Alışveriş merkezlerinin içinde yemek yemeyi bir türlü sevemedim. Yemek katlarındaki aşırı kalabalık, sinema bileti kuyrukları, kata hüküm süren beklemiş yağ kokusu… Yemek katından sıyrılıp alışveriş merkezine yayılmış restoranlar ise fiyat performans olarak beni hep hayal kırıklığına uğrattı, onlardan da kaçındım. Atakule geri dönüşünü muhteşem gerçekleştirip yeniden Ankaralıların hafta sonu uğrak noktası haline geldi. Ben de soluğu orada aldım ve alışveriş merkezinde yemek yemeye bakış açımı değiştiren bir yer ile tanıştım: Luigi’s Ristorante Bar.

Şehrin en yeni İtalyan restoranı Luigi’s, girişinde masmavi bir kapının iki yanındaki porselen tabaklarla dolu vitrinle sizi karşılıyor. Restoran girişinin mağaza vitrini gibi olması ve ilk bakışta tabak çanak dükkanını andırmasını, alışveriş merkezinin içinde konumlanmış olmasına yorup merakla içeri giriyorum. Burası adeta bir müze! Dekorasyon mavi ve tonlarını en naif desenler ile kullanma odaklı, duvarlar ilginç portrelerle dolu. Sağınızda açık mutfak, pizza hamuruna domates sosunu sürüp rende peyniri serpiştiren şefler, solunuzda o yükseklikten bakıldığında uçsuz bucaksız görünen Ankara manzarası. Dış tarafta manzaraya nazır oturmak isterseniz rezervasyon şart gibi duruyor. Ben işimi şansa bırakmam derseniz içerisi için de önceden aramayı ihmal etmeyin.

Güzel bir masaya yerleştikten sonra sıra en heyecanlı kısma geliyor: İtalyan yemekleri ile kavuşmak! İtalyan mutfağı üzerine sayfalarca güzelleme yapabileceğim bir kültür benim için. Hal böyle olunca Türkiye’de İtalyan restoranları denemek beni hem heyecanlandırır hem de hayal kırıklığına uğrama endişesi ile tedirgin eder. Luigi’s, geleneksel İtalyan yemeklerine modern dokunuşlar yaparak yemekte lezzeti ve yaratıcılığı başarı ile bir araya getirmiş. Lezzet ve yaratıcılığı, sunumun farklılığı ile taçlandırmış. 3 farklı sosla servis ettikleri İtalyan klasik makarna çeşidi gnocchiyi çok beğendim. Pizza hamurunda İtalyan standardını yakalayamamış olsalar da lezzet beni tatmin etti.

3 soslu gnocchi

Restoran lezzetli yemeklerine ek olarak, isminin “bar” kısmının hakkını vererek, geniş bir içki yelpazesi sunuyor. Yemeğe gelmeseniz bile, kokteyllerini ve İtalyan şaraplarını denemek için bir akşam ayırmak pişman etmeyecektir.

Luigi’s beni lezzet ve sunum anlamında oldukça memnun etse de, fiyatlar ne yazık ki Ankara ortalamasından çok yüksekti. Ödenen hesaba değip değmeyeceği göreceli olmakla birlikte, müdavimi olunacak bir restoran olmaktan çok; özel günlerde uğrayıp hakkını vererek vakit geçirilecek bir yer bana kalırsa.

Siz de gidip denerseniz, şimdiden afiyet olsun!

İtalyan mutfağına doyamıyorum derseniz, Ankara’daki diğer alternatifler için bu yazımıza göz atabilirsiniz.

Cevapla

Please enter your comment!
Please enter your name here