Ankara, farklı tarzlarda birçok müzik grubunu dinleyicisiyle buluşturan ve bu zenginlikle ruhunu besleyen bir kent. Bu şehrin  müzisyen ve dinleyici profilinin çok çeşitli ve kaliteli olduğu, sağlam gruplar çıkardığı aşikar. Cansu, Serkan, Fırat ve Arın. Bir arada özgürce müzik yapmaktan büyük zevk alan ve bu pozitif enerjiyi sahneye de yansıtan “Bam Bam Bam” ile müzikal yolculuklarını  ve ilk albümleri “Buldozer”i konuştuk.

İlk olarak grup üyelerini tanıyalım. Müzik dışında neler yapıyorsunuz?

CANSU: Denetim firmasında çalışıyorum.

SERKAN: Tekstil mühendisi olarak çalışıyorum, ondan kalan zamanda ise Lavarla mesaisi.

FIRAT: Ben Fırat, grupta bas gitar çalıyorum. Şırnak İdil’de kadın hastalıkları ve doğum uzmanı olarak mecburi hizmetimi yapmaktayım.

ARIN:  Vokal yapıyorum.

Grup üyeleri nasıl bir araya geldi?

Fırat: 2015’de bir nöbet çıkışı nostalji için bir müzik forumuna bakıyordum ve Serkan’ın ilanını görmüştüm. Tam benim sevdiğim şarkıları çaldıklarını iddia ediyordu bu ilanda ancak sonradan bu şarkıların hiçbirini çalmadık, kandırıldım. Serkan da eski gitaristimiz Berk’in internete verdiği ilanı görmüş ve bunun üzerine bir araya gelmişler. Sonra Arın’ı vokal yapması için bulmuşlar. Berk’in Çin’e taşınmasıyla gruba Cansu dahil oldu, Cansu gruba internet ilanı üzerinden gelmeyen tek isim. Yani internet ilanları ile kurulduk ama işe yaradı, internette hala umut var.

Cansu: Ben gruba biraz daha sonra girdim. Arın’la tanıştıktan aylar sonra gitarcı arıyoruz tanıdığın biri var mı diye mesaj attı, ben de ben çalayım dedim.

Serkan: İzmir’den Ankara’ya döndüğüm zaman birkaç grup denemesinde bulunmuştum ama maalesef olmamıştı. Son çare olarak internet ilanlarına baktım ve Berk’in ilanını gördüğüm zaman diğer ilanlara bakmama gerek olmadığını hissettim. Bu hissiyatımda yanılmamışım çünkü ilk stüdyomuz sonrası yeni tanışan iki insan olmamıza rağmen ağlayarak birbirimize sarılma noktasına gelmiştik. Ardından bas gitar ve vokal arayışına girdik, Arın ile tanıştık. Arın’ın o sıra başarılı bir grubu vardı ve bizimle söylemez diye düşünüyorduk. Üç kişi güzel bir uyum yakalamıştık; tam bas gitar olmasın böyle devam edelim derken kaldırmayı unuttuğum ilan sayesinde Fırat ile tanıştık. Daha sonra Berk’in Çin’e gitme durumu oldu ve biraz karamsarlığa düşmüştük. O sırada Arın Lavarla’da müzik grupları ile röportaj yapıyordu ve Cansu’nun o zaman klavye çaldığı Alarga ile bir röportaj yaparak Cansu ile tanışmıştı. Cansu’nun bizim müziğimizi beğenmesi ve sizinle gitar çalmak isterim demesi bizim için kurtarıcı bir hamle oldu ve dört kişi güzel bir uyumu da yakalayınca şu anki Bam Bam Bam olduk.

“Bam Bam Bam” ne tarz müzik yapıyor?

Fırat: En başlarda The Black Keys, The White Stripes, TheSubways gibi grupların coverlarını yapıyorduk ve haliyle o gruplara benziyorduk. Daha ağırlıklı garagerock diyebiliriz ilk EP’yi de içine alan o döneme. Zaman içinde yaptığımız şarkılarda garagerock çevresinde punk rock ve felsefesini hissettik. Son albümde de yine garagerock/punk rock ve ucundan stoner esintilerini alıyoruz bence.

Serkan: Kısaca GarageRock temelli Punk esintisi diyebiliriz. Bazı arkadaşlarımız bize “tatlı su punkı” da diyor.

 “Bam Bam Bam” Ankaralı bir grup. Ankara’nın şarkılarınızın sözlerine, müziğine, ruhuna etkileri var mı?

Cansu: Ankara’ya Türkiye’nin Seattle’ı diyenler var, bence çok komik ama biraz gerçeklik payı olabilir. On beş sene önce Ankaralı bir sürü grup (Çilekeş, Manga vs.) ünlü olmayı başarınca bir “Ankara grupları” konsepti varmış ve bu şehirle alakalı sebeplerden dolayı ortaya çıkmış gibi konuşuldu. O dönemin ticari başarı rüzgarı ve Ankara’nın şu an debelenmekte olan punk sahnesi çok alakasız bence. Genel bir “Ankara etkisi” durumu gruplar ve müzik üzerinde var mı çok emin değilim ama kalabalık olmasına rağmen düz bir yaşantı olması sanatla uğraşanları bir noktada fazlaca bunaltıyor ve tetikliyor olabilir.

Fırat: Evet Serkan bir gün provaya geldiğinde heyecanlı bir şekilde ‘beyler dün fark ettim ki Ankara’daki alternatif hayatı yansıtan blog/sosyal medya kanalları eksik. Ben de şöyle bir instagram hesabı başlattım ve iyi olduğunu düşündüğüm etkinlikleri paylaştım. Sabah 300 takipçisi vardı hesabın’ dedi. İşte Lavarla ile ilk o gün tanıştık.

Arın: İnsan kendini köy muhtarı gibi hissediyor. Hemen herkesin birbirini tanıdığı tavuk dönerci cenneti gibi Ankara. Yarattığımız alanlar ve kolektif algıyla bu cennetin tadını çıkarıyoruz. Bir de Gençlerbirliği iyi ki var.

Serkan: Bence Ankara bizi biz yapan en önemli etken ve yaptığımız tüm çalışmalarda bunu belli edebiliyoruz. Şahsım adına Ankara’da hayat la-var-la diyorum.

İlk albümünüz “Buldozer”in yapım sürecini anlatır mısınız? Albümü baştan sona dinlediğinizde sizde bıraktığı his nedir?

Fırat: İkinci EP’miz Lo-Fay’ın çıktıktan sonra daha da motive olduk sonraki hafta yeni şarkılar yapmaya başlamıştık. Benim asistanlığım bitiyordu ve mecburi hizmete gideceğimi biliyorduk. Bu yüzden kendimize ne zamana kadar kaç şarkı yapıp ne zaman kaydedeceğimize dair bir ajanda oluşturduk ve disiplinli bir şekilde bu ajandaya uyup şarkılar ürettik, kaydettik. Kısa zamanda hem hoşumuza giden bir iş çıkarmış olduk, hem de iyi ve verimli zaman geçirdik.

Arın: Kaygılarımızı daha net dile getirdik. Bu anlamda da tavır olarak “punk”, çalım olarak “garagerock” üsluplu geliyor albüm bana.

Serkan: Buldozer gibi bir Buldozer oldu.

Bam Bam Bam-Buldozer/2018

Albüm için çizilmiş olan illüstrasyonlar oldukça başarılı ve ilgi çekici. EP ve albüm kapaklarında illüstrasyon kullanmanızın özel bir sebebi var mı? Sonraki çalışmalarınızda da bu tarzınız devam edecek mi?

Fırat: Çeşitli illüstratörlerle albüm bahanesiyle iş birliği yapma fikri çok hoş gelmişti kulağa. Yerli ve yabancı 8 illüstratör albümü dinleyip bir şeyler çizdiler, bizim de çok hoşumuza gitti. Her albümün içine bu çizimlerden bir tanesinin basılı halini koyuyoruz. İlk EP kapağı kolajdı, sonraki EP, singlelar ve albüm kapakları illüstrasyon. Sonraki dönemde ne hoşumuza gider bilinmez.

Hangi yerli veya yabancı grupları takip ediyorsunuz?

Cansu: Yabancı gruplardan son zamanlarda en çok dinlediğim Fuzz var. Bir sürü beğendiğim yerli grup var, Mevzu Records grupları, eskilerden Cemiyette Pişiyorum ve yakın zamanda albüm çıkardığı için The Raws’u örnek verebilirim.

Arın: BBG Tarık, HedonisticNoise, Strider ve SonicYouth.

Serkan: Ben bu aralar sıkı bir Eskiz dinleyicisiyim. Yaptığımız tarzla hiç alakası olmasa da FKJ de yeni keşfettiğim isimlerden.  Bunların dışında 2000’lerde çıkan Nu Metal gruplarını düzenli olarak dinlemeye devam ediyorum, sıkılmıyorum.

Bam Bam Bam alışılmışın dışında… Bu yüzden ilk başta tarzları biraz farklı gelse de müziklerine balıklama atladığınızda açılan kapıdan farklı dünyalara dalıp çıkabileceğiniz sıra dışı bir deneyime sürüklüyor.

O halde kendinizi “Bam Bam Bam”a bırakın ki “Buldozer” tüm engelleri aşıp size ulaşabilsin…

Spotify | Facebook | Instagram

Fotoğraflar için Emre Utku Oğuz’a teşekkürler!

Bir Sosyal Sorumluluk Uyarısı

Cevapla

Please enter your comment!
Please enter your name here