|
Getting your Trinity Audio player ready...
|
Flanözlüğe heves etmişsin, amaçsızca dolaşmak istiyorsun, çişin geliyor ve Ankara’dasın.
Şehre yeni taşındığım zamanlardı. Bir iş görüşmesi için evden çıktım. Ankara’ya bir kere gelmiş olanlar bile bilir: Nereden yola çıkarsan çık, bir şekilde Kızılay’a uğraman gerekir. Orası, şehrin dev kavşağıdır.
Kızılay’da otobüsten indim. Güvenpark’ın ağaçları beni bütün görkemiyle karşıladı. Bir tanesinin altına oturup göğe yükselen dallarına baktım. “Ankara’yı sevmek böyle bir şey olabilir mi?” diye düşündüm. Görüşmeye daha vakit vardı, bir kahve alıp sonbaharın tadını çıkarmak istedim. Tam o sırada regl olduğumu fark ettim.
Google Maps’e “umumi tuvalet” yazdım. Metro girişinde görünüyordu. Koşarak gittim. 15 TL karşılında tifo, basili, dizanteri gibi hastalıklar kapabileceğim berbat kokan bir tuvalet vardı. Giremedim. Bir daha aradım, yine aynı yer çıktı. Aksi gibi kanamam artmaya başladı. Mevsim dönümlerinde hep olur. Bir kadına sordum. “AVM’ye git,” dedi. Bir yandan da tuvaletlerini kullandırtmayan kafeleri tek tek saydı. Tecrübeyle sabit tavsiyelerdi ama acilen tuvalet bulmam gerekiyordu. AVM girişi kalabalıktı, sıra uzundu. Nihayet üç kat üç sıra ve 25 dakika sonra bir tuvalete ulaşmıştım.
İş görüşmesine geç kaldım. Gülümseyerek “şehirde hijyenik tuvalet bulmak zor,” dedim. Anlamadılar. Pantolonumda kan lekesiyle bütün günü geçirmek mi, ıslak külotla görüşmeye girmek mi, yoksa görüşmeye geç kalmak mı daha kötü, bilmiyorum.
Maalesef yaşadığım şehir, bana bedenimin en temel ihtiyaçlarını karşılayabileceğim bir alan sağlamıyor.
Erkek deneyimine odaklı şehir
Mesele sadece çiş meselesi değil. Asıl mesele, şehir planlamasının erkek deneyimiyle yapılması. Çişimiz geldiğinde, ortağı olduğumuz şehrin birden mahcup misafirlerine dönüşüyoruz:
– Rica etsem tuvaletinizi kullanabilir miyim?
– Sadece pedimi değiştirmem gerek.
– Çocuğumla parkta oynadık, sadece suya ve sabuna ihtiyacımız var.
Cebimizde biber gazı ya da elektroşokla gezip öz savunma biçimleri geliştirmemiz yetmiyormuş gibi temiz tuvalet bulmak için de çeşitli taktikler geliştirmek zorunda kalıyoruz. Kadınlar, işletmelerin tuvaletlerine “Üç kişi olarak bizi alırlar mı acaba?” diye kaygılanırken, erkekler istedikleri her yere işeyebiliyorlar. Kadınların çişi geldiği an dışına itildiği kamusal alan, erkekler için devasa bir pisuvara dönüşüyor. Hadi bundan utanmalarını zaten beklemiyorum ama kamu sağlığını tehlikeye attıkları için ceza bile almıyorlar.
Tüm kadınların ortak sorunu
Bu, sadece Ankara’ya özgü değil. 2015’te Amsterdam’da Geerte Piening, bisikletiyle 3 km’lik yolu dolu mesaneyle gitmek istemediği için tuvalet aradı ama bulamayınca sokağa işediği için 140 avro para cezasına çarptırıldı. Cezayı ödemeyi reddeden Geerte, mahkemeye gitti. Dava açma nedeni, kadınlara yönelik ayrımcılık ve ciddi bir sorun olarak umumi tuvalet sorununu gündeme getirmekti. Nedenini şöyle açıkladı: “Amsterdam’da erkekler için 45 pisuvar var. Kadınlar için sadece iki tane. Mecbur kaldım.”
Hakim ise şöyle dedi:
“Hoş değil ama sen de pisuvara işeyebilirdin.”
Bundan daha güzel patriyarka özeti olamaz.
Bunun üstüne, hakimin bu kararını protesto etmek için kadınlar sokağa çıkıp pisuvara işeme eylemi yapma kararı aldı. Ancak eylem, güvenlik gerekçesiyle iptal edildi ve kadınlar da oldukları yerde pisuvara işerken fotoğraf çekip sosyal medyada paylaştı. Böylece şehirde bir anda görünür hale geldiler.
Tuvalet ararken kaybettiğimiz vakit
Rebekka Endler’in Eşyaların Patriyarkası kitabında geçen bir araştırmaya göre, kadınlar ve kız çocukları her yıl toplam 97 milyar saati tuvalet arayarak harcıyor. Bu süre, bir yılda 81 milyon Netflix abonesinin izlediği toplam sürenin iki katı.
Düşünsenize, bu kadar zaman sadece çişimizi yapabilmek için.
Hamile kadınlar, yeni doğum yapmışlar, mesane kasları zayıf olanlar, bebek arabasıyla dışarı çıkanlar, evden çıkmadan önce rotada tuvalet var mı diye plan yapanlar… Hepimiz şehirde aynı duvara tosluyoruz.
En temel ihtiyaçlarımız bile kamusal kabul görmüyor. Kamusallık, erkeklerin ihtiyaçlarını merkeze koyuyor; kadınlara ise “idare edin” deniyor.
Dünyadaki bütün kadınlar gibi Ankara’da yaşayan kadınlar için de şehir merkezinde ücretsiz ve hijyenik tuvalet bulmak, suya sabuna erişmek, Winden kasabasında solucan deliği bulmaktan daha zor! (Dark [2017], Netflix)
Oysa pedimizi değiştirebildiğimiz, sancımızı birkaç dakika hafifletebildiğimiz, endişe duymadan su ve sabuna ulaşabildiğimiz, klozete gönül rahatlığıyla oturup kalkabileceğimiz bir şehir hayal etmek zor değil.



















