Küçükken gri bir akşam üstü, çiçekçiler önünden geçerken anneme “Fesleğen alalım!” diye tutturmuştum. Dokundukça hoş bir koku çalan bu çiçeğe hayrandım nedense. Annem beni kırmamış, bir saksı fesleğen almıştı. Beraber dolmuş beklemek üzere durağımıza yürürken, saksının içine konduğu poşeti iki elimle zor taşımıştım. Görüş açımda insanların bacakları olacak kadar küçük yaştaydım, burnumu fesleğenin yapraklarına gömmüştüm. Durakta bir duvarın üzerinde oturup beklerken, saksıyı hemen yanıma koymuştum. Aniden dolmuş gelince, saksıyı tabii ki durakta unutmuştum. Güvenpark’a dair benim de pek çok kişi gibi kötü anılarım var, ancak bunu hatırlamayı tercih ediyorum.

Ankara’da herkesin yolu Kızılay’dan geçer, Kızılay’da tüm sokaklar Güvenpark’a gider. Güvenpark diyince son yıllarda akla gelen barikatlar, TOMA’lar ve Çevik Kuvvet olsa da; parkın en güzel yeri, çiçekçilerin sıralandığı dar sokaktır belki de.

Doğukan Cihanbeyoğlu ile beraber bir Pazar günü çiçekçilerin olduğu sokağa ziyarette bulunduk, çiçekçilerle sohbet ettik. Pek çoğu direkt olarak röportaj vermeye çekindi, “Siyasi bir şey sormayacağız!” dememize rağmen konuşmak istemediler. Ne diyelim, onları da anlamak lazım. Okuyacaklarınız, sohbetlerimizden derlediklerimizdir.

Çiçekçinin Bir Günü

Çiçek satış süreci mezatla başlıyor. Bizim kovalar içinde satışa hazır veya buketlenmiş halde gördüğümüz çiçeklere “kesme çiçek” deniyor. Kesme çiçekler mezattan alınıyor. Saksılarsa genellikle seralardan geliyor. Hemen en önde duran succulent saksılarına takılıyor gözüm. Soruyorum, 5 – 10 TL arasında değişiyor fiyatları. Şaşırıyorum açıkçası, çünkü birkaç semt yukarıda Tunalı’da succulent almak epey pahalı. Sevenlerine duyuralım, çeşitleri bol fiyatları ucuz Güvenpark’ta.

Dükkanların Akıbeti

Güvenpark’taki çiçekçiler 1985 yılından beri bulundukları yerdeler. Bugüne kadar pek çok iktidar görmüşler. Çiçekçilerin konumlandığı alan Çankaya Belediyesi’ne ait. Hemen onların dükkanları ile Milli Eğitim Bakanlığı arasında yer alan yol ise Ankara Büyükşehir Belediyesi’ne ait. Bu yoldan geçerken ne kadar bozuk olduğuna dikkat etmeyen yoktur herhalde. Yağmurlu bir günde çamurdan nasibinizi alabilirsiniz mutlaka. İki belediyenin yetki alanları arasında kalan başka sokaklardan da aşina olduğumuz gibi, bu yolda da çalışma yapılmıyor. Mal sahibi olarak Çankaya Belediyesi’nin kendi dükkanlarının önündeki yolu yaptırma yetkisi yok. Ankara Büyükşehir Belediyesi’ninse yola dair güncel bir çalışması bulunmuyor.

Çiçekçi dükkanları epey küçük, hatta içlerinde ne yazık ki tuvalet bile yok. Utanmadım, çiçekçilere “Nereye tuvalete gidiyorsunuz?” diye sordum. Haddim o kadar kibar bildirildi ki paylaşmadan edemeyeceğim: Konuştuğum çiçekçilerin hepsi bana metroyu, AVM’yi ve civardaki dükkanları kullandıklarını söylediler. “Keşke belediye buraya bu anlamda bir yatırım yapsa,” dediğimdeyse “Biz burada 20 çiçekçiyiz, şuradaki 300 dolmuşçu ne yapsın?” dediler! Güvenpark’ta çalışan bu kalabalık insan grubu için daha fazla yatırım yapılması gerektiği aşikar.

Dükkan kiralarını yazmayı pek doğru bulmadım, sadece şaşırdığımı söyleyebilirim. Doğru düzgün yalıtımı bile olmayan bu ekmek tekneleri ederinin çok üzerinde kiralanmış durumda.

Çiçek Bir Kumardır

Yan yana irili ufaklı dükkanların sıralandığı çiçekçilerin önünden geçerken hep “Çiçekleri alması paralı belki ama koklaması bedava,” diye düşünürüm. Çiçeklerin görüntüsü, kokusu bedava, ancak neden bu kadar pahalılar?

Konuştuğumuz dükkan sahiplerinden biri, çiçeklerin %100’lük bir kar oranında satılmasının zorunlu olduğunu söylüyor. Bunun sebebi çiçek satmanın tam bir kumar olması. 100 tane gülün bir günde tükenme ihtimali de var, üç gün satılmayıp solup elde kalma ihtimali de. Riskleri bir noktaya kadar ön gördükten sonra, çiçek satmanın geri kalanı tam bir kumara dönüşüyor.

Abluka Günleri

İşler nasıl?” sorusunun cevabı, tek kelimelik bir özetle “Kesat!” oluyor. Bunun üç sebebi sayılabilir. İlki güncel ekonomik durum. İnsanlar çiçeğe verecekleri parayı başka şeylere harcıyor. İkinci neden de bununla alakalı: Çiçek alma alışkanlığı günlük hayatımızdan yavaş yavaş kayboluyor. Üçüncüsü ise güncel güvenlik durumu ile alakalı. Sadece şehrin değil, ülkenin de kalbi olan Güvenpark, bugüne kadar pek çok olayın ve saldırının sahnesi oldu. Gezi Parkı sonrası kapatıldı, patlamalardan sonra ablukaya alındı. Bu durum çiçekçileri oldukça olumsuz etkilemiş. Geçen kış boyu devam eden, belirli bir saatten sonra çiçekçilerin olduğu yolun kapatılması ise gece müşterisinin ayağını kesmiş. Yani işlerin düzelmesi, ülkenin genel durumuna paralel ilerleyecek gibi görünüyor.

Gece müşterisi konusunda bir paragraf açmak istedim. Çiçekçiler, o küçük dükkanları ile sanki sokaktan ayrıymış gibi görünseler de, aslında tam içindeler her şeyin. Konuştuğumuz dükkan sahiplerinden biri, yasal bir kazancı olmayan insanların çok daha fazla çiçek aldığını söylüyor. Çiçek onlar için kendini olduğundan daha farklı göstermenin bir yolu oluyormuş. Polisin sürekli varlığı da bu “gece” müşterilerinin ayağını kesmiş.

“Kim çiçek alır en çok?”

               “Kendini affettirmek isteyen erkekler!”

Bir yere ilk defa giderken, bir özel günü kutlarken çiçek alma alışkanlığımızı yavaş yavaş kaybediyoruz. Kimileri maddi yönünü düşünerek vazgeçiyor, kimileri çiçeğin geçiciliğine veriyor. Ancak Güvenpark’taki çiçekçilere göre çiçek almaya en çok kendini affettirmek isteyen erkekler geliyor. Öğretmenler Günü, 10 Kasım, Anneler Günü ve tabii ki Sevgililer Günü en çok çiçek alınan günler arasında. Ancak bu tür özel günlerde sokak aralarındaki küçük tezgahlarda bile çiçekler yerlerini alınca, Güvenpark’ta öyle tahmin edildiği gibi bir yoğunluk olmuyor. Yine de, sıradan bir güne göre daha çok satış oluyor tabii.

Çiçekçilerinse cevabı en çok kendini affettirmek isteyen erkeklerin çiçek aldığı yönünde. Fiyatları duyunca “Bu paraya kıyma alır götürürüm ben!” diyen de çıkıyormuş arada.

Bunun dışında çiçekçiler Ankara’nın çeşitli devlet dairelerine, bankalarına ve işletmelerine özel siparişler hazırlıyorlar. Düğünlerde, makam odalarında ve ofis masalarında çiçeklerin amacı gösteriş. Ancak genç insanların ellerinde, daha masum anlamlar taşıyor bence.

Güvenpark’taki çiçekçilerle kısa sohbetimizden derlediklerimiz bu kadar. Şehrin bu güzel detayının uzun seneler yaşaması dileği ile.

 

Cevapla

Please enter your comment!
Please enter your name here