Ekmeğin toprağa düşen bir tohumdan soframıza uzanan yolculuğunu hiç merak ettiniz mi? Türkiye’nin ilk ve tek Ekmek Müzesi, bu serüveni gözler önüne sererken, Anadolu’nun zengin ekmek kültürünü yaşatmak için önemli ve çeşitli faaliyetler yürütüyor. Müzenin kuruluşu, hedefleri, ekmek ve kültürüne dair çalışmaları ve daha fazlasını Halk Ekmek Fabrikası Kurumsal İletişim Koordinatörü Kamil Elibol ile konuştuk.
Çoğu kişinin ilk defa öğreneceğini tahmin ederek hemen sormak isterim ki Ekmek Müzesi’nin kuruluş amacı ve öyküsü nedir?
Ekmeğin hammaddesi olan un ve buğdayın üretim aşamalarını göstermek ve bunu genç nesillere aktarmak amacıyla 2000’li yıllarda ekmek müzesi çalışmalarına başlandı. Müze projesi ile Anadolu’da ekmek ve buğday üretiminin tüm süreçlerini ziyaretçilere göstermeyi amaçladık. O dönem Kültür ve Turizm Bakanlığı’ndan da müzenin nasıl oluşturulması gerektiği konusunda fikir alındıktan sonra, Ankara Halk Ekmek Fabrikası kendi gayretleri ve girişimleriyle Anadolu’nun çeşitli bölgelerinden buğday ve un üretimine ilişkin alet ve ekipmanları toplamaya başladı.
Ekmeğin yapılış serüvenini anlatan müzemiz 2007 yılında kuruldu. Müzemizin kuruluş amacı; toprağa ekilen tohumdan, sofralara gelene kadar bir ekmeğin hangi aşamalardan geçtiğini anlatmak ve bunu tarihle birleştirerek günümüze kadar olan süreçte ekmek yapımında kullanılan malzemeleri sergilemek.
Günümüzde, Türkiye’nin ilk ve tek Ekmek Müzesi, Ankara Halk Ekmek Fabrikası’nda bulunuyor. Anadolu Bulvarı No: 13 Macunköy-Yenimahalle adresinde hizmet veren Başkent Market GİMAT şubemizin asma katında yer alan Ekmek Müzesi, vatandaşlarımız, ilköğretim okulları, anaokulları ve kreşler tarafından sürekli ziyaret ediliyor.
Müzemizde ekmeğin serüvenini anlatan eski dönemlere ait tarımsal araç ve gereçler bulunuyor. Asırlık aletlere yer verdiğimiz müzede; ekmeğin serüveni toprağın buğdaya can vermesiyle başlıyor. Yetişen buğdaylar öğütülür, un elde edilir. Elde edilen unun nasıl ekmek haline geldiğini, ekmeğin yapılışını, pişirilişini ve sofraya gelişini Anadolu ezgileri ile ziyaretçilerimize aktarıyoruz.
Müzenizdeki tarımsal araçlar ve ekmek yapım sürecine dair objeler hangi dönemlere ait ve nasıl temin edildi?
Tarımsal objeler ve ekmek yapımında kullanılan tarımsal aletleri Anadolu’daki köy ve kasaba ve ilçelerden kendi imkanlarımızla temin ettik. Genellikle bir asra yaklaşan ömürleriyle bu objelerin tedarik edilmesinde öncelikle kendi çalışanlarımız ve belediye çalışanlarının büyük katkısı oldu. İlçe Tarım Müdürlükleri, Ziraat Odaları, köy dernekleri gibi STK’lardan da tarımsal aletlerin temini konusunda yardım alındı. Onlar da müzede sergilenen bazı objelerin toplanmasına destek verdiler. İmece usulü yapılan bu katkılar sonrası toplumun her kesiminin ziyaret ettiği bir Ekmek Müzesi hayat buldu.

Peki, ekmeğin geleneksel üretim teknikleri ile günümüz endüstriyel üretim süreçleri arasındaki farkları ve benzerlikleri müzede ne şekilde aktarıyorsunuz?
Müzemizde geleneksel buğday üretim aletleri ve ekipmanları sergilenmekle birlikte ekmeğin serüvenini anlatan üretim süreçlerine ait görseller de yer alıyor. Fabrikamızı ziyaret eden anaokulu, ilkokul ve ortaokul öğrencileri ile fakülte ve yüksekokul öğrencileri gerek ekmek çeşitleri gerekse unlu mamullerin üretimini tüm aşamalarıyla görülebiliyor. Ayrıca, eski üretim tekniklerini Geleneksel Ekmeklerimiz kitabında da anlattık.
Ekmeğin beslenmedeki ve kültürümüzdeki değeri elbette çok büyük. Buna bağlı olarak ekmek israfını önleme konusunda neler yapıyorsunuz?
Ekmek tüm toplumların birinci temel gıda maddesi konumunda. Ankara Halk Ekmek Fabrikası olarak ekmeğin israf edilmemesi ve bu konuda toplumda farkındalık yaratmak adına önemli çalışmalar yürütüyoruz. İsrafı engellemek için Ankara genelindeki tüm Halk Ekmek satış büfelerine “iadesiz” ekmek satışı gerçekleştiriyoruz. Hem Halk Ekmek büfelerinden hem de kendi bünyemizdeki satış noktalarından gelen talebe göre ekmek üretimi gerçekleştiriyoruz.
Elbette, ekmeğin bayatlamasını geciktirmek ve muhafazası konusunda da çalışmalar yaptık. Bu çalışmalara Hacettepe Üniversitesi emekli öğretim üyesi Prof. Dr. Hamit Köksel ile Gıda Mühendisleri Odası eski ikinci başkanı Murat Şanlı da katkı sundu. Kurumsal olarak ise TÜBİTAK’ın yanı sıra sanayi ve üniversite işbirliğiyle çok çeşitli projeler geliştirdik: Halk Çerez, galeta, galeta unu ve kıtır bunlardan bazıları. Geçmiş dönemlerde bayat ekmeklerden ekmek çorbası, ekmek tatlısı ve ekmekli yemeklerin yapımını anlatan broşürler de hazırlanmıştı. Kurum olarak 2012 yılında Toprak Mahsulleri Ofisi’nin “ekmek israfını” önleme çalışmasına aktif olarak katılım sağladık.
2013 yılında ise ekmek israfının azaltılmasıyla ilgili dönemin Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı’nın genelgesine istinaden harekete geçtik.
Ekmek israfını engellemek amacıyla üretim fazlası ekmeklerden (şekli bozuk, az pişmiş vb.) ekstrüzyon yöntemi kullanılarak sağlıklı ürün grubunun geliştirilmesiyle konunun çözümüne yönelik endüstriyel bir yöntem geliştirildi. TÜBİTAK, TEYDEB destekli ve üniversite-sanayi işbirliği kapsamında Hacettepe Üniversitesi ortaklığında yapılan bir proje neticesinde “Halk Çerez” üretildi. İsmi “Halk Çerez” olan ürün içerik olarak aslında çerez değil bir atıştırmalık.
Müzenin tanıtımı ve farkındalığının arttırılması için ne gibi çalışmalar yürütülüyor? Örneğin dijitalleşme veya diğer müzelerle işbirlikleri gündeminizde mi?
Vatandaşlarımız Ekmek Müzesi’ni dijital olarak da www.ankarahalkekmek.com.tr resmi internet sitemizin “Basında Biz” bölümünün içerisinde tıklayıp ziyaret edebilirler. Web sayfamızda paylaştığımız görsellerle halkımız, ekmeğin üretim serüvenini inceleme imkanı bulabilir. Sofralara gelen ekmeğe verilen emeği/alın terini anlatan bu süreç, özellikle çocuklarımızın ve gençlerimizin “nimet” olan ekmeğin israfı konusunda bilinçlenmesinde önemli rol oynayacaktır diye değerlendiriyoruz.
Merak ettiğim bir başka konu olarak, müzenizin yakın zamanda çıkardığı ekmek kitabının hazırlanışı, içeriği ve aldığınız geri dönüşler hakkında bilgi verebilir misiniz? Bu kitap dışında başka yayın çalışmalarınız da var mıdır?
Ekmek Müzesi’nden sonra yine Ankara Halk Ekmek Fabrikası olarak bir ilke imza attık. Anadolu’nun unutulmaya yüz tutmuş ekmek kültürünü yaşatmak ve gelecek nesillere aktarmak için Eylül 2021’de Geleneksel Ekmeklerimiz adını verdiğimiz bir kitap çıkarttık. Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı Mansur Yavaş da kaynak eser niteliğindeki Geleneksel Ekmeklerimiz kitabı için ön söz yazdı.
Halk Ekmek Fabrikası öncülüğünde 5 yıllık uzun soluklu bir çalışmanın ardından Prof. Dr. Hamit Köksel ve Prof. Dr. Nevin Şanlıer’in katkılarıyla ilk kez geniş kapsamda hazırlanan bu kitabı, başta Milli Kütüphane Başkanlığı olmak üzere, 81 İl Valiliği, 81 İl Tarım ve Orman Müdürlüğü, Tarım ve Orman Bakanlığı, devlet üniversitelerinin Ziraat Fakülteleri, Gıda Mühendisliği bölümleri, Türkiye Ziraat Odaları Birliği, Türkiye Fırıncılar Federasyonu, Halk Ekmek Fabrikaları, Gıda ve Ziraat Mühendisleri Odaları gibi ilgili tüm kurum/kuruluş ve paydaşlara ücretsiz dağıttık. Bu sayede kitabımız bir kültür mirası olarak arşivlerde yerini almış oldu.
Röportajımızı bitirirken Ekmek Müzesi’nin geleceğe yönelik projelerini de öğrenmek isterim.
Önümüzdeki dönemde Ekmek Müzesi’ni daha kapsamlı hale getirmeyi ve müzenin daha geniş kitlelerce ziyaret edilmesini hedefliyoruz.

















