Menu Kapat
Kapat

Naz Çağla Irmak: ‘Tiyatroyu köşeye sıkıştıran bir dönemden geçiyoruz’

Ankara Havası
Getting your Trinity Audio player ready...
Okuma Modu

Yeni sezonun açılmasıyla birlikte Sen Ne Güzeldin Aşkımızın Şehri yeniden sahnede. Bu kez farklı şehirlerde. Hem politik hem duygusal katmanlarıyla güçlü bir dönem hikayesinin anlatıldığı oyunda, Ebru karakterine içtenliğiyle hayat veren Naz Çağla Irmak var. Çağla’yla sahnede tek başına olmanın verdiği özgürlük hissinden 90’ların Türkiye’sine uzanan pek çok konuya değindik. Doğup büyüdüğü şehir Ankara’da sahneye çıkmaya hazırlanan Çağla’yla sohbetimiz.

Çağla nasılsın? Yeni sezonu açtın. Nasıl gidiyor oyun? Özlemiş misin sahnede olmayı?

Selam Emrah! İyiyim teşekkür ederim. Oyunu oynamak zaten hep çok keyifliydi ama oynadıkça daha da tatlanıyor gerçekten. Çok özlemişim tabii, bu sezon geçtiğimiz sezon oynamadığımız sahnelerde ve yeni şehirlerde oynamaya başladık, bunun için de çok mutluyum.

Sana üç farklı jüri topluluğu tarafından adaylık sağlayan Sen Ne Güzeldin Aşkımızın Şehri ne anlatıyor?

Sen Ne Güzeldin Aşkımızın Şehri, Bursalı genç bir kız olan Ebru’nun İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi’ni kazanıp İstanbul’a gelişiyle politik kimliğini arayışını anlatıyor. Ebru’nun gözünden 90’lara şahit oluyoruz. Oyun üzerinden dönem okuması yapmak da mümkün. Oyunun sadece politik tarafı yok. Aşkı görüyoruz, rol model aldığı dayısının Ebru’nun hayatı üzerinde ne kadar etkili olduğunu görüyoruz. Ebru’nun aslında İstanbul’a gelerek hayatın gerçekliğiyle birlikte büyüdüğünü görüyoruz.

90’lı yılların Türkiye’sinde yaşanan olayların, karakterimiz Ebru’nun hikayesiyle örtüşüyor. Sen metni okuduğunda ne hissettin? Oyunda bahsi geçen dönemi yakalıyor musun?

Açıkçası oyun neredeyse benim doğduğum yıllarda geçiyor. O yılların konjonktürüne dair oyundan öncesine kadar yeterince fikrim yokmuş, Sen Ne Güzeldin Aşkımızın Şehri sayesinde geçmişe dönüp o günün siyasi ortamına dair çok daha fazla şey öğrenme fırsatım oldu. Aslında ne kadar da tekrarlayan bir sistemin içinde olduğumuzu fark ettim oyunu okuduğumda, dünden bugün gelişen bazı anlayamadığım şeyleri anlamama sebep oldu.

Bu oyun sana aynı zamanda tek başına sahnede olmanın alanını açtı. Nasıl bir deneyim? Kulisi yalnız, sahnesi yalnız…

Bundan evvel oynadığım oyunlar arasından en azı dört kişilikti, o yüzden benim için gerçekten tanıdık olmadığım bir deneyim. Ekibimiz sayesinde kendimi hiç yalnız hissetmiyorum. Kuliste geçirdiğim son saate kadar ses uygulamamızla, ışık uygulamamızla beraber yine o bütünün parçaları olma hissini hissediyorum.

Ebru karakteri gibi senin de kendine rol model aldığın biri veya birileri oldu mu?

Benim rol modelim, yapmak istediğim meslekten de sebep tabii hep annemdi, yakın gözlem yapabileceğim biri olması da en büyük şansım olsa gerek.

Sen hem sahneyi hem de ekranı deneyimleyen oyunculardansın. Hangisi kendini daha iyi hissettiriyor?

Sahnede olmak, yaşadığımı ve neden bu mesleği yaptığımı hatırlatıyor bana ama ekrandaki deneyimi de asla yadsıyamam. Orada çok şey öğrendim ve öğrenmeye devam ediyorum. Bir oyuncu için, en azından benim hedeflerime sahip bir oyuncu için, iki tecrübe de gerekli diye düşünüyorum.

Her ekiplerin kanayan yarası, bilet fiyatları, seyirci sıkıntısı, nakliye bedelleri… Sen bir oyuncu olarak bunlardan etkileniyor musun? Mesela az seyirciye oynamak seni düşürüyor mu?

Bence bu da bizim meziyetlerimizden olmalı, etkilenmemek. Elimden geldiğince etkilenmemeye çalışıyor ve fikrimce başarıyorum ama elbette tiyatroyu köşeye sıkıştıran bir dönemden geçiyoruz ve gün geçtikçe iyiye gidecek gibi de görünmüyor. Tiyatronun form değiştirdiğini gözlemliyorum son zamanlarda, daha küçük kalabalıklara, olabildiğince az dekor ve bütçeyle yeni biçimlerle derdini anlatmak, küçülmek ama fikirce değil, biçimce.

Adaylıklardan bahsetmiştim. Ödül kavramına nasıl bakıyorsun? Oyuncu için ne derece önemli?

Adaylıklar gurur verici gerçekten. Somut bir takdir almak her zaman başımıza gelmiyor, ne mutlu. Oyuncu için ödüllerin değil de motivasyonun çok önemli olduğunu düşünüyorum. Bu motivasyon bazen de bir adaylık, ödül olabiliyor. Güzel bir onaylanma bana kalırsa.

5 Kasım’da Arcadium Sahnede seyirciyle buluşacaksın. Ankara seyircisine ne söylemek istersin?

Öncelikle Ankara’da oynayacağım için çok heyecanlıyım. Doğup büyüdüğüm şehirde oynamak benim için oldukça mutluluk verici. Ankara seyircisine sabırsızlandığımı söylemek isterim.


Fotoğraflar: Esra Fıstık

Ankara Havası

Paylaş:

İlginizi Çekebilir

Gizliliğe genel bakış

Bu web sitesi, size mümkün olan en iyi kullanıcı deneyimini sunabilmek için çerezleri kullanır. Çerez bilgileri tarayıcınızda saklanır ve web sitemize döndüğünüzde sizi tanımak ve ekibimizin web sitesinin hangi bölümlerini en ilginç ve yararlı bulduğunuzu anlamasına yardımcı olmak gibi işlevleri yerine getirir.