“Bilmemek değil, öğrenmemek ayıp,” demiş atalarımız. Biz de onları dinlemişiz ki, günümüzde herkes zaman geçtikçe kendine daha çok şey katmak istiyor, daha çok şey bilmek istiyor. Bu tabii ki en doğal hakkımız ama herkesin bunu yapma yolu farklı. Bazı insanlar hayata kendimizi geliştirmekle, kendimizi bulmakla ve tanımakla başlamamız gerektiğini söylüyor, tabii buna inanmayanlar, saçma bulanlar olabilir ama ben bu “bazı insanlar”a katılıyorum. İnsan öğrenmeye kendinden başlamalı.

İnsanlar tek başına dünyayı dolaşmaya çıkıyor, kendilerine zorlayıcı koşullar yaratıyor, risk alıyor, yabancı insanlarla tanışıyor, ihtiyacı olanlara yardım ediyor. Sadece kendini tanımak, daha iyi anlamak ve hayattan ne istediğini bulmak için.

Evde oturup pijamalarımızla dizi izlerken, dışarda arkadaşlarımızla gezerken, kahve içerken… Bu anlar kendimizi rahat ve güvenli hissettiğimiz zamanlarımız, “konfor alanlarımız”. Her insanın rahat olduğu bir alan vardır; belki evi, belki birisinin yanı. İşte ne zaman bu alandan çıkarsak veya çıkmak için zorlarsak, o zaman kendimizi tanımaya biraz daha yaklaşıyoruz.

İş mülakatlarında en çok sorulan sorulardan biridir: “En güçlü ve zayıf yönleriniz nelerdir?” Niçin soruyorlar, hiç düşündünüz mü? Çünkü firmalar işe alacakları kişinin kendini tanımak için bir adım atmış, biraz kendiyle vakit geçirmiş, kendisini gözlemlemiş olmasını istiyorlar.

Eğer sizi bir işi yapmaya zorlayacak bir koşul olmasa, o işi iyi yapıp yapamadığınızı hiçbir zaman bilemezsiniz, değil mi? Anlattıkça daha mantıklı geliyor. “Ya işte arkadaşlardan biri Mısır’ı gezmeye gitmiş. Orada yaşanır mı? Azıcık Avrupa görseydi ya…” Avrupa görsün görmesin değil asıl konu…  Gezmeye gitmenin yanı sıra, Mısır’a giderken amacı konfor alanının dışına çıkmak, oradaki insanların yaşam koşullarını görüp ilham almak, yardım etmek, geri döndüğünde daha bilinçli bir insan olarak yaşamak olabilir.

Bunları düşünmüyoruz, biraz kaçıyoruz biraz da yaşam koşulları bizi buna itiyor. Zamanımız yok, para kazanmak için bir bölüm okuyoruz ya da bir işte çalışıyoruz. Oysaki etrafımızda gözlerimizi açmamızı, dünyaya, yaşanan olaylara farklı bir perspektifte bakabilmemizi sağlayacak, bizi biraz daha bilinçli bir birey haline getirecek, gerek kendimizle gerekse yaşamımızla ilgili birçok fırsat var. Araştırırken bu tarz fırsatları sağlayacak organizasyonlar ve kurumlardan AIESEC’in bu konular üzerinde etkisinin büyük olduğunu ve bu konulara odaklandığını keşfettim.

AIESEC, 1948’den bu yana Dünya’da var olan, 1963’den beri Ankara’da Çalışmalarını Sürdüren Dünya’nın En Büyük Öğrenci Organizasyonu!

Global Volunteer programı ile 6-8 haftada konfor alanını terk ederek kendini tanımanı sağlayacak aynı zamanda farklı bir ülkeyi/kültürü keşfedebilirsin! Başka bir ülkede uzun süre kalmak, o ülkeyi tanımayı ve küresel sorunlar hakkında farkındalık kazanmanı ve zorlayıcı koşullar altında güçlü ve zayıf yanlarını görmeni sağlayacak. “Hemen Başvur!”

Kısa dönemli olsun, staj olsun diyorsan: 6-8 hafta yurtdışında start-up’larda girişimcilik tecrübesi edinmeni sağlayacak Global Entrepreneur fırsatından yararlanabilir “Hemen Başvur!” 

Ama ben daha profesyonel bir şey istiyorum diyorsan da 6-12 aylık Global Talent fırsatından yararlanabilir, iş tecrübeni yurt dışında yaşayabilirsin! “Hemen Başvur!”

Ve “bu yaz yurt dışına gidemiyorum,” diyorsan yurt dışını evine getirebilir; Türkiye’ye projeye gelen yabancı gençleri 3-6 Hafta arası ücretsiz bir şekilde misafir edebilir; dilini ve kendini geliştirebilirsin! “Hemen Başvur!”

Haydi daha ne duruyorsun; bu yazını daha eğlenceli ve verimli geçirmek için hemen tıkla, istediğin fırsatlara kaydını bırak!

Bir Sosyal Sorumluluk Uyarısı

Cevapla

Please enter your comment!
Please enter your name here