Bir filmi, yazarı ya da kitabı diğerlerinin arasından çekip alan ve “en sevdiğin” ile başlayan sorulara verilecek hazır bir cevap olarak sürekli zihinde tutmaya değer hale getiren değişmez ve sabit şey nedir? İlk kez “Yusuf Franko gördüğüm en iyi sergiydi” cümlesini kurduğumda bu sorunun cevabını da bulmuştum: Işık ve renkler. Bu cevap aynı zamanda her yaratıcı tecrübenin kendine özgü oluşunu da kabul etmek anlamına geliyordu. Çünkü ertesi sene Çağdaş Sanatlar Merkezi’nde gördüğüm Bir Ulusu Giydirmek: Sümerbank sergisi de bambaşka bir açıdan gezdiğim en iyi sergi oluvermişti. Aynı alanda deneyimlerin sayısı arttıkça içerisinden bir “en” seçmek de zorlaşıyor ve aralarında hiyerarşi kurmaya çalıştığım tecrübelerin biricikliğine haksızlık ettiğime karar veriyordum.

2017’nin mart ayında, güneşli bir İstanbul gününde, sadece kapısından geçerek bir binaya girmemiş, İstiklal’in keşmekeşinden çıkıp bambaşka bir evrene adım atmıştım. Kuklacının, Malkovich’in zihnine girmesi gibi ben de bir tam ve bir çeyrek asır geri gitmişçesine Yusuf Franko’nun kafasının içindeydim. Franko’nun dünyası karşımdaki haritada, kafatasının içerisindeki sinirler gibi kırmızı iplikle birbirine bağlıydı. Şimdi dışarı çıksam neon ışıklı tabelalar, darbuka sesleri, pop müzik gıcırtısı yerine bu dünyaya dâhil olacağıma neredeyse emindim.

Bir Eve Dönüş Hikâyesi

Kaynak: Sabah

Amerikalı diplomat Brooks Walker 1957 yılında görevli olduğu İran’dan turist olarak İstanbul’a gelir. Bir antika dükkanında gezinirken fark ettiği, kalın kapaklı büyükçe defteri eline aldığında değerli bir çalışma ile karşı karşıya olduğunu anlar. Elinde tuttuğu albüm bir Osmanlı diplomatı olan Yusuf Franko Kusa Bey’e ait karikatürleri içermektedir. Üstelik hiç bozulmamış ve ilk günkü haliyle… Albümü alabilmek için cebinde 135 doları olmayan Walker, satıcıya parayı İran’a döndükten sonra yollamayı teklif eder ve albümle beraber İstanbul’dan ayrılır. Yaratıldığı topraklardan 1957 yılında ayrılan albüm, 57 yıl boyunca Walker ailesinin bir parçası olacaktır.

Brooks Walker’ın iki çocuğundan biri olan Noel Walker ülke ülke gezdirdikten sonra albümü yıllarca New York’taki evlerinde, bir yastık kılıfının içerisinde, annesinin yatağının altında sakladıklarından bahseder. Yusuf Franko Kusa Bey’in karikatür albümü yarım asrın sonunda ailenin albümü satmaya karar vermesiyle gün ışığına çıkar. İçten içe tüm aile albümün İstanbul’a dönmesini ummaktadır.  Albüm 2016 yılında uzun pazarlıklar neticesinde Ömer Koç Koleksiyonu’nun  parçası olur ve doğduğu topraklara geri döner.

Bir Osmanlı Diplomatı: Yusuf Franko Kusa

“Youssouf was an amiable man, excellent dispatch writer, a skilled draftsman, a witty cartoonist, a man about town, an enthusiastic bridge player who used to soundly beat the secretary of the Greek legation, P… whose fat fingers raised inadvertently two cards instead of one, to score his points.”

İstanbul’daki Fransa temsilciliğinde görevli, sonradan ise Fransa Dışişleri Bakanı olan, Gabriel Hanotaux, Yusuf Franko ile ilgili tam da bunları söylüyor. Sıcakkanlı, mükemmel bir yazar, şehir insanı, harika briç oyuncusu… Franko’nun kendisini çizdiğinden haberi var mı bilinmiyor ancak Sinan Kuneralp’in aktardığına göre Franko ailesi, evli bir kadın ile yaşadığı yasak aşkın neticesinde İstanbul macerası kısa süren Hanotaux ile bağlarını hiç koparmıyorlar.

Yusuf Franko’nun çizimiyle Gabriel Hanotaux

1856’da doğan Yusuf Franko Kusa, Melkit Katoliklerinden, 18. yy sonlarında İstanbul’a geçmiş Lübnanlı Hıristiyan bir aileden gelir. 17 yaşında Hariciye’ye girer. Babası ve kardeşleri de kendisi gibi Hariciye yollarını aşındırır. Fransız-Levanten iş adamı Alfred Caporal’in kızı Lucie Caporal’le evlenir, bu evlilikten iki kızı olur. 1933 yılında, 77 yaşında hayatını kaybeder.

Franko’nun kariyerinde çeşitli başarılar yer alır ancak öne çıktığı tek alan işi değildir. Aynı zamanda Pera’nın canlı sosyal hayatının aranan isimlerindendir. Öyle ki gayrimüslimlerle olan sıcak ilişkileri sebebiyle kendisi Hamidyen dönemin bürokratlarından ayrı tutulur. Bu arada sevdiği başka bir uğraşı daha vardır: karikatür. Parçası olduğu sosyal hayatı kıvrak zekasının da yardımıyla karikatürlerine ince ince işler. Bir defterde topladığı karikatürleri çizmeyi bıraktığında ise ortaya eşsiz bir albüm çıkacaktır.

Franko’un albümü, çoğunluğu 1884 ile 1896 yılları arasına tarihlenen 124 çizimden oluşuyor. Çizimlerin ortak özelliği kişilerin Yusuf Franko’nun dünyasına ait olması. Tüm açıklamalar, dönemin Hariciye dili olan ve Franko’nun yetkin olduğu Fransızcadır. Karikatürlerin sıralamasında belirli bir mantığın olmadığı görülür. Sıralaması anlam ifade eden tek karikatür, albümün en sonunda yer alır. Franko’nun kendi çizdiği karakterler tarafından asıldığı, ailesinin ağlayarak izlediği bu çizim ile beraber defter sona erer. Karikatüristin albüm dışında başka herhangi bir çizimine ise ulaşılamaz.

Yusuf Franko’nun kafaları haddinden büyük insanları ile yarattığı, bir karikatür defterinden daha fazlasıdır. Albüm bize curcunalı bir masal dünyası olarak resmeder Pera’yı. Kimi zaman bir filin gövdesine oturtulmuş fesli bir insan başı, kimi zaman bir maymunun bedenine hapsedilmiş insanları ile çevresinde olup biteni mizahi ve eleştirel bir tavırla ele alır. 19. yüzyılda Osmanlı batılılaşmasının sembolü ve ticaretin kalbi haline gelen İstiklal Caddesi ya da Cadde-i Kebir, bankacılık sektörünün geliştiği ve İstanbul’un dünyaya açıldığı Galata limanı, Pera ile Galata’yı birbirine bağlayan dünyanın en eski metrolarından birisi olan Tünel ve hem ülke hem de yabancı şirket temsilciliklerinin yarattığı renkli ve curcunalı bir dünyadır ortaya çıkan. Diplomatlar, Levantenler, Osmanlı paşaları, tiyatro sanatçıları, yüksek cemiyet mensupları, matmazeller… Dedikodular, eğlenceler, ziyafetler, danslar, balolar… Kısaca bugün 1800’lerin sonuna ait bir İstanbul için çizilen ve yıllardır hafızada yer eden ne varsa Yusuf Franko hepsini doğrular.

Bizi içerisinde kaybolacağımız bir oryantalizm tartışmasına savuracak bu noktadan hızla uzaklaşıyor ve oryantalizm bahsini albümü satın almak için İzlanda’nın başkenti Reykjavik’te sıkı bir pazarlık yapan küratör Bahattin Öztuncay’a bırakıyorum*.

Yusuf Franko, kendi ölümünü resmettiği bu karikatürüne “Kefaret” ismini verir.

Yusuf Franko’nun dünyasının içine girmek isterseniz, en sevdiğiniz sergiler arasına girebilecek olan ANAMED’in “Yusuf Franko’nun İnsanları: Bir Osmanlı Bürokratının Karikatürleri” sergisi 25 Ocak’a kadar Zülfü Livaneli Kültür Merkezi’nde ücretsiz gezilebilir. Detaylara buradan ulaşabilirsiniz.


Kaynaklar:

  • Yusuf Franko’nun İnsanları: Bir Osmanlı Bürokratının Karikatürleri websitesi

*Youssouf Bey: The Charged Portraits of Fin-de-Siécle Pera, Ed.Bahattin Öztuncay, (İstanbul, ANAMED: 2017)

Cevapla

Please enter your comment!
Please enter your name here