Bundan tam 163 yıl önce Venedik’te prömiyerini yapan “La Traviata” 2015-2016 sezonunda Ankara Devlet Opera ve Balesi tarafından sahneye kondu. Giuseppe Verdi’nin, Alexandre Dumas’ın “Kamelyalı Kadın” adlı romanından esinlenerek bestelediği La Traviata’nın librettosu Francesca Maria Piave tarafından yazılmış. Eser dünyada en çok sahnelenen operalar arasında yer alıyor.

6 Mart 1853 Dünya Prömiyeri
6 Mart 1853 Dünya Prömiyeri

Ülkemizde ilk kez Ankara Devlet Opera ve Balesi tarafından 1954 yılında sahnelenen La Traviata’nın şimdiki versiyonunu geçtiğimiz günlerde seyrettim. Eser 3 perde, 2 saat 10 dakikalık süresiyle sahneleniyor.

Şu an seyredebildiğimiz La Traviata 2012-2013 Sezonunda Antalya Devlet Opera ve Balesi’nde sahnelenen versiyona çok yakın. Reji ve dekor iki temsilde de aynı isimlere emanet edilmiş. Recep Ayyılmaz’ın sahneye koyduğu La Traviata’nın dekoru Çağda Çitkaya, kostümü Gazal Erten, ışığı Müfit Özbek ve koreografisi Kürşat Kılıç imzalı. Orkestra şefi Nezih Seçkin, koro şefi ise Lyubomira Aleksandrova.

latraviata_kapak_lavarla

La Traviata Paris gece hayatının tanınmış kadınlarından Violetta’nın aşk, gurur ve ölüm arasında kalışını konu ediyor. Sevgilisi Alfredo’yla mutlu bir beraberlik sürerken, Alfredo’nun babası bu ilişkiye karşı çıkar ve Violetta aşk ve ahlaki değerler arasında sıkışır. Öyle ki aşkı bir yana, ölümü karşına alan Violetta ahlaki değerlere sahip çıkar. Her şey yoluna girdiğinde ise Violetta ölümle kol kola kalacaktır.

Konu itibariyle tanıdık gelmesine rağmen La Traviata çoşkulu müziği ve bestelenişindeki duygu yoğunluğu ile dikkat çekmiş ve bugünlere kadar ulaşmış bir eser.

lavarla_latraviata

Operayı bütünsellik çerçevesinde seven biri olarak La Traviata’nın bu versiyonu bende hayal kırıklığı yarattı. Bunun nedenleri ise:

*La Traviata Ne Anlatıyor?

La Traviata düşmüş kadın anlamına geliyormuş. Fakat konuyu ve bu anlamı bilmeden seyreden birinin La Traviata’daki olay örgüsünü tam olarak anlaması zor. Violetta ahlaki değerlerin yanında olmayı seçtiyse de seyirciyle arasında rahatsız edici, görünmez bir duvar vardı oyun boyunca. Bunun neden kaynaklandığını anlayamasam da oyunun en büyük problemi bence buydu.

*Kostüm ve Dekor

Esere gücünü veren ve seyirciyi oyuna katmada öne çıkan kostüm ve dekor La Traviata’da başarılı değildi. Özellikle de bir dönem eserine göre. Hiç sanmıyorum ki 19.yy Fransasında beyaz veya yeşil plastik görünümlü eşyalar kullanılsın. Toplamda sahneler üç dört defa değişti ama bu plastik görünümlü eşyalar hiç değişmedi. Üstelik sahne de beyaz kolonlarla çevrilmişti. Gözlerim ışıl ışıl kabul salonlarını, ahşap görünümlü kahverengi tonlarını ve büyük şamdanları aradı. O yüzyılı anlatmak için çok kuru ve ilgisiz bir dekordu kullanılan. Kostümleri de çok iç açıcı bulduğumu söyleyemem. Değil o dönemi anlatmak; birbirine benzeyen butiklerde, raf raf sıralanan abiyeler gibiydi kadın solistlerin kıyafetleri.

lavarla_latraviata_sahne

*Yaş Çelişkisi

Opera her ne kadar şatafatlı olsa da sahnede estetiği aramaktan çok işitsel olarak mükemmelliğe daha çok önem veriyor. Eserde yer alan solistlerde de bu açıdan eksiklik yoktu. Genç yaşlarda olması gereken Violetta ve Alfredo öyle olmasalar da bu bir sıkıntı yaratmadı. Fakat benim seyrettiğim temsilde Alfredo; Şenol Talınlı ve Alfredo’nun babasına hayat veren Umut Kosman arasındaki yaş uyumsuzluğu çok belirgindi. Yapılan makyaj da yeterli olmamış. Baba-oğul sahnede neredeyse aynı yaşta duruyorlardı ve bu önemli bir eksiklikti benim gözümde.

Eserde Alfredo’nun babası Giorgio Germont rolüne hayat veren Umut Kosman benim için eserin öne çıkan ismi oldu. Sahnede olduğu her bölümde hayran bıraktı kendisine.

La Traviata keyifli bir müzik dinletisi sunsa da yukarıda bahsettiğim sebeplerden dolayı bana pek hitap edemedi. Aralık sonuna kadar sahnelenecek eserin biletlerini buradan alabilirsiniz.


<Bu içerik lavarla.com için özgün biçimde hazırlanmıştır. Tüm hakları lavarla.com’a aittir.>

1 Yorum

Cevapla

Please enter your comment!
Please enter your name here