<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Özdem, Lavarla - Kültür-Sanat ve Kent Yaşamı sitesinin yazarı.</title>
	<atom:link href="https://lavarla.com/author/ozdem/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://lavarla.com/author/ozdem/</link>
	<description>Lavarla için her insan ve her hikaye, ucundan Ankara&#039;ya dokunuyorsa anlatmaya değerdir.</description>
	<lastBuildDate>Fri, 10 Oct 2025 07:05:54 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	<generator>https://wordpress.org/?v=6.8.2</generator>

<image>
	<url>https://lavarla.com/wp-content/uploads/2024/05/fav-150x150.png</url>
	<title>Özdem, Lavarla - Kültür-Sanat ve Kent Yaşamı sitesinin yazarı.</title>
	<link>https://lavarla.com/author/ozdem/</link>
	<width>32</width>
	<height>32</height>
</image> 
	<item>
		<title>Ankara&#8217;da Bir Dünya Prömiyeri: Tango&#8217;s</title>
		<link>https://lavarla.com/ankarada-bir-dunya-promiyeri-tangos/</link>
					<comments>https://lavarla.com/ankarada-bir-dunya-promiyeri-tangos/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Özdem]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 16 May 2017 06:07:15 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Dans]]></category>
		<category><![CDATA[Etkinlik]]></category>
		<category><![CDATA[Pusula]]></category>
		<category><![CDATA[Canlı Müzik]]></category>
		<category><![CDATA[Modern Dans]]></category>
		<category><![CDATA[Opera]]></category>
		<category><![CDATA[opera sahnesi]]></category>
		<category><![CDATA[Tango]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://lavarla.com/?p=15146</guid>

					<description><![CDATA[<p><span class="reading-mode-buttons"></span>8 Mayıs 2017 akşamı Ankaralı sanatseverlerin nefesi, Modern Dans Topluluğu’nda gerçekleştirilen Tango’s adlı gösteri ile kesildi.Ankara Modern Dans Topluluğu’nda konuk olarak bulunan Ricardo Fernando Dos Santos’un koreografisi, Astor Piazzola’nın muhteşem müzikleri eşliğinde, izleyenlerin zihinlerinden uzun yıllar boyu silinmeyecek bir dans şölenine imza attı. Aslında Ankaralılar Ricardo Fernando ismine pek yabancı değil. Sanatçı 2011 yılında Ankara’da [&#8230;]</p>
<p><a href="https://lavarla.com/ankarada-bir-dunya-promiyeri-tangos/">&lt;span class=&quot;reading-mode-buttons&quot;&gt;&lt;/span&gt;Ankara&#8217;da Bir Dünya Prömiyeri: Tango&#8217;s&lt;span class=&quot;reading-mode-buttons&quot;&gt;&lt;/span&gt;</a> yazısı ilk önce <a href="https://lavarla.com">Lavarla - Kültür-Sanat ve Kent Yaşamı</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p style="text-align: justify;"><em>8 Mayıs 2017 akşamı Ankaralı sanatseverlerin nefesi, Modern Dans Topluluğu’nda gerçekleştirilen Tango’s adlı gösteri ile kesildi.</em><span id="more-15146"></span>Ankara Modern Dans Topluluğu’nda konuk olarak bulunan<a href="http://ricardofernando.com/" target="_blank" rel="noopener noreferrer"> Ricardo Fernando</a> Dos Santos’un koreografisi, <a href="http://www.tangopedi.com/astor-piazzolla/" target="_blank" rel="noopener noreferrer">Astor Piazzola</a>’nın muhteşem müzikleri eşliğinde, izleyenlerin zihinlerinden uzun yıllar boyu silinmeyecek bir dans şölenine imza attı.</p>
<p style="text-align: justify;">Aslında Ankaralılar Ricardo Fernando ismine pek yabancı değil. Sanatçı 2011 yılında Ankara’da “Bolero” adlı bir gösteriyle seyircisiyle buluşmuştu. Fakat Tango’s kalbimizdeki yerini çok hızlı kazandı. Sebebini sorarsanız sevgili dostlarım, o akşam dünya prömiyeri gerçekleşti. Hem de Ankara’nın rüzgarlı havasında…</p>
<p style="text-align: justify;"><img fetchpriority="high" decoding="async" class="alignnone wp-image-15147 " src="http://lavarla.com/wp-content/uploads/2017/05/lavarlatangos-720x1024.jpg" width="724" height="1029" srcset="https://lavarla.com/wp-content/uploads/2017/05/lavarlatangos.jpg 720w, https://lavarla.com/wp-content/uploads/2017/05/lavarlatangos-211x300.jpg 211w, https://lavarla.com/wp-content/uploads/2017/05/lavarlatangos-696x990.jpg 696w, https://lavarla.com/wp-content/uploads/2017/05/lavarlatangos-295x420.jpg 295w" sizes="(max-width: 724px) 100vw, 724px" /></p>
<p style="text-align: justify;"><em>İnsan bedenlerinin büyüleyici senkronizasyonuna kendimi bildim bileli şaşırmışımdır. Eseri izlerken de sistematize içinde -tıpkı bir makine gibi- işleyişi nefes kesici bulurken, ilk insanın varoluşundan bu yana yaşanılan sıkıntıları ve dolayısıyla sıkıntılar içindeki ruhların çırpınışlarını izlemek hiç bu kadar keyif verici olmamıştı. Yeri geldi sahnede üç kız kardeşin hikayesini izledik, yeri geldi bir aşk üçgeninin çıkmazında nefeslerimizi tuttuk.</em></p>
<p style="text-align: justify;">Eserin bazı anlarında yakaladığımız uyumun uygunsuzluğu içimizi acıtırken, zihnimizde varlıklarından bihaber olduğumuz kapılar açtı. Bir seyirci olarak eminim ki sahnede her birimizin hayatlarından izler vardı. Kısacası o gün oraya hangi derdinizin elinden tutup gittiyseniz, sahnede de onu izlediniz.</p>
<p style="text-align: justify;"><strong>Müziklere gelecek olursak birebir Tango müziği olmadığını söyleyebiliriz. Öğrendiğim kadarıyla Piazzola’nın yaptığı müzik türüne tango-nueva dendiği gibi kendisi de müziklerini “Tango’nun farklı bir yorumu” diye adlandırıyormuş. Ayrıca bazı parçalar piyanist Naile Ahmedova tarafından orkestrayla birlikte seslendirildi.   </strong></p>
<p style="text-align: justify;">24 kişilik dansçı kadrosuyla, estetik zevki ve sanatsal hazzı damarlarımızda hissettik işin özü.</p>
<p style="text-align: justify;">Sonuç olarak sevgili dostlarım,</p>
<p style="text-align: justify;"><em>O rüzgarlı mayıs akşamında Ankara’nın ciddiyete bürünmüş çehresini Tango’s, zarafetin narin kılıcıyla kesti.</em></p>
<p style="text-align: justify;"><a href="https://secure.dobgm.gov.tr/opera2013/devopera.aspx?Mud=29" target="_blank" rel="noopener noreferrer">Temsil tarihleri ve detaylı bilgi için;<br />
</a><a href="https://buradadansvar.wordpress.com/" target="_blank" rel="noopener noreferrer">Meraklılarına özel, yararlandığım röportajı da buraya bırakıyorum.</a></p>
<p><a href="https://lavarla.com/ankarada-bir-dunya-promiyeri-tangos/">&lt;span class=&quot;reading-mode-buttons&quot;&gt;&lt;/span&gt;Ankara&#8217;da Bir Dünya Prömiyeri: Tango&#8217;s&lt;span class=&quot;reading-mode-buttons&quot;&gt;&lt;/span&gt;</a> yazısı ilk önce <a href="https://lavarla.com">Lavarla - Kültür-Sanat ve Kent Yaşamı</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://lavarla.com/ankarada-bir-dunya-promiyeri-tangos/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Bir Hacettepe Güzeli: Tomris!</title>
		<link>https://lavarla.com/bir-hacettepe-guzeli-tomris/</link>
					<comments>https://lavarla.com/bir-hacettepe-guzeli-tomris/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Özdem]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 28 Mar 2017 07:44:26 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Yaşam]]></category>
		<category><![CDATA[Ankara]]></category>
		<category><![CDATA[Hacettepe]]></category>
		<category><![CDATA[Sokak Hayvanları]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://lavarla.com/?p=13043</guid>

					<description><![CDATA[<p><span class="reading-mode-buttons"></span>Geçtiğimiz hafta başı Hacettepe Beytepeliler gözlerini kötü bir güne açtı. Sabahın ilk ışıklarıyla derslerine doğru yol alan öğrenciler, panolara sabitlenmiş ilanı görünce kalplerini üzüntü sardı. Beytepe kampüsünün bıcırık yavrusu Tomris kayıptı. Aslında sabah poğaçalarımızı alırken, dostlarını karşılayıp günün ilk merhabasını bağışlayan Tomris’i görmeyince, bir şeyler olduğunu anlamalıydık. Gün boyunca Fısıltı Gazetesi işledi. Aklına en kötüsünü getirenler, [&#8230;]</p>
<p><a href="https://lavarla.com/bir-hacettepe-guzeli-tomris/">&lt;span class=&quot;reading-mode-buttons&quot;&gt;&lt;/span&gt;Bir Hacettepe Güzeli: Tomris!&lt;span class=&quot;reading-mode-buttons&quot;&gt;&lt;/span&gt;</a> yazısı ilk önce <a href="https://lavarla.com">Lavarla - Kültür-Sanat ve Kent Yaşamı</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p style="text-align: justify;">Geçtiğimiz hafta başı Hacettepe Beytepeliler gözlerini kötü bir güne açtı. Sabahın ilk ışıklarıyla derslerine doğru yol alan öğrenciler, panolara sabitlenmiş ilanı görünce kalplerini üzüntü sardı. Beytepe kampüsünün bıcırık yavrusu Tomris kayıptı.<br />
<img decoding="async" class="wp-image-13051 size-full aligncenter" src="http://lavarla.com/wp-content/uploads/2017/03/lavarlatomris1.jpg" width="1024" height="576" srcset="https://lavarla.com/wp-content/uploads/2017/03/lavarlatomris1.jpg 1024w, https://lavarla.com/wp-content/uploads/2017/03/lavarlatomris1-300x169.jpg 300w, https://lavarla.com/wp-content/uploads/2017/03/lavarlatomris1-768x432.jpg 768w, https://lavarla.com/wp-content/uploads/2017/03/lavarlatomris1-696x392.jpg 696w, https://lavarla.com/wp-content/uploads/2017/03/lavarlatomris1-747x420.jpg 747w" sizes="(max-width: 1024px) 100vw, 1024px" /></p>
<p style="text-align: justify;">Aslında sabah poğaçalarımızı alırken, dostlarını karşılayıp günün ilk merhabasını bağışlayan Tomris’i görmeyince, bir şeyler olduğunu anlamalıydık. Gün boyunca Fısıltı Gazetesi işledi. Aklına en kötüsünü getirenler, düşünmek bile istemedikleri teorilere kulaklarını kapatanlara karıştı. Kampüsün diğer kıymetlileri (aynı zamanda Tomris’in saz arkadaşları) kuyruk kuyruğa göz yaşı döküp dostlarını aradılar.</p>
<p style="text-align: justify;">Gün sonuna doğru beklenen umut ışığı belirdi. İlanları gören bir “dost-sever&#8221; yetkili arkadaşlara ulaşıp, Tomris’i önceki gün kampüs yolunda gördüğünü, trafikten korumak için alıp Ankara Üniversitesi<strong> </strong>Cebeci Kampüsüne götürdüğünü söyledi.  Oraya gidildiğinde güvenlik görevlileri tanıdık olmadığı için<strong> </strong>kampüs dışına çıkardıklarını söylemişler. İki gün boyunca Cebeci’den Tuzluçayır’a, Kırkkonaklar’dan Sıhhiye’ye kadar yürüyerek her yeri aramış arkadaşlarımız, ilanlar asmışlar. Güzel haber geldi sonunda. Tomris bulundu.</p>
<p style="text-align: justify;">Böylece herkes derin bir oh çekti.</p>
<p style="text-align: justify;">Bu üç günlük korku tek bir his için yaşandı: Sevgi. Menfaatsizce, saf ve temiz hislerle. Bütün üniversite dini, dili, ırkı ve seçimleri fark etmeksizin herkes aynı şeyi diledi. Dostlarını geri getirmek istediler. İstedik. Üç yıldır süründüğüm okul bir anda hiç görünmediği kadar güzel ve sevgi dolu göründü gözüme.</p>
<p style="text-align: justify;">Bu arada bahsetmek istediğim bir aile var ki onlarca insandan ve küçük dostlarından oluşuyor. Kampüs içerisinde ve sokaklarda küçük dostlarına yardım ediyorlar. Hacettepeli hayvanseverler tarafından kurulmuş bir topluluk olan Hacettepe <a href="http://www.hayvanhaklari.hacettepe.edu.tr/" target="_blank" rel="noopener noreferrer">Haydok</a> (Hayvan Hakları ve Doğayı Koruma Topluluğu) 2010 yılından beri çalışmalarını sürdürüyor.</p>
<figure id="attachment_13045" aria-describedby="caption-attachment-13045" style="width: 1032px" class="wp-caption aligncenter"><img decoding="async" class="wp-image-13045 size-full" src="http://lavarla.com/wp-content/uploads/2017/03/lavarlagunes.jpg" width="1032" height="581" srcset="https://lavarla.com/wp-content/uploads/2017/03/lavarlagunes.jpg 1032w, https://lavarla.com/wp-content/uploads/2017/03/lavarlagunes-300x169.jpg 300w, https://lavarla.com/wp-content/uploads/2017/03/lavarlagunes-768x432.jpg 768w, https://lavarla.com/wp-content/uploads/2017/03/lavarlagunes-1024x576.jpg 1024w, https://lavarla.com/wp-content/uploads/2017/03/lavarlagunes-696x392.jpg 696w, https://lavarla.com/wp-content/uploads/2017/03/lavarlagunes-746x420.jpg 746w" sizes="(max-width: 1032px) 100vw, 1032px" /><figcaption id="caption-attachment-13045" class="wp-caption-text">Kampüs Köpeklerinden Güneş</figcaption></figure>
<p style="text-align: justify;">Bütün üyeleri öğrencilerden oluşan Haydok, kısıtlı imkanlarıyla elde ettikleri gelirler ile de hayvanların aşılama, kısırlaştırma gibi ihtiyaçlarını yerine getirip onları sahiplendiriyorlar. Sadece Tomris için değil her köpek için de aynı ilgi ve alakayı gösterdiklerine emin olabilirsiniz. Onlara teşekkürü borç biliriz efenim.</p>
<figure id="attachment_13046" aria-describedby="caption-attachment-13046" style="width: 784px" class="wp-caption aligncenter"><img loading="lazy" decoding="async" class="wp-image-13046 " src="http://lavarla.com/wp-content/uploads/2017/03/lavarlamiril.jpg" width="784" height="588" srcset="https://lavarla.com/wp-content/uploads/2017/03/lavarlamiril.jpg 480w, https://lavarla.com/wp-content/uploads/2017/03/lavarlamiril-300x225.jpg 300w, https://lavarla.com/wp-content/uploads/2017/03/lavarlamiril-80x60.jpg 80w, https://lavarla.com/wp-content/uploads/2017/03/lavarlamiril-265x198.jpg 265w" sizes="(max-width: 784px) 100vw, 784px" /><figcaption id="caption-attachment-13046" class="wp-caption-text">Mırıl Kedi&#8217;nin Minik Bebekleri</figcaption></figure>
<p style="text-align: justify;">Konuya dönersek olaydan birkaç gün sonra topladığı yemekleri alıp kampüsü adımlayarak, her köşe başına mama bırakan tatlı teyzemiz Tomris’i görüp sarılınca, aklıma <a href="http://lavarla.com/odtude-bir-lider-karizmasi-kedi-pakize/" target="_blank" rel="noopener noreferrer">Odtü’nün lider kedisi Pakize </a>ve Ankara Hukuk’un <a href="http://lavarla.com/mutemmim-cuz-murat-haydar-selimoglu/" target="_blank" rel="noopener noreferrer">mütemmim cüzü Murat Amca</a>’nın beslediği dostları geldi. Velhasıl her şeyi anladım.</p>
<p style="text-align: justify;"><em>Evet, belki Ankara ülkenin olduğu gibi soğukluğun da başkenti. Basit ve gri dediğiniz (!)  şehrin insanlarının kalpleri ise her zaman (tam da Ankara’ya uygun şekilde) yazdan kalma bir pazar günü yaşıyor.</em></p>
<p style="text-align: justify;">Haydok ile ilgili daha fazla bilgi için : <a href="https://twitter.com/hacettepehaydok">Twitter</a> / <a href="https://www.instagram.com/hacettepehaydok/">Instagram</a> / <a href="https://www.facebook.com/groups/haydok/">Facebook</a></p>
<p><a href="https://lavarla.com/bir-hacettepe-guzeli-tomris/">&lt;span class=&quot;reading-mode-buttons&quot;&gt;&lt;/span&gt;Bir Hacettepe Güzeli: Tomris!&lt;span class=&quot;reading-mode-buttons&quot;&gt;&lt;/span&gt;</a> yazısı ilk önce <a href="https://lavarla.com">Lavarla - Kültür-Sanat ve Kent Yaşamı</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://lavarla.com/bir-hacettepe-guzeli-tomris/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>1950’lerde bir kültür evi: Helikon Derneği</title>
		<link>https://lavarla.com/1950lerde-bir-kultur-evi-helikon-dernegi/</link>
					<comments>https://lavarla.com/1950lerde-bir-kultur-evi-helikon-dernegi/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Özdem]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 27 Oct 2016 07:24:49 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Hafıza]]></category>
		<category><![CDATA[Kent]]></category>
		<category><![CDATA[Ankara ve Sanat]]></category>
		<category><![CDATA[Bülent Ecevit]]></category>
		<category><![CDATA[Helikon Derneği]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://lavarla.com/?p=6392</guid>

					<description><![CDATA[<p><span class="reading-mode-buttons"></span>Bilindiği gibi Lavarla Ankara’yı merkez alan bir oluşum olup çeşitli etkinlik ve mekanları tanıtarak, kentin renklerini ortaya çıkartmayı ve üzerindeki bilindik yaklaşımları değiştirmeyi hedef alır. Zira Ankara’ya ilk defa gelenlerin ve kentin görünen izlenimlerine takılı kalanların fikirleri ortadadır. Peki olanakların yetersiz olduğunu düşünenlere kızanlar sadece biz miydik? Hayır. Helikon Derneği&#8217;nin kurucuları da bizim gibi düşünüyorlardı. [&#8230;]</p>
<p><a href="https://lavarla.com/1950lerde-bir-kultur-evi-helikon-dernegi/">&lt;span class=&quot;reading-mode-buttons&quot;&gt;&lt;/span&gt;1950’lerde bir kültür evi: Helikon Derneği&lt;span class=&quot;reading-mode-buttons&quot;&gt;&lt;/span&gt;</a> yazısı ilk önce <a href="https://lavarla.com">Lavarla - Kültür-Sanat ve Kent Yaşamı</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p style="text-align: left;">Bilindiği gibi Lavarla Ankara’yı merkez alan bir oluşum olup çeşitli etkinlik ve mekanları tanıtarak, kentin renklerini ortaya çıkartmayı ve üzerindeki bilindik yaklaşımları değiştirmeyi hedef alır. Zira Ankara’ya ilk defa gelenlerin ve kentin görünen izlenimlerine takılı kalanların fikirleri ortadadır. Peki olanakların yetersiz olduğunu düşünenlere kızanlar sadece biz miydik? Hayır. Helikon Derneği&#8217;nin kurucuları da bizim gibi düşünüyorlardı.</p>
<p style="text-align: left;">1923’te başlayan Ankara’nın metropolleşme macerası Atatürk döneminde hatırı sayılır bir gelişme göstererek ilerlemişti. Atatürk’ün vefatının ardından İkinci Dünya Savaşı bu gelişmeyi maddi olarak sekteye uğratsa da kültürel ve sanatsal anlamda ilerleme halkevleri vasıtasıyla devam etmişti. Demokrat Parti yönetiminde ise bu ilerleme iyice yavaşlamıştı.</p>
<p style="text-align: justify;"><img loading="lazy" decoding="async" class="aligncenter wp-image-6597 " src="http://lavarla.com/wp-content/uploads/2016/10/helikon-dernegi-ankara-lavarla-nostalji-1.jpg" alt="helikon-dernegi-ankara-lavarla-nostalji" width="668" height="479" srcset="https://lavarla.com/wp-content/uploads/2016/10/helikon-dernegi-ankara-lavarla-nostalji-1.jpg 392w, https://lavarla.com/wp-content/uploads/2016/10/helikon-dernegi-ankara-lavarla-nostalji-1-300x215.jpg 300w" sizes="(max-width: 668px) 100vw, 668px" /></p>
<p style="text-align: left;">Bütün bunların yanında Ankara’nın başkent oluşu onu bir eğitim ve basın kenti olma yolunda ilerletiyordu. Ülkenin dört bir yanından yolu Ankara’ya düşen aydın ve genç insanlar imparatorluk şehri İstanbul’un gölgesinde kalan kültür ve sanat etkinliklerinin yetersizliğinden şikayetçiydiler. Zira mevcut etkinlikler de devlet eliyle yapılmaktaydı. Bunun farkında olarak kendi etkinliklerini oluşturmak isteyen gazete ve üniversite çevresinden bir grup genç kendi oluşumlarını kurdular. Bu oluşumun ismi “Helikon Derneği” idi.</p>
<p style="text-align: left;">Aralarında Bülent-Rahşan Ecevit, Bülent-Selma Arel, İlhan Usmanbaş, Suna Kan, Faruk Güvenç,  Rasin Arsebük, Nilüfer-Aydın Yalçın, Cemal Bingöl gibi sonradan siyaset ve sanat çevrelerinde ismi duyulacak bir avuç genç bir dernek kurmak için çalışmalara başladılar. Ancak bir ilkeleri vardı: Banka veya varlıklı kişilere başvurmayacaklardı. Böylece, kendi kısıtlı gelirleriyle -bir konser ve sergi geliri ile- Mithat Paşa Caddesi’nde Sıhhiye’den Sakarya Caddesi&#8217;ne çıkan yolda harap bir ev tuttular. Çalışmalara başladılar.<img loading="lazy" decoding="async" class="aligncenter wp-image-6394" src="http://lavarla.com/wp-content/uploads/2016/10/helıkon-2.jpg" alt="helikon dernegi ankara nostaljisi" width="675" height="506" srcset="https://lavarla.com/wp-content/uploads/2016/10/helıkon-2.jpg 480w, https://lavarla.com/wp-content/uploads/2016/10/helıkon-2-300x225.jpg 300w, https://lavarla.com/wp-content/uploads/2016/10/helıkon-2-80x60.jpg 80w, https://lavarla.com/wp-content/uploads/2016/10/helıkon-2-265x198.jpg 265w" sizes="(max-width: 675px) 100vw, 675px" /></p>
<p style="text-align: left;">Oluşum, ismini bir Yunan mitolojisi figürü olan Helikon’dan alır. Bu kavram bugün bir müzik aleti ile anılsa da Yunan mitolojisinde ilham perisi sayılan müzlerin kutsal dağı Helikon, derneğe isim olarak seçilir. Sonradan bu isim başlarına bela açacaktır. Dernek 1952 başında faaliyete başlar. Resim kursları verilir, konserler verilir, sergiler açılır. Dernek kuruluş ilkeleri gereği sanatın tek bir alanında yoğunlaşmadan her alanında faaliyet gösterir. Bülent Ecevit de bu etkinlikleri <em>Ulus</em> gazetesindeki sanat köşesinde kaleme alarak derneğin tanınırlığını artırır.</p>
<p style="text-align: left;">Helikon Deneği’nden önce, önemli ressamların yaptığı resimler devlet veya bankalar tarafından satın alınarak ya devlet dairelerine asılır veya banka koleksiyonlarında tutulurdu (Depolarda çürütülürdü desek de olur). Helikon Derneği ile birlikte taksitle resim satılmaya başlanır. Böylece memur evlerine de resim girerek sanatın işlerliği arttırılır. Dernek işte bu yüzden kuruluşunda bankalara gitmez. Etkinliklerin sivil olmasını hedeflemektedir.</p>
<p style="text-align: left;">Helikon gün geçtikçe önemli bir kitle edinmektedir. Kurucuları bir yana, Erdal İnönü resim zevkini bu dernekte kazandığını anlatır. Ece Ayhan ile müzik ve sinema konularındaki ilk ciddi birikimin bu dernek sayesinde sağlar. Bilge Karasu’nun da bu derneğin müdavimlerinden olduğu bilinmektedir.</p>
<p style="text-align: left;"><img loading="lazy" decoding="async" class="aligncenter wp-image-6395 size-full" src="https://lavarla.com/wp-content/uploads/2016/10/hel3.jpg" alt="hel3" width="635" height="898" srcset="https://lavarla.com/wp-content/uploads/2016/10/hel3.jpg 635w, https://lavarla.com/wp-content/uploads/2016/10/hel3-212x300.jpg 212w, https://lavarla.com/wp-content/uploads/2016/10/hel3-297x420.jpg 297w" sizes="(max-width: 635px) 100vw, 635px" />Peki Helikon Derneği’ ne daha sonra ne oldu? İşte burada “Böylesi ancak Türkiye’de olur “ denebilecek bir hikaye bizi bekliyor. 6-7 Eylül 1955’te Atatürk’ün evine bomba atıldığı yönünde sahte haberlerle provoke edilen bir kitle, tarihimizde unutulmaz bir leke olacak 6-7 Eylül Olayları’nı gerçekleştirmişti. Bunun ardından ülke çapında sıkıyönetim ilan edilmiş ve soruşturmalar başlamıştı.</p>
<p style="text-align: left;">Helikon Derneği’nin de isminin Yunanca olması sebebiyle yolu bu soruşturmalarla kesişmiş, olayla ilgisi olmayan birçok dernek gibi kapatılmış, yöneticileri sorgulanmıştı. Bir süre sonra dernek yöneticileri derneğin faaliyetlerini anlatırken trajikomik bir şekilde soyut ve non-figüratif resim konularından bahsetmeye başlamış, bu da siyasi şube görevlilerinin hiç ilgisini çekmemişti.</p>
<p style="text-align: left;">Bir süre sonra olayın bir yanlış anlaşılma olduğu anlaşılır ve Helikon Derneği&#8217;nin tekrar kurulmasına izin verilir. Ancak herkes hem yorulmuş hem de hayal kırıklığına uğramıştır. Herkesin hevesini kaçıran bu durumdan sonra dernek çok yaşamaz. Tarihin derinliklerine gömülür. Bugün ise bu isim, Simon Bolivar Bulvarı yakınlarında dernek üyelerinden Turan Erol’un kurduğu galeride yaşıyor.</p>
<p style="text-align: left;"><em>Not: Bu fikri bana açarak ve çeşitli kaynakları sunarak bu yazıyı yazmamı sağlayan değerli abim Gökhan Öztürk’e katkılarından dolayı çok teşekkür ederim.</em></p>
<p><a href="https://lavarla.com/1950lerde-bir-kultur-evi-helikon-dernegi/">&lt;span class=&quot;reading-mode-buttons&quot;&gt;&lt;/span&gt;1950’lerde bir kültür evi: Helikon Derneği&lt;span class=&quot;reading-mode-buttons&quot;&gt;&lt;/span&gt;</a> yazısı ilk önce <a href="https://lavarla.com">Lavarla - Kültür-Sanat ve Kent Yaşamı</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://lavarla.com/1950lerde-bir-kultur-evi-helikon-dernegi/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Devirler Değişir Selda Bağcan Kalır!</title>
		<link>https://lavarla.com/devirler-degisir-selda-bagcan-kalir/</link>
					<comments>https://lavarla.com/devirler-degisir-selda-bagcan-kalir/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Özdem]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 18 Oct 2016 07:15:58 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Müzik]]></category>
		<category><![CDATA[Röportaj]]></category>
		<category><![CDATA[Selda Bağcan]]></category>
		<category><![CDATA[Selda Bağcan Röportajı]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://lavarla.com/?p=6382</guid>

					<description><![CDATA[<p><span class="reading-mode-buttons"></span>Geçtiğimiz hafta sonu Odtü Vişnelik bir efsaneye daha ev sahipliği yaptı. Söz konusu Selda Bağcan olunca ev sahibinin kim olduğu tartışılır tabi. Tel Avivli müzik topluluğu Boom Pam ile çıktığı turnenin ikinci ayağı Ankara olan Selda Bağcan, dostları ve muhteşem orkestrasıyla izleyenlerin akıllarından ömür boyu silinmeyecek bir konsere imza attı. Lavarla olarak bizler de sizin için [&#8230;]</p>
<p><a href="https://lavarla.com/devirler-degisir-selda-bagcan-kalir/">&lt;span class=&quot;reading-mode-buttons&quot;&gt;&lt;/span&gt;Devirler Değişir Selda Bağcan Kalır!&lt;span class=&quot;reading-mode-buttons&quot;&gt;&lt;/span&gt;</a> yazısı ilk önce <a href="https://lavarla.com">Lavarla - Kültür-Sanat ve Kent Yaşamı</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p style="text-align: justify;">Geçtiğimiz hafta sonu Odtü Vişnelik bir efsaneye daha ev sahipliği yaptı. Söz konusu Selda Bağcan olunca ev sahibinin kim olduğu tartışılır tabi. Tel Avivli müzik topluluğu <a href="http://www.boompam.org/" target="_blank" rel="noopener noreferrer">Boom Pam</a> ile çıktığı turnenin ikinci ayağı Ankara olan Selda Bağcan, dostları ve muhteşem orkestrasıyla izleyenlerin akıllarından ömür boyu silinmeyecek bir konsere imza attı. Lavarla olarak bizler de sizin için Ankara ayazında saatlerce bekleyerek bu güzel insandan kısa bir röportaj koparabildik.</p>
<p style="text-align: justify;">Selda Bağcan’ın müzik hayatına evde bulunan ve bütün kardeşlerin çaldığı bir mandolinle başladığını bilmeyen yoktur herhalde. Daha çocuk yaştayken abileri tarafından Barış Manço, Cem Karaca gibi isimlerin sahne aldığı bir mekanda müziğini icra etmesi ise gelecek yılların habercisi.  Ankara Üniversitesi Fizik Mühendisliğini kazandıktan sonra yaptığı ilk iki plağının bir milyondan fazla satmasıyla müzisyenlik mesleğini seçmeye karar vermiş.  İlk plağının çıkış hikayesini anlatırken kahkahalara boğuluyor, meğer dönemin müzik piyasası Yahudilerin elindeymiş ve bu yüzden menajeri  “Zelda” ismiyle çıkmasını uygun görmüş.  İstemediğini söylemesine rağmen Trt’de yayımlanan  Mapushanelere Güneş Doğmuyor klibinin çekimlerindeki afişin üstünde “Zelda “ yazısını görünce indirtmiş. <strong>“Pek işimize yaradı, millet merak etti “Kim bu acaba” diye dinledi”</strong> deyip gülümsüyor.</p>
<p style="text-align: justify;">1980 sonrası siyasi durumundan ötürü yurt dışına çıkan sanatçı Türk Halk Müziği ve  kendine has yorumuyla  adını Avrupa’ya duyurdu. İngiltere’nin en büyük festivallerinden olan Glastonbury Festivali’nde sahne aldı. <img loading="lazy" decoding="async" class=" wp-image-6389 alignleft" src="http://lavarla.com/wp-content/uploads/2016/10/Selda_BigCartel-224x300.jpg" alt="selda_bigcartel" width="233" height="312" srcset="https://lavarla.com/wp-content/uploads/2016/10/Selda_BigCartel-224x300.jpg 224w, https://lavarla.com/wp-content/uploads/2016/10/Selda_BigCartel-696x934.jpg 696w, https://lavarla.com/wp-content/uploads/2016/10/Selda_BigCartel-313x420.jpg 313w, https://lavarla.com/wp-content/uploads/2016/10/Selda_BigCartel.jpg 745w" sizes="(max-width: 233px) 100vw, 233px" />90’lı yılların başında Hollanda ve Danimarka başta olmak üzere birçok Avrupa ülkesi  ve İsrail’de konserler verdi. Amerika’da onun müziğini ve kayıtlarını kullanan şarkıcıların sayısının artması üzerine Times Dergisi, 2008 yılında çıkardığı “Dünya Müziğinde Yaşayan Efsaneler ve Tarihi Şarkıcılar” listesinde Selda Bağcan’a da yer verdi.  Mos Def 2010 Grammy Ödülleri performansında “İnce İnce Bir Kar Yağar” kaydını kullandı.  Bunun izin alınmadan yapılması konusuna ise <strong>“Ben memnun oldum, bana ayıp ettiler ama iyi ettiler. Yani hakkım her yerde yendi, bütün dünyada, yani ben protestocu olmayayım da kim olsun?”</strong> diyerek kahkaha atıyor.</p>
<p style="text-align: justify;">Böyle önemli bir müzik dehası yuvasına dönünce de binlerce Ankaralı buz gibi havada konser heyecanını yaşadı. Konser saati yaklaştıkça uzayan gişe kuyruğu, akşam  vakti sokaklara taştı. Çekirdekçi, mısırcı abiler, kestane arabaları,  “Yerler çim üşütmeyelim, hasta olmayalım arkadaşlar!”  diye bağırarak gezen minder satıcısı abi, metrelerce uzayan kuyrukta koşturup durdu. Ana kucağında yahut pusette kendilerine şebeklik yapan kocaman insanlara gülücükler saçan bebekler sevildi, Selda Bağcan’ın coşkun sesi duyulmak için beklendi. <img loading="lazy" decoding="async" class="wp-image-6384 alignright" src="http://lavarla.com/wp-content/uploads/2016/10/selda-300x284.jpg" alt="selda" width="398" height="376" srcset="https://lavarla.com/wp-content/uploads/2016/10/selda-300x284.jpg 300w, https://lavarla.com/wp-content/uploads/2016/10/selda-444x420.jpg 444w, https://lavarla.com/wp-content/uploads/2016/10/selda.jpg 500w" sizes="(max-width: 398px) 100vw, 398px" />Akrep ve yelkovan yerini bulunca, birbirlerine sarılmış ısınmaya çalışan insanlar,  kıvırcık saçlı dev kadının sahnede görünmesiyle yerlerinden fırlayıp alkışlarla selamladılar onu. Konser boyunca söylediği türkülerle misafirlerini halaya davet eden sanatçı, kendi besteleriyle de Türkiye’nin acılarla dolu yakın tarihinin altını çizdi. Soma’da ölen madencileri,  şehadet şerbeti içen askerleri, Gezi’de kaybedilen gençleri,  80 İhtilali öncesi ve sonrası kayıplarını konserin her dakikasında andı.  Atatürk’e yazdığı Sarı Saçlım Mavi Gözlüm şarkısını söyledikten sonra amfi “Mustafa Kemal’in Askerleriyiz!” nidalarıyla yankılandı.</p>
<h4 style="text-align: justify;"><em>&#8220;Ankara benim için çok güzeldi, hep güzeldi&#8221;</em></h4>
<p style="text-align: justify;">Konser sonrası sorularımızı cevapsız bırakmayacağını söyleyen sanatçının yanına girebilmek için uğraşıyoruz. Fotoğraf çektirmek için bekleyen yüzlerce insanı görünce güvenlik görevlileri şaşkınlıklarını gizleyemiyor. Kapıları aşıp yanına yaklaştıkça, heyecandan terleyen avuç içlerimizde notlarla yanına vardığımızda, sıcacık bir gülümseme görüyoruz. Serenad Bağcan ile yan yana oturmuş gülüşüyorlar. <strong>Oluşumumuzu Ankara adına yapmak istediklerimizi aktarıyorum.  “Aaa ne güzel tebrik ederim.” diyerek gülümsüyor</strong>. Konser sonrası yorgunluğunun farkında olduğumuzu sadece iki soru sormak istediğimizi söylüyoruz.  Teşekkür ederek kabul ediyor.</p>
<p style="text-align: justify;"><strong>Burada büyüyüp, okuduğunuzu biliyoruz ama Ankara Selda Bağcan için ne anlama geliyor bunu bilmiyoruz. Birkaç kelimeyle ifade eder misiniz acaba ?</strong></p>
<p style="text-align: justify;">&#8211;<em>Ankara benim için çok güzeldi, hep güzeldi. Burada büyüdüm burada okudum. Çocukluğum, gençliğim demek.  Hayallerim demek. İlk aşkım demek. Öyle şeyler söyleyebilirim. Hep sevdim.</em></p>
<p style="text-align: justify;"><strong>Peki ilk plağınız çıktıktan sonra Trt Ankara Radyosu Stüdyo Fm programcısı Yavuz Aydar üç hafta boyunca üst üste sizin plaklarınızı çalıyor. Bu süreçte piyasada plağınız kalmıyor. Olaydan haberiniz yahut kendisiyle bir tanışıklığınız var mı?</strong></p>
<p style="text-align: justify;">&#8211;<em>Aaa  gerçekten mi hiçbir bilgim yok. Yavuz ne dedin soyadı… Aydar…<br />
</em><em>Hiç duymadım, o ismi bile duymadım yani. Ama Yaşasın! Çok iyi yani üç hafta demek. Vay be, çok iyi öyleyse. <img src="https://s.w.org/images/core/emoji/16.0.1/72x72/1f642.png" alt="🙂" class="wp-smiley" style="height: 1em; max-height: 1em;" /></em></p>
<p style="text-align: justify;">Bu arada onunla iletişime geçmemizi isteyip, Ankara için bir şeyler yapmak istediğini söylüyor.  Vedalaşırken fotoğrafımızı çekiyorlar. O kocaman yürekli kadının yanından hayatımız boyunca unutamayacağımız anılar ve suratımızda açan çiçekli gülücüklerle ayrılıyoruz.</p>
<p style="text-align: justify;"><em><strong>&lt;Bu içerik lavarla.com için özgün biçimde hazırlanmıştır ve telif hakları lavarla.com&#8217;a aittir.&gt;</strong></em></p>
<p><a href="https://lavarla.com/devirler-degisir-selda-bagcan-kalir/">&lt;span class=&quot;reading-mode-buttons&quot;&gt;&lt;/span&gt;Devirler Değişir Selda Bağcan Kalır!&lt;span class=&quot;reading-mode-buttons&quot;&gt;&lt;/span&gt;</a> yazısı ilk önce <a href="https://lavarla.com">Lavarla - Kültür-Sanat ve Kent Yaşamı</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://lavarla.com/devirler-degisir-selda-bagcan-kalir/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Bir kutlama hatırası: Türkiye&#8217;nin Kalbi Ankara</title>
		<link>https://lavarla.com/bir-kutlama-hatirasi-turkiyenin-kalbi-ankara/</link>
					<comments>https://lavarla.com/bir-kutlama-hatirasi-turkiyenin-kalbi-ankara/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Özdem]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 09 Aug 2016 07:32:37 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Belgesel]]></category>
		<category><![CDATA[Hafıza]]></category>
		<category><![CDATA[Pusula]]></category>
		<category><![CDATA[Sinema]]></category>
		<category><![CDATA[Siyah Beyaz Ankara]]></category>
		<category><![CDATA[Sovyet Sineması]]></category>
		<category><![CDATA[Türkiye'nin Kalbi Ankara]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://lavarla.com/?p=3051</guid>

					<description><![CDATA[<p><span class="reading-mode-buttons"></span>Bu içerikte, çekilmiş en eski Ankara filminden bahsetmek istiyorum: Türkiye&#8217;nin Kalbi Ankara (Ankara &#8211; Serdtse Turtsii). 1934 SSCB yapımı belgesel film, Cumhuriyetin 10. yılı münasebetiyle Atatürk’ün isteği üzerine Sergei Losifovich Yutkevic tarafından  çekilmiştir. Filmin müziklerini oluşturan ekibin Türk bestecileri arasında Ekrem Zeki Ün ve Cemal Reşit Rey de vardır. Leningrad Filarmoni Orkestrası&#8217;nın yanı sıra Ankara [&#8230;]</p>
<p><a href="https://lavarla.com/bir-kutlama-hatirasi-turkiyenin-kalbi-ankara/">&lt;span class=&quot;reading-mode-buttons&quot;&gt;&lt;/span&gt;Bir kutlama hatırası: Türkiye&#8217;nin Kalbi Ankara&lt;span class=&quot;reading-mode-buttons&quot;&gt;&lt;/span&gt;</a> yazısı ilk önce <a href="https://lavarla.com">Lavarla - Kültür-Sanat ve Kent Yaşamı</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p style="text-align: justify;">Bu içerikte, çekilmiş en eski Ankara filminden bahsetmek istiyorum: <em>Türkiye&#8217;nin Kalbi Ankara (Ankara &#8211; Serdtse Turtsii).</em></p>
<p style="text-align: left;">1934 SSCB yapımı belgesel film, Cumhuriyetin 10. yılı münasebetiyle Atatürk’ün isteği üzerine Sergei Losifovich Yutkevic tarafından  çekilmiştir. Filmin müziklerini oluşturan ekibin Türk bestecileri arasında Ekrem Zeki Ün ve Cemal Reşit Rey de vardır. Leningrad Filarmoni Orkestrası&#8217;nın yanı sıra Ankara Konservatuvarı Orkestra ve Korosu seslendirme yapmıştır. İçeriğine gelirsek, 1933 yılında İstanbul’a gelen, başkanlığını Sovyet Sosyalist Cumhuriyetler Birliği Milli Savunma Bakanı Kliment Voroşilov’un yaptığı delegasyon, yaptıkları Boğaz turundan sonra Ankara’ya varmak üzere yola çıkmıştır. Belgesel  burada başlar.  Sergei Losifovich Yutkevic, Ankara’nın yükseliş ve kalkınma hikayesini göstermek için belgeseli iki parçaya bölmüş ve çekimleri buna göre yapmış diyebiliriz.</p>
<p style="text-align: justify;"><img loading="lazy" decoding="async" class="aligncenter wp-image-3095 size-full" src="http://lavarla.com/wp-content/uploads/2016/08/turkiyenin-kalbi-ankara-lavarla-1.jpg" alt="turkiyenin-kalbi-ankara-lavarla 1" width="1440" height="900" srcset="https://lavarla.com/wp-content/uploads/2016/08/turkiyenin-kalbi-ankara-lavarla-1.jpg 1440w, https://lavarla.com/wp-content/uploads/2016/08/turkiyenin-kalbi-ankara-lavarla-1-300x188.jpg 300w, https://lavarla.com/wp-content/uploads/2016/08/turkiyenin-kalbi-ankara-lavarla-1-768x480.jpg 768w, https://lavarla.com/wp-content/uploads/2016/08/turkiyenin-kalbi-ankara-lavarla-1-1024x640.jpg 1024w" sizes="(max-width: 1440px) 100vw, 1440px" /></p>
<p style="text-align: left;">Yönetmen, <em>Britannica</em>’yı açıp “<em>Ankara nedir</em>?” diye sorduğunda gülmemi engelleyemedim açıkçası. Hatta filmin başında çorak topraklarda yürüyen develeri gördüğümde acaba yanlışlıkla <em>Çölde Çay</em>’ı mı açtım diye de düşündüm nitekim. İlk bölümde kelimenin tam anlamıyla geri kalmışlığı gösteren yönetmen, halkın yaşamına, şehir yapısına, aralara eklenmiş Kiril alfabesiyle yazılmış notlarla dikkat çekiyor. Hatta en kalabalık yolların bile taş ve toprak içinde olduğunu belirterek şehrin düzensizliğinden dem vuruyor. Sonrasında ise ikinci bölüme geçiyoruz: “Yeni  Ankara”</p>
<p style="text-align: left;">Ekranda &#8220;Yeni Ankara&#8221; yazısı görüldükten sonra Ankara bir anda değişiyor. Bu sefer çift şeritli bir yol, yoldan geçen arabalar ve mimari açıdan gelişmiş binalar var. Sonrasında bilimsel kuruluşlarda yapılmış çekimlerde laboratuvarda çalışan insanlar, Yüksek Ziraat Enstitüsü’nde eğitim gören gençler var. Halkevinden tutun Etnografya Müzesi’ne, Sağlık Bakanlığı’na kadar birçok yapı gösteriliyor. Ardından İsmet Paşa Kız Enstitüsü’nü ve bahçesinde spor yapan öğrencilerini görüyoruz.</p>
<p style="text-align: justify;"><img loading="lazy" decoding="async" class="alignnone size-full wp-image-3097" src="http://lavarla.com/wp-content/uploads/2016/08/turkiyenin-kalbi-ankara-lavarla-6.jpg" alt="turkiyenin-kalbi-ankara-lavarla 6" width="941" height="733" srcset="https://lavarla.com/wp-content/uploads/2016/08/turkiyenin-kalbi-ankara-lavarla-6.jpg 941w, https://lavarla.com/wp-content/uploads/2016/08/turkiyenin-kalbi-ankara-lavarla-6-300x234.jpg 300w, https://lavarla.com/wp-content/uploads/2016/08/turkiyenin-kalbi-ankara-lavarla-6-768x598.jpg 768w" sizes="(max-width: 941px) 100vw, 941px" /></p>
<p style="text-align: left;">Bitti mi sandınız? Konservatuvar olmadan olur mu yahu. Müzisyenleri görmeden olur mu! Ankara’nın binalarına geçiliyor, araya da Ankara’nın en eski binalarından birinin SSCB Büyükelçiliği olduğu da sıkıştırılıyor tabii. Belgeselin sonuna yaklaşıldığında ise yıllar boyunca her Cumhuriyet Bayramı’nda televizyon ekranlarını kaplayacak olan Cumhurbaşkanı Mustafa Kemal Atatürk’ün Onuncu Yıl Nutku, &#8220;<em>Türk Milleti! Kurtuluş savaşına başladığımızın 15&#8217;inci yılındayız. Bugün cumhuriyetimizin onuncu yılını doldurduğu en büyük bayramdır. Kutlu olsun!&#8221;</em> cümleleriyle başlıyor. Kutlama, geçit törenleri ve Atatürk’ün daveti üzerine dünyanın dört bir yanından gelen davetlilerin görüntüleriyle devam ediyor.  Belgeselin son dakikalarında ise gelişen ve değişen sanayi, tarım, eğitim, sanat görüntüleri birleştirilip muasır medeniyet seviyesi için daha çok çalışılacağı vurgulanıyor.</p>
<p style="text-align: justify;"><img loading="lazy" decoding="async" class="alignnone size-full wp-image-3098" src="http://lavarla.com/wp-content/uploads/2016/08/turkiyenin-kalbi-ankara-lavarla-5.jpg" alt="turkiyenin-kalbi-ankara-lavarla 5" width="911" height="733" srcset="https://lavarla.com/wp-content/uploads/2016/08/turkiyenin-kalbi-ankara-lavarla-5.jpg 911w, https://lavarla.com/wp-content/uploads/2016/08/turkiyenin-kalbi-ankara-lavarla-5-300x241.jpg 300w, https://lavarla.com/wp-content/uploads/2016/08/turkiyenin-kalbi-ankara-lavarla-5-768x618.jpg 768w" sizes="(max-width: 911px) 100vw, 911px" /></p>
<p style="text-align: left;">Şimdi gelelim belgeselimizin yasaklanma öyküsüne. Çekiminden sonra tarihin tozlu sayfalarına karışan film, 10 Kasım 1969’da Atatürk’ün vefatının 31. yılı sebebiyle TRT Program Daire Başkanı Mahmut Tali Öngören tarafından arşivden çıkartılıp yayımlanıyor. Belgesel, oynatıldığı sırada dönemin TRT Genel Müdürü Adnan Öztrak tarafından yapılan bir baskınla yayından alınıyor. Ardından Mahmut Tali Öngören, görevinden uzaklaştırılıyor. Yasaklanma gerekçesi olarak filmde &#8220;komünizm propagandası yapıldığı ve ülkenin çok yoksul gösterildiği&#8221; öne sürülüyor. Gelgelelim olaylardan tam bir yıl sonra, 10 Kasım 1970 akşamı, film TRT ekranlarında yayımlanıyor. Yaşanan olaylar için yapılan açıklamada ise bir yanlış anlaşılma sonucu olduğu ve Adnan Öztrak’ın filmi tamamıyla izlemediği söyleniyor. Yani ilk bölümün gazabına uğrayanlardan o da.</p>
<p style="text-align: left;"><em>Türkiye&#8217;nin Kalbi Ankara</em>, sonradan tekrar arşive dönmüş, Ağustos 2008&#8217;de Çankaya Köşkü’nün resmi internet sitesine koyulmuştur. Filmle alakalı başka bir ilginç nokta ise, yapım aşamasında Reşat Nuri Güntekin ve Fikret Adil&#8217;in de bulunduğu çekimler sırasında Atatürk&#8217;ün otomobili, Onuncu Yıl Nutku&#8217;nu kaydetmek için  alanda bulunan belgeselcilere ait kabloların üstünden geçip parçalamış ve ses kayıtlarını sadece Yutkevic alabilmiştir.</p>
<p style="text-align: left;">Umarım çekildiği döneme damgasını vuran, bir dönem sansasyon haberlere sebep olan, gerektiği değeri görmemiş bu filmi ve siyah beyaz Ankara’yı görme isteğini bir parça da olsa içinize düşürmüşümdür.</p>
<p><a href="https://lavarla.com/bir-kutlama-hatirasi-turkiyenin-kalbi-ankara/">&lt;span class=&quot;reading-mode-buttons&quot;&gt;&lt;/span&gt;Bir kutlama hatırası: Türkiye&#8217;nin Kalbi Ankara&lt;span class=&quot;reading-mode-buttons&quot;&gt;&lt;/span&gt;</a> yazısı ilk önce <a href="https://lavarla.com">Lavarla - Kültür-Sanat ve Kent Yaşamı</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://lavarla.com/bir-kutlama-hatirasi-turkiyenin-kalbi-ankara/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Bir Ankara Filmi: Uçurtmayı Vurmasınlar</title>
		<link>https://lavarla.com/bir-ankara-filmi-ucurtmayi-vurmasinlar/</link>
					<comments>https://lavarla.com/bir-ankara-filmi-ucurtmayi-vurmasinlar/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Özdem]]></dc:creator>
		<pubDate>Sat, 30 Jul 2016 14:42:52 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Pusula]]></category>
		<category><![CDATA[Sinema]]></category>
		<category><![CDATA[Ankara Filmleri]]></category>
		<category><![CDATA[Uçurtmayı Vurmasınlar]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://lavarla.com/?p=2761</guid>

					<description><![CDATA[<p><span class="reading-mode-buttons"></span>Bugün, Ankara havasını solumuş, şanslı filmlerimizin birinden bahsedelim istedim. Çocukluğunun bir parçasında eline bir yerlerden atari geçirebilmişlerin,  ucundan köşesinden hatırladığına emin olduğum bir filmden: Uçurtmayı Vurmasınlar. Film 1989 yapımı bir Tunç Başaran filmi olmakla kalmayıp Ankara Merkez Kapalı Ceza ve Tutukevi’nde çekilmiştir. Başrollerini Ozan Bilen ve Nur Sürer’in paylaştığı film Feride Çiçekoğlu’nun aynı adlı romanından [&#8230;]</p>
<p><a href="https://lavarla.com/bir-ankara-filmi-ucurtmayi-vurmasinlar/">&lt;span class=&quot;reading-mode-buttons&quot;&gt;&lt;/span&gt;Bir Ankara Filmi: Uçurtmayı Vurmasınlar&lt;span class=&quot;reading-mode-buttons&quot;&gt;&lt;/span&gt;</a> yazısı ilk önce <a href="https://lavarla.com">Lavarla - Kültür-Sanat ve Kent Yaşamı</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p style="text-align: justify;">Bugün, Ankara havasını solumuş, şanslı filmlerimizin birinden bahsedelim istedim. Çocukluğunun bir parçasında eline bir yerlerden atari geçirebilmişlerin,  ucundan köşesinden hatırladığına emin olduğum bir filmden: Uçurtmayı Vurmasınlar.</p>
<p style="text-align: justify;">Film 1989 yapımı bir Tunç Başaran filmi olmakla kalmayıp Ankara Merkez Kapalı Ceza ve Tutukevi’nde çekilmiştir. Başrollerini Ozan Bilen ve Nur Sürer’in paylaştığı film Feride Çiçekoğlu’nun aynı adlı romanından uyarlanmıştır. Dönemin birçok ödülünü de toplayan film ayrıca Uluslararası İstanbul Film Festivali’nde Yılın En İyi Türk Filmi seçilmiştir. Bakmayın böyle ansiklopedik anlattığıma şahsım tarafından bilinen en iç yakıcı film unvanına da sahiptir.. Beş yaşında bir çocuk olan Barış’ın dünyası teyzeleriyle volta attığı bir avludan ve koğuştan ibaretken, ona yeşil çayırları anlatan İnci Ablamız vardır ki canımızın içidir o.</p>
<p style="text-align: justify;">Koğuştaki kadınlar ülkenin mozaiğini gayet net oluşturmaktadır, “düşünce” suçluları bir yandayken diğer tarafta ülkem kadınının ezilmişliğini, kullanılmışlığını görmekteyiz. Fakat bütün bu olumsuzlukların içinde bir güzellik, saflık yetişmektedir ki onunla kimse başa çıkamaz. Bir çocuk bakışında kırılıp paramparça olur hepsi.</p>
<figure id="attachment_2763" aria-describedby="caption-attachment-2763" style="width: 838px" class="wp-caption aligncenter"><img loading="lazy" decoding="async" class="wp-image-2763" src="http://lavarla.com/wp-content/uploads/2016/07/tumblr_nyj88qxxMv1upfi9eo1_500.jpg" alt="ucurtmayi vurmasinlar lavarla 2" width="838" height="447" srcset="https://lavarla.com/wp-content/uploads/2016/07/tumblr_nyj88qxxMv1upfi9eo1_500.jpg 500w, https://lavarla.com/wp-content/uploads/2016/07/tumblr_nyj88qxxMv1upfi9eo1_500-300x160.jpg 300w" sizes="(max-width: 838px) 100vw, 838px" /><figcaption id="caption-attachment-2763" class="wp-caption-text">Bkz: Ne güzel ablamızdın sen İnci Abla.</figcaption></figure>
<p style="text-align: justify;"><em>“Barış&#8217;ı tanıdığım yerde ne çiçekler vardı, ne de başı bulutlarda bir çınar. Simitçinin gevrek sesi bile giremezdi oraya. Taş avluya yalnızca kuşlar konardı bazen. Adının anlamı dünyayı kucaklasa, taşta büyümezdi Barış.”</em> cümlelerini duyduğunuz andan itibaren ciğeri masaya bırakmaya hazır olun derim ben.</p>
<p style="text-align: justify;">Filmde ustaca gösterilen ve özellikle değinmek istediğim konu ise hoşluğu kadar nahoşluğuyla da meşhur olan ülkem Türkiye’de kadına bakış. Dünya üzerindeki her toprak parçasında bulunan ve yaşanan dişilik, bu ülkede size pembe bir kimlikle veriliyor. İçerisinde bulunduğumuz yüzyılda “kadın” konusunda bilinçlenme farklı kıtalarda adeta sırıkla atlar gibi ilerlerken ülke olarak bu alanda iplerimizden kurtulmamız için biraz daha ıkınmamız gerekiyor. Bakınız hiç feminizme girmiyorum fakat bizim toplumumuzda kadın-erkek kavramları yeri geldi ahlak ve din ile yeri geldi genetikle açıklanmaya çalışıldı. Lakin bir gün bir insan evladı da çıkıp demedi ki bu “İNSANLIKTIR”.</p>
<p style="text-align: justify;">Film içerisinde bir sahne var, ablamız koğuşta arkadaşlarıyla konuşurken dışarıdaki kocasının kadınlarla olan ilgi alakasına saydırıyor. Cesur yürek bir başka ablamız da “Madem öyle neden üstlendin herifin suçunu?” deyince verdiği cevap tüylerimi ürpertiyor: “Erkek dışarıda olacak ki bize baksın.” Şimdi nasıl kalkıp anlatabilirsin bu ablaya, diyebilir misin “Bu erkek hegemonyasıdır, ataerkilliktir, kadına şiddetin temelidir, yanlıştır!”  diye.  Evet belki Orta Çağ Avrupası&#8217;nda büyücü sanılıp yakılan kadınları, Afrika’da mal gibi satılıp alınan, ırzına geçilip köleleştirilen kadınları bilmez ama Cahiliye Dönemi Arap Yarımadası’nda diri diri gömülen kız çocuklarını bilir. Bunu öğrenerek büyür ve belki de diri diri gömülmediğine şükreder. Toprak altına diri diri girmediği sürece ne sokaktaki sözlü tacizden, ne ağzından düşürmediği hemcinsi kaynaklı küfürlerden, ne de kendisine takılan lakaplardan rahatsız olur.</p>
<p style="text-align: justify;">İşte aklımı bütün bu düşüncelere boğan film Uçurtmayı Vurmasınlar, Oscar Aday Adayı, 80’lerin buğulu havasında bir dönem dramı ve elbette tartışmasız Ankara harikası.</p>
<p style="text-align: justify;">
<p><a href="https://lavarla.com/bir-ankara-filmi-ucurtmayi-vurmasinlar/">&lt;span class=&quot;reading-mode-buttons&quot;&gt;&lt;/span&gt;Bir Ankara Filmi: Uçurtmayı Vurmasınlar&lt;span class=&quot;reading-mode-buttons&quot;&gt;&lt;/span&gt;</a> yazısı ilk önce <a href="https://lavarla.com">Lavarla - Kültür-Sanat ve Kent Yaşamı</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://lavarla.com/bir-ankara-filmi-ucurtmayi-vurmasinlar/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Röportaj &#124; Dövmecilik Dosyasını Açıyoruz!</title>
		<link>https://lavarla.com/roportaj-dovmecilik-dosyasini-aciyoruz/</link>
					<comments>https://lavarla.com/roportaj-dovmecilik-dosyasini-aciyoruz/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Özdem]]></dc:creator>
		<pubDate>Sat, 14 May 2016 21:10:22 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Röportaj]]></category>
		<category><![CDATA[Tasarım]]></category>
		<category><![CDATA[Ankara Dövmecisi]]></category>
		<category><![CDATA[Tuğçe Türksoy]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://lavarla.com/?p=766</guid>

					<description><![CDATA[<p><span class="reading-mode-buttons"></span>Serinin ilk röportajını sizler için Ankara’nın yetenekli sanatçısı Tuğçe Türksoy’la gerçekleştirdik. Tuğçe Türksoy 1989 Ankara doğumlu. Ankara Anadolu Güzel Sanatlar Lisesi Resim bölümünde başlayan sanat hayatını sonrasında Hacettepe Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi Seramik ve Cam Tasarımı bölümünde devam ettirdi. Şimdilerde sanatını dövmeyle icra ediyor. İlk olarak Tuğçe Türksoy’un nasıl bir kadın olduğunu sormak istiyorum. -Çok [&#8230;]</p>
<p><a href="https://lavarla.com/roportaj-dovmecilik-dosyasini-aciyoruz/">&lt;span class=&quot;reading-mode-buttons&quot;&gt;&lt;/span&gt;Röportaj | Dövmecilik Dosyasını Açıyoruz!&lt;span class=&quot;reading-mode-buttons&quot;&gt;&lt;/span&gt;</a> yazısı ilk önce <a href="https://lavarla.com">Lavarla - Kültür-Sanat ve Kent Yaşamı</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p style="text-align: justify;"><strong>Serinin ilk röportajını sizler için Ankara’nın yetenekli sanatçısı Tuğçe Türksoy’la gerçekleştirdik.</strong></p>
<p style="text-align: justify;">Tuğçe Türksoy 1989 Ankara doğumlu. Ankara Anadolu Güzel Sanatlar Lisesi Resim bölümünde başlayan sanat hayatını sonrasında Hacettepe Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi Seramik ve Cam Tasarımı bölümünde devam ettirdi. Şimdilerde sanatını dövmeyle icra ediyor.</p>
<ul style="text-align: justify;">
<li>İlk olarak Tuğçe Türksoy’un nasıl bir kadın olduğunu sormak istiyorum.</li>
</ul>
<p style="text-align: justify;">-Çok zor oldu bu soru. Aslında hayatım içerisinde sorumsuz sayılabilirim, çok üşengeç bir insanımdır. Sadece dövme konusunda sabırlı olduğumu görebiliyorum. Onun dışında düzenli biri değilimdir. Yani çok özenilecek bir tip değilim. Ama konu iş olunca çok farklı bir duruma geliyorum, dövme beni çok sabırlı bir insan yaptı. Hiçbir şekilde anlam veremiyorum. Sanırım işimi çok sevmemle alakalı. Başka bir açıklaması olamaz bunun.</p>
<p style="text-align: justify;"><img loading="lazy" decoding="async" class="size-medium wp-image-796 alignleft" src="http://lavarla.com/wp-content/uploads/2016/05/dövme1-lavarla-300x199.jpg" alt="dövme1 lavarla" width="300" height="199" srcset="https://lavarla.com/wp-content/uploads/2016/05/dövme1-lavarla-300x199.jpg 300w, https://lavarla.com/wp-content/uploads/2016/05/dövme1-lavarla-768x509.jpg 768w, https://lavarla.com/wp-content/uploads/2016/05/dövme1-lavarla-1024x678.jpg 1024w" sizes="(max-width: 300px) 100vw, 300px" /></p>
<ul style="text-align: justify;">
<li>Peki neleri seversin? En sevdiğin müzik tarzı nedir? Favori içkin nedir?</li>
</ul>
<p style="text-align: justify;">-Tarzımı sevdiğim müzikler ile oturttum diyebilirim. Punk kültürünü çok seviyorum, alt kültürleri çok seviyorum. Dünyada da benim dikkatimi çeken bir durum var. Dövmecilerin birçoğu niyeyse bu alt kültürü seviyor. Benim takip ettiğim adamlar serseri midir nedir,  genellikle punk dinliyorlar. Dövmeyle tanışmadan önce de punk müziği çok seviyordum. Türkiye’de birçok punk müzik grubuna afişler, kaset kapakları, plaklar yaptım. Çizimlerinde yardımcı oluyorum. O kültürün gelişmesini çok istiyorum. Bizim memlekette çok geçerli bir müzik tarzı değil tabi. İçki dersek de White Russian ve Baileys çok seviyorum. Ama bira içmeyi de severim.  Grolsch diye bir bira çıktı bu aralar, onu sevdim. Ama genelde kamyoncu gibi Efes içiyorum.</p>
<ul style="text-align: justify;">
<li>İlk dövmeni kim yaptı?</li>
</ul>
<p style="text-align: justify;">-İlk dövmemi bir arkadaşım yapmıştı aslında. İlk olarak piercing yaptırmıştım, onun da komik bir anısı vardır. Bir arkadaşımla gaza geldik, piercing yaptırmaya gideceğiz, lisedeyiz ve yaşımız tutmuyor ama ailem izin vermişti orası ayrı. Bahçeliye yaşımızın tutmadığını anlayacaklar korkusuyla gittik ve metrodan indik.Bir kadın çevirdik yoldan ve “Teyze kaç gösteriyoruz?” diye sorduk. “Onyedi, onsekiz” cevabını alınca sevindirik olduk. Stüdyoya girdik ve yaşımızı sorduğumuz kadının içeride oturduğunu gördük. Gülüşmeye başladık tabi. Ömer Abi vardı Bahçelievler’de dövmeci, “Siz tanışıyor musunuz?” diye sordu. Kadın da yolda yaşadığımız durumu anlattı. Daha önceden  teyzeme dövme yapmıştı. Tanıdık, şu, bu derken yaptırdık öyle. Aynı yere dövme yaptırmaya gittim daha sonra. O gün de kılık kıyafet yüzünden okula almamışlardı ve arkadaşıma dövme yaptıralım demiştim. İşte bir serserilik daha yaptık.</p>
<ul style="text-align: justify;">
<li>Belli bir isteğin var mıydı yoksa katalogdan mı seçtin?</li>
</ul>
<p style="text-align: justify;">-Maalesef o gün “baam” diye bir karar verdim ve hayatımda ilk ve son kez katalogdan bir dövme seçtim. Tabi sonrası pişmanlık. Zaten yaşımın da getirdiği bir şey vardı. O zaman yenilikçi şeyler yoktu. Sanırım malzemeler de bu kadar sağlıklı tedarik edilemiyordu, sıkıntılıydı eskiden. Şimdikiler daha şanslı bence. Her gün ellerinde akıllı telefonlarla milyonlarca dövmeciye ulaşabiliyorlar. Dede gibi eskiden deyip duruyorum ama erken başladım dövme yaptırmaya, ondan hep böyle anlatıyorum.</p>
<ul style="text-align: justify;">
<li>Peki hangi yüzyılda yaşamak isterdin?</li>
</ul>
<p style="text-align: justify;">-Ya 50’leri çok seviyorum dönem olarak. Her şeyin tasarımı çok iyi. Hayranım yani.  Modasını çok seviyorum. Kıyafetleri, saçları, arabaları, evleri… Çok iyi çizgiler görülüyor. Tabi 50’lerde Türkiye’ de değil Amerika’da.</p>
<ul style="text-align: justify;">
<li> “Şunu yapmadan bir hafta benim için kötü geçmiştir.”  diyebileceğin özel zevklerin var mı ?<img loading="lazy" decoding="async" class="size-medium wp-image-797 alignright" src="http://lavarla.com/wp-content/uploads/2016/05/dövme3-lavarla-300x199.jpg" alt="dövme3 lavarla" width="300" height="199" srcset="https://lavarla.com/wp-content/uploads/2016/05/dövme3-lavarla-300x199.jpg 300w, https://lavarla.com/wp-content/uploads/2016/05/dövme3-lavarla-768x509.jpg 768w, https://lavarla.com/wp-content/uploads/2016/05/dövme3-lavarla-1024x678.jpg 1024w" sizes="(max-width: 300px) 100vw, 300px" /></li>
</ul>
<p style="text-align: justify;">-Pazar günleri annemin yanına kesinlikle uğrarım. Çünkü hafta içi genelde ailemi görmüyorum. Çok da iyi anlaşırım. Çılgın bir kedim var, onu severim.  Onun dışında, hafta sonu içmeden hafta içine hazırlanamıyorum. Bütün haftayı da hafta sonu içmek için geçiriyorum . Arkadaşlarla vakit geçiriyorum.</p>
<ul style="text-align: justify;">
<li>Peki şunu sormak zorundayım; bu serüven nasıl başladı?</li>
</ul>
<p style="text-align: justify;">-Bu iş aslında ilk önce dövme yaptırarak başladı. Güzel Sanatlar Lisesi’nde Resim okuyordum. Çizimlerim dövme eskizlerine çok yakın bir hale gelmeye başladı. Çünkü bu kültürü çok sevmeye başlamıştım. O zamanlar için – biraz sert konuşacağım ama- benim sevdiğim tarzda Ankara’da dövme stüdyosu bulmak zordu. Şu an bile…  Geleneksel Amerikan – denizcilik-  tarzını sevdiğim için.  İstanbul’da mesela Danny Garcia’nın stüdyosu vardır. İzmir’de Gökçe Korkmaz’ın vardır. Onlar mükemmeldi ama Ankara’da tam anlamıyla öyle bir stüdyo göremiyorum. Bu sadece benim fikrim tabi ki.  Çok güzel çiziyorlar ama dövme kültürünü çok yansıtabildiğini düşünmüyorum.</p>
<ul style="text-align: justify;">
<li>Senin çizimlerine baktığımızda zaten dövmeyle başlamış gibi değilsin. İllüstrasyon gibi çizimlerin var sosyal medyada özellikle. Belli bir eğitim söz konusu.</li>
</ul>
<p style="text-align: justify;">-Konuya dönmem gerekirse de bu dövme kültürünü çok sevmeye başladım. Hiçbir zaman dövmeci olayım diye bir şey düşünmemiştim. Aklımda yoktu. Bir gün bir arkadaşım – ki o zaman da öğrenciyiz çok bu tarz şeylere yatıracak param da yoktu-  tutturdu sana makine alacağım, sen de dövme yapacaksın diye.  Ben olmaz, etmez falan dedim. Nasıl olmaz diye diye arkadaş zoruyla yaptık. Sonrasında bir yıl o makineye baktım çünkü hiç fikrim yoktu.Daha yeni liseden mezun olmuştum, üniversiteye yeni girmiştim. Sonra yine başka bir arkadaşım “bana dövme yap.” dedi. Bir baktım makineye, dedim o gün bugün galiba. İlk dövmem çok mükemmel oldu. Küçük bir maça yapmıştım. Şu an bile kaliteli geliyor. Ama üçüncü dövmem berbat oldu mesela, bir arkadaşı kurban ettik. Tabi onları zamanla geri çağırıyorsun, gel bir şunu düzeltelim diye.</p>
<p style="text-align: justify;"><img loading="lazy" decoding="async" class=" wp-image-791 alignleft" src="http://lavarla.com/wp-content/uploads/2016/05/dövme-4-5-lavarla-300x213.jpg" alt="dövme 4-5 lavarla" width="384" height="272" srcset="https://lavarla.com/wp-content/uploads/2016/05/dövme-4-5-lavarla-300x213.jpg 300w, https://lavarla.com/wp-content/uploads/2016/05/dövme-4-5-lavarla.jpg 559w" sizes="(max-width: 384px) 100vw, 384px" /></p>
<ul style="text-align: justify;">
<li>Ben seni sosyal medyadan bulanlardanım mesela. O çizimlere baktığında bile bir hikaye ve bir kadın zarafeti görebiliyorsun. Bu herhangi bir siteye tattoo art yazdığında çıkanlardan daha farklı.</li>
</ul>
<p style="text-align: justify;">-Öyle görünüyorsa çok sevindim, çok teşekkür ederim. Tabi bunda şunun da etkisi var; genelde tasarımlarda da ilk başladığımdan beri “old school”  üzerinden gidiyorum. Çizeceğim şeylerde de içinde bir komiklik olsun istiyorum. Esprisi olsun istiyorum. Ama siyah çalıştığımda da, tatile çıktığımda çizmeyi seviyorum. Kafam dingin olmalı. Onlar daha resim gibi geliyor. Ama old school çizgilerde olan şeyleri direk dövme olarak görebiliyorum.  En sevdiğim çizimlerimi tatildeyken çıkarıyorum galiba.</p>
<ul style="text-align: justify;">
<li>Bu tatil mekanı olarak kafanda belirli bir yer var mı yoksa değişiyor mu?</li>
</ul>
<p style="text-align: justify;">-5 yıldır falan gittiğimiz bir yer var, erkek arkadaşımın yazlığı. Gelibolu’da. Oraya gitmeyi çok seviyorum. Benim tatil anlayışım zaten bara gideyim değil pek. Sabah uyanıp kahvaltımı yapayım, biramı içeyim, hemen bir çizim patlatayım. Orası çok sakin ve bize dinginlik veriyor.</p>
<ul style="text-align: justify;">
<li>Bir yandan da radyo yayını yapıyorsun sanırım  90’lar pop içerikli. O nasıl  başladı?</li>
</ul>
<p style="text-align: justify;">-Oda Radyosundan bir teklif geldi. Ama ne tarz yapacağımızı bilemedik çünkü benim asıl sevdiğim alan punk müzik. Ben dedim ki hem eğlenelim hem anılara dönelim.  Eğlenceli oluyor çünkü o dönem şarkıları. İşte Harun  Kolçak-Gir Kanıma veya Hakan Peker- Hey Corc Versene Borç, komik şarkılar.  Dedim ki ben punk yaparsam bir ay dinlenir. Eş dost dinler bırakır.  Sanırım 90’lar Türkçe pop  yaparsam herkes dinleyecek ve ben de çok eğleneceğim çünkü malzemesi çok. Üstelik bunlarla büyüdük yani yine gelenekselci bir yönüm.</p>
<p style="text-align: justify;"><img loading="lazy" decoding="async" class=" wp-image-794 alignright" src="http://lavarla.com/wp-content/uploads/2016/05/dövme-7-lavarla-300x199.jpg" alt="dövme 7 lavarla" width="351" height="233" srcset="https://lavarla.com/wp-content/uploads/2016/05/dövme-7-lavarla-300x199.jpg 300w, https://lavarla.com/wp-content/uploads/2016/05/dövme-7-lavarla-768x509.jpg 768w, https://lavarla.com/wp-content/uploads/2016/05/dövme-7-lavarla-1024x678.jpg 1024w" sizes="(max-width: 351px) 100vw, 351px" /></p>
<ul style="text-align: justify;">
<li>Aile faktörü nasıldı, ne tepki verdiler?</li>
</ul>
<p style="text-align: justify;">-Şöyle diyebilirim; babam gençken kendine bir dövme yapmış, bizim aile biraz marjinal. Ailem sadece dövme konusunda değil, her zaman bir çok şeyde arkamda durdu.</p>
<ul style="text-align: justify;">
<li>Bugüne kadar birçok dövme yaptın. Bunlardan en özeli hangisiydi?</li>
</ul>
<p style="text-align: justify;">-Bir sırt dövmemiz vardı, tüm sırta yapmıştık. Yaptıran için çok acılıydı. Ama görsel olarak baktığımda büyük bir tabloyu bitirmiş gibi geliyordu bana, gurur duyuyordum. Mesela kafaya bir ışın tabancası dövmesi yapmıştık. O da çok eğlenceliydi.  Sanırım ya büyük olması ya da çok marjinal bir yerde olması çok hoşuma gidiyor. Ama galiba en garip hissettiğim dövmem ayı dövmesiydi. Bursa’dan gelen bir müşterim vardı. Doğum gününde babasıyla ava çıkıyorlar. Ormanda gezinirken önlerini bir ayı kesiyor. Ya ayı onu öldürecek ya o ayıyı. Öldürüyorlar hayvanı. Bakıyorlar arkadan yavruları çıkıyor doluşuyor etrafına. Üzülüyorlar tabi. Çocuk dokuz yıl beklemiş o dövmeyi yaptıracağı birini. Rüyasında görüp her seferinde üzülmektense en son vücuduna kazıtmaya karar vermiş.</p>
<p style="text-align: justify;"><img loading="lazy" decoding="async" class="wp-image-798 aligncenter" src="http://lavarla.com/wp-content/uploads/2016/05/Tugce-Turksoy-lavarla-300x157.png" alt="Tugce Turksoy - lavarla" width="654" height="342" srcset="https://lavarla.com/wp-content/uploads/2016/05/Tugce-Turksoy-lavarla-300x157.png 300w, https://lavarla.com/wp-content/uploads/2016/05/Tugce-Turksoy-lavarla-768x402.png 768w, https://lavarla.com/wp-content/uploads/2016/05/Tugce-Turksoy-lavarla-1024x536.png 1024w, https://lavarla.com/wp-content/uploads/2016/05/Tugce-Turksoy-lavarla-390x205.png 390w, https://lavarla.com/wp-content/uploads/2016/05/Tugce-Turksoy-lavarla.png 1200w" sizes="(max-width: 654px) 100vw, 654px" /></p>
<ul style="text-align: justify;">
<li> “Beyaz dövmeler”, “Ultraviole ışık dövmeleri” gibi yeni dönem dövmeleri hakkında ne düşünüyorsun?</li>
</ul>
<p style="text-align: justify;">-Bence beyaz dövme hoş duruyor. Çok yapmadım, en fazla 10 tanedir. Tedirgindim ama güzel olmuştu. Ultraviole hakkında pek bir bilgim yok.  Cahilce olmasın, bir yerde mürekkepleri yüzünden kansere neden olduklarını duymuştum. Hah kanser sebebi dövme olanı da duymadım tabi.</p>
<ul style="text-align: justify;">
<li>Bu işe serseri damgası basılmış gibi, sence neden?</li>
</ul>
<p style="text-align: justify;">-Hala günümüzde insanlar dövmeye sert çıkıyor. Benim çevremde böyle bir problem yok, herkes dövmeli çünkü. Ama halkın arasına inip metroya bindiğinde garip bakışmalarla karşılaşıyorsun.Sanırım şu son beş yılda biraz daha softlaştı bu durum. Bunun sebebi de artık herkesin bir dövmesi var,  kimden ne çıkacağını tahmin edemiyorsun. Hatta bir müşterimiz vardı takım elbiseli bir adam,  gömleğini bir açtı, benden daha çok dövmesi vardı. Şaşırmıştık biz bu adamı Ankara’da nasıl görmedik diye.  Çok yaygınlaştı. Ama moda diye yapılması da hoşuma gitmiyor tabi.</p>
<p style="text-align: justify;"><img loading="lazy" decoding="async" class=" wp-image-770 alignright" src="http://lavarla.com/wp-content/uploads/2016/05/dovme-12-lavarla-300x199.jpg" alt="dovme 12 lavarla" width="339" height="225" srcset="https://lavarla.com/wp-content/uploads/2016/05/dovme-12-lavarla-300x199.jpg 300w, https://lavarla.com/wp-content/uploads/2016/05/dovme-12-lavarla-768x509.jpg 768w, https://lavarla.com/wp-content/uploads/2016/05/dovme-12-lavarla-1024x678.jpg 1024w" sizes="(max-width: 339px) 100vw, 339px" /></p>
<p style="text-align: justify;">-Ben de onu soracaktım, eskiden belliydi tipler. Mesela çiçek çocuklar, gangsterler,  hiphopçılar, rockerlar vardı. Bunların dövme tarzları belliydi.  Prison dövmeleri belliydi. 21. yy’da bunlar birbirine mi girdi?</p>
<p style="text-align: justify;">Ya artık dövme sadece bir gruba ait bir şey olmaktan çıktı. Özellikle sosyal medyadan sonra herkes kendini anlatma çabasında. Bakıyorlar işler de güzel, yaptırıyorlar. Başka bir açıklamasını göremiyorum. Benim dövme yaptırdığım dönemde ya abiler ablalar triballer yaptırırdı onu görürdük, ya hapishanede yaptırırdı  “Canım Anam” tarzı onu görürdük,  ya da güneye inerdik turistlerde görürdük. Türkiye’ye anca geldi sanırım. Amerika’da çok eski. Hatta kabilelere dayanır.</p>
<p style="text-align: justify;">-Evet anne sütüyle kök boya karıştırıp bebeklere yapıyorlarmış. Kabilesi belli olsun diye sanırım.</p>
<p style="text-align: justify;">Aynen. Bizde bile vardı, Güneydoğu’da bazı aşiretler yaptırıyordu çeşitli sebeplerle. Tabi biz bunları göremiyorduk. Sosyal medyanın büyük etkisi var dövmenin yaygınlaşmasında. Çünkü aksesuara dönmeye başladı.  Ne kadar dövmen varsa o kadar karizmatik olabiliyorsun veya tam tersi. Şimdi bir müşterim geldiğinde ben komple kolumu kaplatmak istiyorum diyor. Türkler sevdi galiba bu işi.</p>
<p style="text-align: justify;"><img loading="lazy" decoding="async" class=" wp-image-788 alignleft" src="http://lavarla.com/wp-content/uploads/2016/05/dovme-ankara-11-300x199.jpg" alt="dovme ankara 11" width="381" height="253" srcset="https://lavarla.com/wp-content/uploads/2016/05/dovme-ankara-11-300x199.jpg 300w, https://lavarla.com/wp-content/uploads/2016/05/dovme-ankara-11-768x509.jpg 768w, https://lavarla.com/wp-content/uploads/2016/05/dovme-ankara-11-1024x678.jpg 1024w" sizes="(max-width: 381px) 100vw, 381px" /></p>
<ul style="text-align: justify;">
<li>Peki mesela dövmecilerin belli tripleri vardır “Şunu asla yapmam” tarzı. Senin var mı öyle bir durumun?</li>
</ul>
<p style="text-align: justify;">-Yok aslında. Yazı yazmayı pek sevmem ama yaparım. Yazı dediğim “Only God Can Judge Me” tarzı yazılar. Tribale burun kıvırırım. Hatta bir anım vardır bununla. Bir gün bir müşterim geldi ve dedi ki “Yapmaktan hoşlanmadığın bir dövme var mı?” . Dedim “Tribalden hoşlanmıyorum o ne öyle ya 90’larda kaldı şu, bu…”  . Döndüm, dövmeye bir baktım ki tribal yapıyormuşum sorana. Sonra adama kem küm ettim tabi, sizinki biraz farklı ya diye.</p>
<ul style="text-align: justify;">
<li>Bir dövme için “90’larda kaldı.” diyebiliyorsak dövme modası diye bir şey var demek ki?</li>
</ul>
<p style="text-align: justify;">-Tabi ki dövme modası diye bir şey var ama ben buna karşıyım.</p>
<ul style="text-align: justify;">
<li>Kim belirliyor bu modayı Amerika mı? Arkasında İsrail mi var bunun?  <img src="https://s.w.org/images/core/emoji/16.0.1/72x72/1f642.png" alt="🙂" class="wp-smiley" style="height: 1em; max-height: 1em;" /></li>
</ul>
<p style="text-align: justify;">-Şöyle ki ; artık dövmeciliğin ülkesi falan kalmadı,  her yerden mükemmel şeyler çıkabiliyor. Mesela suluboya tarzı dövmeciliği ilk yapanlardan biri Koray Karagözler dünyada.  O modayı o belirledi mesela. Benim yaptığım “old school” dövmenin vatanı Amerika, çünkü eski. Rusların Russian Criminal Tattoos diye geçer. Japonların kendi tarzları var, Yakuzalar. Yerlilerin Maori dövmeleri var. Ama artık dövmeler de globalleşmeye başladı. Dövmeciliğin bir coğrafyası yok.</p>
<p style="text-align: justify;"><img loading="lazy" decoding="async" class=" wp-image-771 alignright" src="http://lavarla.com/wp-content/uploads/2016/05/dovme-13-lavarla-300x199.jpg" alt="dovme 13 lavarla" width="403" height="267" srcset="https://lavarla.com/wp-content/uploads/2016/05/dovme-13-lavarla-300x199.jpg 300w, https://lavarla.com/wp-content/uploads/2016/05/dovme-13-lavarla-768x509.jpg 768w, https://lavarla.com/wp-content/uploads/2016/05/dovme-13-lavarla-1024x678.jpg 1024w" sizes="(max-width: 403px) 100vw, 403px" /></p>
<ul style="text-align: justify;">
<li>Peki gözünde ideal müşteri kimdir? Sinir olduğun tip var mı?</li>
</ul>
<p style="text-align: justify;">-Var, çok var. Neredeyse işi bıraktıracak kadar olan üstelik. Ne istediğini bilmeyen insanlar geldiğinde yapmıyoruz genelde.</p>
<ul style="text-align: justify;">
<li>Sence siyah mı yoksa renkli dövme mi?</li>
</ul>
<p style="text-align: justify;">-Tarzından dolayı renkli çalışmayı seviyorum. Ama birçok siyah dövmeye de hayır diyemiyorum.</p>
<ul style="text-align: justify;">
<li>Bir kadın olarak moda nedir?</li>
</ul>
<p style="text-align: justify;">-Dinlediğim müzikten yansıyan punk rock kültürüne ait grup tişörtleri, deri ceketler, kotlar… Böyle şeyleri seviyorum. Saçımı sık sık değiştiririm.  Zamanında Mohawk saçım bile oldu. Tabi şimdi o kadar marjinal bir durum değil renkli kafa olmak. Yine yaşlı gibi konuşacağım ama gerçekten zamanında yokken bu tür şeyler, yeterince marjinal olduğumu düşünüyorum. Şimdi artık yaşımdan dolayı daha basit şeyler giymeyi seviyorum. Genelde kaykay markalarını tercih ediyorum. Onun dışında özel günlerde de -50’leri sevdiğimi söylemiştim-  pin-up tarzını çok seviyorum.</p>
<ul style="text-align: justify;">
<li>Peki makyaj, Kat Von D kendi markasını çıkardı mesela.</li>
</ul>
<p style="text-align: justify;">-O artık her şeyi yapıyor ya. Ben eye-liner olmadan asla çıkmam. Pek makyaj yaptığımı söyleyemem.  Doğallığı seviyorum.</p>
<ul style="text-align: justify;">
<li>Matruşka koleksiyonun var. O nasıl başladı?</li>
</ul>
<p style="text-align: justify;">-Eski dükkanımda karar verdim ben ona,  bir şey biriktirmek istiyordum. Her yerde de bulunabiliyor. Dedim başlayabilirim. Eski dükkanımın yanında bir ikinci el dükkanı vardı, oradan yedi tane alarak başladım. Dubai’den bile matruşka geldi. Favorimin içinden Araplar çıkıyor, çıktıkça da gençleşiyor.</p>
<ul style="text-align: justify;">
<li>Favori dövmecin?</li>
</ul>
<p style="text-align: justify;">-Sailor Jerry . Başka hiçbir şey diyemiyorum. Hatta imzasını taşıyorum.  Onun izinden gitmek istiyorum.</p>
<ul style="text-align: justify;">
<li>Ankara peki, seviyor musun?</li>
</ul>
<p style="text-align: justify;">-Çok seviyorum. Tapıyorum. Hiçbir yere gitmeye niyetim yok,  bir sürü fırsat çıktı karşıma. Ama ben buradayım, her şeyim burada.</p>
<ul style="text-align: justify;">
<li>Yani burası senin için mecburi değil?</li>
</ul>
<p style="text-align: justify;">-İlk başlarda mecburiydi, daralıyordum. Her ay kesinlikle bir şehir dışı yapardım. Ama son bir yıldır İstanbul’dan gelirken dağların arkasından Ankara’nın ışıklarını görüyorum ya, sarılabilinecek bir şey olsa sarılacağım. 26 yaşımdan sonra Ankara’yı sevmeye başladım yani. Yeni yeni Ankara sevgim oturdu. Hatta mümkün olduğunca gitmemeye çalışıyorum.</p>
<p style="text-align: justify;"><img loading="lazy" decoding="async" class=" wp-image-772 alignleft" src="http://lavarla.com/wp-content/uploads/2016/05/dovme-14-lavarla-300x199.jpg" alt="dovme 14 lavarla" width="345" height="229" srcset="https://lavarla.com/wp-content/uploads/2016/05/dovme-14-lavarla-300x199.jpg 300w, https://lavarla.com/wp-content/uploads/2016/05/dovme-14-lavarla-768x509.jpg 768w, https://lavarla.com/wp-content/uploads/2016/05/dovme-14-lavarla-1024x678.jpg 1024w" sizes="(max-width: 345px) 100vw, 345px" /></p>
<ul style="text-align: justify;">
<li>Peki Kennedy Caddesi’nin ortamının canlanması?   Üstelik seninle başladı aslında.</li>
</ul>
<p style="text-align: justify;">-Evet daha önceden Tunalı’da bir pasajdaydı dükkanım. Çok güzel bir yerdi orası da.  Gezi olayları sırasında biber gazı isabet etti, dükkana atıldığı anı gördüm. Kapsül oraya gitti ama dedim o kadar şanssız olamam.  Ertesi gün bir gittik, camın üzerindeki stickerdan girmiş içeri. Cam inmemiş aşağı ama içerisi gaz odası olmuş. İçeride de bir kuşumuz vardı . 9 saat boyunca gaz dolu odada kalmış. Onu kurtardık. Bir ay boyunca temizlik yaptım, o koku geçmedi. Dedim başka yere geçmem lazım. İş de alamıyorum kokudan dolayı. Bir gün yan tarafa geldiğimizde burayı gördüm, beğendim ve açtık. Yan dükkan açıldı Tilki,  zaten benim üniversiteden arkadaşım Duygu’nun dükkanı.  Sonra ikimiz yan yana gelince araya da bir kahveci açıldı. Dükkanlar küçük ama sempatik. Şu an başka yer bulsam çıkmam. Çok seviyorum buranın ortamını. Arada biz üç dükkan falan parti yapıyoruz. Çok eğlenceli oluyor. Kaçıranlar bir daha ne zaman diye soruyor. Bu kadar eğlenceli bir dükkanın sahibi olmak da gurur veriyor.</p>
<ul style="text-align: justify;">
<li>Lavarla olarak çok teşekkür ediyoruz, seninle sohbet etmek çok güzeldi.  Ankara seni çok seviyor.</li>
</ul>
<p style="text-align: justify;">-Asıl ben teşekkür ederim. Benim için de çok keyifliydi. Mutlu oldum.</p>
<hr />
<p style="text-align: justify;">Röportaj:<a href="http://www.facebook.com/ozdem.direkci"> Özdem DİREKÇİ</a></p>
<p style="text-align: justify;">Fotoğraflar: <a href="https://facebook.com/profile.php?id=588186112">Doruk ERDAL</a></p>
<p style="text-align: justify;">ve Tuğçe Türksoy sanatından sizin için seçmeler…</p>
<p>[foogallery id=&#8221;869&#8243;]</p>
<p><a href="https://lavarla.com/roportaj-dovmecilik-dosyasini-aciyoruz/">&lt;span class=&quot;reading-mode-buttons&quot;&gt;&lt;/span&gt;Röportaj | Dövmecilik Dosyasını Açıyoruz!&lt;span class=&quot;reading-mode-buttons&quot;&gt;&lt;/span&gt;</a> yazısı ilk önce <a href="https://lavarla.com">Lavarla - Kültür-Sanat ve Kent Yaşamı</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://lavarla.com/roportaj-dovmecilik-dosyasini-aciyoruz/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
