<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Lavarla &#8211; Kültür-Sanat ve Kent Yaşamı</title>
	<atom:link href="https://lavarla.com/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://lavarla.com/</link>
	<description>Lavarla için her insan ve her hikaye, ucundan Ankara&#039;ya dokunuyorsa anlatmaya değerdir.</description>
	<lastBuildDate>Fri, 10 Jul 2026 09:20:39 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	<generator>https://wordpress.org/?v=6.8.2</generator>

<image>
	<url>https://lavarla.com/wp-content/uploads/2024/05/fav-150x150.png</url>
	<title>Lavarla &#8211; Kültür-Sanat ve Kent Yaşamı</title>
	<link>https://lavarla.com/</link>
	<width>32</width>
	<height>32</height>
</image> 
	<item>
		<title>Pankartların peşinde: Cerezo Osaka</title>
		<link>https://lavarla.com/pankartlarin-pesinde-cerezo-osaka/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Özgenur Aydın]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 10 Jul 2026 08:18:04 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Gezi]]></category>
		<category><![CDATA[Pusula]]></category>
		<category><![CDATA[Spor]]></category>
		<category><![CDATA[bilet almak]]></category>
		<category><![CDATA[gatcha]]></category>
		<category><![CDATA[Japınya'da maç]]></category>
		<category><![CDATA[Japonya]]></category>
		<category><![CDATA[sakura]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://lavarla.com/?p=140651</guid>

					<description><![CDATA[<p>Doğduğundan beri fanatiği olduğu takımın yüzlerce maçına giden, Türkiye’nin bir kısmını sadece deplasmanla gezen biri olarak ilk defa tam anlamıyla bambaşka bir ülkede tribün ortamını gözlemleme şansı buldum. En büyük hayallerimden biri, farklı ülkelerde özellikle futbol maçlarına gidip tribünde olmak. Bu yazı, groundhopping niyetiyle yazılmış ama bir o kadar da ilklerin heyecanını yansıtan bir yolculuktur. [&#8230;]</p>
<p><a href="https://lavarla.com/pankartlarin-pesinde-cerezo-osaka/">&lt;span class=&quot;reading-mode-buttons&quot;&gt;&lt;/span&gt;Pankartların peşinde: Cerezo Osaka&lt;span class=&quot;reading-mode-buttons&quot;&gt;&lt;/span&gt;</a> yazısı ilk önce <a href="https://lavarla.com">Lavarla - Kültür-Sanat ve Kent Yaşamı</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Doğduğundan beri fanatiği olduğu takımın yüzlerce maçına giden, Türkiye’nin bir kısmını sadece deplasmanla gezen biri olarak ilk defa tam anlamıyla bambaşka bir ülkede tribün ortamını gözlemleme şansı buldum. En büyük hayallerimden biri, farklı ülkelerde özellikle futbol maçlarına gidip tribünde olmak. Bu yazı, <em>groundhopping </em>niyetiyle yazılmış ama bir o kadar da ilklerin heyecanını yansıtan bir yolculuktur.</p>
<p>Hem tribün kültürüne hem futbola oldukça ilgi duyan biri olarak tuttuğum takım dışında gideceğim ilk maçın Osaka’da Cerezo Osaka – Avispa Fukuoka karşılaşması olmasını ben de hayal edemezdim. Farklı ülkelere gidip bulunmak istediğim tribünlerden bir rota çıkartıp seyahat etmeyi düşlerdim ancak maddiyat, kurumsal çalışma hayatı, vize gibi birçok dertten bunu yapamamıştım. En yakın dostlarımdan birine 2024’ün sonunda “Ya seneye beraber Japonya planı mı yapsak?” dedikten sonra hızlıca harekete geçtik. Daha öncesinde aileyle ve okulla seyahatler gibi küçük çaplı yolculuklar dışında ikimizin de çok seyahat tecrübesi yoktu. Fakat yaklaşık iki haftalık Japonya seyahatinin ardından tüm yan görevleri tamamlamışız gibi ustalık seviyesine evrildiğimizi, Japonya’nın ardından artık birçok seyahate çıktığımızı ve her seferinde orada öğrendiklerimizin bize yol gösterdiğini söyleyebilirim.</p>
<h2>Japonya’da maç bileti almak</h2>
<p>Bu bir Japonya seyahat yazısı değil dolayısıyla topu Yodoko Sakura Stadyumu’na doğru sürüyorum. Japonya’ya gideceğimiz tarihler belli olunca J1 fikstürüne bakmaya başladım. Sırasıyla Tokyo, Kyoto ve Osaka’yı gezdiğimiz planda, tarihlere göre en uygun maç Osaka gününe denk geliyordu. 24 Mayıs 2025 tarihinde Cerezo Osaka – Avispa Fukuoka maçı için planlamalarıma başladım. Bu konuda en çok yararlandığım yer Reddit oldu. Turist ya da groundhopper olarak gelmek isteyenlere verilen cevaplardan yola çıkarak biletlerin Cerezo Osaka’nın web sitesinden ya da maç günü stadyumdan alınabileceğini öğrendim. Genelde biletler yaklaşık bir ay öncesinde satışa çıkıyor ve Google ya da Apple Pay ile ödeme yapılabiliyor. İşi şansa bırakmamak adına takımın <a href="https://www.cerezo.jp/en/" target="_blank" rel="noopener">resmi web sitesinden</a> çok kolay bir şekilde 4500 yen ödeyerek biletimi satın aldım. Tribün gruplarının kale arkasında konumlandığını öğrendikten sonra biletimi oradan almak istedim fakat kale arkasındaki biletler sadece kombineymiş. Ben de o alana en yakın olabileceğim yerden, ana tribün 4. kat 9 numaralı bloktan maçı izledim. Bilet bulma ve alma adımlarında zorlanacağımı düşünüyordum fakat öyle olmadı. Web sitesinde İngilizce seçenek olması, ödeme kolaylığı ve bilet satış tarihlerini takip edince Türkiye’deki sisteme göre çok daha kolay olduğunu belirtebilirim.</p>
<h2>Stadyuma doğru: Yanlış metro durakları ve yardımsever Japon halkı</h2>
<p>Takvim 24 Mayıs’ı gösterdiğinde Kyoto’dan Osaka’ya doğru hızlı trenle yola çıktık. Yaklaşık 30 dakikalık yolculuğun ardından Osaka istasyonunda indik ve Osaka Kalesi’ne doğru yol aldık. Turistik aktivitelerin ardından arkadaşımdan ayrılarak Cerezo Osaka’nın maçlarını oynadığı Yodoko Sakura Stadyumu için metroya ilerledim. Bu an, hem Japonya’da ilk defa tek başıma kaldığım andı hem de <em>groundhopping</em> maceramın tam olarak başlangıcıydı. Sonrasında Japonya’ya gelenlerin en az bir kere yaşayacağı o şeyi yaşadım ve yanlış metroya bindim. Yolda camdan dışarı baktığımda stadyumu gördüm ama o an çok kısa sürdü; metro hızla uzaklaştı ve ben stadyumun geride kalışını dramatik bir şekilde izledim. Sonrasında ilk durakta indim, güvenlik görevlisine stadyum fotoğrafını gösterdim, el hareketleriyle bana bineceğim hattı anlattı ve doğru durakta inmeyi başardım. Burada parantez açarsam, tüm gezimiz boyunca Japonlardan her yardım istediğimizde dil bariyeri olmasına rağmen çok yardımcı olduklarını söylemek isterim.</p>
<p>Metrodan Nagai durağında indiğimde metronun duvarlarının, Cerezo Osaka oyuncuları ve takımın rengi olan pembeyle kaplandığını gördüm. Takımın renkleri çok alışık olmadığımız bir kombinasyon: Pembe ve lacivert. Dünyada az bulunan pembe kulüplerden olan Cerezo Osaka, ilhamını sakuradan (kiraz çiçeği) alıyor ve hem armasında hem renklerinde pembeye yer veriyor. Metrodan çıkarken pembe formalı insanları takip ettim ve yaklaşık on dakikalık bir yürümenin ardından stadyumdaydım. Maçın oynanacağı Yodoko Sakura Stadyumu’nun yanında daha büyük, yakından oldukça görkemli gözüken ve sporseverlere tanıdık gelecek bir stadyum var: Yanmar Nagai Stadyumu. 50 bin kapasiteli stadyum geçmişte Dünya Atletizm Şampiyonası ve Türkiye’nin Senegal ile karşılaştığı 2022 FIFA Dünya Kupası’na ev sahipliği yaptı. Bugün hala özellikle atletizm müsabakaları ve konserler için kullanılmaya devam ediliyor.</p>
<p><img fetchpriority="high" decoding="async" class="size-full wp-image-140667 aligncenter" src="https://lavarla.com/wp-content/uploads/2026/07/Cerezo-Osaka-maci-japonya-1.jpg" alt="" width="820" height="520" srcset="https://lavarla.com/wp-content/uploads/2026/07/Cerezo-Osaka-maci-japonya-1.jpg 820w, https://lavarla.com/wp-content/uploads/2026/07/Cerezo-Osaka-maci-japonya-1-300x190.jpg 300w, https://lavarla.com/wp-content/uploads/2026/07/Cerezo-Osaka-maci-japonya-1-768x487.jpg 768w" sizes="(max-width: 820px) 100vw, 820px" /></p>
<p>Stadyum dışında yemek ve içki için Cerezo Bar diye adlandırılan onlarca seyyar büfe bulunuyordu. En çok gördüğüm yiyecek takoyakiydi ve önünde uzunca bir sıra vardı. Okonomiyaki, burger, udon noodle ve domuz etli bun da diğer seçenekler arasındaydı.</p>
<p>Stadyum, Nagai Park’ın içinde yer alıyor. Park; müze, devasa spor tesisleri, parklar ve botanik bahçelerini içinde barındırıyor. Futbol dışında ragbi, Amerikan futbolu, sumo, yüzme gibi dallarda birçok profesyonel sporcunun ve izleyicinin duraklarından birini oluşturuyor. Stadyumun yapısı ve bulunduğu konum oldukça ilginç. Güneyinde küçük bir mezarlık bulunuyor, yanında bahsettiğim devasa stadyumun etrafında tur atarken tenis kortlarını görebiliyorsunuz.</p>
<p>Bir an önce içeri girmek istediğim için kapıya doğru yöneldim ve Wallet’a eklediğim biletimi gösterdim; ne olur ne olmaz diye biletin çıktısını da yanıma almıştım. Ardından birkaç saniyeliğine öylesine çantama baktılar. Hayatımda içeri bu kadar kolay girebildiğim ilk maç olabilir. Öncesinde stadyuma sokulmaması gereken yasaklı maddeleri araştırmıştım fakat bizdekinin aksine uzayan bir liste yoktu. Teneke ve cam şişelerdeki içecekleri içeri girerken kapıdaki plastik bardaklara doldurmak yeterli. Etrafta sadece güvenlik görevlileri ve stadyum çalışanları bulunuyordu, bu ana kadar hiç polis görmedim. Yönlendirmeleri takip ederek kolayca biletimin yerini buldum, gözlerimi sahaya ve etrafta yankılanan seslerin kaynağına, kale arkası tribününe çevirdim. Kale arkası hıncahınç doluydu, sahada sporcular ve takımın sembolü olan kurt maskotları vardı. Stadyum çevresinde ve içinde en çok gördüğüm semboller, sakura ve kurttu. Maçın başlamasına yarım saat kala içerideki büfeden lokal bir bira seçtim ve Cerezo Osaka amblemli bardağımla tribüne döndüm, bu bir maçta ilk defa içki içebildiğim andı.</p>
<p><img decoding="async" class="size-full wp-image-140659 aligncenter" src="https://lavarla.com/wp-content/uploads/2026/07/maraton_yatay.jpg" alt="" width="2268" height="1814" srcset="https://lavarla.com/wp-content/uploads/2026/07/maraton_yatay.jpg 2268w, https://lavarla.com/wp-content/uploads/2026/07/maraton_yatay-300x240.jpg 300w, https://lavarla.com/wp-content/uploads/2026/07/maraton_yatay-1024x819.jpg 1024w, https://lavarla.com/wp-content/uploads/2026/07/maraton_yatay-768x614.jpg 768w, https://lavarla.com/wp-content/uploads/2026/07/maraton_yatay-1536x1229.jpg 1536w, https://lavarla.com/wp-content/uploads/2026/07/maraton_yatay-2048x1638.jpg 2048w" sizes="(max-width: 2268px) 100vw, 2268px" /></p>
<h2>Sakura pembeleri</h2>
<p>Avispa Fukuoka’nın oldukça az taraftarı vardı. Sette birçok pankartları bulunuyordu ama yaklaşık elli kadar taraftar olduğu ve çok aktif olmadıkları için yazıda onlardan pek bahsedemeyeceğim. Deplasman tribünün dışında her alanın üstü kapalı ve 25 bin kişi kapasiteli stadyumun koltukları pembe, lacivert ve gri renklerden oluşuyor.</p>
<p>1957’de kurulan kulübün ilk adı, traktör ve dizel motor üreticisi Yanmar Diesel’di ve o dönemde lig, büyük ölçüde şirketlerin kurduğu takımlardan oluşuyordu. Japon futbolunun profesyonelleşme döneminde alınan kararla kulübün adı 1993’te Cerezo Osaka olarak değiştirildi. Osaka’nın şehir sembolü sakura, İspanyolcada <em>cerezo </em>demek. Cerezo ve pembe renk, sakuraya gönderme yapıyor. Aslında kulübün altın çağı J1’den öncesine dayanıyor; üç İmparatorluk Kupası, dört lig şampiyonluğu ve üç Lig Kupası kazanan takım, profesyonel liglerin kurulmasıyla ligden düştü ve J1 kuruluşunun ilk sezonunda yer alamadı. O zaman ligde yer alan Osaka’nın diğer büyük takımı Gamba Osaka şehri temsil etti ve Osaka takımları arasındaki derbi rekabeti bu şekilde başladı. 1994’te yeniden lige yükselen pembe-lacivertli takım için işler pek iyi gitmedi ve hep hüsranla sonuçlanan müsabakaların ardından 2017’de şeytanın bacağını kırdı; hem Lig Kupası hem İmparatorluk Kupası’nı kazandı. Ancak Cerezo Osaka’nın son haftaya lider girdiği sezonlar yaşansa da profesyonel dönemde hiç lig şampiyonu olamadı.</p>
<h2>Yüzünü pankartlara çevirmek</h2>
<p><img decoding="async" class="size-full wp-image-140660 aligncenter" src="https://lavarla.com/wp-content/uploads/2026/07/saha_yatay-scaled.jpg" alt="" width="2560" height="1920" srcset="https://lavarla.com/wp-content/uploads/2026/07/saha_yatay-scaled.jpg 2560w, https://lavarla.com/wp-content/uploads/2026/07/saha_yatay-300x225.jpg 300w, https://lavarla.com/wp-content/uploads/2026/07/saha_yatay-1024x768.jpg 1024w, https://lavarla.com/wp-content/uploads/2026/07/saha_yatay-768x576.jpg 768w, https://lavarla.com/wp-content/uploads/2026/07/saha_yatay-1536x1152.jpg 1536w, https://lavarla.com/wp-content/uploads/2026/07/saha_yatay-2048x1536.jpg 2048w" sizes="(max-width: 2560px) 100vw, 2560px" /></p>
<p>O gün Japonya’da tam anlamıyla yağmurlu havayı deneyimlediğim tek gündü fakat şansıma maç öncesinde ve boyunca hiç yağmur yağmadı. Sadece gri bulutların altında alabildiğine pembeyle bürünmüş taraftarlar ve ritmik davul seslerine eşlik eden tezahüratlar vardı. Kulüp marşları ve seremoninin ardından maç başladı. Stadyumun batısında devasa bir ekran bulunuyordu, buradan VAR pozisyonları, skor, oyuncu değişiklikleri gibi durumları takip ettik. Benim olduğum yerde insanlar oturarak ama tüm dikkatiyle maç izliyordu. Yanıma yirmili yaşlarının sonunda olduğunu düşündüğüm, takım elbiseli bir erkek oturdu, bento kutusu ve içkisiyle maçı izledi. Belki de mesaiden sonra koşa koşa maça gelmiştir diye düşündüm. Stadyumda oturma düzeninde insanların yemek yiyebilmesi, içki içebilmesi hala garip geliyordu. İlk fark ettiğim şeylerden biri de kadınların sayısının oldukça fazla olmasıydı, hem benim oturduğum yerde hem de maç çıkışında stadyumun önünde dağılmayan ultras gruplarının arasında birçok kadın yer alıyordu.</p>
<p><img loading="lazy" decoding="async" class="size-full wp-image-140661 aligncenter" src="https://lavarla.com/wp-content/uploads/2026/07/kale_arkasi-scaled.jpg" alt="" width="2560" height="1920" srcset="https://lavarla.com/wp-content/uploads/2026/07/kale_arkasi-scaled.jpg 2560w, https://lavarla.com/wp-content/uploads/2026/07/kale_arkasi-300x225.jpg 300w, https://lavarla.com/wp-content/uploads/2026/07/kale_arkasi-1024x768.jpg 1024w, https://lavarla.com/wp-content/uploads/2026/07/kale_arkasi-768x576.jpg 768w, https://lavarla.com/wp-content/uploads/2026/07/kale_arkasi-1536x1152.jpg 1536w, https://lavarla.com/wp-content/uploads/2026/07/kale_arkasi-2048x1536.jpg 2048w" sizes="(max-width: 2560px) 100vw, 2560px" /></p>
<p>Kale arkası tribünü maçta bir dakika bile es vermeden davul çalmaya, tezahüratlarına ve bayraklarını sallamaya devam etti. Maç boyunca taraftarlar, zıplamaya dayalı hareketleriyle ve bayrak, alkış ve kollarıyla birleşen inanılmaz senkronize bir görüntü sunuyordu. Maçın çoğunda gözüm tribünlerdeydi. İlk düdükle beraber kale arkası tribünü oldukça koordine hareket ediyordu ve her zaman tek ses yükseliyor ve senkron asla bozulmuyordu. Bu dayanıklılığa ve aynı zamanda görsel şovlarına hayran kaldım. Herkes pembe forma ya da ultras grubunun isminin yazdığı pembe-siyah tişörtler, yağmurluklar giymişti. Avrupa tribünlerinden aşina olduğumuz “Allez, allez, allez” gibi tezahürat uyarlamaları da vardı. Fiziken pankartın durabilmesi mümkün olan her yer pankartlarla bezeliydi. Cerezo Osaka’nın en büyük ve tribünü yönlendiren grubu Real Osaka Ultras’ın, arka duvara asılı kendi isimlerinin yazdığı devasa pankart ve sette de asılı birçok pankartı yer alıyordu. Maç öncesi ve sonuna doğru pembe atkılarla ritim tutarak kapanış yaptılar. Bir davul ritmiyle ya da megafonun ardından gelen kısa komutlarla binlerce insan saniyeler içinde senkronize oluyor ve herkes ne yapacağını çok iyi biliyordu. Maç boyunca maçtan ziyade tribünleri izleyerek adeta büyülendim. Kalenin ardında pembeye büyünmüş taraftarlar, hafif rüzgar ve bitmek bitmeyen bir destek vardı.</p>
<h2>Son düdüğe doğru</h2>
<p><img loading="lazy" decoding="async" class="size-full wp-image-140662 aligncenter" src="https://lavarla.com/wp-content/uploads/2026/07/pankart2_yatay.jpg" alt="" width="2268" height="1814" srcset="https://lavarla.com/wp-content/uploads/2026/07/pankart2_yatay.jpg 2268w, https://lavarla.com/wp-content/uploads/2026/07/pankart2_yatay-300x240.jpg 300w, https://lavarla.com/wp-content/uploads/2026/07/pankart2_yatay-1024x819.jpg 1024w, https://lavarla.com/wp-content/uploads/2026/07/pankart2_yatay-768x614.jpg 768w, https://lavarla.com/wp-content/uploads/2026/07/pankart2_yatay-1536x1229.jpg 1536w, https://lavarla.com/wp-content/uploads/2026/07/pankart2_yatay-2048x1638.jpg 2048w" sizes="(max-width: 2268px) 100vw, 2268px" /></p>
<p>Maçta animelerden fırlamış gibi görünen kadın çalışanlar, koltuklar arasında gezinerek bira satıyordu. İlk yarı berabere bitti, ikinci yarıda gol pozisyonları daha fazlaydı. 84. dakikada Masaya Shibyama, takımdaki ilk golünü kaydetti, 90+8’de Rafael Hatton golü buldu ve maç 2-0 sona erdi. Taraftarlar stadyumdan hemen ayrılmadı ve futbolcularla tüm stadyumun duyabildiği ve ekrandan takip edebildiği röportajlar yapıldı. Ardından uzunca bir süre galibiyet kutlandı. Ultras grupları da stadyumun dışında galibiyeti kutlamaya devam etti. Japonya’da da meşale, sis bombası gibi patlayıcı ve yanıcı maddelerin tribüne sokulması yasak, maç öncesinde ya da sonrasında da denk gelmedim. Sanırım yazının bir yerinde yer vermesem üzüleceğim temizlik durumunu da buraya eklemem gerekiyor, stadyumun içi ve onlarca yemek alanının bulunduğu dış alanı tertemizdi. Evet, Japonya’ya gelince hiç çöp görmüyorsunuz ifadesi spor müsabakaları için de geçerliymiş.</p>
<p><img loading="lazy" decoding="async" class="size-full wp-image-140663 aligncenter" src="https://lavarla.com/wp-content/uploads/2026/07/pankart1_yatay.jpg" alt="" width="2268" height="1814" srcset="https://lavarla.com/wp-content/uploads/2026/07/pankart1_yatay.jpg 2268w, https://lavarla.com/wp-content/uploads/2026/07/pankart1_yatay-300x240.jpg 300w, https://lavarla.com/wp-content/uploads/2026/07/pankart1_yatay-1024x819.jpg 1024w, https://lavarla.com/wp-content/uploads/2026/07/pankart1_yatay-768x614.jpg 768w, https://lavarla.com/wp-content/uploads/2026/07/pankart1_yatay-1536x1229.jpg 1536w, https://lavarla.com/wp-content/uploads/2026/07/pankart1_yatay-2048x1638.jpg 2048w" sizes="(max-width: 2268px) 100vw, 2268px" /></p>
<p>Maçtan önce heyecandan uğramayı unuttuğum taraftar mağazasına gittim. Takımın maskotunun ve sakura sembolünün yer aldığı anahtarlıklardan havlulara uzanan geniş bir ürün yelpazesi vardı. Aslında atkı almaya niyetliydim ama formaları görünce dayanamadım, yeni sezonun iç saha formasını aldım. Formanın kol sponsorları arasında Capcom vardı, ayrıca Osaka merkezli şirket, saha kenarındaki LED panolarda da bulunuyordu. Oynadığım Capcom oyunlarını düşünürken Japonya’da keşfettiğim yeni bağımlılığım <em>gatcha</em> makinelerine yöneldim ve bir tane pin aldım.</p>
<figure id="attachment_140665" aria-describedby="caption-attachment-140665" style="width: 2560px" class="wp-caption alignnone"><img loading="lazy" decoding="async" class="wp-image-140665 size-full" src="https://lavarla.com/wp-content/uploads/2026/07/sakuraholic-2-scaled.jpg" alt="" width="2560" height="1920" srcset="https://lavarla.com/wp-content/uploads/2026/07/sakuraholic-2-scaled.jpg 2560w, https://lavarla.com/wp-content/uploads/2026/07/sakuraholic-2-300x225.jpg 300w, https://lavarla.com/wp-content/uploads/2026/07/sakuraholic-2-1024x768.jpg 1024w, https://lavarla.com/wp-content/uploads/2026/07/sakuraholic-2-768x576.jpg 768w, https://lavarla.com/wp-content/uploads/2026/07/sakuraholic-2-1536x1152.jpg 1536w, https://lavarla.com/wp-content/uploads/2026/07/sakuraholic-2-2048x1536.jpg 2048w" sizes="(max-width: 2560px) 100vw, 2560px" /><figcaption id="caption-attachment-140665" class="wp-caption-text">Stadyumun karşı sokağında bulunan Sakuraholic adlı taraftar barı. Vitrinde “Do you have the passion?” yazıyor.</figcaption></figure>
<h2>Tsubasa eski bir hayal değilmiş</h2>
<p>Büyük mutlulukla metroya doğru yürürken ilk <em>groundhopping</em> maceramın sonuna geldim. Ben maçtayken arkadaşım, gezdiği kutu oyunu dükkanından bana <em>Kaptan Tsubasa</em> mangası almış. Japonya’ya gitmeden, gördüğüm Tsubasalı herhangi bir şeyi alma fikrim vardı fakat hiçbir yerde -Akihabara’da geçirdiğimiz zamanda da- bulamamışken artık Tsubasa çok eskilerde kaldı diye düşünmüştüm. Tokyo’da uçaktan indiğimizde metroyla otele giderken bir metro durağının Tsubasa ile kaplı olduğunu görmüştüm. Daha sonrasında burayı internetten araştırdığımda Tsubasa&#8217;nın yaratıcısı Takahashi Yōichi&#8217;nin memleketi Yotsugi’nin durağı olduğunu öğrendim. Aslında bu istasyon <em>Kaptan Tsubasa</em> hayranları arasında çok ünlüymüş, istasyonda mangaya ve futbola dair birçok şey bulunuyor hatta istasyonda anonslar karakterlerin sesiyle yapılıyormuş. Bir diğer Tsubasa’ya rastladığım yer de Osaka öncesinde Kyoto’da Nintendo mağazası için girdiğimiz alışveriş merkezinin üst katında rastgele gördüğümüz altın heykeller sergisiydi. Bu gezici sergide kocaman bir Tsubasa heykeli vardı; 28,3 milyon yen değerindeki heykel, 900 yaprak kadar altın varakla hazırlanmış. Bu heykelle çektirdiğim fotoğraf da Japonya albümüme eklendi.</p>
<p><img loading="lazy" decoding="async" class="aligncenter wp-image-140658 size-full" src="https://lavarla.com/wp-content/uploads/2026/07/IMG_0192-scaled.jpg" alt="" width="2560" height="1920" srcset="https://lavarla.com/wp-content/uploads/2026/07/IMG_0192-scaled.jpg 2560w, https://lavarla.com/wp-content/uploads/2026/07/IMG_0192-300x225.jpg 300w, https://lavarla.com/wp-content/uploads/2026/07/IMG_0192-1024x768.jpg 1024w, https://lavarla.com/wp-content/uploads/2026/07/IMG_0192-768x576.jpg 768w, https://lavarla.com/wp-content/uploads/2026/07/IMG_0192-1536x1152.jpg 1536w, https://lavarla.com/wp-content/uploads/2026/07/IMG_0192-2048x1536.jpg 2048w" sizes="(max-width: 2560px) 100vw, 2560px" /></p>
<p>Japonya, iki hafta boyunca tüm istediklerimi karşıma çıkardı ve artık hayatım boyunca unutamayacağım anlara sahibim. Yol arkadaşım, yenilen onlarca suşi, bambu ormanları, Animal Crossing temalı mutfak eşyaları, Kyoto’da kilometrelerce yürüdüğümüz tapınak yolları, trafik lambası sesleri ve daha birçok hafızamda yer edinen şey bende Japonya özlemi oluşturuyor. Gittiğim ülkeler arasından bende bu kadar net “tekrar gitmeliyim” duygusu oluşturan başka bir ülke olmadı.</p>
<p>Sokakların yansıması tribünlerde var olmaya ve pankartların peşinde kilometrelerce yol katetmeye devam edeceğim.</p>
<p><a href="https://lavarla.com/pankartlarin-pesinde-cerezo-osaka/">&lt;span class=&quot;reading-mode-buttons&quot;&gt;&lt;/span&gt;Pankartların peşinde: Cerezo Osaka&lt;span class=&quot;reading-mode-buttons&quot;&gt;&lt;/span&gt;</a> yazısı ilk önce <a href="https://lavarla.com">Lavarla - Kültür-Sanat ve Kent Yaşamı</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Sound of Europe Festivali beşinci yılında müzikseverlerle buluşmaya hazırlanıyor</title>
		<link>https://lavarla.com/sound-of-europe-festivali-besinci-yilinda-muzikseverlerle-bulusmaya-hazirlaniyor/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Lavarla]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 30 Jun 2026 07:35:07 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Gündem]]></category>
		<category><![CDATA[Ankara]]></category>
		<category><![CDATA[İstanbul]]></category>
		<category><![CDATA[İzmir]]></category>
		<category><![CDATA[Kuğulu Park]]></category>
		<category><![CDATA[Sound of Europe]]></category>
		<category><![CDATA[Temmuz etkinlik]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://lavarla.com/?p=140646</guid>

					<description><![CDATA[<p>Avrupa’nın birbirinden farklı ülkelerinden gelen genç ve yetenekli müzisyenleri Türkiye’deki müzikseverlerle bir araya getirerek onların seslerini ve eserlerini daha geniş kitlelere duyurmayı hedefleyen Sound of Europe Festivali, beşinci yılında tüm coşkusuyla bir kez daha sahne almaya hazırlanıyor. Sound of Europe Festivali, müzik dolu üç günü müzikseverlere armağan etmek üzere 17-19 Temmuz tarihleri arasında İstanbul Alan [&#8230;]</p>
<p><a href="https://lavarla.com/sound-of-europe-festivali-besinci-yilinda-muzikseverlerle-bulusmaya-hazirlaniyor/">&lt;span class=&quot;reading-mode-buttons&quot;&gt;&lt;/span&gt;Sound of Europe Festivali beşinci yılında müzikseverlerle buluşmaya hazırlanıyor&lt;span class=&quot;reading-mode-buttons&quot;&gt;&lt;/span&gt;</a> yazısı ilk önce <a href="https://lavarla.com">Lavarla - Kültür-Sanat ve Kent Yaşamı</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Avrupa’nın birbirinden farklı ülkelerinden gelen genç ve yetenekli müzisyenleri Türkiye’deki müzikseverlerle bir araya getirerek onların seslerini ve eserlerini daha geniş kitlelere duyurmayı hedefleyen Sound of Europe Festivali, beşinci yılında tüm coşkusuyla bir kez daha sahne almaya hazırlanıyor. </strong></p>
<p>Sound of Europe Festivali, müzik dolu üç günü müzikseverlere armağan etmek üzere 17-19 Temmuz tarihleri arasında İstanbul Alan Kadıköy, Ankara Çankaya Kuğulu Park ve İzmir Bostanlı Seyir Terası’nda benzersiz konserlere imza atacak.</p>
<p>Avrupa Birliği’nin Yaratıcı Avrupa Programı çerçevesinde desteklenen ve Avrupa Birliği Ulusal Kültür Enstitüleri (EUNIC) İstanbul ve Ankara kümelerinin önemli bir girişimiyle hayata geçirilen, Avrupa’nın farklı noktalarından seçilen dokuz müzik grubunun yanı sıra Türkiye’den yeni seslerin son beş senedir aynı çatı altında buluştuğu festival; genç yetenekler ile dinleyiciler arasında kültürlerarası bir diyalog kurulmasına hizmet ediyor. Festival, müziğin ötesinde kültürel bir keşif platformu olarak öne çıkıyor.</p>
<h2>Üç farklı şehirde üç gün boyunca kesintisiz müzik</h2>
<p>Üç farklı şehirde eş zamanlı olarak gerçekleştirilecek konserlerde, gerek Avrupa’nın yeni soluk getiren sesleri gerekse Türkiye’den yetenekli sesler ve projeler dinleyicilerle buluşacak.</p>
<p>Katılımın tamamen ücretsiz olduğu bu benzersiz etkinlikte, üç gün boyunca 25’e yakın konserle Avrupa’dan ve Türkiye’den 12’den fazla sanatçı ve grup sahne alacak. Beşinci yılında yeniden müzik tutkunlarıyla buluşacak olan Sound of Europe Festivali, her sene olduğu gibi Avrupa’nın yükselen müzikal enerjisini Türkiye’ye taşırken, Avrupalı ve Türk genç müzisyenler için uluslararası bir platform sunarak yaratıcı projelerin önünü açmaya devam edecek.</p>
<p>Sound of Europe Festivali programına ilerleyen günlerde yeni sanatçı ve gruplar eklenmeye devam edecek.</p>
<h2>25’e yakın konser ve 12’den fazla sanatçı</h2>
<p>Festivalin bu seneki yabancı sanatçıları arasında R&amp;B, Indie ve Pop&#8217;un tüm yönlerini oryantal melodilerle birleştiren Aze, caz ve Akdeniz müziğini birleştiren özgün besteleriyle adını duyuran Mosaïc, çağdaş İspanyol rock müziğinin umut vadeden müzisyenlerinden biri olarak tanınan ve konserleri, izleyicinin kendini tamamen kaptırdığı ve güçlü bir deneyim sunan Nacho Sarria, geleneksel Latin Amerika flütleri, alışılmadık vokaller, elektro gitar, bas hibritleri ve özel elektronikler kullanan Alman ikili Witch &#8216;n&#8217; Monk, alternatif pop müzik tarzı ve tiyatral yeteneğiyle tanınan, Malta doğumlu şarkıcı ve söz yazarı Stefan Galea bulunuyor.</p>
<p>Ayrıca, synth-pop, neo-soul ve indie rock&#8217;ın sinematik bir sentezini sunan, tamamı şarkı yazarı ve multi-enstrümantalistlerden oluşan Future Husband, müzik tarzlarını caz ve rock&#8217;ın enerjik bir birleşimi olan &#8220;loud jazz&#8221; olarak tanımlayan JazzyBit, İtalyan şarkılarının zamansız güzelliğine adanmış, zarif ve büyüleyici bir proje olarak doğan Amar Corda Duo ve müzikleri blues, soul, vintage rock ve indie pop türlerini bir araya getiren sıcacık ritimler, güneşli melodiler ve Polonya nostaljisi içeren, hem zamansız hem de taze bir deneyim sunan shama, sinematik pop müziğini duygusal hikaye anlatıcılığıyla birleştiren bir sanatçı olarak öne çıkan Krick, geleneksel ve çağdaş müzik anlayışını birleştiren Enes Kunduracı ile İzmir’in en köklü Big Band orkestralarından biri olan İzBB Pop Orkestrası da Sound of Europe Festivali kapsamında müzikseverlerle buluşacak.</p>
<p><em>Festivale dair ayrıntılı bilgiye <a href="https://www.soundofeuropeturkey.com/">buradan</a> ulaşabilirsiniz.</em></p>
<p><a href="https://lavarla.com/sound-of-europe-festivali-besinci-yilinda-muzikseverlerle-bulusmaya-hazirlaniyor/">&lt;span class=&quot;reading-mode-buttons&quot;&gt;&lt;/span&gt;Sound of Europe Festivali beşinci yılında müzikseverlerle buluşmaya hazırlanıyor&lt;span class=&quot;reading-mode-buttons&quot;&gt;&lt;/span&gt;</a> yazısı ilk önce <a href="https://lavarla.com">Lavarla - Kültür-Sanat ve Kent Yaşamı</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>BIFED Gökçeada Uluslararası Ekolojik Film Günleri 18–21 Haziran&#8217;da</title>
		<link>https://lavarla.com/bifed-gokceada-uluslararasi-ekolojik-film-gunleri-18-21-haziranda/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Lavarla]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 16 Jun 2026 11:31:08 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Gündem]]></category>
		<category><![CDATA[BIFED]]></category>
		<category><![CDATA[Etkinlik]]></category>
		<category><![CDATA[film günleri]]></category>
		<category><![CDATA[Gökçeada]]></category>
		<category><![CDATA[Sinema]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://lavarla.com/?p=140639</guid>

					<description><![CDATA[<p>BIFED Gökçeada Uluslararası Ekolojik Film Günleri, 18–21 Haziran tarihleri arasında üçüncü kez adanın farklı köşelerindeki hikayeleri, insanları ve mücadeleleri bir araya getiriyor. Bu yılın programında; tarım zehirlerine karşı sesini yükselten çocuklardan, kırsal emeğin görünmeyen yüklerinden doğayla kurulan dayanışma biçimlerine ve deprem sonrası yaşamı yeniden kurmaya çalışan topluluklara uzanan filmler yer alıyor. Ancak BIFED yalnızca filmlerden [&#8230;]</p>
<p><a href="https://lavarla.com/bifed-gokceada-uluslararasi-ekolojik-film-gunleri-18-21-haziranda/">&lt;span class=&quot;reading-mode-buttons&quot;&gt;&lt;/span&gt;BIFED Gökçeada Uluslararası Ekolojik Film Günleri 18–21 Haziran&#8217;da&lt;span class=&quot;reading-mode-buttons&quot;&gt;&lt;/span&gt;</a> yazısı ilk önce <a href="https://lavarla.com">Lavarla - Kültür-Sanat ve Kent Yaşamı</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>BIFED Gökçeada Uluslararası Ekolojik Film Günleri, 18–21 Haziran tarihleri arasında üçüncü kez adanın farklı köşelerindeki hikayeleri, insanları ve mücadeleleri bir araya getiriyor.</p>
<p>Bu yılın programında; tarım zehirlerine karşı sesini yükselten çocuklardan, kırsal emeğin görünmeyen yüklerinden doğayla kurulan dayanışma biçimlerine ve deprem sonrası yaşamı yeniden kurmaya çalışan topluluklara uzanan filmler yer alıyor. Ancak BIFED yalnızca filmlerden ibaret değil. Çok dilli şarkıların yankılandığı bir koro konseri, keçi patikalarının izinde yapılan bir doğa yürüyüşü, çocuklarla birlikte üretilen yaratıcı atölyeler ve adanın farklı noktalarında kurulan karşılaşmalar da bu buluşmanın parçası. Ekolojiyi yalnızca çevrenin korunması olarak değil; yaşam hakkı, emek, hafıza, kültürel çeşitlilik ve toplumsal adaletle birlikte düşünen BIFED, bu yıl da Gökçeada’dan dünyaya uzanan yeni bağlar kurmayı amaçlıyor.</p>
<p>Programı <a href="https://gokceada.bifed.org/program/">buradan</a> inceleyebilirsiniz.</p>
<p><a href="https://lavarla.com/bifed-gokceada-uluslararasi-ekolojik-film-gunleri-18-21-haziranda/">&lt;span class=&quot;reading-mode-buttons&quot;&gt;&lt;/span&gt;BIFED Gökçeada Uluslararası Ekolojik Film Günleri 18–21 Haziran&#8217;da&lt;span class=&quot;reading-mode-buttons&quot;&gt;&lt;/span&gt;</a> yazısı ilk önce <a href="https://lavarla.com">Lavarla - Kültür-Sanat ve Kent Yaşamı</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Derya Şensoy: &#8216;Başıma gelenleri bir kadın olarak anlatma cesareti gösterdim&#8217;</title>
		<link>https://lavarla.com/derya-sensoy-basima-gelenleri-bir-kadin-olarak-anlatma-cesareti-gosterdim/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Ayşegül Turan]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 15 Jun 2026 10:52:33 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Röportaj]]></category>
		<category><![CDATA[derya şensoy]]></category>
		<category><![CDATA[söyleyemedim]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://lavarla.com/?p=140620</guid>

					<description><![CDATA[<p>Derya Şensoy, tek kişilik gösterisi Diyemedim ile 7 Nisan akşamı CerModern’de Ankara izleyicisiyle buluştu. Şubat 2026’da çocukluğunun geçtiği Ses Tiyatrosu’nda prömiyer yapan Diyemedim, Şensoy’un kaleminden çıkan ve tek başına sahnelediği ilk oyun. İlk olmasına rağmen oyunu yazarların “ilk romanı” gibi bir kategoride değerlendirmek haksızlık olur çünkü içinde büyüdüğü Ses Tiyatrosu’nun birikimini sahneye taşıyarak perdeyi doğrudan [&#8230;]</p>
<p><a href="https://lavarla.com/derya-sensoy-basima-gelenleri-bir-kadin-olarak-anlatma-cesareti-gosterdim/">&lt;span class=&quot;reading-mode-buttons&quot;&gt;&lt;/span&gt;Derya Şensoy: &#8216;Başıma gelenleri bir kadın olarak anlatma cesareti gösterdim&#8217;&lt;span class=&quot;reading-mode-buttons&quot;&gt;&lt;/span&gt;</a> yazısı ilk önce <a href="https://lavarla.com">Lavarla - Kültür-Sanat ve Kent Yaşamı</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Derya Şensoy, tek kişilik gösterisi <em>Diyemedim</em> ile 7 Nisan akşamı CerModern’de Ankara izleyicisiyle buluştu. Şubat 2026’da çocukluğunun geçtiği Ses Tiyatrosu’nda prömiyer yapan <em>Diyemedim</em>, Şensoy’un kaleminden çıkan ve tek başına sahnelediği ilk oyun. İlk olmasına rağmen oyunu yazarların “ilk romanı” gibi bir kategoride değerlendirmek haksızlık olur çünkü içinde büyüdüğü Ses Tiyatrosu’nun birikimini sahneye taşıyarak perdeyi doğrudan profesyonel ligde açmış.</p>
<p><em>Diyemedim</em>&#8216;de Derya Şensoy, kilo aldığı dönemde maruz kaldığı tepkileri trajikomik bir dille anlatırken, günümüzde giderek bir ticaret kalemine dönüşen sağlık sektörünü de ikinci bir manşet olarak açıyor. Eğer sekiz sütuna manşet, ilişkilerdeki sınır ihlaliyse yani bir insanı gözümüzle tartmak, görünüşüne göre değerlendirmek ve bunu patavatsızca dile getirmekse, ikinci manşet de çözümü hızla paketleyip satan ama meselenin özünü ıskalayan bir yaklaşımda.</p>
<p>Bu vesileyle, Amerika’daki üniversite yıllarından beri takip ettiğim, verdiği ilhamla 2013’te kitaplığımı renklere göre düzenlediğim, evdeki saksılara lego adamlar eklediğim Derya Şensoy’a mikrofon uzattım. 36 yaşında kendisine yeni bir alan açan Şensoy ile dizi ve sinema oyunculuğundan illüstrasyona, takı tasarımından oyun yazarlığına uzanan çok yönlü üretimini konuştuk.</p>
<p><strong><em>Diyemedim</em> bir fikir olarak nasıl doğdu? Perdelerini bu sezon açan bu oyunun perde arkası ne kadar sürdü ve nasıl bir süreçti?</strong></p>
<p><em>Diyemedim</em>, benim bir yas ve depresyon sürecimde ortaya çıktı aslında. O dönem içinden geçtiğim süreçleri mizahi yolla anlatan bir oyun. Başımdan geçenleri bütün çıplaklığıyla anlatmanın zor olacağını düşünerek yazarken çok kez kendimle yüzleşmenin daha zor olduğunu fark ettim. Çok kez öfkelenip, kırılıp, küsüp bilgisayarın başından kalktım. Çok kişisel bir hikaye aslında ama anlattıklarımın her izleyicide bir başka yansıması olduğuna eminim. Uzun bir yazma dönemi geçirdim diyebilirim. Zaman zaman başından kalkıp aylarca tekrar bilgisayarı açmadığım da oldu. Ama bu tekst tamam artık hadi dedikten sonra 3 aylık bir prova sürecinden sonra seyirciyle buluştu oyun.</p>
<figure id="attachment_140634" aria-describedby="caption-attachment-140634" style="width: 1080px" class="wp-caption aligncenter"><img loading="lazy" decoding="async" class="wp-image-140634 size-full" src="https://lavarla.com/wp-content/uploads/2026/06/derya-sensoy-diyemedim-foto-erdalmutluer.jpg" alt="" width="1080" height="1440" srcset="https://lavarla.com/wp-content/uploads/2026/06/derya-sensoy-diyemedim-foto-erdalmutluer.jpg 1080w, https://lavarla.com/wp-content/uploads/2026/06/derya-sensoy-diyemedim-foto-erdalmutluer-225x300.jpg 225w, https://lavarla.com/wp-content/uploads/2026/06/derya-sensoy-diyemedim-foto-erdalmutluer-768x1024.jpg 768w" sizes="(max-width: 1080px) 100vw, 1080px" /><figcaption id="caption-attachment-140634" class="wp-caption-text">Fotoğraf: <a href="https://www.instagram.com/erdalmutluerstudyo/" target="_blank" rel="noopener">Erdal Mutluer</a></figcaption></figure>
<p><strong>Öfkenin, tek kişilik bir oyuna dönmesi bana Hırvatistan’ın Zagreb şehrinde bulunan Museum of Brokenship Müzesi&#8217;ni hatırlattı. Ayrılık acısının bir müzeye dönüşmesi&#8230; Benzer şekilde, temsil sonrası izleyenler bıraktığınız cam fanusa kendi diyemediklerini yazıyorlar ve böylece oyun, izleyenlerin de duygudaşlık kurmasıyla seanssız bir terapiye dönüşüyor. Siz bu dönüşümü nasıl tanımlıyorsunuz; <em>Diyemedim</em> sizin için bir oyun mu, yoksa izleyiciyle birlikte dönüşen kolektif bir deneyim mi?</strong></p>
<p><em>Diyemedim</em> tek kişilik, tek perde bir oyun öncelikle. İzleyicinin “diyemediklerini” benimle paylaşıyor olması fikriyse aslında karşılıklı kurduğumuz bir bağ. Bence oyunu izledikten sonra birçok izleyicide derin bir oh çekme hissi oluyor çoğu zaman. Ya da bir cesaret alma durumu izlediği hikayeden ve “diyemediği” bir şeyi yazma. Bu anlamda terapötik diyebiliriz belki de…</p>
<p><strong>Aslında siz &#8220;diyebilen&#8221; biri değil misiniz? Oyun başında gerekli uyarı yapılmasına rağmen oyun sürerken çekim yapmaya çalışan bir izleyeni uyardınız mesela.</strong></p>
<p>Evet, kesinlikle diyebilen birisiyim! Oyun sırasında fotoğraf ve ya video çekiliyor olmasının en önce sahnedeki insanın konsantrasyonunu bozması, dikkatini dağıtması büyük bir problem! Aynı zamanda yanındaki izleyicilerin de dikkatini dağıtan ve oyunu bölen bir durum. Ayrıca yasak!</p>
<p><strong>Prömiyer akşamı aynı zamanda doğum gününüzdü. Bu, kendinize verdiğiniz bir doğum günü hediyesi mi? Cahit Sıtkı Tarancı’nın şiirinde söylediği gibi, 35 yaşın yolun yarısı olduğuna inanıyor musunuz?</strong></p>
<p>Doğum günü hediyesi gibi düşünmedim aslında. Bir tarih seçmem gerekiyordu, 7 Şubat da hafta sonuna denk gelince o zaman 6 olmasın, 8 olmasın, doğumgünüm olsun, uğurlu gelir diye düşündüm. 7 uğurlu sayım zaten, <em>Ferhangi Şeyler</em> de 7 Mart’ta başlamıştı. 7’nin uğuruna inandım diyelim. Babam da 36 yaşındaymış <em>Ferhangi Şeyler</em>’e başladığında.</p>
<p>Yaş 35, yolun yarısı değildir umarım bu arada.</p>
<p><strong>Cin Ali’nin yaratıcısı öğretmen Rasim Kaygusuz ve ailesinde, şarkıcı Karsu’nun eşi ve ailesinde ve hatta bilim insanı Cahit Arf’ın eşinde ve sizde gözlemlediğim benzer bir aile desteği var. Bence bu, başarıyı sürdürülebilir kılan, başarının üzerinde çarpan etkisi yaratan bir şey. Aile desteğinin üretiminizdeki rolünü nasıl tanımlarsınız? Sizce bu destek, bir insanı nasıl etkiliyor?</strong></p>
<p>Biz birbirimize çok düşkün bir aileyiz. Bence ne iş yaparsanız yapın, ailenizin, eşinizin desteği çok çok önemli. Çok da keyifli! Bir kere yaratıcı işlerde süreci çok daha kolaylaştıran bir destek bu. Çünkü bir şey üretme dönemleri sancılı olabiliyor. Bu destek her zaman “aferin, harikasın” değil; “bugün olmadı, ama yarın yeni bir gün” diyen bir destek. İnsanın yaratıcılığının, üretme ve devam etme hevesinin desteklenmesi tabii ki çok büyük bir motivasyon.</p>
<p><strong>Bir Ankaralı olarak Ses Tiyatrosu’nu, ilk defa Ekim 2025’te <em>Şahları da Vururlar</em> oyunu ile gördüm. Özgün işlevini korumuş, kültürel miras niteliğindeki 140 yıllık tarihi yapısıyla, Ferhan Şensoy’un oyunun başlamasını bekleyen misafirine eşlik eden sesiyle o kadar etkileyici bir yer ki… Duvarlarında asılı geçmiş oyun afişleri, Ses Tiyatrosu’nun adeta özgeçmişi gibi. Bugün inanıyorum ki Ses Tiyatrosu, Türkiye’deki her tiyatro severin, mimari ile ilgilenenlerin, en az bir kere görmesi gereken bir yer. Yerli turistin İstanbul planlarına eklenmeye değer bir durak. &#8220;Tadilat gerekse ne kadar zor&#8221; diye düşündüğümü hatırlıyorum bir de. Sahi ne kadar zor?</strong></p>
<p>Bu başlı başına bir röportaj konusu ve sorusu. Tabii ki restore edilmesi gerekiyor. Ve tabii ki bu bizim ya da şahısların tek başına altından kalkabileceği bir yük değil. Bununla ilgili görüşmelerimiz de oldu aslında. (Burada kişilerin ve kurumların adını vermeyi artık anlamlı bulmuyorum.) Biz Ortaoyuncular olarak Ses Tiyatrosu’nu yaşatmak ve binanın var olan kondisyonunu korumak için elimizden gelen her şeyi, bazen elimizden gelenden fazlasını yapıyoruz.</p>
<figure id="attachment_140633" aria-describedby="caption-attachment-140633" style="width: 1969px" class="wp-caption aligncenter"><img loading="lazy" decoding="async" class="size-full wp-image-140633" src="https://lavarla.com/wp-content/uploads/2026/06/image3-scaled.jpeg" alt="" width="1969" height="2560" srcset="https://lavarla.com/wp-content/uploads/2026/06/image3-scaled.jpeg 1969w, https://lavarla.com/wp-content/uploads/2026/06/image3-231x300.jpeg 231w, https://lavarla.com/wp-content/uploads/2026/06/image3-788x1024.jpeg 788w, https://lavarla.com/wp-content/uploads/2026/06/image3-768x998.jpeg 768w, https://lavarla.com/wp-content/uploads/2026/06/image3-1182x1536.jpeg 1182w, https://lavarla.com/wp-content/uploads/2026/06/image3-1576x2048.jpeg 1576w" sizes="(max-width: 1969px) 100vw, 1969px" /><figcaption id="caption-attachment-140633" class="wp-caption-text">Ses 1885 Ortaoyuncular Tiyatrosu. Fotoğraf: Ayşegül Turan</figcaption></figure>
<p><strong> 80 dakikalık oyunda ezberiniz hiç şaşmadı. Oyunun dekoru ve ışıklandırması da çok güzeldi ve bunların oyun içinde size zamanlama ve içerik açısından hatırlatıcı unsurlar olduğunu düşündüm. Amerika’da aldığınız illüstrasyon eğitiminin size katkıları neler oldu? İllüstrasyon alanında yaşadığınız ve çok görünür olmayan ama üstesinden geldiğiniz bir telif süreci de var. Bu deneyim size neler öğretti?</strong></p>
<p>Ben çocukluğumdan beri resim çiziyorum ve bunu çok seviyorum. Aldığım eğitim de aslında bu çok sevdiğim şeyi profesyonel olarak yapma şansı tanıdı bana. Telif konusuna gelince, bu bize okulda neredeyse ilk öğretilen şeydi: Bir iş aldığınızda, çizim yaptığınızda bunu müşteriye yollarken mutlaka kendinize de yollayın (mail olarak). Bu zaten sizin o işi ne zaman yaptığınızı kayıt altına alırken aslında çizimin/işin size ait olduğunu da kanıtlayan bir belge niteliğinde. Ben de aslında bu süreçte emeğimin de vaktimin de çalınmış olmasına üzüldüm en çok. Uzun bir süreç oldu ama mahkeme tarafından da haklılığım kanıtlanmış oldu.</p>
<p><strong>Çocukken magazin bültenlerinden kulağımızda kalan bir Sibel Can cümlesi var: &#8220;Kilo aldım, gelemem.&#8221; Siz bu ezberi nasıl bozdunuz?</strong></p>
<p>Bozdum mu? Bilmiyorum ki. Bence ben başıma gelenleri bir kadın olarak anlatma cesareti gösterdim sadece. Bence birçok kişi de aslında benim gibi düşünüyor ama yeterince dile getiremiyoruz. “Diyemiyoruz” yani. Ben sonunda dedim.</p>
<p><strong>Bundan belki 15 yıl önce Lego adamlı bileklikler tasarlayıp sattığınızı hatırlıyorum. Televizyon dizilerinde, sinema filmlerinde oyunculukla devam ettiniz. Şimdi tek kişilik bir oyun da yazdınız. Oyunculuk, tasarım ve yazarlık arasında gidip gelen çokyönlü bir üretiminiz var. Bu anlamda size ilham veren isimler kimler?</strong></p>
<p>Annem ve babam. Ben üretimin hiç bitmediği bir evde büyüdüm. Buna şahit olmak beni hem çok besledi hem de hayatın nasıl yaşanması gerektiği konusundaki vizyonumu genişletti diyebilirim. Üretmek, çalışmak, bunlar bana iyi gelen şeyler. Hata da yapılır, başarılı olunur, başarısız da olunabilir, ama “devam etmek”, “pes etmemek” bana anne ve babamın öğretisidir.</p>
<p><a href="https://lavarla.com/derya-sensoy-basima-gelenleri-bir-kadin-olarak-anlatma-cesareti-gosterdim/">&lt;span class=&quot;reading-mode-buttons&quot;&gt;&lt;/span&gt;Derya Şensoy: &#8216;Başıma gelenleri bir kadın olarak anlatma cesareti gösterdim&#8217;&lt;span class=&quot;reading-mode-buttons&quot;&gt;&lt;/span&gt;</a> yazısı ilk önce <a href="https://lavarla.com">Lavarla - Kültür-Sanat ve Kent Yaşamı</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Gökhan Yolcu: &#8216;Analog zamanı yaşayanlar fotoğrafın değerini biliyor&#8217;</title>
		<link>https://lavarla.com/gokhan-yolcu-analog-zamani-yasayanlar-fotografin-degerini-biliyor/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Selma Köksal]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 05 Jun 2026 07:47:15 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Röportaj]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://lavarla.com/?p=140602</guid>

					<description><![CDATA[<p>Gökhan Yolcu ile lise yıllarında filizlenen fotoğraf tutkusunun nasıl sahne fotoğrafçılığına evrildiğinden başlayarak yıllar içinde baleden tiyatroya uzanan eşsiz fotoğrafçılık deneyimlerine ve &#8220;Yolcu Yolunda Gerek&#8221; projesine dair keyifli bir söyleşi gerçekleştirdik. Fotoğraf merakınız lise yıllarında başlıyor diye biliyorum fakat sahne fotoğrafçılığına uzanan bu yolculukta dönüm noktanız neydi? Evet, lisede başladı fotoğraf yolculuğum, lisedeki arkadaşlarım sayesinde. [&#8230;]</p>
<p><a href="https://lavarla.com/gokhan-yolcu-analog-zamani-yasayanlar-fotografin-degerini-biliyor/">&lt;span class=&quot;reading-mode-buttons&quot;&gt;&lt;/span&gt;Gökhan Yolcu: &#8216;Analog zamanı yaşayanlar fotoğrafın değerini biliyor&#8217;&lt;span class=&quot;reading-mode-buttons&quot;&gt;&lt;/span&gt;</a> yazısı ilk önce <a href="https://lavarla.com">Lavarla - Kültür-Sanat ve Kent Yaşamı</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Gökhan Yolcu ile lise yıllarında filizlenen fotoğraf tutkusunun nasıl sahne fotoğrafçılığına evrildiğinden başlayarak yıllar içinde baleden tiyatroya uzanan eşsiz fotoğrafçılık deneyimlerine ve &#8220;Yolcu Yolunda Gerek&#8221; projesine dair keyifli bir söyleşi gerçekleştirdik.</p>
<p><strong>Fotoğraf merakınız lise yıllarında başlıyor diye biliyorum fakat sahne fotoğrafçılığına uzanan bu yolculukta dönüm noktanız neydi?</strong></p>
<p>Evet, lisede başladı fotoğraf yolculuğum, lisedeki arkadaşlarım sayesinde.  Ahmet Altunalan&#8217;ın abilerinin fotoğraf laboratuvarı vardı, onlarla git gel yaparak öğrendim, onlarla mesai yaptım. Bu arada liseden bir diğer arkadaşım da Cüneyt Özdemir, gerçi biraz vefasız bir arkadaş olmasına rağmen onu her zaman anmak istiyorum çünkü onun Atila Cangır’a yaptığı asistanlığı önemlidir benim için. Bu arada kendisi Ankara Üniversitesi İletişim Fakültesi’nde okurken Atila Hoca da fotoğraf bölüm başkanıydı, Cüneyt de onun asistanlığını yapıyordu. Irak-İran savaşıyla kendine bir fırsat yaratarak bölgeye gitti, daha doğrusu insanları tanımak için çünkü daha henüz öğrenciydi dördüncü sınıfta. Onun yolu orada açıldı. Mehmet Ali Birand’la tanıştı ve &#8220;32. Gün&#8221;e girdi. Ondan sonra da işte Cüneyt, Cüneyt oldu zaten biliyorsunuz. Ben de o sırada Atila Cangır ile tanıştığım için Cüneyt vasıtasıyla Atilla Hoca bir gün beni davet etti &#8220;Opera’da bir çekim yapacağım gelmek ister misin, bana yardımcı olur musun?&#8221; diye, olur dedim tabii, neden olmasın.</p>
<p>Modern Dans Topluluğu (MDT) var biliyorsunuz, MDT&#8217;nin kuruluş aşamasındalarmış ve Beyhan Murphy ile Atila Cangır tanıştığı için Beyhan Murphy ondan istemiş fotoğrafları. Biz de gittik Büyük Tiyatro&#8217;da – tiyatroda çalışınca &#8220;opera&#8221; diyemiyorum oraya- fotoğraf stüdyosu kurduk ve bale fotoğrafları çektik ama modern bale. İlk bale fotoğraflarımı orada çektiğim için balenin benim için özel bir yeri var. Ondan sonrasında, tabii ki teyzem ve ablam sayesinde tiyatroyla haşır neşirdim. Teyzem Devlet Tiyatroları&#8217;nda baş dramaturgdu, 80 ihtilali sırasında Almanya&#8217;ya gitmişti; ablam da DTCF&#8217;de tiyatro okuyordu. Onların hocaları, teyzemin arkadaşları derken tiyatronun ister istemez içindeydim. Bale fotoğrafı çekince tiyatroda, teyzem vasıtasıyla da tanıdığım insan çok derken tiyatroya girip çıkmaya başladım fotoğraf çekmek için. Bale, tiyatro derken birdenbire sahne fotoğrafçısı oldum.</p>
<figure id="attachment_140606" aria-describedby="caption-attachment-140606" style="width: 1535px" class="wp-caption aligncenter"><img loading="lazy" decoding="async" class="wp-image-140606 size-full" src="https://lavarla.com/wp-content/uploads/2026/06/1.jpg" alt="Gökhan Yolcu'nun ilk çektiği sahne fotoğrafı" width="1535" height="2126" srcset="https://lavarla.com/wp-content/uploads/2026/06/1.jpg 1535w, https://lavarla.com/wp-content/uploads/2026/06/1-217x300.jpg 217w, https://lavarla.com/wp-content/uploads/2026/06/1-739x1024.jpg 739w, https://lavarla.com/wp-content/uploads/2026/06/1-768x1064.jpg 768w, https://lavarla.com/wp-content/uploads/2026/06/1-1109x1536.jpg 1109w, https://lavarla.com/wp-content/uploads/2026/06/1-1479x2048.jpg 1479w" sizes="(max-width: 1535px) 100vw, 1535px" /><figcaption id="caption-attachment-140606" class="wp-caption-text">Gökhan Yolcu&#8217;nun çektiği ilk sahne fotoğrafı</figcaption></figure>
<p><strong>Sahne fotoğrafçısı olarak çalışmaya başladığınızda hem broşür hem fuaye alanında sergilenmesi için hem de basın bülteni için kullanılmak üzere fotoğraflar çekmeniz gerekiyor. Belli bir beklenti altında -standartlara uygun- çekim yapmak sizin özgünlüğünüzü ne kadar etkiliyor?</strong></p>
<p>Benim özgünlüğüm kalmadı galiba. Aslında sahne fotoğrafçılığını ikiye ayırıyorum: Sahne fotoğrafı ve sahneden çekilen fotoğraf. Tiyatro oyunuysa, tiyatronun bir metnine bağlı aktarımı oluyor sahnede oyuncular tarafından; o aktarımı fotoğraflarla aktarabilmek önemli sahne fotoğrafçılığında ve buna sahne fotoğrafı demek için. Yani o metinde yazan bir duyguyu fotoğraflarla aktarabiliyorsak, yönetmen de bunu sağladıysa oyuncuların vasıtasıyla, bu iş tamam demektir. Bu ekibin içinde yer alırsam ben de mutlu oluyorum.</p>
<p>Sahne fotoğrafçılığında belgeye dayalı çalışmaya gayret ettim ve bu yüzden de eğitimlerimde sahne fotoğrafının altını beş altı kez çizerek tanımını yapıyorum.</p>
<p>Sahneden dediğimde ise mesela fotoğraflarında hareket netsizliği yaparlar ve sanatsal görsel olur, orada bir renk cümbüşü vardır. Bale fotoğrafı olduğu sadece altında yazar. Ama onun baleyle alakası yoktur. Orada renkler karmaşıktır, ışık hüzmeleri vardır. O, sahneden çekilen bir fotoğraf oluyor.</p>
<p>Mesela ben yarın Hacettepe Üniversitesi&#8217;nin Devlet Konservatuvarı Bale Bölümü’nün fotoğraflarını çekeceğim. Bale çekiyorsam eğer sahnedeki dansçıların figürleri yani pozları doğru yapmasını yakalamaya çalışırım. İşte arabesk yaptıysa o arabeski tam doğru olarak yapması gerekir, ayağını germesi tam germe olması lazım, <em>jump</em>&#8216;a kalktıysa tam 180 derece bacaklarını açmış olmasını beklerim. İster istemez bunları öğreniyorsunuz. Dolayısıyla bu işte bir özgünlük kalmıyor. Belgelemek yani, sahnedeki belgelemek işi bana ait diye söyleyebilirim.</p>
<figure id="attachment_140604" aria-describedby="caption-attachment-140604" style="width: 2560px" class="wp-caption aligncenter"><img loading="lazy" decoding="async" class="wp-image-140604 size-full" src="https://lavarla.com/wp-content/uploads/2026/06/Orkestra-2-scaled.jpg" alt="" width="2560" height="1707" srcset="https://lavarla.com/wp-content/uploads/2026/06/Orkestra-2-scaled.jpg 2560w, https://lavarla.com/wp-content/uploads/2026/06/Orkestra-2-300x200.jpg 300w, https://lavarla.com/wp-content/uploads/2026/06/Orkestra-2-1024x683.jpg 1024w, https://lavarla.com/wp-content/uploads/2026/06/Orkestra-2-768x512.jpg 768w, https://lavarla.com/wp-content/uploads/2026/06/Orkestra-2-1536x1024.jpg 1536w, https://lavarla.com/wp-content/uploads/2026/06/Orkestra-2-2048x1365.jpg 2048w" sizes="(max-width: 2560px) 100vw, 2560px" /><figcaption id="caption-attachment-140604" class="wp-caption-text"><em>Orkestra</em> oyunundan. Fotoğraf: Gökhan Yolcu</figcaption></figure>
<p><strong>Sahne fotoğrafçılığında ön hazırlık sürecinizi merak ediyorum. Doğası gereği oyunun dinamizmi içinde o doğru anı yakalamak için nasıl bir yol izlersiniz? Metni okur musunuz, provalara ne kadar dahil olursunuz?</strong></p>
<p>Mümkün olduğunca ve elimden geldiğince ya da fırsat bulabildikçe metni okumaya çalışıyorum, okuyup kendime kareler belirliyorum. Yani metinde beni etkileyen sahneleri kafamda kurguluyorum. Sonrasında iki kere prova izlemeye çalışıyorum. İlk provada metinle oyunu tam olarak anlamaya çalışırım, bir de yönetmen nasıl bir yorum katıyor bu işe onu öğrenmeye çalışırım.</p>
<p>İlk provayı izledikten sonra yönetmenle konuşurum –yani ben DT&#8217;de çalışırken öyle yapardım diyeyim- yönetmen bana der ki şunu vurgulamak istedim, şunu ön planda tuttum. Ben metinde kendim yakaladığım o istediğim kareleri özdeşleştirebiliyor muyum oyunla ya da olmamışsa mizansen, yönetmen başka bir yere vurgu vermiş diye düşünüp onu algılamaya çalışırım. Kendi istediğim bir kare de gerçekten metinde varsa ve benim yorumum yönetmeninkinden farklıysa bile o kareyi isterim yönetmenden. Ben böyle bir fotoğraf düşünmüştüm diye ve genelde de izin verirler ama prova sonrasında çekerim o kareyi. Yönetmenin istediği kareleri de yönetmenin kurguladığı gibi yakalamaya çalışırım. Eğer yakalayamazsam yine yönetmenden rica eder, prova bitiminde çekerim. Fakat çekim anlayışımda, oyuncuları önemsemek ve o duyguyu sahnede akışta yakalamak olduğu için prova bitene kadar müdahale etmiyorum.</p>
<p><strong>Yıllarca hem Devlet Tiyatroları&#8217;nda, hem özel tiyatrolarda pek çok oyunun fotoğraflarına imza attınız ve arşiv için muazzam bir katkı yaptınız. Mevcut eserlerinizi basılı bir şekilde meraklısıyla paylaşmak ister misiniz?</strong></p>
<p>Yani bir kitabım olmasını, fotoğraf albümü olmasını çok isterdim. Hep istediğim şeyler ama Türkiye&#8217;de yapamadık o işi. Hem ben yapamadım hem de koşullar el vermedi diyeyim ama ümitliyim.</p>
<p>Geçen yaz Romanya&#8217;ya gitmiştim bir festival için ve orada tiyatro festivalleri sayesinde tanıştığım 30 yıllık bir dostum var. Tiyatro oyuncusu ve bestekar, bu yıl 70. yaşını kutladı. Onun benimle ilgili bir projesi varmış. Bu çok hoşuma gitti. Çünkü onun yatak odasında, salonunda, evinin üç yerinde ve bir ortak dostumuzun bürosunda benim fotoğraflarım var. 30 yıldır ilişkimiz olduğu için Ankara’ya her geldiğinde benden fotoğraflarımı alıp götürüp bastırmış.</p>
<p>Hep o fotoğraflara bakarak bir proje geliştirmiş. Video mapping vasıtasıyla bu sahneleri canlandırmak, yani o fotoğraf birdenbire yok olup arkasından da sanatçı çıksa, bir tirat okusa şeklinde çok güzel bir düşünce ama işte enerjim yok benim.</p>
<p><strong>Şimdilerde oyun afişlerinde oyuncu fotoğrafının kullanılmasına dair ne düşünüyorsunuz? Doğrusu ben bir oyuna gitmeden evvel afiş tasarımından da etkilenmek, onun bende yarattığı bazı duygularla bazen o oyuna bilet almak istediğim günleri özledim.</strong></p>
<p>Kalite ciddi derecede bozulmuş durumda. Ellerine iki üç tane fotoğraf alıp dijitalde rengiyle oynuyorlar. Aynı fotoğrafı üç beş kez üst üste bindirip renk farklılıklarıyla biz afiş yaptık diye asıyorlar sokaklara.</p>
<p>Eski afişleri düşünsenize, serigrafi ile basılmış, bir emek var, çiziliyor nihayetinde. Çok ciddi hazırlanıyordu, benim arkadaşlarım yapıyordu. Komşu atölyemdi benim serigrafi atölyesi, Macunköy&#8217;deki kampüste.</p>
<p>Mesela ben Ege Aydan&#8217;ın bir oyununu hatırlarım. Onun bir kara kalem çizimini afiş olarak kullanmışlardı; o kadar güzeldi ki o oyunu birebir anlatıyordu. Bir sanat vardı. Şu anda o yok işte, çok kolaya kaçtılar.</p>
<figure id="attachment_140610" aria-describedby="caption-attachment-140610" style="width: 2560px" class="wp-caption aligncenter"><img loading="lazy" decoding="async" class="size-full wp-image-140610" src="https://lavarla.com/wp-content/uploads/2026/06/OlumdenKacisYok-scaled.jpg" alt="" width="2560" height="1707" srcset="https://lavarla.com/wp-content/uploads/2026/06/OlumdenKacisYok-scaled.jpg 2560w, https://lavarla.com/wp-content/uploads/2026/06/OlumdenKacisYok-300x200.jpg 300w, https://lavarla.com/wp-content/uploads/2026/06/OlumdenKacisYok-1024x683.jpg 1024w, https://lavarla.com/wp-content/uploads/2026/06/OlumdenKacisYok-768x512.jpg 768w, https://lavarla.com/wp-content/uploads/2026/06/OlumdenKacisYok-1536x1024.jpg 1536w, https://lavarla.com/wp-content/uploads/2026/06/OlumdenKacisYok-2048x1365.jpg 2048w" sizes="(max-width: 2560px) 100vw, 2560px" /><figcaption id="caption-attachment-140610" class="wp-caption-text"><em>Ölümden Kaçış Yok</em> oyunundan. Fotoğraf: Gökhan Yolcu</figcaption></figure>
<p><strong>Fotoğrafın hem belge hem de anı niteliği var elbette fakat şimdilerde gerçekliği sorgulanan fotoğraflara rağmen hala bu değerleri koruyacağını söyleyebilir misiniz?</strong></p>
<p>Geleceği bilemiyorum. Fotoğrafın gerçek fotoğraf olduğu zamanı, analog zamanı yaşamış olanlar -dijitali de olsa olur- yani yapay zeka öncesi yaşayanlar onun değerini biliyorlar. Biraz geç fark ediyorlar, onun farkındayım.</p>
<p>Ben de işte DT&#8217;den emekli bir adamım, benim gibi emekli oyuncu arkadaşlarım, ablalarım, abilerim var. Sosyal medyada bir fotoğraf paylaştığım zaman hemen bana yazarlar, ararlar: &#8220;Ya benim işte fotoğrafım yok hiç. O fotoğrafları bulabilir miyiz?&#8221; Peki, ben çalıştığım zaman ya da ben çektiğim zaman niye yoktunuz ya da ben problem yaşadığım zaman niye ortaya çıkmadınız, dile getirmediniz, bu sıkıntıları dillendirmediniz diye konuşuyoruz.</p>
<p>Onlar bunun değerini biliyorlar, geç de olsa farkına varıyorlar, istiyorlar benden fotoğraflarını. Ben de önemsiyorum, veriyorum elimden geldiğince. İşte sosyal medyada fotoğraflarda etiketlerim onları, görürler, kendileri de paylaştılar. Bastırıp da evlerine asanlar da oluyor.</p>
<p>Yücel Erten’in yönettiği <em>Bahar Noktası</em>&#8216;nda herkese fotoğraf hediye etmiştim. Sonrasında da Yücel Erten bir fotoğrafı broşürde kullanmak için benden izin istemişti. Şaşırmış, çok mutlu olmuştum. Altına da ismimi yazacaklarını söylemişlerdi, daha da mutlu oldum.</p>
<figure id="attachment_140616" aria-describedby="caption-attachment-140616" style="width: 1600px" class="wp-caption aligncenter"><img loading="lazy" decoding="async" class="size-full wp-image-140616" src="https://lavarla.com/wp-content/uploads/2026/06/WhatsApp-Image-2026-06-05-at-12.02.02.jpeg" alt="Gökhan Yolcu ve Selma Köksal" width="1600" height="1059" srcset="https://lavarla.com/wp-content/uploads/2026/06/WhatsApp-Image-2026-06-05-at-12.02.02.jpeg 1600w, https://lavarla.com/wp-content/uploads/2026/06/WhatsApp-Image-2026-06-05-at-12.02.02-300x199.jpeg 300w, https://lavarla.com/wp-content/uploads/2026/06/WhatsApp-Image-2026-06-05-at-12.02.02-1024x678.jpeg 1024w, https://lavarla.com/wp-content/uploads/2026/06/WhatsApp-Image-2026-06-05-at-12.02.02-768x508.jpeg 768w, https://lavarla.com/wp-content/uploads/2026/06/WhatsApp-Image-2026-06-05-at-12.02.02-1536x1017.jpeg 1536w" sizes="(max-width: 1600px) 100vw, 1600px" /><figcaption id="caption-attachment-140616" class="wp-caption-text">Gökhan Yolcu ve Selma Köksal</figcaption></figure>
<p><strong>Köy okullarındaki çocuklara fotoğrafı öğretmek amacıyla karavanınızla yola çıktığınız <em>Yolcu Yolunda Gerek</em> projenize dair de konuşalım mı?</strong></p>
<p>Beni ben yapan, gururla anlattığım bir proje. Pandemiden önce 2019&#8217;da başlamıştım. O zaman karavandaydım. Köy okullarına gidip fotoğraf dersi vermeye başladım.</p>
<p>Karar anı da ilginç bu yolculuğun. Bir gün epilepsi nöbeti geçirip düşmüştüm Eskişehir&#8217;de, kaldırıma çarpınca beyin kanaması geçirdim ama kimse görmemiş beni. 15 dakika sonra ambulans geliyor ve hastaneye giriş yaparken beni ex olarak yazıyorlar.</p>
<p>Özkan Uçkun doçent doktordu o zaman, nöbetten çıkmış ve evine gitmiş. Bana bakan genç doktor arkadaş da ben yapamam Özkan Hoca gelsin demiş. Ben onun ameliyatıyla ölümden döndüm. Sonrasında 6 ay kadar konuşamadım, kafatasım midemde. O arada düşünüyorum: Ben neler yaptım? Bu memlekete yararlı olacak bir şey yaptım mı?</p>
<p>Adapazarı’nda 40 yıl boyunca yaşadığımız Öğretmenler Sitesi vardı, Köy Enstitüsü mezunu yedi kişinin kurduğu bir kooperatif. Ben o insanlarla büyüdüm, onların çocukken bize öğrettikleri şeylerle. Ben çocuklarla ne yapabilirim, diye düşündüm ve gider sanat yoluyla, oyuncaklarla, dramayla fotoğrafı anlatırım dedim. Orada çocukların çektiği fotoğraflarla fotoğraf sergisi açarız birlikte dedim ve öyle bir yola girdim.</p>
<p>Öncesinde AFSAD kurucularından Özcan Yurdalan&#8217;ı aradım. Kendisinin 99 depremi sonrası çocuklarla yaptığı çalışmaları vardı. Otobüsü sınıf haline getirip burada karanlık oda dahi oluşturmuş ve 3 ay boyunca çocuklar fotoğrafla rehabilite olmuştu. Ondan çocuklarla çalışmaya dair eğitim aldım, üstüne kendim de bir şeyler kattım derken 2019’da başladım. Pandemi başlayınca bitti fakat pandemi döneminde de bir şeyler yapabilir miyim diye düşündüm. Kitaplar götürdüm. <em>Şeker Portakalı, Küçük Kara Balık, Küçük Prens</em> ve <em>Çocuklar için Nutuk</em>’tan oluşan setler verdim eğitim verdiğim tüm çocuklara. Takipçilerim ve arkadaşlarımın da desteğiyle okullarına kütüphaneler açtık, maskeler gönderdik çocuklara, öğretmenlerine. O dönemde bana destek olanlardan biri de Milli Eğitim Bakanı Ziya Selçuk&#8217;tu.</p>
<p>Hala çocuklarla bağlantılarım sürüyor. İlk eğitim verdiğim Bingöl Karlıova Yeniköy Okulu&#8217;ndan bir kızımız var mesela, şimdi lisede ve fotoğrafçı olmaya karar vermiş. Bana mesaj yazdı ne yapabilirim hocam diye ve ben de biraz ağladıktan sonra ona dedim ki nerede olursan ben sana yardımcı olmaya hazırım. Konuşuyoruz, irtibat halindeyiz hala.</p>
<p>Şimdilerde de baleyle başladığım sahne fotoğrafçılığımı tangoyla devam ettiriyorum.</p>
<hr />
<p>Kapak fotoğrafı: Gökhan Yolcu (<em>Sandalyeler</em> oyunundan)</p>
<p><a href="https://lavarla.com/gokhan-yolcu-analog-zamani-yasayanlar-fotografin-degerini-biliyor/">&lt;span class=&quot;reading-mode-buttons&quot;&gt;&lt;/span&gt;Gökhan Yolcu: &#8216;Analog zamanı yaşayanlar fotoğrafın değerini biliyor&#8217;&lt;span class=&quot;reading-mode-buttons&quot;&gt;&lt;/span&gt;</a> yazısı ilk önce <a href="https://lavarla.com">Lavarla - Kültür-Sanat ve Kent Yaşamı</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>29. Uçan Süpürge Uluslararası Kadın Filmleri Festivali 2-7 Haziran arasında şehirde</title>
		<link>https://lavarla.com/29-ucan-supurge-uluslararasi-kadin-filmleri-festivali-2-7-haziran-arasinda-sehirde/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Lavarla]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 20 May 2026 07:53:22 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Gündem]]></category>
		<category><![CDATA[2026]]></category>
		<category><![CDATA[29. Uçan Süpürge Uluslararası Kadın Filmleri Festivali]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://lavarla.com/?p=140581</guid>

					<description><![CDATA[<p>29. Uçan Süpürge Uluslararası Kadın Filmleri Festivali 2 -7 Haziran tarihleri arasında Ankara’da Kült Kavaklıdere Sineması ve Etimesgut Belediyesi 100. Yıl Cumhuriyet Kültür Merkezi’nde izleyiciyle buluşacak. Sinemaseverler altı gün boyunca bellek ve direniş temalarının öne çıktığı, 9 bölümde toplanan 23 ülkeden 47 filmin Türkiye ve Ankara prömiyerlerini izleme ve çeşitli yan etkinliklere katılma olanağına sahip [&#8230;]</p>
<p><a href="https://lavarla.com/29-ucan-supurge-uluslararasi-kadin-filmleri-festivali-2-7-haziran-arasinda-sehirde/">&lt;span class=&quot;reading-mode-buttons&quot;&gt;&lt;/span&gt;29. Uçan Süpürge Uluslararası Kadın Filmleri Festivali 2-7 Haziran arasında şehirde&lt;span class=&quot;reading-mode-buttons&quot;&gt;&lt;/span&gt;</a> yazısı ilk önce <a href="https://lavarla.com">Lavarla - Kültür-Sanat ve Kent Yaşamı</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>29. Uçan Süpürge Uluslararası Kadın Filmleri Festivali 2 -7 Haziran tarihleri arasında Ankara’da Kült Kavaklıdere Sineması ve Etimesgut Belediyesi 100. Yıl Cumhuriyet Kültür Merkezi’nde izleyiciyle buluşacak.</strong></p>
<p>Sinemaseverler altı gün boyunca bellek ve direniş temalarının öne çıktığı, 9 bölümde toplanan 23 ülkeden 47 filmin Türkiye ve Ankara prömiyerlerini izleme ve çeşitli yan etkinliklere katılma olanağına sahip olacak. Festivalin uluslararası yarışma seçkisi Her Biri Ayrı Renk’i değerlendirecek Uluslararası Film Eleştirmenleri Federasyonu &#8211; FIPRESCI jürisi, Türkiye’den Ece Vitrinel, Fransa’dan Nadia Meflah ve Mısır’dan Omnia Adel’den oluşuyor.</p>
<p>Festivalin açılış töreni 2 Haziran akşamı Ankara Devlet Opera ve Balesi Sahnesinde yapılacak. Şenay Gürler ile Yetkin Dikinciler&#8217;in sunuculuğunu üstleneceği törende, tiyatro sahnelerinin, film ve dizi setlerinin usta oyuncusu Emel Göksu’ya Onur Ödülü takdim edilecek. 1971 yılında Şerif Gören’in yönettiği, başrolünü Yılmaz Güney’in üstlendiği Kaçaklar filmiyle sinemaya adım atan Göksu, Abdullah Oğuz’un Mutluluk, Kutluğ Ataman’ın Kuzu, Erkan Tahhuşoğlu’nun Koridor ve Döngü filmlerinde ustalığın sergilediği unutulmaz performanslar sergiledi. Festivalin bu yılki Bilge Olgaç Başarı Ödülleri Brezilya sinemasının feminist direnişçisi Lucia Murat’a, sinemamızın genç ve dinamik yapımcı kuşağının önde gelen temsilcilerinden Dilde Mahalli’ye ve birbirinden incelikli performansları sayesinde yeteneği Türkiye sınırlarını aşan ve uluslararası yapımlara yayılan oyuncu Melisa Sözen’e veriliyor. Uçan Süpürge’nin Genç Cadı Ödülü’nün bu yılki sahibi Ece Bağcı oldu.</p>
<h2>Lucia Murat ilk kez Türkiye’de</h2>
<p><img decoding="async" class="aligncenter" src="https://media.altyazi.net/wp-content/uploads/2026/04/lucia-murat-1600x1007.jpg" alt="Lúcia Murat, 29. Uçan Süpürge Uluslararası Kadın Filmleri Festivali'nde - Altyazı Sinema Dergisi" /></p>
<p>Festivalde üç filmlik bir toplu gösterisi yapılacak olan Lucia Murat ilk kez Türkiye’de bir festivale konuk olmak üzere Ankara’ya gelecek ve 3 Haziran’da Kült Kavaklıdere’de bir ustalık dersi verecek. Dilde Mahalli son yıllarda Pelin Esmer ve Emine Yıldırım, bu yılda Pınar Yorgancıoğlu’nun filmlerinin yapımcılığını üstlenerek sinemamızda kadınların üretiminin önemli bir temsilcisi oldu. Geçen yıl Uçan Süpürge Uluslararası Kadın Filmleri Festivali’nin FIPRESCI Ödülü’nü de <em>Gündüz Apollon Gece Athena</em> (yönetmen Emine Yıldırım) adlı filmiyle kazandı.</p>
<h2>Festival bölümleri birbirinden çarpıcı</h2>
<p>29. Uçan Süpürge KFF bu yıl yine birbirinden çarpıcı dokuz bölümden oluşuyor: FIPRESCI Ödülü&#8217;nün verileceği uluslararası yarışma seçkisi Her Biri Ayrı Renk, Türkiye’den kadın sinemacıların üretimlerini buluşturan Yakın Plan, sinemada yenilikçi bir yaklaşımı başkente taşıyan Dünyadan Kısa Yansımalar ve Kanada Büyükelçiliği desteğiyle gösterilecek olan beş kısa filmden oluşan Odak: Kanada. Festivalin geleneksel bölümlerinden, kimlik sorgulamalarını odağına alan Pembesiz Mavisiz, biçim ve / veya içerik bakımından kalıpları ters yüz eden filmlerin yer aldığı Oyunbozanlar, Brezilya Büyükelçiliği desteğiyle hazırlanan Lúcia Murat’a Saygı, 1 Ekim 2025 tarihinde kaybettiğimiz Macar ustanın restore edilmiş üç klasiğinin gösterileceği Judit Elek Anısına da festival bölümleri arasında. Her Biri Ayrı Renk’te bu yıl yarışan sekiz film, kadınların farklı coğrafyalardaki direniş ve varoluş hikayelerini bir araya getiriyor: Yeşim Ustaoğlu ve Selen Heinz imzalı <em>Kuru Taşın Başı</em>, Gözde Kural’ın Karlovy Vary Film Festivali’nde Ekümenik Jüri ödülü kazanan <em>Cinema Jazireh</em> filmi, Aldira Akay, Beka Munduruku ve Rilcélia Akay tarafından yönetilen <em>Mundurukuyü &#8211; Balık Kadınların Ormanı / Mundurukuyü &#8211; A Floresta Das Mulheres Peixe</em>, Seemab Gul’ün yönettiği <em>Hayalet Okul / Ghost School</em>, Faslı yönetmen Maryam Touzani imzalı <em>Malaga Sokağı / Calle Malaga</em>.</p>
<figure style="width: 2560px" class="wp-caption aligncenter"><img loading="lazy" decoding="async" src="https://media.altyazi.net/wp-content/uploads/2025/07/cinema-jazireh-.jpg" alt="Cinema Jazireh" width="2560" height="1439" /><figcaption class="wp-caption-text">Cinema Jazireh</figcaption></figure>
<p>Bu yıl festivalde bir de FIPRESCI Özel Gösterimi yapılacak. Venedik Film Festivali’nde yarışan ve FIPRESCI Ödülü kazanan <em>Sessiz Dost / Silent Friend</em>’in Ankara prömiyeri gerçekleştirilecek. 2025 Kahire Film Festivali’nde FIPRESCI’nin 100. Yılı Yaşam Boyu Başarı Ödülü’ne değer görülen Macar yönetmen Ildiko Enyedi imzalı <em>Sessiz Dost</em>, başrolüne bir ginkgo biloba ağacını yerleştirerek sinemada alışılagelmiş insan merkezli anlatıyı tersyüz ediyor.</p>
<h2>İlham veren ustaların toplu gösterileri</h2>
<p>29. Uçan Süpürge KFF, bu yıl kadınlara yaşam öyküleri ve filmleriyle ilham ve güç veren iki usta sinemacının, Lucia Murat ve Judit Elek’in toplu gösterilerini yapıyor.</p>
<figure style="width: 561px" class="wp-caption aligncenter"><img loading="lazy" decoding="async" src="https://cdn.mobilet.com/cms-assets/uploads/02_karadakiada_01_6d302ee103.png" alt="Karadaki Ada (Sziget a szárazföldön)" width="561" height="316" /><figcaption class="wp-caption-text">Karadaki Ada</figcaption></figure>
<p>Judit Elek Anısına: Macar Sinemasının Özgür Ruhu bölümünde 1 Ekim 2025 tarihinde hayatını kaybeden Macar sinemasının efsanevi ismi Judit Elek’i, Macaristan Ulusal Film Enstitüsü işbirliğiyle anacağız. Enstitünün Arşiv ve Araştırma bölümü yöneticisi Janka Barkóczi, Elek’in restore edilmiş üç filmi 1969 yapımı <em>Karadaki Ada / Sziget a szárazföldön</em>, 1984 yapımı <em>Maria’nın Günü / Mária-nap</em> ve 1980 yapımı <em>Belki Yarın / Majd</em>’ın sunumlarını yapmak üzere festivale katılacak.</p>
<p>Lúcia Murat’a Saygı: Direnişin ve Belleğin Sineması toplu gösterisi Brezilya Büyükelçiliği desteğiyle yapılacak. Festivale gelişi heyecanla beklenen Lúcia Murat’ın toplu gösterimi yönetmenin askeri diktatörlük, bellek ve travma üzerine yoğunlaşan filmografisinin üç önemli yapımını sunuyor. Seçkide, işkenceye maruz kalmış kadınların tanıklıkları üzerinden kolektif unutma arzusuna karşı duran 1989 yapımı <em>Sizi Yaşarken Görmek Ne Güzel /Que Bom Te Ver Viva</em>; diktatörlüğe direnen bir grup arkadaşın geçmişin ütopyalarıyla bugünün gerçekliği arasındaki çatışmasını konu alan, Moskova Uluslararası Film Festivali’nde FIPRESCI ödülü kazanan 2012 yapımı <em>Bana Anlatılan Anılar / A Memória Que Me Contam</em> ve 2025 Berlin Film Festivali Generation 14+ bölümünde mansiyon alan gençlerin perspektifinden belgesel ile kurmacayı harmanlayan en yeni filmi<em> Oyun Vakti / Hora do Recreio</em> yer alıyor.</p>
<h2>Biletler satışta</h2>
<p>29. Uçan Süpürge Uluslararası Kadın Filmleri Festivali’nin biletleri Biletinial’dan satışa sunuldu. Festival boyunca da Kült Kavaklıdere gişelerinden temin edilecek. Biletler geçen yılki fiyattan, tam 100, öğrenci ve emekli 50 liradan satılacak. Askıda bilet uygulamasına bu yıl da bütün seanslarda devam edilecek. Etimesgut gösterimleri ücretsiz olacak.</p>
<p>Festival programını <a href="https://ucansupurge.org.tr/29-ucan-supurge-uluslararasi-kadin-filmleri-festivali/#fst-route=program" target="_blank" rel="noopener">buradan</a> inceleyebilirsiniz.</p>
<p><a href="https://lavarla.com/29-ucan-supurge-uluslararasi-kadin-filmleri-festivali-2-7-haziran-arasinda-sehirde/">&lt;span class=&quot;reading-mode-buttons&quot;&gt;&lt;/span&gt;29. Uçan Süpürge Uluslararası Kadın Filmleri Festivali 2-7 Haziran arasında şehirde&lt;span class=&quot;reading-mode-buttons&quot;&gt;&lt;/span&gt;</a> yazısı ilk önce <a href="https://lavarla.com">Lavarla - Kültür-Sanat ve Kent Yaşamı</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Şanlıurfa ve Gaziantep&#8217;te hafta sonu: Tarih ve lezzet keşifleri</title>
		<link>https://lavarla.com/sanliurfa-ve-gaziantepte-hafta-sonu-tarih-ve-lezzet-kesifleri/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Eliçe Kılıç]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 14 May 2026 09:32:46 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Gezi]]></category>
		<category><![CDATA[Pusula]]></category>
		<category><![CDATA[gaziantepte ne yenir]]></category>
		<category><![CDATA[Şanlıurfa gezilecek yerler]]></category>
		<category><![CDATA[şanlıurfada ne yenir]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://lavarla.com/?p=140362</guid>

					<description><![CDATA[<p>Türkiye&#8217;ye ilk kez gelen yabancı bir misafirinizle Ankara&#8217;dan bir hafta sonu seyahati organize edecek olsanız aklınıza ilk nereler gelir? Kapadokya, İstanbul, hava durumu elverirse İzmir ya da Antalya? Ben tarih ve lezzet sevdalısı misafirimi, Şanlıurfa ve Gaziantep&#8217;e götürdüm. Cumartesi sabahı erken saatte Ankara&#8217;dan uçağa atladık, Şanlıurfa Havaalanı&#8217;ndan kiraladığımız arabayla iki günde 550 kilometre yol yapıp [&#8230;]</p>
<p><a href="https://lavarla.com/sanliurfa-ve-gaziantepte-hafta-sonu-tarih-ve-lezzet-kesifleri/">&lt;span class=&quot;reading-mode-buttons&quot;&gt;&lt;/span&gt;Şanlıurfa ve Gaziantep&#8217;te hafta sonu: Tarih ve lezzet keşifleri&lt;span class=&quot;reading-mode-buttons&quot;&gt;&lt;/span&gt;</a> yazısı ilk önce <a href="https://lavarla.com">Lavarla - Kültür-Sanat ve Kent Yaşamı</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Türkiye&#8217;ye ilk kez gelen yabancı bir misafirinizle Ankara&#8217;dan bir hafta sonu seyahati organize edecek olsanız aklınıza ilk nereler gelir? Kapadokya, İstanbul, hava durumu elverirse İzmir ya da Antalya? Ben tarih ve lezzet sevdalısı misafirimi, Şanlıurfa ve Gaziantep&#8217;e götürdüm. Cumartesi sabahı erken saatte Ankara&#8217;dan uçağa atladık, Şanlıurfa Havaalanı&#8217;ndan kiraladığımız arabayla iki günde 550 kilometre yol yapıp pazar akşamı döndük. Türkiye&#8217;nin kıymetli birçok turistik noktasını ziyaret edip, enfes yemekler yedik. İşte izin kullanmadan bir dolu keşif sığdırabileceğiniz haftasonu Şanlıurfa ve Gaziantep gezisi.</p>
<h2>Urfa&#8217;nın etrafı sadece dumanlı dağlar değilmiş: Göbeklitepe, Harran ve Halfeti</h2>
<p>Şanlıurfa&#8217;da Göbeklitepe, Harran ve Halfeti üçlüsünü ziyaret etmeyi uzun yıllardır istiyordum. Bunların hepsini bir güne sığdırabilmek için araba şart, mesafeler uzun ve yorucu. Havaalanından rotamızı direkt Göbeklitepe&#8217;ye çevirdik. Göbeklitepe, bugün &#8220;tarihin sıfır noktası&#8221; olarak adlandırılıyor. Kazı çalışmaları hala devam ediyor, bugün görebildiğimiz taş sütunlardaki figürler ise yeterince etkileyici. Müzekart ile ziyaret edebilirsiniz. Göbeklitepe, Şanlıurfa şehir merkezine yaklaşık 25 kilometre uzaklıkta.</p>
<figure id="attachment_140533" aria-describedby="caption-attachment-140533" style="width: 768px" class="wp-caption aligncenter"><img loading="lazy" decoding="async" class="wp-image-140533 size-large" src="https://lavarla.com/wp-content/uploads/2026/04/sanliurfa8-768x1024.jpg" alt="Şanlıurfa'da Gezilecek Yerler" width="768" height="1024" srcset="https://lavarla.com/wp-content/uploads/2026/04/sanliurfa8-768x1024.jpg 768w, https://lavarla.com/wp-content/uploads/2026/04/sanliurfa8-225x300.jpg 225w, https://lavarla.com/wp-content/uploads/2026/04/sanliurfa8-1152x1536.jpg 1152w, https://lavarla.com/wp-content/uploads/2026/04/sanliurfa8-1536x2048.jpg 1536w, https://lavarla.com/wp-content/uploads/2026/04/sanliurfa8-scaled.jpg 1920w" sizes="(max-width: 768px) 100vw, 768px" /><figcaption id="caption-attachment-140533" class="wp-caption-text">Göbeklitepe</figcaption></figure>
<p>Bölgede ziyaret etmek istediğim bir diğer nokta ise Harran&#8217;dı. Harran, &#8220;trullo&#8221; denen kubbe evleri ile ünlü. Trullo evleri, dünyada sadece üç şehirde varmış. Diğer iki şehir İtalya ve Suriye&#8217;de. İtalyan misafirim Alberobello&#8217;daki trulli evlerini hiç görmemiş, bense Harran&#8217;dan önce Alberobello&#8217;yu ziyaret etmiştim. Bazen gözümüzün önündeki güzellikleri böyle kaçırıyoruz işte. Harran&#8217;daki evler özel mülk olduğu için, girişte cüzi bir ücret ödemek gerekiyor.</p>
<figure id="attachment_140534" aria-describedby="caption-attachment-140534" style="width: 768px" class="wp-caption aligncenter"><img loading="lazy" decoding="async" class="size-large wp-image-140534" src="https://lavarla.com/wp-content/uploads/2026/04/sanliurfa5-768x1024.jpg" alt="Şanlıurfa Gezilecek Yerler" width="768" height="1024" srcset="https://lavarla.com/wp-content/uploads/2026/04/sanliurfa5-768x1024.jpg 768w, https://lavarla.com/wp-content/uploads/2026/04/sanliurfa5-225x300.jpg 225w, https://lavarla.com/wp-content/uploads/2026/04/sanliurfa5-1152x1536.jpg 1152w, https://lavarla.com/wp-content/uploads/2026/04/sanliurfa5-1536x2048.jpg 1536w, https://lavarla.com/wp-content/uploads/2026/04/sanliurfa5-scaled.jpg 1920w" sizes="(max-width: 768px) 100vw, 768px" /><figcaption id="caption-attachment-140534" class="wp-caption-text">Harran evleri</figcaption></figure>
<p>Daha önce Gaziantep&#8217;e gittiğimde arabam olmadığı için gidemediğim Halfeti&#8217;yi bu sefer kaçırmadık. Kışın düşük sezon olduğu için birçok işletme kapalıydı, ancak kolay park yeri bulduk. Halfeti &#8221;saklı cennet&#8221; veya &#8221;kayıp kent&#8221; olarak anılıyor, Fırat Nehri&#8217;nin altında kalmış olduğu için. Halfeti&#8217;de tekne turu yapıp uzaktan Rumkale&#8217;yi ve batık camiyi görmelisiniz! Bizim tekne turumuz gün batımı saatine geldi, çok keyifli geçti.</p>
<figure id="attachment_140535" aria-describedby="caption-attachment-140535" style="width: 768px" class="wp-caption aligncenter"><img loading="lazy" decoding="async" class="wp-image-140535 size-large" src="https://lavarla.com/wp-content/uploads/2026/04/sanliurfa2-768x1024.jpg" alt="Şanlıurfa Gezilecek Yerler" width="768" height="1024" srcset="https://lavarla.com/wp-content/uploads/2026/04/sanliurfa2-768x1024.jpg 768w, https://lavarla.com/wp-content/uploads/2026/04/sanliurfa2-225x300.jpg 225w, https://lavarla.com/wp-content/uploads/2026/04/sanliurfa2-1152x1536.jpg 1152w, https://lavarla.com/wp-content/uploads/2026/04/sanliurfa2-1536x2048.jpg 1536w, https://lavarla.com/wp-content/uploads/2026/04/sanliurfa2-scaled.jpg 1920w" sizes="(max-width: 768px) 100vw, 768px" /><figcaption id="caption-attachment-140535" class="wp-caption-text">Halfeti</figcaption></figure>
<p>Urfa&#8217;nın etrafını gezdik gördük ancak merkezinde turlamadan dönmedik tabii ki. Balıklıgöl, Şanlıurfa&#8217;nın en çok ziyaret edilen yeri. Camiler, eski medreseler ve taş avlulardan oluşan büyük bir külliyenin parçası. Hz. İbrahim&#8217;in ateşe düşeceği sırada, ateşin suya odunlarınsa balığa dönüştüğü efsanesi ile oluştuğuna inanılıyor. Şanlıurfa&#8217;nın çarşısında dolaşıp baharat alışverişi yapmayı ve hanlardan birinde fıstıklı Türk kahvesi içmeyi unutmayın!</p>
<figure id="attachment_140536" aria-describedby="caption-attachment-140536" style="width: 768px" class="wp-caption aligncenter"><img loading="lazy" decoding="async" class="wp-image-140536 size-large" src="https://lavarla.com/wp-content/uploads/2026/04/sanliurfa6-768x1024.jpg" alt="Şanlıurfa Gezilecek Yerler" width="768" height="1024" srcset="https://lavarla.com/wp-content/uploads/2026/04/sanliurfa6-768x1024.jpg 768w, https://lavarla.com/wp-content/uploads/2026/04/sanliurfa6-225x300.jpg 225w, https://lavarla.com/wp-content/uploads/2026/04/sanliurfa6-1152x1536.jpg 1152w, https://lavarla.com/wp-content/uploads/2026/04/sanliurfa6-1536x2048.jpg 1536w, https://lavarla.com/wp-content/uploads/2026/04/sanliurfa6-scaled.jpg 1920w" sizes="(max-width: 768px) 100vw, 768px" /><figcaption id="caption-attachment-140536" class="wp-caption-text">Balıklıgöl</figcaption></figure>
<h2>Bu yemeklerin eşi benzeri yok: Şanlıurfa ve Gaziantep&#8217;te yediğimiz her şey</h2>
<p>Yurtiçi seyahatlerimdeki temel motivasyon kaynağım yerel yemekler, doğruya doğru. Üç sene önceki Antep seyahatimden bu yana aklım hala yiyemediklerimde olduğu için bu seyahatte pantolondan bir düğme açmayı kabullendim. Ramazan ayında gittiğimiz için, Urfa&#8217;da istediğimiz her yeri açık bulamadık ama Antep&#8217;te bir sorun yaşamadık.</p>
<p>Urfa&#8217;da bir nevi geç kahvaltı olarak <a href="https://www.google.com/maps/place/Paflar+Ciger/@37.1477386,38.7872863,18.04z/data=!4m14!1m7!3m6!1s0x153466b65f6e3a5f:0x1667510255794d71!2sGöbekli+Tepe!8m2!3d37.2232589!4d38.9218317!16zL20vMDJrZ256!3m5!1s0x1534719a0f4f0585:0x875c6f050974cf47!8m2!3d37.1478144!4d38.7888552!16s%2Fg%2F11f_3_8kt1!5m1!1e4?entry=ttu&amp;g_ep=EgoyMDI2MDQxNS4wIKXMDSoASAFQAw%3D%3D" target="_blank" rel="noopener">Paflar Ciğer</a>&#8216;e gittik. Ciğer ve haşhaş kebabı söyledik. Gelen mezeler enfesti ve daha önce hiç yemediğim şeylerdi. Haşhaş kebabının ismine aldanmayın, içinde haşhaş yok ve muhteşem bir lezzet. Yediğimiz her şeyden çok memnun kaldık. Yolda atıştırırız diye çarşıdaki bir çiğ köfteciden çiğ köfte aldık. Hayatımda ilk kez bir çiğ köfteci &#8221;etli mi olsun etsiz mi?&#8221; diye sordu, Urfa farkı!</p>
<figure id="attachment_140537" aria-describedby="caption-attachment-140537" style="width: 768px" class="wp-caption aligncenter"><img loading="lazy" decoding="async" class="wp-image-140537 size-large" src="https://lavarla.com/wp-content/uploads/2026/04/sanliurfa7-768x1024.jpg" alt="Şanlıurfa yemek " width="768" height="1024" srcset="https://lavarla.com/wp-content/uploads/2026/04/sanliurfa7-768x1024.jpg 768w, https://lavarla.com/wp-content/uploads/2026/04/sanliurfa7-225x300.jpg 225w, https://lavarla.com/wp-content/uploads/2026/04/sanliurfa7-1152x1536.jpg 1152w, https://lavarla.com/wp-content/uploads/2026/04/sanliurfa7-1536x2048.jpg 1536w, https://lavarla.com/wp-content/uploads/2026/04/sanliurfa7-scaled.jpg 1920w" sizes="(max-width: 768px) 100vw, 768px" /><figcaption id="caption-attachment-140537" class="wp-caption-text">Ciğer ve Haşhaş Kebabı</figcaption></figure>
<p>Gaziantep, yeme içme konusunda Türkiye&#8217;nin Napoli&#8217;sidir benim gözümde. İlk akşam yemeğimizi bir klasik olan <a href="https://maps.app.goo.gl/pK2g83SAUHZMmrjJ9" target="_blank" rel="noopener">İmam Çağdaş</a>&#8216;ta yedik. Lahmacun, simit kebabı, patlıcan kebabı ve Antep peynirli pide. Her şey çok lezzetliydi. Kebapları yarım porsiyon söyleyebiliyorsunuz, böylelikle daha fazla çeşit deneyebilirsiniz. İkram olarak güzel bir salata geliyor. Kaşıkla içilen açık ayranı ve tabii ki finaldeki enfes baklavalarıyla İmam Çağdaş&#8217;ın, Türk mutfağını seven herkesin bir gün yemek yemesi gereken bir restoran olduğunu düşünüyorum. Bu yemek deneyimini güzel kılan en önemli etmenlerden biri de şüphesiz muhteşem misafirperverlik ve servis. Garsonların ilgisi, kibarlığı ve işlerini harika yapışları takdire değer.</p>
<figure id="attachment_140538" aria-describedby="caption-attachment-140538" style="width: 768px" class="wp-caption aligncenter"><img loading="lazy" decoding="async" class="wp-image-140538 size-large" src="https://lavarla.com/wp-content/uploads/2026/04/sanliurfa4-768x1024.jpg" alt="Gaziantep yemek" width="768" height="1024" srcset="https://lavarla.com/wp-content/uploads/2026/04/sanliurfa4-768x1024.jpg 768w, https://lavarla.com/wp-content/uploads/2026/04/sanliurfa4-225x300.jpg 225w, https://lavarla.com/wp-content/uploads/2026/04/sanliurfa4-1152x1536.jpg 1152w, https://lavarla.com/wp-content/uploads/2026/04/sanliurfa4-1536x2048.jpg 1536w, https://lavarla.com/wp-content/uploads/2026/04/sanliurfa4-scaled.jpg 1920w" sizes="(max-width: 768px) 100vw, 768px" /><figcaption id="caption-attachment-140538" class="wp-caption-text">İmam Çağdaş</figcaption></figure>
<p>Gaziantep&#8217;teki en güzel keşfimizi aslında paylaşmaya biraz çekiniyorum. Popüler olup sadeliğini kaybetmesini, fiyatlarının artıp müdavimlerini üzmesini istemem. <a href="https://maps.app.goo.gl/hpTig1vkJPqkf63c9" target="_blank" rel="noopener">Kasap Oktay</a>&#8216;ta yediğimiz klasik ve etsiz lahmacunların tadı hala damağımda. Hele ki fıstıklı peynirli tatlı pidesi. Mutlaka gidin.</p>
<p>Antep&#8217;in fıstıklı tatlıları gururumuzdur. Katmeri <a href="https://maps.app.goo.gl/CKJNUXnmSPbZuNVV7" target="_blank" rel="noopener">Katmerci Zekeriya Usta</a>&#8216;da yedik, şüphesiz benim en sevdiğim Türk tatlısı. Zekeriya Usta da oradaydı, güzel sohbet ettik, katmerin yapılışını izledik, aile hikayesini dinledik. Dönüş yolunda Koçak Baklava&#8217;ya uğrayıp bir tur da orada yedik, Ankara&#8217;daki aileme paket yaptırdık.</p>
<figure id="attachment_140539" aria-describedby="caption-attachment-140539" style="width: 768px" class="wp-caption aligncenter"><img loading="lazy" decoding="async" class="wp-image-140539 size-large" src="https://lavarla.com/wp-content/uploads/2026/04/sanliurfa3-768x1024.jpg" alt="Gaziantep yemek" width="768" height="1024" srcset="https://lavarla.com/wp-content/uploads/2026/04/sanliurfa3-768x1024.jpg 768w, https://lavarla.com/wp-content/uploads/2026/04/sanliurfa3-225x300.jpg 225w, https://lavarla.com/wp-content/uploads/2026/04/sanliurfa3-1152x1536.jpg 1152w, https://lavarla.com/wp-content/uploads/2026/04/sanliurfa3-1536x2048.jpg 1536w, https://lavarla.com/wp-content/uploads/2026/04/sanliurfa3-scaled.jpg 1920w" sizes="(max-width: 768px) 100vw, 768px" /><figcaption id="caption-attachment-140539" class="wp-caption-text">Katmer</figcaption></figure>
<p>Hafta sonu Şanlıurfa ve Gaziantep seyahatimiz işte böyle geçti. Bir sonraki seyahatimi Nemrut Dağı&#8217;na gerçekleştirmek çok istiyorum.</p>
<p>Yurtiçi seyahatlerimi <em>Lavarla</em>&#8216;da yazıyorum, 2025 kışında gerçekleştirdiğim Kars seyahatimi <a href="https://lavarla.com/kars-soluk-sari-isiklar-altinda-bembeyaz-bir-sehir/" target="_blank" rel="noopener">buradan</a> okuyabilirsiniz.</p>
<p><a href="https://lavarla.com/sanliurfa-ve-gaziantepte-hafta-sonu-tarih-ve-lezzet-kesifleri/">&lt;span class=&quot;reading-mode-buttons&quot;&gt;&lt;/span&gt;Şanlıurfa ve Gaziantep&#8217;te hafta sonu: Tarih ve lezzet keşifleri&lt;span class=&quot;reading-mode-buttons&quot;&gt;&lt;/span&gt;</a> yazısı ilk önce <a href="https://lavarla.com">Lavarla - Kültür-Sanat ve Kent Yaşamı</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Gökhan Tüfekçi’den yeni sergi: &#8216;Grotesk Fanteziler&#8217; Galeri Siyah Beyaz’da</title>
		<link>https://lavarla.com/gokhan-tufekciden-yeni-sergi-grotesk-fanteziler-galeri-siyah-beyazda/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Lavarla]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 12 May 2026 10:20:36 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Gündem]]></category>
		<category><![CDATA[Ankara Etkinlik]]></category>
		<category><![CDATA[Ankara Sergi]]></category>
		<category><![CDATA[Galeri Siyah Beyaz]]></category>
		<category><![CDATA[Gökhan Tüfekçi]]></category>
		<category><![CDATA[Sergi]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://lavarla.com/?p=140575</guid>

					<description><![CDATA[<p>Galeri Siyah Beyaz, Gökhan Tüfekçi’nin Grotesk Fanteziler başlıklı kişisel sergisini 8 Mayıs-20 Haziran tarihleri arasında sanatseverlerle buluşturuyor. Grotesk Fanteziler, Anadolu ve Asya’ya ait kültürel ikonları, toplumsal anıları, kaosu, korkuyu, mitleri ve histerik ruh hâlini ele alıyor. Linç kültürünün var olma ve yok oluş biçimlerini travmatik bir jestle, anakronik bir tavırla yeniden düşünmeye açıyor. Sanatçı, sergideki [&#8230;]</p>
<p><a href="https://lavarla.com/gokhan-tufekciden-yeni-sergi-grotesk-fanteziler-galeri-siyah-beyazda/">&lt;span class=&quot;reading-mode-buttons&quot;&gt;&lt;/span&gt;Gökhan Tüfekçi’den yeni sergi: &#8216;Grotesk Fanteziler&#8217; Galeri Siyah Beyaz’da&lt;span class=&quot;reading-mode-buttons&quot;&gt;&lt;/span&gt;</a> yazısı ilk önce <a href="https://lavarla.com">Lavarla - Kültür-Sanat ve Kent Yaşamı</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Galeri Siyah Beyaz, Gökhan Tüfekçi’nin <em>Grotesk Fanteziler</em> başlıklı kişisel sergisini 8 Mayıs-20 Haziran tarihleri arasında sanatseverlerle buluşturuyor.</strong></p>
<p><em>Grotesk Fanteziler</em>, Anadolu ve Asya’ya ait kültürel ikonları, toplumsal anıları, kaosu, korkuyu, mitleri ve histerik ruh hâlini ele alıyor. Linç kültürünün var olma ve yok oluş biçimlerini travmatik bir jestle, anakronik bir tavırla yeniden düşünmeye açıyor. Sanatçı, sergideki çalışmalar aracılığıyla, minyatür resim sanatındaki istifleme anlayışını; figür ve mekanda perspektifi bozarak iki boyutluluğa indirgeyen yaklaşımıyla kendi anlatım diline dahil ediyor. Kişileri, nesneleri, olayları ve hikâyeleri ait oldukları bağlamdan koparıp, kurduğu mekân içinde üst üste bindirerek bir anlatı varmış izlenimi yaratıyor. Ancak bu sahneler bütünlüklü bir sonuca ulaşmıyor; anlamı parçalanıyor, çoğalıyor ve izleyiciye dağılıyor.</p>
<p>​Grotesk ve teatral bir yaklaşımla izleyici sabit bir bakışa değil, hareketli bir algıya yönlendiriliyor; resim durağan bir yüzey olmaktan çıkarak yoğunlaşmış bir sahneye dönüşüyor. Karanlık, toksik ve histerik duygularla örülü düşüncelerle renkli bir formda görünür hâle geliyor. Şiddet, korku, gösteri ve çöküş gizlenmek yerine doğrudan sahneye taşınıyor; zıt duygular en uç noktalarda eş zamanlı yaşanıyor. Bütünsel bir duygu ön plandaymış gibi görünse de aslında bu duygudan çok bireyin kendi histerik hâlleri ciddiye alınıyor. Bu durum, dönemin gerilimini açıkça görünür kılıyor.</p>
<p><a href="https://lavarla.com/gokhan-tufekciden-yeni-sergi-grotesk-fanteziler-galeri-siyah-beyazda/">&lt;span class=&quot;reading-mode-buttons&quot;&gt;&lt;/span&gt;Gökhan Tüfekçi’den yeni sergi: &#8216;Grotesk Fanteziler&#8217; Galeri Siyah Beyaz’da&lt;span class=&quot;reading-mode-buttons&quot;&gt;&lt;/span&gt;</a> yazısı ilk önce <a href="https://lavarla.com">Lavarla - Kültür-Sanat ve Kent Yaşamı</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>5. Evrensel Bilim Kurgu ve Fantastik Film Festivali başlıyor</title>
		<link>https://lavarla.com/5-evrensel-bilim-kurgu-ve-fantastik-film-festivali-basliyor/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Lavarla]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 05 May 2026 10:02:29 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Gündem]]></category>
		<category><![CDATA[5. Evrensel Bilim Kurgu ve Fantastik Film Festivali]]></category>
		<category><![CDATA[Ankara]]></category>
		<category><![CDATA[Etkinlik]]></category>
		<category><![CDATA[Festival]]></category>
		<category><![CDATA[İstanbul]]></category>
		<category><![CDATA[Kars]]></category>
		<category><![CDATA[Tekirdağ]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://lavarla.com/?p=140567</guid>

					<description><![CDATA[<p>İstanbul’dan Mardin’e, Kars’tan Köln’e uzanan 5. Evrensel Bilim Kurgu ve Fantastik Film Festivali, bu yıl yalnızca film gösterimleriyle değil; farklı şehirleri ortak bir sinema dili etrafında buluşturan yapısıyla da dikkat çekiyor. Uluslararası Bilim ve Sanat Yaratıcıları Derneği organizasyonunda, T.C. Kültür ve Turizm Bakanlığı Sinema Genel Müdürlüğü’nün katkılarıyla gerçekleştirilen 5. Evrensel Bilim Kurgu ve Fantastik Film [&#8230;]</p>
<p><a href="https://lavarla.com/5-evrensel-bilim-kurgu-ve-fantastik-film-festivali-basliyor/">&lt;span class=&quot;reading-mode-buttons&quot;&gt;&lt;/span&gt;5. Evrensel Bilim Kurgu ve Fantastik Film Festivali başlıyor&lt;span class=&quot;reading-mode-buttons&quot;&gt;&lt;/span&gt;</a> yazısı ilk önce <a href="https://lavarla.com">Lavarla - Kültür-Sanat ve Kent Yaşamı</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>İstanbul’dan Mardin’e, Kars’tan Köln’e uzanan 5. Evrensel Bilim Kurgu ve Fantastik Film Festivali, bu yıl yalnızca film gösterimleriyle değil; farklı şehirleri ortak bir sinema dili etrafında buluşturan yapısıyla da dikkat çekiyor.</strong></p>
<p>Uluslararası Bilim ve Sanat Yaratıcıları Derneği organizasyonunda, T.C. Kültür ve Turizm Bakanlığı Sinema Genel Müdürlüğü’nün katkılarıyla gerçekleştirilen 5. Evrensel Bilim Kurgu ve Fantastik Film Festivali, 5–15 Mayıs tarihleri arasında Türkiye ve Avrupa’da geniş bir gösterim ağıyla izleyiciyle buluşuyor.</p>
<p>Festival bu yıl İstanbul, Ankara, İzmir, Kars, Mardin, Gaziantep, Sivas, Kocaeli, Adana, Giresun, Tekirdağ, Ordu ve Alanya’nın yanı sıra Avrupa ayağında Köln başta olmak üzere farklı uluslararası noktalarda gerçekleşiyor. Böylece festival yalnızca bir gösterim programı olmaktan çıkararak  şehirler arası kültürel etkileşimi büyüten bir platforma dönüşüyor.</p>
<h2>Sadece izlenen değil, birlikte düşünülen bir festival</h2>
<p>Festival Direktörü Dr. İren Dicle Aytaç, “Bu festival, yalnızca film izlenen değil; birlikte düşünen ve geleceği kuran bir alan. Üniversiteler ve akademisyenlerle kurduğumuz yapı sayesinde gençlerle buluşuyor, filmleri tartışmaya ve yeni fikirler üretmeye açıyoruz,” diyerek festival vizyonunu özetliyor.</p>
<p>US3F Kars Festival Yönetmeni Doç. Dr. Özgün Kehya, festivalin Kars ayağına dair, “Bilim kurgu ve fantastik film festivalimizi, Ulusal Üstün Yetenekli Çocukların Eğitimi Kongresi ile birlikte gerçekleştirerek bilim ve sanatı bir araya getiriyoruz. Açılışta Kafkas Üniversitesi’nde dikilecek yüzlerce fidanla bu buluşmayı doğayla da taçlandırıyoruz,” diyor.</p>
<h2>Avrupa ayağında yapay zeka odağı</h2>
<p>US3F Köln Festival Yönetmeni Araştırmacı Ezgi İnal, “Köln’de gerçekleştireceğimiz gösterimlerde Avrupa sinemasının güncel ritmini yakalayacağız. Yapay zekanın film yapımındaki rolünü ele alacağımız söyleşi ise festivalin en dikkat çekici başlıklarından biri olacak,” diyerek festivalin Köln ayağına dikkat çekiyor.</p>
<p>Festival kapsamında kısa metraj, yapay zeka temalı kısa filmler ve uzun metraj yapımların yanı sıra söyleşiler, özel gösterimler ve ödül töreni de yer alıyor. 5 Mayıs’ta açılış ve lansman etkinliğiyle başlayacak festival, 12 Mayıs’taki özel söyleşi programı ve 15 Mayıs’ta Tarık Zafer Tunaya Kültür Merkezi’nde gerçekleştirilecek ödül töreniyle final yapacak.</p>
<p>Festival takvimi için festivalin <a href="https://www.instagram.com/p/DX64vEsiCGx/" target="_blank" rel="noopener">IG hesabını</a> ziyaret edebilirsiniz.</p>
<p><a href="https://lavarla.com/5-evrensel-bilim-kurgu-ve-fantastik-film-festivali-basliyor/">&lt;span class=&quot;reading-mode-buttons&quot;&gt;&lt;/span&gt;5. Evrensel Bilim Kurgu ve Fantastik Film Festivali başlıyor&lt;span class=&quot;reading-mode-buttons&quot;&gt;&lt;/span&gt;</a> yazısı ilk önce <a href="https://lavarla.com">Lavarla - Kültür-Sanat ve Kent Yaşamı</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>İşçi Filmleri Festivali 1-10 Mayıs&#8217;ta üç şehirde birden düzenleniyor</title>
		<link>https://lavarla.com/isci-filmleri-festivali-1-10-mayista-uc-sehirde-birden-duzenleniyor/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Lavarla]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 30 Apr 2026 06:31:09 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Gündem]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://lavarla.com/?p=140561</guid>

					<description><![CDATA[<p>Uluslararası İşçi Filmleri Festivali bu yıl 21’inci kez 1-10 Mayıs tarihleri arasında 54 yerli ve 17 yabancı filmi İstanbul, Ankara ve İzmir’de seyircilerle buluşturacak. Uluslararası İşçi Filmleri Festivali, dünyanın farklı coğrafyalarından yükselen direnişleri ve dayanışma pratiklerini sinemanın diliyle ortaklaştıran; savaşların ve derinleşen eşitsizliklerin belirlediği bu sert dönemde emeğin görünmeyen hikâyelerini görünür kılan bir buluşma alanı [&#8230;]</p>
<p><a href="https://lavarla.com/isci-filmleri-festivali-1-10-mayista-uc-sehirde-birden-duzenleniyor/">&lt;span class=&quot;reading-mode-buttons&quot;&gt;&lt;/span&gt;İşçi Filmleri Festivali 1-10 Mayıs&#8217;ta üç şehirde birden düzenleniyor&lt;span class=&quot;reading-mode-buttons&quot;&gt;&lt;/span&gt;</a> yazısı ilk önce <a href="https://lavarla.com">Lavarla - Kültür-Sanat ve Kent Yaşamı</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Uluslararası İşçi Filmleri Festivali bu yıl 21’inci kez 1-10 Mayıs tarihleri arasında 54 yerli ve 17 yabancı filmi İstanbul, Ankara ve İzmir’de seyircilerle buluşturacak.</p>
<p>Uluslararası İşçi Filmleri Festivali, dünyanın farklı coğrafyalarından yükselen direnişleri ve dayanışma pratiklerini sinemanın diliyle ortaklaştıran; savaşların ve derinleşen eşitsizliklerin belirlediği bu sert dönemde emeğin görünmeyen hikâyelerini görünür kılan bir buluşma alanı olmayı 21 yıldır sürdürüyor.</p>
<h2>Festival programı</h2>
<p>Festivalin açılış filmi, Kadir İnanır’ın hayatını, sanatını ve Türkiye’nin toplumsal hafızasındaki yerini kişisel ve politik yönleriyle anlatan, Hüseyin Karabey’in <em>Kuzeyden Gelen Adam</em> belgeseli olacak. Retrospektif bölümünde ise Pelin Esmer’in dört filmi yer alıyor: <em>11’e 10 kala</em>, <em>Gözetleme Kulesi</em>, <em>Oyun</em> ve yönetmenin Shakespeare’i Çanakkaleli kadınlarla buluşturan <em>Kraliçe Lear</em> belgeseli.</p>
<p>Programda ayrıca, Türkiye’de seyirciyle ilk kez buluşacak 24 film var. Bunlardan yedisi Türkiye’den: <em>Anadolu&#8217;nun Türküsü</em>, <em>Bir İstiklal Hikayesi</em>, <em>İzmir&#8217;de Bir Afro-Türk: Yalçın Yanık</em>, <em>Köpek Maması</em>, <em>Maden, Merhaba Ankara: &#8220;Büyük Öğretmen Yürüyüşü&#8221;</em> ve <em>Yaş 29-30</em>. Emek ve hak mücadelesini odağına alan seçkide bu yıl, Türkiye’de ilk gösterimi olan yabancı filmlerden; Almanya’dan <em>Clara</em>, İspanya’dan <em>Takım Elbise</em> ve <em>Saklama Kabı</em>, İsveç’ten <em>Zafer Treni</em>, Tayvan’dan <em>Rüzgâra Karşı</em>, Kıbrıs’tan <em>Kasiyerler Ayağa</em> ve ABD’den sistem eleştirisini mizahla anlatan <em>Taze Değerler</em> yer alıyor.</p>
<p><a href="https://lavarla.com/isci-filmleri-festivali-1-10-mayista-uc-sehirde-birden-duzenleniyor/">&lt;span class=&quot;reading-mode-buttons&quot;&gt;&lt;/span&gt;İşçi Filmleri Festivali 1-10 Mayıs&#8217;ta üç şehirde birden düzenleniyor&lt;span class=&quot;reading-mode-buttons&quot;&gt;&lt;/span&gt;</a> yazısı ilk önce <a href="https://lavarla.com">Lavarla - Kültür-Sanat ve Kent Yaşamı</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
