26 Ocak 1952 günü jüri, Anıtkabir’e yapılacak 19 adet heykel ve rölyef için yarışmaya katılan 173 eser arasından kazananları açıkladı. Ağaçlı yolun başında sağda ve solda yer alan üçlü heykel gruplarının yanı sıra aynı yola konulacak aslan heykellerinin Hüseyin Anka Özkan tarafından yapılması uygun görüldü. Jüride, 1937 yılında Almanya’daki Nazi zulmünden kaçarak ülkemize gelen Prof.Dr. Rudolf Belling de bulunmaktaydı. Güzel Sanatlar Akademisi Heykel Bölüm Başkanlığı görevini yürütürken çok sayıda heykeltıraşın yetişmesine vesile olmuştu. O heykeltıraşlardan biri de Hüseyin Anka Özkan’dı. Zaten 1950’li yıllar, Türk heykel sanatı için parlak bir dönemdi. Cumhuriyetin ilanı ile girişilen kültür-sanat seferberliği her alanda olduğu gibi heykel sanatında da meyvelerini vermeye başlamıştı. İlhan Koman, Zühtü Müridoğlu, Nusret Suman ve Kenan Yontunç gibi isimlerin eserleri de yine jürinin kararı doğrultusunda Anıtkabir’de yer alacaktı.

Anıtkabir’in özgün projesinde, giriş kısmı bir “alle” yani ağaçlı yol olarak tasarlanmıştı. İnşaat devam ederken bu yolun dilatasyon gereksinimi nedeniyle bölünmesi gerekti. Ancak yolun her iki tarafında toplam 24 adet olan dilatasyon çıkıntıları estetik gözükmüyordu. Anıtkabir’in mimarlarından Prof. Dr. Emin Onat’ın yardımcısı Nezih Eldem, bu çıkıntıları gizlemek için üzerlerine aslan heykelleri konulmasını önerdi. Heykel ve rölyeflerin konularını belirlemek için kurulan komisyon bu öneriyi kabul etti. Komisyon, heykellerin yapılacağı üsluba karışmayacağını ancak aslanların, gücü ve barışı telkin eden yatmış durumda olmalarını istedi.

Yapacağı aslan heykeli için ilham arayan Hüseyin Anka Özkan‘ın aklına o günlerde İstanbul Eski Şark Eserleri Müzesi’nde sergilenen “Maraş aslanı” geldi. Aslan, sanatsal özellikleri bakımından gerçek bir Hitit eseriydi. İsmini ise bulunduğu Maraş ilinden almaktaydı. Özkan, Atatürk’ün Hitit tarihine ve uygarlığına özel bir ilgisi olduğunu bildiğinden Maraş aslanının, Anıtkabir’in ruhuna yakışan bir figür olabileceğini düşünmüştü. Küçük bir değişiklik ile ayakta duran Maraş aslanını, komisyonun isteği doğrultusunda yatmış halde yapacaktı.

Solda Maraş aslanı, sağda Anıtkabir’deki aslan

Alman arkeologlar Puchstein ve Humann, 1883 yılında ziyaret ettikleri Maraş’ta, kale kapısında bulunan iki aslan heykeli üzerinde inceleme yapmıştı. Hititlerde güç, cesaret, güven ve liderliğin sembolü olan aslan, kralın bu özelliklere sahip olduğunu göstermek için kale ya da şehir girişlerine konulurdu. Arkeologlar, üzerinde yazı içermeyen aslan heykelinin yerinde bırakılmasına, üzerinde hiyeroglif bir metin olan aslanın ise koruma altına alınmasını önermişti. Maraş aslanı, o bölgede bir müze olmadığından 1884 yılında İstanbul’a götürülmüş, 1886 yılından itibaren İstanbul Eski Şark Eserleri Müzesi’nde sergilenmeye başlanmıştı (2013 yılından bu yana Kahramanmaraş Arkeoloji Müzesi’nde sergilenmektedir).

Hitit aslanlarından ilham alan tek kişi Hüseyin Anka Özkan değildi. Ses Dergisi’nin 7 Haziran 1939 tarihindeki kapağında dev bir aslan heykeli görenleri şaşırmıştı. O yıllarda, Atatürk için nasıl bir kabir yapılması gerektiği tartışmasına Abidin Dino da kendi çizimi olan bu “dev aslan” ile dahil olmuştu. Ankara’nın ilk sahiplerinden olan Hititlere ait bir sembolü, Ankara’nın son sahipleri olmamızı sağlayan kişinin anıt mezarı olarak tasarlamıştı.

Ses Dergisi kapağındaki aslan, kaynak

Abidin Dino muhtemelen 1930 yılında Fransa’da kurulan ve Anadolu uygarlıklarının tarihini, dillerini, sanatlarını ve diğer uygarlıklarla ilişkilerini inceleyen Hitit ve Asiatik Araştırmalar Derneği’nin Atatürk’ün himayesi altında çalışmalarını sürdürdüğünü biliyordu.

Hitit ve Asiatik Araştırmalar Derneği tarafından yayınlanan derginin giriş sayfası, kaynak

Anıtkabir’e girdiğinizde sizi ilk olarak heykeltıraş Hüseyin Anka Özkan karşılar! Merdivenleri çıktıktan sonra yolun sağında ve solunda, onun elinden çıkan üçlü heykel gruplarını geçtikten sonra yine onun aslanlarının önünden geçerek yavaş yavaş tören alanına ve mozoleye doğru sürüklenirsiniz. Aslanlar; güçlü, cesur ve güvenilir bir liderin burada yatmakta olduğunu sizlere haykırır.

Aslanlı yol ve arka planda üçlü heykel grupları

  1. Tunç Boran, Anıtkabir’in İnşası (1938-1950), AFT Yayınları, 2012, Ankara.
  2. Canan Osmanağaoğlu İlmen, Tasarımları ve Eğitimciliği Işığında Nezih Eldem’in Mimarlık   Anlayışı, İstanbul Teknik Üniversitesi, Yüksek Lisans Tezi, 2007, İstanbul.
  3. https://marasavucumda.com/maras-aslani/
  4. https://bilimdili.com/arkeotarih/arkeoloji/ataturkun-sponsor-oldugu-fransiz-hitit-arkeoloji-dergisi/

Cevapla

Please enter your comment!
Please enter your name here