<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Sonbahar arşivleri - Lavarla - Kültür-Sanat ve Kent Yaşamı</title>
	<atom:link href="https://lavarla.com/etiket/sonbahar/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://lavarla.com/etiket/sonbahar/</link>
	<description>Lavarla için her insan ve her hikaye, ucundan Ankara&#039;ya dokunuyorsa anlatmaya değerdir.</description>
	<lastBuildDate>Wed, 08 Dec 2021 15:56:02 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	<generator>https://wordpress.org/?v=6.8.2</generator>

<image>
	<url>https://lavarla.com/wp-content/uploads/2024/05/fav-150x150.png</url>
	<title>Sonbahar arşivleri - Lavarla - Kültür-Sanat ve Kent Yaşamı</title>
	<link>https://lavarla.com/etiket/sonbahar/</link>
	<width>32</width>
	<height>32</height>
</image> 
	<item>
		<title>Ankara’dan Çizgiler</title>
		<link>https://lavarla.com/ankaradan-cizgiler/</link>
					<comments>https://lavarla.com/ankaradan-cizgiler/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Haydar Haluk Ceylan]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 11 Jan 2021 07:04:20 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Kent]]></category>
		<category><![CDATA[Haydar Haluk Ceylan]]></category>
		<category><![CDATA[Sonbahar]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.lavarla.com/?p=70130</guid>

					<description><![CDATA[<p><span class="reading-mode-buttons"></span>Pencerenin kıyısından uçsuz bucaksız uzanan bir ışık hüzmesiydi günün bu saatinde Ankara’nın gecekondu mahalleleri. Yüzümü biraz sola çevirdiğimde karanlığın içindeki soluk, belli belirsiz ışık taneleri yerini parlak, capcanlı, göz kamaştıran bir kristalliğe bırakıyordu. Binalar karanlığı yırtıp geçerek yükseliyordu göğe doğru. Ankara’nın kaderi buydu, neredeyse yüz senedir. Belli belirsiz bir geçişkenlik haliyle Ahmed Arif’in kar altındaki [&#8230;]</p>
<p><a href="https://lavarla.com/ankaradan-cizgiler/">&lt;span class=&quot;reading-mode-buttons&quot;&gt;&lt;/span&gt;Ankara’dan Çizgiler&lt;span class=&quot;reading-mode-buttons&quot;&gt;&lt;/span&gt;</a> yazısı ilk önce <a href="https://lavarla.com">Lavarla - Kültür-Sanat ve Kent Yaşamı</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Pencerenin kıyısından uçsuz bucaksız uzanan bir ışık hüzmesiydi günün bu saatinde Ankara’nın gecekondu mahalleleri. Yüzümü biraz sola çevirdiğimde karanlığın içindeki soluk, belli belirsiz ışık taneleri yerini parlak, capcanlı, göz kamaştıran bir kristalliğe bırakıyordu. Binalar karanlığı yırtıp geçerek yükseliyordu göğe doğru. Ankara’nın kaderi buydu, neredeyse yüz senedir. Belli belirsiz bir geçişkenlik haliyle Ahmed Arif’in kar altındaki varoşları yerini Ümitköy’de rezidanslara bırakıyordu. “Rezidans dediğimiz şey beyaz yakalılara toplu konut” demişti bir dostum. Hoş, Arif’in varoşları da artık kar altında değil, toplu konut idaresinin boyunduruğu altındaydı. Pencerenin kenarından sonu olmayan bir beton yığınını andıran Ankara manzarasına ilişmiştim bir gece yarısı. Terasta oturmak için serindi artık hava. Başkent, gece esintileri ile hava alma güdümüzü baskılayıp pencerelere esir etmeye başlamıştı bizi. Bir başka deyişle sonbahar gelmişti şehre. Biz belki şehre bir film gelir diye beklerken… Yoksa nasıl yenilenebilirdik ki? İklim değişirdi de biz değişemezdik. Hem sonra, bir kedim bile yoktu hâlâ benim. Hep başkalarının kedilerini severdim. Onlarsa beni pek sevmezdi genelde. İlk yapraklar düşmeye başlamıştı, ilk mısralar ve henüz yazılmamış sözlerle. Sanki tüm şehir bana küskündü.</p>
<p>Bir süredir özgürce koşamıyorduk hiçbir yere, çıkamıyorduk evlerimizden. Köşedeki Kuytu Çayevi’nde bir çay içmenin sıradanlığı, şehrin en iyi çikolatacısına uğrama rutini, sinemalar, konser salonları çok uzaktaydı. Güneş altındaki tutsaklardık yaz boyu. Geçen sonbahara bakıyorduk usulca. Tüm basitliğiyle akıp giden zamanı fark edemiyorduk böyle aniden durup bakamayınca. Başkent’te zamanın içinde olmak; CSO’da sezon açılışına bilet bulma telaşı, Yuna’nın sütlü çilekli çikolatası ile yan masada dönen sohbete dahil olma uğraşı, bir yalnızlık betimlemesi olarak Akün’deki oyuna alınan iki biletten birinin elinde kalması, Ulus’taki müzeler, Çıkrıkçılar esnafı, Hacı Bayram’da bir cuma vakti telaşı, Dost’ta birini beklerken asla ilgi duymadığın konulardaki mecmualara göz atma ritüeli, İmge’nin arka bahçesi yeniden açılacakmış dedikodusu, kavgalar, politik tartışmalar ile bozkırın orta yerinde ucuz bir hayatta kalma uğraşıydı. Oysa biz, fildişi kulelerimizin korunaklı uçlarında, zihinlerimizdeki aşiyanımıza çekilip kendi konfor alanımızı inşa etmekle meşgulmüşüz meğer. Telaştan kaçmanın yollarını ararken kapıldığımız bu durgunluk, gündelik telaşların bizi çarkın dişlileri arasında ezilmekten nasıl kurtardığının hikâyesini anlatıyormuş aslında bir süredir. Fildişi kulelerini inşa edemeyenler için en basit çözüm sancılı bir ölümmüş de ölüme razı gelsinler diye bu telaşın ne menem bir şey olduğu masalını uydurmuşlar gecekondu mahallerinin sakinlerine. Günün ilk saatlerinde hazır kıta üst üste otobüslere doldurulan bu insanların konfor alanları ile olan sosyal mesafeleri yüzlerine iliştirdikleri eğreti maskelere ihtiyaç duymayacakları kadar fazlaymış hem de. Ölümle aralarında olan mesafe ise belki de hiç olmadığı kadar yakınmış. Hadi sahte de olsa ekranların karşısında gülümseyelim. Gülümseyelim ki bulutlar gitsin, işçiler iyi çalışsın!</p>
<p>Yapracık’ta bir apartman dairesine girdiğimde otlar yemyeşildi ve kuzeydeydi güneş. Pek sürmedi, kurudu hepsi. Sapsarı bir bozkır yığını bıraktı ardında. Güneş de çoktan geri döndü tepelerin ardındaki konfor alanına. Bu bozkır yığınının ortasına karanlık çökünce bir deniz gibi göründü gözüme karşımda duran boşluk. Ufuk çizgisinde kaybolan bir yelkenli, belki bir yakamoz bulma ümidiyle saatlerce kıyı şeridi boyunca yürüdüğüm bir Bodrum gecesini hatırlattı bana. Uzun süre sahaflarda arayıp bulamadığım bir kitabı bulmuştum o gece Yalıkavak akşam pazarında sergi açmış aksakallı bir işportacıdan. Bu yaz denizi hiç görmedim. Sevdiğim insanlar uğramadılar buralara. Birkaç adımdan fazlasını atamaz halde, yolu yolculukla ölçmeyi özledim. 75. Yıl Selatin Tüneli’nden çıkarken arabada Ferdi Özbeğen çalmasını, tüm gün Fransa Bisiklet Turu’nu izleyip akşama denize kaçmayı, rüzgârı arkama alıp denize doğru pedallamayı da özledim. Ben bu özlem dolu anları yaşarken kıyısına sokulduğum pencereden Kale’deki bayrağa ilişti bakışlarım. Bu bencilce özlemin hiçbir noktasında bulunmayan insanların eski evleri, hayatları vardı o bayrağın altında. Hiç deniz görmemiş, hiç bisikleti olmamış çocukların haklı serzenişleri. Hepimiz aynı ince maskenin koruyuculuğuna sığınarak bekliyorduk bir şeyleri. Fakat bu bir maskeli balo değildi. Benim açımdan eğlence bitmişti çoktan. Onlar içinse hiç başlamamıştı belli ki. Aynı gemide değildik onlarla. Onlar hiç gemi görmemişlerdi. Benim de hiç binmediğim gemiler olmakla birlikte tutunduğum şişme can yelekleri vardı. Yine de aynı gemide değildim ekmeklerini bölüşmeyen; atık kağıt toplayıcılarının, savaştan kaçmış göçmen çocukların, cinayete kurban giden kadınların hâlinden bile asla utanmayan; kalın tombul parmakları, bembeyaz inci gibi porselen dişleriyle sırıtarak özel sağlık sigortalarına güvenenlerle. Onlar maskelerinin üzerine yenilerini eklemekle meşgulken İncesu Parkı’nda uyumaya çalışan ötekiler empati yeteneğimi geliştirmekle uğraşıyorlardı benim.</p>
<p>Saat gece yarısını geçmişti çoktan. Gitgide azalıyordu perdenin ardından tüm şehri kaplayan ışıklar. Şöyle bir uzunca süzdüm şehri. Acaba köşede ışığı yanan evin sakinlerinin nasıl bir hikâyesi vardı? Sonra daha uzaklarda yanan sarı loş bir ışığa takıldı gözüm. Acaba o ışığın altında ne hayaller ne idealler vardı. Adlarını dahi bilmediğim, daha evvel hiç görmediğim ve belki de hayatım boyunca hiç görmeyeceğim insanlar, hayatlar vardı. Herkesin bir anlatısı, bir deneyimi olduğu gibi ve maskeler örtemiyordu yaşanmışlıklarla kaplı yüzlerdeki çizgileri. Ciğerlerimize çektiğimiz ilk nefesin yakıcı hissinde yanımızda olan kimse bugün yanımızda değildi belki de. O günden bu yana aldığımız her nefesin kıymeti kendinden menkuldü de maskelerin altında alınan nefes değişkenlik gösteriyordu. Ne kadar daha bu esaretin altında olacağımızın belirsizliğinde iç sesimize maskelerin altındaki nefes alış-verişlerimiz eşlik etmeye başlamıştı. Bazılarımız için uzun saatler boyunca yaşanıyordu bu süreç, bazılarımız içinse son nefesini vermek kadar kısaydı. Dedim ya saat ilerledikçe gitgide azalıyordu perdenin ardından tüm şehri kaplayan ışıklar. Işık kirliliği azaldıkça gökyüzünden geçen uçakları da daha kolay seçer olmuştum. Manzaranın dört bir yanından aynı noktaya doğru gidiyordu hepsi. Nice kavuşmalar ve ayrılıklar vardı belli ki içinde. Hatta bazı kargo uçaklarında nice insan ölüleri, hatıralarıyla birlikte… İnsan ömrü bir nefes alış-veriş aralığı kadar kısaydı. Üstelik bu nefesin bir maskenin içinden alınıp alınmayacağının bir önemi de yoktu artık. Herkesin bir hikâyesi, her hikâyenin de bir sonu vardı. Özlem duyduğum pek çok şeyin artık benim için ulaşılabilir olmadığını kabullenmeliydim. Bazı hikâyelerin, çocukluktan kalma masalların ve dostlukların bittiğini kabullenmem gerektiği gibi. Yaşadığımız şey bir yol hikâyesiydi elbette. Fakat henüz ne menzili belliydi bu yolculuğun ne de varış noktası. Yolun kendisi değildi mesele, yola çıkabilmekti. Bir sonbahar gecesi bir pencere kıyısından binlerce hayata, binlerce yolculuğa uzanabilmekti yani. Serin bir sonbahar akşamında Ankara’nın, kısa bir yolculuk yapmıştım, atık kağıt toplayıcıları, savaştan kaçmış göçmen çocuklar ve cinayete kurban giden kadınlarla. Işık hüzmesine bir ses eşlik etti sonra. Her şey bitti.</p>
<p>“Şirin mi şirin gecekondu evleri,<br />
Samsun Asfaltında otomobiller<br />
Ne güzeldir yollarda olmak şimdi.”</p>
<p><a href="https://lavarla.com/ankaradan-cizgiler/">&lt;span class=&quot;reading-mode-buttons&quot;&gt;&lt;/span&gt;Ankara’dan Çizgiler&lt;span class=&quot;reading-mode-buttons&quot;&gt;&lt;/span&gt;</a> yazısı ilk önce <a href="https://lavarla.com">Lavarla - Kültür-Sanat ve Kent Yaşamı</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://lavarla.com/ankaradan-cizgiler/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Sonbaharda Ankara&#8217;da Olmak Üzerine</title>
		<link>https://lavarla.com/sonbaharda-ankara-da-olmak-uzerine/</link>
					<comments>https://lavarla.com/sonbaharda-ankara-da-olmak-uzerine/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Duygu Seyman]]></dc:creator>
		<pubDate>Sat, 23 Nov 2019 09:14:55 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Kent]]></category>
		<category><![CDATA[Ankara]]></category>
		<category><![CDATA[Sonbahar]]></category>
		<category><![CDATA[Sonbaharda Ankara'da Olmak]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://lavarla.com/?p=38248</guid>

					<description><![CDATA[<p><span class="reading-mode-buttons"></span>Ankara&#8217;da gündüz güneşin içinizi ısıttığı bir sabah evinizden hırkasız çıktığınız, akşam vakti eve dönerken karşılaştığınız dostunuzla gittiğiniz kafede bir kahve içip dönüş yolunda şifayı kaptığınız an bilirsiniz ki, Ankara&#8217;ya sonbahar gelmiştir. Sonbaharda Ankara, yıllık izinleri hastalık yüzünden feda etmek, PTT&#8217;de gaz dolumu sırası beklemek, Kızılay&#8217;da yürürken metro alt geçidini kullanarak biraz ısınmaya çalışmak, toplu taşımaya [&#8230;]</p>
<p><a href="https://lavarla.com/sonbaharda-ankara-da-olmak-uzerine/">&lt;span class=&quot;reading-mode-buttons&quot;&gt;&lt;/span&gt;Sonbaharda Ankara&#8217;da Olmak Üzerine&lt;span class=&quot;reading-mode-buttons&quot;&gt;&lt;/span&gt;</a> yazısı ilk önce <a href="https://lavarla.com">Lavarla - Kültür-Sanat ve Kent Yaşamı</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p style="text-align: justify;">Ankara&#8217;da gündüz güneşin içinizi ısıttığı bir sabah evinizden hırkasız çıktığınız, akşam vakti eve dönerken karşılaştığınız dostunuzla gittiğiniz kafede bir kahve içip dönüş yolunda şifayı kaptığınız an bilirsiniz ki, Ankara&#8217;ya sonbahar gelmiştir. <span style="text-decoration: underline;">Sonbaharda Ankara</span>, yıllık izinleri hastalık yüzünden feda etmek, PTT&#8217;de gaz dolumu sırası beklemek, Kızılay&#8217;da yürürken metro alt geçidini kullanarak biraz ısınmaya çalışmak, toplu taşımaya gelen zam dönemi, yağmuru protesto eden kanalizasyon sistemi ve bu sistemi protesto eden, ceketinde Mülkiye rozeti olan Ankaralı bürokrat beyefendiler demektir.</p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;">Sonbaharda Ankara&#8217;da olmak demek</span>, sevdalısı olduğunuz kentin en güzel kıyafetlerini giymiş halini görmek, şehri yüreğinden öpen bir sevgili olmak demektir. Yaz aylarının kuru ama etkili sıcağından sonra, dar ve çehresi bozuk kaldırımların <span style="color: #000000;">üzerini örten</span> hardal rengi yaprakların hışırtısıyla yürüyüşe çıkmak demektir.  Ankara&#8217;da sonbahar, akşam vakti evde hazır yemek olmayınca, Ankara simidinin yanında yapılan çayın içinizi ısıtan şefkati demektir.</p>
<p style="text-align: justify;">Ankara&#8217;da sonbahar demek, gönüldeki baharı keşfetmek, aşık olmak, sevdalanmak, kendini gelen kışa gönlünü ısıtacak birini arayarak hazırlamak demektir. Ankara, sevmek isteyen biri için kendini en çok sevdirecek koca bir kucaktır.</p>
<p style="text-align: justify;">Ankara&#8217;da sonbahar, Mamak&#8217;taki sel haberlerini Çankaya&#8217;da ince ekranlı bir televizyon ekranından takip etmek demektir. Keçiörenli teyzelere sorsanız, turşu kurulacak malzemeleri temin etmek için pazarın yolunu tutmak, gençler için Seğmenler Parkı&#8217;nın son demlerini yaşamak, Ayaş&#8217;ta oturan aileler için Kızılay&#8217;a gelip çocuklara kırtasiye alışverişi yapmak, yeni üniversiteliler ve tayini Ankara&#8217;ya çıkmış taze memurlar için İtfaiye Meydanı&#8217;nın yolunu tutmak demektir.</p>
<p style="text-align: justify;">Ankara&#8217;da sonbahar oldu mu, her Ankaralının Cinnah yokuşundan Kuğulu&#8217;ya yürüyüp Kıtır&#8217;dan aldığı kumpiri yemesi, ODTÜ&#8217;nün güvenliğini türlü bahanelerle atlatıp bir pazar kahvaltısını Çatı Kafe&#8217;de gerçekleştirmesi, kendisini Eymir&#8217;in son güzel zamanlarına teslim etmesi zaruridir. Zira şehre kış gelmeden, son nefes alınacak mekânları verimli kullanmak gerekir.</p>
<p style="text-align: justify;"><span style="text-decoration: underline;">Sonbaharda Ankara</span>, kendini sevmesini bilene tüm güzelliklerini sunmaya hazır bir sevgilidir. Bu şehir eylül-ekim deyince yerlere serdiği rengarenk yaprakları, arada bir yüzünü gösteren güneşi, aynı anda esen buz gibi ayazı ya da ansızın yakalayan sağanak yağmuru gibi içinde inişi de çıkışı da barındıran, ne yaşamış olursa olsun birbirinden kopamayan sevgililer gibi kaldırımlarını adımlayan Ankaralıları kucaklar her sonbaharda.</p>
<p style="text-align: justify;">Aslında Ankara, diğer her mevsim gibi kendi olmaktan vazgeçmez, kendini olduğundan fazlasıymış gibi göstermeye de çabalamaz. Sevmesini bilen tüm Ankaralılara içten sevgilerimle.</p>
<p style="text-align: justify;">Sonbaharda Ankara konulu bir başka yazı için: <a href="https://lavarla.com/eylul-ayinin-edimsel-oldugu-sehir-ya-da-ankaraya-donmek/" target="_blank" rel="noopener noreferrer">Eylül Ayının Edimsel Olduğu Şehir ya da Ankara&#8217;ya Dönmek</a></p>
<hr />
<p>Kapak görseli: <a href="https://www.instagram.com/mkdgr/?hl=tr" target="_blank" rel="noopener">Mehmet Kürşat Değer</a></p>
<p><a href="https://lavarla.com/sonbaharda-ankara-da-olmak-uzerine/">&lt;span class=&quot;reading-mode-buttons&quot;&gt;&lt;/span&gt;Sonbaharda Ankara&#8217;da Olmak Üzerine&lt;span class=&quot;reading-mode-buttons&quot;&gt;&lt;/span&gt;</a> yazısı ilk önce <a href="https://lavarla.com">Lavarla - Kültür-Sanat ve Kent Yaşamı</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://lavarla.com/sonbaharda-ankara-da-olmak-uzerine/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Sonbahar İçin Birkaç Tavsiye</title>
		<link>https://lavarla.com/sonbahar-icin-birkac-tavsiye/</link>
					<comments>https://lavarla.com/sonbahar-icin-birkac-tavsiye/#comments</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Elif Nida Görüş]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 27 Sep 2018 06:55:03 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Kent]]></category>
		<category><![CDATA[Ankara]]></category>
		<category><![CDATA[Etkinlikler]]></category>
		<category><![CDATA[Sonbahar]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://lavarla.com/?p=26621</guid>

					<description><![CDATA[<p><span class="reading-mode-buttons"></span>Rengarenk yaprakları, mis gibi toprak kokusu, zaman zaman yağmurlu, bazen hafif güneşli dağınık havasıyla mevsimlerin en nostaljik olanı sonbahar başkente de çok yakışıyor. Açık hava etkinliklerine odaklandığımız yaz aylarından sonra ve henüz kar kış gelip iç mekanlarda ısınmaya çalışmadan, bu ara mevsimde Ankara’nın tadı nasıl çıkarılır merak edenler buraya! 1-Doğanın tadını çıkarın: Dışarıda rahatça oturabileceğiniz [&#8230;]</p>
<p><a href="https://lavarla.com/sonbahar-icin-birkac-tavsiye/">&lt;span class=&quot;reading-mode-buttons&quot;&gt;&lt;/span&gt;Sonbahar İçin Birkaç Tavsiye&lt;span class=&quot;reading-mode-buttons&quot;&gt;&lt;/span&gt;</a> yazısı ilk önce <a href="https://lavarla.com">Lavarla - Kültür-Sanat ve Kent Yaşamı</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p style="text-align: justify;">Rengarenk yaprakları, mis gibi toprak kokusu, zaman zaman yağmurlu, bazen hafif güneşli dağınık havasıyla mevsimlerin en nostaljik olanı sonbahar başkente de çok yakışıyor. Açık hava etkinliklerine odaklandığımız yaz aylarından sonra ve henüz kar kış gelip iç mekanlarda ısınmaya çalışmadan, bu ara mevsimde Ankara’nın tadı nasıl çıkarılır merak edenler buraya!</p>
<p style="text-align: justify;"><strong>1-Doğanın tadını çıkarın:</strong> Dışarıda rahatça oturabileceğiniz son mevsim sonbahar. O yüzden Ankara’da sayısı oldukça fazla olan AVM’lere kapanmadan önce bol bol açık hava yürüyüşü yapmak isteyebilirsiniz. İster dökülen yaprakların üzerine basarak ilerlerken çıkan sesleri ister yağmur sesini ister size sonbaharı anımsatan hafif hüzünlü ama umut dolu bir şarkıyı kulağınızda duyarak yürüyün. Özellikle Dikmen Vadisi, Seymenler Parkı, Kuğulu Park gibi ağaçların bol olduğu parkları tercih edebilirsiniz.</p>
<p style="text-align: justify;"><strong>2-Devlet Tiyatroları’nın yeni sezonunu takip edin:</strong> Ankara Devlet Tiyatroları geçtiğimiz günlerde yeni sezonun programını yayınlamaya başladı. 2 Ekim’de perdelerini açacak olan tiyatroda eski oyunların yanı sıra geçen sezonda bulunmayan birçok yeni oyun yer alıyor. Ben Anadolu, Tahtsız Kraliçe, Sevda Dolu Bir Yaz, Kış Masalı bu oyunlardan bazıları. Bu oyunlardan birkaçını sonbaharda izleyebilmek için Ankara Devlet Tiyatro’larının internet sitesini takipte kalın.</p>
<p style="text-align: justify;"><strong>3-Canlı müziğin keyfine varın</strong><strong>:</strong> Bu sonbaharda da başkentte sevdiğiniz sanatçıların konserlerini bulabilmeniz mümkün. Ankara’da bu sonbahar sahne alacak şarkıcıların bazıları: Haluk Levent, Ezhel, Jehan Barbur, Rubato, Cem Adrian, Duman, Can Gox, MFÖ, Sertab Erener, Şevval Sam, Vega.  Son kez açık hava konserine gitmek isterseniz Haluk Levent’in Açık hava konserlerini, nostaljik bir müzik keyfini tercih ediyorsanız 90’lar Partisi Nam-ı Diğer Retro Kafası etkinliğini, rock sevenlerdenseniz 21.Rock Station Festivali’ni, müzede müzik dinlemenin tadına varmak isterseniz Erimtan Arkeoloji ve Sanat Müzesi’nde düzenlenen Müzede Müzik Salı Konserleri’ni tercih edebilirsiniz.</p>
<p><a href="https://lavarla.com/etkinlik-takvimi/" target="_blank" rel="noopener noreferrer">Lavarla etkinlik takvimi</a> size bu konuda oldukça yardımcı olacaktır.</p>
<p style="text-align: justify;"><img fetchpriority="high" decoding="async" class="aligncenter wp-image-26624 size-full" src="https://lavarla.com/wp-content/uploads/2018/09/2.png" alt="" width="814" height="612" srcset="https://lavarla.com/wp-content/uploads/2018/09/2.png 814w, https://lavarla.com/wp-content/uploads/2018/09/2-300x226.png 300w, https://lavarla.com/wp-content/uploads/2018/09/2-768x577.png 768w, https://lavarla.com/wp-content/uploads/2018/09/2-80x60.png 80w, https://lavarla.com/wp-content/uploads/2018/09/2-265x198.png 265w, https://lavarla.com/wp-content/uploads/2018/09/2-696x523.png 696w, https://lavarla.com/wp-content/uploads/2018/09/2-559x420.png 559w" sizes="(max-width: 814px) 100vw, 814px" /></p>
<p style="text-align: justify;"><strong>4-Kafelerde yemek ve sohbetin tadını çıkarın:</strong> Henüz bahçeleri kapanmamış olan kafelerde sonbaharın tadını yemeğiniz ve sohbetiniz eşliğinde çıkarabilirsiniz. Bu bağlamda en sevdiğim bahçeli kafeler; Mima Kafe, Kapı Ankara, Cafe Bi’Kavanoz.</p>
<p style="text-align: justify;"><strong>5-Yağmur-kahve-kitap: </strong>şüphesiz sonbahar mevsimine en çok eşlik eden şey yağmur. Dışarı çıkmak istemiyorsanız yağmurlu bir havada bir pencere önünde damlaların düşüşünü dinleyerek kahvenizi yudumlarkan muhakkak bir kitap, mümkünse bir şiir okuyun. Özellikle Cemal Süreya’nın Sevda Sözleri kitabı tavsiyemdir!</p>
<p style="text-align: justify;"><em>‘Eylül’dü</em><br />
<em>Di’li geçmiş bir zamandı yaşadığımız</em><br />
<em>Adımlarımızın kısalığı bundandı</em><br />
<em>Bundandı gözlerimin durgunluğu.</em><br />
<em>Sarı sıcak cümlelerde sözün kadar yalan,</em><br />
<em>Ellerin kadar ıssız,</em><br />
<em>Sen kadar zamansız molalar veriyordum</em><br />
<em>Ve çocuksu bir bencillikti hüznümüz.</em><em>’</em></p>
<p style="text-align: justify;"><a href="https://www.malumatfurus.org/eyluldu-siiri-cemal-sureya/" target="_blank" rel="noopener"><b>Zafer Akkaş</b></a></p>
<p><a href="https://lavarla.com/sonbahar-icin-birkac-tavsiye/">&lt;span class=&quot;reading-mode-buttons&quot;&gt;&lt;/span&gt;Sonbahar İçin Birkaç Tavsiye&lt;span class=&quot;reading-mode-buttons&quot;&gt;&lt;/span&gt;</a> yazısı ilk önce <a href="https://lavarla.com">Lavarla - Kültür-Sanat ve Kent Yaşamı</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://lavarla.com/sonbahar-icin-birkac-tavsiye/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>1</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Ankara&#8217;ya En Çok Yakışan Mevsim</title>
		<link>https://lavarla.com/ankaraya-en-cok-yakisan-mevsim/</link>
					<comments>https://lavarla.com/ankaraya-en-cok-yakisan-mevsim/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Eliçe Kılıç]]></dc:creator>
		<pubDate>Sun, 23 Sep 2018 07:50:44 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Kent]]></category>
		<category><![CDATA[Ankara]]></category>
		<category><![CDATA[Dört Mevsim]]></category>
		<category><![CDATA[ODTÜ]]></category>
		<category><![CDATA[Sonbahar]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://lavarla.com/?p=26372</guid>

					<description><![CDATA[<p><span class="reading-mode-buttons"></span>Her şehre, diğer mevsimlerden daha çok yakışan bir mevsim vardır. Filmlerin yalancısıyım ama New York sonbahar şehridir; romantik ve hüzünlüdür. Barcelona en çok yazın güzeldir; kızgın kumlardan serin sularına atlamak insanın içini kıpır kıpır yapar, Gaudi’nin renkleri gibi. Her ne pahasına olursa olsun Moskova’ya kışın gidilir, çünkü o şehir en çok bembeyazken güzelliğinin hakkını verir. [&#8230;]</p>
<p><a href="https://lavarla.com/ankaraya-en-cok-yakisan-mevsim/">&lt;span class=&quot;reading-mode-buttons&quot;&gt;&lt;/span&gt;Ankara&#8217;ya En Çok Yakışan Mevsim&lt;span class=&quot;reading-mode-buttons&quot;&gt;&lt;/span&gt;</a> yazısı ilk önce <a href="https://lavarla.com">Lavarla - Kültür-Sanat ve Kent Yaşamı</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p style="text-align: justify;">Her şehre, diğer mevsimlerden daha çok yakışan bir mevsim vardır. Filmlerin yalancısıyım ama New York sonbahar şehridir; romantik ve hüzünlüdür. Barcelona en çok yazın güzeldir; kızgın kumlardan serin sularına atlamak insanın içini kıpır kıpır yapar, Gaudi’nin renkleri gibi. Her ne pahasına olursa olsun Moskova’ya kışın gidilir, çünkü o şehir en çok bembeyazken güzelliğinin hakkını verir. Gökyüzü berraktır, sağ üst köşede güneş, tam karşıda tüm güzelliğiyle Vezüv vardır; Napoli’nin mevsimi ilkbahardır. Peki ya Ankara en çok hangi mevsimde güzeldir?</p>
<figure id="attachment_26466" aria-describedby="caption-attachment-26466" style="width: 1242px" class="wp-caption aligncenter"><img decoding="async" class="wp-image-26466 size-full" src="https://lavarla.com/wp-content/uploads/2018/09/yaz.png" alt="" width="1242" height="1224" srcset="https://lavarla.com/wp-content/uploads/2018/09/yaz.png 1242w, https://lavarla.com/wp-content/uploads/2018/09/yaz-300x296.png 300w, https://lavarla.com/wp-content/uploads/2018/09/yaz-768x757.png 768w, https://lavarla.com/wp-content/uploads/2018/09/yaz-1024x1009.png 1024w, https://lavarla.com/wp-content/uploads/2018/09/yaz-696x686.png 696w, https://lavarla.com/wp-content/uploads/2018/09/yaz-1068x1053.png 1068w, https://lavarla.com/wp-content/uploads/2018/09/yaz-426x420.png 426w" sizes="(max-width: 1242px) 100vw, 1242px" /><figcaption id="caption-attachment-26466" class="wp-caption-text">Görsel sahibi @secography &#8211; Instagram</figcaption></figure>
<p style="text-align: justify;">Yazın herkes deniz kenarına akın ederken şehrinde kalmak zordur, ama gerçek Ankaraseverler için bu bir fırsattır! Yazlıkçılar güneye, öğrenciler baba evlerine gitmiştir; zaten çok da boğucu bir kalabalığı olmayan şehrimiz boşluğuyla hepten keyifli hale gelmiştir. Geniş kenarlı hasır şapkanla Kızılay’da yürümek hala biraz garip kaçsa da termosunu ve kahvaltılıklarını kapıp sıcak bastırmadan Botanik Park’ta yapılan bir kahvaltının tadı başkadır. Parmak arası terliklerinle sokakları arşınlarken kulaklığında o yazın hit şarkısı mutlaka bir kere çalar, kaçınılmazdır. Staj yapıyorsan şayet, mesai bitiminde ilk otobüsle Kızılay’a gidip soğuk bir bira içmek adettendir. Açık hava film gösterimleri ve yaz konserleri ile hafta sonları şenlenir. Her şey bir yana, Ankara’da yazın en güzel tarafı gündüz ne kadar sıcak olursa olsun akşam üstüne bir şal alma ihtiyacı duymaktır.</p>
<p style="text-align: justify;">Yazdan sonbahara geçişin biraz buruk bir tarafı var. Rutinlere dönüş, ders seçimleri, arka raflardan çıkarılan ceketler… Ankara’da öğrenci olan herkes, her eylülde mutlaka bir Olgunlar çıkartması yapar. Devlet tiyatroları yeniden perdelerini açar, Ulus yolları gözükür. Akşam eve dönüşler zorlaşır çünkü Ankara ayazı yavaş yavaş kendini hissettirmeye başlar. Mevsim geçişinin burukluğunu yaprakların üstünde hışır hışır yürümek biraz olsun telafi eder. Kim ne derse desin; Ankara’da sonbaharın en çok yakıştığı yer ODTÜ kampüsüdür. Mezunlarının en büyük özlemidir…</p>
<figure id="attachment_26376" aria-describedby="caption-attachment-26376" style="width: 1242px" class="wp-caption aligncenter"><img decoding="async" class="size-full wp-image-26376" src="https://lavarla.com/wp-content/uploads/2018/09/kış.png" alt="" width="1242" height="813" srcset="https://lavarla.com/wp-content/uploads/2018/09/kış.png 1242w, https://lavarla.com/wp-content/uploads/2018/09/kış-300x196.png 300w, https://lavarla.com/wp-content/uploads/2018/09/kış-768x503.png 768w, https://lavarla.com/wp-content/uploads/2018/09/kış-1024x670.png 1024w, https://lavarla.com/wp-content/uploads/2018/09/kış-696x456.png 696w, https://lavarla.com/wp-content/uploads/2018/09/kış-741x486.png 741w, https://lavarla.com/wp-content/uploads/2018/09/kış-1068x699.png 1068w, https://lavarla.com/wp-content/uploads/2018/09/kış-642x420.png 642w" sizes="(max-width: 1242px) 100vw, 1242px" /><figcaption id="caption-attachment-26376" class="wp-caption-text">Görsel sahibi @keremotionpicture</figcaption></figure>
<p style="text-align: justify;">Ankara’da sonbahardan kışa geçiş hiçbir zaman tam olarak anlaşılmaz. Bir anda kendinizi ayazın ortasında buluverirsiniz. Üst geçitten geçerken soğuktan gözünüz yaşarır ve gözyaşınız donar. Termal tayt ve içlik ayrılmaz parçanız olur. Havanın kuruluğundan ellerinizin üzeri çatlar. Bir paket kestane alıp ellerinizi ve içinizi ısıtıverirsiniz. Ankara’da kış, size hayatta kalmayı öğreten en önemli derstir. Karın yakışmadığı şehir olmadığı gibi, Ankara da bembeyazken çok güzeldir. Kuğulu Park’a en çok yakışan mevsimdir kış bana kalırsa. Central Park da neymiş bizimkinin yanında!</p>
<p><img loading="lazy" decoding="async" class="aligncenter size-full wp-image-26378" src="https://lavarla.com/wp-content/uploads/2018/09/mevsimler.png" alt="" width="800" height="550" srcset="https://lavarla.com/wp-content/uploads/2018/09/mevsimler.png 800w, https://lavarla.com/wp-content/uploads/2018/09/mevsimler-300x206.png 300w, https://lavarla.com/wp-content/uploads/2018/09/mevsimler-768x528.png 768w, https://lavarla.com/wp-content/uploads/2018/09/mevsimler-100x70.png 100w, https://lavarla.com/wp-content/uploads/2018/09/mevsimler-218x150.png 218w, https://lavarla.com/wp-content/uploads/2018/09/mevsimler-696x479.png 696w, https://lavarla.com/wp-content/uploads/2018/09/mevsimler-611x420.png 611w" sizes="(max-width: 800px) 100vw, 800px" /></p>
<p style="text-align: justify;">İlkbahar tüm romantikliğiyle gelip çattığında, çok uzun ve zor geçmiş bir kışın yorgunluğu vardır Ankaralılarda. “Bunu giysem akşam dönüşte üşür müyüm?” soruları başlar, ceket üstüne alınan battaniye şallar akşamların kurtarıcısı olur. Eymir’e gitmek için en güzel zamandır ve bunu herkes bildiğinden Eymir girişinde uzun sıralar beklenir. İçeri girince doğanın güzelliği her şeyi unutturur. Finaller kapıdadır ama çimlerde takılmaktan kendini alamaz Ankara gençleri, bahar dönemlerinde bir kırık not kontenjanı her zaman vardır. Tüm şehir sapsarı ve pespembe çiçekli ağaçlarla dolar. O çiçeklerden birini alıp, kulağının arkasına takar sevdiğin. Ankara’da en kısa süren mevsim ilkbahardır; ama Ankara ilkbaharda hiç olmadığı kadar güzeldir!</p>
<p><a href="https://lavarla.com/ankaraya-en-cok-yakisan-mevsim/">&lt;span class=&quot;reading-mode-buttons&quot;&gt;&lt;/span&gt;Ankara&#8217;ya En Çok Yakışan Mevsim&lt;span class=&quot;reading-mode-buttons&quot;&gt;&lt;/span&gt;</a> yazısı ilk önce <a href="https://lavarla.com">Lavarla - Kültür-Sanat ve Kent Yaşamı</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://lavarla.com/ankaraya-en-cok-yakisan-mevsim/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
