<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Covid-19 arşivleri - Lavarla - Kültür-Sanat ve Kent Yaşamı</title>
	<atom:link href="https://lavarla.com/etiket/covid-19/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://lavarla.com/etiket/covid-19/</link>
	<description>Lavarla için her insan ve her hikaye, ucundan Ankara&#039;ya dokunuyorsa anlatmaya değerdir.</description>
	<lastBuildDate>Fri, 15 Apr 2022 08:21:48 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	<generator>https://wordpress.org/?v=6.8.2</generator>

<image>
	<url>https://lavarla.com/wp-content/uploads/2024/05/fav-150x150.png</url>
	<title>Covid-19 arşivleri - Lavarla - Kültür-Sanat ve Kent Yaşamı</title>
	<link>https://lavarla.com/etiket/covid-19/</link>
	<width>32</width>
	<height>32</height>
</image> 
	<item>
		<title>Pandemide Üretkenlik Meselesi VIII: Nur Sağlamer ve Birsen Küpeli Kara</title>
		<link>https://lavarla.com/pandemide-uretkenlik-meselesi-viii-nur-saglamer-ve-birsen-kupeli-kara/</link>
					<comments>https://lavarla.com/pandemide-uretkenlik-meselesi-viii-nur-saglamer-ve-birsen-kupeli-kara/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Necati Yalçın]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 13 Apr 2022 07:47:31 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Meseleler]]></category>
		<category><![CDATA[Covid-19]]></category>
		<category><![CDATA[Pandemi]]></category>
		<category><![CDATA[Pandemide üretmek]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.lavarla.com/?p=119034</guid>

					<description><![CDATA[<p><span class="reading-mode-buttons"></span>“Boş zaman, endişeliler için ölümcüldür. Çok şükür endişelerim de boş zamanım da yok!” Jon Stewart Boş zaman… Kimi boş zaman bulamamaktan yakınırken kimi dolduramamaktan. Derken pandemi çıktı, alışkanlıklar ister istemez değişiverdi. Maske, hijyen veya sosyal mesafe türlü zorluklarla artık hayatımızda öncelikli hale geliverdi! Ve her şeye rağmen umutsuzluğa kapılmamak, çalışmak, üretmek… Pandemide Üretkenlik Meselesi yazı [&#8230;]</p>
<p><a href="https://lavarla.com/pandemide-uretkenlik-meselesi-viii-nur-saglamer-ve-birsen-kupeli-kara/">&lt;span class=&quot;reading-mode-buttons&quot;&gt;&lt;/span&gt;Pandemide Üretkenlik Meselesi VIII: Nur Sağlamer ve Birsen Küpeli Kara&lt;span class=&quot;reading-mode-buttons&quot;&gt;&lt;/span&gt;</a> yazısı ilk önce <a href="https://lavarla.com">Lavarla - Kültür-Sanat ve Kent Yaşamı</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p style="text-align: right;"><em>“Boş zaman, endişeliler için ölümcüldür. Çok şükür endişelerim de boş zamanım da yok!”<br />
</em><strong>Jon Stewart</strong></p>
<p>Boş zaman…<br />
Kimi boş zaman bulamamaktan yakınırken kimi dolduramamaktan. Derken pandemi çıktı, alışkanlıklar ister istemez değişiverdi.<br />
Maske, hijyen veya sosyal mesafe türlü zorluklarla artık hayatımızda öncelikli hale geliverdi! Ve her şeye rağmen umutsuzluğa kapılmamak, çalışmak, üretmek…</p>
<p>Pandemide Üretkenlik Meselesi yazı dizisi iki ressam ile sürüyor. Pek çok şey değişse de boş zaman endişesi hiç yaşamayan, hep çalışan ve harika eserler üreten iki sanatçıyla: Nur Sağlamer ve Birsen Küpeli Kara.</p>
<h2>Nur Sağlamer-Ressam</h2>
<p><img fetchpriority="high" decoding="async" class="aligncenter wp-image-119035 " src="https://netreklam.net/wp-content/uploads/2022/04/Resim1-2.png" alt="nur sağlamer" width="722" height="345" srcset="https://lavarla.com/wp-content/uploads/2022/04/Resim1-2.png 797w, https://lavarla.com/wp-content/uploads/2022/04/Resim1-2-300x143.png 300w, https://lavarla.com/wp-content/uploads/2022/04/Resim1-2-768x367.png 768w" sizes="(max-width: 722px) 100vw, 722px" /></p>
<p><em>Bir türlü bitmeyen, ne zaman biteceği kestirilemeyen pandemi öncesinde ne yapıyordunuz? </em></p>
<p>Heyecanla <a href="http://www.mustafaayazmuzesi.com/pPages/pGallery.aspx?pgID=530&amp;section=1&amp;lang=TR&amp;bhcp=1" target="_blank" rel="noopener">Mustafa Ayaz Müzesi ve Kültür Merkezi</a>’nde açacağım kişisel sergime hazırlanıyordum. 2021 Şubat diye planlanmıştı ama şu an tarih belirleyemiyoruz. (Son bilgiyi paylaşalım, sergi tarihi 30 Kasım-11 Aralık 2022 olarak belli oldu.)</p>
<p><em>Pandeminin ilk zamanlarında ne hissettiniz, çalışmalarınıza etkisi nasıl oldu? </em></p>
<p>Geleceği görememek, plan, program yapamamak, belirsizlik beni her zaman olumsuz etkiler. Yine resim yapıyorum, çalışıyorum kendimi daha ileri taşımak için uğraşıyorum ama kafamın bir yerinde bitmek bilmeyen gelecekle ilgili sorular uzun süreli yoğunlaşmamı engelliyor.</p>
<p><em>Pandeminin ilk günlerinden bugüne, yaptıklarınızda bir değişiklik oldu mu? </em></p>
<p>Bu dönemde yine de birçok konuda kendimi şanslı hissediyorum. Çünkü Antalya’da bir köyde, geniş bir bahçesi olan evimde yaşıyorum. Uzun zamandır aklımda olan bir konuya ağırlık verebildim. Ekoprint (Botanik baskı) çalışmaları yapıyorum. Doğanın içinde yaşayınca, doğayla ortak çalışmak beni çok rahatlatıyor. Ekoprint ile tablolar yapmaya başladım. Doğa sürprizlerle dolu. Her bitki size yeni ve farklı bir renk, bir figür hediye ediyor. Örneğin, okaliptüs yapraklarından martılar, gazanya yapraklarından, eğrelti otlarından orman yaratabiliyorsunuz. Müthiş güzel bir duygu bu. Bütün bunları suluboya kâğıtlarına yapabildiğim gibi ipek kumaş üzerine, keçeye hatta deriye yapabiliyorum. Bu ürünleri işlevsel hale getirmek de mümkün oluyor. Ben resmin sadece duvarda asılı olmasını değil her yerde olmasını, taşınabilmesini seviniyorum.</p>
<p><em>Salgın, sizin yaşama bakış açınızda moral değerler açısından ne gibi etkiler yarattı? </em></p>
<p>İlk başında doğal olarak bir şok yaşadım. Gözüm, kulağım TV&#8217;de uzmanların yapacağı açıklamalardaydı. Bir panik dönemi yaşadım ancak bir başıma değiştiremeyeceğim durumları kabullenmek ve buna göre tavır almak, hayatımı yönlendirmek zorunda olduğumu düşündüm. Ancak ailemi, sevdiklerimi kaybetme korkusunu ise üzerimden atmak mümkün olamıyor. Ülkemin durumunu düşündükçe üzgün ve kızgınım. Zaten var olan ekonomik krizin üzerine pandeminin yarattıkları ve iyi yönetilememek hatta yanlışlıklarda ısrar etmek ise çileden çıkartıyor beni.</p>
<p><em>“Şu pandemi bir bitse, şunu yapacağım!” dediğiniz planlarınız neler? </em></p>
<p>İlk yapacağım, sevdiklerimi görmek, sımsıkı sarılmak için seyahate çıkmak ve şehir, şehir dağ tepe demeden ülkemi gezmek. Moral depoladıktan sonra sergim için sıkı bir çalışma için atölyeme kapanmak.</p>
<p><em>Pandemi dönemi ve sosyal medya bağlantısı hakkında ne düşünüyorsunuz? </em></p>
<p>Bu dönemde sosyal medyayı daha fazla takip etmek ve kullanmak mümkün oldu hatta bir gereklilik oluştu. Birçok ressam gibi ben de eserlerimi sosyal medyada paylaştım ve paylaşıyorum. Bir sergi açtığınızda o şehrin insanlarına yönelik oluyor, oysa sosyal medyada dünyanın dört bir yanından takip ediliyorsunuz ve takip ediyorsunuz. Hiç karşı karşıya gelmediğiniz bir sanatçı resimleriniz hakkında yorum yapabiliyor, iletişim halinde olabiliyorsunuz. Ayrıca bazı duayen sanatçılarımızın söyleşi videoları yayınlandı ve zevkle izledim. Bu sanatçılarımızın söyleşilerinin kayıt altına alınmış olması da gelecek nesiller için çok anlamlı ve faydalı oldu, oluyor. Keşke bu kayıtlar çok önceki sanatçılarla da olsaydı da biz de izleyebilme şansına erişmiş olsaydık. Pandemi bu gidişle ne zaman biter biter bilemiyorum ama bittiğinde de bu söyleşiler devam etmeli ve herkes o üstatların düşüncelerini kendi sesinden, nefesinden dinleyebilmeli. Bu kayıtlar tarihe not düşmektir diye düşünüyorum.</p>
<h2>Birsen Küpeli Kara-Ressam</h2>
<p><img decoding="async" class="aligncenter wp-image-119039 " src="https://netreklam.net/wp-content/uploads/2022/04/Resim1-min.png" alt="" width="784" height="340" srcset="https://lavarla.com/wp-content/uploads/2022/04/Resim1-min.png 879w, https://lavarla.com/wp-content/uploads/2022/04/Resim1-min-300x130.png 300w, https://lavarla.com/wp-content/uploads/2022/04/Resim1-min-768x333.png 768w, https://lavarla.com/wp-content/uploads/2022/04/Resim1-min-800x347.png 800w" sizes="(max-width: 784px) 100vw, 784px" /></p>
<p><em>Bir türlü bitmeyen, ne zaman biteceği kestirilemeyen pandemi öncesinde ne yapıyordunuz?</em></p>
<p>Aklımızdaki ve hayatımızdaki her şeyin alt üst olduğu, bir bilim kurgu filmi niteliğindeki pandemi öncesi günler, şimdi bana ulaşılmaz bir hayal gibi geliyor. Tabii ki bu zorlu süreç öncesi yaşantımızla, şimdiki yaşantımız arasında oldukça farklı ve olağanüstü bir evre var.</p>
<p>Salgından önce yaşadığımız normal hayatımızda ailemizle ve sevdiklerimizle kalabalık sofralarda buluşurduk. Marketten aldığım ürünleri dezenfekte etmiyordum, ellerimi defalarca yıkamıyordum. Apartmanın kapısını tişörtümle açmıyordum, insan görünce kaçmıyordum. Yüzlerce kişiyle birlikte sergi ve fuar salonlarında buluşurduk. Pandemiden önce uçağa, trene, dolmuşa binerdim. Yurt dışında ve yurt içinde sanat etkinliklerine katılırdım. Atölyeme sık sık giderdim. Tiyatro, sinema, konser gibi etkinliklere katılırdım.  Yüz yüze eğitimler alırdık, eğitimler verirdik. Oysa şimdi her şey online oldu. Salgının başlamasıyla birlikte birçok alanda özgürlüklerimiz kısıtlandı.</p>
<p><em>Pandeminin ilk zamanlarında ne hissettiniz, çalışmalarınıza etkisi nasıl oldu?</em></p>
<p>İnsan, yaşamın zorunlu yasaklarına bağımlı olduğunda çoğu kez bundan ürker. Aslında korktuğu şey yasaklar sonucu oluşan boşluk ve yasaklar sonucu oluşacak yeni hayattır.  Bu sefer ister istemez bir denge arayışına girer. Ben de kendime göre yeni dengeler oluşturdum.</p>
<p>Pandeminin ilk zamanlarında aslında tehlikenin çok da farkında değildik. En fazla 2 ay içerisinde biteceğini düşünüyordum. Tüm süreci değerlendirdiğimizde söylenecek çok şey var. COVID-19 pandemisini önemli ve öncelikli yapan özelliği, hakkındaki bilinmezliklerin fazla olmasıydı. Pandeminin başında virüsün tanı ve tedavisi hakkında bildiklerimize yeni bilgiler eklenirken bazıları da geçerliliğini yitirdi. Her gün yeni savlarla karşımıza çıkan bilim insanları sayesinde öğrenme sürecinin devam edeceğini de söyleyebiliriz.</p>
<p>Zorunlu karantina döneminin ilk zamanlarında herkes gibi ben de tedirgin oldum. Bilinmeyen bir hastalık ve her an değişen fikirler, sosyal medyadaki bilgi kirliliği vs. Baktım ki sonu yok, bu durumu lehime çevirmeye karar verdim.</p>
<p>Evde kalmak, hem de mecburiyetten&#8230; Kimseyle görüşmek zorunda olmamak, kendimle baş başa olmak harika bir şeydi. Böyle düşününce bir nebze olsun rahatladım. Bu hayatımda ilk defa yaşadığım ve benim için hayatımın en ilginç kesitiydi. Bunun kıymetini bilmem gerekiyordu. Günlük koşuşturmalar, devamlı bir yerlere yetişmek zorunda olmak, ziyaretler vs. oldukça yormuştu son günlerde. (Şubat sonlarında Fransa’dan gelmiştim ve hemen akabinde de ArtAnkara Fuarı’na katılmıştım, ayrıca yüksek lisans derslerim vardı)</p>
<p>Zaten sanatla uğraşan, üretim yapan kişiler için izolasyon bir lüks değil, ihtiyaçtır. Çalışmalarıma yansıması tam da bu yönde oldu. İlk günler çok coşkulu bir şekilde hiç durmaksızın çalıştım. Soyut Galeri’de <em>CoronaArt</em> adı altında bir sergimiz oldu.</p>
<p>Birçok online sergiye katıldım. Maskeler boyadım. Kendime göre kişileştirdiğim virüsler yaptım. ‘’Pandemik Çizimler, Korona Etkisi, Benim Cici Virüsler’’ isimli kâğıt işler ürettim, ayrıca küçük mıknatıs tuvaller üzerine yaptıklarım da mevcut.</p>
<figure id="attachment_119040" aria-describedby="caption-attachment-119040" style="width: 670px" class="wp-caption aligncenter"><img decoding="async" class="wp-image-119040 size-full" src="https://netreklam.net/wp-content/uploads/2022/04/Resim1-5.png" alt="" width="670" height="512" srcset="https://lavarla.com/wp-content/uploads/2022/04/Resim1-5.png 670w, https://lavarla.com/wp-content/uploads/2022/04/Resim1-5-300x229.png 300w" sizes="(max-width: 670px) 100vw, 670px" /><figcaption id="caption-attachment-119040" class="wp-caption-text">‘’Pandemik Çizimler, Korona Etkisi, Benim Cici Virüsler’’den bir kısmı.</figcaption></figure>
<p>Coronavirus (COVID-19) salgınıyla birlikte Türk Hava Yolları ve bazı  havayolu firmaları uçuşlarını durdururken; birçok ülke sınırlarını kapattı, uçuşlarını askıya aldı. Dünya çapında ülke ülke uygulanan coronavirus seyahat yasakları ve diğer yasaklar tuvalimde birer fragman olarak yerini aldı.</p>
<p>Resimlerim bu dönemde genellikle uçuş yasakları ile ilgili oldu. Bu çalışmalarım; uçak seyahatlerim sırasında gözlemlediğim, dünyayı kendime göre yeniden yorumladığım ve kurguladığım, gözle görünenin dışına çıkarak bilinçaltımda oluşan renkler ve şekillerden oluştu. <em>Yasaklı Uçuşlar İçin Fragmanlar</em> isimli online kişisel resim sergisi açtım. Ayrıca <em>Gözler Yasaklı, Uçuşlar İptal</em> ve <em>Gördün mü? Bak Düşmedik</em> gibi isimlerle sekizer adet resimden oluşan sergilerim oldu.</p>
<p>Pandemi sürecini üretimle (resim, okuma-yazma, film, dizi vs.) geçirmek için elimden geleni yapmaya çalıştım. Fakat zorlu bir süreç ve bu süreçte devamlılığı, üretimi sağlamak her gün kolay ya da mümkün olmuyor.</p>
<p><em>Pandeminin ilk günlerinden bugüne, yaptıklarınızda bir değişiklik oldu mu?</em></p>
<p>Pandeminin ilk günlerinden bugüne, yaptıklarımızda elbette değişiklikler oldu. Hepimiz bireysel olarak bir takım sorgulamalar içinde bulduk kendimizi.  Bütün yaşam şeklimizi pandemiye göre düzenledik. Eski alışkanlıklar bir kenara bırakıldı. Koronavirüs salgını sosyal mesafe ile birlikte birçok alanda yeni önlemleri beraberinde getirdi. Covid-19’un popüler hale getirdiği uygulamalardan biri de Zoom oldu. Sevdiklerimizle bu şekilde görüştük. İş toplantılarımız, eğitimlerimiz bir takım sosyal medya platformlarında gerçekleşti.</p>
<p>Pandeminin uzaması her geçen gün artan bir sıkılma ve bunalma dönemini de beraberinde getirdi. Ancak hepimiz için bazı önlemlerle hayata devam etme vakti de geldi. Bu anlamda biraz daha yeni normal hayata adapte olmak amacıyla, küçük gruplar halinde buluşmalara başladık. Fiziki olarak katılacağımız sergilerimiz başladı.</p>
<p>Salgının ilk döneminde marketlere bile girmiyordum. Sadece parklarda yürüyüşler yaptım. Bugüne kadar mahallemizde ve semtimizde hiç bilmediğim parklar keşfettim. Açık alanın ve doğanın önemini kavradım. Eve kimseyi almadım ve kapalı alanlardan elimden geldiğince uzak durdum. Giyim tarzımız bile bu değişikliklerden nasibini aldı. Genellikle eşofman türü kıyafetler giydim. Bu değişiklikler gerek maddi, gerek manevi olarak toplum üzerinde olumsuz etkiler gösterdi.</p>
<p>Haliyle çalışmalarımız da bu değişiklerden nasibini aldı. Kendi adıma beni çok mutlu eden yeni bir gelişme de bisiklet kursu oldu. Bisiklete binmeyi öğrendim. Yaşasın Hayat!</p>
<p><em>Salgın, sizin yaşama bakış açınızda moral değerler açısından ne gibi etkiler yarattı?</em></p>
<p>Salgın, yeni davranış biçimleri ve bakış açılarını da beraberinde getirdi. Yavaşladığımı hissettim. Bütün dünya halklarının eşitlendiği bir düzenek içinde sağa sola savrulduk resmen. Doğanın önemini bir kez daha gördük. Bundan hareketle &#8220;Şeylerin İzi&#8221; adı altında <em>Cyanotype</em> baskılar yaptım.</p>
<figure id="attachment_119042" aria-describedby="caption-attachment-119042" style="width: 945px" class="wp-caption aligncenter"><img loading="lazy" decoding="async" class="wp-image-119042 size-full" src="https://netreklam.net/wp-content/uploads/2022/04/Resim1-6.png" alt="" width="945" height="327" srcset="https://lavarla.com/wp-content/uploads/2022/04/Resim1-6.png 945w, https://lavarla.com/wp-content/uploads/2022/04/Resim1-6-300x104.png 300w, https://lavarla.com/wp-content/uploads/2022/04/Resim1-6-768x266.png 768w, https://lavarla.com/wp-content/uploads/2022/04/Resim1-6-800x277.png 800w" sizes="(max-width: 945px) 100vw, 945px" /><figcaption id="caption-attachment-119042" class="wp-caption-text">Cyanotype baskı örnekleri</figcaption></figure>
<p>Güneşin çıktığı günlerde sabahtan öğlene kadar balkonumda birçok şeyi deneme şansım oldu. Bir çeşit fotosentez faaliyetleri de diyebiliriz. Yeşil bitkilerle birlikte inorganik (metaller, plastikler, kumaşlar vs) malzemeleri kullanarak, yaşadığımız pandemi sürecinin de etkisiyle, bu çalışmalarımda insanların doğaya verdiği zararlara parmak basmak istedim. Dünya, çevresel anlamda tam bir kriz noktasında. Kuraklık, eriyen buzullar, seller&#8230; Bütün bunlar atıkların verdiği zararı daha da önemli hale getiriyor. Dünyanın ekolojik dengesinde büyük bir tahribata sebep oluyor.</p>
<p>Seçimlerimizin ve ilgi alanlarımızın değiştiği, artık hiçbir şeyin eskisi gibi olmadığı bu zorlu dönemde; eğitim, kültür, ekonomi gibi önemli alanlarda köklü değişikliklere gidildi. Küresel anlamda tüm dünyada moral olarak çöküntüler başladı. Psikolojik rahatsızlıklar arttı. İlginçtir ki artık televizyon dizileri de hep bu konuyu işliyor. Sevdiklerimizi görememe, kucaklayamama, dokunamama gerçekten zordu.</p>
<p><em>“Şu pandemi bir bitse, şunu yapacağım!” dediğiniz planlarınız neler?</em></p>
<p>Sağlık ve özgürlük en büyük değerler olarak yeni hayatımdaki hazinelerim. Bu yüzden daha temiz bir dünya için elimden geleni yapacağım. Dünya temizlenirse bizler de sağlıklı ve özgür bireyler olarak yaşantımıza devam edebiliriz. Şartlar değiştikçe insanın algıları, ihtiyaçları ve beklentileri de değişiyor. Önümüzde güzel günler var. Öyle ümit ediyor ve diliyorum.</p>
<p>Şu pandemi bitse de hemen Fransa’ya gitsem. Çocuklarımı çok özledim. Onlara doya doya sarılsam ne güzel olur. Çoktandır görmek istediğim yerlere bol bol seyahat etmek istiyorum. Ayrıca en çok özlediklerim arasında sinema geliyor. Sinema salonlarında film seyretmek sanki bir düş gibi.</p>
<p>Daha özgür mekânlarda dilediğimce resim yapmak ve sanat dostlarımla buluşmak, konuşmak, fikir alış verişinde bulunmak istiyorum. Barselona’da kişisel bir sergi açmak gibi projem var. Onu gerçekleştirmek isterim.</p>
<p>Yani kısacası doğaya saygılı, sanat ve sevgi dolu günlerde rahat ve özgürce yaşamak istiyorum.</p>
<p><em>Pandeminin bir sanat akımı olduğunu varsayalım. Pandemi sizce hangi kategoride yer almalıdır?</em></p>
<p>“Gerçeküstücülük ister söz, ister yazı ile ya da başka bir yolla, düşüncenin gerçek işleyişini ortaya çıkartmak için başvurulan, içinden geldiği gibi yazma yöntemidir. Bu, aklın denetimi olmaksızın, rüyada olduğu gibi, her türlü estetik ve ahlak kaygısı dışında düşüncenin yazılışıdır.” &#8211; Andre Breton</p>
<p>Pandemi, bana göre kesinlikle gerçeküstücülük akımında yerini alır. Bilinçaltını toplum, din, yasa, ahlak gibi zorunluluk gerektiren ögeler oluşturmaktadır. Bilinçaltının oluşması ile birlikte çeşitli şekillerde ifşalar gerçekleşmektedir.  Sürrealizm fikirlerin dışında kullanılan dil ve üslup ile de farklı eserlerin ortaya konulmasını sağlamıştır. Pandemi de farklı eserler ortaya koydu ve toplum, yasa, ahlak gibi ögelerle bizi resmen yönlendirdi. Sürrealist sanatçılar eserlerinde kapalı bir anlatımı tercih etmişler ve herkes tarafından anlaşılır bir şekilde yazmayı ve resmetmeyi reddetmişlerdir. Bizim sevgili pandemimiz de kapalı bir anlatımı tercih etmiş, bilim insanlarını bile terse köşe eden, kimsenin anlamadığı eylemler gerçekleştirmiştir. Sürrealizm insanların bilinçaltında bulunan karanlık ve karmaşık duyguların gün yüzüne çıkarılmasını kendine hedef edinmiştir. Gerçeküstücü sanatçıları tüm kurallara, ahlaki değerlere ve törelere, aklın eserlerde ön planda olmasına karşı çıkmışlardır. Bütün bunlar size tanıdık geldi mi? Pandeminin de tam olarak yaptığı bu işte.</p>
<p>Bu akımı savunanlar akılcılığa karşı çıkmaktadır ve içlerinden nasıl geliyorsa eserlerini öyle üretmektedirler. Bu şekilde akıl egemenliği koymadan sınırların dışında dilediği gibi bulaşabilmektedir pandemi.</p>
<p>Evet, o halde ne diyoruz?</p>
<p>Pandemi;  Salvador  Dali’yi bile kıskandıracak kadar sürrealist bir akıma mensuptur.</p>
<hr />
<p>Serinin bir önceki yazısı: <a href="https://netreklam.net/pandemide-uretkenlik-meselesi-vii-sukran-pekmezci-ve-nermin-berkman/" target="_blank" rel="noopener">Pandemide Üretkenlik Meselesi VII: Şükran Pekmezci ve Nermin Berkmen</a></p>
<p><a href="https://lavarla.com/pandemide-uretkenlik-meselesi-viii-nur-saglamer-ve-birsen-kupeli-kara/">&lt;span class=&quot;reading-mode-buttons&quot;&gt;&lt;/span&gt;Pandemide Üretkenlik Meselesi VIII: Nur Sağlamer ve Birsen Küpeli Kara&lt;span class=&quot;reading-mode-buttons&quot;&gt;&lt;/span&gt;</a> yazısı ilk önce <a href="https://lavarla.com">Lavarla - Kültür-Sanat ve Kent Yaşamı</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://lavarla.com/pandemide-uretkenlik-meselesi-viii-nur-saglamer-ve-birsen-kupeli-kara/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>The First 15: Güne Okuyarak Başla</title>
		<link>https://lavarla.com/the-first-15/</link>
					<comments>https://lavarla.com/the-first-15/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Jeyan İdil Aslan]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 31 Mar 2021 10:03:38 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Edebiyat]]></category>
		<category><![CDATA[Covid-19]]></category>
		<category><![CDATA[Kişisel Gelişim]]></category>
		<category><![CDATA[ofiste kitap okumak]]></category>
		<category><![CDATA[the first 15]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://lavarla.com/?p=40595</guid>

					<description><![CDATA[<p><span class="reading-mode-buttons"></span>Günlük yaşamınızda kitap okumaya ne kadar zaman ayırıyorsunuz? Her gün birkaç sayfa, haftada bir gün ya da ayda yılda bir; belki bir yolculukta veya sahil kenarında&#8230; Her ne kadar daha çok kitap okumak çoğumuzun hayat hedefleri arasında üst sıralarda yer alsa da, vakit bulmak hayatın keşmekeşi içerisinde epey zor oluyor. Bu durumun önüne geçmeyi hedefleyen bir [&#8230;]</p>
<p><a href="https://lavarla.com/the-first-15/">&lt;span class=&quot;reading-mode-buttons&quot;&gt;&lt;/span&gt;The First 15: Güne Okuyarak Başla&lt;span class=&quot;reading-mode-buttons&quot;&gt;&lt;/span&gt;</a> yazısı ilk önce <a href="https://lavarla.com">Lavarla - Kültür-Sanat ve Kent Yaşamı</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p style="text-align: justify;">Günlük yaşamınızda kitap okumaya ne kadar zaman ayırıyorsunuz? Her gün birkaç sayfa, haftada bir gün ya da ayda yılda bir;<span style="color: #ff0000;"> </span>belki bir yolculukta veya sahil kenarında&#8230; Her ne kadar daha çok kitap okumak çoğumuzun hayat hedefleri arasında üst sıralarda yer alsa da, vakit bulmak hayatın keşmekeşi içerisinde epey zor oluyor. Bu durumun önüne geçmeyi hedefleyen bir projeden bahsedeceğim: <u>The First 15</u><span style="color: #333333;">.</span> Üstelik pandemi sürecinde uygulamak da epey kolay.</p>
<h2 style="text-align: justify;">The First 15: Her Gün 15 Dakika</h2>
<p style="text-align: justify;">&#8220;The First 15&#8221; yani &#8220;İlk 15 Dakikada Oku&#8221; projesi, Amerika Birleşik Devletleri&#8217;nden geliyor. Swindoll, Janzen, Hawk &amp; Loyd, LLC isimli bir yeminli mali müşavirlik firması tarafindan başlatılmış. Projenin amacı, çalışanlara gündelik hayatlarında kitap okumak için bir zaman dilimi yaratmak. Hedef, kişisel gelişimin sürdürülebilirliği.</p>
<figure id="attachment_114114" aria-describedby="caption-attachment-114114" style="width: 2560px" class="wp-caption aligncenter"><img loading="lazy" decoding="async" class="wp-image-114114 size-full" src="https://netreklam.net/wp-content/uploads/2021/03/delano-ramdas-1E6vgtfLkLA-unsplash-1-1-scaled.jpg" alt="the first 15" width="2560" height="1770" srcset="https://lavarla.com/wp-content/uploads/2021/03/delano-ramdas-1E6vgtfLkLA-unsplash-1-1-scaled.jpg 2560w, https://lavarla.com/wp-content/uploads/2021/03/delano-ramdas-1E6vgtfLkLA-unsplash-1-1-300x207.jpg 300w, https://lavarla.com/wp-content/uploads/2021/03/delano-ramdas-1E6vgtfLkLA-unsplash-1-1-1024x708.jpg 1024w, https://lavarla.com/wp-content/uploads/2021/03/delano-ramdas-1E6vgtfLkLA-unsplash-1-1-768x531.jpg 768w, https://lavarla.com/wp-content/uploads/2021/03/delano-ramdas-1E6vgtfLkLA-unsplash-1-1-1536x1062.jpg 1536w, https://lavarla.com/wp-content/uploads/2021/03/delano-ramdas-1E6vgtfLkLA-unsplash-1-1-2048x1416.jpg 2048w, https://lavarla.com/wp-content/uploads/2021/03/delano-ramdas-1E6vgtfLkLA-unsplash-1-1-800x553.jpg 800w" sizes="(max-width: 2560px) 100vw, 2560px" /><figcaption id="caption-attachment-114114" class="wp-caption-text">Kaynak: https://unsplash.com/photos/1E6vgtfLkLA</figcaption></figure>
<p style="text-align: justify;">Projenin kurucuları olan Chet ve Rod Buchman, projenin amacını çalışanlarının eğitimine, kişisel gelişimine katkı sağlamak, yoğun iş gününün başlangıcında enerji dolmalarını sağlamak ve zihinlerini tazelemek olarak tanımlıyorlar. Mesleki gelişim, liderlik kabiliyetinin geliştirilmesi ve kişisel potansiyelin yukarı taşınması için kitap okumanın gereğine inanıyorlar. Bireylerin günlük hayatlarında bunu yapmak için vakit bulmakta sıkıntı yaşadıklarının farkındalar. Onlar da, çalışma saatlerinin ilk 15 dakikasını tüm ofis çapında kitap okumaya ayırmanın bu sorunu çözebileceğini fark etmişler.</p>
<h3 style="text-align: justify;">The First 15 Proje Adımları</h3>
<p style="text-align: justify;">Peki <span style="text-decoration: underline;">The First 15</span> nasıl uygulanıyor? Gelin, adımlarına beraber bakalım!</p>
<h3 style="text-align: justify;">1. Adım: Kütüphane</h3>
<p style="text-align: justify;">Öncelikle ofiste bir kütüphane kuruluyor. Buraya yerleştirilen kitaplar kişisel gelişim ile ilgili. Mesleğe dair özel becerileri geliştirmek de hedeflenebilir elbette. Ancak projedeki kitaplar direkt olarak işe dair değiller. Örneğin yeminli mali müşavirler için vergi ile ilgili bir kitap yok kitaplıkta. Liderlik kabiliyeti, zaman yönetimi, takım çalışması gibi becerilere yönelik kaynaklar var. İsteyenler kitapları okumaya devam etmek için eve götürebiliyor. İsteyenler ise kütüphaneye geri bırakabiliyor.</p>
<h3 style="text-align: justify;">2. Adım: Okuma</h3>
<p style="text-align: justify;">İkinci adım okumak. Katılımcılar her gün mesailerinin ilk 15 dakikasında kitap okuyorlar. Okurken gerçek kitaplar kullanmaları gerek. Yani e-kitaplar ya da bilgisayardan okumak yok. Bunun nedeni ise teknolojinin dikkat dağıtıcılığı. Bilgisayarı açmadan, e-postaları kontrol etmeden, takvimi ya da yapılacaklar listesini güncellemeden ilk iş kitap okumak!</p>
<h3 style="text-align: justify;">3. Adım: İşbirliği</h3>
<p style="text-align: justify;">Program elbette gönüllülük esasına dayalı. Ancak tüm ofisin okuyan kişilere saygı göstermesi gerek. Bu nedenle kitap okuma sürecinde asmak üzere &#8220;Şu Anda Okunuyor&#8221; tabelaları geliştirmişler. Bu sayede okumayan ve direkt çalışmaya başlayan kişiler, yanlışlıkla o anda okuyan çalışma arkadaşlarının dikkatlerini dağıtmıyorlar.</p>
<h3 style="text-align: justify;">4. Adım: Takip</h3>
<p style="text-align: justify;">Davranış geliştirme ile ilgili araştırmalar gösteriyor ki, bireyler bir davranışı edinmeye çalışırken onu takip etmeleri, teşvik edici bir etki yaratıyor. The First 15 de bunu kullanmış. Çalışanların kaç kitap okuduklarını takip etmelerine yardımcı olacak bir internet sayfası yaratılmış. Böylece çalışanlar şirket <span style="color: #333300;"><span style="color: #333333;">içerisinde </span>k</span>aç sayfa okudular, hangi kitapları okudular, başka hangi çalışanlar bu kitapları okudu gibi bilgilere ulaşabiliyor. Bunu yapmak aslında basit bir Google dokümanı ya da kağıt kalemle bile mümkün.</p>
<h3 style="text-align: justify;">5. Adım: Güncelleme</h3>
<p style="text-align: justify;">Programdaki firmalar belli bir süre sonra kütüphanelerini güncelliyor. Bu şekilde çalışanlar da sürekli aynı üç beş kitabı okumak zorunda kalmıyor. Bu sayede sürekli sayıları artan kişisel gelişim kitapları da takip ediliyor.</p>
<h2 style="text-align: justify;">The First 15: Faydaları</h2>
<p><u>The First 15</u>, uygulamada oldukça olumlu sonuçlar vermiş. Uygulamanın somut faydalarına bakmak belki sizi de bu projeyi kendi iş yerinizde kullanmaya ikna edebilir!</p>
<ul>
<li style="text-align: justify;">Öncelikle hiç kitap okumayan, okumaya vakit bulamayan çalışanlar, proje sayesinde okumak için kendilerine vakit yaratılıyor. Projenin yaratıcıları, çalışanlarının ev hayatını kontrol edemeyeceklerini ama onlara biraz olsun okumaları için para verebileceklerini düşünmüşler.</li>
<li style="text-align: justify;">Bunun yanı sıra, sosyal ya da teknik olmayan becerileri geliştirmek için bir fırsat yaratılıyor. Aslında bu, çalışanlar için ömürlük bir katkı. Sonuçta hem o şirket içerisinde bu yetenekleri kullanabilirler, hem de kariyerlerinin ilerleyen zamanlarında.</li>
<li style="text-align: justify;">Read First 15, ofislerde daha mutlu bir atmosfer yaratıyor. Sabah saatlerinde işe başlamak pek çok kişi için zaten zordur. Ofislere gidildiği dönemde ilk 15 dakika hep çay kahveyle, sohbetle geçiyor. İnsanlar işe gelir gelmez hemen adapte olamayabiliyorlar. Evde çalışırken ise bu süreç dikkat dağıtıcı unsurların fazlalığı nedeni ile daha zor bir hale gelebiliyor. Bu proje ile adaptasyon süreci de kolaylaşıyor.</li>
<li style="text-align: justify;">Ayrıca çalışanlar aynı kitapları okuyacakları için okudukları şeyler hakkında konuşabiliyorlar, bu da onları birbirlerine daha yakın bir hale getiriyor.</li>
</ul>
<p>COVID-19 döneminde evden çalışıyorsanız, bu uygulamayı kendi evinizde başlatabilirsiniz. Her gün iş bilgisayarınızı açmadan önce 15 dakika kitap okumak, kolaylıkla uygulanabilir bir öneri. İş arkadaşlarınızla aynı kitapları sipariş edip okumak, işle beraber gelen sosyal ilişkilerin zayıfladığı şu dönemde harika bir ortaklık yaratacaktır. Kendi küçük kitap kulübünüzü kurabilir, ofise döndüğünüzde de bunu devam ettirebilirsiniz.</p>
<hr />
<p>Kapak görseli: <a href="https://www.instagram.com/oykugoger/">Öykü Göğer</a></p>
<p>Proje ile ilgili detaylı bilgiye <a href="https://readfirst15.com/page.php?id=5" target="_blank" rel="noopener noreferrer">resmi internet sayfasından</a> ulaşabilirsiniz.</p>
<p style="text-align: justify;">Henüz okumadıysanız: <a href="https://netreklam.net/no-seat-at-the-table/">Sofrada Yerini Bulamamak: No Seat at the Table</a></p>
<p style="text-align: justify;">
<p><a href="https://lavarla.com/the-first-15/">&lt;span class=&quot;reading-mode-buttons&quot;&gt;&lt;/span&gt;The First 15: Güne Okuyarak Başla&lt;span class=&quot;reading-mode-buttons&quot;&gt;&lt;/span&gt;</a> yazısı ilk önce <a href="https://lavarla.com">Lavarla - Kültür-Sanat ve Kent Yaşamı</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://lavarla.com/the-first-15/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Karantinada Sevdiğini Özlemek: Sevgili Ankara</title>
		<link>https://lavarla.com/karantinada-sevdigini-ozlemek-sevgili-ankara/</link>
					<comments>https://lavarla.com/karantinada-sevdigini-ozlemek-sevgili-ankara/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Duygu Seyman]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 12 May 2020 15:14:38 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Kent]]></category>
		<category><![CDATA[Yaşam]]></category>
		<category><![CDATA[Ankara Sevgisi]]></category>
		<category><![CDATA[Covid-19]]></category>
		<category><![CDATA[Karantina Günler]]></category>
		<category><![CDATA[Karantinada Ankara]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://lavarla.com/?p=42531</guid>

					<description><![CDATA[<p><span class="reading-mode-buttons"></span>Sevgili Ankara, Bir süredir ayrıyım senden. Koca yüreğinin içindeki küçük odalardan birisindeyim. Sana bakıyorum her gün penceremden. Ardışık özlemlere kapılıyorum seni düşününce. Bugünlerde evlerin eşikleri yalnızlıklarla dolu. Kimsenin sahiplenmediği sessiz gecelerde, sokak lambalarının altına uzanmış kedileri selamlıyorum. Hava, zamanı bölüp dağıtıyor bazen; kuğular kendilerini  hiç bu kadar yalnız hissetmemişti bu bölünme haline değin. Köşe başlarında [&#8230;]</p>
<p><a href="https://lavarla.com/karantinada-sevdigini-ozlemek-sevgili-ankara/">&lt;span class=&quot;reading-mode-buttons&quot;&gt;&lt;/span&gt;Karantinada Sevdiğini Özlemek: Sevgili Ankara&lt;span class=&quot;reading-mode-buttons&quot;&gt;&lt;/span&gt;</a> yazısı ilk önce <a href="https://lavarla.com">Lavarla - Kültür-Sanat ve Kent Yaşamı</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p style="text-align: justify;"><span style="text-decoration: underline;">Sevgili Ankara</span>,</p>
<p style="text-align: justify;">Bir süredir ayrıyım senden. Koca yüreğinin içindeki küçük odalardan birisindeyim. Sana bakıyorum her gün penceremden. Ardışık özlemlere kapılıyorum seni düşününce. Bugünlerde evlerin eşikleri yalnızlıklarla dolu. Kimsenin sahiplenmediği sessiz gecelerde, sokak lambalarının altına uzanmış kedileri selamlıyorum.</p>
<p style="text-align: justify;">Hava, zamanı bölüp dağıtıyor bazen; kuğular kendilerini  hiç bu kadar yalnız hissetmemişti bu bölünme haline değin. Köşe başlarında duran simitçiler mahzun – belki İncesu’da zemini betondan bir evin çıplaklığında onlar da kuğuları düşünüyorlardır kim bilir. Bu bahar Seğmenler’den mahrum kaç gencin ertelenen “ilk”lerinin hüznü kokuyor hava.</p>
<p style="text-align: justify;">Griyi çok sevip sıklıkla giyindiğinden, seni tanımadan başkalarına “Gri şehir işte!” diye çirkin imalarda bulunanlarla dalga geçtiğimiz günleri de özledim. Oysa gri boğazlı kazağın sana ne çok yakışır; hele bir de üstüne kalenin tepesinden topladığın yaldızlardan yaptığın kara kaşe ceketini de giydin mi….</p>
<p style="text-align: justify;">Ceket demişken, umutları karaborsaya düşmüş pavyon ahalisi ne yapıyordur şimdi? Eşleri memnun mudur naftalinli aile saadetlerinden?  Bu dönemin saadetsiz geçen gecelerinin faturasını onlar da faizsiz erteletebilmişler midir acaba? Seninle günahlarımız hakkında konuşmayı özledim. Günahları örten geceleri ve bu gecelerin sabahına uyanmış bir kadının saç çizgileri gibi kıvrımlı yolları olan yokuşlu yollarında yürümeyi de özledim.</p>
<p style="text-align: justify;">Özlemin arttıkça <a href="https://lavarla.com/behzat-c-geri-dondu/" target="_blank" rel="noopener noreferrer"><em>Behzat Ç.</em></a> izliyorum. Amirim’in evi bana, Bahçeli’deki kâgir yapıları anımsatıyor. Bilirsin ben Bahçeli’yi sevmem. Bahçeli bana hep altın varaklı dekorasyonuyla nargile içilen, yanındaki kupa çaya 8 lira fiyat biçen mekânlarıyla, karaktersiz bıyıklarında yalanlarını gizleyen bir enişteyi çağrıştırıyor. Ayrıca malum, ben çayı Ajda bardakta içmeyi severim.</p>
<p style="text-align: justify;">Kusuruma bakma sen, ne samimiyetsiz enişteler ne de günahına şahitlik ettiğim kiralık sevgililerin dudaklarını kırarak içine giren adamlardan bahsetmek için yazıyorum sana, sadece hasret beni biraz asabi yapıyor. Freni boşalmış bir araba gibidir nostalji. Durduramıyorum kendimi, yollarıma döktüğün sümbülleri koklayamadan hem bu bahar, mevsim de geçti gitti ellerimden. Neyse ki apartman bahçesinde emektar bir ağaç var, çiçek açmış pembe pembe. O da emekli komşuları gibi “Meraklanma ben daha kalırım böyle,” diyor. Ayrancı’nın emektarlarından o da, sözüne güveniyorum.</p>
<p style="text-align: justify;">Son zamanlarda senin de için kaynıyor görüyorum. Vedalarındaki kızıllık saçlarımdan akıp kayboluveriyor, bana hoşça kal derken bile dokunuyorsun en derinlerime. Ayrılmak da sevdaya dahil Ankara’m. Her veda başka bir kavuşmayı müjdeler hem, en yakın zamanda seni hasretle kucaklamak dileğiyle.</p>
<p style="text-align: right;">     <span style="color: #ffffff;"> Sevgili Ankara   </span>                                                  Kadirşinas Bir Pikap Danteli.</p>
<hr />
<p>Kapak görseli: <a href="https://www.instagram.com/mkdgr/?hl=tr" target="_blank" rel="noopener noreferrer">Mehmet Kürşat Değer</a></p>
<p>&nbsp;</p>
<p><a href="https://lavarla.com/karantinada-sevdigini-ozlemek-sevgili-ankara/">&lt;span class=&quot;reading-mode-buttons&quot;&gt;&lt;/span&gt;Karantinada Sevdiğini Özlemek: Sevgili Ankara&lt;span class=&quot;reading-mode-buttons&quot;&gt;&lt;/span&gt;</a> yazısı ilk önce <a href="https://lavarla.com">Lavarla - Kültür-Sanat ve Kent Yaşamı</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://lavarla.com/karantinada-sevdigini-ozlemek-sevgili-ankara/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
