<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>TBMM arşivleri - Lavarla - Kültür-Sanat ve Kent Yaşamı</title>
	<atom:link href="https://lavarla.com/etiket/tbmm/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://lavarla.com/etiket/tbmm/</link>
	<description>Lavarla için her insan ve her hikaye, ucundan Ankara&#039;ya dokunuyorsa anlatmaya değerdir.</description>
	<lastBuildDate>Sun, 02 Feb 2025 13:11:50 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	<generator>https://wordpress.org/?v=6.8.2</generator>

<image>
	<url>https://lavarla.com/wp-content/uploads/2024/05/fav-150x150.png</url>
	<title>TBMM arşivleri - Lavarla - Kültür-Sanat ve Kent Yaşamı</title>
	<link>https://lavarla.com/etiket/tbmm/</link>
	<width>32</width>
	<height>32</height>
</image> 
	<item>
		<title>Büyük Millet Meclisi&#8217;nde “kadın oynatma” tartışması (1920-21)</title>
		<link>https://lavarla.com/buyuk-millet-meclisinde-kadin-oynatma-tartismasi-1920-21/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Taylan Esin]]></dc:creator>
		<pubDate>Sun, 02 Feb 2025 13:11:35 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Kadın]]></category>
		<category><![CDATA[Meseleler]]></category>
		<category><![CDATA[kadın oynatma]]></category>
		<category><![CDATA[TBMM]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://lavarla.com/?p=136091</guid>

					<description><![CDATA[<p><span class="reading-mode-buttons"></span>Büyük Millet Meclisi&#8217;nin açılmasından henüz altı gün sonra, 29 Nisan 1920&#8217;de yapılan oturumda Konya Mebusu ve Mevlevi Dergahı Postnişini Abdülhalim Çelebi Efendi ile Konya Mebusu Refik (Koraltan) Bey, yarı açık mahallerde “kadın oynatan” ve “gezdiren”lerin geçici küreğe mahkum edilmesi için bir kanun değişikliği teklifi verir. Gerekçe, bu fiilin şeri hükümlere aykırı olması, türlü nedenlerle bazı [&#8230;]</p>
<p><a href="https://lavarla.com/buyuk-millet-meclisinde-kadin-oynatma-tartismasi-1920-21/">&lt;span class=&quot;reading-mode-buttons&quot;&gt;&lt;/span&gt;Büyük Millet Meclisi&#8217;nde “kadın oynatma” tartışması (1920-21)&lt;span class=&quot;reading-mode-buttons&quot;&gt;&lt;/span&gt;</a> yazısı ilk önce <a href="https://lavarla.com">Lavarla - Kültür-Sanat ve Kent Yaşamı</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Büyük Millet Meclisi&#8217;nin açılmasından henüz altı gün sonra, 29 Nisan 1920&#8217;de yapılan oturumda Konya Mebusu ve Mevlevi Dergahı Postnişini Abdülhalim Çelebi Efendi ile Konya Mebusu Refik (Koraltan) Bey, yarı açık mahallerde “kadın oynatan” ve “gezdiren”lerin geçici küreğe mahkum edilmesi için bir kanun değişikliği teklifi verir.</p>
<p>Gerekçe, bu fiilin şeri hükümlere aykırı olması, türlü nedenlerle bazı mahallerde “müstevli” (bulaşıcı) bir ahlak hastalığı, adeta bir alışkanlık halini alması, “dini, ahlaki, sıhhi ve içtimai” sakınca ve zararlara yol açmasıdır. Osmanlı Ceza Kanunu&#8217;nun bu fiili içeren 202. maddesindeki yaptırım önleyici olmamış; Anadolu&#8217;nun birçok yeri cehalet sonucu yayılan bu adet nedeniyle bir “felaket ve sefalet girdabı”na kapılmıştır. Önerilen geçici kürek mahkumiyeti 202. maddedeki cezanın çok daha ağırıdır. Teklif incelenmesi için encümene havale edilir.</p>
<p>Kadın (bazı belgelerde “karı”, “fahişe” veya “alüfte” olarak geçer) oynatma Ceza Kanunu&#8217;na girdiğine göre o dönemde popüler bir “ritüel” olmalıdır. Hakkında az sayıda arşiv belgesi bulunması ise çok azının vukuatla sonuçlanmasından olsa gerek. Taşrada memurlar arasında da yaygın olması ve bazen yarı açık yerlerde yapılması, muhtemelen imrenme nadiren de infiale neden olmuştur.</p>
<p>16. yüzyılda İstanbul bostanlarında toplanıp “alenen” eğlenmeleri “huzursuzluk” yaratan kadınlardan söz edilir. Ocak 1916&#8217;da Ordu Rum Mahallesi&#8217;nde kaza savcısının oturduğu evde çalgı çalındığı ve “karı sesini andıran bir seda ile şarkı ve türkü” söylenip oynanmakta olduğu, ayrıca evde silah atıldığı ihbar edilir. Durum kaymakama haber verilecekken evin kapısı açılır; içeriden bir çalgıcı ve 16 yaşındaki bir oyuncu kadınla beraber kaymakam, savcı ve eşraftan biri çıkar. Aralık 1918&#8217;de Bursa, Çekirge, Hamamlaraltı&#8217;ndaki açık bir bahçede halkın görebileceği şekilde “karı oynatıldığı” ihbarı üzerine polis baskın düzenler. Kadınlar yakalanır ve zührevi hastalıklar talimatnamesi gereği işleme tabi tutulur. İlk olaydan farklı olarak mekanın halka açık ve erişilebilir olduğu vurgusu, hem “genel ahlak”la ilgili endişelere hem de Ceza Kanunu&#8217;nun ilgili maddesine gönderme yapar.</p>
<p>19. yüzyılda yapılan Osmanlı Ceza Kanunu&#8217;ndaki “fiil-i şeni”yi (yüz kızartıcı suçlar) düzenleyen 202. madde, “ar ve hayaya aykırı” davrananları üç aydan bir seneye kadar hapse mahkum eder. Muhtemelen Meşrutiyet sonrası düzenlenen 202. maddenin eklerinden ilki genç kadın ve erkeklere laf atanlar için bir haftadan bir aya kadar hapis öngörürken ikincisi genel adaba aykırı olarak fuhuş maksadıyla açık yerlerde veya halkın kolayca ulaşabileceği bahçe gibi yarı açık mahallerde “kadın oynatma” fiilini konu eder. Oynatanlara ve kendi rızasıyla oynayan kadınlara bir aydan bir seneye kadar hapis cezası öngörür. Dolayısıyla özellikle ilk ve kısmen ikinci ekteki fiiller, ana maddenin tanımladığından daha hafif suçlardır.</p>
<p>BMM&#8217;de önerilen kürek cezası ise Osmanlı adalet sisteminde idamın sadece bir kademe hafifidir: 19. yüzyılda kürek cezası suçluların teşhir edildikten sonra üç seneden on beş seneye kadar “demirbend” (birbirine prangalanmış) durumda ağır işlere koşulmasıyla infaz edilir. Cezası beş seneden fazla olanlar genellikle Rodos’a sürülür; az olanlar ise kendi vilayetlerinde kalır. 202. madde ile teklifin öngördüğü cezalar arasındaki uçurum o dönemde “genel ahlak” ile ilgili endişelerin orantısızca derinleştiğini gösterir. Mart 1920&#8217;den önceki Osmanlı kanunlarını kabul eden BMM&#8217;de neden böyle bir kanun değişikliği teklif edilir?</p>
<p>Teklifin zamanlaması da anlaşılmazdır: Hatırlatmak gerekirse, İstanbul&#8217;da Mart 1920&#8217;de işgal rejimi kurulmuş; Hendek ve Düzce&#8217;deki isyan dalgası, Nallıhan ve kısmen Beypazarı&#8217;na ulaşmış; BMM asayişi sağlamak için Vatana Hıyanet Kanunu&#8217;nu görüşmeye başlamıştır. Denizli Mebusu Necip Bey, 29 Nisan 1920&#8217;de ülkenin bir senedir Yunan işgali altında olduğu, ailelerin “heyecan içinde” ve “titreyerek” gözünü Ankara&#8217;ya çevirdiği bir dönemde Meclisin önemsiz konularla meşgul edilmemesini ister. Böylesi kritik günlerden geçilirken BMM&#8217;nin böyle bir konuya mesai harcaması tuhaf gözükür.</p>
<p>Ancak kanun değişikliği talebi 13 Mayıs 1920&#8217;de tekrarlanınca Adliye Encümeni üç gerekçe göstererek önerinin reddini savunur: 202. madde ekinin hakkıyla uygulanması olayları engelleyecek; böyle bir teklife gerek bırakmayacaktır. İkincisi, kadın oynatmaya “azami” düzeyde bir ceza öngörülmesi, görece zayıf cürümleri içeren 202. maddeyle bağdaşmayacaktır. Üçüncüsü de olağanüstü şartlar nedeniyle toplanan Meclisin dikkatini sadece olağanüstü gelişmelere odaklaması gerekir. Teklif tartışmalar sonucu reddedilir (13 Mayıs müzakereleri için bkz. Kara).</p>
<p><img fetchpriority="high" decoding="async" class="aligncenter wp-image-136094 size-full" src="https://lavarla.com/wp-content/uploads/2025/02/dun-kadin.jpg" alt="" width="395" height="525" srcset="https://lavarla.com/wp-content/uploads/2025/02/dun-kadin.jpg 395w, https://lavarla.com/wp-content/uploads/2025/02/dun-kadin-226x300.jpg 226w" sizes="(max-width: 395px) 100vw, 395px" /></p>
<p>1 Eylül 1921&#8217;de kumarı engellemeyi amaçlayan kanunun müzakerelerinde bu kez Konya Mebusu Vehbi (Çelik) Efendi, kadın raks ettirenlerin altı aydan bir seneye kadar hapsedilmesi ve on liradan yüz liraya kadar ceza ödemesini öngören yeni bir kanun teklifi verir. Gerekçe, bazı mahallerde “kadın raksı”nın fesada yol açması ve birçok nüfusu “telef” etmesidir. Teklifte Adliye Vekili&#8217;nin fark ve itiraz ettiği bir de kritik nüans vardır: 202. madde halkın izleme ihtimali olan yarı açık yerlerdeki raksı yasaklarken Vehbi Efendi&#8217;nin teklifi özel alanları da kapsar, mahremiyeti tehdit etmeye başlar. Bu aşırılığa yapılan itirazlara rağmen anlaşılan konu Meclisin gündeminden tümüyle düşmez: Vehbi Efendi&#8217;nin teklifi 24 Ekim 1921 tarihli oturumda müzakereye değer bulunur ve encümene havale edilir. Bu tarihten sonraki gelişmeler meçhuldur.</p>
<p>Konya mebuslarının ısrarı nereden kaynaklanır? Konya Valisi&#8217;nden İstanbul Hükümeti Dahiliye Nezareti&#8217;ne Mart 1920&#8217;de gönderilen bir yazı durumu kısmen açıklar. Teali-i İslam Cemiyeti Konya Şubesi Vilayet Meclisi&#8217;ne başvurarak ne İslam ne de “milli meziyet ve haysiyet”le asla bağdaşmayan, birey ve topluma zarar veren “işret, kumar, fahişe oynatmak gibi münkerat ve şenaat”in önlenmesini ister. Bu “üç kötülük kaynağının” kurutulması için Vilayet Meclisi, Dahiliye Nezareti&#8217;ni bir kanun düzenlemesi yapmaya çağırır. Meclis-i Mebusan konuyu ele alamadan kapatılır.</p>
<p>Teali-i İslam, Eylül 1919&#8217;da oluşan ve milli mücadele karşıtı bir beyanname yayımlayan Müderrisler Cemiyeti&#8217;nin kabuk değiştirmesiyle Kasım 1919&#8217;da kurulur. Üye ve yöneticileri arasında İskilipli Atıf Efendi gibi tanınan simalar bulunur. Cemiyet İslam&#8217;ın doğruyu emretme ve yanlışı yasaklama ilkesini yaygınlaştırmayı görev sayarak alkol, kumar, fuhuş gibi insanları sefalete, toplumu ise “yozlaşma” ve “çöküş”e sürükleyen unsurlarla mücadeleyi hedef edinir. Trakya, Marmara, Batı ve özellikle İç Anadolu&#8217;da örgütlü olmasına rağmen dikkat çekici biçimde Ankara&#8217;da şubesi yoktur. Bu durum Ankara Hükümeti ile Cemiyet arasındaki mesafenin sonucu olabilir. Teali-i İslam Mayıs 1920&#8217;de Konya Şubesi üyeleri tutuklanınca kısa sürede bastırılan bir isyan başlatır, Haziran-Eylül&#8217;de Konya&#8217;daki diğer muhaliflerle beraber yeniden başkaldırır. 1925&#8217;te İstiklal Mahkemesi&#8217;nde yargılanan Şapka Kanunu aleyhtarları arasında Cemiyet üyeleri de bulunur.</p>
<p>“Kadın oynatma” meselesinin isyanlar sırasında BMM gündemine getirilmesi dönemin “genel ahlak”la ilgili kaygılarını gösterdiği gibi Teali-i İslam Cemiyeti&#8217;nin Konya Vilayet Meclisi dolayımıyla Meclis-i Mebusan ve Konya mebusları aracılığıyla BMM üzerinde nüfuz kurma girişimine de işaret eder. BMM değişiklik tekliflerinden ilkini oylayarak reddeder, ikincisini ise encümene havale yöntemiyle muhtemelen sürüncemede bırakır, muhafazakar taleplere karşı açık bir tavır almaktan böylece sakınır. O dönemde BMM&#8217;deki benzer gelişmeler, örneğin Men-i Müskirat Kanunu ve çevresindeki tartışmalar da bu talep ve dengeler çerçevesinde değerlendirilebilir.</p>
<hr />
<h2>Kaynaklar</h2>
<p>Başbakanlık Osmanlı Arşivleri, BMM Zabıt Tutanakları, Osmanlı Ceza Kanunu.</p>
<p>Kemal Gurulkan, “Teali-i İslam Cemiyeti”, yüksek lisans tezi, İstanbul Üni., 1996.</p>
<p>Bülent Kara, “&#8230;Millet Meclisi’nde&#8230;Kadın Oynatma&#8230;Tartışmaları”, <em>Tarih ve Günce</em> 15 (2024/Yaz).</p>
<p>Çiğdem Oğuz, “The Struggle Within: Moral Crisis&#8230;”, doktora tezi, Boğaziçi Üniversitesi, 2018.</p>
<p>Erdoğan Polat, “&#8230;Sürgün Siyasetinin Eyalet-i Rum’daki Yansımaları”, Doktora Tezi, Erciyes Üniversitesi, 2019.</p>
<p>Ahmet Tunç, “Millî Mücadeleye Muhalif Bir Cemiyet: Teali-i İslam Cemiyeti”, <em>ATAD</em> 1/1 (2019).</p>
<ol start="2016">
<li>G. Andrews, M. Kalpaklı, <em>Sevgililer Çağı</em>, İstanbul: YKY, 2016.</li>
</ol>
<p><a href="https://lavarla.com/buyuk-millet-meclisinde-kadin-oynatma-tartismasi-1920-21/">&lt;span class=&quot;reading-mode-buttons&quot;&gt;&lt;/span&gt;Büyük Millet Meclisi&#8217;nde “kadın oynatma” tartışması (1920-21)&lt;span class=&quot;reading-mode-buttons&quot;&gt;&lt;/span&gt;</a> yazısı ilk önce <a href="https://lavarla.com">Lavarla - Kültür-Sanat ve Kent Yaşamı</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>TBMM&#8217;de Halk Günü</title>
		<link>https://lavarla.com/tbmmde-halk-gunu/</link>
					<comments>https://lavarla.com/tbmmde-halk-gunu/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Gamze İrez]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 28 Nov 2018 07:21:55 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Çocuk]]></category>
		<category><![CDATA[Gezi]]></category>
		<category><![CDATA[Pusula]]></category>
		<category><![CDATA[Ankara]]></category>
		<category><![CDATA[Meclis Halk Günü]]></category>
		<category><![CDATA[TBMM]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://lavarla.com/?p=27397</guid>

					<description><![CDATA[<p><span class="reading-mode-buttons"></span>&#8220;Eski Meclis Gezileri&#8221; başlıklı yazımda da belirttiğim gibi çocuklar yerinde öğrenmeyi, görüp deneyimlemeyi severler. Çocuklarınızla önce ilk meclisleri gezip sonra da TBMM&#8217;yi gezerseniz, ülkemizin ne kadar zor şartlar altında kurulduğuna ve geldiğimiz noktaya net bir şekilde tanık olacaklardır. Müze kapsamındaki eski meclislerin gezilmesi kolayken, TBMM aktif olduğu için &#8220;gezilemez&#8221; diye düşünmeyin. 2013 yılında &#8220;TBMM Halk [&#8230;]</p>
<p><a href="https://lavarla.com/tbmmde-halk-gunu/">&lt;span class=&quot;reading-mode-buttons&quot;&gt;&lt;/span&gt;TBMM&#8217;de Halk Günü&lt;span class=&quot;reading-mode-buttons&quot;&gt;&lt;/span&gt;</a> yazısı ilk önce <a href="https://lavarla.com">Lavarla - Kültür-Sanat ve Kent Yaşamı</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p style="text-align: justify"><a href="https://lavarla.com/eski-meclis-gezileri/">&#8220;Eski Meclis Gezileri&#8221;</a> başlıklı yazımda da belirttiğim gibi çocuklar yerinde öğrenmeyi, görüp deneyimlemeyi severler. Çocuklarınızla önce ilk meclisleri gezip sonra da TBMM&#8217;yi gezerseniz, ülkemizin ne kadar zor şartlar altında kurulduğuna ve geldiğimiz noktaya net bir şekilde tanık olacaklardır. Müze kapsamındaki eski meclislerin gezilmesi kolayken, TBMM aktif olduğu için &#8220;gezilemez&#8221; diye düşünmeyin. 2013 yılında &#8220;TBMM Halk Günü&#8221; uygulamasına başladı. Bu uygulama ile millet iradesinin temsil edildiği en yüce çatı olan meclisi vatandaşların ziyaret etmesi, tanıması ve TBMM hakkında daha fazla bilgi edinmesi amaçlanmış.</p>
<figure id="attachment_27406" aria-describedby="caption-attachment-27406" style="width: 723px" class="wp-caption aligncenter"><img decoding="async" class="wp-image-27406 " src="https://lavarla.com/wp-content/uploads/2018/10/meclisgezisi-1024x683.jpg" alt="" width="723" height="482" srcset="https://lavarla.com/wp-content/uploads/2018/10/meclisgezisi-1024x683.jpg 1024w, https://lavarla.com/wp-content/uploads/2018/10/meclisgezisi-300x200.jpg 300w, https://lavarla.com/wp-content/uploads/2018/10/meclisgezisi-768x512.jpg 768w, https://lavarla.com/wp-content/uploads/2018/10/meclisgezisi-696x464.jpg 696w, https://lavarla.com/wp-content/uploads/2018/10/meclisgezisi-1068x712.jpg 1068w, https://lavarla.com/wp-content/uploads/2018/10/meclisgezisi-630x420.jpg 630w" sizes="(max-width: 723px) 100vw, 723px" /><figcaption id="caption-attachment-27406" class="wp-caption-text">Fotoğraf, TBMM&#8217;nin resmi sitesinden alınmıştır.</figcaption></figure>
<p style="text-align: justify">Her ayın ilk cumartesi günü 11.00-­15.00 saatleri arasında randevu almadan TBMM Dikmen kapısından giriş yapıp güvenlik kontrolünden geçtikten sonra yerleşkeye alınan ziyaretçiler, ziyaretçi kabul salonunda misafir edilip saat başı planlanmış olan rehber eşliğinde meclisi gezebiliyorlar. Geziye katılanların geçerli kimlik belgeleriyle kart bankolarından ziyaretçi kartı almaları bekleniyor. Güvenlik kontrolünden geçtikten sonra sağ taraftaki kart bankolarından kartınızı alıp bekleyebilirsiniz.</p>
<figure id="attachment_27411" aria-describedby="caption-attachment-27411" style="width: 698px" class="wp-caption aligncenter"><img decoding="async" class="wp-image-27411 " src="https://lavarla.com/wp-content/uploads/2018/10/meclisgezisi6.jpg" alt="" width="698" height="349" srcset="https://lavarla.com/wp-content/uploads/2018/10/meclisgezisi6.jpg 620w, https://lavarla.com/wp-content/uploads/2018/10/meclisgezisi6-300x150.jpg 300w" sizes="(max-width: 698px) 100vw, 698px" /><figcaption id="caption-attachment-27411" class="wp-caption-text">Fotoğraf, TBMM&#8217;nin resmi sitesinden alınmıştır.</figcaption></figure>
<p style="text-align: justify">Program kapsamında rehberler tara­fından ziyaretçilere, TBMM Genel Kurul Salonu dinleyici locasında TBMM&#8217;nin tarihçesi, bina ve yerleşkeyle ilgili detaylı bilgi veriliyor: &#8220;11 Ocak 1937’de TBMM tarafından anıtsal bir değer taşıyan, Türkiye Cumhuriyeti&#8217;nin devamlılığına ve yirminci yüzyılın mimari özelliklerine uygun yeni bir meclis binasının yapımı için bir yarışma düzenlenmesine karar verilir. 14 projenin katıldığı yarışmada jüri üç projeyi birincilik ödülüne layık görür. Ancak yapımı için Atatürk&#8217;ün de beğenisini kazanan Clemens Holzmeister&#8217;in projesinde karar kılınır. Binanın yapımına 26 Ekim 1939’da, görkemli bir törenle başlanır. İkinci Dünya Savaşı&#8217;nın patlak vermesi binanın yapımı için finansal sıkıntılar yaşanmasına neden olur ve belli dönemlerde ara verilse de 1957 yılından sonra inşaata tekrar hız verilip bina Ocak 1961’de kullanılmaya başlanır.&#8221; Meclis koltuklarında iktidar ve muhalefet partisi milletvekillerinin nasıl bir düzende oturduğu, Meclis başkanı ve katiplerin nerelere oturduğu gibi detaylar da anlatılıyor.</p>
<p><img loading="lazy" decoding="async" class="aligncenter wp-image-27431 " src="https://lavarla.com/wp-content/uploads/2018/10/meclisgezisi1.jpg" alt="" width="698" height="466" srcset="https://lavarla.com/wp-content/uploads/2018/10/meclisgezisi1.jpg 600w, https://lavarla.com/wp-content/uploads/2018/10/meclisgezisi1-300x200.jpg 300w" sizes="(max-width: 698px) 100vw, 698px" /></p>
<p style="text-align: justify">Yetişkinler için bile etkileyici olan bu kısım çocuklar için ayrıca etkileyici. Salona hakim olan renkler ve Türk devletlerini temsil eden 16 avize çocukları heyecanlandırıyor. Hep dolu gördükleri koltukları boş görmek ve oturmak da ilgilerini çekiyor.</p>
<p><img loading="lazy" decoding="async" class="aligncenter wp-image-27415 " src="https://lavarla.com/wp-content/uploads/2018/10/meclisgezisi5-1024x1024.jpg" alt="" width="494" height="494" srcset="https://lavarla.com/wp-content/uploads/2018/10/meclisgezisi5-1024x1024.jpg 1024w, https://lavarla.com/wp-content/uploads/2018/10/meclisgezisi5-200x200.jpg 200w, https://lavarla.com/wp-content/uploads/2018/10/meclisgezisi5-300x300.jpg 300w, https://lavarla.com/wp-content/uploads/2018/10/meclisgezisi5-768x768.jpg 768w, https://lavarla.com/wp-content/uploads/2018/10/meclisgezisi5-696x696.jpg 696w, https://lavarla.com/wp-content/uploads/2018/10/meclisgezisi5-1068x1068.jpg 1068w, https://lavarla.com/wp-content/uploads/2018/10/meclisgezisi5-420x420.jpg 420w, https://lavarla.com/wp-content/uploads/2018/10/meclisgezisi5.jpg 1982w" sizes="(max-width: 494px) 100vw, 494px" /></p>
<p style="text-align: justify">Salondaki sunum ve fotoğraf çekimlerinin ardından 15 Temmuz darbe girişiminde hasar gören alanlardan biri gösteriliyor. Her iki tarafında iktidar ve muhalefet parti milletvekillerinin dinlenme alanı ve kulislerinin bulunduğu kısım, Meclis Başkanı ve Cumhurbaşkanının giriş yaptığı, üzerinde 16 Türk devletini temsil eden sembollerin olduğu kapı önünde bilgilendirme yapılarak bahçeye çıkılıyor.</p>
<figure id="attachment_27427" aria-describedby="caption-attachment-27427" style="width: 722px" class="wp-caption aligncenter"><img loading="lazy" decoding="async" class="wp-image-27427 " src="https://lavarla.com/wp-content/uploads/2018/10/meclisbahçesi2.jpg" alt="" width="722" height="361" srcset="https://lavarla.com/wp-content/uploads/2018/10/meclisbahçesi2.jpg 620w, https://lavarla.com/wp-content/uploads/2018/10/meclisbahçesi2-300x150.jpg 300w" sizes="(max-width: 722px) 100vw, 722px" /><figcaption id="caption-attachment-27427" class="wp-caption-text">Fotoğraf, TBMM&#8217;nin resmi sitesinden alınmıştır.</figcaption></figure>
<p style="text-align: justify">TBMM&#8217;nin halen çalışmalarını sürdürdüğü bu binanın mimarı, proje yarışmasını kazanan Prof. Clemens Holzmeister (1886-1983), aynı zamanda başkent Ankara&#8217;daki pek çok devlet yapısının da mimarıdır. Bu açıdan da önemli olan mimar için yaptırılan heykeli de gördükten sonra ziyaret tamamlanıyor. Giriş yapılan halkla ilişkiler binasına geçilerek, bırakılan kimlikler alınıp çıkış yapılıyor.</p>
<p style="text-align: justify">Özellikle meclis bahçesinin zenginliği de düşünüldüğünde kısa bir gezi rotası belirlendiği izlenimi oluşuyor. Yine de çocuklarla gidip görülmesi, onların meclis ortamını deneyimlemesi açısından önemli. Ankara&#8217;da yaşayan çocukların bu açıdan şanslı olduğu kesin.</p>
<p style="text-align: justify">Kızılay Güvenpark&#8217;a yürüme mesafesinde olan <a href="https://www.tbmm.gov.tr/develop/owa/tbmm_internet.anasayfa">TBMM</a>&#8216;nin önünden Dikmen, Oran, Yıldız, İlker dolmuş ve otobüsleri geçmektedir.</p>
<p><a href="https://lavarla.com/tbmmde-halk-gunu/">&lt;span class=&quot;reading-mode-buttons&quot;&gt;&lt;/span&gt;TBMM&#8217;de Halk Günü&lt;span class=&quot;reading-mode-buttons&quot;&gt;&lt;/span&gt;</a> yazısı ilk önce <a href="https://lavarla.com">Lavarla - Kültür-Sanat ve Kent Yaşamı</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://lavarla.com/tbmmde-halk-gunu/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Tretuvardaki Anıt: Atatürk Meydanı</title>
		<link>https://lavarla.com/trotuardaki-anit-ataturk-meydani/</link>
					<comments>https://lavarla.com/trotuardaki-anit-ataturk-meydani/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Hakan Kaynar]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 07 Nov 2017 10:52:53 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Hafıza]]></category>
		<category><![CDATA[Kent]]></category>
		<category><![CDATA[Ankara]]></category>
		<category><![CDATA[Atatürk Bulvarı]]></category>
		<category><![CDATA[Atatürk Meydanı]]></category>
		<category><![CDATA[TBMM]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://lavarla.com/?p=19900</guid>

					<description><![CDATA[<p><span class="reading-mode-buttons"></span>7 Ağustos 2001’de yazmışım bu yazıyı. Hatırlayacaksınız Türkiye Büyük Millet Meclisinin hemen önündeki Atatürk Meydanı bu sonbaharın başında “yıkıldı” haberleriyle şehrin gündeminden hızla gelip geçti, yeniden. Sonrasında “yıkmadık, yeniliyoruz,” dedi belediye. Yıkılan meydan Atatürk’ün ismini taşıdığından, yerinden sökülen yazılar da “Cumhuriyet”in ilanıyla ilgili olunca başka anlamlar kazandı. Oysa belki de mesele zamanla veya bu tartışmalarda [&#8230;]</p>
<p><a href="https://lavarla.com/trotuardaki-anit-ataturk-meydani/">&lt;span class=&quot;reading-mode-buttons&quot;&gt;&lt;/span&gt;Tretuvardaki Anıt: Atatürk Meydanı&lt;span class=&quot;reading-mode-buttons&quot;&gt;&lt;/span&gt;</a> yazısı ilk önce <a href="https://lavarla.com">Lavarla - Kültür-Sanat ve Kent Yaşamı</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p style="text-align: left;"><em>7 Ağustos 2001’de yazmışım bu yazıyı. Hatırlayacaksınız Türkiye Büyük Millet Meclisinin hemen önündeki Atatürk Meydanı bu sonbaharın başında “yıkıldı” haberleriyle şehrin gündeminden hızla gelip geçti, yeniden. Sonrasında “yıkmadık, yeniliyoruz,” dedi belediye. Yıkılan meydan Atatürk’ün ismini taşıdığından, yerinden sökülen yazılar da “Cumhuriyet”in ilanıyla ilgili olunca başka anlamlar kazandı. Oysa belki de mesele zamanla veya bu tartışmalarda ima edildiği gibi siyasetle ilgili değil, tüketimle. Nasıl hemen eskiyorsa aldığımız kazaklar, sevmiyorsak daha dün aldığımız telefonu bugün, “o”nunla tanışınca ayrıldıysak sevgilimizden belki meydanları, heykelleri, binaları ve en nihayetinde şehri de tüketiyoruz, çabucak!  </em></p>
<h2 style="text-align: justify;">Ankara’nın Ortasında Geniş Bir Boşluk, Tretuvardaki Anıt: Atatürk Meydanı</h2>
<p style="text-align: left;">“Piazza”. İtalyanca’da meydan demek. Meydan deyince bizde olduğu gibi geniş boşluklardan bahsetmiyor onlar. Büyüklükleri evlerimizdeki salonlar kadar olan meydanlar da var, bir hipodromun üzerine kurulmuş olanları da. Bizdeki “piyasa” kelimesi de İtalyanca’dan geliyor. Kelimenin her iki anlamı da mevcut İtalya’daki mekanlarda: Ticaret de aşk da kendine yer buluyor orada.</p>
<p style="text-align: left;">Ankara’daki meydanlar ise daha çok kavşaktır benim için. Kızılay ya da Ulus insanlar için değil arabalar için var sanki. Şimdi onlara bir yenisi eklendi. Varlığını yine arabalara, trafiğe borçlu. Yeni düzenlenmiş olan Akay Kavşağı’nın üzerine yapılan Atatürk “Meydanı”ndan bahsediyorum. Yollar yeraltına girince yukarda kalan boşluğa yerleştirilmiş “yapmacık” bir meydan bu. Atatürk’ün Samsun’a çıkışından TBMM’nin kuruluşuna kadar olan süreci simgeleyen bir havuz düzenlemesi bir başka havuzla sonlandırılmış. Geceleri de ışıklandırılıyor. Hoş bir tretuvar düzenlemesi bu. Ama bir meydan değil, bir anıt.</p>
<p style="text-align: justify;"><img loading="lazy" decoding="async" class="aligncenter size-full wp-image-20030" src="https://lavarla.com/wp-content/uploads/2017/11/ataturk-meydani-ankara.jpeg" alt="" width="750" height="420" srcset="https://lavarla.com/wp-content/uploads/2017/11/ataturk-meydani-ankara.jpeg 750w, https://lavarla.com/wp-content/uploads/2017/11/ataturk-meydani-ankara-300x168.jpeg 300w, https://lavarla.com/wp-content/uploads/2017/11/ataturk-meydani-ankara-696x390.jpeg 696w" sizes="(max-width: 750px) 100vw, 750px" /></p>
<p style="text-align: left;">Oysa meydanlar şehre aittir. Yaşlı kadınların yorulduklarında altına sığınacakları ağaçlar olmalı orada. Akşam serinliğinde şehrin farklı farklı yerlerinden gelen herkes orada buluşmalı. Köşede birileri akordeon çalmalı. Diğer köşede bir kafenin sandalyelerinde oturan miskinlerin gözleri binaların, insanların ve hareketli hareketsiz her şeyin üzerinde gezinmeli özgürce. Arabalardan başka şehre ait her şey, herkes orada toplanmalı. Kediler mağrur kuyruklarıyla geçmeli önünüzden, köpekler oyuna davet etmeli sizi orada. Kaldırımlara oturan çocuklar birazdan taşlarla kale kurup maç yapmalı. Ellisinde bir amca teklifsiz katılmalı onlara. Protestocular büyük harfli sloganlarıyla geçmeli önünüzden. Tanıdıklara rastlamalı iki adımda bir, ayaküstü laflamalı. Çünkü meydanlar şehrin de yaşamın da tam ortasındadır.</p>
<p style="text-align: left;">Atatürk Meydanı ise bu ismi taşıyan bir anıt oysa, çünkü bütün anıtlar gibi işlevsiz. Sıcak mağduru şehir aylaklarının oturmadığı beton banklarıyla tatsız bir anıt üstelik. Bir mekana “meydan” demekle orası meydan olmuyor, bir patikayı binlerce adım nasıl kendiliğinden oluşturuyorsa meydanlar da öyle oluşuyor.  Kullanılmayan misafir odalarının tatsızlığını duyuyorsunuz o banklarda otururken. Orası sanki Ankaralılar için yapılmamış, misafirler için bir vitrin: Bir tretuvar düzenlemesi.</p>
<p style="text-align: left;">Şehrin tam ortasında ama yaşama çok uzak. Gölgesiz. Meydan sadece bir boşluk değildir oysa, onu çevreleyen binalarla vardır. Gözle hissedilebilir bir sınır olmalı orada. Atatürk “Meydanı”nın bir tarafında sanki güneşin üzerinde hiç batmadığı İnönü Bulvarı var. Onun tam karşısında Akay yokuşu tepeyi tırmanıyor. Şehrin değil sanki kırın boşluğunu hissediyor insan. Binaların değil sanki tarlaların ortasında duruyor. Belki de orada anlam kazanıyor o eski marşın sözleri: “Yoktan var edilmiş ilk şehir sensin/Varolsun taşın toprağın Ankara.”</p>
<p><a href="https://lavarla.com/trotuardaki-anit-ataturk-meydani/">&lt;span class=&quot;reading-mode-buttons&quot;&gt;&lt;/span&gt;Tretuvardaki Anıt: Atatürk Meydanı&lt;span class=&quot;reading-mode-buttons&quot;&gt;&lt;/span&gt;</a> yazısı ilk önce <a href="https://lavarla.com">Lavarla - Kültür-Sanat ve Kent Yaşamı</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://lavarla.com/trotuardaki-anit-ataturk-meydani/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
