<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Gaye Şahin, Lavarla - Kültür-Sanat ve Kent Yaşamı sitesinin yazarı.</title>
	<atom:link href="https://lavarla.com/author/gaye-sahin/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://lavarla.com/author/gaye-sahin/</link>
	<description>Lavarla için her insan ve her hikaye, ucundan Ankara&#039;ya dokunuyorsa anlatmaya değerdir.</description>
	<lastBuildDate>Wed, 23 Mar 2022 10:45:31 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	<generator>https://wordpress.org/?v=6.8.2</generator>

<image>
	<url>https://lavarla.com/wp-content/uploads/2024/05/fav-150x150.png</url>
	<title>Gaye Şahin, Lavarla - Kültür-Sanat ve Kent Yaşamı sitesinin yazarı.</title>
	<link>https://lavarla.com/author/gaye-sahin/</link>
	<width>32</width>
	<height>32</height>
</image> 
	<item>
		<title>&#8220;Ugly Sneakers&#8221; Neden Çirkinler?</title>
		<link>https://lavarla.com/cirkin-spor-ayakkabilar-ugly-sneakers-neden-cirkin/</link>
					<comments>https://lavarla.com/cirkin-spor-ayakkabilar-ugly-sneakers-neden-cirkin/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Gaye Şahin]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 14 Jun 2018 12:29:56 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Meseleler]]></category>
		<category><![CDATA[Moda]]></category>
		<category><![CDATA[Balenciaga]]></category>
		<category><![CDATA[Fashion]]></category>
		<category><![CDATA[Ugly Sneakers]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://lavarla.com/?p=24708</guid>

					<description><![CDATA[<p><span class="reading-mode-buttons"></span>90’lar modasının akın akın geri geldiği bu günlerde sanırım birçokları için en rahatsız edici trend &#8220;Ugly Sneakers&#8221;. Evet, &#8220;çirkinler’’ peki neden bu kadar revaçtalar? &#8220;Dad sneakers&#8221; olarak da bilinen bu ayakkabıların bu kadar popüler olmasının birkaç sebebi var elbette. Öncelikle çok rahatlar, fazla rahatlar, öyle rahatlar ki insan onlarla uyumak istiyor. E normal spor ayakkabıları [&#8230;]</p>
<p><a href="https://lavarla.com/cirkin-spor-ayakkabilar-ugly-sneakers-neden-cirkin/">&lt;span class=&quot;reading-mode-buttons&quot;&gt;&lt;/span&gt;&#8220;Ugly Sneakers&#8221; Neden Çirkinler?&lt;span class=&quot;reading-mode-buttons&quot;&gt;&lt;/span&gt;</a> yazısı ilk önce <a href="https://lavarla.com">Lavarla - Kültür-Sanat ve Kent Yaşamı</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p style="text-align: justify;">90’lar modasının akın akın geri geldiği bu günlerde sanırım birçokları için en rahatsız edici trend &#8220;Ugly Sneakers&#8221;. Evet, &#8220;çirkinler’’ peki neden bu kadar revaçtalar? &#8220;Dad sneakers&#8221; olarak da bilinen bu ayakkabıların bu kadar popüler olmasının birkaç sebebi var elbette. Öncelikle çok rahatlar, fazla rahatlar, öyle rahatlar ki insan onlarla uyumak istiyor. E normal spor ayakkabıları da rahat. Bu mudur yani sebebi? Tabii ki hayır.<img fetchpriority="high" decoding="async" class="aligncenter wp-image-24716 size-full" src="https://lavarla.com/wp-content/uploads/2018/06/Adsız-tasarım.png" alt="" width="850" height="550" srcset="https://lavarla.com/wp-content/uploads/2018/06/Adsız-tasarım.png 850w, https://lavarla.com/wp-content/uploads/2018/06/Adsız-tasarım-300x194.png 300w, https://lavarla.com/wp-content/uploads/2018/06/Adsız-tasarım-768x497.png 768w, https://lavarla.com/wp-content/uploads/2018/06/Adsız-tasarım-696x450.png 696w, https://lavarla.com/wp-content/uploads/2018/06/Adsız-tasarım-649x420.png 649w" sizes="(max-width: 850px) 100vw, 850px" /> İlk olarak bu trend, biz kadınlara moda tabularını yıkma şansı sunuyor. Hatta sadece moda tabularını da değil; bugüne kadar kadınlara biçilmiş güzellik algılarıyla fena halde oynayan bu trend, kadını seksi, elegan ve nahif havadan uzaklara götürüyor. Senelerdir kadın güzel olmalıdır, zarif olmalıdır diye dayatılan güzellik normları bu ayakkabılarla birlikte koşarak uzaklaşıyor. Koca ayaklı kadınlar ortada salınıyor. Topuklu ayakkabılarla daha seksi görüneceğime, kendim için rahat olurum diyen kadınlar son yıllarda sürdürdükleri başkaldırma hareketine ugly sneakersları da dahil ediyor.<br />
<img decoding="async" class="aligncenter wp-image-24710 size-full" src="https://lavarla.com/wp-content/uploads/2018/06/Adsız-tasarım-6.png" alt="" width="850" height="550" srcset="https://lavarla.com/wp-content/uploads/2018/06/Adsız-tasarım-6.png 850w, https://lavarla.com/wp-content/uploads/2018/06/Adsız-tasarım-6-300x194.png 300w, https://lavarla.com/wp-content/uploads/2018/06/Adsız-tasarım-6-768x497.png 768w, https://lavarla.com/wp-content/uploads/2018/06/Adsız-tasarım-6-696x450.png 696w, https://lavarla.com/wp-content/uploads/2018/06/Adsız-tasarım-6-649x420.png 649w" sizes="(max-width: 850px) 100vw, 850px" />Tabulara bağlı kalmayı seven ve estetik duygusuna önem veren kadınlar elbette ki bu trendden hiç hoşlanmadılar. Aslında çok da haksız sayılmazlar. Çünkü ayağınızda adeta traktörle geziyormuşsunuz gibi bir görüntü yaratıyor. Ayrıca bu ayakkabıları kombinlemek de başta oldukça zor göründü. Fakat geri gelen sadece 90’lar modası değil. 80’ler ve 2000’ler de son birkaç senedir bize göz kırpıyordu ki it girl&#8217;ler ve blogger&#8217;lar bu trendleri büyük bir hızla benimsedi. Rüküşlüğün zirve yaptığı 80’ler ve 90’ların trendi ugly sneaker&#8217;larla çok iyi anlaştı çünkü bir arada çok rüküş ve çok rahatlar! 2000’lere gelindiğinde ise kadınların hatlarını belli eden ikili takımlar, parıltılar, mini etekler hatta kolej etekleri, uzun çoraplar vardı. Britney Spears&#8217;ın ’’Hit Me Baby One More Time’’ klibini hatırlıyorsanız ne demek istediğimi anladınız.<img decoding="async" class="aligncenter wp-image-24711 " src="https://lavarla.com/wp-content/uploads/2018/06/d1911019f76cb39c23a73a2e4d28ef3a.jpg" alt="" width="700" height="533" srcset="https://lavarla.com/wp-content/uploads/2018/06/d1911019f76cb39c23a73a2e4d28ef3a.jpg 564w, https://lavarla.com/wp-content/uploads/2018/06/d1911019f76cb39c23a73a2e4d28ef3a-300x229.jpg 300w, https://lavarla.com/wp-content/uploads/2018/06/d1911019f76cb39c23a73a2e4d28ef3a-80x60.jpg 80w, https://lavarla.com/wp-content/uploads/2018/06/d1911019f76cb39c23a73a2e4d28ef3a-551x420.jpg 551w" sizes="(max-width: 700px) 100vw, 700px" />İşte 2000&#8217;ler seksapalitesiyle 90’lar kabalığını birleştiren bazı kadınlar, bu ugly sneakers&#8217;lara rağmen dişi görünmeyi yine başardı. 80’ler, 90’lar, 2000’ler hepsi bir arada ve snakerlara uyum sağlamak için hazırda bekliyorlar. Kıyafete göre ayakkabı seçme devri çoktan kapandı. Artık ugly sneakerlarımıza uygun kombinler yapıyoruz. Uygun derken elbette birebir uyumlu kıyafetler seçmeyeceğiz, yine 80’lere gidip takım elbiseyle ya da kısa taytlarla kombinleyebiliriz ya da 2000’lerin pırıltılı kıyafetleriyle bir araya getirebiliriz. Aslında ne kadar uyumsuz o kadar iyi! Ne kadar rüküş o kadar trendy!<br />
<img loading="lazy" decoding="async" class="aligncenter wp-image-24709 size-full" src="https://lavarla.com/wp-content/uploads/2018/06/Adsız-tasarım-5.png" alt="" width="850" height="550" srcset="https://lavarla.com/wp-content/uploads/2018/06/Adsız-tasarım-5.png 850w, https://lavarla.com/wp-content/uploads/2018/06/Adsız-tasarım-5-300x194.png 300w, https://lavarla.com/wp-content/uploads/2018/06/Adsız-tasarım-5-768x497.png 768w, https://lavarla.com/wp-content/uploads/2018/06/Adsız-tasarım-5-696x450.png 696w, https://lavarla.com/wp-content/uploads/2018/06/Adsız-tasarım-5-649x420.png 649w" sizes="(max-width: 850px) 100vw, 850px" />Değinilmesi gereken bir başka sebep ise 80’lerde yaşanan siyasi ve toplumsal kaosun modaya yansımasının bir benzerinin günümüzde de hayat bulması. 80’ler dönemini kısaca inceleyecek olursanız, 80&#8217;lerden 90&#8217;lara geçerken yavaş yavaş bir trend geçişi olmadığını, rüküşlüğün bir anda ayyuka çıktığını görebilirsiniz. Kültürel yapı ve insan psikolojisi modaya yön veren en önemli etkenler olmuştur. Dönemin yaşam koşulları, insanların düştüğü boşluk, siyasi arbede, insanlara ve dolayısıyla da modaya yansımıştır. Kapitalizmin yükselişe geçtiği, paranın ve gösterişin önem kazandığı, üretimin yerini tüketime bıraktığı dönemlerde rüküşlük her zaman ön plana çıkıyor. Toplumda yaşanan kaos adeta giyim zevkine yansıyor ve kıyafetler kaos içinde bir araya geliyor. Bir arada olmaması gerektiğini düşündüğümüz parçalar bir arada kullanılıyor ve &#8220;lüks çirkin&#8221; sahneye çıkıyor. Tıpkı günümüzde olduğu gibi.<img loading="lazy" decoding="async" class="aligncenter wp-image-24712 size-full" src="https://lavarla.com/wp-content/uploads/2018/06/1.png" alt="" width="850" height="550" srcset="https://lavarla.com/wp-content/uploads/2018/06/1.png 850w, https://lavarla.com/wp-content/uploads/2018/06/1-300x194.png 300w, https://lavarla.com/wp-content/uploads/2018/06/1-768x497.png 768w, https://lavarla.com/wp-content/uploads/2018/06/1-696x450.png 696w, https://lavarla.com/wp-content/uploads/2018/06/1-649x420.png 649w" sizes="(max-width: 850px) 100vw, 850px" />Birçok insanın hâlâ benimseyemediği bu trend dünyayı kasıp kavuruyor. Lüks markaların hepsi bu sezon koleksiyonlarında bu çirkin ayakkabılara yer veriyor. Hatta stilettolarıyla ünlü Louboutin bile. Şu sıralar Balenciaga&#8217;nın ürettiği ugly sneakers&#8217;a sahip olmak için Türkiye&#8217;de insanlar sırada bekliyor, stoklar geldiği gibi tükeniyor. Modanın daha fazla içinde olduğu şehirlerde bu trendi görmek fazlasıyla mümkün. Diğer şehirlerdeyse bazı gözlerin sizi şaşkınlıkla süzdüğünü fark edebilirsiniz. Bu çirkin ve pahalı ayakkabılar deliler gibi satılıyor. Ne demiştik; kapitalizm, tüketim ve kaos. İşte bunlar bir arada olduğu sürece, üzgünüm ama estetik kaygıdan çok uzak moda akımları görmeye devam edeceğiz. Güzel günlere.</p>
<p><a href="https://lavarla.com/cirkin-spor-ayakkabilar-ugly-sneakers-neden-cirkin/">&lt;span class=&quot;reading-mode-buttons&quot;&gt;&lt;/span&gt;&#8220;Ugly Sneakers&#8221; Neden Çirkinler?&lt;span class=&quot;reading-mode-buttons&quot;&gt;&lt;/span&gt;</a> yazısı ilk önce <a href="https://lavarla.com">Lavarla - Kültür-Sanat ve Kent Yaşamı</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://lavarla.com/cirkin-spor-ayakkabilar-ugly-sneakers-neden-cirkin/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Sosyal Medya Gerçekten Sosyal mi?</title>
		<link>https://lavarla.com/sosyal-medya-gercekten-sosyal-mi/</link>
					<comments>https://lavarla.com/sosyal-medya-gercekten-sosyal-mi/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Gaye Şahin]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 30 May 2018 06:55:08 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Meseleler]]></category>
		<category><![CDATA[Asosyallik]]></category>
		<category><![CDATA[Sosyal Medya]]></category>
		<category><![CDATA[Sosyallik]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://lavarla.com/?p=24570</guid>

					<description><![CDATA[<p><span class="reading-mode-buttons"></span>Sosyal medya kavramı hayatımızda çok yeni, o kadar yeni ki, 30&#8217;lu yaşlarında, benim gibi insanları bile yaşlı hissettirebiliyor, hızına yetişemiyoruz. Küçük kardeşimizle aynı dili konuşamadığımız zamanlar oluyor, acaba gerçekten yaşlanıyor muyum diye düşünmeyin. Sosyal medya haddinden hızlı değişiyor, gelişiyor ve evriliyor. Eğer işiniz bu değilse, gelişmeleri takip etmeniz oldukça zor. Anladığım kadarıyla sosyal medya işi [&#8230;]</p>
<p><a href="https://lavarla.com/sosyal-medya-gercekten-sosyal-mi/">&lt;span class=&quot;reading-mode-buttons&quot;&gt;&lt;/span&gt;Sosyal Medya Gerçekten Sosyal mi?&lt;span class=&quot;reading-mode-buttons&quot;&gt;&lt;/span&gt;</a> yazısı ilk önce <a href="https://lavarla.com">Lavarla - Kültür-Sanat ve Kent Yaşamı</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p style="text-align: justify;">Sosyal medya kavramı hayatımızda çok yeni, o kadar yeni ki, 30&#8217;lu yaşlarında, benim gibi insanları bile yaşlı hissettirebiliyor, hızına yetişemiyoruz. Küçük kardeşimizle aynı dili konuşamadığımız zamanlar oluyor, acaba gerçekten yaşlanıyor muyum diye düşünmeyin. Sosyal medya haddinden hızlı değişiyor, gelişiyor ve evriliyor. Eğer işiniz bu değilse, gelişmeleri takip etmeniz oldukça zor. <span style="color: #ff6600;">Anladığım kadarıyla sosyal medya işi yapanlar bile birbirine yetişemiyor. Birinin ak dediğine, diğeri kara diyor.</span></p>
<p style="text-align: justify;">Bu konuda yapılan yığınla araştırma var. Sosyal medya dost mu düşman mı? Psikolojiyi kötü etkiliyor mu etkilemiyor mu? Zaman kaybı mı, faydalı mı? Ancak sonuçlar şaşırtıcı, hatta komik. Bir araştırma sosyal medyada zaman geçirmenin oxytocin hormonunu arttırdığı, yani kişinin empati ve güven duygusunu geliştirdiğini söylerken, başka bir araştırma, oxytocin hormonunu azalttığını ve kişiyi depresyona bile sürükleyebileceğini söylüyor. Bilim insanlarının bile kafası allak bullak. E biz n&#8217;apalım? Hayatımıza bu kadar yeni giren bir şeyle nasıl başa çıkalım? Büyük çoğunluk ve bunların içinde ben de varım, başa çıkamıyoruz. Nasıl çıkılsın? Facebook&#8217;u kapatıyorsun, e etkinlikleri oradan paylaşıyoruz görmedin mi? Tüh bilsek sana da bilet alırdık, diyorlar. Instagram&#8217;ı kapatayım desen Instagram’ın kendine ait yeni geliştirdiği bir dil var, milletin ne konuştuğunu anlayamıyorsun. Valla ben o kadar cool değilim, bilmeyip de sallamamazlık edemiyorum, her şeyden haberim olsun istiyorum. Alın size bir hastalık daha, her şeyden haberim olsun istiyorum, bir şeyleri kaçırıyorum endişesi. Bunun üzerine tutarlı makaleler var Allah’tan. Bilim insanları bir konuda fikir birliğine varabilmiş. <span style="color: #3366ff;">Instagram&#8217;a, Twitter&#8217;a girmediğimiz her an bir şey kaçırıyorum hissi yaşıyormuşuz. Valla ben yaşıyorum, sizi bilemem.</span><img loading="lazy" decoding="async" class="aligncenter wp-image-24574 size-full" src="https://lavarla.com/wp-content/uploads/2018/05/instagram-3288412_960_720.png" alt="" width="960" height="540" srcset="https://lavarla.com/wp-content/uploads/2018/05/instagram-3288412_960_720.png 960w, https://lavarla.com/wp-content/uploads/2018/05/instagram-3288412_960_720-300x169.png 300w, https://lavarla.com/wp-content/uploads/2018/05/instagram-3288412_960_720-768x432.png 768w, https://lavarla.com/wp-content/uploads/2018/05/instagram-3288412_960_720-696x392.png 696w, https://lavarla.com/wp-content/uploads/2018/05/instagram-3288412_960_720-747x420.png 747w" sizes="(max-width: 960px) 100vw, 960px" />Yapılan araştırmalar, genelde benim gibi otuzuna merdiven dayamışlar üzerinde değil de, daha genç, Z kuşağı diye adlandırılan (ki bence onlarla aynı dünyada yaşıyor olamayız) gençler üzerinde yapılıyor. Üzerinde araştırma yapılanlar, hey kank şu an çok acayip bir yerdeyim diye story atmıyorsa ben de ne olayım. Neyse sonuçlar hep muamma, üzerinde çalışılması gereken çok şey var, meraklıları arama motorundan aratabilir.</p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #ff6600;">Gelelim, sosyal medya gerçekten &#8220;sosyal mi?&#8221; kısmına. İlkokuldaki arkadaşlarımızı Facebook&#8217;tan bulduğumuz, Yonja&#8217;da arkadaş edindiğimiz dönemler, şimdiye nazaran sosyaldi diyebiliriz.</span> Ancak şu an bu pek kalmadı, herkes herkesi buldu ve şimdi &#8220;bak ilkokuldayken benimle sümüklü diye dalga geçiyordun ama üst düzey yönetici oldum. Son model arabam var, tatile Paris&#8217;e gidiyorum,&#8221; deme zamanı. Bunu da muhtemelen kredi çekip, sonraki 3 yıl ödeyerek yapıyor, ama olsun önemli olan Instagram&#8217;dan paylaşmak. Sosyallik canımmm, hayatımı arkadaşlarımla paylaşıyorum ne var ki bunda?<img loading="lazy" decoding="async" class="aligncenter wp-image-24596 size-full" src="https://lavarla.com/wp-content/uploads/2018/05/Adsız-tasarım-2.png" alt="" width="800" height="550" srcset="https://lavarla.com/wp-content/uploads/2018/05/Adsız-tasarım-2.png 800w, https://lavarla.com/wp-content/uploads/2018/05/Adsız-tasarım-2-300x206.png 300w, https://lavarla.com/wp-content/uploads/2018/05/Adsız-tasarım-2-768x528.png 768w, https://lavarla.com/wp-content/uploads/2018/05/Adsız-tasarım-2-100x70.png 100w, https://lavarla.com/wp-content/uploads/2018/05/Adsız-tasarım-2-218x150.png 218w, https://lavarla.com/wp-content/uploads/2018/05/Adsız-tasarım-2-696x479.png 696w, https://lavarla.com/wp-content/uploads/2018/05/Adsız-tasarım-2-611x420.png 611w" sizes="(max-width: 800px) 100vw, 800px" />Ortaokulda beni reddeden kepçük oğlan, şimdiki sevgilimin ne kadar yakışıklı, başarılı (aslında işsiz) olduğunu görmesin mi? Kuzenler giydiklerime bakıp bakıp ah çekmesin mi? Anneyi, babayı engelleyip atılan storylerde sabahlara kadar eğlenilmesin mi? Şimdi sakin olup o telefonu yavaşça yere bırakıyorsun. Evde ekmek yok, ekmek! Gidip ekmek al, akşama BİM mantısı yiyeceğiz.<img loading="lazy" decoding="async" class="aligncenter wp-image-24597 size-full" src="https://lavarla.com/wp-content/uploads/2018/05/Adsız-tasarım-4.png" alt="" width="800" height="550" srcset="https://lavarla.com/wp-content/uploads/2018/05/Adsız-tasarım-4.png 800w, https://lavarla.com/wp-content/uploads/2018/05/Adsız-tasarım-4-300x206.png 300w, https://lavarla.com/wp-content/uploads/2018/05/Adsız-tasarım-4-768x528.png 768w, https://lavarla.com/wp-content/uploads/2018/05/Adsız-tasarım-4-100x70.png 100w, https://lavarla.com/wp-content/uploads/2018/05/Adsız-tasarım-4-218x150.png 218w, https://lavarla.com/wp-content/uploads/2018/05/Adsız-tasarım-4-696x479.png 696w, https://lavarla.com/wp-content/uploads/2018/05/Adsız-tasarım-4-611x420.png 611w" sizes="(max-width: 800px) 100vw, 800px" />Gerçekler farklı değil mi? Evet, hem de nasıl! Peki biz neden bu hale geldik? Bizi ne bu hale getirdi? Bunları biraz düşünmek lazım, ama asıl problem bu yalan hayatların paylaşılması mı bilmiyorum. Story attıktan sonra, 10 dakikada bir açıp, kimler izlemiş diye kontrol etmek de bayağı büyük bir problem sanki. Herkes kendi storylerini izliyor. Storylerini kaç kişi izlemiş diye bakıyor. Tweetlerini sayfayı indirip indirip tekrar okuyor, aman da ne güzel yazmışım diye. E onları başkalarıyla paylaşmak için atmadın mı arkadaşım? Herkesin yerine bir kere baktın okudun zaten. <span style="color: #ff6600;">Peki bu durumda, biz kendimizle mi sosyalleşiyoruz yoksa dünyayla mı?<img loading="lazy" decoding="async" class="aligncenter wp-image-24598 size-full" src="https://lavarla.com/wp-content/uploads/2018/05/Adsız-tasarım-1.png" alt="" width="800" height="550" srcset="https://lavarla.com/wp-content/uploads/2018/05/Adsız-tasarım-1.png 800w, https://lavarla.com/wp-content/uploads/2018/05/Adsız-tasarım-1-300x206.png 300w, https://lavarla.com/wp-content/uploads/2018/05/Adsız-tasarım-1-768x528.png 768w, https://lavarla.com/wp-content/uploads/2018/05/Adsız-tasarım-1-100x70.png 100w, https://lavarla.com/wp-content/uploads/2018/05/Adsız-tasarım-1-218x150.png 218w, https://lavarla.com/wp-content/uploads/2018/05/Adsız-tasarım-1-696x479.png 696w, https://lavarla.com/wp-content/uploads/2018/05/Adsız-tasarım-1-611x420.png 611w" sizes="(max-width: 800px) 100vw, 800px" /></span>Başkalarının paylaşımlarına bakıp kendimizinkileri beğenmiyoruz. Ya da şu aptala bak ne biçim fotoğraf koymuş diyoruz. İnsanların ilişkilerini sosyal medyadan takip ediyoruz ve herkes tabii ki çok mutlu. Aşktan öldüğünü sandığım bir çift, bir hafta sonra ayrılıp, bir de üstüne aylardır çok kötüydük deyince zaten, dedim burada bir sıkıntı var. Sergilediğimiz hayat bizim değil. Olması gerekeni(?) olmasını istediğimizi, daha kötüsü başkalarında olduğunu sandığımız güzel hayatı oynuyoruz. Tabii ki sadece sosyal medyada oynayabiliyoruz. <span style="color: #3366ff;">Yoksa gerçek hayatta, filtreler hiç de o kadar renkli değil.</span> Harika yemekler, harika giysiler, harika ilişkiler. E her şey bu kadar harikaysa ayın sonunu getiremeyenler kim? Babasıyla kavga eden ya da sevgilisinden ayrılanlar? <span style="color: #3366ff;">Akşam buzdolabına bakıp yiyecek bulamayanın storysinde, Nusret&#8217;te yediği et fotoğrafı var. <img loading="lazy" decoding="async" class="aligncenter wp-image-24599 size-full" src="https://lavarla.com/wp-content/uploads/2018/05/Adsız-tasarım-3.png" alt="" width="800" height="550" srcset="https://lavarla.com/wp-content/uploads/2018/05/Adsız-tasarım-3.png 800w, https://lavarla.com/wp-content/uploads/2018/05/Adsız-tasarım-3-300x206.png 300w, https://lavarla.com/wp-content/uploads/2018/05/Adsız-tasarım-3-768x528.png 768w, https://lavarla.com/wp-content/uploads/2018/05/Adsız-tasarım-3-100x70.png 100w, https://lavarla.com/wp-content/uploads/2018/05/Adsız-tasarım-3-218x150.png 218w, https://lavarla.com/wp-content/uploads/2018/05/Adsız-tasarım-3-696x479.png 696w, https://lavarla.com/wp-content/uploads/2018/05/Adsız-tasarım-3-611x420.png 611w" sizes="(max-width: 800px) 100vw, 800px" /></span><span style="color: #3366ff;">Kahveyi arkadaşına ısmarlatan, profiline ice chocolate mocha koymuş.</span> Bu yalan dünyada biz gerçekten sosyalleşmek için mi varız? Emin miyiz? Başkalarıyla iletişim kurmak, böyle bir şeye mi evrildi? Başkalarının hayatını takip etmek ve içten içe onlarla yarışmak. Yarış kime karşı ve neden? Belki de sorgulamayı çok önce bıraktık, daha acısı sanırım hiç başlamamıştık.</p>
<p style="text-align: justify;">Ciddi hastalıklar geçirdiğim bir dönemden sonra, uzun zamandır görüşmediğim yakın bir arkadaşımla dertleştim. Ne kadar kötü zamanlar geçirdiğimi anlattım ve bana dediği; &#8220;Gaye sen sosyal medyada çok iyi gözüküyordun, geziyordun, eğleniyordun.&#8221; &#8220;Evet, güzel iyi numarası yaparım ehehe,&#8221; dedim, güldüm. Ama neden iyi gözüküyordum? Halbuki iyi değildim.</p>
<p style="text-align: justify;">Kime, neyi ispat etmeye çalışıyoruz? Neden hepimiz iyi, başarılı, mutlu, sağlıklı ve fit olmak zorundayız? Zaten hiçbirimiz hepsini birden değiliz ama sanki öyleymiş gibi yapmaktan kendimizi alamıyoruz. En umurumda değil diyen bile, 3 tane filtre denemeden Instagram&#8217;a fotoğraf atamıyor. Bu artık bilinçli bir eylem olmaktan çıktı. Farkında olmadan yapıyoruz, çok da düşünerek değil. Yani iyi gözükmek için çaba harcamıyoruz ki, zaten iyi gözükmek zorunda olduğumuz için, bir fotoyu filtrelemeden koymayı düşünmüyoruz bile. En güzel aşk pozlarını &#8220;aa ben bunda çirkin çıkmışım&#8221; diye siliyoruz. Fotoğraflarda herkes sadece kendisine bakıyor, âna bakan tek bir kişi bile yok. Yemek fotoğrafı çekmek için sandalyenin üstüne çıkınca, çok az insan yadırgıyor. Sokaklarda her köşebaşında, herkes en iyi pozunu bulmaya çalışıyor. <span style="color: #ff6600;">Sizin de kafanızda, Black Mirror gibi bir sahne canlandı değil mi? <img loading="lazy" decoding="async" class="aligncenter wp-image-24586 " src="https://lavarla.com/wp-content/uploads/2018/05/9d222bd3e27f40b662b60766b3d666ed.jpg" alt="" width="699" height="464" srcset="https://lavarla.com/wp-content/uploads/2018/05/9d222bd3e27f40b662b60766b3d666ed.jpg 564w, https://lavarla.com/wp-content/uploads/2018/05/9d222bd3e27f40b662b60766b3d666ed-300x199.jpg 300w" sizes="(max-width: 699px) 100vw, 699px" /></span><span style="color: #ff6600;"><span style="color: #000000;">Çabamız iyi gözükmek için değil.</span></span><span style="color: #000000;"> İyi g</span>özükmek, zaten bilincimizi ele geçirmiş bir zorunluluk gibi. Biz, dahasını istiyoruz. Daha güzel, daha mutlu, daha zayıf. Bence bu çağın adı, doyumsuzluk çağı olmalı. Hiçbir şey bize yetmiyor. Herkesin profilinde bir sürü meslek yazıyor. Herkes hem avukat, hem editör, hem sosyal medya yöneticisi, hem tasarımcı. Herkesin ciciş anneleri, tatlış babişkoları, kocişleri, sevgilileri var. Kimsenin derdi tasası yok. Ah pardon kolu serumlu pozları az kalsın unutuyordum. İlgi çekmek, sevilmek, önemsenmek için ne yapacağımızı şaşırdığımız bu dönemin dozu her geçen gün artıyor. Artık sorun insanların ilişkilerini paylaşmalarından, yemek fotoğraflarından da ileri bir boyutta, kendimizi pazarlıyor, ünlü olmak istiyor ve kısa vadede de olsa sınırlı alanlarda ünlü oluyoruz. Andy Warhol&#8217;a hak vermemek mümkün değil açıkçası. O peruğun altında, hep iyi fikirler vardı kabul etmek lazım. Sadelik içimizden uçup gitti ve maalesef dönmüyor.</p>
<p style="text-align: justify;">Hepimize acil şifalar diliyorum.</p>
<p><img loading="lazy" decoding="async" class="aligncenter wp-image-24585 size-full" style="color: #000000;" src="https://lavarla.com/wp-content/uploads/2018/05/andy-warhol-1.jpg" alt="" width="400" height="286" srcset="https://lavarla.com/wp-content/uploads/2018/05/andy-warhol-1.jpg 400w, https://lavarla.com/wp-content/uploads/2018/05/andy-warhol-1-300x215.jpg 300w" sizes="(max-width: 400px) 100vw, 400px" /></p>
<p><a href="https://lavarla.com/sosyal-medya-gercekten-sosyal-mi/">&lt;span class=&quot;reading-mode-buttons&quot;&gt;&lt;/span&gt;Sosyal Medya Gerçekten Sosyal mi?&lt;span class=&quot;reading-mode-buttons&quot;&gt;&lt;/span&gt;</a> yazısı ilk önce <a href="https://lavarla.com">Lavarla - Kültür-Sanat ve Kent Yaşamı</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://lavarla.com/sosyal-medya-gercekten-sosyal-mi/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Saklı Kalmış Tarih Pilavoğlu Han</title>
		<link>https://lavarla.com/sakli-kalmis-tarih-pilavoglu-han/</link>
					<comments>https://lavarla.com/sakli-kalmis-tarih-pilavoglu-han/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Gaye Şahin]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 06 Jul 2017 07:50:45 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Pusula]]></category>
		<category><![CDATA[Ankara]]></category>
		<category><![CDATA[At Pazarı]]></category>
		<category><![CDATA[Pilavoğlu Han]]></category>
		<category><![CDATA[Ulus]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://lavarla.com/?p=16765</guid>

					<description><![CDATA[<p><span class="reading-mode-buttons"></span>Hancı değişir, misafirler gider, yenileri gelir&#8230; Ama han hep orada kalır. Ankara hala keşfedilmeyi bekleyen bir hazine. Gezdikçe, gördükçe, öğrendikçe bu şehre sevgisi büyüyor insanın. Kendi muhitimizden kafamızı biraz dışarı çıkardığımızda, &#8220;Ankara&#8217;da yapılacak bir şey yok&#8221; diyenlere verecek güzel cevaplarımız oluyor. Önyargılar mıdır? Uzak geldiğinden midir? Sebebi bilinmez ama Ulus hak ettiği değeri görmüyor. Kafamızı [&#8230;]</p>
<p><a href="https://lavarla.com/sakli-kalmis-tarih-pilavoglu-han/">&lt;span class=&quot;reading-mode-buttons&quot;&gt;&lt;/span&gt;Saklı Kalmış Tarih Pilavoğlu Han&lt;span class=&quot;reading-mode-buttons&quot;&gt;&lt;/span&gt;</a> yazısı ilk önce <a href="https://lavarla.com">Lavarla - Kültür-Sanat ve Kent Yaşamı</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p style="text-align: justify;">Hancı değişir, misafirler gider, yenileri gelir&#8230; Ama han hep orada kalır.</p>
<p style="text-align: justify;">Ankara hala keşfedilmeyi bekleyen bir hazine. Gezdikçe, gördükçe, öğrendikçe bu şehre sevgisi büyüyor insanın. Kendi muhitimizden kafamızı biraz dışarı çıkardığımızda, &#8220;Ankara&#8217;da yapılacak bir şey yok&#8221; diyenlere verecek güzel cevaplarımız oluyor. Önyargılar mıdır? Uzak geldiğinden midir? Sebebi bilinmez ama Ulus hak ettiği değeri görmüyor.</p>
<p style="text-align: justify;"><img loading="lazy" decoding="async" class="aligncenter wp-image-16769" src="http://lavarla.com/wp-content/uploads/2017/07/13525368_1709742975910098_1679871355_n.jpg" width="692" height="692" />Kafamızı yaşadığımız muhitten çıkarmayı başardığımız bir gün Pilavoğlu Han&#8217;a yolumuz düştü<em>.</em> Aslında asıl düşünülmesi gereken Pilavoğlu Han&#8217;a daha önce yolumuzun neden düşmediğiydi. İnsan burayı keşfedince en çok kendine bu soruyu soruyor. Kocaman büyük kapısı, yorgun duvarlarıyla Pilavoğlu Han, benim anlatılacak çok hikayem var der gibi bakıyordu bize.</p>
<p style="text-align: justify;"><img loading="lazy" decoding="async" class="aligncenter wp-image-16767 " src="http://lavarla.com/wp-content/uploads/2017/07/12930798_876494945830429_1065980804_n.jpg" width="792" height="792" srcset="https://lavarla.com/wp-content/uploads/2017/07/12930798_876494945830429_1065980804_n.jpg 640w, https://lavarla.com/wp-content/uploads/2017/07/12930798_876494945830429_1065980804_n-200x200.jpg 200w, https://lavarla.com/wp-content/uploads/2017/07/12930798_876494945830429_1065980804_n-300x300.jpg 300w, https://lavarla.com/wp-content/uploads/2017/07/12930798_876494945830429_1065980804_n-420x420.jpg 420w" sizes="(max-width: 792px) 100vw, 792px" />16. veya 17. yüzyılda yapıldığı düşünülen Han, Rahmi Koç Müzesi&#8217;nin tam karşısında. İlk adı ise Ali Paşa. Eskiden At Pazarı olarak bilinen alana bakıyor. Ufak tefek onarım ve tadilat çalışmaları yapılmasına karşın, restorasyon çalışması görmediği için çevredeki yenilenmiş tarihi binalara nazaran daha özgün, dokusu ve ruhu bozulmamış bir yapı. Aslında bizi içine bu kadar çekmesinin temel sebeplerinden biri de bu bozulmamış doku. İnşa edildiği yıllardan bugüne kadar bir çok farklı amaca hizmet vermiş. Bambaşka hikayelere şahitlik etmiş. İlk başlarda konaklama amacıyla yapılan han, daha sonraları çocuk ve kadın cezaevi, ticaretle uğraşanlar için depo ve son olarak da evsiz ve yoksulların konakladığı bir otel olarak hizmet vermiş.</p>
<p style="text-align: justify;">Çok değil, sadece birkaç yıl önce evsizleri ağırlıyordu Han. Üst katları kimsesiz misafirleri, alt katları ise iş yerlerini barındırıyordu. 30-40 yıldır handa konaklayanlar, Ulus civarında hamallık veya seyyar satıcılık yapanlar vardı.</p>
<p style="text-align: justify;">Şimdilerde ise sanatçılarla, zanaatkarların buluştuğu atölyelere ve kafelere ev sahipliği yapıyor. İki katlı hanın, üst katları daha çok ofis olarak kullanılıyor. Tasarım ve mimari ofislerin yoğunlukta olduğu üst katların manzarası ise enfes. Ankara&#8217;yı en güzel açılardan gören ikinci katı gezerken keşke bizim de burada ofisimiz olsa, diye iç geçirmeden edemedik.</p>
<p style="text-align: justify;">O eski hüzünlü günlerine inat, sanatla ve tasarımla dimdik ayakta misafirlerini bekliyor. Atölyelerin ve dükkanların çevrelediği avluda oturmak gerçekten insana keyif veriyor. Saklı kalmış bu tarihi han, keşfeden herkesin uğrak yeri olmuş durumda. Huzurlu ve keyifli bir gün geçirmek için Pilavoğlu Han&#8217;da önce atölyeleri ve vintage mağazalarını gezip, sonra da <span style="background-color: #ffffff; color: #ff9900;"><a style="background-color: #ffffff; color: #ff9900;" href="https://www.instagram.com/borgeskale/?hl=tr">Borges Cafe&#8217;de</a></span> oturup bir şeyler yiyebilir ve tarihi atmosferin büyülü havasında dostlarınızla sohbet edebilirsiniz.<img loading="lazy" decoding="async" class="aligncenter wp-image-16770 size-full" title="http://www.gazeteduvar.com.tr/hayat/2016/10/29/eskiden-cocuk-hapishanesiydi/" src="http://lavarla.com/wp-content/uploads/2017/07/pilavoglu-3.jpg" width="736" height="414" srcset="https://lavarla.com/wp-content/uploads/2017/07/pilavoglu-3.jpg 736w, https://lavarla.com/wp-content/uploads/2017/07/pilavoglu-3-300x169.jpg 300w, https://lavarla.com/wp-content/uploads/2017/07/pilavoglu-3-696x392.jpg 696w" sizes="(max-width: 736px) 100vw, 736px" /></p>
<p style="text-align: justify;">Ankara&#8217;nın geçmişten bugüne erişen veya erişemeyen diğer hanlar için <a href="http://lavarla.com/ankaranin-hanlari/">buraya</a> göz atabilirsiniz.</p>
<p>Kapak fotoğrafı <span style="color: #ff9900;"><a style="color: #ff9900;" href="https://www.instagram.com/negativecake/">Alaz OKUDAN</a></span> &#8216;a aittir. Kaynaklar: <a href="http://www.hurriyet.com.tr/50-yillik-bekar-odalari-23035849" target="_blank" rel="noopener noreferrer">1</a>&#8211;<a href="http://e-bulten.library.atilim.edu.tr/sayilar/2013-03/ankara2.html" target="_blank" rel="noopener noreferrer">2</a>&#8211;<a href="http://www.bik.gov.tr/tarihi-pilavoglu-hanina-yogun-ilgi/" target="_blank" rel="noopener noreferrer">3</a></p>
<p><a href="https://lavarla.com/sakli-kalmis-tarih-pilavoglu-han/">&lt;span class=&quot;reading-mode-buttons&quot;&gt;&lt;/span&gt;Saklı Kalmış Tarih Pilavoğlu Han&lt;span class=&quot;reading-mode-buttons&quot;&gt;&lt;/span&gt;</a> yazısı ilk önce <a href="https://lavarla.com">Lavarla - Kültür-Sanat ve Kent Yaşamı</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://lavarla.com/sakli-kalmis-tarih-pilavoglu-han/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Broadway&#8217;den Ankara&#8217;ya Bir Yolculuk: Stand Up Ankara</title>
		<link>https://lavarla.com/ankara-gulmeye-doyacak-standup-ankara/</link>
					<comments>https://lavarla.com/ankara-gulmeye-doyacak-standup-ankara/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Gaye Şahin]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 13 Jun 2017 07:47:28 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Etkinlik]]></category>
		<category><![CDATA[Pusula]]></category>
		<category><![CDATA[Ankara]]></category>
		<category><![CDATA[Broadway]]></category>
		<category><![CDATA[Stand Up]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://lavarla.com/?p=15806</guid>

					<description><![CDATA[<p><span class="reading-mode-buttons"></span>Bu aralar gülmekte baya zorlanır olduk. Gülmenin, güldürmenin bizde ata sporu olduğunu da düşünürsek şu an ki durumumuz içler acısı. Aslında herkes komik, herkesin anlatacak hikayeleri var ancak bunu çıkıp sahnede anlatmak, stand up yapabilmek ve herkese hitap edebilmek oldukça riskli, kabul edelim. Evde komik olmakla sahnede komik olabilmek arasında dağlar var. İşte bu riski [&#8230;]</p>
<p><a href="https://lavarla.com/ankara-gulmeye-doyacak-standup-ankara/">&lt;span class=&quot;reading-mode-buttons&quot;&gt;&lt;/span&gt;Broadway&#8217;den Ankara&#8217;ya Bir Yolculuk: Stand Up Ankara&lt;span class=&quot;reading-mode-buttons&quot;&gt;&lt;/span&gt;</a> yazısı ilk önce <a href="https://lavarla.com">Lavarla - Kültür-Sanat ve Kent Yaşamı</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p style="text-align: justify;">Bu aralar gülmekte baya zorlanır olduk. Gülmenin, güldürmenin bizde ata sporu olduğunu da düşünürsek şu an ki durumumuz içler acısı. Aslında herkes komik, herkesin anlatacak hikayeleri var ancak bunu çıkıp sahnede anlatmak, stand up yapabilmek ve herkese hitap edebilmek oldukça riskli, kabul edelim. <span style="color: #008000;">Evde komik olmakla sahnede komik olabilmek arasında dağlar var.</span> İşte bu riski göze almış -iyi ki de almış- bir ekip var Ankara&#8217;da. Ne şanslıyız ki şu sıralar sadece Ankara&#8217;dalar.</p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #ffcc99;"><img loading="lazy" decoding="async" class="aligncenter wp-image-16146 size-full" src="http://lavarla.com/wp-content/uploads/2017/06/17630112_1661132704182587_7353329339657347880_n.jpg" width="960" height="365" srcset="https://lavarla.com/wp-content/uploads/2017/06/17630112_1661132704182587_7353329339657347880_n.jpg 960w, https://lavarla.com/wp-content/uploads/2017/06/17630112_1661132704182587_7353329339657347880_n-300x114.jpg 300w, https://lavarla.com/wp-content/uploads/2017/06/17630112_1661132704182587_7353329339657347880_n-768x292.jpg 768w, https://lavarla.com/wp-content/uploads/2017/06/17630112_1661132704182587_7353329339657347880_n-696x265.jpg 696w" sizes="(max-width: 960px) 100vw, 960px" /></span><span style="color: #008000;"><em>&#8220;2015 yılında Tunalı Hilmi’de amatör ruhla kurulmuş bir komedi topluluğuyuz. Televizyon sahteliğinden bir hayli uzakta, buram buram sansür kokan anlayışa inat, komedyenlere, komedyen adaylarına sahneye çıkma fırsatı tanımakla beraber, sahneye çıkan arkadaşlarımıza özgürce kendilerini ifade edebilme şansı tanıyoruz. Seyircilerimizin desteğiyle önce Ankara’nın, sonra da Türkiye’nin en eğlenceli topluluklarından biri olma yolunda komik, eğlenceli fakat emin adımlarla ilerliyoruz,&#8221;</em> diye tanımlıyorlar kendilerini.</span></p>
<p><iframe title="Stand Up Ankara - Açık Mikrofon #anlathikayeni 4 Ekim 2016" width="800" height="450" src="https://www.youtube.com/embed/YD7SxT5hIHg?feature=oembed" frameborder="0" allow="accelerometer; autoplay; clipboard-write; encrypted-media; gyroscope; picture-in-picture; web-share" referrerpolicy="strict-origin-when-cross-origin" allowfullscreen></iframe></p>
<p style="text-align: justify;">Elbette bir anda ortaya çıkmadılar. Arkasında uzun bir zaman dilimi ve yaşanmış maceralar var. Ekibi bir araya getiren Emek Deniz Demirci&#8217;nin yolu bir şekilde Amerika&#8217;ya düştükten sonra bolca comedy clublara gidiyor New York&#8217;ta. Tam da bir Türk gibi &#8220;Ya ben bu işi Türkiye&#8217; ye gidince yaparım,&#8221; diyor ama bir farkla, Emek gerçekten girişimci bir adam. Uzun bir süre New Jersey&#8217;de yaşıyor. Sahne sanatlarından hiçbir zaman uzaklaşmıyor hatta New York Türk-Amerikan Sanat Topluluğunu kuruyorlar. Brodway&#8217;de 4 tane müzikal sahneye koyuyorlar. Haldun Dormen gibi büyük isimler Türkiye&#8217;den kalkıp Brodway&#8217;e gidiyor. Yani sahne tozunu bir hayli yutuyor. Bir süre sonra stand-up yapma isteğiyle ülkeye dönüyor.</p>
<p style="text-align: justify;">Önce çıkaracak kimseyi bulamamış annesini çıkarmış, babasını çıkarmış, arkadaşlarını çıkarmış, kendi çıkmış.<span style="color: #008000;"> &#8220;Pideciden marangoza kadar komik olduğunu düşündüğüm herkesi sahneye çıkarttım&#8221; <span style="color: #000000;">diyor</span>.</span> Zaman içerisinde şu anki ekip yavaş yavaş oluşmaya başlamış. Ekip birbirinden yetenekli ve dolu adamlardan oluşuyor. Yani tek iddiaları komik olmak değil. <em>Opener</em> olarak sahneye çıkan Ahmet Bilal Özbek Ankara Üniversitesi&#8217;nde araştırma görevlisi. İkinci olarak sahneye çıkan Ozan Ali Korkut&#8217;un ismini duyanlar vardır mutlaka, namı değer <em>üfleyen adam</em>. Dansçı tiyatro sanatçısı ve bir de üstüne stand up yapıyor. Ekibe ilk katılanlardan Emrecan Odabaşı ise üniversite öğrencisi ve burada bir kayırma yapmak zorundayım biz en çok ona güldük. Önceleri bir barda gösteri yapmaya başlamışlar, sonraları yolları<span style="color: #e82020;"> <a style="color: #e82020;" href="https://www.facebook.com/globicacoffee/" target="_blank" rel="noopener noreferrer">Globica</a></span> ile kesişmiş ve bir süredir burada gösteri yapıyorlar. Güzel kahve ve stand up ile dolu bir akşam&#8230; Şu sıralar daha ne isteriz bilmiyorum.</p>
<p style="text-align: justify;"><img loading="lazy" decoding="async" class="aligncenter wp-image-15810 " src="http://lavarla.com/wp-content/uploads/2017/05/18121801_1674856749476849_6613437683195708459_o.jpg" width="731" height="1034" srcset="https://lavarla.com/wp-content/uploads/2017/05/18121801_1674856749476849_6613437683195708459_o.jpg 679w, https://lavarla.com/wp-content/uploads/2017/05/18121801_1674856749476849_6613437683195708459_o-212x300.jpg 212w, https://lavarla.com/wp-content/uploads/2017/05/18121801_1674856749476849_6613437683195708459_o-297x420.jpg 297w" sizes="(max-width: 731px) 100vw, 731px" /></p>
<p style="text-align: justify;">Emek Deniz Demirci&#8217;nin bir araya getirdiği stand up&#8217;a gönül vermiş 4 adam sahnede hikayelerini anlatıyor, bizi güldürüyor, eğlenceli bir akşam geçirmemizi sağlıyor. Sahne programlarını <span style="color: #e82020;"><a style="color: #e82020;" href="https://www.instagram.com/standupankara/" target="_blank" rel="noopener noreferrer">Instagram</a></span> ve <span style="color: #e82020;"><a style="color: #e82020;" href="https://www.facebook.com/StandUpAnkara/" target="_blank" rel="noopener noreferrer">Facebook</a> </span>adreslerinden takip edebilirsiniz.</p>
<p><a href="https://lavarla.com/ankara-gulmeye-doyacak-standup-ankara/">&lt;span class=&quot;reading-mode-buttons&quot;&gt;&lt;/span&gt;Broadway&#8217;den Ankara&#8217;ya Bir Yolculuk: Stand Up Ankara&lt;span class=&quot;reading-mode-buttons&quot;&gt;&lt;/span&gt;</a> yazısı ilk önce <a href="https://lavarla.com">Lavarla - Kültür-Sanat ve Kent Yaşamı</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://lavarla.com/ankara-gulmeye-doyacak-standup-ankara/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Sokakların Son Modası: 90’lar ve Grunge Aşk mı Nefret mi?</title>
		<link>https://lavarla.com/sokaklarin-son-modasi-90lar-grunge-ask-mi-nefret-mi/</link>
					<comments>https://lavarla.com/sokaklarin-son-modasi-90lar-grunge-ask-mi-nefret-mi/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Gaye Şahin]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 19 Apr 2017 07:00:32 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Moda]]></category>
		<category><![CDATA[90lar]]></category>
		<category><![CDATA[Ankara]]></category>
		<category><![CDATA[Grunge]]></category>
		<category><![CDATA[Lavarla]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://lavarla.com/?p=13825</guid>

					<description><![CDATA[<p><span class="reading-mode-buttons"></span>90&#8217;larda 80&#8217;lerin modasını takip ederseniz insanlar sizin rüküş olduğunuzu düşünür. 2000&#8217;lerde 90&#8217;ları takip ederseniz hem rüküş hem de biraz yaşlı olduğunuzu düşünür. Ama 2010&#8217;dan sonra 90&#8217;ları takip ederseniz bir stil ikonu bile olabilirsiniz. 80&#8217;lerin hakkını yemek gibi olmasın ama 90&#8217;lar bitince moda camiasındaki sanatçılar içten içe bir oh çekmişlerdi. Pantolon dizlerini yırtmaktan heba olan kızlarımız [&#8230;]</p>
<p><a href="https://lavarla.com/sokaklarin-son-modasi-90lar-grunge-ask-mi-nefret-mi/">&lt;span class=&quot;reading-mode-buttons&quot;&gt;&lt;/span&gt;Sokakların Son Modası: 90’lar ve Grunge Aşk mı Nefret mi?&lt;span class=&quot;reading-mode-buttons&quot;&gt;&lt;/span&gt;</a> yazısı ilk önce <a href="https://lavarla.com">Lavarla - Kültür-Sanat ve Kent Yaşamı</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p style="text-align: justify;">90&#8217;larda 80&#8217;lerin modasını takip ederseniz insanlar sizin rüküş olduğunuzu düşünür. 2000&#8217;lerde 90&#8217;ları takip ederseniz hem rüküş hem de biraz yaşlı olduğunuzu düşünür. Ama 2010&#8217;dan sonra 90&#8217;ları takip ederseniz bir stil ikonu bile olabilirsiniz. 80&#8217;lerin hakkını yemek gibi olmasın ama 90&#8217;lar bitince moda camiasındaki sanatçılar içten içe bir oh çekmişlerdi. Pantolon dizlerini yırtmaktan heba olan kızlarımız pantolonları aldıkları gibi kullanmaya, oduncu gömleğini beline bağlayıp cool olmaya çalışan gencimiz ise üstüne giyip grip olmaktan son anda yırtmıştı. 80&#8217;lerde yazılmaya başlanan rüküşlüğün kitabı 90&#8217;larda şaha kalkmıştı ve 90&#8217;lar modası geçmeye başlayınca bazılarımızın yüzünde minik bir tebessüm oluşmuştu. Gel gelelim ki şu sıralar dergilerdeki modelleri tanımasak, 90&#8217;lardan kalma bir dergiye göz atıyoruz zannedeceğiz. Bir 90&#8217;lar rüzgarı esiyor moda dünyasında. Rüzgarda laf mı adeta kasırga kopuyor.</p>
<p style="text-align: justify;"><img loading="lazy" decoding="async" class="alignnone wp-image-13869" src="http://lavarla.com/wp-content/uploads/2017/04/01-241x300.jpg" alt="" width="356" height="443" srcset="https://lavarla.com/wp-content/uploads/2017/04/01-241x300.jpg 241w, https://lavarla.com/wp-content/uploads/2017/04/01.jpg 320w" sizes="(max-width: 356px) 100vw, 356px" />                 <img loading="lazy" decoding="async" class="wp-image-13870 alignnone" src="http://lavarla.com/wp-content/uploads/2017/04/02-159x300.jpg" alt="" width="235" height="444" srcset="https://lavarla.com/wp-content/uploads/2017/04/02-159x300.jpg 159w, https://lavarla.com/wp-content/uploads/2017/04/02-223x420.jpg 223w" sizes="(max-width: 235px) 100vw, 235px" /></p>
<p style="text-align: justify;">Kate Moss ve Naomi Campbell&#8217;in tahtını sallayan mı demeli yoksa farklı yüz ve vücut hatlarındaki birer moda klonları mı demeli Gigi Hadid ve Kendal Jenner için bilmiyorum. Tabi bir de soğuk güzel Bella Hadid var ki soğuk ve seksi diye tasvir edince Kate&#8217;in klonu olmaya bir adım daha yakın kendileri. Bilinçli midir? Bir algı yönetimi midir? Bu güzeller, ikon manken ablalarına mı özenmektedir? Yoksa sadece bir tesadüf müdür bilinmez ama büyük moda evlerinin 2013-2014 sezonuyla sunmaya başladıkları koleksiyonları, 90&#8217;ların geldiğinin en büyük habercisiydi.</p>
<p style="text-align: justify;"><img loading="lazy" decoding="async" class="alignnone wp-image-13872" src="http://lavarla.com/wp-content/uploads/2017/04/04-300x298.jpg" alt="" width="356" height="354" srcset="https://lavarla.com/wp-content/uploads/2017/04/04-300x298.jpg 300w, https://lavarla.com/wp-content/uploads/2017/04/04-200x200.jpg 200w, https://lavarla.com/wp-content/uploads/2017/04/04-696x692.jpg 696w, https://lavarla.com/wp-content/uploads/2017/04/04-422x420.jpg 422w, https://lavarla.com/wp-content/uploads/2017/04/04.jpg 760w" sizes="(max-width: 356px) 100vw, 356px" />          <img loading="lazy" decoding="async" class="alignnone wp-image-13873" src="http://lavarla.com/wp-content/uploads/2017/04/05-227x300.jpg" alt="" width="268" height="354" srcset="https://lavarla.com/wp-content/uploads/2017/04/05-227x300.jpg 227w, https://lavarla.com/wp-content/uploads/2017/04/05-768x1014.jpg 768w, https://lavarla.com/wp-content/uploads/2017/04/05-776x1024.jpg 776w, https://lavarla.com/wp-content/uploads/2017/04/05-696x919.jpg 696w, https://lavarla.com/wp-content/uploads/2017/04/05-318x420.jpg 318w, https://lavarla.com/wp-content/uploads/2017/04/05.jpg 800w" sizes="(max-width: 268px) 100vw, 268px" /></p>
<p style="text-align: justify;">Dünya neon renkler, kabarık saçlar, vatkalar, diskolar ve çılgın müziklerle 1980&#8217;leri dibine kadar yaşarken Seattle&#8217;lı fakir ama gururlu gençler kaliteli müzik yapmak ve hayal dünyalarını şarkı sözlerine aktarmak için yanıp tutuşuyordu. 1980&#8217;lerin sonlarına doğru melankolik, parasız belki de ümitsiz bu gençler, yetenekleriyle dünyayı yavaş yavaş etkisi altına almaya başladı. Savruk ve salaş yaşam tarzları, özensiz görünen kıyafetleriyle, yeni bir akım yaratmak üzere olduklarının belki de farkında değillerdi.</p>
<p style="text-align: justify;">Seattle bölgesinde başlayıp daha sonra tüm dünyaya yayılan Grunge kültürünün, herkes tarafından bilinen yakışıklı ve cool temsilcisi Kurt Cobain, bu etkiyi yaratacağını düşünmüş müydü acaba? Ya da umrunda mıydı demek daha doğru olur.</p>
<p style="text-align: justify;"><img loading="lazy" decoding="async" class="alignnone wp-image-13874" src="http://lavarla.com/wp-content/uploads/2017/04/06-196x300.jpg" alt="" width="175" height="268" srcset="https://lavarla.com/wp-content/uploads/2017/04/06-196x300.jpg 196w, https://lavarla.com/wp-content/uploads/2017/04/06.jpg 250w" sizes="(max-width: 175px) 100vw, 175px" />     <img loading="lazy" decoding="async" class="alignnone wp-image-13875" src="http://lavarla.com/wp-content/uploads/2017/04/07-300x169.png" alt="" width="476" height="268" srcset="https://lavarla.com/wp-content/uploads/2017/04/07-300x169.png 300w, https://lavarla.com/wp-content/uploads/2017/04/07-768x432.png 768w, https://lavarla.com/wp-content/uploads/2017/04/07-696x391.png 696w, https://lavarla.com/wp-content/uploads/2017/04/07-748x420.png 748w, https://lavarla.com/wp-content/uploads/2017/04/07.png 970w" sizes="(max-width: 476px) 100vw, 476px" /></p>
<p style="text-align: justify;">Nirvana, Soundgarden, Alice in Chains, Mudhoney ve Pearl Jam gibi Seattle çıkışlı gruplar, grunge müziğin ve grunge tarzının hızla yayılmasını sağlayan efsane gruplardı. Aslında 1980&#8217;lerin ortasında çıkan fakat 1990&#8217;larda popülerliği artan ve grunge olarak tanımlanan bu tarzın isim babası Mudhoney grubunun solisti Mark Arm&#8217;dır. 1980&#8217;lerin ortalarında alternatif rock&#8217;ın bir alt türü olarak Seattle&#8217; da ortaya çıkan müzik akımı hardcore punk, heavy metal ve indie rock&#8217;tan etkilenmiş ve tarz olarak agresif, depresif, melankolik hatta umursamaz ve nihilisttir. Bu serseri çocuk grunge müzik, elbetteki kıyafetleri de serseriliğiyle değiştirmiş ve etkisi altına almıştır. Yırtık kotlar, oduncu gömlekler, tozlu ayakkabılar, renk uyumu aranmayan kıyafetler, salaş hatta sarkık kollu hırkalar. Umursamaz, özenilmemiş, önem verilmemiş ya da şimdiki haliyle önem verilmemiş gibi gözüken kıyafetler.</p>
<p style="text-align: justify;"><img loading="lazy" decoding="async" class="aligncenter wp-image-13876 size-full" src="http://lavarla.com/wp-content/uploads/2017/04/08.jpg" width="1023" height="653" srcset="https://lavarla.com/wp-content/uploads/2017/04/08.jpg 1023w, https://lavarla.com/wp-content/uploads/2017/04/08-300x191.jpg 300w, https://lavarla.com/wp-content/uploads/2017/04/08-768x490.jpg 768w, https://lavarla.com/wp-content/uploads/2017/04/08-696x444.jpg 696w, https://lavarla.com/wp-content/uploads/2017/04/08-658x420.jpg 658w" sizes="(max-width: 1023px) 100vw, 1023px" /></p>
<p style="text-align: justify;">90&#8217;ların geri dönüşü elbette ki grunge tarzdan ibaret değil günümüzde. Flanel gömleklerden ya da onları kot şortunun üstüne bağlayan süper modellerden ötesi var.</p>
<p style="text-align: justify;"><img loading="lazy" decoding="async" class="alignnone wp-image-13879" src="http://lavarla.com/wp-content/uploads/2017/04/10-233x300.jpg" alt="" width="326" height="420" srcset="https://lavarla.com/wp-content/uploads/2017/04/10-233x300.jpg 233w, https://lavarla.com/wp-content/uploads/2017/04/10-326x420.jpg 326w, https://lavarla.com/wp-content/uploads/2017/04/10.jpg 500w" sizes="(max-width: 326px) 100vw, 326px" />      <img loading="lazy" decoding="async" class="alignnone wp-image-13880" src="http://lavarla.com/wp-content/uploads/2017/04/11-226x300.jpg" alt="" width="316" height="420" srcset="https://lavarla.com/wp-content/uploads/2017/04/11-226x300.jpg 226w, https://lavarla.com/wp-content/uploads/2017/04/11-317x420.jpg 317w, https://lavarla.com/wp-content/uploads/2017/04/11.jpg 580w" sizes="(max-width: 316px) 100vw, 316px" /></p>
<p style="text-align: justify;"><img loading="lazy" decoding="async" class="alignnone wp-image-13881 " src="http://lavarla.com/wp-content/uploads/2017/04/12-1024x512.jpg" width="726" height="363" srcset="https://lavarla.com/wp-content/uploads/2017/04/12-1024x512.jpg 1024w, https://lavarla.com/wp-content/uploads/2017/04/12-300x150.jpg 300w, https://lavarla.com/wp-content/uploads/2017/04/12-768x384.jpg 768w, https://lavarla.com/wp-content/uploads/2017/04/12-696x348.jpg 696w, https://lavarla.com/wp-content/uploads/2017/04/12-1068x534.jpg 1068w, https://lavarla.com/wp-content/uploads/2017/04/12-840x420.jpg 840w, https://lavarla.com/wp-content/uploads/2017/04/12.jpg 1600w" sizes="(max-width: 726px) 100vw, 726px" /></p>
<p style="text-align: justify;">Öncelikle süper model kavramı 90&#8217;larda nasılsa şimdi de öyle. Adriana Lima&#8217;lar da Giselle Bünchen&#8217;ler de olduğu gibi çoluğa çocuğa karışan, örnek yaşamlarıyla magazine çok da malzeme olamayan değil de, Kate Moss gibi Naomi Campel gibi elinde sigara, çılgın partilerde pozlar veren, göğüslerini sergileyen, transparan kıyafetler giyip sokaklarda gezen, dilini çıkarıp poz veren, 90&#8217;ların grungieleri geri döndü. Grunge&#8217;ın çıkışını düşününce, bu insanları şu an grungie diye anmak biraz garip geliyor elbette ki.</p>
<p style="text-align: justify;"><img loading="lazy" decoding="async" class="aligncenter wp-image-13878 size-full" src="http://lavarla.com/wp-content/uploads/2017/04/09.jpg" width="1080" height="519" srcset="https://lavarla.com/wp-content/uploads/2017/04/09.jpg 1080w, https://lavarla.com/wp-content/uploads/2017/04/09-300x144.jpg 300w, https://lavarla.com/wp-content/uploads/2017/04/09-768x369.jpg 768w, https://lavarla.com/wp-content/uploads/2017/04/09-1024x492.jpg 1024w, https://lavarla.com/wp-content/uploads/2017/04/09-696x334.jpg 696w, https://lavarla.com/wp-content/uploads/2017/04/09-1068x513.jpg 1068w, https://lavarla.com/wp-content/uploads/2017/04/09-874x420.jpg 874w" sizes="(max-width: 1080px) 100vw, 1080px" /></p>
<p style="text-align: justify;">Nirvana&#8217;nın Seattle&#8217;de sadece müzik yapmak istiyoruz, yetenekliyiz, depresifiz, melankoliğiz ve kıyafetlerimiz hiç umrumuzda değil tavrının bir tarza dönüşeceği ve bir gün kendiliğinden yırtılmış pantolonlarıyla gezen, gerçek grungielere özenen sevgili zenginlerin pantolonlarını yırtıp, t-shirtlerini keseceği kimin aklına gelirdi ki. Güzel müzikten doğan, cool adamların yarattığı bu hayat tarzı feci halde moda oldu. 20 sene sonra yine gündeme oturdu ve milyon dolarlık süper modeller, onların bu akımını kıyafetleriyle arzı endam etti. Etmeye de devam ediyor. Herkes Rihanna&#8217;yı taklit ediyor herkes Gigi&#8217;nin croptoplarını alıyor, Kendall&#8217;a çılgınca yakışan choker kolyeleri arıyor, Cara Delevingne&#8217;nin kıyafetlerini Instagram&#8217;dan takip ediyor.</p>
<p style="text-align: justify;"><img loading="lazy" decoding="async" class="aligncenter wp-image-13882 " src="http://lavarla.com/wp-content/uploads/2017/04/14.jpg" width="700" height="629" srcset="https://lavarla.com/wp-content/uploads/2017/04/14.jpg 634w, https://lavarla.com/wp-content/uploads/2017/04/14-300x269.jpg 300w, https://lavarla.com/wp-content/uploads/2017/04/14-468x420.jpg 468w" sizes="(max-width: 700px) 100vw, 700px" /></p>
<p style="text-align: justify;"><img loading="lazy" decoding="async" class="aligncenter wp-image-13883 " src="http://lavarla.com/wp-content/uploads/2017/04/15.jpg" width="704" height="352" srcset="https://lavarla.com/wp-content/uploads/2017/04/15.jpg 980w, https://lavarla.com/wp-content/uploads/2017/04/15-300x150.jpg 300w, https://lavarla.com/wp-content/uploads/2017/04/15-768x384.jpg 768w, https://lavarla.com/wp-content/uploads/2017/04/15-696x348.jpg 696w, https://lavarla.com/wp-content/uploads/2017/04/15-840x420.jpg 840w" sizes="(max-width: 704px) 100vw, 704px" /></p>
<p style="text-align: justify;">E hani sevmemiştik? Hani doksanlar bitince mutlu olmuştuk? Hani o yıllardaki halimize bakıp bakıp ay ne kadar rüküşüm diyorduk? İşte olan oldu. Moda dünyası yine yaptı yapacağını ve çok değil birkaç sene önce &#8220;Aman tanrım çok rüküş!&#8221; dediğimiz her şey şimdi gözümüze harika gözüküyor. Bu oyuna her seferinde kanıyoruz. Ne kadar modayı takip etmiyorum desek de, bir şekilde kendimizi içinde buluveriyoruz. Kendall Jenner mı? &#8220;A yok ben sadece belgesel-jazz&#8221; desek bile kendimizi çizgili kazaklar alırken koyu renk rujlar sürerken buluyoruz.</p>
<p style="text-align: justify;">Seattle&#8217;lı müzisyenlerin düzene uymayan kirli Converse’leri ve yırtık tshirtleri vardı. Tarzı reddeden, düzenin parçası olmak istemeyen grungieleri, düzen bir tarza dönüştürdü. Adamların kemikleri sızlıyor mudur acaba? Düzene uymayacağız farklıyız biz derken adamları moda tarihinin en çok tekrarlanan tarzı yaptık. E n&#8217;apalım? Birkaç sene önce eski fotoğraflara bakarken ne kadar ağız burun büktüysek de grunge harika bir tarz. Rahat salaş ve özgür. Hem seksi hem rahat olabildiğimiz, ayrıca yüksek bel pantolonlarla daha zayıf gözükebildiğimiz için, hiç olmasa da 20 senede bir grunge tarza tekrar döneceğimiz aşikar. Yetişemediğimiz hippi özgürlüğünü grunge ile harmanlayıp, 2010&#8217;lardan itibaren dönüştürerek ama asla vazgeçmeyerek, bu akımı sürdürmeye çalışıyoruz. Kimse bizi oduncu gömleklerimizden ve yüksek bel pantolonlarımızdan koparamaz.</p>
<p style="text-align: justify;">Yaşasın Grunge!</p>
<p><a href="https://lavarla.com/sokaklarin-son-modasi-90lar-grunge-ask-mi-nefret-mi/">&lt;span class=&quot;reading-mode-buttons&quot;&gt;&lt;/span&gt;Sokakların Son Modası: 90’lar ve Grunge Aşk mı Nefret mi?&lt;span class=&quot;reading-mode-buttons&quot;&gt;&lt;/span&gt;</a> yazısı ilk önce <a href="https://lavarla.com">Lavarla - Kültür-Sanat ve Kent Yaşamı</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://lavarla.com/sokaklarin-son-modasi-90lar-grunge-ask-mi-nefret-mi/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Tek ve Çok: 1955&#8217;ten 1995&#8217;e Türkiye&#8217;de Üretim Ortamı ve 1980&#8217;ler</title>
		<link>https://lavarla.com/tek-ve-cok-1955ten-1995e-turkiyede-uretim-ortami-ve-1980ler/</link>
					<comments>https://lavarla.com/tek-ve-cok-1955ten-1995e-turkiyede-uretim-ortami-ve-1980ler/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Gaye Şahin]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 22 Mar 2017 07:35:36 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Pusula]]></category>
		<category><![CDATA[Sergi]]></category>
		<category><![CDATA[ÇSM]]></category>
		<category><![CDATA[Motör]]></category>
		<category><![CDATA[Salt]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://lavarla.com/?p=12590</guid>

					<description><![CDATA[<p><span class="reading-mode-buttons"></span>SALT bünyesinde düzenlenen Tek ve Çok sergisi İstanbul&#8217;dan sonra Ankara&#8217;da da 2 Mart itibariyle misafirleriyle buluşmaya başladı. Sergi dünü, bugünü ve geleceği sorgulamamızı sağlayan bir araştırma sergisi. Meriç Öner&#8217;in bilgilendirici konuşmasıyla açılışını yapan sergi 1955&#8217;ten 1995&#8217;e kadar olan zaman dilimini kapsayan bir araştırmayla, 1980 yıllarındaki üretim ve tüketim dünyasını Türkiye açısından değerlendirmeye sunuyor. Tek ve Çok sergisini daha iyi anlamak ve [&#8230;]</p>
<p><a href="https://lavarla.com/tek-ve-cok-1955ten-1995e-turkiyede-uretim-ortami-ve-1980ler/">&lt;span class=&quot;reading-mode-buttons&quot;&gt;&lt;/span&gt;Tek ve Çok: 1955&#8217;ten 1995&#8217;e Türkiye&#8217;de Üretim Ortamı ve 1980&#8217;ler&lt;span class=&quot;reading-mode-buttons&quot;&gt;&lt;/span&gt;</a> yazısı ilk önce <a href="https://lavarla.com">Lavarla - Kültür-Sanat ve Kent Yaşamı</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p style="text-align: justify"><a href="http://www.saltonline.org/" target="_blank" rel="noopener noreferrer">SALT</a> bünyesinde düzenlenen <em><strong>Tek ve Çok</strong></em> sergisi İstanbul&#8217;dan sonra Ankara&#8217;da da 2 Mart itibariyle misafirleriyle buluşmaya başladı. Sergi dünü, bugünü ve geleceği sorgulamamızı sağlayan bir araştırma sergisi. Meriç Öner&#8217;in bilgilendirici konuşmasıyla açılışını yapan sergi <strong>1955&#8217;ten 1995&#8217;e</strong> kadar olan zaman dilimini kapsayan bir araştırmayla, <strong>1980</strong> yıllarındaki üretim ve tüketim dünyasını Türkiye açısından değerlendirmeye sunuyor. <em><strong>Tek ve Çok </strong></em>sergisini daha iyi anlamak ve özümseyebilmek adına SALT Araştırma ve Programlar Yöneticisi Meriç Öner ile bir söyleşi gerçekleştirdik. <a href="http://csm.cankaya.bel.tr/Events/Exhibition" target="_blank" rel="noopener noreferrer">Çağdaş Sanatlar Merkezi</a>’ne uğrarsanız <strong>4 Nisan&#8217;a</strong> kadar muazzam bir araştırma ürünü olan bu sergiyi görme şansını yakalayabilirsiniz.</p>
<h5 style="text-align: justify"><strong><em>Tek ve Çok</em></strong> <strong>sergisinin fikir yolcuğu nasıl başladı? Proje olma süreci ve temel amacı nedir?</strong></h5>
<p style="text-align: justify"><em>“Tek ve Çok”</em> SALT&#8217;ın üyesi olduğu Avrupa müzeler konfederasyonu L&#8217;Internationale&#8217;nin beş yıllık The Uses of Art – The Legacy of 1848 and 1989 [Sanat Kullanımları – 1848 ve 1989&#8217;un Mirası] programı kapsamında gerçekleştirildi. Proje bünyesinde SALT ekibi tarafından yürütülen Türkiye’de 1980’ler araştırması, <strong><em>“Tek ve Çok</em></strong>”un yanı sıra “<strong>Nerden geldik buraya</strong>” sergisi bağlamında İstanbul ve Ankara’da aktarıldı. İki sergide öncelikle ele alınan konular farklı. “Nerden geldik buraya” dönemin toplumsal örgütlenmeleri ile popüler kültürüne bakarken, <strong><em>“Tek ve Çok”</em> </strong>tümüyle maddi kültüre odaklanıyor.</p>
<p><img loading="lazy" decoding="async" class="size-full wp-image-12846 aligncenter" src="http://lavarla.com/wp-content/uploads/2017/03/tek-ve-cok-sergi-ankara-lavarla.jpg" alt="" width="740" height="558" srcset="https://lavarla.com/wp-content/uploads/2017/03/tek-ve-cok-sergi-ankara-lavarla.jpg 740w, https://lavarla.com/wp-content/uploads/2017/03/tek-ve-cok-sergi-ankara-lavarla-300x226.jpg 300w, https://lavarla.com/wp-content/uploads/2017/03/tek-ve-cok-sergi-ankara-lavarla-80x60.jpg 80w, https://lavarla.com/wp-content/uploads/2017/03/tek-ve-cok-sergi-ankara-lavarla-696x525.jpg 696w, https://lavarla.com/wp-content/uploads/2017/03/tek-ve-cok-sergi-ankara-lavarla-557x420.jpg 557w" sizes="(max-width: 740px) 100vw, 740px" /></p>
<h5 style="text-align: justify"><em><strong>Tek ve Çok </strong></em><strong>sergisinde 1955&#8217;ten 1995’e Türkiye’de üretim ortamını 1980’lerde dolaşımda olan nesneler aracılığıyla inceliyoruz. Bu sergi konuklarına ne görmeyi vadediyor?</strong></h5>
<p style="text-align: justify">Sergide dönemin belirleyici toplumsal olaylarını özetleyen bir tarihçe, iş birliği yapılan kurumların katkısıyla oluşturulan kısmi endüstriyel üretim tarihçesi ve gündelik tüketim nesnelerinin üretim hikâyeleri ile 1980’lerden başlayarak gelişen moda ve sanat ortamını örneklendiren anlatılar var. Ancak serginin konuklara vaadini fiziksel nesneler üzerinden tarif etmek, sergiyi bir dönem fuarına dönüştürüyor. Meraklı izleyici sergide altı çizilen <strong>“özgün kopyalar”</strong> kavramını düşünmeye ve bunun üzerinden Türkiye’deki üretim kültürüne dair baskın toplumsal bakışı gözden geçirmeye davetli.</p>
<p><img loading="lazy" decoding="async" class="alignnone wp-image-12743" src="http://lavarla.com/wp-content/uploads/2017/03/Tek-ve-Çok-ÇSM-05.03.2017-010-300x200.jpg" alt="" width="330" height="220" srcset="https://lavarla.com/wp-content/uploads/2017/03/Tek-ve-Çok-ÇSM-05.03.2017-010-300x200.jpg 300w, https://lavarla.com/wp-content/uploads/2017/03/Tek-ve-Çok-ÇSM-05.03.2017-010-768x512.jpg 768w, https://lavarla.com/wp-content/uploads/2017/03/Tek-ve-Çok-ÇSM-05.03.2017-010-1024x683.jpg 1024w, https://lavarla.com/wp-content/uploads/2017/03/Tek-ve-Çok-ÇSM-05.03.2017-010-696x464.jpg 696w, https://lavarla.com/wp-content/uploads/2017/03/Tek-ve-Çok-ÇSM-05.03.2017-010-1068x712.jpg 1068w, https://lavarla.com/wp-content/uploads/2017/03/Tek-ve-Çok-ÇSM-05.03.2017-010-630x420.jpg 630w" sizes="(max-width: 330px) 100vw, 330px" />  <img loading="lazy" decoding="async" class="alignnone wp-image-12824" src="http://lavarla.com/wp-content/uploads/2017/03/Tek-ve-Çok-ÇSM-05.03.2017-014-300x200.jpg" alt="" width="330" height="220" srcset="https://lavarla.com/wp-content/uploads/2017/03/Tek-ve-Çok-ÇSM-05.03.2017-014-300x200.jpg 300w, https://lavarla.com/wp-content/uploads/2017/03/Tek-ve-Çok-ÇSM-05.03.2017-014-768x512.jpg 768w, https://lavarla.com/wp-content/uploads/2017/03/Tek-ve-Çok-ÇSM-05.03.2017-014-1024x683.jpg 1024w, https://lavarla.com/wp-content/uploads/2017/03/Tek-ve-Çok-ÇSM-05.03.2017-014-696x464.jpg 696w, https://lavarla.com/wp-content/uploads/2017/03/Tek-ve-Çok-ÇSM-05.03.2017-014-1068x712.jpg 1068w, https://lavarla.com/wp-content/uploads/2017/03/Tek-ve-Çok-ÇSM-05.03.2017-014-630x420.jpg 630w" sizes="(max-width: 330px) 100vw, 330px" /></p>
<p><strong>Şehirleşmedeki hız ve toplumun ikileşmesi ve belki de ayrışması sinemaya ve diğer sanatlara nasıl yansıdı?</strong></p>
<p style="text-align: justify">Bu soru içerisinde hassasiyetle ele alınması gereken birbirinden çok farklı konular var. Şehirleşmedeki hızın, toplumsal ve fiziksel yapıya verdiği zarar özellikle sosyoloji ve şehircilik alanları tarafından tekrar tekrar tespit edildi. Bu haklı tespiti yinelemenin bir kıymeti yok. Ancak bu hızın birlikte var ettiği yerel, uluslararası; el işi, makine işi gibi çeşitli üretim biçimlerini konu edinmek anlamlı olduğu için sergide bu değişime atıfta bulunuyoruz.</p>
<p style="text-align: justify"><strong>Toplumun ikileşmesi meselesi de hayli tükettiğimiz bir kavram. Elbette toplum iki değil, çok çeşitli bileşenlerden meydana geliyor. Ancak şehirlerin üretim ve servis alanında merkez olmak yolunda büyümesi esnasında, Türkiye’de toplumun bir sebeple çok benimsediği fakir ve zengin ikiliği neredeyse birleştirici bir tema olarak sürekli işleniyor. 1980’lerin buna sunduğu çözüm ise “inadına zengin olmak” biçiminde özetlenebilir.</strong> Gerçekte zengin olamayanlar ise zengin görünmeyi benimsiyor. 80’ler bu sebeple -ve belki bugünkü uzantısında hâlâ- kitlesel bir refah parodisi gibi değerlendirilebilir. Tüketimin var ettiği sözüm ona zenginliğin yüzeysel kodları gibi toplum içerisinde pek çok pozisyonun da kodları var. Bunlar aynı zamanda bakış açılarını yansıtıyor. Farklı bakış açısındakiler, karşılıklı konuşmak ve tartışmaktan gayrı bir arada kümelenmeye eğilim gösteriyor. İkilik, daha doğrusu kutuplaşma dediğimiz bunun tespiti. Sinemanın ve sanatın bundan özellikle etkilenip etkilenmediğinden çok, kendi dünyalarında bunları yansıtıp yansıtmadığına bakılabilir.</p>
<h5><strong>Bir yanda el emeği büyürken bir yan da sanayileşmenin etkisi altına aldığı Türkiye’de orta sınıf kendini hangi tarafa daha yakın hissetti?</strong></h5>
<p style="text-align: justify">Bir yanda el emeğinin büyüdüğünü düşünmüyorum. El emeği aile ekonomisinin çok doğal bir parçası. Orta sınıfın endüstriyel ürün ile diğeri arasında bir tercih yapmasını gerektirecek bir durum yok. Zaman içerisinde yerleşen estetik değerler, el emeğini yer yer hor görmüş olabilir.</p>
<h5 style="text-align: justify"><strong>Televizyonun üzerine örtülen danteller halkın yaşadığı ikilemi en iyi anlatan görsellerden biri. Hızlanan şehirleşme halkın öz benliğini nasıl etkiledi?</strong></h5>
<p style="text-align: justify">İşin doğrusu televizyon üzerindeki dantelin bir ikilem olduğunu hiç düşünmedim. Sergide yer alan benzer ögeler, o dönemde varlığını inkâr ettiğimiz ya da küçümsediğimiz bir estetik anlayışını çizim hâlin de sabitliyor. Üzerine yorum yapmadan önce hafızadaki mizahi yerini sarsmak gerekli. O çizime harcadığımız emek ile bu ilk adımı hedefledik. Demin sözünü ettiğim görüntüde sağlanan zenginliğin bir hedefe dönüşmesi tesadüf değil çünkü estetik tercihler bir sınıflama aracı olarak kullanılıyor. 80’ler de bu böyle en azından. Sergide dönemi bireyler, kahramanlar veya toplumun farklı kesimleri üzerinden anlatmamayı seçtiğimiz gibi buna aracı olacak tespitlerden uzak durmayı da önemsiyoruz. Her bir ürün kendine kurduğu estetik dünya ile makbul, çünkü gerçek. Yüceltmemiz de yermemiz de gerekmiyor.</p>
<p><img loading="lazy" decoding="async" class="alignnone wp-image-12825" src="http://lavarla.com/wp-content/uploads/2017/03/Tek-ve-Çok-ÇSM-05.03.2017-034-300x200.jpg" alt="" width="330" height="220" srcset="https://lavarla.com/wp-content/uploads/2017/03/Tek-ve-Çok-ÇSM-05.03.2017-034-300x200.jpg 300w, https://lavarla.com/wp-content/uploads/2017/03/Tek-ve-Çok-ÇSM-05.03.2017-034-768x512.jpg 768w, https://lavarla.com/wp-content/uploads/2017/03/Tek-ve-Çok-ÇSM-05.03.2017-034-1024x683.jpg 1024w, https://lavarla.com/wp-content/uploads/2017/03/Tek-ve-Çok-ÇSM-05.03.2017-034-696x464.jpg 696w, https://lavarla.com/wp-content/uploads/2017/03/Tek-ve-Çok-ÇSM-05.03.2017-034-1068x712.jpg 1068w, https://lavarla.com/wp-content/uploads/2017/03/Tek-ve-Çok-ÇSM-05.03.2017-034-630x420.jpg 630w" sizes="(max-width: 330px) 100vw, 330px" />  <img loading="lazy" decoding="async" class="alignnone wp-image-12826" src="http://lavarla.com/wp-content/uploads/2017/03/Tek-ve-Çok-ÇSM-05.03.2017-047-1-300x200.jpg" alt="" width="330" height="220" srcset="https://lavarla.com/wp-content/uploads/2017/03/Tek-ve-Çok-ÇSM-05.03.2017-047-1-300x200.jpg 300w, https://lavarla.com/wp-content/uploads/2017/03/Tek-ve-Çok-ÇSM-05.03.2017-047-1-768x512.jpg 768w, https://lavarla.com/wp-content/uploads/2017/03/Tek-ve-Çok-ÇSM-05.03.2017-047-1-1024x683.jpg 1024w, https://lavarla.com/wp-content/uploads/2017/03/Tek-ve-Çok-ÇSM-05.03.2017-047-1-696x464.jpg 696w, https://lavarla.com/wp-content/uploads/2017/03/Tek-ve-Çok-ÇSM-05.03.2017-047-1-1068x712.jpg 1068w, https://lavarla.com/wp-content/uploads/2017/03/Tek-ve-Çok-ÇSM-05.03.2017-047-1-630x420.jpg 630w" sizes="(max-width: 330px) 100vw, 330px" /></p>
<h5 style="text-align: justify"><strong>Üretim kültürüne değinen Tek ve Çok sergisi aslında bize tüketim kültürünün öğrenildiği ve yaygınlaştı bir dönem olan 80’lerden bahsediyor. Özgün kopya bu dönemin en belirgin özelliği. Negatif bir anlam içerdiğini düşündüğümüz kopyalama ve taklit etme hali özgün sıfatını alınca ne gibi bir evrilme yaşıyor?</strong></h5>
<p style="text-align: justify">Taklit etmek bir öğrenme biçimi. İnsanın çok yatkın olduğu bir yöntem. Bu bağlamda taklit edilenin takdir edilen olduğunu akılda tutmak lazım. Kritik olan özümseyerek taklit etmek ve taklit ederken yeni fikirler geliştirmek niyetinde olmak. Birbirimizin fikirleri üzerine inşa etmek veya yeni bağlamlara göre o fikirleri yorumlamak doğal bir etkinlik. “Özgün kopyalar” vurgusu da buna göndermede bulunuyor. Tasarımcıların ve üreticilerin sorgusuz sualsiz zihnimize kazıdığı “sahte” ürün ve “çalıntı” fikir suçlamaları bu temeli hiçe sayıyor. Elbette ilacın sahtesi tehlikelidir. Elbette içine yeni bir nitelik katılmadan kopyalanan çanta anlamsızdır. Maharet el yapımı çantanın birebir orijinalini andırmasında değil. Ancak marka düşkünlüğü el yapımı çantanın değer taşıdığı görüşünün önüne geçiyorsa, aslında üretimin değerinin bilinmediğini fark etmeliyiz.</p>
<h5 style="text-align: justify"><strong>Kopyanın bir öğrenme metodu olduğundan bahsettiniz. Peki özellikle 80’ler de bunu öğrenme metodu olarak kullandığımızı düşünüyor musunuz? Yoksa sadece basite kaçarak kopyalamaktan ibaret mi kaldı?</strong></h5>
<p style="text-align: justify">80’ler ekonomide yapılan düzenlemeler ile endüstrinin kendi alışkanlıklarından tümüyle sıyrılmak durumunda olduğu bir dönem. Sergide de bunun iş bağlamında başarı ve başarısızlıkla sonuçlanan örnekleri var. Bu dönemde ürünün kendisi kadar görünürlüğü ve bilinirliği önem taşıyor. Piyasa ve rekabet kavramları belirginleşiyor. Bu sebeple elinizde yalnızca bir formül, hatta çalıntı ama orijinali kadar iyi bir formül olması çıkış yolu bulduğunuz anlamına gelmiyor. Yeni yeni semiren reklam dünyasında beliren “cin fikir”lerden, bizzat üretimi gerçekleştirenlerin emek ve fikirlerine, bu kadar çok aşamanın dahil olduğu bir sürecin tümüyle başka bir sürecin kaçak kopyası olduğunu düşünmek kesinlikle mümkün değil.</p>
<h5><strong>Kopyalamanın bir öğrenme metodu</strong> <strong>olması açısından Motör filminden söz ettiniz. Kısaca filmden bahsedebilir misiniz?</strong></h5>
<h5><img loading="lazy" decoding="async" class="wp-image-12833 aligncenter" src="http://lavarla.com/wp-content/uploads/2017/03/motör-300x169.jpg" alt="" width="676" height="381" srcset="https://lavarla.com/wp-content/uploads/2017/03/motör-300x169.jpg 300w, https://lavarla.com/wp-content/uploads/2017/03/motör-768x432.jpg 768w, https://lavarla.com/wp-content/uploads/2017/03/motör-1024x576.jpg 1024w, https://lavarla.com/wp-content/uploads/2017/03/motör-696x392.jpg 696w, https://lavarla.com/wp-content/uploads/2017/03/motör-747x420.jpg 747w, https://lavarla.com/wp-content/uploads/2017/03/motör.jpg 1047w" sizes="(max-width: 676px) 100vw, 676px" /></h5>
<p style="text-align: justify">“MOTÖR: Kopya Kültürü ve Popüler Türk Sineması” Cem Kaya’nın yedi yıl süren bir araştırma sonucunda 2014 yılında tamamladığı bir belgesel film. Kaya’nın Türk sinemasına olan yaklaşımı, serginin iskeletini oluşturan “özgün kopyalar” kavramına yakın. Film, 1950’lerden itibaren ortamda etkin olan yapımcı, yönetmen, oyuncu ve set emekçilerinin anlatımları ile kopya meselesini tartışmaya açıyor. Kaya’nın dikkati çektiği konu, yalnızca kopya olmakla nitelenen kimi yapımların gerçekte özgün içerikler sunduğu. Filmin ÇSM’deki sergi içerisinde <strong>her gün 10.00, 12.00, 14.00, 16.00 ve 18.00 saatlerinde</strong> tekrarlı gösterimi yapılıyor.</p>
<h5><strong>Konuşmanızın bir kısmında bahsettiğiniz gibi özgün kelimesi kapitalizmin kendini korumak için ortaya çıkardığı telif kavramıysa sanatçıların özgün olma çabası yine kapitalizmin mi işine yarıyor?</strong></h5>
<p style="text-align: justify">Her üretim pek çok insanın fikir ve becerisine dayanıyor. Özgünlük söylemi, bu gerçeği yadsıyarak tek bir kişi veya kurumu işin sahibi ilan ediyor. Böylelikle ürünün çevresinde aşılamaz sınırlar beliriyor. Birbirinden öğrenme ortamı desteklenmiyor. Sanata aynı muameleyi yapmadan önce endüstriyel bir ürünle farklı özelliklerini tespit etmek gerekir. Bir sanat ürünü fikir ve üretim düzeyinde gerçek anlamda bir kişiye ait olabilir. Bir sandalyenin ya da bir yapının baskın olarak tasarımcısının adıyla anılması ve endüstriyel bir ürünün devlet sırrı gibi korunması ile aynı şey değil bu. Tasarımcının, endüstricinin ve sanatçının kamudan esirgemesinin tutuculuk olduğunu düşündüğüm, işin bilgisi. Telif, çoğu zaman işin bilgisi üzerinde sürekli bir kontrol kuruyor. Garip olan çoğunluğun bunu içselleştirmesi ve uzantısındaki rekabeti normalleştirmesi. Kapitalizm bizim dışımızda bir sistem değil. Ondan mistik bir canavar gibi söz etmeyi çok anlamıyorum. Yaklaşımlarımız bu düzeni çok çeşitli biçimlerde destekliyor. Telif meselesi bunun çarpıcı bir örneği olduğu için sergi kapsamında konu edilmesi önemli.</p>
<p><img loading="lazy" decoding="async" class="alignnone wp-image-12795" src="http://lavarla.com/wp-content/uploads/2017/03/Lavarla-Tuketici-Vatandasi-Uretmek-300x150.jpg" alt="" width="378" height="189" />  <img loading="lazy" decoding="async" class="alignnone wp-image-12829" src="http://lavarla.com/wp-content/uploads/2017/03/8fd4e75b-e76b-4f4d-a560-164de43bbb80-300x200.jpg" alt="" width="284" height="189" srcset="https://lavarla.com/wp-content/uploads/2017/03/8fd4e75b-e76b-4f4d-a560-164de43bbb80-300x200.jpg 300w, https://lavarla.com/wp-content/uploads/2017/03/8fd4e75b-e76b-4f4d-a560-164de43bbb80-768x511.jpg 768w, https://lavarla.com/wp-content/uploads/2017/03/8fd4e75b-e76b-4f4d-a560-164de43bbb80-1024x682.jpg 1024w, https://lavarla.com/wp-content/uploads/2017/03/8fd4e75b-e76b-4f4d-a560-164de43bbb80-696x463.jpg 696w, https://lavarla.com/wp-content/uploads/2017/03/8fd4e75b-e76b-4f4d-a560-164de43bbb80-1068x711.jpg 1068w, https://lavarla.com/wp-content/uploads/2017/03/8fd4e75b-e76b-4f4d-a560-164de43bbb80-631x420.jpg 631w, https://lavarla.com/wp-content/uploads/2017/03/8fd4e75b-e76b-4f4d-a560-164de43bbb80.jpg 1280w" sizes="(max-width: 284px) 100vw, 284px" /></p>
<h5 style="text-align: justify"><strong>Özellikle bu sene tavan yapan bir 80’lere geri dönüş durumu söz konusu. Siyasal ve kültürel anlamda 80’ler atmosferi kendini hissettirmeye başladı. Üretim ve tüketim anlamında da bu benzerliğin yaşandığını düşünüyor musunuz?</strong></h5>
<p style="text-align: justify">Siyasal ve kültürel anlamda dönemleri birbirine benzetmek mümkün. Ancak hiçbir dönemin birbirinin birebir kopyası olamayacağını idrak edelim. Bugüne bakarken geçmişin hortladığını değil, geçmişte tam anlamıyla çözülememiş olan ne varsa hepsinin yeniden gündeme geldiğini ve gerçek çözümlere gidilmediği takdirde tekrarlarını yaşayacağımızı düşünüyorum. Üretim ve tüketim konusunun sergide konu ettikleri ile ise bir benzerlik yok. Bunun ekonomik uygulamalara dayalı sebepleri var. Sergideki tarihçe Türkiye’nin Gümrük Birliği’ne dâhil olduğu 1995 yılında bitiyor. O tarihten sonra 80’lerin ihracatı destekleyen devlet politikası, tam bir uluslararası rekabet yönünde değişime uğruyor. 1995 sonrası üretim ve tüketim başlı başına bir konu olarak değerlendirilmeli.</p>
<p><a href="https://lavarla.com/tek-ve-cok-1955ten-1995e-turkiyede-uretim-ortami-ve-1980ler/">&lt;span class=&quot;reading-mode-buttons&quot;&gt;&lt;/span&gt;Tek ve Çok: 1955&#8217;ten 1995&#8217;e Türkiye&#8217;de Üretim Ortamı ve 1980&#8217;ler&lt;span class=&quot;reading-mode-buttons&quot;&gt;&lt;/span&gt;</a> yazısı ilk önce <a href="https://lavarla.com">Lavarla - Kültür-Sanat ve Kent Yaşamı</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://lavarla.com/tek-ve-cok-1955ten-1995e-turkiyede-uretim-ortami-ve-1980ler/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Gerçek Bir Tutkunun Hikayesi: Vintage 06</title>
		<link>https://lavarla.com/gercek-bir-tutkunun-hikayesi-vintage-06/</link>
					<comments>https://lavarla.com/gercek-bir-tutkunun-hikayesi-vintage-06/#comments</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Gaye Şahin]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 06 Oct 2016 13:29:33 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Mekan]]></category>
		<category><![CDATA[Pusula]]></category>
		<category><![CDATA[Vintage]]></category>
		<category><![CDATA[Lavarla]]></category>
		<category><![CDATA[Spartone]]></category>
		<category><![CDATA[Vintage 06]]></category>
		<category><![CDATA[Vintage Müzik Aletleri Ankara]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://lavarla.com/?p=5927</guid>

					<description><![CDATA[<p><span class="reading-mode-buttons"></span>Dünya teknolojik ilerlemelerin ışığında gelişiyor, farklılaşıyor, dönüşüyor hatta evriliyor. Son yıllarda belki de bu gelişim ve hızlı değişimden rahatsız olan insanlar, geçmişe olan özlemlerini hayatımıza taşımayı bir adım daha öteye götürdü ve geçmişe ait olanı kullanmayı, değerlendirmeyi bir trende dönüştürdü. Tüketim çılgınlığının alıp başını gittiği bu yüzyılda eskiye ait olan değer kazanıyor ve tüketim çılgınlığı biraz olsun populeritesini kaybetmeye başlıyor. Vintage sever bizlerse, bu [&#8230;]</p>
<p><a href="https://lavarla.com/gercek-bir-tutkunun-hikayesi-vintage-06/">&lt;span class=&quot;reading-mode-buttons&quot;&gt;&lt;/span&gt;Gerçek Bir Tutkunun Hikayesi: Vintage 06&lt;span class=&quot;reading-mode-buttons&quot;&gt;&lt;/span&gt;</a> yazısı ilk önce <a href="https://lavarla.com">Lavarla - Kültür-Sanat ve Kent Yaşamı</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p style="text-align: justify;">Dünya teknolojik ilerlemelerin ışığında gelişiyor, farklılaşıyor, dönüşüyor hatta evriliyor. Son yıllarda belki de bu gelişim ve hızlı değişimden rahatsız olan insanlar, geçmişe olan özlemlerini hayatımıza taşımayı bir adım daha öteye götürdü ve geçmişe ait olanı kullanmayı, değerlendirmeyi bir trende dönüştürdü. <strong>Tüketim çılgınlığının alıp başını gittiği bu yüzyılda eskiye ait olan değer kazanıyor ve tüketim çılgınlığı biraz olsun populeritesini kaybetmeye başlıyor.</strong> Vintage sever bizlerse, bu durumdan hayli memnun, vintage ürünlerini bir araya getiren insanları hayranlıkla izliyor hatta biz de yeniyi satın almak yerine, dönüştürme, değerlendirme ve daha az tüketme yoluna evriliyoruz. <img loading="lazy" decoding="async" class="aligncenter wp-image-5930 size-full" src="http://lavarla.com/wp-content/uploads/2016/10/dd.jpg" alt="ankara-vintage-06-lavarla" width="960" height="960" srcset="https://lavarla.com/wp-content/uploads/2016/10/dd.jpg 960w, https://lavarla.com/wp-content/uploads/2016/10/dd-150x150.jpg 150w, https://lavarla.com/wp-content/uploads/2016/10/dd-300x300.jpg 300w, https://lavarla.com/wp-content/uploads/2016/10/dd-768x768.jpg 768w, https://lavarla.com/wp-content/uploads/2016/10/dd-696x696.jpg 696w, https://lavarla.com/wp-content/uploads/2016/10/dd-420x420.jpg 420w" sizes="(max-width: 960px) 100vw, 960px" />Vintage, secondhand ve nostalji kavramları trende dönüşmeden çok önce hayatımızın bir parçasıydı. Babaannelerimizin kıyafetlerini, dedelerimizin o ahşap kapaklı radyolarını kurcalarken farkında olmadan bu akımın bir parçası olmuştuk bile.</p>
<p style="text-align: justify;"><img loading="lazy" decoding="async" class="aligncenter wp-image-5935 size-full" src="http://lavarla.com/wp-content/uploads/2016/10/d611a3ec-9403-412a-bd59-65247d04084e.jpg" alt="lavarla-vintage-06-ankara" width="960" height="960" srcset="https://lavarla.com/wp-content/uploads/2016/10/d611a3ec-9403-412a-bd59-65247d04084e.jpg 960w, https://lavarla.com/wp-content/uploads/2016/10/d611a3ec-9403-412a-bd59-65247d04084e-150x150.jpg 150w, https://lavarla.com/wp-content/uploads/2016/10/d611a3ec-9403-412a-bd59-65247d04084e-300x300.jpg 300w, https://lavarla.com/wp-content/uploads/2016/10/d611a3ec-9403-412a-bd59-65247d04084e-768x768.jpg 768w, https://lavarla.com/wp-content/uploads/2016/10/d611a3ec-9403-412a-bd59-65247d04084e-696x696.jpg 696w, https://lavarla.com/wp-content/uploads/2016/10/d611a3ec-9403-412a-bd59-65247d04084e-420x420.jpg 420w" sizes="(max-width: 960px) 100vw, 960px" />Kimilerimizde bu akım sonradan bir alışkanlığa, alışkanlık kimilerimizde sevgiye, sevgi bir işe hatta tutkuya dönüştü.<strong> Evet Vintage kesinlikle bir tutku.</strong> Vintage, içinde hayallerimizi, çocukluğumuzu, görmediğiniz yılları kitaplardan belgesellerden izleyip hayran olduğumuz her şeyi barındırır. Görmeye can attığımız, dokunmaya kıyamayacağımız eşyalar bir araya toplanır. Her birinin bir hikayesi vardır ve bu hikayelerin hepsi anlatılmaya dinlenmeye hayran olunmaya değerdir.</p>
<p style="text-align: justify;"><img loading="lazy" decoding="async" class="aligncenter wp-image-5941 " src="http://lavarla.com/wp-content/uploads/2016/10/0bfaa016-930a-43ea-9716-58e4e2cb661a.jpg" alt="lavarla-ankara-vintage-06" width="677" height="482" srcset="https://lavarla.com/wp-content/uploads/2016/10/0bfaa016-930a-43ea-9716-58e4e2cb661a.jpg 1280w, https://lavarla.com/wp-content/uploads/2016/10/0bfaa016-930a-43ea-9716-58e4e2cb661a-300x214.jpg 300w, https://lavarla.com/wp-content/uploads/2016/10/0bfaa016-930a-43ea-9716-58e4e2cb661a-768x547.jpg 768w, https://lavarla.com/wp-content/uploads/2016/10/0bfaa016-930a-43ea-9716-58e4e2cb661a-1024x730.jpg 1024w, https://lavarla.com/wp-content/uploads/2016/10/0bfaa016-930a-43ea-9716-58e4e2cb661a-100x70.jpg 100w, https://lavarla.com/wp-content/uploads/2016/10/0bfaa016-930a-43ea-9716-58e4e2cb661a-696x496.jpg 696w, https://lavarla.com/wp-content/uploads/2016/10/0bfaa016-930a-43ea-9716-58e4e2cb661a-1068x761.jpg 1068w, https://lavarla.com/wp-content/uploads/2016/10/0bfaa016-930a-43ea-9716-58e4e2cb661a-589x420.jpg 589w" sizes="(max-width: 677px) 100vw, 677px" /></p>
<p style="text-align: justify;">Eski günlerden kalan anılarını bizimle paylaşmaya ve yeni hikayelere şahit olmaya devam eden, vintage eşyaları toplayan bir koleksiyoner de Vintage 06&#8217;nın ortaklarından Memduh Bey. Vintage 06 adıyla açtığı mağazasında, ortağıyla birlikte bize gezmeye, bakmaya ve dokunmaya doyamayacağımız ürünlerle dolu bir dünya yaratmış.</p>
<p style="text-align: justify;"><img loading="lazy" decoding="async" class="aligncenter wp-image-5931 " src="http://lavarla.com/wp-content/uploads/2016/10/6306dc4d-c552-4f2a-a13e-4ea6d24cf0f1.jpg" alt="ankara-lavarla-vintage 06" width="675" height="447" srcset="https://lavarla.com/wp-content/uploads/2016/10/6306dc4d-c552-4f2a-a13e-4ea6d24cf0f1.jpg 1280w, https://lavarla.com/wp-content/uploads/2016/10/6306dc4d-c552-4f2a-a13e-4ea6d24cf0f1-300x199.jpg 300w, https://lavarla.com/wp-content/uploads/2016/10/6306dc4d-c552-4f2a-a13e-4ea6d24cf0f1-768x508.jpg 768w, https://lavarla.com/wp-content/uploads/2016/10/6306dc4d-c552-4f2a-a13e-4ea6d24cf0f1-1024x678.jpg 1024w, https://lavarla.com/wp-content/uploads/2016/10/6306dc4d-c552-4f2a-a13e-4ea6d24cf0f1-696x461.jpg 696w, https://lavarla.com/wp-content/uploads/2016/10/6306dc4d-c552-4f2a-a13e-4ea6d24cf0f1-1068x707.jpg 1068w, https://lavarla.com/wp-content/uploads/2016/10/6306dc4d-c552-4f2a-a13e-4ea6d24cf0f1-635x420.jpg 635w" sizes="(max-width: 675px) 100vw, 675px" /> Her şey öylesine özel ve öylesine bakılmaya değer ki insan burayı keşfettikten sonra bir şey almayacak bile olsa her gün uğramak istiyor. 70’li yıllarda plak biriktirerek girdiği bu yolculuk aldığı ilk radyo ve zaman içinde toparlayarak dönüştürdüğü <strong>ses sistemleri, radyolar,</strong> <strong>speakerlar, driverlarla</strong> farklı bir serüvene dönüşmüş. Müzik aşkı ve vintage tutkusunun harmanlanmasıyla ortaya çıkan Vintage 06, müzisyen veya müziğe ilgisi olan herkesin müdavimi ve hayranı olacağı bir yer.</p>
<p style="text-align: justify;"><img loading="lazy" decoding="async" class=" wp-image-5932 alignleft" src="http://lavarla.com/wp-content/uploads/2016/10/aadde5d1-fa7d-4e87-88f9-72ff68ef22a3-300x199.jpg" alt="aadde5d1-fa7d-4e87-88f9-72ff68ef22a3" width="373" height="247" srcset="https://lavarla.com/wp-content/uploads/2016/10/aadde5d1-fa7d-4e87-88f9-72ff68ef22a3-300x199.jpg 300w, https://lavarla.com/wp-content/uploads/2016/10/aadde5d1-fa7d-4e87-88f9-72ff68ef22a3-768x509.jpg 768w, https://lavarla.com/wp-content/uploads/2016/10/aadde5d1-fa7d-4e87-88f9-72ff68ef22a3-1024x679.jpg 1024w, https://lavarla.com/wp-content/uploads/2016/10/aadde5d1-fa7d-4e87-88f9-72ff68ef22a3-696x462.jpg 696w, https://lavarla.com/wp-content/uploads/2016/10/aadde5d1-fa7d-4e87-88f9-72ff68ef22a3-1068x708.jpg 1068w, https://lavarla.com/wp-content/uploads/2016/10/aadde5d1-fa7d-4e87-88f9-72ff68ef22a3-633x420.jpg 633w, https://lavarla.com/wp-content/uploads/2016/10/aadde5d1-fa7d-4e87-88f9-72ff68ef22a3.jpg 1280w" sizes="(max-width: 373px) 100vw, 373px" /> <strong>1930’lardan 1995’lere kadar geniş bir arşive sahip</strong> <strong>Vintage 06’da,</strong> serisinin ilk ürünü cihazlardan, dünyada sadece 5 tane üretilmiş special edition ürünlere, üretildiği yıllarda Türkiye’de satışa sunulmamış nos (kullanılmamış eski ürün) cihazlara kadar inanılmaz bir ürün yelpazesi mevcut. İçeri girdiğinizde bu büyük vintage koleksiyonunu görmenin şaşkınlığını atlattıktan sonra sakinleşip her şeyi tek tek incelemenizi tavsiye ederim. İlgisi olmayan insanlar için bile inanılmaz bir sanat, teknoloji ve müzik yolculuğu olacağı kesin.</p>
<p style="text-align: justify;">Gerçek bir tutkunun eseri Vintage 06 aynı zamanda üst katında vintage kıyafetler, ayakkabılar ve aksesuarlar da bulunduruyor. İnce bir zevkle seçilmiş her parça başka bir hikaye, başka bir dönem barındırıyor bünyesinde.<br />
<strong><br />
<img loading="lazy" decoding="async" class="aligncenter wp-image-6022 " src="http://lavarla.com/wp-content/uploads/2016/10/vintage-06-ankara-vintage-lavarla.jpg" alt="vintage-06-ankara-vintage-lavarla" width="693" height="491" srcset="https://lavarla.com/wp-content/uploads/2016/10/vintage-06-ankara-vintage-lavarla.jpg 559w, https://lavarla.com/wp-content/uploads/2016/10/vintage-06-ankara-vintage-lavarla-300x213.jpg 300w, https://lavarla.com/wp-content/uploads/2016/10/vintage-06-ankara-vintage-lavarla-100x70.jpg 100w" sizes="(max-width: 693px) 100vw, 693px" /> </strong><strong>30’lar, 40’lar, 50’ler, 60’lar, 70’ler, 80’ler ve 90’lar</strong> bir yerinden tutup sizi içine çekmemesi nereyse imkansız. Memduh Bey&#8217;in, müzik ve cihazlar hakkındaki engin bilgisini dinledikten sonra sanırım müzik hakkında hiçbir şey bilmiyorum telaşına kapıldım. Kendi tasarımı akustik panelleri de gördükten sonra şapka çıkarıp önünde eğildim açıkçası. Yurt dışından getirilen akustik panellere oranla daha uygun fiyatlara satılan bu paneller, dekoratif anlamda da  muazzam. Ayrıca eski araba figürlerinin işlendiği tabloların arkasına kurdukları  sistemle gerçek anlamda şık ve havalı akustik paneller de yapmışlar.</p>
<p style="text-align: justify;"><img loading="lazy" decoding="async" class="alignleft wp-image-5939 size-full" src="http://lavarla.com/wp-content/uploads/2016/10/58c173d5-79e9-412d-a45a-cd05c4a8c017.jpg" alt="58c173d5-79e9-412d-a45a-cd05c4a8c017" width="1280" height="849" srcset="https://lavarla.com/wp-content/uploads/2016/10/58c173d5-79e9-412d-a45a-cd05c4a8c017.jpg 1280w, https://lavarla.com/wp-content/uploads/2016/10/58c173d5-79e9-412d-a45a-cd05c4a8c017-300x199.jpg 300w, https://lavarla.com/wp-content/uploads/2016/10/58c173d5-79e9-412d-a45a-cd05c4a8c017-768x509.jpg 768w, https://lavarla.com/wp-content/uploads/2016/10/58c173d5-79e9-412d-a45a-cd05c4a8c017-1024x679.jpg 1024w, https://lavarla.com/wp-content/uploads/2016/10/58c173d5-79e9-412d-a45a-cd05c4a8c017-696x462.jpg 696w, https://lavarla.com/wp-content/uploads/2016/10/58c173d5-79e9-412d-a45a-cd05c4a8c017-1068x708.jpg 1068w, https://lavarla.com/wp-content/uploads/2016/10/58c173d5-79e9-412d-a45a-cd05c4a8c017-633x420.jpg 633w" sizes="(max-width: 1280px) 100vw, 1280px" /></p>
<p style="text-align: justify;">İşlerliğini tamamen yitirmiş çalışmayan radyoları onararak, yeniden kullanılabilir hale getiriyorlar. 1937 yılında Amerika’da üretilen ve çalışmaz haldeki Spartone marka radyonun kasasındaki pirinçleri tek tek onarırken <strong>“Sanki 1937’lere gittim, benim için inanılmazdı” diyor Memduh Bey.</strong></p>
<p style="text-align: justify;"><img loading="lazy" decoding="async" class=" wp-image-5946 alignright" src="http://lavarla.com/wp-content/uploads/2016/10/7339bddd-b7a8-448e-b7a2-e7a0c82c59f9-1-225x300.jpg" alt="7339bddd-b7a8-448e-b7a2-e7a0c82c59f9" width="259" height="346" srcset="https://lavarla.com/wp-content/uploads/2016/10/7339bddd-b7a8-448e-b7a2-e7a0c82c59f9-1-225x300.jpg 225w, https://lavarla.com/wp-content/uploads/2016/10/7339bddd-b7a8-448e-b7a2-e7a0c82c59f9-1-768x1023.jpg 768w, https://lavarla.com/wp-content/uploads/2016/10/7339bddd-b7a8-448e-b7a2-e7a0c82c59f9-1-769x1024.jpg 769w, https://lavarla.com/wp-content/uploads/2016/10/7339bddd-b7a8-448e-b7a2-e7a0c82c59f9-1-696x927.jpg 696w, https://lavarla.com/wp-content/uploads/2016/10/7339bddd-b7a8-448e-b7a2-e7a0c82c59f9-1-315x420.jpg 315w, https://lavarla.com/wp-content/uploads/2016/10/7339bddd-b7a8-448e-b7a2-e7a0c82c59f9-1.jpg 960w" sizes="(max-width: 259px) 100vw, 259px" /></p>
<p style="text-align: justify;">Satış ve dönüştürme dışında üretim yapmaya da başlanmış Vintage 06&#8217;da. Arzuladıkları ürünler için yüksek rakamlar talep edildiğini görünce kendileri de bu işe koyulmuşlar ve çok da iyi etmişler. İnce işçilik ve kaliteli malzemeyle ortaya çıkardıkları tasarımlar orijinalleri kadar başarılı. Malzemeler hakkında  geniş bir bilgiye sahip olmalarının yanında yaptıkları işi de en ince ayrıntısına kadar sahiplenip her detayını öğrenmiş ve öyle ortaya koymuşlar.</p>
<p style="text-align: justify;">Tutkuyla ve sevgiyle yapılan her şey gibi tutkuyla açılan Vintage 06 da kesinlikle harika bir yer olmuş. İstanbul ve hatta yurt dışındaki örneklerini düşününce Ankara’da böyle bir arşiv ve koleksiyon içeren bir vintage mağazası görmek hepimiz için  kazanç. <a href="https://www.facebook.com/06vintage/">Facebook</a> adresinden de takip edebileceğiniz Vintage 06’yı mutlaka gidip görmenizi tavsiye ederim.</p>
<p style="text-align: justify;"><em><strong>Adres:</strong> Tunalı Hilmi Cad. No:41/A</em></p>
<p style="text-align: justify;"><strong><em>&lt;Reklam değildir, herhangi bir ticari karşılık tarafı değil destek olmak amaçlı yazılmıştır. Yazının tüm hakları lavarla.com&#8217;a aittir.&gt;</em></strong></p>
<p><a href="https://lavarla.com/gercek-bir-tutkunun-hikayesi-vintage-06/">&lt;span class=&quot;reading-mode-buttons&quot;&gt;&lt;/span&gt;Gerçek Bir Tutkunun Hikayesi: Vintage 06&lt;span class=&quot;reading-mode-buttons&quot;&gt;&lt;/span&gt;</a> yazısı ilk önce <a href="https://lavarla.com">Lavarla - Kültür-Sanat ve Kent Yaşamı</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://lavarla.com/gercek-bir-tutkunun-hikayesi-vintage-06/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>4</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Miskinhane&#8217;nin Masal Dünyası</title>
		<link>https://lavarla.com/miskinhanenin-masal-dunyasi/</link>
					<comments>https://lavarla.com/miskinhanenin-masal-dunyasi/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Gaye Şahin]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 01 Sep 2016 06:26:33 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Mekan]]></category>
		<category><![CDATA[Pusula]]></category>
		<category><![CDATA[çirkinkukla]]></category>
		<category><![CDATA[Kukla]]></category>
		<category><![CDATA[Kukulakukla]]></category>
		<category><![CDATA[Miskinhane]]></category>
		<category><![CDATA[Tunalı Hilmi Caddesi]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://lavarla.com/?p=4296</guid>

					<description><![CDATA[<p><span class="reading-mode-buttons"></span>Çağdaş Çakmak, kuklaları gibi kendisi de bu dünyanın masalsı tarafında yaşayan sanatçı kavramının içini fazlasıyla dolduran bir heykel sanatçısı. Her anını bir şeyler yaratarak, tasarlayarak geçirmeye çalışıyor ve maddi kaygılardan da oldukça uzak üretim odaklı bir dünyada yaşıyor. Ekonomik kaygıların ve geçim sıkıntısının, güzel değerlerimizi, hayallerimizi çaldığı bu dönemde içinde umut barındıran mütevazi ve yaşayan [&#8230;]</p>
<p><a href="https://lavarla.com/miskinhanenin-masal-dunyasi/">&lt;span class=&quot;reading-mode-buttons&quot;&gt;&lt;/span&gt;Miskinhane&#8217;nin Masal Dünyası&lt;span class=&quot;reading-mode-buttons&quot;&gt;&lt;/span&gt;</a> yazısı ilk önce <a href="https://lavarla.com">Lavarla - Kültür-Sanat ve Kent Yaşamı</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p style="text-align: justify;">Çağdaş Çakmak, kuklaları gibi kendisi de bu dünyanın masalsı tarafında yaşayan sanatçı kavramının içini fazlasıyla dolduran bir heykel sanatçısı. Her anını bir şeyler yaratarak, tasarlayarak geçirmeye çalışıyor ve maddi kaygılardan da oldukça uzak üretim odaklı bir dünyada yaşıyor. Ekonomik kaygıların ve geçim sıkıntısının, güzel değerlerimizi, hayallerimizi çaldığı bu dönemde içinde umut barındıran mütevazi ve yaşayan bir atölye kurmuş kendisine.</p>
<p style="text-align: justify;"><img loading="lazy" decoding="async" class="aligncenter wp-image-4356 size-full" src="http://lavarla.com/wp-content/uploads/2016/08/Holidays-3.png" alt="Holidays! (3)" width="800" height="550" srcset="https://lavarla.com/wp-content/uploads/2016/08/Holidays-3.png 800w, https://lavarla.com/wp-content/uploads/2016/08/Holidays-3-300x206.png 300w, https://lavarla.com/wp-content/uploads/2016/08/Holidays-3-768x528.png 768w, https://lavarla.com/wp-content/uploads/2016/08/Holidays-3-100x70.png 100w, https://lavarla.com/wp-content/uploads/2016/08/Holidays-3-218x150.png 218w, https://lavarla.com/wp-content/uploads/2016/08/Holidays-3-696x479.png 696w, https://lavarla.com/wp-content/uploads/2016/08/Holidays-3-611x420.png 611w" sizes="(max-width: 800px) 100vw, 800px" /></p>
<p style="text-align: justify;">Heykel ve resim yapmaya devam ettiği dönemde abisinin Amerika’dan hediye getirdiği bir kuklayla kukla yapmaya karar verip bu işe başlamış kendisi.<strong> “Taksiye çıkmak gibi ek bir işti başta benim için”</strong> diyor ama kuklalarını görmüş biri olarak ek iş bir yana yaptığı kuklalarla adeta <strong>masalsı bir dünya yaratmış Miskinhane&#8217;de</strong>.</p>
<p style="text-align: justify;"><img loading="lazy" decoding="async" class="aligncenter wp-image-4349 size-full" src="http://lavarla.com/wp-content/uploads/2016/08/DSC_0035.jpg" alt="DSC_0035" width="2144" height="1424" srcset="https://lavarla.com/wp-content/uploads/2016/08/DSC_0035.jpg 2144w, https://lavarla.com/wp-content/uploads/2016/08/DSC_0035-300x199.jpg 300w, https://lavarla.com/wp-content/uploads/2016/08/DSC_0035-768x510.jpg 768w, https://lavarla.com/wp-content/uploads/2016/08/DSC_0035-1024x680.jpg 1024w, https://lavarla.com/wp-content/uploads/2016/08/DSC_0035-696x462.jpg 696w, https://lavarla.com/wp-content/uploads/2016/08/DSC_0035-1068x709.jpg 1068w, https://lavarla.com/wp-content/uploads/2016/08/DSC_0035-632x420.jpg 632w" sizes="(max-width: 2144px) 100vw, 2144px" /></p>
<p style="text-align: justify;">Çirkin Kukulakukla içinde ironi barındıran bir isim olmuş aslında. Her şey Barbie bebek güzelliğinde olmalı kaygısından uzak, <strong>gerçek ve bize benzeyen karakterler</strong> var bu atölyede. Daha da ilginç olansa farkında olmadan kendine benzeyen kuklalar yaratmış Çağdaş Çakmak. Etrafından &#8220;Senin mimiklerini ifadelerini andırıyor bu kuklalar.&#8221; yorumlarını sıkça duyuyormuş.</p>
<p style="text-align: justify;"><img loading="lazy" decoding="async" class="aligncenter wp-image-4366 size-full" src="http://lavarla.com/wp-content/uploads/2016/08/Holidays-4.png" alt="Holidays! (4)" width="800" height="550" srcset="https://lavarla.com/wp-content/uploads/2016/08/Holidays-4.png 800w, https://lavarla.com/wp-content/uploads/2016/08/Holidays-4-300x206.png 300w, https://lavarla.com/wp-content/uploads/2016/08/Holidays-4-768x528.png 768w, https://lavarla.com/wp-content/uploads/2016/08/Holidays-4-100x70.png 100w, https://lavarla.com/wp-content/uploads/2016/08/Holidays-4-218x150.png 218w, https://lavarla.com/wp-content/uploads/2016/08/Holidays-4-696x479.png 696w, https://lavarla.com/wp-content/uploads/2016/08/Holidays-4-611x420.png 611w" sizes="(max-width: 800px) 100vw, 800px" /></p>
<p style="text-align: justify;">Çağdaş Çakmak yarattığı karakterlere isim koymayı tercih etmediğini söylese de Miskinhane&#8217;ye uğrayıp <strong>Sondan Önceki Samuray</strong> ve <strong>Chucky’nin Kuzenini</strong> görmenizi tavsiye ederim.</p>
<p style="text-align: justify;"><img loading="lazy" decoding="async" class="aligncenter wp-image-4345 size-full" src="http://lavarla.com/wp-content/uploads/2016/08/11885396_1629838303958721_3020769088414883007_n.jpg" alt="11885396_1629838303958721_3020769088414883007_n" width="960" height="743" srcset="https://lavarla.com/wp-content/uploads/2016/08/11885396_1629838303958721_3020769088414883007_n.jpg 960w, https://lavarla.com/wp-content/uploads/2016/08/11885396_1629838303958721_3020769088414883007_n-300x232.jpg 300w, https://lavarla.com/wp-content/uploads/2016/08/11885396_1629838303958721_3020769088414883007_n-768x594.jpg 768w, https://lavarla.com/wp-content/uploads/2016/08/11885396_1629838303958721_3020769088414883007_n-696x539.jpg 696w, https://lavarla.com/wp-content/uploads/2016/08/11885396_1629838303958721_3020769088414883007_n-543x420.jpg 543w" sizes="(max-width: 960px) 100vw, 960px" />Atölyeden kukla satın alabileceğiniz gibi özel sipariş de verebiliyorsunuz. Hatta Çağdaş Çakmak’ın belli dönemlerde düzenlediği <strong>kukla workshoplarında</strong> kendi kuklanızı yapmayı da öğrenebilirsiniz. Atölyelere katılıp kukla yapmayı öğrendikten sonra devam eden öğrenciler de olmuş. Çağdaş Çakmak oldukça kolay yöntemlerle kukla yapmayı öğretiyor ama şimdiden söylemeliyim bir kukla yapmak 30 saatlik bir ders süresi sonunda mümkün olabiliyor. Çağdaş Çakmak&#8217;ın internet sitesine <a href="http://www.ccagdascakmak.com/#home_layout_1.php">buradan</a> ulaşabilirsiniz.</p>
<p style="text-align: justify;"><strong>Adres:</strong> Tunalı Hilmi Cad. Odeka Pasajı 65/38 06660 Çankaya</p>
<p style="text-align: justify;"><em><strong><span style="color: #ff9900;"><a style="color: #ff9900;" href="https://www.facebook.com/KukulaKukla/">Facebook</a></span></strong></em></p>
<p style="text-align: justify;"><em><strong><span style="color: #ff9900;"><a style="color: #ff9900;" href="https://www.instagram.com/kukulakukla/">Instagram</a></span></strong></em></p>
<hr />
<p style="text-align: justify;"><strong><em>(Bu yazı herhangi bir kar amacı gütmeden, maddi herhangi bir karşılık almadan hazırlanmıştır. Reklam değildir. Yazının tüm hakları lavarla.com&#8217;a aittir.)</em></strong></p>
<p><a href="https://lavarla.com/miskinhanenin-masal-dunyasi/">&lt;span class=&quot;reading-mode-buttons&quot;&gt;&lt;/span&gt;Miskinhane&#8217;nin Masal Dünyası&lt;span class=&quot;reading-mode-buttons&quot;&gt;&lt;/span&gt;</a> yazısı ilk önce <a href="https://lavarla.com">Lavarla - Kültür-Sanat ve Kent Yaşamı</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://lavarla.com/miskinhanenin-masal-dunyasi/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Her Dönemin Hatırasını Taşıyan NANA</title>
		<link>https://lavarla.com/her-donemin-hatirasini-tasiyan-dukkan-nana/</link>
					<comments>https://lavarla.com/her-donemin-hatirasini-tasiyan-dukkan-nana/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Gaye Şahin]]></dc:creator>
		<pubDate>Sun, 31 Jul 2016 08:31:10 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Mekan]]></category>
		<category><![CDATA[Pusula]]></category>
		<category><![CDATA[Vintage]]></category>
		<category><![CDATA[Nana]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://lavarla.com/?p=2864</guid>

					<description><![CDATA[<p><span class="reading-mode-buttons"></span>Vintage veya ikinci el denildiğinde akla ilk gelen şehir Ankara olmayabilir ama bu Ankara’da harika vintage ve ikinci el dükkanları olduğu gerçeğini değiştirmiyor. Son yıllarda popülaritesi arttıkça artan vintage ve ikinci el kavramı uzun zamandır Ankara’da kendini hissettiriyor. Açılan yeni dükkanlar özellikle üniversite gençliğinin yakından takip ettiği ve bildiği bir konu artık. Ankara’da en eskilerden [&#8230;]</p>
<p><a href="https://lavarla.com/her-donemin-hatirasini-tasiyan-dukkan-nana/">&lt;span class=&quot;reading-mode-buttons&quot;&gt;&lt;/span&gt;Her Dönemin Hatırasını Taşıyan NANA&lt;span class=&quot;reading-mode-buttons&quot;&gt;&lt;/span&gt;</a> yazısı ilk önce <a href="https://lavarla.com">Lavarla - Kültür-Sanat ve Kent Yaşamı</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p style="text-align: justify;">Vintage veya ikinci el denildiğinde akla ilk gelen şehir Ankara olmayabilir ama bu Ankara’da harika vintage ve ikinci el dükkanları olduğu gerçeğini değiştirmiyor. Son yıllarda popülaritesi arttıkça artan vintage ve ikinci el kavramı uzun zamandır Ankara’da kendini hissettiriyor. Açılan yeni dükkanlar özellikle üniversite gençliğinin yakından takip ettiği ve bildiği bir konu artık.</p>
<p style="text-align: justify;"><img loading="lazy" decoding="async" class="size-large wp-image-2865 aligncenter" src="http://lavarla.com/wp-content/uploads/2016/07/1-1024x680.jpg" alt="NANA lavarla" width="800" height="531" srcset="https://lavarla.com/wp-content/uploads/2016/07/1-1024x680.jpg 1024w, https://lavarla.com/wp-content/uploads/2016/07/1-300x199.jpg 300w, https://lavarla.com/wp-content/uploads/2016/07/1-768x510.jpg 768w" sizes="(max-width: 800px) 100vw, 800px" /></p>
<p style="text-align: justify;">Ankara’da en eskilerden biri olan Nana İkinci El yeni yerinde müdavimleriyle ve yeni müşterileriyle her gün buluşuyor. Başkasının eskisini giymek fikrinin yıkıldığı, ikinci elin bir kültür olduğu fikrinin kanıksanmaya başlandığı bu günlerde, Ankaralılar üniversite öğrencisinden memuruna, orta yaşlısından emeklisine, bu dükkanda kendilerine göre bir şeyler mutlaka buluyorlar.</p>
<p style="text-align: justify;"><img loading="lazy" decoding="async" class="size-large wp-image-2866 aligncenter" src="http://lavarla.com/wp-content/uploads/2016/07/11-1024x680.jpg" alt="nana vintage lavarla" width="800" height="531" srcset="https://lavarla.com/wp-content/uploads/2016/07/11-1024x680.jpg 1024w, https://lavarla.com/wp-content/uploads/2016/07/11-300x199.jpg 300w, https://lavarla.com/wp-content/uploads/2016/07/11-768x510.jpg 768w" sizes="(max-width: 800px) 100vw, 800px" /></p>
<p style="text-align: justify;">Dokuz yılı deviren Nana bir buçuk yıldır yeni yerinde, ruhu olan, görünce yüzümüzü bir parça gülümseten, anılarımızı canlandıran eski eşyalarıyla geçmiş günlerden bize tatlı tatlı göz kırpıyor. Sahibi Fatma Hanım <strong>feminist, demokrat ve güçlü</strong> bir kadın. Bu işe gençlik yıllarından beri tutkun, eşyaların hikayelerinin devam ettiğini görmek onu mutlu ediyor ve bu sebeple<strong> fiyatları oldukça düşük tutuyor</strong> ki eşyalar el değiştirmeye, yeni hikayelere şahit olmaya devam edebilsin.</p>
<p style="text-align: justify;"><img loading="lazy" decoding="async" class="size-large wp-image-2867 aligncenter" src="http://lavarla.com/wp-content/uploads/2016/07/9-1024x680.jpg" alt="nana lavarla vintage" width="800" height="531" srcset="https://lavarla.com/wp-content/uploads/2016/07/9-1024x680.jpg 1024w, https://lavarla.com/wp-content/uploads/2016/07/9-300x199.jpg 300w, https://lavarla.com/wp-content/uploads/2016/07/9-768x510.jpg 768w" sizes="(max-width: 800px) 100vw, 800px" /></p>
<p style="text-align: justify;">Kıyafetten aksesuara, ayakkabıdan çantaya, gözlükten bavula, fincan takımlarından eski dergi ve gazetelere kadar her türlü ikinci el eşya burada bulunuyor. Özellikle vintage el dikimi dönem elbiseleri ve dönem şapkaları satmayı sevdiğini söyleyen Fatma Hanım <em>“Eşya bulmak işin en kolay kısmı ama kaliteli eskiyi bulmak zor”</em> diyor. Bu sebepten sadece <strong>Ankara ile sınırlı kalmayıp başka şehirlerden ve Viyana’dan da ürünler</strong> toplayarak Nana’da bizlerle buluşturuyor. Buna ek olarak tiyatro gruplarının ve kısa film çekenlerin kostüm kiralayabileceği bir <strong>kostüm koleksiyonu</strong> da mevcut Nana’da.</p>
<p style="text-align: justify;"><img loading="lazy" decoding="async" class="size-large wp-image-2868 aligncenter" src="http://lavarla.com/wp-content/uploads/2016/07/3-1024x680.jpg" alt="lavarla nana vintage" width="800" height="531" srcset="https://lavarla.com/wp-content/uploads/2016/07/3-1024x680.jpg 1024w, https://lavarla.com/wp-content/uploads/2016/07/3-300x199.jpg 300w, https://lavarla.com/wp-content/uploads/2016/07/3-768x510.jpg 768w" sizes="(max-width: 800px) 100vw, 800px" /></p>
<p style="text-align: justify;"><strong>Adres</strong>: Bardacık sokak 37/A (Esat Dört yol kavşağının yakınında) Küçük Esat<br />
<strong>Telefon</strong>: 0312 419 78 09</p>
<hr />
<p style="text-align: justify;"><em>Yazı ve fotoğraflar Lavarla&#8217;ya aittir. İzinsiz kullanımı, basımı ve çoğaltılması yasaktır.</em></p>
<p><a href="https://lavarla.com/her-donemin-hatirasini-tasiyan-dukkan-nana/">&lt;span class=&quot;reading-mode-buttons&quot;&gt;&lt;/span&gt;Her Dönemin Hatırasını Taşıyan NANA&lt;span class=&quot;reading-mode-buttons&quot;&gt;&lt;/span&gt;</a> yazısı ilk önce <a href="https://lavarla.com">Lavarla - Kültür-Sanat ve Kent Yaşamı</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://lavarla.com/her-donemin-hatirasini-tasiyan-dukkan-nana/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
