<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>ODTÜ arşivleri - Lavarla - Kültür-Sanat ve Kent Yaşamı</title>
	<atom:link href="https://lavarla.com/etiket/odtu/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://lavarla.com/etiket/odtu/</link>
	<description>Lavarla için her insan ve her hikaye, ucundan Ankara&#039;ya dokunuyorsa anlatmaya değerdir.</description>
	<lastBuildDate>Wed, 01 Apr 2026 14:46:43 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	<generator>https://wordpress.org/?v=6.8.2</generator>

<image>
	<url>https://lavarla.com/wp-content/uploads/2024/05/fav-150x150.png</url>
	<title>ODTÜ arşivleri - Lavarla - Kültür-Sanat ve Kent Yaşamı</title>
	<link>https://lavarla.com/etiket/odtu/</link>
	<width>32</width>
	<height>32</height>
</image> 
	<item>
		<title>Kampüsü aşarak şehre yayılan bir buluşma: ODTÜ Sanat 70</title>
		<link>https://lavarla.com/kampusu-asarak-sehre-yayilan-bir-bulusma-odtu-sanat-70/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Besim Can Zırh]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 01 Apr 2026 14:27:48 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Festival]]></category>
		<category><![CDATA[Pusula]]></category>
		<category><![CDATA[Ankara Etkinlik]]></category>
		<category><![CDATA[ODTÜ]]></category>
		<category><![CDATA[ODTÜ 70 yaşında]]></category>
		<category><![CDATA[ODTÜ Sanat 70]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://lavarla.com/?p=140445</guid>

					<description><![CDATA[<p><span class="reading-mode-buttons"></span>Türkiye’nin 5’inci üniversitesi olarak temelleri 1956 yılında atılan Orta Doğu Teknik Üniversitesi bu yıl 70’inci sene-i devriyesini kutluyor. 70’inci yıl pek çok açıdan farklı bir rüzgarla karşıladı bizi. Eskiyi yeniden anmanın, yeniyi eskiterek anlamanın arasında, dönemine tanık olmuşlar açısından en önemli gelişme ODTÜ Sanat Günleri’nin “ODTÜ Sanat 70” olarak geri gelmesi oldu. ODTÜ, bildiğiniz üzere [&#8230;]</p>
<p><a href="https://lavarla.com/kampusu-asarak-sehre-yayilan-bir-bulusma-odtu-sanat-70/">&lt;span class=&quot;reading-mode-buttons&quot;&gt;&lt;/span&gt;Kampüsü aşarak şehre yayılan bir buluşma: ODTÜ Sanat 70&lt;span class=&quot;reading-mode-buttons&quot;&gt;&lt;/span&gt;</a> yazısı ilk önce <a href="https://lavarla.com">Lavarla - Kültür-Sanat ve Kent Yaşamı</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Türkiye’nin 5’inci üniversitesi olarak temelleri 1956 yılında atılan Orta Doğu Teknik Üniversitesi bu yıl 70’inci sene-i devriyesini kutluyor. 70’inci yıl pek çok açıdan farklı bir rüzgarla karşıladı bizi. Eskiyi yeniden anmanın, yeniyi eskiterek anlamanın arasında, dönemine tanık olmuşlar açısından en önemli gelişme ODTÜ Sanat Günleri’nin “<a href="https://www.instagram.com/odtusanat70/">ODTÜ Sanat 70</a>” olarak geri gelmesi oldu. ODTÜ, bildiğiniz üzere betondan döktüğü kayığı, bozkırda yeşerttiği ormanıyla nam salan teknik bir üniversite. İkinci Dünya Savaşı sonrası yeniden şekillenen dünya nizamında yeri belli memleketin, kalkınma için ihtiyaç duyduğu teknik kadroların yetiştirilmesi amacıyla kurulmuş ve kurumsallaşmış bir okul. Dolayısıyla mimarlık ve mühendislik fakülteleri çekirdeğinde kurumsallaşan üniversitenin farklı bölümlerinde okumanın, okutmanın sancısı hep baki ve hoş bir seda olarak kalmış bu gök kubbe altında.</p>
<p>Fakat ODTÜ her zaman farklı alan ve uğraşlara (kimisini tasarlaya, isteye kimisine gönlü olmasa da elinden bir şey gelmeye) alanlar da açmış bir üniversite. Bu anlamda, öğrenci toplulukları kendi başına bir tarihçe yazar. Onların kendi yıl dönümleri var (Bkz. <a href="https://lavarla.com/odtunun-buyulu-sahnesi-mimarlik-amfisinin-kirmizi-kadifeden-perdesi-odtu-tiyatro-senligi/">ODTÜ Oyuncuları</a>). Kurumsal açıdan ise <a href="https://mgsb.metu.edu.tr/tr/">Müzik ve Güzel Sanatlar Bölümü</a> (MGSB); 1993 yılında kurulan ve video alanında yarattığı etki nedeniyle 2009 yılında 20. Ankara Uluslararası Film Festivali kapsamında “Kitle İletişim Ödülü” almış <a href="https://gisam.metu.edu.tr/tr/">GİSAM</a> (Görsel ve İşitsel Araştırmalar Merkezi); 1995 yılında yayına başlayan <a href="https://www.instagram.com/radyoodtu/">Radyo ODTÜ</a> ise teknik alanlar dışında ODTÜ öğrencisinin kendi rotasını bulmak üzere yola çıktığı patikalar açmış tarihimizde. GİSAM görsel sanatlar açısından “Anten bağlasak Türkiye’ye yayın yapacak alt yapı var bu binada” diye övünülen bir nüveydi ben Ulus Baker’den ders alırken. Bu zemin üzerinde <a href="https://www.korotonomedya.net/kor/index.php%EF%B9%96hakkimizda.html">Körotonomedya</a> gibi oluşumlar filizlenmişti.</p>
<p>Bu patikalar sayesinde bugün, mezun ya da değil sanatın farklı alanlarında çalışmalarını sürdüren pek çok ODTÜ’lü biliyoruz.</p>
<p>ODTÜ Sanat ise, 2013 yılından sonra “plastik sanatlar sergisi” olarak anılacak bir sergi merkezinde bir aya yayılan etkinlikleri kapsayan görkemli bir hadiseydi. İlk adımları 1999 yılında atılmış ve 2013 yılından itibaren ODTÜ Sanat olarak kurumsallaşmıştı. Sadece ODTÜ öğrenci ve mensupları için değil Ankara açısından da önemli bir buluşma noktasıydı. Kariyerlerinin farklı aşamalarındaki sanatçılar açısından Türkiye’deki buluşma noktalarından biriydi. Bu nedenle günümüzde kimi sanatçıların biyografilerinde, ilk sergi olarak “ODTÜ Sanat” referansına rastlamak mümkündür. Bunun yanı sıra, sergilenen eserlerin satışından elde edilen gelir ise ODTÜ öğrencilerine burs olarak geri dönüyordu. ODTÜ, sergilenen kimi eserleri koleksiyonuna alarak (müzesi gibi) pek de bilinmeyen bir birikim yapıyordu.</p>
<h2>Görkemli 60</h2>
<p><img fetchpriority="high" decoding="async" class="size-full wp-image-140454 aligncenter" src="https://lavarla.com/wp-content/uploads/2026/04/GORSEL_1_ODTUSanat.jpeg" alt="" width="520" height="520" srcset="https://lavarla.com/wp-content/uploads/2026/04/GORSEL_1_ODTUSanat.jpeg 520w, https://lavarla.com/wp-content/uploads/2026/04/GORSEL_1_ODTUSanat-300x300.jpeg 300w, https://lavarla.com/wp-content/uploads/2026/04/GORSEL_1_ODTUSanat-150x150.jpeg 150w" sizes="(max-width: 520px) 100vw, 520px" /></p>
<p>ODTÜ Sanat’a dair bir bellek olarak 2009 yılından 2019’a kadarki <a href="https://odtusanat.metu.edu.tr/odtu-sanat-etkinlikleri">programlar</a> hala erişilebilir. Bizim kuşağımız açısından bu etkinliklerin en görkemlilerinden biri, ODTÜ’nün 60’ıncı kuruluş yıldönümüne denk gelen 2016 yılında, “Türkiye’de Son Altmış Yılda Sanat” temasıyla düzenlenen ODTÜ Sanat 17 olmuştu. Türkiye’de sanatın 60 yılda izlediği “süreçler, değişimler, gelişmeler, üretim ve tartışma bağlamlarını” temsil etmeyi amaçlayan <em>Bakış/Look</em> başlıklı sergi kapsamında 83 farklı sanatçının eserleri ODTÜ’de sergilenmişti.</p>
<p>Bu etkinlikler kapsamında, Hava Kuvvetleri Bandosu ve Cazın Kartalları Orkestrası ve Yıldız İbrahimova ve ODTÜ Caz Öğrencileri Korosu ortaklığıyla ODTÜ’nün 60’ıncı kuruluş yılı için bestelenen “60. Yıl Marşı” da ilk kez seslendirilmişti.</p>
<h2>Takati kalmamış veda</h2>
<p>Bu önemli etkinlik bir maraton olarak 20 yıl sürdü ve 20’incisinin düzenlendiği <a href="https://odtusanat.metu.edu.tr/">2019</a> yılında son buldu. Sonraki yıl dünya pandemiye teslim olmuştu. Böylesi bir küresel kapanmanın yarattığı boşluk, 2016 yılından sonra okulda yaşanan yönetim kriziyle de buluşunca ODTÜ Sanat’a “teknik” nedenlerle, derdimizin bir olmadığı ama hepsine de dertlenmeye takatimizin kalmadığı bu dönemde veda ettik.</p>
<h2>Eski yeni mi? Yeni eski mi?</h2>
<p>Bu yıl ODTÜ’nün 70’inci kuruluş yıl dönümü vesilesiyle, 28 Mart ve 4 Nisan tarihleri arasında <a href="https://www.instagram.com/odtusanat70/">ODTÜ Sanat 70</a> olarak geri geleceği duyurulan ODTÜ Sanat, anısı böylesine görkemli bir etkinlikti bizim açımızdan. Tanıtımı çerçevesinde “kampüsü yeniden çok katmanlı bir kültür ve sanat buluşmasına dönüştürürken, Ankara’nın kültür-sanat hayatına da güçlü bir katkı” sunacağı takdimiyle duyuruldu. Gerçekten de program kapsamındaki etkinlikler kampüsün geneline katman katman yayılıyordu. Bu katmanların Ankara’yla kurduğu ilişki de gözden kaçmıyordu. Bu temasın en görünürü, <a href="https://www.instagram.com/molektif/">Kolektif Molektif</a> kurucusu <a href="https://www.instagram.com/ekinklch/">Ekin Kılıç Ezer</a> ve <a href="https://www.instagram.com/ozbirerciyas/">Özbir Erciyas</a>’in, <a href="https://www.instagram.com/ankaraapartmanlari/">Ankara Apartmanları</a>’nın desteğiyle kampüs geneline yerleştirdikleri, Ankara’daki kentsel dönüşümden kalan kapılar üzerine işledikleri yıkım belleğine dair işlerden oluşuyordu.</p>
<p><img decoding="async" class="wp-image-140447 size-full" src="https://lavarla.com/wp-content/uploads/2026/04/GORSEL_2_Kapilar.jpeg" alt="" width="2048" height="2048" srcset="https://lavarla.com/wp-content/uploads/2026/04/GORSEL_2_Kapilar.jpeg 2048w, https://lavarla.com/wp-content/uploads/2026/04/GORSEL_2_Kapilar-300x300.jpeg 300w, https://lavarla.com/wp-content/uploads/2026/04/GORSEL_2_Kapilar-1024x1024.jpeg 1024w, https://lavarla.com/wp-content/uploads/2026/04/GORSEL_2_Kapilar-150x150.jpeg 150w, https://lavarla.com/wp-content/uploads/2026/04/GORSEL_2_Kapilar-768x768.jpeg 768w, https://lavarla.com/wp-content/uploads/2026/04/GORSEL_2_Kapilar-1536x1536.jpeg 1536w" sizes="(max-width: 2048px) 100vw, 2048px" /></p>
<p>Ben de 29 Mart Pazar gününü etkinlikleri izlemeye ayırdım. Benim için de uzun zamandan sonra ODTÜ’de geçirdiğim tam bir gün oldu.</p>
<p>Öncelikle, <a href="https://www.instagram.com/urbanwalks.ankara/">UrbanWalks Ankara</a> ekibi 181’inci yürüyüşlerini ODTÜ’de gerçekleştirdi. 2020 yılından bu yana <a href="https://www.instagram.com/cemregkpnar/">Cemre Gökpınar</a> ve <a href="https://www.instagram.com/cemedede/">Cem Dedekargınoğlu</a> ortaklığında düzenlenen yürüyüşlerin bu müstesna yürüyüşü mesafe olarak rotalarının en kısası olmasına karşın ODTÜ mimarisinin katmanlarına dair özenli bir anlatı kurduğu için 3 saat sürdü.</p>
<p><img decoding="async" class="size-full wp-image-140448" src="https://lavarla.com/wp-content/uploads/2026/04/GORSEL_3_UrbanWalks-scaled.jpeg" alt="" width="1920" height="2560" srcset="https://lavarla.com/wp-content/uploads/2026/04/GORSEL_3_UrbanWalks-scaled.jpeg 1920w, https://lavarla.com/wp-content/uploads/2026/04/GORSEL_3_UrbanWalks-225x300.jpeg 225w, https://lavarla.com/wp-content/uploads/2026/04/GORSEL_3_UrbanWalks-768x1024.jpeg 768w, https://lavarla.com/wp-content/uploads/2026/04/GORSEL_3_UrbanWalks-1152x1536.jpeg 1152w, https://lavarla.com/wp-content/uploads/2026/04/GORSEL_3_UrbanWalks-1536x2048.jpeg 1536w" sizes="(max-width: 1920px) 100vw, 1920px" /></p>
<p>Ardından <a href="https://www.instagram.com/karacayigitt/">Karaca Yiğit Pehlivanlı</a> ve <a href="https://www.instagram.com/nothenews/">Nothenews</a> girişimiyle 2024 yılının hemen başında sahne açan kolektif dinleme etkinlikleri serisi <a href="https://www.instagram.com/osarki_/">O Şarkı</a>’nın “Kampüsteki En Sevdiğin Rotayı Hatırlatan O Şarkı” oturumuna katıldım. Kolektif, bu konseptte üç ayrı oturum daha gerçekleştiriyordu.</p>
<p><img loading="lazy" decoding="async" class="size-full wp-image-140449" src="https://lavarla.com/wp-content/uploads/2026/04/GORSEL_4_OSarki-scaled.jpeg" alt="" width="2560" height="1760" srcset="https://lavarla.com/wp-content/uploads/2026/04/GORSEL_4_OSarki-scaled.jpeg 2560w, https://lavarla.com/wp-content/uploads/2026/04/GORSEL_4_OSarki-300x206.jpeg 300w, https://lavarla.com/wp-content/uploads/2026/04/GORSEL_4_OSarki-1024x704.jpeg 1024w, https://lavarla.com/wp-content/uploads/2026/04/GORSEL_4_OSarki-768x528.jpeg 768w, https://lavarla.com/wp-content/uploads/2026/04/GORSEL_4_OSarki-1536x1056.jpeg 1536w, https://lavarla.com/wp-content/uploads/2026/04/GORSEL_4_OSarki-2048x1408.jpeg 2048w" sizes="(max-width: 2560px) 100vw, 2560px" /></p>
<p>Yeni ODTÜ Sanat etkinliklerinin en önemli yeniliklerinden biri ise tüm takvime yayılan, katılımcılarının arasında ODTÜ’lü ve Ankaralı sanatçıların öne çıktığı panel ve atölyelerdi. Programda yer alan 11 panelden (ve şansıma en çok merak ettiğim) “<a href="https://www.instagram.com/p/DWbAjq1CEck/">Mahalle, Kolektif ve Tasarımın Demokratikleşmesi</a>” başlıklı oturum pazar gününe denk geldi.</p>
<p><img loading="lazy" decoding="async" class="alignnone size-full wp-image-140450" src="https://lavarla.com/wp-content/uploads/2026/04/GORSEL_5_Panel-scaled.jpeg" alt="" width="2560" height="1913" srcset="https://lavarla.com/wp-content/uploads/2026/04/GORSEL_5_Panel-scaled.jpeg 2560w, https://lavarla.com/wp-content/uploads/2026/04/GORSEL_5_Panel-300x224.jpeg 300w, https://lavarla.com/wp-content/uploads/2026/04/GORSEL_5_Panel-1024x765.jpeg 1024w, https://lavarla.com/wp-content/uploads/2026/04/GORSEL_5_Panel-768x574.jpeg 768w, https://lavarla.com/wp-content/uploads/2026/04/GORSEL_5_Panel-1536x1148.jpeg 1536w, https://lavarla.com/wp-content/uploads/2026/04/GORSEL_5_Panel-2048x1530.jpeg 2048w" sizes="(max-width: 2560px) 100vw, 2560px" /></p>
<p>Şinasi Tek moderatörlüğünde; 2022 yılın kurulan <a href="https://www.instagram.com/yer.mekan/">Yermekan</a> (Hazel Kılıç ve Zeynep Üçöz), 2024 yılında çalışmalarına başlayan <a href="https://www.instagram.com/new.musicspace/">New Music Space</a> (Ezgi Demirel) ve <a href="https://www.instagram.com/noesiscollective/">Noesis Collective</a> (Onur Sancu ve Cihan Akgün), 2022 yılında çevrimiçi dijital bir yazı çizi platformu olarak yayın hayatına başlayan <a href="https://www.instagram.com/capak_yazi_cizi/">Çapak</a> (Esra Oskay ve Seniha Ünay) panelin katılımcıları arasındaydı.</p>
<p>Kurumsal temsillerin ve kurumsallaşmanın kaçınılmaz olarak kurduğu kanonların ötesinde; edebiyat, fotoğraf, heykel, müzik ve video gibi alanlar ama özellikle bu alanların kesişimindeki çalışmalara yer açmak için bir araya gelmiş dört oluşum, Ankara’nın pandemi sonrası oluşan yeni ve ortak mekanları hakkında geniş bir panorama sunuyordu.</p>
<p>Bu oturumdan not defterime düşenleri şöyle özetleyebilirim.</p>
<p>Noesis’ten Cihan, yaratıcılık üzerine bir sorgulamadan hareket ettiklerini fakat bu sorgulamanın salt felsefi ya da akademik bir yerden başlamadığını, bilakis kendi deneyimlerinden dertlendikleri bir mesele olduğunu masaya koyduktan sonra oluşumlarını “Kendi başına evde otururken bir şeyi açıp izlemek, dinlemek değil bir araya gelerek üzerine konuşarak, beraber deneyimlemek” arayışı olarak tanımladı.</p>
<p>Yeni müzik için açtığı alanın amacını; yaşadığımızı hissetmek, birlikte üretmek ve bunu dışarıya yansıtmak olarak tanımlayan Ezgi ise bir şeyi yıkmak ya da kurmak gibi bir amacı olmadığını, anlamını sadece üniversite eğitimi çerçevesinde bulan sanatla ilgili uğraşların kendi kuracağımız oyun alanlarında yaratıcılıkla beslenmesinin önemli olacağını söyledi. Mesele, “Eğer beraber bir şey yapmak istiyorsak o zaman yapmamız gereken beraber bir şeyler yapmak” kadar basitti.</p>
<p>Yermekan’dan Hazel ve Zeynep ise sanat yapmayı ayrı bir edim olarak görmediklerini ve bu uğraşıları gerek kendi yaşamlarında gerekse de Ankara’da gündelik hayatın içinden konumlandıracak bir alana duydukları ihtiyaçla yola çıktılarını anlattı.</p>
<p>Çapak’ın yolculuğu ise akademi ve (kurumsal) sanat alanları arasında bölünmüş ve sıkışmış bir konumdan çıkmaya yönelik bir arayış olarak başlamıştı. Merkez dışında kalan ve belki de bu konumları nedeniyle arşivlenmeyen, kayıt altına alınmayan sergileri (ve dolayısıyla çeperdeki sanat üretimine) merkez dışında bir alan açmak üzere bir araya gelmişlerdi. Bu doğrultuda bugüne kadar Ankara ve Düzce ortaklığında Antalya, Batman, Diyarbakır, Eskişehir, İzmir, Şırnak, Tekirdağ, Tunceli, Yalova ve Zonguldak yerelleriyle ilişkilenerek kurumsal merkezlerden sanata ve sanatçıya dair kurulan mitleri aşındıracak, merkezi çoğaltarak dağıtmak için bir zemin açmaya çabalamışlardı.</p>
<h2>Yazı biterken tarih yeni(den) başlıyor</h2>
<p><img loading="lazy" decoding="async" class="size-full wp-image-140451 aligncenter" src="https://lavarla.com/wp-content/uploads/2026/04/GORSEL_6_SITOP_U3-scaled.jpeg" alt="" width="1920" height="2560" srcset="https://lavarla.com/wp-content/uploads/2026/04/GORSEL_6_SITOP_U3-scaled.jpeg 1920w, https://lavarla.com/wp-content/uploads/2026/04/GORSEL_6_SITOP_U3-225x300.jpeg 225w, https://lavarla.com/wp-content/uploads/2026/04/GORSEL_6_SITOP_U3-768x1024.jpeg 768w, https://lavarla.com/wp-content/uploads/2026/04/GORSEL_6_SITOP_U3-1152x1536.jpeg 1152w, https://lavarla.com/wp-content/uploads/2026/04/GORSEL_6_SITOP_U3-1536x2048.jpeg 1536w" sizes="(max-width: 1920px) 100vw, 1920px" /></p>
<p>Günün kapanışını ise başka bir köşede, <a href="https://www.instagram.com/odtusitop/">SİTOP</a> (ODTÜ Sinema topluluğu) tarafından bu yıl 27 – 29 Mart tarihleri arasında düzenlenen ODTÜ Sinema Festivali’nin kapanış etkinliğin olan, yönetmen Pelin Esmer’in katılımıyla U3 – Necdet Bulut Amfisi&#8217;nde gerçekleştirilen <em>O da Bir Şey mi</em> (2025) film gösteriminde yaptım. U3’ten bakarken, yeniden başlayan ODTÜ Sanat’a dair bir kısım tartışmanın sürdüğünün de farkında olduğumu not edeyim yazının sonuna gelmişken. Benim izlediğim ikinci günde öğrenci katılımının beklenenden düşük olması düzenleyenler açısından bir gündemdi. Etkinliklerin ara sınavlar haftasına denk gelmesi, yeterince duyurulmadığına ilişkin kaygıların ardından “ama” olarak ifade ediliyordu. Bu gibi değerlendirmeler için sanıyorum henüz erken. ODTÜ Sanat tekrar rayına girdiğinde, gelecek senelerden bugünlere bakacak olanlara sözü bırakmalı.</p>
<p><a href="https://lavarla.com/kampusu-asarak-sehre-yayilan-bir-bulusma-odtu-sanat-70/">&lt;span class=&quot;reading-mode-buttons&quot;&gt;&lt;/span&gt;Kampüsü aşarak şehre yayılan bir buluşma: ODTÜ Sanat 70&lt;span class=&quot;reading-mode-buttons&quot;&gt;&lt;/span&gt;</a> yazısı ilk önce <a href="https://lavarla.com">Lavarla - Kültür-Sanat ve Kent Yaşamı</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>ODTÜ’den sergi izlenimleri 3: &#8220;Oyun&#8221;</title>
		<link>https://lavarla.com/odtuden-sergi-izlenimleri-3-oyun/</link>
					<comments>https://lavarla.com/odtuden-sergi-izlenimleri-3-oyun/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Necati Yalçın]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 23 Nov 2023 06:47:51 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Pusula]]></category>
		<category><![CDATA[Sergi]]></category>
		<category><![CDATA[ODTÜ]]></category>
		<category><![CDATA[Oyun]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.lavarla.com/?p=130299</guid>

					<description><![CDATA[<p><span class="reading-mode-buttons"></span>“Hayat, sanat ve ruh… Hayat ruhu döver ve ezerken, sanat bir ruha sahip olduğunuzu hatırlatır.” Stella Adler ODTÜ Tasarım Fabrikası’nın Sanat Danışmanı Murat Akın, Heykeltıraş Burhan Alkar (sevgiyle anıyorum) sergisiyle başladığı sanat hamlelerine 3. Karma sergiyle devam ediyor. Karma sergileri yazmaya çalışıyorum. Hal böyle olunca &#8220;ODTÜ’den sergi izlenimleri&#8221; bir seriye dönüştü. İlk ikisini paylaşmıştık, birinci [&#8230;]</p>
<p><a href="https://lavarla.com/odtuden-sergi-izlenimleri-3-oyun/">&lt;span class=&quot;reading-mode-buttons&quot;&gt;&lt;/span&gt;ODTÜ’den sergi izlenimleri 3: &#8220;Oyun&#8221;&lt;span class=&quot;reading-mode-buttons&quot;&gt;&lt;/span&gt;</a> yazısı ilk önce <a href="https://lavarla.com">Lavarla - Kültür-Sanat ve Kent Yaşamı</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p style="text-align: right;">“Hayat, sanat ve ruh… Hayat ruhu döver ve ezerken, sanat bir ruha sahip olduğunuzu hatırlatır.”<br />
Stella Adler</p>
<p>ODTÜ Tasarım Fabrikası’nın Sanat Danışmanı Murat Akın, Heykeltıraş Burhan Alkar (sevgiyle anıyorum) sergisiyle başladığı sanat hamlelerine 3. Karma sergiyle devam ediyor. Karma sergileri yazmaya çalışıyorum. Hal böyle olunca &#8220;ODTÜ’den sergi izlenimleri&#8221; bir seriye dönüştü. İlk ikisini paylaşmıştık, birinci sergiyi <a href="https://netreklam.net/odtuden-sergi-izlenimleri-nesnel-objective/" target="_blank" rel="noopener">buradan</a>, ikincisini ise <a href="https://netreklam.net/odtuden-sergi-izlenimleri-2-baslangic/" target="_blank" rel="noopener">buradan</a> okuyabilirsiniz.</p>
<p><a href="https://www.enfod.org/tr/" target="_blank" rel="noopener">Engelsiz Fotoğraf Derneği (ENFOD)</a> ile yaptığımız &#8220;Adım Adım Ankara&#8221; etkinlikleri kapsamında serginin 3 sanatçısıyla buluştuk. Bu etkinliklerin sonunda bir fotoğraf sergisi açılıyor ve gezilen yerlerde çekilen fotoğraflar sergide yer alıyor. Sanatçılarla eserlerinin başında sohbet etmek, elbette etkinliğin en keyifli yönüydü. Yazıda, buluştuğumuz sanatçıların eserleriyle, sanatçılarının duygu ve düşüncelerini bulacaksınız.</p>
<h2>Oyun</h2>
<p>Diane Ackerman “Oyun, beynimizin en sevdiği öğrenme şeklidir” demiş, Akın ve sanatçı dostları da Cumhuriyetin 100. yılına adadıkları sergilerinin adını &#8220;Oyun&#8221; koymuş, ODTÜ Öğrenci Merkezi’nin içinde ve bahçesinde çeşitli oyunlar oynamışlar. Baktıkça düşündüren, düşündükçe dalıp geçmişe götürecek eserlerle…</p>
<p>İşte! 5 Şubat 2024’e dek 100 gün boyunca açık kalacak sergiye katılan sanatçılar: Aykut Öz , Ayşenur Sarı, Caner Yedikardeş, Eda Arısoy, Nur Gökbulut , Senem Çınarbaş, Doğan Karakılıç, Esra Koruç, Murat Akın, Sibel Aktaş, Özge Gökbulut, Sadullah Kocaman, Özgür Ballı, Ozan Uygan, Yıldırım Yazganarıkan, Fatma Çiftçi, Saltık Doğa Özsar.</p>
<h3>Özge Gökbulut Özdemir</h3>
<p>Ankara Yıldırım Beyazıt Üniversitesi İşletme Bölümü’nde doçent, İngiltere’de Liverpool John Moores University Business School’da misafir araştırmacı.</p>
<p>Akademisyen olarak ilerlediği alanda lisansını aldığı Hacettepe’de, ayrıca Güzel Sanatlar&#8217;da resim ve fotoğraf dersleri almış. Akademik çalışmalarını sanata yakınlığıyla birleştiriyor. Sanatın girişimcilik ve işletmeye katkısı üzerine kafa yoruyor, konferanslar verip, makaleler üretiyor. Sanat ödülleri, bilim ödüllerini (5’e 2) geçmiş durumda!</p>
<p>Sergide üç çalışması var: <em>Doğa Serisi</em>, ilk çalışma, <em>İçi Dışı Resim: İçi Dışı Kadın</em> ve <em>Yaşam Üçgeni: Bilim, Sanat ve Doğa</em>.</p>
<p><img loading="lazy" decoding="async" class="aligncenter wp-image-130311 size-full" src="https://netreklam.net/wp-content/uploads/2023/11/Resim1.png" alt="" width="997" height="381" srcset="https://lavarla.com/wp-content/uploads/2023/11/Resim1.png 997w, https://lavarla.com/wp-content/uploads/2023/11/Resim1-300x115.png 300w, https://lavarla.com/wp-content/uploads/2023/11/Resim1-768x293.png 768w, https://lavarla.com/wp-content/uploads/2023/11/Resim1-250x96.png 250w, https://lavarla.com/wp-content/uploads/2023/11/Resim1-800x306.png 800w" sizes="(max-width: 997px) 100vw, 997px" /></p>
<p>İç mekanda, “Sınırsız kompozisyon ve kombinasyona sahip doğa ile insan duygu ve düşüncesinin sınırsızlığı birlikte düşünerek, birini diğerinin yerine kullandığım soyut çalışmalarımdan…” diye tanımladığı <em>Doğa Serisi</em> isimli tuval üzerine gerçekleştirdiği çalışmalarından ilki yer alıyor.</p>
<p>Serginin hemen girişinde yer alan <em>İçi Dışı Resim: İçi Dışı Kadın</em> isimli çalışmasını ise şöyle anlatıyor: “Soyut resmimi bir amaç ve bir kavram odağında bir performans olarak gerçekleştirdiğim çalışmanın çıkış noktası; toplum olarak, insanlık olarak üst üste yaşadığımız acılardı. Pandemiyle başlayan, savaş, ekonomik kriz ve deprem ile devam eden bu karanlık zamanı vurguladığım <em>İçi Dışı Resim: İçi Dışı Kadın</em> isimli bu çalışmayı, 9. ARTANKARA Çağdaş Sanat Fuarı’nda performans olarak gerçekleştirmiştim. Siyah tuvallerle çevrili bir küpün içinde ve dışında resim yaptığım bu performansta 8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Gününe atıfta bulunarak tüm kadınlar adına karanlığı boyadığımı belirtmiştim. Kamuya açık alanda gerçekleşen bu performans çalışması, ARTANKARA’dan sonra Çağdaş Sanatlar Merkezi ve Esenboğa Havalimanı gibi alanlarda da sergilendi.”</p>
<p>Bahçede, üç adet büyük üçgen ve izdüşümünden oluşan <em>Yaşam Üçgeni: Bilim, Sanat ve Doğa</em> isimli enstalasyonla izleyicinin görsel ve düşünsel yolculuğuna devam etmeyi amaçlıyor.</p>
<p>&#8220;İnsan duygu ve düşüncesinin doğanın hareketine benzer devinimini vurguladığım iç mekandaki soyut çalışmalarımı, bu kez doğanın içinde bir enstalasyon ile farklı bir disiplinde şekillendiriyorum. ODTÜ için, <em>Oyun</em> sergisi için, özel olarak tasarladığım bu çalışmanın kavramsal vurgusu yine yaşam, yine doğa, yine insan.</p>
<p>Serginin ismine atıfla, rengarenk boyadığım üç ahşap üçgen, doğandan insan eliyle, insan aklıyla dönüşen bir malzeme olarak, bulunduğu alanla hem kontrast hem de bütünlük oluşturacak şekilde birleşiyor.</p>
<p>Nefes alan ağaçtan üretilen ve bir başka amaç için doğasından çıkarılan, ahşaba dönüştürülen ağaç; doğal-yapay ve doğa-insan olgusunu yeniden sorgulamaya açarken; her bir kenarı farklı renge boyanmış üçgenler ve iz düşümleri doğanın içinde yarattıkları karşıtlıkla zihnimizde yeni görüntüler, yeni düşünceler yaratma sürecini başlatmayı hedefliyor. Çalışmadaki üç boyutlu görsel ve kavramsal yapı yanında üçgenin tüm kenarları da bir düşünce için birleşiyor: bilim, sanat ve doğa. Kurtarıcı, koruyucu ve yaratıcı bir yaşam üçgeni…”</p>
<p>Bahçeye çıkmışken! Yolun ötesinde ODTÜ’lülerin iyi bildiği, yeni başlayanların 10 Kasım 9.05’te gölgesinde &#8220;Ata&#8221; yazısı çıkıyor diye aldatılmasıyla adı Ata’ya çıkan, üç renkli bloktan oluşan, Rolf Westphal imzalı bir heykel var. Sanatçıyı internette takip edecek olursanız, Gökbulut Özdemir’in habersizce yaptığı heykelin bir benzerini Westphal’ın da Amerika’daki Lawrence Üniversitesi’nde yaptığını bulabilirsiniz. Bu hoş tesadüfü yazıya eklemek istedim.</p>
<h3>Sadullah Kocaman</h3>
<p>Aile hekimi. Uzmanlığını almış ama Kocaman’ın başka bir tutkusu da fotoğraf. Tıpta aldığı uzun eğitimin verdiği bir alışkanlıktan olsa gerek fotoğrafta aldığı ön lisansla yetinmemiş, bir de üstüne İstanbul Üniversitesi AUZEF Radyo Televizyon ve Sinema Bölümü’nü bitirmiş.</p>
<p>Pandemiyle bir kez daha gündeme gelen doktorluğun zorlu koşulları ve gündemden hiç düşmeyen doktorların yaşadıkları zor günleri göğüslemeyi sanatla başardığını düşündüğüm Kocaman, sergide üç eseriyle yer alıyor: <em>Oyunbozan</em>, <em>Sentez</em> ve <em>Dönüşüm</em>.</p>
<p><img loading="lazy" decoding="async" class="aligncenter wp-image-130312 size-full" src="https://netreklam.net/wp-content/uploads/2023/11/Resim1-1.png" alt="" width="991" height="460" srcset="https://lavarla.com/wp-content/uploads/2023/11/Resim1-1.png 991w, https://lavarla.com/wp-content/uploads/2023/11/Resim1-1-300x139.png 300w, https://lavarla.com/wp-content/uploads/2023/11/Resim1-1-768x356.png 768w, https://lavarla.com/wp-content/uploads/2023/11/Resim1-1-250x116.png 250w, https://lavarla.com/wp-content/uploads/2023/11/Resim1-1-800x371.png 800w" sizes="(max-width: 991px) 100vw, 991px" /></p>
<p><em>Oyunbozan</em>, serginin bahçe kısmında yer alıyor. Köşelerinde kukalar, &#8220;olay yeri inceleme&#8221; şeritleriyle kapatılmış, içerisinde tebeşirle çizilmiş sek-sek oyunu çizgileri ve bir çift ayakkabı… Kırılmış, ezilmiş tebeşir parçaları, oyuna dönük ayakkabı ve yan ayakkabıya bulaşan tebeşir bazı ayrıntılar. İç mekanda yer alıyor. Kocaman anlatıyor:</p>
<p>“Oyun oynama hakkı, vazgeçilmez çocuk haklarındandır. Bedensel ve ruhsal yönden sağlıklı gelişme, zorlu hayat yolculuğuna hazırlanma, toplumun bir üyesi olma egzersizleri, hayal dünyasının gelişimi, kendini ve çevresini tanıma fırsatları oyunlarla imkan bulur, perçinlenir. Ancak çocuk oyunlarını da içeren çocuk hakları başta savaşlar olmak üzere çeşitli yetişkin oyunlarının mağduru olmaktadır.</p>
<p>Okuma yazma sevmeyen toplumlarda mağduriyetler gazetelerin üçüncü sayfalarında görünmez halde kalırken; savaş gibi aşırı karşılaşılan durumlarda duyarsızlaşma ve tepkisiz kalmaya yol açmaktadır. Sanatsal ifadelerde ise eser ve izleyen arasında kişisel bir duyarlılık ve etkili bir iletişim kurulabilir.</p>
<p>Aristoteles, Ay’ı referans noktası alarak evreni &#8220;ay üstü ve ay altı alem&#8221; olarak ikiye ayırmıştır. Yeryüzü &#8220;ay altı alem&#8221; olarak değersiz görülürdü. Her şey oluş ve bozuluşa tabiydi. Ölüm, çaresizlik, bozulma, fanilik vardı. Ay altı her şeyin ana maddesi olarak düşünülen 4 ana madde (ateş, su, hava, toprak); 4 mevsim, dörtkenarlı şekil olan kare ile sembolize ediliyordu. Gökyüzü ise (ay üstü alem) kutsalların mekanıydı. Orada oluş ve bozuluş yoktu. Sonsuzluk vardı, fanilik yoktu. Gezegenler kutsaldı ve en mükemmel şekil daireydi.</p>
<p>Leonardo Da Vinci’nin <em>Vitrivius Adamı</em> eseri insanın her iki dünyaya –ay altı ve ay üstü aleme– ait olduğunu anlatır. İnsan bedenen ay altı dünyaya aitken; ruhu ay üstü aleme aittir ve kutsaldır. Bu yüzden insanın kendisi kare ve dairenin içine yerleştirilir. Çünkü her iki alem de bir yönüyle insanın içindedir.</p>
<p>Seksek oyununda temsilen kişi, yeryüzünde hayatına başlar ve çizgilere yani şeytanın tuzaklarına basmadan ilerlemesi gerekir. İlerlediğimiz her kare bizi daireye daha çok yaklaştırır ve dolayısıyla kutsal olana daha çok yaklaşırız. Seksek oyununda en ilerideki yarım daireye varıp tekrar yeryüzüne yani ilk kareye dönmek, Mesih inancının tekrarı gibidir. Kişi gökyüzüne çıkar ve oyunu başarması için yeryüzüne dönmek zorundadır.”</p>
<p><em>Sentez</em> isimli esere ilk bakışta gözler göze çarpıyor. Yaklaştıkça dudak, çene derken suratlara ulaşıyorsunuz. Eser, rübik küp (her yüzeyinde 6 farklı renkteki 9 kareden oluşan, bir arada ama yer değiştirilebilen bulmaca türü) biçiminde. Renk sayısı kadar portre, bir yüzeydeki kare sayısı kadar parçaya bölünmüş. Küpün alt iki parçası sabit, üst parçası 45 derece hareketli. Sanatçı, &#8220;Güncel sanatın interdisipliner etkileşimlerine örnek olarak heykel ve fotoğrafın birlikte kullanımı (bir çeşit asamblaj) olarak tanımlanabilir,” diyor ve ekliyor: &#8220;Eserin ana fikri, ‘Gördüklerimiz (burada insan kişiliği özelinde çalışıldı) gerçeği yansıtmayabilir, doğrulara ulaşmak için kendi zekâmızı kullanarak, verileri sentez etmemiz gerekir’ fikrinden yola çıkılarak yapılmış bir çalışma oldu.</p>
<p>Yeni medya ortamında bilgiye ulaşmak ve iletişim kurmak eskiye nazaran çok daha kolaylaştı. Ancak bilgi kirliliği içerisinde doğru bilgiye ulaşmaksa bir o kadar zorlaştı. Doğruya ulaşmak için sadece okumak, bakmak gibi duyusal algılarımıza güvenmek yerine  &#8220;okuryazar&#8221; olmak (medya okuryazarlığı; görsel okuryazarlık vb) yani algıladıklarımızı aklımızı kullanarak sentez etmemiz gerekir. &#8220;Hakikati aramak&#8221; ise gerçek ve doğru kavramlarının ötesinde insanoğlu var oldukça devam eden felsefi bir sorunsal olarak varlığını devam ettiriyor.&#8221;</p>
<p><em>Dönüşüm</em> isimli eseri bahçede. Yine tanıdık malzemelerle ancak aşılmadık biçimde birliktelik oluşturmuşlar. Bir tahterevalli var ama yarısı tahta, diğer tarafı metal, oturma yeri ve tutma kolları aşağıya bakıyor. İnşaat kukası üzerinde! Bir yanda ağaç kökü ama o da ters, diğer yanda bisikletten olduğunu fark edebileceğiniz parçalar. Dairesel bir metal kaideli, altın varaklı ve tekerlek yerine neon ışık döşenmiş şeffaf boru takılı bisiklet tekeri…</p>
<p>Sanatçının yorumundan önce anlatmaya çalıştığım eserin fotoğrafına bakmanızı öneriyorum.</p>
<p>&#8220;Sanayi devrimiyle beraber hızlanan üretim süreci, sistemin devamını ağlamak için tüketim toplumu oluşumunu da beraberinde getirdi. Doğayı yaşamın kaynağı ya da bir parçası olarak görmek yerine teknolojik dönüşümün ham maddesi olarak gördü. İnsan merkezci bir bakışla kurgulanan dönüşüm dengesi doğayı yok sayarken; küresel ısınma ve yol açtığı değişiklikler, çevre kirliliği ve tüketim kültürünün biyo-psiko-sosyal iyilik haline etkileri endişe verici durumlara yol açmıştır.</p>
<p>Sanat eseri sanatçının elinden çıktıktan sonra kendi yaşam döngüsü içerisine girer.</p>
<p><em>Dönüşüm</em> isimli enstalasyon, yapımı ve anlatımı gereği baştan hatalı kurulmuş bir dönüşüm dengesine atıfta bulunurken; serginin ikinci haftasında tahtanın metal kısmı paslanmaya yüz tuttu. Yüceltilen teknoloji ve sanayinin temel de arızalı olduğuna atıfta bulunur gibiydi. Serginin üçüncü haftasında hafif bel veren tahta; dördüncü haftada her iki kol da yerde olacak şekilde dengelendi. Bakalım sergi sonuna kadar ‘Dönüşüm’ işinin dönüşümü hangi boyutlara ulaşacak.</p>
<p>İnsanın doğaya karşı açtığı hiçbir savaşta, kaybeden tek başına doğa olmamıştır.&#8221;</p>
<h3>Murat Akın</h3>
<p>Murat Akın, ODTÜ Tasarım Fabrikası’nın Sanat Danışmanı, aynı zamanda serginin küratörü. Eseri, yine önceki yerinde, girişteki camlı bölümde ve bir eseriyle sergide yer alıyor.</p>
<p>Bir zamanlar öğrencilerimizin öğrenme eğilimi öğrenmek adına testler uyguluyorduk, hep görsel hafıza çıkınca testlerden vazgeçmiştik. İstisnalar elbette mümkün ama insan genellikle görsel hafızayla daha iyi anlıyor, öğreniyor.</p>
<p><img loading="lazy" decoding="async" class="alignnone wp-image-130339 size-full" src="https://netreklam.net/wp-content/uploads/2023/11/Resim1-2.png" alt="" width="902" height="591" srcset="https://lavarla.com/wp-content/uploads/2023/11/Resim1-2.png 902w, https://lavarla.com/wp-content/uploads/2023/11/Resim1-2-300x197.png 300w, https://lavarla.com/wp-content/uploads/2023/11/Resim1-2-768x503.png 768w, https://lavarla.com/wp-content/uploads/2023/11/Resim1-2-250x164.png 250w, https://lavarla.com/wp-content/uploads/2023/11/Resim1-2-800x524.png 800w" sizes="(max-width: 902px) 100vw, 902px" /></p>
<p>Akın eserinde oyunu toplumsal bellekten yana kullanırken serginin adındaki &#8220;oyun&#8221;u beyaz perdenin oyunlarına ve oyuncularına yer vererek güzel bir bağlam yaratmış.</p>
<p>Malum, bir bilginin hatırlanması için hafıza tetikleyicileri çok önemlidir. Akın’ın bol görselli (veya bol tetikleyici) eserini sanatçının sözleriyle okuyalım:</p>
<p>&#8220;Modernizmin geleneksel estetik değerlerle olan çatışması ve geçmişten kopma çabası,  zamanın ve belleğin ele alınış biçimlerinde belirleyicidir.</p>
<p>Zaman kavramı üzerinde epeyce tartışma açan modernizme karşı uzam tartışmalarının postmodernizm içinde devam etmesi ve içinde yaşadığımız anı kuşatan zaman ve bellek kavramlarının görsel sanatlar, sinema, edebiyat, müzik gibi disiplinlerce konu edilmesi bu meseleye duyulan ilginin arttığının bir göstergesidir.</p>
<p>Düşünebilmek, sorunları ortaya koymak ve aynı zamanda eleştirel bakış açısına sahip olmada görsel sanatlar büyük önem taşır.</p>
<p>Sinema da toplumsal belleği var etmenin, güçlendirmenin, yaşanan anı geleceğe aktarmanın en önemli sanatsal araçlarından bir olarak görülmektedir.</p>
<p><em>Duyarım unuturum, görürüm hatırlarım</em>.&#8221;</p>
<h2>Maziye yolculuk</h2>
<p>Evlerde henüz televizyon yok, akşamları komşularla bir araya gelindiğini hatırladım! Ailelerin nerdeyse tek eğlencesi sinemalar, oraya da hep birlikte gidiliyor. Bir de yazlık sinemalar! Film hakkında konuşmanın, özellikle kötü adamlara sesli kızmanın veya çatur, çutur çekirdek çitlemenin serbest ve bir o kadar da keyifli olduğu…</p>
<p>Sanatçı Akın, görsel hafızanın önemini vurguladığı eserinde o bir zamanların en kült görsel malzemesini, filmleri kullanmış. Aktristler, aktörler ve filmlerden sahneler. Çeşit çeşit ama ortak özellikleri siyah-beyaz olmaları. Düzenli tekrarlarla, özenli karıştırmalar söz konusu. Esere yaklaşırken, adına &#8220;maziye yolculuk&#8221; diyebileceğiniz bir oyuna hazır olun! Yaklaştıkça ayrıntıları yakalayacak, eski filmleri hatırlayacaksınız. Sözün özü, Akın’ın eseri sizi bugünden alıp götürecek!</p>
<p>ODTÜ (Yeni) Öğrenci Merkezi’nde bu oyunları oynamak için 2024 Şubata kadar zamanınız var!</p>
<hr />
<h2>Kaynaklar</h2>
<p>Sanatçılar Özge Gökbulut Özdemir, Sadullah Kocaman ve Murat Akın ile yapılan söyleşiler.</p>
<p><a href="https://paintable.cc/25-digital-artist-quotes/" target="_blank" rel="noopener">Stella Adler’in sözü </a></p>
<p><a href="https://lavarla.com/odtuden-sergi-izlenimleri-3-oyun/">&lt;span class=&quot;reading-mode-buttons&quot;&gt;&lt;/span&gt;ODTÜ’den sergi izlenimleri 3: &#8220;Oyun&#8221;&lt;span class=&quot;reading-mode-buttons&quot;&gt;&lt;/span&gt;</a> yazısı ilk önce <a href="https://lavarla.com">Lavarla - Kültür-Sanat ve Kent Yaşamı</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://lavarla.com/odtuden-sergi-izlenimleri-3-oyun/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>ODTÜ’den Sergi İzlenimleri: Nesne(l) Object(ive)</title>
		<link>https://lavarla.com/odtuden-sergi-izlenimleri-nesnel-objective/</link>
					<comments>https://lavarla.com/odtuden-sergi-izlenimleri-nesnel-objective/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Necati Yalçın]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 12 Jan 2022 07:53:34 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Pusula]]></category>
		<category><![CDATA[Sergi]]></category>
		<category><![CDATA[Ankara Sergileri]]></category>
		<category><![CDATA[ODTÜ]]></category>
		<category><![CDATA[ODTÜ KKM]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.lavarla.com/?p=116997</guid>

					<description><![CDATA[<p><span class="reading-mode-buttons"></span>Salvador Dali, “sanatın İnsanların sadece içinde bulundukları toplumun nesnel güçlerini değil, aynı zamanda kendi iç yaşamlarının güçlü toplumsal niteliğini kavramalarına yardımcı olabileceğini” savunmuş.[1] Madelynn  Dickerson, hepimizin cazibesine kapılabileceğimizi söylerken, “sanatın güzel, gizemli ve hatta sarsıcı olabileceğine” dikkat çekmiş.[2] Adnan Turani, “Bir ülke kültürü, sanat eserinde kendi somut biçimini bulur,” saptamasını yapmış.[3] İdil Mirata, yazının konusu [&#8230;]</p>
<p><a href="https://lavarla.com/odtuden-sergi-izlenimleri-nesnel-objective/">&lt;span class=&quot;reading-mode-buttons&quot;&gt;&lt;/span&gt;ODTÜ’den Sergi İzlenimleri: Nesne(l) Object(ive)&lt;span class=&quot;reading-mode-buttons&quot;&gt;&lt;/span&gt;</a> yazısı ilk önce <a href="https://lavarla.com">Lavarla - Kültür-Sanat ve Kent Yaşamı</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Salvador Dali, “sanatın İnsanların sadece içinde bulundukları toplumun nesnel güçlerini değil, aynı zamanda kendi iç yaşamlarının güçlü toplumsal niteliğini kavramalarına yardımcı olabileceğini” savunmuş.<a href="#_ftn1" name="_ftnref1">[1]</a></p>
<p>Madelynn  Dickerson, hepimizin cazibesine kapılabileceğimizi söylerken, “sanatın güzel, gizemli ve hatta sarsıcı olabileceğine” dikkat çekmiş.<a href="#_ftn2" name="_ftnref2">[2]</a></p>
<p>Adnan Turani, “Bir ülke kültürü, sanat eserinde kendi somut biçimini bulur,” saptamasını yapmış.<a href="#_ftn3" name="_ftnref3">[3]</a></p>
<p>İdil Mirata, yazının konusu serginin sanatçılarından, “sanattaki ölüm olgusunun önemini irdelerken, cinsellikle örtüşen aşkın bir olma halinin doğrulamasını” yapıyor.<a href="#_ftn4" name="_ftnref4">[4]</a></p>
<h2>ODTÜ’de bir sergi: <strong><em>nesne(l) object(ive)</em></strong></h2>
<p>Serginin küratörlüğünü, eserleri sergide de yer alan iki sanatçı yapmış: Murat Akın ve Ahmet Güven. Sergide Akın ve Güven’e, Işıl Kurmuş Aleksandrov, Coşkun Demirok, İdil Mirata ve Aslı Sinman Kutluay eşlik ediyor. ODTÜ Kongre ve Kültür Merkezi Kemal Kurdaş Sergi Salonu’nda, 31 Ocak 2022 tarihine kadar gezilebilir.</p>
<p><img loading="lazy" decoding="async" class="aligncenter wp-image-116998 size-full" src="https://netreklam.net/wp-content/uploads/2022/01/nesnel-sergisi-odtu-kkm-ankara-lavarla.jpg" alt="" width="800" height="550" srcset="https://lavarla.com/wp-content/uploads/2022/01/nesnel-sergisi-odtu-kkm-ankara-lavarla.jpg 800w, https://lavarla.com/wp-content/uploads/2022/01/nesnel-sergisi-odtu-kkm-ankara-lavarla-300x206.jpg 300w, https://lavarla.com/wp-content/uploads/2022/01/nesnel-sergisi-odtu-kkm-ankara-lavarla-768x528.jpg 768w" sizes="(max-width: 800px) 100vw, 800px" /></p>
<h3>Akın: Gazili veya ODTÜ&#8217;lü, hep Ankaralı!</h3>
<p><strong>Murat Akın.<br />
</strong>ODTÜ Tasarım Fabrikası sanat koordinatörü. Daha önce aynı salonda Burhan Alkar Sergisi düzenlemişti. Sevgili Alkar’ın sergi mekânının güney cephesinde Uzay ve Gençlik Heykeli var. Sergi pek anlamlıydı…<br />
Mekânın batı cephesinde bir başka usta sanatçının eseri var: <em>Mehmet Aksoy’un Hazerfen’i</em>. Salona bir Aksoy sergisi de ne güzel gider!<br />
Sergide… Akın’ın köşesi mekanik ağırlıklı ve duygusal, Babası Cevdet Akın’la dolu her santimi.<br />
Tezgâhını dikine yerleştirmiş, aletler akvaryumdaki balıklar misali.<br />
Ahşap takım sandığı, &#8220;DIŞARIYA TAKIM VERİLMEZ!&#8221; yazılı.</p>
<p>Nota sehpası var bir de, 70 yıllık defterle. Her satırı özenli. Dokunun aletleler sallansın, geçmişten bugüne duygu salınımı…</p>
<p>Akın’ın sözleriyle:</p>
<blockquote><p>Zanaat-sanat, usta-çırak, baba-oğul ilişkilerine vurgu yapmak, dünü bugüne bağlamak, gelecek olan bir zamana yararı dokunmasını ummak.</p></blockquote>
<h3>Aleksandrov: Alışılagelmişin alışılmamışı!</h3>
<p><strong>Işıl Kurmuş Aleksandrov.<br />
</strong>Alışılagelmişleri, örneğin günlük eşyaları yapıyor ama alışılmadık biçimde. Sandalye yapıyor. Ağaçtan veya metalden yapılmalı, sert olmalı ki oturabilsin değil mi? Aleksandrov’unki kumaştan! Yumuşacık!<br />
Sergide… Yine yumuşaklık hâkim. Bir oyuncak, büyük ve pofuduk!<br />
Siyah zeminde, duvarda asılı.<br />
Yaklaşınca sizi ayrıntılar bekliyor, iğneler gibi. Hepsi batmış, toplu veya kancalı. Hayal dünyanızı çalıştıracak zenginlikle bezeli…</p>
<p>Sanatçıya kulak verelim: <em>Kurbağa Hikâyesi<br />
</em>Bir kurbağa sürüsü ormanda yürürken, içlerinden ikisi bir çukura düştü. Diğer bütün kurbağalar çukurun etrafında toplandılar. Çukur bir hayli derindi ve arkadaşlarının zıplayıp dışarı çıkması mümkün görünmüyordu.<br />
Yukarıdaki kurbağalar, boşuna uğraşmamalarını söylediler arkadaşlarına:</p>
<blockquote><p>Çukur çok derin, dışarı çıkmanız imkânsız.&#8221; Ancak, çukura düşen kurbağalar onların söylediklerine aldırmayıp çukurdan çıkmak için mücadeleye devam ettiler. Yukarıdakiler ise hala boşuna çırpınıp durmamalarını, ölümün onlar için kurtuluş olduğunu söylüyorlardı. Sonunda kurbağalardan birisi söylenenlerden etkilendi ve mücadeleyi bıraktı. Diğeri ise çabalamaya devam etti. Yukarıdakiler de, çırpınıp durarak daha çok acı çektiğini söylemeyi sürdürdüler. Ne var ki, çukurdaki kurbağa son bir hamle daha yaptı, bu kez daha yükseğe sıçramayı başardı ve çukurdan çıktı. Çünkü bu kurbağa sağırdı. O yüzden, arkadaşlarının ümit kırıcı sözlerine kulak asmamıştı.</p>
<p>‘Ümidini kaybetmiş bir insanın, başka kaybedecek bir şeyi yoktur.’</p></blockquote>
<h3><img loading="lazy" decoding="async" class="aligncenter wp-image-116999 " src="https://netreklam.net/wp-content/uploads/2022/01/nesnel-sergisi-odtu-kkm-ankara-lavarla.png" alt="" width="737" height="507" srcset="https://lavarla.com/wp-content/uploads/2022/01/nesnel-sergisi-odtu-kkm-ankara-lavarla.png 800w, https://lavarla.com/wp-content/uploads/2022/01/nesnel-sergisi-odtu-kkm-ankara-lavarla-300x206.png 300w, https://lavarla.com/wp-content/uploads/2022/01/nesnel-sergisi-odtu-kkm-ankara-lavarla-768x528.png 768w" sizes="(max-width: 737px) 100vw, 737px" /></h3>
<h3>Demirok: Aklında, fikrinde hep sanat!</h3>
<p><strong>Coşkun Demirok.<br />
</strong>Almanya’da mimarlık eğitimi görmüş, çalışmış, halen orada yaşıyor ve sanatın hep içinde olmuş.<br />
Sergide… Karşılıklı iki duvarda. Birinde eskilerden, aile fotoğrafları, üzerlerine sanatçı dokunmuş, soyut figürler oluşmuş.<br />
Karşı duvarda sadece çizgiler var. Fotoğraf yok ama aynı formda ve sayıda kâğıtlar üzerinde.<br />
“Altında bir yaşanmışlık, anı var-yok, yaşam devam ediyor” dercesine…</p>
<blockquote><p>Resmin sınırlarını soruşturan, onu hep yeniden deneyimleyen, mekânla iletişimi gözeten bir resim anlayışından gelmektedir. Diğer mesleği mimarlıktır. Sergide gösterilen desenler ‘an’ın kayıtları olarak ortaya çıkarken, aile fotoğrafları üzerine çalışmalar ise benlik arayışının yanı sıra, geçmişle olan boşuna bir alışverişi konu eder.</p></blockquote>
<h3>Güven: Mühendisken de fikrinde veya cebinde sanat!</h3>
<p><strong>Ahmet Güven.<br />
</strong>ODTÜ’lü. 25 yıllık mühendisliği sırasında işe gidişlerinde Gergedan dergisini cebinde taşırmış. Şimdilerde işi gücü sanat olmuş, yüksek lisansını da sanat alanında yapıyor.<br />
Sergide…Ortada yatağıyla önünüzde bir oda! Duvarda bir çerçeve eksik, Van Gogh’un yatak odası aklınızda!<br />
Açılır, kapanır penceresiyle… Kullanılmış, eksilmiş ve sanırım biraz da yorulmuş yere yığılmış malzemesiyle.<br />
Metal çubuklar bağlantıyı sağlıyor. Bağlantı yaşanmışlığı…</p>
<p>Kendi sözleriyle:</p>
<blockquote><p>Mekânda endüstriyel üretim ve zanaat yanyanalığı üzerine kavramsal temalar araştırma konusudur. İşlerinde insanın teknikle kaçınılmaz ilişkisini sorgular. Nesnenin kendi mekânındaki simgesel gerçekliğini sanat mekânında yapı söküme uğratacak melez objeleri, hazır ve buluntu nesneler ile üretmeye çalışır. Bu şekilde, simgesel gerçekliğin hakikat olma yolunda ilerleyişini sorgulamayı dener.</p></blockquote>
<h3>Mirata: Kaosu yoğururken hayatı sorguluyor!</h3>
<p><strong>İdil Mirata.<br />
</strong>Yazının giriş bölümünde kitabından alıntı yaptım. Sanatta yeterlilik tezini kitap yapmış. Sanat eğitimini Londra’nın ardından Bilkent ve Hacettepe ile sürdürmüş. Kendisi, Dickerson’un sanatın sarsıcı olabileceğine dair sözünü yazıya alma nedenim!<br />
Sergide… Çarpıcı köşe!<br />
Sanatının dayandığı temelleri işlediği, dünyadan ve kendinden örneklendirdiği kitabını bir solukta okudum. Stelarc örneği gibi izlenmesi güç olmayan eserler (performanslar) ortaya koyduğu için Mirata’ya minnettarlık hissettim.<br />
Eril-dişil çağrışım var.<br />
İşkembe, hurda demir ve saçla. Asılı. Fonda iki ipek çarşafın yumuşaklığı…</p>
<p>Kendi sözleriyle:</p>
<blockquote><p>Çalışmalarımda düal gerçeklikte var olan tüm zıtlıkları; örneğin dişil-eril unsurları, acı-haz gerilimini irdelerken, özellikle cinsellik ve ölüm kavramlarını ön plana çıkarmayı hedefliyorum.</p></blockquote>
<h3>Sinman: Gezen, okuyan, izleyen ve üreten!</h3>
<p><strong>Aslı Sinman.<br />
</strong>ODTÜ Endüstri Tasarım lisans, Bilkent Güzel Sanatlar yüksek lisanslı. Dünya coğrafyasında sergi açtığı mekânlar, ABD’den Singapur’a düz çizgi üzerindeki pek çok kentte. Hep olduğu yerse doğduğu Ankara.<br />
Sergide… Eseri üç ana bölüm, altlı, üstlü. Üste giyilen aşağı salınmış, ayağa giyilen alta konulmuş. Bağlantıları kurunca neler düşüneceksiniz bakalım!<br />
İşçi tulumu ile altındaki stiletto (ince, yüksek topuk ve düztaban) favorim!</p>
<p>Kendi sözleriyle:</p>
<blockquote><p>Hayatımızdaki ikilemler<br />
Söylediklerimiz, sustuklarımız, bize giydirilenler<br />
Anne giysisi ve asker botu<br />
İşçi tulumu ve rugan stiletto<br />
Gelinlik ve paten</p></blockquote>
<h2>Kaçırılmasa!</h2>
<p>Kitaplardan Dali, Dickerson, Turani ve Mirata’yla başlamıştık. Onların sözlerinden hareketle bitirelim:</p>
<p>Ölüm, cinsellik veya ikilemler gibi içeriklerle toplumsal veya iç yaşamları irdeleyen, güzel, gizemli ve hatta sarsıcı sanatın somut biçimde sergilendiği bir sergi.</p>
<p>Kaçırılmasa!</p>
<h2>Kaynaklar</h2>
<p>* Susie Hodge, <em>Sanat</em>, İnkılap Kitabevi Yayınları.<br />
* Madaelynn Diskerson, <em>Sanat Tarihi</em>, Say Yayınları.<br />
* Adnan Turani, <em>Dünya Sanat Tarihi</em>, Remzi Kitabevi Yayınları.<br />
* İdil Mirata, <em>Sanat Ölüm Erotizm</em>, Dorlon Yayınlar.<br />
* isilkurmus.com<br />
* coskundemirok.de<br />
* artopol.com/coskun-demirok<br />
* arti90.com<br />
* lifeinlifedergisi.com/ahmet-guven-nevuga<br />
* aslikutluay.com<br />
* artnivo.com…idil-mirata-tokdemir</p>
<p>[1] Susie Hodge, <em>Sanat</em>.<br />
[2] Madaelynn Diskerson, <em>Sanat Tarihi</em>.<br />
[3] Adnan Turani, Dünya Sanat Tarihi.<br />
[4] İdil Mirata, <em>Sanat Ölüm Erotizm</em>.</p>
<p><a href="https://lavarla.com/odtuden-sergi-izlenimleri-nesnel-objective/">&lt;span class=&quot;reading-mode-buttons&quot;&gt;&lt;/span&gt;ODTÜ’den Sergi İzlenimleri: Nesne(l) Object(ive)&lt;span class=&quot;reading-mode-buttons&quot;&gt;&lt;/span&gt;</a> yazısı ilk önce <a href="https://lavarla.com">Lavarla - Kültür-Sanat ve Kent Yaşamı</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://lavarla.com/odtuden-sergi-izlenimleri-nesnel-objective/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Mekanlar ve Hikayeler X &#124; ODTÜ: Gönülçelen</title>
		<link>https://lavarla.com/mekanlar-ve-hikayeler-x-odtu-gonulcelen/</link>
					<comments>https://lavarla.com/mekanlar-ve-hikayeler-x-odtu-gonulcelen/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Can Öktemer]]></dc:creator>
		<pubDate>Sat, 24 Apr 2021 16:15:01 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Hafıza]]></category>
		<category><![CDATA[Mekan]]></category>
		<category><![CDATA[Can Öktemer]]></category>
		<category><![CDATA[Mekanlar ve Hikayeler]]></category>
		<category><![CDATA[ODTÜ]]></category>
		<category><![CDATA[ODTÜ Bahar Şenlikleri]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.lavarla.com/?p=114227</guid>

					<description><![CDATA[<p><span class="reading-mode-buttons"></span>Cem, sahnenin arkasında grubu Blue Moon ile birlikte çalma sırasını bekliyordu. Sahnede ise Little Lion, Toto’dan Africa’yı yorumluyordu. Grubun vokalisti, uzun saçları, simetrik bıyığıyla fena halde Yanni’ye benziyordu. Parçayla vokalin dış görünüşü tuhaf bir biçimde uyumsuzdu. Seyircilerin bir kısmı bahar şenliği rehavetine kapılmış vaziyetteydi. Bazıları sarhoş olmuş, bazıları kendi aralarında konuşuyordu. Konseri dikkatle takip eden [&#8230;]</p>
<p><a href="https://lavarla.com/mekanlar-ve-hikayeler-x-odtu-gonulcelen/">&lt;span class=&quot;reading-mode-buttons&quot;&gt;&lt;/span&gt;Mekanlar ve Hikayeler X | ODTÜ: Gönülçelen&lt;span class=&quot;reading-mode-buttons&quot;&gt;&lt;/span&gt;</a> yazısı ilk önce <a href="https://lavarla.com">Lavarla - Kültür-Sanat ve Kent Yaşamı</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Cem, sahnenin arkasında grubu Blue Moon ile birlikte çalma sırasını bekliyordu. Sahnede ise Little Lion, Toto’dan <em>Africa</em>’yı yorumluyordu. Grubun vokalisti, uzun saçları, simetrik bıyığıyla fena halde Yanni’ye benziyordu. Parçayla vokalin dış görünüşü tuhaf bir biçimde uyumsuzdu. Seyircilerin bir kısmı bahar şenliği rehavetine kapılmış vaziyetteydi. Bazıları sarhoş olmuş, bazıları kendi aralarında konuşuyordu. Konseri dikkatle takip eden kişi sayısı bir hayli azdı. Cem, her konser öncesinde olduğu gibi sahnenin önündeki kalabalığa dikkatle baktı. Aradığını bulamamış bir yüz ifadesiyle içinden “Yine gelmeyecek” dedi. Birasından bir yudum aldı. Yere oturdu. Hava sıcaktı, Little Lion berbat çalıyordu, üstelik şarkıyı gereksiz yere uzatmışlardı. Cem beklemekten sıkılmıştı. Gitarını kılıfından çıkarıp, tellerine dokundu. Blue Moon’un diğer elemanları da kendi hallerindeydi. Grubun solisti Kaan bir elini sevgilisinin omzuna atmış, etrafındakilere heyecanla bir şey anlatıyordu. Basçı Şenol yakınlarda bir yerde çimenlere uzanmış uyukluyordu. Cem’in sol tarafında ise sırtını duvara yaslamış, çalma sırasını bekleyen Şebnem vardı. Blue Moon’dan önce onun grubu sahne alacaktı. Şebnem kafası önünde parçayı dikkatle dinliyordu. Bir ara kafasını kaldırdığında Cem’i fark etti. Gülümseyerek selamlaştılar. Okuldan ortak arkadaşları sayesinde tanışıyorlardı. Şebnem’in kendine has, olağanüstü bir vokal tarzı vardı. Zaten yakın zamanda İstanbul’a gidecekti. Cem de bir süredir böyle düşünüyordu: ”Bu iş yapılacaksa İstanbul’da yapılmalıydı. Ankara zaman kaybıydı.&#8221;</p>
<p>Blue Moon olarak iyi bir uyumları vardı. <span style="text-decoration: underline;">ODTÜ</span> müzik topluluğunda tanışmışlardı. Olaylar hızlı gelişmişti. “Şarkıcılık yapabilir misin? Yaparım. Gun N&#8217; Roses sever misin? Severim. O zaman hadi grup kuralım”. Ağırlıklı olarak Bon Jovi, Whitesnake, Deep Purple gibi grupların parçalarını çalıyorlardı son zamanlarda kendi bestelerine de başlamışlardı. Bu işi profesyonel olarak devam ettirmek istiyorlardı. Ama yaptıkları müziğin Türkiye’de bir karşılığı yoktu, dolayısıyla müzikten para kazanma ihtimalleri yok denecek kadar azdı. İdealizm, hayatın karşısında hükmen mağluptu. Hayaller bir çırpıda kışlıkların arasına konulabilir miydi? İstedikleri müziği yapıp, istedikleri hayatı yaşamak için bedel ödemeye hazır mıydılar? Cevapları zor sorulardı. Üstelik, kendilerini Türkiye’de çok yalnız hissediyorlardı. Nereli olduklarını kendileri de bilmiyordu.  İnsanlar yaptıkları müziğe çok yabancıydı. Uzun saç, kovboy çizmesi ve kulakta küpelerle Kızılay’da yürürken bile garipseniyorlardı. Bu sebepten ötürü zaman içinde hepsinin müzikten beklentisi farklılaşmıştı. Basçı Şenol, mesela, mühendislik okuyordu. Okulu bitirip mühendislikle uğraşmak istiyordu. Bol gömlekler, renkli kazaklar giyiyordu. Saçları da kısaydı. Aralarında en az <em>rock</em>çıya benzeyen oydu ama iyi bir müzik kulağı vardı. Şenol için müzik gelip geçici bir şeydi, gençlik hevesiydi. Kaan’ın hedefi ise daha büyüktü. İşletme bölümünde okuyordu. Yaptığı müziği ve kendini aşırı ciddiye alıyordu. Bon Jovi havalarında geziyordu. İzmir Caddesi’ndeki Amerikan Pasajı’ndan ikinci el kovboy çizmesi almıştı. Yaz kış ayağındaydı. Babası, Kaan’ın kovboy çizmelerinin çıkardığı seslere ve dış görünüşüne çok kızıyordu. Kaan Londra’ya gidip müzikle uğraşmak istiyordu. Gerekirse bulaşıkçılık yapacak ama bir şekilde orada şansını deneyecekti. Davulcu Suat sosyoloji okuyordu. Hem sosyolojiden hem de müzikten para kazanma şansı düşüktü. Ailesi de onun müzikle uğraşmasından rahatsızdı zaten. Suat, az zamanda geleceğine dair net kararlar vermesi gerektiğini biliyordu. Bu sebeple gökyüzünde süzülen, istikameti kaybolmuş bir balondan farkı yoktu. Cem ise mimarlık okuyordu. Bu bölüme bilinçli bir şekilde gelmemişti. ÖSS’de iyi puan almıştı. ODTÜ’nün iyi bir okul olduğunu biliyordu. O yüzden puanı ODTÜ’de nereyi tutuyorsa onu yazmıştı. Müzisyenlik dışında yazarlık da yapıyordu. Ortak arkadaşlarıyla fanzin çıkarıyordu. Derslere pek girmiyordu. Alttan çok dersi birikmişti. Aylaklık daha çekici geliyordu, bölümü de okulu da sevmiyordu. Başka bir şey arıyor,  ne aradığını kendisi de bilmiyordu. Müzik, anlamını bildiği tek şeydi belki de. Tamam, müziği çok seviyordu ama bu işten beklentisi ne şöhret ne de para öncelikliydi. Gitarının telleri yıllardır sadece tek bir kişi için çalıyordu. Onu çok seviyordu. Bu hayatta hiçbir şeyden emin değilse ona karşı hissettiklerinden emindi. Zaten insan aşık olmaz, aşık olduğunu anlardı. <em>Muhteşem Gatsby</em> gibi tüm bu şamata, üç kişinin geldiği konserler, bozuk amfiler, eskimiş gitar telleri, sarhoşluklar, kavgalar, Hayri’de kaset çekmeler, eğlenceler, müzikler hep o beklenen kişinin gelmesi içindi. O olaydan sonra, beklenen kişi bugüne kadar hiç gelmemişti. Lakin Cem, inatla beklemeyi sürdürüyordu.</p>
<p style="text-align: left;">Cem, düşüncelerini gitar telleri arasında dolaştırırken önüne bir gölge düştü. Kafasını kaldırıp yukarı baktı. Gölgenin sahibi grubun davulcusu Suat’tı. “Ne yapıyorsun lan burada tek başına? Kafayı mı buldun yoksa? ”dedi. Cem, “Yok lan, ne kafayı bulması; herifler bitirecek gibi değiller. Sıkıldım, parmaklarımı ısındırayım dedim,” şeklinde karşılık verdi. “Harbiden bok gibi çalıyorlar. Hadi kalk da grubu toplayalım. Çalma listesini son bir gözden geçirelim,” dedi Suat. Cem gitarını kılıfına soktu. Yerden kalktı, pantolonunu temizledi. Sahnenin önüne yine göz ucuyla baktı. Cem’in beklediği kişi Dil Tarih’te okuyordu ama ODTÜ’den çok ortak tanıdıkları vardı. Sıklıkla bu kampüse gelirdi. Bahar aylarında ODTÜ’nün içerisinde açan Sakura ağaçlarına bakmaktan, yeşilliklere uzanmaktan, Çatı’da vakit geçirmekten hoşlanırdı. Cem de onunla burada yürümeyi, bahar şenliklerinde aylaklık etmeyi, bira içmeyi, sarhoş olmayı çok severdi. Hipotezine göre onun bugün burada olma ihtimali oldukça yüksekti. Kalabalığa doğru şöyle bir baktı; tek başına dans edenler, bugünün anısı olarak fotoğraf çektirenler, merakla fotoğrafın ne zaman basılacağını soranlar, kafayı erken bulanlar, içmeye devam edenler, öpüşenler, içi erik dolu dev poşetle gezenler, çimlerde uzananlar gibi bilindik bahar şenliği ortamı vardı. Kısa göz taramasından sonra yine aradığını bulamamış gibiydi. Suat “Hadi, oğlum nereye bakıyorsun? Cidden ne içtin sen? İyi görünmüyorsun,” deyince Cem silkelendi: “Bir şeyim yok. Bir tane bira içtim ya… Hadi bizimkilerin yanına gidelim”. Gelmeyecek olanı beklemek ağır bir süreçti. Zaman içinde bunu çok iyi anlamıştı. Bu sırada, sahneden tek tük alkış sesi yükseldi. Little Lion, seyircilere teşekkür edip, sahneyi Şebnem’in grubuna bıraktı.  Şebnem ve grubu sahneye gelmiş, gerekli hazırlıkları yapmaya başlamıştı. Cem ve Suat, Şebnem’e başarılar dileyip kalabalık arasına karışıp, tanıdıklarla sohbet ettiler. Uzatılan eriklerden bir avuç aldılar.  Bazı toplulukların stantlarına uğradılar. Şenlik ziyaretçisi hocalarını görüp onlara selam verdiler. Bazı hocaları onları hiç derste görmedikleri için tanımakta zorlandılar.</p>
<p style="text-align: left;">Kısa şenlik gezintisinden sonra grubun diğer elemanlarının yanına geldiler. Kaan&#8217;ın elinde üzerinde çalınacaklar listesi yazılı buruşuk bir kağıt vardı. Açılış parçası önemliydi. Genelde Deep Purple’dan <em>Highway Star</em>’la çıkarlardı. Sonra da Def Leppard, Whitesnake, Bon Jovi, Bryan Adams, Crowded House, Prince’den parçalar çalarlardı. Kaan, listeye şöyle bir baktı, Crowded House ve Prince’i çıkarmak istedi. Yerlerine Beatles ve Rolling Stones eklemeyi önerdi. Cem itiraz etti. Ona göre bu parçalar mutlaka çalınmalıydı, özellikle bugün. Grubun diğer elemanları onun neden bu parçalarda ısrar ettiğini anladılar. Cem’in geçmişe bu denli takılı olmasına, bazı şeyleri unutamamasına kızdılar. Prince ve Crowded House’un parçalarından insanlar sıkılıyordu. Bahar şenliğinde hava güzelken, insanlar eğlenirken ağır parçalar çalmanın nedeni yoktu hem. Cem ısrarını sürdürdü, arkadaşlarına açıktan tavır bile aldı.  Aralarında kısa süreli bir tartışma çıktı. Orta yolu bulabilmek için Crowded House’u çıkardılar ama Prince’ten <em>Purple Rain</em> kaldı. Bu sırada, Şebnem ve grubu sahnede hazırlıklarını tamamladı. Grubun davulcusu davullara vurdu. Ses kontrolü yaptı. Her şey hazırdı. Gitardan ses yükselmeye başladı ve Şebnem gür sesiyle Tina Turner’den <em>Simply the  Best</em>’le giriş yaptı. Az önceki Little Lion’daki cılız kalabalığın aksine insanlar sahnenin önüne toplanmaya başlamıştı. Kaan, elinde kalem bazı parçaların altını çizdi. Yerlerine yenilerini koydu, son haline getirdi. Arka cebinde buruşmuş Camel paketini çıkardı. Zippo çakmağıyla yaktı. Kaan için pozculuk önemliydi. Bu davranışlar bazen garip ve itici kaçsa da Kaan inatla Bon Jovi taklidi olarak yaşamını sürdürürdü. Şebnem, <em>Simply the Best</em>’i bitirdi. Heart’tan <em>Alone&#8217;a</em> geçti. Cem hemen müziğe kulak kabarttı. Bu parçayı onunla birlikte dinlemeyi çok severlerdi. Hatta birkaç sene önce onun için bir kaset doldurmuştu. Kasetin A kısmının ilk parçası buydu. Hüzünlendi. Yerdeki bira dolu torbadan bir tane bira çıkardı. Kapağını açtı, hızlıca içti. Geçmişin kancası bir defa bile olsa peşinize takılırsa ondan asla kurtulamıyordunuz. Onunla ya barışacaktınız ya da onun esiri olacaktınız. Ortası yoktu. Cem de bu yakın zaman diliminde kendi geleceğini arıyordu. İki zaman dilimi arasında kaybolmuş gibiydi. Sarma sigarasını yaktı, Şebnem’in sesine konsantre oldu. Şebnem’in grubu tam gaz devam ediyordu. Sahnenin önündeki kalabalık çok eğleniyor görünüyordu.</p>
<p>Blue Moon, ekipmanlarını alıp sahneye biraz daha yaklaştı. Çalma sırası kendilerine geliyordu. Her konser öncesinde olduğu gibi grup olarak yine tedirgindiler. Birbirleriyle neredeyse hiç konuşmuyorlardı. Cem ve Şenol’un sırtlarında gitarları vardı. Kaan, ağzında sigarası, bandanasını düzeltiyordu.  Bu sırada Şebnem’in grubu konseri bitirmeye hazırlanıyordu.  Son parçaları Queen’den <em>I Want to Break Free</em>’yi çalıyorlardı.  Şebnem&#8217;in parçanın final kısmında solosunu atmasıyla birlikte seyirciler gaza geldi. Alkış, ıslık sesleri yükseldi. Parça bitti. Grup olarak seyircilere teşekkür ettiler ve sahneden ayrıldılar. Şebnem onlara başarılar dileyip kalabalığın arasına karıştı. Şimdi sıra Blue Moon’daydı. Suat davula geçti, pedallarla ses denemesi yaptı. Cem gitarını amfiye taktı.  Sonra da gitarın tellerine dokundu, ses kontrolünü yaptı. Temizdi. Kaan ve Şenol da son hazırlıklarını yaptılar.</p>
<p>Gün boyu tepelerinde dikilen güneş de bir bulutun arkasına saklandı. Olası bir mayıs yağmuru aniden bastırabilirdi.  Kaan arkadaşlarına bakarak gözüyle “Tamam mıyız” işareti yolladı. Herkes hazırız anlamına gelen kafa sallamasını yaptı. Kaan, mikrofona eliyle dokundu. “Merhaba” deyip, kendilerini ve gruplarını tanıttı. Sonra da konuştukları gibi Deep Purple&#8217;dan <em>Burn&#8217;le</em> giriş yaptılar. Cem gitarı agresif bir şekilde çalıyordu. Kaan Bon dünyaca ünlü rock star havalarında sahneyi boydan boya çığlıklarla koşturuyordu. Seyircinin bir kısmı parçaya eşlik etmişti bile. Blue Moon, konsere devam ederken hava hızla kapamıştı. Uzaklardan gök gürültüsü duyuluyordu. Hızlı parçalar, baladlar, yakılan çakmaklar, Kaan’ın seyirciyle zevzek muhabbetleriyle konserin sonuna doğru yaklaşmışlardı. Az önceki gök gürültüsünün bir uzantısı olarak hoş bir bahar esintisi beraberinde yağmur taneciklerini getirdi. Cem’in işaretiyle birlikte Prince’ten <em>Purple Rain</em>’i çalmaya başladı. Yağmur ve şarkıyla birlikte sevgililer öpüşmeye, yalnızlar dertlenmeye, sarhoşlar yere düşmeye başlamıştı. Cem parçanın en alıcı bölümünde gitar solosunu tüm içtenliğiyle çaldı. Neredeyse birikmiş tüm duygu durumunu notalara yansıtıyordu. Parça bitti, grup teşekkür edip sahneyi terk etti. Cem mağlubiyeti kabullendi. Gelmeyecek olanı beklemek manasızdı. Geçmişi bir yerde bırakmak gerekiyordu. Ayrılık sürecinde ağır sözler söylemişti. İkisi de hayat, gelecek ve müzik meselesi yüzünden ayrı düşmüşlerdi. Bir tarafa göre okul bitiyordu, ne yapılacağına karar verilmesi lazımdı. Söz konusu müzik de olsa her şeye ciddiyetle ve yaşın olgunluğuyla yaklaşılması gerekiyordu. Diğer tarafa göre tüm bu hesaplar, ciddiyetler saçmaydı, sistemin dayatmasıydı. (Cem, bu konuyla ilgili yalan yanlış üç makale okumuştu. Savunma mekanizması olarak yeri geldiğinde kullanıyordu.) Görüş ayrılıkları onları bir yere kadar götürmüştü ama zamanla birikerek bir yerde patlama etkisi göstermiş ve ağızdan dökülmüştü.  Beklenen olmuş ve ayrılmışlardı. Zaman içinde Cem’in pişmanlığı ve hayal kırıklığı derinleşmişti. Özür dilemeler ve barış hamleleri karşı taraf tarafından boşa çıkarılmıştı.  Cem, geçmişe saplanıp kalmış, karşı taraf yoluna devam etmişti. Gerçi yakın zamanda son bir hamle yapıp tüm yazarlık maharetini kullanıp ona onu ne kadar sevdiğini, hikâyelerini, geçmişlerini, beraber ne kadar güzel vakit geçirdiklerini anlatan bir mektup yollamıştı. İki yıldır doğru dürüst görüşmemişlerdi. Zaman onların aleyhine işliyordu.</p>
<p>Blue Moon sahneden inerken, havanın dönüşü keskinleşti. Rüzgâr fırtınaya, yağmur sağanağa dönüştü. Herkes hızla bir yerlere koşturdu. Cem de yağmurdan korunabilmek için Satranç Kulübünün tentesine sığındı. Satranç Kulübü standında kimsecikler yoktu, grup üyeleri bile yoktu. Cem burada bir süre beklemeye karar verdi. Yağmur tanecikleri tentenin ucundan aşağıya düşüyordu. Tam bu sırada Cem’in yanında biri belirdi. “Güzel yağdı ama” diye bir ses duydu. Cem kafasını çevirdi şaşkınlıkla kalakaldı.  Karşısında yağmurdan nemlenmiş saçları, harika gülümsemesiyle Ezgi vardı. Günlerce, aylarca beklediği kişi yanındaydı. Onu olabilecek her yerde aramış, birlikte geçtikleri sokaklardan defalarca geçmiş, sevdiği mekânlarda saatlerce oturmuş, otobüse binebileceği duraklarda beklemişti ama bir defa olsun görememişti. Şimdi mayıs ayında, romantizmden uzak bahar yağmurları eşliğinde, Satranç Kulübünde Ezgi’yi bulmuştu. Bir süre ne diyeceğini bilemedi. Suskunluğu Ezgi bozdu. “Mektubunu aldım. Bugüne kadar okuduğum en güzel şeylerden biriydi. O yüzden gelmek istedim. Konser sonunda sürpriz yapacaktım ama fırtına çıktı. Neyse ki bulabildim seni. Hala aynı kovboy çizmesi ve tişörtü giymeye devam ediyorsun. Bıraktığım gibisin en azından,” dedi gülerek. &#8220;Nasıl buldun beni?&#8221; diye merakla sordu Cem. gülerek yanıtladı Ezgi: &#8220;Seni bulmak zor olmadı. Kovboy çizmeleriyle yağmurdan en komik kaçan sendin&#8221;. Sonra ikisi de sustu. Birbirlerine gülümsediler. Sahnenin hoparlöründen Crowded House’un  <em>Don’t Dream is Over</em> parçası işitiliyordu. Ezgi ona bakıp gülümsedi, sonra da elini tuttu. Yağmur yağmaya, parça ise çalmaya devam ediyordu. Geçmiş, şimdiye karışabilmişti sonunda…</p>
<hr />
<p><a href="https://netreklam.net/mekanlar-ve-hikayeler-ix-trt-radyosu-ankarada-muthis-bir-yilbasi-gecesi/" target="_blank" rel="noopener">Mekanlar ve Hikayeler IX | TRT Radyosu: Ankara’da Müthiş Bir Yılbaşı Gecesi</a></p>
<p>Kapak Fotoğrafı: <a href="https://twitter.com/ankaracimbizi?ref_src=twsrc%5Egoogle%7Ctwcamp%5Eserp%7Ctwgr%5Eauthor" target="_blank" rel="noopener">Ankara Cımbızcısı</a></p>
<p><a href="https://lavarla.com/mekanlar-ve-hikayeler-x-odtu-gonulcelen/">&lt;span class=&quot;reading-mode-buttons&quot;&gt;&lt;/span&gt;Mekanlar ve Hikayeler X | ODTÜ: Gönülçelen&lt;span class=&quot;reading-mode-buttons&quot;&gt;&lt;/span&gt;</a> yazısı ilk önce <a href="https://lavarla.com">Lavarla - Kültür-Sanat ve Kent Yaşamı</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://lavarla.com/mekanlar-ve-hikayeler-x-odtu-gonulcelen/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Bir Bahar Klasiği, Bir Ankara Geleneği: ODTÜ Cumhuriyet Koşusu</title>
		<link>https://lavarla.com/bir-bahar-klasigi-bir-ankara-gelenegi-odtu-cumhuriyet-kosusu/</link>
					<comments>https://lavarla.com/bir-bahar-klasigi-bir-ankara-gelenegi-odtu-cumhuriyet-kosusu/#comments</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Burak]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 23 Oct 2018 07:20:15 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Pusula]]></category>
		<category><![CDATA[Spor]]></category>
		<category><![CDATA[29 Ekim]]></category>
		<category><![CDATA[Ankara]]></category>
		<category><![CDATA[Cumhuriyet Koşusu]]></category>
		<category><![CDATA[ODTÜ]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://lavarla.com/?p=19443</guid>

					<description><![CDATA[<p><span class="reading-mode-buttons"></span>Bisiklette bahar klasikleri vardır. Mesela Fransa’da her yıl Mart ayında düzenlenen Paris-Roubaix Turu klasiktir, “kuzeyin cehennemi” olarak anılır, bir gün sürer ve bütün bisikletçiler için o turu kazanmak çok şey ifade eder. Yine İtalya’da Milano-San Remo bir bisiklet turu klasiğidir ve İtalyan bisikletinin en anlamlı turlarından birisidir. Ankara’nın bahar klasiği nedir peki? Cevap ODTÜ Cumhuriyet [&#8230;]</p>
<p><a href="https://lavarla.com/bir-bahar-klasigi-bir-ankara-gelenegi-odtu-cumhuriyet-kosusu/">&lt;span class=&quot;reading-mode-buttons&quot;&gt;&lt;/span&gt;Bir Bahar Klasiği, Bir Ankara Geleneği: ODTÜ Cumhuriyet Koşusu&lt;span class=&quot;reading-mode-buttons&quot;&gt;&lt;/span&gt;</a> yazısı ilk önce <a href="https://lavarla.com">Lavarla - Kültür-Sanat ve Kent Yaşamı</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p style="text-align: justify">Bisiklette bahar klasikleri vardır. Mesela Fransa’da her yıl Mart ayında düzenlenen Paris-Roubaix Turu klasiktir, “kuzeyin cehennemi” olarak anılır, bir gün sürer ve bütün bisikletçiler için o turu kazanmak çok şey ifade eder. Yine İtalya’da Milano-San Remo bir bisiklet turu klasiğidir ve İtalyan bisikletinin en anlamlı turlarından birisidir.</p>
<p style="text-align: justify">Ankara’nın bahar klasiği nedir peki? Cevap ODTÜ Cumhuriyet Koşusu. Her yıl Cumhuriyet Bayramı&#8217;nın kutlanması amacıyla düzenlenen etkinlikler kapsamında Cumhuriyet Bayramı’ndan ya önce ya sonra veya bu yıl olacağı gibi tam 29 Ekim’de düzenlenmektedir.</p>
<p style="text-align: justify">ODTÜ Cumhuriyet Koşusu ne Ankara’nın tek koşusudur ne de en kalabalık ve popüler koşusudur. Kendi halinde bir organizasyondur ama Ankara’daki eski koşulardan, eski geleneklerden biridir. Koşu ODTÜ Spor Müdürlüğü tarafından Eymir Gölü etrafındaki parkurda veya ODTÜ Kampusu içindeki bir parkurda koşulmak üzere organize edilir. Rektörü, rektör yardımcılarını, akademisyenleri, öğrencileri, mezunları ve Ankaralıları o yarışta görmek mümkündür.</p>
<figure id="attachment_19444" aria-describedby="caption-attachment-19444" style="width: 960px" class="wp-caption aligncenter"><img loading="lazy" decoding="async" class="wp-image-19444 size-full" src="https://lavarla.com/wp-content/uploads/2017/10/odtu-cumhuriyet-kosusu-2017.jpg" width="960" height="640" srcset="https://lavarla.com/wp-content/uploads/2017/10/odtu-cumhuriyet-kosusu-2017.jpg 960w, https://lavarla.com/wp-content/uploads/2017/10/odtu-cumhuriyet-kosusu-2017-300x200.jpg 300w, https://lavarla.com/wp-content/uploads/2017/10/odtu-cumhuriyet-kosusu-2017-768x512.jpg 768w, https://lavarla.com/wp-content/uploads/2017/10/odtu-cumhuriyet-kosusu-2017-696x464.jpg 696w, https://lavarla.com/wp-content/uploads/2017/10/odtu-cumhuriyet-kosusu-2017-630x420.jpg 630w" sizes="(max-width: 960px) 100vw, 960px" /><figcaption id="caption-attachment-19444" class="wp-caption-text">2016 Kosusu – ODTU Kampusu</figcaption></figure>
<p style="text-align: justify">Bu yılki ODTÜ Cumhuriyet Koşusu, 29 Ekim 2018 Pazartesi Günü saat 12:00’de ODTÜ Kampusu içindeki Parkurda koşulacak. Parkur geçen yıl olduğu gibi yaklaşık 6 km’lik bir uzunlukta olup, koşu ODTÜ Devrim Stadyumundan başlayacak ve orada bitecek. Koşuya kayıtlar, koşunun yapılacağı gün 10:00-11:30 saatleri arasında Stadyum alanında yapılacaktır.</p>
<p style="text-align: justify">Katılmayı düşünenler için, parkurun büyük çoğunluğunun düzlük olduğunu söylemekte fayda var. Ayrıca Türkiye&#8217;de gerçekleştirilen koşularda eskiden sık rastlanan ama son yıllarda neredeyse hiç olmayan bir şeyin ODTÜ Cumhuriyet Koşusunu organize edenlerce düşünülerek sporcuları onurlandırdığını söylemek mümkün. Şöyle ki, bitiş için stadyuma vardığınızda saat yönü ile aynı yönde stadyumun çevresini yaklaşık yarım tur koştuktan sonra bitiş takı&#8217;na ulaşıyorsunuz. O anda, sporcuların kendilerini Atina&#8217;nın Panathinaiko Stadyumu&#8217;nda bir atlet gibi hissetmemesi zor&#8230; Bu aynı zamanda, izleyiciler için de güzel bir seyir zevki yaratıyor.</p>
<figure id="attachment_19445" aria-describedby="caption-attachment-19445" style="width: 725px" class="wp-caption aligncenter"><img loading="lazy" decoding="async" class="wp-image-19445" src="https://lavarla.com/wp-content/uploads/2017/10/odtu-cumhuriyet-kosusu-eymir-2017-1024x768.jpg" width="725" height="544" srcset="https://lavarla.com/wp-content/uploads/2017/10/odtu-cumhuriyet-kosusu-eymir-2017-1024x768.jpg 1024w, https://lavarla.com/wp-content/uploads/2017/10/odtu-cumhuriyet-kosusu-eymir-2017-300x225.jpg 300w, https://lavarla.com/wp-content/uploads/2017/10/odtu-cumhuriyet-kosusu-eymir-2017-768x576.jpg 768w, https://lavarla.com/wp-content/uploads/2017/10/odtu-cumhuriyet-kosusu-eymir-2017-80x60.jpg 80w, https://lavarla.com/wp-content/uploads/2017/10/odtu-cumhuriyet-kosusu-eymir-2017-265x198.jpg 265w, https://lavarla.com/wp-content/uploads/2017/10/odtu-cumhuriyet-kosusu-eymir-2017-696x522.jpg 696w, https://lavarla.com/wp-content/uploads/2017/10/odtu-cumhuriyet-kosusu-eymir-2017-1068x801.jpg 1068w, https://lavarla.com/wp-content/uploads/2017/10/odtu-cumhuriyet-kosusu-eymir-2017-560x420.jpg 560w, https://lavarla.com/wp-content/uploads/2017/10/odtu-cumhuriyet-kosusu-eymir-2017.jpg 1129w" sizes="(max-width: 725px) 100vw, 725px" /><figcaption id="caption-attachment-19445" class="wp-caption-text">2015 Koşusu &#8211; Eymir Gölü</figcaption></figure>
<p style="text-align: justify">Geçmiş yıllarda yaş kategorilerine göre derecelendirmenin yapıldığı ve her yaş kategorisinde 1., 2, ve 3.’nün ödüllendirildiği koşuda, geçen yıl olduğu gibi bu yıl da derecelendirme yapılmayacaktır. Fakat katılan herkese t-shirt ve çekilişle hediye dağıtılacaktır. Hediye çekilişinin bayağı heyecanlı olduğunu itiraf etmek gerekir. Her yıl minik bir festival havasında geçen bu organizasyona katılmış olmak bile aslında bir keyif&#8230; Öyleyse, Ankara’da bir Cumhuriyet Bayramı geleneği olan ODTÜ Cumhuriyet Koşusunu bu yıl da &#8220;Cumhuriyet&#8221; coşkusuyla koşmak güzel olmaz mı, ne dersiniz?</p>
<p style="text-align: justify">Yarışla ilgili ayrıntılı bilgiye <a href="http://spormd.metu.edu.tr/duyuru/95-yil-cumhuriyet-kosusu" target="_blank" rel="noopener noreferrer">buradan</a> ulaşabilirsiniz.</p>
<p><img loading="lazy" decoding="async" class="aligncenter size-full wp-image-27709" src="https://lavarla.com/wp-content/uploads/2018/10/afis_0.jpg" alt="" width="650" height="300" srcset="https://lavarla.com/wp-content/uploads/2018/10/afis_0.jpg 650w, https://lavarla.com/wp-content/uploads/2018/10/afis_0-300x138.jpg 300w" sizes="(max-width: 650px) 100vw, 650px" /></p>
<p style="text-align: justify">
<p><a href="https://lavarla.com/bir-bahar-klasigi-bir-ankara-gelenegi-odtu-cumhuriyet-kosusu/">&lt;span class=&quot;reading-mode-buttons&quot;&gt;&lt;/span&gt;Bir Bahar Klasiği, Bir Ankara Geleneği: ODTÜ Cumhuriyet Koşusu&lt;span class=&quot;reading-mode-buttons&quot;&gt;&lt;/span&gt;</a> yazısı ilk önce <a href="https://lavarla.com">Lavarla - Kültür-Sanat ve Kent Yaşamı</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://lavarla.com/bir-bahar-klasigi-bir-ankara-gelenegi-odtu-cumhuriyet-kosusu/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>2</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Ankara&#8217;ya En Çok Yakışan Mevsim</title>
		<link>https://lavarla.com/ankaraya-en-cok-yakisan-mevsim/</link>
					<comments>https://lavarla.com/ankaraya-en-cok-yakisan-mevsim/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Eliçe Kılıç]]></dc:creator>
		<pubDate>Sun, 23 Sep 2018 07:50:44 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Kent]]></category>
		<category><![CDATA[Ankara]]></category>
		<category><![CDATA[Dört Mevsim]]></category>
		<category><![CDATA[ODTÜ]]></category>
		<category><![CDATA[Sonbahar]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://lavarla.com/?p=26372</guid>

					<description><![CDATA[<p><span class="reading-mode-buttons"></span>Her şehre, diğer mevsimlerden daha çok yakışan bir mevsim vardır. Filmlerin yalancısıyım ama New York sonbahar şehridir; romantik ve hüzünlüdür. Barcelona en çok yazın güzeldir; kızgın kumlardan serin sularına atlamak insanın içini kıpır kıpır yapar, Gaudi’nin renkleri gibi. Her ne pahasına olursa olsun Moskova’ya kışın gidilir, çünkü o şehir en çok bembeyazken güzelliğinin hakkını verir. [&#8230;]</p>
<p><a href="https://lavarla.com/ankaraya-en-cok-yakisan-mevsim/">&lt;span class=&quot;reading-mode-buttons&quot;&gt;&lt;/span&gt;Ankara&#8217;ya En Çok Yakışan Mevsim&lt;span class=&quot;reading-mode-buttons&quot;&gt;&lt;/span&gt;</a> yazısı ilk önce <a href="https://lavarla.com">Lavarla - Kültür-Sanat ve Kent Yaşamı</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p style="text-align: justify;">Her şehre, diğer mevsimlerden daha çok yakışan bir mevsim vardır. Filmlerin yalancısıyım ama New York sonbahar şehridir; romantik ve hüzünlüdür. Barcelona en çok yazın güzeldir; kızgın kumlardan serin sularına atlamak insanın içini kıpır kıpır yapar, Gaudi’nin renkleri gibi. Her ne pahasına olursa olsun Moskova’ya kışın gidilir, çünkü o şehir en çok bembeyazken güzelliğinin hakkını verir. Gökyüzü berraktır, sağ üst köşede güneş, tam karşıda tüm güzelliğiyle Vezüv vardır; Napoli’nin mevsimi ilkbahardır. Peki ya Ankara en çok hangi mevsimde güzeldir?</p>
<figure id="attachment_26466" aria-describedby="caption-attachment-26466" style="width: 1242px" class="wp-caption aligncenter"><img loading="lazy" decoding="async" class="wp-image-26466 size-full" src="https://lavarla.com/wp-content/uploads/2018/09/yaz.png" alt="" width="1242" height="1224" srcset="https://lavarla.com/wp-content/uploads/2018/09/yaz.png 1242w, https://lavarla.com/wp-content/uploads/2018/09/yaz-300x296.png 300w, https://lavarla.com/wp-content/uploads/2018/09/yaz-768x757.png 768w, https://lavarla.com/wp-content/uploads/2018/09/yaz-1024x1009.png 1024w, https://lavarla.com/wp-content/uploads/2018/09/yaz-696x686.png 696w, https://lavarla.com/wp-content/uploads/2018/09/yaz-1068x1053.png 1068w, https://lavarla.com/wp-content/uploads/2018/09/yaz-426x420.png 426w" sizes="(max-width: 1242px) 100vw, 1242px" /><figcaption id="caption-attachment-26466" class="wp-caption-text">Görsel sahibi @secography &#8211; Instagram</figcaption></figure>
<p style="text-align: justify;">Yazın herkes deniz kenarına akın ederken şehrinde kalmak zordur, ama gerçek Ankaraseverler için bu bir fırsattır! Yazlıkçılar güneye, öğrenciler baba evlerine gitmiştir; zaten çok da boğucu bir kalabalığı olmayan şehrimiz boşluğuyla hepten keyifli hale gelmiştir. Geniş kenarlı hasır şapkanla Kızılay’da yürümek hala biraz garip kaçsa da termosunu ve kahvaltılıklarını kapıp sıcak bastırmadan Botanik Park’ta yapılan bir kahvaltının tadı başkadır. Parmak arası terliklerinle sokakları arşınlarken kulaklığında o yazın hit şarkısı mutlaka bir kere çalar, kaçınılmazdır. Staj yapıyorsan şayet, mesai bitiminde ilk otobüsle Kızılay’a gidip soğuk bir bira içmek adettendir. Açık hava film gösterimleri ve yaz konserleri ile hafta sonları şenlenir. Her şey bir yana, Ankara’da yazın en güzel tarafı gündüz ne kadar sıcak olursa olsun akşam üstüne bir şal alma ihtiyacı duymaktır.</p>
<p style="text-align: justify;">Yazdan sonbahara geçişin biraz buruk bir tarafı var. Rutinlere dönüş, ders seçimleri, arka raflardan çıkarılan ceketler… Ankara’da öğrenci olan herkes, her eylülde mutlaka bir Olgunlar çıkartması yapar. Devlet tiyatroları yeniden perdelerini açar, Ulus yolları gözükür. Akşam eve dönüşler zorlaşır çünkü Ankara ayazı yavaş yavaş kendini hissettirmeye başlar. Mevsim geçişinin burukluğunu yaprakların üstünde hışır hışır yürümek biraz olsun telafi eder. Kim ne derse desin; Ankara’da sonbaharın en çok yakıştığı yer ODTÜ kampüsüdür. Mezunlarının en büyük özlemidir…</p>
<figure id="attachment_26376" aria-describedby="caption-attachment-26376" style="width: 1242px" class="wp-caption aligncenter"><img loading="lazy" decoding="async" class="size-full wp-image-26376" src="https://lavarla.com/wp-content/uploads/2018/09/kış.png" alt="" width="1242" height="813" srcset="https://lavarla.com/wp-content/uploads/2018/09/kış.png 1242w, https://lavarla.com/wp-content/uploads/2018/09/kış-300x196.png 300w, https://lavarla.com/wp-content/uploads/2018/09/kış-768x503.png 768w, https://lavarla.com/wp-content/uploads/2018/09/kış-1024x670.png 1024w, https://lavarla.com/wp-content/uploads/2018/09/kış-696x456.png 696w, https://lavarla.com/wp-content/uploads/2018/09/kış-741x486.png 741w, https://lavarla.com/wp-content/uploads/2018/09/kış-1068x699.png 1068w, https://lavarla.com/wp-content/uploads/2018/09/kış-642x420.png 642w" sizes="(max-width: 1242px) 100vw, 1242px" /><figcaption id="caption-attachment-26376" class="wp-caption-text">Görsel sahibi @keremotionpicture</figcaption></figure>
<p style="text-align: justify;">Ankara’da sonbahardan kışa geçiş hiçbir zaman tam olarak anlaşılmaz. Bir anda kendinizi ayazın ortasında buluverirsiniz. Üst geçitten geçerken soğuktan gözünüz yaşarır ve gözyaşınız donar. Termal tayt ve içlik ayrılmaz parçanız olur. Havanın kuruluğundan ellerinizin üzeri çatlar. Bir paket kestane alıp ellerinizi ve içinizi ısıtıverirsiniz. Ankara’da kış, size hayatta kalmayı öğreten en önemli derstir. Karın yakışmadığı şehir olmadığı gibi, Ankara da bembeyazken çok güzeldir. Kuğulu Park’a en çok yakışan mevsimdir kış bana kalırsa. Central Park da neymiş bizimkinin yanında!</p>
<p><img loading="lazy" decoding="async" class="aligncenter size-full wp-image-26378" src="https://lavarla.com/wp-content/uploads/2018/09/mevsimler.png" alt="" width="800" height="550" srcset="https://lavarla.com/wp-content/uploads/2018/09/mevsimler.png 800w, https://lavarla.com/wp-content/uploads/2018/09/mevsimler-300x206.png 300w, https://lavarla.com/wp-content/uploads/2018/09/mevsimler-768x528.png 768w, https://lavarla.com/wp-content/uploads/2018/09/mevsimler-100x70.png 100w, https://lavarla.com/wp-content/uploads/2018/09/mevsimler-218x150.png 218w, https://lavarla.com/wp-content/uploads/2018/09/mevsimler-696x479.png 696w, https://lavarla.com/wp-content/uploads/2018/09/mevsimler-611x420.png 611w" sizes="(max-width: 800px) 100vw, 800px" /></p>
<p style="text-align: justify;">İlkbahar tüm romantikliğiyle gelip çattığında, çok uzun ve zor geçmiş bir kışın yorgunluğu vardır Ankaralılarda. “Bunu giysem akşam dönüşte üşür müyüm?” soruları başlar, ceket üstüne alınan battaniye şallar akşamların kurtarıcısı olur. Eymir’e gitmek için en güzel zamandır ve bunu herkes bildiğinden Eymir girişinde uzun sıralar beklenir. İçeri girince doğanın güzelliği her şeyi unutturur. Finaller kapıdadır ama çimlerde takılmaktan kendini alamaz Ankara gençleri, bahar dönemlerinde bir kırık not kontenjanı her zaman vardır. Tüm şehir sapsarı ve pespembe çiçekli ağaçlarla dolar. O çiçeklerden birini alıp, kulağının arkasına takar sevdiğin. Ankara’da en kısa süren mevsim ilkbahardır; ama Ankara ilkbaharda hiç olmadığı kadar güzeldir!</p>
<p><a href="https://lavarla.com/ankaraya-en-cok-yakisan-mevsim/">&lt;span class=&quot;reading-mode-buttons&quot;&gt;&lt;/span&gt;Ankara&#8217;ya En Çok Yakışan Mevsim&lt;span class=&quot;reading-mode-buttons&quot;&gt;&lt;/span&gt;</a> yazısı ilk önce <a href="https://lavarla.com">Lavarla - Kültür-Sanat ve Kent Yaşamı</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://lavarla.com/ankaraya-en-cok-yakisan-mevsim/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Kız Başına Kahramanlık!</title>
		<link>https://lavarla.com/kiz-basina-kahramanlik/</link>
					<comments>https://lavarla.com/kiz-basina-kahramanlik/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Jeyan İdil Aslan]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 08 Mar 2018 07:08:04 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Kadın]]></category>
		<category><![CDATA[Meseleler]]></category>
		<category><![CDATA[Kız Başına]]></category>
		<category><![CDATA[ODTÜ]]></category>
		<category><![CDATA[Sosyal Girişim]]></category>
		<category><![CDATA[Yeşim Çaplı]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://lavarla.com/?p=22715</guid>

					<description><![CDATA[<p><span class="reading-mode-buttons"></span>Bu cümleleri duymaktan sıkılmadık mı? Erkek olmayan’ı, öteki’yi kısıtlayan ifadeler bugün bile bitmedi ne yazık ki… Öncelikle kabul edelim, bu bir “sorun”. Şaka değil, öylesine söylenmiş bir söz değil, ve evet abartılacak bir şey var! Kız Başına Her Şey Mümkün Bu konuya karşı harekete geçen bir inisiyatif var: Kız Başına. Orta Doğu Teknik Üniversitesi öğrencileri, Müzik [&#8230;]</p>
<p><a href="https://lavarla.com/kiz-basina-kahramanlik/">&lt;span class=&quot;reading-mode-buttons&quot;&gt;&lt;/span&gt;Kız Başına Kahramanlık!&lt;span class=&quot;reading-mode-buttons&quot;&gt;&lt;/span&gt;</a> yazısı ilk önce <a href="https://lavarla.com">Lavarla - Kültür-Sanat ve Kent Yaşamı</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p style="text-align: justify"><img loading="lazy" decoding="async" class="aligncenter wp-image-22719 " src="https://lavarla.com/wp-content/uploads/2018/03/4-1024x379.png" alt="" width="710" height="263" srcset="https://lavarla.com/wp-content/uploads/2018/03/4-1024x379.png 1024w, https://lavarla.com/wp-content/uploads/2018/03/4-300x111.png 300w, https://lavarla.com/wp-content/uploads/2018/03/4-768x284.png 768w, https://lavarla.com/wp-content/uploads/2018/03/4-696x258.png 696w, https://lavarla.com/wp-content/uploads/2018/03/4-1068x395.png 1068w, https://lavarla.com/wp-content/uploads/2018/03/4-1135x420.png 1135w" sizes="(max-width: 710px) 100vw, 710px" /></p>
<p style="text-align: justify">Bu cümleleri duymaktan sıkılmadık mı? Erkek olmayan’ı, öteki’yi kısıtlayan ifadeler bugün bile bitmedi ne yazık ki… Öncelikle kabul edelim, bu bir “<strong>sorun</strong>”. Şaka değil, öylesine söylenmiş bir söz değil, ve evet abartılacak bir şey var!</p>
<h3 style="text-align: justify">Kız Başına Her Şey Mümkün</h3>
<p style="text-align: justify">Bu konuya karşı <a href="http://www.kizbasina.com">harekete geçen bir inisiyatif</a> var: <strong>Kız Başına. </strong><strong>Orta Doğu Teknik Üniversitesi</strong> öğrencileri, Müzik ve Güzel Sanatlar Bölümü&#8217;nden <strong>Yeşim Çaplı </strong>koordinatörlüğünde bu projeyi başlattılar. Çıkış noktaları, dünyadaki en önemli sorunlardan biri olarak tanımladıkları <strong>nefret söylemi</strong>. Nefret söylemi; <strong>ırkı, cinsiyeti, cinsel yönelimi, inancı ve bu gibi şeyleri; bir grubu ötekileştirme, aşağılama amacıyla kullanma</strong> anlamına geliyor. Ne yazık ki sosyal medyanın da etkisi ile, bu tarz söylemler günlük hayatın giderek daha büyük bir parçası halini aldı.</p>
<p style="text-align: justify">Türkiye’de kadınların yaşadıkları, taciz ve şiddet gibi zorluklara çözüm bulmak, projenin temel amacını oluşturuyor.</p>
<p style="text-align: justify">Kız Başına projesinden, başlattıkları<strong> <a href="https://www.instagram.com/explore/tags/k%C4%B1zba%C5%9F%C4%B1na/">fotoğraf kampanyası</a></strong> sayesinde haberim oldu. Projeye gelen tepkileri sordum, cevap ne kadar güzel olduğunu gösterdi. “<em>Kaynakçısından gezginine, kimyagerinden pilotuna birçok kadın, Kız Başına yapamazsın söyleminin gerçek olmadığını gösterdi.</em> <em>Başka kadınlara ilham verdiler.”</em></p>
<h3 style="text-align: justify">Sorun Tespiti ve Çözüm Önerileri</h3>
<p style="text-align: justify">Projenin ilk kampanyalarından biri de <strong>eczacılara</strong> yönelikti. Grubun yaptığı araştırma, şiddet gören kadınların bu durumu saklama eğiliminde olduğunu ortaya koymuş. Bu kadınların şiddeti gizlemek için ilk başvurdukları nokta ise eczaneler. &#8220;<em>Vücudundaki izleri ya da bu durumun yarattığı psikolojik etkiyi gidermek için eczanelere gidiyor, ilaçlar alıyorlar,</em>” diyor ekip üyeleri. Sorunun kendini belli ettiği bu noktada müdahale için<a href="http://kizbasina.com/100-gonullu-eczaci-kampanyasi/"><strong> broşürler</strong> </a>hazırlamışlar. “<em>Bu broşürde şiddet gören kadınlara yalnız olmadıklarını hatırlatarak, onları harekete geçirmeyi hedefledik,</em>” diyorlar. Böylece şiddeti önleyici yasalar, suç duyurusunda bulunmak için yapılması gerekenler, acil telefon numaraları ve kadın sığınmaevleri konusunda bilgi mağdurlara ulaştırılabiliyor. <strong>Türkiye Eczacılar Birliği,</strong> hazırladıkları broşürleri 81 ildeki eczanelere dağıtma kararı aldı.</p>
<figure id="attachment_22718" aria-describedby="caption-attachment-22718" style="width: 723px" class="wp-caption alignnone"><img loading="lazy" decoding="async" class="wp-image-22718 " src="https://lavarla.com/wp-content/uploads/2018/03/7-1024x682.jpg" alt="" width="723" height="481" srcset="https://lavarla.com/wp-content/uploads/2018/03/7-1024x682.jpg 1024w, https://lavarla.com/wp-content/uploads/2018/03/7-300x200.jpg 300w, https://lavarla.com/wp-content/uploads/2018/03/7-768x512.jpg 768w, https://lavarla.com/wp-content/uploads/2018/03/7-696x464.jpg 696w, https://lavarla.com/wp-content/uploads/2018/03/7-1068x712.jpg 1068w, https://lavarla.com/wp-content/uploads/2018/03/7-630x420.jpg 630w, https://lavarla.com/wp-content/uploads/2018/03/7.jpg 1600w" sizes="(max-width: 723px) 100vw, 723px" /><figcaption id="caption-attachment-22718" class="wp-caption-text">Proje yakında 81 ilde!</figcaption></figure>
<h3 style="text-align: justify">Yeni Projeler</h3>
<p style="text-align: justify">Ekibin ajandasında heyecan verici bir proje daha var. Hedefledikleri sosyal girişim modeli ile, <strong>maddi imkâni olmayan kadınlara burs verip onların eğitimine katkıda bulunmayı</strong> istiyorlar. Bunu ise kadınların kendi tasarımları ile yapacaklar. “<em>Bu noktada da onlara tasarım dersi verip, onların çizimlerinden ve hikayelerinden oluşan defterler hazırlamayı düşünüyoruz. Defterler de bu bursun kaynağını oluşturacak,</em>” dediler.</p>
<h3 style="text-align: justify">Ankara’nın Kadınları</h3>
<p style="text-align: justify">Ankara bir büyükşehir. Bir yanı yenilikçi, genç, böyle güzel projelerin filizlenebileceği bir şehir… Öte yanda Türkiye’nin ortalamasını yansıtan bir yer: Yani eşitlik de var, eşitsizlik de.</p>
<p style="text-align: justify">Ankara’daki kadınların durumu hakkında ne düşündüklerini sorduğumda, ekip üyelerinin cevap şöyle oldu:</p>
<p style="text-align: justify">“<em>Ankara toplumsal olarak pek çok farklı kesimi barındıran bir kent. 5 milyonun üzerinde nüfusu var. Ankara&#8217;da yaşayan bir kadının, diğer şehirlerde yaşayan kadınlardan bir farkı olmadığını düşünüyoruz. Yani Ankara bazen bir kadının gece evine giderken endişe ettiği bir şehir,  bazen de rahatça dolaşabildiği bir şehir.</em>”</p>
<h3 style="text-align: justify">Küçük Evrende Büyük Değişim</h3>
<p style="text-align: justify">Proje ekibini bulmuşken, değişimin bir parçası olmak için neler yapabileceğimizi sordum.</p>
<p style="text-align: justify">Öncelik elbette çocuklar… Onlara doğru örnek olmak önemli. “<em>Aslında hepimiz doğduğumuz anda eşitiz ve ham haldeyiz. Ancak yaşadığımız çevre, kurduğumuz arkadaşlıklar ve en önemlisi ailemiz bizim şekillenmemizde önemli rol oynuyor,</em>” diyorlar. Kız ya da erkek fark etmez, çocuklar da gördükleri modeli uyguluyor. “<em>Aile içinde kadınlar baskı altında olurken erkeklerin özgürce dolaşabilmesi ya da buna yönelik söylemler, kadınları arka plana itmeye çalışıyor,</em>” diyen ekip üyeleri, eşitliğin bu dönemden başlaması gerektiğini savunuyor.</p>
<p style="text-align: justify">Gelelim yetişkinlere… Elbette büyüdük diye her şey için geç kalmış sayılmayız. “<em>Bulunduğumuz arkadaş çevresinde kullandığımız dil de çok önemli,</em>” diyor Kız Başına üyeleri. “<em><strong>Geyik olsun </strong>diye yapılan benzetmeler, edilen cinsiyetçi küfürler; bilinçaltında toplumun hafızasına yerleşiyor. Sosyal medyadaki dilin de önemli olduğunu vurgulamak gerek.</em>” Bütün bunlara karşı mücadele, uzun soluklu eşitliği getirecektir.</p>
<figure id="attachment_22722" aria-describedby="caption-attachment-22722" style="width: 914px" class="wp-caption alignnone"><img loading="lazy" decoding="async" class="wp-image-22722 size-full" src="https://lavarla.com/wp-content/uploads/2018/03/Ekran-Resmi-2018-03-05-15.40.18.png" alt="" width="914" height="547" srcset="https://lavarla.com/wp-content/uploads/2018/03/Ekran-Resmi-2018-03-05-15.40.18.png 914w, https://lavarla.com/wp-content/uploads/2018/03/Ekran-Resmi-2018-03-05-15.40.18-300x180.png 300w, https://lavarla.com/wp-content/uploads/2018/03/Ekran-Resmi-2018-03-05-15.40.18-768x460.png 768w, https://lavarla.com/wp-content/uploads/2018/03/Ekran-Resmi-2018-03-05-15.40.18-696x417.png 696w, https://lavarla.com/wp-content/uploads/2018/03/Ekran-Resmi-2018-03-05-15.40.18-702x420.png 702w" sizes="(max-width: 914px) 100vw, 914px" /><figcaption id="caption-attachment-22722" class="wp-caption-text">Proje Ekibi</figcaption></figure>
<p style="text-align: justify"> Projeyi <a href="https://www.instagram.com/kiz_basina/">Instagram</a> ve <a href="https://www.facebook.com/kizbasina06/">Facebook</a> üzerinden takip edebilirsiniz.</p>
<p><a href="https://lavarla.com/kiz-basina-kahramanlik/">&lt;span class=&quot;reading-mode-buttons&quot;&gt;&lt;/span&gt;Kız Başına Kahramanlık!&lt;span class=&quot;reading-mode-buttons&quot;&gt;&lt;/span&gt;</a> yazısı ilk önce <a href="https://lavarla.com">Lavarla - Kültür-Sanat ve Kent Yaşamı</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://lavarla.com/kiz-basina-kahramanlik/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>ODTÜ Mutfak Günleri</title>
		<link>https://lavarla.com/odtu-mutfak-gunleri/</link>
					<comments>https://lavarla.com/odtu-mutfak-gunleri/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[yaprak]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 07 Feb 2018 08:12:12 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Etkinlik]]></category>
		<category><![CDATA[Pusula]]></category>
		<category><![CDATA[ODTÜ]]></category>
		<category><![CDATA[ODTÜ Gastronomi Topluluğu]]></category>
		<category><![CDATA[ODTÜ KKM]]></category>
		<category><![CDATA[Ücretsiz]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://lavarla.com/?p=21843</guid>

					<description><![CDATA[<p><span class="reading-mode-buttons"></span>ODTÜ Gastronomi Topluluğu bu sene bir ilke imza atıyor. 19-20 Şubat’ta KKM A Salonu’nda gerçekleşecek ODTÜ Mutfak Günleri, Ankara içinden ve dışından gastronomiye meraklı bireyleri buluşturacak. Bu sene ilk defa gerçekleşecek ODTÜ Mutfak Günleri’nin 2018 teması “Türk Mutfağı’nın Evrimi”. İki gün sürecek ODTÜ Mutfak Günleri’nde 6 konuşmacı ve 300’e yakın konuk ağırlanacak. Sektörün önde gelen [&#8230;]</p>
<p><a href="https://lavarla.com/odtu-mutfak-gunleri/">&lt;span class=&quot;reading-mode-buttons&quot;&gt;&lt;/span&gt;ODTÜ Mutfak Günleri&lt;span class=&quot;reading-mode-buttons&quot;&gt;&lt;/span&gt;</a> yazısı ilk önce <a href="https://lavarla.com">Lavarla - Kültür-Sanat ve Kent Yaşamı</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p style="text-align: justify;"><a href="https://www.instagram.com/odtugastronomi/"><strong>ODTÜ Gastronomi Topluluğu</strong></a> bu sene bir ilke imza atıyor. <strong>19-20 Şubat</strong>’ta <strong>KKM A Salonu</strong>’nda gerçekleşecek <strong>ODTÜ Mutfak Günleri</strong>, Ankara içinden ve dışından gastronomiye meraklı bireyleri buluşturacak.</p>
<p style="text-align: justify;">Bu sene ilk defa gerçekleşecek ODTÜ Mutfak Günleri’nin 2018 teması “Türk Mutfağı’nın Evrimi”. İki gün sürecek ODTÜ Mutfak Günleri’nde 6 konuşmacı ve 300’e yakın konuk ağırlanacak.</p>
<p style="text-align: justify;"><img loading="lazy" decoding="async" class="alignnone size-full wp-image-22031" src="https://lavarla.com/wp-content/uploads/2018/02/ODTÜ-mutfak-günleri-afişi-1.jpg" alt="" width="3544" height="6300" srcset="https://lavarla.com/wp-content/uploads/2018/02/ODTÜ-mutfak-günleri-afişi-1.jpg 3544w, https://lavarla.com/wp-content/uploads/2018/02/ODTÜ-mutfak-günleri-afişi-1-169x300.jpg 169w, https://lavarla.com/wp-content/uploads/2018/02/ODTÜ-mutfak-günleri-afişi-1-768x1365.jpg 768w, https://lavarla.com/wp-content/uploads/2018/02/ODTÜ-mutfak-günleri-afişi-1-576x1024.jpg 576w, https://lavarla.com/wp-content/uploads/2018/02/ODTÜ-mutfak-günleri-afişi-1-696x1237.jpg 696w, https://lavarla.com/wp-content/uploads/2018/02/ODTÜ-mutfak-günleri-afişi-1-1068x1899.jpg 1068w, https://lavarla.com/wp-content/uploads/2018/02/ODTÜ-mutfak-günleri-afişi-1-236x420.jpg 236w" sizes="(max-width: 3544px) 100vw, 3544px" /></p>
<p style="text-align: justify;">Sektörün önde gelen isimlerinden Elif Bilge Ceylan ve Betül Bildik Ataklı’nın ilk oturum konuşmacıları olarak konuk olacağı ODTÜ Mutfak Günleri’nin 19 Şubat’ta gerçekleşecek ikinci oturumunu ise yemek sektörünün duayen danışmanlarından, yemek kültürü alanında başka dillere de çevrilmiş pek çok kitabın yazarı olan Osman Serim onurlandıracak. Asıl alanı Dünya Mutfağı olan Şef Tolgar Mireli ise ilk günün son konuğu olarak etkinliğe katılacak. ODTÜ Mutfak Günleri’nin ikinci gününde ise Ankara’nın sevilen ve tanınan şeflerinden Kaan Özdemir; Türkiye Aşçılar Milli Takımı’nın eski kaptanı, aynı zamanda Avrupa Aşçılar Birliği, Dünya Aşçılar Konfederasyonu üyesi ve Mutfak Profesyonelleri Derneği yönetim kurulu üyesi ve UNESCO tarafından desteklenen IOV’un Mutfak Kültürleri araştırma grubu üyesi; rakı dondurması ve lüfer baklavası gibi tatlarla anılan Eyüp Kemal Sevinç; ve de Osmanlı Mutfağının İlber Ortaylı’sı olarak bilinen, yemek kitaplarının Nobel’i “Gourmand Yemek Kitapları Ödülü” sahibi Şef Yunus Emre Akkor katılacaklar.</p>
<p style="text-align: justify;">Kapanışına ise <a href="https://www.instagram.com/oburcan/">Oburcan</a>’ın konuk olacağı ODTÜ Mutfak Günleri’nin program detayları şöyle:</p>
<p style="text-align: justify;"><img loading="lazy" decoding="async" class="alignnone wp-image-21846 " src="https://lavarla.com/wp-content/uploads/2018/01/program-akışı-1.jpeg" alt="" width="772" height="1098" srcset="https://lavarla.com/wp-content/uploads/2018/01/program-akışı-1.jpeg 597w, https://lavarla.com/wp-content/uploads/2018/01/program-akışı-1-211x300.jpeg 211w, https://lavarla.com/wp-content/uploads/2018/01/program-akışı-1-295x420.jpeg 295w" sizes="(max-width: 772px) 100vw, 772px" /></p>
<p style="text-align: justify;">ODTÜ Mutfak Günleri, ODTÜ Gastronomi Topluluğu’nun gönüllülük esaslı çalışmalarıyla bu sene ilk defa gerçekleşecek. Altın Sponsorluğu METRO Türkiye, Gümüş Sponsorluğu Piel Roja ve Ulaşım Sponsorluğunu Has Turizm’in üstlendiği ODTÜ Mutfak Günleri’nin, LAVARLA olarak medya sponsoru olmaktan büyük mutluluk duyuyoruz.</p>
<p><a href="https://lavarla.com/odtu-mutfak-gunleri/">&lt;span class=&quot;reading-mode-buttons&quot;&gt;&lt;/span&gt;ODTÜ Mutfak Günleri&lt;span class=&quot;reading-mode-buttons&quot;&gt;&lt;/span&gt;</a> yazısı ilk önce <a href="https://lavarla.com">Lavarla - Kültür-Sanat ve Kent Yaşamı</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://lavarla.com/odtu-mutfak-gunleri/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Üniversite Şehrindeki Mezun Melodramı</title>
		<link>https://lavarla.com/universite-sehrindeki-mezun-ogrenci-melodrami/</link>
					<comments>https://lavarla.com/universite-sehrindeki-mezun-ogrenci-melodrami/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[NN]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 28 Dec 2017 08:20:25 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Kent]]></category>
		<category><![CDATA[Yaşam]]></category>
		<category><![CDATA[Bilkent]]></category>
		<category><![CDATA[Mezun]]></category>
		<category><![CDATA[ODTÜ]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://lavarla.com/?p=19080</guid>

					<description><![CDATA[<p><span class="reading-mode-buttons"></span>Bu bir serzeniş yazısıdır. Mezun olmanın türlü halleri, can sıkıcı belirsizlikleriyle; iş bulamama, bulsan akrabanın hazırda beklettiği &#8220;evlilik ne zaman&#8221; gibi yerli yersiz sorularla uğraşmak yetmezmiş gibi &#8211; ve bu zorluklar dolayısıyla &#8211; bir hasret iyice yer edinir içinde: Üniversite yılları. Bu özlemin daha derinden yaraladığı biçimse, okumak için geldiğin, köşesinde bucağında anılar, arkadaşlıklar, dostluklar [&#8230;]</p>
<p><a href="https://lavarla.com/universite-sehrindeki-mezun-ogrenci-melodrami/">&lt;span class=&quot;reading-mode-buttons&quot;&gt;&lt;/span&gt;Üniversite Şehrindeki Mezun Melodramı&lt;span class=&quot;reading-mode-buttons&quot;&gt;&lt;/span&gt;</a> yazısı ilk önce <a href="https://lavarla.com">Lavarla - Kültür-Sanat ve Kent Yaşamı</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p style="text-align: justify;">Bu bir serzeniş yazısıdır. Mezun olmanın türlü halleri, can sıkıcı belirsizlikleriyle; iş bulamama, bulsan akrabanın hazırda beklettiği &#8220;evlilik ne zaman&#8221; gibi yerli yersiz sorularla uğraşmak yetmezmiş gibi &#8211; ve bu zorluklar dolayısıyla &#8211; bir hasret iyice yer edinir içinde: Üniversite yılları. Bu özlemin daha derinden yaraladığı biçimse, okumak için geldiğin, köşesinde bucağında anılar, arkadaşlıklar, dostluklar ve aşklar biriktirdiğin şehirde; kent, üniversite yaşamı ile özdeşleşmişken, mezun olmak ve yine orada kalmak.</p>
<p style="text-align: justify;"><img loading="lazy" decoding="async" class="aligncenter wp-image-19083 size-full" src="https://lavarla.com/wp-content/uploads/2017/10/lavarla-mezun-1.jpg" width="800" height="343" srcset="https://lavarla.com/wp-content/uploads/2017/10/lavarla-mezun-1.jpg 800w, https://lavarla.com/wp-content/uploads/2017/10/lavarla-mezun-1-300x129.jpg 300w, https://lavarla.com/wp-content/uploads/2017/10/lavarla-mezun-1-768x329.jpg 768w, https://lavarla.com/wp-content/uploads/2017/10/lavarla-mezun-1-696x298.jpg 696w" sizes="(max-width: 800px) 100vw, 800px" /></p>
<p style="text-align: justify;">Yoksunluk hissi, özellikle güz aylarında, okul başladığında gösterir kendini. Kampüsün, kampüse giden servis duraklarının önünden geçerken, ellerdeki defterlerde, çantalarda okulunun amblemini gördüğünde, çoğu zaman ödev proje yoğunluğundan yakınan ama cuma gecesi çıkıp bir şeyler yapmaya her zaman vakit bulan, gülen eğlenen, öğrenci arkadaş gruplarına rastladığın zamanlarda.</p>
<p style="text-align: justify;">Dostları görmek, gerekli belgeleri temin etmek için veya önemli önemsiz bahaneler ile nizamiyeden içeri girdiğinde ise, bu defa; gözlerin yarı açık, uyuklarken derse yetişmekler, bina önlerinde ayazda sigara içmekler, amfilerde arka sıraları yer bilip kitap okumaklar, akşamki kulüp etkinliğini düşünerek bitirdiğin günler gelir aklına. Tabii ilk bakışlar, sarılmalar, kavgalar, akşam yürüyüşleri, konserler, etkinlikler de film şeridindeki diğer kareleri oluşturur.</p>
<p style="text-align: justify;"><img loading="lazy" decoding="async" class="aligncenter wp-image-19085 " src="https://lavarla.com/wp-content/uploads/2017/10/lavarla-mezun-3-1024x576.jpg" width="693" height="390" srcset="https://lavarla.com/wp-content/uploads/2017/10/lavarla-mezun-3-1024x576.jpg 1024w, https://lavarla.com/wp-content/uploads/2017/10/lavarla-mezun-3-300x169.jpg 300w, https://lavarla.com/wp-content/uploads/2017/10/lavarla-mezun-3-768x432.jpg 768w, https://lavarla.com/wp-content/uploads/2017/10/lavarla-mezun-3-696x392.jpg 696w, https://lavarla.com/wp-content/uploads/2017/10/lavarla-mezun-3-1068x601.jpg 1068w, https://lavarla.com/wp-content/uploads/2017/10/lavarla-mezun-3-747x420.jpg 747w, https://lavarla.com/wp-content/uploads/2017/10/lavarla-mezun-3.jpg 1280w" sizes="(max-width: 693px) 100vw, 693px" /></p>
<p style="text-align: justify;">Elbetteki dört senenin (ucu açık) her günü her zaman güllük gülistanlık değildir. Teslim tarihlerine makale yetiştirmek, vize final haftalarında, birikmiş onca konuyu çorba etmeden iyice zihinde yerlerine yerleştirmek için sabaha kadar uykusuz kalınan geceler. Bu gecelerin sabahında uyuyakalmalar ve sınavı kaçırmalar (Liselilere garip gelir belki, amfilerin ilk sıralarını mesken bellemiş çalışkan öğrencilere de, ama çok örneği vardır. Çok şükür öyle bir şey başıma gelmedi.) proje gruplarındaki arkadaşlarla, hocalarla yaşanan sorunlar, binbir hevesle peşine düşülen ama öğrenci dekanlığından bütçe onayı alamayan topluluk faaliyetleri. Belki son sınıfta olan ve saydığım saymadığım konulardan bezmiş kimseler, mezuniyet sonrası durumun her şekilde daha kolay olacağını iddia edecektir.</p>
<p style="text-align: justify;"><img loading="lazy" decoding="async" class="aligncenter wp-image-19084 " src="https://lavarla.com/wp-content/uploads/2017/10/lavarla-mezun-2-1024x683.jpg" width="722" height="481" srcset="https://lavarla.com/wp-content/uploads/2017/10/lavarla-mezun-2-1024x683.jpg 1024w, https://lavarla.com/wp-content/uploads/2017/10/lavarla-mezun-2-300x200.jpg 300w, https://lavarla.com/wp-content/uploads/2017/10/lavarla-mezun-2-768x512.jpg 768w, https://lavarla.com/wp-content/uploads/2017/10/lavarla-mezun-2-696x464.jpg 696w, https://lavarla.com/wp-content/uploads/2017/10/lavarla-mezun-2-1068x712.jpg 1068w, https://lavarla.com/wp-content/uploads/2017/10/lavarla-mezun-2-630x420.jpg 630w, https://lavarla.com/wp-content/uploads/2017/10/lavarla-mezun-2.jpg 1200w" sizes="(max-width: 722px) 100vw, 722px" />Üzgünüm. Sonrasının zorluğu bambaşka oluyor. Ki bunu da tecrübe etmeden kabul etmek imkansız olacak muhtemelen. Diplomayı alır almaz iş bulan, yüzük takan ve bu şekilde hayatını iki adımda düzene koyacağını zanneden kişilerden bile, laf arasında çok şikayet, çok âh işiteceksiniz. Kendiniz yaşamadan da anlayamayacaksınız.</p>
<p style="text-align: justify;">İyi veya kötü alışmış olduğunuz, en azından basamakları, rotası belli olan üniversite yaşamından sonra, sudan çıkmış balığa dönüyorsunuz. Hani o canınızı çok yakan anılar bile güzelleşmeye başlıyor, en azından bir buruk tebessüm haline bürünüyor. Diğer yandan, öğrencilik yaşamını hatırlatan şeylere, kişilere, mekanlara rast geldikçe özlem acılaşıyor. Siz daha hazırlıktayken orada kaç yıldır olan ve şimdi hâlâ okula uğradığınızda gördüğünüz, öğrenciliği meslek edinmiş aylaklara (varoluşculuğa dair metinleri hatırlayalım, olumsuz bir sıfat olarak düşünmeyelim) özeniyorsunuz sonra. Keşke uzatsaydım, keşke daha çok bilincinde olsam, o zamanların keyfine tadına varsaydım cümleleri dökülüyor dilinizden ister istemez.</p>
<p style="text-align: justify;">Yanıbaşınızdaki, belki bir otobüs mesafesindeki, bir dönem hayatınızın merkezinde olan şey, günden güne yabancılaşacak size, aşina olduğunuz yüzler zamanla azalacak, tanıdık kimse kalmayacak o koridorlarda, ardınızda bıraktığınız (ya da bıraktığınızı sandığınız) izler silikleşecek. En fenası da, iş güç ev bark gailesi ile uğraşırken, bir zaman sonra, mezun olduğunuz üniversiteyi özlemeye bile vakit bulamayacak olmak.</p>
<hr />
<p style="text-align: justify;">Görseller:</p>
<p><a href="http://www.gramunion.com/tagged/orta%20do%C4%9Fu%20teknik%20%C3%BCniversitesi">Kapak</a></p>
<p style="text-align: justify;"><a href="https://www.youtube.com/watch?v=OVhBiUhoBrY">Bilkent Çim Alan</a></p>
<p style="text-align: justify;"><a href="http://library.bilkent.edu.tr/tr/sanat-koleksiyonu">Bilkent Kütüphane</a></p>
<p><a href="https://lavarla.com/universite-sehrindeki-mezun-ogrenci-melodrami/">&lt;span class=&quot;reading-mode-buttons&quot;&gt;&lt;/span&gt;Üniversite Şehrindeki Mezun Melodramı&lt;span class=&quot;reading-mode-buttons&quot;&gt;&lt;/span&gt;</a> yazısı ilk önce <a href="https://lavarla.com">Lavarla - Kültür-Sanat ve Kent Yaşamı</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://lavarla.com/universite-sehrindeki-mezun-ogrenci-melodrami/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>100. Yıl&#8217;ın Yeni Merkezi: Central Ankara</title>
		<link>https://lavarla.com/100-yilin-yeni-merkezi-central-ankara/</link>
					<comments>https://lavarla.com/100-yilin-yeni-merkezi-central-ankara/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Eliçe Kılıç]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 05 May 2017 08:30:08 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Mekan]]></category>
		<category><![CDATA[Pusula]]></category>
		<category><![CDATA[100. Yıl]]></category>
		<category><![CDATA[Ankara]]></category>
		<category><![CDATA[Central]]></category>
		<category><![CDATA[ODTÜ]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://lavarla.com/?p=13853</guid>

					<description><![CDATA[<p><span class="reading-mode-buttons"></span>Central Ankara, üniversite öğrencilerinin hem ev ve yurtlarına yakın, hem bütçe dostu, hem de çoğunluğunu kendileri gibi öğrencilerin oluşturduğu bir mekan ihtiyaçlarına yepyeni bir alternatif. İsmini bir süredir sık sık duyduğumuz bir mekan ve açılalı kısa bir süre olmuş olmasına rağmen 100. Yıl’a ve özellikle Odtülüler&#8217;in eğlence hayatına yeni bir soluk getirmiş durumda. Central Ankara’nın [&#8230;]</p>
<p><a href="https://lavarla.com/100-yilin-yeni-merkezi-central-ankara/">&lt;span class=&quot;reading-mode-buttons&quot;&gt;&lt;/span&gt;100. Yıl&#8217;ın Yeni Merkezi: Central Ankara&lt;span class=&quot;reading-mode-buttons&quot;&gt;&lt;/span&gt;</a> yazısı ilk önce <a href="https://lavarla.com">Lavarla - Kültür-Sanat ve Kent Yaşamı</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p style="text-align: justify;"><strong>Central Ankara</strong>, üniversite öğrencilerinin hem <strong>ev ve yurtlarına yakın</strong>, hem <strong>bütçe dostu</strong>, hem de çoğunluğunu kendileri gibi <strong>öğrencilerin oluşturduğu</strong> bir mekan ihtiyaçlarına yepyeni bir alternatif. İsmini bir süredir sık sık duyduğumuz bir mekan ve açılalı kısa bir süre olmuş olmasına rağmen 100. Yıl’a ve özellikle <strong>Odtülüler&#8217;in</strong> eğlence hayatına yeni bir soluk getirmiş durumda. Central Ankara’nın bu denli hızlı popüler olmasının en önemli sebeplerinden biri şüphesiz ki <strong>öğrenci dostu</strong> bir mekan kavramının hayat bulduğu nadir yerlerden olması.</p>
<p><img loading="lazy" decoding="async" class="aligncenter size-full wp-image-13855" src="http://lavarla.com/wp-content/uploads/2017/04/central1.jpg" alt="" width="3264" height="2448" srcset="https://lavarla.com/wp-content/uploads/2017/04/central1.jpg 3264w, https://lavarla.com/wp-content/uploads/2017/04/central1-300x225.jpg 300w, https://lavarla.com/wp-content/uploads/2017/04/central1-768x576.jpg 768w, https://lavarla.com/wp-content/uploads/2017/04/central1-1024x768.jpg 1024w, https://lavarla.com/wp-content/uploads/2017/04/central1-80x60.jpg 80w, https://lavarla.com/wp-content/uploads/2017/04/central1-265x198.jpg 265w, https://lavarla.com/wp-content/uploads/2017/04/central1-696x522.jpg 696w, https://lavarla.com/wp-content/uploads/2017/04/central1-1068x801.jpg 1068w, https://lavarla.com/wp-content/uploads/2017/04/central1-560x420.jpg 560w" sizes="(max-width: 3264px) 100vw, 3264px" /></p>
<p style="text-align: justify;">Başta ODTÜ olmak üzere, Ankara&#8217;daki tüm üniversitelerden öğrencilerin tercih ettiği mekan 4 farklı konsepte sahip. Giriş katında yemeğinize ya da içeceklerinize monopoly, tabu gibi oyunlar eşlik edebilir. Hava durumuna göre kış bahçesini tercih edebilir ya da yaz bahçesinde zengin içecek menüsünden sizi ferahlatacak bir şeyler içebilirsiniz.</p>
<p style="text-align: justify;"><img loading="lazy" decoding="async" class="aligncenter size-full wp-image-14590" src="http://lavarla.com/wp-content/uploads/2017/04/central2.png" alt="" width="1366" height="768" srcset="https://lavarla.com/wp-content/uploads/2017/04/central2.png 1366w, https://lavarla.com/wp-content/uploads/2017/04/central2-300x169.png 300w, https://lavarla.com/wp-content/uploads/2017/04/central2-768x432.png 768w, https://lavarla.com/wp-content/uploads/2017/04/central2-1024x576.png 1024w, https://lavarla.com/wp-content/uploads/2017/04/central2-696x391.png 696w, https://lavarla.com/wp-content/uploads/2017/04/central2-1068x600.png 1068w, https://lavarla.com/wp-content/uploads/2017/04/central2-747x420.png 747w" sizes="(max-width: 1366px) 100vw, 1366px" /></p>
<p style="text-align: justify;">Bunların yanında, Central Ankara’yı klasik bir restoran ya da pubdan ayıran en önemli özelliği ise, alt katında bulunan <em>“performance hall”.</em> Keyifli bir akşam yemeğinin ardından, sadece bir kat aşağıya inerek eğlenceye canlı müzik veya dj performansı eşliğinde doyabilirsiniz demek bu! <img src="https://s.w.org/images/core/emoji/16.0.1/72x72/1f642.png" alt="🙂" class="wp-smiley" style="height: 1em; max-height: 1em;" /></p>
<p><img loading="lazy" decoding="async" class="aligncenter size-full wp-image-13856" src="http://lavarla.com/wp-content/uploads/2017/04/central2.jpg" alt="" width="3264" height="2448" srcset="https://lavarla.com/wp-content/uploads/2017/04/central2.jpg 3264w, https://lavarla.com/wp-content/uploads/2017/04/central2-300x225.jpg 300w, https://lavarla.com/wp-content/uploads/2017/04/central2-768x576.jpg 768w, https://lavarla.com/wp-content/uploads/2017/04/central2-1024x768.jpg 1024w, https://lavarla.com/wp-content/uploads/2017/04/central2-80x60.jpg 80w, https://lavarla.com/wp-content/uploads/2017/04/central2-265x198.jpg 265w, https://lavarla.com/wp-content/uploads/2017/04/central2-696x522.jpg 696w, https://lavarla.com/wp-content/uploads/2017/04/central2-1068x801.jpg 1068w, https://lavarla.com/wp-content/uploads/2017/04/central2-560x420.jpg 560w" sizes="(max-width: 3264px) 100vw, 3264px" /></p>
<p style="text-align: justify;">Central Ankara, alt katında bulunan performans sahnesiyle oldukça iddialı. Hemen hemen her gün farklı bir şarkıcı ya da gruba ev sahipliği yapıyor. Central’da her salı <strong>90lar Türkçe pop</strong> konseptiyle sahne alan <strong>Kaset grubu</strong>, salı akşamlarınızı buraya ayırmanız için yeterli sebeplerden sadece biri bence.</p>
<p style="text-align: justify;"><img loading="lazy" decoding="async" class="aligncenter size-full wp-image-14591" src="http://lavarla.com/wp-content/uploads/2017/04/central1-1.jpg" alt="" width="5472" height="3072" srcset="https://lavarla.com/wp-content/uploads/2017/04/central1-1.jpg 5472w, https://lavarla.com/wp-content/uploads/2017/04/central1-1-300x168.jpg 300w, https://lavarla.com/wp-content/uploads/2017/04/central1-1-768x431.jpg 768w, https://lavarla.com/wp-content/uploads/2017/04/central1-1-1024x575.jpg 1024w, https://lavarla.com/wp-content/uploads/2017/04/central1-1-696x391.jpg 696w, https://lavarla.com/wp-content/uploads/2017/04/central1-1-1068x600.jpg 1068w, https://lavarla.com/wp-content/uploads/2017/04/central1-1-748x420.jpg 748w" sizes="(max-width: 5472px) 100vw, 5472px" /></p>
<p style="text-align: justify;">Central Ankara’nın gerek kuruluş amacı ve konsepti, gerekse konumu göz önüne alındığında <strong>üniversite öğrencileri için ideal bir mekan</strong> olduğunu söyleyebilirim Başta Odtülüler olmak üzere sakinlerinin çoğunluğunu üniversite öğrencilerinin oluşturduğu 100. Yıl’da, hem açık ve kapalı ortamda oturma seçeneği bulunan hem de performans sahnesi olan bir mekan ilk defa yer alıyor. Dünya mutfağından farklı tatları, profesyonel aşçıların elinden Ankaralılar için sunan Central <strong>düşük fiyat politikası</strong> ile Odtülüler için bir adım önde.</p>
<p style="text-align: justify;"><img loading="lazy" decoding="async" class="alignnone wp-image-14695 size-full" src="http://lavarla.com/wp-content/uploads/2017/04/central_lavarla.png" width="810" height="450" srcset="https://lavarla.com/wp-content/uploads/2017/04/central_lavarla.png 810w, https://lavarla.com/wp-content/uploads/2017/04/central_lavarla-300x167.png 300w, https://lavarla.com/wp-content/uploads/2017/04/central_lavarla-768x427.png 768w, https://lavarla.com/wp-content/uploads/2017/04/central_lavarla-696x387.png 696w, https://lavarla.com/wp-content/uploads/2017/04/central_lavarla-756x420.png 756w" sizes="(max-width: 810px) 100vw, 810px" /></p>
<p style="text-align: justify;">Central&#8217;in en sevdiğim yanlarından birisi ise bahçesi oldu. Çoğu mekandaki beton tercihine karşın burada çim alan mevcut. Bu da yaz boyunca Central eşittir çim kokusu demek bizler için <img src="https://s.w.org/images/core/emoji/16.0.1/72x72/1f642.png" alt="🙂" class="wp-smiley" style="height: 1em; max-height: 1em;" /></p>
<p><img loading="lazy" decoding="async" class="aligncenter size-full wp-image-13858" src="http://lavarla.com/wp-content/uploads/2017/04/central4.jpg" alt="" width="3264" height="2448" srcset="https://lavarla.com/wp-content/uploads/2017/04/central4.jpg 3264w, https://lavarla.com/wp-content/uploads/2017/04/central4-300x225.jpg 300w, https://lavarla.com/wp-content/uploads/2017/04/central4-768x576.jpg 768w, https://lavarla.com/wp-content/uploads/2017/04/central4-1024x768.jpg 1024w, https://lavarla.com/wp-content/uploads/2017/04/central4-80x60.jpg 80w, https://lavarla.com/wp-content/uploads/2017/04/central4-265x198.jpg 265w, https://lavarla.com/wp-content/uploads/2017/04/central4-696x522.jpg 696w, https://lavarla.com/wp-content/uploads/2017/04/central4-1068x801.jpg 1068w, https://lavarla.com/wp-content/uploads/2017/04/central4-560x420.jpg 560w" sizes="(max-width: 3264px) 100vw, 3264px" /></p>
<p style="text-align: justify;">Artık 100. Yıl sakinleri, üniversite gençliği ve biz Odtülüler gece eğlenmek, farklı konserlere gitmek ve canlı müzik dinlemek için şehrin başka noktalarına gitme ihtiyacı duymayacak. Çünkü <strong>Central Ankara dopdolu etkinlik takvimi, oldukça geniş mekanı ve öğrenci dostu menüsüyle 100. Yıl’ın yeni merkezi olmuş durumda.</strong></p>
<p style="text-align: justify;"><img loading="lazy" decoding="async" class="aligncenter size-full wp-image-14592" src="http://lavarla.com/wp-content/uploads/2017/04/central4-1.jpg" alt="" width="5472" height="3072" srcset="https://lavarla.com/wp-content/uploads/2017/04/central4-1.jpg 5472w, https://lavarla.com/wp-content/uploads/2017/04/central4-1-300x168.jpg 300w, https://lavarla.com/wp-content/uploads/2017/04/central4-1-768x431.jpg 768w, https://lavarla.com/wp-content/uploads/2017/04/central4-1-1024x575.jpg 1024w, https://lavarla.com/wp-content/uploads/2017/04/central4-1-696x391.jpg 696w, https://lavarla.com/wp-content/uploads/2017/04/central4-1-1068x600.jpg 1068w, https://lavarla.com/wp-content/uploads/2017/04/central4-1-748x420.jpg 748w" sizes="(max-width: 5472px) 100vw, 5472px" /></p>
<p style="text-align: justify;">Central Ankara’ya dair tüm bilgileri hem resmi web sitesinden hem de sosyal medya hesaplarından takip edebilirsiniz.</p>
<p>Ankara’da müdavimi olduğumuz publar listesine ise <a href="http://lavarla.com/ankarada-mudavimi-oldugumuz-publar/" target="_blank" rel="noopener noreferrer">buradan</a> bakabilirsiniz.</p>
<p><em><strong>Adres:</strong> İşçi Blokları Mah. 1536. Sok. No:7 Çankaya<br />
</em><em><strong>Telefon:</strong> 0 (312) 478 69 69</em></p>
<p><a href="http://centralankara.com/" target="_blank" rel="noopener noreferrer">Websitesi</a> / <a href="https://www.instagram.com/centralankara/" target="_blank" rel="noopener noreferrer">Instagram </a></p>
<p>&nbsp;</p>
<p><a href="https://lavarla.com/100-yilin-yeni-merkezi-central-ankara/">&lt;span class=&quot;reading-mode-buttons&quot;&gt;&lt;/span&gt;100. Yıl&#8217;ın Yeni Merkezi: Central Ankara&lt;span class=&quot;reading-mode-buttons&quot;&gt;&lt;/span&gt;</a> yazısı ilk önce <a href="https://lavarla.com">Lavarla - Kültür-Sanat ve Kent Yaşamı</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://lavarla.com/100-yilin-yeni-merkezi-central-ankara/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
