<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Eliçe Kılıç, Lavarla - Kültür-Sanat ve Kent Yaşamı sitesinin yazarı.</title>
	<atom:link href="https://lavarla.com/author/elice/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://lavarla.com/author/elice/</link>
	<description>Lavarla için her insan ve her hikaye, ucundan Ankara&#039;ya dokunuyorsa anlatmaya değerdir.</description>
	<lastBuildDate>Fri, 30 Jan 2026 06:56:12 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	<generator>https://wordpress.org/?v=6.8.2</generator>

<image>
	<url>https://lavarla.com/wp-content/uploads/2024/05/fav-150x150.png</url>
	<title>Eliçe Kılıç, Lavarla - Kültür-Sanat ve Kent Yaşamı sitesinin yazarı.</title>
	<link>https://lavarla.com/author/elice/</link>
	<width>32</width>
	<height>32</height>
</image> 
	<item>
		<title>Kars: Soluk sarı ışıklar altında bembeyaz bir şehir</title>
		<link>https://lavarla.com/kars-soluk-sari-isiklar-altinda-bembeyaz-bir-sehir/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Eliçe Kılıç]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 30 Jan 2026 06:56:12 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Edebiyat]]></category>
		<category><![CDATA[Kent]]></category>
		<category><![CDATA[Kar]]></category>
		<category><![CDATA[Kars]]></category>
		<category><![CDATA[Orhan Pamuk Kar]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://lavarla.com/?p=140011</guid>

					<description><![CDATA[<p><span class="reading-mode-buttons"></span>Ankara&#8217;da yaşadığım üniversite yıllarımda başlayan Doğu Ekspresi akımından ben de etkilenmiştim ve uzun yıllar hep Kars&#8217;a gitmek istedim. Aslında tren yolculuğundan ziyade karlı Kars sokaklarında usul usul dolanmak, donmuş Çıldır Gölü&#8217;nün üzerinde yürümek ve Ani Harabeleri&#8217;ni ziyaret etmek istiyordum. Dileğimi 2025 yılının son günlerinde gerçekleştirdim. Kars&#8217;a tek başıma ve uçakla gittim, yanımda Orhan Pamuk&#8217;un Kar [&#8230;]</p>
<p><a href="https://lavarla.com/kars-soluk-sari-isiklar-altinda-bembeyaz-bir-sehir/">&lt;span class=&quot;reading-mode-buttons&quot;&gt;&lt;/span&gt;Kars: Soluk sarı ışıklar altında bembeyaz bir şehir&lt;span class=&quot;reading-mode-buttons&quot;&gt;&lt;/span&gt;</a> yazısı ilk önce <a href="https://lavarla.com">Lavarla - Kültür-Sanat ve Kent Yaşamı</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Ankara&#8217;da yaşadığım üniversite yıllarımda başlayan Doğu Ekspresi akımından ben de etkilenmiştim ve uzun yıllar hep Kars&#8217;a gitmek istedim. Aslında tren yolculuğundan ziyade karlı Kars sokaklarında usul usul dolanmak, donmuş Çıldır Gölü&#8217;nün üzerinde yürümek ve Ani Harabeleri&#8217;ni ziyaret etmek istiyordum. Dileğimi 2025 yılının son günlerinde gerçekleştirdim. Kars&#8217;a tek başıma ve uçakla gittim, yanımda Orhan Pamuk&#8217;un <em>Kar</em> romanı vardı. Şehir, hep hayal ettiğim ve romanı okurken gözümde canlandırdığım gibiydi, ikinci günümden itibaren bembeyazdı. İşte Kars&#8217;ta geçirdiğim günlerden notlarım.</p>
<h2>Soluk sarı ışıklar altında bembeyaz bir şehir</h2>
<p>Soluk sarı ışıklar, Orhan Pamuk&#8217;un Kars sokaklarını betimlemek için <em>Kar</em> romanında sık sık kullandığı bir ifade. Usul usul yağan karın altında şehrin sokaklarında uzun uzun yürüdüm. Rus döneminden kalmış, sayısı bir elin parmaklarını geçmeyen Baltık mimarisinden binaların bulunduğu sokak, soluk sarı ışıklar altında terk edilmiş gibi duruyordu. Bugün Defterdarlık, eski vali konağı, il sağlık müdürlüğü olarak kullanılan bu binalar, Tarihi Kimliğiyle Kars Kenti Projesi kapsamında restore edilmiş ve dokularının korunması sağlanmış.</p>
<p>Yürüyüşlerime verdiğim molalarda Kars mutfağından iç ısıtan yemekler yiyip, çayhanelerde salep ve çay içtim. <a href="https://www.google.com/maps/place/Han%C4%B1meli+Kars+Mutfa%C4%9F%C4%B1/@40.6073574,43.0935797,533m/data=!3m1!1e3!4m6!3m5!1s0x40698edc057a4759:0xfcd2e324c474d3df!8m2!3d40.6075679!4d43.0942213!16s%2Fg%2F1vd74d7y?entry=ttu&amp;g_ep=EgoyMDI2MDEyMS4wIKXMDSoASAFQAw%3D%3D" target="_blank" rel="noopener">Hanımeli Kars Mutfağı</a> ilk günümde lezzeti ve misafirperverliğiyle gönlümü çalınca, ikinci günümde de soluğu burada aldım. Hanımeli&#8217;nde şifa niyetine bol otlu ve bakliyatlı evelik aşı ve hangel yediklerim arasında favorilerim oldu. Kars usulü Hangel, Türk mutfağında düz hamurun, yoğurt, tereyağı ve baharatlarla ne kadar güzelleştirilebileceğini ispatlayan bir yemek. Yemek bitiminde yeriniz kalırsa Kars&#8217;ın umaç helvası da denemeye değer. Akşam yemeğinden sonra şehre çöken soğuktan, <a href="https://maps.app.goo.gl/q6SPsVTa4knUYAj9A" target="_blank" rel="noopener">Kazım Paşa Çay Evi</a>&#8216;nde kalorifer kıyısında günlük sütle yapılan saleple kitap okuyarak kaçtım. Kars&#8217;ın kaz yemeği de epey meşhur, aklınızda olsun.</p>
<figure id="attachment_140225" aria-describedby="caption-attachment-140225" style="width: 768px" class="wp-caption aligncenter"><img fetchpriority="high" decoding="async" class="size-large wp-image-140225" src="https://lavarla.com/wp-content/uploads/2026/01/kars2-768x1024.jpg" alt="" width="768" height="1024" srcset="https://lavarla.com/wp-content/uploads/2026/01/kars2-768x1024.jpg 768w, https://lavarla.com/wp-content/uploads/2026/01/kars2-225x300.jpg 225w, https://lavarla.com/wp-content/uploads/2026/01/kars2-1152x1536.jpg 1152w, https://lavarla.com/wp-content/uploads/2026/01/kars2-1536x2048.jpg 1536w, https://lavarla.com/wp-content/uploads/2026/01/kars2-scaled.jpg 1920w" sizes="(max-width: 768px) 100vw, 768px" /><figcaption id="caption-attachment-140225" class="wp-caption-text">Hangel</figcaption></figure>
<p>Kars esnafı güleryüzlü, konuşkan ve misafirperver. Peynir dükkanlarında şehrin coğrafi işaretli, birbirinden leziz peynirlerinin tadına baktım. Eve Kars gravyeri, eski kaşar ve göbek kaşarı aldım. Gravyer peynir tabaklarına, eski kaşar makarnalara, göbek kaşarı da güzel eridiği için tostlara çok yakışıyormuş. Şehirde adım başı peynir dükkanı, Malakan Peynircilik ve Aydar Ticaret bana önerilenler.</p>
<p>Rus İmparatorluğu&#8217;ndan kalmış Fethiye Camii (önceden Aleksandr Nevski Kilisesi) ve 10. yüzyılda inşa edilmiş Kümbet Camii (önceden Havariler Kilisesi), Kars&#8217;ta görmeden geçilmemesi diğer gereken yerlerden.</p>
<p><img decoding="async" class="size-large wp-image-140028 aligncenter" src="https://lavarla.com/wp-content/uploads/2026/01/kars-6-1024x768.jpeg" alt="" width="800" height="600" srcset="https://lavarla.com/wp-content/uploads/2026/01/kars-6-1024x768.jpeg 1024w, https://lavarla.com/wp-content/uploads/2026/01/kars-6-300x225.jpeg 300w, https://lavarla.com/wp-content/uploads/2026/01/kars-6-768x576.jpeg 768w, https://lavarla.com/wp-content/uploads/2026/01/kars-6-1536x1152.jpeg 1536w, https://lavarla.com/wp-content/uploads/2026/01/kars-6.jpeg 2048w" sizes="(max-width: 800px) 100vw, 800px" /></p>
<blockquote><p>&nbsp;</p>
<p>&#8220;Yüksek lambaların soluk sarı ışığı ve yağan karın altında dünyanın bu köşesinin her şeyden uzaklığını ve inanılmaz ıssızlığını öylesine güçle hissetti ki, içinde Allah düşüncesi belirdi.&#8221;</p></blockquote>
<h2>Çıldır Gölü ve Ani Harabeleri</h2>
<p>Kars küçük bir şehir, görülecek yerleri birkaç saatte bitirebilirsiniz. Ancak buraya kadar gelmişken UNESCO Dünya Miras Listesi&#8217;ndeki Ani Harabeleri ve Ardahan&#8217;daki Çıldır Gölü&#8217;nü görmeden dönmek olmaz. Buraları, Kars&#8217;tan katıldığım günübirlik bir turla gezdim. <a href="https://whc.unesco.org/en/list/1518/" target="_blank" rel="noopener">Ani Harabeleri</a>, hiçliğin ortasında ve oralarda bir zamanlar hayat olduğuna inanmak zor. Ermenistan sınırı gözle görülecek kadar yakın. MüzeKart ile yapılacak güzel şeylerden. Ani Harabeleri&#8217;nin yalnız atmosferinden çıkıp rotayı Ardahan&#8217;a çevirdiğimizde, bir masal gibi güzel tamamen donmuş Çıldır Gölü&#8217;ndeyiz. Beyazdan gözümün kamaştıran donmuş Çıldır&#8217;da yürümek, Türkiye&#8217;de yaptığım en güzel şeylerden biriydi.</p>
<blockquote><p>&#8220;İkisi uzun bir süre karı seyrettiler ve bunu vakitleri olan ve hayata aldırmayan insanlar gibi yaptılar.&#8221;</p></blockquote>
<figure id="attachment_140016" aria-describedby="caption-attachment-140016" style="width: 800px" class="wp-caption aligncenter"><img decoding="async" class="wp-image-140016 size-large" src="https://lavarla.com/wp-content/uploads/2026/01/kars-3-1024x768.jpeg" alt="Kars" width="800" height="600" srcset="https://lavarla.com/wp-content/uploads/2026/01/kars-3-1024x768.jpeg 1024w, https://lavarla.com/wp-content/uploads/2026/01/kars-3-300x225.jpeg 300w, https://lavarla.com/wp-content/uploads/2026/01/kars-3-768x576.jpeg 768w, https://lavarla.com/wp-content/uploads/2026/01/kars-3-1536x1152.jpeg 1536w, https://lavarla.com/wp-content/uploads/2026/01/kars-3.jpeg 2048w" sizes="(max-width: 800px) 100vw, 800px" /><figcaption id="caption-attachment-140016" class="wp-caption-text">Ani Harabeleri</figcaption></figure>
<figure id="attachment_140017" aria-describedby="caption-attachment-140017" style="width: 800px" class="wp-caption aligncenter"><img loading="lazy" decoding="async" class="wp-image-140017 size-large" src="https://lavarla.com/wp-content/uploads/2026/01/kars-4-1024x768.jpeg" alt="Kars" width="800" height="600" srcset="https://lavarla.com/wp-content/uploads/2026/01/kars-4-1024x768.jpeg 1024w, https://lavarla.com/wp-content/uploads/2026/01/kars-4-300x225.jpeg 300w, https://lavarla.com/wp-content/uploads/2026/01/kars-4-768x576.jpeg 768w, https://lavarla.com/wp-content/uploads/2026/01/kars-4-1536x1152.jpeg 1536w, https://lavarla.com/wp-content/uploads/2026/01/kars-4.jpeg 2048w" sizes="(max-width: 800px) 100vw, 800px" /><figcaption id="caption-attachment-140017" class="wp-caption-text">Çıldır Gölü, Ardahan</figcaption></figure>
<h2>Nadir bir kar cinsi</h2>
<p>Kars&#8217;a düşen kar, dünyada nadir bulunan bir cinsmiş. Buz kristallerinin birleşip altıgen şeklini almasıyla oluşan kristal kar, Sarıkamış&#8217;ı kayak için epey elverişli bir hale getiriyormuş. Karın cinsi bir yana, gökten pudra döküyorlarmış gibi yağan bir kar hayatımda hiç görmemiştim. Yarın okul tatil olacakmış gibi bir mutluluk verdi bana o karı seyretmek.</p>
<p>Seyahatimde bana eşlik eden <em>Kar</em> ise kolay bir okuma değildi. Politik, karanlık, tartışmalı ve depresif. Yine de Orhan Pamuk&#8217;un ana dilimde yazmasını bir ayrıcalık olarak görüyor ve yazdıklarını keyifle okuyorum.</p>
<p>Kars&#8217;tan Ankara&#8217;ya dönüşüm, uçuşumun toplamda 6 saat yoğun kar yağışı sebebiyle gecikme yaptıktan sonra iptal edilmesi üzerine toplamda 24 saat sürdü. Vakit kazanmak için uçakla gitmiştim, Doğu Ekspresi ile dönmüş kadar oldum. Olacağı varmış! Şehirdeki son günüm, romandaki Ka gibi hissetmeme sebep oldu, şehirde kısılıp kalmıştım. Kars&#8217;tan çantamda gravyer ve eski kaşar peyniri, aklımda ise <em>Kar</em> romanındaki şu satırlarla döndüm:</p>
<blockquote><p>&#8220;Sanki burası herkesin unuttuğu bir yerdi ve kar sessizce dünyanın sonuna yağıyordu.&#8221;</p></blockquote>
<figure id="attachment_140023" aria-describedby="caption-attachment-140023" style="width: 800px" class="wp-caption aligncenter"><img loading="lazy" decoding="async" class="size-large wp-image-140023" src="https://lavarla.com/wp-content/uploads/2026/01/kars-5-1024x768.jpeg" alt="Kars" width="800" height="600" srcset="https://lavarla.com/wp-content/uploads/2026/01/kars-5-1024x768.jpeg 1024w, https://lavarla.com/wp-content/uploads/2026/01/kars-5-300x225.jpeg 300w, https://lavarla.com/wp-content/uploads/2026/01/kars-5-768x576.jpeg 768w, https://lavarla.com/wp-content/uploads/2026/01/kars-5-1536x1152.jpeg 1536w, https://lavarla.com/wp-content/uploads/2026/01/kars-5.jpeg 2048w" sizes="(max-width: 800px) 100vw, 800px" /><figcaption id="caption-attachment-140023" class="wp-caption-text">Kars Harakani Havalimanı</figcaption></figure>
<p>Tıpkı <em>Kar</em> gibi, şehrin romanda yaşayan bir karakter olduğu bir başka eser <a href="https://lavarla.com/napoli-romanlari-mukemmel-bir-bicimde-kusurlu-sehir-napoli/" target="_blank" rel="noopener">Napoli Romanları</a>.</p>
<p><a href="https://lavarla.com/kars-soluk-sari-isiklar-altinda-bembeyaz-bir-sehir/">&lt;span class=&quot;reading-mode-buttons&quot;&gt;&lt;/span&gt;Kars: Soluk sarı ışıklar altında bembeyaz bir şehir&lt;span class=&quot;reading-mode-buttons&quot;&gt;&lt;/span&gt;</a> yazısı ilk önce <a href="https://lavarla.com">Lavarla - Kültür-Sanat ve Kent Yaşamı</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Napoli Romanları: Mükemmel bir biçimde kusurlu şehir Napoli</title>
		<link>https://lavarla.com/napoli-romanlari-mukemmel-bir-bicimde-kusurlu-sehir-napoli/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Eliçe Kılıç]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 02 Jan 2026 09:04:20 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Edebiyat]]></category>
		<category><![CDATA[Kent]]></category>
		<category><![CDATA[Benim Olağanüstü Akıllı Arkadaşım]]></category>
		<category><![CDATA[Elena Ferrante]]></category>
		<category><![CDATA[Napoli romanları]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://lavarla.com/?p=139053</guid>

					<description><![CDATA[<p><span class="reading-mode-buttons"></span>&#8220;Napoli Romanları&#8221;, ilk kitabının ismi Türkçeye Benim Olağanüstü Akıllı Arkadaşım olarak çevrilmiş, Elena Ferrante&#8217;nin yazdığı dörtlemenin ismi. Elena Ferrante, yazarın mahlası. Dörtlemeyi ilk kez 2018 yılında okudum. Sadece Napoli&#8217;de geçtiği için okumaya başlamıştım ancak hikaye beni kıskıvrak yakaladı. Aradan geçen yıllarda, altını çizdiğim satırlarla, aldığım notlarla ve dizisiyle hafızamdaki canlılığını korudu. En son 2025 yılında [&#8230;]</p>
<p><a href="https://lavarla.com/napoli-romanlari-mukemmel-bir-bicimde-kusurlu-sehir-napoli/">&lt;span class=&quot;reading-mode-buttons&quot;&gt;&lt;/span&gt;Napoli Romanları: Mükemmel bir biçimde kusurlu şehir Napoli&lt;span class=&quot;reading-mode-buttons&quot;&gt;&lt;/span&gt;</a> yazısı ilk önce <a href="https://lavarla.com">Lavarla - Kültür-Sanat ve Kent Yaşamı</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>&#8220;Napoli Romanları&#8221;, ilk kitabının ismi Türkçeye <em>Benim Olağanüstü Akıllı Arkadaşım</em> olarak çevrilmiş, Elena Ferrante&#8217;nin yazdığı dörtlemenin ismi. Elena Ferrante, yazarın mahlası. Dörtlemeyi ilk kez 2018 yılında okudum. Sadece Napoli&#8217;de geçtiği için okumaya başlamıştım ancak hikaye beni kıskıvrak yakaladı. Aradan geçen yıllarda, altını çizdiğim satırlarla, aldığım notlarla ve dizisiyle hafızamdaki canlılığını korudu. En son 2025 yılında tüm seriyi yeniden okumam ve yakın zamanda bitirmemle birlikte artık bir övgü yazısını hak ettiğini düşünüyorum. Napoli Romanları&#8217;nı benim için bu kadar özel kılan şeylerden biri, şehrin hikayede sadece bir mekandan ziyade tıpkı bir karakter gibi büyüyüp gelişmesi oldu.</p>
<p>Napoli Romanları, İkinci Dünya Savaşı&#8217;ndan sonra, Napoli&#8217;nin yoksul mahallerinden birinde dünyaya gelen Lenu ve Lila&#8217;nın yıllara yayılan arkadaşlık hikayesi. Bu, her şeye rağmen bir ömür boyunca birbirinin yanında olmuş iki arkadaşın toz pembe hikayesi değil. İçinde hayatın, kadın olmanın ve Napoli&#8217;nin tüm katmanlarını bulunduran, hayatın ta kendisi bir hikaye.</p>
<p>Ferrante, Napoli Romanları&#8217;nda Napoli&#8217;nin yıllar içindeki ekonomik, kültürel ve toplumsal durumunu hikayenin akışına çok başarılı ve doğal bir şekilde entegre ediyor. Hikayenin başladığı 1950&#8217;lerde, Napoli&#8217;deki bu mahalle ve sakinleri fakir, zor ve dış dünyaya kapalı. Şiddet gündelik hayatın bir parçası. Kirli ve tozlu sokaklarda top koşturan çocuklar, sıcak ve nem, avlular, balkonlara asılı çamaşırlar, yükselen bağırışlar, evlere hapsolmuş kadınlar. Ve tabii ki sosyal sınıflar. Napoli&#8217;de yaşayıp hiç denizi ve Vezüv&#8217;ü görmemiş insanlar ile tehlikeli ailelerin ekonomik hakimiyeti. İlk kitapta mahalleden pek çıkmıyor, &#8220;stradone&#8221;nin ötesini biz de görmüyoruz.</p>
<figure id="attachment_139495" aria-describedby="caption-attachment-139495" style="width: 800px" class="wp-caption aligncenter"><img loading="lazy" decoding="async" class="size-large wp-image-139495" src="https://lavarla.com/wp-content/uploads/2025/11/ferrante-napoli-1-1024x682.jpeg" alt="" width="800" height="533" srcset="https://lavarla.com/wp-content/uploads/2025/11/ferrante-napoli-1-1024x682.jpeg 1024w, https://lavarla.com/wp-content/uploads/2025/11/ferrante-napoli-1-300x200.jpeg 300w, https://lavarla.com/wp-content/uploads/2025/11/ferrante-napoli-1-768x512.jpeg 768w, https://lavarla.com/wp-content/uploads/2025/11/ferrante-napoli-1.jpeg 1400w" sizes="(max-width: 800px) 100vw, 800px" /><figcaption id="caption-attachment-139495" class="wp-caption-text">&#8221;Mahalle&#8221;, 1950&#8217;ler</figcaption></figure>
<p>İkinci kitap <em>Yeni Soyadının Hikayesi</em>&#8216;nde değişim, hem karakterler hem şehir için başlıyor. Lenu, okul sayesinde şehrin eğitimli çehresiyle tanışırken, Lila evlilik yoluyla eski mahalleden çıkıyor. Napoli&#8217;de ve mahallede yeni binalar yapılıp dükkanlar açılırken önemli bir kesim için yoksulluk devam ediyor. Şehir, İtalya&#8217;daki değişimlerden etkileniyor ancak ülkenin güneyi ya da kuzeyi gibi kalkınamıyor. İlk kitapta tehlikeli olan isimler ve aileler, bu kitapta güçlenip mafyalaşıyor.</p>
<figure id="attachment_139496" aria-describedby="caption-attachment-139496" style="width: 1800px" class="wp-caption aligncenter"><img loading="lazy" decoding="async" class="wp-image-139496 size-full" src="https://lavarla.com/wp-content/uploads/2025/11/ferrante-napoli-2.webp" alt="" width="1800" height="1200" srcset="https://lavarla.com/wp-content/uploads/2025/11/ferrante-napoli-2.webp 1800w, https://lavarla.com/wp-content/uploads/2025/11/ferrante-napoli-2-300x200.webp 300w, https://lavarla.com/wp-content/uploads/2025/11/ferrante-napoli-2-1024x683.webp 1024w, https://lavarla.com/wp-content/uploads/2025/11/ferrante-napoli-2-768x512.webp 768w, https://lavarla.com/wp-content/uploads/2025/11/ferrante-napoli-2-1536x1024.webp 1536w" sizes="(max-width: 1800px) 100vw, 1800px" /><figcaption id="caption-attachment-139496" class="wp-caption-text">Plebiscito Meydanı</figcaption></figure>
<p style="text-align: left;">Üçüncü kitap <em>Terk Edenler ve Kalanlar</em>&#8216;da yazar, 70&#8217;lerde İtalya&#8217;daki çalkantıların, Kurşun Yılları&#8217;nın Napoli&#8217;ye yansımalarını hikayeye çok güzel yerleştiriyor. Sağ ve sol çatışmaları, işçilerin grevleri ve üniversitelerdeki protestolar şehrin atmosferinin ve kitabın önemli bir parçası oluyor. Öte yandan kentleşme son sürat devam ediyor.</p>
<figure id="attachment_139986" aria-describedby="caption-attachment-139986" style="width: 1920px" class="wp-caption aligncenter"><img loading="lazy" decoding="async" class="wp-image-139986 size-full" src="https://lavarla.com/wp-content/uploads/2025/12/napoli-romanlari-3.jpg" alt="" width="1920" height="1080" srcset="https://lavarla.com/wp-content/uploads/2025/12/napoli-romanlari-3.jpg 1920w, https://lavarla.com/wp-content/uploads/2025/12/napoli-romanlari-3-300x169.jpg 300w, https://lavarla.com/wp-content/uploads/2025/12/napoli-romanlari-3-1024x576.jpg 1024w, https://lavarla.com/wp-content/uploads/2025/12/napoli-romanlari-3-768x432.jpg 768w, https://lavarla.com/wp-content/uploads/2025/12/napoli-romanlari-3-1536x864.jpg 1536w" sizes="(max-width: 1920px) 100vw, 1920px" /><figcaption id="caption-attachment-139986" class="wp-caption-text">Napoli sahili</figcaption></figure>
<p>Son kitap <em>Kayıp Kızın Hikayesi</em>&#8216;ne damga vuran toplumsal olaysa şüphesiz ki büyük Napoli depremi. Depremden sonra binalar çöküp mahalleler yok olurken yoksullar daha da yoksullaşıyor. Şehrin yeniden inşa edilme sürecinde zenginler, gücüne güç katıyor. Son kitap, aynı zamanda Lila ve Lenu&#8217;nun Napoli olan ilişkilerinin en olgun ve en acılı halini anlatıyor. Lila, kaybının üzüntüsüyle mücadele ederken kendini her gün Napoli&#8217;nin sokaklarına bırakıyor; şehrin kendisinden aldıklarını arıyor. Lenu ise Napoli&#8217;ye ait hissetmekle, ondan utanmak arasındaki sıkışmışlıkta şehri son bir kez terk ediyor.</p>
<figure id="attachment_139987" aria-describedby="caption-attachment-139987" style="width: 1920px" class="wp-caption aligncenter"><img loading="lazy" decoding="async" class="wp-image-139987 size-full" src="https://lavarla.com/wp-content/uploads/2025/12/napoli-romanlari-4.jpg" alt="" width="1920" height="1080" srcset="https://lavarla.com/wp-content/uploads/2025/12/napoli-romanlari-4.jpg 1920w, https://lavarla.com/wp-content/uploads/2025/12/napoli-romanlari-4-300x169.jpg 300w, https://lavarla.com/wp-content/uploads/2025/12/napoli-romanlari-4-1024x576.jpg 1024w, https://lavarla.com/wp-content/uploads/2025/12/napoli-romanlari-4-768x432.jpg 768w, https://lavarla.com/wp-content/uploads/2025/12/napoli-romanlari-4-1536x864.jpg 1536w" sizes="(max-width: 1920px) 100vw, 1920px" /><figcaption id="caption-attachment-139987" class="wp-caption-text">Plebiscito Meydanı</figcaption></figure>
<p>Ferrante&#8217;nin Napoli&#8217;sini en güzel Lila ve Lenu&#8217;nun kelimelerinde, satır aralarında görüyoruz. Son kitapta, karakterlerin Napoli&#8217;ye dair söyledikleri hem hikayeye hem de karakterlerin şehre bir vedası niteliğinde.</p>
<blockquote><p>Ah, ne şehir, diyordu kızıma Lina teyzesi, ne şahane ve anlamlı bir şehir: Burada bütün diller konuşulmuş İmma, burada her şey inşa edilmiş ve her şey yıkılmış, burada insanlar hiçbir gevezeliğe inanmaz ama çok gevezedir, burada her gün gördüğün Vezüv, kudretli insanların en büyük girişiminin, en şahane eserinin ateş, deprem, kül, denize dönüşeceğini, bir iki saniyede yok olacağını hatırlatır.</p>
<p>Herkes, diyordu, herkes yüzyıllarca büyük limanı, denizi, gemileri, kaleleri, yüksek ve kara cüssesiyle öfkeli alevleriyle Vezüv Yanardağı&#8217;nı övmüş. Ama sonra yeni yüzyıllarda yetersizlikten, yozlaşmadan, fiziki ve ahlaki yoksunluktan yakınmışlar. Hiçbir kurum görünen yüzü ardından sayısız çalışanına ve şatafatına rağmen işlevini yerine getirmemiş. Çözülebilen bir düzen yoktu, sadece kuralsız ve ele avuca sığmayan bir kalabalığın, her tür malı satan seyyar satıcıların, yüksek sesle konuşan insanların, sokak çocuklarının, dilencilerin doldurduğu sokaklar vardı. Ah, Napoli kadar çok ses ve gürültü yayan başka bir şehir yoktu.</p></blockquote>
<p>Napoli; tüm karanlık ve aydınlık taraflarıyla mükemmel bir biçimde kusurlu. Aslında insan olmak da tam olarak böyle bir şey. İçimizde hem kötü var hem iyi. Tıpkı Lila ve Lenu gibi.</p>
<p>Yıllar boyunca Napoli sokaklarında aylakça yürür, aksanlı İtalyancamla konuşurken benim turist olduğuma emin tüm yereller. Halbuki onlar benim yıllardır bu şehrin sokaklarında kaybolarak kendimi bulduğumu, büyük üzüntüleri ve sevinçleri burada yaşadığımı hiç bilmeyecekler. Napoli&#8217;de günlerden bir gün bir barda ayaküstü kahvemi içerken, Ferrante&#8217;nin yanımda kahve içenlerden biri olma ihtimali var ve ben bu ihtimali çok seviyorum. Hayatta kendimi tanımama ve şekillendirmeme yardım eden şeylerden ikisi Napoli sokakları ve Napoli Romanları&#8217;nın satırları. Umarım sizler de bir gün kendinizi ya Napoli sokaklarında ya da Napoli Romanları&#8217;nın satırlarında kaybetme zevkine nail olursunuz.</p>
<hr />
<p>&nbsp;</p>
<p><a href="https://www.pinterest.com/dianebandonis/my-brilliant-friendelena-ferrantescripts/">Kapak görseli</a></p>
<p><a href="https://lavarla.com/napoli-romanlari-mukemmel-bir-bicimde-kusurlu-sehir-napoli/">&lt;span class=&quot;reading-mode-buttons&quot;&gt;&lt;/span&gt;Napoli Romanları: Mükemmel bir biçimde kusurlu şehir Napoli&lt;span class=&quot;reading-mode-buttons&quot;&gt;&lt;/span&gt;</a> yazısı ilk önce <a href="https://lavarla.com">Lavarla - Kültür-Sanat ve Kent Yaşamı</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Yurtdışında yaşamak: Türkiye&#8217;de özlemediklerim</title>
		<link>https://lavarla.com/yurtdisinda-yasamak-turkiyede-ozlemediklerim/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Eliçe Kılıç]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 28 Nov 2025 12:40:29 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Meseleler]]></category>
		<category><![CDATA[Yaşam]]></category>
		<category><![CDATA[Berlin]]></category>
		<category><![CDATA[Beyin Göçü]]></category>
		<category><![CDATA[Üçüncü Yaka]]></category>
		<category><![CDATA[Yurtdışında yaşamak]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://lavarla.com/?p=138817</guid>

					<description><![CDATA[<p><span class="reading-mode-buttons"></span>Yurtdışında yaşadığım 4 sene taze bitmişken, hayat değiştiren maceramdan notlarımı paylaşmaya devam ediyorum. Türkiye&#8217;de özlediklerim ile başladık, Türkiye&#8217;de özlemediklerimle devam ediyoruz. Özlemediğim her şeyin, benim Türkiye&#8217;de geçirdiğim yıllardaki kişisel deneyimim olduğunu hatırlatmak isterim. Kişisel alanın ihlali Dış görünüşümüze, kilomuza, boyumuza, saçımıza, kıyafetimize yorum yapılmadan hangi ayaküstü konuşmayı ya da akraba ziyaretini atlattık? Yoksa ben mi [&#8230;]</p>
<p><a href="https://lavarla.com/yurtdisinda-yasamak-turkiyede-ozlemediklerim/">&lt;span class=&quot;reading-mode-buttons&quot;&gt;&lt;/span&gt;Yurtdışında yaşamak: Türkiye&#8217;de özlemediklerim&lt;span class=&quot;reading-mode-buttons&quot;&gt;&lt;/span&gt;</a> yazısı ilk önce <a href="https://lavarla.com">Lavarla - Kültür-Sanat ve Kent Yaşamı</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Yurtdışında yaşadığım 4 sene taze bitmişken, hayat değiştiren maceramdan notlarımı paylaşmaya devam ediyorum. <a href="https://lavarla.com/yurtdisinda-yasamak-turkiyede-ozlediklerim/" target="_blank" rel="noopener">Türkiye&#8217;de özlediklerim</a> ile başladık, Türkiye&#8217;de özlemediklerimle devam ediyoruz. Özlemediğim her şeyin, benim Türkiye&#8217;de geçirdiğim yıllardaki kişisel deneyimim olduğunu hatırlatmak isterim.</p>
<h2>Kişisel alanın ihlali</h2>
<p>Dış görünüşümüze, kilomuza, boyumuza, saçımıza, kıyafetimize yorum yapılmadan hangi ayaküstü konuşmayı ya da akraba ziyaretini atlattık? Yoksa ben mi çok şanssızdım? Almanya&#8217;da ilk kez hastalık izni aldığımı yöneticime bildirdiğimde, neyin var diye sormamasını garipsemiştim; zamanla anladım ki bu soruyu sormaması, kişisel alana girmek istememesinden. İstanbul&#8217;da çalışırken kolonoskopi yaptırıp 3 gün rapor aldığımda, &#8220;Ama ben kolonoskopinin ertesi günü ayağa kalkmıştım, 3 gün çok uzun değil mi?&#8221; diye sorulmuştu bana. Aslında Türkiye&#8217;deki kimseye kızmıyorum, gücenmiyorum; biz böyle büyütülmüşüz, kilo vermişsin demeyi iltifat sanmışız. Ama dünya değişmiş, internet çağına gelmiş ve dünyada birileri bilinçlenmişken Türkiye&#8217;nin büyük bir kısmının hala kişisel sınırların üstünde tepinmesini hoş göremiyorum ve özlemediklerim arasında bayrak taşıyor.</p>
<figure id="attachment_139049" aria-describedby="caption-attachment-139049" style="width: 639px" class="wp-caption aligncenter"><img loading="lazy" decoding="async" class="wp-image-139049 size-full" src="https://lavarla.com/wp-content/uploads/2025/10/turkiyede-ozlemediklerim-1.webp" alt="" width="639" height="453" srcset="https://lavarla.com/wp-content/uploads/2025/10/turkiyede-ozlemediklerim-1.webp 639w, https://lavarla.com/wp-content/uploads/2025/10/turkiyede-ozlemediklerim-1-300x213.webp 300w" sizes="(max-width: 639px) 100vw, 639px" /><figcaption id="caption-attachment-139049" class="wp-caption-text">Kaynak: psychologytoday.com</figcaption></figure>
<h2>Trafik</h2>
<p>Trafik gerçeğiyle 23 yaşımdan sonra İstanbul&#8217;da tanıştım. İstanbul trafiği hayatımı planlamadaki temel yapıtaşlarından biriydi. Evden çıkış ve eve dönüş saatlerim, gideceğim yerler hep trafiğe bağlıydı. Pandemiye kadar her gün ofise gittiğim hayat düzenimde yolda gidiş-dönüş en az 1,5 saat geçiriyordum. Şimdi geri dönüp baktığımda akıl almaz geliyor kaybettiğim vakit. Berlin&#8217;de bisikletle ulaşımın tadını aldığımdan beri soğuk ve yağmur çamur demeden bisikletimle gidiyorum her yere. Toplu taşıma kullanacaksam da otobüsü mümkün olduğunca ihtimal dışı bırakıp metro bağlantılarını kullanıyorum. İstanbul&#8217;da evim ve işim arasındaki 16 kilometreyi 1 saatte gittiğim günlerden, 1 saatlik yolu sade ve sadece şehrin dışına çıktığım zaman gittiğim günlere geldim ve bundan çok mutluyum.</p>
<figure id="attachment_139050" aria-describedby="caption-attachment-139050" style="width: 800px" class="wp-caption aligncenter"><img loading="lazy" decoding="async" class="wp-image-139050 size-large" src="https://lavarla.com/wp-content/uploads/2025/10/turkiyede-ozlemediklerim-6-1024x576.webp" alt="" width="800" height="450" srcset="https://lavarla.com/wp-content/uploads/2025/10/turkiyede-ozlemediklerim-6-1024x576.webp 1024w, https://lavarla.com/wp-content/uploads/2025/10/turkiyede-ozlemediklerim-6-300x169.webp 300w, https://lavarla.com/wp-content/uploads/2025/10/turkiyede-ozlemediklerim-6-768x432.webp 768w, https://lavarla.com/wp-content/uploads/2025/10/turkiyede-ozlemediklerim-6-1536x864.webp 1536w, https://lavarla.com/wp-content/uploads/2025/10/turkiyede-ozlemediklerim-6.webp 1890w" sizes="(max-width: 800px) 100vw, 800px" /><figcaption id="caption-attachment-139050" class="wp-caption-text">Kaynak: hurriyetdailynews.com</figcaption></figure>
<h2>Toplu taşıma bağlantıları ve saatleri</h2>
<p>Yanlış anlaşılmasın, Berlin de trafiksiz bir şehir değil ama arabanın konforundan caydıracak alternatifler sunuyor. Bir yerden diğerine gitmek çoğu zaman Türkiye&#8217;nin aksine toplu taşıma ile, araba ile olduğundan daha hızlı. S-Bahn, U-Bahn ve otobüs bağlantıları iyi, aktarmalar sorunsuz. Gece yarısından sonra sefer sayıları azalsa da mutlaka eve taksisiz dönebileceğiniz alternatifler oluyor. Havaalanına gitmek için özel şirketlere dünya para bayılmaya gerek yok çünkü aylık toplu taşıma kartınıza dahil olan S-Bahn ve trenler var. Almanya&#8217;da şehirlerarası ulaşımda trenle yaşanan tüm gecikmelerin aksine, Berlin&#8217;in şehir içi ulaşımından memnun olduğumu söylemeliyim.</p>
<h2>Nüfusun şehirlere orantısız dağılması</h2>
<p>Türkiye&#8217;de nüfusun büyük şehirlerde yoğunlaştığını ve bunun İstanbul, Ankara ve İzmir&#8217;e orantısız bir yük yarattığını görüyoruz. Kimse İstanbul&#8217;a, İstanbul&#8217;un kaşının gözünün güzelliğinden taşınmıyor. İş imkanları, genel müdürlükler orada. Almanya&#8217;da kurumsal şirketlerin genel müdürlüklerini Frankfurt ve Münih&#8217;te görürken Berlin&#8217;de start-upların ofislerini görüyoruz. Öte yandan Almanya&#8217;nın sigorta devi şirketlerinden birinin genel müdürlüğü Hannover&#8217;da, bir diğer sigorta devi ise çalışanlarına hem Münih hem Hamburg&#8217;da ofis imkanı sunuyor. Nüfusu coğrafi alana homojen yaymak ancak böyle girişimlerle oluyor.</p>
<h2>Doğaya erişim zorluğu</h2>
<p>Türkiye&#8217;de özlemediklerim arasında hiç şüphesiz doğaya erişim zorluğu var ve aslında bunun önemini yurtdışında yaşamaya başladıktan sonra anladım. İstanbul&#8217;da Belgrad Ormanı&#8217;na, Polonezköy&#8217;e, Ankara&#8217;da Eymir&#8217;e gidiş neden toplu taşımayla, arabayla olduğundan 3 kat fazla sürüyor? Bisikletle otobüse binemezsin, son otobüsü yakalamak için koşturursun, nasıl kalabalık olur o son otobüs&#8230; Ya da şunu sorayım: Ben neden yeşillikte yürümek için bu kadar yol gidiyorum? Türkiye&#8217;de şehirlerin nefes alamamasını, yeşil alanların, parkların azlığını hiç özlemiyorum.</p>
<figure id="attachment_35017" aria-describedby="caption-attachment-35017" style="width: 800px" class="wp-caption aligncenter"><img loading="lazy" decoding="async" class="wp-image-35017 size-large" src="https://lavarla.com/wp-content/uploads/2019/04/ankara-lavarla-harun-canli-eymir-1024x576.jpg" alt="" width="800" height="450" srcset="https://lavarla.com/wp-content/uploads/2019/04/ankara-lavarla-harun-canli-eymir-1024x576.jpg 1024w, https://lavarla.com/wp-content/uploads/2019/04/ankara-lavarla-harun-canli-eymir-300x169.jpg 300w, https://lavarla.com/wp-content/uploads/2019/04/ankara-lavarla-harun-canli-eymir-768x432.jpg 768w, https://lavarla.com/wp-content/uploads/2019/04/ankara-lavarla-harun-canli-eymir-696x392.jpg 696w, https://lavarla.com/wp-content/uploads/2019/04/ankara-lavarla-harun-canli-eymir-1068x601.jpg 1068w, https://lavarla.com/wp-content/uploads/2019/04/ankara-lavarla-harun-canli-eymir-747x420.jpg 747w" sizes="(max-width: 800px) 100vw, 800px" /><figcaption id="caption-attachment-35017" class="wp-caption-text">Eymir Gölü</figcaption></figure>
<p>Türkiye&#8217;de özlemediklerim aslında bu kadarla sınırlı değil ama birçok şeyi de geride bıraktım, artık o kadar sık aklıma bile gelmiyor.</p>
<p><a href="https://lavarla.com/yurtdisinda-yasamak-turkiyede-ozlemediklerim/">&lt;span class=&quot;reading-mode-buttons&quot;&gt;&lt;/span&gt;Yurtdışında yaşamak: Türkiye&#8217;de özlemediklerim&lt;span class=&quot;reading-mode-buttons&quot;&gt;&lt;/span&gt;</a> yazısı ilk önce <a href="https://lavarla.com">Lavarla - Kültür-Sanat ve Kent Yaşamı</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Yurtdışında yaşamak: Türkiye&#8217;de özlediklerim</title>
		<link>https://lavarla.com/yurtdisinda-yasamak-turkiyede-ozlediklerim/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Eliçe Kılıç]]></dc:creator>
		<pubDate>Sat, 25 Oct 2025 10:36:53 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Meseleler]]></category>
		<category><![CDATA[Yaşam]]></category>
		<category><![CDATA[Berlin]]></category>
		<category><![CDATA[Beyin Göçü]]></category>
		<category><![CDATA[Üçüncü Yaka]]></category>
		<category><![CDATA[Yurtdışında yaşamak]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://lavarla.com/?p=138814</guid>

					<description><![CDATA[<p><span class="reading-mode-buttons"></span>Yurtdışında yaşama hayali, Ankara&#8217;da üniversite okuduğum yıllarda kalbime düşmüştü ilk kez. O zamanlar Türkiye&#8217;de &#8220;Bu ülkede yaşanmaz artık&#8221; cümlesi, son yıllardaki kadar sık telaffuz edilmezdi. Bu hayalimi Napoli&#8217;ye gidiş gelişlerim ve üniversitedeki Erasmus furyası tetiklemişti. Okul bitince benim kendimi İstanbul&#8217;da, kurumsal hayatın göbeğinde bulmam göz açıp kapayıncaya kadar oldu. İstanbul&#8217;da &#8220;Bu hayat böyle mi geçecek?&#8221; [&#8230;]</p>
<p><a href="https://lavarla.com/yurtdisinda-yasamak-turkiyede-ozlediklerim/">&lt;span class=&quot;reading-mode-buttons&quot;&gt;&lt;/span&gt;Yurtdışında yaşamak: Türkiye&#8217;de özlediklerim&lt;span class=&quot;reading-mode-buttons&quot;&gt;&lt;/span&gt;</a> yazısı ilk önce <a href="https://lavarla.com">Lavarla - Kültür-Sanat ve Kent Yaşamı</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Yurtdışında yaşama hayali, Ankara&#8217;da üniversite okuduğum yıllarda kalbime düşmüştü ilk kez. O zamanlar Türkiye&#8217;de &#8220;Bu ülkede yaşanmaz artık&#8221; cümlesi, son yıllardaki kadar sık telaffuz edilmezdi. Bu hayalimi Napoli&#8217;ye gidiş gelişlerim ve üniversitedeki Erasmus furyası tetiklemişti. Okul bitince benim kendimi İstanbul&#8217;da, kurumsal hayatın göbeğinde bulmam göz açıp kapayıncaya kadar oldu. İstanbul&#8217;da &#8220;Bu hayat böyle mi geçecek?&#8221; buhranıyla geçen dört seneden sonra, ben de Türkiye&#8217;den tek yön bilet alanlar kervanına katıldım. Yurtdışında yaşadığım dört sene taze bitmişken, hayat değiştiren maceramdan notlarımı paylaşmaya karar verdim. Türkiye&#8217;de özlediklerimle başlıyoruz!</p>
<h2>Çekirdek aile</h2>
<p>Giden olmak mı daha zor yoksa kalan olmak mı? Annem, babam ve kardeşimden oluşan çekirdek ailemle ikisini de deneyimledim. Evet, bu sorunun bir kazananı yok, ikisi de zor. Doğum günleri, bayramlar, düğünler gibi büyük günleri kaçırdığıma üzülmüyorum; çünkü bu günleri Türkiye&#8217;de geçirecek şekilde planlayabilirim seyahatlerimi. Beni asıl üzen yanlarında olamadığım küçük, gösterişsiz, gündelik ama bence daha kıymetli paylaşımlar. Ankara&#8217;ya senenin ilk karı düştüğünde annemle koltuğu camın kenarına çekip akşam karı izlemek, bir kısmında uyuyacağını bilsem de babamı tiyatroya götürmek ve dönüşünde Kızılay&#8217;a yürümek, sınav haftasının bitişinde kardeşimi okuldan alıp onunla kutlama yemeği yemek&#8230; İnsan özlüyor.</p>
<p><img loading="lazy" decoding="async" class="size-large wp-image-138992 aligncenter" src="https://lavarla.com/wp-content/uploads/2025/10/turkiyede-ozlediklerim-4-768x1024.jpg" alt="" width="768" height="1024" srcset="https://lavarla.com/wp-content/uploads/2025/10/turkiyede-ozlediklerim-4-768x1024.jpg 768w, https://lavarla.com/wp-content/uploads/2025/10/turkiyede-ozlediklerim-4-225x300.jpg 225w, https://lavarla.com/wp-content/uploads/2025/10/turkiyede-ozlediklerim-4-1152x1536.jpg 1152w, https://lavarla.com/wp-content/uploads/2025/10/turkiyede-ozlediklerim-4.jpg 1440w" sizes="(max-width: 768px) 100vw, 768px" /></p>
<h2>Kalabalık sofralar</h2>
<p>Akrabalarımın büyük bir çoğunluğu ile aynı şehirde yaşayarak büyüdüm ve kalabalık bir aileyiz. Sık sık babaannem ve dedemin evinde toplanır, salondaki uzun masaya sağlam bir sofra kurar, saatlerce yemek yerdik. Annem ve babam, eve yemekli misafir çağırmayı çok severdi. Saatlerce hazırlık yapar, tertemiz ve ütülenmiş masa örtüsünü serer, sadece misafirlere kullandığımız yemek takımını vitrinden özenle çıkarırdık. Bazen bir cuma ya da cumartesi akşamı, soğuk bir akşamüstünde yavaş bir yürüyüş yaparken mahallede, perdeleri her daim açık olan Almanların evlerinin içine gayriihtiyari bir bakış atıyorum. Ne zaman masa başında birilerini görsem, eve dönüp YouTube&#8217;dan bir şeyler izleyerek tek başıma yemek yemek daha zor geliyor. Bu sebeptendir ki mümkün olduğunca arkadaşlarımı Berlin&#8217;deki evime yemeğe davet ediyorum. Sofralarım kalabalık olmuyor, dört kişiyi geçmiyor ama bana çok iyi geliyor.</p>
<p><img loading="lazy" decoding="async" class="wp-image-138989 size-large aligncenter" src="https://lavarla.com/wp-content/uploads/2025/10/turkiyede-ozlediklerim-1-768x1024.jpg" alt="Türkiye'de özlediklerim, kalabalık sofralar" width="768" height="1024" srcset="https://lavarla.com/wp-content/uploads/2025/10/turkiyede-ozlediklerim-1-768x1024.jpg 768w, https://lavarla.com/wp-content/uploads/2025/10/turkiyede-ozlediklerim-1-225x300.jpg 225w, https://lavarla.com/wp-content/uploads/2025/10/turkiyede-ozlediklerim-1-1152x1536.jpg 1152w, https://lavarla.com/wp-content/uploads/2025/10/turkiyede-ozlediklerim-1.jpg 1440w" sizes="(max-width: 768px) 100vw, 768px" /></p>
<h2>Simit</h2>
<p>İtalya&#8217;da yaşarken her gün simit diye ağlanıp dururdum. Almanya&#8217;ya taşındım, süpermarkette bile simit var ama Almanya&#8217;da simit yediğim sefer beşi geçmez. Neden? Çünkü aynı değil. Siz de benim gibi Türkiye&#8217;de de her simiti yemiyor, çıtırlık arıyorsanız, seçili fırınlarınız varsa, Berlin bir çöl. Hayatının büyük bir kısmını İzmit ve Ankara&#8217;da geçirmiş biri olarak çıtır taş fırın simiti hassas noktam ve kendisini çok özlüyorum! Hafta sonları fırından tazecik alıp uzun bir kahvaltı yapmanın ve açlığımı bastırsın diye metroya binmeden Kızılay&#8217;da elime bir simit almanın yeri doldurulamaz bende. Simitsiz, Türkiye&#8217;de özlediklerim listesi olmazdı.</p>
<p><img loading="lazy" decoding="async" class="wp-image-138990 size-large aligncenter" src="https://lavarla.com/wp-content/uploads/2025/10/turkiyede-ozlediklerim-2-768x1024.jpg" alt="Türkiye'de özlediklerim, simit" width="768" height="1024" /></p>
<h2>Restoranlarda ıslak mendil verilmesi</h2>
<p>Kıymetini kaybedince anladığım şeylerden biri. Nasıl güzeldir, nasıl hijyen dostudur o ıslak mendiller. Bazen çantaya üç beş tane atar, sonra ihtiyacımız olunca kullanırız. Kimi mekanlar paraya kıyar, Eyüp Sabri Tuncer&#8217;in tek kullanımlık ıslak mendillerinden koyarlar ya hani, kalbimi çalıverirler. Bu adet, Avrupa&#8217;ya Covid ile gelmediyse daha hiç gelmez, ben büyük ıslak mendil paketlerini taşımaya devam.</p>
<h2>Kuaför ve güzellik salonu hizmetleri</h2>
<p>Almanya&#8217;da hizmet sektörünün pahalılığı dedikleri kadar var ve bu, beni ister istemez kişisel bakımla ilgili bazı şeyleri evde kendi kendime halletmeye itti. Türkiye&#8217;ye senede iki üç kez gittiğim için saç kesimi bekler diyorum, manikürsüz de yaşarım diyorum ama bazen insan kendini güzellik salonundaki ablanın ellerine bırakmak istiyor. Kuaför ve güzellik salonu hizmetlerine olan özlemim Türkiye&#8217;de özlediklerim listesine, Berlin&#8217;de yaklaşık 3 sene direndikten sonra gittiğim ilk saç kesiminde, kesimin sonunda kuaförün elime saç kurutma makinesi verip &#8220;kendiniz kurutacaksınız&#8221; demesi ile hızlı bir giriş yaptı.</p>
<h2>Meyve sebze pazarı</h2>
<p>Çocukluğum, Değirmendere salı pazarında geçti. Ankara&#8217;da okurken her cumartesi Çayyolu semt pazarına mutlaka bir uğrardım. İstanbul&#8217;da meyve sebze pazarı alışkanlığımdan uzaklaşmış olsam da Berlin&#8217;de, yemek pişirme ve mevsim sebzeleriyle beslenme düzenimde pazar hasreti çeker oldum. Burada her salı ve cuma Kreuzberg&#8217;de kurulan pazar bu özlemimi bir nebze giderse de evime çok yakın olmayışı ve akşam saat altıda toparlanması 9-6 çalıştığım için özlem gidermeyi zorlaştırıyor. Pazar arabasını taze meyve sebze ile doldurmayı, her tezgahta bir şeylerin tadına bakmayı, ayak üstü sıcacık bir gözleme yemeyi çok özledim; bir de yanımda annem olursa tadından yenmez.</p>
<figure id="attachment_138991" aria-describedby="caption-attachment-138991" style="width: 768px" class="wp-caption aligncenter"><img loading="lazy" decoding="async" class="wp-image-138991 size-large" src="https://lavarla.com/wp-content/uploads/2025/10/turkiyede-ozlediklerim-3-768x1024.jpg" alt="Türkiye'de özlediklerim, Değirmendere salı pazarı" width="768" height="1024" srcset="https://lavarla.com/wp-content/uploads/2025/10/turkiyede-ozlediklerim-3-768x1024.jpg 768w, https://lavarla.com/wp-content/uploads/2025/10/turkiyede-ozlediklerim-3-225x300.jpg 225w, https://lavarla.com/wp-content/uploads/2025/10/turkiyede-ozlediklerim-3-1152x1536.jpg 1152w, https://lavarla.com/wp-content/uploads/2025/10/turkiyede-ozlediklerim-3.jpg 1440w" sizes="(max-width: 768px) 100vw, 768px" /><figcaption id="caption-attachment-138991" class="wp-caption-text">Değirmendere salı pazarı</figcaption></figure>
<p>Türkiye&#8217;de özlediklerim anlatmakla bitmez. Sevdiklerime ve yemeklere olan özlemim ise çok başka. Özlediğim her şeye, içimdeki sızıya, gözümde akmayan yaşlara rağmen, yine olsa yine giderdim Türkiye&#8217;den.</p>
<p>Serinin devamında buluşmak üzere, hoşçakalın.</p>
<p>Yurtdışında yaşama maceram Trieste ile başlamıştı, Trieste notlarım <a href="https://lavarla.com/trieste-bora-ve-nero-sehri/" target="_blank" rel="noopener">burada</a>.</p>
<p><a href="https://lavarla.com/yurtdisinda-yasamak-turkiyede-ozlediklerim/">&lt;span class=&quot;reading-mode-buttons&quot;&gt;&lt;/span&gt;Yurtdışında yaşamak: Türkiye&#8217;de özlediklerim&lt;span class=&quot;reading-mode-buttons&quot;&gt;&lt;/span&gt;</a> yazısı ilk önce <a href="https://lavarla.com">Lavarla - Kültür-Sanat ve Kent Yaşamı</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Ankara Yeniden I: Kızılay, Tunalı, Bahçelievler</title>
		<link>https://lavarla.com/ankara-yeniden-i-kizilay-tunali-bahcelievler/</link>
					<comments>https://lavarla.com/ankara-yeniden-i-kizilay-tunali-bahcelievler/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Eliçe Kılıç]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 08 Jul 2024 11:35:44 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Hafıza]]></category>
		<category><![CDATA[İnsan]]></category>
		<category><![CDATA[Kent]]></category>
		<category><![CDATA[ankara yeniden]]></category>
		<category><![CDATA[ankaraya donus]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.lavarla.com/?p=130767</guid>

					<description><![CDATA[<p><span class="reading-mode-buttons"></span>2023 yılının kasım ayında, uzun yılların ardından Ankara&#8217;ya gittim ve bir ay kaldım. Üniversite okuduğum, büyüdüğüm, özgürleştiğim, kendimi tanımaya başladığım, ilk kez kendi paramı kazandığım, ilk kez aşık olduğum şehir Ankara. Yeniden Ankara&#8217;da olmak, birçok hissin karmasıydı. Özlediğim insanlar, sokaklar, kampüs, devlet tiyatroları, mekanlar, simit, sabahları yüze vuran ayaz&#8230; Ve hatıralar. Aynı yerden başka sebeple [&#8230;]</p>
<p><a href="https://lavarla.com/ankara-yeniden-i-kizilay-tunali-bahcelievler/">&lt;span class=&quot;reading-mode-buttons&quot;&gt;&lt;/span&gt;Ankara Yeniden I: Kızılay, Tunalı, Bahçelievler&lt;span class=&quot;reading-mode-buttons&quot;&gt;&lt;/span&gt;</a> yazısı ilk önce <a href="https://lavarla.com">Lavarla - Kültür-Sanat ve Kent Yaşamı</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>2023 yılının kasım ayında, uzun yılların ardından Ankara&#8217;ya gittim ve bir ay kaldım. Üniversite okuduğum, büyüdüğüm, özgürleştiğim, kendimi tanımaya başladığım, ilk kez kendi paramı kazandığım, ilk kez aşık olduğum şehir Ankara. Yeniden Ankara&#8217;da olmak, birçok hissin karmasıydı. Özlediğim insanlar, sokaklar, kampüs, devlet tiyatroları, mekanlar, simit, sabahları yüze vuran ayaz&#8230; Ve hatıralar. Aynı yerden başka sebeple geçmenin o buruk hissi yokladı beni sık sık. Peki Ankara ile özlem giderdiğim bu bir ayda neler yaptım, Ankara&#8217;yı nasıl buldum?</p>
<p><img loading="lazy" decoding="async" class="alignnone wp-image-131865 size-large" src="https://www.lavarla.com/wp-content/uploads/2024/06/ankarayeniden4-768x1024.jpeg" alt="Ankara yeniden" width="768" height="1024" /></p>
<h4>İlk izlenim: Burası neresi?</h4>
<p>Sebeb-i ziyaretim yeniden Ankara&#8217;ya yerleşme kararı alan ailemle vakit geçirmekti. Bu esnada yıl sonuna kadar geçerli olan uzaktan çalışma hakkımı kullanacaktım. En son İstanbul&#8217;a taşınmadan önce 2017&#8217;de yaşadığım Ankara&#8217;ya 2021 Eylül&#8217;de gelip sadece 2 gün kalmıştım. Ben Ankara&#8217;da doya doya vakit geçirmeyeli 7 sene olmuştu&#8230;</p>
<p>Gece yarısına doğru vardığım Ulus Tren Garı&#8217;ndan babam beni aldı ve Alacaatlı&#8217;ya doğru yola koyulduk. ODTÜ kavşağından Eskişehir yoluna çıktıktan sonra nereye bakacağımı şaşırdım. Eskiden Ümitköy&#8217;e ilerledikçe nispeten tenhalaşan yol, şimdi tamamen alışveriş ve iş merkezi, bakanlıklar ve başka binalarla dolmuş. Çayyolu&#8217;nun içinden geçerken ise gördüğüm tüm yeni açılmış mekanlar şaşkınlık ve anlam veremezliğin yanında biraz da kıskançlık hissettirdi. Ben üniversitede okuyup Çayyolu&#8217;nda yaşarken bu mekanlara ulaşabilmek için dünya yol kat eder, şehir merkezine giderdik. Öyle olması o mekanları daha kıymetli kılıyordu gerçi. Çayyolu&#8217;ndan çıkıp Beytepe &#8211; Alacaatlı semalarına ilerlerken artık tanımadığım bir şehirde olduğumu hissettim. Tabiri caizse benim yaşadığım yıllarda &#8220;buralar hep dutluktu&#8221;.  Her baktığım yerde aşırı yüksek binalarla dolu siteler, süpermarket, kahveci ve kebapçı görüyordum. Şehir ne ara buralara kadar genişledi, buralar kendi içinde bir merkez oldu, bilmiyorum. Ama o gece pek Ankara&#8217;ya gelmişim gibi hissetmedim.</p>
<h4>Genel izlenimlerim: Kızılay ve Bahçelievler</h4>
<p>Gündüzler annemin özlediğim yemekleri eşliğinde çalışarak ve camdan baktığımda yüksek binalardan başka bir şey görmeden geçiyordu; akşamlar ve hafta sonları ise hala Ankara&#8217;da yaşayan nadir arkadaşlarımla görüşüp özlediğim yerlere giderek.</p>
<p>Üniversitedeyken çok sevdiğim 7. Cadde, sanırım beni değişimiyle en çok hayal kırıklığına uğratan yer oldu. Sağlı sollu zincir kahveciler ve içeriden son ses şarkıların yükseldiği mağazalarla dolmuştu. Kaldırımda yürümek imkansıza yakındı. Kitlesinin yaş ortalaması çok genç geldi. Hep böyleydi de o zamanlar ben de bu kadar küçüktüm diye mi fark etmiyordum? Last Penny&#8217;nin atmosferi ve kokteylleri ise hala çok güzeldi.</p>
<p><img loading="lazy" decoding="async" class="aligncenter wp-image-131866 size-large" src="https://www.lavarla.com/wp-content/uploads/2024/06/ankarayeniden2-768x1024.jpeg" alt="Ankara yeniden" width="768" height="1024" /></p>
<p>Kızılay, bildiğimiz gibiydi. Metro altında istediğim çıkıştan tek seferde çıkabilme yeteneğimi kaybetmemiş olmam beni mutlu etti. Fotokopi çektirdiğimiz hanlar, hızlıca karnımızı doyurduğumuz çiğ köfteciler, ilk biralarımızı içtiğimiz barlar, Güvenpark&#8217;ın çiçek kokan o köşesi&#8230; Her şey yerli yerindeydi ama aynı zamanda her şey çok farklıydı. Gecenin geç bir saatinde Sakarya&#8217;da rastgele bir bara oturup sulu bira içmek, Can Balık&#8217;ta o kokunun altında sıra beklemek nedense eskisi gibi hissettirmedi. Her şey zamanında güzeldi, yaşım ilerledikçe esnekliğimi kaybediyorum.</p>
<h4>Genel izlenimlerim: Tunalı ve Çankaya</h4>
<p>Yeniden Ankara&#8217;da olduğumu hissettiğim an, Kuğulu Park&#8217;a adım attığım andı. &#8216;Tanıdık bir yerde bul beni, Kuğulu&#8217;da buluşalım&#8217; diye mırıldanıp durdum. Elime bir simit alıp Tunalı&#8217;da yürümek, pasajlara girip çıkmak, kitap alışverişi yapmak, Üst Kat&#8217;ta soğuk bir bira içerek geleni geçeni izlemek, şehre karışmak&#8230; Benim için gerçek Ankara deneyimi budur!</p>
<p><img loading="lazy" decoding="async" class="aligncenter wp-image-131867 size-large" src="https://www.lavarla.com/wp-content/uploads/2024/06/ankarayeniden3-1024x768.jpeg" alt="Ankara yeniden" width="1024" height="768" /></p>
<p>Bu şehirde yılların değiştiremediği favori yürüyüş rotam Atakule-Tunalı&#8217;dır. Bir günümü <em>Ankara Keşif Haritası Pusula 2</em> ile bu rotayı yürümeye ayırdım. Güne erken saatlerde Alacaatlı&#8217;dan bindiğim Ulus otobüsünde başladım. Sislerin ardından zar zor seçebildiğim bozkır sık sık Nuri Bilge Ceylan filmindeymişim gibi hissettirirken, durak sayısı sonsuza giden otobüsten kendimi attığımda artık Ankara&#8217;nın da trafik sorunu olan bir şehir olduğuna ikna oldum.</p>
<p>Hoşdere&#8217;de kahve içerek güne başladım. Ben burada yaşarken bomboş olan ve bugün yeniden AVM olmuş Atakule&#8217;ye selam çaktım. İlk kez Pembe Köşk&#8217;e gittim. Sonbahar renklerinin çok yakıştığı Seğmenler&#8217;de yürüdüm. İlhan Koman heykelinin unuttuğum hikayesini okudum yeniden. Devrez&#8217;de tahta kaşıkla mercimek çorbası içtim, sonra Mutlu Lokantası&#8217;na gidip birazcık sıra bekledikten döner yedim. Güvenlik, Tunus, Bestekar derken yıllar gözümün önünden film şeridi gibi geçti.</p>
<p><img loading="lazy" decoding="async" class="aligncenter wp-image-131870 size-large" src="https://www.lavarla.com/wp-content/uploads/2024/06/ankarayeniden5-768x1024.jpeg" alt="Ankara yeniden" width="768" height="1024" /></p>
<h4>Yeniden tanıştığımıza memnun oldum</h4>
<p>Ege Soley&#8217;in <em>Sakin</em> kitabında altını çizdiğim şu satırlar Ankara&#8217;daki bir ayın bana hissettirdiklerin özeti oldu: &#8220;Bir şehirden ayrılmak, sevdiğin pastanelerini, ara sokaklarını, parklarını, köprülerini arkanda bırakmak, sevdiğin bir dosttan ayrılmak gibi. Senin her türlü halini biliyor şehir. Umutsuzca bir bankında oturup gelen geçene baktığın akşamüstlerini, metrosuna yetişmek için koşturduğun sabahlarını, çatı katındaki evlerine diktiğin gözlerini, umutlarını, hayal kırıklıklarını çok iyi tanıyor&#8230; İnsanların şehirleri tanıdığı kadar, şehirler de insanları tanıyor. İçinden geçen, ona sıkı sıkı tutunan, onunla yeniden doğan, onunla yaşamına yön veren herkesi tanıyor.&#8221; Yeniden tanıştığımıza memnun oldum Ankara, bir daha arayı bu kadar açmayalım.</p>
<p>&#8220;Ankara Yeniden&#8221; yazılarım Ulus ve ODTÜ ile devam edecek.</p>
<p>Türkiye&#8217;de geçirdiğim bu bir ayda, Ankara&#8217;dan iki günlük bir Mardin seyahati gerçekleştirdim. Mardin notlarımı <a href="https://elicetravels.com/mardin-gezi-ve-yemek-rehberi-merhaba-mezopotamya/" target="_blank" rel="noopener">burada</a> bulabilirsiniz.</p>
<p>Şehir yürüyüşleri denince akla onun adı gelir, <a href="https://www.lavarla.com/flanorun-buklum-sokak-yuruyusu/" target="_blank" rel="noopener">flanörün Büklüm Sokak yürüyüşünü</a> hatırlamak ister misiniz?</p>
<p><a href="https://lavarla.com/ankara-yeniden-i-kizilay-tunali-bahcelievler/">&lt;span class=&quot;reading-mode-buttons&quot;&gt;&lt;/span&gt;Ankara Yeniden I: Kızılay, Tunalı, Bahçelievler&lt;span class=&quot;reading-mode-buttons&quot;&gt;&lt;/span&gt;</a> yazısı ilk önce <a href="https://lavarla.com">Lavarla - Kültür-Sanat ve Kent Yaşamı</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://lavarla.com/ankara-yeniden-i-kizilay-tunali-bahcelievler/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Trieste: Bora ve nero şehri</title>
		<link>https://lavarla.com/trieste-bora-ve-nero-sehri/</link>
					<comments>https://lavarla.com/trieste-bora-ve-nero-sehri/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Eliçe Kılıç]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 15 Aug 2022 07:22:10 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Gezi]]></category>
		<category><![CDATA[Kent]]></category>
		<category><![CDATA[İtalya]]></category>
		<category><![CDATA[nero]]></category>
		<category><![CDATA[trieste]]></category>
		<category><![CDATA[trieste bora]]></category>
		<category><![CDATA[triestede yasam]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.lavarla.com/?p=120960</guid>

					<description><![CDATA[<p><span class="reading-mode-buttons"></span>Trieste, benim gelmeden önce sadece Susanna Tamaro’nun memleketi olduğunu bildiğim, Slovenya sınırındaki İtalyan kenti. Turistlerin günübirlik durağı, İtalyanlar’ın yolunu bilmediği üvey evladı, benim 1 senelik evim, köpüklü şarabın ana vatanı… Tüm bunların yanında Trieste kentini farklı kılan ve özetleyen iki kelime ise: Bora ve Nero. Kağıt üzerindeki geliş sebebim eğitimdi. Ancak hayattaki tutkum sigortacılıktı ve onun [&#8230;]</p>
<p><a href="https://lavarla.com/trieste-bora-ve-nero-sehri/">&lt;span class=&quot;reading-mode-buttons&quot;&gt;&lt;/span&gt;Trieste: Bora ve nero şehri&lt;span class=&quot;reading-mode-buttons&quot;&gt;&lt;/span&gt;</a> yazısı ilk önce <a href="https://lavarla.com">Lavarla - Kültür-Sanat ve Kent Yaşamı</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><span style="text-decoration: underline;">Trieste</span>, benim gelmeden önce sadece Susanna Tamaro’nun memleketi olduğunu bildiğim, Slovenya sınırındaki İtalyan kenti. Turistlerin günübirlik durağı, İtalyanlar’ın yolunu bilmediği üvey evladı, benim 1 senelik evim, köpüklü şarabın ana vatanı… Tüm bunların yanında Trieste kentini farklı kılan ve özetleyen iki kelime ise: Bora ve Nero.</p>
<figure id="attachment_120963" aria-describedby="caption-attachment-120963" style="width: 768px" class="wp-caption aligncenter"><img loading="lazy" decoding="async" class="size-large wp-image-120963" src="https://netreklam.net/wp-content/uploads/2022/08/trieste4-1-768x1024.jpeg" alt="" width="768" height="1024" srcset="https://lavarla.com/wp-content/uploads/2022/08/trieste4-1-768x1024.jpeg 768w, https://lavarla.com/wp-content/uploads/2022/08/trieste4-1-225x300.jpeg 225w, https://lavarla.com/wp-content/uploads/2022/08/trieste4-1-1152x1536.jpeg 1152w, https://lavarla.com/wp-content/uploads/2022/08/trieste4-1-1536x2048.jpeg 1536w, https://lavarla.com/wp-content/uploads/2022/08/trieste4-1-800x1067.jpeg 800w, https://lavarla.com/wp-content/uploads/2022/08/trieste4-1-scaled.jpeg 1920w" sizes="(max-width: 768px) 100vw, 768px" /><figcaption id="caption-attachment-120963" class="wp-caption-text">Castello Miramare</figcaption></figure>
<p>Kağıt üzerindeki geliş sebebim eğitimdi. Ancak hayattaki tutkum sigortacılıktı ve onun peşinden kendimi İtalya’nın en büyük sigorta şirketinin doğum yeri olan Trieste’ye attım diyemeyeceğim. Profesyonel yaşantıya ara vereyim, İstanbul’dan kaçayım, sevdiğim ve halihazırda aşina olduğum bir kültürde yaşayayım diye 1 senelik bir hediye verdim kendime. Bazen hayattaki o 1 seneyi elde etmek 4 senenizi alabilir ama o başka bir yazının konusu olsun.</p>
<p>Trieste günlerim tahmin edersiniz ki şehrin sokaklarını karış karış gezdiğim upuzun yürüyüşler ve mekan keşifleriyle doluydu. Yürüyüşlerimde iki eşlikçim vardı. İlki, çoğunlukla hızımı ve nefesimi kesen, nadirense aynı yönde gittiğimizde hızıma hız katan bora. Diğeri ise, sabahlarıma anlam katan tutkum nero.</p>
<figure id="attachment_120965" aria-describedby="caption-attachment-120965" style="width: 768px" class="wp-caption aligncenter"><img loading="lazy" decoding="async" class="size-large wp-image-120965" src="https://netreklam.net/wp-content/uploads/2022/08/trieste1-768x1024.jpg" alt="" width="768" height="1024" srcset="https://lavarla.com/wp-content/uploads/2022/08/trieste1-768x1024.jpg 768w, https://lavarla.com/wp-content/uploads/2022/08/trieste1-225x300.jpg 225w, https://lavarla.com/wp-content/uploads/2022/08/trieste1-1152x1536.jpg 1152w, https://lavarla.com/wp-content/uploads/2022/08/trieste1-1536x2048.jpg 1536w, https://lavarla.com/wp-content/uploads/2022/08/trieste1-800x1067.jpg 800w, https://lavarla.com/wp-content/uploads/2022/08/trieste1-scaled.jpg 1920w" sizes="(max-width: 768px) 100vw, 768px" /><figcaption id="caption-attachment-120965" class="wp-caption-text">Caffè degli Specchi, Trieste dilinde kahve isimleri</figcaption></figure>
<h2>Bora</h2>
<p>Türkçe’ye İtalyanca’dan geçmiş olan, bir özel isim de olan &#8220;bora&#8221;, Trieste’de yılın yarısından fazla hüküm süren rüzgar çeşidi. TDK’ya göre &#8220;Genellikle arkasından yağmur getiren sert rüzgar&#8221; ama inanır mısınız toplasanız 1 ay yağmur zor getirmiştir bu şehre. Kuru Ankara ayazının bol rüzgarlısıydı buradaki uzun kışımın hava durumu özeti.</p>
<figure id="attachment_120967" aria-describedby="caption-attachment-120967" style="width: 403px" class="wp-caption aligncenter"><img loading="lazy" decoding="async" class="wp-image-120967 size-full" src="https://netreklam.net/wp-content/uploads/2022/08/Bora-on-Ponterosso.jpg" alt="" width="403" height="261" srcset="https://lavarla.com/wp-content/uploads/2022/08/Bora-on-Ponterosso.jpg 403w, https://lavarla.com/wp-content/uploads/2022/08/Bora-on-Ponterosso-300x194.jpg 300w" sizes="(max-width: 403px) 100vw, 403px" /><figcaption id="caption-attachment-120967" class="wp-caption-text">Kaynak: intrieste.com</figcaption></figure>
<p>Bora, bu şehrin günlük hayatının bir parçası. Öyle ki hiç kimse &#8220;Bugün hava rüzgarlı&#8221; demez, &#8220;Bugün bora var&#8221; der. Trieste dilinde iki çeşit bora var: Gökyüzü bulutlu, yağmur veya kar varsa &#8220;bora scura (karanlık bora)&#8221; ve gökyüzü açıksa &#8220;hafif bora&#8221;.<span class="Apple-converted-space"> </span></p>
<figure id="attachment_120975" aria-describedby="caption-attachment-120975" style="width: 705px" class="wp-caption aligncenter"><img loading="lazy" decoding="async" class="wp-image-120975 " src="https://netreklam.net/wp-content/uploads/2022/08/trieste5.png" alt="" width="705" height="313" srcset="https://lavarla.com/wp-content/uploads/2022/08/trieste5.png 540w, https://lavarla.com/wp-content/uploads/2022/08/trieste5-300x133.png 300w" sizes="(max-width: 705px) 100vw, 705px" /><figcaption id="caption-attachment-120975" class="wp-caption-text">Bora scura, Kaynak: agi.it</figcaption></figure>
<p>Triesteliler borayı çok seviyor, onu şehrin nefesi olarak tanımlıyorlar. Onlara göre bora havayı temizler, zihinleri harekete geçirir. Tokatlanan deniz inanılmaz yansımalar ve gölgeler kazanır. Kısacası saf enerjidir.</p>
<p>Dürüst olmak gerekirse benim bora deneyimlerim Triesteliler kadar pozitif değil. Geriye dönüp baktığımda kış boyunca nefesimi kesen ve üşümemi ikiye katlayan borayla mücadele ettim. Kafamdan uçan şapkalarımın peşinden koştum, birkaç şemsiyeyi kurban ettim ve geceleri boranın uğultusuyla uykuya daldım. Yaz geldi de bitti mi sandınız, hayır. Ağustos ayının ortasında bu satırları yazarken penceremin perdesini havalandıran boranın serinliğini omuzlarımda hissediyorum.</p>
<figure id="attachment_120962" aria-describedby="caption-attachment-120962" style="width: 800px" class="wp-caption aligncenter"><img loading="lazy" decoding="async" class="size-full wp-image-120962" src="https://netreklam.net/wp-content/uploads/2022/08/Trieste-Bora-Nero.png" alt="" width="800" height="550" srcset="https://lavarla.com/wp-content/uploads/2022/08/Trieste-Bora-Nero.png 800w, https://lavarla.com/wp-content/uploads/2022/08/Trieste-Bora-Nero-300x206.png 300w, https://lavarla.com/wp-content/uploads/2022/08/Trieste-Bora-Nero-768x528.png 768w" sizes="(max-width: 800px) 100vw, 800px" /><figcaption id="caption-attachment-120962" class="wp-caption-text">Borasız sabahlarda Trieste</figcaption></figure>
<p>Boranın geçmişte hızının saatte 170 kilometreye ulaşmışlığı var. Triestelilerin bu sevdalarını konuşmak için &#8220;BoraMata&#8221; isimli podcast kanalları var. Şehrin yükseklerindeki Opicina’da boradan uçmasın diye şapkasını tutan adam heykeli bile yapmışlar. Bizim de yüksek lisanstaki çalışma grubumuzun ismini &#8220;Bira Bora&#8221; koyduğumuzu not düşmek isterim.</p>
<figure id="attachment_120978" aria-describedby="caption-attachment-120978" style="width: 1024px" class="wp-caption aligncenter"><img loading="lazy" decoding="async" class="size-large wp-image-120978" src="https://netreklam.net/wp-content/uploads/2022/08/trieste7-1024x768.jpg" alt="" width="1024" height="768" srcset="https://lavarla.com/wp-content/uploads/2022/08/trieste7-1024x768.jpg 1024w, https://lavarla.com/wp-content/uploads/2022/08/trieste7-300x225.jpg 300w, https://lavarla.com/wp-content/uploads/2022/08/trieste7-768x576.jpg 768w, https://lavarla.com/wp-content/uploads/2022/08/trieste7-1536x1152.jpg 1536w, https://lavarla.com/wp-content/uploads/2022/08/trieste7-2048x1536.jpg 2048w, https://lavarla.com/wp-content/uploads/2022/08/trieste7-180x135.jpg 180w, https://lavarla.com/wp-content/uploads/2022/08/trieste7-400x300.jpg 400w, https://lavarla.com/wp-content/uploads/2022/08/trieste7-600x450.jpg 600w, https://lavarla.com/wp-content/uploads/2022/08/trieste7-800x600.jpg 800w" sizes="(max-width: 1024px) 100vw, 1024px" /><figcaption id="caption-attachment-120978" class="wp-caption-text">Santuario Mariano di Monte Grisa</figcaption></figure>
<p>Dilimizde kullandığımız &#8220;alabora olmak&#8221; ifadesinin İtalyanca’dan boranın etkisiyle &#8220;devrilmek&#8221; anlamında türetilmiş olabileceğini düşünüyorum. Ancak kaynak kendi yaratıcılığım…</p>
<h2>Nero</h2>
<p>Trieste yürüyüşlerimin bir diğer eşlikçisi ise &#8220;nero&#8221;. İtalyanlar için kahvenin çok önemli olduğunu ve kahve kültürlerinin kendilerine özgü olduğunu biliyoruz. Trieste, kendini kahve şehri olarak tanımlıyor (Napoli’de 5 sene yarı zamanlı yaşamış biri olarak buna sadece gülüyorum.) Öyle ki, Trieste’nin kahve sözlüğü bile var. Espresso, İtalyanca’da &#8220;caffè&#8221; iken, Trieste’de &#8220;nero&#8221;. Espressonun üstüne biraz süt köpüğü eklenerek yapılan &#8220;caffè macchiato&#8221; ise Trieste’de &#8220;capo&#8221;. Nero &#8220;siyah&#8221;, capo ise &#8220;müdür ve kafa&#8221; demek İtalyancada.<span class="Apple-converted-space"> </span></p>
<figure id="attachment_120981" aria-describedby="caption-attachment-120981" style="width: 768px" class="wp-caption aligncenter"><img loading="lazy" decoding="async" class="size-large wp-image-120981" src="https://netreklam.net/wp-content/uploads/2022/08/trieste8-768x1024.jpeg" alt="" width="768" height="1024" srcset="https://lavarla.com/wp-content/uploads/2022/08/trieste8-768x1024.jpeg 768w, https://lavarla.com/wp-content/uploads/2022/08/trieste8-225x300.jpeg 225w, https://lavarla.com/wp-content/uploads/2022/08/trieste8-1152x1536.jpeg 1152w, https://lavarla.com/wp-content/uploads/2022/08/trieste8-1536x2048.jpeg 1536w, https://lavarla.com/wp-content/uploads/2022/08/trieste8-800x1067.jpeg 800w, https://lavarla.com/wp-content/uploads/2022/08/trieste8-scaled.jpeg 1920w" sizes="(max-width: 768px) 100vw, 768px" /><figcaption id="caption-attachment-120981" class="wp-caption-text">Trieste kahve sözlüğü</figcaption></figure>
<p>Kahve siparişlerinde istedikleri bardağın detayını vermeden de geçmiyor Triesteliler. Eğer belirtmezlerse kahve porselen fincanda geliyor, eğer cam bardakta istiyorlarsa &#8220;capo in b&#8221; diyorlar. B harfi cam anlamına gelen &#8220;bicchiere&#8221; kelimesini temsil ediyor. Benzer şekilde, cappuccino istediğinizde &#8220;capo in b&#8221; gelecektir. Çünkü Triestelilerin kahve dilinde &#8220;caffè latte&#8221; temsil ediyor cappuccinoyu.<span class="Apple-converted-space"> </span></p>
<p>Trieste&#8217;de bora beni epey yordu ve Napoli’de içtiğim kahvelerin lezzetini nerolarda bulamadım. Ancak Tanpınar’ın <em>Huzur</em>&#8216;da dediği gibi: &#8220;Buradaki zamanı, hayatının sürüp giden kötü tesadüflerine rağmen onun için ayrı bir mevsim oldu.&#8221;.</p>
<figure id="attachment_120979" aria-describedby="caption-attachment-120979" style="width: 768px" class="wp-caption aligncenter"><img loading="lazy" decoding="async" class="size-large wp-image-120979" src="https://netreklam.net/wp-content/uploads/2022/08/trieste6-768x1024.jpg" alt="" width="768" height="1024" srcset="https://lavarla.com/wp-content/uploads/2022/08/trieste6-768x1024.jpg 768w, https://lavarla.com/wp-content/uploads/2022/08/trieste6-225x300.jpg 225w, https://lavarla.com/wp-content/uploads/2022/08/trieste6-1152x1536.jpg 1152w, https://lavarla.com/wp-content/uploads/2022/08/trieste6-1536x2048.jpg 1536w, https://lavarla.com/wp-content/uploads/2022/08/trieste6-800x1067.jpg 800w, https://lavarla.com/wp-content/uploads/2022/08/trieste6-scaled.jpg 1920w" sizes="(max-width: 768px) 100vw, 768px" /><figcaption id="caption-attachment-120979" class="wp-caption-text">Strada Napoleonica&#8217;dan Trieste</figcaption></figure>
<p>Bora yüzümü öpüp geçerken ayaküstü bir nero içmeyi, sonra Adriyatik kıyısında yürümeyi çok özleyeceğim.<span class="Apple-converted-space"> Mucizelerin konfor alanından çıktıktan sonra gerçekleştiğini gösterdiğin için teşekkür ederim Trieste.</span></p>
<p>Trieste&#8217;den önce bir de sahil kasabasına kaçmıştım, hayallerdeki gibi miydi derseniz cevap <a href="https://netreklam.net/sahil-kasabasina-kacis-hayallerdeki-gibi-mi/" target="_blank" rel="noopener">burada</a>.</p>
<p>Trieste gezi rehberi henüz gelmemiş olsa da, dünyanın dört bir yanında gezi notlarım için <a href="https://elicetravels.com" target="_blank" rel="noopener">buraya</a> da beklerim.</p>
<p><a href="https://lavarla.com/trieste-bora-ve-nero-sehri/">&lt;span class=&quot;reading-mode-buttons&quot;&gt;&lt;/span&gt;Trieste: Bora ve nero şehri&lt;span class=&quot;reading-mode-buttons&quot;&gt;&lt;/span&gt;</a> yazısı ilk önce <a href="https://lavarla.com">Lavarla - Kültür-Sanat ve Kent Yaşamı</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://lavarla.com/trieste-bora-ve-nero-sehri/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Coffee Project: Şehrin İki Ucunda Nitelikli Kahve</title>
		<link>https://lavarla.com/coffee-project-sehrin-iki-ucunda-nitelikli-kahve/</link>
					<comments>https://lavarla.com/coffee-project-sehrin-iki-ucunda-nitelikli-kahve/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Eliçe Kılıç]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 14 Oct 2021 08:58:14 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Mekan]]></category>
		<category><![CDATA[Pusula]]></category>
		<category><![CDATA[Sponsorlu]]></category>
		<category><![CDATA[ankarada ders çalışılacak kahveciler]]></category>
		<category><![CDATA[ankarada kahve]]></category>
		<category><![CDATA[coffee project ankara]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.lavarla.com/?p=114866</guid>

					<description><![CDATA[<p><span class="reading-mode-buttons"></span>Coffee Project, Ankara’da hızına yetişilmesi zor olan kahveci döngüsüne rağmen kalitesiyle 5 seneyi devirmeyi başarmış kavurucu ve nitelikli kahveci. Lezzetli kahve kokuları Emek’te yükselmeye başlamıştı, bugünlerde İncek’teki ikinci şubeleriyle şehrin iki ucunda hizmet veriyorlar.  Ben önceleri kahvemin tadını küçük mekanlarda bir masaya ilişip çıkarmayı severdim. Kimi zaman aralığı az masalarda sohbetlerimiz birbirine karışırdı kimi zaman [&#8230;]</p>
<p><a href="https://lavarla.com/coffee-project-sehrin-iki-ucunda-nitelikli-kahve/">&lt;span class=&quot;reading-mode-buttons&quot;&gt;&lt;/span&gt;Coffee Project: Şehrin İki Ucunda Nitelikli Kahve&lt;span class=&quot;reading-mode-buttons&quot;&gt;&lt;/span&gt;</a> yazısı ilk önce <a href="https://lavarla.com">Lavarla - Kültür-Sanat ve Kent Yaşamı</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Coffee Project, Ankara’da hızına yetişilmesi zor olan kahveci döngüsüne rağmen kalitesiyle 5 seneyi devirmeyi başarmış kavurucu ve nitelikli kahveci. Lezzetli kahve kokuları Emek’te yükselmeye başlamıştı, bugünlerde İncek’teki ikinci şubeleriyle şehrin iki ucunda hizmet veriyorlar.<span class="Apple-converted-space"> </span></p>
<p>Ben önceleri kahvemin tadını küçük mekanlarda bir masaya ilişip çıkarmayı severdim. Kimi zaman aralığı az masalarda sohbetlerimiz birbirine karışırdı kimi zaman ben kitabımı okurken kulak kabartırdım çevremdeki neşeli seslere. Pandeminin etkisiyle ister istemez daha geniş ve tercihen açık havada oturma seçeneği olan mekanlara yönelmeye başladım. Coffee Project bu noktada imdadıma yetişti, geniş bahçesi ve ferah iç mekanı ile gönül rahatlığıyla oturabileceğimiz bir ortam sağlıyor.</p>
<p><img loading="lazy" decoding="async" class="aligncenter wp-image-114874 size-large" src="https://netreklam.net/wp-content/uploads/2021/09/coffee-project-2-1024x768.jpeg" alt="" width="1024" height="768" srcset="https://lavarla.com/wp-content/uploads/2021/09/coffee-project-2-1024x768.jpeg 1024w, https://lavarla.com/wp-content/uploads/2021/09/coffee-project-2-300x225.jpeg 300w, https://lavarla.com/wp-content/uploads/2021/09/coffee-project-2-768x576.jpeg 768w, https://lavarla.com/wp-content/uploads/2021/09/coffee-project-2-1536x1152.jpeg 1536w, https://lavarla.com/wp-content/uploads/2021/09/coffee-project-2-2048x1536.jpeg 2048w, https://lavarla.com/wp-content/uploads/2021/09/coffee-project-2-180x135.jpeg 180w, https://lavarla.com/wp-content/uploads/2021/09/coffee-project-2-400x300.jpeg 400w, https://lavarla.com/wp-content/uploads/2021/09/coffee-project-2-600x450.jpeg 600w, https://lavarla.com/wp-content/uploads/2021/09/coffee-project-2-800x600.jpeg 800w, https://lavarla.com/wp-content/uploads/2021/09/coffee-project-2-1200x900.jpeg 1200w, https://lavarla.com/wp-content/uploads/2021/09/coffee-project-2-1600x1200.jpeg 1600w" sizes="(max-width: 1024px) 100vw, 1024px" /></p>
<p>Artık büyük çoğunluğumuz için bilgisayar ve internetin olduğu her yer ofis ve sınıf oldu. Siz de benim gibi uzaktan çalışmayı fırsata dönüştürüp diyar diyar kahveci geziyorsanız, Coffee Project&#8217;i listenize dahil edin. <a href="https://netreklam.net/ders-calismaya-birebir-kahveciler/" target="_blank" rel="noopener">Ankara&#8217;da ders çalışmaya birebir kahveciler</a> listesinde Coffee Project de yerini aldı bile. İncek şubesinde toplantılar ve eğitimler için ayrılmış 20 kişilik toplantı alanı ise iş hayatına yeni bir dinamik getirmek isteyen ekipler için ideal.</p>
<p>Coffee Project’in geniş bahçesinden bahsetmiştim, hem Emek hem İncek şubelerindeki bu geniş bahçelerinde cuma ve cumartesi günleri canlı müzik oluyor. Akşamları caz müzik dinleyerek bir şeyler içmek epey keyifli ve pandemi günlerinde sosyal mesafeli güzel bir seçenek. Etkinlikleri <a href="https://www.instagram.com/coffeeprojecttr/" target="_blank" rel="noopener">Instagram </a>sayfalarından veya <a href="https://netreklam.net/etkinlik-takvimi/" target="_blank" rel="noopener">Lavarla Etkinlik Takvimi</a>&#8216;nden takip edebilirsiniz.</p>
<p><img loading="lazy" decoding="async" class="aligncenter wp-image-114871 size-large" src="https://netreklam.net/wp-content/uploads/2021/09/coffee-project-4-1024x768.jpeg" alt="Coffee Project" width="1024" height="768" srcset="https://lavarla.com/wp-content/uploads/2021/09/coffee-project-4-1024x768.jpeg 1024w, https://lavarla.com/wp-content/uploads/2021/09/coffee-project-4-300x225.jpeg 300w, https://lavarla.com/wp-content/uploads/2021/09/coffee-project-4-768x576.jpeg 768w, https://lavarla.com/wp-content/uploads/2021/09/coffee-project-4-1536x1152.jpeg 1536w, https://lavarla.com/wp-content/uploads/2021/09/coffee-project-4-2048x1536.jpeg 2048w, https://lavarla.com/wp-content/uploads/2021/09/coffee-project-4-180x135.jpeg 180w, https://lavarla.com/wp-content/uploads/2021/09/coffee-project-4-400x300.jpeg 400w, https://lavarla.com/wp-content/uploads/2021/09/coffee-project-4-600x450.jpeg 600w, https://lavarla.com/wp-content/uploads/2021/09/coffee-project-4-800x600.jpeg 800w, https://lavarla.com/wp-content/uploads/2021/09/coffee-project-4-1200x900.jpeg 1200w, https://lavarla.com/wp-content/uploads/2021/09/coffee-project-4-1600x1200.jpeg 1600w" sizes="(max-width: 1024px) 100vw, 1024px" /></p>
<p>Dışarıda kahve içmeyi ne kadar seviyorsam, evde kendime kahve hazırlamak da benim için bir o kadar büyük bir zevk. Coffee Project’in kendi kavurdukları taze kahvelerinden eve sipariş verip taze kahve lezzetini evimde de yaşamak vazgeçilmezlerimden. Ev için favori çekirdeğim El Mirador Orange Bourbon, arka plandaki sıcak çikolata lezzetini çok sevdim. Coffee Project çekirdek kahveleri online sipariş ile tüm Türkiye&#8217;ye ulaştırılıyor, aynı gün teslimat ise şimdilik Ankara, İstanbul ve İzmir’de mevcut.</p>
<p>Son <span style="text-decoration: underline;">Coffee Project</span> ziyaretim sakin bir pazar sabahındaydı. Emek şubesinde caddeye bakan masalardan birine oturup filtre kahvemi yudumlarken <em>Yüreğinin Götürdüğü Yere Git</em> okuyordum. Türkiye&#8217;deki son pazarımda, uzun bir aradan sonra İstanbul&#8217;dan Ankara&#8217;ya gelmişken yanımda bu kitabın olması tesadüf olabilir mi?</p>
<p>Adresler:</p>
<ul>
<li>Emek 8, Bişkek Caddesi, No:213, D:A, 06490 Çankaya/Ankara</li>
<li>Kızılcaşar Mahallesi, İncek Bulvarı, No:284, 06830 Gölbaşı/Ankara</li>
</ul>
<hr />
<p>Bugünlerde farklı mekanlarda çalışma arayışındaysanız <a href="https://netreklam.net/ders-calismaya-birebir-kahveciler/" target="_blank" rel="noopener">Ankara&#8217;da Ders Çalışmaya Birebir Kahveciler</a> listesi size göre.</p>
<p><a href="https://lavarla.com/coffee-project-sehrin-iki-ucunda-nitelikli-kahve/">&lt;span class=&quot;reading-mode-buttons&quot;&gt;&lt;/span&gt;Coffee Project: Şehrin İki Ucunda Nitelikli Kahve&lt;span class=&quot;reading-mode-buttons&quot;&gt;&lt;/span&gt;</a> yazısı ilk önce <a href="https://lavarla.com">Lavarla - Kültür-Sanat ve Kent Yaşamı</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://lavarla.com/coffee-project-sehrin-iki-ucunda-nitelikli-kahve/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Sahil Kasabasına Kaçış: Hayallerdeki Gibi Mi?</title>
		<link>https://lavarla.com/sahil-kasabasina-kacis-hayallerdeki-gibi-mi/</link>
					<comments>https://lavarla.com/sahil-kasabasina-kacis-hayallerdeki-gibi-mi/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Eliçe Kılıç]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 04 Oct 2021 07:35:21 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Meseleler]]></category>
		<category><![CDATA[Yaşam]]></category>
		<category><![CDATA[evden çalışmak]]></category>
		<category><![CDATA[sahil kasabasına yerleşmek]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.lavarla.com/?p=114570</guid>

					<description><![CDATA[<p><span class="reading-mode-buttons"></span>Pandeminin etkisiyle evden çalışma düzenine geçtik ve bir buçuk senedir bilgisayarımın ve internetimin olduğu her yer ofisim oldu. Fırsat bu fırsat, İstanbul’da kalabalığın, gürültünün ve trafiğin eksik olmadığı semtteki evimi bırakıp soluğu güneyde aldım. Büyük şehirden sahil kasabasına kaçış, başlangıçta heyecanlı ve huzur vericiydi. İhtiyacım olan şeyin bu olduğuna emindim. İlerleyen günlerde ise fark ettim [&#8230;]</p>
<p><a href="https://lavarla.com/sahil-kasabasina-kacis-hayallerdeki-gibi-mi/">&lt;span class=&quot;reading-mode-buttons&quot;&gt;&lt;/span&gt;Sahil Kasabasına Kaçış: Hayallerdeki Gibi Mi?&lt;span class=&quot;reading-mode-buttons&quot;&gt;&lt;/span&gt;</a> yazısı ilk önce <a href="https://lavarla.com">Lavarla - Kültür-Sanat ve Kent Yaşamı</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Pandeminin etkisiyle evden çalışma düzenine geçtik ve bir buçuk senedir bilgisayarımın ve internetimin olduğu her yer ofisim oldu. Fırsat bu fırsat, İstanbul’da kalabalığın, gürültünün ve trafiğin eksik olmadığı semtteki evimi bırakıp soluğu güneyde aldım. Büyük şehirden sahil kasabasına kaçış, başlangıçta heyecanlı ve huzur vericiydi. İhtiyacım olan şeyin bu olduğuna emindim. İlerleyen günlerde ise fark ettim ki hep şikayet ettiğim o büyük şehir yaşantısına dahi alışmışım ve yirmi altı yıllık alışkanlıktan kopmak o kadar kolay değilmiş.</p>
<figure id="attachment_114578" aria-describedby="caption-attachment-114578" style="width: 1920px" class="wp-caption aligncenter"><img loading="lazy" decoding="async" class="wp-image-114578 size-full" src="https://netreklam.net/wp-content/uploads/2021/07/sahil-kasabasina-kacis-3-scaled.jpeg" alt="" width="1920" height="2560" srcset="https://lavarla.com/wp-content/uploads/2021/07/sahil-kasabasina-kacis-3-scaled.jpeg 1920w, https://lavarla.com/wp-content/uploads/2021/07/sahil-kasabasina-kacis-3-225x300.jpeg 225w, https://lavarla.com/wp-content/uploads/2021/07/sahil-kasabasina-kacis-3-768x1024.jpeg 768w, https://lavarla.com/wp-content/uploads/2021/07/sahil-kasabasina-kacis-3-1152x1536.jpeg 1152w, https://lavarla.com/wp-content/uploads/2021/07/sahil-kasabasina-kacis-3-1536x2048.jpeg 1536w, https://lavarla.com/wp-content/uploads/2021/07/sahil-kasabasina-kacis-3-800x1067.jpeg 800w" sizes="(max-width: 1920px) 100vw, 1920px" /><figcaption id="caption-attachment-114578" class="wp-caption-text">Güneye giderken</figcaption></figure>
<p>Güneye indim deyince akıllara sabah hasır şapkamı takıp tarlaya domates toplamaya gittiğim gelmesin. Beyaz yakalı olarak tam zamanlı çalışıyorum, hatta dünyayı kurtarmıyor olmamıza rağmen zaman ve mekan kavramımı yitirip çalışıyorum gün boyu. Mesai öncesi erken sabahlar ve gün batımları ise hala benim. Üstelik doğa ile baş başa. Sabahları sahilde uzunca bir yürüyüş yapıyorum, ayağım kuma değiyor, palmiye ağaçlarını görüyorum, dalgaların sesi arka planda. Yürüyüşlerimde tek tük insana rastlıyorum, yoldan geçen araba sayılı, Akbil sesleri duymuyorum. Buralarda kimsenin ofise yetişme telaşı yok, pandemi olmasa da yok. Fırından taze hamur kokuları yükselirken, mahallenin tek kahvecisine giriyorum ve kahve makinesi o gün ilk kez benim için çalışıyor. Kendimi şarj ettikten sonra eve, bilgisayarımın başına dünyevi dertlerle uğraşmaya dönüyorum. En çok gün batımlarını seviyorum. Şehirde yüksek binalar arasında zar zor gördüğüm güneşi, burada her akşam sahilden uğurluyorum. Ayakkabılarıma dolacak kumu, ıslanacak paçalarımı, dönüşte havanın serinleyeceğini düşünmeden anın tadını çıkarmayı öğreniyorum. Limonu dalından koparıyor, salatama has zeytinyağı ekliyor ve suyu hep buzdolabında tutuyorum. Teoman’ın şarkısında dediği &#8220;Akdeniz meltemi altında kitabım kucağımda ne güzel şey uyuklamak&#8221; buradaki günlerimin özeti.</p>
<figure id="attachment_114576" aria-describedby="caption-attachment-114576" style="width: 1920px" class="wp-caption aligncenter"><img loading="lazy" decoding="async" class="wp-image-114576 size-full" src="https://netreklam.net/wp-content/uploads/2021/07/sahil-kasabasina-kacis-2-1-scaled.jpeg" alt="" width="1920" height="2560" srcset="https://lavarla.com/wp-content/uploads/2021/07/sahil-kasabasina-kacis-2-1-scaled.jpeg 1920w, https://lavarla.com/wp-content/uploads/2021/07/sahil-kasabasina-kacis-2-1-225x300.jpeg 225w, https://lavarla.com/wp-content/uploads/2021/07/sahil-kasabasina-kacis-2-1-768x1024.jpeg 768w, https://lavarla.com/wp-content/uploads/2021/07/sahil-kasabasina-kacis-2-1-1152x1536.jpeg 1152w, https://lavarla.com/wp-content/uploads/2021/07/sahil-kasabasina-kacis-2-1-1536x2048.jpeg 1536w, https://lavarla.com/wp-content/uploads/2021/07/sahil-kasabasina-kacis-2-1-800x1067.jpeg 800w" sizes="(max-width: 1920px) 100vw, 1920px" /><figcaption id="caption-attachment-114576" class="wp-caption-text">Güneyde günün ilk ışıkları</figcaption></figure>
<p>Geride bıraktığım alışkanlıklarım ve düzenim var bir de. Güneye, bir valize ne sığıyorsa onunla geldim; ama bu bir seyahat değildi ve zamanla buradaki minimalist ve yalnız yaşantım bana zor gelmeye başladı. Ben masadaki tuzlukla bile duygusal bağ kuran bir insanım. İstanbul’da küçücük evime yığdığım, kölesi olduğum eşyalarımı, &#8220;her ihtimale karşı&#8221; diye eve depoladığım her şeyi çok özledim. Güneydeki yaşantımda sürekli giydiğim eşofman takımım bir üniforma olmaya başlayana kadar güzeldi, müdavimlikten değil seçeneksizliktendi her gün gittiğim o kahveci. Şehirde güzel bir yemek yemek için kıta değiştirmeyi, hızına yetişmesi zor olan yeni kahvecileri keşfetmeyi, yeri geldiğinde evime internetten yemek siparişi verebilmeyi özledim. Sokakta tanıdık görmeyi, güzel güzel giyinip dolaşmaya çıkmayı ve dostlarıma sofralar kurmayı özledim. Şehri yaşanabilir kılan da bunlardı zaten.<span class="Apple-converted-space"> </span></p>
<figure id="attachment_114577" aria-describedby="caption-attachment-114577" style="width: 1920px" class="wp-caption aligncenter"><img loading="lazy" decoding="async" class="wp-image-114577 size-full" src="https://netreklam.net/wp-content/uploads/2021/07/sahil-kasabasina-kacis-2-min-scaled.jpg" alt="" width="1920" height="2560" srcset="https://lavarla.com/wp-content/uploads/2021/07/sahil-kasabasina-kacis-2-min-scaled.jpg 1920w, https://lavarla.com/wp-content/uploads/2021/07/sahil-kasabasina-kacis-2-min-225x300.jpg 225w, https://lavarla.com/wp-content/uploads/2021/07/sahil-kasabasina-kacis-2-min-768x1024.jpg 768w, https://lavarla.com/wp-content/uploads/2021/07/sahil-kasabasina-kacis-2-min-1152x1536.jpg 1152w, https://lavarla.com/wp-content/uploads/2021/07/sahil-kasabasina-kacis-2-min-1536x2048.jpg 1536w, https://lavarla.com/wp-content/uploads/2021/07/sahil-kasabasina-kacis-2-min-800x1067.jpg 800w" sizes="(max-width: 1920px) 100vw, 1920px" /><figcaption id="caption-attachment-114577" class="wp-caption-text">Bilgisayarımın ve internetin olduğu her yer ofisim</figcaption></figure>
<p>Cemreler düştü, yaz geldi, tatil sezonu başladı; güneydeki sahil kasabası bahardaki sakinliğini geçici olarak rafa kaldırdı. Ben de şimdilerde yeniden, kaosun göbeğindeki evime döndüm. Zaten şehirde yazı hep sevmişimdir; azalan nüfus ile şehrin bana kalmasını, kışın telaşla koşturduğum sokakları sakince adımlamayı, kot pantolonumun altına parmak arası terlik giymeyi, hafta sonu Adalar’a geçip &#8220;su yine buz gibi&#8221; diye sadece güneşlenmeyi… Ancak gelin görün ki şehir yaşanabilirlikten gün geçtikçe uzaklaşıyor. Katlanılmaz hale gelen trafik, denizdeki müsilaj, tüm kış yağmayan yağmurun haziranda yağması, fiyatların pahalılığı… Eskiden park olan bir yerde artık inşaat olmasına, hiçbir yere yürüyerek gidememeye, toplu taşımada sığacak bir delik bulamayıp asla taksi yakalayamamaya dayanamıyorum. Doğanın tükenişinde, şehirlerin yaşanmaz hale gelişinde tek sorumlu biz değiliz ama payımız da yok değil. Hem eskiyi özlemek hem de eskiyi eski yapan alışkanlıklarımızdan vazgeçememek arasında gidip geliyoruz.<span class="Apple-converted-space"> </span></p>
<figure id="attachment_114579" aria-describedby="caption-attachment-114579" style="width: 1920px" class="wp-caption aligncenter"><img loading="lazy" decoding="async" class="wp-image-114579 size-full" src="https://netreklam.net/wp-content/uploads/2021/07/sahil-kasabasina-kacis-scaled.jpeg" alt="" width="1920" height="2560" srcset="https://lavarla.com/wp-content/uploads/2021/07/sahil-kasabasina-kacis-scaled.jpeg 1920w, https://lavarla.com/wp-content/uploads/2021/07/sahil-kasabasina-kacis-225x300.jpeg 225w, https://lavarla.com/wp-content/uploads/2021/07/sahil-kasabasina-kacis-768x1024.jpeg 768w, https://lavarla.com/wp-content/uploads/2021/07/sahil-kasabasina-kacis-1152x1536.jpeg 1152w, https://lavarla.com/wp-content/uploads/2021/07/sahil-kasabasina-kacis-1536x2048.jpeg 1536w, https://lavarla.com/wp-content/uploads/2021/07/sahil-kasabasina-kacis-800x1067.jpeg 800w" sizes="(max-width: 1920px) 100vw, 1920px" /><figcaption id="caption-attachment-114579" class="wp-caption-text">Merhaba ve hoşçakal İstanbul</figcaption></figure>
<p>Uzun lafın kısası, sahil kasabasına kaçış da dertlerime derman olmadı. Bir şehri daha tükettim ama bu koca dünyada yine bir ev bulamadım kendime. Aradığım ‘ev’ şehirler ya da mekanlar olmamalı belki. O yüzden bu sonbaharda yeni bir başlangıç yapıyorum, konfor alanından çıkış kararı geceleri kabusum olsa bile.</p>
<p>Şehirden gidenler için bir başka yazı <a href="https://netreklam.net/gittin-gideli-ii-terk-edilmis-sehir/">Gittin Gideli II | Terk Edilmiş Şehir </a></p>
<p><a href="https://lavarla.com/sahil-kasabasina-kacis-hayallerdeki-gibi-mi/">&lt;span class=&quot;reading-mode-buttons&quot;&gt;&lt;/span&gt;Sahil Kasabasına Kaçış: Hayallerdeki Gibi Mi?&lt;span class=&quot;reading-mode-buttons&quot;&gt;&lt;/span&gt;</a> yazısı ilk önce <a href="https://lavarla.com">Lavarla - Kültür-Sanat ve Kent Yaşamı</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://lavarla.com/sahil-kasabasina-kacis-hayallerdeki-gibi-mi/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Kuzgun&#8217;dan Bestekar&#8217;a: İki Yeni Mekan Keşfi</title>
		<link>https://lavarla.com/kuzgundan-bestekara-iki-yeni-mekan-kesfi/</link>
					<comments>https://lavarla.com/kuzgundan-bestekara-iki-yeni-mekan-kesfi/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Eliçe Kılıç]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 07 Sep 2021 07:00:52 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Mekan]]></category>
		<category><![CDATA[Pusula]]></category>
		<category><![CDATA[Ankara Kahvecileri]]></category>
		<category><![CDATA[Kuzgundokuz]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://lavarla.com/?p=39667</guid>

					<description><![CDATA[<p><span class="reading-mode-buttons"></span>Uzun yürüyüşlerin sonunda, arkada naif bir müzik çalarken bir bardak sıcak çay ya da kahve içebileceğim butik bir mekanda buluyorsam kendimi bilirim ki mevsimlerden sonbahardır. Sarı yaprakların kapladığı yollardan geçerken ellerimi cebimde ısıtmışımdır, kendimle konuşurken laf lafı açmıştır. “Bu sefer plansız olacağım, önünden geçerken gözüme tatlı gelen bir yere oturacağım” desem de her seferinde, aklımda [&#8230;]</p>
<p><a href="https://lavarla.com/kuzgundan-bestekara-iki-yeni-mekan-kesfi/">&lt;span class=&quot;reading-mode-buttons&quot;&gt;&lt;/span&gt;Kuzgun&#8217;dan Bestekar&#8217;a: İki Yeni Mekan Keşfi&lt;span class=&quot;reading-mode-buttons&quot;&gt;&lt;/span&gt;</a> yazısı ilk önce <a href="https://lavarla.com">Lavarla - Kültür-Sanat ve Kent Yaşamı</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Uzun yürüyüşlerin sonunda, arkada naif bir müzik çalarken bir bardak sıcak çay ya da kahve içebileceğim butik bir mekanda buluyorsam kendimi bilirim ki mevsimlerden sonbahardır. Sarı yaprakların kapladığı yollardan geçerken ellerimi cebimde ısıtmışımdır, kendimle konuşurken laf lafı açmıştır. “Bu sefer plansız olacağım, önünden geçerken gözüme tatlı gelen bir yere oturacağım” desem de her seferinde, aklımda mutlaka bir <u>mekan</u> olur ve ister istemez oraya yönlendirir ayaklarım beni. Yine bir kıştan hallice Ankara sonbaharında, özlediğim sokakları derin düşüncelere dalmış arşınlarken şehrin sokaklarına renk katan yeni graffitiler eşliğinde artık hızına yetişilmesi imkansız olan yeni mekanlardan aklımda olan birkaç tanesini deneyimledim. Kuzgun Caddesi’nden Bestekar’a uzanan keşif günümün sonunda aklımda balkabaklı cheesecake ile Kuzgundokuz ve kahve ile Dharma Coffee kaldı.</p>
<h2>Kuzgundokuz</h2>
<p>Bir gün kendi mekanımı açmaya karar verirsem önümdeki en büyük engel ismine karar verememem olur diye düşünüyorum, hele Moda’da Bir Yer, Yeniköy’e Eski Adet gibi basit gözükse de kırk yıl düşünsem aklıma gelmeyecek yaratıcı isimleri gördükçe… Kuzgundokuz da benim için bu adlardan biri oldu. Tabii ki Kuzgun Caddesi 9 numarada. Leziz cheesecakelerin nitelikli Türk kahvesi ile buluştuğu yer olarak tanımlıyorlar kendilerini. İlk görüşte menüsü beni fazlasıyla heyecanlandırdı ama tabii menüdeki tüm cheesecakeler her gün olmuyormuş. Lime soslusu aklımda kalarak balkabaklı cheesecake söyledim. Mevsimin lezzeti balkabağı, cheesecake sosu olarak da gayet lezzetliydi. Arkadaşımdan çatal aldığım süt reçelli de, cheesecake dünyasına yeni bir soluk bana kalırsa. Ben yine de süt reçelini Sığacık kurabiyesinin içinde tercih ederim o ayrı! Kuzgundokuz tam yağmurlu havada sığındığın küçük ve samimi <u>mekan</u> izlenimi verdi bana, bir şans verin derim.</p>
<figure id="attachment_39671" aria-describedby="caption-attachment-39671" style="width: 1920px" class="wp-caption aligncenter"><img loading="lazy" decoding="async" class="size-full wp-image-39671" src="https://lavarla.com/wp-content/uploads/2019/11/kuzgundokuz-cheesecake-scaled.jpg" alt="kuzgundokuz, kuzgundokuz cheesecake, ankara cheesecake" width="1920" height="2560" srcset="https://lavarla.com/wp-content/uploads/2019/11/kuzgundokuz-cheesecake-scaled.jpg 1920w, https://lavarla.com/wp-content/uploads/2019/11/kuzgundokuz-cheesecake-225x300.jpg 225w, https://lavarla.com/wp-content/uploads/2019/11/kuzgundokuz-cheesecake-768x1024.jpg 768w, https://lavarla.com/wp-content/uploads/2019/11/kuzgundokuz-cheesecake-1152x1536.jpg 1152w, https://lavarla.com/wp-content/uploads/2019/11/kuzgundokuz-cheesecake-1536x2048.jpg 1536w, https://lavarla.com/wp-content/uploads/2019/11/kuzgundokuz-cheesecake-696x928.jpg 696w, https://lavarla.com/wp-content/uploads/2019/11/kuzgundokuz-cheesecake-1068x1424.jpg 1068w, https://lavarla.com/wp-content/uploads/2019/11/kuzgundokuz-cheesecake-315x420.jpg 315w" sizes="(max-width: 1920px) 100vw, 1920px" /><figcaption id="caption-attachment-39671" class="wp-caption-text">Balkabaklı cheesecake</figcaption></figure>
<h2>Dharma Coffee</h2>
<p>Hindistan seyahatimde <em>dharma</em> kelimesini duyunca aklıma Bestekar’daki bir kahvecinin gelmesi ile dünyanın öbür ucunda olsam bile gerçek bir Ankara sevdalısı kalacağımı bir kez daha anlamıştım. Bir Hindu tapınağını gezerken okuduğum açıklamaların birinde rastlamıştım kelimeye. Mekana ismini veren <em>dharma</em> kelimesinin aslında dinde çok fazla anlamı olsa da, temelde evrenin düzenini sağlayan doğa yasaları olarak tanımlanıyor. Bu yasalardan biri ise hepimizin bildiği karma.</p>
<figure id="attachment_39669" aria-describedby="caption-attachment-39669" style="width: 2560px" class="wp-caption aligncenter"><img loading="lazy" decoding="async" class="size-full wp-image-39669" src="https://lavarla.com/wp-content/uploads/2019/11/dharma-scaled.jpg" alt="dharma, graffiti" width="2560" height="1920" srcset="https://lavarla.com/wp-content/uploads/2019/11/dharma-scaled.jpg 2560w, https://lavarla.com/wp-content/uploads/2019/11/dharma-300x225.jpg 300w, https://lavarla.com/wp-content/uploads/2019/11/dharma-1024x768.jpg 1024w, https://lavarla.com/wp-content/uploads/2019/11/dharma-768x576.jpg 768w, https://lavarla.com/wp-content/uploads/2019/11/dharma-1536x1152.jpg 1536w, https://lavarla.com/wp-content/uploads/2019/11/dharma-2048x1536.jpg 2048w, https://lavarla.com/wp-content/uploads/2019/11/dharma-80x60.jpg 80w, https://lavarla.com/wp-content/uploads/2019/11/dharma-265x198.jpg 265w, https://lavarla.com/wp-content/uploads/2019/11/dharma-696x522.jpg 696w, https://lavarla.com/wp-content/uploads/2019/11/dharma-1068x801.jpg 1068w, https://lavarla.com/wp-content/uploads/2019/11/dharma-560x420.jpg 560w" sizes="(max-width: 2560px) 100vw, 2560px" /><figcaption id="caption-attachment-39669" class="wp-caption-text">Dharma&#8217;nın içerisinde bir duvar.</figcaption></figure>
<p><em>Dharma&#8217;</em>nın anlamı derin, biz Ankara’ya dönelim. Şehirde butik kahvecilere her gün bir yenisi ekleniyor eklenmesine ama hepsinin kahvesinde aynı kaliteyi yakalayamıyorum. Dharma Coffee, İstanbul’da kahvelerini severek içtiğim Montag’dan alıyormuş çekirdeklerini. Siz de benim gibi aslında sütsüz kahve sevmenize rağmen kahvenin lezzetine güvenemeyip az sütlülere yönelenlerdenseniz, burada içiniz rahat olsun. Espresso lungomu afiyetle içtim, taze ve lezzetliydi. Mekanda dikkatimi en çok duvar yazıları çekti. Dışarıdakiler Ankara sokaklarında da sık sık eserlerine rastladığımız <a href="https://www.instagram.com/karagozuktukaptan/?hl=tr" target="_blank" rel="noopener noreferrer">karagozuktukaptan</a> ellerinden, içeridekiler ise <a href="https://www.instagram.com/sulecebe/" target="_blank" rel="noopener noreferrer">sulecebe</a>’den. Ben ilk kez rastladığımdan ve ortamın atmosferini bu denli samimileştirdiğinden mekanda duvar resmi fikrini çok sevdim, Dharma’ya tam puan verdim.</p>
<figure id="attachment_39670" aria-describedby="caption-attachment-39670" style="width: 1920px" class="wp-caption aligncenter"><img loading="lazy" decoding="async" class="size-full wp-image-39670" src="https://lavarla.com/wp-content/uploads/2019/11/dharma-coffee-scaled.jpg" alt="dharma, ankara kahve" width="1920" height="2560" srcset="https://lavarla.com/wp-content/uploads/2019/11/dharma-coffee-scaled.jpg 1920w, https://lavarla.com/wp-content/uploads/2019/11/dharma-coffee-225x300.jpg 225w, https://lavarla.com/wp-content/uploads/2019/11/dharma-coffee-768x1024.jpg 768w, https://lavarla.com/wp-content/uploads/2019/11/dharma-coffee-1152x1536.jpg 1152w, https://lavarla.com/wp-content/uploads/2019/11/dharma-coffee-1536x2048.jpg 1536w, https://lavarla.com/wp-content/uploads/2019/11/dharma-coffee-696x928.jpg 696w, https://lavarla.com/wp-content/uploads/2019/11/dharma-coffee-1068x1424.jpg 1068w, https://lavarla.com/wp-content/uploads/2019/11/dharma-coffee-315x420.jpg 315w" sizes="(max-width: 1920px) 100vw, 1920px" /><figcaption id="caption-attachment-39670" class="wp-caption-text">Dharma&#8217;da espresso lungo.</figcaption></figure>
<p>Şehirde hangi tatlı nerede yenir derseniz <a href="https://lavarla.com/tatli-konusalim-hangi-tatli-nerede-yenir/" target="_blank" rel="noopener noreferrer">buraya</a>, civarda başka butik <u>mekan</u> keşfedeyim derseniz <a href="https://lavarla.com/guvenevlerde-neler-oluyor-yeni-mekanlar/" target="_blank" rel="noopener noreferrer">buraya</a> tık. Şimdiden afiyet olsun!</p>
<p><a href="https://lavarla.com/kuzgundan-bestekara-iki-yeni-mekan-kesfi/">&lt;span class=&quot;reading-mode-buttons&quot;&gt;&lt;/span&gt;Kuzgun&#8217;dan Bestekar&#8217;a: İki Yeni Mekan Keşfi&lt;span class=&quot;reading-mode-buttons&quot;&gt;&lt;/span&gt;</a> yazısı ilk önce <a href="https://lavarla.com">Lavarla - Kültür-Sanat ve Kent Yaşamı</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://lavarla.com/kuzgundan-bestekara-iki-yeni-mekan-kesfi/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Göğü Delen Adam: Yaşantımıza Bakış</title>
		<link>https://lavarla.com/gogu-delen-adam-yasantimiza-bakis/</link>
					<comments>https://lavarla.com/gogu-delen-adam-yasantimiza-bakis/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Eliçe Kılıç]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 18 Mar 2021 07:24:30 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Edebiyat]]></category>
		<category><![CDATA[Meseleler]]></category>
		<category><![CDATA[Erich Scheurmann]]></category>
		<category><![CDATA[Göğü Delen Adam]]></category>
		<category><![CDATA[Papalagi]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.lavarla.com/?p=108372</guid>

					<description><![CDATA[<p><span class="reading-mode-buttons"></span>Göğü Delen Adam, diğer deyişle Papalagi, Samoalı bir kabile lideri olan Tuivaii’nin Avrupa anakarasını gezerken aldığı notların derlemesi. Yazarı Erich Scheurmann’ın sözleriyle “Doğayla henüz iç içe bir insanın bizim kültürümüze hangi gözlerle baktığının öğretisi”. İçine doğduğum yaşamın varlığını hiç sorgulamadığım ögelerini düşündürdü bana Göğü Delen Adam, bir oturuşta okudum. Papalagi&#8217;nin Etini Örtmesine Dair Kitapta “beyaz [&#8230;]</p>
<p><a href="https://lavarla.com/gogu-delen-adam-yasantimiza-bakis/">&lt;span class=&quot;reading-mode-buttons&quot;&gt;&lt;/span&gt;Göğü Delen Adam: Yaşantımıza Bakış&lt;span class=&quot;reading-mode-buttons&quot;&gt;&lt;/span&gt;</a> yazısı ilk önce <a href="https://lavarla.com">Lavarla - Kültür-Sanat ve Kent Yaşamı</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><em><u>Göğü Delen Adam</u></em>, diğer deyişle Papalagi, Samoalı bir kabile lideri olan Tuivaii’nin Avrupa anakarasını gezerken aldığı notların derlemesi. Yazarı Erich Scheurmann’ın sözleriyle “Doğayla henüz iç içe bir insanın bizim kültürümüze hangi gözlerle baktığının öğretisi”. İçine doğduğum yaşamın varlığını hiç sorgulamadığım ögelerini düşündürdü bana <em><u>Göğü Delen Adam</u></em>, bir oturuşta okudum.</p>
<h2>Papalagi&#8217;nin Etini Örtmesine Dair</h2>
<p>Kitapta “beyaz adam” ın yaşantısına dair sorgulanan ilk şey kıyafetler. <em>“Papalagi’nin işi gücü ha bire etini sıkıca örtmeye çalışmaktır.”</em> diye başlıyor sözlerine Tuivaii. Sadece kafa ve ellerimizi açıkta bırakmamız, bunların dışında etini gösterene iyi gözle bakılmaması, ayaklarımıza geçirdiğimiz biri yumuşak diğeri sert iki kılıf, geceleri kıyafetlerden kurtulduğumuzda bile kuşun karın tüyleriyle doldurulmuş bir örtüyü üzerimize örtmemiz… Özellikle büyük kısmını evde geçirdiğim 2020 yılında, dolaplarımda üst üste yığılmış kıyafetlerin kaçını giydim belirsiz; ama bu kadar kıyafete ihtiyacım olup olmadığını uzun uzun sorguladım ve büyük kısmını elden çıkardım. Tuivaii gibi kıyafet kavramını irdeliyor değilim. Ancak beyaz adamın üzerine geçirdiği çeşit çeşit örtüleri satın almaya doyamaması, çılgınca tüketimi ve bunun çevreye verdiği zararlar sonumuzu getirecek gibi gözüküyor. Jeyan bununla ilgili güzel bir <a href="https://netreklam.net/kiyafet-almadan-gecen-bir-sene-neler-ogrendim/" target="_blank" rel="noopener">yazı</a> kaleme almıştı.</p>
<figure id="attachment_108378" aria-describedby="caption-attachment-108378" style="width: 1240px" class="wp-caption aligncenter"><img loading="lazy" decoding="async" class="wp-image-108378 size-full" src="https://netreklam.net/wp-content/uploads/2021/03/gogu-delen-adam-2.jpeg" alt="Göğü delen adam ispanyolca" width="1240" height="1217" srcset="https://lavarla.com/wp-content/uploads/2021/03/gogu-delen-adam-2.jpeg 1240w, https://lavarla.com/wp-content/uploads/2021/03/gogu-delen-adam-2-300x294.jpeg 300w, https://lavarla.com/wp-content/uploads/2021/03/gogu-delen-adam-2-1024x1005.jpeg 1024w, https://lavarla.com/wp-content/uploads/2021/03/gogu-delen-adam-2-768x754.jpeg 768w, https://lavarla.com/wp-content/uploads/2021/03/gogu-delen-adam-2-70x70.jpeg 70w, https://lavarla.com/wp-content/uploads/2021/03/gogu-delen-adam-2-800x785.jpeg 800w" sizes="(max-width: 1240px) 100vw, 1240px" /><figcaption id="caption-attachment-108378" class="wp-caption-text">Kaynak: amazon.com / Göğü Delen Adam İspanyolca baskısının kapağı.</figcaption></figure>
<h2>Taştan Kutular, Taş Yarıklar ve Bunların Arasında Kalanlara Dair</h2>
<p>Beni en çok etkileyen bölüm hane, toplu konut ve kent kavramlarının sorgulandığı bölümdü. Papalagi’nin evleri bir midye kabuğu gibi taştan kutulara benzetiliyor. Bu taştan kutuların her bir tarafındaki diğer kutularda başka aileler yaşıyor:  çoğu zaman birbirlerinin adlarını bile bilmeyen, karşılaştıklarında zoraki selam veren ya da vermeyen aileler. Taştan kutularımıza varabilmek için bir sürü tahta kanadı itiyoruz. Her gün kutularımızdan çıkıp bir diğer kutuya giriyoruz, adı iş yeri olan. Taş kutular omuz omuza durur, aralarında bir ağaç bile yoktur. <i>“Bütün bunların hepsi; yani kalabalık taş kutular, taş yarıklar, insanlar, gürültü, kargaşa; ağaçtan, gökyüzünün mavisinden, temiz havadan yoksun yerler Papalagi&#8217;nin kent adını verdiği şeydir”</i>. Çarpık kentleşmiş, kapasitesinden fazla nüfusu barındıran şehirlerde yaşadığımız sıkışıklık daha güzel ifade edilebilir miydi? Sanmıyorum. Camdan dışarı bakınca gördüğüm manzara bu durumu kanıtlıyor zaten.<span class="Apple-converted-space"> </span></p>
<figure id="attachment_108374" aria-describedby="caption-attachment-108374" style="width: 400px" class="wp-caption aligncenter"><img loading="lazy" decoding="async" class="wp-image-108374 size-full" src="https://netreklam.net/wp-content/uploads/2021/03/gogu-delen-adam-1.jpg" alt="göğü delen adam illüstrasyon" width="400" height="566" srcset="https://lavarla.com/wp-content/uploads/2021/03/gogu-delen-adam-1.jpg 400w, https://lavarla.com/wp-content/uploads/2021/03/gogu-delen-adam-1-212x300.jpg 212w" sizes="(max-width: 400px) 100vw, 400px" /><figcaption id="caption-attachment-108374" class="wp-caption-text">Kaynak: wilderutopia.com / 1975 yılında yayınlanan ilk İngilizce tercüme için hazırlanan illüstrasyon.</figcaption></figure>
<h2>Ölümcül Düşünme Hastalığı</h2>
<p>Cümlelerin güzelliği ve bakış açısının saflığı içinde kendimi kaybetmiş hâlde kitabın sonuna doğru gelirken, beyaz adamın ölümcül hastalığı olan düşünmeye geldi sıra. <em>“Diyelim ki güneş pırıl pırıl parlıyor, güneş ne güzel parlıyor diye düşünmeye başlar o an. Ama bu yanlıştır işte. Akıllı bir Samoalı güneşin sıcak ışıkları altında kollarını, bacaklarını gevşetir ve hiçbir şey düşünmez.”</em> Kafamın içindekilerle yalnız kalmaya çekindiğimden meditasyona oturamadığım, dinlemek istediğim bir podcast bölümü yoksa şarkılar hatıraları tetikliyor diye yürüyüşe çıkamadığım bu günlerde, bir nebze olsun düşüncelerimden arınmayı çok isterdim.<span class="Apple-converted-space"> </span></p>
<p>Papalagi kelimesinin bire bir tercümesi &#8221;<em>göğü delen adam</em>&#8221; evet; ama bu bir yana, doğaya verdiğimiz zara<span style="color: #333333;">rlar</span>la da kitabın adını haklı çıkarmıyor muyuz?</p>
<p><em>“Bizler, adaların çocuklara, yıldızlara, ateşe taparken, Papalagi’nin şimdiki halinden daha kötü değildik. Çünkü, kötü olmamızın, karanlıkta olmamızın sebebi ışığı tanımıyor olmamızdı. Oysa Papalagi, ışığı tanımasına rağmen karanlıkta ve kötülük içinde yaşıyor.” </em></p>
<hr />
<p>Kaynak: Scheurmann, Erich. (1988). <em>Göğü Delen Adam</em>. çev. Levent Tayla. İstanbul: Ayrıntı Yayınları.</p>
<p><a href="https://lavarla.com/gogu-delen-adam-yasantimiza-bakis/">&lt;span class=&quot;reading-mode-buttons&quot;&gt;&lt;/span&gt;Göğü Delen Adam: Yaşantımıza Bakış&lt;span class=&quot;reading-mode-buttons&quot;&gt;&lt;/span&gt;</a> yazısı ilk önce <a href="https://lavarla.com">Lavarla - Kültür-Sanat ve Kent Yaşamı</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://lavarla.com/gogu-delen-adam-yasantimiza-bakis/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
