<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Anafartalar Çarşısı arşivleri - Lavarla - Kültür-Sanat ve Kent Yaşamı</title>
	<atom:link href="https://lavarla.com/etiket/anafartalar-carsisi/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://lavarla.com/etiket/anafartalar-carsisi/</link>
	<description>Lavarla için her insan ve her hikaye, ucundan Ankara&#039;ya dokunuyorsa anlatmaya değerdir.</description>
	<lastBuildDate>Thu, 11 Aug 2022 09:35:52 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	<generator>https://wordpress.org/?v=6.8.2</generator>

<image>
	<url>https://lavarla.com/wp-content/uploads/2024/05/fav-150x150.png</url>
	<title>Anafartalar Çarşısı arşivleri - Lavarla - Kültür-Sanat ve Kent Yaşamı</title>
	<link>https://lavarla.com/etiket/anafartalar-carsisi/</link>
	<width>32</width>
	<height>32</height>
</image> 
	<item>
		<title>Ulus, Mekan, İnsan: Sokağa Dayalı Alışveriş</title>
		<link>https://lavarla.com/ulus-mekan-insan-i-sokaga-dayali-alisveris/</link>
					<comments>https://lavarla.com/ulus-mekan-insan-i-sokaga-dayali-alisveris/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Şehrisevenler]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 29 Apr 2020 09:38:40 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Kent]]></category>
		<category><![CDATA[100. Yıl Çarşısı]]></category>
		<category><![CDATA[Anafartalar Çarşısı]]></category>
		<category><![CDATA[Ulus]]></category>
		<category><![CDATA[Ulus Çarşısı]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://lavarla.com/?p=42264</guid>

					<description><![CDATA[<p><span class="reading-mode-buttons"></span>Sokağa dayalı alışveriş kapalı bir mekana dayanmayan ve sokağa taşan alışveriş biçimidir. Düzensizlik, güvensizlik gibi sakıncaları barındıran bu biçimin sosyal ilişkileri geliştirici, dar ve orta gelirli grupların yaşam şartlarını kolaylaştırıcı bazı olumlu yönleri de bulunur. Bugün gündelik ihtiyaçlarımızı genellikle büyük marketlerden veya alışveriş merkezlerinden karşılıyoruz. Böylece uzayıp giden sokaklarda alışveriş yapmayı terk ediyoruz. Bu yazıda [&#8230;]</p>
<p><a href="https://lavarla.com/ulus-mekan-insan-i-sokaga-dayali-alisveris/">&lt;span class=&quot;reading-mode-buttons&quot;&gt;&lt;/span&gt;Ulus, Mekan, İnsan: Sokağa Dayalı Alışveriş&lt;span class=&quot;reading-mode-buttons&quot;&gt;&lt;/span&gt;</a> yazısı ilk önce <a href="https://lavarla.com">Lavarla - Kültür-Sanat ve Kent Yaşamı</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p style="text-align: left;"><span style="text-decoration: underline;">Sokağa dayalı alışveriş</span> kapalı bir mekana dayanmayan ve sokağa taşan alışveriş biçimidir. Düzensizlik, güvensizlik gibi sakıncaları barındıran bu biçimin sosyal ilişkileri geliştirici, dar ve orta gelirli grupların yaşam şartlarını kolaylaştırıcı bazı olumlu yönleri de bulunur. Bugün gündelik ihtiyaçlarımızı genellikle büyük marketlerden veya alışveriş merkezlerinden karşılıyoruz. Böylece uzayıp giden sokaklarda alışveriş yapmayı terk ediyoruz. Bu yazıda alışverişin henüz terk edilmeyen mekanlarından, <a href="https://lavarla.com/ulus-sehrin-dogum-yeridir/" target="_blank" rel="noopener noreferrer">Ulus</a>’taki sokaklardan izlenimleri aktaracağım sizlere.</p>
<p style="text-align: left;">Sokağa dayalı alışveriş gündelik ihtiyaçların karşılanmasının yanında çeşitli değerlerin korunmasını da sağlar. Çünkü bu tür alışveriş biçimde, en ucuz ve kaliteli ürünü kimin sattığı bilinir. Bir dükkanın kepenkleri kapalı olduğunda nedeni sorulur. Kısacası tüketimin devamlılığı sosyalleşmeyi de beraberinde getirir.</p>
<p style="text-align: left;">Sokağa dayalı alışveriş biçiminin kırılmasına iki önemli gelişme neden oldu. Bunlardan ilki kent merkezlerinde AVM’lerin inşa edilmesidir. Bir diğeri ise internet üzerinden alışverişin yaygınlaşmasıdır.</p>
<p style="text-align: left;">Hayatımızın her alanında artık büyük bir hız hakim. Bireylerin artan ve çeşitlenen ihtiyaçlarını kısa yoldan karşılama talebi giderek yükseliyor. Bu talep kent ve ekonomi arasındaki ilişkiyi de değiştiriyor. Yüz yüze iletişimle yapılan alışveriş teknolojik araçlarla gerçekleştiriliyor. Tüketimin yegane amaç olması, tüketimle birlikte ortaya çıkan sosyalleşmeyi önemsiz kılıyor. Diğer yandan sokağa dayalı alışverişin cazibesini giderek kaybetmesi, kent yöneticilerinin de bu mekanlara olan ilgisinin azalmasına neden oldu. Öyle ki yöneticilerin ilgi alanında artık AVM&#8217;ler ve onların çevresi yer alıyor. Bugün sokağa dayalı alışverişe, sokak ve sakinleri sahip çıkıyor.</p>
<p><img fetchpriority="high" decoding="async" class="aligncenter wp-image-42414 size-full" src="https://lavarla.com/wp-content/uploads/2020/04/muge-ozdemir-ulus-ulus-sokaga-dayali-alisveris-lavarla-2-2.jpg" alt="" width="750" height="562" srcset="https://lavarla.com/wp-content/uploads/2020/04/muge-ozdemir-ulus-ulus-sokaga-dayali-alisveris-lavarla-2-2.jpg 750w, https://lavarla.com/wp-content/uploads/2020/04/muge-ozdemir-ulus-ulus-sokaga-dayali-alisveris-lavarla-2-2-300x225.jpg 300w, https://lavarla.com/wp-content/uploads/2020/04/muge-ozdemir-ulus-ulus-sokaga-dayali-alisveris-lavarla-2-2-80x60.jpg 80w, https://lavarla.com/wp-content/uploads/2020/04/muge-ozdemir-ulus-ulus-sokaga-dayali-alisveris-lavarla-2-2-265x198.jpg 265w, https://lavarla.com/wp-content/uploads/2020/04/muge-ozdemir-ulus-ulus-sokaga-dayali-alisveris-lavarla-2-2-696x522.jpg 696w, https://lavarla.com/wp-content/uploads/2020/04/muge-ozdemir-ulus-ulus-sokaga-dayali-alisveris-lavarla-2-2-560x420.jpg 560w" sizes="(max-width: 750px) 100vw, 750px" /></p>
<p style="text-align: left;">Ankara’da günlük yaşam Kızılay-Sıhhiye-Ulus ekseninde akar. Resmi dairelerin, parkların ve çarşıların konumu, bu meydanlardaki dinamik hayatı canlı tutar. Ulus açısından özellikle meclis binalarının bulunduğu alandan Ankara Kalesi’ne kadar olan kısım günlük alışverişin merkezi olmuştur. Bugün halen canlı bir alışveriş özelliği barındıran çarşının birçok kesim tarafından aktif olarak kullanıldığı görülür. Nitekim “Ulus’ta bulursun” ifadesi zihinlerde yer edinmiştir. Her türlü araç gereç, malzeme, gıda ve giyim gibi ihtiyaçlar Ulus’ta karşılanır. Sokağa dayalı alışveriş belki de Ankara’da sadece Ulus örneğinde yaşamaya devam ediyor.</p>
<h2>Sokağa Dayalı Alışverişin Tarihsel İzi: Bedestenler</h2>
<p style="text-align: left;">Osmanlı geleneksel şehrinde mahalle-cami-çarşı-bedesten şehrin ana mekanları arasında yer alırdı. Bu nedenle sokağa dayalı alışveriş biçiminin kökeni şehirlerimizde oldukça eskiye dayanır. Anadolu’nun çeşitli şehirlerinde irili ufaklı şekilde karşımıza çıkan bedestenler, ürün çeşitliğine göre farklı isimlerle anılmaktadır. Bu mekânların esnaflığın gelişiminin yanı sıra sosyal ilişkileri düzenleme boyutu da bulunur.</p>
<p style="text-align: left;">Sistemli bir yapılaşma ve bedesten tarzı kapalı bir konumu olmayan Ulus’ta gıda hali ana merkez konumunda yer alır. Hali çevreleyen sokaklar farklı türde alışverişe imkan sağlar. Özellikle dar ve orta gelirli gruplar tarafından yoğun tercih edilen bu alanlardaki ürünlerin fiyatlarının görece uygunluğu dikkat çekicidir. Fakat İstanbul’da baharatçılar çarşısı, kuyumcular çarşısı gibi satılan ürünlerin içeriğine göre bölümlenme biçimi Ulus sokaklarında karşımıza çıkmıyor.</p>
<p style="text-align: left;">Ulus’ta sokağa dayalı ekonomik etkinliklerin kapalı bir mekâna sıkıştırma girişimi 100. Yıl Çarşısı, Ulus Şehir Çarşısı ve <a href="https://lavarla.com/ulusun-sakinleri-anafartalar-carsisi/" target="_blank" rel="noopener noreferrer">Anafartalar Çarşısı</a> ile hayata geçti. Fakat günlük alışverişin bu merkezler içerisine hapsedilmesi başarılı olmadı. Gitgide kapanan dükkanlar ile bu binaların yıkımı gündeme geldi, hatta bazıları da yıkıldı. Bugün bu çarşılar ya telefon satış noktalarının yoğunlaştığı ya da ofislerin yer aldığı mekanlar haline geldi. Bu nedenle sokağa dayalı alışveriş halen Ulus merkezinin en belirgin özelliğidir.</p>
<p><img decoding="async" class="aligncenter wp-image-42353 size-full" src="https://lavarla.com/wp-content/uploads/2020/04/muge-ozdemir-ulus-ulus-sokaga-dayali-alisveris-lavarla-2.jpg" alt="Ulus Meydanı Pazar-Sokağa Dayalı Alışveriş" width="750" height="937" srcset="https://lavarla.com/wp-content/uploads/2020/04/muge-ozdemir-ulus-ulus-sokaga-dayali-alisveris-lavarla-2.jpg 750w, https://lavarla.com/wp-content/uploads/2020/04/muge-ozdemir-ulus-ulus-sokaga-dayali-alisveris-lavarla-2-240x300.jpg 240w, https://lavarla.com/wp-content/uploads/2020/04/muge-ozdemir-ulus-ulus-sokaga-dayali-alisveris-lavarla-2-696x870.jpg 696w, https://lavarla.com/wp-content/uploads/2020/04/muge-ozdemir-ulus-ulus-sokaga-dayali-alisveris-lavarla-2-336x420.jpg 336w" sizes="(max-width: 750px) 100vw, 750px" /></p>
<p style="text-align: justify;">Sonuç olarak Ankara’da alışveriş merkezlerinin sayısının artması, kent merkezinin Kızılay-Sıhhiye-Ulus hattının yeni bölgelere doğru yerini bırakmasıyla birlikte sokağa dayalı alışveriş birçok büyükşehirde olduğu gibi Ankara’da da azaldı. Fakat ulaşım araçlarının merkezinde yer alması, ürün çeşitliliğin fazla olması, görece fiyatların ucuzluğu halen Ulus’un ekonomik dinamiğini sürdürmesini sağlıyor. Gün içindeki hareketlilik ile Ulus sokakları dolup taşıyor. Sabahın erken saatlerinde başlayan alışveriş, yan sektörlerin gelişimine de etkili oluyor. Özellikle birçok lokanta, alışveriş amacıyla gelen bireylerin gün içerisinde ihtiyaçlarını karşılamasına katkı sağlıyor. Böylece &#8220;Ulus&#8217;ta nerede yemek yenir?&#8221; sorusunun cevaplanması gereği ortaya çıkıyor.</p>
<p style="text-align: justify;">Farklı gelir gruplarının ihtiyaçlarını temin etmesini sağlayan, gün içerisinde yoğun bir insan kalabalığının bulunduğu Ulus ve ekonomi arasındaki ilişki oldukça dinamik bir özellik gösteriyor. Kamuoyunda çeşitli aralıklarla gündeme gelen, Ulus’un yeniden düzenlenmesine ilişkin projeler, bu dinamik yapı bozulmadan <span style="text-decoration: underline;">sokağa dayalı alışveriş</span> yapısı korunarak geliştirilmelidir. Çünkü kentsel belleği yansıtması açısından Ulus önemli bir hafıza görevi üstleniyor. Altyapının gerekli ihtiyaçlar doğrultusunda düzenlenmesi, toplum sağlığı açısından önlemlerin alınması ve güvenliğin sağlanması bu süreçte en temel gereksinimler gibi gözüküyor.</p>
<p>Kaan Akman</p>
<hr />
<p>Kapak Görseli: <a href="https://www.instagram.com/mkdgr/">MKD</a><br />
Metin içi görseller: <a href="https://www.instagram.com/cunkuomuge/" target="_blank" rel="noopener noreferrer">Müge Özdemir</a></p>
<p><a href="https://lavarla.com/ulus-mekan-insan-i-sokaga-dayali-alisveris/">&lt;span class=&quot;reading-mode-buttons&quot;&gt;&lt;/span&gt;Ulus, Mekan, İnsan: Sokağa Dayalı Alışveriş&lt;span class=&quot;reading-mode-buttons&quot;&gt;&lt;/span&gt;</a> yazısı ilk önce <a href="https://lavarla.com">Lavarla - Kültür-Sanat ve Kent Yaşamı</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://lavarla.com/ulus-mekan-insan-i-sokaga-dayali-alisveris/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Tunalı’yı eskisi kadar tanımıyorum</title>
		<link>https://lavarla.com/tunaliyi-eskisi-kadar-tanimiyorum/</link>
					<comments>https://lavarla.com/tunaliyi-eskisi-kadar-tanimiyorum/#comments</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Özgür Ceren Can]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 08 Feb 2019 06:15:08 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Yaşam]]></category>
		<category><![CDATA[Anafartalar Çarşısı]]></category>
		<category><![CDATA[Flamingo Pastanesi]]></category>
		<category><![CDATA[Mohini]]></category>
		<category><![CDATA[Samanpazarı]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://lavarla.com/?p=32271</guid>

					<description><![CDATA[<p><span class="reading-mode-buttons"></span>Bütün bir yaz bekledim. Neyse ki Ankara akşamları ılık oluyor, geceleri adamakıllı serin. Küçük şeylere sevindim: Bahçeler güzeldi. Yağmurlar. Ve bürokratik yazlıkçılar… Sokaklar sakindi. Duraklar gölgelik. Kaldırımlar otopark. Tunalı’yı eskisi kadar sevmiyorum. Ne zaman yalnız başıma yürümek zorunda kalsam hayalin yanı başımda bitiyor. Dün gibi; yürümüştük, sarılmıştık, ayrılmıştık. Bir vedadan çok bir yeminin mührü gibiydi [&#8230;]</p>
<p><a href="https://lavarla.com/tunaliyi-eskisi-kadar-tanimiyorum/">&lt;span class=&quot;reading-mode-buttons&quot;&gt;&lt;/span&gt;Tunalı’yı eskisi kadar tanımıyorum&lt;span class=&quot;reading-mode-buttons&quot;&gt;&lt;/span&gt;</a> yazısı ilk önce <a href="https://lavarla.com">Lavarla - Kültür-Sanat ve Kent Yaşamı</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p style="text-align: justify;">Bütün bir yaz bekledim. Neyse ki Ankara akşamları ılık oluyor, geceleri adamakıllı serin. Küçük şeylere sevindim: Bahçeler güzeldi. Yağmurlar. Ve bürokratik yazlıkçılar… Sokaklar sakindi. Duraklar gölgelik. Kaldırımlar otopark.</p>
<p style="text-align: justify;"><em>Tunalı’yı eskisi kadar sevmiyorum. Ne zaman yalnız başıma yürümek zorunda kalsam hayalin yanı başımda bitiyor. Dün gibi; yürümüştük, sarılmıştık, ayrılmıştık. Bir vedadan çok bir yeminin mührü gibiydi sırtımda elin.  </em></p>
<p style="text-align: justify;"><em>Tunalı’yı eskisi kadar tanımıyorum. Yine de burnumun ucunda Flamingo Pastanesi’nin kapı önü kokusu var. Burası araç trafiğine kapatılmıştı, çocuktum. Yol boyunca zikzak çizerek fiyonklu rugan ayakkabılarımla koşmuştum. Lisedeyken Kavaklıdere Sineması’nda Nikita Mikhalkov’un Güneş Yanığı filmini izlemiştim. Ankara yazına çok yakıştığını düşünmüştüm.  </em></p>
<p style="text-align: justify;">Bakanlıklar’da güneş yanığı insanlar açılıp saçılmış. Şortlar giyinmişler. Sandaletler. Erkek memurlar iki parçalı renksiz takımlarının ceketlerini parmaklarına takıp omuzlarına vurmuşlar, açık renk gömlekleri terden kırışmış. Kapalı kösele ayakkabıları içinde ayakları kavrulmuş. Asfaltı adımlıyorlar. Sokakta sigara içiyorlar. Orhan Veli’yi anımsadım, Sabahattin Ali’yi, Hasan Ali Yücel’i… Onları Tercüme Bürosu’nun kapısından çıkıp akşamüstüne karışırken hayal ettim.</p>
<p style="text-align: justify;">Bir kadın parfümeri dükkânının kapı aralığında doldurma parfümlerden sıktı boynuna: Diorissimo replikası. İnci çiçeği, yasemin ve gül kokusu baskın. Bir an için Ulus’ta Anafartalar Caddesi üzerindeki küçük kolonyacının önünde buldum kendimi. Oradayım ama aynı zamanda başka bir yerdeydim.</p>
<p style="text-align: justify;"><em>Bana fantastik öykülerdeki iksir dolaplarını anımsatan bu cumhuriyet bonmarşesinden sana kolonya almak istemiştim: Eyüp Sabri Tuncer Hatıralar Kolonyası. İnci çiçeği, yasemin ve gül harmonisi. Kullanım ömrü kapak açıldıktan sonra oniki ay. Bir daha ne zaman gelirsin ki? </em></p>
<p style="text-align: justify;">Kadının eltisigiller Didim’e yazlığa gitmişlerdi. Senelik izni oniki ayda onbeş gündü. Beş günü hep köye giderdi… Tüp geçide tırmanıp ıvır zıvırcılara bakındı. Kamusal ciddiyetini hafifmeşrep takılarla bozmaya karar verip Hint işi pembe bir boncuklu bilezik aldı. Yan taraftaki işportacının tezgâhında plastik bir dansöz bebek, Ankara havasına bel kıvırıyordu. Hemen yanında peşi sıra büyüyen yedi tane cam fil biblosu akşam güneşinde ışıldıyordu. Alsa mıydı? Yedi fili hortumu kapıya dönük dizersen o ev senin olurmuş demişlerdi. Başkası hediye etmeliymiş ama…</p>
<p style="text-align: justify;"><em>1950 yılında Hindistan Başbakanı Pandit Jawaharlal Nehru’ya mektup yazıp, kendilerine fil hediye etmedi diye sitem etmiş Türkiye’den çocuklar. O zaman Doğan Kardeş dergisinde yayınlanmış bu mektup. Nehru hemen dönemin başbakanı Adnan Menderes’e gönderdiği bir mektupla, yavru fil “Mohini”nin Hindistan’dan gemi ile yola çıktığını, yakında İstanbul’da olacağını bildirmiş. Hediye fil Mohini İstanbul’da gezip ağırlığınca ağırlandıktan sonra Ankara’da Hayvanat Bahçesi’ndeki yuvasına yerleştirilmiş. Çocuklar pek sevinmiş. Mohini gurbetlik çekmiştir. Hep hasretlik…</em></p>
<p style="text-align: justify;">Kadın tüp geçitten inip, dolmuş duraklarına yollandı. Peşini bıraktım, çiçekçilerde oyalandım. Barakaların kapı önlerini yıkamışlar. Havayı akşam serini, çiçek ve ıslak kaldırım kokusu sarmış. İçime çektim, gerisingeri Meşrutiyet’e doğru yürüdüm.</p>
<p style="text-align: justify;"><em>Bir zamanlar Meşrutiyet kadınları trenlerle geldiler bu şehre. Şimdi VEKAM’ın arşivinde bacak bacak üstüne atıyorlar. Biri Samanpazarı dolaylarından taze çekilmiş kahve alsa, bakır cezvede pişirse diye bekliyorlar.  </em></p>
<p style="text-align: justify;">Dıııt. Kahve makinasının ikaz sesi, yazın çalışması gereken bir üniversite öğrencisini irkiltti. Likör bardağına doldurduğu suyun içine bir dilim elma ve bir karanfil tohumu attı. Fincanın tabağına iki parça renkli lokum iliştirdi. Bunları ortasında içinde plastik çiçekler olan küçük bir vazonun bulunduğu tepsiye yerleştirdi. Kahveyi fincanın içine akıttı teflon cezveden.</p>
<p style="text-align: justify;"><em>“Git. Başını bekleme acıların.” </em></p>
<p style="text-align: justify;"><em>Türk kahvesi severim. Seninle Tunalı’da yeni nesil kahvecilerden birinde seviyorsun diye filtre kahve içmiştik. Sonra imzan barış güvercinini andırdığından işinden atıldın. Böyle şeyler olur. Abidin Dino’nun seramiklerindeki dekorlar orağı ve çekici andırdığında ehlivukuf Ankara’da toplanmıştı. Biliyor musun bu yaz da toplandılar? Anafartalar Çarşısı seramikleri önünde durup, ruhun tahribi, taşınması ya da yıkımı durumunda yerine konulamayacak bir değer kaybımız olacağını belirttiler. Gittin. </em></p>
<p style="text-align: justify;">Cer Modern’de açık hava sineması varmış. Adliye önünden geçen yol ürkütücüydü. Köpekler uluyordu. Taksi pahalıydı. Gitmedim. <em>Bahçesinden Gençlik Parkı’ndaki dev dönmedolap görünüyor. Neon ışıklarıyla gecenin içinde hantal daireler çiziyor tıpkı aşkımızın yazgısı gibi. </em></p>
<p style="text-align: justify;">Çayyolu Metrosu’nda esnaf karısı, akademisyen ve gündelikçi karşılıklı oturuyordu, akıllı telefonlarına bakarken gözümde eşitlendiler… <em>Ben hiçbir zaman onlardan biri olamadığımdan, senin fotoğrafına baktım ve ikimizin şarkılarını dinledim. </em>Yürüyen merdivenlerle yeryüzüne çıktım.</p>
<p style="text-align: justify;"><em>Ankara’da ilk yürüyen merdivenli çarşı Ulus’ta bindokuzyüz. Yine mi canına yandığımın bindokuzyüzü. Hep Ankara. İstanbullular yürüyen merdivenin sağında durup sol tarafı acelesi olanlar için boş bırakıyorlar. Biz neden böyle solda durup, hayata dalıp gidiyoruz? Hep taşralılık vesvesesi. </em></p>
<p style="text-align: justify;">Biz küçükken akşamları dolma börek alır Gençlik Parkı’ndaki aile çay bahçelerine giderdik. Maraş dondurmacılarında külah kapmaya çalışırdım. Elinden tuttuğum babamın keyifle dondurma yalamasında tuhaf bir bozgunculuk hissederdim. Annem buradaki gazinolardan, Zeki Müren’den bahsederdi hevesle.</p>
<p style="text-align: justify;"><em>Zeki Müren’i ne çok sevdik. Gözleri gecelerimize doldu hep. Geceler göz göz oldu. Çayyolu’nda bir baykuş öttü, Keçiören’de eski bir Tofaş otomobilin freni. Kent çok çirkindi. Net Piknik sofrasında rakı güzel… Omzuma bir öpücük kondurdun.  </em></p>
<p style="text-align: justify;"><em>Bütün bir yaz bekledim. Neyse ki Ankara akşamları ılık oluyor, geceleri adamakıllı serin. Küçük şeylere sevindim: Sen geldin. Film izledin, çay içtin. Beni aradı gözlerin. Bir otobüs durağının gölgesinde e-postalarını okudun. Gülümsedin.  </em></p>
<p style="text-align: justify;"><em>“Değişmişsin.” </em></p>
<p style="text-align: justify;"><em>“Sen hep aynısın.” </em></p>
<p style="text-align: justify;">Hiçbir şey değişmez yazları Ankara’da bilirsin, seyrelir sadece. Çıkılacak yayla yoktur, gidilecek yosun kokulu bir koy ya da dalınacak bir gündüz uykusu yoktur. Öldüğünden beri Erzurumlu Hasan Usta’nın adaçayı da… Seğmenler’de oturacak yer de, İlhan Koman heykeli de yoktur. Dostlar vardır: Kimi güneş yanığı, kimi amele… Gülüşmeler vardır, yeni kitaplar, soğuk biralar, keşfedilmiş seramik panolar, kısa kestirilmiş saçlar, yıkanmış balkonlar, demlenmiş çaylar. Vergi daireleri vardır, bilmem ne genel müdürlükleri, şu bu komutanlıkları, meydan saatleri, kent girişlerinde tuhaf taklar. Pazarlarda naneler vardır, sokak aralarında kamyonetlerde karpuzlar bekleşir, AVM’lerde mayolar, Kocabeyoğlu Pasajı’nda donlar…</p>
<p style="text-align: justify;">Bütün bir yaz bekledim. Küçük şeylere sevindim: Sivrisinek olmadı. Kızım semizotuna doymadı. Çalışmak hiç yormadı. Kimse seni sormadı. Sokaklar sakindi. Duraklar gölgelik.</p>
<p>Özgür Ceren Can</p>
<hr />
<p>Fotoğraf: &#8220;Kaldırım, Ankara.&#8221; Can Mengilibörü, 2018. Tüm hakları Saklıdır.</p>
<p><a href="https://lavarla.com/tunaliyi-eskisi-kadar-tanimiyorum/">&lt;span class=&quot;reading-mode-buttons&quot;&gt;&lt;/span&gt;Tunalı’yı eskisi kadar tanımıyorum&lt;span class=&quot;reading-mode-buttons&quot;&gt;&lt;/span&gt;</a> yazısı ilk önce <a href="https://lavarla.com">Lavarla - Kültür-Sanat ve Kent Yaşamı</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://lavarla.com/tunaliyi-eskisi-kadar-tanimiyorum/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>4</slash:comments>
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
