<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Tunalı arşivleri - Lavarla - Kültür-Sanat ve Kent Yaşamı</title>
	<atom:link href="https://lavarla.com/etiket/tunali/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://lavarla.com/etiket/tunali/</link>
	<description>Lavarla için her insan ve her hikaye, ucundan Ankara&#039;ya dokunuyorsa anlatmaya değerdir.</description>
	<lastBuildDate>Mon, 15 Dec 2025 10:38:51 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	<generator>https://wordpress.org/?v=6.8.2</generator>

<image>
	<url>https://lavarla.com/wp-content/uploads/2024/05/fav-150x150.png</url>
	<title>Tunalı arşivleri - Lavarla - Kültür-Sanat ve Kent Yaşamı</title>
	<link>https://lavarla.com/etiket/tunali/</link>
	<width>32</width>
	<height>32</height>
</image> 
	<item>
		<title>Şehre eşlik eden ritüeller: Walker’s Coffee House</title>
		<link>https://lavarla.com/sehre-eslik-eden-ritueller-walkers-coffee-house/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Didem Gündü]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 15 Dec 2025 10:38:51 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Gurme]]></category>
		<category><![CDATA[Kahve]]></category>
		<category><![CDATA[Mekan]]></category>
		<category><![CDATA[Pusula]]></category>
		<category><![CDATA[Ankara]]></category>
		<category><![CDATA[bakery]]></category>
		<category><![CDATA[cuma]]></category>
		<category><![CDATA[Güniz Sokak]]></category>
		<category><![CDATA[Tunalı]]></category>
		<category><![CDATA[Walker’s Coffee House]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://lavarla.com/?p=139727</guid>

					<description><![CDATA[<p><span class="reading-mode-buttons"></span>Güniz Sokak’ta üç yıldır kapısını açık tutan Walker’s Coffee House, Tunalı’ya yolu düşen birçok Ankaralının, iyi kahve, taze tatlar ve sıcak bir atmosfer için kendiliğinden yöneldiği özel duraklardan biri. Şehrin temposuna doğal bir şekilde karışan, sabah kahvesinden akşam sohbetine kadar günün her anına uyum sağlayan bir mekan. Walker’s Coffee House aslında 2017’de Eskişehir’de doğmuş bir [&#8230;]</p>
<p><a href="https://lavarla.com/sehre-eslik-eden-ritueller-walkers-coffee-house/">&lt;span class=&quot;reading-mode-buttons&quot;&gt;&lt;/span&gt;Şehre eşlik eden ritüeller: Walker’s Coffee House&lt;span class=&quot;reading-mode-buttons&quot;&gt;&lt;/span&gt;</a> yazısı ilk önce <a href="https://lavarla.com">Lavarla - Kültür-Sanat ve Kent Yaşamı</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Güniz Sokak’ta üç yıldır kapısını açık tutan Walker’s Coffee House, Tunalı’ya yolu düşen birçok Ankaralının, iyi kahve, taze tatlar ve sıcak bir atmosfer için kendiliğinden yöneldiği özel duraklardan biri. Şehrin temposuna doğal bir şekilde karışan, sabah kahvesinden akşam sohbetine kadar günün her anına uyum sağlayan bir mekan.</p>
<p>Walker’s Coffee House aslında 2017’de Eskişehir’de doğmuş bir marka. Kahvede gerçekten uzmanlaşmayı amaçlayan bir yolculuk; işin mutfağını ve ruhunu aynı özenle önemseyen bir anlayışla ilerliyorlar. Menüde gördüğümüz çekirdekler dünyanın farklı bölgelerinden özenle seçiliyor ve kavurma sürecini tamamen kendi atölyelerinde gerçekleştiriyorlar. Ben bir Flat White söylüyorum. Tatlılar da günlük olarak, özel reçetelerle hazırlanıyor; her dokuda tazelik ve özen hissediliyor. Ve mekanın favorilerinden bal kabaklı cheesecake sipariş ediyorum.</p>
<p>Markayı diğer zincirlerden ayıran beş temel yaklaşım var. Bu yaklaşımlar, mağaza tasarımından sunuma, kahve anlayışından misafirle kurulan iletişime kadar her noktada hissediliyor. Her şubede aynı kalite ve özeni korumalarını sağlayan da bu. Nitelikli kahve Walker’s için değişmeyen bir değer. Menüde değişiklik olsa da kahvenin kalite çizgisi her zaman korunuyor. Mekandaki kahve çekirdeklerinden evinize de alabiliyorsunuz.</p>
<p><img fetchpriority="high" decoding="async" class="aligncenter wp-image-139731 size-full" src="https://lavarla.com/wp-content/uploads/2025/12/walkers-coffee-house-ankara-tunali.jpg" alt="" width="820" height="520" srcset="https://lavarla.com/wp-content/uploads/2025/12/walkers-coffee-house-ankara-tunali.jpg 820w, https://lavarla.com/wp-content/uploads/2025/12/walkers-coffee-house-ankara-tunali-300x190.jpg 300w, https://lavarla.com/wp-content/uploads/2025/12/walkers-coffee-house-ankara-tunali-768x487.jpg 768w" sizes="(max-width: 820px) 100vw, 820px" /></p>
<p>Tunalı şubesinden içeri girer girmez nefis görünen tatlılar ve güler yüzlü bir personel sizi karşılıyor. Karar veremiyorsunuz çünkü hepsi birbirinden leziz görünüyor. Menülerini incelediğimde Walker’s’ın kalbinde her zaman aynı üçlü duruyor: kahve, tatlı ve bakery ürünleri. Bu üçlü, soğuk zincire güvenmek yerine tamamen kendi atölyelerinde günlük olarak hazırlanıyor. Ne yalan söyleyeyim ben de özellikle günlük taze hazırlanmış yiyecekleri yemekten yanayım. Bu açıdan Walkers’ın atölyesini çok sevdim. Kruvasandan tatlılara, sade kahveden özel reçetelere kadar her ürün, tutarlılık, el emeği ve taze lezzet garantisi sunuyor. Menü zaman zaman yenileniyor; kimi ürünler gidip yenileri geliyor ve mekana her gelişte ufak bir keşif alanı açılıyor. Bir sonraki gelişimde sando ve şinitzeli denemek istiyorum zira yan masanın verdiği siparişe gözüm takılıyor.</p>
<p>Tasarım konusunda da Walker’s diğer zincirlerden ayrılıyor. Her şube, bulunduğu semtin ruhuna uygun tasarlanıyor. Güniz Sokak’taki Tunalı şubesi ise caddenin hareketini ve enerjisini mekana taşıyan ferah bir düzenle öne çıkıyor. Büyük camlar, gün ışığını içeri alırken caddenin canlılığı ve sokak hareketliliği mekana yumuşak bir ritim katıyor. Rahat masa düzeni hem öğrencilere hem ofisten çıkanlara nefes aldıran bir ortam sağlıyor. “Bulunduğu yer mekanı belirler” yaklaşımının somut karşılığını burada tüm detaylarda hissediyoruz.</p>
<h2>Walker’s’ta haftanın ritmi: Şehre eşlik eden ritüeller</h2>
<p><img decoding="async" class="aligncenter wp-image-139733 size-full" src="https://lavarla.com/wp-content/uploads/2025/12/walkers-coffee-house-ankara-tunali-friday-after-work.jpg" alt="" width="820" height="520" srcset="https://lavarla.com/wp-content/uploads/2025/12/walkers-coffee-house-ankara-tunali-friday-after-work.jpg 820w, https://lavarla.com/wp-content/uploads/2025/12/walkers-coffee-house-ankara-tunali-friday-after-work-300x190.jpg 300w, https://lavarla.com/wp-content/uploads/2025/12/walkers-coffee-house-ankara-tunali-friday-after-work-768x487.jpg 768w" sizes="(max-width: 820px) 100vw, 820px" /></p>
<h3>Friday After Work</h3>
<p>Ankara, mevsim ne olursa olsun cuma ve cumartesi günleri canlı ve hareketlidir; ışıklar parlar, sokaklar hızlanır ve şehir, hafif bir tatlı telaşla cıvıldar. Walker’s Coffee House Tunalı tam da bu noktada, hafta sonuna giriş için uygun bir seçenek.</p>
<p>Cumayı sabırsızlıkla bekleyenler için Walker’s, “Güzel bir yerde, iyi bir içecek eşliğinde kafamı toparlayayım, biraz da müzik olsun” diyenlerin buluşma noktası. Mutfaktan seçilen özel bir ürün her hafta barın özel bir içeceğiyle eşleşiyor. Tatlı bir tarif, yeni bir kokteylle uyumlanırken tuzlu tabaklar craft bira ile hafifçe tamamlanıyor. Walker’s, bize küçük sürprizler yapıyor ve akşamımızı keşif dolu kılıyor. Böylelikle bu biranın yanında ne gider, bu kokteylle ne yesem derdinden bizi kurtarıyor.</p>
<p>DJ set ise mekanın enerjisini yükseltiyor ama asla yormuyor; sohbeti akıtan, ruhu hafifleten bir akış sunuyor. Hem arkadaş buluşmaları hem de yalnız geçirilen bir akşam için ideal; içeceğini yudumlarken sohbetin ve keyfin akıp gitmesine fırsat tanıyor.</p>
<p><img decoding="async" class="aligncenter wp-image-139734 size-full" src="https://lavarla.com/wp-content/uploads/2025/12/walkers-coffee-house-ankara-tunali-friday-after-work-1.jpg" alt="" width="820" height="520" srcset="https://lavarla.com/wp-content/uploads/2025/12/walkers-coffee-house-ankara-tunali-friday-after-work-1.jpg 820w, https://lavarla.com/wp-content/uploads/2025/12/walkers-coffee-house-ankara-tunali-friday-after-work-1-300x190.jpg 300w, https://lavarla.com/wp-content/uploads/2025/12/walkers-coffee-house-ankara-tunali-friday-after-work-1-768x487.jpg 768w" sizes="(max-width: 820px) 100vw, 820px" /></p>
<h3>Hangover Sunday Brunch</h3>
<p>Pazar sabahı… Geceden kalan yorgunluk, hafif mahmurluk, özellikle biraz da alkolü kaçırmışsak bu gün, sağlıklı beslenme ve kendimize iyi davranma isteğiyle başlar. Walker’s Coffee House, pazar günlerini bu hissi gözeterek şekillendiriyor.</p>
<p>Kimse acele etmez. Saatler konsepte uygun olarak belirlenmiştir; önemli olan toparlanmak, keyif almak ve güzel bir şeyler yemek. “Aldığın kadar öde” mantığıyla brunch’ta ne yemek istiyorsan onu alırsın ve yalnızca yediğin kadar ödersin—bu yaklaşım açık büfe karmaşıklığındansa bana oldukça rahat ve mantıklı geldi.</p>
<p>Fırından yeni çıkmış bakery ürünleri, tatlı-tuzlu dengesi düşünülmüş pazar tabakları, kahvaltının ortasında gelen tatlı kaçamaklar ve ayılmanı sağlayan taze kahveler… Hangover Sunday Brunch, farklı şubelerde de yaygınlaşan, keyifli ve rahatlatıcı bir pazar ritüeli olarak devam ediyor.</p>
<h2>Walker’s’ın güçlü tarafı: Topluluk, işbirliği ve üretim</h2>
<p>Walker’s Coffee House sadece kahve ve taze üretim sunan bir kafe değil; şehirde markaların, tasarımcıların, üniversite kulüplerinin, girişimcilerin ve sosyal projelerin bir araya geldiği bir üretim alanı. Ankara, öğrenci kenti olarak birçok yaratıcı fikre ev sahipliği yaparken Tunalı ise daha çok beyaz yakalı çalışanların mesai bitiminde kendini şehre bırakıp “havamızı değiştirelim” dediği bir lokasyon. Bu nedenle Walker’s gibi üretim alanı olan bir mekanı değerlendirmek hem bireysel girişimciler hem de topluluklar için fikir paylaşımı ve yeni projeler geliştirmek açısından oldukça değerli bir fırsat sunuyor.</p>
<h2>Şehrin ortasından bir iyilik hattı: Patipark X Walker’s Coffee House</h2>
<p>Bir hayvansever olarak Walker’s’ın en anlamlı işbirliklerinden birini daha anlatmak isterim. Gölbaşı’nda binden fazla köpeğe yuva olan Patipark için başlatılan bir kampanyaları var. Şubelerde QR kod üzerinden bağış toplanıyor; Walker’s x Patipark stickerlarıyla kampanya genişletiliyor ve her sticker bir bağışa yönlendiriyor.</p>
<p><img loading="lazy" decoding="async" class="aligncenter wp-image-139735 size-full" src="https://lavarla.com/wp-content/uploads/2025/12/walkers-coffee-house-ankara-tunali-patipark.jpg" alt="" width="820" height="520" srcset="https://lavarla.com/wp-content/uploads/2025/12/walkers-coffee-house-ankara-tunali-patipark.jpg 820w, https://lavarla.com/wp-content/uploads/2025/12/walkers-coffee-house-ankara-tunali-patipark-300x190.jpg 300w, https://lavarla.com/wp-content/uploads/2025/12/walkers-coffee-house-ankara-tunali-patipark-768x487.jpg 768w" sizes="(max-width: 820px) 100vw, 820px" /></p>
<p>Walker’s Coffee House ekibi, her hafta pazar günü düzenlenen Patipark yürüyüşlerine katılıyor. Buluşma, Tunalı’da kısa bir sohbetle başlıyor; ardından gönüllüler barınaktaki köpeklerle eşleşip mini bir rotada yürüyüş yapıyor. Planları; bu yürüyüşleri her ayın son pazar günü düzenli hale getirmek. Kesinlikle katılmak istediğim bir etkinlik olur diye düşünüyorum.</p>
<p>Walker’s Coffee House, Tunalı’ya yolu düşen herkes için “Bir uğrasam iyi gelir” hissini doğal bir şekilde yaşatan bir durak. Her gelişte yeni bir keşif yapabilir, kendi ritminizi yakalayabilirsiniz; burası size hem tanıdık bir sıcaklık hem de heyecan verici sürprizler sunar. <a href="https://www.instagram.com/walkerscoffeehouse/" target="_blank" rel="noopener">Instagram hesabını</a> takip ettiğiniz takdirde Friday After Work eşleşmelerine göz atabilirsiniz. Kahve, taze tatlar ve dost sohbetleriyle dolu bu mekan, şehrin ortasında sessizce büyüyen bir topluluk deneyimi yaşamanız için sizi bekliyor.</p>
<p><a href="https://lavarla.com/sehre-eslik-eden-ritueller-walkers-coffee-house/">&lt;span class=&quot;reading-mode-buttons&quot;&gt;&lt;/span&gt;Şehre eşlik eden ritüeller: Walker’s Coffee House&lt;span class=&quot;reading-mode-buttons&quot;&gt;&lt;/span&gt;</a> yazısı ilk önce <a href="https://lavarla.com">Lavarla - Kültür-Sanat ve Kent Yaşamı</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Yeni Ankara ve Eskisinin Özlemi</title>
		<link>https://lavarla.com/yeni-ankara-ve-eskisinin-ozlemi/</link>
					<comments>https://lavarla.com/yeni-ankara-ve-eskisinin-ozlemi/#comments</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Elif Nida Görüş]]></dc:creator>
		<pubDate>Sat, 06 Jun 2020 10:47:39 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Kent]]></category>
		<category><![CDATA[Yaşam]]></category>
		<category><![CDATA[CerModern]]></category>
		<category><![CDATA[Eymir]]></category>
		<category><![CDATA[Kızılay]]></category>
		<category><![CDATA[Koronavirüs]]></category>
		<category><![CDATA[Kuğulu]]></category>
		<category><![CDATA[Tunalı]]></category>
		<category><![CDATA[Yeni Ankara]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://lavarla.com/?p=42535</guid>

					<description><![CDATA[<p><span class="reading-mode-buttons"></span>Bugün kim bilir kaçımız Tunalı’da bir yürüyüş yapmak hayaliyle uyandı, havalar güzelleşince gitmeyi planladığı yerleri erteledi, en özlediği restoranların boşluğu burnunun direğini sızlatıyor. Koronavirüsü kabullenmeye başlamamızla beraber şehrimizde nasıl yaşayacağımıza dair yeni yeni planlar yapmaya başladık. Aklımda ertelenmiş hayaller, başka baharlara kalmış planlarla merak ediyorum artık o dip dibe oturulan Kıtır günleri, Kuğulu’da Ata Abinin [&#8230;]</p>
<p><a href="https://lavarla.com/yeni-ankara-ve-eskisinin-ozlemi/">&lt;span class=&quot;reading-mode-buttons&quot;&gt;&lt;/span&gt;Yeni Ankara ve Eskisinin Özlemi&lt;span class=&quot;reading-mode-buttons&quot;&gt;&lt;/span&gt;</a> yazısı ilk önce <a href="https://lavarla.com">Lavarla - Kültür-Sanat ve Kent Yaşamı</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p style="text-align: justify;">Bugün kim bilir kaçımız Tunalı’da bir yürüyüş yapmak hayaliyle uyandı, havalar güzelleşince gitmeyi planladığı yerleri erteledi, en özlediği restoranların boşluğu burnunun direğini sızlatıyor. Koronavirüsü kabullenmeye başlamamızla beraber şehrimizde nasıl yaşayacağımıza dair yeni yeni planlar yapmaya başladık. Aklımda ertelenmiş hayaller, başka baharlara kalmış planlarla merak ediyorum artık o dip dibe oturulan Kıtır günleri, Kuğulu’da Ata Abinin şarkılarıyla eğlenen çocukları yakından izlemeler, Kızılay’da kendini kalabalığa salmalar olmayacak mı? Tüm bunlar yerini <u>yeni Ankara</u> yürüyüşü sırasında birbirlerinden uzak durmak için gergin gergin çabalayan insanlara mı bıraktı?</p>
<p style="text-align: justify;">Ankara şu günlerde olağanüstü sıcaklar yaşıyor. Zaten baharı kısa olan bu şehrin olan baharını da evlerde kaçırdık, peki ya şimdi ne olacak? Ankara’ya taşındığımda hiç sevmediğim, birkaç yıl boyunca memleketime geri dönmek için kovaladığım bu şehrin güzelliklerini yeni fark etmeye başlamışken geriye ne kalacak?</p>
<p style="text-align: justify;">Ben mesela Kapı Ankara’da son bir Alaçatı kahvaltısı daha yapmak isterdim, mis gibi bir bahçenin ortasında pişi kokusuyla… Bilkent’te bu mevsimlerde açan pembe renk sakuraların dallarının altında kalabalık içinde kahvemi içmek isterdim. Ulus’tan Tunalı’ya kadar başkaları kalabalıktan ve hafif dikleşen yoldan şikayetlenirken varacağım yerin güzelliğini düşünerek dertsiz tasasız yürümek isterdim. Bir günümü Ümitköy’e ayırıp, tüm butik kafelere biraz biraz uğrayıp aralarındaki yeşil ağaçlı yolda birkaç tur atmak isterdim. Atatürk Orman Çiftliği’nde temiz bir soluk almak, Bahçelievleri’nde boylu boyuna aklımda hiç salgın ihtimali olmadan salınmak isterdim. Cermodern’de dans gösterilerini, Ankara Devlet Tiyatrolarında tiyatro oyunlarını, konser mekanlarında konserleri dip dibe izlemek isterdim. Bir hafta sonu Eymir’e gidip insanlarla beraber yürümek, bisiklete binmek, gün batımını izlemek isterdim. Simidimi, böreğimi alıp Seğmenler’de yayıla yayıla kahvaltı yapmak isterdim. Ben bunları kaçıracağım bir günüm dahi olmasın isterdim.</p>
<p><img loading="lazy" decoding="async" class="aligncenter  wp-image-42537" src="https://lavarla.com/wp-content/uploads/2020/05/Yeni-Ankara-2-1-757x1024.jpg" alt="Yeni Ankara" width="689" height="932" srcset="https://lavarla.com/wp-content/uploads/2020/05/Yeni-Ankara-2-1-757x1024.jpg 757w, https://lavarla.com/wp-content/uploads/2020/05/Yeni-Ankara-2-1-222x300.jpg 222w, https://lavarla.com/wp-content/uploads/2020/05/Yeni-Ankara-2-1-768x1038.jpg 768w, https://lavarla.com/wp-content/uploads/2020/05/Yeni-Ankara-2-1-696x941.jpg 696w, https://lavarla.com/wp-content/uploads/2020/05/Yeni-Ankara-2-1-1068x1444.jpg 1068w, https://lavarla.com/wp-content/uploads/2020/05/Yeni-Ankara-2-1-311x420.jpg 311w, https://lavarla.com/wp-content/uploads/2020/05/Yeni-Ankara-2-1.jpg 1080w" sizes="(max-width: 689px) 100vw, 689px" /></p>
<p style="text-align: justify;">Şimdi yeni Ankara kalabalığında; yine her yer dolu, yine herkes güzel havanın tadında ve az çok dışarıda. Ama biraz tedirgin, bıkkın ve yorgun. Ne zaman biteceğinin, dışarı çıkabilme özgürlüğünün peşinde; sevdiklerine zarar gelmemesinin derdinde. Ve <u>yeni Ankara </u>yine klasik; hep telaşının, aşının, ekmeğinin peşinde. Bir saniye durmadan hızla akmakta. Herkes içinden usul usul diliyor verdiği zararı onarmayı, belki daha iyi bir insan olmayı; biraz evde kalmanın sakinleştirişini de sevmeye başlıyor. Ve hayalini kuruyor; dışarıda özgürce tasasız bir yürüyüşün, bir kafenin, bir anın, bir koşturuşun…</p>
<p><a href="https://lavarla.com/yeni-ankara-ve-eskisinin-ozlemi/">&lt;span class=&quot;reading-mode-buttons&quot;&gt;&lt;/span&gt;Yeni Ankara ve Eskisinin Özlemi&lt;span class=&quot;reading-mode-buttons&quot;&gt;&lt;/span&gt;</a> yazısı ilk önce <a href="https://lavarla.com">Lavarla - Kültür-Sanat ve Kent Yaşamı</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://lavarla.com/yeni-ankara-ve-eskisinin-ozlemi/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>2</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Flanörün Olağanüstü Hallerde Yürüyüşü</title>
		<link>https://lavarla.com/flanorun-olaganustu-hallerde-yuruyusu/</link>
					<comments>https://lavarla.com/flanorun-olaganustu-hallerde-yuruyusu/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Can Öktemer]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 05 May 2020 14:00:11 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Flanör]]></category>
		<category><![CDATA[Kent]]></category>
		<category><![CDATA[Dost Kitabevi]]></category>
		<category><![CDATA[Karantinada Ankara]]></category>
		<category><![CDATA[Kıtır Tunalı]]></category>
		<category><![CDATA[Korona Günlerinde Ankara]]></category>
		<category><![CDATA[Tunalı]]></category>
		<category><![CDATA[Yürüyüş]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://lavarla.com/?p=42494</guid>

					<description><![CDATA[<p><span class="reading-mode-buttons"></span>Bir programa katılmak için geldiğim TRT Ankara Kent Radyosu’ndan çıkıyorum. Otomatik kapılardan dışarıya adımımı atarken ellerinde bağlama, kanun ve tef olan orkestra üyeleri kayıt için binaya resmi girişlerini yapıyor. Orkestranın geçişine saygıyla öncelik verip, yoluma devam ediyorum. Sıhhiye Köprüsü alt geçidinde yürüyorum. Aylardan Nisan, hava mevsim normallerinin bir hayli üstünde sıcak. Nisan ayında böylesine sıcak [&#8230;]</p>
<p><a href="https://lavarla.com/flanorun-olaganustu-hallerde-yuruyusu/">&lt;span class=&quot;reading-mode-buttons&quot;&gt;&lt;/span&gt;Flanörün Olağanüstü Hallerde Yürüyüşü&lt;span class=&quot;reading-mode-buttons&quot;&gt;&lt;/span&gt;</a> yazısı ilk önce <a href="https://lavarla.com">Lavarla - Kültür-Sanat ve Kent Yaşamı</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p style="text-align: justify;">Bir programa katılmak için geldiğim TRT Ankara Kent Radyosu’ndan çıkıyorum. Otomatik kapılardan dışarıya adımımı atarken ellerinde bağlama, kanun ve tef olan orkestra üyeleri kayıt için binaya resmi girişlerini yapıyor. Orkestranın geçişine saygıyla öncelik verip, yoluma devam ediyorum. Sıhhiye Köprüsü alt geçidinde yürüyorum. Aylardan Nisan, hava mevsim normallerinin bir hayli üstünde sıcak. Nisan ayında böylesine sıcak pek hayra alamet değil diyorum. Köprünün altı her zaman olduğu gibi yine çok kalabalık, yolun iki tarafına birikmiş tavuk dönerci popülasyonunun etrafa yaydığı koku oksijene karışmış durumda.  Telaşlı kalabalık arasından geçmeye çalışıyorum, eski tip körüklü bir halk otobüsü egzozunu cömertçe salarak yanımdan geçiyor. Tavuk döner, egzoza karışıyor, yürümek iyice zorlaşıyor. Yenişehir tren istasyonunun önünden bana doğru gelen yolcu trafiğine yakalanmamak için adımlarımı hızlandırarak köprüyü geride bırakmayı başarıyorum. Klostrofobik ortamdan kurtulmayı becerince tepemde dikilen güneşle baş başa kalıyorum. Hiç değilse bu iyiye işaret. Gözüm, yanımda beliren giyim mağazasına takılıyor. Mağazanın teşhir olarak dışarıya koyduğu “kilolular” için tasarlanmış mankenle göz göze geliyoruz. Kabul etmem gerekir ki, pek hoş bir göz göze gelme eylemi olmuyor. “Fatshaming”in bizzat kendisi olan modelin yanında ise ilginç bir tezgâh dikkatimi çekiyor. Tezgâhın üzerindeki ürünler ilginç bir seçki sunuyor: “Boy uzatma geldi”, “Sihirli defter bulunur”. Tezgâh sahibi hava sıcaklığına aldırış etmeyen uzun sarı pardösüsü, parmaklarının tamamını kaplayan yüzükleri, uzun yağlı saçları ile kimseyi takmayan bir şekilde sigara içmekte. Satış yapmayı hiç önemsemeyen ama bir nedenle orada olma mecburiyeti hissettiği için orada duran bir adam imajı çizmekte. Havaya doğru üflediği sigara dumanın arasından kanlanmış gözleriyle bir an için bana bakıyor. Kanlanmış gözlerinin odak noktası kısa bir süre sonra tezgâh oluyor. Bu sırada bize doğru sert bir rüzgâr esiyor. Yerdeki kağıtlar, poşetler havaya doğru uçuşa geçiyor. Çevredeki insanlar rüzgârdan savrulan kıyafetlerini kontrol altında tutmaya çalışıyor, bazı şapkalar özgürlüklerini ilan edip gökyüzüne karışıyor. Havanın sıcaklığına tamamen ters bir şekilde ortaya çıkan kısa süreli fırtınaya anlam veremiyorum. Fırtına nasıl anlamsız bir şekilde başladıysa öylece bir anda bitiyor ve sıcak hava, kaldığı yerden kaldırımın üzerindeki insanları kavurmaya devam ediyor.<img loading="lazy" decoding="async" class="aligncenter wp-image-42495" src="https://lavarla.com/wp-content/uploads/2020/05/Screenshot_20200428-180405-01-1021x1024.jpeg" alt="" width="717" height="719" srcset="https://lavarla.com/wp-content/uploads/2020/05/Screenshot_20200428-180405-01-1021x1024.jpeg 1021w, https://lavarla.com/wp-content/uploads/2020/05/Screenshot_20200428-180405-01-300x300.jpeg 300w, https://lavarla.com/wp-content/uploads/2020/05/Screenshot_20200428-180405-01-200x200.jpeg 200w, https://lavarla.com/wp-content/uploads/2020/05/Screenshot_20200428-180405-01-768x770.jpeg 768w, https://lavarla.com/wp-content/uploads/2020/05/Screenshot_20200428-180405-01-696x698.jpeg 696w, https://lavarla.com/wp-content/uploads/2020/05/Screenshot_20200428-180405-01-1068x1071.jpeg 1068w, https://lavarla.com/wp-content/uploads/2020/05/Screenshot_20200428-180405-01-419x420.jpeg 419w, https://lavarla.com/wp-content/uploads/2020/05/Screenshot_20200428-180405-01.jpeg 1077w" sizes="(max-width: 717px) 100vw, 717px" /></p>
<p style="text-align: justify;">Fırtına, Sıhhiye Köprüsü’nün altındaki bu anlamsız kaos ve telaş yüzünden sanki bir şeyler ters gidecekmiş hissi zihnimin içerisine yerleşip hiç kalkmayacakmış gibi oturuyor. Kafamı dağıtmak için yoluma devam etme kararı alıyorum. Bu cendereden ve kaostan kurtulmak için adımlarımı ısrarlı ve emin bir şekilde atıyorum.  Rotamı Abdi İpekçi Parkı’na kırıyorum. Burada beni Metin Yurdanur’un parkın simgelerinden “Eller Anıtı” karşılıyor. Bu kadar kısa yolun sonu en sonunda hakiki bir gerçekliğe götürüyor beni. Bir süre hiç hareketsiz heykeli izlemek istiyorum. İnsan hareketliliği burada da kendini gösteriyor. Fotoğraf çektirenler, kurulan kermesler, aylaklık edenler… Bu sırada telefonum çalıyor. Arayan E. İşte güzel bir hakikat daha. Vakit kaybetmeden telefonumu açıyorum. E., 1 saat içerisinde Kızılay’da olabileceğini, Dost’un önünde buluşabileceğimizi söylüyor. Bilenler bilir, onunla dünyanın sonuna bile giderim. Hele şu ürkütücü atmosferin içerisinde onun bu güzel çağrısı bir hayat öpücüğü etkisi yaratıyor. mutlulukla “Anlaştık, Dost’un önünde buluşuruz,” diyorum. E., sıcaklığı telefonun diğer ucundan bile hissedilebilir bir gülümseyişle “Bir saat sonra görüşmek üzere,” deyip telefonu kapatıyor. Hisler böyle değil midir? Mesafeleri, telefon hatlarını, kablosuz ağları aşmaz mı? Böyle olması lazım, en azından okuduğumuz kitapların birçoğunda böyle söylenmişti bize. Hayat bazen de kitaplarda durduğu gibi durmalı bence.</p>
<p style="text-align: justify;">Yoluma devam ediyorum. Tepedeki güneş biz kaldırım fanilerini taramaya, ısıyı arttırmaya, üzerimizdekileri bir deri gibi bedenimize yapıştırmaya devam ediyor. Sıhhiye Köprüsü’nde yaşadığım kaotik atmosfer bu istikamet üzerinde de yaşanıyor. Üstüme doğru gelen kalabalığı yararak yürümeye çalışıyorum. Bu işte bir yanlışlık olmalı hissi artarak devam ediyor. Sıhhıye’nin simgelerinden Hitit Güneşi’ni geride bırakıyorum. Bir gazete kupürü süzülerek önüme düşüyor. Paçavraya dönüşmüş gazetenin alt kısmında bir haber dikkatimi çekiyor. Astrolog Nuran Romans “Mars, Parleides takım yıldızına yaklaşıyor. Olağanüstü günler olabilir. Bugün gökyüzüne dikkatli bakın, aydan iki tane görebilirsiniz,” uyarısını yapıyor. Haruki Murakami romanını andıran bu öngörüyü elbette ciddiye almıyorum. Hayatın sanatı taklit etmesinin de bir sınırı olmalı diye düşünüyorum.<img loading="lazy" decoding="async" class="aligncenter wp-image-42499" src="https://lavarla.com/wp-content/uploads/2020/05/Screenshot_20200505-160439-01-1024x686.jpeg" alt="" width="725" height="486" srcset="https://lavarla.com/wp-content/uploads/2020/05/Screenshot_20200505-160439-01-1024x686.jpeg 1024w, https://lavarla.com/wp-content/uploads/2020/05/Screenshot_20200505-160439-01-300x201.jpeg 300w, https://lavarla.com/wp-content/uploads/2020/05/Screenshot_20200505-160439-01-768x515.jpeg 768w, https://lavarla.com/wp-content/uploads/2020/05/Screenshot_20200505-160439-01-696x467.jpeg 696w, https://lavarla.com/wp-content/uploads/2020/05/Screenshot_20200505-160439-01-1068x716.jpeg 1068w, https://lavarla.com/wp-content/uploads/2020/05/Screenshot_20200505-160439-01-627x420.jpeg 627w, https://lavarla.com/wp-content/uploads/2020/05/Screenshot_20200505-160439-01.jpeg 1080w" sizes="(max-width: 725px) 100vw, 725px" /></p>
<p style="text-align: justify;">İnsan yığınını bir bir aşıp E.’ye kavuşmak üzere Karanfil Sokak’a giriş yapıyorum. Sokağın sağ tarafında kalan, “lisanslı” olmayan forma satıcısı yüksek sesle bağırıyor: “Arsenal, Milan, Ankaragücü, hepsi burada!” Dükkânın tepesinde ise <em>Avatar</em> filmindeki mavi renkli dostlarımız tüm caddeyi gözetliyor. Peki onların burada ne işi var? Bugün ne kadar çok soruyla karşılaştım ve ne yazık ki ne kadar az yanıt alabildim.</p>
<p style="text-align: justify;">İnsanı huzursuz eden zaman-mekân algısından dev bir adımla uzaklaşıyorum. Dost’a doğru yaklaşıyorum. Sadece Ankara’nın, belki de dünyanın merkezlerinden biri sayılabilecek olan kitabevinin önü yine çok kalabalık. Bir tarafta gitarla müzik yapanlar, diğer tarafta illa ki birilerini bekleyenler göze çarpıyor yine. Bugün, evvelsi gün gibi bıraktığım tek mekân Dost olabilir. E. henüz gelmemiş. İçeriye geçip hayatta yapmaktan en çok keyif aldığım şeylerden biri olan, Dost’un içinde kafama göre kitap bakma eylemini yürürlüğe koyuyorum. Yeni çıkan kitaplara bakıyorum, Orhan Pamuk’un <em>Benim Adım Kırmızı</em> kitabı tüylerimi ürperten bir şekilde önüme çıkıyor. Bu kitabın yıllar evvel çıktığını anımsıyorum, hatta bu anımsayışı yüksek sesle dile getiriyorum. Etrafımdakiler bu şaşkınlığıma anlam veremiyorlar. Kitabın kapağını açıp basım tarihine bakıyorum, 2020 yazıyor. Alnımdan terler akmaya başlıyor. Bu işte bir yanlışlık olmalı! 2020 yılında ilk baskıya çıkan Orhan Pamuk kitabı… Hangi yıldayız? Astrolog Nuran Romans “çok acayip günler yaşanacak” derken, bunu mu kastediyordu? Neler oluyordu? Edebiyat dünyasını etkileyecek bir paralel evren mi oluşmuştu? Bu evrende de mi kişisel gelişim kitapları ilgi görecekti? Biri anlatsın hemen! Baş dönmesi, tansiyon düşmesi derken, E. imdadıma yetişiyor. Yanıma yaklaşıp “İyi misin canım?” diyor. Ona iyi olduğumu söylüyorum ama bir yere geçip oturmayı öneriyorum.</p>
<p style="text-align: justify;">E.’yle İnsan Hakları Heykeli’nin çevresinde bulunan teraslı bara doğru geçiş yapıyoruz. Bara oturmamızla birlikte E. yüzüme endişeli bir şekilde bakıyor. Onun endişesini biraz olsun azaltabilmek için iyi olduğumu, sıcaktan tansiyonumun düştüğünü belirtiyorum. Kendimize iki soğuk bira söylüyoruz. Hava açık, mekân kalabalık, şenlikli, fonda Bob Marley’den <em>Iron, Lion, Zion</em> çalıyor. Biramdan bir yudum alıp, bugün yaşadığım gariplikleri E.’ye anlatıyorum. Orhan Pamuk’un yıllar evvel çıkmış kitabını, Sıhhiye Köprüsü’nün altındaki gariplikleri ve anlamsız sıcak havayı… Tüm bu anlattıklarım değil de olanlara bu denli şaşırmam şaşırtıyor E.’yi. Şaşkınlığını bozmayan bir ifadeyle Orhan Pamuk’un yeni kitabının uzun süredir beklendiğini söylüyor ve bana tekrardan iyi olup olmadığımı soruyor.  Bu garip olaylar zincirine anlam verememeye devam ediyorum. Biranın yaratmış olduğu sarhoşlukla, 2020 yılında ilk baskısı yayımlanmış <em>Benim Adım Kırmızı</em> kitabı gerçekliğini kabul ediyorum. Birayı içip kalkıyoruz.<img loading="lazy" decoding="async" class="aligncenter wp-image-42496" src="https://lavarla.com/wp-content/uploads/2020/05/Screenshot_20200505-155657-01-1024x646.jpeg" alt="" width="719" height="454" srcset="https://lavarla.com/wp-content/uploads/2020/05/Screenshot_20200505-155657-01-1024x646.jpeg 1024w, https://lavarla.com/wp-content/uploads/2020/05/Screenshot_20200505-155657-01-300x189.jpeg 300w, https://lavarla.com/wp-content/uploads/2020/05/Screenshot_20200505-155657-01-768x484.jpeg 768w, https://lavarla.com/wp-content/uploads/2020/05/Screenshot_20200505-155657-01-696x439.jpeg 696w, https://lavarla.com/wp-content/uploads/2020/05/Screenshot_20200505-155657-01-1068x673.jpeg 1068w, https://lavarla.com/wp-content/uploads/2020/05/Screenshot_20200505-155657-01-666x420.jpeg 666w, https://lavarla.com/wp-content/uploads/2020/05/Screenshot_20200505-155657-01.jpeg 1080w" sizes="(max-width: 719px) 100vw, 719px" /></p>
<p style="text-align: justify;">Birlikte eve doğru yürürken ağaçların altından takım elbiseli, elinde saat olan bir tavşanla göz göze geliyorum. Tavşan saatine bakarak hızla ortamdan uzaklaşıyor. Gördüğüm şey bana gündüz saatlerinde bu kadar bira içmeme tavsiyesini hatırlatıyor. Kavurucu güneş ve olağanüstü olaylar diniyor. Hava kendini yaz serinliğine bırakıyor. E.’nin elini tutarak eve geliyorum, hızlıca yatağa geçiyorum. Yatak odasının perdesini kapatırken gökyüzüne bakıyorum; tıpkı Nuran Romans’ın uyardığı gibi tepemizde iki ay var. Haruki Murakami’nin <em>1Q84</em> romanının içine düşmüş gibi hissediyorum. Tepede iki tane ay var! Belki bir tanesi arada bize doğru yaklaşan Venüs’tür. Sözelci cehaletime güvenerek, gökyüzünde bir gariplik olmadığına kendimi inandırmaya çalışıyorum. Sonra yatağa uzanıp bugün karşılaştığım acayiplikleri sıralıyorum: Boy uzatma ve sihirli defter satan tezgâhtar, takım elbiseli tavşan ve yeni çıkmış <em>Benim Adım Kırmızı</em>… Kâbusun içinde olduğumu düşünüyorum bir an ve tüm bunları unutmak için uykuya geçiyorum.</p>
<p style="text-align: center;">&amp;</p>
<p style="text-align: justify;">Uykumdan uyanıyorum. E.’nin evde olmadığını fark ediyorum. Ekmek almaya çıktığını varsayıyorum ama sonra bir hayli zaman geçmesine rağmen E. eve dönmüyor. Bir olağanüstü hâl daha! Hemen telefonla onu arıyorum ama cevap vermiyor. Onu aramak için dışarı çıkıyorum. Kapıyı kapatırken, karşı komşumla karşılaşıyorum. Komşum büyük bir damacana suyu bir kova deterjanla yıkıyor. Nedenini soruyorum haliyle, o da bu mikropların ancak bu şekilde temizlendiğini söylüyor. En zorunun da eve gelen paranın ve soda şişelerinin yıkanması olduğunu belirtiyor. Sonra da beni kesin bir dille uyarıyor: “Aman oğlum kâğıtlara dikkat et. Bu lanet, kâğıt üzerinde 12 saat yaşıyormuş. Hep o Maltalıların işi, onlar üretmiş diyorlar bu virüsü, dünyanın yarısını yok etmek için. Kendileri adada keyifle hayatlarını sürsünler diye”. Komşumun bu garip açıklamalarını kafamı sallayarak desteklermiş gibi yapıyorum. Temizlik hastalığının ciddi bir rahatsızlık olduğunu anımsıyorum, sohbeti devam ettirecek bir cümlem kalmayınca dışarı çıkıp E.’nin peşine düşüyorum. Sokaklar daha önce hiç aşina olmadığım bir şekilde ıssız. İnsan türü çok az, kediler, kuşlar mekânın asıl sahibi; üstelik insanlar maskeli ve benim maskesiz halime eleştirel gözlerle bakıyorlar. Yoluma devam ediyorum. Güvenlik Caddesi  üzerinde E.’yi aramaya koyuluyorum. Bu sırada öfkeli bir kaldırım üstü sakini bana mesafeli bir şekilde neden maske takmadığımı, bırak kendi sağlığımı halk sağlığını bile önemsemediğim konusunda uzun bir söylev çekiyor. Neden maske takmamız gerektiğini söyleyene kadar da ortadan kayboluyor. Güvenlik Caddesi’nin her daim kalabalık olan Mutlu Lokantası saat öğleye yaklaşmasına rağmen kapalı. Yine bir acayiplikle karşılaşıyorum. Dünkü olağanüstü haller bugün bambaşka bir evreye geçiş yapmış görünüyor. Kaldırım üstünde maskeleriyle yürüyen insanlar birbirlerine belirli bir uzaklıkta, paralel bir şekilde yürüyor; maskelerinin üzerinden yadırgayan gözlerle bana bakıyorlar. Maske takmanın ne zaman ahlaki bir kural haline geldiğini düşünüyorum. Yine yanıt bulamıyorum.</p>
<p style="text-align: justify;">E.’yi bir kez daha arıyorum ama yine yanıt vermiyor. Merakım artıyor. Tunalı’ya doğru onu aramaya çıkıyorum. Burada da beni ıssız bir Tunalı karşılıyor. Tek tük geçen arabalar, tek tek yürüyen insanlar… Hafta sonu bu saatlerde Tunalı nasıl bu kadar boş olabilir? Aklıma iki ihtimal geliyor. Birincisi darbe olması, ikincisi ise nüfus sayımı. Lakin iki düşüncemi boşa çıkaracak çok sayıda örnek var. Adımlarımı Kavaklıdere Sineması’nın önünden Kıtır’a doğru kırıyorum. Lakin ne Kıtır civarı ne de Kuğulu Park’ta insana rastlıyorum. Bir tek yüzlerine maske üstü plastik koruyucu takıp köpeklerini gezdiren insanlara denk geliyorum. Üstelik Kıtır da kapalı… Neler oluyor böyle? E. de halen ortalarda yok. Seğmenler Parkı’na doğru yürümeye karar veriyorum. Polonya Büyükelçiliği’nin önüne geliyorum. Trafik lambaları çalışmıyor, sarı ışık yanıp yanıp sönüyor. Karşıdan karşıya geçiyorum. İnsansız yokuşu tek başıma tırmanıyorum. Ne Karum’un etrafında ne de yolun çevresinde insan var. Herkes nerede peki? Asıl E. nerede? Rimbaud’nun yalnız gezginliğini</p>
<p style="text-align: justify;">andıran yalnız yokuş tırmanışım sona eriyor.  Seğmenler’e giriyorum. Belki E. buraya sabah yürüyüşüne gelmiştir. Tunalı’daki ürküten ıssızlık burada da kendini gösteriyor. Genişçe bir yeşillik önümde serili, tek bir insan yok. Sadece bir kuş havalanıp çimene iniyor. Seğmenler içinde gezintiye çıkıyorum, sanki birisi düğmeye basmış ve başka bir evrene geçmişiz gibi hissediyorum. Bu sırada telefonum çalıyor, arayan E. Bekletmeden açıyorum. Son derece normal bir şekilde telefonun sessizde kaldığını, aradığımı görmediğini söylüyor. Kendisini çok merak ettiğimi, neden haber vermeden evden çıktığını soruyorum. Bu soruya anlam veremiyor, en son iki gün önce görüştüğümüzü ve kendi evinde olduğunu söylüyor. Alnımdan terler süzülüyor, birisinin bana bir açıklama yapmasına ihtiyaç duyuyorum. Ellerim titreyerek E.’ye beklemesini ve ona geleceğimi bildiriyorum. Telefonumu kapatmamla beraber güneş gözlüklü siyah maskeli iki görevli yanıma yaklaşıp maskesiz dolaşmanın yasak olduğunu ve bana ceza keseceklerini söylüyorlar. Neden herkesin maske takması gerektiğini sorunca da öfkeli bir şekilde bakıp böylesine bir aymazlığın bu toplumun en büyük sorunu olduğunu söylüyor görevlilerden biri. Yine cevabımı alamadan E.’nin evinin önüne geliyorum. E.’yi arıyorum, aşağı inmesini söylüyorum. E. odasının perdelerini ve camını açıp bana neden maske takmadığımı soruyor, bu şartlarda nasıl aşağıya ineceğini, sosyal mesafeyi korumanın hayati olduğunu vurguluyor. Bugün neden herkesin bana maske takmam gerektiği söylediğine yine anlam veremiyorum. Ben bunları düşünürken E.’nin komşusu balkonda paralarını yıkayıp marketten aldığı ürünleri deterjanlıyor, sonra da elbiselerini plastik sandalye üzerine koyuyor.</p>
<p style="text-align: justify;"><img loading="lazy" decoding="async" class="aligncenter wp-image-42498" src="https://lavarla.com/wp-content/uploads/2020/05/Screenshot_20200505-160430-01-1024x708.jpeg" alt="" width="758" height="525" srcset="https://lavarla.com/wp-content/uploads/2020/05/Screenshot_20200505-160430-01-1024x708.jpeg 1024w, https://lavarla.com/wp-content/uploads/2020/05/Screenshot_20200505-160430-01-300x208.jpeg 300w, https://lavarla.com/wp-content/uploads/2020/05/Screenshot_20200505-160430-01-768x531.jpeg 768w, https://lavarla.com/wp-content/uploads/2020/05/Screenshot_20200505-160430-01-100x70.jpeg 100w, https://lavarla.com/wp-content/uploads/2020/05/Screenshot_20200505-160430-01-218x150.jpeg 218w, https://lavarla.com/wp-content/uploads/2020/05/Screenshot_20200505-160430-01-696x481.jpeg 696w, https://lavarla.com/wp-content/uploads/2020/05/Screenshot_20200505-160430-01-1068x739.jpeg 1068w, https://lavarla.com/wp-content/uploads/2020/05/Screenshot_20200505-160430-01-607x420.jpeg 607w, https://lavarla.com/wp-content/uploads/2020/05/Screenshot_20200505-160430-01.jpeg 1077w" sizes="(max-width: 758px) 100vw, 758px" /></p>
<p style="text-align: justify;">E., maskemin olmadığını düşünerek bana maske vereceğini, böylelikle virüsten korunabileceğimi söylüyor. Ben de ne virüsü olduğunu sorma gafletinde bulunuyorum. E., bana şakanın hiç sırası olmadığını söyleyip küresel bir salgına dönen virüsün bir an önce bitmesi için kurallara uymamız gerektiğini hatırlatıyor. Sosyal mesafenin çok önemli olduğunu, sarılmanın, öpüşmenin bu dönemde hiç sağlıklı olmadığını belirtiyor. Tüm bu söylediklerine anlam veremiyorum. Sonra da penceresinden sepetle maske gönderiyor. Maskeyi alıp yüzüme geçiriyorum. Şimdi ben de herkes gibi görünüyorum. Dün yaşadığım gariplikler yetmezmiş gibi şimdi de küresel salgınla karşı karşıya kalıyorum. Gerçekten de Nuran Romans’ın dedikleri doğru olabilir mi? Olağanüstü günler böyle bir şey mi? Sanki zaman, Sıhhiye Köprüsü’nün altında tavuk döner kokularıyla birlikte bükülmüştü. Paralel bir evrene mi geçiş yapmıştım? İyi de bu nasıl olabilirdi? E. yukarıdan seslenip artık evime gitmemi, böyle zamanlarda dışarıda olmamın çok tehlikeli olduğunu vurguluyor.</p>
<p style="text-align: justify;">Maskemi kontrol edip yürümeye başlıyorum. Tunalı’dan Kızılay’a doğru bir istikamet belirliyorum, oradan evime geçerim diye düşünüyorum. Bomboş sokakları, insansız mekanları arşınlıyorum. Olgunlar’ın tenha haline, tek bir insanın bile var olmadığı ara sokaklara uzun uzun bakıyorum. Halbuki burası iğne atsan yere düşmez bir yerdi. Ne olmuştu, neyi yanlış yapmıştık da böyle bir vaziyetle karşı karşıya kalmıştık acaba? Adımlarımı Karanfil Sokak’a doğru kırıyorum. Sokakta sadece ben ve İnsan Hakları Heykeli var. Mülkiyeliler Birliği yüzyıllar önce terk edilmiş gibi, tek bir anason kokusu yükselmiyor.  Karanfil’in bu hali bana çok melankolik geliyor. Böylesine sessizlik ve ıssızlığa hiç alışkın değilim. Düşük bütçeli, kötü senaryolu bir Hollywood filminin içine düşmüş gibi hissediyorum. Moralim bozuluyor. Bir insanın mekanla kurduğu ilişkinin derinliği ancak başka bir insan sayesinde sağlanabilir. Anılar, tek kişinin kayıt altına alacağı şeyler değildir, birlikte derinleşen durumlardır.</p>
<p style="text-align: justify;">Bir kedi sakince yanımdan geçiyor, saksağanlar su birikintilerine iniş yapıp midelerine su nakli yapıyorlar. Saatlerdir tek karşılaştığım canlılar onlar olabilir. Sinir bozukluğu içinde heykelin yanına oturuyorum. Güneş yavaştan batıyor, tüm kızıllık ıssız Karanfil Sokak’ı tarıyor. Tam bu sırada dün gece göz göze geldiğim takım elbiseli, kolçaklı saat takan tavşan yavaşça yanımdan geçiyor. Bir an için duruyor, arkasını dönüp bana bakıyor, saatini kontrol ediyor, başını sallayıp “Güzel şeyleri hatırla, özle, yaşamın ve zamanın anlamını bil,” deyip yoluna devam ediyor. İki gündür yaşadığım acayipliklerden sonra bana beylik laflar söyleyen tam bir Ankara beyefendisi olan tavşana şaşırmıyorum. Başımı olumlu anlamda sallayıp deneyeceğimi söylüyorum. Evime geliyorum. Maskemi bir kenara bırakıyorum. Terasın camını açıyorum. Sakince güneşin batışını seyrediyorum. “Yaşamın ve zamanın anlamını bil!” Saatli tavşan bana böyle söylemişti. Bir süre bu sözü düşünüyorum. Güneş ufaktan batıyor, gözlerimi yavaşça kapatıp bünyemi sessizliğin akışına bırakıyorum. Geçmişi, güzel günleri düşünüyorum, tek bir sefer yaşanan ama devamı geleceğe sarkacak olan yeni güzel anları gözümün önüne getiriyorum. En çok E.’yi özlüyorum, onunla yaşanacak anları.</p>
<p style="text-align: center;">&amp;</p>
<p style="text-align: justify;">Sabah, E.’nin telefonuyla uyanıyorum. Bana geç kaldığımı, Kıtır’da beklediğini söylüyor. E,’ye anlamsızca, salgın tehlikesinin geçip geçmediğini soruyorum. Telefondaki ses bir süre kesiliyor, E. gülerek bir an önce evden çıkmamı söylüyor. Günlerdir yaşadığım anlamsızlıklar zinciri devam ediyor öyleyse… Yine sorularıma cevap alamıyorum. Üstümü giyiyorum, maskemi takıyorum ve Kıtır’a doğru yola çıkıyorum. Tunalı civarı düne göre aşırı kalabalık. Herkes dışarıda, tıpkı eskiden olduğu gibi… Köpek gezdirenler, sevgililer, aileler güzel havayla bütünleşmiş bir hareket sağlıyorlar. İçlerinde bir tek ben maskeliyim, bu sefer de herkes neden maskeli olduğumu sorguluyor, ben de neden onların maskesiz olduklarını&#8230; Sorular soruları takip ediyor. Kıtır’a yanaşıyorum. Dün tek bir kişi bile yokken şimdi tek bir yerin bile bulunmadığı, herkesin ayakta kaldığı eski haline dönmüş. Kafam karışıyor, maskemi düzeltiyorum, bu sırada E. oturduğu yerden kalkıp bana el sallıyor. Hemen yanına gidiyorum, sarılıp sarılmama konusunda tereddüt yaşıyorum. E., ben saçma bir şekilde beklerken, dünyanın tüm gereksizliklerini üzerimden alan bir şekilde sarılıyor bana. Neden maske taktığımı, komik göründüğümü söylüyor. Salgın nedeniyle maske taktığımı söylüyorum, gülmeye başlıyor. Günlerdir kimse bana doğru dürüst açıklama yapmıyor, E.’nin kahkahası bu duruma bir yenisini eklemiş oluyor. Biralarımızı içiyoruz, <em>Benim Adım Kırmızı</em>’nın nasıl gittiğini soruyorum, çaresizce içerisine düştüğüm bu garip zamana uyum sağlarmış gibi yapıp. E., yine o insanı aklını başından alan gülüşüyle bana bakıyor, soruma yanıt vermiyor. Saçlarını yine harika bir şekilde düzeltip saatine bakıyor. Geç olduğunu, Mülkiyeliler’e gitmemiz gerektiğini hatırlatıyor. Büyük buluşma varmış. Sorular, sorular… Hayatımın en güzel parçalarının manzarası olan E.’yi hayranlıkla izlerken, günlerdir kafamda biriken tüm soru kümecikleri de ortadan kalkıyor. Olayları akışına bırakıyorum. Hem Ulus Baker ne demişti, “Her şeyi anlamak zorunda değilsiniz, anlamak hayatla kurduğumuz ilişkilerden sadece biridir.” Hiç sorgulamadan E. ile el ele tutuşarak Mülkiyeliler’e doğru yürümeye başlıyoruz. Maskemi takıp takmamam konusunda ikileme düşüyorum. E., bu mevsimde Tunalı’dan Kızılay’a yürümenin çok başka olduğunu söylüyor. Gerçekten de öyle, bu mevsim hep başka oluyor buralar. Sokak müzisyenleri, kalabalık, pastanelerde, barlarda oturup anın tadını çıkaranlar&#8230; Hayatın basit ama insana keyif veren küçücük detayları; ancak kaybedildiğinde değerinin farkına varılacağı, çoğu zaman gözle görülmeyen anlar… Tüm bunları düşünürken tavşanın söyledikleri aklıma geliyor, “Güzel şeyleri hatırla!” Evet, çok bayat klişe şeyler söylemişti bana.  “Yaşamın anlamını bil!”  Kötü bir Facebook iletisi gibi duruyordu ama haklılık payı da vardı sanki, her bayat klişe gibi… Hayattaki her karmaşık olayı, derinlikli bir şekilde açıklayamayız sanki, bazen basit olmak lazım.</p>
<p style="text-align: justify;">Kızılay’a doğru yaklaşıyoruz, bir an için Dost’a uğramak istiyoruz. Dost, bıraktığım gibi önünde bekleyenler, gitar çalanlar, bakınca insana güven veren “Sabahattin Ali burada yaşadı” tabelası… İçeriye giriyoruz, yeni çıkanlara bakıyoruz. <em>Benim Adım Kırmızı</em> neyse ki yok, demek ki paralel evrenden şimdiki zamana dönüş yaptık diye düşünüyorum. Gerçekten bir zaman ve mekân bükülmesi mi yaşadık? Sıhhiye Köprüsü’den geçerken yanlışlıkla 2Q20 yılına mı geçiş yaptım? Tam olarak neler oldu? Hiçbir zaman cevabını bulamayacağım belki de… Lakin kâbusun sona ermesi iyi, hayatın “kötü” normale dönmesi hiç yoktan iyidir.<img loading="lazy" decoding="async" class="aligncenter wp-image-42500" src="https://lavarla.com/wp-content/uploads/2020/05/91576949_1612883232184340_3052924777619521536_o-1024x683.jpg" alt="" width="743" height="496" srcset="https://lavarla.com/wp-content/uploads/2020/05/91576949_1612883232184340_3052924777619521536_o-1024x683.jpg 1024w, https://lavarla.com/wp-content/uploads/2020/05/91576949_1612883232184340_3052924777619521536_o-300x200.jpg 300w, https://lavarla.com/wp-content/uploads/2020/05/91576949_1612883232184340_3052924777619521536_o-768x512.jpg 768w, https://lavarla.com/wp-content/uploads/2020/05/91576949_1612883232184340_3052924777619521536_o-696x464.jpg 696w, https://lavarla.com/wp-content/uploads/2020/05/91576949_1612883232184340_3052924777619521536_o-1068x712.jpg 1068w, https://lavarla.com/wp-content/uploads/2020/05/91576949_1612883232184340_3052924777619521536_o-630x420.jpg 630w, https://lavarla.com/wp-content/uploads/2020/05/91576949_1612883232184340_3052924777619521536_o.jpg 1200w" sizes="(max-width: 743px) 100vw, 743px" /></p>
<p style="text-align: justify;">Dost’tan çıkıp Mülkiyeliler’e geçiş yapıyoruz. Büyük bir masa toplanmış, sevdiğimiz tüm dostlar orada, dışarıyı iğde kokusu sarmış, bardaklarda rakılar, mezeler, gökyüzüne karışan kahkahalar, sarılmalar, derinleşen muhabbetler… Masaya her yeni gelen birbirine özlemle sarılıyor. Dünya Ölmeme Günü’nü anımsatan bir atmosfer… Dillerde Turgut Uyar şiiri:</p>
<p style="text-align: justify;">“eskiden şaşardık bazı şeylerin yokluğuna<br />
artık bu yokları var etmeyi usladık<br />
ağaçları budadık ormandan balıkları tuttuk denizden<br />
hani bazı açılmaz sanılan kapıları omuzladık<br />
çünkü herkesin elinde bir saat bir sümbülteber<br />
hey koca dünya nasıl avucumuzdasın<br />
nasıl da parlıyorsun ey gözleri maden<br />
çözdüğüm bütün bulmacalardan zorludur yüreğin<br />
elbette kırlardan gelecekler kırlardan<br />
kırlardan gelecekler ellerinde sümbülteber”</p>
<p style="text-align: justify;">Fotoğraflar: <a href="https://www.instagram.com/ankaraapartmanlari/" target="_blank" rel="noopener noreferrer">Ankarapartmanı İnstagram</a></p>
<hr />
<p>Flanörün bir önceki yürüyüş yazısı: <a href="https://lavarla.com/flanorun-besevler-yuruyusu/">Flanörün Beşevler Yürüyüşü</a></p>
<p><a href="https://lavarla.com/flanorun-olaganustu-hallerde-yuruyusu/">&lt;span class=&quot;reading-mode-buttons&quot;&gt;&lt;/span&gt;Flanörün Olağanüstü Hallerde Yürüyüşü&lt;span class=&quot;reading-mode-buttons&quot;&gt;&lt;/span&gt;</a> yazısı ilk önce <a href="https://lavarla.com">Lavarla - Kültür-Sanat ve Kent Yaşamı</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://lavarla.com/flanorun-olaganustu-hallerde-yuruyusu/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Tunalı Civarındaki Yeni Butik Mekanları Keşfettik</title>
		<link>https://lavarla.com/tunali-civarindaki-yeni-butik-mekanlari-kesfettik/</link>
					<comments>https://lavarla.com/tunali-civarindaki-yeni-butik-mekanlari-kesfettik/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Lavarla]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 08 Jun 2018 09:30:02 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Mekan]]></category>
		<category><![CDATA[Pusula]]></category>
		<category><![CDATA[Ayrancı]]></category>
		<category><![CDATA[Esat]]></category>
		<category><![CDATA[Mekanlar]]></category>
		<category><![CDATA[Tunalı]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://lavarla.com/?p=24480</guid>

					<description><![CDATA[<p><span class="reading-mode-buttons"></span>Son dönemde ara sokaklarda bir canlılık var. Tunalı veya Ayrancı&#8217;da girdiğiniz sakin bir sokak sizi sürprizlerle karşılayabiliyor. Çünkü şehrin ana hatlarında görmeye alışık olduğumuz mekanlar son dönemde ara sokaklara serpildi. Üstelik hepsinin ayrı bir rengi, farklı bir konsepti var. Tunalı ve Ayrancı civarında keşfedebileceğiniz butik mekanları listeledik. 1- Kapı Ankara Bu ara her anlamda en [&#8230;]</p>
<p><a href="https://lavarla.com/tunali-civarindaki-yeni-butik-mekanlari-kesfettik/">&lt;span class=&quot;reading-mode-buttons&quot;&gt;&lt;/span&gt;Tunalı Civarındaki Yeni Butik Mekanları Keşfettik&lt;span class=&quot;reading-mode-buttons&quot;&gt;&lt;/span&gt;</a> yazısı ilk önce <a href="https://lavarla.com">Lavarla - Kültür-Sanat ve Kent Yaşamı</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p style="text-align: justify;">Son dönemde ara sokaklarda bir canlılık var. Tunalı veya Ayrancı&#8217;da girdiğiniz sakin bir sokak sizi sürprizlerle karşılayabiliyor. Çünkü şehrin ana hatlarında görmeye alışık olduğumuz mekanlar son dönemde ara sokaklara serpildi. Üstelik hepsinin ayrı bir rengi, farklı bir konsepti var. Tunalı ve Ayrancı civarında keşfedebileceğiniz butik mekanları listeledik.</p>
<h4><strong>1- Kapı Ankara</strong></h4>
<p style="text-align: justify;">Bu ara her anlamda en favori rengimiz yeşil. Doğaya ve doğala dönüş kendini konseptlerde de gösteriyor. Bahçesindeki ağaçların altında Ege esintisiyle önümüze düşmüş kahvaltılar, akşamüzeri arkadaşlarla hoş sohbetler için veya kitabı kapıp da kahve eşliğinde yalnızlığın tadını çıkarmak için yemyeşil bir kapınız var artık.</p>
<p><img loading="lazy" decoding="async" class="aligncenter size-full wp-image-24757" src="https://lavarla.com/wp-content/uploads/2018/05/kapi-kafe-sili-meydani-ankara.jpg" alt="" width="800" height="450" srcset="https://lavarla.com/wp-content/uploads/2018/05/kapi-kafe-sili-meydani-ankara.jpg 800w, https://lavarla.com/wp-content/uploads/2018/05/kapi-kafe-sili-meydani-ankara-300x169.jpg 300w, https://lavarla.com/wp-content/uploads/2018/05/kapi-kafe-sili-meydani-ankara-768x432.jpg 768w, https://lavarla.com/wp-content/uploads/2018/05/kapi-kafe-sili-meydani-ankara-696x392.jpg 696w, https://lavarla.com/wp-content/uploads/2018/05/kapi-kafe-sili-meydani-ankara-747x420.jpg 747w" sizes="(max-width: 800px) 100vw, 800px" /></p>
<p>Adres: Gülden Sok. No: 4/B Kavaklıdere</p>
<h4><strong>2- Kuzgundokuz</strong></h4>
<p style="text-align: justify;">Yönümüzü Ayrancı&#8217;ya çevirelim. Kuzgundokuz Ankara için bir ilki temsil ediyor. İlk kez sadece cheesecake ve nitelikli Türk kahvesini bir arada buluşturan mekan kahve konusunda gerçekten iddialı. İki kardeşin elinden çıkan mekanın geçmişinde bolca tecrübe var. Birisi cheesecake&#8217;lerini birçok yerde tattığımız gizli kahraman, diğeri ise turuncu kahve minibüsünden tanıdığımız Ozo. Bu ikili birbirine yakışan başka bir ikili olan cheesecake-kahve ile Ankaralıları bekliyor.</p>
<p><img loading="lazy" decoding="async" class="aligncenter size-full wp-image-24758" src="https://lavarla.com/wp-content/uploads/2018/05/kuzgun-dokuz-kafe-cheesecake-ankara-lavarla.jpg" alt="" width="800" height="450" srcset="https://lavarla.com/wp-content/uploads/2018/05/kuzgun-dokuz-kafe-cheesecake-ankara-lavarla.jpg 800w, https://lavarla.com/wp-content/uploads/2018/05/kuzgun-dokuz-kafe-cheesecake-ankara-lavarla-300x169.jpg 300w, https://lavarla.com/wp-content/uploads/2018/05/kuzgun-dokuz-kafe-cheesecake-ankara-lavarla-768x432.jpg 768w, https://lavarla.com/wp-content/uploads/2018/05/kuzgun-dokuz-kafe-cheesecake-ankara-lavarla-696x392.jpg 696w, https://lavarla.com/wp-content/uploads/2018/05/kuzgun-dokuz-kafe-cheesecake-ankara-lavarla-747x420.jpg 747w" sizes="(max-width: 800px) 100vw, 800px" /></p>
<p>Adres: Ayrancı Mahallesi, Kuzgun Cd No:9</p>
<h4><strong>3-Let&#8217;s Bake</strong></h4>
<p style="text-align: justify;">Ev yapımı tatlıların sevdiğimiz yeni adresi Let&#8217;s Bake &#8220;Biraz tatlı biraz tuzlu&#8221; sloganıyla hayatımıza gireli çok az oldu. Ev yapımı denince bu ara akan sular duruyor hepimizde. Let&#8217;s Bake hem yapıp yediriyor, hem de öğretiyor.</p>
<p><img loading="lazy" decoding="async" class="aligncenter size-full wp-image-24759" src="https://lavarla.com/wp-content/uploads/2018/05/lets-bake-artisan-ayranci-mekanlari-ankara-lavarla.jpg" alt="" width="800" height="450" srcset="https://lavarla.com/wp-content/uploads/2018/05/lets-bake-artisan-ayranci-mekanlari-ankara-lavarla.jpg 800w, https://lavarla.com/wp-content/uploads/2018/05/lets-bake-artisan-ayranci-mekanlari-ankara-lavarla-300x169.jpg 300w, https://lavarla.com/wp-content/uploads/2018/05/lets-bake-artisan-ayranci-mekanlari-ankara-lavarla-768x432.jpg 768w, https://lavarla.com/wp-content/uploads/2018/05/lets-bake-artisan-ayranci-mekanlari-ankara-lavarla-696x392.jpg 696w, https://lavarla.com/wp-content/uploads/2018/05/lets-bake-artisan-ayranci-mekanlari-ankara-lavarla-747x420.jpg 747w" sizes="(max-width: 800px) 100vw, 800px" /></p>
<p>Adres: Yeşilyurt Apartmanı, Yeşilyurt Sk. No:5/A</p>
<h4><strong>5- Variante Breakfast and Coffee</strong></h4>
<p style="text-align: justify;">Yönümüzü Tunalı&#8217;dan Esat&#8217;a doğru kaydıralım. Abay Kunanbay&#8217;ın sonlarında bizleri kuymak kokusu karşılıyor bu aralar çünkü kahvaltısıyla kısa sürede ünlenen Variante artık burada. Hem doyurucu hem de uygun fiyatlı kahvaltının ve güzel tatlıların adresi bu mekan oldukça da ferah. En güzeli de, günün her saati kahvaltı vermeleri. Akşam kahvaltısı sevenlere de duyurulur.</p>
<p><img loading="lazy" decoding="async" class="aligncenter size-full wp-image-24760" src="https://lavarla.com/wp-content/uploads/2018/05/variante-breakfast-and-coffee-ankara-tunali-mekanlar-kahvalti.jpg" alt="" width="800" height="450" srcset="https://lavarla.com/wp-content/uploads/2018/05/variante-breakfast-and-coffee-ankara-tunali-mekanlar-kahvalti.jpg 800w, https://lavarla.com/wp-content/uploads/2018/05/variante-breakfast-and-coffee-ankara-tunali-mekanlar-kahvalti-300x169.jpg 300w, https://lavarla.com/wp-content/uploads/2018/05/variante-breakfast-and-coffee-ankara-tunali-mekanlar-kahvalti-768x432.jpg 768w, https://lavarla.com/wp-content/uploads/2018/05/variante-breakfast-and-coffee-ankara-tunali-mekanlar-kahvalti-696x392.jpg 696w, https://lavarla.com/wp-content/uploads/2018/05/variante-breakfast-and-coffee-ankara-tunali-mekanlar-kahvalti-747x420.jpg 747w" sizes="(max-width: 800px) 100vw, 800px" /></p>
<p>Adres: Abay Kunanbay Cd. 33/A</p>
<h4><strong>5- Rolls&#8217;n Smiles</strong></h4>
<p style="text-align: justify;">Variante&#8217;den hiç de uzaklaşmadan yolun karşısına geçiyoruz. Bizi burada el yapımı dondurmaları ve krepleriyle Rolls&#8217;n Smiles bekliyor. Nutellalar, bisküviler, meyveler ve dondurmalar bir arada, öte yanda çeşit çeşit tuzlu ve tatlı krepler.</p>
<p><img loading="lazy" decoding="async" class="aligncenter size-full wp-image-24761" src="https://lavarla.com/wp-content/uploads/2018/05/rollsn-smiles-dondurma-krep-pancake-ankara-mekanlar.jpg" alt="" width="800" height="450" srcset="https://lavarla.com/wp-content/uploads/2018/05/rollsn-smiles-dondurma-krep-pancake-ankara-mekanlar.jpg 800w, https://lavarla.com/wp-content/uploads/2018/05/rollsn-smiles-dondurma-krep-pancake-ankara-mekanlar-300x169.jpg 300w, https://lavarla.com/wp-content/uploads/2018/05/rollsn-smiles-dondurma-krep-pancake-ankara-mekanlar-768x432.jpg 768w, https://lavarla.com/wp-content/uploads/2018/05/rollsn-smiles-dondurma-krep-pancake-ankara-mekanlar-696x392.jpg 696w, https://lavarla.com/wp-content/uploads/2018/05/rollsn-smiles-dondurma-krep-pancake-ankara-mekanlar-747x420.jpg 747w" sizes="(max-width: 800px) 100vw, 800px" /></p>
<p>Adres: 32/A, Abay Kunanbay Cd.</p>
<h4><strong>6- Inception Coffee</strong></h4>
<p>Abay Kunanbay bu ara yeni mekan bolluğu yaşıyor denilebilir. Müziği güzel, kahvesi güzel, kendi ferah yeni mekanımız Inception aynı zamanda sanatsal faaliyetlere de göz kırpıyor. Kırmızısını pek sevdiğimiz bu yeni mekanda kahvaltı da veriliyor.</p>
<p><img loading="lazy" decoding="async" class="aligncenter size-full wp-image-24762" src="https://lavarla.com/wp-content/uploads/2018/05/inception-coffee-ankara-tunali-mekanlar-kahvalti-lavarla.jpg" alt="" width="800" height="450" srcset="https://lavarla.com/wp-content/uploads/2018/05/inception-coffee-ankara-tunali-mekanlar-kahvalti-lavarla.jpg 800w, https://lavarla.com/wp-content/uploads/2018/05/inception-coffee-ankara-tunali-mekanlar-kahvalti-lavarla-300x169.jpg 300w, https://lavarla.com/wp-content/uploads/2018/05/inception-coffee-ankara-tunali-mekanlar-kahvalti-lavarla-768x432.jpg 768w, https://lavarla.com/wp-content/uploads/2018/05/inception-coffee-ankara-tunali-mekanlar-kahvalti-lavarla-696x392.jpg 696w, https://lavarla.com/wp-content/uploads/2018/05/inception-coffee-ankara-tunali-mekanlar-kahvalti-lavarla-747x420.jpg 747w" sizes="(max-width: 800px) 100vw, 800px" /></p>
<p>Adres: Abay Kunanbay, 52/B</p>
<h4><strong>7-</strong> <strong>Coffee Log</strong></h4>
<p style="text-align: justify;">Bir biz eksiktik diyerek hayatımıza dalan Coffee Log pıtrak gibi çoğalan üçüncü dalga kahvecilerin farkında yeni bir kahvecimiz. Bahçesinde ağaçlar altında oturabileceğiniz, evcil hayvanlarınızla gelebileceğiniz ferah bir Kennedy kahvecisi. Gece 12&#8217;ye kadar da açık!</p>
<p><img loading="lazy" decoding="async" class="aligncenter size-full wp-image-24763" src="https://lavarla.com/wp-content/uploads/2018/05/coffee-log-kennedy-ankara-mekanlar-tunali.jpg" alt="" width="800" height="450" srcset="https://lavarla.com/wp-content/uploads/2018/05/coffee-log-kennedy-ankara-mekanlar-tunali.jpg 800w, https://lavarla.com/wp-content/uploads/2018/05/coffee-log-kennedy-ankara-mekanlar-tunali-300x169.jpg 300w, https://lavarla.com/wp-content/uploads/2018/05/coffee-log-kennedy-ankara-mekanlar-tunali-768x432.jpg 768w, https://lavarla.com/wp-content/uploads/2018/05/coffee-log-kennedy-ankara-mekanlar-tunali-696x392.jpg 696w, https://lavarla.com/wp-content/uploads/2018/05/coffee-log-kennedy-ankara-mekanlar-tunali-747x420.jpg 747w" sizes="(max-width: 800px) 100vw, 800px" /></p>
<p>Adres: Kennedy Cd., No: 87/A</p>
<p style="text-align: justify;">Ankara&#8217;nın ara sokakları şenlendiği için mutluyuz, her döndüğünüz köşe sizi başka bir sürprizle karşılıyor. Yeni keşiflerinizi bize yazmayı unutmayın. Son olarak, Öykü&#8217;nün <a href="https://twitter.com/oykugoger/status/1003520139705442304" target="_blank" rel="noopener noreferrer">notuyla</a> bitirelim:</p>
<p style="text-align: justify;">Chicago Üniversitesi&#8217;nin araştırması der ki &#8220;Sessizlik de gürültü kadar dikkat dağıtıcı.&#8221; Yani sessiz bir kütüphane bir türlü odaklanamamanızın sebebi olabilir. İdeal çalışma ortamı 70 desibel. Tesadüfe bakın ki ortalama bir kafenin arka plan gürültüsü 70 desibel!</p>
<hr />
<p>Fotoğraflar mekanların Instagram sayfalarından alınmıştır.</p>
<p><a href="https://lavarla.com/tunali-civarindaki-yeni-butik-mekanlari-kesfettik/">&lt;span class=&quot;reading-mode-buttons&quot;&gt;&lt;/span&gt;Tunalı Civarındaki Yeni Butik Mekanları Keşfettik&lt;span class=&quot;reading-mode-buttons&quot;&gt;&lt;/span&gt;</a> yazısı ilk önce <a href="https://lavarla.com">Lavarla - Kültür-Sanat ve Kent Yaşamı</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://lavarla.com/tunali-civarindaki-yeni-butik-mekanlari-kesfettik/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Ankara artık &#8220;Popuplayacak&#8221;</title>
		<link>https://lavarla.com/ankara-artik-popuplayacak/</link>
					<comments>https://lavarla.com/ankara-artik-popuplayacak/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Serkan İzci]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 16 May 2016 18:55:26 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Etkinlik]]></category>
		<category><![CDATA[Pusula]]></category>
		<category><![CDATA[Tasarım]]></category>
		<category><![CDATA[Ankara]]></category>
		<category><![CDATA[Design Market]]></category>
		<category><![CDATA[Pop Up La]]></category>
		<category><![CDATA[Tasarım Market]]></category>
		<category><![CDATA[Tasarım Pazarı]]></category>
		<category><![CDATA[Tunalı]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://lavarla.com/?p=837</guid>

					<description><![CDATA[<p><span class="reading-mode-buttons"></span>Ankara’da alternatif hayatın var olduğunu duyurma iddiasıyla çıktığımız bu yolda, tamamı tasarımcılardan oluşan Tasarım Kafası Ankara ekibi ile güçlerimizi birleştirerek düzenlediğimiz Pop Up La Tunalı etkinliği ile Ankara&#8217;ya alternatif bir tasarım pazarı kazandırdığımız için mutlu ve gururluyuz! Mottosu “tasarımcı kazansın, kazansın ki üretsin” olan etkinlik Voodoo Blues Bar’ın bahçesinde alternatif bir tasarım market olarak tasarlandı ve [&#8230;]</p>
<p><a href="https://lavarla.com/ankara-artik-popuplayacak/">&lt;span class=&quot;reading-mode-buttons&quot;&gt;&lt;/span&gt;Ankara artık &#8220;Popuplayacak&#8221;&lt;span class=&quot;reading-mode-buttons&quot;&gt;&lt;/span&gt;</a> yazısı ilk önce <a href="https://lavarla.com">Lavarla - Kültür-Sanat ve Kent Yaşamı</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p style="text-align: justify;">Ankara’da alternatif hayatın var olduğunu duyurma iddiasıyla çıktığımız bu yolda, tamamı tasarımcılardan oluşan Tasarım Kafası Ankara ekibi ile güçlerimizi birleştirerek düzenlediğimiz Pop Up La Tunalı etkinliği ile Ankara&#8217;ya alternatif bir tasarım pazarı kazandırdığımız için mutlu ve gururluyuz!</p>
<p style="text-align: justify;"><img loading="lazy" decoding="async" class="aligncenter wp-image-839 size-large" src="http://lavarla.com/wp-content/uploads/2016/05/pop-up-la-2-1024x678.jpg" alt="pop up la (2)" width="800" height="530" srcset="https://lavarla.com/wp-content/uploads/2016/05/pop-up-la-2-1024x678.jpg 1024w, https://lavarla.com/wp-content/uploads/2016/05/pop-up-la-2-300x199.jpg 300w, https://lavarla.com/wp-content/uploads/2016/05/pop-up-la-2-768x508.jpg 768w, https://lavarla.com/wp-content/uploads/2016/05/pop-up-la-2.jpg 1478w" sizes="(max-width: 800px) 100vw, 800px" /></p>
<p style="text-align: justify;">Mottosu “tasarımcı kazansın, kazansın ki üretsin” olan etkinlik Voodoo Blues Bar’ın bahçesinde alternatif bir tasarım market olarak tasarlandı ve 16 tasarımcıya ev sahipliği yaptı. Ayrıca etkinlikte ODTÜ Pati Dostları’nın yaptığı satışlar ile sokak hayvanlarının veteriner masraflarına destek sağlandı.</p>
<p style="text-align: justify;"><img loading="lazy" decoding="async" class="aligncenter wp-image-840 size-large" src="http://lavarla.com/wp-content/uploads/2016/05/pop-up-la-1-1024x678.jpg" alt="pop up la (1)" width="800" height="530" srcset="https://lavarla.com/wp-content/uploads/2016/05/pop-up-la-1-1024x678.jpg 1024w, https://lavarla.com/wp-content/uploads/2016/05/pop-up-la-1-300x199.jpg 300w, https://lavarla.com/wp-content/uploads/2016/05/pop-up-la-1-768x508.jpg 768w, https://lavarla.com/wp-content/uploads/2016/05/pop-up-la-1.jpg 1478w" sizes="(max-width: 800px) 100vw, 800px" /></p>
<p style="text-align: justify;">Markete gelen misafirler iki gün boyunca hem indirimli alışveriş yapma hem de müzik direktörü Bizbize Organizasyon’un birbirinden güzel müzikleriyle kafa dağıtma ve stres atma imkanı buldu.</p>
<p style="text-align: justify;"><img loading="lazy" decoding="async" class="wp-image-851 size-medium alignleft" src="http://lavarla.com/wp-content/uploads/2016/05/DRK_6343-e1463424585176-264x300.jpg" alt="pop up la- bizbize" width="264" height="300" srcset="https://lavarla.com/wp-content/uploads/2016/05/DRK_6343-e1463424585176-264x300.jpg 264w, https://lavarla.com/wp-content/uploads/2016/05/DRK_6343-e1463424585176-768x874.jpg 768w, https://lavarla.com/wp-content/uploads/2016/05/DRK_6343-e1463424585176-900x1024.jpg 900w, https://lavarla.com/wp-content/uploads/2016/05/DRK_6343-e1463424585176.jpg 968w" sizes="(max-width: 264px) 100vw, 264px" /></p>
<p style="text-align: justify;"><img loading="lazy" decoding="async" class="alignleft wp-image-841 size-medium" src="http://lavarla.com/wp-content/uploads/2016/05/pop-up-la-4-199x300.jpg" alt="pop up la (4)" width="199" height="300" srcset="https://lavarla.com/wp-content/uploads/2016/05/pop-up-la-4-199x300.jpg 199w, https://lavarla.com/wp-content/uploads/2016/05/pop-up-la-4-768x1159.jpg 768w, https://lavarla.com/wp-content/uploads/2016/05/pop-up-la-4-678x1024.jpg 678w, https://lavarla.com/wp-content/uploads/2016/05/pop-up-la-4.jpg 979w" sizes="(max-width: 199px) 100vw, 199px" /></p>
<p style="text-align: justify;">Etkinliğin amacı tasarımcılarla Ankaralıları sıcak bir ortamda bir araya getirmek ve tasarımcıdan komisyon almadan üretim sürecini teşvik edebilmekti. Pop Up La serisinin ilk ayağı olan etkinliğe ilgi ise beklenenin oldukça üzerindeydi.</p>
<p style="text-align: justify;">Hem tasarımcılar hem de misafirlerden gelen olumlu geri dönüşler, Ankara’nın ihtiyacı olan alternatif etkinliklerin hem üretici hem de tüketici yararına yapılmasının önemli olduğunu bir kere daha kanıtlamış oldu.</p>
<p style="text-align: justify;"><img loading="lazy" decoding="async" class="aligncenter wp-image-845 size-large" src="http://lavarla.com/wp-content/uploads/2016/05/gossip-box-pop-up-la-1024x678.jpg" alt="gossip box- pop up la" width="800" height="530" srcset="https://lavarla.com/wp-content/uploads/2016/05/gossip-box-pop-up-la-1024x678.jpg 1024w, https://lavarla.com/wp-content/uploads/2016/05/gossip-box-pop-up-la-300x199.jpg 300w, https://lavarla.com/wp-content/uploads/2016/05/gossip-box-pop-up-la-768x509.jpg 768w, https://lavarla.com/wp-content/uploads/2016/05/gossip-box-pop-up-la.jpg 1232w" sizes="(max-width: 800px) 100vw, 800px" /></p>
<p style="text-align: justify;">Etkinlik boyunca gelen misafirler ve tasarımcılar anonim olarak söylemek istediklerini &#8220;Gossip-Box&#8221;a yazdılar. Çok güzel ve eğlenceli dedikodular vardı ama malesef hepsini yayınlayamıyoruz =) Sizler için seçtiklerimizi aynen yazıyoruz;</p>
<p style="text-align: justify;"><em>*Ortam çok güzel, müzikler çok güzel, dayımın oğlu nişanlanıyor gitmem lazım!</em></p>
<p style="text-align: justify;"><em>*Çok manyaksınız =)</em></p>
<p style="text-align: justify;"><em>*Tasarımcı dostu Pop Up la, çok yaşa!</em></p>
<p style="text-align: justify;"><em>*Allahım ne kadar da harika bir etkinlik!</em></p>
<p style="text-align: justify;"><em>*Cebi tek satsan nolurdu Serkan!?</em></p>
<p style="text-align: justify;"><em>*Ben güzel kızlara geldim =) </em></p>
<p style="text-align: justify;"><em>*Ne dedikodusu ayol! Pek güzel yürekli insanlar=) Nice pop up lara!</em></p>
<p style="text-align: justify;"><em>*Mahal&#8217;in tasarımları çok güzel!</em></p>
<p style="text-align: justify;"><em>*Okuldan kaçtım</em></p>
<p style="text-align: justify;"><em>*Daha çok hayvan olsaydı keşke &lt;3</em></p>
<p style="text-align: justify;"><em>*Biraz seçici ol lütfen</em></p>
<p style="text-align: justify;"><em>*Popuplamak çok eğlenceli!</em></p>
<p style="text-align: justify;"><em>*Ananıda al gel! Anneler günü kutlu olsun</em></p>
<p style="text-align: justify;"><em>*Suratsız değil güleryüzlü tasarımcıların pazarı. Hepiniz çok yetenekli ve harikasınız.Böyle şeylerin daha çok olmasını isteriz. Başarılar!</em></p>
<p style="text-align: justify;"><em>*Bence berk çok tatlı!</em></p>
<p style="text-align: justify;"><em>*Baya para harcadık</em></p>
<p style="text-align: justify;"><em>*Bira niye bedava değil?</em></p>
<p style="text-align: justify;"><em>*Duygu Seramik, geldi gönlümün efendisi! &lt;3</em></p>
<p style="text-align: justify;"><em>*Ay ne güzel ORTAAAM!</em></p>
<p style="text-align: justify;"><em>*Tütülü tişört alın bana=(</em></p>
<p style="text-align: justify;"><em>*Eylül çok şirin değil mi ?</em></p>
<p style="text-align: justify;"><em>*İsmi üzerinde bir oturup iki düşündüğümüz Pop Up La market pazarı gönlümüzde bir yangın yaratarak çevremizdeki bir çok kişiyi ateşlendirdi. Gerek hawai müzikleri gerek baldan tatlı sıcakkanlı, girişken organizasyoncuları ile bizlere &#8220;Bundan sonraki etkinlik ne zaman, nasıl ve nerede olacak?&#8221; sorusu sorduran bu güzel ekibin başarılarını tez zamanda görmek dileğiyle! C.V.</em></p>
<p style="text-align: justify;">Ve tabiki Pop Up La videosu;</p>
<p><iframe width="800" height="450" src="https://www.youtube.com/embed/wa9g_3z0iu8?feature=oembed" frameborder="0" allowfullscreen></iframe></p>
<p style="text-align: justify;">Önümüzdeki günlerde <strong>Lavarla</strong> ve <strong>Tasarım Kafası Ankara</strong> ekibi “Popuplamaya” devam edecek, sıradaki etkinlikler için takipte kalın!</p>
<p><a href="https://lavarla.com/ankara-artik-popuplayacak/">&lt;span class=&quot;reading-mode-buttons&quot;&gt;&lt;/span&gt;Ankara artık &#8220;Popuplayacak&#8221;&lt;span class=&quot;reading-mode-buttons&quot;&gt;&lt;/span&gt;</a> yazısı ilk önce <a href="https://lavarla.com">Lavarla - Kültür-Sanat ve Kent Yaşamı</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://lavarla.com/ankara-artik-popuplayacak/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Kahveciler Sokağı&#8217;nın İlk Adımı: Crop Coffee Shop (Kapandı)</title>
		<link>https://lavarla.com/kahveciler-sokaginin-ilk-adimi-crop-coffee-shop/</link>
					<comments>https://lavarla.com/kahveciler-sokaginin-ilk-adimi-crop-coffee-shop/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Lavarla]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 13 Apr 2016 13:20:36 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Mekan]]></category>
		<category><![CDATA[Pusula]]></category>
		<category><![CDATA[Ankara]]></category>
		<category><![CDATA[Bülten Sokak]]></category>
		<category><![CDATA[Lavarla]]></category>
		<category><![CDATA[Tunalı]]></category>
		<category><![CDATA[Üçüncü Dalga Kahvecilik]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://lavarla.com/?p=615</guid>

					<description><![CDATA[<p><span class="reading-mode-buttons"></span>Muhtemelen Ankara’da bir Kahveciler Sokağı olduğunu bu yazıya kadar bilmiyordunuz -ki resmi olarak da zaten böyle bir sokak yok. Gözünüzde canlandırdığınız kahveci hacıdedeleri bir kenara koyun, çünkü biz üçüncü dalgacılardan bahsediyoruz. Bugün size tanıtmak istediğimiz Tunalı’nın sakin ve yeşil sokaklarından Bülten Sokak’ı saran Üçüncü Dalga kahve dükkanlarının sonuncusu, Elizin Pastanesi’nden döndüğünüzde yolun sağ tarafında kalan [&#8230;]</p>
<p><a href="https://lavarla.com/kahveciler-sokaginin-ilk-adimi-crop-coffee-shop/">&lt;span class=&quot;reading-mode-buttons&quot;&gt;&lt;/span&gt;Kahveciler Sokağı&#8217;nın İlk Adımı: Crop Coffee Shop (Kapandı)&lt;span class=&quot;reading-mode-buttons&quot;&gt;&lt;/span&gt;</a> yazısı ilk önce <a href="https://lavarla.com">Lavarla - Kültür-Sanat ve Kent Yaşamı</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p style="text-align: justify;">Muhtemelen Ankara’da bir Kahveciler Sokağı olduğunu bu yazıya kadar bilmiyordunuz -ki resmi olarak da zaten böyle bir sokak yok. Gözünüzde canlandırdığınız kahveci hacıdedeleri bir kenara koyun, çünkü biz üçüncü dalgacılardan bahsediyoruz. Bugün size tanıtmak istediğimiz Tunalı’nın sakin ve yeşil sokaklarından Bülten Sokak’ı saran Üçüncü Dalga kahve dükkanlarının sonuncusu, Elizin Pastanesi’nden döndüğünüzde yolun sağ tarafında kalan ilk dükkandaki Crop Coffee Shop. Sokağın üçüncü ve en genç kahvecisiyken dördüncünün de açılacağını buradan duyduk. Bülten Sokak bizim için artık bir <strong>Kahveciler Sokağı.</strong></p>
<p style="text-align: justify;"><img loading="lazy" decoding="async" class="aligncenter" src="http://www.whoneedsmaps.com/wp-content/themes/Paragon/timthumb/timthumb.php?src=http://www.whoneedsmaps.com/wp-content/uploads/but-first-coffee.jpg&amp;w=850&amp;h=430" alt="" width="782" height="396" /><br />
Crop’a geçmeden önce “bu Üçüncü Dalga nedir yahu her yerde karşımıza çıkıyor” dediğinizi duyar gibiyiz. Bu akım için “kahvenin bir zanaat haline gelmesi” desek çok da yanlış olmaz sanıyoruz, çünkü Üçüncü Dalga kahveyle tarladan çıkışından itibaren çok özel bir şekilde ilgilenmeyi içerisinde barındırıyor. Kısaca aslında kahveye karşı hunharca davranmaktan vazgeçiliyor, hasadından masaya gelişine kadar her aşamada özen gösteriliyor.</p>
<p style="text-align: justify;"><img loading="lazy" decoding="async" class="aligncenter" src="https://techberlin.com/media/CACHE/images/articles/Schermata_2015-05-03_a_22.36.17/f087ca6db2a607653702b7a67f4a0107.jpg" alt="" width="407" height="271" /><br />
Bu akımla kahve çekirdeğinin aromasını keşfe çıkıyoruz, bir şarap tadımcısı gibi kahve tatmayı öğreniyoruz. Yani kahvenin ilk yudumunda bardağı masaya bırakıp sohbete devam etmiyoruz, gözlerimizi kısıyoruz ve aromayı hissetmeye çalışıyoruz. Hissetmesek de pek belli etmiyoruz. Şu an için aramızda kahvelerin hepsinden aynı tadı alan kişi oranının oldukça yüksek olduğunu biliyoruz ama merak etmeyin, Ankara’da kahve dükkanları arttıkça kahve çekirdekleri de çeşitleniyor, bu da sizin de dilinizi aromatik lezzetler için farklı denemeler yaparak eğitebileceğiniz anlamına geliyor!</p>
<figure id="attachment_619" aria-describedby="caption-attachment-619" style="width: 2816px" class="wp-caption aligncenter"><img loading="lazy" decoding="async" class="wp-image-619 size-full" src="http://lavarla.com/wp-content/uploads/2016/04/1460553218685.jpg" alt="Matruşka Tasarım'ın &quot;Kim bunlar?&quot; isimli çalışması Crop'un dekorasyonunun bizce en güzel parçası" width="2816" height="1816" /><figcaption id="caption-attachment-619" class="wp-caption-text">Matruşka Tasarım&#8217;ın &#8220;Kim bunlar?&#8221; isimli çalışması Crop&#8217;un dekorasyonunun bizce en güzel parçası</figcaption></figure>
<p style="text-align: justify;">İşin en güzel yanı, kahve dükkanlarının tematik dekorasyonları. Bu dekorasyonlarda tabi ki kahve vurgusunun yanında “yeşil” de öne çıkmakta. Hayır, bu yeşil renk olan yeşil değil bitki olan yeşil ve en favori yeşil de görülen o ki <strong>kaktüs</strong>! Bunun dışında her rengin pastel olarak kullanılması, farklı karton bardak dizaynları, büyük ampuller, dükkanların bir köşesinde satılık tasarım ürünler de öne çıkmakta. Bir de fayanslar tabi, artık dümdüz ve şekilsiz değiller, çoğu yerde çok güzel desenlere sahipler.<br />
Kahvecilerin bir ortak özelliği de en kalabalık meydanlarda veya caddelerde değil genelde sokak aralarında olmaları. Ankara Üçüncü Dalga kahve konusunda yeni ama asla yetersiz değil bizim için. Crop bu şehirde açılan kaçıncı kahve dükkanı bilmiyoruz ama açılalı 4 ay olmasına rağmen şimdiden kendi kitlesini oluşturdu bile.</p>
<p style="text-align: justify;"><img loading="lazy" decoding="async" class="aligncenter wp-image-624 size-full" src="http://lavarla.com/wp-content/uploads/2016/04/1460553173380-2.jpg" alt="1460553173380" width="3264" height="1791" /><br />
Kahvenin tadına gelirsek, Crop’ta az sütlü espresso deneme fırsatı bulduk ve gurmelik iddiamızın olmadığı gerçeği bir yanda dururken söylemeliyiz ki ba-yıl-dık! İşletmenin ortağı Kıvanç Hanım kahve çekirdeklerinin sipariş verdiklerinde kavrularak kendilerine gönderildiğini söyledi ve bizim kahvemizi de siparişi aldıktan sonra taze taze çekti.</p>
<p style="text-align: justify;"><img loading="lazy" decoding="async" class="alignnone size-full wp-image-623 aligncenter" src="http://lavarla.com/wp-content/uploads/2016/04/1460553305032-1.jpg" alt="1460553305032" width="649" height="365" /></p>
<p style="text-align: justify;">Instagram tadıcıları Crop’u keşfetti mi diye sorduk, tabi ki beklediğimiz cevabı aldık: Çoktan. Sonuçta Bülten Sokak bir Karaköy, Ankara da bir İstanbul değil ki açılan kahvecilere gitmeye yetişemeyecek gibi olalım.</p>
<p style="text-align: justify;"><img loading="lazy" decoding="async" class="alignnone size-large wp-image-620 aligncenter" src="http://lavarla.com/wp-content/uploads/2016/04/1460553078590-1-1024x576.jpg" alt="1460553078590" width="709" height="398" /></p>
<p style="text-align: justify;">İki güzel haber de verelim, Crop&#8217;ta Matruşka Tasarım&#8217;a ait tasarım ürünleri satın alma şansınız var ve ilerleyen günlerde Crop Coffee Shop bir müzik etkinliği düzenlemeyi planlıyor, instagram hesaplarını ya da Lavarla’yı takipte kalın deriz!</p>
<p style="text-align: justify;">Gelecek yazılarda Kahveciler Sokağı’nda takılmaya devam edeceğiz, bekleyin.</p>
<p><a href="https://lavarla.com/kahveciler-sokaginin-ilk-adimi-crop-coffee-shop/">&lt;span class=&quot;reading-mode-buttons&quot;&gt;&lt;/span&gt;Kahveciler Sokağı&#8217;nın İlk Adımı: Crop Coffee Shop (Kapandı)&lt;span class=&quot;reading-mode-buttons&quot;&gt;&lt;/span&gt;</a> yazısı ilk önce <a href="https://lavarla.com">Lavarla - Kültür-Sanat ve Kent Yaşamı</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://lavarla.com/kahveciler-sokaginin-ilk-adimi-crop-coffee-shop/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
