<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Levent Tökün, Lavarla - Kültür-Sanat ve Kent Yaşamı sitesinin yazarı.</title>
	<atom:link href="https://lavarla.com/author/levent/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://lavarla.com/author/levent/</link>
	<description>Lavarla için her insan ve her hikaye, ucundan Ankara&#039;ya dokunuyorsa anlatmaya değerdir.</description>
	<lastBuildDate>Tue, 05 Aug 2025 16:36:47 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	<generator>https://wordpress.org/?v=6.8.2</generator>

<image>
	<url>https://lavarla.com/wp-content/uploads/2024/05/fav-150x150.png</url>
	<title>Levent Tökün, Lavarla - Kültür-Sanat ve Kent Yaşamı sitesinin yazarı.</title>
	<link>https://lavarla.com/author/levent/</link>
	<width>32</width>
	<height>32</height>
</image> 
	<item>
		<title>Yaşayan bir köy modeli: Altınköy Açık Hava Müzesi</title>
		<link>https://lavarla.com/yasayan-bir-koy-modeli-altinkoy-acik-hava-muzesi/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Levent Tökün]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 05 Aug 2025 16:01:02 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Müze]]></category>
		<category><![CDATA[Pusula]]></category>
		<category><![CDATA[Röportaj]]></category>
		<category><![CDATA[açık hava müzesi]]></category>
		<category><![CDATA[Ankara Müzeleri]]></category>
		<category><![CDATA[Ekomüze]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://lavarla.com/?p=138007</guid>

					<description><![CDATA[<p><span class="reading-mode-buttons"></span>Ankara’da bir köy var; geçmişin izlerini bugüne, pastoral hayatın ritmini kentin içine taşıyor. Geleneksel yaşamı deneyimleme imkanı tanırken aynı zamanda kültürel ve doğal sürdürülebilirliğe de alan açan Altınköy Açık Hava Müzesi&#8217;nin hikayesini, müzenin müdürü Dilek Kara Yılmaz’la konuştuk. Merhaba Dilek Hanım, öncelikle sizi tanıyarak başlamak isterim. Gazi Üniversitesi Sanat Tarihi Bölümü mezunuyum. Aynı zamanda Ankara [&#8230;]</p>
<p><a href="https://lavarla.com/yasayan-bir-koy-modeli-altinkoy-acik-hava-muzesi/">&lt;span class=&quot;reading-mode-buttons&quot;&gt;&lt;/span&gt;Yaşayan bir köy modeli: Altınköy Açık Hava Müzesi&lt;span class=&quot;reading-mode-buttons&quot;&gt;&lt;/span&gt;</a> yazısı ilk önce <a href="https://lavarla.com">Lavarla - Kültür-Sanat ve Kent Yaşamı</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Ankara’da bir köy var; geçmişin izlerini bugüne, pastoral hayatın ritmini kentin içine taşıyor. Geleneksel yaşamı deneyimleme imkanı tanırken aynı zamanda kültürel ve doğal sürdürülebilirliğe de alan açan Altınköy Açık Hava Müzesi&#8217;nin hikayesini, müzenin müdürü Dilek Kara Yılmaz’la konuştuk.</p>
<p><strong>Merhaba Dilek Hanım, öncelikle sizi tanıyarak başlamak isterim.</strong></p>
<p>Gazi Üniversitesi Sanat Tarihi Bölümü mezunuyum. Aynı zamanda Ankara Üniversitesi’nde Müze Eğitimi alanında yüksek lisansımı tamamladım. Yaklaşık dört yıldır Altındağ Belediyesi bünyesinde görev yapıyorum. İlk olarak Hacı Bayram Veli Müzesi’nin kuruculuğunu üstlendim. Ardından belediyede müzeler şefi, sonrasında ise bölgenin kültür ve sanat şefi olarak görev yaptım. Şu anda Altınköy Açık Hava Müzesi’nde müdürlük görevini yürütüyorum. Bunlara ek olarak geçmişte Ankara Valiliği’nin Anadolu kültürüne yönelik çeşitli projelerinde de aktif olarak yer aldım. Ankara’nın kalbinde, bölgenin kültürel mirasını yaşatmak ve sanatı insanlarla buluşturmak benim için her zaman ayrı bir heyecan ve mutluluk kaynağı oldu.</p>
<h2><img fetchpriority="high" decoding="async" class="aligncenter wp-image-138010 size-large" src="https://lavarla.com/wp-content/uploads/2025/08/WhatsApp-Image-2025-06-21-at-13.07.19-2-1024x768.jpeg" alt="" width="800" height="600" srcset="https://lavarla.com/wp-content/uploads/2025/08/WhatsApp-Image-2025-06-21-at-13.07.19-2-1024x768.jpeg 1024w, https://lavarla.com/wp-content/uploads/2025/08/WhatsApp-Image-2025-06-21-at-13.07.19-2-300x225.jpeg 300w, https://lavarla.com/wp-content/uploads/2025/08/WhatsApp-Image-2025-06-21-at-13.07.19-2-768x576.jpeg 768w, https://lavarla.com/wp-content/uploads/2025/08/WhatsApp-Image-2025-06-21-at-13.07.19-2-1536x1152.jpeg 1536w, https://lavarla.com/wp-content/uploads/2025/08/WhatsApp-Image-2025-06-21-at-13.07.19-2.jpeg 1600w" sizes="(max-width: 800px) 100vw, 800px" /></h2>
<p><strong>Ana konumuza gelecek olursak, Altınköy Açık Hava Müzesi&#8217;nin hikayesi nedir?</strong></p>
<p>Altınköy’ün hikayesi, yaklaşık 15 yıl önce Altındağ Belediye Başkanı Dr. Veysel Tiryaki’nin Avusturya seyahati sırasında bir ekolojik müzeyi ziyaret etmesiyle başladı. Doğayla uyumlu, geçmişi yaşatan bu açık hava müzesi öylesine etkileyiciydi ki başkanımız, Ankara’da eksikliği hissedilen böyle bir yapının mutlaka kurulması gerektiğine karar vermişti. Ancak hedef yalnızca bir müze kurmak değildi. Bu proje, bulunduğu bölgedeki vatandaşlara da istihdam sağlayan; bölgenin bitki ve hayvan çeşitliliğini, tarım ve hayvancılık kültürünü yaşatan, halkın geleneklerini, şivesini ve üretim biçimlerini tüm doğallığıyla koruyan, yaşayan bir köy modeli olmalıydı.</p>
<p>Bu vizyonla birlikte, şehrin en geri planda kalmış, gecekondularla dolu bölgesi özellikle seçildi ve 2011 yılında Altınköy’ün inşaat süreci başlatıldı. 2015 yılında tamamlanan müze, bugün köy yaşamını sadece sergilemekle kalmıyor, aynı zamanda tüm canlılığıyla yaşatıyor. Unutulmaya yüz tutmuş el sanatlarımız, ekolojik üretim döngümüz ve köklü köy kültürümüz Altınköy’de yeniden hayat buluyor. Burası, geçmişin izlerini taşıyan, geleceğe yön veren, sürekliliği olan ve aynı zamanda eğitim odaklı bir açık hava müzesi.</p>
<h2>Bir köyde ne varsa birebir yaşatılıyor</h2>
<p><strong>Aslında oldukça katmanlı ve zengin bir yaşam alanından bahsediyorsunuz. Bu kapsamda, şu an müzenizde ziyaretçilere sunulan olanaklardan bahseder misiniz?</strong></p>
<p>Ziyaretçilerimiz açıkçası çok şanslı. Çünkü Altınköy’de, bir köyde ne varsa hepsi birebir yaşatılıyor. Cami, okul, köy kahvesi, fırın, demirci, kalaycı, çamaşırhane, değirmen, bostan, ahırlar… Ziyaretçiler hepsine dokunabiliyor, içine girebiliyor, deneyimleyebiliyorlar. Üstelik burada yetiştirilen tamamen organik ürünleri tadabiliyor; tarladan sofraya uzanan doğal bir sürece tanıklık ediyorlar. Müze meydanımızda ise farklı sanat dallarında atölyeler düzenleniyor. Bu atölyelere, Türkiye’nin ve dünyanın farklı yerlerinden gelen usta sanatçılar ve eğitmenler katılıyor. Her 15 günde bir içerik ve eğitmen değişiyor; böylece ziyaretçilerimiz sürekli yenilenen bir programla karşılaşıyor. Tüm etkinliklerimiz köyün ruhuna uygun olarak şekilleniyor. Özellikle hafta sonları Altınköy’de bambaşka bir hava esiyor. Atölyeler, etkinlikler, doğa ve kültür bir araya geliyor; ziyaretçiler buradan yalnızca gezmiş değil, yaşamış hissiyle ayrılıyor. Hatta herkes kendi köyünden mutlaka bir şeyler buluyor; adeta köyüne gitmiş kadar oluyor.</p>
<h2><img decoding="async" class="aligncenter wp-image-138011 size-large" src="https://lavarla.com/wp-content/uploads/2025/08/WhatsApp-Image-2025-06-21-at-13.07.19-1-1024x682.jpeg" alt="" width="800" height="533" srcset="https://lavarla.com/wp-content/uploads/2025/08/WhatsApp-Image-2025-06-21-at-13.07.19-1-1024x682.jpeg 1024w, https://lavarla.com/wp-content/uploads/2025/08/WhatsApp-Image-2025-06-21-at-13.07.19-1-300x200.jpeg 300w, https://lavarla.com/wp-content/uploads/2025/08/WhatsApp-Image-2025-06-21-at-13.07.19-1-768x512.jpeg 768w, https://lavarla.com/wp-content/uploads/2025/08/WhatsApp-Image-2025-06-21-at-13.07.19-1-1536x1024.jpeg 1536w, https://lavarla.com/wp-content/uploads/2025/08/WhatsApp-Image-2025-06-21-at-13.07.19-1-2048x1365.jpeg 2048w" sizes="(max-width: 800px) 100vw, 800px" /></h2>
<p><strong>Kısaca değindiğiniz eğitim faaliyetlerinizle alakalı olarak biraz daha bilgi almak isterim.</strong></p>
<p>Altınköy’de yürüttüğümüz eğitim faaliyetleri, çocuklara köy yaşamını yakından tanıma ve geçmişi deneyimleyerek öğrenme imkanı sunuyor. Sabah kümesten yumurtalarını, bostandan sebzelerini toplayıp köy fırınında ekmeklerini pişiriyor; sonra hep birlikte kahvaltılarını yapıyorlar. Gün boyu yaş gruplarına özel hazırlanan etkinliklerde eski köy okulunda ders işliyor, geleneksel oyunlar oynuyor, kukla yapıyor, gölge oyununu sahneliyorlar. Bizim için en kıymetlisi ise çocukların buradan mutlu, şaşırmış ve merakla ayrılması. O merakın izini süren her çocuk, bizce en güzel öğrenme yolculuğuna çıkmış demektir.</p>
<h2>Doğa, toprak ve kültürel değerlerle insanı buluşturan yaşayan bir alan</h2>
<p><strong>Merak ettiğim bir başka konu olarak ülkemizde ve dünyada açık hava müzesi veya benzer temadaki oluşumlar hakkında genel bir değerlendirmenizi alabilir miyim? Altınköy olarak bu yerlerle iletişimde misiniz?</strong></p>
<p>Öncelikle bu sorunuz için ayrıca teşekkür ediyorum. Çünkü ülkemizde “ekomüze” kavramının hem yeterince anlaşılamadığını hem de ne yazık ki doğru şekilde anlatılamadığını düşünüyorum. Zaten Türkiye’deki ekomüze sayısının sınırlı olması da bu durumu açıkça ortaya koyuyor. Altınköy’ün kuruluş fikri tam da bu eksikliği gidermek amacıyla doğdu. Kuruluş sürecinde özellikle Polonya ve Avusturya’da ziyaret edilen açık hava müzeleri bizlere ilham kaynağı oldu. Orada yürüttüğümüz temaslarda, ilgili vakıflar ve müze yöneticileriyle birebir görüşmeler gerçekleştirdik; müzeyi yerinde inceledik, onların bilgi ve deneyimlerinden faydalandık. Bu iletişim, biz ülkemize döndükten sonra da bir süre daha devam etti. Tüm bu süreçte edindiğimiz gözlemler ve karşılıklı paylaşımlar, Altınköy’ün temellerini atarken bizlere önemli bir yol haritası sundu. Müze açıldıktan sonra da zaman zaman farklı ülkelerden gelen müze temsilcileriyle iletişim kurmaya devam ettik. Karşılıklı bilgi ve deneyim paylaşımı, bugün de bizim için kıymetli olmaya devam ediyor.</p>
<p>Altınköy, yalnızca geçmişi sergileyen bir müze değil; aynı zamanda doğa, toprak ve kültürel değerlerle insanı buluşturan yaşayan bir alan. Bizim hedefimiz, bu özel yaklaşımı daha geniş kitlelere ulaştırmak ve Altınköy’ü hem ulusal hem de uluslararası düzeyde örnek bir açık hava müzesine dönüştürmek. Özellikle pandemiden sonra açık alanlarda vakit geçirmenin, doğayla temas kurmanın ve kültürel etkinliklere açık havada erişebilmenin ne kadar değerli olduğunu hep birlikte bir kez daha tecrübe ettik. Bu sebeple, temenni ediyorum ki bu alandaki farkındalık her geçen gün artsın; ülkemizde doğaya ve insana dokunan, ekolojik temelli müze anlayışı daha çok yaygınlaşsın.</p>
<p><strong>Biraz da müze alanınızın yani köyünüzün mimarisini/planını anlatmanızı rica ediyorum.</strong></p>
<p>Altınköy Açık Hava Müzesi, Ankara’nın merkezine oldukça yakın bir noktada, ancak adımınızı attığınız anda sizi şehirden uzak, bambaşka bir zamana götüren özel bir mekan. Müze alanı, geleneksel Anadolu köyü dokusunu yaşatacak şekilde titizlikle kurgulandı. Burada mimari sadece yapıları değil, bir yaşam biçimini temsil eder. Köy meydanı, planın merkezini oluşturur. Geleneksel köy yaşantısında olduğu gibi burada da cami, kahvehane, bakkal, muhtarlık ve taş fırın gibi kamusal yapılar bir aradadır. İnsanların bir araya geldiği, sohbet ettiği, gündelik hayatın aktığı bu alan, köyün kalbi gibidir.</p>
<p>Meydandan uzaklaştıkça konut alanlarına ve üretim yapılarına ulaşılır. Müze alanındaki evler, farklı bölgelerden derlenmiş geleneksel Anadolu evlerinden esinlenerek yapıldı. Ahşap ve taşın dengeli kullanımı, cumbalı pencereler, haremlik-selamlık bölümleri gibi detaylarla özgünlüğü korundu. Her evin bir hikayesi, bir geçmişi vardır ve ziyaretçiye bu atmosferi hissettirecek şekilde düzenlenmiştir. Ayrıca köyde geçmişin üretim yaşamını yansıtan mandıra, değirmen, demirci, kalaycı, marangozhane gibi atölye yapıları da yer alır. Bu yapılar hem mimari açıdan dönemin izlerini taşır hem de işlevsellikleriyle ziyaretçilere canlı bir köy deneyimi sunar. Altınköy’ün en dikkat çekici yönlerinden biri de doğayla kurduğu güçlü bağdır. Su çarkı, yel değirmeni, bostanlar, tarla alanları ve hayvan ahırları doğayla iç içe bir yaşamın izlerini taşır. Bu planlamayla sadece yapılar değil, köyün ritmi, sesi, kokusu da yaşatılır. Aslında Altınköy’ün mimarisi bir dekor değil, yaşanmışlıkların izini taşıyan yaşayan bir anlatıdır. Her yapı, her yol, her detay ziyaretçiye şunu fısıldar: “Bu köy, bir zamanlar gerçekten vardı…”</p>
<h2><img decoding="async" class="aligncenter wp-image-138012 size-large" src="https://lavarla.com/wp-content/uploads/2025/08/WhatsApp-Image-2025-06-21-at-13.07.19-1024x682.jpeg" alt="" width="800" height="533" srcset="https://lavarla.com/wp-content/uploads/2025/08/WhatsApp-Image-2025-06-21-at-13.07.19-1024x682.jpeg 1024w, https://lavarla.com/wp-content/uploads/2025/08/WhatsApp-Image-2025-06-21-at-13.07.19-300x200.jpeg 300w, https://lavarla.com/wp-content/uploads/2025/08/WhatsApp-Image-2025-06-21-at-13.07.19-768x512.jpeg 768w, https://lavarla.com/wp-content/uploads/2025/08/WhatsApp-Image-2025-06-21-at-13.07.19-1536x1024.jpeg 1536w, https://lavarla.com/wp-content/uploads/2025/08/WhatsApp-Image-2025-06-21-at-13.07.19-2048x1365.jpeg 2048w" sizes="(max-width: 800px) 100vw, 800px" /></h2>
<p><strong>Peki, ziyaretçilerinizden aldığınız geri dönüşler nasıl? En çok hangi bölümler veya olanaklar beğeniliyor?</strong></p>
<p>Geri dönüşler çok olumlu. Özellikle köy yaşamının tüm doğallığıyla yaşatıldığı alanlar büyük ilgi görüyor. En çok beğenilen bölümler arasında; hayvanların bulunduğu alanlar, tarihi köy evleri, ekmek pişirilen taş fırın ve geleneksel üretim atölyeleri öne çıkıyor. Özellikle çocuklar için, çocuk etkinlik evleri, oyuncak müzesi ve okul gibi hem öğretici deneyim noktaları çok seviliyor. Ayrıca, hasat zamanı yapılan etkinlikler, imece usulü çalışmalar ve köy meydanındaki toplu etkinlikler ziyaretçilerimizin hafızasında yer ediyor. Doğayla iç içe, sade ama anlamlı bu ortamda geçmişe yapılan bu yolculuk hem duygusal bir bağ kurmalarını sağlıyor hem de tekrar gelme isteği uyandırıyor.</p>
<p><strong>Son olarak, gelecekte bizleri Altınköy Açık Hava Müzesi bünyesinde nasıl proje ve etkinlikler bekliyor?</strong></p>
<p>Altınköy Açık Hava Müzesi olarak önümüzdeki dönemde, ziyaretçilerimizi sadece geçmişi izleyen değil köy yaşamını tüm duyularıyla deneyimleyen bir yolculuğa davet etmeyi hedefliyoruz. Bu doğrultuda, doğayla iç içe, gecesiyle gündüzüyle yaşayan ve mevsimsel döngülere göre şekillenen yeni etkinlikler üzerine çalışıyoruz. Kırsal yaşamın sadece gündüz değil, gece de solunabileceği özel deneyimler, köy üretim kültürünü bugünün dünyasına taşıyan yaratıcı atölyeler ve doğaya duyarlı, yerel değerlere dayalı yenilikçi programlarla müzemizi farklı bir boyuta taşımayı amaçlıyoruz.</p>
<p>Yeni projelerimizde sürpriz unsurlar da olacak. Ziyaretçilerimize her gelişlerinde farklı bir ruh, farklı bir tat bırakacak bu çalışmalarla Altınköy’ün yaşayan bir müze olma kimliğini daha da derinleştireceğiz.</p>
<p><a href="https://lavarla.com/yasayan-bir-koy-modeli-altinkoy-acik-hava-muzesi/">&lt;span class=&quot;reading-mode-buttons&quot;&gt;&lt;/span&gt;Yaşayan bir köy modeli: Altınköy Açık Hava Müzesi&lt;span class=&quot;reading-mode-buttons&quot;&gt;&lt;/span&gt;</a> yazısı ilk önce <a href="https://lavarla.com">Lavarla - Kültür-Sanat ve Kent Yaşamı</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Zamana diş geçiren müze: Diş Sağlığı Müzesi</title>
		<link>https://lavarla.com/zamana-dis-geciren-muze-dis-sagligi-muzesi/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Levent Tökün]]></dc:creator>
		<pubDate>Sat, 12 Jul 2025 08:10:41 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Müze]]></category>
		<category><![CDATA[Pusula]]></category>
		<category><![CDATA[Röportaj]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://lavarla.com/?p=137745</guid>

					<description><![CDATA[<p><span class="reading-mode-buttons"></span>Diş sağlığı denince akla hemen bugünün modern klinikleri gelse de bu alanın kökleri binlerce yıl öncesine dayanıyor. Dişin arkeolojiden antropolojiye, kültürel mirastan modern tıbba uzanan etkileyici hikayesini anlatan İstanbul’daki Diş Sağlığı Müzesi, Türkiye’de bir ilki de temsil ediyor. Dünyada ise sekizinci olarak ziyaretçilerini ağırlayan bu özgün müzenin hikayesini, gelecek planlarını ve daha fazlasını koordinatörü Dilara [&#8230;]</p>
<p><a href="https://lavarla.com/zamana-dis-geciren-muze-dis-sagligi-muzesi/">&lt;span class=&quot;reading-mode-buttons&quot;&gt;&lt;/span&gt;Zamana diş geçiren müze: Diş Sağlığı Müzesi&lt;span class=&quot;reading-mode-buttons&quot;&gt;&lt;/span&gt;</a> yazısı ilk önce <a href="https://lavarla.com">Lavarla - Kültür-Sanat ve Kent Yaşamı</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Diş sağlığı denince akla hemen bugünün modern klinikleri gelse de bu alanın kökleri binlerce yıl öncesine dayanıyor. Dişin arkeolojiden antropolojiye, kültürel mirastan modern tıbba uzanan etkileyici hikayesini anlatan İstanbul’daki Diş Sağlığı Müzesi, Türkiye’de bir ilki de temsil ediyor. Dünyada ise sekizinci olarak ziyaretçilerini ağırlayan bu özgün müzenin hikayesini, gelecek planlarını ve daha fazlasını koordinatörü Dilara Delen ile etraflıca konuştuk.</p>
<p><strong>Merhaba Dilara Hanım, röportajımıza öncelikle sizi tanıyarak başlayalım derim.</strong></p>
<p>Merhaba, Ben Dilara Delen, 2018 yılında Trakya Üniversitesi’nde arkeoloji lisansının ardından 2019 yılında İstanbul Üniversitesi&#8217;nde coğrafya lisansını tamamladım. Aynı zamanda arkeoloji alanında yüksek lisans eğitimi aldım. Eğitim hayatım boyunca Kültür ve Turizm Bakanlığı desteğiyle Anadolu&#8217;nun çeşitli tarihöncesi yerleşimlerinde arkeolog olarak görev aldım. Yüksek lisans eğitimim sırasında kültürel mirasın korunması konusunda İtalya ve Türkiye hukuk sistemlerinin karşılaştırmalı bir çalışmasını gerçekleştirdim. 2019-2021 yılları arasında Dolmabahçe Sarayı&#8217;nda restorasyon projelerinde yer aldım ve bu süreçte önemli deneyimler kazandım. Ayrıca 2021 yılında coğrafya öğretmenliği yapma fırsatı buldum ve 2022 yılında İstanbul Büyükşehir Belediyesi&#8217;nin restorasyon projelerinde saha ekibinde görev aldım.</p>
<p>2023 itibarıyla Diş Sağlığı Müzesi&#8217;nin müze koordinatörü olarak görev yapmaktayım. Bu süreçler boyunca edindiğim bilgi, deneyim ve tutkum, kültürel mirasın korunması ve müzecilik alanındaki çalışmalarıma yön verdi. Müze koordinatörü olarak, müzemizin zengin içeriğini ve ziyaretçilere sunacağımız interaktif deneyimleri geliştirmek için çalışmalarımı sürdürüyorum.</p>
<p><img loading="lazy" decoding="async" class="aligncenter wp-image-137748 size-large" src="https://lavarla.com/wp-content/uploads/2025/07/DSCN3347-1024x768.jpg" alt="" width="800" height="600" srcset="https://lavarla.com/wp-content/uploads/2025/07/DSCN3347-1024x768.jpg 1024w, https://lavarla.com/wp-content/uploads/2025/07/DSCN3347-300x225.jpg 300w, https://lavarla.com/wp-content/uploads/2025/07/DSCN3347-768x576.jpg 768w, https://lavarla.com/wp-content/uploads/2025/07/DSCN3347-1536x1152.jpg 1536w, https://lavarla.com/wp-content/uploads/2025/07/DSCN3347-2048x1536.jpg 2048w" sizes="(max-width: 800px) 100vw, 800px" /></p>
<p><strong>Diş Sağlığı Müzesi’nin hayata geçirilme sürecinden bahseder misiniz? Bu müzenin kurulmasına neden ihtiyaç duyuldu?</strong></p>
<p>Diş Malzemeleri ve Sanayici İş Adamları Derneği (DİŞSİAD) olarak uzun yıllardır hayalini kurduğumuz müzemizin temelleri 2018 yılında atıldı. Diş sağlığı alanındaki tarihsel birikimi koruma ve gelecek nesillere aktarma amacıyla çıktığımız bu yolda, sektörün değerli temsilcilerinin katkılarıyla zengin bir koleksiyon oluşturduk.</p>
<p>Dünyadaki dental müzeleri yerinde inceleyerek edindiğimiz izlenimler, bize yalnızca nesneleri sergilemenin ötesinde; ziyaretçilere etkileşimli ve bilgilendirici bir deneyim sunma sorumluluğumuzu hatırlattı. Bu doğrultuda, müzemizi klasik sergi anlayışının ötesine taşıyarak, çağdaş müzecilik ilkeleriyle kurguladık.</p>
<p>Kuruluş sürecimiz boyunca sektörümüzde faaliyet gösteren firmalara eser bağışı çağrısında bulunduk. Aldığımız güçlü destek sayesinde, bugün müzemizde sergilenen eserlerin yüzde 90’ı bağışlarla oluşturulmuş durumda. Bu, sadece maddi değil, aynı zamanda manevi bir sahiplenmenin ve dayanışmanın da göstergesi.</p>
<p>2022 yılında kapılarını ziyaretçilerine açan Diş Sağlığı Müzesi, Türkiye&#8217;de bu alanda ilk ve en kapsamlı koleksiyona sahip olmanın gururunu taşıyor. Bugün hem sektör profesyonellerine hem de meraklı ziyaretçilere diş sağlığı tarihinin izlerini sürme fırsatı sunuyoruz.</p>
<p><strong>Müzenin tematik yapısı oldukça dikkat çekici. Dişin arkeolojisinden diş hekimliğine uzanan bu kurguyu oluştururken hangi kriterleri göz önünde bulundurdunuz?</strong></p>
<p>Dişi en temel yapısından ele alarak, diş hekimliğinin tarihsel gelişim sürecine uzanan bir anlatı kurguladık. Bu yaklaşımımızın temelinde, dişin yalnızca diş hekimliği için değil, aynı zamanda arkeoloji ve antropoloji gibi bilim dalları için de son derece önemli bir materyal olması yatıyor. Çünkü dişler, insan vücudundaki en sert kemiklerdir ve özellikle mine tabakası, zamanla bozulmadan kalabilme özelliğine sahiptir. Bu sayede, milyonlarca yıl önce yaşamış bireylere dair bilgiler günümüze ulaşabiliyor. Arkeologlar ve antropologlar, dişlerden elde ettikleri verilerle bireylerin yaşı, beslenme alışkanlıkları, sağlık durumu ve yaşadıkları dönem hakkında bilimsel çıkarımlar yapabiliyor.</p>
<p>Müzemizin tematik yapısını oluştururken, bu çokdisiplinli bakış açısını benimsedik. Dişin sadece modern tıptaki rolünü değil, aynı zamanda tarihsel ve kültürel bağlamda taşıdığı anlamı da ziyaretçilerimize aktarmak istedik. Bu nedenle, dişin arkeolojik buluntular içindeki yeriyle başlayan sergi kurgumuz, antik dönem uygulamalarından günümüz modern diş hekimliğine uzanan bir yolculuk sunuyor. Bu yapıyı oluştururken, bilimsel doğruluk, tarihsel bütünlük ve ziyaretçi deneyimini ön planda tutan bir sergileme anlayışı benimsedik. Böylece, ziyaretçilerin sadece bilgi edinmekle kalmayıp, aynı zamanda dişin insanlık tarihindeki yerini daha derinlemesine kavramasını hedefledik.</p>
<p><img loading="lazy" decoding="async" class="aligncenter wp-image-137749 size-large" src="https://lavarla.com/wp-content/uploads/2025/07/3-1024x673.jpg" alt="" width="800" height="526" srcset="https://lavarla.com/wp-content/uploads/2025/07/3-1024x673.jpg 1024w, https://lavarla.com/wp-content/uploads/2025/07/3-300x197.jpg 300w, https://lavarla.com/wp-content/uploads/2025/07/3-768x505.jpg 768w, https://lavarla.com/wp-content/uploads/2025/07/3-1536x1010.jpg 1536w, https://lavarla.com/wp-content/uploads/2025/07/3-2048x1346.jpg 2048w" sizes="(max-width: 800px) 100vw, 800px" /></p>
<p><strong>Peki, sergilenen obje ve belgelerle ziyaretçilere nasıl bir deneyim sunmaktasınız?</strong></p>
<p>Diş Sağlığı Müzesi olarak, sergilenen obje ve belgelerle ziyaretçilere hem bilimsel hem de kültürel yönü güçlü, çok katmanlı bir deneyim sunmayı amaçlıyoruz. Koleksiyonlarımız, diş hekimliğinin tarihsel gelişimini belgeleyen aletlerden, arkeolojik buluntulara; erken dönem tedavi yöntemlerini gösteren materyallerden, modern diş teknolojilerine kadar geniş bir yelpazeye sahiptir.</p>
<p>Ziyaretçilerimiz, geçmişten günümüze diş hekimliği alanında kullanılan aletleri yakından inceleyerek bu alanın nasıl evrildiğine tanıklık ediyor. Aynı zamanda tarihi belgeler, görsel arşivler ve tematik panolar sayesinde, yalnızca bir meslek dalının değil, insan sağlığına dair anlayışın da zamanla nasıl değiştiğini görebiliyorlar.</p>
<p>Müzemizdeki sergileme dili, sadece uzmanlara hitap eden bir teknik anlatım yerine, herkesin anlayabileceği, ilgi çekici ve etkileşimli bir yapıya sahip. Bazı bölümlerde dijital ekranlar, artırılmış gerçeklik uygulamaları ve görsel canlandırmalarla ziyaretçilere daha etkileyici bir deneyim sunuyoruz. Bu sayede ziyaretçilerimiz yalnızca gözlem yapmıyor, aynı zamanda öğreniyor, sorguluyor ve geçmişle bağ kuruyor.</p>
<p><strong>Tüm bu anlattıklarınızın yanında ayrıca sormak isterim ki müzenizin bir eğitim alanı ve aracı olarak işlevlendirilmesi konusunda neler yapıyorsunuz?</strong></p>
<p>Öncelikle, çeşitli yaş gruplarına hitap eden zengin eğitim programları ve interaktif atölyeler düzenliyoruz. Bu programlar, ziyaretçilerin hem diş sağlığıyla ilgili temel bilgileri öğrenmelerini hem de pratik becerilerini geliştirmelerini sağlıyor. Örneğin, çocuklar için özel olarak tasarlanmış diş sağlığı eğitimleri ve simülasyon atölyeleriyle diş fırçalama tekniklerini uygulamalı olarak öğretiyoruz.</p>
<p>Ayrıca, üniversiteler, araştırma enstitüleri ve diğer akademik kurumlarla yakın işbirliği içinde çalışarak ortak araştırma projeleri geliştiriyoruz. Bu projeler aracılığıyla, güncel diş sağlığı araştırmalarını ve keşiflerini paylaşmak ve ziyaretçilere bu alandaki son gelişmeleri aktarmayı amaçlıyoruz.</p>
<p>Müze olarak, her yaş grubundan ziyaretçiye hitap ederek herkesin diş sağlığıyla ilgili bilgi sahibi olmasını sağlamak ve müzemizin sunduğu değerli içeriği keşfetmelerini teşvik etmek amacındayız. Ziyaretçilerimize, diş sağlığı alanında geniş bir perspektif sunarak, tarihsel gelişim ve bilimsel ilerlemeleri anlamalarına olanak tanıyoruz. Ayrıca, müzecilik anlayışını benimsetmek ve ziyaretçilerimizin kültürel mirası koruma ve anlama konusunda bilinçlenmelerine katkıda bulunmak da önceliklerimiz arasında.</p>
<p><img loading="lazy" decoding="async" class="aligncenter wp-image-137747 size-large" src="https://lavarla.com/wp-content/uploads/2025/07/Ekran-Resmi-2024-12-12-10.51.00-1024x565.png" alt="" width="800" height="441" srcset="https://lavarla.com/wp-content/uploads/2025/07/Ekran-Resmi-2024-12-12-10.51.00-1024x565.png 1024w, https://lavarla.com/wp-content/uploads/2025/07/Ekran-Resmi-2024-12-12-10.51.00-300x166.png 300w, https://lavarla.com/wp-content/uploads/2025/07/Ekran-Resmi-2024-12-12-10.51.00-768x424.png 768w, https://lavarla.com/wp-content/uploads/2025/07/Ekran-Resmi-2024-12-12-10.51.00-1536x848.png 1536w, https://lavarla.com/wp-content/uploads/2025/07/Ekran-Resmi-2024-12-12-10.51.00.png 1724w" sizes="(max-width: 800px) 100vw, 800px" /></p>
<p><strong>Diş Sağlığı Müzesi’nin yalnızca bir meslek müzesi olmanın ötesinde toplumsal bir bilinç kazandırma amacı da taşıdığı görülüyor. Bu misyona yönelik ne tür çalışmalar yürütüyorsunuz?</strong></p>
<p>Müze olarak kabul ettiğimiz bağışlar sayesinde koleksiyonumuz her geçen gün zenginleşip çeşitleniyor. Bu bağışlar, müzemizin sunduğu eğitim ve bilinçlendirme programlarını desteklemenin yanı sıra, ziyaretçilerimize daha kapsamlı bir kültürel deneyim sunmamıza da olanak tanıyor.</p>
<p>Gelecekteki planlarımız arasında, müzemizin fiziksel altyapısını güçlendirerek daha geniş ve etkileyici bir sergi alanı yaratmak var. Bu sayede, ziyaretçilerimize daha iyi bir görsel ve eğitim deneyimi sunarak müzemizin çekiciliğini artırmayı hedefliyoruz. Aynı zamanda dijital platformları etkin şekilde kullanarak, müze içeriğimize daha geniş kitlelere ulaşma imkanı sağlamayı planlıyoruz.</p>
<p><strong>Bir başka merak ettiğim nokta da ulusal ve uluslararası işbirlikleriniz. </strong></p>
<p>Diş Sağlığı Müzesi/Dental Museum olarak, dünyada bu isimle faaliyet gösteren toplam yedi müze bulunmaktadır. Biz, bu alanda sekizinci müze olma özelliğini taşıyoruz. Mevcut müzelerle iletişim kurarak iş programlarımız kapsamında yerinde ziyaretler gerçekleştiriyoruz. Bu ziyaretlerde, müzelerin koleksiyonlarını ve sergileme yöntemlerini inceleyerek kendi müzemiz için ilham alıyoruz. Ayrıca, diş hekimliği ve dental endüstri mirasının yalnızca yerelde değil, uluslararası düzeyde nasıl sergilendiğine dair gözlemlerde bulunuyoruz.</p>
<p>Bu kapsamda, şu ana kadar Almanya’nın Leipzig kentinde bulunan <em>Dental Museum</em> ve İngiltere’nin Londra şehrindeki British Association Dental Museum’u ziyaret ettik. Bu ziyaretlerde hem koleksiyonları inceledik hem de işbirliği geliştirme yönünde adımlar attık. Gelecekte, yeni uluslararası işbirlikleri kurmayı hedefliyoruz.</p>
<p><strong>Son olarak müzenin gelecek planları arasında neler yer alıyor? </strong></p>
<p>Müzemizin gelecekteki planları ve hedefleri, sürekli olarak bilinirliğimizi artırmak ve etkileşimimizi genişletmek üzerine odaklı. Bu doğrultuda çeşitli adımlar atıyoruz.</p>
<p><a href="https://lavarla.com/zamana-dis-geciren-muze-dis-sagligi-muzesi/">&lt;span class=&quot;reading-mode-buttons&quot;&gt;&lt;/span&gt;Zamana diş geçiren müze: Diş Sağlığı Müzesi&lt;span class=&quot;reading-mode-buttons&quot;&gt;&lt;/span&gt;</a> yazısı ilk önce <a href="https://lavarla.com">Lavarla - Kültür-Sanat ve Kent Yaşamı</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Seramik ile akademinin buluşması: Hamiye Çolakoğlu Seramik Müzesi</title>
		<link>https://lavarla.com/seramik-ile-akademinin-bulusmasi-hamiye-colakoglu-seramik-muzesi/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Levent Tökün]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 19 Jun 2025 15:50:26 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Müze]]></category>
		<category><![CDATA[Pusula]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://lavarla.com/?p=137592</guid>

					<description><![CDATA[<p><span class="reading-mode-buttons"></span>Türkiye’de seramik sanatına önemli katkılar sunan Hamiye Çolakoğlu’nun mirasını yaşatan ve bir sanatçı adına açılan ilk seramik müzesi olma özelliği taşıyan Hamiye Çolakoğlu Seramik Müzesi, arşiv niteliğindeki koleksiyonu ve akademik çalışmalara sunduğu olanaklarla öne çıkıyor. Hacettepe Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi Seramik Bölümü’nden, aynı zamanda Hamiye Çolakoğlu’nun öğrencisi de olan Prof. Dr. Candan Terviel ile sorumlusu [&#8230;]</p>
<p><a href="https://lavarla.com/seramik-ile-akademinin-bulusmasi-hamiye-colakoglu-seramik-muzesi/">&lt;span class=&quot;reading-mode-buttons&quot;&gt;&lt;/span&gt;Seramik ile akademinin buluşması: Hamiye Çolakoğlu Seramik Müzesi&lt;span class=&quot;reading-mode-buttons&quot;&gt;&lt;/span&gt;</a> yazısı ilk önce <a href="https://lavarla.com">Lavarla - Kültür-Sanat ve Kent Yaşamı</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Türkiye’de seramik sanatına önemli katkılar sunan Hamiye Çolakoğlu’nun mirasını yaşatan ve bir sanatçı adına açılan ilk seramik müzesi olma özelliği taşıyan Hamiye Çolakoğlu Seramik Müzesi, arşiv niteliğindeki koleksiyonu ve akademik çalışmalara sunduğu olanaklarla öne çıkıyor. Hacettepe Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi Seramik Bölümü’nden, aynı zamanda Hamiye Çolakoğlu’nun öğrencisi de olan Prof. Dr. Candan Terviel ile sorumlusu olduğu bu müzeyi etraflıca konuştuk. Bu röportajda ayrıca, Çolakoğlu’nun sanat anlayışı ve başkente katkıları ile üniversite müzelerine dair değerlendirmeler de bulabilirsiniz.</p>
<p><strong>Candan Hocam merhaba, ilk olarak sizi tanıyabilir miyiz?</strong></p>
<p>1960 yılında Ankara’da dünyaya gelmiş beş çocuklu bir ailenin ikinci kızı olarak neredeyse tüm ömrünü okumaya, öğrenmeye adamış Ankara sevdalısı bir akademisyenim. Çocukluk ve gençliğim Kavaklıdere ve Küçükesat semtlerinde geçti. 1979 yılında ise Hacettepe Üniversitesi Sağlık İdaresi Yüksek Okulu’nda başlayan öğrenciliğimle Hacettepeli oldum. 1988 yılından itibaren Hacettepe Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi Seramik Bölümü’nde -öğrencilikle birlikte- 41 yıldır çalışıyorum. Seramik sanat ve eğitim alanında aktif rol aldığımı söyleyebilirim. Bu büyük serüvenin temel kişisi tabii ki rahmetli Hocam Hamiye Çolakoğlu olmuştur.</p>
<p><strong>O halde odağımıza geçecek olursak, Hamiye Çolakoğlu Seramik Müzesi&#8217;nin öyküsü nedir?</strong></p>
<p>Hamiye Hocamız yaşamını çok iyi planlayan, ne yapmak istediğini çok iyi bilen sanatçı kişiliğiyle sonsuza kadar kalmayı arzu eden, bu nedenle de kendi yaşam öyküsünü daha yaşarken belgelemeyi başarmış bir sanatçıydı. Bölümümüzün en az Hamiye Hoca kadar kıymetli ve uzağı gören hocalarından rahmetli Sıtkı M. Erinç, <em>Toprağın Erki Hamiye Çolakoğlu</em> isimli kitabı, geleceğe kalacak en önemli miras diye düşünerek Hamiye Hoca ile haftalarca çalışarak hazırladı. Müze oluşumunda baş kaynağımız bu kitap olmuştur<em>. </em></p>
<blockquote><p>Hamiye Çolakoğlu Seramik Müzesi; Cumhuriyet Türkiye’sinde doğmuş bir kadın sanatçının ismini yaşatmak için kurduğu bir hayali gerçekleştirmek, çağdaş sanatı seramik aracılığı ile evrensel eserlere dönüştüren ve bu uğurda çalışarak büyük birikime sahip olan Hamiye Çolakoğlu’nun  eserlerini tüm dünyayla buluşturmak arzusu ile doğdu.</p></blockquote>
<p>Sanat ve eğitimin iç içe olduğu üniversitemizde bu büyük müzeyi kurma çalışması, başta Seramik Bölümü’nün ısrarı ve çabası, üniversitemizin ve Kültür ve Turizm Bakanlığı’nın destekleriyle 10 yıldan fazla süren yoğun uğraşlar sonucunda başarıldı. 3 Mart 2020’de resmi törenle halka açılan müzemiz, dünya tarihinde bir kapanmanın öncesine, pandemiye denk geldi. Açılışından bugüne binlerce izleyici müzeyi ziyaret etti.</p>
<p>İlk olarak, müze onayı alınması amacıyla yerli ve yabancı seramik sanatçılarının yer aldığı “Uluslararası Macsabal Seramik Sempozyumu” koleksiyonundan seçilen eserlerle bir sunum yapıldı, onay sonrası ise 100 civarında Hamiye Çolakoğlu duvar panosu ve formlardan oluşan bir seçki müzede sergilendi.</p>
<p>Kültür Yolu Festivali kapsamında belli başlı eserler ile video gösterisi Ahmet Göğüş Sanat Galerisi’nde izleyici ile buluşturuldu. Üçüncü kez yapılan teşhir ise sadece seramik eserleri değil biyografik bilgileri de içerecek şekilde hazırlandı.</p>
<p><img loading="lazy" decoding="async" class="aligncenter wp-image-137594 size-large" src="https://lavarla.com/wp-content/uploads/2025/06/Hamiye-Colakoglu-Bereket-Tanricasi-768x1024.jpg" alt="" width="768" height="1024" srcset="https://lavarla.com/wp-content/uploads/2025/06/Hamiye-Colakoglu-Bereket-Tanricasi-768x1024.jpg 768w, https://lavarla.com/wp-content/uploads/2025/06/Hamiye-Colakoglu-Bereket-Tanricasi-225x300.jpg 225w, https://lavarla.com/wp-content/uploads/2025/06/Hamiye-Colakoglu-Bereket-Tanricasi-1152x1536.jpg 1152w, https://lavarla.com/wp-content/uploads/2025/06/Hamiye-Colakoglu-Bereket-Tanricasi-1536x2048.jpg 1536w, https://lavarla.com/wp-content/uploads/2025/06/Hamiye-Colakoglu-Bereket-Tanricasi-scaled.jpg 1920w" sizes="(max-width: 768px) 100vw, 768px" /></p>
<p><strong>Tabii size sormadan geçemeyeceğim bir konu var ki o da Hamiye Hocamız. Onun önce öğrencisi, sonra aynı kurumda meslektaşı ve hatta şimdi de müzesinin başında olmak nasıl bir duygu?</strong></p>
<p>Hamiye Çolakoğlu yaşamıma yön veren belki de en önemli figürlerden biri. Öğrencisi olduğum günden bugüne sanat ve kültür ile ilgili farkındalıklarımda hep onun izi olduğunu bilirim. Çevresini etkileyen, görgü, bilgi ve insan ruhuna dokunan kişiliğiyle liderimiz olan bir hocaydı. Onunla ilgili konularda gönüllü olarak aldığım sorumluluklar beni hiç yormamıştır. İnanın, bu müzenin kurulmasında da karşılaşılan tüm zorluklar benim için bir yılgınlık sebebi olmadı. Bütün aşamalarında büyük bir gururla, ismini yaşatmak arzusuyla keyifle çalıştım. Halen eğitim alanımız olarak müze bizlere ev sahipliği yapıyor ve bence Hamiye Hocanın ruhu da bizimle. Böylesi bir değerle çalışmış olmaktan ve halen onun için yapacaklarımız devam ediyorken söyleyeceğim tek şey onunla bu yaşamı paylaştığımız için çok şanslı olduğumuz.</p>
<p><strong>Peki, müzenizi ziyaret edenleri nasıl bir atmosfer bekliyor?</strong></p>
<p>Hamiye Çolakoğlu Seramik Müzesi, Cumhuriyet’in önemli kazanımlarından biri olan ve 1936 yılında kurulup 1982 yılında Hacettepe Üniversitesi bünyesinde faaliyet gösteren Ankara Devlet Konservatuvarı’nın girişinde yer alan bir müze. Beytepe yerleşkesinin ana giriş kapısına yakın olan konservatuvar binası ve müze, sanatı kucaklayan bütünsel bir sanat ortamı olarak görülebilir. Müze, bir anlamda sahne sanatları ve plastik sanatların bir araya geldiği bir atmosferde izleyiciyi karşılar. Konservatuvarın konser salonunda düzenlenen etkinliklerde de (konser, gösteri gibi), çok sayıda izleyicinin geldiği zamanlar, açık tutulur. Tek kapıdan girilen müzemizin dış duvarları Hamiye Çolakoğlu’nun yaşamından seçilmiş önemli kişi ve etkinliklere ait siyah-beyaz fotoğraflardan oluşturulmuştur. Bu dış duvar daha çok geçmişi çağrıştıran bir film şeridi olarak tasarlanmış ve bir belgesel gibi izleyiciyi kendine çekmesi amaçlanmıştır. Geçmişin izlerini ve kişilerini merak edenlere açıklamalar genellikle o dönemlere tanıklık etmiş seramik bölümü hocaları, asistanları ve öğrencileri tarafından yapılmaktadır.</p>
<p>Yan dış duvarda Hamiye Çolakoğlu’nun son dönem çalışmalarından olan büyük panellere giydirilmiş resimsel seramikleri yer alır. Müze içi ise izleyiciyi beyaz, aydınlık, ışıklı ve zamansız bir dünyaya taşır. Bir ömre sığdırılan eserlerden seçilmiş seramikler, kazanılmış ödüller, Hamiye Çolakoğlu’nu yansıtan bir atmosfer taşır.</p>
<p>Teşhirde bulunan eserler ve sergileme düzeninde zaman zaman değişiklikler olduğu gibi karma sergiler de olmaktadır.</p>
<p><img loading="lazy" decoding="async" class="aligncenter wp-image-137596 size-large" src="https://lavarla.com/wp-content/uploads/2025/06/Hamiye-Colakoglu-Kahve-Degirmeni-Ailesi-1024x768.jpg" alt="" width="800" height="600" srcset="https://lavarla.com/wp-content/uploads/2025/06/Hamiye-Colakoglu-Kahve-Degirmeni-Ailesi-1024x768.jpg 1024w, https://lavarla.com/wp-content/uploads/2025/06/Hamiye-Colakoglu-Kahve-Degirmeni-Ailesi-300x225.jpg 300w, https://lavarla.com/wp-content/uploads/2025/06/Hamiye-Colakoglu-Kahve-Degirmeni-Ailesi-768x576.jpg 768w, https://lavarla.com/wp-content/uploads/2025/06/Hamiye-Colakoglu-Kahve-Degirmeni-Ailesi-1536x1152.jpg 1536w, https://lavarla.com/wp-content/uploads/2025/06/Hamiye-Colakoglu-Kahve-Degirmeni-Ailesi-2048x1536.jpg 2048w" sizes="(max-width: 800px) 100vw, 800px" /></p>
<p><strong>Bağlantılı olarak, müzenin bir seramik müzesi olmasının yanı sıra biyografi müzesi olarak da kurgulanmasının amacı nedir? </strong></p>
<p>Seramik Müzesi, Hamiye Çolakoğlu’nun çalışma alanını ve kurucusu olduğu Seramik Bölümü’nü vurgulamak bakımından önemli. Ayrıca bir sanatçı adına açılan ilk seramik müzesi. Ancak esas olarak çağdaş sanatın, 1950’ler sonrası Türkiye Cumhuriyeti kültür anlayışı ve sanat politikalarına dair izlerin de görülebildiği bir sanatçı biyografisi üzerinden okunmasına fırsat tanır.</p>
<blockquote><p>Oldukça renkli ve çokyönlü becerileri olan bir kadın sanatçının varoluş öyküsünün en az eserleri kadar önemli olduğu düşüncesindeyiz.</p></blockquote>
<p>Yeni kuşakların sanat eğitimi almalarında sadece eserleri değil, sanatçıların içinde yaşadıkları dönemsel koşulları da bilerek değerlendirme yapabilmelerini sağlamak açısından sanatçının biyografisi anlam kazanmaktadır.</p>
<p><strong>Sizin akademik yanınızı da bildiğim için sormak isterim, öğrenciler veya araştırmacılar için müzenizde nasıl bir alan sunuyorsunuz? Müzenizin akademiyle ilişkisi nasıl?</strong></p>
<p>Hamiye Çolakoğlu Seramik Müzesi bir üniversite sanat müzesi kimliğindedir. Üniversite müzeleri ister bilim ister sanat içerikli olsun içinde bulunulan eğitim ve araştırma misyonundan uzak değillerdir. Çok sayıda akademisyenin ve öğrencinin yararlandığı ortamlardır.</p>
<p>Üniversite müzeleri için kültürün ve gelişmişliğin bir ölçütü demek yerinde olur. Köklü üniversiteler verdikleri eğitim ve birikimleri ile ön plandadır. Bu birikimlerin gösterildiği yerler olarak müzeler ve kütüphaneler sayılabilir.</p>
<p>Kampüsün şehirden uzak oluşu halkın ulaşımı konusunda bir dezavantaj gibi görülse de randevulu ziyaret her zaman mümkün.</p>
<p><strong>Merak ettiğim bir başka konu, müzenin bulunduğu bina ve çevresi düşünüldüğünde, Beytepe Kampüsü&#8217;nde yer alan <em>Derman Çeşmesi</em> ve <em>Soyut İnsan Anıtı</em> gibi eserler üzerinden Hamiye Çolakoğlu&#8217;nun Ankara&#8217;nın kamusal hafızasındaki yeri hakkında neler söyleyebilirsiniz?</strong></p>
<p>Hamiye Çolakoğlu özellikle mimariye kattığı eserleriyle ön planda olan sanatçılarımız arasında yer alır. Ankara’da Bilkent Üniversitesi Kütüphanesi duvarında yer alan ve <em>Evrende Barış Senfonisi</em> isimli 1985 yılına ait eseri, Kara Kuvvetleri Komutanlığı’nda yer alan 1984 tarihli Kurtuluş Savaşı Destanını konu alan çalışmaları, içinde bulunduğu toplum ile olan bağını, sevgisini ve sanatçı duyarlılığını yansıtan eserlerden birkaçıdır. <em>Derman Çeşmesi</em> ise Hacettepe Üniversitesi’ne olan sevgi bağını göstermek amacıyla yapılmış, oldukça anlamlı ve kıymetli bir eserdir. 1987 yılında Yarımca Porselende yaptığı çeşmeyi Beytepe Kampüsü’nün girişinde sağ tarafta kendiliğinden akan küçük bir dereyi içine alacak şekilde monte eder. Bu çeşme üç kuşak Çolakoğlu ailesinin bir arada olduğu törende, dualarla açılır. Çeşmenin açılmasından iki gün sonra kardeşi Derman’ın ani kaybı ile tüm aile büyük bir acı yaşar. O günden sonra çeşmenin adı <em>Derman Çeşmesi</em> olarak anılır.</p>
<p>Üniversitemizin kurumsal kimliğini gösteren <em>Soyut İnsan Anıtı</em> ise Seramik Bölümü’nün çok kıymetli hocalarından sanat tarihçi Prof. Kaya Özsezgin’in Güzel Sanatlar Fakültesi Dekanlığı sırasında ricasıyla hayata geçirildi. O dönem merhum Rektörümüz Prof. Dr. Tunçalp Özgen üniversitemizi temsil eden bir ödül heykelciği için dekanlıktan istekte bulunur. Kaya Hoca bu arayışını dile getirdiğinde Hamiye Hoca elinde bir çalışmasının olduğunu ve görmek isteyip istemediğini sorar. Hemen görelim demesi üzerine bu heykelcik Beysukent’deki kültür evim dediği evden alınır ve rektöre sunulur. Soyut kadın ve erkeğin birlikte olduğu bu çalışma çok beğenilir ve öncelikle <em>Beytepe’ye Anıt </em>şeklinde Prof. Turhan Çetin tarafından inşa edilir. Sonrasında bilim ve sanat ödülleri de artık bu heykel olmuştur. 1997 yılından bugüne her yıl başarılı sanat ve bilim insanları Hacettepe Üniversitesi tarafından bu heykelcik ile ödüllendirilir. Hamiye Çolakoğlu’nun tüm eserleri içinde bu iki eser Hacettepe ile bütünleşmiştir denilebilir.</p>
<p><strong>Röportajımızı bitirirken Hamiye Çolakoğlu Seramik Müzesi&#8217;nin geleceğe yönelik planlarını da öğrenmek isterim. Dijitalleşme, geçici veya paydaşlı sergiler gibi projeleriniz var mı?</strong></p>
<p>Öncelikle tüm üniversitemizin müzelerini içine alan kapsamlı bir web sayfası ve dijital arşiv çalışmasının kamuya açık hale getirilmesi gerekir diye düşünüyorum. Belgeleme ve sunmanın ardından seramik sanat alanını kapsayıcı, çok çeşitli çalışma ve etkinliklere ev sahipliği de yapılabilir. Teşhir sadece sabit eser yerleştirilmelerinden çıkarılıp, görsel, işitsel vb. çağdaş teknolojilerle yeniden ele alınabilir. Çağdaş müzecilik anlamında bu müze, her türlü yeniliğe açık yaratıcı gençlerin olduğu bir okuma, öğrenme ve keyif alanı olarak düşünülebilir. Paydaşlı sergiler, koleksiyonlar ve ortak projeler, farklı yaş gruplarını da içeren çalışmalar yapılmaktadır.</p>
<p>Bu röportaj vesilesiyle başta Hamiye Çolakoğlu olmak üzere Sıtkı M. Erinç ve Kaya Özsezgin Hocalarımı da anma fırsatı verdiğiniz için teşekkür ederim.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p><a href="https://lavarla.com/seramik-ile-akademinin-bulusmasi-hamiye-colakoglu-seramik-muzesi/">&lt;span class=&quot;reading-mode-buttons&quot;&gt;&lt;/span&gt;Seramik ile akademinin buluşması: Hamiye Çolakoğlu Seramik Müzesi&lt;span class=&quot;reading-mode-buttons&quot;&gt;&lt;/span&gt;</a> yazısı ilk önce <a href="https://lavarla.com">Lavarla - Kültür-Sanat ve Kent Yaşamı</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Muallâ&#8217;nın rotasına bir kılavuz: &#8216;Zihnin Sınırlarında Bir Rota: Fikret Muallâ&#8217; sergisi</title>
		<link>https://lavarla.com/muallanin-rotasina-bir-kilavuz-zihnin-sinirlarinda-bir-rota-fikret-mualla-sergisi/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Levent Tökün]]></dc:creator>
		<pubDate>Sun, 20 Apr 2025 10:59:06 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Pusula]]></category>
		<category><![CDATA[Röportaj]]></category>
		<category><![CDATA[Sergi]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://lavarla.com/?p=136911</guid>

					<description><![CDATA[<p><span class="reading-mode-buttons"></span>Fikret Muallâ’nın yaşamı ve sanatına dair yeni bir bakış açısı sunan Zihnin Sınırlarında Bir Rota: Fikret Muallâ sergisi, yalnızca bir sanatçının eserlerini izleyiciyle buluşturmakla kalmıyor, aynı zamanda onun iç dünyasına, yaşadığı dönemlere ve iz bıraktığı kentlere de ışık tutuyor. Serginin küratörü Doç. Dr. Ebru Nalan Sülün ile gerçekleştirdiğimiz röportajda, serginin küratoryal çerçevesini ve hazırlık sürecini [&#8230;]</p>
<p><a href="https://lavarla.com/muallanin-rotasina-bir-kilavuz-zihnin-sinirlarinda-bir-rota-fikret-mualla-sergisi/">&lt;span class=&quot;reading-mode-buttons&quot;&gt;&lt;/span&gt;Muallâ&#8217;nın rotasına bir kılavuz: &#8216;Zihnin Sınırlarında Bir Rota: Fikret Muallâ&#8217; sergisi&lt;span class=&quot;reading-mode-buttons&quot;&gt;&lt;/span&gt;</a> yazısı ilk önce <a href="https://lavarla.com">Lavarla - Kültür-Sanat ve Kent Yaşamı</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Fikret Muallâ’nın yaşamı ve sanatına dair yeni bir bakış açısı sunan <em>Zihnin Sınırlarında Bir Rota: Fikret Muallâ</em> sergisi, yalnızca bir sanatçının eserlerini izleyiciyle buluşturmakla kalmıyor, aynı zamanda onun iç dünyasına, yaşadığı dönemlere ve iz bıraktığı kentlere de ışık tutuyor. Serginin küratörü Doç. Dr. Ebru Nalan Sülün ile gerçekleştirdiğimiz röportajda, serginin küratoryal çerçevesini ve hazırlık sürecini daha yakından tanırken hem Muallâ’nın sanat serüvenini hem de Türkiye’de koleksiyonculuk anlayışına dair zihin açıcı bir rotada yol alıyoruz.</p>
<figure id="attachment_136926" aria-describedby="caption-attachment-136926" style="width: 800px" class="wp-caption aligncenter"><img loading="lazy" decoding="async" class="wp-image-136926 size-large" src="https://lavarla.com/wp-content/uploads/2025/04/WhatsApp-Image-2025-02-28-at-20.38.43-scaled-e1745146715241-890x1024.jpeg" alt="" width="800" height="920" srcset="https://lavarla.com/wp-content/uploads/2025/04/WhatsApp-Image-2025-02-28-at-20.38.43-scaled-e1745146715241-890x1024.jpeg 890w, https://lavarla.com/wp-content/uploads/2025/04/WhatsApp-Image-2025-02-28-at-20.38.43-scaled-e1745146715241-261x300.jpeg 261w, https://lavarla.com/wp-content/uploads/2025/04/WhatsApp-Image-2025-02-28-at-20.38.43-scaled-e1745146715241-768x884.jpeg 768w, https://lavarla.com/wp-content/uploads/2025/04/WhatsApp-Image-2025-02-28-at-20.38.43-scaled-e1745146715241-1335x1536.jpeg 1335w, https://lavarla.com/wp-content/uploads/2025/04/WhatsApp-Image-2025-02-28-at-20.38.43-scaled-e1745146715241.jpeg 1442w" sizes="(max-width: 800px) 100vw, 800px" /><figcaption id="caption-attachment-136926" class="wp-caption-text">Fotoğraf: Sema Çavdar</figcaption></figure>
<p><strong>Ebru Hocam merhaba, röportajımıza öncelikle sizi tanıyarak başlayabilir miyiz?</strong></p>
<p>Hacettepe Üniversitesi Sanat Tarihi Bölümü’nden 1998 yılında mezun oldum. Resim Bölümü’nde yüksek lisans, sanat tarihi alanında doktora eğitimimi tamamladım. “Batı Sanatı ve Çağdaş Sanat” bilim alanında doçentliğimi aldım. 2000 yılından itibaren akademik çalışmalarıma paralel, sanat tarihi alanına katkı sunmaya odaklı küratöryel faaliyetlerimi sürdürmekteyim. Marmara Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi Temel Eğitim Bölümü’nde öğretim üyesiyim. Batı sanatı, çağdaş sanat ve güncel sanat dinamikleriyle ilgili dersleri yürütmekteyim.</p>
<p><strong>Odak noktamıza geçecek olursak, serginizin temel fikri ve “Zihnin Sınırlarında Bir Rota” başlığıyla anlatılmak istenen nedir?</strong></p>
<p><em>Zihnin Sınırlarında Bir Rota: Fikret Muallâ</em> sergisi, Bor Sanat ve Erimtan Arkeoloji ve Sanat Müzesi işbirliğiyle Hancan Sanat Koleksiyonu’nda yer alan Fikret Muallâ eserlerinden bir seçkiyi izleyenlere sunuyor. Sergi, sanatçının yakınlarının tarih anlatıcılığı ve eleştiri metinleri yoluyla hem geçmişi hatırlatmayı, hem de yazılı arşiv aracılığıyla Muallâ’nın yaşamına dair dönemsel bir analiz yapmayı hedefliyor.</p>
<p>Fikret Muallâ’nın eserlerini anlayabilmenin en önemli yolunun -tüm diğer sanatçılarda olduğu üzere- yaşam öyküsünü içselleştirmek olduğunu düşünürüm. Sergi başlığında da ifade edilen “rota”; “görüş veya tutuma göre gidilen, izlenen yol” olarak tanımlanıyor. Fikret Muallâ’nın yaşam öyküsüne yönelim, tam da bu noktada önem kazanıyor. Sanatçının hem yaşadıkları, hem yaşanılanların ruhsal yansımaları hem de 1939’da Paris’e gidene dek uğradığı ülkeler/kentler/deneyimler ve tüm bu sürecin yaşamında yarattığı değişimler bu yolda çizilenlerin/üretilenlerin önemli bir parçası olma özelliğinde. Onun yaşadığı her olay ve yol aldığı her kent, farklı imkanları/imkansızlıkları aralar. Fikret Muallâ; belli zaman aralıklarında yaşamının ivmesini bozan, sarsıcı olaylara/durumlara maruz kalır. Sanatçı; dirençli ruhu, talepkarlığı, dostları ve alışkanlıklarıyla bu durumların üstesinden gelir. Hatta bu yolculuk; 1967’de Paris Kimsesizler Mezarlığı’na defnedilmesinden, 1974’te naaşının Türkiye’ye getirilmesine dek sürer.</p>
<p>Bu başlık; Muallâ’nın yaşamında yol aldığı rotalardan çok ötede, bütünsel bir yaşam rotasını bizlere referanslamakta. Sergide, bir sanatçının yeniden keşfine davet eden bir küratoryal kurgu, bu rotanın takibinde kılavuz olma özelliğinde.</p>
<figure id="attachment_136922" aria-describedby="caption-attachment-136922" style="width: 800px" class="wp-caption aligncenter"><img loading="lazy" decoding="async" class="wp-image-136922 size-large" src="https://lavarla.com/wp-content/uploads/2025/04/DSC00166-1024x684.jpg" alt="" width="800" height="534" srcset="https://lavarla.com/wp-content/uploads/2025/04/DSC00166-1024x684.jpg 1024w, https://lavarla.com/wp-content/uploads/2025/04/DSC00166-300x200.jpg 300w, https://lavarla.com/wp-content/uploads/2025/04/DSC00166-768x513.jpg 768w, https://lavarla.com/wp-content/uploads/2025/04/DSC00166-1536x1026.jpg 1536w, https://lavarla.com/wp-content/uploads/2025/04/DSC00166-2048x1368.jpg 2048w" sizes="(max-width: 800px) 100vw, 800px" /><figcaption id="caption-attachment-136922" class="wp-caption-text">Fotoğraf: Oğuz Karakütük</figcaption></figure>
<p><strong>Serginin hazırlık sürecini de merak ediyorum. Koleksiyonun değerlendirme, seçim ve düzenleme süreçleri hangi kriterler göz önünde bulundurularak, kimlerle gerçekleştirildi?</strong></p>
<p>Bor Holding Yönetim Kurulu başkanı Özgür Cem Hancan’ın kişisel koleksiyonu olan “Hancan Sanat Koleksiyonu”, sergi öncesinde de incelediğim bir koleksiyondu. Koleksiyonda Fikret Muallâ eserleri oldukça önemli bir paydayı oluşturuyor.</p>
<p>Öncellikle koleksiyonda bulunan 44 Fikret Muallâ eserini inceledim. Küratoryal kurguma referans olacak özelliklere sahip eserlerden oluşan bir seçki oluşturdum. Sergide bir tanesi çift yönlü olmak üzere toplam 25 eser izlenebiliyor. Bu seçimleri küratör olarak ben yaptım. Fakat; diğer tüm süreçlerde Bor Sanat ve Erimtan Arkeoloji ve Sanat Müzesi yetkilileri, sergi ekibinde yer alan ekip arkadaşlarım ile hep birlikte bu projeyi gerçekleştirdik.</p>
<p>Bu seçimde guaj eserler dışındaki üretimler, özellikle çizgi çalışmaları ana eksenimde yer aldı. Bu sergideki amacım, Fikret Muallâ ve sanatına dair yeni bir okuma önerisi sunmaktı. Bu öneride “izleme” eylemine “okuma” eylemini de ekleyen bir yaklaşım öncelikli olarak yer alıyor. Sergide yer alan koleksiyon eserleriyle dönem eleştiri metinleri, kitaplar ve gazete arşivi eşit öneme sahip. Dolayısıyla seçilen yapıtlar aslında sergide yer alan metinlere referans olma görevini de üstleniyorlar.</p>
<p><strong>Peki, Fikret Muallâ’nın sanatı ve kendisi bu sergide nasıl bir çerçevede ele alınıyor?</strong></p>
<p>Sergi kurgusu; Muallâ’nın ruh durumlarının en etkileyici örnekleri olarak ele alınması gereken “Çizginin &#8211; Tinin Ötesinde” bölümü ile başlıyor. Sanatçının St. Anne çizimleri ve en erken çalışmalarının yer aldığı <em>Yeni Adam</em> dergisinin tanıtıldığı ve görünür kılındığı bu ilk bölümde izleyicilere bir hatırlatma ve keşfetme parantezi açılıyor.  Bu bölümdeki parantezde; İsmail Hakkı Baltacıoğlu tarafından 935 sayı yayımlanan <em>Yeni Adam</em> dergisinde yer alan Muallâ çizimleri “Bir Hatırlatma: Varoluşçu Bir Adam/Yeni Adam &#8211; 1936/1937” başlığıyla sunuluyor. Yayımlandığı dönemde değerli şair-yazar ve sanatçılara alan açan dergi, Muallâ’nın eğitim sürecinden sonra İstanbul’a geldiğinde çizimlerini görünür kılma şansını elde ettiği ilk dergiydi. Bu bölümde sanatçının <em>Yeni Adam</em>’da yer alan çizimleri de izleyenlere bir dijital ekran yoluyla sunuluyor.</p>
<figure id="attachment_136915" aria-describedby="caption-attachment-136915" style="width: 800px" class="wp-caption aligncenter"><img loading="lazy" decoding="async" class="wp-image-136915 size-large" src="https://lavarla.com/wp-content/uploads/2025/04/DSC00250-1024x684.jpg" alt="" width="800" height="534" srcset="https://lavarla.com/wp-content/uploads/2025/04/DSC00250-1024x684.jpg 1024w, https://lavarla.com/wp-content/uploads/2025/04/DSC00250-300x200.jpg 300w, https://lavarla.com/wp-content/uploads/2025/04/DSC00250-768x513.jpg 768w, https://lavarla.com/wp-content/uploads/2025/04/DSC00250-1536x1026.jpg 1536w, https://lavarla.com/wp-content/uploads/2025/04/DSC00250-2048x1368.jpg 2048w" sizes="(max-width: 800px) 100vw, 800px" /><figcaption id="caption-attachment-136915" class="wp-caption-text">Fotoğraf: Oğuz Karakütük</figcaption></figure>
<p>Sergilemenin ikinci bölümü Fikret Muallâ’nın 1939 sonrası Paris sürecine odaklanıyor. “Bir Gidiş / Bir Paris / Bir Fikret Muallâ &#8211; 1939/1967” başlığı altında izlenecek bölüm; sanatçının Paris yaşamından guaj çalışmalarına odaklanan olgun dönem eserlerini barındırıyor. Bu bölümde; Muallâ’nın Paris sanat piyasasında maruz kaldığı zorluklara dair de bilgiler bulunuyor.</p>
<p>Sergide ayrıca; deneyimi önceleyerek tasarlanan “Arşiv Alanı”, 1967-1989 yılları arasında Fikret Muallâ’ya dair yazı ve yorumları barındıran gazete arşivini kapsıyor. Fikret Muallâ’nın vefatının ardından gazetelerdeki haberlere odaklanan bu bölüm, aynı zamanda dönemin diğer kültür-sanat haberlerine ve ülke kültür gündemine dair de okuma/analiz yapmayı sağlıyor.</p>
<p>İzleyicilerin sanatçıya dair yayımlanmış kitapları okumalarına olanak tanıyan “Okuma Alanı” ise bir inceleme/düşünme köşesi oluşturabilme önceliği ile tasarlandı. “Okuma Alanı”, sergi kurgusunda benim için eserleri sergilemek kadar önemli bir bölüm. Bu bölümde, Fikret Muallâ tarafından kaleme alınan <em>Schiller</em>’in de dahil olduğu ve bulunması/okunabilmesi günümüzde artık zor olabilecek eski basım kitaplar, çalışma-düşünme alanı olarak kurgulanmış bir çalışma masası üzerinde sunuluyor.</p>
<p><strong>Merak ettiğim bir başka konu, serginin Türkiye’deki sanat tarihi ve koleksiyonculuk anlayışı açısından önemi.</strong></p>
<p>Serginin küratoryal kurgusu yeni bir sanat tarihi okumasını da öneriyor. Bu okuma, Fikret Muallâ’nın yaşamı ve karakterine odaklanmaktan öte onun yaşam öyküsüne paralel sanatsal dönemlerini farklı perspektiflerden yeniden analiz ediyor.<em> Zihnin Sınırlarında Bir Rota: Fikret Muallâ</em>, hafızalarda yer alan Fikret Muallâ’yı yeniden düşünmeyi ve okutmayı öneriyor. Bu okuma, sergiye paralel yayımlanan kitap yoluyla da geleceğe aktarılmış olacak. Kitapta Fikret Muallâ’ya dair geçmişte yazılmış metinler (Youki Desnos- Muallâ/ Zeynep Yasa Yaman – Nakkaş) tekrar okunabilecekken ayrıca akademisyen, sanat tarihçilerden oluşan yazarların bugünden okumaları yoluyla da sanat tarihine yeni bir literatür kazandırılmış olacak.</p>
<p>Serginin koleksiyonculuk açısından önemi, edinilen koleksiyondaki bilinçli alım bağlamında olacaktır. Tek bir koleksiyonda bir sanatçının önemli dönemlerinden edinilmiş, bu denli geniş bir paydanın yer alması oldukça önemli. Koleksiyonların kendi içinde geniş parantezlere sahip olması o koleksiyonun bilinçli bir alımla oluşturulduğunu gösterir. <em>Hancan Sanat Koleksiyonu</em>’nu önemli kılan unsur, tek bir sanatçı olarak Fikret Muallâ eserlerinden oluşan, sanatçının çeşitli dönemlerini barındıran bir yapının koleksiyondaki varlığı.</p>
<figure id="attachment_136918" aria-describedby="caption-attachment-136918" style="width: 800px" class="wp-caption aligncenter"><img loading="lazy" decoding="async" class="wp-image-136918 size-large" src="https://lavarla.com/wp-content/uploads/2025/04/20250301_FikretMualla_033-1024x683.png" alt="" width="800" height="534" srcset="https://lavarla.com/wp-content/uploads/2025/04/20250301_FikretMualla_033-1024x683.png 1024w, https://lavarla.com/wp-content/uploads/2025/04/20250301_FikretMualla_033-300x200.png 300w, https://lavarla.com/wp-content/uploads/2025/04/20250301_FikretMualla_033-768x512.png 768w, https://lavarla.com/wp-content/uploads/2025/04/20250301_FikretMualla_033-1536x1025.png 1536w, https://lavarla.com/wp-content/uploads/2025/04/20250301_FikretMualla_033-2048x1366.png 2048w" sizes="(max-width: 800px) 100vw, 800px" /><figcaption id="caption-attachment-136918" class="wp-caption-text">Fotoğraf: Oğuz Karakütük</figcaption></figure>
<p><strong>Röportajımızı bitirirken, oldukça zengin olduğunu gözlemlediğim ve sergi süresince düzenlenecek yan etkinlikleriniz hakkında da bilgi almak isterim. </strong></p>
<p>Sergi kapsamında eylül ayına dek söyleşiler ve atölyeler yoluyla Fikret Muallâ, izleyenlere anlatılmaya devam edilecek. Öncelikle Erimtan Arkeoloji ve Sanat Müzesi’nde Fikret Muallâ’yı farklı yönleri ile öğretmeye odaklı çocuklara (2 yaş üzeri), ailelere ve yetişkinlere yönelik sanat atölyeleri devam ediyor.</p>
<p>26 Nisan’da müzede “Zihnin Sınırlarında Bir Rota: Fikret Muallâ” başlıklı bir panel gerçekleştirilecek. Oturumda aynı zamanda kitap yazarları arasında da yer alan Dr. Nedim Gürsel, Doç. Dr. Zeynep Yasa Yaman, Doç. Dr. Seda Yavuz, Dr. Necmi Sönmez’in katılımı ile Fikret Muallâ’yı farklı perspektiflerden ele alıp analiz edeceğiz. 26 Nisan’da panel paralelinde sergi kitabımız da okuyucularla buluşacak. Ayrıca 4 Mayıs tarihinde de değerli sanat tarihçi meslektaşlarım Prof. Dr. Burcu Pelvanoğlu ve Doç. Dr. Ayşe Nahide Yılmaz’ın katılım sağlayacağı “20. Yüzyılın İlk Yarısında Paris-İstanbul Hattı” başlıklı bir konuşma gerçekleştirilecek.</p>
<p>Kapak fotoğrafı: Fotoğraf: Oğuz Karakütük</p>
<p><a href="https://lavarla.com/muallanin-rotasina-bir-kilavuz-zihnin-sinirlarinda-bir-rota-fikret-mualla-sergisi/">&lt;span class=&quot;reading-mode-buttons&quot;&gt;&lt;/span&gt;Muallâ&#8217;nın rotasına bir kılavuz: &#8216;Zihnin Sınırlarında Bir Rota: Fikret Muallâ&#8217; sergisi&lt;span class=&quot;reading-mode-buttons&quot;&gt;&lt;/span&gt;</a> yazısı ilk önce <a href="https://lavarla.com">Lavarla - Kültür-Sanat ve Kent Yaşamı</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>E(k)meğin izinde bir ilk: Ankara Halk Ekmek Fabrikası Ekmek Müzesi</title>
		<link>https://lavarla.com/ekmegin-izinde-bir-ilk-ankara-halk-ekmek-fabrikasi-ekmek-muzesi/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Levent Tökün]]></dc:creator>
		<pubDate>Sun, 06 Apr 2025 07:25:30 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Müze]]></category>
		<category><![CDATA[Pusula]]></category>
		<category><![CDATA[Ankara Halk Ekmek]]></category>
		<category><![CDATA[Ekmek Müzesi]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://lavarla.com/?p=136640</guid>

					<description><![CDATA[<p><span class="reading-mode-buttons"></span>Ekmeğin toprağa düşen bir tohumdan soframıza uzanan yolculuğunu hiç merak ettiniz mi? Türkiye’nin ilk ve tek Ekmek Müzesi, bu serüveni gözler önüne sererken, Anadolu’nun zengin ekmek kültürünü yaşatmak için önemli ve çeşitli faaliyetler yürütüyor. Müzenin kuruluşu, hedefleri, ekmek ve kültürüne dair çalışmaları ve daha fazlasını Halk Ekmek Fabrikası Kurumsal İletişim Koordinatörü Kamil Elibol ile konuştuk. [&#8230;]</p>
<p><a href="https://lavarla.com/ekmegin-izinde-bir-ilk-ankara-halk-ekmek-fabrikasi-ekmek-muzesi/">&lt;span class=&quot;reading-mode-buttons&quot;&gt;&lt;/span&gt;E(k)meğin izinde bir ilk: Ankara Halk Ekmek Fabrikası Ekmek Müzesi&lt;span class=&quot;reading-mode-buttons&quot;&gt;&lt;/span&gt;</a> yazısı ilk önce <a href="https://lavarla.com">Lavarla - Kültür-Sanat ve Kent Yaşamı</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Ekmeğin toprağa düşen bir tohumdan soframıza uzanan yolculuğunu hiç merak ettiniz mi? Türkiye’nin ilk ve tek Ekmek Müzesi, bu serüveni gözler önüne sererken, Anadolu’nun zengin ekmek kültürünü yaşatmak için önemli ve çeşitli faaliyetler yürütüyor. Müzenin kuruluşu, hedefleri, ekmek ve kültürüne dair çalışmaları ve daha fazlasını Halk Ekmek Fabrikası Kurumsal İletişim Koordinatörü Kamil Elibol ile konuştuk.</p>
<p><strong>Çoğu kişinin ilk defa öğreneceğini tahmin ederek hemen sormak isterim ki Ekmek Müzesi’nin kuruluş amacı ve öyküsü nedir?</strong></p>
<p>Ekmeğin hammaddesi olan un ve buğdayın üretim aşamalarını göstermek ve bunu genç nesillere aktarmak amacıyla 2000’li yıllarda ekmek müzesi çalışmalarına başlandı. Müze projesi ile Anadolu’da ekmek ve buğday üretiminin tüm süreçlerini ziyaretçilere göstermeyi amaçladık. O dönem Kültür ve Turizm Bakanlığı’ndan da müzenin nasıl oluşturulması gerektiği konusunda fikir alındıktan sonra, Ankara Halk Ekmek Fabrikası kendi gayretleri ve girişimleriyle Anadolu’nun çeşitli bölgelerinden buğday ve un üretimine ilişkin alet ve ekipmanları toplamaya başladı.</p>
<p>Ekmeğin yapılış serüvenini anlatan müzemiz 2007 yılında kuruldu. Müzemizin kuruluş amacı; toprağa ekilen tohumdan, sofralara gelene kadar bir ekmeğin hangi aşamalardan geçtiğini anlatmak ve bunu tarihle birleştirerek günümüze kadar olan süreçte ekmek yapımında kullanılan malzemeleri sergilemek.</p>
<p>Günümüzde, Türkiye’nin ilk ve tek Ekmek Müzesi, Ankara Halk Ekmek Fabrikası’nda bulunuyor. Anadolu Bulvarı No: 13 Macunköy-Yenimahalle adresinde hizmet veren Başkent Market GİMAT şubemizin asma katında yer alan Ekmek Müzesi, vatandaşlarımız, ilköğretim okulları, anaokulları ve kreşler tarafından sürekli ziyaret ediliyor.</p>
<p>Müzemizde ekmeğin serüvenini anlatan eski dönemlere ait tarımsal araç ve gereçler bulunuyor. Asırlık aletlere yer verdiğimiz müzede; ekmeğin serüveni toprağın buğdaya can vermesiyle başlıyor. Yetişen buğdaylar öğütülür, un elde edilir. Elde edilen unun nasıl ekmek haline geldiğini, ekmeğin yapılışını, pişirilişini ve sofraya gelişini Anadolu ezgileri ile ziyaretçilerimize aktarıyoruz.</p>
<p><strong>Müzenizdeki tarımsal araçlar ve ekmek yapım sürecine dair objeler hangi dönemlere ait ve nasıl temin edildi?</strong></p>
<p>Tarımsal objeler ve ekmek yapımında kullanılan tarımsal aletleri Anadolu’daki köy ve kasaba ve ilçelerden kendi imkanlarımızla temin ettik. Genellikle bir asra yaklaşan ömürleriyle bu objelerin tedarik edilmesinde öncelikle kendi çalışanlarımız ve belediye çalışanlarının büyük katkısı oldu. İlçe Tarım Müdürlükleri, Ziraat Odaları, köy dernekleri gibi STK’lardan da tarımsal aletlerin temini konusunda yardım alındı. Onlar da müzede sergilenen bazı objelerin toplanmasına destek verdiler.  İmece usulü yapılan bu katkılar sonrası toplumun her kesiminin ziyaret ettiği bir Ekmek Müzesi hayat buldu.</p>
<p><img loading="lazy" decoding="async" class="aligncenter wp-image-136642 size-large" src="https://lavarla.com/wp-content/uploads/2025/04/muze-2-1024x563.jpg" alt="" width="800" height="440" srcset="https://lavarla.com/wp-content/uploads/2025/04/muze-2-1024x563.jpg 1024w, https://lavarla.com/wp-content/uploads/2025/04/muze-2-300x165.jpg 300w, https://lavarla.com/wp-content/uploads/2025/04/muze-2-768x422.jpg 768w, https://lavarla.com/wp-content/uploads/2025/04/muze-2-1536x844.jpg 1536w, https://lavarla.com/wp-content/uploads/2025/04/muze-2-2048x1126.jpg 2048w" sizes="(max-width: 800px) 100vw, 800px" /></p>
<p><strong>Peki, ekmeğin geleneksel üretim teknikleri ile günümüz endüstriyel üretim süreçleri arasındaki farkları ve benzerlikleri müzede ne şekilde aktarıyorsunuz?</strong></p>
<p>Müzemizde geleneksel buğday üretim aletleri ve ekipmanları sergilenmekle birlikte ekmeğin serüvenini anlatan üretim süreçlerine ait görseller de yer alıyor. Fabrikamızı ziyaret eden anaokulu, ilkokul ve ortaokul öğrencileri ile fakülte ve yüksekokul öğrencileri gerek ekmek çeşitleri gerekse unlu mamullerin üretimini tüm aşamalarıyla görülebiliyor. Ayrıca, eski üretim tekniklerini <em>Geleneksel Ekmeklerimiz</em> kitabında da anlattık.</p>
<p><strong>Ekmeğin beslenmedeki ve kültürümüzdeki değeri elbette çok büyük. Buna bağlı olarak ekmek israfını önleme konusunda neler yapıyorsunuz?</strong></p>
<p>Ekmek tüm toplumların birinci temel gıda maddesi konumunda. Ankara Halk Ekmek Fabrikası olarak ekmeğin israf edilmemesi ve bu konuda toplumda farkındalık yaratmak adına önemli çalışmalar yürütüyoruz. İsrafı engellemek için Ankara genelindeki tüm Halk Ekmek satış büfelerine “iadesiz” ekmek satışı gerçekleştiriyoruz. Hem Halk Ekmek büfelerinden hem de kendi bünyemizdeki satış noktalarından gelen talebe göre ekmek üretimi gerçekleştiriyoruz.</p>
<p>Elbette, ekmeğin bayatlamasını geciktirmek ve muhafazası konusunda da çalışmalar yaptık. Bu çalışmalara Hacettepe Üniversitesi emekli öğretim üyesi Prof. Dr. Hamit Köksel ile Gıda Mühendisleri Odası eski ikinci başkanı Murat Şanlı da katkı sundu. Kurumsal olarak ise TÜBİTAK’ın yanı sıra sanayi ve üniversite işbirliğiyle çok çeşitli projeler geliştirdik: Halk Çerez, galeta, galeta unu ve kıtır bunlardan bazıları. Geçmiş dönemlerde bayat ekmeklerden ekmek çorbası, ekmek tatlısı ve ekmekli yemeklerin yapımını anlatan broşürler de hazırlanmıştı. Kurum olarak 2012 yılında Toprak Mahsulleri Ofisi’nin “ekmek israfını” önleme çalışmasına aktif olarak katılım sağladık.</p>
<p>2013 yılında ise ekmek israfının azaltılmasıyla ilgili dönemin Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı’nın genelgesine istinaden harekete geçtik.</p>
<p>Ekmek israfını engellemek amacıyla üretim fazlası ekmeklerden (şekli bozuk, az pişmiş vb.) ekstrüzyon yöntemi kullanılarak sağlıklı ürün grubunun geliştirilmesiyle konunun çözümüne yönelik endüstriyel bir yöntem geliştirildi. TÜBİTAK, TEYDEB destekli ve üniversite-sanayi işbirliği kapsamında Hacettepe Üniversitesi ortaklığında yapılan bir proje neticesinde “Halk Çerez” üretildi. İsmi “Halk Çerez” olan ürün içerik olarak aslında çerez değil bir atıştırmalık.</p>
<p><strong>Müzenin tanıtımı ve farkındalığının arttırılması için ne gibi çalışmalar yürütülüyor? Örneğin dijitalleşme veya diğer müzelerle işbirlikleri gündeminizde mi?</strong></p>
<p>Vatandaşlarımız Ekmek Müzesi’ni dijital olarak da <strong><u>www.ankarahalkekmek.com.tr</u></strong> resmi internet sitemizin “Basında Biz” bölümünün içerisinde tıklayıp ziyaret edebilirler. Web sayfamızda paylaştığımız görsellerle halkımız, ekmeğin üretim serüvenini inceleme imkanı bulabilir. Sofralara gelen ekmeğe verilen emeği/alın terini anlatan bu süreç, özellikle çocuklarımızın ve gençlerimizin “nimet” olan ekmeğin israfı konusunda bilinçlenmesinde önemli rol oynayacaktır diye değerlendiriyoruz.</p>
<p><strong>Merak ettiğim bir başka konu olarak, müzenizin yakın zamanda çıkardığı ekmek kitabının hazırlanışı, içeriği ve aldığınız geri dönüşler hakkında bilgi verebilir misiniz? Bu kitap dışında başka yayın çalışmalarınız da var mıdır?</strong></p>
<p>Ekmek Müzesi’nden sonra yine Ankara Halk Ekmek Fabrikası olarak bir ilke imza attık. Anadolu’nun unutulmaya yüz tutmuş ekmek kültürünü yaşatmak ve gelecek nesillere aktarmak için Eylül 2021’de <em>Geleneksel Ekmeklerimiz</em> adını verdiğimiz bir kitap çıkarttık. Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı Mansur Yavaş da kaynak eser niteliğindeki <em>Geleneksel Ekmeklerimiz</em> kitabı için ön söz yazdı.</p>
<p>Halk Ekmek Fabrikası öncülüğünde 5 yıllık uzun soluklu bir çalışmanın ardından Prof. Dr. Hamit Köksel ve Prof. Dr. Nevin Şanlıer’in katkılarıyla ilk kez geniş kapsamda hazırlanan bu kitabı, başta Milli Kütüphane Başkanlığı olmak üzere, 81 İl Valiliği, 81 İl Tarım ve Orman Müdürlüğü, Tarım ve Orman Bakanlığı, devlet üniversitelerinin Ziraat Fakülteleri, Gıda Mühendisliği bölümleri, Türkiye Ziraat Odaları Birliği, Türkiye Fırıncılar Federasyonu, Halk Ekmek Fabrikaları, Gıda ve Ziraat Mühendisleri Odaları gibi ilgili tüm kurum/kuruluş ve paydaşlara ücretsiz dağıttık. Bu sayede kitabımız bir kültür mirası olarak arşivlerde yerini almış oldu.</p>
<p><strong>Röportajımızı bitirirken Ekmek Müzesi’nin geleceğe yönelik projelerini de öğrenmek isterim.</strong></p>
<p>Önümüzdeki dönemde Ekmek Müzesi’ni daha kapsamlı hale getirmeyi ve müzenin daha geniş kitlelerce ziyaret edilmesini hedefliyoruz.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p><a href="https://lavarla.com/ekmegin-izinde-bir-ilk-ankara-halk-ekmek-fabrikasi-ekmek-muzesi/">&lt;span class=&quot;reading-mode-buttons&quot;&gt;&lt;/span&gt;E(k)meğin izinde bir ilk: Ankara Halk Ekmek Fabrikası Ekmek Müzesi&lt;span class=&quot;reading-mode-buttons&quot;&gt;&lt;/span&gt;</a> yazısı ilk önce <a href="https://lavarla.com">Lavarla - Kültür-Sanat ve Kent Yaşamı</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Tarihin katmanlarında bir hafıza mekanı: Atatürk Ankara Milli Mücadele Müzesi</title>
		<link>https://lavarla.com/tarihin-katmanlarinda-bir-hafiza-mekani-ataturk-ankara-milli-mucadele-muzesi/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Levent Tökün]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 25 Feb 2025 06:01:15 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Müze]]></category>
		<category><![CDATA[Pusula]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://lavarla.com/?p=136422</guid>

					<description><![CDATA[<p><span class="reading-mode-buttons"></span>Keçiören Belediyesi tarafından Cumhuriyet’in 100. yılında açılan Atatürk Ankara Milli Mücadele Müzesi, Ankara’nın Milli Mücadele’deki son derece önemli rolünün, yerel ve ulusal kahramanlarının ve Anadolu Ajansı’nın kuruluş sürecinin yanı sıra yapının çıkış noktasındaki tiftik keçisinin Ankara’dan dünyaya uzanan hikayesini çok katmanlı bir anlatımla ziyaretçilerine sunuyor. Çoban Mektebi olarak da bilinen, Keçiören’e kara yoluyla Çankaya tarafından [&#8230;]</p>
<p><a href="https://lavarla.com/tarihin-katmanlarinda-bir-hafiza-mekani-ataturk-ankara-milli-mucadele-muzesi/">&lt;span class=&quot;reading-mode-buttons&quot;&gt;&lt;/span&gt;Tarihin katmanlarında bir hafıza mekanı: Atatürk Ankara Milli Mücadele Müzesi&lt;span class=&quot;reading-mode-buttons&quot;&gt;&lt;/span&gt;</a> yazısı ilk önce <a href="https://lavarla.com">Lavarla - Kültür-Sanat ve Kent Yaşamı</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Keçiören Belediyesi tarafından Cumhuriyet’in 100. yılında açılan Atatürk Ankara Milli Mücadele Müzesi, Ankara’nın Milli Mücadele’deki son derece önemli rolünün, yerel ve ulusal kahramanlarının ve Anadolu Ajansı’nın kuruluş sürecinin yanı sıra yapının çıkış noktasındaki tiftik keçisinin Ankara’dan dünyaya uzanan hikayesini çok katmanlı bir anlatımla ziyaretçilerine sunuyor. Çoban Mektebi olarak da bilinen, Keçiören’e kara yoluyla Çankaya tarafından gelen ziyaretçileri adeta kapıda karşılayan ve sadelikteki güzelliğiyle öne çıkan bu kıymetli mekanı, müzenin sorumlusu Özge Zengil ile konuştuk.</p>
<p><strong>Merhaba Özge Hanım, röportajımıza başlarken ilk olarak sizi tanıyalım.</strong></p>
<p>Öncelikle <em>Lavarla</em>’da müzemize yer verdiğiniz için teşekkür ederiz. Ben Ankara Üniversitesi DTCF sanat tarihi mezunuyum. Meslek hayatına Alanya, Kaleiçi ve Tersane kazılarında başlayıp daha sonra müzelerde görev aldım. Keçiören Belediyesi’ne ise Atatürk Ankara Milli Mücadele Müzesi’nin kurulma projesiyle dahil oldum. Müzesinin açılışıyla birlikte müze sorumlusu olarak görevime devam etmekteyim.</p>
<p><strong>Atatürk Ankara Milli Mücadele Müzesi’nin kuruluş amacını ve hikayesini anlatır mısınız?</strong></p>
<p>Milli Mücadele tarihi, siyasi ve askeri başarıların yanında il il, kaza kaza, köy köy Türkiye’nin her yerinde bu döneme özgü fedakârlıklarla, tepkiler ve kahramanlıklarla doludur. Milli Mücadelenin yerel boyutları Ankara özelinde de büyük bir paya sahiptir.  Milli Mücadele döneminde Ankara’da kurulan gizli örgütler, çıkarılan gazeteler, işgallere karşı protesto mitingleri, Namazgâh Tepe’de kurulan Milli Alay, seymenlerin hazırlanışı, Atatürk ve silah arkadaşlarına –katli vaciptir- fetvalarına karşı fetvalar çıkartmaları, Hilal-i Ahmer Kadınlar Şubesi’nin çalışmaları, Ankara Müdafaa-i Hukuk Cemiyeti’nin çabaları gibi pek çok yerel boyut kolektif çabaya katkıda bulunmuştur.</p>
<p>Müzemiz, Ankara’nın Milli Mücadele’deki bu yerini yansıtmayı amaçlıyor.</p>
<p>Milli Mücadele tarihinde Keçiören ilçesi de çok büyük bir öneme sahip. Bu önem Atatürk ve Temsil Heyetinin Sivas’tan Ankara’ya geliş tarihi olan 27 Aralık 1919’da Keçiören Ziraat Mektebi’nin 118 gün boyunca Kurtuluş Savaşı’nın karargahı olmasından kaynaklanır. 1919 Aralık ayında Milli Mücadelenin merkezinin Ankara olmasıyla birlikte Ankara, savaş yıllarında zulüm gören, baskı altında ezilen, vatanın farklı köşelerinden göçmek zorunda olan insanların, kapatılan postanelerin ve silah ambarı çalışanlarının, harbiye okullarından henüz mezun olamamış subay adaylarının ve yaralanan Mehmetçiğin de yuvası olmuştur. Milli Mücadeleye inanan, katkıda bulunmak isteyen herkes Ankara’ya, üstelik de çok zorlu şartlar altında yolculuk yaparak gelmiştir.</p>
<p>Müze binamız da bu yıllarda Ankara’ya gelip mücadeleye katılan sivil kahramanların, konaklama ve çalışma yeri olmuştur. Bunların arasında: Halide Edip Adıvar, Adnan Adıvar, Yunus Nadi, Cami Baykurt, Refik Saydam, Yakup Kadri Karaosmanoğlu, Hamdullah Suphi Tanrıöver gibi isimler vardır.</p>
<p>Atatürk Ankara Milli Mücadele Müzesi, burada kalan isimlerle Ankaralıların Milli Mücadeleye ve cephe gerisindeki katkılarına yakın bir perspektiften bakmıştır. Başta Mustafa Kemal Paşa olmak üzere Milli Mücadele liderlerine duyulan saygı ve güven Türkiye’nin her coğrafyasında yaşanırken Ankara’da neler olduğunu müzemizi gezerken görebiliyoruz. Bu kapsamda Atatürk Ankara Milli Mücadele Müzesi, Milli Mücadelenin Ankara’daki yerel boyutlarını ele alan tarihsel ihtiyacı doyurmak için kurulmuş bir müzedir.</p>
<p><img loading="lazy" decoding="async" class="aligncenter wp-image-136425 size-large" src="https://lavarla.com/wp-content/uploads/2025/02/WhatsApp-Image-2024-11-14-at-15.42.47-2-1024x768.jpeg" alt="" width="800" height="600" srcset="https://lavarla.com/wp-content/uploads/2025/02/WhatsApp-Image-2024-11-14-at-15.42.47-2-1024x768.jpeg 1024w, https://lavarla.com/wp-content/uploads/2025/02/WhatsApp-Image-2024-11-14-at-15.42.47-2-300x225.jpeg 300w, https://lavarla.com/wp-content/uploads/2025/02/WhatsApp-Image-2024-11-14-at-15.42.47-2-768x576.jpeg 768w, https://lavarla.com/wp-content/uploads/2025/02/WhatsApp-Image-2024-11-14-at-15.42.47-2-1536x1152.jpeg 1536w, https://lavarla.com/wp-content/uploads/2025/02/WhatsApp-Image-2024-11-14-at-15.42.47-2.jpeg 2000w" sizes="(max-width: 800px) 100vw, 800px" /></p>
<p><strong>Müzenize ev sahipliği yapan binayı, yani eski adıyla Çoban Mektebi’ni de başlı başına kıymetli bir değer olduğu için sizden ayrıca dinlemek isterim. </strong></p>
<p>Ankara tiftik keçisinin tüyleri kullanılarak yapılan sof kumaşı 16. yüzyıl ve sonrasında hem Osmanlı coğrafyasında hem de ülke dışında büyük bir üne sahiptir. Bu ün, Ankara keçisinin “tiftik” olarak adlandırılan tüyünün sağlamlığı, su geçirmezliği, ısı iletkenliğinin düşük olması ve görünüş olarak ince, parlak olması sebebiyle diğer dokuma liflerinden ayrılmasıdır. Tiftik Keçisi, coğrafi olarak yalnızca Ankara’da yetişmesi dolayısıyla burada tiftiğe dayalı, güçlü bir dokuma sanayi gelişmiştir. Böylece Tiftik keçisi Ankara için büyük iktisadi katkı sağlamıştır. Fakat 19. yüzyılın ortalarında Ankara keçisinin Güney Afrika Birliği ve Amerika Birleşik Devletleri’ne götürülerek, o ülkelerde de yetiştirilmeye başlanması ve Sanayi İnkılabı ile Avrupa’da üretilen ucuz tekstil ürünlerinin bütün Osmanlı coğrafyasında olduğu gibi Ankara’da da pazarı ele geçirmesiyle şehirde üretilen sof kumaşının üretimi azaltmıştır.</p>
<p>I. Abdülhamid dönemine gelindiğinde Tiftik keçisinin dış ülkelere satışı yasaklanarak önlem alınmaya çalışılmış olsa da kararda geç kalınmıştır. Bunun üzerine Ankara keçisi yetiştiriciliğini teşvik etmek için yapılan ikinci girişim, yine II. Abdülhamid döneminde Vali Memduh Paşa tarafından 6 Mayıs 1895 tarihinde Çoban Mektebi ve Numune Tarlası’nın temelinin atılmasıyla yapılmıştır. 1898 tarihinde ise hizmete açılmıştır.</p>
<p>Çoban Mektebi’nin kurulduğu alanın Ankara’nın farklı bölgelerinin kesişiminde bulunmasından dolayı burada verilen eğitimlere halk da kolaylıkla ulaşabilecekti. Böylelikle hem zirai faaliyetler hem de tiftik keçileri ıslah edilerek sof ticareti tekrar canlandırılacaktı. Damızlıklar halka uygun fiyatlara satılacak ve böylece mektep için gelir elde edilecekti. Çobanlara verilen eğitimle de hayvanlarda salgın hastalıklar ve buna bağlı toplu kayıpların önüne geçilecekti.</p>
<p>Fakat burada tam olarak fiili bir eğitim gerçekleştirilemedi ve yeterli öğrenci bulunamadı. Daha sonra Çoban Mektebi, Atatürk ve Temsil Heyeti üyelerinin Ankara’ya geldiği 27 Aralık 1919’da Ziraat Mektebi binasıyla birlikte Milli Mücadelenin karargahı olarak kullanıldı.</p>
<p><strong>Tematik odalarınızdaki anlatımda da önemli yerlere sahip olan Milli Mücadele kahramanları ve bu kahramanların mekanınızla olan ilişkisi de bir başka merak ettiğim konu.</strong></p>
<p>Müzemiz iki kattan oluşuyor. Giriş katında ilk oda, yapının günümüze kadar geçirdiği evreleri anlatıyor. Büyük salon ise “Ankara’nın Hafızası” adını taşıyor. Burada, Atatürk’ün “Ben Ankara’yı coğrafya kitaplarından değil tarih kitaplarından öğrendim” dediği Ankara’nın tarih boyunca geçirdiği evreler ile Mondros Ateşkes Anlaşması’nın Ankara’da yarattığı etki ve sivil örgütlenmeler yer alıyor. İkinci kat büyük salon, 27 Aralık 1919’da Ankaralıların Atatürk’ü umut, milli heyecan ve kararlılıkla beklemesiyle başlıyor ve Cumhuriyetin ilanına kadar gecen süreyi konu alıyor.</p>
<p>Tematik bölümlerimiz ise bu dönem içinde Ankara’nın kadın ve çocuklarının katkılarını, Ankara esnafının Ahilik geleneğiyle orduya yardımlarını, kurulan İmalat-ı Harbiye Fabrikası’ndaki çalışmaları aktaran odalardan ve elbette burada konaklamış ve çalışmalarda bulunmuş Halide Edib Adıvar’ın <em>Türkün Ateşten İmtihanı</em>  kitabında da “Ankara’ya geldiğimizin üçüncü akşamı Numune Çiftliğinde bize ayrılan bir odayı işgal ettik. Burası merkez binanın ikinci katında vaktiyle talebeye yatakhane vazifesi görmüştü. Adnan ile işgal ettiğimiz odanın Ankara’ya bakan güzel bir balkonu vardı.” diye anlattığı oda ile Mustafa Kemal Atatürk’ ün karargâh çalışmalarını anlattığımız odadan oluşuyor.</p>
<p><img loading="lazy" decoding="async" class="aligncenter wp-image-136426 size-large" src="https://lavarla.com/wp-content/uploads/2025/02/WhatsApp-Image-2024-11-14-at-10.40.48-1-1024x576.jpeg" alt="" width="800" height="450" srcset="https://lavarla.com/wp-content/uploads/2025/02/WhatsApp-Image-2024-11-14-at-10.40.48-1-1024x576.jpeg 1024w, https://lavarla.com/wp-content/uploads/2025/02/WhatsApp-Image-2024-11-14-at-10.40.48-1-300x169.jpeg 300w, https://lavarla.com/wp-content/uploads/2025/02/WhatsApp-Image-2024-11-14-at-10.40.48-1-768x432.jpeg 768w, https://lavarla.com/wp-content/uploads/2025/02/WhatsApp-Image-2024-11-14-at-10.40.48-1-1536x864.jpeg 1536w, https://lavarla.com/wp-content/uploads/2025/02/WhatsApp-Image-2024-11-14-at-10.40.48-1.jpeg 1600w" sizes="(max-width: 800px) 100vw, 800px" /></p>
<p><strong>Röportajımızda müzenizin üzerinde özellikle durduğu kıymetli bir kurumdan da bahsetmeden olmaz: Anadolu Ajansı.</strong></p>
<p>Evet, çünkü bu dönemde Ankara yönetimi, İstanbul Hükümeti ve işgal kuvvetlerinin olumsuz haber, bilgi ve propagandasıyla uğraşmak durumunda kalmıştır. Sadece İstanbul’da değil, Anadolu’da işgal altında olan ya da milli hareketin tam denetim sağlayamadığı bölgelerde de İstanbul Hükümeti ve işgal kuvvetlerince kurulan ya da desteklenen basın organları, milli hareketin aleyhine yaptıkları yayınlarla halkı Ankara yönetimine karşı kışkırtmaya çalışıyorlardı. Anadolu’nun farklı bölgelerinde milli harekete karşı soğuk davranılmasında ve çıkan isyanlarda, bu yayınların önemli etkisi var. Ankara yönetimini destekleyen basın organları da elbette vardı ancak bu yayın organları Anadolu’nun farklı merkezlerine yeterince gönderilemiyor, milli hareketin amacını dış kamuoyuna anlatmada da yetersiz kalıyorlardı. Bu tür iletişim engellerini ortadan kaldırmak için bir ajans kurulmasına yönelik fikir Halide Edip Adıvar ve Yunus Nadi Abalıoğlu’ndan gelmiştir.</p>
<p>Nisan 1920’de Ankara’ya gelen Halide Edip ve Yunus Nadi, 4 veya 5 Nisan akşamı Mustafa Kemal’le yaptıkları görüşmede ajans konusundaki fikirlerini iletirler. Görüşme sırasında Halide Edip, ülkede yaşayan insanların ve dış dünyanın haber ve bilgi alamadıkları için milli hareketin amacını anlamadığını, ajansın kurulmasından sonra bültenlerin telgrafhanesi olan her yere ulaşacağını, olmayan yerlerde cami duvarlarına asılacağını söyler. Alınan karar çerçevesinde dış basın getirtilerek yabancı kamuoyu hakkında bilgi alınacak, ayrıca günlük olarak yerli ve yabancı yayınlar ve haber kaynaklarından elde edilecek verilerle Anadolu Ajansı günde en az iki haber servisi yapacaktı.</p>
<p>8 Nisan 1920’de Mustafa Kemal tarafından çekilen telgrafla ajansın kurulduğu haberi her yere gönderilir. Bu dönem boyunca Anadolu Ajansı, dış kamuoyuna milli hareketin emperyalist bir amacının olmadığını, isteğinin, Misak-ı Millî sınırları içerisinde bağımsız bir devlet kurmak olduğunu bültenleri ve diğer organlar aracılığıyla duyurdu.</p>
<p>Anadolu Ajansı’nın çalışmalarını yürüttüğü ilk merkez Ankara Keçiören’deki Ziraat Mektebi’nde ayrılan bir odadır. Bu bina aynı zamanda Mustafa Kemal’in de çalışmalarını yürüttüğü merkezdir. Bu karargahın bir ucu da Yunus Nadi ve Halide Edip’in Anadolu Ajansı için günlük çalışmalarını gerçekleştirdiği, günümüzde Atatürk Ankara Milli Mücadele Müzesi’ne ev sahipliği yapan Çoban Mektebi binasıdır.</p>
<p>Sonuç olarak, bahsettiğimiz tarihi olayın gerçekleştiği yer olan müze binamızda da bu gelişmeleri yansıtmak Keçiören Belediyesi olarak bizim için tarihi bir görevdir.</p>
<p><strong>Peki, Cumhuriyetimizin 100. yılında açılan bu müze, ziyaretçileri için nasıl bir eğitimsel ve kültürel katkı sunuyor? </strong></p>
<p>Eğitim müfredatımızda İnkılap tarihi, sarmal bir sistemle eğitimin her aşamasında çeşitli yoğunlukta işleniyor. Müzemize anaokulundan üniversiteye kadar çeşitli yaş gruplarından pek çok öğrenci geliyor. Bu yüzden, bireysel veya grup halinde gelen ve isteyen her katılımcıya, yaşı ve eğitim düzeyine uygun ücretsiz rehberlik hizmeti veriyoruz. Milli Mücadele’nin evveliyatına, Ankara için ilk örgütlenmelere, zafere giden yoldaki çalışmalara, Kurtuluş Savaşı&#8217;na ve Cumhuriyetin kuruluşuna katkıda bulunan kahramanların bölgesel çabalarına, yani kısaca Milli Mücadele ruhunun anlamlandırılmasına ve tarihsel hafızanın canlandırılmasına katkı sağlamak öncelikli amacımız.</p>
<p><img loading="lazy" decoding="async" class="aligncenter wp-image-136427 size-large" src="https://lavarla.com/wp-content/uploads/2025/02/WhatsApp-Image-2024-11-15-at-14.15.44-1-1024x768.jpeg" alt="" width="800" height="600" srcset="https://lavarla.com/wp-content/uploads/2025/02/WhatsApp-Image-2024-11-15-at-14.15.44-1-1024x768.jpeg 1024w, https://lavarla.com/wp-content/uploads/2025/02/WhatsApp-Image-2024-11-15-at-14.15.44-1-300x225.jpeg 300w, https://lavarla.com/wp-content/uploads/2025/02/WhatsApp-Image-2024-11-15-at-14.15.44-1-768x576.jpeg 768w, https://lavarla.com/wp-content/uploads/2025/02/WhatsApp-Image-2024-11-15-at-14.15.44-1-1536x1152.jpeg 1536w, https://lavarla.com/wp-content/uploads/2025/02/WhatsApp-Image-2024-11-15-at-14.15.44-1.jpeg 2000w" sizes="(max-width: 800px) 100vw, 800px" /></p>
<p><strong>Son olarak da müzenizin gelecek planlarından bahsedebilir misiniz?</strong></p>
<p>Müzemiz, Keçiören Belediye Başkanımız Dr. Mesut Özarslan önderliğinde sosyal ve kültürel etkinliklerini sürdürüyor. Gelecek planlarımızda diğer şehirler ve Ankara içerisinden grupları davet ederek, belirlenen temalar çerçevesinde çeşitli etkinlikler oluşturmak yer alıyor. Milli Mücadele ruhunu aşılamak için yaz aylarında müze bahçemizde açık hava film gösterileri düzenlemek ve Türk tarihi açısından önemli yazar ve sanatçıları Kütüphane ve Müzeler Müdürlüğü’müz aracılığıyla vatandaşlarla buluşturmaya devam etmek istiyoruz. Daha önce okullarla işbirliğiyle düzenlediğimiz Milli Mücadele konulu kitap okuma aktiviteleri ve söyleşileri devam ettirmek ve müze koleksiyonumuzu da genişleterek daha çok katılımcıya ulaşmak için projelerimizi geliştirme ve sürdürme hedefindeyiz.</p>
<p><a href="https://lavarla.com/tarihin-katmanlarinda-bir-hafiza-mekani-ataturk-ankara-milli-mucadele-muzesi/">&lt;span class=&quot;reading-mode-buttons&quot;&gt;&lt;/span&gt;Tarihin katmanlarında bir hafıza mekanı: Atatürk Ankara Milli Mücadele Müzesi&lt;span class=&quot;reading-mode-buttons&quot;&gt;&lt;/span&gt;</a> yazısı ilk önce <a href="https://lavarla.com">Lavarla - Kültür-Sanat ve Kent Yaşamı</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Sakarya Meydan Muharebesi&#8217;nden UNESCO Dünya Mirası&#8217;na: POTA</title>
		<link>https://lavarla.com/sakarya-meydan-muharebesinden-unesco-dunya-mirasina-pota/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Levent Tökün]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 30 Jan 2025 06:39:35 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Müze]]></category>
		<category><![CDATA[Pusula]]></category>
		<category><![CDATA[Gordion Antik Kenti]]></category>
		<category><![CDATA[Polatlı]]></category>
		<category><![CDATA[POTA]]></category>
		<category><![CDATA[UNESCO Dünya Mirası]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://lavarla.com/?p=136083</guid>

					<description><![CDATA[<p><span class="reading-mode-buttons"></span>Serimizin bu röportajında, Sakarya Meydan Muharebesi’nin izlerini, Gordion’un UNESCO Dünya Miras Alanı olarak tescil edilmesinin öyküsünü, Gordion Vakfı’nın çalışmalarını ve daha fazlasını Polatlı Belediyesi Tarihi Alanlar Tanıtım Merkezi&#8217;nin (POTA) kurucusu Kadim Koç ile etraflıca konuştuk. Merhabalar Kadim Bey, röportajımıza sizi tanıyarak başlayalım derim. Ben Emekli Albay Kadim Koç. İlk, orta ve lise öğrenimini Adana’da tamamladım. [&#8230;]</p>
<p><a href="https://lavarla.com/sakarya-meydan-muharebesinden-unesco-dunya-mirasina-pota/">&lt;span class=&quot;reading-mode-buttons&quot;&gt;&lt;/span&gt;Sakarya Meydan Muharebesi&#8217;nden UNESCO Dünya Mirası&#8217;na: POTA&lt;span class=&quot;reading-mode-buttons&quot;&gt;&lt;/span&gt;</a> yazısı ilk önce <a href="https://lavarla.com">Lavarla - Kültür-Sanat ve Kent Yaşamı</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Serimizin bu röportajında, Sakarya Meydan Muharebesi’nin izlerini, Gordion’un UNESCO Dünya Miras Alanı olarak tescil edilmesinin öyküsünü, Gordion Vakfı’nın çalışmalarını ve daha fazlasını Polatlı Belediyesi Tarihi Alanlar Tanıtım Merkezi&#8217;nin (POTA) kurucusu Kadim Koç ile etraflıca konuştuk.</p>
<p><strong>Merhabalar Kadim Bey, röportajımıza sizi tanıyarak başlayalım derim.</strong></p>
<p>Ben Emekli Albay Kadim Koç. İlk, orta ve lise öğrenimini Adana’da tamamladım. Kara Harp Okulu’ndan 1988 yılında Topçu teğmen olarak mezun oldum. Bir yıl Topçu ve Füze Okulu’ndaki eğitiminin ardından Türk Silahlı Kuvvetleri bünyesinde değişik kademelerde görevlerde bulundum. Türk Kara Harp Okulundaki takım ve bölük komutanlık görevinden sonra Azerbaycan Kara Harp Okulu’nda bölük komutanlığı görevi ve Kara Harp Akademisi Komutanlık ve karargâh subaylığı eğitimini tamamladım. Görevdeyken Yakın Doğu Üniversitesi Uluslararası İlişkiler ve Selçuk Üniversitesi Endüstri Mühendisliği bölümlerinde yüksek lisansımı yaptım.</p>
<p>Hayatımda büyük bir değişiklik yaratacak olay, 2004 yılında Polatlı’da bulunan Topçu ve Füze Okulu’na tayin olmamla başladı. 2005-2006 yıllarında Sakarya Meydan Muharebesi muharebe alanları üzerine araştırmalar yapmaya başladım. 2012 yılında muharebe alanlarının ilk gezi rehberini yayımladım. 2014 yılında başlayan Sakarya Meydan Muharebesi Tarihi Milli Park çalışmalarında Genelkurmay Başkanlığı tarafından Askeri Uzman personel olarak görev aldım. 2014 Ağustos ayında kendi isteğimle görevden ayrıldım ve Polatlı Belediyesi Tarihi Alanlar Tanıtım Merkezi’ni (POTA) kurarak bölgenin tanıtımını yapmaya devam ettim. 2019 yılında Sakarya Meydan Muharebesi alanlarında ilk özel müze olan Özel Polatlı Belediyesi Tarihi Alanlar Tanıtım Müzesi’ni kurduk. Aynı merkezin Kültür ve Turizm Bakanlığı ile birlikte yaptığı çalışmalarda Polatlı Belediyesi adına Gordion’un dünya mirası adaylık sürecini yönettim. 18 Eylül 2023 tarihinde ise başkent Ankara’nın ilk ve ülkemizin yirminci Dünya Miras Alanı olan Gordion’un UNESCO asıl listesine kaydedilmesini sağlamış olduk. Halen Polatlı’da kurmuş olduğumuz Gordion Vakfı ile Gordion ve Sakarya Meydan Muharebesi muharebe alanlarını tanıtmaya ekip olarak devam etmekteyiz.</p>
<p><img loading="lazy" decoding="async" class="aligncenter wp-image-136087 size-large" src="https://lavarla.com/wp-content/uploads/2025/01/Polatli-Belediyesi-Tarihi-Alanlar-Tanitim-Merkezi-Ozel-Muzesi-1024x680.jpg" alt="" width="800" height="531" srcset="https://lavarla.com/wp-content/uploads/2025/01/Polatli-Belediyesi-Tarihi-Alanlar-Tanitim-Merkezi-Ozel-Muzesi-1024x680.jpg 1024w, https://lavarla.com/wp-content/uploads/2025/01/Polatli-Belediyesi-Tarihi-Alanlar-Tanitim-Merkezi-Ozel-Muzesi-300x199.jpg 300w, https://lavarla.com/wp-content/uploads/2025/01/Polatli-Belediyesi-Tarihi-Alanlar-Tanitim-Merkezi-Ozel-Muzesi-768x510.jpg 768w, https://lavarla.com/wp-content/uploads/2025/01/Polatli-Belediyesi-Tarihi-Alanlar-Tanitim-Merkezi-Ozel-Muzesi-1536x1020.jpg 1536w, https://lavarla.com/wp-content/uploads/2025/01/Polatli-Belediyesi-Tarihi-Alanlar-Tanitim-Merkezi-Ozel-Muzesi-2048x1360.jpg 2048w" sizes="(max-width: 800px) 100vw, 800px" /></p>
<p><strong>Polatlı Tarihi Alanlar Tanıtım Merkezi’nin veya kısa adıyla POTA’nın kuruluş amacını ve hikayesini anlatabilir misiniz?</strong></p>
<p>TSK bünyesinde görevde bulunduğum 2014 yılında, Sakarya Meydan Muharebesi muharebe alanlarının milli park çalışmalarında askeri uzman personel olarak Tarım ve Orman Bakanlığı Doğa Koruma ve Milli Parklar Genel Müdürlüğü’nde çalışmaya başladım. Birlikte milli park çalışmalarını bitirdikten sonra bölgenin tanıtımını daha etkili bir şekilde yapmak için kendi isteğimle emekli olmaya karar verdim. Çünkü bölge, antik çağlardan başlayarak yakın tarihimize kadar önemli değerleri bünyesinde barındırıyor. Tabii bu kararımda en etkili olan değer yakın tarihimizde başkent Ankara topraklarında 22 gün 22 gece süren Sakarya Meydan Muharebesi muharebe alanında bulunan isimsiz şehit mezarları olmuştur. Onlara karşı borcumuz olduğunu ve bunu ödememiz gerektiğini düşünerek bu kararı verdim. Emekli olduktan sonra yaptığımız çalışmalardan haberdar olan Polatlı Belediye Başkanı Sayın Mürsel Yıldızkaya’nın bu çalışmaların belediye bünyesinde yapılması isteğine olumlu yanıt vermesinin ardından birlikte çalışmaya başladık. Belediye başkanının desteğiyle Tarihi Alanlar Tanıtım Merkezi’ni (POTA) kurarak bir ekip olarak çalışmaya başladık.</p>
<p>POTA, günümüze kadar etkin bir tanıtımı yapılmayan bölgenin tarihi ve kültürel zenginliğinin geniş kitlelere tanıtımını ve bu zenginliğin gelecek nesillere en iyi şekilde aktarılmasını kendisine amaç edinen bir anlayışla görevine devam ediyor. Günümüzde her yıl Polatlı’ya gelen yaklaşık 40-50 bin kişiyi karşılayan, alanda kılavuzluk hizmetinin verilmesini sağlayan ve bünyesinde bölgenin ilk özel müzesini bulunduran bir yapıya sahip.</p>
<p><strong>Peki koleksiyonunuz nasıl oluşturuldu ve ne gibi değerlere sahipsiniz?</strong></p>
<p>Öncelikle Milli Mücadele alanlarını bir bütün olarak ele alıyoruz. Bize düşen görev ise Milli Mücadelenin merkezi Ankara topraklarında ordu ile milletin varını yoğunu ortaya koyarak düşmanı durdurduğu savaş olan Sakarya Meydan Muharebesi muharebe alanındaki değerlerdir. Üzülerek söylemem gerekirse 103 yıl önce atalarımızın gerçekleştirdiği bu destanın yaşandığı topraklardaki mevzileri, karargahları ve hatta şehit mezarlarını yeterince koruyamamışız. Alan, bu değerleriyle bir açık hava müzesi olarak düşünülmelidir. Bu alanlar içinde bulunan her köyde, her tepede ve her çeşmede yaşananlar, bizlerin toplumsal hafızasını teşkil ediyor.</p>
<p>Bu düşünceden hareketle bu alanlarla tanıştığım 2004 yılından itibaren alanların korunması için çaba harcamaya başladık. 2014 yılında POTA’nın kurulmasıyla artık bir kurumsal kimliğe kavuştuk. Bu kurumsal kimlik altında önce yıllardır arazi çalışmaları esnasında arazide bulduğumuz savaş malzemelerini sergiledik. Daha sonra köylerde bulunan malzemeyi gönüllü getirerek bir senet karşılığında müzemize verenler koleksiyonumuzu zenginleştirdiler. Adlarıyla sergilediğimiz bu malzemeleri görenler adlarını yaşatmak için evlerinde bir köşeye atılmış değerli objelerini koleksiyonumuza kattılar. Bu sayede şu anda, savaş alanında kullanılmış birçok savaş malzemesi koleksiyonumuzu oluşturuyor.</p>
<p><strong>Ziyaretçileriniz, Milli Mücadelemiz ve akabinde Cumhuriyetimizin kuruluş döneminden son derece kıymetli tanıklıkları olan eserlerinizin yanı sıra merkezinizde başka neler bulabilir?</strong></p>
<p>Polatlı Belediyesi Tarihi Alanlar Tanıtım Merkezi Özel Müzesi’nde Çanakkale’den başlayan ve Büyük Taarruz’la biten bilgilendirme panoları mevcut. Başta Milli Mücadelenin başkomutanı Gazi Mustafa Kemal Atatürk olmak üzere komutan büstleri ve resimleri bulunuyor. Alanın ilk ölçekli savaş haritaları ve kabartma haritalarının yanı sıra dijital ekranlarda alanda bulunanların görüntüler yer alıyor.</p>
<p>Sakarya Meydan Muharebesi’nde şehit olan dedelerimizin torunlarının, dedelerine ait belgeler ve kullanılmış malzemeler de müzemizin önemli değerleri arasında sayılabilir.</p>
<p><strong>Takip edebildiğim kadarıyla POTA’nın yerel, ulusal ve uluslararası düzeyde çeşitli işbirlikleri de mevcut, bu konuda bilgi verebilir misiniz?</strong></p>
<p>POTA, öncelikle alanı ziyaret için gelen konuklarımızı Sakarya Meydan Muharebesi Tarihi Milli Park Müdürlüğü ile koordine ediyor ve bünyesinde bulunan alan kılavuzları eşliğinde ziyaretçilerin alandan sorunsuz ayrılmalarını sağlıyor. Her yıl Türkiye Dağcılık Federasyonu ve Ankara Kent Konseyi başta olmak üzere birçok STK ile 106 km’lik “Diriliş Yolu’’ yürüyüşünü organize ediyor.</p>
<p>Sakarya Meydan Muharebe alanında mevzi, şehit mezarı başta olmak üzere günümüze kadar kalmış değerlerin tespiti ve korunması için birçok kurumla koordineli çalışmalar yürütüyoruz. Özellikle Gordion’un UNESCO sürecini belediye adına yöneten bu birim, uluslararası düzeyde Gordion’un tanıtımına katkı sağlamaya devam ediyor. En önemli tanıtım aracı olarak çekmiş olduğumuz belgesellerin ulusal ve uluslararası düzeyde katıldığı yarışmalar, festivaller görülebilir. 2025 yılı için ise bir Ankara belgeseliyle bu yarışma ve festivallere katılmayı planladık.</p>
<p><img loading="lazy" decoding="async" class="aligncenter wp-image-136088 size-large" src="https://lavarla.com/wp-content/uploads/2025/01/Polatli-Belediyesi-Tarihi-Alanlar-Tanitim-Merkezi-Ozel-Muzesi-2-1024x683.jpg" alt="" width="800" height="534" srcset="https://lavarla.com/wp-content/uploads/2025/01/Polatli-Belediyesi-Tarihi-Alanlar-Tanitim-Merkezi-Ozel-Muzesi-2-1024x683.jpg 1024w, https://lavarla.com/wp-content/uploads/2025/01/Polatli-Belediyesi-Tarihi-Alanlar-Tanitim-Merkezi-Ozel-Muzesi-2-300x200.jpg 300w, https://lavarla.com/wp-content/uploads/2025/01/Polatli-Belediyesi-Tarihi-Alanlar-Tanitim-Merkezi-Ozel-Muzesi-2-768x512.jpg 768w, https://lavarla.com/wp-content/uploads/2025/01/Polatli-Belediyesi-Tarihi-Alanlar-Tanitim-Merkezi-Ozel-Muzesi-2-1536x1024.jpg 1536w, https://lavarla.com/wp-content/uploads/2025/01/Polatli-Belediyesi-Tarihi-Alanlar-Tanitim-Merkezi-Ozel-Muzesi-2-2048x1365.jpg 2048w" sizes="(max-width: 800px) 100vw, 800px" /></p>
<p><strong>Bölgenizdeki bir başka önemli değerimiz ve ülkemizin UNESCO Dünya Mirası Listesi’ndeki 20. Dünya Miras Alanı olarak 2023 yılında tescillenen Gordion ile ilgili çalışmalarınız var mıdır?</strong></p>
<p>Polatlı, Cumhuriyetin ilanından sonra kurulan ilk ilçelerden olmasına rağmen şimdiye kadar turizmden hak ettiği payı alamadı. İlçe, Tunç çağına kadar uzanan bir tarihe sahip olsa da bölgede yaşamış en önemli uygarlık Anadolu kültür tarihine damga vuran Frigler’dir.</p>
<p>POTA bu uygarlığa dikkat çekmek için 2016-2017 yıllarında Gordion’a sıcak hava balonu uçuşlarını gerçekleştirdi. Daha sonra Dünya Mirası Asıl Listesi için girişimlerde bulundu. Kültür Varlıkları ve Müzeler Genel Müdürlüğü ile yapılan protokolle, Polatlı Belediyesi adına bu süreci yönetti ve sonuç olarak 18 Eylül 2023 tarihinde UNESCO Dünya Mirası Listesi’ne Ankara’nın ilk, ülkemizin ise yirminci Dünya Miras Alanı olarak kaydettirdi. Bu gelişmeyi başkent Ankara turizmi için önemli bir gelişme olarak görüyorum. Yine bu süreçte birçok kurum ve gönüllü insan katkı sağladı, hepsine ayrı ayrı teşekkür ederim.</p>
<p>Gordion artık bir dünya değeridir. Kurulan Gordion alan başkanlığı ve kazı başkanlığı ile Ankara’daki duyarlı STK’lar bu alanın tanıtımı için çaba harcıyor. Bizler de bu çabaları bir çatı altında birleştirmek ve kaynakları doğru alana yönlendirmek için bir vakıf kurduk. Gordion Vakfı olarak bölgenin tanıtımı için arkeofilm festivali, maraton, belgeseller, sergiler ve eğitimler gibi birçok alanda çalışmalar yürütüyor ve planlıyoruz.</p>
<p>Ankara Kalkınma Ajansı ve Polatlı Belediyesi’nin desteğiyle kurduğumuz dört hediyelik eşya üretim atölyesinde, kadınlar tarihi değerlerimizle ilgili hediyelik eşyalar üretiyor ve fuarlara katılıyor.</p>
<p>Asıl hedefimiz, paydaşlarımızla birlikte bölgenin ziyaretçi sayısını önce yüz binlere çıkarıp bölge insanına ve tabii ki ülkemizin turizmine katkı sağlamak.</p>
<p><strong>Merak ettiğim bir başka konu ise eserlerinizin konservasyonunu nasıl sağladığınız.</strong></p>
<p>Şu an için müzemiz, Ankara Etnografya Müzesi’nin kontrolünde. Savaş malzemelerinin büyük bölümünü arazide bulduğumuz için ilk işlemleri kendi imkanlarımızla yapıyoruz. Müzedeki objelerin konservasyonunu ise tam olarak yapabildiğimizi söylemek doğru olmaz. Bu konuda yardıma ihtiyacımız olduğunun farkındayım.</p>
<p><strong>Son olarak, gelecekte POTA veya Gordion Vakfı bünyesinde bizleri neler bekliyor?</strong></p>
<p>Ankara Milli Mücadele meşalesinin yakıldığı yerdir. Başkent Ankara öncelikle sahip olduğu Cumhuriyet değerlerini tanımalı ve sahip çıkmalıdır. Bu bilincin yaratılması için bazı eğitim çalışmaları planlıyoruz. Sakarya Meydan Muharebesi muharebe alanında son siper ve son şehit mezarı bulunana kadar bu alandaki çalışmalarımıza devam edeceğiz.</p>
<p>Milli Mücadele alanlarını bir bütün olarak kontrol eden ve tek elden yöneten Milli Mücadele Alan Başkanlığı’nın kurulması için her türlü çabayı harcamayı kendimize hedef olarak belirledik.</p>
<p>Ankara’nın ilk Dünya Miras Alanı olan Gordion ve yakın tarihimizin dönüm noktası Sakarya Meydan Muharebesi topraklarını koruyarak gelecek kuşaklara bırakmanın tüm kurumların görevi olduğunu düşünüyorum. Özellikle siper ve şehit mezarlarının tespiti ve korunması için bu yıl, farklı çalışmalar yapmak zorunda olduğumuzu düşünüyoruz.</p>
<p>2025 yılı bölgenin tanıtımı için etkili bir yıl olacaktır. Bölgede festivaller, maratonlar, sanatsal ve kültürel etkinlikler başta olmak üzere çalışmalarımız artarak devam edecek. Ankara Kalkınma Ajansı’nın desteğiyle kurduğumuz gümüş, seramik, polyester ve ahşap atölyelerinde üretilecek hediyelik eşyalar tarih turizminde önemli bir boşluğu kapatıyoe. Bu projeyi büyüterek bölge halkına istihdam yaratmayı ve ekonomik kalkınmasına katkı sağlamayı düşünüyoruz.</p>
<p>Başkent Ankara’mıza kattığınız değer için sizlere teşekkür ediyor, saygı ve sevgilerimi iletiyorum.</p>
<p><a href="https://lavarla.com/sakarya-meydan-muharebesinden-unesco-dunya-mirasina-pota/">&lt;span class=&quot;reading-mode-buttons&quot;&gt;&lt;/span&gt;Sakarya Meydan Muharebesi&#8217;nden UNESCO Dünya Mirası&#8217;na: POTA&lt;span class=&quot;reading-mode-buttons&quot;&gt;&lt;/span&gt;</a> yazısı ilk önce <a href="https://lavarla.com">Lavarla - Kültür-Sanat ve Kent Yaşamı</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Türkiye’de ilk ve tek: Türkiye Barolar Birliği Hukuk Müzesi</title>
		<link>https://lavarla.com/turkiyede-ilk-ve-tek-turkiye-barolar-birligi-hukuk-muzesi/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Levent Tökün]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 27 Dec 2024 14:55:29 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Mekan]]></category>
		<category><![CDATA[Pusula]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://lavarla.com/?p=135597</guid>

					<description><![CDATA[<p><span class="reading-mode-buttons"></span>Hukukun tarihine ışık tutarak ziyaretçilerine hukuk ve adalet kavramlarına dair yeni perspektifler sunmayı amaçlayan, Türkiye’nin ilk ve tek hukuk müzesi Türkiye Barolar Birliği Hukuk Müzesi&#8217;nin hikayesini, dikkat çekici koleksiyonunu ve projelerini Kütüphane ve Müze Müdürü Havva Alkış ile konuştuk. Merhaba Havva Hanım, müzeden önce sizi tanıyarak başlayabilir miyiz? Öncelikli olarak, bu fırsatı bize verdiğiniz için [&#8230;]</p>
<p><a href="https://lavarla.com/turkiyede-ilk-ve-tek-turkiye-barolar-birligi-hukuk-muzesi/">&lt;span class=&quot;reading-mode-buttons&quot;&gt;&lt;/span&gt;Türkiye’de ilk ve tek: Türkiye Barolar Birliği Hukuk Müzesi&lt;span class=&quot;reading-mode-buttons&quot;&gt;&lt;/span&gt;</a> yazısı ilk önce <a href="https://lavarla.com">Lavarla - Kültür-Sanat ve Kent Yaşamı</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Hukukun tarihine ışık tutarak ziyaretçilerine hukuk ve adalet kavramlarına dair yeni perspektifler sunmayı amaçlayan, Türkiye’nin ilk ve tek hukuk müzesi Türkiye Barolar Birliği Hukuk Müzesi&#8217;nin hikayesini, dikkat çekici koleksiyonunu ve projelerini Kütüphane ve Müze Müdürü Havva Alkış ile konuştuk.</p>
<p><strong>Merhaba Havva Hanım, müzeden önce sizi tanıyarak başlayabilir miyiz?</strong></p>
<p>Öncelikli olarak, bu fırsatı bize verdiğiniz için teşekkür ederim. Hacettepe Üniversitesi Bilgi ve Belge Yönetimi Bölümü’nden mezun oldum. Ankara Üniversitesi Eğitim Bilimleri Enstitüsü Disiplinlerarası Müze Eğitimi’nde yüksek lisans yaptım. T.C. Kültür ve Turizm Bakanlığı, Bilkent Üniversitesi Kütüphanesi’nde çalıştım. 14 yıldır Türkiye Barolar Birliği’nde Kütüphane ve Müze Müdürü olarak görev yapıyorum.</p>
<p><strong>Esas konumuza gelirsek, Türkiye Barolar Birliği Hukuk Müzesi’nin öyküsü nedir?</strong></p>
<p>Kültür ve Turizm Bakanlığı tarafından tescillenmiş, özel müze statüsünde hizmet veren Türkiye Barolar Birliği Hukuk Müzesi, ülkemizin ilk ve tek hukuk müzesidir. Müze, Türkiye Barolar Birliği Yönetim Kurulu’na bağlı olarak hizmet veriyor. Sloganımız “Hukukun Öyküsünü Keşfet”. Bu sloganla yola çıktığımız müzesinin kuruluş hikayesi 2006 yılında Ankara Barosu’nda başlıyor. 2012 yılında Türkiye Barolar Birliği’ne taşınıyor, 2018&#8217;in haziran ayına kadar eserleri toplama, sergileme ve korumayı amaçlıyor. 2018 yılı haziran ve kasım aylarında mevcut müzenin iç mekanında dönüştürme ve yenileme çalışmaları yapılarak eğitime uygun hale getiriliyor, teşhir, tanzim ve müze koleksiyonu yenileniyor. Şu anda müzenin fiziksel alanı, kurumun giriş katında 360 metrekareden oluşuyor ve toplam 465 eser sergileniyor.</p>
<p><img loading="lazy" decoding="async" class="aligncenter wp-image-135599 size-large" src="https://lavarla.com/wp-content/uploads/2024/12/2.-Muze-Genel-Gorunum-1024x654.jpg" alt="" width="800" height="511" srcset="https://lavarla.com/wp-content/uploads/2024/12/2.-Muze-Genel-Gorunum-1024x654.jpg 1024w, https://lavarla.com/wp-content/uploads/2024/12/2.-Muze-Genel-Gorunum-300x192.jpg 300w, https://lavarla.com/wp-content/uploads/2024/12/2.-Muze-Genel-Gorunum-768x490.jpg 768w, https://lavarla.com/wp-content/uploads/2024/12/2.-Muze-Genel-Gorunum-1536x981.jpg 1536w, https://lavarla.com/wp-content/uploads/2024/12/2.-Muze-Genel-Gorunum-2048x1308.jpg 2048w" sizes="(max-width: 800px) 100vw, 800px" /></p>
<p><strong>Türkiye’de ilk ve tek olan müze koleksiyonunuzun yanı sıra bir hukuk müzesinden ne(ler) öğrenilebileceğini de anlatabilir misiniz?</strong></p>
<p>Koleksiyonunda, düşünce ve uygarlık tarihinin gelişimine paralel olarak hukukun geçirdiği tarihsel dönüşümü görsel olarak yansıtan objeler ve belgeler bulunuyor. Müze envanteri çeşitli dönemlere ait çivi yazısı tabletler, diploma ve ruhsatnameler, hukukçu giysileri, hukuki belgeler, yazı takımları, efemera, filatelik materyal, Osmanlıca hukuk kitapları, fotoğraflar ve heykeller, mitolojiden başlayarak günümüze kadar hukuk dünyasında görsel bir yolculuk sunuyor.</p>
<p>Somut birkaç örnek vermek gerekirse; Cumhuriyet döneminde kullanılan ilk avukat cübbesi, Cumhuriyetin ilk yıllarında mahkeme sayılarını gösteren nadir harita, Ankara Hukuk Mektebi diploması, Osmanlı İmparatorluğu’nda hayvan hakları ile ilgili ilk ferman, ülkemizdeki ilk kadın avukat, dünyada ilk kadın yüksek mahkeme üyesi -ki bu bir Türk- ve daha birçok eser… Sergilenen eserler ait olduğu dönemin toplumsal, ekonomik, siyasi, askeri yapısı, gündelik yaşamı ve kültürü ile ilgili bilgileri de yansıtıyor.</p>
<p>Biz, müze ziyareti sonrasında ziyaretçilerimizin, Asurlar’dan günümüze kadar uzanan süreçte hukukun geçirdiği evrim, hukukta kullanılan objeler ve üretilen belgeler hakkında bilgi sahibi olduğunu düşünüyoruz.</p>
<p>Aslında, ziyaretçilerimiz hukuk tarihinin içinde kronolojik olarak yolculuk ederken, kendi hak, hukuk, adalet anlayışlarıyla bağ kurarak bu kavramlarla ilgili yeni bir bakış açısı geliştiriyorlar. Kendi değerlerinin üzerine yeni değerler ekliyorlar. Soyut kavramları somutlaştırıyorlar.</p>
<p>Bunun yanında; avukatların üst meslek örgütü olan Türkiye Barolar Birliği’nin kuruluşundan günümüze kadar geçirdiği gelişim süreci hakkında da genel bir bilgi sağlayarak, avukatlık mesleğinin tarihsel geçmişi konusunda farkındalık yarattığımızı düşünüyoruz.</p>
<p><strong>Takip edebildiğim kadarıyla müzeniz, eğitim ve farkındalık çalışmalarına ayrı bir önem veriyor. Bu kapsamda hangi proje ve etkinlikleri yapıyorsunuz?</strong></p>
<p>Eğitim etkinlikleriyle; çocuklar, gençler ve yetişkinlere yönelik farklı programlarla, toplumda hukuk bilinci oluşturmak ve katılımcıları sanatla buluşturmayı amaçlıyoruz. Yorum ve yaratıcı düşünmenin ön planda olduğu etkinliklerde şimdiye dek, geniş bir alan olan hukuk bağlamında eğitimler yapıldı. Ancak ne yazık ki şu anda müze eğitimleri yapamıyoruz.</p>
<p><img loading="lazy" decoding="async" class="aligncenter wp-image-135600 size-large" src="https://lavarla.com/wp-content/uploads/2024/12/5.-Muze-Genel-Gorunum-Osmanli-HukukAdamlari-1024x683.jpg" alt="" width="800" height="534" srcset="https://lavarla.com/wp-content/uploads/2024/12/5.-Muze-Genel-Gorunum-Osmanli-HukukAdamlari-1024x683.jpg 1024w, https://lavarla.com/wp-content/uploads/2024/12/5.-Muze-Genel-Gorunum-Osmanli-HukukAdamlari-300x200.jpg 300w, https://lavarla.com/wp-content/uploads/2024/12/5.-Muze-Genel-Gorunum-Osmanli-HukukAdamlari-768x512.jpg 768w, https://lavarla.com/wp-content/uploads/2024/12/5.-Muze-Genel-Gorunum-Osmanli-HukukAdamlari-1536x1024.jpg 1536w, https://lavarla.com/wp-content/uploads/2024/12/5.-Muze-Genel-Gorunum-Osmanli-HukukAdamlari-2048x1365.jpg 2048w" sizes="(max-width: 800px) 100vw, 800px" /></p>
<p><strong>Bir diğer kıymetli ve merak ettiğim nokta da hukuk üzerine uzmanlaşmış kütüphaneniz.</strong></p>
<p>2010 yılı nisan ayında kurulmaya başlayan ve 2011 eylül ayından bu yana hizmet veren bir kütüphanemiz var. Temel konusu hukuk bilimi olan kütüphanemizin koleksiyonunda kriminoloji, siyaset bilimi ve tarihi, adli tıp, insan hakları, demokrasi, ekonomi, uluslararası ilişkiler, güvenlik politikaları, sosyoloji, kamu yönetimi, tarih, eğitim, din, felsefe, psikoloji gibi ilgili disiplinlere ait bilgi kaynakları bulunuyor. Ayrıca, hukukçu yazarların roman, şiir, deneme ve anı türündeki edebi eserleri de koleksiyonumuzda yer alıyor.</p>
<p>Ekim 2024 tarihi itibarıyla <a href="https://kutuphane.barobirlik.org.tr/" target="_blank" rel="noopener">sisteme</a> kayıtlı yayın sayısı 21.621. Bunun dışında elektronik kitap, dergi ve makalelerin içinde yer aldığı veri tabanı üyeliklerimiz de bulunuyor.</p>
<p>Müzemizde yer alan eserlerle ilgili daha detaylı bilgi sahibi olmak isteyen ziyaretçilerimiz, aynı katta bulunan kütüphanemizden konu ile ilgili kaynaklara erişim sağlayabilir.<strong> </strong></p>
<p><strong>Peki ulusal veya uluslararası işbirlikleriniz var mıdır?</strong></p>
<p>Ülke içerinde müze ve bazı okullarda iş birliğimiz var. Fakat yurt dışı müzelerle iş birliğimiz bulunmuyor.</p>
<p><strong>Son olarak, gelecek planlarınızdan bahseder misiniz?</strong></p>
<p>Okul dışı öğrenme mekanlarından birisi olan müzelerin toplumsal işlevi müze eğitimleri yoluyla toplumun kültür seviyesinin artışına destek sağlamak. Hukuk müzesi olarak biz bunu bir dönem yoğun bir şekilde gerçekleştirdik. Farkındalıklar yarattık. Ancak bugün eksik kadro nedeniyle eğitimleri yapamamaktayız. En kısa sürede müze eğitimlerine başlamak, soyut olan hukuk kavramları, hukuk kahramanları ve hukuk-sanat ilişkisi konusunda farkındalık yaratmaya devam etmek istiyoruz.</p>
<p>Siz değerli ziyaretçilerimizi müzemizde görmekten ve bilgi vermekten mutluluk duyarız. Bize bu fırsatı verdiğiniz için de ayrıca tekrar teşekkür etmek istiyorum.</p>
<p><a href="https://lavarla.com/turkiyede-ilk-ve-tek-turkiye-barolar-birligi-hukuk-muzesi/">&lt;span class=&quot;reading-mode-buttons&quot;&gt;&lt;/span&gt;Türkiye’de ilk ve tek: Türkiye Barolar Birliği Hukuk Müzesi&lt;span class=&quot;reading-mode-buttons&quot;&gt;&lt;/span&gt;</a> yazısı ilk önce <a href="https://lavarla.com">Lavarla - Kültür-Sanat ve Kent Yaşamı</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Türkiye’nin asırlık markaları: Turing Yüzyıllık Markalar Hafızaevi</title>
		<link>https://lavarla.com/turkiyenin-asirlik-markalari-turing-yuzyillik-markalar-hafizaevi/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Levent Tökün]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 18 Nov 2024 07:13:15 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Hafıza]]></category>
		<category><![CDATA[Kent]]></category>
		<category><![CDATA[Asude Alkaylı]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://lavarla.com/?p=134982</guid>

					<description><![CDATA[<p><span class="reading-mode-buttons"></span>Başkent Ankara’dan ilk defa uzaklaştığımız serimizin bu röportajında, Turing Yüzyıllık Markalar Hafızaevi’nin kuruluş hikayesini, sergi çalışmalarını ve derneğin vizyonunu Yüzyıllık Markalar Derneği Başkan Yardımcısı Asude Alkaylı ile konuştuk. Dijitalleşme projeleri, eğitim faaliyetleri ve Cumhuriyetin 100. yılına özel hazırladıkları kitabın detaylarını paylaşan Alkaylı, Hafızaevi’nin yakın gelecekteki müzeye dönüşüm planlarını da anlattı. Merhaba Asude Hanım, öncelikle sizi [&#8230;]</p>
<p><a href="https://lavarla.com/turkiyenin-asirlik-markalari-turing-yuzyillik-markalar-hafizaevi/">&lt;span class=&quot;reading-mode-buttons&quot;&gt;&lt;/span&gt;Türkiye’nin asırlık markaları: Turing Yüzyıllık Markalar Hafızaevi&lt;span class=&quot;reading-mode-buttons&quot;&gt;&lt;/span&gt;</a> yazısı ilk önce <a href="https://lavarla.com">Lavarla - Kültür-Sanat ve Kent Yaşamı</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Başkent Ankara’dan ilk defa uzaklaştığımız serimizin bu röportajında, Turing Yüzyıllık Markalar Hafızaevi’nin kuruluş hikayesini, sergi çalışmalarını ve derneğin vizyonunu Yüzyıllık Markalar Derneği Başkan Yardımcısı Asude Alkaylı ile konuştuk. Dijitalleşme projeleri, eğitim faaliyetleri ve Cumhuriyetin 100. yılına özel hazırladıkları kitabın detaylarını paylaşan Alkaylı, Hafızaevi’nin yakın gelecekteki müzeye dönüşüm planlarını da anlattı.</p>
<p><strong>Merhaba Asude Hanım, öncelikle sizi tanıyabilir miyiz? </strong></p>
<p>Ben uzun yıllardır marka, pazarlama ve iletişim çalışıyorum. Danışman ve eğitimciyim. Araştırma alanım marka mirası ve tarihi markalar. Yüzyıllık Markalar Derneği’nde ise Başkan Yardımcısı olarak idari ve temsili görevlerim var. Müze müdürümüz Şenay Çimen, iletişim sorumlumuz Beyza Kırbıyıkoğlu, arşiv ve araştırma sorumlumuz Betül Çubukçu, idari işler tarafında Ender Çiçek arkadaşımız ekipte aktifler. Bunun dışında yarı zamanlı destek aldığımız 3-4 kişilik bir ekibimiz daha var, proje bazlı çalışmalarımız devam ediyor.</p>
<p><strong>Turing Yüzyıllık Markalar Hafızaevi veya kısa adıyla Hafızaevi’nin kuruluş hikayesinden ve size ev sahipliği yapan binanızdan bahseder misiniz? </strong></p>
<p>Turing Yüzyıllık Markalar Hafızaevi, Yüzyıllık Markalar Derneği’nin Türkiye Turing Otomobil Kurumu ile birlikte geliştirdiği ortak bir proje.</p>
<p>Türkiye Turing Otomobil Kurumu, malumunuz, Atatürk’ün emriyle 1923 yılında ülkemizin turizm, kültür-sanat ve otomobil alanlarında kalkınması amacıyla çalışan bir sivil toplum kuruluşu olarak kurulmuştur.</p>
<p>Yüzyıllık Markalar Derneği ise Türkiye’deki yüz yıllık, tarihi markaların tespiti, korunması, geleceğe taşınması ve akreditasyonu, bir anlamda tescili için çalışan bir dernek. Bu projede üyemiz olan Türkiye Turing Otomobil Kurumu ile bir işbirliği gerçekleştirdik, mekanımız Turing’in himayesindedir. Müzenin tüm tasarım, içerik, uygulama ve düzenleme çalışmaları da Yüzyıllık Markalar Derneği tarafından yapıldı, güzel bir işbirliği oldu.</p>
<p>Müze Sultanahmet’te, Yeşil Ev’in yanında; meraklıları Yeşil Ev’i bilir. Burası bölgenin en güzel sokaklarından biridir. Etrafımız müzeler, kültür-sanat faaliyetleri, surlar ve çok çeşitli tarihi eserle çevrili, yüz yıllık tarihi markalar için çok anlamlı bir bölgedeyiz.</p>
<p><strong>Peki Hafızaevi’nde güncel olarak yer alan sergileme nasıl ve kimlerle oluşturuldu? </strong></p>
<p>Buradaki ilk sergimiz ev sahibimiz Türkiye Turing Otomobil Kurumu’nun sergisiydi. İkinci sergi ise geçen sene 100. yılını kutlayan üyemiz Eyüp Sabri Tuncer markasının <em>Yüzyıllık Buluşma</em> sergisi. Cumhuriyet ile birlikte Ankara’da kurulan Eyüp Sabri Tuncer markası bu anlamda özel bir öneme sahip. Marka sayımız arttıkça mekanda tüm markalarımıza yer vererek Yüzyıllık Markalar Müzesi olarak bir düzenlemeye gitmeye karar verdik. Böylece ziyaretçilerimiz tüm tarihi markalarımızın, yer kısıtından dolayı sınırlı sayıda da olsa, obje, ilan ve eserlerini bir arada görebilecek. Sergi küratörümüz Kamil Fırat, mimarımız Aslı Dağaltı Dilsiz – ADD Mimarlık. Müze sürecinde ise SergiKur ile çalıştık.</p>
<figure id="attachment_134983" aria-describedby="caption-attachment-134983" style="width: 800px" class="wp-caption aligncenter"><img loading="lazy" decoding="async" class="wp-image-134983 size-large" src="https://lavarla.com/wp-content/uploads/2024/11/Eyup-Sabri-Tuncer-Sergisi-1024x683.jpg" alt="" width="800" height="534" srcset="https://lavarla.com/wp-content/uploads/2024/11/Eyup-Sabri-Tuncer-Sergisi-1024x683.jpg 1024w, https://lavarla.com/wp-content/uploads/2024/11/Eyup-Sabri-Tuncer-Sergisi-300x200.jpg 300w, https://lavarla.com/wp-content/uploads/2024/11/Eyup-Sabri-Tuncer-Sergisi-768x512.jpg 768w, https://lavarla.com/wp-content/uploads/2024/11/Eyup-Sabri-Tuncer-Sergisi-1536x1024.jpg 1536w, https://lavarla.com/wp-content/uploads/2024/11/Eyup-Sabri-Tuncer-Sergisi-2048x1365.jpg 2048w" sizes="(max-width: 800px) 100vw, 800px" /><figcaption id="caption-attachment-134983" class="wp-caption-text"><em>Yüzyıllık Buluşma</em> sergisinden</figcaption></figure>
<p><strong>Bir bellek mekanı olarak, ziyaretçilerinize geçmişin güçlü değerlerini sunmanın yanı sıra, markaların ve hafıza kültürünün korunması kapsamında ne tür adımlar atıyorsunuz? Dijitalleşme çalışmaları bu sürecin bir parçası mı?</strong></p>
<p>Kesinlikle, dijitalleşme olmazsa olmaz. Müzeyle birlikte dijital müze projemizi de hayata geçireceğiz, hazırlıklarını tamamladık. Her markanın arşivini araştırmak, düzenlemek ve geleceğe taşımakla ilgili bir farkındalığı olmalı, dijitalleşme projeleri de bu sürece önemli katkılar sağlıyor, süreci kolaylaştırıyor. Bizim üyelerimiz bu konuda emek harcayan markalar. Aramıza yeni katılan üyelerimiz için de hem eğitimler organize ediyoruz hem de bu konuda danışmanlık ve hizmet alabilecekleri bir yapı oluşturuyoruz.</p>
<p><strong>Özellikle önem verdiğinizi gözlemlediğim bir konu olarak, bünyenizdeki eğitim çalışmalarınızı anlatır mısınız?</strong></p>
<p>Eğitimleri ve bazı seminerleri çalışma alanımız kapsamında planlıyoruz, bazen de ihtiyaca göre eğitimler düzenliyoruz. Örneğin arşiv ve araştırma konusu her zaman öncelikli gündemimizde olan bir konu. Kültürel miras, marka mirası, iletişim, hatta zaman yönetimi gibi konular eğitim başlıklarımızın arasında bulunuyor. Güncel olmasına özen gösteriyoruz.</p>
<p><strong>Markalarınız, Yüzyıllık Markalar Derneği ve Turing ile başka hangi ortaklıklarınız mevcut? </strong></p>
<p>Türkiye Turing Otomobil Kurumu’nun burslu öğrencilerle ilgili çok değerli projeleri var. Biz de dernek olarak öğrencilerimizle birlikte çalışıyoruz, ortak eğitimler ve etkinlikler organize ediyoruz.</p>
<p><strong>Çok beğenerek okuduğum ve oldukça kıymetli bulduğum <em>Yüzyıllık Markalar Cumhuriyetin 100. Yılında</em> adlı kitabınızdan da bahseder misiniz?</strong></p>
<p>Çok teşekkürler. Dernek çatısı altında ilk kitabımızı Tarih Vakfı ile çalıştık, yazarımız Prof. Dr. Serkan Yazıcı’ydı. Yayın projeleri derneğimizin öncelikli işlerindendir. Dolayısıyla Cumhuriyetin 100. yılına özel, aramıza katılan markaları da dahil ederek, onların hem geçmiş hikayelerini hem de gelecek için bakış açılarını içeren bir kitap hazırlamak istedik. Büyük ilgi gördü, aramıza katılan yeni üyelerle kitabımızı da yeniliyoruz.</p>
<figure id="attachment_134984" aria-describedby="caption-attachment-134984" style="width: 800px" class="wp-caption aligncenter"><img loading="lazy" decoding="async" class="wp-image-134984 size-large" src="https://lavarla.com/wp-content/uploads/2024/11/Turing-ve-Otomobil-Kurumu-Sergisi-2-1024x576.jpg" alt="" width="800" height="450" srcset="https://lavarla.com/wp-content/uploads/2024/11/Turing-ve-Otomobil-Kurumu-Sergisi-2-1024x576.jpg 1024w, https://lavarla.com/wp-content/uploads/2024/11/Turing-ve-Otomobil-Kurumu-Sergisi-2-300x169.jpg 300w, https://lavarla.com/wp-content/uploads/2024/11/Turing-ve-Otomobil-Kurumu-Sergisi-2-768x432.jpg 768w, https://lavarla.com/wp-content/uploads/2024/11/Turing-ve-Otomobil-Kurumu-Sergisi-2-1536x865.jpg 1536w, https://lavarla.com/wp-content/uploads/2024/11/Turing-ve-Otomobil-Kurumu-Sergisi-2-2048x1153.jpg 2048w" sizes="(max-width: 800px) 100vw, 800px" /><figcaption id="caption-attachment-134984" class="wp-caption-text">Turing ve Otomobil Kurumu sergisinden</figcaption></figure>
<p><strong>Son olarak, hafızaevinde gelecekte bizleri hangi gelişmeler bekliyor? </strong></p>
<p>Şu anda bir müze dönüşüm sürecindeyiz. Bu mütevazi mekanda fikirlerimizi ve markalarımızı görünür hale getirdikten sonra aslında hedefimiz daha büyük bir mekanda, marka araştırmalarının yapıldığı, seminer ve eğitimlerin düzenlendiği ve daha çok esere yer verebildiğimiz farklı bir yapıda var olmak. Türkiye’nin markalaşma konusunda atacağı çok adım var, biz bu konunun özellikle marka mirası, kültürel miras ve gerçek yüz yıllık markaların akreditasyonu tarafına çalışıyoruz. Dolayısıyla çalışmalarımız da bu çerçevede ilerleyecek.</p>
<p>Hafızaevine dair daha detaylı bilgi için <a href="https://hafizaevi.com/">web sitesini</a> inceleyebilirsiniz.</p>
<p><a href="https://lavarla.com/turkiyenin-asirlik-markalari-turing-yuzyillik-markalar-hafizaevi/">&lt;span class=&quot;reading-mode-buttons&quot;&gt;&lt;/span&gt;Türkiye’nin asırlık markaları: Turing Yüzyıllık Markalar Hafızaevi&lt;span class=&quot;reading-mode-buttons&quot;&gt;&lt;/span&gt;</a> yazısı ilk önce <a href="https://lavarla.com">Lavarla - Kültür-Sanat ve Kent Yaşamı</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Oyunun izinde bir zaman yolculuğu: Ankara Oyuncak Müzesi</title>
		<link>https://lavarla.com/oyunun-izinde-bir-zaman-yolculugu-ankara-oyuncak-muzesi/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Levent Tökün]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 17 Oct 2024 08:00:10 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Mekan]]></category>
		<category><![CDATA[Pusula]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://lavarla.com/?p=134440</guid>

					<description><![CDATA[<p><span class="reading-mode-buttons"></span>Türkiye’nin ilk oyuncak müzesi olan Ankara Oyuncak Müzesi, yalnızca oyuncakların sergilendiği bir alan değil, adeta sanayi, kültür ve eğitim tarihine ışık tutan eşsiz bir arşiv niteliğinde. Ankara Üniversitesi Çocuk Kültürü Araştırma ve Uygulama Merkezi Müdürü Doç. Dr. Ceren Güneröz&#8217;le gerçekleştirdiğimiz bu kapsamlı söyleşide, müzenin eğitimsel ve kültürel katkılarını, zengin koleksiyonunun ardındaki hikayeleri ve oyuncak müzelerinin [&#8230;]</p>
<p><a href="https://lavarla.com/oyunun-izinde-bir-zaman-yolculugu-ankara-oyuncak-muzesi/">&lt;span class=&quot;reading-mode-buttons&quot;&gt;&lt;/span&gt;Oyunun izinde bir zaman yolculuğu: Ankara Oyuncak Müzesi&lt;span class=&quot;reading-mode-buttons&quot;&gt;&lt;/span&gt;</a> yazısı ilk önce <a href="https://lavarla.com">Lavarla - Kültür-Sanat ve Kent Yaşamı</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Türkiye’nin ilk oyuncak müzesi olan Ankara Oyuncak Müzesi, yalnızca oyuncakların sergilendiği bir alan değil, adeta sanayi, kültür ve eğitim tarihine ışık tutan eşsiz bir arşiv niteliğinde. Ankara Üniversitesi Çocuk Kültürü Araştırma ve Uygulama Merkezi Müdürü Doç. Dr. Ceren Güneröz&#8217;le gerçekleştirdiğimiz bu kapsamlı söyleşide, müzenin eğitimsel ve kültürel katkılarını, zengin koleksiyonunun ardındaki hikayeleri ve oyuncak müzelerinin hayatımızdaki yerini konuştuk.</p>
<p><strong>Ceren Hocam merhaba, müzeyle ilgili konulara geçmeden önce sizi tanıyalım derim. </strong></p>
<p>Merhaba. Başkent Üniversitesi Turizm Rehberliği Programından 2001’de mezun oldum ve 2007 yılına kadar profesyonel turist rehberi olarak çalıştım. 2007’de Ankara Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü Müze Eğitimi lisansüstü programına başladım. Çocuk müzeleri ve bilim merkezleri konusunda yüksek lisans tezimi hazırladım. Yüksek lisans öğrenimim boyunca Frankfurt ve Hamburg çocuk müzeleri ile ABD Florida’da Miami çocuk müzesinde stajyer ve müze gönüllüsü olarak çalışma programlarına katıldım. 2010’da Ankara Üniversitesi Eğitim Bilimleri Enstitüsü Güzel Sanatlar Eğitimi doktora programına başlayarak müzecilik üzerine araştırmalarıma devam ettim. Aynı yıl araştırma görevlisi olarak çalışmaya başladım. 2012’de İngiltere’de değişim öğrencisi statüsünde Goldsmiths Koleji Kültürel Çalışmalar Bölümü’nde müzecilik üzerine çalışmalar yürüttüm. 2015’te “Müze ve Kültürel Çeşitlilik” konulu doktora tezimi tamamladım. 2017’de Birleşik Arap Emirlikleri’nde yeni nesil körfez müzeleri konulu kısa süreli bir araştırma gerçekleştirdim. 2021’de Başkent Üniversitesi Müzecilik yüksek lisans programını Ürdün müzeleri üzerine yazdığım tezle tamamladım ve çalışma alanımı biraz genişlettim. Genel olarak müze eğitimi, yeni müzecilik yaklaşımları ve müzede kültürel çeşitlilik konularında çalışmalarıma devam ediyorum. Halihazırda Ankara Oyuncak Müzesi’nde ve müzenin bağlı olduğu Çocuk Kültürü Araştırma ve Uygulama Merkezi’nde çalışıyorum.</p>
<p><img loading="lazy" decoding="async" class="aligncenter wp-image-134443 size-large" src="https://lavarla.com/wp-content/uploads/2024/10/DSC_0051-1024x680.jpg" alt="" width="800" height="531" srcset="https://lavarla.com/wp-content/uploads/2024/10/DSC_0051-1024x680.jpg 1024w, https://lavarla.com/wp-content/uploads/2024/10/DSC_0051-300x199.jpg 300w, https://lavarla.com/wp-content/uploads/2024/10/DSC_0051-768x510.jpg 768w, https://lavarla.com/wp-content/uploads/2024/10/DSC_0051-1536x1020.jpg 1536w, https://lavarla.com/wp-content/uploads/2024/10/DSC_0051-2048x1360.jpg 2048w" sizes="(max-width: 800px) 100vw, 800px" /></p>
<p><strong>Asıl odağımıza gelirsek, Ankara Oyuncak Müzesi’nin dünden bugüne hikayesi nedir?</strong></p>
<p>Ankara Oyuncak Müzesi, T.C. Kültür ve Turizm Bakanlığı’na bağlı olarak kurulan Türkiye’nin ilk oyuncak müzesidir. Müze, 20 Nisan 1990 tarihinde kurulduğundan beri, hızlı değişim süreci içinde kaybolma tehdidi altında bulunan oyuncakları korumak, oyuncak aracılığıyla sanayi tarihi, kültür tarihi, eğitim tarihi, çocukluk tarihi ve oyun tarihi alanlarında araştırma yapmak ve oyuncak aracılığıyla çocuklarla müze, sanat, tarih ve bilim alanlarında eğitim yapmak amacıyla çalışmalarına sürdürüyor.</p>
<p>Müze koleksiyonu aynı zamanda kurucusu olan Prof. Dr. Bekir Onur tarafından, kurulduğu 1990 yılında oluşturulmaya başlanmış ve Ankara Üniversitesi Eğitim Bilimleri Fakültesi bünyesinde ziyaretçisiyle buluşmuştur. Onur, 1994 yılında Ankara Üniversitesi bünyesinde Çocuk Kültürü Araştırma ve Uygulama Merkezi’ni (ÇOKAUM) de kurarak her iki birimin birlikte çocuk kültürü odağında çalışmasını planlamıştır. Koleksiyon 1990–2015 yılları arasında geleneksel oyuncaklar, fabrikasyon oyuncaklar, yabancı oyuncaklar, antik oyuncaklar ve yeni oyuncaklardan oluşan beş ana bölümde sergilenmiştir. 2015 yılından itibaren ise Ankara Üniversitesi Tandoğan yerleşkesindeki yeni binasında ziyaretçileriyle bir araya gelen müzede 6 bine yakın oyuncak yer alıyor. Bu koleksiyonun en önemli özelliği çok sayıda geleneksel oyuncaklara sahip olması, yerli oyuncak üreticilerine ilişkin önemli örnekleri ve oyuncak tarihine tanıklık eden çok sayıda yabancı örneği içermesi. 20 Nisan’da müzenin 34. yılını kutladık ve koleksiyona ilişkin belgeleme, fotoğraflama, dijital envanter çalışmaları gibi temel müzecilik çalışmalarımız hala sürüyor.</p>
<p><strong>Bünyenizde barındırdığınız koleksiyonu biraz daha anlatmanızı isterim. Bu eserler nasıl, kimler aracılığıyla ve ne zaman bir araya getirildi? Günümüzde zenginleştirme çalışmaları devam ediyor mu?</strong></p>
<p>Müze koleksiyonunun öyküsü, aynı zamanda müzenin kurucusu olan Prof. Dr. Bekir Onur’un 1989 yazında Stockholm’deki Oyuncak Müzesi’ni ziyaretiyle ve müze broşürünü okumasıyla başlıyor. Onur, Stockholm’deki oyuncak müzesi gözlemi üzerine, Ankara Üniversitesi Eğitim Bilimleri Fakültesi’nde bir oyuncak müzesi kurmak ister. İlerleyen tarihlerde fakültede uygun bir yerin müze olarak tahsis edilmesini sağlar. Yurtdışındaki çok sayıda oyuncak müzesiyle yazışmalar yapılır ve bu müzelerden gönderilen posterler, broşürler gibi görsel malzemeler müzeye eklenir. Onur, müzenin koleksiyonunu zenginleştirmek için yurtiçinde de pek çok gezi yapar, oyuncak üreten ve satan firmaları öğrenir, Türk oyuncak imalatının öncüleriyle tanışır, onlardan Türkiye’de oyuncak sanayisinin gelişimini dinler, bu bilgileri titizlikle kaydeder, ürettikleri oyuncaklardan örnekler derler. Üç baskı yapan <em>Oyuncaklı Dünya</em> kitabı Bekir Onur tarafından yazılmış ve müzenin de kuruluş serüvenini içeren kapsamlı bir referans kaynaktır. Koleksiyonu oluşturulan müze, Prof. Dr. Müge Artar ve Prof. Dr. Figen Çok’un sergi tasarımıyla hayata geçmiştir.</p>
<p>Elbette müze koleksiyonunun “enleri” yani öne çıkan oyuncakları var. Ancak koleksiyonun en değerli parçaları aslında yok olmaya yüz tutmuş geleneksel oyuncaklardır: Türkiye’nin farklı bölgelerinden topaçlar, cambazlar, düdüklü testiler, tokmaklı kağnılar, kağnılar, geleneksel bebekler, bilyeler, aşık kemikleri ve dahası geleneksel oyuncaklar. Çorum İskilip’ten tokmaklı kağnı, Konya’dan tahta yürüteç, İzmir Menemen’den düdüklü testi, Ürgüp Soğanlı’dan folklorik bebek, Bolu Yeniyurt’tan kızak, tahta beşik, Giresun’dan bakır kapkacak, Artvin Şavşat’tan beşik, rüzgar pervanesi, oyuncak kağnı, Hatay Antakya’dan tahta beşik, topaç, Adana’dan minyatür yayık, tahta piyano, İzmir’den bez bebek, Bursa’dan minyatür kağnı ve topaç (100 yıllık) müze koleksiyonuna katılmış önemli örneklerdir. Bu oyuncaklar ziyaretçileri eğlenceli nostaljik bir yolculuğa çıkarır. Hatta kendi oyuncağını kendisi yapabilen bir kuşağın öyküsünü yeni kuşaklara anlatır.</p>
<p>Ankara Oyuncak Müzesi düzenli olarak bağış yoluyla da zenginleşiyor. Bu bağlamda İnci San’ın 1890 tarihli Alman bebek evi parçaları, 1870 tarihli pazar yeri dioraması; Coşkun San’ın kurşun askerleri; Jülyet Altın’ın 1950 tarihli teneke oyuncakları; Recep Ersan’ın 1960 tarihli kağıt hamuru ve plastik bebek parçaları; Fatoş İnhan’ın 1970’lerden gelen pelüş hayvanları ve bebekleri; Waldemar Raymund’un 1950 tarihli Japon Mağazası bebek onarım sandığı; Neçevik kardeşlerin 1970 tarihli tahta arabaları; Günal Akbay’ın oyuncak tren seti, Gülören Ünlüoğlu’nun ve Lale Sirmen’in bebekleri; Nermin Çelen’in oyuncak dikiş makinesi; Ayşe Toker’in metal beşiği; Selahattin Öğülmüş’ün tahta beşiği; Kübra Ataman’ın oyuncak ayısı (Finlandiya’dan); Hayriye ve Savaş Sönmez’in tahta arabaları; Saadet ve Charlie Roach’un klasik araba koleksiyonu sayılabilir. İlke olarak Oyuncak Müzesi’nin etkinliklerine katılan, müzeye oyuncak armağan eden herkese mutlaka resmi teşekkür mektubu da yazılıyor.</p>
<p><strong>Peki neden oyuncak müzesi? Bizler bir oyuncak müzesinden neler öğrenebiliriz?</strong></p>
<p>Oyuncak; sanayi, kültür, eğitim ve çocukluk tarihinde kapsamlı bir yolculuğa çıkmanızı sağlayabilir ve bu yolculuk için en uygun alanlar oyuncak müzeleridir. Günümüzde oyunu da oyuncağın yanına ekleyerek çalışmalar yürüten oyun ve oyuncak müzeleri de bulunuyor. Hatta Teddy ayıları, kuklalar ya da dijital oyuncaklara odaklanan tematik oyuncak müzeleri de gittikçe yaygınlaşıyor.</p>
<p>Kültür; bilgi, inanç, sanat, ahlak, hukuk, örf ve adetlerden ve insanın toplumun bir üyesi olarak elde ettiği bütün yeteneklerden oluşmuş karmaşık bir bütün. İnsanın ihtiyaçlarını gidermek amacıyla meydana getirdiği maddi ve manevi unsurların hepsini kapsayan kültür kavramı içinde oyuncağın önemli bir yeri var. Genel olarak çocukları eğlendirmek, oyalamak, eğitmek amacıyla ortaya çıktığı varsayılan oyuncaklar, gerek bir halk sanatı ürünü, gerek gelişmiş sanayi ürünü olarak yapılsa da ortaya çıktığı dönemin kültürel, ekonomik, toplumsal ve hatta siyasal özelliklerini yansıtan somut nesnelerdir. Sanayi Devrimi’yle birlikte çocuklar tüketici olarak kabul edilmiş ve bu doğrultuda oyuncaklar üretilmiştir. Çocuklar trenlerden, dönemin modasına uygun giysileri olan bebeklere, inşaat araçlarından tak-çıkar model oyuncaklara farklı çeşitlilikte oyuncaklarla oynamaya başladılar ve oyuncak müzeleri bu örnekleri ilk elden görebileceğiniz ve haklarında bilgi alabileceğiniz yerlerdir. Oyuncak müzeleri eğitim tarihine ışık tutacak ve okul kültürüyle ilişkilendirilebilecek nesneleri içerir. Ankara Oyuncak Müzesi koleksiyonunda yer alan eğitici ve zeka geliştirici oyuncaklar okul kültürünün gelişimi, öğretim yöntem ve tekniklerindeki ilerlemeler ve kültürler arasındaki benzerlik ve farklılıkları yansıtır.</p>
<p>Tabii bir de müze eğitimi var. Ankara Oyuncak Müzesi 2015 yılında Prof. Dr. Müge Artar koordinatörlüğünde tüm sergi tasarımını yenileyerek tematik sergileme yaklaşımını benimsedi. Taşıtlar, Uzay, Zeka Oyunları, Bebekler, Hayvanlar, Geleneksel Oyuncaklar, Eyüp Oyuncakları, Bahçe ve Sahil Oyuncakları, Ev Yaşamı ve Özel Koleksiyon gibi temalarda sergileme benimsendi ve her temaya öne çıkan bir oyuncak yerleştirildi. Her vitrinde o temayı tahmin etme ve temayı bozan oyuncağı bilme oyunları yerleştirildi. Müze ekibi, okul öncesi, ilkokul ve ortaokul öğrencileri ve öğretmenleri için müzede eğitim kitapçıkları hazırladı ki farklı yaş grupları için çeşitli derslerde, ünitelerde müze öğrenme ortamı olarak kullanılabilsin; farklı kazanımlarla ilişkilendirilsin. Dolayısıyla sadece belli bir yaşın üzerindeki ziyaretçilerin nostaljik bir tura katılacakları değil, kültür tarihini, gelenekleri, teknolojik gelişmeleri, tasarımdaki gelişmeleri, toplumsal gelişmeleri ve küreselleşmenin etkilerini izleyebileceği bir yer. Bir kültürel hızlandırıcı ve aslında bir öğrenme mutfağı.</p>
<p><strong>Bir başka merak ettiğim konu koleksiyon objelerinizin bakımı ve onarımı. Konservasyonu nasıl gerçekleştiriyorsunuz?</strong></p>
<p>Ankara Oyuncak Müzesi’nde bir restorasyon ve konservasyon laboratuvarı bulunmuyor. Ancak her yıl üniversitenin açılmasıyla birlikte bizlerle çalışmaya başlayan kısmi zamanlı öğrencilerimiz ve müze gönüllülerimiz var. Bu öğrenciler arasında Ankara Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi Kültür Varlıklarını Koruma ve Onarım Bölümünde öğrenim gören öğrencilerimiz de bulunuyorlar. Temel malzemelerle eser temizleme, sergileme alanının düzenlenmesi, depolama çalışmaları ve konservasyou yapılan eserlerin izlemesi ve takibini gerçekleştirebiliyoruz. Aynı zamanda Ankara Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi Kültür Varlıklarını Koruma ve Onarım Bölümü öğretim üyeleri müzemize farklı malzemelerden yapılmış oyuncaklar konusunda destek vermektedir. Örneğin, Doç. Dr. Ayşem Yanar ve bölüm öğrencileri iki yıldır müze koleksiyonunda bulunan geleneksel bebeklerin ve fabrikasyon bebeklerin konservasyonunu yapıyor ve konservasyon gelişmeleri hakkında müzede geçici sergiler de hazırlıyorlar.</p>
<p><img loading="lazy" decoding="async" class="aligncenter wp-image-134442 size-large" src="https://lavarla.com/wp-content/uploads/2024/10/DSC_0158-1024x680.jpg" alt="" width="800" height="531" srcset="https://lavarla.com/wp-content/uploads/2024/10/DSC_0158-1024x680.jpg 1024w, https://lavarla.com/wp-content/uploads/2024/10/DSC_0158-300x199.jpg 300w, https://lavarla.com/wp-content/uploads/2024/10/DSC_0158-768x510.jpg 768w, https://lavarla.com/wp-content/uploads/2024/10/DSC_0158-1536x1020.jpg 1536w, https://lavarla.com/wp-content/uploads/2024/10/DSC_0158-2048x1360.jpg 2048w" sizes="(max-width: 800px) 100vw, 800px" /></p>
<p><strong>Akademik donanımıza ve bir üniversite müzesi olmanıza dayanarak sormak isterim ki eğitim ve toplumsal farkındalık konusunda neler yapıyorsunuz?</strong></p>
<p>Müze eğitimi ilkelerini göz önünde bulundurarak aynı zamanda ziyaretçi odaklı ve katılımlı bir müze olmaya çalışıyoruz. Müzemiz Eğitim Bilimleri Enstitüsü Müze Eğitimi Anabilim Dalı ile işbirliği içinde çalışıyor ve bu nedenle müze eğitimi alanındaki çalışmaları yakından takip ediyor ve uyguluyoruz.</p>
<p>Ankara Üniversitesi Oyuncak Müzesi’nde tüm ziyaretçiler müzeyi rehber eşliğinde etkileşimli olarak ziyaret edebiliyor. Okul gruplarına ve özellikle 5-12 yaş aralığındaki çocuklara tema bul ile farklı olanı bul gibi eğlenceli oyunlar oynatılıyor. Müzede ayrıca drama çalışmaları (oyuncak müzesi ile ilgili oyunlar), arabul çalışmaları, tema bul ve farklı olanı bul çalışmaları ile atık malzemelerden oyuncak yapımı, etkileşimli kitap okuma, müze afişi ve logosu tasarlama etkinlikleri kapsayan müze koleksiyonuna ilişkin müze eğitimi etkinlikleri yapılıyor. Dönem dönem müzede bir gece ya da müzede uzun gece etkinlikleri gerçekleştiriliyor. Müzedeki eğitim etkinlikleri genellikle okul gruplarına, müze bahçesi, sergi salonu ve müzenin etkinlik salonu kullanılarak yapılıyor.  Her sene Uluslararası Müzeler Günü çocuk ve gençlerle birlikte düzenlenen etkinliklerle ve geçici sergilerle kutlanıyor. Ayrıca müze lisans ve lisansüstü öğrenciler için bir öğrenme laboratuvarı olarak da dersler kapsamında kullanılmakta.</p>
<p>Müzeyi en çok ziyaret eden okul öncesi ve ilkokul öğrencilerinin kendi yetenek ve kapasitelerini artırabilecek, yaparak-yaşayarak öğrenmeyi sağlayacak, yaşıtlarıyla iletişim ve etkileşime geçebilecekleri eğlenceli bir ortam sunacak bir eğitim paketine ihtiyaç duyuldu ve okul öncesi, ilkokul ve ortaokul eğitim kitapları tasarlandı. Bu eğitim kitapları PDF formatında müzenin resmi web sayfasına yüklendi. Müze eğitimini desteklemek adına <em>ICOM Toolkit</em> olarak bilinen <em>Müze Eğitimi Araç Seti</em> de Türkçeye çevrilerek müzenin web sayfasına yerleştirildi. Bu araç seti özellikle müzeleri öğrenme ortamı olarak kullanmak isteyenlere müze eğitiminde kullanılacak yöntem ve teknikleri sunuyor.</p>
<p><strong>Hayatımızın pek çok alanında olduğu gibi müzecilikte de her geçen gün daha da yaygınlaşan ve önemli hale gelen dijitalleşme ve sosyal medya kullanımı açısından müzenizde neler yapılıyor?</strong></p>
<p>Ankara Oyuncak Müzesi Instagram ve YouTube platformlarını aktif olarak kullanıyor. Bu hesaplarda oyuncaklar, oyuncak üreticileri, ustalar, müze eğitimleri ve etkinlikler hakkında düzenli paylaşımlar yapılıyor. Müze, Çocuk Kültürü Araştırma ve Uygulama Merkezi’ne bağlı olduğu için merkezin resmi <a href="http://cokaum.ankara.edu.tr/">web sayfasını</a> kullanıyor ve bu sayfa düzenli olarak güncelleniyor.</p>
<p>Ankara Üniversitesi Bilimsel Araştırma Projeleri Koordinatörlüğü desteğiyle müze, dijitalleşme konusunda çalışmalar yapıyor. Müze, daha öncesi parçası olduğu bir Erasmus Projesi kapsamında öne çıkan oyuncakları 360 derece incelenebilen fotoğraflar halinde web sayfasına yerleştirmişti. Bu sene ise, <em>Google Play</em> üzerinden “<a href="https://play.google.com/store/apps/details?id=com.Kreatin.OyuncakMuzesiAR&amp;gl=TR&amp;pli=1">Oyuncak Müzesi</a>” başlığında ücretsiz olarak indirilebilen bir uygulamayı hayata geçirdik. Oyuncak Kutusu AR isimli uygulama, on adet geleneksel oyuncağı müzeseverlere ayrıntılı olarak tanıtmayı hedefliyor. Kreatin Studios tarafından geliştirilen bu uygulamada artırılmış gerçeklik teknolojisi kullanılarak topaç ve aşık gibi oyuncaklar yakından inceleniyor, geleneksel bebek yapımı izlenebiliyor ya da “gargarı” isimli oyuncağın veya bir düdüklü testinin sesi dinlenebiliyor. “Minimüze” isimli bir pop-up müze tasarımı projemiz var. Bize gelemeyene biz gideceğiz ve çeşitli dijital desteklerle müzemizi tanıtacağız; tabi Oyuncak Kutusu AR’ı da kullanarak.</p>
<p><strong>Son olarak da Ankara Oyuncak Müzesi’nin gelecek planları hakkında bilgi verebilir misiniz? </strong></p>
<p>Ankara Oyuncak Müzesi elbette Uluslararası Müzeler Konseyi (ICOM) tarafından yapılan çağdaş müze tanımında belirtilen işlevleri hayata geçirmek ve Birleşmiş Milletler Sürdürülebilir Kalkınma Hedeflerini gözetmek gibi amaçlarla hareket ediyor. Bununla birlikte aktif bir mikro-müze. Yani yerleşkesi, personel sayısı ve finansal gücü mikro müze olarak hareket etmesine neden oluyor ancak aynı zamanda en büyük gücü şüphesiz Ankara Üniversitesi bünyesinde yer alması. Bu bağlamda, müzenin misyonunu eksiksiz olarak hayata geçirmeyi ve vizyonunu kusursuz biçimde temsil etmeyi hedefliyoruz. Amacımız uzun soluklu olmak, ziyaretçi ilişkilerini geliştirmek, koleksiyonu geliştirmek ve müze gönüllülerinin sayısını artırmak.</p>
<p>Koleksiyona yeni eserler kazandırma kapsamında yeni ve nadir oyuncaklar eklemeyi hedefliyoruz.  Farklı ülkelerden oyuncakların sergilenmesi müzemizin uluslararası kimliğini güçlendirecektir. Eğitim ve atölye çalışmalarımızla daima günceli yakalamayı hedefliyoruz.  Aynı zamanda çevrimiçi platformlar üzerinden eğitim ve atölye çalışmaları sunarak daha geniş bir kitleye ulaşmak da hedefimiz.</p>
<p>Geçici sergilere de devam edeceğiz. Buna gezici sergileri de eklemeyi kim istemez! Elbette bu hedefler arasında dijitalleşme de yer alıyor; örneğin, dijital uygulamalarımızı geliştirerek müzeyi engelli bireyler için daha erişilebilir hale getirmek, dijital koleksiyonumuzu web sitemize eklemek ya da ziyaretçilere yönelik artırılmış gerçeklik (AR) veya sanal gerçeklik (VR) gibi teknolojilerle oyuncakların geçmişine dair etkileşimli deneyimleri sunmak da hedeflerimiz arasında. Tabii bir de robot kullanımı var! Tüm bunları gerçekleştirebilmek için müzeyi genişletmemiz ve iç tasarıma yeni alanlar eklememiz gerekiyor.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p><a href="https://lavarla.com/oyunun-izinde-bir-zaman-yolculugu-ankara-oyuncak-muzesi/">&lt;span class=&quot;reading-mode-buttons&quot;&gt;&lt;/span&gt;Oyunun izinde bir zaman yolculuğu: Ankara Oyuncak Müzesi&lt;span class=&quot;reading-mode-buttons&quot;&gt;&lt;/span&gt;</a> yazısı ilk önce <a href="https://lavarla.com">Lavarla - Kültür-Sanat ve Kent Yaşamı</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
