<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Çiğdem Kaya Çayır, Lavarla - Kültür-Sanat ve Kent Yaşamı sitesinin yazarı.</title>
	<atom:link href="https://lavarla.com/author/lothlorien/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://lavarla.com/author/lothlorien/</link>
	<description>Lavarla için her insan ve her hikaye, ucundan Ankara&#039;ya dokunuyorsa anlatmaya değerdir.</description>
	<lastBuildDate>Mon, 19 Jan 2026 09:54:43 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	<generator>https://wordpress.org/?v=6.8.2</generator>

<image>
	<url>https://lavarla.com/wp-content/uploads/2024/05/fav-150x150.png</url>
	<title>Çiğdem Kaya Çayır, Lavarla - Kültür-Sanat ve Kent Yaşamı sitesinin yazarı.</title>
	<link>https://lavarla.com/author/lothlorien/</link>
	<width>32</width>
	<height>32</height>
</image> 
	<item>
		<title>Ankara’nın ciltçisi: Mehmet Karslı</title>
		<link>https://lavarla.com/ankaranin-ciltcisi-mehmet-karsli/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Çiğdem Kaya Çayır]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 07 Jan 2025 14:14:29 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[İnsan]]></category>
		<category><![CDATA[Kent]]></category>
		<category><![CDATA[Ankara]]></category>
		<category><![CDATA[Ciltcilik]]></category>
		<category><![CDATA[El Yazması]]></category>
		<category><![CDATA[Mehmet Karslı]]></category>
		<category><![CDATA[Mücellit]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://lavarla.com/?p=135661</guid>

					<description><![CDATA[<p><span class="reading-mode-buttons"></span>Mehmet Karslı’yı, sevgili dostum Meral sayesinde, 2000’li yılların başlarında, gelecekle ilgili daha uçuk hayaller kurabildiğim yaşlarımda tanımıştım. Meral, Adilhan Kitapçılar Çarşısı’nda kitap fotokopilerini çektirirken karşı atölyedeki öğrenci dostu Mehmet Amca’yla tanışmış ve sohbetleri yıllarca devam etmişti. Adilhan’ın yakınına gelip de hatırını sormadan geçmek istemediği zamanlarda birlikte birkaç kez yanına uğramıştık. Yıllar sonra, Mehmet Karslı’nın atölyesine, [&#8230;]</p>
<p><a href="https://lavarla.com/ankaranin-ciltcisi-mehmet-karsli/">&lt;span class=&quot;reading-mode-buttons&quot;&gt;&lt;/span&gt;Ankara’nın ciltçisi: Mehmet Karslı&lt;span class=&quot;reading-mode-buttons&quot;&gt;&lt;/span&gt;</a> yazısı ilk önce <a href="https://lavarla.com">Lavarla - Kültür-Sanat ve Kent Yaşamı</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Mehmet Karslı’yı, sevgili dostum Meral sayesinde, 2000’li yılların başlarında, gelecekle ilgili daha uçuk hayaller kurabildiğim yaşlarımda tanımıştım. Meral, Adilhan Kitapçılar Çarşısı’nda kitap fotokopilerini çektirirken karşı atölyedeki öğrenci dostu Mehmet Amca’yla tanışmış ve sohbetleri yıllarca devam etmişti. Adilhan’ın yakınına gelip de hatırını sormadan geçmek istemediği zamanlarda birlikte birkaç kez yanına uğramıştık. Yıllar sonra, Mehmet Karslı’nın atölyesine, ciltçiliği (mücellitlik) konuşmak için uğradım. Adilhan’a girerken anılarımda atölyesindeki cilt ve kitap kokusu vardı.</p>
<p><img fetchpriority="high" decoding="async" class="alignnone wp-image-135663 size-full" src="https://lavarla.com/wp-content/uploads/2024/12/51859315-738e-456f-92b2-0ecd7b01ba69.jpg" alt="" width="2048" height="1536" srcset="https://lavarla.com/wp-content/uploads/2024/12/51859315-738e-456f-92b2-0ecd7b01ba69.jpg 2048w, https://lavarla.com/wp-content/uploads/2024/12/51859315-738e-456f-92b2-0ecd7b01ba69-300x225.jpg 300w, https://lavarla.com/wp-content/uploads/2024/12/51859315-738e-456f-92b2-0ecd7b01ba69-1024x768.jpg 1024w, https://lavarla.com/wp-content/uploads/2024/12/51859315-738e-456f-92b2-0ecd7b01ba69-768x576.jpg 768w, https://lavarla.com/wp-content/uploads/2024/12/51859315-738e-456f-92b2-0ecd7b01ba69-1536x1152.jpg 1536w" sizes="(max-width: 2048px) 100vw, 2048px" /></p>
<p>İkinci Dünya Savaşı sırasında Almanya’dan kaçarak Türkiye’ye sığınan matbaacı, cilt ustası, marangoz, duvar ustası ve nice zanaatkarlar üniversitelerde bilgi ve birikimlerini aktarmak için on sekiz yaşın altındaki çocukları toplayıp el yatkınlıklarına göre meslek eğitimi verirlermiş. Üniversitelerin ihtiyacı doğrultusunda bazıları buralarda istihdam edilir, kalanlar da çalışmaları için piyasaya yönlendirilirmiş. Mehmet Karslı, bu dönemdeki Alman ekolünün son çırağı. Kendisi ciltçiliğe 1966 yılında Ankara Üniversitesi Ziraat Fakültesi’nde çırak olarak başlamış. Hocalarından Fuat Onur’un, İsmet İnönü Kütüphanesi’nin ciltlerini yaptığını ve el sanatları alanında madalyası olduğunu anlatıyor. Saygı ve özlemle bahsettiği hocası ve ustası Hasan Basri Karayakaylar’ın fotoğrafı atölyede, aile büyüklerinin fotoğraflarının yanına asılmış. Mehmet Amca askerliğini yaptıktan sonra 1982’de Mecliste memur olarak göreve başlamış ve 1996 yılında ciltçi olarak emekli olup kendi atölyesini açmış. Atölyeyi açmaktaki asıl amacı işlerini kalıplara sıkışmadan, kimsenin müdahalesi olmadan yapmakmış. Dostları dışında ebruzenler, müzehhibler ve hattatlar atölyeye ziyaretlerini eksik etmiyorlar.</p>
<p>Modern ciltçiliği bilen Mehmet Karslı, atölyeye röportaj için gelen gazeteci ve televizyoncuların sorularına yeterli cevabı verebilmek için klasik ciltçilik kursuna da gitmiş ve ardından İstanbul’da <em>Ankara’dan Yansımalar</em> sergisine katılmış. Alanında uzman, dünyaca tanınan isim İslam Seçen Hoca bu sergide ciltlerini beğenmiş ve kendisini tanımak istemiş. Mehmet Karslı, tanıştıklarında İslam Seçen’e çırağı olmak istediğini söylemiş ve Ankara-İstanbul arası gide gele kendisinden klasik ciltçiliği öğrenmiş. Şu an hem modern hem klasik cilt yapıyor.</p>
<blockquote><p>&#8220;Biliyorum, öyle bir zaman gelecek ki insanlar nerede kalmıştık diye düşünüp tekrar kitaplara yönelecekler.&#8221;</p></blockquote>
<p>Atölyedeki nostaljik radyoda Zeki Müren kulaklarımızın pasını silerken Mehmet Karslı sanatının inceliklerine dair ayrıntılar vererek anlatmaya başlıyor: “Ciltçilik, bir kitabın formalarını bir araya getirip, ince ince giydirip bir vücuda dönüştürülmesi gibi düşünülebilir. Önce kitap bir araya gelir sonra özenlice kapakla kaplanıp, o kapak süslenir. Klasik cilt, el yazması eserler için idealdir. Deriyi iki mermer arasında inceltip öyle kullanırım. Ayrıca 24 ayar altın kullanıldığı için bu biraz maliyetlidir. Arapça ve Osmanlıca bilmediğim için benim kitabım Yeni Türkçe olur. O yüzden kendi kitabım için modern cilt yapmam daha uygundur. Bu arada tamir ve restorasyon da farklı işlerdir. Restorasyon eski ciltler üzerinde yapılır. Bak şu gördüğün deriyi de mümkün olduğunca inceltip eski bir el yazması kitaba kapak yapacağım.” Kitaplara dokunmanın güzelliğinden bahsederken “Biliyorum, öyle bir zaman gelecek ki insanlar nerede kalmıştık diye düşünüp tekrar kitaplara yönelecekler,” diyor.</p>
<p>Mehmet Amca’nın atölyesi küçük olduğundan burada ders veremiyor. Kıramadığı eş dost dışında özel iş de almak istemiyor. Çünkü Mehmet Amca ticareti sevmiyor, sanatı seviyor. Ebru sanatını da merak ettiği için ders verdiği bir hocasından Ebru sanatı dersleri almış. Kısacası mümkün olduğunca sanatla iç içe yaşamaya çalışıyor.</p>
<p><img decoding="async" class="alignnone wp-image-135667 size-full" src="https://lavarla.com/wp-content/uploads/2024/12/87793172-5d6c-42af-a34e-3117f66a5259-1.jpg" alt="" width="2048" height="1536" srcset="https://lavarla.com/wp-content/uploads/2024/12/87793172-5d6c-42af-a34e-3117f66a5259-1.jpg 2048w, https://lavarla.com/wp-content/uploads/2024/12/87793172-5d6c-42af-a34e-3117f66a5259-1-300x225.jpg 300w, https://lavarla.com/wp-content/uploads/2024/12/87793172-5d6c-42af-a34e-3117f66a5259-1-1024x768.jpg 1024w, https://lavarla.com/wp-content/uploads/2024/12/87793172-5d6c-42af-a34e-3117f66a5259-1-768x576.jpg 768w, https://lavarla.com/wp-content/uploads/2024/12/87793172-5d6c-42af-a34e-3117f66a5259-1-1536x1152.jpg 1536w" sizes="(max-width: 2048px) 100vw, 2048px" /></p>
<p>Türk Süsleme Sanatı alanında &#8220;Devlet Sanatçılığı&#8221; unvanı bulunan Mehmet Karslı yıllarca Türkiye Diyanet Vakfı’na bağlı Kadın Aile ve Gençlik Merkezi (KAGEM) ile Kültür ve Turizm Bakanlığı’nda modern ve klasik ciltçilik dersleri vermiş. Dersleri bırakmış ancak üniversite öğrencilerinden gelen talepler üzerine bu yıl Hacı Bayram Veli Üniversitesi’nde tekrar ciltcilik üzerine eğitim vermeye başlayacakmış.</p>
<p>“Bana geliyorlar ama eğitimi verecek fiziki şartlara sahip değilim. Bir kurum çatısı altında öğrenmeleri daha doğru olacaktır. El Sanatları öğrencilerine dışardan eğitim vereceğim. Bilgiyi bir başkasına aktarmazsan o bilginin ne faydası var. Gençler bizim geleceğimiz, pırıl pırıl çocuklar, bilgiyi doğru ve güzel bir şekilde öğrensinler istiyorum. Okulu bitirdim tamam ben oldum diye düşünmek çok yanlış. Üniversitelerde verilen dersler çok güzel ancak pratik çok önemli. Mesela klasik ciltcilikte ‘Şeraze’ diye bir terim vardır. Şeraze örülürken, kolonlar atılırken çok dikkat edilmesi lazım. Kolonu biraz sıkı yaparsan bir müddet sonra kitap tersine döner. Gevşek yaparsan da şerazesinden ayrılmış derler ya, o hale gelir. Onun için çok özenli yapılması lazım. Pratik çok önemli, bunu da atölyede alıyorlar ve işlerinde böylece tamamlanmış oluyorlar. Zaten ben bu işi artık öğrendim dediğinde bitmişsin demektir. Ben 60 yıldır bu işi yapıyorum ve emin olun daha yüzde 60’ını ancak öğrenmişimdir. Her ciltte, her işte bir şey öğreniyorum. Yani o kadar çok tekniği var ki malzeme kullanırken bile. Bazen bana bir tamir ya da cilt işi getiriyorlar. Kitaba bakıyorum eğer işi güzel yapılmışsa Allah razı olsun işini güzel yapmış, kitabın ömrünü şu kadar uzatmış diyorum. Bize de öyle derlerse bizim de kazanımımız o işte. Ticaret gözüyle bakmamak lazım”. Mehmet Amca’yı tanımamın üzerinden yıllar geçmiş olsa da hiç değişmemiş. Gençlere kıyamayan o zarif ve mütevazı kişi olmaya devam ediyor.</p>
<p>Öğrencileri arasında her kesim ve her yaştan insan var. Üniversite eğitimlerine ek olarak kendisinden aldıkları dersler sonrası güzel sanatlar fakültelerinde, devlet arşivlerinde, kamu kurumlarında çalışmaya başlayanlar olduğunu biliyor. Bazen de öğrencilerinin şimdilerde neler yaptığını kendisine getirilen selamlarla öğreniyor.</p>
<p>Sanatıyla ilgili güzel bir anısını dinlemeye başlıyorum. “Buraya bir hanım geldi. Gezip dolaşırken yolu buraya düşmüş. Almanya’da matbaacılık okumuş, aynı bölümde yüksek lisansını da yapmış. Sertifikasını almak için de bir yıl atölyede çalışması gerekiyormuş. Ustasıyla atölye çalışmalarını anlattı. Dedim ki ‘Ben de Alman ekolünden geliyorum. Bir gün gelin sizinle birlikte çalışalım. İş, orada ve burada nasıl yapılıyor. Alman ekolüne yaklaşmış mıyım yoksa uzaklaşmış mıyım?’ Birlikte çalıştık. Gittiğinde Almanya’dan ustasıyla birlikte aradılar, görüştük. Ustası yaptığımız işin çok güzel olduğunu söyleyip tebrik etti. Mutlu oldum. Atölye çalışmaları gerçekten çok önemli.”</p>
<p>Mehmet Amca geçtiğimiz birkaç yıl içerisinde, ebru, hat, çini gibi farklı el sanatlarının da olduğu karma sergilere katılmış. Kendi ifadesiyle &#8220;ahir ömründe uzun zamandır içinde ukte&#8221; olan, kendisine ait bir sergi açma fikrini ise yakında hayata geçiriyor. Mehmet Karslı, 2025 yılında mesleğinin 60. yılını doldurması sebebiyle açacağı kendi sergisinin hazırlıklarıyla ilgileniyor. Hazırlık süreci uzun çünkü yıllardır yaptığı ciltler kitaplarla birlikte gidiyor. Bazıları sergilenmek amacıyla emaneten alınacak ama yenilerinin de yapılması gerekiyor. Sergide ciltlerin yanı sıra kubur ve kutular da yer alacak.,</p>
<blockquote><p>&#8220;Göl Gazinosu, Yazar Aile Bahçesi, Fenerbahçe Lokantası, Japon Aile Bahçesi vardı. Hacettepe ve Çubuk Barajı piknik yerleriydi. Ankara çok yeşildi, insanlar birbirlerine karşı çok nazikti. Bir de Ankara Gazozu’muz vardı. Çok mutluyduk.&#8221;</p></blockquote>
<p>Bir ara eski Ankara üzerine de sohbete dalıyoruz. Ben hayranlıkla dinlerken o, özlemle anlatıyor: “Haftada en az iki kez ya sinemaya ya tiyatroya giderdik. Büyük Tiyatro gişesinden bilet almak için sabah erkenden sıraya girerdik. Yazlık sinemalar vardı. Sakarya ve Özen Açıkhava Sinemaları, Melek, Cebeci, Renk, İnci, Ulus Sinemalarında az film izlemedik. Herkesi bilet kuyruğunda görmek mümkündü. Mesela rahmetli İsmet İnönü’yü ve eşini ilk kez Ulus Sineması’nın bilet sırasında beklediklerinde görmüştüm. Gençlik Parkı en büyük eğlence yeriydi. Zeki Müren, Gönül Yazar, Emel Sayın ve Barış Manço’yu orada izledim. Göl Gazinosu, Yazar Aile Bahçesi, Fenerbahçe Lokantası, Japon Aile Bahçesi vardı. Hacettepe ve Çubuk Barajı piknik yerleriydi. Ankara çok yeşildi, insanlar birbirlerine karşı çok nazikti. Bir de Ankara Gazozu’muz vardı. Çok mutluyduk.”</p>
<p><img decoding="async" class="alignnone wp-image-135665 size-full" src="https://lavarla.com/wp-content/uploads/2024/12/db75bb4a-22e7-4a0d-a4bd-8e41601135d6.jpg" alt="" width="2048" height="1536" srcset="https://lavarla.com/wp-content/uploads/2024/12/db75bb4a-22e7-4a0d-a4bd-8e41601135d6.jpg 2048w, https://lavarla.com/wp-content/uploads/2024/12/db75bb4a-22e7-4a0d-a4bd-8e41601135d6-300x225.jpg 300w, https://lavarla.com/wp-content/uploads/2024/12/db75bb4a-22e7-4a0d-a4bd-8e41601135d6-1024x768.jpg 1024w, https://lavarla.com/wp-content/uploads/2024/12/db75bb4a-22e7-4a0d-a4bd-8e41601135d6-768x576.jpg 768w, https://lavarla.com/wp-content/uploads/2024/12/db75bb4a-22e7-4a0d-a4bd-8e41601135d6-1536x1152.jpg 1536w" sizes="(max-width: 2048px) 100vw, 2048px" /></p>
<p>Sanatkarların sohbetine dahil olduğunuzda gördüğünüz o ince ruh, samimiyet ve nezaket gerçekten çok etkileyicidir. George Bernard Shaw’ın dediği gibi “Sanat var olmasaydı, gerçeğin kabalığı dünyayı katlanılmaz kılardı.”</p>
<p>Adilhan Kitapçılar Çarşısı’na uğrarsanız hem kitaplara hem de üst kattaki atölyesinde sanatıyla meşgul olurken göreceğiniz Mehmet Karslı&#8217;ya selam vermeyi unutmayın.</p>
<hr />
<p>Bu yazının <a href="https://lavarla.com/mehmet-karsli/" target="_blank" rel="noopener">ilk versiyonu</a> 2020 yılında <em>Lavarla</em>&#8216;da yayımlanmış, yazar Mehmet Karslı ile 2024 yılında yeni bir görüşme yaparak yazıyı güncellemiştir.</p>
<p><a href="https://lavarla.com/ankaranin-ciltcisi-mehmet-karsli/">&lt;span class=&quot;reading-mode-buttons&quot;&gt;&lt;/span&gt;Ankara’nın ciltçisi: Mehmet Karslı&lt;span class=&quot;reading-mode-buttons&quot;&gt;&lt;/span&gt;</a> yazısı ilk önce <a href="https://lavarla.com">Lavarla - Kültür-Sanat ve Kent Yaşamı</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Bir Ankara efsanesi: Süleyman Bağcıoğlu</title>
		<link>https://lavarla.com/suleyman-bagcioglu/</link>
					<comments>https://lavarla.com/suleyman-bagcioglu/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Çiğdem Kaya Çayır]]></dc:creator>
		<pubDate>Sat, 29 Oct 2022 11:33:26 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[İnsan]]></category>
		<category><![CDATA[Kent]]></category>
		<category><![CDATA[Müzik]]></category>
		<category><![CDATA[Bağcıoğlu]]></category>
		<category><![CDATA[In Rock]]></category>
		<category><![CDATA[Spitfire]]></category>
		<category><![CDATA[Süleyman Bağcıoğlu]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.lavarla.com/?p=122648</guid>

					<description><![CDATA[<p><span class="reading-mode-buttons"></span>Süleyman Bağcıoğlu. Ankara müzik camiasının en önemli ve efsane isimlerinden biri. Kızılay Gölge’de ve ardından Olimpos Gölge’de gözümü kırpmadan izlediğim, her seferinde sanki ilk kez dinliyormuşçasına zevk aldığım kişidir. Ne mutlu ki kendisini evimizde ağırlayıp daha yakından tanıma imkanına sahip oldum. Gerçekleştirdiğimiz sohbeti bir Lavarla yazısına dönüştürme zevkini kaçıramazdım. Süleyman Bağcıoğlu Ankara’da şu an In Rock [&#8230;]</p>
<p><a href="https://lavarla.com/suleyman-bagcioglu/">&lt;span class=&quot;reading-mode-buttons&quot;&gt;&lt;/span&gt;Bir Ankara efsanesi: Süleyman Bağcıoğlu&lt;span class=&quot;reading-mode-buttons&quot;&gt;&lt;/span&gt;</a> yazısı ilk önce <a href="https://lavarla.com">Lavarla - Kültür-Sanat ve Kent Yaşamı</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p style="text-align: left;">Süleyman Bağcıoğlu.<span style="color: #000000;"> </span>Ankara müzik camiasının en önemli ve efsane isimlerinden biri. Kızılay Gölge’de ve ardından Olimpos Gölge’de gözümü kırpmadan izlediğim, her seferinde sanki ilk kez dinliyormuşçasına zevk aldığım kişidir. Ne mutlu ki kendisini evimizde ağırlayıp daha yakından tanıma imkanına sahip oldum<span style="color: #333300;">. Gerçekleştirdiğimiz </span>sohbeti bir Lavarla yazısına dönüştürme zevkini kaçıramazdım.</p>
<p style="text-align: left;">Süleyman Bağcıoğlu Ankara’da şu an In Rock ve Spitfire gruplarının gitaristi olarak sahne alıyor. Grup isimlerinden konuşurken kendisi, Türkçe isimlerden hoşlandığını söylese de şu an ki gruplarının adlarına pek müdahale edemeden ortaya çıkıp böyle yerleştiğinden bahsediyor. Spitfire’ın çıkışını hatırlamasa da, &#8220;In Rock&#8221; ismi o zaman grubun klavyecisi olan, müzik camiasının yetenekli isimlerinden Evren Kalaycıoğlu sayesinde ortaya çıkmış. Bağcıoğlu şimdilerde haftanın <span style="color: #333300;">iki</span> günü Spitfire,  <span style="color: #333300;">iki</span> günü de In Rock ile sahne alıyor.</p>
<figure id="attachment_122650" aria-describedby="caption-attachment-122650" style="width: 1600px" class="wp-caption alignnone"><img loading="lazy" decoding="async" class="wp-image-122650 size-full" src="https://netreklam.net/wp-content/uploads/2022/10/WhatsApp-Image-2022-10-25-at-14.26.02.jpeg" alt="" width="1600" height="1118" srcset="https://lavarla.com/wp-content/uploads/2022/10/WhatsApp-Image-2022-10-25-at-14.26.02.jpeg 1600w, https://lavarla.com/wp-content/uploads/2022/10/WhatsApp-Image-2022-10-25-at-14.26.02-300x210.jpeg 300w, https://lavarla.com/wp-content/uploads/2022/10/WhatsApp-Image-2022-10-25-at-14.26.02-1024x716.jpeg 1024w, https://lavarla.com/wp-content/uploads/2022/10/WhatsApp-Image-2022-10-25-at-14.26.02-768x537.jpeg 768w, https://lavarla.com/wp-content/uploads/2022/10/WhatsApp-Image-2022-10-25-at-14.26.02-1536x1073.jpeg 1536w, https://lavarla.com/wp-content/uploads/2022/10/WhatsApp-Image-2022-10-25-at-14.26.02-800x559.jpeg 800w" sizes="(max-width: 1600px) 100vw, 1600px" /><figcaption id="caption-attachment-122650" class="wp-caption-text">Spitfire</figcaption></figure>
<figure id="attachment_122651" aria-describedby="caption-attachment-122651" style="width: 1024px" class="wp-caption alignnone"><img loading="lazy" decoding="async" class="wp-image-122651 size-full" src="https://netreklam.net/wp-content/uploads/2022/10/WhatsApp-Image-2022-10-25-at-14.26.06-2.jpeg" alt="" width="1024" height="692" srcset="https://lavarla.com/wp-content/uploads/2022/10/WhatsApp-Image-2022-10-25-at-14.26.06-2.jpeg 1024w, https://lavarla.com/wp-content/uploads/2022/10/WhatsApp-Image-2022-10-25-at-14.26.06-2-300x203.jpeg 300w, https://lavarla.com/wp-content/uploads/2022/10/WhatsApp-Image-2022-10-25-at-14.26.06-2-768x519.jpeg 768w, https://lavarla.com/wp-content/uploads/2022/10/WhatsApp-Image-2022-10-25-at-14.26.06-2-800x541.jpeg 800w" sizes="(max-width: 1024px) 100vw, 1024px" /><figcaption id="caption-attachment-122651" class="wp-caption-text">In Rock</figcaption></figure>
<p style="text-align: left;">Gitara merakı ilk olarak dokuz-on yaşlarındayken abisi Murat Bağcıoğlu’nun gitarını, o okula gittiğinde gizlice kurcalamasıyla başlamış.  Müzik ilgisinin devam ettiği ilerleyen yıllarda, Kabataş Lisesi’ndeyken Liselerarası Müzik Yarışması’na katılmışlar. Hocalarının yönlendirmesiyle, başlarda zorlansalar da, <em>Köçekçe</em>’yi kendi tarzlarına uyarlayıp yarışmada çalmışlar. Düzenleme ve bestede birinci, icrada ikinci olmuşlar. Anadolu Rock’a ilgisi olup olmadığını sorduğumda “Anadolu Rock ile büyüdük aslında ama pek ilgilenmiyordum. 1955 doğumluyum. Gençlik dönemlerimizde yurt dışından ülkeye acayip plaklar gelir, radyolar nefis şeyler çalar, biz de onların takibini yapardık. Çok sonraları Cem Karaca’yı ve Moğollar&#8217;ın vokalsiz parçalarını dinledim. <em>Rock, blues</em> tarzına hep daha yakın oldum. Hala da öyle. Ama bir tek şeye hayıflanıyorum: Özellikle Cem Karaca’yı neden daha önce ve daha çok dinlemedim? Bu konuda pişmanım ve kendime çok kızgınım. Dünya müziği yapmış. Besteleri, sesi, şarkıları okuyuşu gerçekten müthiş,” diyor.</p>
<blockquote><p>Hakikaten cumartesi sabahtan geliyor, akşam bizi dinliyor ve İstanbul’a geri dönüyorlarmış.</p></blockquote>
<p style="text-align: left;">Süleyman Bağcıoğlu okul yıllarının ardından memuriyete girmiş. Sekiz yıllık memuriyetin ardından kendisine uygun olmadığını düşündüğünden istifa etmiş. İstifa zamanlarından bahsederken “Hayatımın en zevkli anlarıydı,” diye nitelendiriyor. Böylece müzik, <span style="color: #333300;">hayatında</span> daha fazla yer almaya başlamış. Programlara ilk başladığı zamanlarda şarkıların birebir aynısını çalıyormuş. Ama sonra hiçbir şeyin orijinali gibi olamayacağına karar verip kendi tarzını oluşturmuş. Yetmişlerde bu kadar canlı ortamlar, barlar yokmuş ama <span style="color: #333300;">&#8220;</span>o dönemler anlatılmaz<span style="color: #333300;">,</span> yaşanır,<span style="color: #333300;">&#8220;</span> diyor. Amerikan Kültür Derneği’nde gruplar birkaç ayda bir konser verirlermiş. Bu konserlerin ardından <a href="https://netreklam.net/burasi-kamusal-alan-siyah-beyaz/" target="_blank" rel="noopener">Siyah Beyaz</a> günleri başlamış ve orada iki sene kadar sahne almışlar. O dönemi şöyle anlatıyor:</p>
<p style="text-align: right;">“Aksini iddia edenler olsa da Siyah Beyaz’da düzenli olarak ilk biz çaldık. Vokal ve akustikte Cemal, bas gitarda Anıl ve elektro gitarda ben. Davul yoktu. Çarşamba ve cumartesi günleri iki seneye yakın çaldık. Mekan hep dolu olurdu. Hatta Şili Meydanı’na kadar insanlar kuyruk oluştururdu. Orada çalışan çocuklar, insanların İstanbul’dan otobüs tutup bizi dinlemeye geldiklerini söylemeye başladılar. Bizimle dalga geçiyorlar sanıp kendi kendime sinirlenirdim. Sonradan öğrendim ki hakikaten cumartesi sabahtan geliyor, akşam bizi dinliyor ve İstanbul’a <span style="font-size: 19.4286px;">geri</span> <span style="font-size: 1.21429rem;">dönüyorlarmış. Haftalık olarak bunu yapıyorlarmış. Bizim için çok şaşırtıcıydı.”</span></p>
<p style="text-align: left;">Siyah Beyaz’ın ardından Cemal’in A Bar’ına geçmişler. Mikser falan yokmuş. Sadece 100 <em>watt</em>lık lambalı amfi varmış, vokal amfiye bağlıymış.  Davul, bas, gitar hepsi akustik. Davulda mikrofonlama falan yok. Bir yanda takım elbiseli, fraklı adamlar ve şık kadınlar diğer yanda uzun saçlı<em> rock</em>çılar varmış. İçerde üç yüz kişi, herkes çalınan şarkıları biliyor ve eşlik ediyormuş. Ama herkes birbirinden çok farklı olsa da mutluymuş. Çünkü hepsi sadece duyduğunun zevkini yaşıyormuş. Doksanlar Ankara’sında Gölge Bar’dan bahsederken özellikle hep kalabalık olduğunu hatırlıyor:</p>
<p style="text-align: right;">“Gerçekten de Ankara’da haftanın yedi günü dolu olan başka bir mekan olmadı. Gündüz saatlerinden itibaren gelen giden sirkülasyonu çok olurdu. Ön gruplar da çok iyiydi, tüm gruplar çok iyiydi. Zaten mekanlar da kötü gruplara çaldırmazdı. Biz programa başlamadan önce hazır bekleyen bir kitle bulurduk. Girişte para alınmazdı, bira ucuzdu, tam öğrenci yeriydi. Sabah altılara kadar müzik olurdu ve tek olay çıkmazdı. Manhattan da çok ünlüydü. Ama öğrenci tayfası &#8216;pahalıdır&#8217; diye korkup Çankaya tarafına pek çıkmazdı. <a href="https://netreklam.net/yillar-boyunca-kendi-mudavimlerini-yaratan-manhattan-bar/" target="_blank" rel="noopener">Manhattan</a>’da da çaldık. Biz Blues Expres’i Manhattan’da kurduk.”</p>
<p style="text-align: left;">Süleyman Bağcıoğlu hem mekanların hem de grupların kalitesi konusunda gerçekten haklı. Çünkü doksanların sonlarına doğru, okul çıkışı en çok gittiğimiz yerlerden olan Gölge’de akşamüstü ana müzikten önce öyle güzel gruplar olurdu ki, dinlemeye doyamazdık. İlk aklıma gelenler Sameway (Dilşad, Zafer ve Emrah) ve Şinasi’nin akustik grubudur. SSK İşhanı’nda çok çeşitli ve harika mekanlar vardı. Buranın dışında Sakarya Caddesi’nde her tarzdan müzik yapan kaliteli gruplara sahnelerinde yer veren barlar bulunurdu. Yeter ki müzik dinlemek isteyin. Kaliteli gruba ulaşma imkanı hep vardı.</p>
<p style="text-align: left;"><img loading="lazy" decoding="async" class="alignnone wp-image-122658 size-full" src="https://netreklam.net/wp-content/uploads/2022/10/WhatsApp-Image-2022-10-25-at-14.26.09.jpeg" alt="" width="768" height="1024" srcset="https://lavarla.com/wp-content/uploads/2022/10/WhatsApp-Image-2022-10-25-at-14.26.09.jpeg 768w, https://lavarla.com/wp-content/uploads/2022/10/WhatsApp-Image-2022-10-25-at-14.26.09-225x300.jpeg 225w" sizes="(max-width: 768px) 100vw, 768px" /></p>
<p style="text-align: left;">Kendisiyle ilgili şehir efsanelerinden bahsediyoruz. Mesela Kerim Çaplı gerçekten asker arkadaşı mı? “Yok öyle bir şey,” diyor.  Kerim Çaplı ve Yavuz Çetin’le birlikte müzik yapmışlar. Kerim Çaplı’nın dünya çapında bir müzisyen olduğunu, vokal yapıp, piyano, bas, davul ve gitar çaldığını, Yavuz Çetin’in inanılmaz vokal yaptığını, iki ismin de muhteşem müzisyenler olduğunu söylüyor.</p>
<p style="text-align: right;">“Kerim, cazcı piyanist Erdoğan Çaplı’nın oğlu. Çocukluğu, gençliği caz kulüplerinde geçiyor. Mahalle grubu kuruyorlar ve adamlar <em>Yes</em> çalıyorlar. Çok zordur onların şarkılarını çalmak. Düşünsene adamın müzikal birikimini ve yeteneğini. Programlarda falan Kerim Çaplı arkada hem söylüyor hem kafa sesiyle kendine vokal yapıyordu. Arkada sanki iki kişi var gibi duyuyorsun. Kerim, Jimi Hendrix ile ilgili olayı da anlatmıştı bana. Kerim’le denk gelmişler. Birlikte de çalmışlar. Hendrix, &#8216;konser dönüşü birlikte çalacağız hazır ol tamam mı&#8217; demiş ve bir hafta sonra adamın ölüm haberi gelmiş. Düşünsenize abi, ölmeseydi neler yaparlardı birlikte! Kerim müziği öyle güzel öyle hürmetli yapıyordu ki ruhu şad olsun. Benim bildiğim kadarıyla Orhan (nam-ı diğer Asit Orhan) ve sonra da Batu Mutlugil, Kerim’e çok arka çıkıp destek oldular. Kerim Çaplı, Yavuz Çetin çok büyük müzisyenlerdi. Benim kızdığım o zamanki yapımcılar falan. Siz bu adamları zamanında nasıl arka plana atabildiniz?”</p>
<p style="text-align: left;">Peki şu an çaldığı Fender Strat marka gitarı kendisi mi yaptı? Evet. Sapını İsveç’te yaşayan bir arkadaşı vermiş. Gövdesinin çıkarıldığı akçaağaç kütüğünü ise birlikte müzik yaptığı başka bir arkadaşı bulup getirmiş. Gövdesini bu arkadaşıyla birlikte yapmışlar. Oymalarını da kendisi yapmış, hatta <em>pickup</em> yuvalarını yaparken üç çelik matkap kırmış. 1979 yılında bulduklarında 30-40 yaşında olan ağaç kütüğünü enstrümana dönüştüren Bağcıoğlu, gitarının yaşının yüz civarı olduğunu söylüyor. Manyetiği değişen <em>strat</em> gitara şu an ki rengini veren ise Evrensel Müzik’ten Kenan Turgut. <a href="https://netreklam.net/bir-cinar-daha-devriliyor-evrensel-muzikevi/" target="_blank" rel="noopener">Evrensel Müzik</a> kapanmış olsa da yakın zamanda görüştüğü Kenan, atölyesinde sanatını icra etmeye devam ediyor.</p>
<p style="text-align: left;">Gitar sapında duran sigara mevzusu nasıl ortaya çıktı? “Bilmiyorum nasıl çıktı o. Sadece canım istiyor orada bir sigara durmasını yani, arada içmek falan, o kadar.”</p>
<p style="text-align: left;">Süleyman Bağcıoğlu gitar dersi vermeyi hiç denedi mi peki?</p>
<p style="text-align: right;">“Ders verme işiyle ilgili çok eskiden ısrar ettiler bir kez denedim. Denerken hem kendime kızdım hem kendimle alay ettim. Dedim daha sen öğreniyorsun, neyi öğretiyorsun ki? Ben öğrenirken kime ne öğreteyim? Öğrenme hali hep devam eden bir şey. Müziğin dersi olmaz abi. Seksenlerden itibaren Amerika’da bestecilik okulu falan da açmışlardı. Bestecinin okulu mu olur? Verirsin gitarı eline, nasıl tutacak, notalar nerede, o yani, ancak o kadar olabilir. O işlerin içine girince acayip soğuyorum müzikten. Ben bilmiyorum ama duyuyorum ve hissediyorum. Ben onu öğretemem, sen de bana öğretme kurallarını. Herkesin hissi başka çünkü…”</p>
<p style="text-align: left;">Hissetmek demişken müzisyenin eserleri icra ederken özgür olması gerektiğinden bahsediyoruz.</p>
<p style="text-align: right;">“Müzisyen hisseder, çalar, söyler, ortaya koyar. Önce kendi keyif alır. Zaten kendi keyif alırsa dinleyici de keyif alır. Herkes hissettiğini yaşasın. İnsanların eğlenmesi müzisyenin derdi olmamalı. O kadar farklı tarzda insan var ki, herkese aynı şekilde hitap etmen mümkün değil. Hele bazı müzisyenlerin &#8216;insanları oynatmamız, eğlendirmemiz lazım&#8217; tribine dayanamıyorum. Sürekli hareketli çalıyorsan arada birkaç parça da <em>slow</em> çal ki herkes bir nefes alsın. Neden hep aynı? Dinleyen mutlu olmazsa zaten gider, mekan da bundan rahatsız ise çaldırmaz, olur biter. Ben sadece gitar çalarken bile acayip efor sarf ediyorum. Vokalistlerin sarfettiği eforu hiç düşünemiyorum. Hem çalıp hem söylemek ise en zor olanı.”</p>
<p style="text-align: left;">Abi biraz da fazla mı mütevazısın acaba? “Ben bir yerde değilim ki mütevazılık yapayım. Olduğum gibi ve olduğum yerdeyim. Ben zaten besteci de değilim. <em>Cover</em> çalan bir çalgıcıyım ben.”</p>
<figure id="attachment_122652" aria-describedby="caption-attachment-122652" style="width: 1536px" class="wp-caption alignnone"><img loading="lazy" decoding="async" class="wp-image-122652 size-full" src="https://netreklam.net/wp-content/uploads/2022/10/WhatsApp-Image-2022-10-25-at-14.26.05-1.jpeg" alt="" width="1536" height="2048" srcset="https://lavarla.com/wp-content/uploads/2022/10/WhatsApp-Image-2022-10-25-at-14.26.05-1.jpeg 1536w, https://lavarla.com/wp-content/uploads/2022/10/WhatsApp-Image-2022-10-25-at-14.26.05-1-225x300.jpeg 225w, https://lavarla.com/wp-content/uploads/2022/10/WhatsApp-Image-2022-10-25-at-14.26.05-1-768x1024.jpeg 768w, https://lavarla.com/wp-content/uploads/2022/10/WhatsApp-Image-2022-10-25-at-14.26.05-1-1152x1536.jpeg 1152w, https://lavarla.com/wp-content/uploads/2022/10/WhatsApp-Image-2022-10-25-at-14.26.05-1-800x1067.jpeg 800w" sizes="(max-width: 1536px) 100vw, 1536px" /><figcaption id="caption-attachment-122652" class="wp-caption-text">Süleyman Bağcıoğlu</figcaption></figure>
<p style="text-align: left;">Bulutsuzluk Özlemi’nin <em>Numara</em> albümündeki şarkıların büyük bölümünde Süleyman Bağcıoğlu’nun imzası var. Albüm bitince yollar ayrılmış. Bulutsuzluk Özlemi’nin en çok <em>Yol</em> albümünü sevdiğini ve Akın Eldes’in o albümde harikalar yarattığını düşündüğünü anlatıyor. Gitar dışında çalmayı denediği başka bir enstrüman olmamış. “Eğer olsaydı saksafonu çok iyi çalabilirmişim gibi geliyor,” diyor.</p>
<blockquote><p>Kitlemiz belli ama yeni kuşaktan takip edip dinlemeye gelenlerin sayısı da çok arttı. Başka şehirlerden de çok teklif geliyor. Ne mutlu bana ama buradan gitmek için sebebim yok. Ankara hep güzeldir.</p></blockquote>
<p style="text-align: left;">Bağcıoğlu ailesinde çok başarılı müzisyenler var. Kendisi dışında Murat, Arda ve Akın Bağcıoğlu…</p>
<p style="text-align: right;">“Oğlum Akın çok iyi davulcudur. Ben ritim bile atamam. Bazen grupta o hafta ihtiyaç olur, &#8216;çalar mısın&#8217; derim. Düşünür, &#8216;bir iki şarkıya bakmam lazım&#8217; der sadece, diğer yirmi beş şarkıyı biliyor yani adam. Şu an davul dersleri veriyor. Abim, yeğenim, oğlumla aynı sahnede denk geldik, çaldık. Ama bu olay benim için önemli bir şey değil. Ailemle birlikte sahneye çıkıyorum, harika gibi bir durum yok bende. Özel anlamlar yüklemeye gerek yok.”</p>
<p style="text-align: left;">Hep birlikte Bağcıoğlu Project’i kursanız çok dinleyiciniz olur diyoruz.</p>
<p style="text-align: right;">“Abi ben olmam orada… Kimse yanlış anlamasın tabi ama rahat çalamam gibi geliyor. Kimlerin olduğundan öte asıl orada çalmak, müzik, benim içimde bambaşka yerde duruyor. Durduğu yerden elini uzatıp kimse alamaz. Mecburi gibi durumlar söz konusu olduğunda da ben bundan rahatsız oluyorum.”</p>
<p style="text-align: left;">Süleyman Bağcıoğlu, gruplarıyla İstanbul’da ve başka şehirlerde çokça sahne almış ve hala alıyor. Ancak Ankara’dan başka yere taşınmayı hiç düşünmemiş.</p>
<p style="text-align: right;">“Benim yerim burası, ailem, arkadaşlarım, çevrem daha çok Ankara’da, ben kendimi burada rahat hissediyorum. Kitlemiz belli ama yeni kuşaktan takip edip dinlemeye gelenlerin sayısı da çok arttı. Başka şehirlerden de çok teklif geliyor. Ne mutlu bana ama buradan gitmek için sebebim yok. Ankara hep güzeldir,” diyor.</p>
<p style="text-align: left;"><img loading="lazy" decoding="async" class="alignnone wp-image-122653 size-full" src="https://netreklam.net/wp-content/uploads/2022/10/WhatsApp-Image-2022-10-25-at-14.26.05-3.jpeg" alt="" width="768" height="1024" srcset="https://lavarla.com/wp-content/uploads/2022/10/WhatsApp-Image-2022-10-25-at-14.26.05-3.jpeg 768w, https://lavarla.com/wp-content/uploads/2022/10/WhatsApp-Image-2022-10-25-at-14.26.05-3-225x300.jpeg 225w" sizes="(max-width: 768px) 100vw, 768px" /></p>
<p style="text-align: left;">Süleyman Bağcıoğlu. Kendisi bilmese de nam-ı diğer &#8220;Muhteşem Süleyman&#8221;. Onun tarzına aşina olanlar müzik yapılan mekana girerken Bağcıoğlu’nun sahnede olduğunu anlarlar.  Sesler ne kadar yüksek olursa olsun hiçbir şekilde rahatsız etmez. Tertemiz, akıp giden bir solosu, büyüsü vardır. Şarkı hem öze yakındır hem de aynı zamanda farklı bir ruha bürünmüştür. Büyülenircesine dinleyip, parmaklarının tellerdeki dansını trans halinde izlersiniz. Zaman içinde ondan ilham alan çok müzisyen olmuştur. Buralarda “Hadi bu akşam Bağcıoğlu’nu dinlemeye gidelim,” diye oturmuş bir cümle bile vardır. Bu cümleye teslim edin kendinizi. Zira kendisini dinlemek, Ankara’da yapılacaklar listesine eklenecek önemli maddelerden biridir.</p>
<hr />
<p style="text-align: left;">*Fotoğraflar için Bülent Başara’ya ve Yılmaz Kılınç&#8217;a teşekkürler.</p>
<p><a href="https://lavarla.com/suleyman-bagcioglu/">&lt;span class=&quot;reading-mode-buttons&quot;&gt;&lt;/span&gt;Bir Ankara efsanesi: Süleyman Bağcıoğlu&lt;span class=&quot;reading-mode-buttons&quot;&gt;&lt;/span&gt;</a> yazısı ilk önce <a href="https://lavarla.com">Lavarla - Kültür-Sanat ve Kent Yaşamı</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://lavarla.com/suleyman-bagcioglu/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Cem Kısmet ile Pilli Bebek ve Ankara&#8217;ya dair</title>
		<link>https://lavarla.com/cem-kismet-ile-pilli-bebek-ve-ankaraya-dair/</link>
					<comments>https://lavarla.com/cem-kismet-ile-pilli-bebek-ve-ankaraya-dair/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Çiğdem Kaya Çayır]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 25 Jul 2022 09:27:37 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Meseleler]]></category>
		<category><![CDATA[Müzik]]></category>
		<category><![CDATA[Röportaj]]></category>
		<category><![CDATA[Ankara]]></category>
		<category><![CDATA[Behzat Ç]]></category>
		<category><![CDATA[Cem Kısmet]]></category>
		<category><![CDATA[Eski Barlar]]></category>
		<category><![CDATA[Pilli Bebek]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.lavarla.com/?p=120523</guid>

					<description><![CDATA[<p><span class="reading-mode-buttons"></span>Eşimle, mekanın dışarıdaki barına oturmuş, özlediğimiz bir heyecanla konseri bekliyoruz. Pandemiye alışmışlık ve aşılanmış olmanın verdiği rahatlık, arsızca kendini güncelleyen varyantların verdiği rahatsızlığa karışıyor. Her sohbette bu konu var haliyle. Yine de mutluyuz. Can kulağıyla müzik dinlemeyi, izleyenlerle bağıra çağıra şarkı söylemeyi özlemişiz. Bu nefis akşamda ustalıkla kullanılan enstrümanların büyüsüne kapılmayı arzuluyoruz. Konsere daha vakit [&#8230;]</p>
<p><a href="https://lavarla.com/cem-kismet-ile-pilli-bebek-ve-ankaraya-dair/">&lt;span class=&quot;reading-mode-buttons&quot;&gt;&lt;/span&gt;Cem Kısmet ile Pilli Bebek ve Ankara&#8217;ya dair&lt;span class=&quot;reading-mode-buttons&quot;&gt;&lt;/span&gt;</a> yazısı ilk önce <a href="https://lavarla.com">Lavarla - Kültür-Sanat ve Kent Yaşamı</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p style="text-align: left;">Eşimle, mekanın dışarıdaki barına oturmuş, özlediğimiz bir heyecanla konseri bekliyoruz. Pandemiye alışmışlık ve aşılanmış olmanın verdiği rahatlık, arsızca kendini güncelleyen varyantların verdiği rahatsızlığa karışıyor. Her sohbette bu konu var haliyle. Yine de mutluyuz. Can kulağıyla müzik dinlemeyi, izleyenlerle bağıra çağıra şarkı söylemeyi özlemişiz. Bu nefis akşamda ustalıkla kullanılan enstrümanların büyüsüne kapılmayı arzuluyoruz. Konsere daha vakit var ama içeri girmek için sıra oluşmaya başladı bile. Galiba beklediğimizden de kalabalık olacak. “Her daim tedbirli olmak lazım tabi, evde çocuk var” diye birbirimizi de tembihlediysek, artık hazırlıklarımız tamam. Tunus Caddesi’nin o bilindik ve sıcak sokak atmosferini izlemenin keyfindeyim. Belki Cem Kısmet de bestelerinden ya da şarkı sözlerinden birini bu sokaklara bakarak yaratmıştır. Kendisiyle o kadar çok konuyu öylesine keyifle konuştuk ki cümleler kafamda dolanıp duruyor. Vakit yaklaşırken Pilli Bebek’in son zamanlarda bana çokça ilham veren şarkısını kaldığım yerden mırıldanmaya devam ediyorum.</p>
<p style="text-align: left;">“Sanki yıllardır, uzaktayım ben/Özlemlerim hep, sessiz derinden/Ama yalanlar, görürüm hala/Burdan bakınca şu sonsuz dünyaya /Olsun demek de zor artık/Çocuk düşlerimiz yok artık.”</p>
<p><img loading="lazy" decoding="async" class="alignnone wp-image-120755 size-full" src="https://netreklam.net/wp-content/uploads/2022/07/Resim1-1.jpg" alt="" width="1386" height="924" srcset="https://lavarla.com/wp-content/uploads/2022/07/Resim1-1.jpg 1386w, https://lavarla.com/wp-content/uploads/2022/07/Resim1-1-300x200.jpg 300w, https://lavarla.com/wp-content/uploads/2022/07/Resim1-1-1024x683.jpg 1024w, https://lavarla.com/wp-content/uploads/2022/07/Resim1-1-768x512.jpg 768w, https://lavarla.com/wp-content/uploads/2022/07/Resim1-1-800x533.jpg 800w" sizes="(max-width: 1386px) 100vw, 1386px" /></p>
<p style="text-align: left;">Cem Kısmet, Karadeniz’in muhteşem yeşilliğine gömülmüş Trabzon’da, kayaların üzerinde, kocaman bahçeli, yıllanmışlığı görkemini arttıran eski bir Rum konağında büyümüş. 1970’li yıllarda insanların yoğun etkileşim ve uyum içinde yaşadıkları hoş ambiyanslı bu şehirdeki büyük bahçeli ve tarihi konaklar, içinde yaşayan çocukların hayal gücüyle birlikte müziğe olan ilgilerini de arttırıyormuş. Zaten müzikle iç içe olma durumu aileden geliyor. Dedesi 1930’larda edindiği &#8220;Steiner&#8221; marka kemanı ile uzun süre meşgul olmuş, babasının akordeonu ile mızıkasına annesi güzel sesiyle eşlik edermiş, abisi de akordeon çalarmış. Ailede müziğe yatkınlık bu denli fazla olunca kendisi de 3,5 yaşlarında iki oktavlık akordeonuyla kendi kendine uğraşarak notalı oyunların içine düşmüş. Bu akordeonu hala saklıyor.</p>
<p style="text-align: left;">1980’li yılların başlarında, duygusal bağ kurduğu bu konağın yıkılması, mekan, zaman ve güven konusunda ilk kaygılarını yaratsa da konakta doğan müzik ilgisi sonraki yıllarda artarak devam etmiş. Trabzon’da “Ganita”* adını verdikleri gruplarıyla, haftanın beş günü sahne alıyorlarmış. Karadeniz Teknik Üniversitesi Müzik Bölümü’nün ilk öğrencilerinden biri olduğunda sahne performansları da aralıksız devam etmiş. Ganita’nın sahne aldığı mekanlar dolup taşsa da müziğe dair sorgulamalar kendini o zamanlar göstermeye başlamış. Büyük sahneler, farklı müzikler ve müzisyenler görme isteği baskın gelince fakülteye devam etmek zorlaşmış. Birinci sınıfın sonunda Gazi Üniversitesi Müzik Bölümü’ne geçiş yapmış. Genç yaşta Ankara günleri başlayan Cem Kısmet’i tek başına büyük şehirde yaşamanın zorladığı zamanlar olmuş. Bunun yanında sokaklarda yaşayan çocuklar ve diğer insanlarla bolca sohbet etme imkanı bulduğu güzel anlar da yaşamış.</p>
<p style="text-align: left;">Başlarda bir yandan gündüzleri Kuğulu Park yolunda akustik gitarıyla müzik yapıyor, bir yandan da Ankara’da sahne alan müzisyenleri dinlemeye gidiyormuş. O sıralar Süleyman Bağcıoğlu, Murat Bağcıoğlu ve Metin Yücel, Graffiti’de çalıyorlarmış. Çok kıymetli bir müzisyen ve enstrümanist olan Metin Yücel ve Cem Kısmet’in yolları ilerleyen zamanlarda Pilli Bebek’te kesişmiş ve dört yıl kadar da birlikte çalışma fırsatı bulmuşlar.</p>
<p style="text-align: left;">Okuldaki arkadaşları Şan ve Piyano Anabilim Dalı derslerine girerken Cem Kısmet’in tercihi genelde ana salondaki boş piyanonun başına oturup yazmak ve besteler yapmak olurmuş. Ürettikleri başka hocaların dikkatini çekince birlikte armoni, kompozisyon, şarkı yazarlığı gibi konularda pratikler yapmaya başlamışlar. Berkeley’e gönderdiği kayıt beğenilince oraya uzaktan eğitimle kabul edilmiş. İnternetin olmadığı, mektupla öğretim yapılan o zamanlar fiziken orada bulunamadığından belli bir kulak ve göz doygunluğu yaşayamamış, bir de zihninde başka müzikal fikirler olunca devamını getirememiş. Okuldan iki kişiyle birlikte kurdukları grupla 1990’lı yılların başlarında Ankara’nın bilinen mekanlarında geceleri canlı müzik yapıp sabah da o yorgunlukla dersleri takip etmeye çalışırlarmış. Cem Kısmet’in 1990’lı yıllarda grubuyla çaldığı mekanları anarken içeri şöyle bir girip çıksak güzel olmaz mı?</p>
<blockquote><p>Ankara dinleyicisinin temelde farklı bir şeyin sunulmasına bir tahammülü var. Hem ilk kez dinlediği için dikkat kesilip algılamaya hem de dinlediğini değerlendirerek, sahiplenmeye ve paylaşmaya başlıyor.</p></blockquote>
<p style="text-align: left;">Eski İhtiyar Balıkçı, o dönemler 300-400 kişilik kapasitesi olan Z Bar’a dönüşmüştü. Her gün programlara düzenli olarak gelen orta gelirin hakim olduğu bir dinleyici kitlesine sahipti. Adakale Sokak’ta, hemen üst geçidin ayağındaydı dersem hatırlarsınız. Ankara’da yaklaşık 2 bin kişiyi alabilecek birkaç mekan vardı. Farabi Sokak’taki iki ayrı bardan oluşan Graffiti’nin sadece alt katı bin 800 kişilikti. Onun daha ilerisinde Polka Bar, Aşağı Ayrancı’ya doğru da A Bar, Eylül Bar ve haftada birkaç gün caz çalınan mekanlardan olan Karpiç vardı. Bu mekanlar hafta içi de hafta sonu da doluydu. Çok iyi müzisyenlerin olduğu Ankara camiasında müzisyen olmak ve bu mekanlarda çalmak da haliyle zordu.</p>
<figure id="attachment_120516" aria-describedby="caption-attachment-120516" style="width: 1384px" class="wp-caption aligncenter"><img loading="lazy" decoding="async" class="wp-image-120516 size-full" src="https://netreklam.net/wp-content/uploads/2022/07/Resim3.jpg" alt="" width="1384" height="919" srcset="https://lavarla.com/wp-content/uploads/2022/07/Resim3.jpg 1384w, https://lavarla.com/wp-content/uploads/2022/07/Resim3-300x199.jpg 300w, https://lavarla.com/wp-content/uploads/2022/07/Resim3-1024x680.jpg 1024w, https://lavarla.com/wp-content/uploads/2022/07/Resim3-768x510.jpg 768w, https://lavarla.com/wp-content/uploads/2022/07/Resim3-800x531.jpg 800w" sizes="(max-width: 1384px) 100vw, 1384px" /><figcaption id="caption-attachment-120516" class="wp-caption-text">Baraka Bar (SSK İşhanı&#8217;nda-2001)</figcaption></figure>
<figure id="attachment_120517" aria-describedby="caption-attachment-120517" style="width: 1386px" class="wp-caption aligncenter"><img loading="lazy" decoding="async" class="wp-image-120517 size-full" src="https://netreklam.net/wp-content/uploads/2022/07/Resim4.jpg" alt="" width="1386" height="919" srcset="https://lavarla.com/wp-content/uploads/2022/07/Resim4.jpg 1386w, https://lavarla.com/wp-content/uploads/2022/07/Resim4-300x199.jpg 300w, https://lavarla.com/wp-content/uploads/2022/07/Resim4-1024x679.jpg 1024w, https://lavarla.com/wp-content/uploads/2022/07/Resim4-768x509.jpg 768w, https://lavarla.com/wp-content/uploads/2022/07/Resim4-800x530.jpg 800w" sizes="(max-width: 1386px) 100vw, 1386px" /><figcaption id="caption-attachment-120517" class="wp-caption-text">Baraka Bar (SSK İşhanı&#8217;nda-2001)</figcaption></figure>
<p style="text-align: left;">Cem Abiye hakkında konuşmayı çok sevdiğimden “Ankara seyircisi” kavramını da soruyorum. 1990’larda farklı repertuvarları ile öncülük ederek Sakarya barlar bölgesine <em>distortion</em>u yani davul ve bas gitarlı rock <em>sound</em>unu ilk getiren grubun başlıca üyesi olarak bu konudaki tespitleri hoşuma gidiyor.</p>
<p style="text-align: right;">“Anadolu kültüründe her daim bir dinleme ve kulaktan kulağa aktarım durumu vardır. Bu sebepten bir şeyi dinleme konusunda başka bir tahammül alanı oluşuyor. Ben bunun sürekliliğini bizzat Ankara’da gördüm. Normal program akışı dışında bir besteyi çaldığın zaman onu ilk kez duymasına rağmen ilgiyle dinleyip ne olduğunu anlamaya çalışan veya az önce çaldığın şarkı neydi, diye soranlar oluyordu. Ankara dinleyicisinin temelde farklı bir şeyin sunulmasına bir tahammülü var. Hem ilk kez dinlediği için dikkat kesilip algılamaya hem de dinlediğini değerlendirerek, sahiplenmeye ve paylaşmaya başlıyor. Bu eşiği aşmak aslında o zaman da zordu şimdi de zor. Çünkü bu besteler o zamanki popüler algı dışında tasarlanmış şeyler.”</p>
<p style="text-align: left;">Cem Kısmet 1992 yılının sonlarında çok iyi bir klasik gitarcı olan Ahmet Başbağlar ile daha sık vakit geçirmeye başlamış. Hem dostluk hem de müzik bir aradaymış. 1992’de kurulan grubun uzunca bir süre ismi olmamış. Tanınma, popüler olma, kalıcılık gibi dertleri olmadığından çoğu yerde isimlerini sadece “Canlı Müzik” olarak yazdırmışlar. Bir süre sonra Cem Kısmet Ürgüp’e yerleşmeye karar vermiş. Orada da haftada iki gün mekanlarda müzik yapıp besteler yaratmaya devam etmiş. Ayrıca bir yandan fotoğrafçılıkla uğraşırken öte yandan ufak deri heykeller, takılar, toprak kaplar yapıp satmaya başlamış. Sonra da askere alınmış.</p>
<p>***</p>
<p style="text-align: left;">Dışarıdaki kalabalık biraz azaldı. Yavaştan sıraya girip kapıya doğru ilerlesek iyi olacak. Üniversite zamanlarındaki radyoculuk günlerimizde programlarımızda sıkça yer verdiğimiz, şarkılarını ezbere bildiğimiz Pilli Bebek konserine yetişkinlik zamanlarımızda da aynı keyifle gitmek ve sevgili Cem Abinin misafirleri olarak orada bulunmak gerçekten çok hoş. Kapıdaki görevliyle biraz laflayıp içeri giriyoruz. Oh be! Dünya varmış. İnsanlarla sanatsal bir etkinlikte sosyalleşmek, bir indirip bir kaldırdığımız maskelerimizin ardından da olsa birbirimize gülümsemek ne de güzelmiş. Eşimle sahnenin karşısında uzakça ama her yere hakim bir noktaya konuşlanıyoruz. Herkesin enerjisi yüksek ve hepimiz hazırız. Kısa aralıklarla verilen dumanlar ya da sahnede olan küçücük kıpırtılar bile kalabalıkta heyecan yaratıp bolca alkışlanıyor. Ve artık sahne Pilli Bebek’in.</p>
<figure id="attachment_120518" aria-describedby="caption-attachment-120518" style="width: 1386px" class="wp-caption aligncenter"><img loading="lazy" decoding="async" class="wp-image-120518 size-full" src="https://netreklam.net/wp-content/uploads/2022/07/Resim2.jpg" alt="" width="1386" height="780" srcset="https://lavarla.com/wp-content/uploads/2022/07/Resim2.jpg 1386w, https://lavarla.com/wp-content/uploads/2022/07/Resim2-300x169.jpg 300w, https://lavarla.com/wp-content/uploads/2022/07/Resim2-1024x576.jpg 1024w, https://lavarla.com/wp-content/uploads/2022/07/Resim2-768x432.jpg 768w, https://lavarla.com/wp-content/uploads/2022/07/Resim2-400x225.jpg 400w, https://lavarla.com/wp-content/uploads/2022/07/Resim2-600x338.jpg 600w, https://lavarla.com/wp-content/uploads/2022/07/Resim2-800x450.jpg 800w, https://lavarla.com/wp-content/uploads/2022/07/Resim2-1200x675.jpg 1200w" sizes="(max-width: 1386px) 100vw, 1386px" /><figcaption id="caption-attachment-120518" class="wp-caption-text">Ankara-2022</figcaption></figure>
<p style="text-align: left;">Cem Kısmet askerliğin ardından 1995 yılında tekrar Ankara’ya geliyor. Ahmet Başbağlar ile artık grubun bir ismi olsun diye düşünmeye başlıyorlar. İsim konusu, Bestekar Sokak’ta Ahmet Kanneci gibi hocaların atölye çalışmaları yaptıkları, canlı çaldıkları bir gitar kulübü olan, önceden Spaghetti olarak bilinen Çizgi Bar&#8217;daki  sohbet esnasında netleşiyor. &#8220;Pilli Bebek&#8221; ismi konulurken, 1958 yapımı, kukladan kahramanı olan <em>Torchy the Battery Boy&#8217;</em>dan esinlenilmiş. Repertuvarlarında yer alan 70&#8217;ler <em>sound</em>’u ile “yeni bir şeyleri nasıl söyleriz” düşüncesi birleşince “Pilli Bebek” ismi makul gelmiş. Birkaç gün sonra gittikleri Assos’ta yirmi gün kesintisiz sahne aldıklarında ilk kez bu ismi kullanmışlar. Hatta kendi hazırladıkları afişe canlı müzik yerine “Pilli Bebeeeek” diye uzunca bir şekilde yazmışlar. 1995 yılından beri bu ismi kullanıyorlar.</p>
<p style="text-align: left;">Assos dönüşü Pilli Bebek, Beer Station’da (Şimdiki adıyla Eski Yeni) ve başka mekanlarda çalmaya başlıyor. Balo Sokak’taki Erat Apartmanı’nın dili olsa da konuşsa! 1995 yılında Cem Kısmet, üst katındaki öğrenci evinde kalan üniversite öğrencilerinin seslerine rağmen besteler yapmaya çalışıyor. Tüm naifliğiyle öğrencileri ikaz etmek için üst kata çıkıyor. Fakat imkansızlıklara rağmen ortaya kurdukları fileyle ortamı tenis kortu haline getirip tenis topları ve terliklerle maç yapan bu çocuklara kıyamıyor. Bir “Eyvallah” çekerek dairesine dönüyor. Cem Abi sohbet esnasında eşime, “Unutmadım topuk seslerinizi” derken gülüyoruz. İlk albüme ismini veren <em>Hilal’in Şarkısı</em> Küçükesat’daki bu evde bitiyor. Bu evde yazılan başka şarkılar da olmuş ama çoğu yayınlanmamış. Cem Kısmet, Pilli Bebek külliyatında yayınlanmış şarkıların büyük kısmını 18-23 yaş arası dönemde yazdıklarının oluşturduğunu söylüyor. O dönem okuyup izlediklerinin, dinleyip gözlemlediklerinin ve çıkarımlarının dış bilincin etkilerini de kırmaya çalışarak bestelere dönüşmesi 35-40 yaşlarından sonra oluyor. Senfoni orkestrası için kompozisyon denemeleri veya quartet için yazdıkları gibi.</p>
<blockquote><p>1990’ların sonuna gelindiğinde, Pilli Bebek üyelerine göre, amaç iyi müzik yapmak ise albüme çok da gerek yoktu. Hatta Pilli Bebek için performansların konserlerde kaydedilmesi bile sorun olmazdı. Böylece bir müddet sonra kayıt cihazını alıp gelen dinleyiciler kendi kayıtlarını alıp gitmeye başladılar.</p></blockquote>
<p style="text-align: left;">Pilli Bebek’in amacı daha iyi müzik yapabilmek olduğu için reklama, hatta ilk başlarda bestelerin yayınlanmasına bile karşılarmış. Grup bazen herhangi bir kasabada, bazen kamyonun arkasına kurulan küçük bir sahnede, bazen de festivallerde çalmış. Programlarda bestelerin yanı sıra Cem Karaca, Fikret Kızılok, Bülent Ortaçgil, MFÖ, Barış Manço, Erkin Koray, Alagöz Kardeşler gibi isimlerin parçalarını kendi yorumlarıyla icra etmişler. 1970’li yılların yerli parçalarının yanı sıra Pink Floyd, Dire Straits, Gary Moore, Santana ve daha birçok yabancı grubun şarkılarını da dinleyicilerle buluşturmuşlar. Hiçbir medya aracı kullanılmadan, sesli bir kayıt olmadan, sadece insanların canlı dinlemesiyle gerçekleşen bu konserlerin ve konserlere gelen insanların sayısı çok yüksek rakamlara ulaşmış. Grup üyeleri 1999 yılında albümü kaydetmeye başlamışlar. Fakat deprem haberiyle her şeyi olduğu gibi bırakıp yardım için afet bölgesine gitmişler.</p>
<figure id="attachment_120540" aria-describedby="caption-attachment-120540" style="width: 1600px" class="wp-caption aligncenter"><img loading="lazy" decoding="async" class="wp-image-120540 size-full" src="https://netreklam.net/wp-content/uploads/2022/07/IMG-20220718-WA0009-1.jpg" alt="" width="1600" height="1066" srcset="https://lavarla.com/wp-content/uploads/2022/07/IMG-20220718-WA0009-1.jpg 1600w, https://lavarla.com/wp-content/uploads/2022/07/IMG-20220718-WA0009-1-300x200.jpg 300w, https://lavarla.com/wp-content/uploads/2022/07/IMG-20220718-WA0009-1-1024x682.jpg 1024w, https://lavarla.com/wp-content/uploads/2022/07/IMG-20220718-WA0009-1-768x512.jpg 768w, https://lavarla.com/wp-content/uploads/2022/07/IMG-20220718-WA0009-1-1536x1023.jpg 1536w, https://lavarla.com/wp-content/uploads/2022/07/IMG-20220718-WA0009-1-800x533.jpg 800w" sizes="(max-width: 1600px) 100vw, 1600px" /><figcaption id="caption-attachment-120540" class="wp-caption-text">Pilli Bebek</figcaption></figure>
<p style="text-align: left;">1990’ların sonuna gelindiğinde, Pilli Bebek üyelerine göre, amaç iyi müzik yapmak ise albüme çok da gerek yoktu. İsteyen gelip fotoğraf da çekebilirdi, canlı da dinleyebilirdi. Hatta Pilli Bebek için performansların konserlerde kaydedilmesi bile sorun olmazdı. Böylece bir müddet sonra kayıt cihazını alıp gelen dinleyiciler kendi kayıtlarını alıp gitmeye başladılar. Pilli Bebek halinden hayli memnundu. Ancak zaman içerisinde dinleyicilerden gelen sürekli talepler, albüm soruları, çokça gelen yapımcı tekliflerini cevaplandırmak gibi durumlar artık sıkıntı yaratmaya başlamıştı. Haftanın yedi günü çaldıkları Ankara Beer Station’da 500 kişilik mekana her gün 800 kişi girmeye çalışınca İstanbullu yapımcılardan da anormal düzeylerde teklifler gelmişti. Böylece efsane yavaş yavaş her yerde büyüdü. Bu sırada Ankara seyircisi de artan mekanlar sayesinde Çankaya’dan Kızılay’a doğru inmeye başlamıştı. Kızılay Beer Station’a rakip olarak Mehmet ve Durmuş Kölemen Gölge’yi açtılar. Bizim de üniversite dönemimizde sık sık gittiğimiz Gölge öylesine aklımda ki bugün aynısını açmak isteseler her şeyiyle tarif edebilirim. Zaten Gölge Bar Ankara’da öyle başarılı olmuştu ki benimle aynı kuşaktan olan birçok insanın anılarında yer aldı.</p>
<p style="text-align: left;">2000 yılına gelindiğinde 42 şehirde 3 binden fazla konser vermişlerdi ve ilk albümleri <em>Uyandırmadan</em> çıkmıştı. İlk ay içerisinde birinci baskı tükendi. Ancak albümü basan firma o dönemki ekonomik kriz sebebiyle iflas edince başka baskı alınamadı. Talep oldukça yüksek ancak piyasada olan basılmış albüm sayısı azdı. Birinci baskıyı alabilmiş olan sınırlı bir dinleyici grubu vardı ama sonrasında albümü almak isteyenlerin böyle bir şansı yoktu.  Bu da bir şehir efsanesine dönüştü. <em>Uyandırmadan</em> çıktıktan sonra Ahmet Başbağlar gruptan ayrıldı. Sonat Özer (Davul, Perküsyon), Gürcan Konanç (Davul), Metin Yücel (Gitar, Vokal, Geri vokal), Cudi Genç (Bas Gitar), Burak Yavaş (Davul), Ozan Erkan (Gitar), Emre Günaydın (Davul), Evren Karakul (Klavye), Ali Can Narman (Bas Gitar, Geri Vokal), Arda Algan (Bas Gitar), Çağlar Aytan (Davul) gibi müzisyenler farklı zaman dilimlerinde gruba dahil olup farklı sebeplerle gruptan ayrıldılar.</p>
<p style="text-align: left;"><span style="text-align: justify; font-size: 1.21429rem;">Süreç içerisinde katılan yeni üyeler de gruba kendilerinden birçok şey kattılar. Şu an Pilli Bebek’in stüdyo kayıtlarında eklenen farklı enstrümanlar ve müzisyenler dışındaki kemik kadrosunu Cem Kısmet (Vokal, Elektrik Gitar), Emre Yalçıntaş (Elektrik Gitar ve Geri vokal) ve Can Yücel Korkut (Bas gitar) oluşturuyor. Konstelasyonda da kendilerine çellosu ile Hazal Akkerman eşlik etmiş.</span></p>
<p style="text-align: left;">Cem Kısmet’e çaldığı enstrümanları sorduğumda ise cevabı şu şekilde oluyor:</p>
<p style="text-align: right;">“Çocukluk ve gençlik döneminde piyano ve vurmalı enstrümanlara merakım oldu. Alto flüt ve kısmen yan flüt dersleri aldım. Hala çalabildiğim ud ve cümbüş, bağlama, klavye, piyano, 12 telli akustik gitar, akustik ve klasik gitarlar var. Bir de etnik enstrümanların bazılarını dönem dönem elime alıp uğraşmışlığım var. İhtiyaca göre de çaldığım oluyor. Mesela yıllardır akordeon çalmıyordum. Konstelasyon zamanı çellonun yanında uzun sesler çalabilecek bir enstrüman gerektiği için çalışıp akordeon çaldım.”</p>
<p style="text-align: left;">Bu kadar çok enstrümana verilen ilgi ve emeğin en büyük avantajı ise muhakkak ki besteyi yaparken ortaya çıkıyor. Hatta tek başına bir albüm kaydedebilecek kadar çok enstrüman çalabiliyor, diye düşünüyorum. Cem Kısmet’in mütevazılığı her sohbetimizde ön plana çıkıyor.</p>
<p style="text-align: left;">Pilli Bebek üyelerinin tercihi de <em>rock star</em>lık yerine doğallıktan yana. Zaten bunu konserlerden tutun da yaptıkları fotoğraf çekimlerine kadar her yerde hissediyorsunuz. Emre Yalçıntaş ve Cem Kısmet’in on dört yıllık dostlukları ise artık tam anlamıyla can yoldaşlığına dönüşmüş. Grup üyelerinin bu samimi iletişim halini ve uyumunu onları sahnede izlerken de hissedebiliyorsunuz.</p>
<figure id="attachment_120520" aria-describedby="caption-attachment-120520" style="width: 1003px" class="wp-caption alignnone"><img loading="lazy" decoding="async" class="wp-image-120520 size-full" src="https://netreklam.net/wp-content/uploads/2022/07/Resim6.jpg" alt="" width="1003" height="781" srcset="https://lavarla.com/wp-content/uploads/2022/07/Resim6.jpg 1003w, https://lavarla.com/wp-content/uploads/2022/07/Resim6-300x234.jpg 300w, https://lavarla.com/wp-content/uploads/2022/07/Resim6-768x598.jpg 768w, https://lavarla.com/wp-content/uploads/2022/07/Resim6-800x623.jpg 800w" sizes="(max-width: 1003px) 100vw, 1003px" /><figcaption id="caption-attachment-120520" class="wp-caption-text">Cem Kısmet &amp; Emre Yalçıntaş</figcaption></figure>
<figure id="attachment_120546" aria-describedby="caption-attachment-120546" style="width: 1496px" class="wp-caption aligncenter"><img loading="lazy" decoding="async" class="wp-image-120546 size-full" src="https://netreklam.net/wp-content/uploads/2022/07/IMG-20220722-WA0013-1-1.jpg" alt="" width="1496" height="1496" srcset="https://lavarla.com/wp-content/uploads/2022/07/IMG-20220722-WA0013-1-1.jpg 1496w, https://lavarla.com/wp-content/uploads/2022/07/IMG-20220722-WA0013-1-1-300x300.jpg 300w, https://lavarla.com/wp-content/uploads/2022/07/IMG-20220722-WA0013-1-1-1024x1024.jpg 1024w, https://lavarla.com/wp-content/uploads/2022/07/IMG-20220722-WA0013-1-1-150x150.jpg 150w, https://lavarla.com/wp-content/uploads/2022/07/IMG-20220722-WA0013-1-1-768x768.jpg 768w, https://lavarla.com/wp-content/uploads/2022/07/IMG-20220722-WA0013-1-1-70x70.jpg 70w, https://lavarla.com/wp-content/uploads/2022/07/IMG-20220722-WA0013-1-1-180x180.jpg 180w, https://lavarla.com/wp-content/uploads/2022/07/IMG-20220722-WA0013-1-1-400x400.jpg 400w, https://lavarla.com/wp-content/uploads/2022/07/IMG-20220722-WA0013-1-1-600x600.jpg 600w, https://lavarla.com/wp-content/uploads/2022/07/IMG-20220722-WA0013-1-1-800x800.jpg 800w" sizes="(max-width: 1496px) 100vw, 1496px" /><figcaption id="caption-attachment-120546" class="wp-caption-text">Pilli Bebek ve teknik ekip Ankara yolunda (Ocak-2022)</figcaption></figure>
<p style="text-align: left;">İlk albümleriyle ilgili soracaklarım henüz bitmedi. “Uyandırmadan” ismi albümün süpervizörü Turgut Berkes’in fikriymiş. “Uyandırmadan” kelime olarak aslında <em>Hilal’in Şarkısı</em> içinde geçiyor. Ama bunun yanında biraz da “biz sansasyonel bir şey yapmıyoruz, kendi halimizde sadece müzik yapıyoruz. Albüm çıkardık ama uyandırmadan konserlerle devam etmek istiyoruz” mesajı taşıyor. Albüm kapağı ise ressam arkadaşları Nergis Ermin tarafından <em>paint</em>te yapılmış. Tarzı biraz sürrealist. Bu resmin seçilmesi, kapak tasarımını da yapan <a href="https://www.youtube.com/watch?v=_qYS5Ci4TvQ" target="_blank" rel="noopener">Turgut Berkes</a><strong>’</strong>in fikriymiş. Kendisi de uluslararası değere sahip bir ressam, yazar, müzisyen ve çevirmen olan Berkes, vefatına kadar geçen sürede albüme olan katkılarının yanı sıra Cem Kısmet için de eşi bulunmaz bir abi olmuş.</p>
<p style="text-align: left;">Albümlere dönmeden önce başka konulara da değinmeliyiz. Pilli Bebek’i geçmişte Nüans ya da Z Bar’da dinleyenler zaman zaman rakı bardağıyla solo attığını da bilirler. Bir program gecesi yanında <em>slide</em> yüzüğü olmadığı için rakı bardağı kullanması ara sıra yapılan bir ritüele dönüşüvermiş. Kasket ise kendiliğinden denediği bir aksesuarın hoşuna gitmesi ve genelde bu şekilde sahneye çıkmasıyla ilgili bir durum. İkinci albümleri <em>Olsun&#8217;</em>un kapağındaki kasketli bebeğin fotoğrafı ise Oyuncak Müzesi’nde çekilmiş. Eşi Hilal Kısmet’in önerisiyle gittikleri müzede Sunay Akın’la tanışmışlar ve Cem Abi onun da yönlendirmesi ve yardımlarıyla fotoğraflar çekmiş. Aslında kendisinin albüm kapağı olarak düşündüğü fotoğraf farklıymış. Ancak reklam ajansındaki grafiker düzenlemeleri yaparken kapakta kasketli bebek fotoğrafını kullanmış. İnsanın en saf halini temsil eden fotoğraftaki bu bebek zamanla dinleyiciler tarafından çok sevilmiş ve taktığı kasket Cem Kısmet’in kasketiyle özdeşleştirilmiş.</p>
<p>***</p>
<p style="text-align: left;">Pilli Bebek tüm naifliği ve samimiyetiyle sahnede… Hiç vakit kaybetmeden şarkılar başlıyor. Onlar da biz de öyle özlemişiz ki bu sahneyi. Pilli Bebek sadece söylemek, biz de hiçbir şeyi kaçırmadan dinlemek istiyoruz. Her şarkıdan sonra Cem Kısmet, dinleyenlere içten bir “Eyvallah” diyor. Bu en çok ve en içten kullandığı kelime o kadar ona ait ki, bir kelime olmasına rağmen çok fazla anlam içeriyor. Balkona kadar her yer dolu. <em>Fotoğraf, Berrak, Bu Biçim, Kedi</em> derken <em>Olsun</em> ve <em>Siyah Beyaz</em> şarkılarıyla hepimizin eşlikçiliği doruklara çıkıyor. Uzun zamandır hiç bu kadar çok şarkıyı hele ki böyle bir kalabalıkla son ses söylememiştim. Herkesin şarkıları bilmesi ve hep birlikte eşlik edebilmek muhteşem. Bu sözler, bu besteler nasıl ortaya çıkıyor?</p>
<p>***</p>
<p style="text-align: left;">Cem Kısmet’e göre bu, aslında kişi neyi ön planda tutuyorsa biraz onunla ilgili.</p>
<p style="text-align: right;">“Besteyi yaparken ölçüt, ortaya çıkanın farklı olması ya da beğenilmesi ise normal olarak ortaya bunlara yakın bir şey çıkar. Tabi bir de yaptığın işin disiplinini ve bazı formülleri bilip bilmemekle de alakalı bir durum var. Var olan formül aynı zamanda deforme edilerek de yeni bir kod yazılabilir. Tabi bu kodu öncelikle kendinde tecrübe edersin. Kaldı ki her zaman şuraya şu notayı koyayım ya da bunu da ekleyeyim ki formül şöyle dursun gibi bir durum da yok. Bunun yanı sıra belli bir zamana kadar okudukların, yaşadıkların, bildiklerin ya da hissettiklerin de belli bir yaştan sonra bir süzgeçten geçip, katmanlaşıp zenginleşerek genel bir düşünce çatısı oluşturmaya başlıyor. <em>Behzat Ç</em> dizisindeki şarkıların çoğu da, daha evvel ki şarkıların bir kısmı da aşağı yukarı tasarım ilkesi ve bunun deformasyonu üzerine eklemelerle vücut bulmuş olsa da önünde sonunda içinden gelen şeyler de içeriyor. Edebiyatçı örneğinde olduğu gibi; eserdeki şey edebiyatçının başına gelmemiştir. Ancak aslında kitabın bütünü edebiyatçının algısıdır.”</p>
<p style="text-align: left;">Bende yeri başka olan <em>Olsun</em> şarkısını soruyorum. Bu şarkı beni hem fazlaca hüzünlendiriyor hem de aynı anda pozitif duygularla hayatın güzel olduğunu düşündürüyor. Bu karmaşık duyguları hissedişim Cem Abinin açıklamalarıyla anlamlanıyor:</p>
<p style="text-align: right;">“O parça, minör bir parça olmasına rağmen majör akorları üzerinde döner. Yani anlatım pasif ama genel yapısı majör akorludur. Ankara’daki yıllarımda ben ve Hilal, Bestekar Sokak’ta oturan halam ve eniştemle çok güzel sohbetler eder, hep birlikte güzel vakitler geçirirdik. Bu şarkının sözlerini yazdığım dönemlerimde çok sevdiğim, paylaşımlarımın çok yüksek olduğu eniştemi kaybettik. Zaten şarkı, albümde onların yani Turgut ve Mihriban Komesli’nin anısına ithaf edilmiştir. Tüm üzüntüme rağmen hayat da bir şekilde devam ediyordu. Şarkıyı kaydedeceğim döneme geldiğimde ise ablamı kaybettim. Ardından da iki yakın arkadaşım vefat etti. İnsan hayatındaki tek mutlak gerçek olan ölüm şarkıya yansıdı. “Olsun&#8221; ise annemin bir argümanıydı. Biraz kabul edici, eyvallah gibi bazen olumlu, bazen de olumsuzu geçiştirici bir hali vardı. Temeline inersek belki huzur bulunduğu, belki daha az acıtsın diye söylenen ve edinilmeye çalışılan bir yabancılaşma hali. Hani düştüğünde çocuklara söylenir ya olsun, acımaz, geçer diye… Şarkıda artık çocuk olmadığım için annemin olsun sözünün yetmediği, acıttığı var. Ama bir yandan da kabullenmiş olmanın verdiği rahatlıkla uzunca çektiğimiz bir olsun var.”</p>
<p style="text-align: left;">Peki ya <em>Erguvan Şenliği</em> şarkısı nasıl yazıldı? Cem Abi küçüklüğünden beri ailede Türk sanat müziği ve Türk halk müziğine oldukça aşinaymış. Okulda hocaların da katkısıyla repertuvarını çok eskilere giden kıymetli eserlerle beslemiş. Toplamda ezberinde beş yüz civarı eser var. “Bu forma yakın yeni bir şey nasıl yapılabilir?” sorusuyla başlamış yazmaya. Mesela yaşadığı mekandan giydiği kıyafete ve nota bilgisine kadar bu terbiyeyi daha çok özümseyen birisi yazsa nasıl hisseder, nasıl yazar? Aklında yetmişli yaşlarda olan bir adam ve eşini canlandırmış. Yaşadıkları evin durumunu, akustiğini, sesin dönüşünü, duvarlarından tavanına kadar hayal etmiş. Sonra da hayal ettiğinin matematiksel karşılığını aramış notalarda ve sözlerde. Bu şarkıyı bir de bu bilgilerden sonra dinleyin. O ev ve içindeki yaşanmışlıkları hayal ederken aldığınız tat daha da katlanabilir.</p>
<p>***</p>
<p style="text-align: left;">Her şarkının hikayesi, her bestenin duygusu ve her insana hissettirdikleri farklı. Önümüzdeki kalabalıkla hep bir ağızdan şarkılara eşlik ederken sahneden gelen sesin duruluğu dinlediğimizi yaşayabilmemizi de sağlıyor. <em>Eylül Akşamı</em> isteyenlerle <em>Siyah Beyaz</em>’cılar kapışıyor. <em>Siyah Beyaz</em> introsu girdiğinde salondan yükselen alkışlara bakılınca, istekler farklı olsa da herkes durumdan memnun. Dört akorun birbirini 10.05 dakika boyunca kovalayabilmesini dinlemek teknik bir iddiaya şahit olmanın yanı sıra kişiyi duygusal bir trans haline de sokuyor. Hiç bitmesin istiyorsunuz. Bu şarkının varoluş kaynağı, sözlerinin anlamı ise bence dinleyenlerin hayal gücüne ve yorumuna bırakılmalı. Ne de olsa “Şiir yazanın değil ihtiyacı olanındır.”</p>
<p>***</p>
<p style="text-align: left;">Ankara’da doğan diğer bazı gruplar gibi Pilli Bebek de artık çoğunlukla İstanbul’da bulunuyor. Eskiden Limon’da çalan Manga, Raindog olarak sahne alan Zakkum gibi kemik dinleyici kitlesi bulunan kaliteli grupların şehir değiştirmesini sorguluyorum. Ankara, birikimlerini yüklediği müzisyenlere bir yerden sonra farklılıklar sunmakta yetersiz mi kalıyor acaba? Bu sorunun birden fazla cevabı olabilir.</p>
<blockquote>
<p style="text-align: left;">Cem Kısmet, Ankara’nın tıkanma ihtimali olmadığını ve daha şehrin çok şey yapacağını söylüyor. Bunun sadece müzisyenler için değil diğer sanat dallarında olan başka sanatçılar için de geçerli olduğunu belirtiyor.</p>
</blockquote>
<p style="text-align: left;">Sanatçıları şehrin çocuklarına benzetiyor. Bazı çocukların büyüyüp farklı şeyler denemek için evden ayrılması gibi düşünülebilir, diyor. Başka bir sebep de müzik endüstrisinin Ankara’da çok da yerleşik olmaması. Sektörün gelişmesi ve İstanbul dışı merkezler olması için geçmişte kendisi de oldukça uğraşmış. İşletmeciler arasında birlik sağlanması, festival düzenlenmesi, müzisyenlerin Ankaralı müzik yapımcılarınca desteklenmesi, alternatif mekanlar oluşması gibi düşünceleri yaymaya çalışmış. Ancak merkez olarak İstanbul benimsenmiş olunca ve Ankara camiası da buna meyletmeyince yol alınamamış. Geçmişten günümüze sanatın her dalından çok değerli isimler çıkaran Ankara’nın, yeni nesillerle bu anlamda çok daha bilinçli davranacağını umuyorum.</p>
<p><img loading="lazy" decoding="async" class="wp-image-120541 size-full aligncenter" src="https://netreklam.net/wp-content/uploads/2022/07/IMG-20220718-WA0010-1-1.jpg" alt="" width="1105" height="1600" srcset="https://lavarla.com/wp-content/uploads/2022/07/IMG-20220718-WA0010-1-1.jpg 1105w, https://lavarla.com/wp-content/uploads/2022/07/IMG-20220718-WA0010-1-1-207x300.jpg 207w, https://lavarla.com/wp-content/uploads/2022/07/IMG-20220718-WA0010-1-1-707x1024.jpg 707w, https://lavarla.com/wp-content/uploads/2022/07/IMG-20220718-WA0010-1-1-768x1112.jpg 768w, https://lavarla.com/wp-content/uploads/2022/07/IMG-20220718-WA0010-1-1-1061x1536.jpg 1061w, https://lavarla.com/wp-content/uploads/2022/07/IMG-20220718-WA0010-1-1-800x1158.jpg 800w" sizes="(max-width: 1105px) 100vw, 1105px" /></p>
<p>***</p>
<p style="text-align: left;">Üstümde, az önce çaldıkları<em> Fotoğraf</em> şarkısının etkileri var. Düşünüyorum. Siyah beyaz bir fotoğrafla başlıyorum. Bakmışsın bir gün batımı olmuşum güneyde ya da bir akşam vaktiyim. Belki ucuz bir şarabın şişesiyim denizde… Yüzüyorum, yüzüyor muyum… Bilmiyorum… Pilli Bebek sonraki şarkıya geçmeden önce belki biraz daha beklemeli. Sindirmeliyim bu sözleri, hazırlanmalıyım sonraki yolculuğa. Daha çok bestelere yoğunlaşan Pilli Bebek’in kendi ruhunu kattığı, kendi tarzıyla yorumladığı şarkılar çok meşhurdur. <em>Malabadi Köprüsü</em> (Selçuk Alagöz), <em>Beyhude</em> (Hümeyra), <em>Bu Biçim</em> (Cem Karaca) gibi tadına doyulmaz şarkılardan birisi olan <em>Haram Geceler (</em>Nilüfer<em>)</em> ile devam ediyoruz yolculuğa.</p>
<p style="text-align: left;">Grup gümbür gümbür çalmasına rağmen <em>sound</em> o kadar temiz ki mekandaki herkes kendi sesini duyarak şarkıya keyifli bir şekilde eşlik edebiliyor. <em>Haram Geceler</em>, Pilli Bebek’in 16 yıldır editörlüğünü, <em>Behzat Ç.</em>’den beri de yapımcılığını üstlenen Erdem Uyanık’ın önerisiyle yeniden yorumlanmış. Yalnız, Cem Kısmet şarkının sadece ilk kıtasını söylüyor. Çünkü şarkının ikinci bölümündeki sözlerin, kendisinin ağzından duyulabilecek cümleler olmadığını düşündüğü için bu kısmı söylemek istememiş. Eserin yaratıcısı olan Adnan Ergil’de yorumu beğendiği için şarkının bu şekilde söylenilmesini kabul etmiş. Cem Kısmet albümlerin prodüktörü ve aynı zamanda yakın dostu olan Erdem Uyanık’tan özellikle bahsediyor. Erdem Uyanık bir müzik adamı ya da sanatçı olmamasına rağmen kendisini sanatçı haklarını korumaya adamış. Almanya’da yaşarken oradaki besteci meslek birliğinin çalışmalarını takip edip, yurda döndüğünde bu konuda yapılan yanlışlıkları görerek tek başına mücadele etmeye başlamış. Şu anda haklarını savunduğu ve sözleşmeli olarak kendisine bağlı olan doksana yakın besteci var. Birlikte 16 yıldır telif konusunda hukuk mücadelesi yürütüyorlar. Cem Kısmet ve dolayısıyla Pilli Bebek, karşılıklı güvene dayanan ilişkilerinin oluşturduğu özgürlük ortamı sayesinde bu kadar rahat üretebiliyor.</p>
<p style="text-align: left;">Cem Kısmet daha önce uzun metrajlı dizi olmasa da drama üzerine çalışmış. Tiyatro, belgesel, kısa film müzikleri hazırlamış. <em>Behzat Ç.</em> denilince akla hemen Pilli Bebek geliyor. Dizinin tüm bölümlerini izlememiş olsam da yarattığı etkiyi ve verdiği duyguyu iyi biliyorum. Sıradaki konumuz <em>Behzat Ç. </em>ve Pilli Bebek<em>.</em></p>
<blockquote><p>Behzat’ın yerinden kalkması, konuşması, gittiği yer gibi arka planda dönen konularla ilgili olarak konuşurduk. Mesela bir sahnede Erdal konuşuyor. Fonda olması gereken bir müzik var. Karakterin orada nasıl bir ruh hali var? Erdal’ın sesi bas ve oraya çello veya kontrbasla bir kontrpuan yazamazsın.</p></blockquote>
<p style="text-align: left;">Dizi başlamadan önceki zamanlarda Erdal Beşikçioğlu’nun DİB Sahne adıyla açtığı bir mekan varmış. Kendisinin teklifiyle Pilli Bebek DİB Sahne’de çalmaya başlamış. Cem Kısmet ve Erdal Beşikçioğlu’nun orada başlayan tanışıklıkları zamanla ilerlemiş. Sahne kapandıktan birkaç yıl sonra Erdal Beşikçioğlu arayıp dizi projesinden bahsetmiş. Dizinin yönetmeni Serdar Akar ve yapımcısı Tarkan Karlıdağ ile de görüşüldükten sonra Pilli Bebek projeye dahil olmuş. Projede kendisini neyin çektiğini sorduğumda cevabı şu şekilde oluyor:</p>
<p style="text-align: right;">“Genel etik ve ahlak çerçevesinde -tabi bunlar sorguya açık kavramlar- beni cezbeden yönler ve ait hissettiğim yerler oldu. Genel olarak olayların vurgulandığı yerler benim de üzerinde durabilecek olduğum yerlerdi. Bende, bu tekstin kodlarına yardımcı olabilirim, var olanların dışında yeni müzikal kodlarla yazabilirim düşüncesi oldu. Müzik ve yapacağım zaman planlaması için sahne dizimini görmek amacıyla bazen montaja giderdim. Müziği oluşturmak için özellikle sorardım. Behzat’ın yerinden kalkması, konuşması, gittiği yer gibi arka planda dönen konularla ilgili olarak konuşurduk. Mesela bir sahnede Erdal konuşuyor. Fonda olması gereken bir müzik var. Karakterin orada nasıl bir ruh hali var? Erdal’ın sesi bas ve oraya çello veya kontrbasla bir kontrpuan yazamazsın. Çünkü aynı frekanstalar. Bunun gibi birçok teknik çözümlemeler de kullandım.”</p>
<p style="text-align: left;">Dizide Akbaba karakterini canlandıran Berkan Şal ve Cem Kısmet’in tanışıklıkları da eskiye dayanıyor. Berkan Şal, Pilli Bebek’in on altı sene tonmaysterliğini yapmış. Harun’u canlandıran Fatih Artman gibi o da Ankara Üniversitesi DTCF Tiyatro bölümünde okuyormuş. Kısmet, Berkan Şal’ı DİB Sahne’de sahnelenmesi planlanan oyunlar için Erdal Beşikçioğlu’na önermiş. Sonraki süreçte Erdal Beşikçioğlu ve Berkan Şal birlikte bazı oyunları sahneye koymaya başlamışlar. Belli ki <em>Behzat Ç.</em> ekibinin yönetmeninden senarist, müzisyen ve oyuncularına kadar çoğunun tanışık olması ilerleyen süreçte başarıyı da beraberinde getirmiş.</p>
<p>***</p>
<p style="text-align: left;">Zamanla daha da geliştirilen <em>Behzat Ç. Bir Ankara Polisiyesi&#8217;</em>nin bu kadar sevilmesinin nedenlerini sorguluyorum. Diziler çoğunlukla İstanbul’da çekilir. Özneleri ya da konuları birbirlerinden farklı olsa da aslında çoğu oldukça tanıdık gelir. İstanbul aklına geleni söyler, gösterir. Ankara ise İstanbul’a inat herkesle mesafeli görünür. İçine kapanık bir insanı o mesafeyi aşıp tanımaya başladığınızda içinde kocaman bir dünya olduğunu görürsünüz ya o misal. Siz tanımak istemezseniz kendisini tanıtmaz. Seven çok sever ve vazgeçemez, sevmeyen de tanımaya çalışmak bile istemez. <em>Behzat Ç.</em> belki de bu şehri ve onunla yaşayanları anlamaya çalıştı. Sahiplendi, onun dilinden konuştu. Bazen içimizde kalanları ortaya çıkardı, bazen kızdı, ağladı, bazen haykıramadığımız ses oldu bağırdı, bazen de delicesine savundu. Bunlar doğallıkla birleşince <em>Behzat Ç.</em> de dizinin ana karakteri olmaktan çıkıp tabiri caizse bir halk kahramanına dönüştü.</p>
<p>***</p>
<p style="text-align: left;">Cem Kısmet “Ankara düşünür ama dışavurumunu genelde İstanbul yapar. Ankara aslında tam olarak neyin işlenebileceğinin bilinemeyeceği bir yerdir. Ama Ankara’nın ortalama bir memur hayatını veya düşük burjuva hayatını bir kazanda kaynatabilmiş bir edebiyat gücü var Emrah Serbes’in. Emrah’ın o anlatım biçimini uzun yıllar dostluğunun olduğu senarist Ercan Mehmet Erdem yürüttü. Dolayısıyla onların bu yüklü ilişkileri, eskiden birbirini tanımanın verdiği tecrübe ve buna ilişkin geliştirilen rahatlık, bunların sonucunda uyum ve uyumun getirdiği konfor oluştu. Sonrasında biz de biraz daha geniş düşünerek bunu geliştirmeye çalıştık,” diyor.</p>
<p><strong><em>***</em></strong></p>
<p style="text-align: left;">Mesafeler çok yakın olunca bu sanatsal etkinliği paylaştığınız insanları da istemsizce gözlemlemeye başlıyorsunuz. Öyle ya, birlikte şarkı söylüyorsak birbirimizi az çok tanımalıyız. Yakınımızda duran insanlar bizden genç ve neyse ki çoğunun sesi rahatsız edici değil. Dikkatimiz yakınımızdaki sevimli genç kıza kayıyor. Kendi kızımıza benzetip büyüdüğünde tarzı böyle mi olur, diye düşüncelere dalarken <em>Kızım</em> şarkısının devreye girmesi hiç de iyi olmadı. Çünkü ne zaman dinlesek gözlerimizin dolmasını engelleyemiyoruz. Genç kıza sarılmamız an meselesi. Diğer darbeyi de yanındaki gencin erkek arkadaşı olduğunu anladığımız an yaşıyoruz. Neyse ki yakıştıklarına kanaat getirip bu yüksek dalgalı ebeveynlik hallerini bir kenara bırakıyoruz.</p>
<p style="text-align: left;">Cem Abinin de çok tatlı küçük bir kızı var. Adı Neva. Ancak <em>Kızım</em> şarkısını yaratırken henüz baba değilmiş. <em>Behzat Ç.&#8217;</em>nin unutulmaz şarkılarından birisi olan <em>Kızım</em> öyle duygusal, sözleri içinize öylesine dokunuyor ki dinleyenlerden kimi kızını düşünüyor, kimi babasını özlüyor. Cem Kısmet dizinin senaryosunu öyle özümsemiş ki şarkıları bazen Behzat Ç. söylüyor gibi hissediyorsunuz. Bu durumu şöyle açıklıyor:</p>
<p style="text-align: right;">“Dizi yayınlanmadan önce senaryoyu okurken Behzat’ın duygulanımlarıyla ilgili çok uzun bir süreç geçirmiştik. Bu adam ne yer, ne içer, neye baktığı zaman ne görür, nasıl duygulanır gibi durumlar aklımda oturmuştu. O anlamda Behzat’ın içindeydim. <em>Kızım, Sayende, Delilik</em> dizinin master parçalarıdır. Ama <em>Kırmızı</em> ve <em>Delilik</em> özellikle dizinin konseptinin anlatılması için en kapsayıcı parçalardır. <em>Sayende</em> Behzat’ın sonradan tanıştığı kızıyla arasında geçen daha özel bir mevzudur. <em>Delilik</em> Behzat’ın iç dünyasıdır. Ama <em>Kırmızı,</em> Behzat Ç.’nin tümünün yani konseptinin üzerine kendisinin ağzından çıkan laflar gibidir. &#8216;Bu gördüğün cüretkar tavır/Arkasında kaç kahır saklıyor/ Ana caddeye açılan sokaklardan değilim/Bana hiç değişmeyen şeyler kalıyor/…Hiçbir şey şaşırtmaz beni/Hayat mıdır, zaman mıdır, bilmem…&#8217; diyerek aslında kendini anlatır.</p>
<p style="text-align: right;">Bu yazdığım sözlerin, şarkıların benim yaşamımdan kesitler olduğu, yaşadığım acıları ya da çektiğim sıkıntıları yansıttığı düşüncesi aslında tarihten beri süregelen müzisyenden tasarımcı değil de ozanlık beklentisi halidir. Edebiyat eserlerinde de böyledir. Edebiyatçı kurgusal bir dünya yaratır. Bu dünyada anlatılan karakterler, yazılan sözler aslında edebiyatçının kendisi değildir ama o kitabın bütünü edebiyatçının içidir. Yani oradaki bütünden bir çıkarım yapmak söz konusu olabilir. Tabi işin içine bir de sinema ve yönetmenin bakış açısı girince durum daha da farklılaşır. O zaman ben buna paralel bir anlatım mı kurayım yoksa tamamen bir kontrast üzerinden mi buradaki durumu yönlendirip anlamı güçlendirmeye çalışayım, bunlar bile kendi içinde bir sürü bileşen ortaya çıkarıyor.”</p>
<figure id="attachment_120548" aria-describedby="caption-attachment-120548" style="width: 1600px" class="wp-caption aligncenter"><img loading="lazy" decoding="async" class="wp-image-120548 size-full" src="https://netreklam.net/wp-content/uploads/2022/07/IMG-20220724-WA0006-1.jpg" alt="" width="1600" height="1200" srcset="https://lavarla.com/wp-content/uploads/2022/07/IMG-20220724-WA0006-1.jpg 1600w, https://lavarla.com/wp-content/uploads/2022/07/IMG-20220724-WA0006-1-300x225.jpg 300w, https://lavarla.com/wp-content/uploads/2022/07/IMG-20220724-WA0006-1-1024x768.jpg 1024w, https://lavarla.com/wp-content/uploads/2022/07/IMG-20220724-WA0006-1-768x576.jpg 768w, https://lavarla.com/wp-content/uploads/2022/07/IMG-20220724-WA0006-1-1536x1152.jpg 1536w, https://lavarla.com/wp-content/uploads/2022/07/IMG-20220724-WA0006-1-180x135.jpg 180w, https://lavarla.com/wp-content/uploads/2022/07/IMG-20220724-WA0006-1-400x300.jpg 400w, https://lavarla.com/wp-content/uploads/2022/07/IMG-20220724-WA0006-1-600x450.jpg 600w, https://lavarla.com/wp-content/uploads/2022/07/IMG-20220724-WA0006-1-800x600.jpg 800w, https://lavarla.com/wp-content/uploads/2022/07/IMG-20220724-WA0006-1-1200x900.jpg 1200w" sizes="(max-width: 1600px) 100vw, 1600px" /><figcaption id="caption-attachment-120548" class="wp-caption-text">Cem&amp;Neva Kısmet</figcaption></figure>
<p style="text-align: left;">Pilli Bebek’in belli bir kesime hitap etmemesi sebebiyle dinleyici profili oldukça geniş. Özellikle <em>rock</em> ve <em>heavy metal</em> kökenli Y Kuşağının zaten yakinen bildiği bir gruptu. <em>Behzat Ç.</em> ile birlikte gelen yoğun talep kemik kitleye eklemlenen yeni dinleyiciler de yarattı. Grubu alıp bir yerden bir yere götürmese de var olan kemik kitle bir nevi güncellendi. <em>Behzat Ç.</em>, Pilli Bebek’in yaptığı müziği çok beğenecek ancak yaşı ya da dinlediklerinin farklı olması sebebiyle onu duyamamış, karşılaşamamış olan insanlara ulaşması açısından önemli. Tabi diğer yandan bir dizi ya da film için senaryo, oyuncular veya yönetmenin başarısının yanında müzikleri de onun ruhunu yansıtır. Yani burada adaptörlerden birisi de Pilli Bebek.</p>
<p style="text-align: left;">Mesela diziyi duymuş ancak izlememiş olduğum zamanlarda en çok dikkatimi çeken ve çoğu kişi gibi beni de diziyi izlemeye yönelten şey öncelikle Pilli Bebek’in orada olan varlığıydı. Cem Kısmet bunu şu sözlerle onaylıyor:</p>
<p style="text-align: right;">“<em>Behzat Ç.</em> öncesinde açtığımız Facebook hesabının ilk ay 16 bin takipçisi oldu. İlk etapta bu sayıdaki insanın sahiplendiği Pilli Bebek’in orada bulunuyor olması, takip edenler içinde yazan-çizen insanlar barındırması dizi için de bir hareket yarattı. İlk defa bir Türk dizisinde bas gitarlı, <em>heavy metal</em> ya da orkestra <em>sound</em>lu bir şeyler yapılması dikkat çekti. Bazısının dikkatini <em>blues</em> kafasıyla çalınmış gitar çekerken bazısının piyano armonisinde yaptığım şey, bir başkasının ise orada yer alan otantik bir ezgi çekti. Bazısı da kendine ait görmediği taraflara eleştirel bakmaya devam etti.”</p>
<p style="text-align: left;">Pilli Bebek çok röportaj veren bir grup değil, 2005 yılında yapılan medya tanıtımı ve birkaç kısa röportajları var o kadar. Yola, pandemi sürecinde de olsa bir şekilde Cem Kısmet’le kendisini, müziğini, sözlerini ve Pilli Bebek’i konuşmalıyım diye çıkmıştım. Çıktığım yol beni ailecek katılım sağladığımız, birkaç akşam uzun saatler boyu süren ve müzikten edebiyata felsefeden tarih ve sinemaya uzanan muhteşem sohbetlere götürdü. Sohbetler sonucunda ortaya çıkan okuduğunuz bu cümleler bir bakıma Pilli Bebek külliyatının doğru bilinip şekillenmesinde bizim için de oldukça anlamlı. Cem Kısmet ve Emre Yalçıntaş pandemide de üretmeye devam ettiler. Ortak besteleri olan <em>Mavi Sahne</em> ile <em>Kızıl Gerdan</em> bu dönemde dinleyicilerle buluştu.</p>
<p style="text-align: left;">Pilli Bebek’in konserleri, şarkı aranjeleri, müzikal üretimler ve kayıtları, dizi ve film müziği projeleri devam edecek. Zamanla demlenecek olan projeleri düşünmek bile heyecan verici.</p>
<p style="text-align: left;">2022 sonlarına doğru sahneye taşımayı düşündükleri yepyeni bir performans hazırlığı içerisindeler. Şimdilerde gündemlerinde, <em>Behzat Ç.</em>’nin dördüncü sezon haberi ile gelen yoğun görüşmeler ve sonrasında henüz tam olarak netleşmemiş de olsa yeni sezon dizi müziklerinin yapılması konusu var.</p>
<p style="text-align: left;">Tabi bu yoğunluğun yanı sıra Cem Kısmet’in bir de ev yaşamı var. Onun en kıymetlileri kızı Neva ve eşi Hilal. Hilal Kısmet aynı zamanda Pilli Bebek’in menajerliğini yapıyor ve sosyal medyasını yönetiyor. Cem Kısmet onun için “Birçok kişinin, müzisyenin hayatında olan kadın kahraman bende Hilal’dir. Bugün var isem, yaşıyorsam onun sayesindedir,” diyor.</p>
<p><img loading="lazy" decoding="async" class="wp-image-120522 size-full aligncenter" src="https://netreklam.net/wp-content/uploads/2022/07/Resim9.jpg" alt="" width="1386" height="928" srcset="https://lavarla.com/wp-content/uploads/2022/07/Resim9.jpg 1386w, https://lavarla.com/wp-content/uploads/2022/07/Resim9-300x201.jpg 300w, https://lavarla.com/wp-content/uploads/2022/07/Resim9-1024x686.jpg 1024w, https://lavarla.com/wp-content/uploads/2022/07/Resim9-768x514.jpg 768w, https://lavarla.com/wp-content/uploads/2022/07/Resim9-800x536.jpg 800w" sizes="(max-width: 1386px) 100vw, 1386px" /></p>
<p style="text-align: left;">Bu Ankara akşamında Pilli Bebek konseriyle içsel dünyamıza derin bir yolculuk yaptık. Bir şarkıda yirmili yaşlarımızın başlarında çocuk düşlerimizi yaşatmaya çalışan el ele iki sevgiliyken, diğerinde erken ölümlerin ardından kendimizden gülümseme bekleyen yetişkin iki ebeveyn olduk. Her halükarda yüzümüzdeki tebessüm içimizi ısıttı. 1997’de Nüans Bar’da nasıl hissettiysek 2022’de de o samimiyeti ve müziklerindeki duyguyu öyle derin hissettik. Birlikte, Pilli Bebek’le dolu daha nice sohbetlerimiz olsun.</p>
<p>“Eyvallah” Cem abi.</p>
<p><iframe title="PİLLİ BEBEK ELEKTROAKUSTİK KONSTELASYON – EYLÜL AKŞAMI" width="800" height="450" src="https://www.youtube.com/embed/IBN6Eydh1jQ?feature=oembed" frameborder="0" allow="accelerometer; autoplay; clipboard-write; encrypted-media; gyroscope; picture-in-picture; web-share" referrerpolicy="strict-origin-when-cross-origin" allowfullscreen></iframe></p>
<hr />
<p style="text-align: justify;"><strong>* </strong>(1.Trabzon’da bir semtin adı. 2.Rumca kıyı, kenar anlamına gelen bir kelime)</p>
<p style="text-align: justify;">Turgut Berkes&#8217;e saygıyla&#8230;</p>
<p style="text-align: left;">Harika sohbetleri ve içten paylaşımları için Cem Kısmet ve Hilal Kısmet&#8217;e, değerli katkıları ve desteği için Murat Çayır&#8217;a teşekkürlerimle.</p>
<p><a href="https://lavarla.com/cem-kismet-ile-pilli-bebek-ve-ankaraya-dair/">&lt;span class=&quot;reading-mode-buttons&quot;&gt;&lt;/span&gt;Cem Kısmet ile Pilli Bebek ve Ankara&#8217;ya dair&lt;span class=&quot;reading-mode-buttons&quot;&gt;&lt;/span&gt;</a> yazısı ilk önce <a href="https://lavarla.com">Lavarla - Kültür-Sanat ve Kent Yaşamı</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://lavarla.com/cem-kismet-ile-pilli-bebek-ve-ankaraya-dair/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Kral Mezarlarının Gölgesinde Bir Çevre Mücadelesi: Nehir Serserileri</title>
		<link>https://lavarla.com/kral-mezarlarinin-golgesinde-bir-cevre-hikayesi-nehir-serserileri/</link>
					<comments>https://lavarla.com/kral-mezarlarinin-golgesinde-bir-cevre-hikayesi-nehir-serserileri/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Çiğdem Kaya Çayır]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 25 May 2022 09:03:27 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Meseleler]]></category>
		<category><![CDATA[Yaşam]]></category>
		<category><![CDATA[Yeşil]]></category>
		<category><![CDATA[Dalyan]]></category>
		<category><![CDATA[Nehir Serserileri]]></category>
		<category><![CDATA[River Bums]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.lavarla.com/?p=119609</guid>

					<description><![CDATA[<p><span class="reading-mode-buttons"></span>Nehirden gelen hoş esinti, gündüz sıcaklığının bıraktığı yorgunluğu hafifletiyor. Denizden dönen tekneler nehrin sularına son danslarını yaptırırken suyun asıl sahibi olan diğer canlılar ise artık yalnız bırakılmayı bekliyor. Dalyan’da ağaçların ve nehrin yeşili ile turuncu göğün birbirine karıştığı bu akşamüstünde hissedilen tek şey huzur… Tarih ve doğa bir arada… Kral mezarları yaklaşık 3 bin yıldır [&#8230;]</p>
<p><a href="https://lavarla.com/kral-mezarlarinin-golgesinde-bir-cevre-hikayesi-nehir-serserileri/">&lt;span class=&quot;reading-mode-buttons&quot;&gt;&lt;/span&gt;Kral Mezarlarının Gölgesinde Bir Çevre Mücadelesi: Nehir Serserileri&lt;span class=&quot;reading-mode-buttons&quot;&gt;&lt;/span&gt;</a> yazısı ilk önce <a href="https://lavarla.com">Lavarla - Kültür-Sanat ve Kent Yaşamı</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p style="text-align: justify;">Nehirden gelen hoş esinti, gündüz sıcaklığının bıraktığı yorgunluğu hafifletiyor. Denizden dönen tekneler nehrin sularına son danslarını yaptırırken suyun asıl sahibi olan diğer canlılar ise artık yalnız bırakılmayı bekliyor. Dalyan’da ağaçların ve nehrin yeşili ile turuncu göğün birbirine karıştığı bu akşamüstünde hissedilen tek şey huzur… Tarih ve doğa bir arada… Kral mezarları yaklaşık 3 bin yıldır olduğu gibi yukarıdan insanoğluna bakıyor. Adeta zamanın acımasızlığı karşısındaki acizliğimizi yüzümüze vuruyor. Dalyan’da renkler gibi zamanlar da birbirine karışmışken fonda Bülent Ortaçgil’in “Dalyan Deltası” şarkısı çalıyor. “Dalyan deltası/Kafam biraz karışıktır oldum olası/Neden bilinmez…/Karşımız deniz/Yardım et yoksa gidemeyiz/Kıyıda bir saz gibi yalnızlık olmaz/Dalyan deltası/Yaşamın ta kendisi/Düğümdür dokusu/Öyle kolay çözülmez…”</p>
<figure id="attachment_119669" aria-describedby="caption-attachment-119669" style="width: 1000px" class="wp-caption aligncenter"><img loading="lazy" decoding="async" class="wp-image-119669 size-full" src="https://netreklam.net/wp-content/uploads/2022/05/dWTaP5M2-E6P0uteTsfJ2A.webp" alt="" width="1000" height="756" srcset="https://lavarla.com/wp-content/uploads/2022/05/dWTaP5M2-E6P0uteTsfJ2A.webp 1000w, https://lavarla.com/wp-content/uploads/2022/05/dWTaP5M2-E6P0uteTsfJ2A-300x227.webp 300w, https://lavarla.com/wp-content/uploads/2022/05/dWTaP5M2-E6P0uteTsfJ2A-768x581.webp 768w, https://lavarla.com/wp-content/uploads/2022/05/dWTaP5M2-E6P0uteTsfJ2A-180x135.webp 180w, https://lavarla.com/wp-content/uploads/2022/05/dWTaP5M2-E6P0uteTsfJ2A-800x605.webp 800w" sizes="(max-width: 1000px) 100vw, 1000px" /><figcaption id="caption-attachment-119669" class="wp-caption-text">Dalyan (Kaynak: NTV)</figcaption></figure>
<p style="text-align: justify;">Muğla-Ortaca’ya bağlı Dalyan, Kaunos antik kentine bitişik, Akdeniz ile Köyceğiz Gölü’nü birleştiren ana nehir kanalı kıyısında kurulmuş. Deltayı besleyen su kaynakları ağırlıklı olarak Köyceğiz çevresindeki doğal kaynaklardan ve Köyceğiz Gölü’ne dökülen Yuvarlakçay, Namnam Çayı ve Dalaman Çayı&#8217;nın arıklarından oluşuyor. Dalyan nehrinin Akdeniz’e ulaştığı İztuzu Kumsalı, Caretta Caretta cinsi deniz kaplumbağalarına da ev sahipliği yapan nadir kumsallardan birisi.  Dalyan nehrindeki doğal habitat içerisinde ayrıca Nil kaplumbağaları, mavi yengeçler ve farklı çeşitte balık da yaşıyor. Dalyan her yıl özellikle deniz mevsiminde binlerce yerli ve yabancı turisti ağırlıyor.</p>
<p style="text-align: justify;">Sık sık ziyaret ettiğimiz ve artık her yerini neredeyse avucumuzun içi gibi bildiğimiz Dalyan, yıllar önce bize dostlarımız Hülya ve Mark’ı kazandırdı. Dalyan’ın güzelliklerini görüp de bağlanmamak mümkün değil. Dostlarımız Dalyan sevgilerini daha da öteye taşıyarak 2012’de beldeye yerleşme kararı aldılar. Biz ise hala yerleşme hayallerimizi beslemekle yetiniyoruz. Dalyan’daki gönüllü çevreci oluşum Nehir Serserileri ile tanışmamız da Mark’ın bu oluşumda aktif olarak görev alması ile oldu. “River Bums” adıyla bilinen ve “Nehir Serserileri” ismini de kabul eden bu çevreci grubu yakından tanıyalım.</p>
<figure id="attachment_119661" aria-describedby="caption-attachment-119661" style="width: 800px" class="wp-caption aligncenter"><img loading="lazy" decoding="async" class="wp-image-119661 size-full" src="https://netreklam.net/wp-content/uploads/2022/05/2019-ekim-sulungur-1.jpg" alt="" width="800" height="600" srcset="https://lavarla.com/wp-content/uploads/2022/05/2019-ekim-sulungur-1.jpg 800w, https://lavarla.com/wp-content/uploads/2022/05/2019-ekim-sulungur-1-300x225.jpg 300w, https://lavarla.com/wp-content/uploads/2022/05/2019-ekim-sulungur-1-768x576.jpg 768w, https://lavarla.com/wp-content/uploads/2022/05/2019-ekim-sulungur-1-180x135.jpg 180w, https://lavarla.com/wp-content/uploads/2022/05/2019-ekim-sulungur-1-400x300.jpg 400w, https://lavarla.com/wp-content/uploads/2022/05/2019-ekim-sulungur-1-600x450.jpg 600w" sizes="(max-width: 800px) 100vw, 800px" /><figcaption id="caption-attachment-119661" class="wp-caption-text">Nehir Serserileri Sulungur Gölü temizliği, Ekim 2019</figcaption></figure>
<p style="text-align: justify;">Her şey 2012 yılı ağustos ayında başlamış. Hollanda’dan gelerek Dalyan’a yerleşen Maria Jonker ve eşi Co Jonker sazlıkların arasında ve nehirde çok fazla çöp olduğunu fark etmişler. Arkadaşlarıyla birlikte en azından bu çöplerin bir kısmını toplamaya karar vermişler. Dalyan’da tekne turları düzenleyen Kardak Turizm’e giderek 1-2 saatliğine mazotu olan bir tekne verebilirlerse çöp toplayabileceklerini söylemişler. Kardak Turizm’in mazotuyla birlikte verdiği kaptanlı tekne sayesinde nehir ve sazlıklardan 3 saat içinde 12 büyük torba çöp toplanmış. Bu şaşırtıcı deneyimin ardından Maria sosyal medya üzerinden bir grup kurarak çöp toplama işini rutine dönüştürme teklifinde bulunmuş. Bu teklife Dalyan’da kendisiyle birlikte yerleşik düzende bulunan yabancılardan 8-10 kişi olumlu yanıt vermiş ve River Bums kurulmuş. Mark ise ekibe 2013 yılında katılmış.</p>
<figure id="attachment_119662" aria-describedby="caption-attachment-119662" style="width: 1920px" class="wp-caption aligncenter"><img loading="lazy" decoding="async" class="wp-image-119662 size-full" src="https://netreklam.net/wp-content/uploads/2022/05/riverbum-ekibi-20212.jpg" alt="" width="1920" height="1080" srcset="https://lavarla.com/wp-content/uploads/2022/05/riverbum-ekibi-20212.jpg 1920w, https://lavarla.com/wp-content/uploads/2022/05/riverbum-ekibi-20212-300x169.jpg 300w, https://lavarla.com/wp-content/uploads/2022/05/riverbum-ekibi-20212-1024x576.jpg 1024w, https://lavarla.com/wp-content/uploads/2022/05/riverbum-ekibi-20212-768x432.jpg 768w, https://lavarla.com/wp-content/uploads/2022/05/riverbum-ekibi-20212-1536x864.jpg 1536w, https://lavarla.com/wp-content/uploads/2022/05/riverbum-ekibi-20212-400x225.jpg 400w, https://lavarla.com/wp-content/uploads/2022/05/riverbum-ekibi-20212-600x338.jpg 600w, https://lavarla.com/wp-content/uploads/2022/05/riverbum-ekibi-20212-800x450.jpg 800w, https://lavarla.com/wp-content/uploads/2022/05/riverbum-ekibi-20212-1200x675.jpg 1200w, https://lavarla.com/wp-content/uploads/2022/05/riverbum-ekibi-20212-1600x900.jpg 1600w" sizes="(max-width: 1920px) 100vw, 1920px" /><figcaption id="caption-attachment-119662" class="wp-caption-text">River Bums/Nehir Serserileri, 2012</figcaption></figure>
<p style="text-align: justify;">Maria öncülüğündeki yabancılardan oluşan ekip her hafta belediyeden aldıkları battal boy çöp torbaları, Kardak Turizm’in mazot desteği ve gruba tahsis ettiği kaptanlı tekneyle çöpleri toplamaya başlamışlar. Her perşembe yapılan etkinlikte katılımcılar giderek artmış ve doğayı koruma motivasyonu ile amaçlarını severek gerçekleştirmişler. İngilizler, İskoçlar, Hollandalılar ve Almanlardan oluşan ekip herkesten takdir görse de onları mutsuz eden tek şey Mark’ın eşi Hülya ve başka birkaç kişi dışında yerelden fazla katılım olmamasıymış. Bu durum 2019 yılına kadar devam etmiş. Dalyan’ın metropollerden aldığı göç Covid salgını sebebiyle daha da artınca çevre bilinci yüksek ve doğayı korumaya gönüllü insanların sayısı çoğalmış ve Nehir Serserilerine katılım da yavaş yavaş artmaya başlamış. Şu anda yaklaşık 40 kişilik ekibin yarısı Türklerden yarısı yabancılardan oluşuyor.</p>
<p style="text-align: justify;">Kardak Turizm’in desteğiyle başlayan ve 2,5 sene süren birlikteliğin ardından teknesi olan belde sakinlerinden kaptan Niyazi İnce yardım işini devralmış. Beş sene boyunca belediyeden mazot desteği alarak kendi teknesiyle her hafta gönüllülere katılmış. Beş senenin sonunda Belediyeden alınan güzel haberle de Nehir Serserilerinin tarihinde önemli bir yer tutan Niyazi Kaptan artık emekli olmaya karar vermiş. Ortaca Belediyesi, Nehir Serserileri için istedikleri zaman kullanabilecekleri ve tamamen çevre dostu, sessiz, pancar motoru olmayan bir tekne yaptırmış. Bu yeşil teknedeki güneş enerjisi panelleri motor için elektrik üretiyor. Nehir Serserileri son bir yıldır Ortaca Belediyesinin kendilerine tahsis ettiği on kişilik tekne sayesinde çok daha mutlular.</p>
<figure id="attachment_119650" aria-describedby="caption-attachment-119650" style="width: 2048px" class="wp-caption aligncenter"><img loading="lazy" decoding="async" class="wp-image-119650 size-full" src="https://netreklam.net/wp-content/uploads/2022/05/niyazi-kaptan5-yil-boyunca-destekledi.jpg" alt="" width="2048" height="1366" srcset="https://lavarla.com/wp-content/uploads/2022/05/niyazi-kaptan5-yil-boyunca-destekledi.jpg 2048w, https://lavarla.com/wp-content/uploads/2022/05/niyazi-kaptan5-yil-boyunca-destekledi-300x200.jpg 300w, https://lavarla.com/wp-content/uploads/2022/05/niyazi-kaptan5-yil-boyunca-destekledi-1024x683.jpg 1024w, https://lavarla.com/wp-content/uploads/2022/05/niyazi-kaptan5-yil-boyunca-destekledi-768x512.jpg 768w, https://lavarla.com/wp-content/uploads/2022/05/niyazi-kaptan5-yil-boyunca-destekledi-1536x1025.jpg 1536w, https://lavarla.com/wp-content/uploads/2022/05/niyazi-kaptan5-yil-boyunca-destekledi-800x534.jpg 800w" sizes="(max-width: 2048px) 100vw, 2048px" /><figcaption id="caption-attachment-119650" class="wp-caption-text">River Bums ekibi Niyazi Kaptan&#8217;a emekli olurken fotoğrafını hediye etti, 2021</figcaption></figure>
<figure id="attachment_119651" aria-describedby="caption-attachment-119651" style="width: 739px" class="wp-caption alignnone"><img loading="lazy" decoding="async" class="wp-image-119651 size-full" src="https://netreklam.net/wp-content/uploads/2022/05/images1.jpeg" alt="" width="739" height="415" srcset="https://lavarla.com/wp-content/uploads/2022/05/images1.jpeg 739w, https://lavarla.com/wp-content/uploads/2022/05/images1-300x168.jpeg 300w, https://lavarla.com/wp-content/uploads/2022/05/images1-400x225.jpeg 400w, https://lavarla.com/wp-content/uploads/2022/05/images1-600x338.jpeg 600w" sizes="(max-width: 739px) 100vw, 739px" /><figcaption id="caption-attachment-119651" class="wp-caption-text">Nehir Serserilerinin artık çevre dostu bir tekneleri var, 2021 (Kaynak: Muğla Hamle Gazetesi)</figcaption></figure>
<p style="text-align: justify;">Nehir Serserileri temizlik günlerinde eğer gönüllülerin sayısı fazla olursa kendi aralarında bölünerek Maria ve Mark’ın koordinesinde farklı bölgelere ayrılıyorlar. Böylece Dalyan Nehrinin yanı sıra plajlar, orman, arıklar ve sokaklar da temizlenebiliyor. 9 yılda 5 bin 500 battal boy torba çöp toplanmış. Bu, tahminen 55 ton çöpe tekabül ediyor. Plastik atıklardan, traktör lastiklerine, poşet, şişe, maske ve klozetlere kadar her türden çöp çıkıyor. Peki bu kadar toplanmasına rağmen çöpler neden azalmıyor?</p>
<p style="text-align: justify;">Sorunların başında Köyceğiz Gölü’ne dökülen çaylara (Dalaman Çayı, Yuvarlak Çay ve Namnam Çayı) çevre köylerde yaşayanların çöplerini atması ve bunların Dalyan Nehri’ne karışması geliyor. Turizm sezonlarında artan nüfusun ürettiği çöpler ve atıklar da büyük ölçekte kirlilik yaratıyor. Bunların yanı sıra Dalyan’ın her tarafında yüzlerce büyük arık var. Çiftçiler bu arıkları yaz aylarında fazla yağmur yağmadığı için kıştan suyla dolduruyorlar. Yazın da tarım alanlarında bu arıklar sayesinde sulama yapabiliyorlar. Ancak arıkların içleri hep çöple dolu oluyor. Kış aylarında yağmur artınca da taşan arıklar tüm pisliği nehre boşaltıyorlar. Nehir Serserileri geçtiğimiz haftalarda belediyeden iş makinalarıyla bu derin ve tehlikeli arıklardan bazılarının boşaltılması için yardım istemiş. Niyetler iyi olsa da ilçe ve büyükşehir belediyeleri arasındaki bazı yetki anlaşmazlıkları ve yeterli tedbir alınmadan işe girişilmesi sebebiyle arıktaki sazlar ve diğer pisliklerin bir kısmı ne yazık ki nehre karışmış. Bu da Dalyan Nehri’nde yaşayan balıklar ve diğer canlılar için tehlike oluşturan bir durum. Bazen belediyeler arası yaşanan sıkıntılar çevreye de olumsuz yansıyabiliyor. Bu olumsuz durum daha sonra düzeltilmiş ve nehre karışan sazlar ve pislikler temizlenmiş.</p>
<p><img loading="lazy" decoding="async" class="wp-image-119667 size-full aligncenter" src="https://netreklam.net/wp-content/uploads/2022/05/IMG_20220516_151102.jpg" alt="" width="1500" height="1999" srcset="https://lavarla.com/wp-content/uploads/2022/05/IMG_20220516_151102.jpg 1500w, https://lavarla.com/wp-content/uploads/2022/05/IMG_20220516_151102-225x300.jpg 225w, https://lavarla.com/wp-content/uploads/2022/05/IMG_20220516_151102-768x1023.jpg 768w, https://lavarla.com/wp-content/uploads/2022/05/IMG_20220516_151102-1153x1536.jpg 1153w, https://lavarla.com/wp-content/uploads/2022/05/IMG_20220516_151102-800x1066.jpg 800w" sizes="(max-width: 1500px) 100vw, 1500px" /></p>
<p style="text-align: justify;">Çöplerin azalmamasının bir başka ve en büyük nedeni ise çevre bilincinin tam olarak yerleşmemiş olması yani eğitimsizlik. Eğitim konusuyla ilgili de Mark ve Maria’nın girişimleri olmuş. Bu süreci Mark şöyle anlatıyor: “Sokağa, nehre, plaja, arıklara çöp atan insanlar genellikle eğitimsiz. Bu çöplerin özellikle de plastiklerin doğaya ne kadar zarar verdiğinin aslında farkında değiller. Biz Maria ile 5-6 yıl önce ilkokullara gidip çocuklara eğitim verelim diye düşündük. Zaten emekli bir öğretmen olan Maria konuyla ilgili çok güzel sunumlar hazırladı. Bende bu sunumlarla pandemiden önce birkaç okulda 8, 9 ve 10 yaş grubu çocuklara eğitimler verdim. İnanılmaz güzel geçti ve hem çocuklardan hem de öğretmenler ve velilerden çok olumlu tepkiler aldık. Bunun üzerine bizde, eğitimleri geliştirip genişleterek Ortaca’nın tüm okullarına gitme düşüncesi oluştu. Görüşmeler yaptık ve olumlu karşılandı. Maria ile birlikte tüm okullar ve tüm yaş grupları için planlamalar yapıp proje oluşturduk. Fakat bilemediğimiz bir sebeple proje kabul edilmedi. Yine de vazgeçmiş değiliz. İnsanların doğayı koruması ve bilinçlendirilmesi için, eğitimlerin olması için uğraşmaya devam edeceğiz.”</p>
<figure id="attachment_119654" aria-describedby="caption-attachment-119654" style="width: 809px" class="wp-caption aligncenter"><img loading="lazy" decoding="async" class="wp-image-119654 size-full" src="https://netreklam.net/wp-content/uploads/2022/05/2016.jpg" alt="" width="809" height="540" srcset="https://lavarla.com/wp-content/uploads/2022/05/2016.jpg 809w, https://lavarla.com/wp-content/uploads/2022/05/2016-300x200.jpg 300w, https://lavarla.com/wp-content/uploads/2022/05/2016-768x513.jpg 768w, https://lavarla.com/wp-content/uploads/2022/05/2016-800x534.jpg 800w" sizes="(max-width: 809px) 100vw, 809px" /><figcaption id="caption-attachment-119654" class="wp-caption-text">River Bums ile sıradan bir temizlik günü, 2016</figcaption></figure>
<p style="text-align: justify;">Nehir Serserileri her perşembe 10.00-14.00 saatleri arasında Dalyan Nehri, Köyceğiz Gölü, Sülüngür Gölü, Alagöl, İztuzu Plajı, Karaçulha Ormanı, arıklar ve Dalyan sokaklarında yani ulaşabilecekleri her yerde atılan çöpleri topluyorlar. Doğayı korumaları ve katkılarından dolayı 2019 yılında Ortaca Belediyesi tarafından ödüllendirilmişler ve herkes onları seviyor. Ancak yine de fazlaca desteğe ihtiyaçları var. Verebileceğiniz en büyük destek biraz zaman ayırarak onlara katılmak. Her hafta herkes gelmek zorunda değil tabi. Birkaç saat olsa bile yeter. Kim ne kadar yardıma gelebilirse… Bazen tatil için gelen gönüllüler sadece bir kereliğine temizliğe katılabiliyorlar. Önemli olan, doğayı koruyabilmek için birlik olabilmek, herkes için, dünyamız için güzel bir şeyler yapabilmek. Dalyan’a giderseniz eğer size sunduğu güzelliklerin tadını çıkarın ama birkaç saatliğine de olsa siz de onun için güzel bir şey yapın. Emin olun Nehir Serserileri bu konuda size gereken yardımı yapacaktır.</p>
<p><strong>Nehir Serserileri ile <a href="https://www.facebook.com/DalyanRespectfully" target="_blank" rel="noopener">dalyanlı </a> hesabı üzerinden iletişime geçebilirsiniz.</strong></p>
<p>&nbsp;</p>
<p><a href="https://lavarla.com/kral-mezarlarinin-golgesinde-bir-cevre-hikayesi-nehir-serserileri/">&lt;span class=&quot;reading-mode-buttons&quot;&gt;&lt;/span&gt;Kral Mezarlarının Gölgesinde Bir Çevre Mücadelesi: Nehir Serserileri&lt;span class=&quot;reading-mode-buttons&quot;&gt;&lt;/span&gt;</a> yazısı ilk önce <a href="https://lavarla.com">Lavarla - Kültür-Sanat ve Kent Yaşamı</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://lavarla.com/kral-mezarlarinin-golgesinde-bir-cevre-hikayesi-nehir-serserileri/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Zamana Yenik Düşen Ankara Sinemaları V: Sinemanın Büyüsü Tüm Şehri Sarıyor</title>
		<link>https://lavarla.com/zamana-yenik-dusen-ankara-sinemalari-v-sinemanin-buyusu-tum-sehri-sariyor/</link>
					<comments>https://lavarla.com/zamana-yenik-dusen-ankara-sinemalari-v-sinemanin-buyusu-tum-sehri-sariyor/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Çiğdem Kaya Çayır]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 17 May 2021 11:09:18 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Hafıza]]></category>
		<category><![CDATA[Kent]]></category>
		<category><![CDATA[Akün Sineması]]></category>
		<category><![CDATA[Ankara'nın Eski Sinemaları]]></category>
		<category><![CDATA[Ankara'nın Sinema Tarihi]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.lavarla.com/?p=114292</guid>

					<description><![CDATA[<p><span class="reading-mode-buttons"></span>Sinema konusunda eski Ankara fotoğraflarına bakıldığında oldukça akılda kalan bir kare göze çarpar. Altmışlı yıllarda çekilen fotoğrafta, sinemanın önünde upuzun bir kuyruk oluşturan insanlar vardır. O sinema Demirtepe’deki Gölbaşı Sineması, upuzun kuyruk da kapalı gişe oynayan Turgut Özatay ve Aysel Tanju’nun başrolünde oldukları Hancı filminin sırasıdır. Fotoğrafta, o dönemlerde sinemanın insanların hayatına nasıl dokunduğu ve [&#8230;]</p>
<p><a href="https://lavarla.com/zamana-yenik-dusen-ankara-sinemalari-v-sinemanin-buyusu-tum-sehri-sariyor/">&lt;span class=&quot;reading-mode-buttons&quot;&gt;&lt;/span&gt;Zamana Yenik Düşen Ankara Sinemaları V: Sinemanın Büyüsü Tüm Şehri Sarıyor&lt;span class=&quot;reading-mode-buttons&quot;&gt;&lt;/span&gt;</a> yazısı ilk önce <a href="https://lavarla.com">Lavarla - Kültür-Sanat ve Kent Yaşamı</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;">Sinema konusunda eski Ankara fotoğraflarına bakıldığında oldukça akılda kalan bir kare göze çarpar. Altmışlı yıllarda çekilen fotoğrafta, sinemanın önünde upuzun bir kuyruk oluşturan insanlar vardır. O sinema Demirtepe’deki <u>Gölbaşı Sineması</u>, upuzun kuyruk da kapalı gişe oynayan Turgut Özatay ve Aysel Tanju’nun başrolünde oldukları <em>Hancı</em> filminin sırasıdır. Fotoğrafta, o dönemlerde sinemanın insanların hayatına nasıl dokunduğu ve halkın sinemaya ne kadar büyük bir ilgiyle yaklaştığı görülür. Gölbaşı Sineması, uzun yıllar boyunca ilgi görmeye devam etti. Özellikle bir dönem festival filmleri ve kaliteli Avrupa filmlerine yer verdi. Oldukça saygın bir sinemaydı. Fakat günümüze yaklaştıkça bu sinema da malum sebeplere boyun eğerek perdelerini kapattı. Şu an yerinde Telekomünikasyon Kurumu binası var.</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;">Gölbaşı Sineması’nın altında bulunan <u>As Sineması’</u>nın fiziki şartları Gölbaşı Sineması kadar iyi değildi ve günümüze ulaşamadı. Hemen yanındaki <u>Kerem Sineması </u>sektörde başarılı olamayarak erotik film gösterimine geçip ardından da kapandı. <u>Eti Sanat Merkezi</u>’nde ağırlıklı olarak sanat filmleri gösterilirdi. Onun sonu da Kerem Sineması gibi oldu. 70’li yıllarda Demirtepe’ye komşu olan Maltepe’de ise <u>Maltepe</u>, <u>Alemdar</u>, <u>Başkent</u>, <u>Bulvar</u>, <u>Mini</u> ve <u>Burç </u>sinemaları vardı. O yıllarda bu semtlerdeki sinema sayılarının bu kadar fazla olması gerçekten dikkat çekici. Bu sinemaların yerinde ise şu anda genellikle aynı isimlerle bilinen düğün salonları yer alıyor.</span></p>
<figure id="attachment_114323" aria-describedby="caption-attachment-114323" style="width: 300px" class="wp-caption aligncenter"><img loading="lazy" decoding="async" class="wp-image-114323 size-full" src="https://netreklam.net/wp-content/uploads/2021/05/Foto-32.jpg" alt="" width="300" height="401" srcset="https://lavarla.com/wp-content/uploads/2021/05/Foto-32.jpg 300w, https://lavarla.com/wp-content/uploads/2021/05/Foto-32-224x300.jpg 224w" sizes="(max-width: 300px) 100vw, 300px" /><figcaption id="caption-attachment-114323" class="wp-caption-text"><span style="color: #000000;">Gölbaşı Sineması (Kaynak: Ankara Cımbızcısı)</span></figcaption></figure>
<figure id="attachment_114324" aria-describedby="caption-attachment-114324" style="width: 723px" class="wp-caption aligncenter"><img loading="lazy" decoding="async" class="wp-image-114324 size-full" src="https://netreklam.net/wp-content/uploads/2021/05/Foto-33.jpeg" alt="" width="723" height="960" srcset="https://lavarla.com/wp-content/uploads/2021/05/Foto-33.jpeg 723w, https://lavarla.com/wp-content/uploads/2021/05/Foto-33-226x300.jpeg 226w" sizes="(max-width: 723px) 100vw, 723px" /><figcaption id="caption-attachment-114324" class="wp-caption-text"><span style="color: #000000;">Maltepe Alemdar Sineması (Kaynak: Ankara Antoloji)</span></figcaption></figure>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;">Hafızalarda en çok yer eden sinemalardan birisi de <u>Akün Sineması</u>. Sinema, 1 Mayıs 1975 tarihinde <em>Hababam Sınıfı </em>coşkusuyla perdelerini açtı. <em>Hababam Sınıfı</em> filmi tam 26 hafta gösterimde kaldı. Akün kültürünün yeri apayrıydı Ankaralı için. Akün Sineması; modernliği, özgün dekoru, rahat ve büyük koltukları, filmin her açıdan güzel izlenebildiği perdesiyle tercih sebebiydi. 911 koltuk kapasiteli Akün Sineması, açık olduğu sürece sahip olduğu tek sinema salonunu bölmedi ve bozmadı. Oturulabilen geniş basamaklı dış merdivenleri ve heybetli duruşuyla çoğu insanın da buluşma noktası haline geldi. ‘Frigo buz’ un satıldığı tek yer olan bu güzel sinema her şeye rağmen 27 yıl ayakta kalmayı başarabildi. Haldun Armağan çeyrek asır sinema olarak yaşayan Akün’ü şöyle anlatıyor: “Şimdi bambaşka yerlere dönüşen Akün gibi sinemalar müstakil kimliğiyle birer mimari tarz örneğiydi. Ama Ankara, neo-klasik mimarinin örneği olan, fuayesindeki seramiklerden tavan süslemesine dek estetik bir özenle yapılan Akün Sineması’nı göz göre göre kaybetti. Devlet Tiyatroları Akün’ü almasaydı, alışveriş merkezi olması işten bile değildi”. Akün, çok salonlu diğer sinemalar ve yaşanan ekonomik krize daha fazla dayanamadı. Akün Sineması doğduğu gün seyircilerine izlettiği <em>Hababam Sınıfı</em>’nı öldüğü gün de perdesinde son film olarak gösterdi. O dönem hepimizi sarsan ve son seansında salonunda insanları ağlatan bu ani kapanıştan 2 yıl sonra mekân Devlet Tiyatrolarına devredilerek “Akün Sahne” adıyla tiyatroseverlerle buluştu. Tiyatroya dönüşeli henüz 11 yıl olmuştu ki satışına karar verildi. 2013 yılından sonra Şinasi Sahnesi ile birlikte Akün Sahnesi de aralıklı olarak beş kez ihale usulü satışa çıkarıldı. Değerinin altında teklif geldiğinden bir süre satılamadı. Bu süreçte, Ankaralı sanatseverler ve sivil toplum kuruluşlarınca bu iki sahnenin başka amaçla kullandırılmasına yönelik satış fikri defalarca protesto edilip engellenmeye çalışıldı. 2014 yılında sahnelerin bulunduğu binalar iş insanı Ahmet Meriç tarafından satın alındı. Korkulan olmadı ve ne mutlu ki bu iki sahne de günümüzde Ankara kültür sanat hayatının en önemli mekânlarından olmayı sürdürüyor.</span></p>
<figure id="attachment_114325" aria-describedby="caption-attachment-114325" style="width: 297px" class="wp-caption aligncenter"><img loading="lazy" decoding="async" class="wp-image-114325 size-full" src="https://netreklam.net/wp-content/uploads/2021/05/Foto-34.jpg" alt="" width="297" height="170" /><figcaption id="caption-attachment-114325" class="wp-caption-text"><span style="color: #000000;">Akün Sineması-veda bileti (Kaynak: www.kameraarkası.org)</span></figcaption></figure>
<figure id="attachment_114326" aria-describedby="caption-attachment-114326" style="width: 330px" class="wp-caption aligncenter"><img loading="lazy" decoding="async" class="wp-image-114326 size-full" src="https://netreklam.net/wp-content/uploads/2021/05/Foto-35.png" alt="" width="330" height="224" srcset="https://lavarla.com/wp-content/uploads/2021/05/Foto-35.png 330w, https://lavarla.com/wp-content/uploads/2021/05/Foto-35-300x204.png 300w" sizes="(max-width: 330px) 100vw, 330px" /><figcaption id="caption-attachment-114326" class="wp-caption-text"><span style="color: #000000;">Akün Sineması (Kaynak: www.ntv.com)</span></figcaption></figure>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;">Kavaklıdere Sineması gibi geride bıraktığı tabelasıyla bizi üzen başka bir mekân daha var: <u>Mithatpaşa Gösteri Merkezi</u>. Pek de rahat olmayan koltuklarına rağmen bilet fiyatlarının uygun olması sayesinde seyircinin tercih ettiği bir sinemaydı. 2000’li yılların başlarında kapandı. Eskiden kalma, sararmış film afişleri ve tabelasıyla belki bir gün geri dönerim diye bekliyor.</span></p>
<figure id="attachment_114328" aria-describedby="caption-attachment-114328" style="width: 1597px" class="wp-caption aligncenter"><img loading="lazy" decoding="async" class="wp-image-114328 size-full" src="https://netreklam.net/wp-content/uploads/2021/05/mithatpasa-gos.mrk_.-scaled.jpg" alt="" width="1597" height="2560" srcset="https://lavarla.com/wp-content/uploads/2021/05/mithatpasa-gos.mrk_.-scaled.jpg 1597w, https://lavarla.com/wp-content/uploads/2021/05/mithatpasa-gos.mrk_.-187x300.jpg 187w, https://lavarla.com/wp-content/uploads/2021/05/mithatpasa-gos.mrk_.-639x1024.jpg 639w, https://lavarla.com/wp-content/uploads/2021/05/mithatpasa-gos.mrk_.-768x1231.jpg 768w, https://lavarla.com/wp-content/uploads/2021/05/mithatpasa-gos.mrk_.-958x1536.jpg 958w, https://lavarla.com/wp-content/uploads/2021/05/mithatpasa-gos.mrk_.-1277x2048.jpg 1277w, https://lavarla.com/wp-content/uploads/2021/05/mithatpasa-gos.mrk_.-800x1283.jpg 800w" sizes="(max-width: 1597px) 100vw, 1597px" /><figcaption id="caption-attachment-114328" class="wp-caption-text"><span style="color: #000000;">Mithatpaşa Gösteri Merkezi (Kasım/2020)</span></figcaption></figure>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;">Mithatpaşa Caddesi’nin yukarısındaki <u>Ziraat Kültür Merkezi</u>’ni de unutmamak gerek. 1995-1996 yıllarında, Ziraat Bankası’nda çalışan komşumuzun getirdiği davetiyelerle Tarantino’nun <em>Pulp Fiction</em>’ı gibi birçok güzel film izledim. Yeri çok merkezi olan bu sinemaya bildiğim kadarıyla sadece davetiye ile gidilebiliyordu. Ne zaman gitsem salonun çok kalabalık olduğunu hatırlıyorum. Ziraat Bankası Genel Müdürlüğü&#8217;ne ait sinema salonunun yenilenmesiyle, 2015 yılında Devlet Tiyatroları&#8217;na devredilen mekân “Ziraat Sahne” adıyla yaşıyor. Halen de en çok tercih edilen sahnelerden birisi.</span></p>
<figure id="attachment_114329" aria-describedby="caption-attachment-114329" style="width: 512px" class="wp-caption aligncenter"><img loading="lazy" decoding="async" class="wp-image-114329 size-full" src="https://netreklam.net/wp-content/uploads/2021/05/Foto-36.jpg" alt="" width="512" height="193" srcset="https://lavarla.com/wp-content/uploads/2021/05/Foto-36.jpg 512w, https://lavarla.com/wp-content/uploads/2021/05/Foto-36-300x113.jpg 300w" sizes="(max-width: 512px) 100vw, 512px" /><figcaption id="caption-attachment-114329" class="wp-caption-text"><span style="color: #000000;">Ziraat Kültür Merkezi (Kaynak: www.ankabar.com)</span></figcaption></figure>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;">Tüze Grup&#8217;a bağlı Ankapol ve Megapol sinemaları da çok bilinen sinemalardandı. <u>Ankapol Sineması</u> 1997 yılında açıldı. “Sinematek” kimliğiyle öne çıkıyordu. Genellikle seçkin Avrupa filmleri ve festival filmleri gösterilirdi. Balkonundan film izlemek çok keyifliydi. Tüze Grup’tan sonra Ankara Sinema Kültürü Derneği tarafından bir süre daha işletilen sinema, mülk sahibi Tüze Grup’un borçları sebebiyle 2008 yılında satıldı. Sinemanın yerinde şu an Jolly Joker Performance Hall bulunuyor.</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;"><u>Megapol Sineması</u> da Konur Sokak’ta bulunuyordu. Kırmızı, mavi ve yeşil salon olmak üzere üç küçük salona sahipti. 90’lı yılların sonlarında, o civarda bulunan üniversiteye hazırlık dershanelerinin öğrencileri için vazgeçilmez olmuştu. Öğrencilerin desteğini alsa da bu yeterli olmadı ve Megapol Sineması da kapanan sinemaların arasına katıldı.</span></p>
<figure id="attachment_114330" aria-describedby="caption-attachment-114330" style="width: 2560px" class="wp-caption aligncenter"><img loading="lazy" decoding="async" class="wp-image-114330 size-full" src="https://netreklam.net/wp-content/uploads/2021/05/megapol-scaled.jpg" alt="" width="2560" height="1440" srcset="https://lavarla.com/wp-content/uploads/2021/05/megapol-scaled.jpg 2560w, https://lavarla.com/wp-content/uploads/2021/05/megapol-300x169.jpg 300w, https://lavarla.com/wp-content/uploads/2021/05/megapol-1024x576.jpg 1024w, https://lavarla.com/wp-content/uploads/2021/05/megapol-768x432.jpg 768w, https://lavarla.com/wp-content/uploads/2021/05/megapol-1536x864.jpg 1536w, https://lavarla.com/wp-content/uploads/2021/05/megapol-2048x1152.jpg 2048w, https://lavarla.com/wp-content/uploads/2021/05/megapol-400x225.jpg 400w, https://lavarla.com/wp-content/uploads/2021/05/megapol-600x338.jpg 600w, https://lavarla.com/wp-content/uploads/2021/05/megapol-800x450.jpg 800w, https://lavarla.com/wp-content/uploads/2021/05/megapol-1200x675.jpg 1200w, https://lavarla.com/wp-content/uploads/2021/05/megapol-1600x900.jpg 1600w, https://lavarla.com/wp-content/uploads/2021/05/megapol-2000x1125.jpg 2000w" sizes="(max-width: 2560px) 100vw, 2560px" /><figcaption id="caption-attachment-114330" class="wp-caption-text"><span style="color: #000000;">Megapol Sineması (Kasım/2020)</span></figcaption></figure>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;">Necatibey Caddesi’nde bulunan <u>Derya Sineması</u> da hafızalara kazınan başka bir sinemaydı. Yetmişli yılların ortalarında merkeze daha yakın olan diğer sinema salonları kadar talep göremese de seksenli yıllardan sonra gösterdiği kaliteli filmler ve sahnesinde yapılan konserlerle sevilen bir yerdi. Geniş salonu ve balkonuyla huzurlu bir atmosfere sahipti. Derya Sineması’nda özellikle doksanlı yıllarda birçok film izlediğimi hatırlıyorum. Henüz her yerde AVM sinemalarının olmadığı, oturma yerlerinin fenerle gösterildiği, fener tutan görevliye bahşiş verildiği yıllardı. Bazı filmler için seanslarda yer bulmak çok zordu. Örneğin, <em>Titanic </em>filmine zor bilet bulmuş, filmi merdivenlerde oturanlarla birlikte tüm salon gayet samimi bir şekilde izlemiştik. Sinema sektörünün sorunları ve teknolojik gelişmelere ayak uydurulamamasının da etkisiyle Derya Sineması’nı da kaybettik. Bulunduğu sekiz katlı binayla birlikte 2005 yılında İnşaat Mühendisleri Odası’nca satın alındı. Sinemanın yeri ise İMO bünyesinde çok amaçlı konferans salonu olarak kullanılıyor.</span></p>
<figure id="attachment_114331" aria-describedby="caption-attachment-114331" style="width: 454px" class="wp-caption aligncenter"><img loading="lazy" decoding="async" class="wp-image-114331 size-full" src="https://netreklam.net/wp-content/uploads/2021/05/Foto-37.jpg" alt="" width="454" height="600" srcset="https://lavarla.com/wp-content/uploads/2021/05/Foto-37.jpg 454w, https://lavarla.com/wp-content/uploads/2021/05/Foto-37-227x300.jpg 227w" sizes="(max-width: 454px) 100vw, 454px" /><figcaption id="caption-attachment-114331" class="wp-caption-text"><span style="color: #000000;">Derya Sineması (Kaynak: Antoloji Ankara)</span></figcaption></figure>
<figure id="attachment_114333" aria-describedby="caption-attachment-114333" style="width: 960px" class="wp-caption aligncenter"><img loading="lazy" decoding="async" class="wp-image-114333 size-full" src="https://netreklam.net/wp-content/uploads/2021/05/Foto-38.jpeg" alt="" width="960" height="562" srcset="https://lavarla.com/wp-content/uploads/2021/05/Foto-38.jpeg 960w, https://lavarla.com/wp-content/uploads/2021/05/Foto-38-300x176.jpeg 300w, https://lavarla.com/wp-content/uploads/2021/05/Foto-38-768x450.jpeg 768w, https://lavarla.com/wp-content/uploads/2021/05/Foto-38-800x468.jpeg 800w" sizes="(max-width: 960px) 100vw, 960px" /><figcaption id="caption-attachment-114333" class="wp-caption-text"><span style="color: #000000;">Derya Sineması (Kaynak: Antoloji Ankara)</span></figcaption></figure>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;"><u>Batı Sinemaları</u>, Kızılay yolunda, Atatürk Bulvarı üzerinde sıklıkla görünen bir lokasyonda bulunuyordu. Perdesinde unutulmaz filmler gösterildi. <em>Braveheart</em> (<em>Cesur Yürek</em>) filmi gösterime girdiğinde çok ilgi görmüş ve bir yıl civarı gösterimde kalarak sinemanın dışına ”Zafer Haftası” afişleri asılmasını sağlamıştı. Bir dönem, Derya Sineması’nın işletmecisi tarafından işletildi. 2009 yılında <a style="color: #000000;" href="https://netreklam.net/25-yillik-bir-festival-gelenegi-behic-ak-ve-cizgileriyle-gezici-festival/" target="_blank" rel="noopener">Gezici Festivali’e</a> de ev sahipliği yaptı. Batı Pasajı içindeki Batı Sineması kapanmış olsa da tabelası ve eski filmlerin afişleri uzun zaman kaldırılmadı. Kapanmamak için çok uğraştı ancak ne yazık ki bu sondan kurtulamadı.</span></p>
<figure id="attachment_114332" aria-describedby="caption-attachment-114332" style="width: 680px" class="wp-caption aligncenter"><img loading="lazy" decoding="async" class="wp-image-114332 size-full" src="https://netreklam.net/wp-content/uploads/2021/05/Foto-39.jpeg" alt="" width="680" height="443" srcset="https://lavarla.com/wp-content/uploads/2021/05/Foto-39.jpeg 680w, https://lavarla.com/wp-content/uploads/2021/05/Foto-39-300x195.jpeg 300w" sizes="(max-width: 680px) 100vw, 680px" /><figcaption id="caption-attachment-114332" class="wp-caption-text"><span style="color: #000000;">Batı Sineması Girişi-1980&#8217;li yıllar (Kaynak: Antoloji Ankara)</span></figcaption></figure>
<figure id="attachment_114334" aria-describedby="caption-attachment-114334" style="width: 700px" class="wp-caption aligncenter"><img loading="lazy" decoding="async" class="wp-image-114334 size-full" src="https://netreklam.net/wp-content/uploads/2021/05/Foto-40.jpeg" alt="" width="700" height="394" srcset="https://lavarla.com/wp-content/uploads/2021/05/Foto-40.jpeg 700w, https://lavarla.com/wp-content/uploads/2021/05/Foto-40-300x169.jpeg 300w, https://lavarla.com/wp-content/uploads/2021/05/Foto-40-400x225.jpeg 400w, https://lavarla.com/wp-content/uploads/2021/05/Foto-40-600x338.jpeg 600w" sizes="(max-width: 700px) 100vw, 700px" /><figcaption id="caption-attachment-114334" class="wp-caption-text"><span style="color: #000000;">Batı sineması önünde panzerler-Atatürk Bulvarı 12 Eylül sonrası (Kaynak: Antoloji Ankara)</span></figcaption></figure>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;">Bunların dışında; Abidinpaşa bölgesinde <u>Türkiş Açıkhava Sineması</u>, Cebeci’de Hukuk Fakültesi’nin yanında <u>Site Sineması</u> ile aynı semtteki <u>Sun (Elvan) Sineması</u>, Cebeci’den Hamamönü’ne doğru ilerlerken genelde yabancı film gösteren <u>Cebeci Sineması</u> ile Cebeci Dörtyol’da yerli filmler gösteren <u>Melek Sineması</u>, Melek Sineması&#8217;nın yanı başında diğerlerinden daha sonra yapıldığı için daha modern görünen <u>Uzay Sineması</u>, doğumevine yakın mesafede bulunan ve genelde yerli filmler gösteren <u>Saray Sineması</u>, Kurtuluş’a yakın bir noktada <u>İnci Sineması</u>, Kurtuluş Umut Sokak’ta <u>Konak Sineması</u>, Güvenpark’ın arkasında <u>Sinema70 </u>ve <u>Cep Sineması</u> vardı.</span></p>
<figure id="attachment_114335" aria-describedby="caption-attachment-114335" style="width: 564px" class="wp-caption aligncenter"><img loading="lazy" decoding="async" class="wp-image-114335 size-full" src="https://netreklam.net/wp-content/uploads/2021/05/Foto-41.jpeg" alt="" width="564" height="391" srcset="https://lavarla.com/wp-content/uploads/2021/05/Foto-41.jpeg 564w, https://lavarla.com/wp-content/uploads/2021/05/Foto-41-300x208.jpeg 300w" sizes="(max-width: 564px) 100vw, 564px" /><figcaption id="caption-attachment-114335" class="wp-caption-text"><span style="color: #000000;">Melek Sineması-Cebeci Dörtyol/1965 (Kaynak: Ankara Antoloji)</span></figcaption></figure>
<figure id="attachment_114336" aria-describedby="caption-attachment-114336" style="width: 499px" class="wp-caption aligncenter"><img loading="lazy" decoding="async" class="wp-image-114336 size-full" src="https://netreklam.net/wp-content/uploads/2021/05/Foto-42.jpg" alt="" width="499" height="471" srcset="https://lavarla.com/wp-content/uploads/2021/05/Foto-42.jpg 499w, https://lavarla.com/wp-content/uploads/2021/05/Foto-42-300x283.jpg 300w" sizes="(max-width: 499px) 100vw, 499px" /><figcaption id="caption-attachment-114336" class="wp-caption-text"><span style="color: #000000;">Cebeci Sineması-1980 (Kaynak: Ankara Cımbızcısı)</span></figcaption></figure>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;">Keçiören Mecidiye durağında <u>Arzum Açıkhava Sineması</u>; Gazino durağındaki <u>Cem Sineması</u>, <u>Şato Sineması</u>; Yakacık durağında bir açık hava sineması; Kavaklıdere’de <u>Hanif Sineması,</u> <u>Yeni Ulus Sineması</u>, <u>Ses Sineması</u> ve <u>Lale Sineması</u>; Ulus ve Dışkapı’da <u>Stad</u>, <u>Nur</u> ve <u>Atlas</u> Sinemaları; Aydınlıkevler’de <u>Süreyya Sineması</u>; Çankaya Yıldız&#8217;da <u>Yıldız Sineması</u>; Seyranbağları’nda <u>Seyran Açıkhava Sineması</u>; Altındağ’da <u>Altındağ Açıkhava Sineması</u>; Gazi Mahallesi&#8217;ndeki Ders Aletleri Yapım Merkezi’nin karşısındaki bir bölgede <u>Ümit Açıkhava Sineması</u> vardı.</span></p>
<figure id="attachment_114337" aria-describedby="caption-attachment-114337" style="width: 2048px" class="wp-caption aligncenter"><img loading="lazy" decoding="async" class="wp-image-114337 size-full" src="https://netreklam.net/wp-content/uploads/2021/05/Foto-43.jpg" alt="" width="2048" height="1333" srcset="https://lavarla.com/wp-content/uploads/2021/05/Foto-43.jpg 2048w, https://lavarla.com/wp-content/uploads/2021/05/Foto-43-300x195.jpg 300w, https://lavarla.com/wp-content/uploads/2021/05/Foto-43-1024x667.jpg 1024w, https://lavarla.com/wp-content/uploads/2021/05/Foto-43-768x500.jpg 768w, https://lavarla.com/wp-content/uploads/2021/05/Foto-43-1536x1000.jpg 1536w, https://lavarla.com/wp-content/uploads/2021/05/Foto-43-800x521.jpg 800w" sizes="(max-width: 2048px) 100vw, 2048px" /><figcaption id="caption-attachment-114337" class="wp-caption-text"><span style="color: #000000;">Altındağ Açıkhava Sineması (Kaynak: Ankara Cımbızcısı)</span></figcaption></figure>
<h2><span style="color: #000000;">SONUÇ</span></h2>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;">Yakup Kadri Karaosmanoğlu, <em>Ankara</em> romanında gösterilen filmler ve filmlerden önceki aktüalite filmlerinin etkisini şöyle ifade ediyor: “Sinemalar […] artık, halkın aşağı duygularına hitap eden ve hep insanlığın hayvanlık kısmını gıcıklayan, adi, bayağı ve zevksiz filmleri çevirmekten vazgeçmişler, bunun yerine milli davalara hizmet eden satirik ve epik filmler yapmaya başlamışlardı. Halk bunları da aynı alaka ve tehalükle seyrediyor, bunlara bakarken de Greta Garbo’nun aşıklarına ağladığı, Charlie Chaplin’in düşüp kalkışlarına güldüğü kadar ağlayıp gülmesini biliyordu. Hele Anadolu’nun bir yerinde bir bataklık kurutuluşunu, yeni bir demiryolu hattı üstünde ilk trenin işleyişini veya Seyhan sahasındaki pamukların Kayseri bez fabrikalarına gelip oradan beyaz patiska veya renkli basma halinde çıkışını gösteren milli aktüalite filmleri, sinema hallerini alkış ve sevinç çığlıklarıyla çın çın çınlatıyordu.”</span></p>
<figure id="attachment_114345" aria-describedby="caption-attachment-114345" style="width: 654px" class="wp-caption aligncenter"><img loading="lazy" decoding="async" class="wp-image-114345 size-full" src="https://netreklam.net/wp-content/uploads/2021/05/ankara-cumhuriyet-bulvari-1937.jpg" alt="" width="654" height="955" srcset="https://lavarla.com/wp-content/uploads/2021/05/ankara-cumhuriyet-bulvari-1937.jpg 654w, https://lavarla.com/wp-content/uploads/2021/05/ankara-cumhuriyet-bulvari-1937-205x300.jpg 205w" sizes="(max-width: 654px) 100vw, 654px" /><figcaption id="caption-attachment-114345" class="wp-caption-text"><span style="color: #000000;">Ankara Cumhuriyet Bulvarı-1937 (www.eskiturkiye.net)</span></figcaption></figure>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;">Cumhuriyet’in kurulmasından sonra Başkent Ankara’da halkın ve ülkenin kültürel gelişimini desteklemek amaçlı birbiri ardına açılan sinema salonları, kendisinden beklenen kültürel devrimi gerçekleştirdi. Bu sinema salonları sadece film göstermekle kalmadı, tiyatro oyunları, kabareler, müzikaller, konserler vb. aktivitelere de kucak açtı. Bunun sonucunda halkın artan bilgi birikimi entelektüel bir şehir yarattı. Belki de tüm bunların sonucunda elde edilen kuşaklar arası miras, bu günlere “Ankara seyircisi” kavramını getirdi.</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;">Kaynaklara göre Ankara’da 1920’lerden 2000’li yıllara kadar olan süreçte açılıp kapanmış olan iki yüz civarı sinema salonu ve açık hava sineması vardı. Bir zaman makinesi olsaydı ve hepsinin büyülü atmosferine tek film izlemelik de olsa konuk olabilseydik keşke. Zamana yenik düşen sinemalar yazısını hazırlamak hüzün verici bir deneyimdi<em>. </em>Gidenlerin ardından ‘keşke’ler olur ya hep, işte benim de bu kapanan sinemalarla ilgili ‘keşke’lerim var. Zamana yenik düşen sinemalardan kendi zamanımda ayakta olanlarında çok film izledim. Ama daha çok şansım olsaydı keşke diyorum. İnsanlarıyla birlikte o insanların hafızalarına kazınan yapılar ve kültür sanat hareketleri şehrin ruhunun önemli bir parçasını oluşturur. Ankara, burada yaşayan birçok insan gibi benim için de çok özel. Çünkü hayatımın çok büyük bir bölümünü bu şehirde geçirdim. Kişisel tarihimin önemli anları ve hatırladıklarım, yaşamakta olduğum bu kentte saklı. Bu yüzden dolaştığım sokaklarda gözlerim eski dükkânları, kitapçıları, kafeleri, sinemaları ve diğer başka yapıları arıyor. Yürünen yolların hatırlattıkları hüzünlendiriyor. Yollar bazen Blues, Gölge ya da Sinema Bar’da yapılan dost sohbetlerine, bazen Pizzeria, Net Piknik veya Ofis Piknik’e, bazen de Derya, Kavaklıdere veya Akün Sineması’nda izlediğim filmlere çıkıyor. Sinemalar zamana yenik düşse de kapanan diğer mekânlarla birlikte insanların anılarında gömülü.</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;">Kentte kalan diğer değerlerin artık zamana yenik düşmemesi, sadece hafızalarda kalmaması ve hep gözümüzün önünde olması dileğiyle…</span></p>
<hr />
<p><span style="color: #000000;">Serinin diğer bölümleri: <a style="color: #000000;" href="https://netreklam.net/zamana-yenik-dusen-ankara-sinemalari-i-sinemanin-dogusu-ve-ulus/" target="_blank" rel="noopener">1</a>, <a style="color: #000000;" href="https://netreklam.net/zamana-yenik-dusen-ankara-sinemalari-ii-kizilay/" target="_blank" rel="noopener">2</a>, <a style="color: #000000;" href="https://netreklam.net/zamana-yenik-dusen-ankara-sinemalari-%e2%85%b2-bahcelievler-ve-yenimahalle/" target="_blank" rel="noopener">3</a>, <a style="color: #000000;" href="https://netreklam.net/zamana-yenik-dusen-ankara-sinemalari-iv-mustakil-ve-sinemali-apartmanlar-donemi/" target="_blank" rel="noopener">4</a></span></p>
<p><span style="color: #000000;">Zamana Yenik Düşen Ankara Sinemaları yazı dizisi kapak illüstrasyonunu hazırlayan: <a style="color: #000000;" href="https://instagram.com/rigitit?igshid=1mtxn6296sw8w" target="_blank" rel="noopener">Rüya İğit</a></span></p>
<p><span style="color: #000000;">Katkıları için Murat Çayır, Seren Erciyas ve Pınar Aslantaş’a çok teşekkür ederim.</span></p>
<h2><span style="color: #000000;">Ankara Sinemaları Tablosu</span></h2>
<p><span style="color: #000000;">Tabloda eksik kalan kısımları okurların desteğiyle tamamlamak isteriz. Katkılarınız için editor@lavarla.com adresine mail atabilirsiniz. Teşekkür ederiz.</span></p>
<table>
<tbody>
<tr>
<td width="192"><strong><span style="color: #000000;">Sinema</span></strong></td>
<td width="69"><strong><span style="color: #000000;">Açılış Tarihi</span></strong></td>
<td width="289"></td>
<td width="119"><strong><span style="color: #000000;">Bulunduğu Yer</span></strong></td>
</tr>
<tr>
<td width="192"><span style="color: #000000;">Millet Bahçesi Sineması</span></td>
<td width="69"><span style="color: #000000;">1920..</span></td>
<td width="289"><span style="color: #000000;">Millet Bahçesi içerisinde</span></td>
<td width="119"><span style="color: #000000;">Ulus</span></td>
</tr>
<tr>
<td width="192"><span style="color: #000000;">Kulüp Sineması</span></td>
<td width="69"><span style="color: #000000;">1927</span></td>
<td width="289"></td>
<td width="119"><span style="color: #000000;">Ulus</span></td>
</tr>
<tr>
<td width="192"><span style="color: #000000;">Yeni Sinema</span></td>
<td width="69"><span style="color: #000000;">1928</span></td>
<td width="289"></td>
<td width="119"><span style="color: #000000;">Ulus</span></td>
</tr>
<tr>
<td width="192"><span style="color: #000000;">Halk Sineması</span></td>
<td width="69"><span style="color: #000000;">1937</span></td>
<td width="289"><span style="color: #000000;">Eski Kulüp Sineması’nın adı değiştirilerek</span></td>
<td width="119"><span style="color: #000000;">Ulus</span></td>
</tr>
<tr>
<td width="192"><span style="color: #000000;">Sus Sineması</span></td>
<td width="69"><span style="color: #000000;">1938</span></td>
<td width="289"></td>
<td width="119"><span style="color: #000000;">Ulus</span></td>
</tr>
<tr>
<td width="192"><span style="color: #000000;">Sümer Sineması</span></td>
<td width="69"><span style="color: #000000;">1940</span></td>
<td width="289"></td>
<td width="119"><span style="color: #000000;">Ulus</span></td>
</tr>
<tr>
<td width="192"><span style="color: #000000;">Park Sineması</span></td>
<td width="69"><span style="color: #000000;">1941</span></td>
<td width="289"><span style="color: #000000;">Yanan Halk Sineması’nın yerine</span></td>
<td width="119"><span style="color: #000000;">Ulus</span></td>
</tr>
<tr>
<td width="192"><span style="color: #000000;">Ulus Sineması</span></td>
<td width="69"><span style="color: #000000;">1939</span></td>
<td width="289"></td>
<td width="119"><span style="color: #000000;">Kızılay</span></td>
</tr>
<tr>
<td width="192"><span style="color: #000000;">Ankara Sineması</span></td>
<td width="69"><span style="color: #000000;">1943</span></td>
<td width="289"></td>
<td width="119"><span style="color: #000000;">Sıhhiye</span></td>
</tr>
<tr>
<td width="192"><span style="color: #000000;">Büyük Sinema</span></td>
<td width="69"><span style="color: #000000;">1949</span></td>
<td width="289"></td>
<td width="119"><span style="color: #000000;">Kızılay</span></td>
</tr>
<tr>
<td width="192"><span style="color: #000000;">Zevkli Sinema</span></td>
<td width="69"><span style="color: #000000;">1940..</span></td>
<td width="289"></td>
<td width="119"><span style="color: #000000;">Bahçelievler</span></td>
</tr>
<tr>
<td width="192"><span style="color: #000000;">Gümüş Sineması</span></td>
<td width="69"><span style="color: #000000;">1950..</span></td>
<td width="289"></td>
<td width="119"><span style="color: #000000;">Bahçelievler</span></td>
</tr>
<tr>
<td width="192"><span style="color: #000000;">Cebeci Sineması</span></td>
<td width="69"><span style="color: #000000;">1950</span></td>
<td width="289"></td>
<td width="119"><span style="color: #000000;">Cebeci</span></td>
</tr>
<tr>
<td width="192"><span style="color: #000000;">Nur Sineması</span></td>
<td width="69"><span style="color: #000000;">1952</span></td>
<td width="289"></td>
<td width="119"><span style="color: #000000;">Dışkapı-Ulus</span></td>
</tr>
<tr>
<td width="192"><span style="color: #000000;">Renkli Sinema</span></td>
<td width="69"><span style="color: #000000;">1957</span></td>
<td width="289"></td>
<td width="119"><span style="color: #000000;">Bahçelievler</span></td>
</tr>
<tr>
<td width="192"><span style="color: #000000;">Kızılırmak Sineması</span></td>
<td width="69"><span style="color: #000000;">1960</span></td>
<td width="289"></td>
<td width="119"><span style="color: #000000;">Kızılay</span></td>
</tr>
<tr>
<td width="192"><span style="color: #000000;">Menekşe Sineması</span></td>
<td width="69"><span style="color: #000000;">1966</span></td>
<td width="289"></td>
<td width="119"><span style="color: #000000;">Kızılay</span></td>
</tr>
<tr>
<td width="192"><span style="color: #000000;">Nergiz Sineması</span></td>
<td width="69"><span style="color: #000000;">1967</span></td>
<td width="289"></td>
<td width="119"><span style="color: #000000;">Kızılay</span></td>
</tr>
<tr>
<td width="192"><span style="color: #000000;">Çankaya Sineması</span></td>
<td width="69"><span style="color: #000000;">1967</span></td>
<td width="289"></td>
<td width="119"><span style="color: #000000;">Şili Meydanı</span></td>
</tr>
<tr>
<td width="192"><span style="color: #000000;">Arı Sineması</span></td>
<td width="69"><span style="color: #000000;">1969</span></td>
<td width="289"></td>
<td width="119"><span style="color: #000000;">Bahçelievler</span></td>
</tr>
<tr>
<td width="192"><span style="color: #000000;">Kavaklıdere Sineması</span></td>
<td width="69"><span style="color: #000000;">1969</span></td>
<td width="289"></td>
<td width="119"><span style="color: #000000;">Tunalı Hilmi</span></td>
</tr>
<tr>
<td width="192"><span style="color: #000000;">Talip Sineması</span></td>
<td width="69"><span style="color: #000000;">1969</span></td>
<td width="289"><span style="color: #000000;">Projelendirme yılı, açılış yılı bulunamadı.</span></td>
<td width="119"><span style="color: #000000;">Tunalı Hilmi</span></td>
</tr>
<tr>
<td width="192"><span style="color: #000000;">Karınca Sineması</span></td>
<td width="69"><span style="color: #000000;">1969</span></td>
<td width="289"></td>
<td width="119"><span style="color: #000000;">Küçükesat</span></td>
</tr>
<tr>
<td width="192"><span style="color: #000000;">Dedeman Sineması(Bahçelievler)</span></td>
<td width="69"><span style="color: #000000;">1971</span></td>
<td width="289"></td>
<td width="119"><span style="color: #000000;">Bahçelievler</span></td>
</tr>
<tr>
<td width="192"><span style="color: #000000;">Dedeman Sineması (Akay)</span></td>
<td width="69"><span style="color: #000000;">1971</span></td>
<td width="289"></td>
<td width="119"><span style="color: #000000;">Kızılay</span></td>
</tr>
<tr>
<td width="192"><span style="color: #000000;">Akün Sineması</span></td>
<td width="69"><span style="color: #000000;">1975</span></td>
<td width="289"></td>
<td width="119"><span style="color: #000000;">Atatürk Bulvarı</span></td>
</tr>
<tr>
<td width="192"><span style="color: #000000;">Ankapol</span></td>
<td width="69"><span style="color: #000000;">1997</span></td>
<td width="289"></td>
<td width="119"><span style="color: #000000;">Kızılay</span></td>
</tr>
<tr>
<td width="192"><span style="color: #000000;">On Sineması</span></td>
<td width="69"><span style="color: #000000;">2000</span></td>
<td width="289"><span style="color: #000000;">Eski Dedeman Sineması’nın adı değiştirilerek</span></td>
<td width="119"><span style="color: #000000;">Bahçelievler</span></td>
</tr>
<tr>
<td width="192"><span style="color: #000000;">Metropol Sineması</span></td>
<td width="69"></td>
<td width="289"></td>
<td width="119"></td>
</tr>
<tr>
<td width="192"><span style="color: #000000;">Yılmaz Açıkhava Sineması</span></td>
<td width="69"><span style="color: #000000;">?</span></td>
<td width="289"></td>
<td width="119"><span style="color: #000000;">Yenimahalle</span></td>
</tr>
<tr>
<td width="192"><span style="color: #000000;">Seyran Sineması</span></td>
<td width="69"><span style="color: #000000;">?</span></td>
<td width="289"></td>
<td width="119"><span style="color: #000000;">Yenimahalle</span></td>
</tr>
<tr>
<td width="192"><span style="color: #000000;">Güneş Sineması</span></td>
<td width="69"><span style="color: #000000;">?</span></td>
<td width="289"></td>
<td width="119"><span style="color: #000000;">Yenimahalle</span></td>
</tr>
<tr>
<td width="192"><span style="color: #000000;">Akın Sineması</span></td>
<td width="69"><span style="color: #000000;">?</span></td>
<td width="289"></td>
<td width="119"><span style="color: #000000;">Yenimahalle</span></td>
</tr>
<tr>
<td width="192"><span style="color: #000000;">Megapol</span></td>
<td width="69"><span style="color: #000000;">?</span></td>
<td width="289"></td>
<td width="119"><span style="color: #000000;">Kızılay</span></td>
</tr>
<tr>
<td width="192"><span style="color: #000000;">Dilek Sineması</span></td>
<td width="69"><span style="color: #000000;">?</span></td>
<td width="289"></td>
<td width="119"><span style="color: #000000;">Küçükesat</span></td>
</tr>
<tr>
<td width="192"><span style="color: #000000;">Ferah Açıkhava Sineması</span></td>
<td width="69"><span style="color: #000000;">?</span></td>
<td width="289"></td>
<td width="119"><span style="color: #000000;">Küçükesat</span></td>
</tr>
<tr>
<td width="192"><span style="color: #000000;">Derya Sineması</span></td>
<td width="69"><span style="color: #000000;">?</span></td>
<td width="289"></td>
<td width="119"><span style="color: #000000;">Sıhhiye</span></td>
</tr>
<tr>
<td width="192"><span style="color: #000000;">Ziraat Kültür Merkezi</span></td>
<td width="69"><span style="color: #000000;">?</span></td>
<td width="289"></td>
<td width="119"><span style="color: #000000;">Kızılay</span></td>
</tr>
<tr>
<td width="192"><span style="color: #000000;">Mithatpaşa Gösteri Merkezi</span></td>
<td width="69"><span style="color: #000000;">?</span></td>
<td width="289"></td>
<td width="119"><span style="color: #000000;">Kızılay</span></td>
</tr>
<tr>
<td width="192"><span style="color: #000000;">As Sineması</span></td>
<td width="69"><span style="color: #000000;">?</span></td>
<td width="289"></td>
<td width="119"><span style="color: #000000;">Demirtepe</span></td>
</tr>
<tr>
<td width="192"><span style="color: #000000;">Kerem Sineması</span></td>
<td width="69"><span style="color: #000000;">?</span></td>
<td width="289"></td>
<td width="119"><span style="color: #000000;">Demirtepe</span></td>
</tr>
<tr>
<td width="192"><span style="color: #000000;">Gölbaşı Sineması</span></td>
<td width="69"><span style="color: #000000;">?</span></td>
<td width="289"></td>
<td width="119"><span style="color: #000000;">Demirtepe</span></td>
</tr>
<tr>
<td width="192"><span style="color: #000000;">Maltepe Sineması</span></td>
<td width="69"><span style="color: #000000;">?</span></td>
<td width="289"></td>
<td width="119"><span style="color: #000000;">Maltepe</span></td>
</tr>
<tr>
<td width="192"><span style="color: #000000;">Alemdar Sineması</span></td>
<td width="69"><span style="color: #000000;">?</span></td>
<td width="289"></td>
<td width="119"><span style="color: #000000;">Maltepe</span></td>
</tr>
<tr>
<td width="192"><span style="color: #000000;">Burç Sineması</span></td>
<td width="69"><span style="color: #000000;">?</span></td>
<td width="289"></td>
<td width="119"><span style="color: #000000;">Maltepe</span></td>
</tr>
<tr>
<td width="192"><span style="color: #000000;">Başkent Sineması</span></td>
<td width="69"><span style="color: #000000;">?</span></td>
<td width="289"></td>
<td width="119"><span style="color: #000000;">Maltepe</span></td>
</tr>
<tr>
<td width="192"><span style="color: #000000;">Bulvar Sineması</span></td>
<td width="69"><span style="color: #000000;">?</span></td>
<td width="289"></td>
<td width="119"><span style="color: #000000;">Maltepe</span></td>
</tr>
<tr>
<td width="192"><span style="color: #000000;">Mini Sinema</span></td>
<td width="69"><span style="color: #000000;">?</span></td>
<td width="289"></td>
<td width="119"><span style="color: #000000;">Maltepe</span></td>
</tr>
<tr>
<td width="192"><span style="color: #000000;">Eti Sanat Merkezi</span></td>
<td width="69"><span style="color: #000000;">?</span></td>
<td width="289"></td>
<td width="119"><span style="color: #000000;">Demirtepe</span></td>
</tr>
<tr>
<td width="192"><span style="color: #000000;">Melek Sineması</span></td>
<td width="69"><span style="color: #000000;">?</span></td>
<td width="289"></td>
<td width="119"><span style="color: #000000;">Cebeci</span></td>
</tr>
<tr>
<td width="192"><span style="color: #000000;">Batı Sineması</span></td>
<td width="69"><span style="color: #000000;">?</span></td>
<td width="289"></td>
<td width="119"><span style="color: #000000;">Kızılay</span></td>
</tr>
<tr>
<td width="192"><span style="color: #000000;">Türkiş Açıkhava Sineması</span></td>
<td width="69"><span style="color: #000000;">?</span></td>
<td width="289"></td>
<td width="119"><span style="color: #000000;">Abidinpaşa</span></td>
</tr>
<tr>
<td width="192"><span style="color: #000000;">Sun (Elvan) Sineması</span></td>
<td width="69"><span style="color: #000000;">?</span></td>
<td width="289"></td>
<td width="119"><span style="color: #000000;">Cebeci</span></td>
</tr>
<tr>
<td width="192"><span style="color: #000000;">Site Sineması</span></td>
<td width="69"><span style="color: #000000;">?</span></td>
<td width="289"></td>
<td width="119"><span style="color: #000000;">Cebeci</span></td>
</tr>
<tr>
<td width="192"><span style="color: #000000;">Uzay Sineması</span></td>
<td width="69"><span style="color: #000000;">?</span></td>
<td width="289"></td>
<td width="119"><span style="color: #000000;">Cebeci</span></td>
</tr>
<tr>
<td width="192"><span style="color: #000000;">Saray Sineması</span></td>
<td width="69"><span style="color: #000000;">?</span></td>
<td width="289"></td>
<td width="119"><span style="color: #000000;">Cebeci(Doğumevi yanında)</span></td>
</tr>
<tr>
<td width="192"><span style="color: #000000;">İnci Sineması</span></td>
<td width="69"><span style="color: #000000;">?</span></td>
<td width="289"></td>
<td width="119"><span style="color: #000000;">Kurtuluş</span></td>
</tr>
<tr>
<td width="192"><span style="color: #000000;">Konak Sineması</span></td>
<td width="69"><span style="color: #000000;">?</span></td>
<td width="289"></td>
<td width="119"><span style="color: #000000;">Kurtuluş</span></td>
</tr>
<tr>
<td width="192"><span style="color: #000000;">Sinema 70</span></td>
<td width="69"><span style="color: #000000;">?</span></td>
<td width="289"></td>
<td width="119"><span style="color: #000000;">Kızılay</span></td>
</tr>
<tr>
<td width="192"><span style="color: #000000;">Cep Sineması</span></td>
<td width="69"><span style="color: #000000;">?</span></td>
<td width="289"></td>
<td width="119"><span style="color: #000000;">Kızılay</span></td>
</tr>
<tr>
<td width="192"><span style="color: #000000;">Arzum Açıkhava Sineması</span></td>
<td width="69"><span style="color: #000000;">?</span></td>
<td width="289"></td>
<td width="119"><span style="color: #000000;">Keçiören</span></td>
</tr>
<tr>
<td width="192"><span style="color: #000000;">Cem Sineması</span></td>
<td width="69"><span style="color: #000000;">?</span></td>
<td width="289"></td>
<td width="119"><span style="color: #000000;">Keçiören</span></td>
</tr>
<tr>
<td width="192"><span style="color: #000000;">Şato Sineması</span></td>
<td width="69"><span style="color: #000000;">?</span></td>
<td width="289"></td>
<td width="119"><span style="color: #000000;">Keçiören</span></td>
</tr>
<tr>
<td width="192"><span style="color: #000000;">Yakacık Açıkhava Sineması</span></td>
<td width="69"><span style="color: #000000;">?</span></td>
<td width="289"></td>
<td width="119"><span style="color: #000000;">Keçiören</span></td>
</tr>
<tr>
<td width="192"><span style="color: #000000;">Hanif Sineması</span></td>
<td width="69"><span style="color: #000000;">?</span></td>
<td width="289"></td>
<td width="119"><span style="color: #000000;">Kavaklıdere</span></td>
</tr>
<tr>
<td width="192"><span style="color: #000000;">Yeni Ulus Sineması</span></td>
<td width="69"><span style="color: #000000;">?</span></td>
<td width="289"></td>
<td width="119"><span style="color: #000000;">Kavaklıdere</span></td>
</tr>
<tr>
<td width="192"><span style="color: #000000;">Ses Sineması</span></td>
<td width="69"><span style="color: #000000;">?</span></td>
<td width="289"></td>
<td width="119"><span style="color: #000000;">Kavaklıdere</span></td>
</tr>
<tr>
<td width="192"><span style="color: #000000;">Lale Sineması</span></td>
<td width="69"><span style="color: #000000;">?</span></td>
<td width="289"></td>
<td width="119"><span style="color: #000000;">Kavaklıdere</span></td>
</tr>
<tr>
<td width="192"><span style="color: #000000;">Stad Sineması</span></td>
<td width="69"><span style="color: #000000;">?</span></td>
<td width="289"></td>
<td width="119"><span style="color: #000000;">Dışkapı-Ulus</span></td>
</tr>
<tr>
<td width="192"><span style="color: #000000;">Nur Sineması</span></td>
<td width="69"><span style="color: #000000;">?</span></td>
<td width="289"></td>
<td width="119"><span style="color: #000000;">Dışkapı-Ulus</span></td>
</tr>
<tr>
<td width="192"><span style="color: #000000;">Atlas Sineması</span></td>
<td width="69"><span style="color: #000000;">?</span></td>
<td width="289"></td>
<td width="119"><span style="color: #000000;">Dışkapı-Ulus</span></td>
</tr>
<tr>
<td width="192"><span style="color: #000000;">Süreyya Sineması</span></td>
<td width="69"><span style="color: #000000;">?</span></td>
<td width="289"></td>
<td width="119"><span style="color: #000000;">Aydınlıkevler</span></td>
</tr>
<tr>
<td width="192"><span style="color: #000000;">Yıldız Sineması</span></td>
<td width="69"><span style="color: #000000;">?</span></td>
<td width="289"></td>
<td width="119"><span style="color: #000000;">Yıldız-Çankaya</span></td>
</tr>
<tr>
<td width="192"><span style="color: #000000;">Seyran Açıkhava Sineması</span></td>
<td width="69"><span style="color: #000000;">?</span></td>
<td width="289"></td>
<td width="119"><span style="color: #000000;">Seyranbağları-Çankaya</span></td>
</tr>
<tr>
<td width="192"><span style="color: #000000;">Altındağ Açıkhava Sineması</span></td>
<td width="69"><span style="color: #000000;">?</span></td>
<td width="289"></td>
<td width="119"><span style="color: #000000;">Altındağ-Çankaya</span></td>
</tr>
<tr>
<td width="192"><span style="color: #000000;">Ümit Açıkhava Sineması</span></td>
<td width="69"><span style="color: #000000;">?</span></td>
<td width="289"></td>
<td width="119"><span style="color: #000000;">Gazi Mahallesi-Beşevler</span></td>
</tr>
</tbody>
</table>
<h2><span style="color: #000000;"><u>KAYNAKÇA</u></span></h2>
<p><span style="color: #000000;">Ali Esat Bozyiğit, “<a style="color: #000000;" href="https://kekibecdergi.files.wordpress.com/2012/07/16_bozyigit.pdf" target="_blank" rel="noopener">Eski Ankara Sinemaları</a>”, <em>Kebikeç Dergi</em>, Sayı 9, 1999.</span></p>
<p><span style="color: #000000;">Burcu Bilgin, &#8220;<a style="color: #000000;" href="https://www.hurriyet.com.tr/sinemalar-tarih-oldu-7155223" target="_blank" rel="noopener">Sinemalar tarih oldu</a>&#8220;, <em>Hürriyet</em>, 26 Temmuz 2007.</span></p>
<p><span style="color: #000000;">Ekin Taneri ve Ayberk Boztepe, “<a style="color: #000000;" href="http://web2.bilkent.edu.tr/bilkentpost/2017/04/04/samimiyetin-adresi-olan-sinema-kizilirmak/" target="_blank" rel="noopener">Samimiyetin Adresi Olan Sinema: Kızılırmak</a>”, Bilkent Post, 6 Mayıs 2016.</span></p>
<p><span style="color: #000000;">Görkem Barındık, &#8220;<a style="color: #000000;" href="https://sineturkiye.com/mustafa-kemal-ataturk-ve-sinema/" target="_blank" rel="noopener">Mustafa Kemal Atatürk ve Sinema (19 Mayıs özel)</a>&#8220;, Sinetürkiye, 2019.</span></p>
<p><span style="color: #000000;">Gülseren Mungan Yavuztürk, “Ataç’ın Ankara’daki Sinema Günleri”, <em>Ankara  Araştırmaları Dergisi</em>, s. 180-188, 2016.</span></p>
<p><span style="color: #000000;">İbrahim Demirkan, &#8220;<a style="color: #000000;" href="http://www.tercumaniahval.com/ankara-sinemalari/" target="_blank" rel="noopener">Ankara Sinemaları</a>&#8220;, Tercümanı Ahval, 7 Ekim 2015.</span></p>
<p><span style="color: #000000;">Semih Gökatalay, “Erken Soğuk Savaş Ankara’sında Sinema Kültürü”, <em>Ankara Araştırmaları Dergisi</em>, 2019.</span></p>
<p><span style="color: #000000;"><a style="color: #000000;" href="https://www.kitapyurdu.com/yazar/suavi-aydin/3675.html">Suavi Aydın</a><a style="color: #000000;" href="https://www.kitapyurdu.com/yazar/omer-turkoglu/10462.html">, Ömer Türkoğlu</a><a style="color: #000000;" href="https://www.kitapyurdu.com/yazar/kudret-emiroglu/11858.html">, Kudret Emiroğlu</a><a style="color: #000000;" href="https://www.kitapyurdu.com/yazar/ergi-deniz-ozsoy/32037.html">, Ergi Deniz Özsoy</a>, <em>Küçük Asya’nın Bin Yüzü: Ankara</em>, Dost Kitabevi Yayınları, 2019.</span></p>
<p><span style="color: #000000;">Umur Gerenli, &#8220;<a style="color: #000000;" href="https://www.habernediyor.com/yasam/simdide-saklanan-bir-gecmis-kizilirmak-sinemasi-h14590.html" target="_blank" rel="noopener">Şimdide saklanan bir geçmiş: Kızılırmak Sineması</a>&#8220;, Haber Ne Diyor?, 16 Kasım 2019.</span></p>
<p><span style="color: #000000;">Umut Şumnu, &#8220;Nejat Tekelioğlu&#8217;nun Sinemalı Apartmanları: Talip ve Başkent (Kavaklıdere)&#8221;, <em>Ankara&#8217;da İz Bırakan Mimarlar: Vedat Dalokay ve Nejat Tekelioğlu</em>, Koç Üniversitesi Yayınları, 2019.</span></p>
<p><span style="color: #000000;">Yakup Kadri Karaosmanoğlu, <em>Ankara</em>, İletişim, 2004.</span></p>
<p><span style="color: #000000;">Yaşar Sökmensüer, &#8220;<a style="color: #000000;" href="https://www.hurriyet.com.tr/yazarlar/yasar-sokmensuer/hababam-merhaba-akun-hababam-hoscakal-akun-26864261" target="_blank" rel="noopener">Hababam merhaba Akün, hababam hoşçakal Akün</a>&#8220;, <em>Hürriyet</em>, 23 Temmuz 2014.</span></p>
<h3><span style="color: #000000;">Bloglar ve Websiteleri</span></h3>
<p><span style="color: #000000;"><a style="color: #000000;" href="http://sivilmimaribellekankara.com/proje_ciktilari.html" target="_blank" rel="noopener">Sivil Mimari Bellek Ankara 1930-1980</a></span><br />
<span style="color: #000000;"><a style="color: #000000;" href="https://www.ankaradaizbirakanmimarlar.com/" target="_blank" rel="noopener">Ankara&#8217;da İz Bırakan Mimarlar</a></span><br />
<span style="color: #000000;"><a style="color: #000000;" href="https://www.ankabar.com/" target="_blank" rel="noopener">AnkaBar</a></span><br />
<span style="color: #000000;"><a style="color: #000000;" href="https://twitter.com/ankaracimbizi?ref_src=twsrc%5Egoogle%7Ctwcamp%5Eserp%7Ctwgr%5Eauthor" target="_blank" rel="noopener">Ankara Cımbızcısı</a></span><br />
<span style="color: #000000;"><a style="color: #000000;" href="http://www.antolojiankara.com/" target="_blank" rel="noopener">Antoloji Ankara</a></span><br />
<span style="color: #000000;"><a style="color: #000000;" href="https://emekbahceli.blogspot.com/2016/03/behcelievler-yapi-kooperatifi.html" target="_blank" rel="noopener">Emek-Bahçelievler Eski Dostlar</a></span><br />
<span style="color: #000000;"><a style="color: #000000;" href="http://www.ilgilik.com/2008/03/02/sinema-yazilari-3.html/" target="_blank" rel="noopener">İlgilik</a></span><br />
<span style="color: #000000;"><a style="font-size: 19.4286px; color: #000000;" href="http://haldunarmagan.blogspot.com/2010/04/akunemek-ve-hafizasini-kaybeden-kentler.html?m=1" target="_blank" rel="noopener">Haldun Armağan</a><span style="font-size: 19.4286px;">  </span></span><br />
<span style="color: #000000;"><a style="color: #000000;" href="http://www.kameraarkasi.org/" target="_blank" rel="noopener">Kamera Arkası</a></span><br />
<span style="color: #000000;"><a style="color: #000000;" href="http://karsiaci.blogspot.com/2007/08/yazdkm-3.html" target="_blank" rel="noopener">Karşı Açı</a></span><br />
<span style="color: #000000;"><a style="color: #000000;" href="http://www.sinanakbulut.net">Sinan Akbulut</a></span><br />
<span style="color: #000000;"><a style="color: #000000;" href="http://www.sinasiyuksel.com/blog/?p=17727">Şinasi Yüksel</a></span><br />
<span style="color: #000000;"><a style="color: #000000;" href="http://yavuziscen.blogspot.com/">Yavuz İşcen</a></span><br />
<span style="color: #000000;"><a style="color: #000000;" href="http://www.ergir.com">Yalçın Ergir</a></span><br />
<span style="color: #000000;"><a style="color: #000000;" href="http://wowturkey.com/forum/viewtopic.php?t=34801" target="_blank" rel="noopener">wowturkey.com</a><br />
<span style="font-size: 1.1429rem;"><a style="color: #000000;" href="https://tr.wikipedia.org/wiki/Ak%C3%BCn_Sahnesi#:~:text=1%20May%C4%B1s%201975%20tarihinde%20%E2%80%9CHababam,sinema%20salonunu%20hi%C3%A7bir%20zaman%20b%C3%B6lmedi.&amp;text=Ak%C3%BCn%20Sinemas%C4%B1%2C%20Devlet%20Tiyatrolar%C4%B1'na,olarak%20tiyatro%20severlere%20hizmet%20vermektedir." target="_blank" rel="noopener">Wikipedia</a><br />
</span><a style="color: #000000;" href="https://www.buyulufener.com.tr/hakkimizda" target="_blank" rel="noopener">Büyülü Fener Sinemaları</a></span></p>
<h3><span style="color: #000000;">Fotoğraf Açıklamaları ve Kaynakları</span></h3>
<p><span style="color: #000000;"><a style="color: #000000;" href="https://netreklam.net/zamana-yenik-dusen-ankara-sinemalari-i-sinemanin-dogusu-ve-ulus/" target="_blank" rel="noopener">Foto-1</a>:  Millet Bahçesi Sineması (Yavuz İşçen, yavuziscen.blogspot.com)</span><br />
<span style="color: #000000;"><a style="color: #000000;" href="https://netreklam.net/zamana-yenik-dusen-ankara-sinemalari-i-sinemanin-dogusu-ve-ulus/" target="_blank" rel="noopener">Foto-2</a>: Millet Bahçesi ve içindeki sinemanın yeri-1935 (Yavuz İşçen, yavuziscen.blogspot.com)</span><br />
<span style="color: #000000;"><a style="color: #000000;" href="https://netreklam.net/zamana-yenik-dusen-ankara-sinemalari-i-sinemanin-dogusu-ve-ulus/" target="_blank" rel="noopener">Foto-3</a>: Kulüp Sineması (Yavuz İşçen, yavuziscen.blogspot.com)</span><br />
<span style="color: #000000;"><a style="color: #000000;" href="https://netreklam.net/zamana-yenik-dusen-ankara-sinemalari-i-sinemanin-dogusu-ve-ulus/" target="_blank" rel="noopener">Foto-4</a>: Bilet ve İlanlar (Yavuz İşçen, yavuziscen.blogspot.com)</span><br />
<span style="color: #000000;"><a style="color: #000000;" href="https://netreklam.net/zamana-yenik-dusen-ankara-sinemalari-i-sinemanin-dogusu-ve-ulus/" target="_blank" rel="noopener">Foto-5</a>: Yeni Sinema (Yavuz İşçen, yavuziscen.blogspot.com)</span><br />
<span style="color: #000000;"><a style="color: #000000;" href="https://netreklam.net/zamana-yenik-dusen-ankara-sinemalari-i-sinemanin-dogusu-ve-ulus/" target="_blank" rel="noopener">Foto-6</a>: Sümer Sineması şimdiki hali ve ilan (Yavuz İşcen, yavuziscen.blogspot.com)</span><br />
<span style="color: #000000;"><a style="color: #000000;" href="https://netreklam.net/zamana-yenik-dusen-ankara-sinemalari-ii-kizilay/" target="_blank" rel="noopener">Foto-7</a>: Ulus Sineması (Ankara Cımbızcısı)</span><br />
<span style="color: #000000;"><a style="color: #000000;" href="https://netreklam.net/zamana-yenik-dusen-ankara-sinemalari-ii-kizilay/" target="_blank" rel="noopener">Foto-8</a>: Kızılay Soysal Apartmanı terasından Kavaklıdere yönüne bakış, arkada Uybadin Köşkü (Antoloji Ankara)</span><br />
<span style="color: #000000;"><a style="color: #000000;" href="https://netreklam.net/zamana-yenik-dusen-ankara-sinemalari-ii-kizilay/" target="_blank" rel="noopener">Foto-9</a>: Kızılay Meydanı/Soysal Apartmanı ve Uybadin Köşkü (Antoloji Ankara)</span><br />
<span style="color: #000000;"><a style="color: #000000;" href="https://netreklam.net/zamana-yenik-dusen-ankara-sinemalari-ii-kizilay/" target="_blank" rel="noopener">Foto-10</a>: Ankara Sineması (Antoloji Ankara)</span><br />
<span style="color: #000000;"><a style="color: #000000;" href="https://netreklam.net/zamana-yenik-dusen-ankara-sinemalari-ii-kizilay/" target="_blank" rel="noopener">Foto-11</a>: Büyük Sinema-Hafta Tatili Ruhsat Teskeresi (Yalçın Ergir, www.ergir.com)</span><br />
<span style="color: #000000;"><a style="color: #000000;" href="https://netreklam.net/zamana-yenik-dusen-ankara-sinemalari-ii-kizilay/" target="_blank" rel="noopener">Foto-12</a>: Büyük Sinema/Çayda Çıra Oynayan Kızlar (Yalçın Ergir, www.ergir.com)</span><br />
<span style="color: #000000;"><a style="color: #000000;" href="https://netreklam.net/zamana-yenik-dusen-ankara-sinemalari-ii-kizilay/" target="_blank" rel="noopener">Foto-13</a>: Büyük Sinema genel görünüm (Yalçın Ergir, www.ergir.com)</span><br />
<span style="color: #000000;"><a style="color: #000000;" href="https://netreklam.net/zamana-yenik-dusen-ankara-sinemalari-ii-kizilay/" target="_blank" rel="noopener">Foto-14</a>: Marc Aryan Büyük Sinema’da verdiği konserden çıkışı Kazım Güven’in evinde (Yalçın Ergir, www.ergir.com)</span><br />
<span style="color: #000000;"><a style="color: #000000;" href="https://netreklam.net/zamana-yenik-dusen-ankara-sinemalari-ii-kizilay/" target="_blank" rel="noopener">Foto-15</a>: Büyük Sinema Genel Görünüm (Yalçın Ergir, www.ergir.com)</span><br />
<span style="color: #000000;"><a style="color: #000000;" href="https://netreklam.net/zamana-yenik-dusen-ankara-sinemalari-%e2%85%b2-bahcelievler-ve-yenimahalle/" target="_blank" rel="noopener">Foto-16</a>: Renkli Sinema-1957 (Antoloji Ankara)</span><br />
<span style="color: #000000;"><a style="color: #000000;" href="https://netreklam.net/zamana-yenik-dusen-ankara-sinemalari-%e2%85%b2-bahcelievler-ve-yenimahalle/" target="_blank" rel="noopener">Foto-17</a>: Renkli Sinema (Yavuz İşçen, yavuziscen.blogspot.com)</span><br />
<span style="color: #000000;"><a style="color: #000000;" href="https://netreklam.net/zamana-yenik-dusen-ankara-sinemalari-%e2%85%b2-bahcelievler-ve-yenimahalle/" target="_blank" rel="noopener">Foto-18</a>: Arı Sineması’nda oynayan ilk film <em>San Sebastian’ın Topları</em> afişi (Yavuz İşcen, yavuziscen.blogspot.com)</span><br />
<span style="color: #000000;"><a style="color: #000000;" href="https://netreklam.net/zamana-yenik-dusen-ankara-sinemalari-%e2%85%b2-bahcelievler-ve-yenimahalle/" target="_blank" rel="noopener">Foto-19</a>: <em>Le Voyage (Yolculuk)</em> filminin Arı Sineması’ndaki galası/1974 (www.pusulahaber.com.tr)<br />
<a style="color: #000000;" href="https://netreklam.net/zamana-yenik-dusen-ankara-sinemalari-%e2%85%b2-bahcelievler-ve-yenimahalle/" target="_blank" rel="noopener">Foto-20</a>: Arı Sineması’nın yerine açılan Arı Stüdyosu (Yavuz İşçen, yavuziscen.blogspot.com)</span><br />
<span style="color: #000000;"><a style="color: #000000;" href="https://netreklam.net/zamana-yenik-dusen-ankara-sinemalari-%e2%85%b2-bahcelievler-ve-yenimahalle/" target="_blank" rel="noopener">Foto-21</a>: Bahçelievler Dedeman Sineması’nın yerine açılan On Sineması, (emekbahceli.blogspot.com)</span><br />
<span style="color: #000000;"><a style="color: #000000;" href="https://netreklam.net/zamana-yenik-dusen-ankara-sinemalari-%e2%85%b2-bahcelievler-ve-yenimahalle/" target="_blank" rel="noopener">Foto-22</a>: Yenimahalle Alemdar Sineması (www.<a style="color: #000000;" href="http://www.sinasiyuksel.com/blog/?p=17727">sinasiyuksel.com</a>)</span><br />
<span style="color: #000000;"><a style="color: #000000;" href="https://netreklam.net/zamana-yenik-dusen-ankara-sinemalari-%e2%85%b2-bahcelievler-ve-yenimahalle/" target="_blank" rel="noopener">Foto-23</a>: Yenimahalle Seyran Sineması (www.<a style="color: #000000;" href="http://www.sinasiyuksel.com/blog/?p=17727">sinasiyuksel.com</a>)</span><br />
<span style="color: #000000;"><a style="color: #000000;" href="https://netreklam.net/zamana-yenik-dusen-ankara-sinemalari-iv-mustakil-ve-sinemali-apartmanlar-donemi/" target="_blank" rel="noopener">Foto-24</a>: Kızılırmak Sineması (Pınar Aslantaş)</span><br />
<span style="color: #000000;"><a style="color: #000000;" href="https://netreklam.net/zamana-yenik-dusen-ankara-sinemalari-iv-mustakil-ve-sinemali-apartmanlar-donemi/" target="_blank" rel="noopener">Foto-25</a>: Kızılırmak Sineması (Pınar Aslantaş)</span><br />
<span style="color: #000000;"><a style="color: #000000;" href="https://netreklam.net/zamana-yenik-dusen-ankara-sinemalari-iv-mustakil-ve-sinemali-apartmanlar-donemi/" target="_blank" rel="noopener">Foto-26</a>: Kızılırmak Sineması (Twitter/Ankara Apartmanları)</span><br />
<span style="color: #000000;"><a style="color: #000000;" href="https://netreklam.net/zamana-yenik-dusen-ankara-sinemalari-iv-mustakil-ve-sinemali-apartmanlar-donemi/" target="_blank" rel="noopener">Foto-27</a>: Metropol Sineması (www.metropol-sinemas.business.site)</span><br />
<span style="color: #000000;"><a style="color: #000000;" href="https://netreklam.net/zamana-yenik-dusen-ankara-sinemalari-iv-mustakil-ve-sinemali-apartmanlar-donemi/" target="_blank" rel="noopener">Foto-28</a>: Metropol Sineması (www.metropol-sinemas.business.site)</span><br />
<span style="color: #000000;"><a style="color: #000000;" href="https://netreklam.net/zamana-yenik-dusen-ankara-sinemalari-iv-mustakil-ve-sinemali-apartmanlar-donemi/" target="_blank" rel="noopener">Foto-29</a>: Kavaklıdere Sineması, 70’li yıllar (Antoloji Ankara)</span><br />
<span style="color: #000000;"><a style="color: #000000;" href="https://netreklam.net/zamana-yenik-dusen-ankara-sinemalari-iv-mustakil-ve-sinemali-apartmanlar-donemi/" target="_blank" rel="noopener">Foto-30</a>: Kavaklıdere Sineması, Kasım/2019 (Yazara ait)</span><br />
<span style="color: #000000;"><a style="color: #000000;" href="https://netreklam.net/zamana-yenik-dusen-ankara-sinemalari-iv-mustakil-ve-sinemali-apartmanlar-donemi/" target="_blank" rel="noopener">Foto-31</a>: Çankaya Sineması (Antoloji Ankara)</span><br />
<span style="color: #000000;"><a style="color: #000000;" href="https://netreklam.net/zamana-yenik-dusen-ankara-sinemalari-iv-mustakil-ve-sinemali-apartmanlar-donemi/" target="_blank" rel="noopener">Foto-32</a>: Talip Sineması Duvar Kaplamaları Şubat/2021 (Yazara ait)</span><br />
<span style="color: #000000;"><a style="color: #000000;" href="https://netreklam.net/zamana-yenik-dusen-ankara-sinemalari-iv-mustakil-ve-sinemali-apartmanlar-donemi/" target="_blank" rel="noopener">Foto-33</a>: Çankaya Sineması (<a style="color: #000000;" href="https://ayrancim.org.tr/" target="_blank" rel="noopener">ayrancım.org.tr</a>)</span><br />
<span style="color: #000000;"><a style="color: #000000;" href="https://netreklam.net/zamana-yenik-dusen-ankara-sinemalari-iv-mustakil-ve-sinemali-apartmanlar-donemi/" target="_blank" rel="noopener">Foto-34</a>: Nergiz Sineması-Nergiz Sineması önünde E.T. kuyruğu, 1984 (Antoloji Ankara)</span><br />
<span style="color: #000000;"><a style="color: #000000;" href="https://netreklam.net/zamana-yenik-dusen-ankara-sinemalari-iv-mustakil-ve-sinemali-apartmanlar-donemi/" target="_blank" rel="noopener">Foto-35:</a> Kavaklıdere ve Nergiz Sinemalarında Love Story filmi gösterimde (Twitter/yeşilçam sineması)</span><br />
<span style="color: #000000;"><a style="color: #000000;" href="https://netreklam.net/zamana-yenik-dusen-ankara-sinemalari-iv-mustakil-ve-sinemali-apartmanlar-donemi/" target="_blank" rel="noopener">Foto-36</a>: Ulus Sineması-ilan (Yavuz İşcen, yavuziscen.blogspot.com)</span><br />
<span style="color: #000000;"><a style="color: #000000;" href="https://netreklam.net/zamana-yenik-dusen-ankara-sinemalari-iv-mustakil-ve-sinemali-apartmanlar-donemi/" target="_blank" rel="noopener">Foto-37</a>:Çankaya ve Gölbaşı sinemaları ilan (<a style="color: #000000;" href="https://ayrancim.org.tr/ayrancinin-sinemasi-cankaya/" target="_blank" rel="noopener">ayrancim.org.tr</a>)</span><br />
<span style="color: #000000;"><a style="color: #000000;" href="https://netreklam.net/zamana-yenik-dusen-ankara-sinemalari-iv-mustakil-ve-sinemali-apartmanlar-donemi/" target="_blank" rel="noopener">Foto-38</a>: Sinema salonları gazete reklamı (Ankara Cımbızcısı)</span><br />
<span style="color: #000000;">Foto-39: Gölbaşı Sineması (Ankara Cımbızcısı)</span><br />
<span style="color: #000000;">Foto-40: Maltepe Alemdar Sineması (Antoloji Ankara)</span><br />
<span style="color: #000000;">Foto-41: Akün Sineması-veda bileti (www.kameraarkası.org)</span><br />
<span style="color: #000000;">Foto-42: Akün Sineması (www.ntv.com)</span><br />
<span style="color: #000000;">Foto-43: Mithatpaşa Gösteri Merkezi- Kasım/2020(Yazara ait)</span><br />
<span style="color: #000000;">Foto-44: Ziraat Kültür Merkezi (www.ankabar.com)</span><br />
<span style="color: #000000;">Foto-45: Megapol Sineması-Kasım/2020 (Yazara ait)</span><br />
<span style="color: #000000;">Foto-46: Derya Sineması (Antoloji Ankara)</span><br />
<span style="color: #000000;">Foto-47: Derya Sineması (Antoloji Ankara)</span><br />
<span style="color: #000000;">Foto-48:Batı Sineması girişi, 1980’li yıllar (Antoloji Ankara)</span><br />
<span style="color: #000000;">Foto-49: Batı Sineması önünde panzerler-Atatürk Bulvarı 12 Eylül sonrası (Antoloji Ankara)</span><br />
<span style="color: #000000;">Foto-50: Melek Sineması-Cebeci Dörtyol, 1965 (Antoloji Ankara)</span><br />
<span style="color: #000000;">Foto-51: Cebeci Sineması, 1980 (Ankara Cımbızcısı)</span><br />
<span style="color: #000000;">Foto-52: Altındağ Açıkhava Sineması (Ankara Cımbızcısı)</span><br />
<span style="color: #000000;">Foto-53: Ankara Cumhuriyet Bulvarı-1937 (www.eskiturkiye.net)</span></p>
<p><a href="https://lavarla.com/zamana-yenik-dusen-ankara-sinemalari-v-sinemanin-buyusu-tum-sehri-sariyor/">&lt;span class=&quot;reading-mode-buttons&quot;&gt;&lt;/span&gt;Zamana Yenik Düşen Ankara Sinemaları V: Sinemanın Büyüsü Tüm Şehri Sarıyor&lt;span class=&quot;reading-mode-buttons&quot;&gt;&lt;/span&gt;</a> yazısı ilk önce <a href="https://lavarla.com">Lavarla - Kültür-Sanat ve Kent Yaşamı</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://lavarla.com/zamana-yenik-dusen-ankara-sinemalari-v-sinemanin-buyusu-tum-sehri-sariyor/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Zamana Yenik Düşen Ankara Sinemaları IV: Müstakil ve Sinemalı Apartmanlar Dönemi</title>
		<link>https://lavarla.com/zamana-yenik-dusen-ankara-sinemalari-iv-mustakil-ve-sinemali-apartmanlar-donemi/</link>
					<comments>https://lavarla.com/zamana-yenik-dusen-ankara-sinemalari-iv-mustakil-ve-sinemali-apartmanlar-donemi/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Çiğdem Kaya Çayır]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 26 Apr 2021 15:00:15 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Hafıza]]></category>
		<category><![CDATA[Kent]]></category>
		<category><![CDATA[Ankara 'da Kapanan Sinemalar]]></category>
		<category><![CDATA[Ankara'nın Apartmanlı Sinemaları]]></category>
		<category><![CDATA[Ankara'nın Sinema Tarihi]]></category>
		<category><![CDATA[Kavaklıdere Sineması]]></category>
		<category><![CDATA[Nejat Tekelioğlu]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.lavarla.com/?p=114175</guid>

					<description><![CDATA[<p><span class="reading-mode-buttons"></span>İnsanların çoğu günümüzde alışveriş merkezlerindeki sinemalara alışmış olsa da bir kısım Ankara izleyicisi cadde sinemalarına olan sadakatini sürdürüyor. Yemek kokularının cirit atmadığı ve film seslerinin birbirine geçmediği salonlarda yapılan film keyfi çok daha özel bir deneyim yaşatıyor. Bu sayede sinemaseverler ve bu bağımsız sinemalar arasında da derin bağlar kuruluyor. Yıllar içerisinde Ankaralı sinemaseverler ile Kızılırmak [&#8230;]</p>
<p><a href="https://lavarla.com/zamana-yenik-dusen-ankara-sinemalari-iv-mustakil-ve-sinemali-apartmanlar-donemi/">&lt;span class=&quot;reading-mode-buttons&quot;&gt;&lt;/span&gt;Zamana Yenik Düşen Ankara Sinemaları IV: Müstakil ve Sinemalı Apartmanlar Dönemi&lt;span class=&quot;reading-mode-buttons&quot;&gt;&lt;/span&gt;</a> yazısı ilk önce <a href="https://lavarla.com">Lavarla - Kültür-Sanat ve Kent Yaşamı</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p style="text-align: justify;">İnsanların çoğu günümüzde alışveriş merkezlerindeki sinemalara alışmış olsa da bir kısım Ankara izleyicisi cadde sinemalarına olan sadakatini sürdürüyor. Yemek kokularının cirit atmadığı ve film seslerinin birbirine geçmediği salonlarda yapılan film keyfi çok daha özel bir deneyim yaşatıyor. Bu sayede sinemaseverler ve bu bağımsız sinemalar arasında da derin bağlar kuruluyor. Yıllar içerisinde Ankaralı sinemaseverler ile <u>Kızılırmak Sineması </u>arasında da bu tarzda samimi bir bağ kuruldu. Kızılay’daki Kızılırmak Sokak’ta bulunan sinema 1960 yılında hizmet vermeye başladı. O zamanlar Ankara’daki Amerikan üslerinde yaşayanların kullanımı için açılmıştı. Sinemada hafta içleri çoğunlukla Amerikan milliyetçiliği temalı filmler yayınlanır, hafta sonu ise salon kilise olarak kullanılırdı. Kızılırmak Sineması 1970’li yıllarda yapılan tadilatın ardından halka açıldı. Geçen yıllar içinde  sinema, kendi tarihî ögelerini mümkün olduğunca muhafaza etmeye çalıştı. Afiş çerçevelerinden yerdeki mermerlere kadar, fuaye bölümündeki birçok obje olduğu gibi korundu. Bu klasik tarzdaki sinema, Kültür ve Turizm Bakanlığından Kültür Girişim Belgesi aldı. Avrupa Sineması faaliyetlerini geliştirmek için kurulan Eurimages (Avrupa Görsel-İşitsel Eserler Destek Fonu) tarafından da destek gören sinemayı üç nesildir mülkün sahibi olan aynı aile işletiyor.</p>
<figure id="attachment_114185" aria-describedby="caption-attachment-114185" style="width: 2080px" class="wp-caption alignnone"><img loading="lazy" decoding="async" class="wp-image-114185 size-full" src="https://netreklam.net/wp-content/uploads/2021/04/Foto-23.jpeg" alt="" width="2080" height="1560" srcset="https://lavarla.com/wp-content/uploads/2021/04/Foto-23.jpeg 2080w, https://lavarla.com/wp-content/uploads/2021/04/Foto-23-300x225.jpeg 300w, https://lavarla.com/wp-content/uploads/2021/04/Foto-23-1024x768.jpeg 1024w, https://lavarla.com/wp-content/uploads/2021/04/Foto-23-768x576.jpeg 768w, https://lavarla.com/wp-content/uploads/2021/04/Foto-23-1536x1152.jpeg 1536w, https://lavarla.com/wp-content/uploads/2021/04/Foto-23-2048x1536.jpeg 2048w, https://lavarla.com/wp-content/uploads/2021/04/Foto-23-180x135.jpeg 180w, https://lavarla.com/wp-content/uploads/2021/04/Foto-23-400x300.jpeg 400w, https://lavarla.com/wp-content/uploads/2021/04/Foto-23-600x450.jpeg 600w, https://lavarla.com/wp-content/uploads/2021/04/Foto-23-800x600.jpeg 800w, https://lavarla.com/wp-content/uploads/2021/04/Foto-23-1200x900.jpeg 1200w, https://lavarla.com/wp-content/uploads/2021/04/Foto-23-1600x1200.jpeg 1600w" sizes="(max-width: 2080px) 100vw, 2080px" /><figcaption id="caption-attachment-114185" class="wp-caption-text">Kızılırmak Sineması</figcaption></figure>
<p style="text-align: justify;">İlk yıllarda gösterilecek film bulunamıyordu. Bu sebeple ana akımdan saparak Amerikan yapımı olmayan filmlere yönelen sinema, kendine özgü alternatif sinema seyirci kitlesini yarattı. Sinemada genellikle Avrupa Sineması ve Bağımsız Sinema örnekleri ile vizyona girme şansı bulamayan filmlerin gösterimine ağırlık veriliyor. Kızılırmak Sineması birçok festivale de ev sahipliği yaparak destek oluyor. Bunlardan bazıları: Uluslararası Uçan Süpürge Kadın Filmleri Festivali, İnsan Hakları Sinema Günleri, İşçi Filmleri Festivali, Ankara Film Festivali ve Gezici Festival. 90&#8217;lı yılların sonlarındaki film festivallerinde filmler tüm gün gösteriliyordu. Filmlere gelen sadık festival takipçileri neredeyse eve hiç uğramıyor ve en rahat kıyafetleriyle tüm gün film izleyip evden getirdikleri yemekleri burada yiyorlardı. Günümüzde de Kızılırmak Sineması’nı sadık seyirci kitlesi ayakta tutmaya çalışıyor. Geçtiğimiz yıl kapanma noktasına gelindi ancak sonrasında tekrar açıldı. Bağımsız sinemaların, 2000’li yıllarda başlayan korsan CD ve DVD üretimi, <a href="https://netreklam.net/bagimsiz-sinemalar-icin-birlesin-giseleri-kapatiyoruz/" target="_blank" rel="noopener">tekelleşen film dağıtımı</a>, AVM sinemalarının çokluğu, sinema izleme kültürünün farklılaşması ve dijital sinema platformlarının yaygınlaşması gibi zaten birçok sorunu vardı. Pandemi sonrası durumlarının pek iç açıcı olamayacağı düşünülse de, Kızılırmak Sineması’nın uzun yıllar boyunca Ankaralı sinema ve sanatseverlerin uğrak yeri olması ümit ediliyor.</p>
<figure id="attachment_114186" aria-describedby="caption-attachment-114186" style="width: 2080px" class="wp-caption alignnone"><img loading="lazy" decoding="async" class="wp-image-114186 size-full" src="https://netreklam.net/wp-content/uploads/2021/04/Foto-24.jpeg" alt="" width="2080" height="1560" srcset="https://lavarla.com/wp-content/uploads/2021/04/Foto-24.jpeg 2080w, https://lavarla.com/wp-content/uploads/2021/04/Foto-24-300x225.jpeg 300w, https://lavarla.com/wp-content/uploads/2021/04/Foto-24-1024x768.jpeg 1024w, https://lavarla.com/wp-content/uploads/2021/04/Foto-24-768x576.jpeg 768w, https://lavarla.com/wp-content/uploads/2021/04/Foto-24-1536x1152.jpeg 1536w, https://lavarla.com/wp-content/uploads/2021/04/Foto-24-2048x1536.jpeg 2048w, https://lavarla.com/wp-content/uploads/2021/04/Foto-24-180x135.jpeg 180w, https://lavarla.com/wp-content/uploads/2021/04/Foto-24-400x300.jpeg 400w, https://lavarla.com/wp-content/uploads/2021/04/Foto-24-600x450.jpeg 600w, https://lavarla.com/wp-content/uploads/2021/04/Foto-24-800x600.jpeg 800w, https://lavarla.com/wp-content/uploads/2021/04/Foto-24-1200x900.jpeg 1200w, https://lavarla.com/wp-content/uploads/2021/04/Foto-24-1600x1200.jpeg 1600w" sizes="(max-width: 2080px) 100vw, 2080px" /><figcaption id="caption-attachment-114186" class="wp-caption-text">Kızılırmak Sineması</figcaption></figure>
<figure id="attachment_114212" aria-describedby="caption-attachment-114212" style="width: 1600px" class="wp-caption alignnone"><img loading="lazy" decoding="async" class="wp-image-114212 size-full" src="https://netreklam.net/wp-content/uploads/2021/04/IMG-20210416-WA0008.jpg" alt="" width="1600" height="1200" srcset="https://lavarla.com/wp-content/uploads/2021/04/IMG-20210416-WA0008.jpg 1600w, https://lavarla.com/wp-content/uploads/2021/04/IMG-20210416-WA0008-300x225.jpg 300w, https://lavarla.com/wp-content/uploads/2021/04/IMG-20210416-WA0008-1024x768.jpg 1024w, https://lavarla.com/wp-content/uploads/2021/04/IMG-20210416-WA0008-768x576.jpg 768w, https://lavarla.com/wp-content/uploads/2021/04/IMG-20210416-WA0008-1536x1152.jpg 1536w, https://lavarla.com/wp-content/uploads/2021/04/IMG-20210416-WA0008-180x135.jpg 180w, https://lavarla.com/wp-content/uploads/2021/04/IMG-20210416-WA0008-400x300.jpg 400w, https://lavarla.com/wp-content/uploads/2021/04/IMG-20210416-WA0008-600x450.jpg 600w, https://lavarla.com/wp-content/uploads/2021/04/IMG-20210416-WA0008-800x600.jpg 800w, https://lavarla.com/wp-content/uploads/2021/04/IMG-20210416-WA0008-1200x900.jpg 1200w" sizes="(max-width: 1600px) 100vw, 1600px" /><figcaption id="caption-attachment-114212" class="wp-caption-text">Kızılırmak Sineması (Kaynak:Twitter/Ankara Apartmanları)</figcaption></figure>
<p style="text-align: justify;">Ankaralı  sinemaseverlerce en çok tercih edilen sinemalardan biri de Kızılay Selanik-2 Caddesinde bulunan Metropol Sineması&#8217;ydı. Caddeden geçenler sinemanın girişindeki  film afişleriyle göz göze geldiklerinde, içeri buyur eden ev sahibini çoğunlukla geri çeviremez ve akıllarında hiç yokken sinemanın büyüsüne kapılıverirlerdi. Ancak bu artık geçmişte kaldı. Çünkü; zamana yenik düşen Ankara sinemaları yazısı yayıma hazırlanırken Metropol Sineması pandemi koşullarına dayanamadı ve perdelerini kapattı. Şu an yerinde TMMOB Makina Mühendisleri Odası Eğitim ve Kültür Merkezi bulunuyor. <span style="font-size: 1.21429rem;">Ankara’da şimdilerde müstakil, bağımsız sinema olarak niteleyebileceğimiz sinemalardan yalnızca Kızılırmak Sineması ve Büyülü Fener Sinemaları kaldı. </span></p>
<figure id="attachment_114213" aria-describedby="caption-attachment-114213" style="width: 2560px" class="wp-caption alignnone"><img loading="lazy" decoding="async" class="wp-image-114213 size-full" src="https://netreklam.net/wp-content/uploads/2021/04/bahcegiris-1-scaled.jpg" alt="" width="2560" height="1440" srcset="https://lavarla.com/wp-content/uploads/2021/04/bahcegiris-1-scaled.jpg 2560w, https://lavarla.com/wp-content/uploads/2021/04/bahcegiris-1-300x169.jpg 300w, https://lavarla.com/wp-content/uploads/2021/04/bahcegiris-1-1024x576.jpg 1024w, https://lavarla.com/wp-content/uploads/2021/04/bahcegiris-1-768x432.jpg 768w, https://lavarla.com/wp-content/uploads/2021/04/bahcegiris-1-1536x864.jpg 1536w, https://lavarla.com/wp-content/uploads/2021/04/bahcegiris-1-2048x1152.jpg 2048w, https://lavarla.com/wp-content/uploads/2021/04/bahcegiris-1-400x225.jpg 400w, https://lavarla.com/wp-content/uploads/2021/04/bahcegiris-1-600x338.jpg 600w, https://lavarla.com/wp-content/uploads/2021/04/bahcegiris-1-800x450.jpg 800w, https://lavarla.com/wp-content/uploads/2021/04/bahcegiris-1-1200x675.jpg 1200w, https://lavarla.com/wp-content/uploads/2021/04/bahcegiris-1-1600x900.jpg 1600w, https://lavarla.com/wp-content/uploads/2021/04/bahcegiris-1-2000x1125.jpg 2000w" sizes="(max-width: 2560px) 100vw, 2560px" /><figcaption id="caption-attachment-114213" class="wp-caption-text">(Kaynak:metropol-sinemas.business.site)</figcaption></figure>
<figure id="attachment_114214" aria-describedby="caption-attachment-114214" style="width: 957px" class="wp-caption alignnone"><img loading="lazy" decoding="async" class="wp-image-114214 size-full" src="https://netreklam.net/wp-content/uploads/2021/04/IMG-20210416-WA0006.jpg" alt="" width="957" height="878" srcset="https://lavarla.com/wp-content/uploads/2021/04/IMG-20210416-WA0006.jpg 957w, https://lavarla.com/wp-content/uploads/2021/04/IMG-20210416-WA0006-300x275.jpg 300w, https://lavarla.com/wp-content/uploads/2021/04/IMG-20210416-WA0006-768x705.jpg 768w, https://lavarla.com/wp-content/uploads/2021/04/IMG-20210416-WA0006-800x734.jpg 800w" sizes="(max-width: 957px) 100vw, 957px" /><figcaption id="caption-attachment-114214" class="wp-caption-text">(Kaynak:metropol-sinemas.business.site)</figcaption></figure>
<p style="text-align: justify;">“Ankara’daki eski sinemalar” derya deniz bir konu. Ama bu konu konuşulduğunda hemen herkesin aklına gelen Kavaklıdere, Talip, Menekşe, Çankaya ve Nergiz Sinemalarının ortak bir özelliği var: Hepsi ‘Sinemalı Apartman’ ve hepsinin mimarı Nejat Tekelioğlu. Mimar Nejat Tekelioğlu ve Ankara’nın belediye başkanlarından biri olan Mimar Vedat Dalokay’ın 1958-1968 yılları arasında mesleki ortaklıkları vardı. Ortaklığın sonrasında Tekelioğlu kendi projelerine ağırlık verdi ve böylece Ankara’nın sinemalı apartmanları ortaya çıktı. Resim ve heykel yapan, edebiyatla ilgilenen ve şiirler yazdığı bilinen Tekelioğlu ve yaptığı karma kullanımlı, sinemalı apartmanları, Ankara’daki sinema yaşantısını uzun yıllar renklendirecekti.</p>
<p style="text-align: justify;">Ankara’nın kültür ve eğlence mekânları olan sinemalar önce Ulus’tan Kızılay yönüne, diğer semtlere sonra da Kavaklıdere’ye doğru kayıyordu. Binanın sahibi olan Nergiz ailesinden dolayı ilk etapta Nergiz adıyla projelendirilen sinema daha sonra <u>Kavaklıdere Sineması</u> olarak adlandırıldı. Kavaklıdere, Tunalı Hilmi Caddesi’ndeki dokuz katlı Başkent Apartmanı’nın zemin katında bulunan Kavaklıdere Sineması 1969 yılında izleyicisiyle buluştu. İki katlı salonu ilerleyen yıllarda bölünerek dört salona dönüştürüldü. Kavaklıdere Sineması uzun yıllar boyunca Ankaralıların birçok anı biriktirmesini sağladı.  Festivallere ev sahipliği yaptı. 1991 yılından sonra sinemanın işletmeciliğini Büyülü Fener Sinemaları’nın da sahibi olan Denk Ajans devraldı. Festivallerin vazgeçilmez durağı Kavaklıdere Sineması, &#8220;gece sineması&#8221; ve &#8220;ilk çocuk cafe&#8221; uygulamaları ile dikkatleri çekti.  Sinema, nitelikli Avrupa ve Türk filmlerini gösterdiği için Avrupa Konseyi&#8217;ne bağlı <a href="https://www.europa-cinemas.org/en/activities/financial-supports/support-for-programming-eurimages" target="_blank" rel="noopener">Eurimages-Europa Cinemas</a> tarafından da desteklendi. Nitelikli sinemanın izlenmesine yaptığı katkılardan ötürü 1999 yılında Ankara Film Festivali’nce verilen Kitle İletişim Ödülünü aldı. Ancak bunlar kapanmasını engelleyemedi ve 2007 yılında Kavaklıdere Sineması da perdelerini kapattı. Geçmişte Kavaklıderem Derneği tarafından yeniden açılmaya çalışılsa da şu an önünden geçenleri sadece tabelasıyla selamlayabiliyor.</p>
<figure id="attachment_114199" aria-describedby="caption-attachment-114199" style="width: 1080px" class="wp-caption alignnone"><img loading="lazy" decoding="async" class="wp-image-114199 size-full" src="https://netreklam.net/wp-content/uploads/2021/04/kavaklidere-70.jpg" alt="" width="1080" height="1080" srcset="https://lavarla.com/wp-content/uploads/2021/04/kavaklidere-70.jpg 1080w, https://lavarla.com/wp-content/uploads/2021/04/kavaklidere-70-300x300.jpg 300w, https://lavarla.com/wp-content/uploads/2021/04/kavaklidere-70-1024x1024.jpg 1024w, https://lavarla.com/wp-content/uploads/2021/04/kavaklidere-70-150x150.jpg 150w, https://lavarla.com/wp-content/uploads/2021/04/kavaklidere-70-768x768.jpg 768w, https://lavarla.com/wp-content/uploads/2021/04/kavaklidere-70-70x70.jpg 70w, https://lavarla.com/wp-content/uploads/2021/04/kavaklidere-70-180x180.jpg 180w, https://lavarla.com/wp-content/uploads/2021/04/kavaklidere-70-400x400.jpg 400w, https://lavarla.com/wp-content/uploads/2021/04/kavaklidere-70-600x600.jpg 600w, https://lavarla.com/wp-content/uploads/2021/04/kavaklidere-70-800x800.jpg 800w" sizes="(max-width: 1080px) 100vw, 1080px" /><figcaption id="caption-attachment-114199" class="wp-caption-text">Kavaklıdere Sineması 70&#8217;li yıllar (Kaynak:Antoloji Ankara)</figcaption></figure>
<figure id="attachment_114188" aria-describedby="caption-attachment-114188" style="width: 2476px" class="wp-caption alignnone"><img loading="lazy" decoding="async" class="wp-image-114188 size-full" style="font-weight: bold; text-align: inherit; font-size: 1.21429rem;" src="https://netreklam.net/wp-content/uploads/2021/04/Foto-27-scaled.jpg" alt="" width="2476" height="2560" srcset="https://lavarla.com/wp-content/uploads/2021/04/Foto-27-scaled.jpg 2476w, https://lavarla.com/wp-content/uploads/2021/04/Foto-27-290x300.jpg 290w, https://lavarla.com/wp-content/uploads/2021/04/Foto-27-990x1024.jpg 990w, https://lavarla.com/wp-content/uploads/2021/04/Foto-27-768x794.jpg 768w, https://lavarla.com/wp-content/uploads/2021/04/Foto-27-1486x1536.jpg 1486w, https://lavarla.com/wp-content/uploads/2021/04/Foto-27-1981x2048.jpg 1981w, https://lavarla.com/wp-content/uploads/2021/04/Foto-27-800x827.jpg 800w" sizes="(max-width: 2476px) 100vw, 2476px" /><figcaption id="caption-attachment-114188" class="wp-caption-text">Kavaklıdere Sineması (Ocak-2020)</figcaption></figure>
<p style="text-align: justify;">Tekelioğlu’nun sinemalı apartmanlarından <u>Talip Sineması</u> da Tunalı Hilmi Caddesi üzerinde yer alıyordu. Apartman, 1969 yılında projelendirilmişti. Dükkânlara ve sinemaya yer kazandırmak için dokuz katlı binanın konut katlarının girişi az alan kaplayacak şekilde düzenlenmişti. Bu düzenleme, sinemalı apartmanların karakteristik özelliğini yansıtıyordu. Apartman girişi ve dükkânların arasından geçilerek bodrum kata iniliyor, oradan da sinemaya giriliyordu. Talip Sineması, üzerinde bulunduğu Tunalı Hilmi Caddesi’ne otuz yıl boyunca Kavaklıdere Sineması ile birlikte değer kattı. Talip Sineması, film gösteriminin yanı sıra tiyatro gösterileri ve birbirinden farklı konserlere de ev sahipliği yaptı. Örneğin, 1993 yılında metal müzik sevenler için İstanbul’da düzenlenen ‘Lanethli Konserler’in Ankara ayağı Talip Sineması’nda yapılmıştı. Konser esnasında gençler arasında kavga çıkmış ve ortam polis müdahalesiyle sakinleştirilmişti. Talip Sineması da zamana yenik düşen sinemalardan oldu. Şu an yerinde otopark bulunsa da yapıldığı zamanki seramik duvar kaplamaları duvarlarda hâlen durmaktadır.</p>
<figure id="attachment_114190" aria-describedby="caption-attachment-114190" style="width: 1440px" class="wp-caption alignnone"><img loading="lazy" decoding="async" class="wp-image-114190 size-full" src="https://netreklam.net/wp-content/uploads/2021/04/talip-sin.kabartma-scaled.jpg" alt="" width="1440" height="2560" srcset="https://lavarla.com/wp-content/uploads/2021/04/talip-sin.kabartma-scaled.jpg 1440w, https://lavarla.com/wp-content/uploads/2021/04/talip-sin.kabartma-169x300.jpg 169w, https://lavarla.com/wp-content/uploads/2021/04/talip-sin.kabartma-576x1024.jpg 576w, https://lavarla.com/wp-content/uploads/2021/04/talip-sin.kabartma-768x1365.jpg 768w, https://lavarla.com/wp-content/uploads/2021/04/talip-sin.kabartma-864x1536.jpg 864w, https://lavarla.com/wp-content/uploads/2021/04/talip-sin.kabartma-1152x2048.jpg 1152w, https://lavarla.com/wp-content/uploads/2021/04/talip-sin.kabartma-800x1422.jpg 800w" sizes="(max-width: 1440px) 100vw, 1440px" /><figcaption id="caption-attachment-114190" class="wp-caption-text">Talip Sineması duvar kaplamaları (Şubat-2021) | Seramik Sanatçısı Özgür Ceren Can&#8217;a duvar kaplamalarının tanımlanmasında verdiği danışmanlıktan ötürü teşekkür ederiz.</figcaption></figure>
<p style="text-align: justify;">Şili Meydanı’ndaki Çankaya Sineması ve Menekşe Sokak’taki Nergiz ve Menekşe Sinemaları, Mimar Nejat Tekelioğlu’nun sinemalı apartman konseptine diğer örneklerdi. <u>Çankaya Sineması</u>, 1967 yılında Mehmet ve Refik Erdoğan kardeşler tarafından açıldı. Açılışına ikinci Cumhurbaşkanı İsmet İnönü de katıldı. 850 kişilik koltuk kapasitesiyle film gösteriminin yanı sıra tiyatro oyunlarına da kucak açtı. Devekuşu Kabare, Kent Oyuncuları ve Haldun Dormen bu sahnede tiyatroseverlerle buluştu. Sinema; balkon katı ve geniş fuayesi ile 1500 metrekarelik alanda 1987 yılına kadar faaliyet gösterdi. Sinema, kiraya verildikten sonra yıllar içinde disko, restoran, ardından da Çakıl Gazinosu olarak kullanıldı. Geçtiğimiz yıl ise sevindirici bir gelişme oldu. Mekân, “Çankaya Sahne” adıyla kültür sanat hayatına geri dönerek 4 Ekim 2019’da <em>Sokrates’in Son Gecesi</em> adlı oyunla açılış yaptı. Çankaya Sahne’nin Genel Sanat Yönetmeni Mehmet Atay’ın sözleri çok anlamlı: “Birçoğunuzun hafızalarında farklı anları yeniden hatırlatan bir mekân burası. Birkaç kuşak, farklı sesler, farklı görseller ve heyecanlar yaşadı burada. Bu mekânı bir sinema olarak yaratanlar ülkemizin yaşadığı krizlerin sanata da yansımasıyla hayallerinde bir süreklilik yaşayamadılar belki ama bin bir özenle inşa ettikleri mekânın duvarlarına, merdivenlerine sinmiş sözlerin, müzik eserlerinin, film karelerinin hafızalarda hep taze kalmasını istediklerinden olacak yine bir sanat merkezi olarak hayatına devam etmesine zemin hazırladılar. Yıllar sonra, Ankara’nın neredeyse adıyla birlikte anılacak bu kült mekânını, sanatsal bir enerjiyle buluşturmaktan gurur duyuyoruz. Yalnız yola çıktık ama bizi yalnız bırakmayacağınızdan eminiz.”</p>
<figure id="attachment_114191" aria-describedby="caption-attachment-114191" style="width: 1308px" class="wp-caption alignnone"><img loading="lazy" decoding="async" class="wp-image-114191 size-full" src="https://netreklam.net/wp-content/uploads/2021/04/Foto-28.jpeg" alt="" width="1308" height="798" srcset="https://lavarla.com/wp-content/uploads/2021/04/Foto-28.jpeg 1308w, https://lavarla.com/wp-content/uploads/2021/04/Foto-28-300x183.jpeg 300w, https://lavarla.com/wp-content/uploads/2021/04/Foto-28-1024x625.jpeg 1024w, https://lavarla.com/wp-content/uploads/2021/04/Foto-28-768x469.jpeg 768w, https://lavarla.com/wp-content/uploads/2021/04/Foto-28-800x488.jpeg 800w" sizes="(max-width: 1308px) 100vw, 1308px" /><figcaption id="caption-attachment-114191" class="wp-caption-text">Çankaya Sineması (Kaynak:www.ayrancım.org.tr)</figcaption></figure>
<p style="text-align: justify;"><u>Nergiz Sineması</u>, Menekşe-1 Sokak’ta 1967 yılında yapılan Nergiz Apartmanı’nda bulunuyordu. Yetmişli yıllarda Nergiz Sineması’nda genellikle aile ve macera filmleri gösteriliyordu. Doksanlı yılların başında, filmi sandalyeden izleme rahatsızlığına rağmen <em>Rambo-3 </em>filminin upuzun kuyruğu görülmeye değerdi. Sinema, film gösteriminin yanı sıra Devekuşu Kabare gibi tiyatro ve diğer kültür sanat etkinliklerine de sahnesini açıyordu. Ancak yıllar içinde sinemaya olan ilginin azalmasıyla birlikte fazla tutunamadı. Cep sineması ekolünden olan bu sinema son dönemlerinde sadece erotik film göstermeye başladı ve sonrasında kapandı.</p>
<figure id="attachment_114193" aria-describedby="caption-attachment-114193" style="width: 599px" class="wp-caption aligncenter"><img loading="lazy" decoding="async" class="wp-image-114193 size-full" src="https://netreklam.net/wp-content/uploads/2021/04/Foto-30.jpeg" alt="" width="599" height="862" srcset="https://lavarla.com/wp-content/uploads/2021/04/Foto-30.jpeg 599w, https://lavarla.com/wp-content/uploads/2021/04/Foto-30-208x300.jpeg 208w" sizes="(max-width: 599px) 100vw, 599px" /><figcaption id="caption-attachment-114193" class="wp-caption-text">Nergiz Sineması önünde E.T. kuyruğu-1984 (Kaynak: Antoloji Ankara)</figcaption></figure>
<p style="text-align: justify;">Mimari Projesi 1966 yılında Nejat Tekelioğlu ve Özdemir Çakıner tarafından hazırlanan <u>Menekşe Sineması<strong>, </strong></u>Nergiz Sineması’nın biraz aşağısında, Modern Çarşı’ya yakın bir yerde, Orkide Apartmanı içinde bulunuyordu. Menekşe Sineması 90’lı yılların sonlarına kadar önemli bir sinemaydı. Burada da duygular ve sinema bir arada yaşardı. Vurdulu kırdılı bir filmin son sahnesinde başkahraman biraz dayak yiyip ardından büyük bir geri dönüşle kalkarak rakibine ilk tekmesini attığında, tüm salon Meksika dalgasını andıran bir coşkuyla ”İşte bu” diyerek coşuyordu. Yönetmenliğini John Carpenter’in yaptığı <em>Big Trouble İn Little China</em> (<em>Küçük Çin’de Büyük Bela</em>) filmine girip o fantastik filmin büyüsüne kapılan, film bitiminde büyüklerinin elinden tutup Sümer Sokak’taki Konya Mutlu Kebap’ta karnını doyuran çocuklar şu an kırklı yaşlarındalar. Menekşe Sineması, kapandıktan sonra ilerleyen yıllarda özel tiyatrolarca kullanılan bir sanat merkezine dönüştü.</p>
<figure id="attachment_114192" aria-describedby="caption-attachment-114192" style="width: 568px" class="wp-caption aligncenter"><img loading="lazy" decoding="async" class="wp-image-114192 size-full" src="https://netreklam.net/wp-content/uploads/2021/04/Foto-29.jpg" alt="" width="568" height="960" srcset="https://lavarla.com/wp-content/uploads/2021/04/Foto-29.jpg 568w, https://lavarla.com/wp-content/uploads/2021/04/Foto-29-178x300.jpg 178w" sizes="(max-width: 568px) 100vw, 568px" /><figcaption id="caption-attachment-114192" class="wp-caption-text">Kavaklıdere ve Nergiz Sinemalarında &#8220;Love Story&#8221; filmi gösterimde-1970 (Kaynak: yeşilçam sineması/twitter)</figcaption></figure>
<p style="text-align: justify;">Dr.Öğr.Üyesi Umut Şumnu&#8217;nun makalesinde yer verdiği üzere; ”Ankara’da Mimar Nejat Tekelioğlu tarafından projelendirilen sinemalı apartmanlar önemli sivil mimarlık örneklerindendir. Hepsi kent belleğimizin önemli unsurlarıdır. Bu apartmanlar gerek alt katlarında bulunan mağaza ve sinema mekânları, gerek apartman bloğundaki daireleri, gerek bu dairelerin yapıldığı yılların konut politikası hakkında bilgi vermeleri, gerekse bütün bu mekânlardaki özgün tasarım yaklaşımları ve mimari detayları bakımından sahip çıkılması ve korunması gereken birer mimari mirastır.”</p>
<p style="text-align: justify;">Ankara’nın sineması olan apartmanlarından bir başkası; Karınca Apartmanı ve <u>Karınca Sineması</u> <span style="font-size: 19.4286px;">Esat Caddesi 70 numarada bulunuyordu. </span><span style="font-size: 1.21429rem;">Karınca Apartmanı, Mimar Fehmi Doğan ve Mimar Mehmet Ünal tarafından tasarlandı. Mimari proje 1967’de onaylandı ve yapı 1969 yılında tamamlandı. 1977 yılındaki bir tadilatla sinema kullanımı ihtiyaca göre değiştirildi. Sinema girişi Esat Caddesi’nden, yapının orta kesiminden alınır ve giriş holü ile fuayeye bağlanırdı. Sinema salonunun balkon kısmına giriş fuayedendi. Fuayeden salona bir merdivenle ulaşılırdı. Salonun bulunduğu bodrum katta oluşturulan yeni bir fuayede iki uçta yer alan merdivenler yapının iki ucunda yer alan sinema çıkışlarına yönlenirdi. Bu tek salonlu, yüksek tavanlı, kırmızı kadife perdeli sinema da kapandı. Karınca Pasajı ise hayatına devam ediyor. Esat Caddesi’nde </span><u style="font-size: 1.21429rem;">Dilek Sineması</u><span style="font-size: 1.21429rem;"> ve </span><u style="font-size: 1.21429rem;">Ferah Açıkhava Sineması</u><span style="font-size: 1.21429rem;">’nın da bulunduğu biliniyor fakat onlar da günümüze ulaşamadılar.</span></p>
<p style="text-align: justify;">Eskiden sinemalarda filmlerin bazı yükseliş sahneleri ya da memnun ediciyse sonu da tüm salonca alkışlanırdı. Film ekibinin bundan haberi olmasa da izlenilenden duyulan memnuniyet alkışla belli edilirdi. Teknik problem olunca ‘Hoop Makiniiiissst’ bağırışları duyulurdu. Orada dışarıdan bağımsız, izlenilenin büyülü dünyasına yakın bir hal olurdu. Artık çoğunlukla zaman geçirmek için girilen sinema salonlarının aksine daha bir özenle, tam saatinde gidilip, kimseyi rahatsız etmeden saygılı ve sessizce film izleme kültürü yaygındı.</p>
<figure id="attachment_114196" aria-describedby="caption-attachment-114196" style="width: 680px" class="wp-caption aligncenter"><img loading="lazy" decoding="async" class="wp-image-114196 size-full" src="https://netreklam.net/wp-content/uploads/2021/04/Foto-31b.jpg" alt="" width="680" height="587" srcset="https://lavarla.com/wp-content/uploads/2021/04/Foto-31b.jpg 680w, https://lavarla.com/wp-content/uploads/2021/04/Foto-31b-300x259.jpg 300w" sizes="(max-width: 680px) 100vw, 680px" /><figcaption id="caption-attachment-114196" class="wp-caption-text">(Kaynak: yavuziscen.blogspot.com)</figcaption></figure>
<figure id="attachment_114197" aria-describedby="caption-attachment-114197" style="width: 768px" class="wp-caption aligncenter"><img loading="lazy" decoding="async" class="wp-image-114197 size-full" src="https://netreklam.net/wp-content/uploads/2021/04/Foto-31c-Çankaya-Sin.-Milliyet-12-Ekim-1970-.jpg" alt="" width="768" height="665" srcset="https://lavarla.com/wp-content/uploads/2021/04/Foto-31c-Çankaya-Sin.-Milliyet-12-Ekim-1970-.jpg 768w, https://lavarla.com/wp-content/uploads/2021/04/Foto-31c-Çankaya-Sin.-Milliyet-12-Ekim-1970--300x260.jpg 300w" sizes="(max-width: 768px) 100vw, 768px" /><figcaption id="caption-attachment-114197" class="wp-caption-text">Çankaya Sineması Milliyet Gazetesi-12 Ekim 1970 (Kaynak: www.ayrancim.org.tr)</figcaption></figure>
<figure id="attachment_114210" aria-describedby="caption-attachment-114210" style="width: 783px" class="wp-caption aligncenter"><img loading="lazy" decoding="async" class="wp-image-114210 size-full" src="https://netreklam.net/wp-content/uploads/2021/04/51633359_10157354635481435_3563915543838720000_n.jpg" alt="" width="783" height="960" srcset="https://lavarla.com/wp-content/uploads/2021/04/51633359_10157354635481435_3563915543838720000_n.jpg 783w, https://lavarla.com/wp-content/uploads/2021/04/51633359_10157354635481435_3563915543838720000_n-245x300.jpg 245w, https://lavarla.com/wp-content/uploads/2021/04/51633359_10157354635481435_3563915543838720000_n-768x942.jpg 768w" sizes="(max-width: 783px) 100vw, 783px" /><figcaption id="caption-attachment-114210" class="wp-caption-text">(Kaynak: Ankara Cımbızcısı)</figcaption></figure>
<p>Yazının önceki bölümü: <a href="https://netreklam.net/zamana-yenik-dusen-ankara-sinemalari-%e2%85%b2-bahcelievler-ve-yenimahalle/" target="_blank" rel="noopener">Zamana Yenik Düşen Ankara Sinemaları III: Bahçelievler ve Yenimahalle</a></p>
<p>Zamana Yenik Düşen Ankara Sinemaları yazı dizisi kapak illüstrasyonunu hazırlayan: <a href="https://instagram.com/rigitit?igshid=1mtxn6296sw8w" target="_blank" rel="noopener">Rüya İğit</a></p>
<p>*Kaynakçaya serinin son yazısından erişebilirsiniz.</p>
<p><a href="https://lavarla.com/zamana-yenik-dusen-ankara-sinemalari-iv-mustakil-ve-sinemali-apartmanlar-donemi/">&lt;span class=&quot;reading-mode-buttons&quot;&gt;&lt;/span&gt;Zamana Yenik Düşen Ankara Sinemaları IV: Müstakil ve Sinemalı Apartmanlar Dönemi&lt;span class=&quot;reading-mode-buttons&quot;&gt;&lt;/span&gt;</a> yazısı ilk önce <a href="https://lavarla.com">Lavarla - Kültür-Sanat ve Kent Yaşamı</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://lavarla.com/zamana-yenik-dusen-ankara-sinemalari-iv-mustakil-ve-sinemali-apartmanlar-donemi/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Zamana Yenik Düşen Ankara Sinemaları Ⅲ: Bahçelievler ve Yenimahalle</title>
		<link>https://lavarla.com/zamana-yenik-dusen-ankara-sinemalari-%e2%85%b2-bahcelievler-ve-yenimahalle/</link>
					<comments>https://lavarla.com/zamana-yenik-dusen-ankara-sinemalari-%e2%85%b2-bahcelievler-ve-yenimahalle/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Çiğdem Kaya Çayır]]></dc:creator>
		<pubDate>Sat, 03 Apr 2021 14:57:20 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Hafıza]]></category>
		<category><![CDATA[Kent]]></category>
		<category><![CDATA[Ankara'nın Eski Sinemaları]]></category>
		<category><![CDATA[Ankara'nın Sinema Tarihi]]></category>
		<category><![CDATA[Renkli Sinema]]></category>
		<category><![CDATA[Yenimahalle Sinemaları]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.lavarla.com/?p=114120</guid>

					<description><![CDATA[<p><span class="reading-mode-buttons"></span>Bahçelievler ve Yenimahalle’de Birbiri Ardına Sinemalar Açılıyor Nüfusun artmasıyla birlikte yeni yerleşim alanları oluşturuluyordu. Ankara’nın Bahçelievler semtindeki ilk yapılaşmalar 1929-1939 yılları arasını kapsayan ve “Jansen Planı” olarak bilinen mimari plana göre başlatıldı. Kurulan Bahçelievler Yapı Kooperatifi, semte bugün de kullandığımız ismin verilmesini sağladı. Jansen, yabancı bir mimar/şehir plancısı olarak planına, bulunduğu kültürün özelliklerini de yansıtmaya [&#8230;]</p>
<p><a href="https://lavarla.com/zamana-yenik-dusen-ankara-sinemalari-%e2%85%b2-bahcelievler-ve-yenimahalle/">&lt;span class=&quot;reading-mode-buttons&quot;&gt;&lt;/span&gt;Zamana Yenik Düşen Ankara Sinemaları Ⅲ: Bahçelievler ve Yenimahalle&lt;span class=&quot;reading-mode-buttons&quot;&gt;&lt;/span&gt;</a> yazısı ilk önce <a href="https://lavarla.com">Lavarla - Kültür-Sanat ve Kent Yaşamı</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<h2>Bahçelievler ve Yenimahalle’de Birbiri Ardına Sinemalar Açılıyor</h2>
<p style="text-align: justify;">Nüfusun artmasıyla birlikte yeni yerleşim alanları oluşturuluyordu. Ankara’nın Bahçelievler semtindeki ilk yapılaşmalar 1929-1939 yılları arasını kapsayan ve “<a href="https://netreklam.net/jansen-plani-uzerinden-bugunku-ankaraya-bakmak/" target="_blank" rel="noopener">Jansen Planı</a>” olarak bilinen mimari plana göre başlatıldı. Kurulan Bahçelievler Yapı Kooperatifi, semte bugün de kullandığımız ismin verilmesini sağladı. Jansen, yabancı bir mimar/şehir plancısı olarak planına, bulunduğu kültürün özelliklerini de yansıtmaya çalıştı. Sosyal faktörleri de göz önüne alarak evin sınırlarına temkinli yaklaştı. Mahremiyete özen gösterilerek yapılan geniş bahçeli evlerden günümüze sayılı örnekler ulaşabildi. Bugünkü Bahçelievler’in küçük bir bölümünü oluşturan bölge, haritaya baktığınızda artık çok da fark edilemeyecek duruma geldi. Çünkü semt, yapılan değişikliklerin yanı sıra şimdiki haliyle, ilk planlandığı ve yapıldığı dönemin altı katı büyüklüğüne ulaştı. Bahçelievler semtinde yerleşmelerin artmasıyla birbiri ardına sinemalar açılmaya başlandı.</p>
<p style="text-align: justify;">Yavuz İşcen&#8217;in, Ankara&#8217;nın eski sinemalarıyla ilgili olarak kaleme aldığı makalelerinde, Bahçelievler semtindeki eski sinemalara dair bu yazımızda sıkça yer vereceğimiz oldukça güzel bilgiler var. Bu bilgilere göre; 1940’lı yıllarda Bahçelievler 3. Cadde’de eskiden Bahçelievler Polis Karakolu’nun bulunduğu yerin hemen karşısında <u>Zevkli Sinema</u> vardı. Hemen yanında da Tenis Kulübü Binası ve tenis kortları. Bu tenis kortlarında mahalle gençlerinin Amerikalılarla maçlar yaptığı, tenis hocası Fuat Ambar’ın oğlu Beyazıt Ambar’ın babasının zoruyla tenis oynarken sonunda Türkiye şampiyonu olduğu biliniyor. Kulüp kapandıktan sonra bir süre “Bahçeli Gençlik Futbol Takımı Lokali”, ardından da kapandığı yıla kadar langırt salonu olarak kullanıldı. Zevkli Sinema’ya dönecek olursak, burası yazlık sinema olarak yapılmıştı. İklimin henüz bu denli farklılaşmadığı o yıllarda, Ankara ayazının fazlaca şiddetli olduğunu düşünürsek bu fikir işletme mantığı için pek de cazip değildi. Açık hava sinemaları Ankara’da yalnızca iki ay kadar izleyici çekebiliyordu. Zevkli Sinema buna rağmen uzun süre varlığını devam ettirdi. Akasya ağaçlarının altında, bir tarafta tenis kortları, mahallenin gençleri ve spor tutkunları için spor alanları, diğer tarafta her yaştan izleyicisiyle açık hava sinemasında film keyfi… Zevkli Sinema yetmişli yılların sonlarında kapandı. Tenis kortlarının bulunduğu yere Emekli Sandığı binası, Zevkli Sinema’nın bulunduğu yere ise Migros Alışveriş Merkezi yapıldı.</p>
<p style="text-align: justify;">1950’li yıllarda Bahçelievler 7.Cadde ile 29.Sokak’ın kesiştiği köşede <u>Gümüş Sineması</u> olarak bilinen ve terasında açık hava sineması olarak hizmet veren bir binadan daha bahsediliyor. Eskiden bu apartmanın altında Işık Kitabevi ve Gümüş Pastanesi olarak bilinen iş yerleri varmış. İsim benzerliğinden dolayı sahiplerinin aynı olduğu tahmin ediliyor. Bahçelievler’in ilk sinemalarından olan Gümüş Sineması’nın ilerleyen yıllara ait kaydı bulunamadığından pek uzun ömürlü olmadığı düşünülüyor. Günümüzde bu apartmanın alt katında dükkânlar ve balıkçılar var.</p>
<p style="text-align: justify;">Bahçelievler 3.Cadde’de karakolun hemen arkasında bulunan semtin en eski kapalı sineması, <u>Renkli Sinema</u> 1957’de açıldı. Mimari projesi ile ilgili olarak Yüksek Mimar Naki Tınay ve Mimar Vedat Özsan&#8217;ın isimleri geçer. Tınay’ın Mebus Evleri ve Bahçelievler’de birçok iki katlı evin mimarı olduğu biliniyor. Salonun yan cephelerine çıkıntılı olarak yaptığı çiçeklik pencereleri, günümüzde pek örneği kalmayan bu evlerin karakteristik özelliklerinden sayılıyor. Renkli Sinema’nın sahibi ise; yurt dışında şehircilik üzerine yüksek lisans yapan, Ankara Çubuk Barajı projesinin de sahibi Tarık H. Koyutürk’tü. Bahçelievler’de Jansen Planı uyarınca yapılan iki katlı evlerden birinde oturuyordu. 1957 yılında yayımlanan <em>Hayat</em> dergisinin bir sayısında, iki kuğu deseninin süslediği kadife perdesinin 11 metre ve 9 hoparlörden oluşan ses sisteminin ise 1000 voltluk kapasiteye sahip olduğu belirtilmiş. Film öncesi ya da sonrası sosyalleşme hareketlerinin benzerine burada da rastlıyoruz. Sinemanın karşısındaki Figaro Pastanesi, film öncesi ve sonrası özellikle sinemaya yakın olan Cumhuriyet Lisesi öğrencilerinin uğrak yeriydi. Ankara’nın en modern sinemalarından biri olan Renkli Sinema, Koyutürk sahipliğinde 1966 yılına kadar varlığını sürdürdü. Başından yangın geçen ve onarılmayan bina bir süre sonra yıkıldı. Şu an yerinde Bahçelievler Telekom Binası bulunuyor.</p>
<figure id="attachment_114135" aria-describedby="caption-attachment-114135" style="width: 656px" class="wp-caption alignnone"><img loading="lazy" decoding="async" class="wp-image-114135 size-full" src="https://netreklam.net/wp-content/uploads/2021/04/Foto-15.jpeg" alt="" width="656" height="458" srcset="https://lavarla.com/wp-content/uploads/2021/04/Foto-15.jpeg 656w, https://lavarla.com/wp-content/uploads/2021/04/Foto-15-300x209.jpeg 300w" sizes="(max-width: 656px) 100vw, 656px" /><figcaption id="caption-attachment-114135" class="wp-caption-text">Renkli Sinema-1957 (Kaynak: Antoloji Ankara)</figcaption></figure>
<figure id="attachment_114136" aria-describedby="caption-attachment-114136" style="width: 982px" class="wp-caption alignnone"><img loading="lazy" decoding="async" class="wp-image-114136 size-full" src="https://netreklam.net/wp-content/uploads/2021/04/Foto-16.jpg" alt="" width="982" height="529" srcset="https://lavarla.com/wp-content/uploads/2021/04/Foto-16.jpg 982w, https://lavarla.com/wp-content/uploads/2021/04/Foto-16-300x162.jpg 300w, https://lavarla.com/wp-content/uploads/2021/04/Foto-16-768x414.jpg 768w, https://lavarla.com/wp-content/uploads/2021/04/Foto-16-800x431.jpg 800w" sizes="(max-width: 982px) 100vw, 982px" /><figcaption id="caption-attachment-114136" class="wp-caption-text">Renkli Sinema-1957 (Kaynak: www.yavuzişcen.blogspot.com)</figcaption></figure>
<p style="text-align: justify;">Bahçelievler’de yer alan sinemalardan belki de en önemlisi ve en çok hatırlananı <u>Arı Sineması<strong>’</strong></u>ydı. Milli Kütüphane’nin karşısında, Bahçelievler Son Durak No 169’da bulunan Arı Sineması 1969 yılında açıldı. Sinema, açılışını <em>La bataille de San Sebastian </em>(<em>San Sebastian’ın Topları</em>) filmiyle yapmıştı. Ulus’taki sinemalarda olduğu gibi burada da filmler dublajsız ve altyazılı olarak gösteriliyordu. Yine, diğer çoğu Ankara sinemasında olduğu gibi Arı Sineması da başka konser ve etkinliklere ev sahipliği yaptı. 1760 koltuklu Arı Sineması’nın mimari projesini Rahmi Bediz ve Demirtaş Kamçıl yaptılar. Sinema; balkon, kulüp ve salon olmak üzere üç kattan oluşuyordu. Duvarları süsleyen seramik panolar Prof. Dr. Hamiye Çolakoğlu ve seramik sanatçısı Cemil Eren’in eserleriydi. Arı Sineması’nın hemen solunda sinema-pastane yakın ilişkisine başka bir örnek olarak Arılar Pastanesi yer alıyordu. Oturma koltuklarının olduğu bölümlere “tekler” ve “çiftler” yazan iki farklı kapıdan giriliyordu. Bekârlar ile evli veya sevgililer diye yorumlar yüklenen bu durum ilerleyen yıllarda başka sinema salonlarında da konu edilmeye devam edecekti.</p>
<figure id="attachment_114137" aria-describedby="caption-attachment-114137" style="width: 607px" class="wp-caption alignnone"><img loading="lazy" decoding="async" class="wp-image-114137 size-full" src="https://netreklam.net/wp-content/uploads/2021/04/Foto-17.jpg" alt="" width="607" height="933" srcset="https://lavarla.com/wp-content/uploads/2021/04/Foto-17.jpg 607w, https://lavarla.com/wp-content/uploads/2021/04/Foto-17-195x300.jpg 195w" sizes="(max-width: 607px) 100vw, 607px" /><figcaption id="caption-attachment-114137" class="wp-caption-text">Arı Sineması&#8217;nın açılış filmi afişi-(Kaynak:Yavuz İşcen)</figcaption></figure>
<p style="text-align: justify;">Film başlamadan önce toplam üç kez çalan gongun ikinci çalışından sonra ortam kararmaya başlar ve son yerleşmeler de tamamlanırdı. Tavana doğru bir bakış atıldığında bal peteği şeklinde dizayn edilmiş dikkat çekici aydınlatma sistemi görülürdü. Arı Sineması, o dönem Avrupa’daki diğer sinemalarla yarışacak özelliklere ve görkeme sahipti. Bu durum yurt dışında da fark edilmiş olacak ki, Arı Sineması, ünlü İtalyan yönetmen Vittorio De Sica’nın yönetmenliğini yaptığı, Sophia Loren ve Richard Burton’un başrollerini paylaştığı <em>Le Voyage</em> (<em>Yolculuk</em>) filminin 1974 yılındaki dünya galasına ev sahipliği yaptı. “Tek kanallı televizyonda herkes Dr. Richard Kimble rolünü canlandıran David Janssen’in <em>Kaçak</em> dizisini mi izlesek Sophia Loren’i mi görsek ikilemindeydi. Yine de ‘Kaçak kaçmıyor ya’ avunmaları eşliğinde sinemanın önünde büyük kalabalık vardı.” Bu önemli galada Zeki Müren, Ayla Algan ve Müjdat Gezen gibi ünlü sanatçılar da Sophia Loren’le birlikte en ön sıralardan filmi izlemişlerdi.  O günleri yaşayan Yavuz İşcen anlatıyor: “Aradan bir yıl kadar geçmişti. Sydney Pollack’ın yönetmenliğini yaptığı, Robert Redford ile Faye Dunaway’in başrollerde oynadığı ‘Three Days Of The Condor’ (Akbabanın Üç Günü) adlı filme gitmiştim. 1760 koltuk kapasiteli Arı Sineması’nda bilet bitmişti. Gişe görevlisi ‘Sadece Birinci’de yer var’ demişti. Ben de bileti alıp almamakta kararsız kalmıştım. Çünkü bu ön koltuklar sinemanın en ucuz koltuklarıydı. Daha sonraki matinede şansımı denemeyi düşünürken görevli beni ikna edebilmek için ‘Kardeşim, Sophia Loren bile kendi filmini birinciden izledi,’ demişti.”</p>
<figure id="attachment_114138" aria-describedby="caption-attachment-114138" style="width: 615px" class="wp-caption alignnone"><img loading="lazy" decoding="async" class="wp-image-114138 size-full" src="https://netreklam.net/wp-content/uploads/2021/04/zkimrn.jpg" alt="" width="615" height="397" srcset="https://lavarla.com/wp-content/uploads/2021/04/zkimrn.jpg 615w, https://lavarla.com/wp-content/uploads/2021/04/zkimrn-300x194.jpg 300w" sizes="(max-width: 615px) 100vw, 615px" /><figcaption id="caption-attachment-114138" class="wp-caption-text">Sophia Loren adına verilen resepsiyonda Ankara Senatörü Hıfzı Oğuz Bekata, Zeki Müren ve Tiyatro sanatçıları Ayla Algan ile Ayten Gökçer. (Kaynak:www.pusulahaber.com.tr)</figcaption></figure>
<p style="text-align: justify;">Belleklerde önemli yere sahip Arı Sineması 1985 yılına kadar varlığını sinema olarak devam ettirdi. 1985 yılında TRT tarafından 49 yıllığına kiralanarak ve mimari özellikleri de korunarak Arı Stüdyosu’na dönüştürüldü. Sinema kapandıktan sonra Arılar Pastanesi 7. Cadde’ye taşındı. Pastanenin yerinde günümüzde Tarım Kredi Kooperatifleri Yardımlaşma Birliği Merkezi bulunuyor.</p>
<figure id="attachment_114139" aria-describedby="caption-attachment-114139" style="width: 677px" class="wp-caption alignnone"><img loading="lazy" decoding="async" class="wp-image-114139 size-full" src="https://netreklam.net/wp-content/uploads/2021/04/Foto-19.jpg" alt="" width="677" height="507" srcset="https://lavarla.com/wp-content/uploads/2021/04/Foto-19.jpg 677w, https://lavarla.com/wp-content/uploads/2021/04/Foto-19-300x225.jpg 300w, https://lavarla.com/wp-content/uploads/2021/04/Foto-19-180x135.jpg 180w, https://lavarla.com/wp-content/uploads/2021/04/Foto-19-400x300.jpg 400w, https://lavarla.com/wp-content/uploads/2021/04/Foto-19-600x450.jpg 600w" sizes="(max-width: 677px) 100vw, 677px" /><figcaption id="caption-attachment-114139" class="wp-caption-text">Arı Sinemasının yerine açılan Arı Stüdyosu (Kaynak: Yavuz İşcen)</figcaption></figure>
<p style="text-align: justify;">Bahçelievler’de bulunduğunu bildiğimiz son sinema ise; <u>Bahçelievler Dedeman Sineması. </u>Dedeman Sinemaları “Akay Dedeman” ve “Bahçelievler Dedeman” olarak biliniyordu. 1971 yılında açıldılar. <u>Akay Dedeman</u> Sineması, Akay Caddesi’nde bulunuyordu. Film gösterimleri dışında konser etkinlikleri de düzenleniyordu. Akay Dedeman Sineması yetmişli yılların sonlarında kapandı. Yeri, gazino ve bar olarak kullanıldıktan sonra hastane binasına dönüştürüldü.</p>
<p style="text-align: justify;">Bahçelievler Dedeman Sineması ise; Bahçelievler 3. Cadde’de bulunuyordu. 1400 kişilik olan sinema aynı semtteki Arı Sineması&#8217;na rağmen varlığını devam ettirebildi. Yetmişli yılların ortalarında kapanan Bahçelievler Dedeman Sineması binası bir süreliğine siyasi partilerden birine bağlı olarak kültür merkezi şeklinde kullanıldı. Daha sonraki yıllarda yenilenerek Bahçelievler On Sineması’na dönüştürüldü. <u>Bahçelievler On Sineması</u>, Tüze Grup’a bağlı olarak 2000’li yılların başlarında işletilmeye başlandı. Alt katında kafe, bowling salonu ve oyun alanları vardı. Salonda son sinema teknolojisi kullanılmıştı ve konforlu koltuklarıyla yeni çekim merkeziydi. Tüze Grup 2007 yılında Avşar Film ile ortak oldu. Ancak geçirdiği ekonomik kriz sonrası 2008 yılında sinema sektöründen çekildi. Bahçelievler Tüze On Sineması da aynı yıl kapandı. Günümüzde yerinde Milyon Performance Hall bulunmaktadır.</p>
<figure id="attachment_114140" aria-describedby="caption-attachment-114140" style="width: 805px" class="wp-caption alignnone"><img loading="lazy" decoding="async" class="wp-image-114140 size-full" src="https://netreklam.net/wp-content/uploads/2021/04/Foto-20.jpg" alt="" width="805" height="494" /><figcaption id="caption-attachment-114140" class="wp-caption-text">Bahçelievler Dedeman Sineması&#8217;nın yerine açılan Bahçelievler On Sineması (Kaynak:emekbahceli.blogspot.com/)</figcaption></figure>
<p style="text-align: justify;">Ankara’daki ilk çocuk sineması ise 1951 yılında faaliyete geçti. Küçük Tiyatro’da her cumartesi üç seans olarak hizmet verdi. Perdesinde kısa belgeseller, müzik klipleri ve <em>Mickey Mouse</em> filmleri gösterildi. Daha büyük çocuklar kendi yaşlarına hitap eden filmler dışında bazen aileleriyle bazen de arkadaşlarıyla birlikte kaçarak sinemalara, aşk, macera ve kovboy filmlerine gidiyorlardı. Çocuklar ve gençler özellikle kovboy ve gangster filmlerinin olası zararlarının çok farkında olmasa da, bu filmlerin türlü olumsuz etkileri üzerine o dönemler çok tartışılmış ve çözümler aranmıştı. Muzaffer Tekel bu konudan şu şekilde söz ediyordu: “ABD’nin emperyal kültürü ile zavallı Kızılderililere düşman olmanın utancını o yıllar bilemiyorduk henüz”. Seyirci olmak dışında sinemalarda çalışan çocuk işçiler de vardı. İlerleyen yıllarda Türkiye’nin önde gelen gazetecilerinden olacak olan Cüneyt Arcayürek, İkinci Dünya Savaşı sonrasında ailesine maddi anlamda destek olmak için Halk Sineması’nda ışıkçı olarak çalıştığını, abisinin ise aynı sinemanın kapısında bilet kestiğini anlatmaktaydı. Bobin taşımacılığından sinema makinistliğine kadar pek çok işte çalışan çocuklar böylece sinemanın arka planını da tanıyordu. Sinema, toplumun her yaştan kesimi için, her açıdan çok önemliydi.</p>
<h2>Yenimahalle&#8217;deki Sinemalara Bakış</h2>
<p style="text-align: justify;">Eski semt sinemalarından bahsediyorken Yenimahalle’ye uğramadan geçmeyelim. Özellikle 60’lı yıllarda bu semtte birçok sinemanın olduğunu biliyoruz. Yenimahalle 8. Durakta <u>Yılmaz Açıkhava Sineması</u> bulunuyordu. Yeni film bulma sıkıntısı nedeniyle genelde kıştan kalan filmler gösterilirdi. Ama halkın ilgisi yine de yoğundu. 5. Cadde’de <u>Alemdar Sineması</u> vardı. Binanın alt katı kapalı sinema salonu, orta katı düğün salonu ve terası da yazlık sinema olarak kullanılıyordu. Alemdar Sineması’nda genellikle yabancı filmler oynatılıyordu. Sonraları bu bina Alemdar İş Merkezi, sinema ise düğün salonu olarak kullanılacaktı.</p>
<p style="text-align: justify;">Serdar Sokak’ta <u>Seyran Sineması</u> vardı. Seyran Sineması’nda da genellikle yerli filmler gösterilirdi. Mahalleli yazları, ellerinde çekirdekleri ve leblebili gazozlarıyla açık hava sinemalarının tahta sandalyeli samimi atmosferinde, kışları ise kapalı sinema salonlarının kadife koltuklarında başka âlemlere dalardı. Yenimahalle’de o yıllarda <u>Güneş Sineması</u> ve <u>Akın Sineması</u>’nın da bulunduğunu da biliyoruz. Ancak ne yazık ki hepsi zamana yenik düştü.</p>
<figure id="attachment_114141" aria-describedby="caption-attachment-114141" style="width: 1416px" class="wp-caption alignnone"><img loading="lazy" decoding="async" class="wp-image-114141 size-full" src="https://netreklam.net/wp-content/uploads/2021/04/Foto-21.jpg" alt="" width="1416" height="960" /><figcaption id="caption-attachment-114141" class="wp-caption-text">Yenimahalle Alemdar Sineması (Kaynak:sinasiyuksel.com)</figcaption></figure>
<figure id="attachment_114142" aria-describedby="caption-attachment-114142" style="width: 600px" class="wp-caption alignnone"><img loading="lazy" decoding="async" class="wp-image-114142 size-full" src="https://netreklam.net/wp-content/uploads/2021/04/Foto-22.jpeg" alt="" width="600" height="386" srcset="https://lavarla.com/wp-content/uploads/2021/04/Foto-22.jpeg 600w, https://lavarla.com/wp-content/uploads/2021/04/Foto-22-300x193.jpeg 300w" sizes="(max-width: 600px) 100vw, 600px" /><figcaption id="caption-attachment-114142" class="wp-caption-text">Yenimahalle Seyran Sineması (Kaynak:sinasiyuksel.com)</figcaption></figure>
<hr />
<p>Yazının önceki bölümü: <a href="https://netreklam.net/zamana-yenik-dusen-ankara-sinemalari-ii-kizilay/" target="_blank" rel="noopener">Zamana Yenik Düşen Ankara Sinemaları II: Kızılay</a></p>
<p>Zamana Yenik Düşen Ankara Sinemaları yazı dizisi kapak illüstrasyonunu hazırlayan: <a href="https://instagram.com/rigitit?igshid=1mtxn6296sw8w" target="_blank" rel="noopener">Rüya İğit</a></p>
<p>Katkısı için Cem Dedekargınoğlu&#8217;na  teşekkür ederim.</p>
<p>*<strong>Kaynakçaya serinin son yazısından erişebilirsiniz.</strong></p>
<p><a href="https://lavarla.com/zamana-yenik-dusen-ankara-sinemalari-%e2%85%b2-bahcelievler-ve-yenimahalle/">&lt;span class=&quot;reading-mode-buttons&quot;&gt;&lt;/span&gt;Zamana Yenik Düşen Ankara Sinemaları Ⅲ: Bahçelievler ve Yenimahalle&lt;span class=&quot;reading-mode-buttons&quot;&gt;&lt;/span&gt;</a> yazısı ilk önce <a href="https://lavarla.com">Lavarla - Kültür-Sanat ve Kent Yaşamı</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://lavarla.com/zamana-yenik-dusen-ankara-sinemalari-%e2%85%b2-bahcelievler-ve-yenimahalle/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Zamana Yenik Düşen Ankara Sinemaları II: Kızılay</title>
		<link>https://lavarla.com/zamana-yenik-dusen-ankara-sinemalari-ii-kizilay/</link>
					<comments>https://lavarla.com/zamana-yenik-dusen-ankara-sinemalari-ii-kizilay/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Çiğdem Kaya Çayır]]></dc:creator>
		<pubDate>Sun, 21 Mar 2021 09:27:36 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Hafıza]]></category>
		<category><![CDATA[Kent]]></category>
		<category><![CDATA[Ankara 'da Kapanan Sinemalar]]></category>
		<category><![CDATA[Ankara'da Sinema]]></category>
		<category><![CDATA[Ankara'nın Eski Sinemaları]]></category>
		<category><![CDATA[Ankara'nın Sinema Tarihi]]></category>
		<category><![CDATA[Cumhuriyet Dönemi Sinemaları]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.lavarla.com/?p=109704</guid>

					<description><![CDATA[<p><span class="reading-mode-buttons"></span>Ankaralıların Sinema Tutkusu Artıyor Cumhuriyetin ilk yıllarında başkente yakışır bir kent planlamasının oluşturulması düşünüldü. Şehir, bu konu ile ilgili düzenlenen yarışmayı kazanan Prof. Dr. Hermann Jansen’in projesine göre biçimlendirilmeye başlandı. Ankara’nın ilk imar planı olan ve 1929-1939 yılları arasını kapsayan Jansen Planı’nda, planlamanın motorlu taşıtlara uygun olmasının yanı sıra yeşil alanlar, parklar yapılması amaçlanmış, Güvenpark [&#8230;]</p>
<p><a href="https://lavarla.com/zamana-yenik-dusen-ankara-sinemalari-ii-kizilay/">&lt;span class=&quot;reading-mode-buttons&quot;&gt;&lt;/span&gt;Zamana Yenik Düşen Ankara Sinemaları II: Kızılay&lt;span class=&quot;reading-mode-buttons&quot;&gt;&lt;/span&gt;</a> yazısı ilk önce <a href="https://lavarla.com">Lavarla - Kültür-Sanat ve Kent Yaşamı</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<h2>Ankaralıların Sinema Tutkusu Artıyor</h2>
<p style="text-align: justify">Cumhuriyetin ilk yıllarında başkente yakışır bir kent planlamasının oluşturulması düşünüldü. Şehir, bu konu ile ilgili düzenlenen yarışmayı kazanan Prof. Dr. Hermann Jansen’in projesine göre biçimlendirilmeye başlandı. Ankara’nın ilk imar planı olan ve 1929-1939 yılları arasını kapsayan <a href="https://netreklam.net/jansen-plani-uzerinden-bugunku-ankaraya-bakmak/" target="_blank" rel="noopener">Jansen Planı</a>’nda, planlamanın motorlu taşıtlara uygun olmasının yanı sıra yeşil alanlar, parklar yapılması amaçlanmış, Güvenpark ve Kızılay bölgesi yerleşimi düzenlenmişti. Böylece Ankara halkının kültürel etkinlik ve sinema tutkusunun merkezi konumunda olan Ulus semti de yerini yavaş yavaş Kızılay’a <a href="https://netreklam.net/ulustan-yenisehire-yenisehirden-tunaliya/" target="_blank" rel="noopener">bırakmaya</a> başlamıştı. Ankara’daki sinema salonlarının artması ve gösterime giren birçok filmle birlikte Ankaralıların sinema tutkusu da büyüyordu.</p>
<p><u>Ulus Sineması</u>, Kütahya Milletvekili Ragıp Soysal’ın adını taşıyan Kızılay’daki Soysal Apartmanı içerisinde bulunuyordu. Ankara’nın en modern ve gözde apartmanı Soysal Apartmanı’nın tasarımı, açılan yarışma sonucu birinci olan Mimar Bekir İhsan’a aitti. Dört ayrı apartmanın birleşimi şeklinde inşa edilen yapı; bodrum kat, zemin kat, üç normal kat ve bir teras katı olmak üzere toplam altı katlı inşa edilmişti. Bodrum ve zemin katı gazino, lokanta ve dükkânlara ayrılmış olan yapı içerisinde bir de sinema yer alıyordu. Sinemayı açan kişi, Türkiye’nin ilk spor spikeri olan ve ülkemizdeki ilk spor dergisi <em>Spor Alemi</em>’ni çıkaran, Taksim Kışlası’nın Taksim Stadı’na dönüştürülmesine ön ayak olan Sait Çelebi’ydi. Kendisi daha sonra Sıhhiye’deki Ankara Sineması’nın da yöneticiliğini <span style="color: #333333">yapacaktı.</span></p>
<figure id="attachment_112807" aria-describedby="caption-attachment-112807" style="width: 693px" class="wp-caption alignnone"><img loading="lazy" decoding="async" class="wp-image-112807 size-full" src="https://netreklam.net/wp-content/uploads/2021/03/Foto-7.jpeg" alt="" width="693" height="415" srcset="https://lavarla.com/wp-content/uploads/2021/03/Foto-7.jpeg 693w, https://lavarla.com/wp-content/uploads/2021/03/Foto-7-300x180.jpeg 300w" sizes="(max-width: 693px) 100vw, 693px" /><figcaption id="caption-attachment-112807" class="wp-caption-text">Ulus Sineması (Kaynak: Ankara Cımbızcısı)</figcaption></figure>
<p style="text-align: justify">Soysal Apartmanı, içerisindeki Ulus Sineması&#8217;yla birlikte, gelişmekte olan Ankara’nın kültür ve sanat yaşamı içinde önemli bir yere sahipti. Apartman ve sinemanın Ankara’da gençliğini yaşayan bir neslin anılarında da önemli bir yeri var. Ayşe Kulin, <em>Adı Aylin</em> adlı romanında dönemin önemli isimlerinin yaşadığı Soysal Apartmanı’nı şöyle anlatıyor: “Soysal Apartmanı hiç kuşkusuz, yeni inşa edilmekte olan Ankara&#8217;nın en modern, en gözde apartmanıydı. Kentin mutena semti Kızılay&#8217;da, meydanın ortasındaki ayaklı saate bakan, dört ayrı giriş kapısı bulunan, kocaman bir bloku olduğu gibi kaplayan devasa ve modern bir bina idi. Meşhur Süreyya Pavyonu, Ulus Sineması ve 1940&#8217;lı yılların Ankaralı küçük kızlarına bale ve ritmik dans öğreten Madam Marga Dans Okulu da bu binada bulunuyordu. Soysal Apartmanı, terasında içinde kırmızı balıkların yüzdüğü havuzlu bahçesi, çamaşır kurutma alanı, o yıllarda Ankara&#8217;da ender bulunan kalorifer tesisatı, her gün verilen sıcak suyu ile gerçekten ayrıcalıklı bir apartmandı&#8230;”</p>
<p style="text-align: justify">Güneri Cıvaoğlu ise <em>Milliyet Gazetesi&#8217;</em>ndeki köşesinde apartman ve sinemadan şu şekilde bahsediyor: “Soysal Apartmanı&#8230; Bu apartmanın altında Ulus Sineması, bir büfe&#8230; Ve bir devrin gece kulübü Süreyya&#8230; Bir ilkbahar, sinemaya girmeden önce, büfeden sigara alıyordum. Sakallarımızın yeni yeni terlemeye başladığı o ilk delikanlılık yaşlarının özentisiyle, cebimizde sigara taşıyorduk. Büfeden sigara alırken, başıma bir şey düştü&#8230; Zıpladı ve önümdeki tezgâha yuvarlandı. Bir erik&#8230; Başımı yukarı kaldırdım. Soysal Apartmanı&#8217;nın en üst katındaki balkonda, bir çift iri, çok güzel gri-yeşil gözle karşılaştım. Bu kazadan şaşkındı. Özür diler gibiydi. Sonra&#8230; Sarı denebilecek, çok açık kumral saçlarını ve güzel yüzünü fark ettim. ‘Dert değil’ gibilerden gülümsedim. O da gülümsedi. Çocukluktan genç kızlığa henüz geçiş yaşlarında olmalıydı. Sinemaya girdim, aklım, hep balkondaki güzel kızdaydı. İçeride arkadaşlara sordum. Devrin ünlü sopranosu Belkıs Aran’ın oğlu Pınar, tanıyordu. Adı Ayşe Kulin’di. Arnavutköy Kız Koleji&#8217;nde okuyordu.”</p>
<p style="text-align: justify">Sait Çelebi Ulus Sineması’nı, açıldığı yıl içerisinde İzzet ve Ali Cemali kardeşlere devretti. Görkemli açılışını 20 Ocak 1939 tarihinde <em>Lumieres Paris (Paris Işıkları)</em> filmi ile yapan sinema, var olduğu sürece oynattığı kaliteli filmlerle Ankara’da seçkin bir seyirci kitlesine ulaştı. Film gösteriminin yanı sıra diğer başka sinemalarda da olduğu üzere dönemin ünlü isimlerinin katıldığı konserler ve başka organizasyonlara da ev sahipliği yaptı. 1967 yılında Soysal Apartmanı’nın, Ulus Sineması’nın da içinde bulunduğu üç binası yıkılarak yerine Soysal İş Hanı-Pasajı yapıldı.</p>
<figure id="attachment_112814" aria-describedby="caption-attachment-112814" style="width: 960px" class="wp-caption alignleft"><img loading="lazy" decoding="async" class="wp-image-112814 size-full" src="https://netreklam.net/wp-content/uploads/2021/03/soysal-apartmani-yeni.jpg" alt="" width="960" height="639" srcset="https://lavarla.com/wp-content/uploads/2021/03/soysal-apartmani-yeni.jpg 960w, https://lavarla.com/wp-content/uploads/2021/03/soysal-apartmani-yeni-300x200.jpg 300w, https://lavarla.com/wp-content/uploads/2021/03/soysal-apartmani-yeni-768x511.jpg 768w, https://lavarla.com/wp-content/uploads/2021/03/soysal-apartmani-yeni-800x533.jpg 800w" sizes="(max-width: 960px) 100vw, 960px" /><figcaption id="caption-attachment-112814" class="wp-caption-text">Kızılay Soysal Apartmanı terasından Kavaklıdere yönüne bakış, arkada Uybadin Köşkü. (Kaynak: Antoloji Ankara)</figcaption></figure>
<figure id="attachment_112808" aria-describedby="caption-attachment-112808" style="width: 1147px" class="wp-caption alignnone"><img loading="lazy" decoding="async" class="wp-image-112808 size-full" src="https://netreklam.net/wp-content/uploads/2021/03/Foto-9.jpg" alt="" width="1147" height="678" srcset="https://lavarla.com/wp-content/uploads/2021/03/Foto-9.jpg 1147w, https://lavarla.com/wp-content/uploads/2021/03/Foto-9-300x177.jpg 300w, https://lavarla.com/wp-content/uploads/2021/03/Foto-9-1024x605.jpg 1024w, https://lavarla.com/wp-content/uploads/2021/03/Foto-9-768x454.jpg 768w, https://lavarla.com/wp-content/uploads/2021/03/Foto-9-800x473.jpg 800w" sizes="(max-width: 1147px) 100vw, 1147px" /><figcaption id="caption-attachment-112808" class="wp-caption-text">Kızılay Meydanı/ Soysal Apartmanı ve Uybaydin Köşkü (Kaynak: Antoloji Ankara)</figcaption></figure>
<p style="text-align: justify">Sait Çelebi’nin Ulus Sineması’nın ardından işletmeciliğini aldığı <u>Ankara Sineması,</u> 1943 yılında İş Bankası iştiraki olarak açıldı. Sıhhiye Meydanı’ndan Necatibey Caddesi’ne girişte sağ tarafta bulunuyordu. Toplam seyirci kapasitesi bin 100 kişiden fazlaydı. Üç katlı olan sinemada, sinema perdesi orta katın karşısına denk geldiğinden alt ve balkon katta oturanlar filmi izlemekte zorlanıyorlardı. Ancak bu <span style="color: #333333">durum,</span> seyirci sayısını olumsuz etkilem<span style="color: #333333">iyordu.</span> 1949 yılından sonra bir süre de tamamen Ankara Sinema İşleri Limited Şirketi tarafından işletilen sinema sonrasında el değiştirdi. 70’li yılların sonlarına doğru seks filmleri furyasına teslim oldu. 1988 yılında yıkıldı. Şu an yerinde Ankara Pasajı ve Balıkçıoğlu İş Hanı var.</p>
<figure id="attachment_112809" aria-describedby="caption-attachment-112809" style="width: 1024px" class="wp-caption alignleft"><img loading="lazy" decoding="async" class="wp-image-112809 size-full" src="https://netreklam.net/wp-content/uploads/2021/03/Foto-10.jpeg" alt="Ankara-sinemaları" width="1024" height="687" srcset="https://lavarla.com/wp-content/uploads/2021/03/Foto-10.jpeg 1024w, https://lavarla.com/wp-content/uploads/2021/03/Foto-10-300x201.jpeg 300w, https://lavarla.com/wp-content/uploads/2021/03/Foto-10-768x515.jpeg 768w, https://lavarla.com/wp-content/uploads/2021/03/Foto-10-800x537.jpeg 800w" sizes="(max-width: 1024px) 100vw, 1024px" /><figcaption id="caption-attachment-112809" class="wp-caption-text">Ankara Sineması (Kaynak:Antoloji Ankara)</figcaption></figure>
<p style="text-align: justify">Yalçın Ergir&#8217;in blogunda da yer verdiği üzere tarih 15 Ocak 1949’u gösterdiğinde Başbakan Hasan Saka ve kabinesinin istifasıyla ülke gündemi hareketlenmişti. Bu sıkıntılı ortama rağmen iki gün sonra <u>Büyük Sinema</u>’nın açılışı devrin Cumhurbaşkanı İsmet İnönü tarafından yapıldı. Sinemanın sahipleri Kazım Rüştü Güven ve Hamdi Başaran kardeşlerdi. Hamdi Başaran, gaz şirketi HABAŞ’ı kurmuştu. Kardeşi Kazım Rüştü Güven ise Mersin’deki narenciye ve buz kalıbı işinin yanı sıra koleksiyonerliği ve sanata bağlılığıyla tanınıyordu. Şimdiki Divan Pastanesi’nin bulunduğu köşedeki evin sahibi olan Vehbi Koç, beraber bezik oynadıkları iki kardeşe “Biriniz havadan biriniz sudan para kazanıyorsunuz,” diye takılıyordu. Kazım Rüştü Güven Ankara’da tanınan bir iş insanıydı. Ankara’yla ilgili planları arasında ise operaların sergilenebileceği işlevsel bir kültür merkezi kurmak vardı. Ancak Muhsin Ertuğrul’un yönlendirmesiyle önceliği sinemaya verdi. Mimari projeye Abidin Mortaş imza attı. Sinema perdesinin üst kısmındaki bölümde Turgut Zaim ve Nurettin Ergüven’in <em>Çayda Çıra Oynayan Kızlar</em> tablosu, Büyük Pastane’nin bekleme holüne bakan kısımda da yine ortaklaşa yaptıkları <em>Sadabad</em> tablosu bulunuyordu. Maalesef bu tablolar yıllar sonra çıkacak olan bir yangında yok olacaktı.</p>
<figure id="attachment_112810" aria-describedby="caption-attachment-112810" style="width: 800px" class="wp-caption alignnone"><img loading="lazy" decoding="async" class="wp-image-112810 size-full" src="https://netreklam.net/wp-content/uploads/2021/03/Foto-11.jpg" alt="" width="800" height="895" srcset="https://lavarla.com/wp-content/uploads/2021/03/Foto-11.jpg 800w, https://lavarla.com/wp-content/uploads/2021/03/Foto-11-268x300.jpg 268w, https://lavarla.com/wp-content/uploads/2021/03/Foto-11-768x859.jpg 768w" sizes="(max-width: 800px) 100vw, 800px" /><figcaption id="caption-attachment-112810" class="wp-caption-text">Büyük Sinema -Hafta Tatili Ruhsat Teskeresi (www.ergir.com)</figcaption></figure>
<figure id="attachment_114021" aria-describedby="caption-attachment-114021" style="width: 800px" class="wp-caption alignnone"><img loading="lazy" decoding="async" class="wp-image-114021 size-full" src="https://netreklam.net/wp-content/uploads/2021/03/20_buyuk_sinema_dushekimi_yalcin_ergir.jpg" alt="" width="800" height="514" srcset="https://lavarla.com/wp-content/uploads/2021/03/20_buyuk_sinema_dushekimi_yalcin_ergir.jpg 800w, https://lavarla.com/wp-content/uploads/2021/03/20_buyuk_sinema_dushekimi_yalcin_ergir-300x193.jpg 300w, https://lavarla.com/wp-content/uploads/2021/03/20_buyuk_sinema_dushekimi_yalcin_ergir-768x493.jpg 768w" sizes="(max-width: 800px) 100vw, 800px" /><figcaption id="caption-attachment-114021" class="wp-caption-text">Büyük Sinema/ Çayda Çıra Oynayan Kızlar (Kaynak:www.ergir.com)</figcaption></figure>
<p style="text-align: justify">Büyük Sinema’da ilk gösterilen film Bette Davis’in oynadığı <em>Zehirli Yalan (Desception)</em>’dı. Kapanacağı son güne kadar sinemada tüm filmler orijinal sesleriyle ve alt yazılı olarak gösterildi. Sinema, perdesinde gösterilen filmlerin dışında birçok konser ve gösteriye de ev sahipliği yaptı. İstanbul Şehir Tiyatrosu, Ankara’daki oyunlarının çoğunu burada sahneledi. Vasfi Rıza Zobu, Şaziye Moral, Bedia Muvahhit, Reşit Rıza, Behzat Butak, Gülistan Güzey gibi dönemin ünlü isimleri ile Dormen Tiyatrosu, Muammer Karaca, Yıldız ve Müşfik Kenter, Zeki Alasya ve Metin Akpınar gibi tiyatronun yıldızları da sahne aldılar. Münir Nurettin Selçuk, Nesrin Sipahi, İnci Çayırlı, Zeki Müren, Behiye Aksoy, Dario Moreno, Cem Karaca ve Barış Manço gibi sanatçıların Büyük Sinema’da verdikleri muhteşem konserler izdiham yaratıyordu. Yabancı sanatçılar için de durum farklı değildi. Marc Aryan, Sylvie Vartan, Johnny Hallyday, Dizzy Gillespie, Dave Brubeck, Pepino DiCapri gibi isimler de Büyük Sinema’da konser veren ünlü isimlerdendi. Bu ünlü isimlerin çoğu, konserlerinin ardından Kazım Güven’in, Büyük Apartman’ın dördüncü katındaki evinde misafir edilirlerdi.</p>
<figure id="attachment_114019" aria-describedby="caption-attachment-114019" style="width: 800px" class="wp-caption alignnone"><img loading="lazy" decoding="async" class="wp-image-114019 size-full" src="https://netreklam.net/wp-content/uploads/2021/03/26_buyuk_sinema_dushekimi_yalcin_ergir.jpg" alt="" width="800" height="491" srcset="https://lavarla.com/wp-content/uploads/2021/03/26_buyuk_sinema_dushekimi_yalcin_ergir.jpg 800w, https://lavarla.com/wp-content/uploads/2021/03/26_buyuk_sinema_dushekimi_yalcin_ergir-300x184.jpg 300w, https://lavarla.com/wp-content/uploads/2021/03/26_buyuk_sinema_dushekimi_yalcin_ergir-768x471.jpg 768w" sizes="(max-width: 800px) 100vw, 800px" /><figcaption id="caption-attachment-114019" class="wp-caption-text">Büyük Sinema&#8217;dan genel görünüm (Kaynak:www.ergir.com)</figcaption></figure>
<figure id="attachment_114020" aria-describedby="caption-attachment-114020" style="width: 800px" class="wp-caption alignnone"><img loading="lazy" decoding="async" class="wp-image-114020 size-full" src="https://netreklam.net/wp-content/uploads/2021/03/25_buyuk_sinema_dushekimi_yalcin_ergir.jpg" alt="" width="800" height="526" srcset="https://lavarla.com/wp-content/uploads/2021/03/25_buyuk_sinema_dushekimi_yalcin_ergir.jpg 800w, https://lavarla.com/wp-content/uploads/2021/03/25_buyuk_sinema_dushekimi_yalcin_ergir-300x197.jpg 300w, https://lavarla.com/wp-content/uploads/2021/03/25_buyuk_sinema_dushekimi_yalcin_ergir-768x505.jpg 768w" sizes="(max-width: 800px) 100vw, 800px" /><figcaption id="caption-attachment-114020" class="wp-caption-text">(Kaynak:www.ergir.com)</figcaption></figure>
<p style="text-align: justify"><span style="text-align: justify;font-size: 1.21429rem">Sinema, ilerleyen yıllarda </span><em style="text-align: justify;font-size: 1.21429rem">Hürriyet Gazetesi</em><span style="text-align: justify;font-size: 1.21429rem">’nin Altın Mikrofon Şarkı Yarışması’na ve </span><em style="text-align: justify;font-size: 1.21429rem">Milliyet Gazetesi</em><span style="text-align: justify;font-size: 1.21429rem">’nin düzenlediği Liselerarası Müzik Yarışması’na da ev sahipliği yaptı. Bu etkinliklerin yanı sıra Cumhuriyet Halk Partisi, Demokrat Parti, Adalet Partisi ve Güven Partisi’nin kongreleri de burada yapıldı. 1950’den sonra Demokrat Parti iktidarı döneminde İsmet İnönü, Adnan Menderes ve Refik Koraltan biletle misafir alınmayan Büyük Sinema Locası’nın müdavimlerinden iken; Fatin Rüştü Zorlu ve Hasan Polatkan genelde 18.30 matinesinde filmleri balkondan izlemeyi tercih ediyorlardı. Ulus’taki Yeni Sinema’nın ardından Büyük Sinema da devlet erkânı ve dönemin önde gelen siyasilerinin uğrak yeri olmuştu. Onların film izlemeyi seçtiği sinemalar da ayrıca rağbet görüyordu. Sinemada oynayan bazı filmler Celal Bayar için Cumhurbaşkanlığı Köşkü’ndeki film gösterme makinesinde oynatılmak üzere oraya gönderiliyordu. Sinemaya talep çok yoğundu ama Başbakan Menderes izin vermediği için sinemanın bilet fiyatları senelerce hiç arttırılmamış, fiyatların arttırılması izni için başbakana telgraf çekilmişti. Yakın çevresinde Piknik, Goralı Sandviç, Özen, Boğaziçi ve Kutlu Pastaneleri bulunan Büyük Sinema’nın birinci katında “Madam” olarak bilinen Beyaz Rus Larissa Marika’nın işlettiği Büyük Pastane bulunuyordu. Ankara’daki diğer pastanelerle birlikte burası da önemli bir sosyalleşme mekânıydı. 1949-1964 yılları arasında pastaneyi işleten Madam, Baba Karpiç ve Süreyya ile birlikte Ankara’da büyük iz bırakan üç Rus’tan biriydi. Madam’ın gitmesi Büyük Sinema için bir kayıp olsa da 70’li yıllarda İlbank Bloklarının altında “Madam’ın Yeri” adıyla kendi lokantasını açacak, Kazım Güven ve kızı tarafından da hep desteklenecekti. Büyük Sinema binasının ikinci katında “Ali Baba” adlı langırt salonu, üst katında ise Can Yayınevi’nin kurucusu Erdal Öz’ün sahibi olduğu “Sergi Kitapevi” bulunuyordu. Ankaralı aydınların yanı sıra Yakup Kadri Karaosmanoğlu da kitaplarını imzalamak için buraya sıkça geliyordu.</span></p>
<p style="text-align: justify">Memur kentindeki Büyük Sinema’yla ilgili anlatılan o kadar çok şey var ki. Sinema; önündeki upuzun kuyruklar, karaborsaya düşen biletler, kopan filmlerin çabucak yapıştırılıp sinema keyfine hızlıca devam edilebilmesi için seyircilerin ”Makiniiiiiist” bağırış ve ıslıkları, makinist dairesi meraklıları, ‘Frigo Buz’lar, ‘Fruko’lar, leblebi-gazoz ikilisi, film öncesi ve sonrası pastane sohbetleriyle burası belli ki birçok insanın hayatına dokunmuştu. 1972’de gösterilen <em>Aşk Hikâyesi (Love Story</em>) belki de<span style="color: #ff0000"> <span style="color: #333333">izdiham yaşanan</span></span> son film oldu. Sinemanın son konserini ise Alpay ve Lale Akad verdiler. Sinema, 1976’da eski makinisti İlhami Tuncay’a kiralandı. İki yıl sonra da tamamen kapatılarak Büyük Çarşı’ya dönüştürüldü. 1997 yangınında sinemadan kalan çoğu iz de kayboldu. Daha sonra onarılan Büyük Çarşı’da şu an kuyumcu ve gelinlik mağazaları bulunuyor.</p>
<figure id="attachment_112813" aria-describedby="caption-attachment-112813" style="width: 800px" class="wp-caption alignnone"><img loading="lazy" decoding="async" class="wp-image-112813 size-full" src="https://netreklam.net/wp-content/uploads/2021/03/Foto-14.jpg" alt="" width="800" height="519" srcset="https://lavarla.com/wp-content/uploads/2021/03/Foto-14.jpg 800w, https://lavarla.com/wp-content/uploads/2021/03/Foto-14-300x195.jpg 300w, https://lavarla.com/wp-content/uploads/2021/03/Foto-14-768x498.jpg 768w" sizes="(max-width: 800px) 100vw, 800px" /><figcaption id="caption-attachment-112813" class="wp-caption-text">Büyük Sinema (kaynak:www.ergir.com)</figcaption></figure>
<h2>Ankara&#8217;yla birlikte sinema kültürü de gelişiyor</h2>
<p style="text-align: justify">Ankara geçen yıllarla birlikte başkente yaraşır şekilde gelişiyordu. Ankaralılar ise Jansen planıyla Yenişehir’e doğru kayan şehir merkezinde, Ulus ve Ankara sinemalarıyla şehir yaşamına daha aktif şekilde katılma imkânı bulmuşlardı. Açıkhava sinemalarının yanı sıra birbiri ardına açılan müstakil sinema salonları sayesinde herkesin keyfi yerindeydi. Ankara’da 50’li yıllarda birbiri ardına izlediği filmlerle ilgili eleştiriler yapan, düşüncelerini güncesine döken isimlerden biri, bir duygu ve düşünce insanı olan Nurullah Ataç’tı. &#8220;Chaplin’in <em>Limelight </em>(<em>Sahne Işıkları</em>) filmini izlemiş, duyguculuğu sevmediği için ilk başta “karşı koymak, omuz silkmek” istediyse de, bunu başaramadığını anlatmıştı. Çünkü izledikçe “Büyük bir sanat erinin, büyük bir adamın karşısında olduğunu” kavramış ve kendini büyük bir hayranlıkla beyazperdedeki “bu mucizenin sevincine” bırakmıştı. “Öyle sanıyorum, bir daha görmeye vaktim olmayacak <em>Limelight</em>’ı,” diyordu. Oysaki filmi daha “birçok kez” izlemeyi istiyordu.&#8221; İzlediği filmlerden bir başkası, Büyük Sinema’da gösterilen <em>Pane Amore e Fantasia</em> (<em>Ekmek, Aşk ve Hayal</em>) Ataç tarafından çok beğenilmişti. &#8220;Filmin ardından gece eve gelir gelmez ilk işi bu İtalyan güldürüsü ile ilgili yazmak olmuştu. Anlattıklarına bakılırsa, Vittorio de Sica’nın filmdeki oyunculuğunu çok beğenmiş, Gina Lollobrigida’yı çok güzel bulmuş, hele filmdeki eşeğe bayılmıştı. Sırf bu eşeği görmek için filme üst üste iki üç kez gittiğini belirtmiş, zavallı eşeğin film sonunda ölmesi ise yazarı fazlasıyla üzmüştü.&#8221; Genellikle okumayı ve dostlarıyla sohbet etmeyi seven Nurullah Ataç sinemanın büyüsüne kapılmıştı. 30 Mart 1954’te güncesine şöyle yazacaktı: “Bu yıl bir hal oldu bana: Hoşlanmaya başladım sinemadan.”</p>
<hr />
<p>Yazının önceki bölümü: <a href="https://netreklam.net/zamana-yenik-dusen-ankara-sinemalari-i-sinemanin-dogusu-ve-ulus/" target="_blank" rel="noopener">Zamana Yenik Düşen Ankara Sinemaları I: Sinemanın Doğuşu ve Ulus</a></p>
<p>Zamana Yenik Düşen Ankara Sinemaları yazı dizisi kapak illüstrasyonunu hazırlayan: <a href="https://instagram.com/rigitit?igshid=1mtxn6296sw8w" target="_blank" rel="noopener">Rüya İğit</a></p>
<hr />
<p>*Kaynakçaya serinin son yazısından erişebilirsiniz.</p>
<p><a href="https://lavarla.com/zamana-yenik-dusen-ankara-sinemalari-ii-kizilay/">&lt;span class=&quot;reading-mode-buttons&quot;&gt;&lt;/span&gt;Zamana Yenik Düşen Ankara Sinemaları II: Kızılay&lt;span class=&quot;reading-mode-buttons&quot;&gt;&lt;/span&gt;</a> yazısı ilk önce <a href="https://lavarla.com">Lavarla - Kültür-Sanat ve Kent Yaşamı</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://lavarla.com/zamana-yenik-dusen-ankara-sinemalari-ii-kizilay/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Zamana Yenik Düşen Ankara Sinemaları I: Sinemanın doğuşu ve Ulus</title>
		<link>https://lavarla.com/zamana-yenik-dusen-ankara-sinemalari-i-sinemanin-dogusu-ve-ulus/</link>
					<comments>https://lavarla.com/zamana-yenik-dusen-ankara-sinemalari-i-sinemanin-dogusu-ve-ulus/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Çiğdem Kaya Çayır]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 15 Mar 2021 08:25:15 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Hafıza]]></category>
		<category><![CDATA[Kent]]></category>
		<category><![CDATA[Ankara'da Kapanan Sinemalar]]></category>
		<category><![CDATA[Ankara'nın En Eski Sinemaları]]></category>
		<category><![CDATA[Ankara'nın Sinema Tarihi]]></category>
		<category><![CDATA[Cumhuriyet Dönemi Sinemaları]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.lavarla.com/?p=105110</guid>

					<description><![CDATA[<p><span class="reading-mode-buttons"></span>Üçüncü gong sesinden sonra başka bir boyuta geçmeye hazırım. Bordo renkli kadife perdenin de açılmasıyla yolculuğumuz başlayacak. En arkadan perdeye yansıyan ışığın içinde uçuşan toz parçacıkları aklımdaki düşünce bulutlarını da dağıtıyor. Salondaki herkesle birlikte büyülü dünyaya yaptığımız yolculukta aynı gemideyiz. Hepimiz aynı manzaraya baksak da yolculuğun sonunda yüklediğimiz anlamlar farklı. Kadife perdelerin ya da gong [&#8230;]</p>
<p><a href="https://lavarla.com/zamana-yenik-dusen-ankara-sinemalari-i-sinemanin-dogusu-ve-ulus/">&lt;span class=&quot;reading-mode-buttons&quot;&gt;&lt;/span&gt;Zamana Yenik Düşen Ankara Sinemaları I: Sinemanın doğuşu ve Ulus&lt;span class=&quot;reading-mode-buttons&quot;&gt;&lt;/span&gt;</a> yazısı ilk önce <a href="https://lavarla.com">Lavarla - Kültür-Sanat ve Kent Yaşamı</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p style="text-align: left;">Üçüncü gong sesinden sonra başka bir boyuta geçmeye hazırım. Bordo renkli kadife perdenin de açılmasıyla yolculuğumuz başlayacak. En arkadan perdeye yansıyan ışığın içinde uçuşan toz parçacıkları aklımdaki düşünce bulutlarını da dağıtıyor. Salondaki herkesle birlikte büyülü dünyaya yaptığımız yolculukta aynı gemideyiz. Hepimiz aynı manzaraya baksak da yolculuğun sonunda yüklediğimiz anlamlar farklı. Kadife perdelerin ya da gong sesiyle başlayan filmlerin gösterildiği sinema salonlarında az da olsa film izleme şansım oldu. Artık bunlar olmasa da sinema salonlarında izlediğim her filmin başında hâlâ benzer duygular yaşıyorum. Yedinci sanat olarak kabul edilen sinema, çeşitli mekânlarda hayal gücümüze ve hayatımıza anlam katmaya devam ediyor. Alışveriş merkezlerindeki sinema salonları varlığını devam ettiriyor olsa da diğer sinemalar ne yazık ki türlü sebeplerle kapanmaya devam ediyor. Kapanan her sinemayla birlikte o büyülü dünyaya biraz daha yabancılaşıyoruz. Elbette gelişen teknoloji ile birlikte türlü platformlar ve kanallar filmleri evimize getiriyor. Ama sinemada film izlemenin keyfi ve salonun kendine has atmosferini hissedememek eksiklik yaratıyor. Şimdi, zamana yenik düşen ancak Ankara kent hafızasında büyük yer tutan çoğu sinemayı hatırlayacağımız bir gezintiye çıkalım. Kim bilir salonlarında nasıl güzel öyküler gizleniyor.</p>
<h2>Ankara’da sinemanın doğuşu</h2>
<p style="text-align: left;">Ülkemizde 1900’lü yılların başlarında Fransa’daki Halk Bahçeleri’nden esinlenilerek “Millet Bahçeleri” oluşturulmaya başlandı. Akasya ağaçlarının gölgesindeki Millet Bahçesi’nde tiyatro, kütüphane ve sosyalleşme mekanları bulunuyordu. Ankara’daki ilk sinemanın 1920’li yıllarda, Millet Bahçesi içerisinde (Ulus’taki Atatürk Bulvarı’ndan Merkez Bankasının yanındaki sokağa kadar olan yerde, birinci TBMM ile Sayıştay’ın karşısında) olduğu biliniyor. Millet Bahçesi’nde bulunan, Kurtuluş Savaşı’nın ilk döneminde Azm-i Milli örgütlenmesinin oyun sahnelediği, üç yangın geçiren ilk tiyatro ve sinema salonu hakkındaki bilgiler maalesef sınırlı. Millet Bahçesi’ndeki sinemada gördüğü filmleri anımsayanlardan Ceyhun Atuf Kansu şöyle anlatıyor: “…Bu, o zamanların pek sevilen bir Alman sinema oyuncusu ve şarkıcısı Richard Tauberd’in adını unutmadığım <em>Şarkıcı Haydut</em> filmiydi. Konusu özgürlüktü ve olay Alp dağlarının karlı koyaklarında, uğultulu ormanlarında geçiyordu. İlk sesli filmlerden olacak. Tauberd’in kuzeyli sert Alman sesi bugün bile kulaklarımdadır. Şimdi, Ulus alanında, iş hanlarının yükseldiği yerlerde bir Millet Bahçesi vardı. Akasyaları istasyon yolunu gölgeleyen bu bahçenin bir ucunda, Ankara’nın ilk sineması çalışırdı. Tauberd’e değin, çocukluk gülüşlerimizin kaynağı Şarlo’yu tanımıştım…” Güzel anılarda yer bulan ve <span style="text-decoration: underline;">Millet Sineması</span> olarak bilinen bu ahşap bina 1929 yılında yandı. Millet Bahçesi’nin bahçe kısmı 1926 yılında kısmen kapatıldı. Kalan kısım 1959 yılına kadar “Şehir Bahçesi” olarak kullanıldı. Bugün bahçenin yerinde 100.Yıl Çarşısı bulunuyor.</p>
<figure id="attachment_108364" aria-describedby="caption-attachment-108364" style="width: 695px" class="wp-caption aligncenter"><img loading="lazy" decoding="async" class="wp-image-108364 size-full" src="https://netreklam.net/wp-content/uploads/2021/03/Foto-1.jpg" alt="" width="695" height="438" srcset="https://lavarla.com/wp-content/uploads/2021/03/Foto-1.jpg 695w, https://lavarla.com/wp-content/uploads/2021/03/Foto-1-300x189.jpg 300w" sizes="(max-width: 695px) 100vw, 695px" /><figcaption id="caption-attachment-108364" class="wp-caption-text">Millet Bahçesi Sineması-1921 (Kaynak: yavuziscen.blogspot.com)</figcaption></figure>
<figure id="attachment_108365" aria-describedby="caption-attachment-108365" style="width: 705px" class="wp-caption aligncenter"><img loading="lazy" decoding="async" class="wp-image-108365 size-full" src="https://netreklam.net/wp-content/uploads/2021/03/Foto-2.jpg" alt="" width="705" height="468" srcset="https://lavarla.com/wp-content/uploads/2021/03/Foto-2.jpg 705w, https://lavarla.com/wp-content/uploads/2021/03/Foto-2-300x199.jpg 300w" sizes="(max-width: 705px) 100vw, 705px" /><figcaption id="caption-attachment-108365" class="wp-caption-text">Millet Bahçesi ve içindeki sinemanın yeri-1935 (Kaynak: yavuziscen.blogspot.com)</figcaption></figure>
<p style="text-align: left;">Yine Ulus Meydanı’nda 1927 yılında bugünkü Taşhan İş Hanı yerinde <u>Kulüp Sineması</u> açıldı. Kulüp Sineması, otuz bin liraya mal olan Western Electric marka sinema makinesi sayesinde şehirdeki sinemalar arasında bu alanda bir rekabet başlatmıştı. Alt salondaki demir ve üzeri meşinle kaplı <span style="color: #333333;">açılır kapanır</span> koltuklar; birinci mevki &#8220;Hususi&#8221; ve ikinci mevki &#8220;Duhuliye&#8221; şeklinde adlandırılıp fiyat ayrımı buna göre yapılırdı. Sahnesi Çankırı Caddesi’ne yani <a href="https://netreklam.net/bankadan-muze-yaratmak-iktisadi-bagimsizlik-muzesi/" target="_blank" rel="noopener">İş Bankası</a> tarafına bakan sinemanın balkon kısmı ise hoş kırmızı kadife koltuklarla kaplıydı. Kaynaklara göre; sinemanın, üzerleri meşin kaplama açılır kapanır koltuklardan oluşan bin dört yüz oturma yeri vardı. Sinemayla birlikte <em>Kulüp Sinema Mecmuası</em>, <em>Sinema Alemi </em>(Türkçe ve Fransızca), <em>Temaşa Alemi</em>, <em>Temaşa</em> ve <em>Ankara Sinemaları</em> adlarıyla çıkartılan dergiler, gösterime girecek filmleri, sinema dünyasına ve magazine dair haberleri veriyordu. Perdesinde ilk etapta sessiz siyah-beyaz filmlerin izlendiği Kulüp Sineması’nda, 1933-1934 yıllarında birçok filmle birlikte <em>Sefiller</em> ve <em>Tarzan</em> filmleri de gösterilmişti. İlerleyen zamanda Kulüp Sineması’nın yüzde 60 hissesi Ankara Sinema İşleri Limited Şirketi’nce alınacaktı.</p>
<figure id="attachment_108366" aria-describedby="caption-attachment-108366" style="width: 708px" class="wp-caption alignnone"><img loading="lazy" decoding="async" class="wp-image-108366 size-full" src="https://netreklam.net/wp-content/uploads/2021/03/Foto-3.jpg" alt="" width="708" height="496" srcset="https://lavarla.com/wp-content/uploads/2021/03/Foto-3.jpg 708w, https://lavarla.com/wp-content/uploads/2021/03/Foto-3-300x210.jpg 300w" sizes="(max-width: 708px) 100vw, 708px" /><figcaption id="caption-attachment-108366" class="wp-caption-text">Kulüp Sineması (yavuziscen.blogspot.com)</figcaption></figure>
<p style="text-align: left;">Otuzlu ve kırklı yıllar Ankara&#8217;sında İş Bankası ve <span style="text-decoration: underline;">Ankara Sinema İşleri Limited Şirketi</span>’nin önemini en azından bir paragrafla da olsa anlatmak gerekiyor. Atatürk, Kurtuluş Savaşı günlerinde, yarısı orduya yarısı da kendi şahsına iletilmek üzere Pakistan halkı tarafından gönderilen 500 bin lira tutarındaki paranın tamamını maliyeye vermişti. Savaş sonrası kendisine geri verilen 250 bin lira ile isteği üzerine İş Bankası kuruldu. Yine Atatürk’ün talimatıyla, 1933’te İş Bankası paydaşlığıyla film ve Türk sinema işletmeciliğine destek veren Ankara Sinema İşleri Limited Şirketi kuruldu. Bu şirket Kulüp, Sus, Yeni, Sümer ve Ankara sinemalarını destekledi. Sinemalara düzenli film sağlayarak kültür sanat hayatına katkıda bulundu. Daha sonra benzer bir ortaklıkla 1937’de İstanbul’da FİTAŞ (Filmcilik Türk Anonim Şirketi) kuruldu. Türkiye İş Bankası’nın, Ankara Sinema İşleri Limited Şirketi ile olan paydaşlığı 1982 yılında sona erdi.</p>
<p style="text-align: left;">Şirketin, hisselerini aldığı Kulüp Sineması’nın adı 1937’de <u>Halk Sineması</u> olarak değiştirildi. Çoğunlukla kovboy ve macera filmleri gösterilen Halk Sineması’nın sonu da maalesef Ulus’ta açılan ilk sinema gibi oldu ve ahşap bina 1941’de tamamen yandı. 1942 yılında Şirket, Halk Sineması’nın yerine ahşap zeminli <u>Park Sineması</u>’nı açtı. Park Sineması’nda en fazla bir saat yirmi dakika süren ucuz halk matineleri olmaktaydı. Bu matinelerde genelde ev hanımları, çocuklar ve öğle arasını burada geçiren çalışanlar olurdu. Ucuz halk matineleri dışındaki seanslarda, filmler başlamadan önce ışıkların üç defa yanıp sönmesi filmin başlayacağı haberini veriyor, “jurnal” adı verilen kısa haber filmleri gösteriliyordu. Bu haber filmlerinde, gündemdeki yerli ve yabancı haberler ile spor haberleri yer alıyordu. Televizyon ve radyo kullanımının kısıtlı olduğu bu yıllarda gösterilen haber filmlerinin kamuoyunu şekillendirmedeki rolü oldukça önemliydi. Park Sineması, 1960 yılında <em>Yılanların Öcü</em> filmi gösterimdeyken bir yangın geçirip kapandı. Sinemanın yakınında olduğu için onunla birlikte hatırlanan bir yer daha var: Uğrak Lokantası. Sinema müşterilerinin film öncesi ya da sonrası mutlaka gittikleri, o dönemlerde içki satışı da yapılan bir restoran tarzında olan bu lokanta günümüzde de varlığını devam ettiriyor.</p>
<figure id="attachment_108367" aria-describedby="caption-attachment-108367" style="width: 556px" class="wp-caption aligncenter"><img loading="lazy" decoding="async" class="wp-image-108367 size-full" src="https://netreklam.net/wp-content/uploads/2021/03/Foto-4.jpg" alt="" width="556" height="604" srcset="https://lavarla.com/wp-content/uploads/2021/03/Foto-4.jpg 556w, https://lavarla.com/wp-content/uploads/2021/03/Foto-4-276x300.jpg 276w" sizes="(max-width: 556px) 100vw, 556px" /><figcaption id="caption-attachment-108367" class="wp-caption-text">Bilet ve İlanlar (Halk, Park ve Yeni Sinemaları)</figcaption></figure>
<p style="text-align: left;">Cumhuriyet’in başkenti Ankara her alanda olduğu gibi kültür ve sanat alanında da büyümeye, Ankaralılar da buna ayak uydurmaya çalışıyordu. Erken Cumhuriyet dönemi Ankara’sında sinemaların hemen hemen tamamı Ulus’ta açılmıştı. 1928’de şehrin merkezi durumundaki Ulus’ta açılmış bir başka sinema <u>Yeni Sinema</u>’ydı. 800 koltuk kapasitesi vardı. Sümer Holding’in arkasında, Denizciler Caddesi ile Anafartalar Caddesi’nin birleştiği köşede, Taşhan’ın bitişiğinde yer alıyordu. İş Bankası’ndan yüklü bir kredi kullanarak sinemayı açanlar (Eskişehirliler olarak biliniyorlardı), işler istedikleri gibi gitmeyince borçlarına karşılık burayı bırakıp gittiler. Ankara Sinema İşleri Limited Şirketi, Yeni Sinema’yı da bünyesine kattı. İç dekorasyonu kendisinden önceki sinemalara göre daha itinalı yapılan Yeni Sinema’da Atatürk için de özenle hazırlanmış özel bir loca (Reis-i Cumhur Locası) vardı.</p>
<p style="text-align: left;">Mustafa Kemal Atatürk, diğer sanat dallarına gösterdiği ilgiyi sinema sanatından da esirgememişti. 1923 yılında Muhsin Ertuğrul’un yönetmenliğini yaptığı, Halide Edip Adıvar’ın aynı adlı romanından uyarlanan <em>Ateşten Gömlek</em> isimli filmin çekim aşamasına yakın ilgi göstermiş, Milli Mücadele’nin anlatımı için Müslüman-Türk kadın oyuncu seçilmesini isteğini belirtmişti. Böylece Atatürk’ün teşvikiyle ilk kez Bedia Muvahhit ve Neyyire Neyir öncülüğünde Türk kadınlarının film oyunculuğu yapması sağlandı. Atatürk’ün 1932 yılında yine Muhsin Ertuğrul’un <em>Bir Millet Uyanıyor</em> filminin bazı sahneleri için kamera karşısına geçtiği ve senaryo düzeltmeleri yaptığı bilinmektedir. Cemal Granda, <em>Atatürk’ün Uşağının Gizli Defteri</em> isimli kitabında Atatürk’ün şu ifadelerine yer veriyor: “Sinema gelecekteki dünyanın bir dönüm noktasıdır. Şimdi bize basit bir eğlence gibi gelen radyo ve sinema, bir çeyrek yüzyıla kalmadan yeryüzünün çehresini değiştirecektir. Japonya’daki kadın, Amerika’nın göbeğindeki siyah adam, Eskimo’nun dediğini anlayacaktır. Tek ve birleşmiş bir dünyayı hazırlamak bakımından sinema ve radyonun keşfi yanında, tarihte devirler açan matbaa, barut ve Amerika’nın keşfi gibi olaylar birer oyuncak yerinde olacaktır.” Atilla Dorsay’ın <em>Sinema ve Çağımız</em> isimli kitabında da yine Atamızın sinemaya dair değerli görüşleri yer alır: “Sinema öyle bir keşiftir ki bir gün gelecek, barutun, elektriğin ve kıtaların keşfinden çok dünya medeniyetlerinin çehresini değiştireceği görülecektir. Sinema, dünyanın en uzak köşelerinde oturan insanların birbirlerini sevmelerini, tanımalarını temin edecektir. Sinema insanlar arasındaki görüş, düşünüş farklarını silecek, insanlık idealinin tahakkukuna en büyük yardımı yapacaktır. Sinemaya layık olduğu ehemmiyeti vermeliyiz.”</p>
<p style="text-align: left;">Fuat Uzkınay’ın Büyük Taarruz’un başlangıcından İzmir’in kurtarılışına kadar geçen sürede yaşananları konu alan ve hazırlık çalışmaları Atatürk tarafından da bizzat takip edilen belgesel filmi, kurulan heyetle 1930’lu yıllarda yeniden düzenlenip daha kapsamlı hale getirilmeye çalışılıyordu. Heyette yer alan Nurettin Baransel’e belgeselin akıbetini sorup, kendisine ait sahneler hareketsiz resimlerden oluştuğu için filmin tamamlanma sürecinin uzadığını öğrenen Atatürk’ün cevabı gayet netti: “Ben hayattayım. Milli Mücadeleye ait bütün evrakım, kılıcım, çizmem, hâlihazırda mevcut olduğuna göre çağırdığınız anda bana düşen vazife ve görevi yapmadım mı? Böyle bir teklif karşısında kalsam memnuniyetle kabul eder, bir artist gibi filmlerde rol alır, hatıraları canlandırırdım, bu milli vazifedir. Çünkü Türk gençliğine bu mücadelenin nasıl kazanıldığını canlı olarak ispat etmek, hatıra bırakmak bu filmde mümkün olacaktır.” Ancak bu konuşmadan kısa süre sonra ne yazık ki Atatürk’ün sağlığının bozulmasıyla bu isteği gerçekleşememiştir. Cenaze törenini Dolmabahçe’den Ankara’ya kadar filme alan kişi ise, Almanya’da gördüğü sinema tahsilini desteklediği, eğitimi sonunda Avrupa ve Türk filmciliği hakkında rapor istediği 1940’lı yılların önemli yönetmeni Faruk Kenç’tir.</p>
<h2>Sinema, kendi -sosyalleşme- kurallarını oluşturuyor</h2>
<p style="text-align: justify;">O dönemde yaşayanların anlatımlarına göre; Yeni Sinema&#8217;da, film arasında verilen 5 dakikalık istirahatte dış koridorlarda sigara içen ya da büfeden yiyecek içecek alan seyircilerin saygı konusunda üst düzeyde olduğunu anlıyoruz. Asla yüksek sesle konuşulmadığı ve en kalabalık seanslarda dahi en ufak olay çıkmadığından bahsediliyor. Mavi kadife koltukları, prensip olarak sadece yabancı ve altyazılı filmlerin gösterilmesi ve seyircinin konforuna önem verilmesi burada film izlemenin bir “seçkinlik işareti” olarak görülmesini sağladı. O dönemde genelde düşük gelirli insanların dublajlı film izlemesi, dublajın kötü olduğu ya da dublajlı filmlerin hep kalitesiz yapımlar olduğu anlamına gelmemektedir. Dönemin dublaj sanatçıları, alanında yetkin olan Ferdi Tayfur -günümüzdeki ses sanatçısı Ferdi Tayfur ile karıştırılmamalıdır- gibi işine emek veren, başarılı kişilerdi. Ferdi Tayfur, seslendirdiği Amerikan filmlerine dublaj yaparken karakterlere şive de katmış, bu yöntem halk tarafından oldukça benimsenmiş ve beğenilmişti. O yıllardaki çoğu filmi Ferdi Tayfur’un dublajıyla izleyen Altan Öymen, sonraları bu filmleri orijinal sesleriyle dinlediğinde aynı tadı alamadığını aktarıyordu.</p>
<p style="text-align: left;">Film seanslarını beklerken Atatürk Bulvarı boyunca adım başı şapkalarıyla birbirlerine selam vererek turlayan nazik ve şık giyimli beyler ile süslü ve güzel hanımların eksik olmadığı Yeni Sinema’nın suaresine katılmak çok önemliydi. Memur kentinin yoğun talebi sebebiyle, filmlerin ilk gösterim seansları için bilet bulabilmek bile büyük olay olurdu. Son seferi 21.00’de yapılan otobüs seferlerine ek olarak filmlerin büyüsüne kapılanlar için 23.00’te özel sefer düzenlenirdi. Suareler öyle takip edilirdi ki her saatin kendine özel, tanışık izleyicileri oluşmuştu. Film gösteriminin yanı sıra verilen konserler de büyük ilgiyle takip edilirdi. 1945 yılında Safiye Ayla ve arkadaşları önce Yeni Sinema’da<span style="color: #ff0000;">,</span> ertesi gün de Sus Sineması’nda konser vermişler ve bunun gibi konserlerde farklı kesimlerden insanlar bir araya gelmişti. Yeni Sinema’da kendiliğinden işleyen ayrı ve elit bir kültür vardı. Kendisinden sonra çok sinema açıldı ama o, hafızalarda yeri doldurulamayan saygın bir aile büyüğü gibi yaşadı. Yeni Sinema, Ulus Meydanı ve Anafartalar Caddesi’nin genişletilmesi ve Ulus İş Hanı’nın yapılması amacıyla 1956 yılında istimlâk edildi.</p>
<figure id="attachment_108368" aria-describedby="caption-attachment-108368" style="width: 657px" class="wp-caption alignleft"><img loading="lazy" decoding="async" class="wp-image-108368 size-full" src="https://netreklam.net/wp-content/uploads/2021/03/Foto-5.jpg" alt="" width="657" height="502" srcset="https://lavarla.com/wp-content/uploads/2021/03/Foto-5.jpg 657w, https://lavarla.com/wp-content/uploads/2021/03/Foto-5-300x229.jpg 300w" sizes="(max-width: 657px) 100vw, 657px" /><figcaption id="caption-attachment-108368" class="wp-caption-text">Yeni Sinema (kaynak:yavuziscen.blogspot.com)</figcaption></figure>
<p style="text-align: left;">1938 yılına geldiğimizde, Ulus’ta Çocuk Esirgeme Kurumu’nun yanında Ankara Sinema İşleri Limited Şirketi tarafından kiralanan binada <u>Sus Sineması</u> açıldı. Çocuk Esirgeme Kurumu Kompleksi içinde başlangıçta 600 kişilik çocuk tiyatrosu olarak kurulmuş olan sinemada genellikle çocuk filmleri ve yerli filmler gösteriliyordu. Sus Sineması’nda gösteri yapan rakkaseler de oldukça ilgi çekiyordu. Başından bir de yangın geçen bu sinema, varlığını 1985 yılına kadar devam ettirebildi. Sinemanın kapanmasının ardından ise mekân bir süreliğine Sus Düğün Salonu olarak hizmet verdi.</p>
<p style="text-align: left;"><u>Sümer</u><u> Sineması</u><strong>, </strong>1940 yılında Ulus’ta Denizciler Caddesi’nde açıldı. Çocuk Esirgeme Kurumu kompleksi bünyesindeki bina esasen kapalı yüzme havuzu olarak yaptırılmıştı. Ancak bina Kurum tarafından farklı sebeplerle kullanılamayınca Ankara Sinema İşleri Limited Şirketi tarafından kiralanarak sinemaya dönüştürüldü. Kontrol çok az olduğu için alınan tek biletle bütün gün sinemada kalınabiliyordu. Hatta öyle ki bilet parasını vermiş olan seyirciler bazen oturacak yer bulamıyordu. Kimsesiz ve evsiz insanlar kışın ısınmak için Sümer Sineması’na gidiyorlardı. İsteyen izleyiciler bir taraftan film izlerken diğer yandan alkollü içkilerini yudumlayabiliyorlardı. Hafta sonları da asker matineleri yapılıyor, kapının önünde yoğun asker kalabalığı oluyordu. Müşteri kitlesi de oynatılan filmlere göre şekillenmişti. Prof. Dr. Necmeddin Sefercioğlu’nun Sümer Sineması’na dair anlattıkları, müşteri profiliyle mekânların etkileşimini gösteriyor: “Ankara Sinemalarının çocuklar ve gençler açısından en ilgi çekicisi, Denizciler Caddesi’nden girişi olan Sümer Sineması idi. Bu sinemada 32 kısım, tekmili birden diye nitelendirilen, vurdulu kırdılı serüven filmleri gösterilirdi. Film gösterilirken ıslıklar, yuhalar, çığlıklar birbirine karışırdı. Konuşulanlar kolay kolay duyulmazdı. Perdeye ucuna jilet takılmış kâğıttan uçak fırlatanlar bile olurdu. Filmin coşkusuna kapılan gençlerin bazılarının birbiri ile kavgaya tutuştuğu da olurdu. Galiba oraya gelenlerin kılık kıyafeti ve öteki seyircilere bit nakletmeleri yüzünden, sinema &#8220;Bitli Sümer&#8221; diye anılırdı.” İşletenlerin değişmesi sebebiyle zaman içinde Güneş ve Yeni Sinema (Taşhan’ın yanındaki sinemadan farklı) isimlerini aldı. 1960’ta ise tamamen kapandı.</p>
<figure id="attachment_108369" aria-describedby="caption-attachment-108369" style="width: 2560px" class="wp-caption aligncenter"><img loading="lazy" decoding="async" class="wp-image-108369 size-full" src="https://netreklam.net/wp-content/uploads/2021/03/Foto-6-scaled.jpg" alt="" width="2560" height="2560" srcset="https://lavarla.com/wp-content/uploads/2021/03/Foto-6-scaled.jpg 2560w, https://lavarla.com/wp-content/uploads/2021/03/Foto-6-300x300.jpg 300w, https://lavarla.com/wp-content/uploads/2021/03/Foto-6-1024x1024.jpg 1024w, https://lavarla.com/wp-content/uploads/2021/03/Foto-6-150x150.jpg 150w, https://lavarla.com/wp-content/uploads/2021/03/Foto-6-768x768.jpg 768w, https://lavarla.com/wp-content/uploads/2021/03/Foto-6-1536x1536.jpg 1536w, https://lavarla.com/wp-content/uploads/2021/03/Foto-6-2048x2048.jpg 2048w, https://lavarla.com/wp-content/uploads/2021/03/Foto-6-70x70.jpg 70w, https://lavarla.com/wp-content/uploads/2021/03/Foto-6-180x180.jpg 180w, https://lavarla.com/wp-content/uploads/2021/03/Foto-6-400x400.jpg 400w, https://lavarla.com/wp-content/uploads/2021/03/Foto-6-600x600.jpg 600w, https://lavarla.com/wp-content/uploads/2021/03/Foto-6-800x800.jpg 800w" sizes="(max-width: 2560px) 100vw, 2560px" /><figcaption id="caption-attachment-108369" class="wp-caption-text">Sümer Sineması&#8217;nın şimdiki hali ve eski ilanlarından birisi.</figcaption></figure>
<hr />
<p>Zamana Yenik Düşen Ankara Sinemaları yazı dizisi kapak illüstrasyonunu hazırlayan: <a href="https://instagram.com/rigitit?igshid=1mtxn6296sw8w" target="_blank" rel="noopener">Rüya İğit</a></p>
<hr />
<p>Serinin ikinci yazısı <a href="https://netreklam.net/zamana-yenik-dusen-ankara-sinemalari-ii-kizilay/" target="_blank" rel="noopener">Zamana Yenik Düşen Ankara Sinemaları II: Kızılay</a></p>
<p>(Kaynakçaya serinin son yazısından erişebilirsiniz.)</p>
<p><a href="https://lavarla.com/zamana-yenik-dusen-ankara-sinemalari-i-sinemanin-dogusu-ve-ulus/">&lt;span class=&quot;reading-mode-buttons&quot;&gt;&lt;/span&gt;Zamana Yenik Düşen Ankara Sinemaları I: Sinemanın doğuşu ve Ulus&lt;span class=&quot;reading-mode-buttons&quot;&gt;&lt;/span&gt;</a> yazısı ilk önce <a href="https://lavarla.com">Lavarla - Kültür-Sanat ve Kent Yaşamı</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://lavarla.com/zamana-yenik-dusen-ankara-sinemalari-i-sinemanin-dogusu-ve-ulus/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Ankara&#8217;nın Ciltçisi: Mehmet Karslı</title>
		<link>https://lavarla.com/mehmet-karsli/</link>
					<comments>https://lavarla.com/mehmet-karsli/#comments</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Çiğdem Kaya Çayır]]></dc:creator>
		<pubDate>Sat, 18 Apr 2020 12:43:44 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[İnsan]]></category>
		<category><![CDATA[Kent]]></category>
		<category><![CDATA[Ciltcilik]]></category>
		<category><![CDATA[El Yazması]]></category>
		<category><![CDATA[İslam Seçen]]></category>
		<category><![CDATA[Mehmet Karslı]]></category>
		<category><![CDATA[Mücellit]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://lavarla.com/?p=42274</guid>

					<description><![CDATA[<p><span class="reading-mode-buttons"></span>Mehmet Karslı’yı, sevgili dostum Meral sayesinde, 2000’li yılların başlarında, gelecekle ilgili daha uçuk hayaller kurabildiğim yaşlarımda tanımıştım. Meral, Adilhan Kitapçılar Çarşısı’nda kitap fotokopilerini çektirirken karşı atölyedeki öğrenci dostu Mehmet Amca’yla tanışmış ve sohbetleri yıllarca devam etmişti. Adilhan’ın yakınına gelip de hatırını sormadan geçmek istemediği zamanlarda birlikte birkaç kez yanına uğramıştık. Yıllar sonra, Mehmet Karslı’nın atölyesine, [&#8230;]</p>
<p><a href="https://lavarla.com/mehmet-karsli/">&lt;span class=&quot;reading-mode-buttons&quot;&gt;&lt;/span&gt;Ankara&#8217;nın Ciltçisi: Mehmet Karslı&lt;span class=&quot;reading-mode-buttons&quot;&gt;&lt;/span&gt;</a> yazısı ilk önce <a href="https://lavarla.com">Lavarla - Kültür-Sanat ve Kent Yaşamı</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p style="text-align: justify;"><span style="text-decoration: underline;">Mehmet Karslı</span>’yı, sevgili dostum Meral sayesinde, 2000’li yılların başlarında, gelecekle ilgili daha uçuk hayaller kurabildiğim yaşlarımda tanımıştım. Meral, Adilhan Kitapçılar Çarşısı’nda kitap fotokopilerini çektirirken karşı atölyedeki öğrenci dostu Mehmet Amca’yla tanışmış ve sohbetleri yıllarca devam etmişti. Adilhan’ın yakınına gelip de hatırını sormadan geçmek istemediği zamanlarda birlikte birkaç kez yanına uğramıştık. Yıllar sonra, Mehmet Karslı’nın atölyesine, evden çıkmanın bu kadar korkutucu olacağını henüz bilmediğimiz günlerde ciltçiliği (mücellitlik) konuşmak için uğramıştım. Adilhan’a girerken anılarımda atölyesindeki kitap kokusu vardı.</p>
<p style="text-align: justify;">İkinci Dünya Savaşı sırasında Almanya’dan kaçarak Türkiye’ye sığınan matbaacı, cilt ustası, marangoz, duvar ustası ve nice zanaatkârlar üniversitelerde bilgi ve birikimlerini aktarmak için on sekiz yaşın altındaki çocukları toplayıp el yatkınlıklarına göre meslek eğitimi verirlermiş. Üniversitelerin ihtiyacı doğrultusunda bazıları buralarda istihdam edilir, kalanlar da çalışmaları için piyasaya yönlendirilirmiş. Mehmet Karslı, bu dönemdeki Alman ekolünün son çırağı.  Kendisi ciltçiliğe 1966 yılında Ankara Üniversitesi Ziraat Fakültesi’nde çırak olarak başlamış. Hocalarından Fuat Onur’un, İsmet İnönü Kütüphanesi’nin ciltlerini yaptığını ve el sanatları alanında madalyası olduğunu anlatıyor. Saygı ve özlemle bahsettiği hocası ve ustası Hasan Basri Karayakaylar’ın fotoğrafı atölyede, aile büyüklerinin fotoğraflarının yanına asılmış. Mehmet Amca askerliğini yaptıktan sonra 1982’de Mecliste memur olarak göreve başlamış ve 1996 yılında ciltçi olarak emekli olup kendi atölyesini açmış. Dostları dışında ebruzenler, müzehhibler ve hattatlar atölyeye ziyaretlerini eksik etmiyorlar.<img loading="lazy" decoding="async" class="wp-image-42279 size-full aligncenter" src="https://lavarla.com/wp-content/uploads/2020/04/foto-1-min-scaled.jpg" alt="" width="2560" height="2042" srcset="https://lavarla.com/wp-content/uploads/2020/04/foto-1-min-scaled.jpg 2560w, https://lavarla.com/wp-content/uploads/2020/04/foto-1-min-300x239.jpg 300w, https://lavarla.com/wp-content/uploads/2020/04/foto-1-min-1024x817.jpg 1024w, https://lavarla.com/wp-content/uploads/2020/04/foto-1-min-768x613.jpg 768w, https://lavarla.com/wp-content/uploads/2020/04/foto-1-min-1536x1225.jpg 1536w, https://lavarla.com/wp-content/uploads/2020/04/foto-1-min-2048x1634.jpg 2048w, https://lavarla.com/wp-content/uploads/2020/04/foto-1-min-696x555.jpg 696w, https://lavarla.com/wp-content/uploads/2020/04/foto-1-min-1068x852.jpg 1068w, https://lavarla.com/wp-content/uploads/2020/04/foto-1-min-527x420.jpg 527w" sizes="(max-width: 2560px) 100vw, 2560px" /></p>
<p style="text-align: justify;">Modern ciltçiliği bilen Mehmet Karslı, atölyeye röportaj için gelen gazeteci ve televizyoncuların sorularına yeterli cevabı verebilmek için klasik ciltçilik kursuna da gitmiş ve ardından İstanbul’da <em>Ankara’dan Yansımalar</em> sergisine katılmış. Alanında uzman, dünyaca tanınan isim İslam Seçen hoca bu sergide ciltlerini beğenmiş ve kendisini tanımak istemiş. Mehmet Karslı, tanıştıklarında İslam Seçen’e çırağı olmak istediğini söylemiş ve Ankara-İstanbul arası gide gele kendisinden klasik ciltçiliği öğrenmiş. Şu an hem modern hem klasik cilt yapıyor. Kendi kitabı olsa hangi cildi yapmak isteyeceğini soruyorum. Atölyedeki nostaljik radyoda Zeki Müren kulaklarımızın pasını silerken Mehmet Karslı sanatının inceliklerine dair ayrıntılar da vererek anlatmaya başlıyor: “Ciltçilik, bir kitabın formalarını bir araya getirip, ince ince giydirip bir vücuda dönüştürülmesi gibi düşünülebilir. Önce kitap bir araya gelir sonra özenlice kapakla kaplanıp, o kapak süslenir. Klasik cilt, el yazması eserler için idealdir. Deriyi iki mermer arasında inceltip öyle kullanırım. Ayrıca 24 ayar altın kullanıldığı için bu biraz maliyetlidir. Arapça ve Osmanlıca bilmediğim için benim kitabım Yeni Türkçe olur. O yüzden kendi kitabım için modern cilt yapmam daha uygundur. Şu an elimde genelde tamir işleri var. Bu arada tamir ve restorasyon da farklı işlerdir. Restorasyon eski ciltler üzerinde yapılır. Bak şu gördüğün deriyi de mümkün olduğunca inceltip eski bir el yazması kitaba kapak yapacağım.” Mehmet Amca’nın atölyesi küçük olduğundan burada ders veremiyor. Kıramadığı eş dost dışında özel iş de almak istemiyor. Çünkü Mehmet Amca ticareti sevmiyor, sanatı seviyor. Ebru sanatını da merak ettiği için ders verdiği bir hocasından Ebru sanatı dersleri almış. Kısacası mümkün olduğunca sanatla iç içe yaşamaya çalışıyor.</p>
<figure id="attachment_42277" aria-describedby="caption-attachment-42277" style="width: 2560px" class="wp-caption aligncenter"><img loading="lazy" decoding="async" class="wp-image-42277 size-full" title="lavarla-mehmet-karslı" src="https://lavarla.com/wp-content/uploads/2020/04/kolaj-2-scaled.jpg" alt="" width="2560" height="2560" srcset="https://lavarla.com/wp-content/uploads/2020/04/kolaj-2-scaled.jpg 2560w, https://lavarla.com/wp-content/uploads/2020/04/kolaj-2-300x300.jpg 300w, https://lavarla.com/wp-content/uploads/2020/04/kolaj-2-1024x1024.jpg 1024w, https://lavarla.com/wp-content/uploads/2020/04/kolaj-2-200x200.jpg 200w, https://lavarla.com/wp-content/uploads/2020/04/kolaj-2-768x768.jpg 768w, https://lavarla.com/wp-content/uploads/2020/04/kolaj-2-1536x1536.jpg 1536w, https://lavarla.com/wp-content/uploads/2020/04/kolaj-2-2048x2048.jpg 2048w, https://lavarla.com/wp-content/uploads/2020/04/kolaj-2-696x696.jpg 696w, https://lavarla.com/wp-content/uploads/2020/04/kolaj-2-1068x1068.jpg 1068w, https://lavarla.com/wp-content/uploads/2020/04/kolaj-2-420x420.jpg 420w" sizes="(max-width: 2560px) 100vw, 2560px" /><figcaption id="caption-attachment-42277" class="wp-caption-text">Cilt ve Kubur örnekleri. (Kubur: Osmanlı döneminde mektupların konulduğu kutular)</figcaption></figure>
<p style="text-align: justify;">Türk Süsleme Sanatı alanında Devlet Sanatçılığı unvanı bulunan Mehmet Karslı sekiz yıldır Türkiye Diyanet Vakfı’na bağlı <a href="https://tdvkagem.org.tr/" target="_blank" rel="noopener noreferrer">Kadın Aile ve Gençlik Merkezi’nde (KAGEM)</a>, iki yıldır da Kültür ve Turizm Bakanlığı’nda modern ve klasik ciltçilik dersleri veriyor. Öğrencileri arasında her kesim ve her yaştan insan var. Katılmak isteyenler bu kurslara başvurabiliyorlar. Kitaplara dokunmanın güzelliğinden bahsederken, “Biliyorum, öyle bir zaman gelecek ki insanlar nerede kalmıştık diye düşünüp tekrar kitaplara yönelecekler,” diyor.</p>
<p style="text-align: justify;">Bir ara eski Ankara üzerine de sohbete dalıyoruz. Ben hayranlıkla dinlerken o, özlemle anlatıyor: &#8220;Haftada en az iki kez ya sinemaya ya tiyatroya giderdik. Büyük Tiyatro gişesinden bilet almak için sabah erkenden sıraya girerdik. Yazlık sinemalar vardı. Sakarya ve Özen Açıkhava Sinemaları, Melek, Cebeci, Renk, İnci, Ulus sinemalarında az film izlemedik. Herkesi bilet kuyruğunda görmek mümkündü. Mesela rahmetli İsmet İnönü’yü ve eşini ilk kez Ulus Sineması’nın bilet sırasında beklediklerinde görmüştüm. Gençlik Parkı en büyük eğlence yeriydi. Zeki Müren, Gönül Yazar, Emel Sayın ve Barış Manço’yu orada izledim. Göl Gazinosu, Yazar Aile Bahçesi, Fenerbahçe Lokantası, Japon Aile Bahçesi vardı. Hacettepe ve Çubuk Barajı piknik yerleriydi. Ankara çok yeşildi, insanlar birbirlerine karşı çok nazikti. Bir de Ankara Gazozu&#8217;muz vardı. Çok mutluyduk.”</p>
<p style="text-align: justify;">Hepimiz bu sıkıntılı günleri atlatıp sağlıklı bir şekilde sokaklarda yine özgürce dolaşacağımız zamanların hayalini kuruyoruz. Umarım insanlık olarak bu zorlu süreçten gerekli dersleri çıkarır ve doğaya daha fazla saygı duyarız. Belki şu zor günler geçtikten sonra ertelediğimiz çoğu şeyi gerçekleştirmek isteriz. Mesela farklı sanat dallarının güzelliğine daha yakından bakmak isteyebiliriz. Kim bilir; belki de ciltçilik sanatını merak eder ve Mehmet Karslı’nın öğrencilerinden biri oluruz.</p>
<p><img loading="lazy" decoding="async" class="wp-image-42282 size-full aligncenter" src="https://lavarla.com/wp-content/uploads/2020/04/kolaj-1-1-scaled.jpg" alt="" width="2560" height="2560" srcset="https://lavarla.com/wp-content/uploads/2020/04/kolaj-1-1-scaled.jpg 2560w, https://lavarla.com/wp-content/uploads/2020/04/kolaj-1-1-300x300.jpg 300w, https://lavarla.com/wp-content/uploads/2020/04/kolaj-1-1-1024x1024.jpg 1024w, https://lavarla.com/wp-content/uploads/2020/04/kolaj-1-1-200x200.jpg 200w, https://lavarla.com/wp-content/uploads/2020/04/kolaj-1-1-768x768.jpg 768w, https://lavarla.com/wp-content/uploads/2020/04/kolaj-1-1-1536x1536.jpg 1536w, https://lavarla.com/wp-content/uploads/2020/04/kolaj-1-1-2048x2048.jpg 2048w, https://lavarla.com/wp-content/uploads/2020/04/kolaj-1-1-696x696.jpg 696w, https://lavarla.com/wp-content/uploads/2020/04/kolaj-1-1-1068x1068.jpg 1068w, https://lavarla.com/wp-content/uploads/2020/04/kolaj-1-1-420x420.jpg 420w" sizes="(max-width: 2560px) 100vw, 2560px" /></p>
<p style="text-align: justify;">Adilhan Kitapçılar Çarşısı’na uğrarsanız hem kitaplara hem de üst kattaki atölyesinde sanatıyla meşgul olurken göreceğiniz <span style="text-decoration: underline;">Mehmet Karslı</span>&#8216;ya güzel bir selam vermeyi unutmayın.</p>
<p><a href="https://lavarla.com/mehmet-karsli/">&lt;span class=&quot;reading-mode-buttons&quot;&gt;&lt;/span&gt;Ankara&#8217;nın Ciltçisi: Mehmet Karslı&lt;span class=&quot;reading-mode-buttons&quot;&gt;&lt;/span&gt;</a> yazısı ilk önce <a href="https://lavarla.com">Lavarla - Kültür-Sanat ve Kent Yaşamı</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://lavarla.com/mehmet-karsli/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>5</slash:comments>
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
