okuduğunuz, dizinin dördüncü yazısı. Konuklarımızın, biri ressam ve diğeri tiyatro sanatçısı. Habip Aydoğdu ile Tutku Gül. İletişimde biri [&#8230;]</p>
<p><a href="https://lavarla.com/pandemide-uretkenlik-meselesi-iv-habip-aydogdu-ve-tutku-gul/">&lt;span class=&quot;reading-mode-buttons&quot;&gt;&lt;/span&gt;Pandemide Üretkenlik Meselesi IV: Habip Aydoğdu ve Tutku Gül&lt;span class=&quot;reading-mode-buttons&quot;&gt;&lt;/span&gt;</a> yazısı ilk önce <a href="https://lavarla.com">Lavarla - Kültür-Sanat ve Kent Yaşamı</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p style="text-align: right;"><em>Sanat iletişimdir.<br />
</em><a href="http://ninabaldwin.blogspot.ca/"><strong>Nina Baldwin</strong></a></p>
<p>Evlerimize kapandığımız, vakalar ve kayıplar bitmezse bizi yeni kapanmaların beklediği günler.<br />
Sosyal yaşamın derinden etkilendiği zamanlar.<br />
İletişimin kesildiği veya biçim değiştirdiği…</p>
<p>Baldwin’in sözüyle başladık: &#8220;Sanat iletişimdir&#8221;<em>. </em>İletişimi önemsiyor, sanata yeterince değer veriyor muyuz?<br />
Okuduğunuz, dizinin dördüncü yazısı.<br />
Konuklarımızın, biri ressam ve diğeri tiyatro sanatçısı. Habip Aydoğdu ile Tutku Gül.<br />
İletişimde biri tuvali, diğeri sahneyi kullanıyor sözün kısası!<br />
Eserlerinde yarattığı kırmızıyla şiir yazdıran, şifa arattıran hatta kırmızıyı kıskandıran Ressam Habip Aydoğdu.<strong><br />
</strong>Balerinlik alt yapısıyla, sahnede oyununun yanında danslarıyla da büyüleyen Tiyatrocu Tutku Gül.<strong> </strong></p>
<h2>Habip Aydoğdu – Ressam</h2>
<p><img loading="lazy" decoding="async" class="aligncenter wp-image-114884 size-full" src="https://netreklam.net/wp-content/uploads/2021/09/ressam-habip-aydogdu-lavarla-ankara-pandemi-_1_.jpg" alt="" width="699" height="416" srcset="https://lavarla.com/wp-content/uploads/2021/09/ressam-habip-aydogdu-lavarla-ankara-pandemi-_1_.jpg 699w, https://lavarla.com/wp-content/uploads/2021/09/ressam-habip-aydogdu-lavarla-ankara-pandemi-_1_-300x179.jpg 300w" sizes="(max-width: 699px) 100vw, 699px" /></p>
<p><em>Bir türlü bitmeyen, ne zaman biteceği kestirilemeyen pandemi öncesinde ne yapıyordunuz?</em></p>
<p>Çalışmayı çok seviyorum ben. Çünkü hiçbir zaman iş gibi görmediğim, çalışmadan, üretmeden duramadığım bir işim var. Sanki çalışmazsam, çalışamazsam, hemencecik ölüverecekmişim gibi, artık yaşamayı hiç hak etmiyormuşum gibi bir duyguyu yaşıyorum. Sadece çizerek, boyayarak, yazarak, hayata tutunmaya, ona tanıklık etmeye çabalıyorum. Ressamlık benim için bir meslek değil hayatımın ta kendisidir. Pandeminin hemen öncesinde de Ankara Ulus’taki tarihi İş Bankası’nın yeni müzesinin yeni galerisinde açılacak olan sergim için çok yoğun bir biçimde çalışmaya devam ediyordum. Sergim 9 Nisan-28 Haziran 2020 tarihleri arasında açık kalacaktı. Ancak bu pandemi haberiyle birlikte ismine, kurulumuna kadar hazır olan sergim ertelendi.</p>
<p><em>Pandemi’nin ilk zamanlarında ne hissettiniz, çalışmalarınıza etkisi nasıl oldu?</em></p>
<p>Pandeminin başlamasıyla birlikte, 65 yaş üstüne uygulanan sokağa çıkma yasağı nedeniyle, atölyeme 3-4 ay gidememiştim. Bir ara bizlere, sabah 10.00 – akşam 8.00 izni verilince, o heyecanla görmemişler gibi atölyeme gitmeye başladım. Aç kurtlar gibi büyük tuvallere saldırdım. Sağ kolumdaki tenisçi dirseği rahatsızlığımı bu süreçte yeniden hortlatana kadar çok yoğun çalıştım. Bu aralar ağrılarım biraz azalmakla birlikte yine de devam ediyor. Büyük tuvallere çalışmayı bu aşamada mecburen bıraktım. Bu süreç beni biraz korkaklaştırdı, biraz da yalnızlaştırdı. Ölüm korkusu ve yalnızlık bu sürecin ilk zamanlarında en yoğun yaşadığım duygular oldu. Nitekim Pandeminin başlangıcından bu yana çok can ve canımızı kaybettik. Korkularımızla, takıntılarımızla yeniden yeniden yüzleştik. Bu süreci sorunsuz atlatabilmek umuduyla biraz da içimize kapandık. Hayatın, planladıklarımız değil de yaşadıklarımız olduğunun bir kez daha iyice farkına vardık. Ölüm korkusunun, özgürlüğün, özlemenin, kibrin, zamansız günlerin, bencilliğin, savurganlığın, mahpus olma halinin, zamanın kıymetinin, umudun, umutsuzluğun, evlere kapanmanın, maskesiz birlikteliklerin, sanatsal etkinliklerdeki sosyalleşmenin, gülümsemenin, kahkahanın, ironinin ne menem bir şey olduğunu acılı da olsa, gün gün yaşadık ve deneyselledik. Sanki ölüm duygusuyla sınandık hepimiz. “Herkes öleceğini bilir ama kimse öleceğine inanmaz” derler ya, ölümlü bir dünyada yaşadığımızın sanırım iyice farkına vardık. Özellikle sevdiklerimizi kaybetme, onları yeniden görememe düşüncesinin ne kadar ağır bir duygu olduğunu iliklerimize kadar yaşadık. İlk başladığı andan itibaren “Hayat eve sığar” dendi. Sığdırdık sığdırmasına da evdeki hayatta bir yere kadarmış. Gerçek hayat sokaktaymış, doğadaymış ve azın çokluğundaymış. Ben aslında yıllardır tüketim odaklı biri olarak nerdeyse hiç yaşamadım. Hep azın çokluğuyla yetinmeye çalıştım. Örneğin bütün renkler benim olmasına rağmen çok az renkle, neredeyse sadece kırmızıyla kendimi ifade etmeye, derdimi aktarmaya çalıştım. Son çalışmalarıma böylesi bir sadelik ve yalnızlık duygusunun iyice sindiğini gözlüyor ve görüyorum. Bu sürecin benim için, bütün olumsuz yanlarına rağmen yine de verimli geçtiğini, geçmekte olduğunu söyleyebilirim. Sanatın zor günlerin, sıkıntılı, zamanların üretimi olduğunu, bir yalnızlık işi olduğunu bu süreçte daha da iyi hissettiğimi söyleyebilirim.</p>
<p><em>Pandeminin ilk günlerinden bugüne, yaptıklarınızda bir değişiklik oldu mu?</em></p>
<p>Her zaman yaptığım şeyi yapmaya devam ediyorum. Okumaya çalışıyorum. Günlük notlar tutuyorum. Kâğıt işlere yöneldim. Çiziyorum, boyuyorum. Bu aralar kolumdan dolayı pek atölyeye gidemiyorum. Fikriye’yi çıldırtma pahasına evin mutfağını mini bir atölye gibi kullanmaya başladım. Ömrüm neredeyse mutfakta geçiyor. Bu arada varoluşun, doğanın, hayatın anlamını, zamanı, zamansızlığı, zamanın üzerimizdeki inanılmaz baskısını, evlerimizdeki gönüllü gönülsüz mahpus günlerimizi, sınırların ne kadar anlamsız olduğunu, sanatın kiçleşme ve yozlaşma sürecini yeniden, yeniden sorguladım. Elbette bu hesaplaşmanın bu süreçteki hayata bakışımda, dokunuşumda, resimlerimde bir etkisi mutlaka olacaktır. Belki de olmuştur ben farkında değilimdir. Bir de bu bakışla başka birinin başka bir gözle, son çalışmalarımı yeniden bir değerlendirmesi daha yararlı olabilir sanırım.</p>
<p><em>Salgın, sizin yaşama bakış açınızda moral değerler açısından ne gibi etkiler yarattı?</em></p>
<p>En baştaki kaygılarım geçen bir buçuk yılın ardından artık yavaş yavaş azalmaya başladı. Belki de ben kanıksamaya başladım. Şu ana kadar ailece birbirimizi uzaktan da olsa moralli tutmaya gayret ettik. Korunmaya çalıştık. Evet, biraz daha yalnızlaştık, moralsizleştik. Bu süreçte Allah korusun ciddi bir şeyler oluverirse neler neler yaşarız, yaşarım çok düşündüm. Çocuklarımı, torunlarımı, kardeşlerimi, dostlarımı, sevdiklerimi, yeniden görememek, onları kucaklayamamakla ilgili kaygılarım zaman zaman depreşti, kabardı, köpürdü. Biliyorum ki, böylesi duygulardan en çok sanatçılar ve sanat insanları beslenir. Resimlerinin üretim aşamasında ressamların çoğu da zaten böylesi duygularla yüklüdürler ve de yalnızdırlar. Bu yaşadığımız yalnızlığın, mahpus halinin dünyayı ve yaşananları yeniden yorumlamamız için bir başlangıç olabileceğini umuyor, moralimi yüksek tutmaya çalışıyorum. Neredeyse bir buçuk yıla yakın devam eden bu sıkıntılı sürecin bir türlü, sıra dışı yapıtlara, sergilere, etkinliklere dönüşeceğine inanmak istiyorum.</p>
<p><em>“Şu pandemi bir bitse, şunu yapacağım!” dediğiniz planlarınız neler?</em></p>
<p>Ertelenen sergimi açabilmeyi büyük bir heyecanla bekliyorum. Belki sayısı bini geçen kâğıt üzerine resimlerimin de içinde olduğu büyük bir sergi hayal ediyorum. Resimlerimin beni pandemi koşullarında bile koruduğu, yaşattığı gibi yarında, yarınlarda da koruyup, yaşatacağına olan inancımı her şeye rağmen koruyorum.</p>
<p><em>Bu soru sizin, istediğinizi sorun ve yanıtlayın!</em></p>
<p>Pandemi sürecinde en çok yarayı ilk başta sağlık çalışanları olmak üzere sanat insanları aldı. Devletten bir şey istediğimizden değil ama özellikle görsel sanatlar dünyasındaki sanat insanlarının, devletin aklına bile gelmemesinin benim için büyük bir hayal kırıklığı olduğunu söyleyebilirim. Hadi biz neyse, o gencecik yolun başındaki ressamların yaşadıkları ekonomik ve psikolojik sorunlar için çok üzgünüm ama biliyorum ki bu sıkıntılı günler geçecek, bugünler ileride o gençlerin sanatlarını anlamlı kılan yaratıcılıklarını beslemiş anılara dönüşecektir. Yeter ki dayanabilsinler ve pes etmeyip bir türlü ayakta kalmayı başarabilsinler.</p>
<h2>Tutku Gül – Tiyatro Sanatçısı</h2>
<p><img loading="lazy" decoding="async" class="wp-image-114883 aligncenter" src="https://netreklam.net/wp-content/uploads/2021/09/tiyatrocu-oyuncu-tutku-gul-ankara-lavarla.jpg" alt="" width="726" height="283" srcset="https://lavarla.com/wp-content/uploads/2021/09/tiyatrocu-oyuncu-tutku-gul-ankara-lavarla.jpg 805w, https://lavarla.com/wp-content/uploads/2021/09/tiyatrocu-oyuncu-tutku-gul-ankara-lavarla-300x117.jpg 300w, https://lavarla.com/wp-content/uploads/2021/09/tiyatrocu-oyuncu-tutku-gul-ankara-lavarla-768x300.jpg 768w, https://lavarla.com/wp-content/uploads/2021/09/tiyatrocu-oyuncu-tutku-gul-ankara-lavarla-800x312.jpg 800w" sizes="(max-width: 726px) 100vw, 726px" /></p>
<p><em>Bir türlü bitmeyen, ne zaman biteceği</em> <em> kestirilemeyen pandemi öncesinde ne yapıyordunuz?</em></p>
<p>Yeni Sahne ve Sanat Okulu açmıştım tam 2 ay sonra pandemi başladı.</p>
<p><em>Pandeminin ilk zamanlarında ne hissettiniz, çalışmalarınıza etkisi nasıl oldu?</em></p>
<p>İlk zamanlar biraz endişelendim ancak evde olmak ve kendi duygularıma zaman ayırmak nefes aldırdı diyebilirim.</p>
<p><em>Pandeminin ilk günlerinden bugüne, yaptıklarınızda bir değişiklik oldu mu?</em></p>
<p>Pandeminin ilk zamanları burnumuzu bile çıkarmadan evdeydik. Ancak şimdi işime gidiyorum, ders veriyorum. Aslında benim pandemi öncesi rutinim de böyleydi.</p>
<p><em>Salgın, sizin yaşama bakış açınızda moral değerler açısından ne gibi etkiler yarattı?</em></p>
<p>Moral olarak kendimi çok çok iyi hissediyordum ta ki sevdiklerimi kaybedene kadar. Hayatın saatinin yelkovanının akrebi kovaladığı kim bilir kaçıncı koşusunu yaşıyoruz? Her şeye rağmen hayat devam ediyor. Öyle hemen enseyi karartmak yok.</p>
<p><em>“Şu pandemi bir bitse, şunu yapacağım!” dediğiniz planlarınız neler?</em></p>
<p>Anılarıma dönüp baktığımda ‘zaman’ denen mevhumun çarkları arasında çok güzel şeyler yaşadım ve sevdiğim hayata sevdiklerimle geri döneceğim. İletişim kurmanın, bağlantıda kalmanın, sarılmanın değerini çok daha iyi anladım. Herkesi doya doya öpeceğim, sarılacağım. Erteleme kelimesini kaldırdım artık yeni oyunlar yöneteceğim, yeni oyunlarda oynayacağım, yeni seyirciler, yeni oyuncularla tanışacağım&#8230;</p>
<hr />
<p>Kapak Görseli: Habip Aydoğdu, <em>“Kırmızı Ortadoğu”,  Tuval üzerine akrilik,  2015, 140×200 cm., Sanatçı Koleksiyonu, </em><a href="https://www.kulturservisi.com/p/habip-aydogdu-kirmizisi-tek-rengin-zenginligine-erisebilmek/" target="_blank" rel="noopener">Kültür Servisi</a></p>
<p>Serinin bir önceki yazısı: <a href="https://netreklam.net/pandemide-uretkenlik-meselesi-iii-onder-aydin-ve-kursad-yilmaz/" target="_blank" rel="noopener">Pandemide Üretkenlik Meselesi III: Önder Aydın ve Kürşad Yılmaz</a></p>
<p><a href="https://lavarla.com/pandemide-uretkenlik-meselesi-iv-habip-aydogdu-ve-tutku-gul/">&lt;span class=&quot;reading-mode-buttons&quot;&gt;&lt;/span&gt;Pandemide Üretkenlik Meselesi IV: Habip Aydoğdu ve Tutku Gül&lt;span class=&quot;reading-mode-buttons&quot;&gt;&lt;/span&gt;</a> yazısı ilk önce <a href="https://lavarla.com">Lavarla - Kültür-Sanat ve Kent Yaşamı</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://lavarla.com/pandemide-uretkenlik-meselesi-iv-habip-aydogdu-ve-tutku-gul/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Pandemide Üretkenlik Meselesi III: Önder Aydın ve Kürşad Yılmaz</title>
		<link>https://lavarla.com/pandemide-uretkenlik-meselesi-iii-onder-aydin-ve-kursad-yilmaz/</link>
					<comments>https://lavarla.com/pandemide-uretkenlik-meselesi-iii-onder-aydin-ve-kursad-yilmaz/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Necati Yalçın]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 13 Sep 2021 07:18:35 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Meseleler]]></category>
		<category><![CDATA[Yaşam]]></category>
		<category><![CDATA[Pandemi]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.lavarla.com/?p=114822</guid>

					<description><![CDATA[<p><span class="reading-mode-buttons"></span>Bir tablo, kelimesiz bir şiirdir. Horace Okuduğunuz, dizinin üçüncü yazısı. İki ressamla devam ediyoruz. Tablolarıyla kelimesiz şiir yazan iki konukla! 7750 yıl önce kadının bereketle bir tutulduğu, kutsal görülüp sayıldığı Anadolu’mda, bu saygınlığın şahidi toprak heykelinin (Bereket Ana Heykelciği MÖ 5750) Anadolu’nun bağrındaki müzesinde (Anadolu Medeniyetleri Müzesi) sergilendiği topraklardan aldığı güçle eserlerinde Anadolu Uygarlıklarını konu [&#8230;]</p>
<p><a href="https://lavarla.com/pandemide-uretkenlik-meselesi-iii-onder-aydin-ve-kursad-yilmaz/">&lt;span class=&quot;reading-mode-buttons&quot;&gt;&lt;/span&gt;Pandemide Üretkenlik Meselesi III: Önder Aydın ve Kürşad Yılmaz&lt;span class=&quot;reading-mode-buttons&quot;&gt;&lt;/span&gt;</a> yazısı ilk önce <a href="https://lavarla.com">Lavarla - Kültür-Sanat ve Kent Yaşamı</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p style="text-align: right;"><em>Bir tablo, kelimesiz bir şiirdir.<br />
</em><strong>Horace</strong></p>
<p>Okuduğunuz, dizinin üçüncü yazısı. İki ressamla devam ediyoruz.<br />
<em>Tablolarıyla kelimesiz şiir yazan</em> iki konukla!</p>
<p>7750 yıl önce kadının bereketle bir tutulduğu, kutsal görülüp sayıldığı Anadolu’mda, bu saygınlığın şahidi toprak heykelinin (Bereket Ana Heykelciği MÖ 5750) Anadolu’nun bağrındaki müzesinde (Anadolu Medeniyetleri Müzesi) sergilendiği topraklardan aldığı güçle eserlerinde Anadolu Uygarlıklarını konu eden Ressam Önder Aydın.</p>
<p>Ve medeniyetin(!), soyunun canına ot tıkadığı kızılderililerin resimleriyle aldığı haklı unvanla, memleketin tek Kızılderili Ressamı Kürşad Yılmaz.</p>
<h2>Önder Aydın – Ressam</h2>
<p><img loading="lazy" decoding="async" class="wp-image-114832 aligncenter" src="https://netreklam.net/wp-content/uploads/2021/09/pandemide-verimlilik-meselesi.jpg" alt="" width="734" height="286" srcset="https://lavarla.com/wp-content/uploads/2021/09/pandemide-verimlilik-meselesi.jpg 1001w, https://lavarla.com/wp-content/uploads/2021/09/pandemide-verimlilik-meselesi-300x117.jpg 300w, https://lavarla.com/wp-content/uploads/2021/09/pandemide-verimlilik-meselesi-768x299.jpg 768w, https://lavarla.com/wp-content/uploads/2021/09/pandemide-verimlilik-meselesi-800x312.jpg 800w" sizes="(max-width: 734px) 100vw, 734px" /></p>
<p><em>Bir türlü bitmeyen, ne zaman biteceği kestirilemeyen pandemi öncesinde ne yapıyordunuz?</em></p>
<p>Pandemi öncesinde, ressam olduğum için atölyemde resim yapıyordum. Aradan bir yılı aşkın bir süre geçti ve ben hâlâ resim yapıyorum. Hem de zaman yetmeksizin. Ressamlar yalnız insanlardır ve yaratım süreçlerinde atölyelerindedirler. Çünkü ressamlık bireysel bir eylemdir. Kolektif bir üretim söz konusu değildir. Resme bir kişi başlar ve bir kişi bitirir.</p>
<p><em>Pandeminin ilk zamanlarında ne hissettiniz, çalışmalarınıza etkisi nasıl oldu?</em></p>
<p>Pandeminin hiçbir döneminde, öncesinden daha farklı bir şey hissetmedim. Sadece sosyal aktivitelerim zorunlu olarak sona erdi. Örneğin sanatsal etkinlikler yapılamadığı için, o mekânlara gidemez oldum. Meslektaşlarımı göremez oldum. Ama kendime daha çok zaman kaldığı için, daha çok ve daha titiz ürettim.</p>
<p><em>Pandeminin ilk günlerinden bugüne, yaptıklarınızda bir değişiklik oldu mu?</em></p>
<p>2020-2021 Sanat dönemindeki kişisel sergilerimi iptal etmek durumunda kaldım. Ben çalışmaya başlamadan önce yapacağım resimlerde konuları önceden eskizler çizerek beynimde oluşturduğum için, sonrasında en az yarı yarıya ne yapacağımı, nasıl yapacağımı bilirim. Geriye kalan yüzde ellilik bölüm ise duygu, anlık tepkilerim ve resmin omurgasının ortaya çıkmasından sonra, resimden etkileşimime bağlı olarak belirlenmiş olur. Pandemi olsa da, olmasa da bu böyledir. Pandemi hiçbir sanatçının yaratım sürecini belirleyemez, yok edemez. Sadece bir miktar, psikolojik olarak etkiler ve o etkileşimde sosyal yaşamdan uzak kalmanın etkileridir. Üretmek isteyen sanatçı atölyesi yansa yine üretir. Tüm yaşamı pandemi dönemi gibi geçen Van Gogh dünyanın en üretken ressamlarından birisiydi.</p>
<p><em>Salgın, sizin yaşama bakış açınızda moral değerler açısından ne gibi etkiler yarattı?</em></p>
<p>İnsani ve toplumsal ilişkilerin ne kadar önemli olduğunu bir kez daha görmüş olduk. Yaşamın ve zamanın, telafisi olmayan tek şey olduğunu öğrendik. Hurafelerle değil de bilimle yönetilen ülkelerin en büyük toplumsal salgında bilim yuvalarının çalıştırılarak, üç-beş yılda ancak hazırlanacağı söylenen aşıları gece gündüz çalışıp bir yıla sığdırmalarına tanık olduk. Bizim gibi, Atatürk döneminde kurulan ve aşı üreten sağlık merkezlerini hiçbir mantıkla açıklanamayacak bir anlayışla kapatma ahmaklığının da, topluma can ve maddi olarak nelere mal olduğunu acı biçimde öğrenmiş olduk. Bir kez daha emperyalizmin “Kâğıttan Kaplan” olduğunu ve ABD sağlık sisteminin dünya sıralamasında 38. sırada yer aldığını, trilyon dolarlarına rağmen yoksul halkını ölüme terk edişini de öğrendik.</p>
<p><em>“Şu pandemi bir bitse, şunu yapacağım!” dediğiniz planlarınız neler?</em></p>
<p>Ailemle birlikte korkusuzca ve sakınmadan yeni yerlere gitmek. Özgürce sokaklarda dolaşabilmek. Sevdiğim insanları görebilmek. Meslektaşlarımla bir araya gelebilmek ve birlikte üretmek. Sinema ve tiyatroya gidebilmek. Sergilerimi açabilmek ve sanatın dostlarını davet edebilmek. Yaşamda plan biter mi, zincirin halkaları gibi sürer gider. Bir süre sonra pandemi de yok olur ve insanlık yeniden bencil yapısına kısa sürede tekrar kavuşur.</p>
<p><em> </em><em>Krizin plastik sanatlar ortamına etkileri nasıl olacak? Hem şimdi hem de salgın sonrası insanların kendi aralarında ve sanat piyasasındaki ticari ilişkileri nasıl şekillenecek?</em></p>
<p><em> </em>Önce şunu belirtmeliyim ki; sanat dünyasında pandemi benzeri bir kriz hep vardı. Ülkede her hangi bir alanda olası bir kriz bile, tasarrufun her zaman sanattan başlatılmasını dayattı. ”Tasarruf” önce sanat yapıtı almamakla başlatıldı. Bunu hem devlet, hem özel sektör ve kişiler de böyle algıladı. Oysa “tasarruf” denilen ve sanat yapıtı almama uygulaması, virüsün yol açtığı bir sonuç değildi. Çünkü sanat yapıtı tüketecek bir toplum yaratılamadığı için, ressamlık ve heykeltıraşlık meslek olarak bile kabul görmedi. Bu nedenledir ki, kriz döneminde, sadece adı var olan ekonomik dayanışma tedbirleri içinde sanat insanlarına yine yer yoktu.</p>
<p>Peki, virüs döneminde, sanat piyasasında sadece sanatçılar mı zarar görürler? Elbette hayır. Sanat piyasasının üç önemli ayağından birisi olan sanat galerileri de zorunlu olarak kapatıldı. Sergiler davetlilerle açılamadı. Pek çok sanat etkinliği iptal edildi. Krizin en ağır faturası böylece yine üreten sanatçıya kesildi. Atölye kirası, üretimde kullandığı ve ithal olan malzemelere gelen yüzde 15 ithalat zammı sanatçıyı üretmekten soğuttu, hatta üretemez hale getirdi. Bu durum sanat piyasasında da mutlaka karşılığını bulacaktır. Ticari yanı bir tarafa bırakılacak olursa, sanatın halka yaygınlaştırılması ortamı da aksayabilir hale gelecektir. Bunun siyasi ve toplumsal karşılığı da her zaman olduğu gibi seçim sandıklarından çıkar. Ülkemize ve dünya insanlığına pandemisiz, sağlıklı, sanat dolu aydınlık günler dilerim.</p>
<h2>Kürşad Yılmaz – Ressam</h2>
<p><img loading="lazy" decoding="async" class="wp-image-114833 aligncenter" src="https://netreklam.net/wp-content/uploads/2021/09/kursad-yilmaz-pandemide-verimlilik.jpg" alt="" width="716" height="258" srcset="https://lavarla.com/wp-content/uploads/2021/09/kursad-yilmaz-pandemide-verimlilik.jpg 962w, https://lavarla.com/wp-content/uploads/2021/09/kursad-yilmaz-pandemide-verimlilik-300x108.jpg 300w, https://lavarla.com/wp-content/uploads/2021/09/kursad-yilmaz-pandemide-verimlilik-768x277.jpg 768w, https://lavarla.com/wp-content/uploads/2021/09/kursad-yilmaz-pandemide-verimlilik-800x289.jpg 800w" sizes="(max-width: 716px) 100vw, 716px" /></p>
<p><em>Bir türlü bitmeyen, ne zaman biteceği kestirilemeyen pandemi öncesinde ne yapıyordunuz?</em></p>
<p>Sanat galerimde ders veriyordum, resim yapıyordum ve sanatçı sergileri düzenliyordum, ondan bir iki sene öncesine kadar da üniversitede görev yapan ya da emekli olmuş akademisyenlere sanat üzerine söyleşi düzenliyordum.</p>
<p><em>Pandeminin ilk zamanlarında ne hissettiniz, çalışmalarınıza etkisi nasıl oldu?</em></p>
<p>Pandemi dönemi ile resim kurslarımı bitirdim, devam eden bir sanatçı sergisi vardı onu toplayıp, galeriyi kapattım. Bu bir sanatçı için bitişin başlangıcı demekti. Bundan biraz sıyrılma adına resim çalışmalarıma evde devam etme kararı aldım. Tüm etkenlerin neden olduğu olumsuzluklar nedeniyle çok yoğun bir resim çalışması sonucu sağ kolumda tenisçi dirseği oluştu ve hala tedavi görüyorum.</p>
<p><em>Pandeminin ilk günlerinden bugüne, yaptıklarınızda bir değişiklik oldu mu?</em></p>
<p>Tedaviden dolayı resim yapamadığımdan travmalar oluştu.</p>
<p><em>Salgın, sizin yaşama bakış açınızda moral değerler açısından ne gibi etkiler yarattı?</em></p>
<p>Olumsuz etkiler yarattı ve devam ediyor.</p>
<p><em>“Şu pandemi bir bitse, şunu yapacağım!” dediğiniz planlarınız neler?</em></p>
<p>Pandemi gittiğinde ilk yapacağım galerimde kişisel sergimi açmak. Pandemi sürecinde 9 -10 yıllık öğrencim olup haftada üç gün gelen çok sevdiğim bir öğrencimi Covid sebebiyle kaybettiğim için, bir daha galerimde kurs başlatır mıyım kararsızım. İçimi çok yaktı.</p>
<p><em>Pandemi süreci ve sonrasında sürecin sanata ve sanatçıya etkileri nelerdi?</em></p>
<p>Yaşadığımız pandemi sürecinde; görünümde “Dünya da her şey eskisi gibi olmayacak” köklü bir değişim olacak düşüncesi ağır basıyor. Pandemi öncesi Türkiye’ de yaşanan siyasi etkinin getirdiği olumsuzluklar ve ekonomik durumun yarattığı olumsuzluklara ilave olarak bu krizin de getireceği yeni ağır ekonomik sorunlar, sergi mekânlarının azalmasına neden olacağı gibi, eserlerin satın alma gücünü azaltacak ve bu durum da sanatçıyı direk olarak büyük bir şekilde etkileyecektir. Benim sanat anlayışımda; sanatçının hem yaşamsal hem de sanatsal sorunlara yeni çözümler bulması, yeni düşünce ve yeni görsel ifade biçimleri üretmesi üzerine kurulmasından geçecektir, belki bu durum sanatçıya büyük yükler yükleyecektir. Sanatçılar da doğal olarak bu değişimin öncüsü olmak durumundadırlar.</p>
<p>Sosyal medya, yıllardır çok popüler olmasından kaynaklanan, alternatif bir platform olarak günümüze yerleşmiştir. Gerek sanatçı profilinin tanınması, gerekse yapılan işlerin tanıtılması yönünde büyük faydalar sağladı. Tatbikî sanat galerileri için de büyük bir avantaj sağladı, sergi açılış haberlerinin duyurulmasını, posta davetiyelerinden daha fazla kişiye ulaşma yönünde imkân yarattı. Alıcı-satıcıyı da bir araya getirmesi yönünden olumlu olmuştur. Bu platform bizde sadece “iyi sanat nedir” hususunda karışıklıklar yarattı. Bu konuyu ayrıca ele almak gerekiyor.</p>
<p>Sanat galerileri, sanat dernekleri ve sanat vakıfları ile devletin sanatsal mekanizmaları kriz anlarında en hızlı geçişi sağlayan ve bu konuda öncülük etmesi gerekenler olması gerekirken fakat ne yazık ki krizlere hazırlıklı olmadıklarını, kendi yapıları ve takvimlerinin ötesinde, yaratıcı bir refleks göstermeye yeterli olmadığını gösterdi.</p>
<p>Çoğu müzenin kendi başına yapamayacaklarını yaptı, online dünyayı kontrol eden mega şirketlerden biri olan Google zaten uzun zamandır “Google Arts &amp; Culture” projesi adı altında 2000’den fazla müzeyi sanal gezilebilecek bir şekilde en son teknolojileri kullanarak bir platform oluşturdu. Bu kriz döneminde sanat adına olumlu bir kazanımdır.</p>
<p>Bu da bize şunu gösteriyor ki, bu eksende kısıtlı imkanları nasıl avantaja çeviririz ve içinde bulunduğumuz ve bizleri evlere hapseden, birbirimizden uzak durmamızı gerektiren bu yeni radikal durumda, sanatı online ile eşzamanlı olarak nasıl yeniden ilişkilendirebiliriz ve acilen nasıl hayata geçiririzi gündeme taşımamızı getirdi.</p>
<p>Pandemiyle beraber eğer dünya değişecekse, sanatın da değişecek olması çok doğaldır. Sanal ortama kayma kesinlikle olacaktır ancak bu demek değil ki tüm etkinlikler tamamen sanal olacaktır. Sanat bir görsellikse bu mutlaka halkla iç içe olmak zorundadır. Eserin bir iletişim aracı ya da bir ara yüz gerektirmeden bir araya gelmesi elbette ki sanatın vazgeçilmezidir. Yirminci yüzyıl başlarında gelişen ve değişen dünyada sanatçılar, gelişen sanayi ve makinelerin, teknolojinin, modern mimarinin ilerlemesiyle biz de bu çağı yakalayan işler yapacağız dedikleri gibi, dünyayı kökten etkileyen pandemi sürecinin ardından da bilim adamlarına ve sanatçılara daha çok ihtiyaç olacağı ortadadır.</p>
<p><a href="https://lavarla.com/pandemide-uretkenlik-meselesi-iii-onder-aydin-ve-kursad-yilmaz/">&lt;span class=&quot;reading-mode-buttons&quot;&gt;&lt;/span&gt;Pandemide Üretkenlik Meselesi III: Önder Aydın ve Kürşad Yılmaz&lt;span class=&quot;reading-mode-buttons&quot;&gt;&lt;/span&gt;</a> yazısı ilk önce <a href="https://lavarla.com">Lavarla - Kültür-Sanat ve Kent Yaşamı</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://lavarla.com/pandemide-uretkenlik-meselesi-iii-onder-aydin-ve-kursad-yilmaz/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Pandemi&#8217;de Üretkenlik Meselesi I: Mustafa Ayaz ve Erdal Reşit Yılmaz</title>
		<link>https://lavarla.com/pandemide-uretkenlik-meselesi-i-mustafa-ayaz-ve-erdal-resit-yilmaz/</link>
					<comments>https://lavarla.com/pandemide-uretkenlik-meselesi-i-mustafa-ayaz-ve-erdal-resit-yilmaz/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Necati Yalçın]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 06 Jul 2021 08:56:46 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Yaşam]]></category>
		<category><![CDATA[Erdal Reşit Yılmaz]]></category>
		<category><![CDATA[Mustafa Ayaz]]></category>
		<category><![CDATA[Pandemi]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.lavarla.com/?p=114533</guid>

					<description><![CDATA[<p><span class="reading-mode-buttons"></span>Sanat, farklı bir mutlulukla nefes almanızı sağlayan şeydir. Anni Albers &#160; Pandemi. Rahatça nefes almanın değerini en iyi anladığımız veya anlamamız gereken günler. Yazıyı okuyan herkesin yaşamı boyunca hiç yaşamadığı –en kısa sürede bitmesini dilediğim– olağanüstü günler. Yaşamı, sosyal ilişkileri derinden etkileyen günler. Kısıtlamalı, yasaklı, kimi için çok sıkıcı, kimini daha az etkileyen ama herkes [&#8230;]</p>
<p><a href="https://lavarla.com/pandemide-uretkenlik-meselesi-i-mustafa-ayaz-ve-erdal-resit-yilmaz/">&lt;span class=&quot;reading-mode-buttons&quot;&gt;&lt;/span&gt;Pandemi&#8217;de Üretkenlik Meselesi I: Mustafa Ayaz ve Erdal Reşit Yılmaz&lt;span class=&quot;reading-mode-buttons&quot;&gt;&lt;/span&gt;</a> yazısı ilk önce <a href="https://lavarla.com">Lavarla - Kültür-Sanat ve Kent Yaşamı</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p style="text-align: right;"><em>Sanat, farklı bir mutlulukla nefes almanızı sağlayan şeydir.<br />
</em><strong>Anni Albers</strong></p>
<p>&nbsp;</p>
<p>Pandemi.<br />
Rahatça nefes almanın değerini en iyi anladığımız veya anlamamız gereken günler.<br />
Yazıyı okuyan herkesin yaşamı boyunca hiç yaşamadığı –en kısa sürede bitmesini dilediğim– olağanüstü günler.<br />
Yaşamı, sosyal ilişkileri derinden etkileyen günler.<br />
Kısıtlamalı, yasaklı, kimi için çok sıkıcı, kimini daha az etkileyen ama herkes için bir şekilde farklı günler.<br />
En çok özlenen sağlıklı ve yasaksız günler.</p>
<p>Ve sanatçılarımız…<br />
Ressam, heykeltıraş, ebruzen veya tiyatro sanatçıları…<br />
Bugünlerden önce ne yapıyorlardı, şimdi ne yapıyorlar, sonrası için ne düşünüyor, planlıyorlar?<br />
Pandemi onları nasıl etkiledi?<br />
Sorular sordum. Dördüncü soru Sevgili Prof. Dr. Hasan Pekmezci’den, son soru sanatçının kendisinden.<br />
Virüs hayatımızdan çıkması, sanatın hep var olması dileklerimle…</p>
<p>İki ressamla başlıyoruz.<br />
Memlekete bir ilki, Mustafa Ayaz Müzesi’ni kazandıran, 7 katında eserlerini sergileyen, sanatının profesörü olan Ressam Mustafa Ayaz.<br />
Ve bir beyin cerrahı, Doç.Dr. Erdal Reşit Yılmaz. Bir devlet hastanesinde çalışıyor ve tüm hastanelere örnek olacağını ümit ettiğim <em>Sanata Açılan Dışkapı Atölyesi’nin</em> kurucularından.</p>
<h2>Prof.Dr. Mustafa Ayaz – Ressam</h2>
<p><img loading="lazy" decoding="async" class="wp-image-114536 aligncenter" style="font-size: 19.4286px;" src="https://netreklam.net/wp-content/uploads/2021/07/pandemide-sanatcilar.jpg" alt="" width="634" height="414" srcset="https://lavarla.com/wp-content/uploads/2021/07/pandemide-sanatcilar.jpg 593w, https://lavarla.com/wp-content/uploads/2021/07/pandemide-sanatcilar-300x196.jpg 300w" sizes="(max-width: 634px) 100vw, 634px" /></p>
<p><em>Bir türlü bitmeyen, ne zaman biteceği kestirilemeyen pandemi öncesinde ne yapıyordunuz?</em></p>
<p>Elimde kâğıt, kalem sürekli çizerim. Çizmeden, boyamadan duramam. Ben resim yaparak düşünüyor, resim yaparak mutlu oluyor, resim yaparak yaşıyorum.</p>
<p><em>Pandeminin ilk zamanlarında ne hissettiniz, çalışmalarınıza etkisi nasıl oldu?</em></p>
<p>Çalışmalarım fazla kesintiye uğramadı. Aşağı Ayrancı’daki atölyemde çalışmalara devam ettim. Ancak korona süreci psikolojik olarak beni çok etkiledi. Herkes gibi ben de korkuyorum. Korku içerisinde çalıştım. Bu korkuyu bazı resimlerime yansıttım. Bazı resimlerimde de sevgiyi yansıttım. Koronayı kedi ya da gülen bir kadın formuna soktum.</p>
<p><em>Pandeminin ilk günlerinden bugüne, yaptıklarınızda bir değişiklik oldu mu?</em></p>
<p>Değişen hiçbir şey olmadı aslında. Eski çalışma tempoma devam ettim. Ben elim için &#8220;Geveze elim&#8221; tabirini kullanırım. Atölyeden sonra evde yemeğimi yer, taslak çizmeye başlarım. Ancak gözlerim görmez, ellerim tutmazsa resmi bırakabilirim.</p>
<p><em>Salgın, sizin yaşama bakış açınızda moral değerler açısından ne gibi etkiler yarattı?</em></p>
<p>Bu süreç normal olarak insanların yaşam biçimlerini değiştirdi ve birçok insanı karamsar yaptı, ama ben bunu kırdım. Tabii beni de hüzünlendirdi ve korkuttu. Kurduğum müze için yapmak istediklerim var. Bunları yapamamaktan korktum. Ama çok karamsar olmadım. Karamsar olsaydım, bu resimleri yapamaz, bir kenara çekilirdim. Ben bunu yapmadım, inadına daha çok çizdim, boyadım. Korona biçimini kendi hayal dünyamda şekillendirdim.</p>
<p><em>“Şu pandemi bir bitse, şunu yapacağım!” dediğiniz planlarınız neler?</em></p>
<p>Resim yapmak dışında farklı bir planım yok. Benim tek idealim bir müze kurmaktı. Ben daha küçük tasarlıyordum. Bu kadar büyük, devasa bir müze olacağına inanmıyordum.</p>
<p><em>Bu soru sizin, istediğinizi sorun ve yanıtlayın! (Her sanatçı farklı sorduğundan -varsa- soruyu son paragraftan önce parantez içinde bulacaksınız)</em></p>
<p>Yalnız, benim tuttuğum günlüklerim var. Bundan sonraki süreçte, bunların bir kitap haline dönüşmesini hedefliyorum.</p>
<h2>Doç. Dr. Erdal Reşit Yılmaz – Ressam</h2>
<p><img loading="lazy" decoding="async" class="wp-image-114537 aligncenter" src="https://netreklam.net/wp-content/uploads/2021/07/pandemide-sanatcilar-2.jpg" alt="" width="672" height="468" srcset="https://lavarla.com/wp-content/uploads/2021/07/pandemide-sanatcilar-2.jpg 557w, https://lavarla.com/wp-content/uploads/2021/07/pandemide-sanatcilar-2-300x209.jpg 300w" sizes="(max-width: 672px) 100vw, 672px" /></p>
<p><em>Bir türlü bitmeyen, ne zaman biteceği kestirilemeyen pandemi öncesinde ne yapıyordunuz?</em></p>
<p>Sağlık çalışanı olarak tabiî ki hastane normalde de hayatımızın büyük bir kısmını dolduruyordu. Ancak mesai dışında kalan zamanlarda dışarıda bir yerlerde oturmak, sohbetler etmek, kitapçıları, sahafları dolaşmak uygun olursa sanat atölyesine gidip biraz resim yapmak rutin alışkanlıklar içerisindeydi.</p>
<p><em>Pandeminin ilk zamanlarında ne hissettiniz, çalışmalarınıza etkisi nasıl oldu?</em></p>
<p>Pandeminin bu boyutlara bu kadar hızlı ulaşacağını açıkçası tahmin etmemiştim.  Rutin yaşantının sekteye uğraması tabiî ki ister istemez hayatı zorladı. Sağlık çalışanı gözüyle kısıtlamalar hoşumuza gitmedi değil. En azından normal hasta yükümüz suni olarak azaldı. Ama rutin yapılan kültürel faaliyetler hele hele atölye çalışmasının aksaması yaşamda bir boşluk oluşturmadı değil.</p>
<p><em>Pandeminin ilk günlerinden bugüne, yaptıklarınızda bir değişiklik oldu mu?</em></p>
<p>Pandemi ve kısıtlamalar sürecini olumluya çevirmek çoğu insanın yapmak isteyip de yapamadığı işlerini yapması için bir fırsat oldu diyebilirim. Benim için de öyle. Hele ki çok sevdiğim (işim dışında) resim yapmayı pandemi döneminde hastane içinde atölye tesis ederek hızlandırmış oldum.</p>
<p><em>Salgın, sizin yaşama bakış açınızda moral değerler açısından ne gibi etkiler yarattı?</em></p>
<p>Son derece olumlu aslında. Kısaca ‘’bugünün işini yarına bırakma’’ felsefesini yerleştirmiş oldum.</p>
<p><em>“Şu pandemi bir bitse, şunu yapacağım!” dediğiniz planlarınız neler?</em></p>
<p>Herhalde tatil planı dışında çok bir planım yok. Pandemi dönemini pozitif değerlendirince geriye pek bir şey kalmıyor.</p>
<p><em>Bu dönemin olumlu yanı var mı?</em></p>
<p>Bu dönemin olumlu etkileri de var. Çok fazla emek, para gerektirmeyen temizliğin, sosyal mesafenin ne kadar önemli olduğunu dünyaya öğretti. Umarım devam eder. Tabiî ki bir de evde geçirilen zamanın ev halkı ile olan ilişkileri sağlamlaştırması ayrı bir katkı. Bu dönemde pozitif olanlar arasında kitap yazan, sanat eseri üreten, kendiyle baş başa kalma cesaretini gösteren, zaten var olan teknolojik yeniliklerin farkına varıp sanal iletişimi, bilgi alışverişini çok iyi değerlendiren o kadar çok insan var ki.</p>
<hr />
<p>Serinin ikinci yazısı için: <span style="color: #ffcc00;"><a style="color: #ffcc00;" href="https://netreklam.net/pandemide-uretkenlik-meselesi-ii-hikmet-cetinkaya-ve-isil-acaray/" target="_blank" rel="noopener">Pandemi’de Üretkenlik Meselesi II: Hikmet Çetinkaya ve Işıl Acaray</a></span></p>
<p><a href="https://lavarla.com/pandemide-uretkenlik-meselesi-i-mustafa-ayaz-ve-erdal-resit-yilmaz/">&lt;span class=&quot;reading-mode-buttons&quot;&gt;&lt;/span&gt;Pandemi&#8217;de Üretkenlik Meselesi I: Mustafa Ayaz ve Erdal Reşit Yılmaz&lt;span class=&quot;reading-mode-buttons&quot;&gt;&lt;/span&gt;</a> yazısı ilk önce <a href="https://lavarla.com">Lavarla - Kültür-Sanat ve Kent Yaşamı</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://lavarla.com/pandemide-uretkenlik-meselesi-i-mustafa-ayaz-ve-erdal-resit-yilmaz/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
