“Bu hikâye, gerçeğin ısıtılmış ve eğimli bir atmosfer içinde düzensiz kıvrımları ve bükümleri olan bir yüzey üstünde yansıtılması yoluyla elde edilmiştir.” Boris Vian, Günlerin Köpüğü adlı romanının önsözünde, anlatacağı gerçeklik için bu sözleri kullanmıştır. Yakın zamanda ziyaret etmiş olduğum Ömer Koç’un kişisel koleksiyonundan parçalar içeren İçimdeki Çocuk sergisi bana Boris Vian’ın yukarıdaki sözlerini hatırlattı.

günlerin köpüğü

Günlerin Köpüğü, sürreal bir dünyada yaşanan sıradışı bir aşk hikâyesini konu almaktadır. Dans ederken uzayan bacaklar, ilk buluşmanın gerçek anlamda bulutların üzerinde geçmesi, piyano çalarak oluşturulan kokteyller ve daha birçok sıradışı unsur… İçimdeki Çocuk ise, çocukluğun her şeyi mümkün kılan bakış açısını sunar. Bu dünyada ayılar parti balonları ile havalara yükselebilir, çaldığınız kapının ardında zürafalar kapıdan kafalarını uzatıp “Kim o?” diyebilir. Yani fizik, biyoloji ve daha pek çok kuralın işlemediği “her şey mümkün dünyası” karşımızdadır. Tıpkı Günlerin Köpüğü’nde Colin ve Chole’nin ilk buluşmalarında bulut şeklinde bir kaldıraçla gökyüzüne yükselirken bizim de onlarla beraber bulutların üzerine çıkmamız gibi.

İçimdeki Çocuk-Abdülmecit Efendi Köşkü

İki ayrı düş olarak tanımlayabileceğimiz bu dünyalarda zıtlıklarla gerçeğe yaklaşırız. Hem Günlerin Köpüğü’nde hem İçimdeki Çocuk’ta yaşam-ölüm, iyilik-kötülük, aydınlık-karanlık, neşe-hüzün, gençlik-yaşlılık, düş-kabus bir arada, kol koladır. Günlerin Köpüğü’nde Colin’in Chloe’ye aşık olduğu ilk kısımda baştan aşağı endorfin salgılarına bulaşmış renkli bir dünyanın içinde buluruz kendimizi. Hikâyenin ikinci kısmında ise, Chloe’nin ciğerlerine konan bir nilüfer çiçeği ile birlikte karakterlerin üzerine çöken depresyonun ağırlığını üzerimizde hissederiz.

Aynı şekilde İçimdeki Çocuk sergisi, çocukluktaki pür pak neşeden ve çıkmaz sokakların varlığını kabul etmeyen inanıştan ibaret değildir. Söz gelimi, sadece balonla havalara uçan ayılar yoktur. Aynı zamanda ders dinlemekten bunalmış kafasını başka yerde bırakmış öğrenciler ve kafeste can çekişen kuşlar vardır. Zorluklarla baş etme ve mücadele sadece yetişkin dünyasında olan olgular değildir; belki de çocukluk henüz bu becerileri yeni deneyimlemeye başladığımız bir dönem olduğu için çok daha zordur.

Serginin renkli odalarında dolaşırken karşımıza çıkan Küçük Prens’in eskizleri ve Antoine de Saint Exupéry’nin “Her yetişkin önce çocuktu… Ama pek azı bunu hatırlıyor,” sözleri bize ne kadar çok şey öğrendiğimizi ve bir o kadar da ne kadar çok şey unuttuğumuzu hatırlatır usulca.

Çocukluğun duyarlı ve yaratıcı dünyasından ilham alınarak bir araya getirilmiş eserlerden oluşturulmuş İçimdeki Çocuk sergisi kaçıranlar için 29 Aralık’a kadar uzatıldı. Sergiyi pazartesi günleri hariç saat 19:00’a kadar Abdülmecid Efendi Köşkü’nde ücretsiz olarak ziyaret edilebilirsiniz.


Yazının içeriğinde kullanmış olduğum fotoğraflar için İlayda Özcan’a teşekkür ederim.

BONUS: Fransa’da Livre de Poshe Jeunesse tarafından “Günlerin Köpüğü” gençlik romanı olarak tekrar basılmış. Kitabın içeriği yaş grubuna uygun olarak ara açıklamalar ve belli grafik özellikleri dikkate alınarak tekrar düzenlenmiş.

Kaynak: Kitap, Kaşık ve Diğer Gerekli Şeyler, Çocuk,Genç ve Edebiyat: Mehmet Erkurt (25.11.2019)

Cevapla

Please enter your comment!
Please enter your name here